2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Üye
    cadi_silaa kullanıcısının avatarı

    Giriş Tarihi
    09 10 2007
    Mesajlar
    309

    Varsayılan

    1930 YILLARDA Almanya'daki Hitler zulmünden kaçıp Türkiye'ye gelen Yahudi asıllı Alman Profesör Dr. P. Neumark (Daha sonraları hukuk ve iktisat fakültelerinde hocalık yapmıştır.) bazı öğrencileri ile İstanbul Boğazı'nda yaptıkları bir gezi sırasında, öğrencilerinden biri şu soruyu sorar:Avrupa Türkleri neden sevmez hocam?

    Prof. Neumark'ın verdiği cevaplar şunlardır:

    Çok samimi itiraf edeyim ki, Avrupalılar Türkleri gerçekten sevmezler ve sevmeleri de mümkün değildir. Türk ve İslam düşmanlığı asırlardır kilisenin ve Hıristiyanların en küçük hücrelerine kadar sinmiştir. Sebeplerine gelince;

    1- Avrupalılar sizleri Müslüman olduğunuz ve İslamiyet'i yaydığınız ve Müslümanları asırlarca himaye ettiğiniz için sevmezler

    2- Sizler farkında değilsiniz ama, onlar şu gerçeği çok iyi bilirler; Tarihten Türkler çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bu günkü tarihlerin yeniden yazılması gerekirdi. Osmanlı arşivi kasıtlı olarak çürütüldü ve imha edildi.

    3- Dün Avrupa'nın pazarıydınız. Şimdi Avrupa'yı Pazar yapmaya başladınız.

    4- En az 400 yıl Avrupa'nın sırtında ve ensesinde at koşturdunuz.

    5- Selçuklular Anadolu'yu, Osmanlılar ise Balkanları ve Orta Avrupa'yı Haçlılara mezar ettiler.

    6- Sizi silah ile yenemeyenler, kendilerine benzeterek, milli ve manevi değerlerinizden kopararak yendiler ve hâkimiyet sağladılar. Giyiminizden yaşantınıza kadar her şeyi kendilerine benzettiler. Ahlâkî değerlerinizi yıprattılar. Ve sonra kendi içinizde sizi bölmeye başladılar.

    7- Selçuklu ve bilhassa Osmanlı canını, kanını ve malını İslamiyet uğruna feda etmeseydi; Kuzey Afrika, Ortadoğu Hıristiyan ülkesi olurdu. Ve belki İslamiyet Hicaz'da azınlık olarak kalırdı. Batı her yerde İslamiyet'i kendi inançlarına göre kanalize etti. Ama Osmanlı Asr-ı Saadet devrindeki inancı devam ettirdi.

    8- Kilise size kin kusmaktadır. Çünkü sebepler yukarıdadır.

    9- Ben İstanbul'a geldiğimde Türkiye'de 2 üniversite vardı. Şimdi 19 a çıktı. Osmanlı Devleti'nde medreseler köylere kadar yaygındı. Her medresede bilim vardı. İlk denizaltıyı Osmanlı yaptı. Sizin haberiniz yok ama batı biliyor.

    10- Sizler milli kimliğinize dönerseniz Avrupa'nın medeniyet ve refahı yıkılır. Ama batı size bu imkânı vermez.


    En eski uygarlıkların Girit adasında ortaya çıktığını söylüyor belgeler. Antik Yunan ve Roma uygarlığı oluşturmuş batının temellerini. Antik Yunan'da ne var? Ülke dağlık ve tarıma elverişli olmadığından zorunlu olarak denizcilikle uğraşmaya başlamışlar. Zaten Girit Uygarlığının temeli de denizcilik. Elbette bu durum onlara bir avantaj da sağlamış: gezmek, görmek ve yeni bilgiler toplayarak onlardan yararlanmak, işte Antik Yunan kültürünün çıkış noktası da budur. Ancak burada unutulmaması gereken bir konu var ki o da; Atina ve Spartalıların, Korintlilerin kolonizasyon hareketini gerçekleştirmeleri, yani bir nevi sömürgeciliğe başlamaları. Bir çok Finike kolonisini onların ellerinden almaları. Akdeniz, Karadeniz kıyılarında çok sayıda koloniye sahip oldular böylece, bir başka deyişle kendinde olmayanları başkalarının topraklarından almak, tabiî ki parasız.

    Roma, daha geniş bir alana ve daha güçlü olarak yayıldı. Tüm Akdeniz çevresi, Ortadoğu, Mısır, Fransa ve hatta İngiltere topraklarının bir kısmı. Tam bir emperyalist devlet. Bütün bu yerler tek bir yer için çalışacaklar; Roma için. Anadolu'da üretilen buğday ve üzüm Roma'nın. Anadolu, Romanın tahıl ambarı. Halklar da Romalıların köleleri, tüm imparatorluk halkları Roma'da ve ülkenin değişik yerlerinde yaşayan elit sınıf Patriçilerin hizmetinde. Onlar ülkenin asil ve seçilmiş insanları. Roma imparatorluğu öyle bir imparatoluk ki, her türlü rezaletin, çirkinliğin pisliğin, ahlaksızlığın kaynağı. Düşünün bir kere; kız kardeşiyle evlenen imparatorlar Roma'da, annesini ve karısını genelevde, devlete gelir getirmek için satan imparatorlar Roma'da! Eh böyle bir uygarlığın temelinden çıkan uygarlık da herhalde ondan aşağı kalamıyacaktır.

    Hristiyanlık Roma topraklarında ortaya çıkmıştır. Çünkü her türlü ahlaksızlık, kötülük, fenalık, insanların ezilmesi, eşitsizlikler, adaletsizlikler hepsi mevcut bu toplumda. Bu dini 250 yıl inceleyen Roma İmparatorları onu kendi yaşantılarına uydurarak ya da uydurtturarak 312 yılında Milano Fermanı ile serbest bıraktılar, 385 yılında da devletin resmi dini yaptılar. Tabi gerçek İncil kaybedilmiş, 360 a yakın uydurma İnciller ortaya çıkmış, daha sonra bunlar İznik Konsilinde 4 e indirilmiştir. Ölçü ne? Neye göre 4 e indi? Bilen yok ve hala bu gizem devam ediyor. Yoksa Don Browne Da Vinci Şifresi'ni yazar mıydı?

    Kavimler göçü, Hunların Avrupa'ya gelişleri, onların önünden Romalıların barbar dedikleri Slav, Got, Vandal, Süev, Frank, Alleman, Angıl ve Saksonların Roma topraklarına yerleşmeleri, ve ortaya çıkan yeni bir kültür; ROMA-GERMEN kültürü. %70 Roma, %30 Germen. İşte bu günkü batı kültürünün temelleri.

    Ortaçağ! Batı için karanlığın başlangıcı, doğu'da ise aydınlık ve parlaklık. Gelişmişlik, refah ve mutluluklar ülkesi, zenginlikler ülkesi, adaletin dağıtıldığı hem de hakça dağıtıldığı doğu. Çünkü İslam Dini ortaya çıktı, insanların ufku açıldı. Dogmalar yok oldu, gerçekler geldi. Birlik beraberlik, İslam kardeşliği geldi. Kişisel çıkarlar geri plana itildi, toplum çıkarları ön plana çıktı. Ben değil biz önem kazandı. İnsanlar birbirine saygı duymayı, saymayı, Allah rızası için birbirini sevmeyi öğrendi ve sevdi.

    Peki ya Batı?! Karanlıklar ve yokluklar içinde, tabi halk. Soylular varlık içinde yüzüyorlar, eşitsizlik, adaletsizlik, haksızlar alabildiğince var. İnsanlar köle, soyluların kölesi. Yüzbinler, onları, beşleri besliyor. Eşitsizliğin hüküm sürdüğü böyle bir toplumda elbette huzur ve asayiş olmayacaktır. Zaman zaman isyanlar çıkacak, iç savaşlar olacaktı. Bu devirde yani Ortaçağ'da Avrupa'da siyasi otorite de yoktu zaten, otoriteyi kilise sağlıyordu. Her şey kilisenin gözüyle görünüyor, her şey kilisenin düşüncesiyle düşünülüyordu. Onun olmaz dediği olmuyordu. Düşünmek, konuşmak, söz söylemek, kilise kurallarına ve onun isteklerine karşı çıkmak yasaktı. Uymayanlar ya aforoz edilip dinden çıkartılıyor, ya enterdi ediliyor, ya da içine şeytan girmiş denilerek yakılıyordu. İnsanlar patlama noktasına gelmişlerdi, bunu fark eden elitler ve kilise onların enerjilerini ve dikkatlerini başka yöne çekmek, onları kullanmak, yeni yerler ve topraklar kazanmak başka bir deyişle bir taşla birkaç kuş vurmak için Müslümanları ve İslam ülkelerini hedef gösterdiler. Bununla da yetinmeyerek onlara; cennete gireceksiniz, baba oğul böyle istiyor, kafirlerin(!) malları sizindir, yağmalayınız diyerek zavallı halkı kışkırtılar. Öyle ya o insanların hiç değeri yoktu elitler ve papazlar için, onlar sadece sürüydü. İşte batıda insana verilen değer budur.

    Böylece tarihin ilk kitle savaşları olan HAÇLI SEFERLERİ bu mantıkla başladı. Sonuç batı açısında karlı oldu elbette, doğunun zenginliklerine tam sahip olamadılar ama teknolojisini aldılar, bilmedikleri, görmedikleri yeniliklerle karşılaştılar. Dünyanın yuvarlak olduğunu öğrendiler en azından. Batıdaki Rönesans ve Reform hareketlerin başlangıç noktasıdır Haçlı Seferleri. Nitekim 15 ve 16. yüzyıllarda bu iki hareket ortaya çıktı batıda ve Aydınlanma çağı başladı.

    Fakat batılıların reform hareketiyle başlattıkları din savaşları uzun yıllar devam etti. Özellikle Fransa'da etkili oldu bu savaşlar. 1574 deki Saint Bartelmi yortusu sırasında çıkan katliamda binlerce insan katledildi ve bunların etleri kasap dükkanlarında günlerce satıldı ve yendi. Evet yanlış okumadınız yediler birbirlerinin etlerini, yamyamlar gibi. Afrikalı yaparsa yamyam, batılı yaparsa uygar. İşte yine batının güzel yüzü!!

    Coğrafi keşifler; Müslümanlardan öğrenilen denizcilik bilgileriyle başladı. Haritalar, rüzgârların esiş yönleri, akıntılar vb hepsi Müslüman denizcilerden çalındı ve öğrenildi. (Colomb'un ikinci kaptanı ve kılavuzu Kuzey Afrikalı bir Müslümandır) Bu sayede yeni yerlere gitme, bilmediklerini keşfetme hareketi başlattılar. Ama temel düşünceleri yine SÖMÜRMEKTİ. Çünkü batı demek sömürmek demektir. Böylece Amerika kıtası, Hindistan, Avustralya ve Uzak doğu'ya gidildi ve yayılmacılık başladı.

    Özellikle İspanyollar Orta Amerika uygarlıklarını yağma ettiler, tonlarca altını Avrupa'ya taşıdılar. Oysa Mayalar onları çiçeklerle karşılamışlardı. Onlar ne yaptılar? Mayaları yok ettiler, ne için? Altın için!! Hele İspanyol Cortes'in yaptıkları, ciltler dolusu kitap yapar. Vahşetlerini ballandıra ballandıra anlatırlar. Ya Kuzey Amerika'da yapılanlar? Kızılderili katliamları ya da soykırımları. Tahmini 20 milyon olan Kızılderililerden günümüze sadece 300.000 kalmış, başka bir deyişle nesilleri tükenmiş, kim yaptı bunları???

    Evet batı tarihinin ve uygarlığının derinliklerinde gözyaşı, kan ve vahşet yatar. Özellikle 19. ve 20. yüzyıllar tam bir sömürme ve dünyayı paylaşma yüzyıllarıdır. Bu yıllarda çıkan büyük savaşlar neticesinde bu günkü güçlü, emperyalist, her şeyin kendisine ait olduğunu iddia eden, hatta uzayı bile kendisini sanan devletler ortaya çıkmıştır. Bir siyasetçimizin dediği gibi; batı doğudan aldıklarının telif haklarını ödemeye kalksa parası ve sermayesi yetmez. Bence çok doğru ve yerinde bir söz.


  2. #2
    Üye
    Ulusalci kullanıcısının avatarı

    Giriş Tarihi
    16 03 2008
    Mesajlar
    325

    Varsayılan

    Topic basligi Amerikalilar Turkleri neden sevmez, yazinin icerigi daha oncede burda yayinlasmis olan Avrupalilar Turkleri neden sevmez.
    Basligi mi yanlis yazdin? Yoksa icerige istinaden Amerikalilar Tukleri neden sevmezimi soruyorsun?


 

Bookmarks

Gönderme Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Cevap yazamazsınız
  • Mesaj yazamazsınız
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •