PDA

Tüm Versiyonu Göster : [BODY BUILDING (No PaiN,nO GaiN)..]



Sayfalar : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 [22] 23 24 25 26 27 28

leaderx
07 04 2006, 17:00
Selam Arkadaşlar ,

1- cin senin serkanı tutuyor gibi bende bir izlenim uyandırman iki tarafın karşılıklı yaptığı tartışmada bir önceki yazılarının birinde masteera tek taraflı suçu itaf etmendi ve ekseri serkanın haklılığını vurgulayıp masteerın gereksiz yere tartışma çıkarmış olmasına benzer yazıların

ama dediğin gibi serkanın tarafı veya masteerın tarafı gibi formu bölmek anlamsız ve mantıksız olur ayrıca benim ne masteerı ne sairconu nede seni tanımışlığım var sadece sanal bir alemde yazılanlar var buna göre de ne kimseyi taraf seçerim nede kimseyi karşıma alırım

2-dediğin fotoğraf köşesi koyma fikri güzel ama bence evet bence diyorum başkası buna katılmayabilir bu da belki zamanla gereksiz tartışmalara ve şahsi saldırılara yol açabilir

bana fotagrafımı yolla demişsin öncelikle burada kimse kimseye kendini ispatmak etmek zorunda ve kimsenin fotoğrafı , boyutları , şekli , neye benzediği beni ilgilendirmiyor ben sadece orada resimlere yorum yapacak birinin etik açısndan eşitlik ilkesi adına kendi resmini de koyması gerektiğini vurgulamak istedim dikkatini çekerim ben kimsenin fiziki görünüşü hakkında yorum yapmadım kolay kolay yapmamda ayrıca bir onsenelik farkı gözardı etmemen gerektiğini

burada bilgi aktarmak gibi bir zorunluluğum yok ama faydalı olabilmek adına yapmak gerekir fakat tekstil işleri ile uğraştığımdan ki bu ek iş oldugunda iki işle uğraşmanın yogunluğu buna engel oluyor

evet Konan benim çok samimi arkadaşım elbette ismi geçtiğinde gerçekler adına arkadaşım hakkında yanlış izlenim bırakmamak adına yazacağım diğreleri benim için sanal ama salt yüzyüze gördüğüm bildiğim biri hakkında yeri gelince susmak arkadaşlık degerleri adına ne kadar doğru olabilir ki

3-cin gerçekten kimsenin şekli şemali benim için önemli deil eger resmini buraya koyarsan inan bana gözle görülür %100 de eksiklikler görsem seni kırıcı yada en ufak alaycı bir kelime yazmam zaten bunada kimsenin hakkı yok

leaderx
07 04 2006, 17:00
4 - kimsenin bilgiye gıcıklığı oldugu kanatinde değilim bu gerçekten büyük bir cahillik olur bilakis bilgi ve bilgili kişiler bir degerdir

ayrıca kişinin bilgisini uygulayıp uygulamaması şahsi tercihidir beni ilgilendirmez

sanki yazılarına satır satır cevap veriyomuşum gibi olmuş o zaman şunuda ekliyeyim ben sigara içmiyorum ( cülme işareti ) ha ben de lazım da

steroid yapıp şişenlere diyrum ki ha uşagım bu şeylere gerek yoktur da ha en cüzel protein hamsidir uşagım biz hamsi yapıp şiştik uşagım

5- masteer pollyanla ile olan sıcak temasların beni ilgilendirmez ama illaa kötü düşünmemek lazım belki de masteer ona sıçramayı öğretiyordur

Saygılar ,

Saircon
08 04 2006, 17:00
quote:Originally posted by: martialart
selam son tartıs¸malarla alakalı bende bikaç s¸ey söyliyim eskiden bas¸ka bir nickle burda userdim ve dig˘er forumlarıda hasbelkader takip eden biri olarak s¸un söyleyebilirimki serka yimselin oldug˘u herhangi bir ortamda sag˘lıklı bi tartıs¸manın yürümesi mümkün deg˘il mastter adlı arkadas¸ bunu bilmeliydi

Sen once adam gibi acik acik kim oldugunu belirtecek seviyeye ve buyukluge eris, ondan sonra baskalarinin tartisma sekline laf soyle. Sozcuklerinin arasina noktalama isareti koymaktan aciz, ozel isimleri belirtecek bilgiden yoksun biri iken nasil senin tartisma anlayisinin oldugunu kabul edebiliriz?


zira kendisi tartıs¸manın iki ve pek çok sayıda kis¸iyi barındırdıg˘ının farkında olmayan kendi kendine monolog halinde gazel okumayı seven bi arkadas¸.tek bilirkis¸i olma iddiasında kars¸ıt fs¸ikirlerede tahammül edemeyen bi adam.

Bu ozelliklerimi farkedebilecek kadar yazdiklarima zaman verip okuduguna gore, kendi kendime yazmiyormusum demek ki, o kadar beni dikkate aldigina gore :)

kendisi anlayabildig˘im kadarıyla ebedi paul chek müritlerinden.ve bu minvalde kendi mes¸rebine uygun buldug˘u bir takım kaynakları alıntıları deg˘is¸mez evrensel kaideler olarak ortaya koyuyor.her sav önerme herkes tarafından kabul görse antitezler olmazdı

Sanirim sen forum ile camiyi birbirine karistirdin. :) Benim referansimi begenmeyen sahis, sen bu foruma yazdiklarini destekleyecek su ana kadar TEK BIR arastirma yazisi kopyaladin mi? Okumadigin icin kopyalamazsin tabii. Benim referansim tek olmadi hicbir zaman, Paul Chek'ten baska onlarca farkli referanstan ornek vermisimdir. Iki senedir bu forumda yazilarimi takib edenler buna sahit olacaklardir.



son olarak saircon s¸unuda söylemeden geçemeyeceg˘im sen çok bilgili olabilirsin egzersiz konusunda eline su dökülmiycek kadar bilgilide olabilirsin ama haddini o kadar fazla as¸ıyorsunki sonunda bilgili biri gibi diil s¸as¸ırmıs¸ kayıs¸ı yakmıs¸ çensi düs¸ük biri gibi duruyorsun.tarihçiye tarih ög˘retmek,modern tıbbın sınırlarına girip alternatif tıp gibi buram buram sahtekarlık ve cehalet kokan kavramlarla dünyanın en kutsal mesleklerinden dokturluk mesleg˘ine bile saldırabilme densizlig˘ini gösterip onların alanında is¸kembeyi kübradan bis¸eyler sallıyorsun.benim ailemde pek çok doktor var ve aldıkları hayır duasının haddi hesabı yok buis¸ler parayı bastırıp öyle 2 yıllık dadik akademilerde ög˘renim görmeye benzemez
sen saat 10da tavuk gibi yatarken benim doktor akrabam gece 4lere 5lere kadar acilde hasta bekliyo.


Eger benim yazilarimin kiyisindan kosesinden okumak yerine, adam gibi okusaydin ve gosterdigim kaynaklari inceleseydin, benim acilde hayat kurtaran ve bebek dunyaya getiren doktorlara saygimin sonsuz oldugunu okurdun. Benim sozlerim, kronik hastaliklarin onlenmesi gundeme geldiginde insanligin uzerine golge gibi dusen, ilac stabilmek ve saglik sigortalarindan para alabilmek icin gereksiz ne oldugu belirsiz ameliyat uzerine ameliyat yapan doktorlardir. Eger akrabalarin ile yakinligin, onlara soru sorabilecek derecede ise, sor bakalim su sorulari, kaynaklari da gostererek, bakalim ne yanit verecekler?

1) Nasil oluyor da boylesine kutsal olmasi gereken bir meslek calisanlari, Amerika'daki butun olumlerin arasinda ucuncu olum nedenine sahip olabiliyor?

http://www.mercola.com/2003/jan/15/doctors_drugs.htm

2) Nasil oluyor bundan tam 2500 yil once Hippocrates, saglik sektorunun babasi sayilacak kisi, Hicbir besinin cozemeyecegi saglik problemi olur ise ancak o durumda ilac kullanin!! demesine ragmen bugun doktorluk bransinin okutuldugu bir cok okullarda genel beslenme dersi gibi en komik ve dusuk seviyedeki bir ders bile okutulmamaktadir?

http://www.trans4mind.com/nutrition/

3) Nasil oluyor da biz genel populasyona saglik ve kaliteli yasam konularinda ornek olmasi gereken doktorlar, ortalama 50-55 yaslarinda (diamonda'nin deyimiyle sinek gibi) oluyorlar da bizler ortalama 75-80 yaslarina kadar yasayabiliyoruz? Boyle bir insandan hayat ve saglik dersi almayi istermisiniz? Ya da Dogu Anadolu'da 100 yasindaki bir nineden mi ?

http://www.freeread.com/archives/30.php

4) Nasil oluyor da Israil'de doktorlar 3 sene greve gittikten sonra olum oraninin %55'ler oraninda azalmasi nedeniyle cenaze firmalari yalvar yakar doktorlara yeniden is basi yapmalarini icin baski yapmaya basliyorlar?

http://bmj.bmjjournals.com/cgi...ent/full/320/7249/1561 (http://bmj.bmjjournals.com/cgi/content/full/320/7249/1561)

5) Nasil olabiliyor da boylesine kutsal bir meslek hakkinda, Medical Mafia Turkce adiyla Saglik Mafyasi adi altinda simdiye kadar saglik sektorunde yapilmis olan butun duzembazliklarin acik acik yazildigi bir kitap, ve asagidaki linki kontrol edecek olursan, buna benzer daha onlarca baska kitap yazilabiliyor???

http://www.amazon.com/gp/produ...959?v=glance&n=283155
(http://www.amazon.com/gp/product/0964412608/104-5152756-5051959?v=glance&n=283155
)
neyse bu son konuda inanılmaz hassasım ve sert çıkmıs¸ olabilirim ama seninde arada bir bi silkelenmeye ihtiyacın var.

Bu bahsettigim 5 maddeyi okuyup, verdigim kaynaklari inceledikten sonra dikkat et, fazla silkelenme tohumlarini dokersin. Bitki gibi yasadigina gore...

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
08 04 2006, 17:00
Kendisine kemik atilan vatandas,

1) Bu, doktorlarin yaptiklari hatalar ve yanlis verdikleri ilaclar nedeniyle dunyadaki butun olum nedenleri arasinda ilk uc siraya girdikleri GERCEGINI degistirmez.

2) Eger doktorlarin gorevi gercekten de ancak metabolizmada bir sorun ciktiginda mudahale etmek, ya da acil bir travmada hayat kurtarmak ise, genel beslenme dersi gibi basit bit dersi bile gormeyen bu insanlar neden televizyonda cikip hayvansal yiyecekleri azaltin kolesterolunuzu dusurun, yuksek ise kolesterol dusurucu ilac kullanin ya da gunde su kadar kahve icilmesi normaldir gibi televizyon ve medyada kici kirik sabah soylesilerinde cikip bizlere preventive medicine yani onleyici saglik onerileri yapabiliyor???

3) Bir istatistigin, sevmedigin, ya da begenmedigin bir sonuc tasimasi, o istatistigin sallamasyon olduguna degil, senin daha farkli bir istatistik bulamadigin icin olani kotuledigine isarettir. Bizim buna soyledigimiz guzel bir laf var. Kedi yakalayamadigi fareye mundar dermis :)

4) Yine polemik yine polemik. Ajansiyla, 3 senelik arastirmasiyla, referansiyla yazilmis bir habere saygi duyup nasil olabildigine sasirmak yerine, olayin yine doktorlari kotulemekten ibaret oldugunu soylemis. At gozluklerini cikarmak niyetinde olmadigin icin gercekleri hicbir zaman goremeyeceksin.

5) Olay saglik ve insan hayatina gelince, hatalar, yanlisliklar, duzembazliklar kabul edilemez. Ustelik boylesine yuksek rakamlarda. Nasil olabiliyor da yine bir doktor, bir meslektaj insan kendi mesleginin bu yanlarini ortaya cikartan bir kitap yazabiliyor? Sen bu kitabi merak edip okudun mu? Yine bu sekilde yazilmis diger 10 kitabi? O zaman kirik plak gibi kendi bildigin dogrultuda konusma.


Yalan yanlis bilgiler? Herseyden once bu bilgiler benim degil, butun insanligindir, zaten olmasaydi her soyledigimi destekleyen yazi bulamaz olurdum. Senin su ana kadar bu forumda yazdiklarini destekleyecek kac tane haber, referans, kitap gosterdin? Ki birak bu son yanitinda referans olsun??? Benim haberlerime ucuk, ezik, yalan, yanlis diyor isen, onu kanitlayacak bir referans goster. Ya da sus, arastirana saygi goster, tekstilciligine devam et.

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
08 04 2006, 17:00
Bana nasil yazilacagini ogreten arkadas:

1) Her konuda birlesik yazilmaz, ayri yazilir.
2) Sonra da birlesik degil, ayri yazilir.
3) Hastahane degil, Hastane yazilir
4) Propoganda degil, propaganda yazilir.
5) Oturacaz degil, Oturacagiz yazilir.
6) Sallamasyon diye bir sozcuk guzel Turkcemizde bulunmaz bile.
7) Deydirmek degil, Degdirmek yazilir.
8) Pure kelimesi Turkce'de yoktur.

Daha devam edeyim mi? :) :)

Ayrica, ben senin bildigin, bir uzmanlik aldiktan sonra oturup o unvan ile senelerce ovunen insanlardan degilim. Egitimimime devam ediyorum. O nedenle anlamadigin, hicbir zaman da anlayamayacagin konulara burnunu sokma. Tekstilciligin ile ugras sen.

Bana zamaninda Sen cok bilgili birisine benziyorsun, seninle gercekten iyi arkadas olmak isterim ozel e-maili atmis adamsin. Yalaka sen de...

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

cakalcarlos
08 04 2006, 17:00
Saircon'un yazdığı 5 maddelik yazıya bazı eleştiriler yapıcam;

1) Peki Amerikan halkı bu doktorlara niye tazminat davası açmıyor Saircon? Hele Amerika gibi bir ülkede...
Size ABD kazanılmış birkaç tazminat davası örneği verim

-mikrodalgada kedisini kurutmaya çalışan hanzonun ,kullanma kılavuzunda kedi kurutmayın yazmıyodu ama savunmasıyla açtığı dava
-mc donaldstan aldığı kahveden ağzını yakan dümbüğün açtığı dava gibi

Bu ölüm sayısı doktorların bilgi eksiklini yada kasıtlı hata yaptını göstermez gösteremez. Eğer öyle olsaydı amerikada doktorluk yapacak kimse kalmazdı.

2) Bu konuda bir bilgim yok. Eğer beslenmenin esasları hiç bir derste anlatılmıyorsa Saircon haklı.

3) Doktorlar özellikle cerrahlar bizim gibi yok şöyle yiyim şöyle yatim şöyle spor yapim diye lüksleri yok. Onlar insanlığa hizmet için gecelerini gündüzlere katarak çalışıyolar. Aynı zamanda meslekleri fazlasıyla stres içeriyor. İstatistiğin doğru ama yorumun son derece yanlış.

4) Bir istatistiğin geçerli olabilmesi için dünyanın farklı bölgelerinde aynı sonuçları alman lazım. Nerden bileyim o hastanede yaşlı hastaları öldüren bir doktor olmadını? Benim için bu istatistik hiç bir şey ifade etmiyor. Tamamen modern tıbbı karalamaya yönelik bir yazı.

5) Bu çok ayrı bir mesele. Bir insan şeytanın yoluna girdiyse ister doktor olsun, ister mafya olsun, ister mühendis olsun, isterse de Egzersiz ve Beslenme uzmanı olsun her türlü pisliği yapabilir. Böyle ********likler yapanların cezasını Allah (Celle Celaluhu) verir. Ya bu dünyada yada öbür dünyada.

masteer
08 04 2006, 17:00
Selam MIllet,

Demek kı tam ucuk olan fıkırlerın cıkması ıcın bıraz gerılım gerekıyormus.

Doktorlar arasında paragoz olanların, yetersız olanların olabılecegını butun branslarda oldugu gıbı kabul etmek gerekır.Ancaaaaaaak hangı hastalıklı zıhnıyet ve mensubu asagıdakı fıkırlerı bu kadar futursuzca
dılegetırıp ınsanları hemde doktorlara karsı kıskırtmaya calısırsa ben ona sen artık balatayı tam olarak sıyırmıssın derım ;

1.Doktorlar olum sebeplerı arasında ucuncu sıradaymıs, bunu soyleyen zıhnıyetın benım gozumde kolu kırılınca hemen mahallenın kırıkcıkıkcısına gıdenden farkı yoktur.

2.Doktorların varolus sebebı bozulan metabolızmayı , sorun cıkınca duzeltmek ve ınsanı yasatmak, yarasını ıyılestırmektır, yoksa ınsana metabolızmayı nasıl bozmayacagını anlatmak degıl, zıra ınsanlıgın yuzde 99 u sorun cıkana kadar zaten hastahaneye doktora gıtmez.

3.Doktorların kac yasında oldugu ıle ılgılı sallamasyon bır ıstatıstık. SOrun bazı ınsanların kendı zıhnıyetıne uygun olan yazıları bı sekılde bulup ,sonrada ınanıp , sonrada kaynak gostermesıdır.

4.Bu kısım tamamen propoganda , doktorların karsısına alternatıf olarak ne konulmak ıstenıyor ben sıze anlatayım, sıradan ınsanlar doktorların karsısına hıc bır altyapı olmadan bende senın kadar ıyılestırırım
dıye cıkmak ıstıyorlar.

5. Yukarda anlattıgım gıbı her sektorde yanlıs uygulamalar, kotu kısıler vardır, bu o sektorun tumunu baglamaz.

Ucuk ınanısların sembolu ınsanlar dıgerlerını kendı kafa yapılarına getırmeye calısacak , bız susup oturacaz oyle mı , hayır tabıı kı, yalan yanlıs bılgılerı gordugum yerde ezmek benım gorevımdır,bılgısıne guvenen cesaretı olan gecsın karsıma fıkırlerını savunsun.

Bu tartısma cok ıyı olmus aslında, bugune kadar sırın bır goruntu altında maskelenen fıkırler kendını gostermeye basladı, su son denılenlerden sonra ben elemanın moon tarıkatı gıbı bır tarıkata uye oldugunu dusunmeye basladım.

masteer
08 04 2006, 17:00
Herkonuda oldugu gıbı bunda da alternatıf yolda olan sensın bu yuzden mecburen kaynak gostereceksın, yoksa dedıklerının kabul gorme sansı yok.

Genel kabul goren goruslere zıt fıkırlerıne kaynak gostermek zorundasın, bu dunya tepsı gıbı duz deyıp sonrada ben hayır yuvarlaktır deyınce kaynak goster demeye benzıyor.

Benden doktorlugun saygın bır meslek olduguna daır mı kaynak ıstıyorsun, yoksa doktorların hayat kurtardıgına daır mı kaynak vermelıyım, veyahut doktorları toptan kaldırırsak ne olur gıbı bır dusuncenın mı arastırmasını bulmam gerekıyor.

Insanlık bır hucreden organ seklınde yapılmıs bır kalıpla bıldıgın organı uretebılmeyı basarmısken, dna kodlarının yuzde 98 ının cozumu yapılmısken, tup bebekler, kalp pıllerı, organ nakıllerı yapılırken sen daha
bundan 5000 sene once ınsanlar nasıl yasıyorlardı ne yıyıp ne ıcerlerdı onu arastır, hatta evde nıye yasıyorsun, onlar magarada yasarlardı ıllakı bır bıldıklerı vardır, magarada agac tepesınde falan yasa.

Arastırana saygı ancak arastırma sonucunda ınsanlara ıyıyı dogruyu gostermeye calısırsa olur, yoksa
bır dusunce sıstemını yaymaya calısan mılıtan yaklasıma saygı olmaz.
Su ana kadar onermelerındekı dusunce sıstemı;

5000 yıl oncekıler nasıl beslenıyorlarsa oyle beslenın ve oyle yasayın
doktorları falan bosverın,aktarlara dadanın her hastalıgın caresı orada var
ılac,supplement falan hep gavur ıcadı bunnar kullanmayın,zaten kullansanızda ıse yaramaz
body zınhar yapmayın, gogus altını falan kesmeyın, bırgun vahsı ormanda kalabılırsınız o yuzden bu amaca yonelık calısın

Sen bızımle aynı yuzyılda yasadıgına emınmısın

Su resım gelecek mı gelmeyecek mı?

masteer
08 04 2006, 17:00
o kelıme duzembaz dııl duzenbaz

masteer
08 04 2006, 17:00
Bu arada unvanın degısmıs gordugum kadarıyla, egzersız terapıstı mıydı neydı, yanına beslenmede koyup kendıne uzmanlık vermıssın.

Bır kac aya kadar egzersız,beslenme ve yasam ordınaryus profesoru falan olursun sen.

Saircon
09 04 2006, 17:00
Cakal,

1) Bunun en onemli nedenlerinden birisi, saglik sektorunun en zengin sektor olmasi. Sadece 2002 yilinda ortalama bir Amerikali, saglik sektorune $5400 para harcadi. Zenginin devleti yonettigi ve kurallari koydugu bir cagda yasadigimizi hatirlatmak isterim.

Ustune ustluk, boyle bir davanin acilma olasiligini en aza indirmek icin doktorlar gereksiz test uzerine test yaparak, tabii ki parasini zavalli hastalara odettirerek, kendilerini temize cikartmaktadirlar. Hatirliyorum zorunlu olarak yaptirmak durumunda kaldigim bir test esnasinda bana kac yastik ile uyuduguma kadar sormuslardi. Bir de altina attigin imza sayesinde olum, sakatlik vs. gibi konulardan doktorunun sorumlu tutulmayacagini kabul etmis oluyorsun.

2) Evet okutulmuyor. Simdiye kadar hic bir doktor, kendisine yiyecek toleransligina sebebiyet verebilme olasiligi bulunan besin guruplarindan soz ettigimde bana cevap verememistir.

3) Ortalama bir doktor, asgari ucretin yaklasik 4-5 kati kadar para kazanmakta. (Aylik 2-2,5 milyar lira) Doktor uzak doguya dogru yaklastikca bu kazanc daha da artmaktadir. (3,5-4 milyar lira) Buna, tabii ki buyuk ilac sirketlerinden aldiklari hediyeler ve masa altindan yapilan odemeler dahil degil. Bu para, dogal beslenmek ya da haftada bir kac kere yuruyus/egzersiz yapmak icin yeterli degilse, artik soyleyecek birsey bulamiyorum.

Bu arada oyle bir soylemissin ki, dunyadaki butun mesleklerin stresi bir yana, doktorlarin ki baska bir yana gibi olmus. Ne yani, havada gezen yuzlerce ucagin kontrolunu ustlenen, ve dolayisiyla milyonlarca kisinin hayatindan sorumlu bir ucus koordinatorunun, ya da bir madencinin, ya da bir polisin stresi, bir doktordan daha mi az yani?

4) Bir seyi belirtmek isterim. Bu bir istatistik degil, bir HABER. Bir haberin, yani gercek (fact)'in, amaci, art niyeti vs. vs. olur mu? Haber bu yaa!! Dunyanin bilmem neresinde olursa olsun, haber degismez bir gercektir. Yorum icermez. Yorumu, halka kalmistir. O nedenle benim verdigim haberi istedigin kadar begenmemezlik yap, istedigin kadar kotule, gercegi degistiremezsin. Doktorlar Israil'de greve gittiginde olum oranlari %55 oranda azalmistir. Bitti...

Ayrica bilmem haberi tam olarak okudun mu? Yuzbinlerce hastanin, binlerce doktorun dahil oldugu bir eylem bu. Oyle tek bir hastane, ya da birkac doktor degil. Yahu anlamiyorum ben bizim bu milletimizin daha yargilamadan, derinlemesine irdeleme ve arastirma yapmadan bir konuyu ya da haberi aninda etiketleme ve idam etme anlayisini.

Hadi bakalim, bu haberleri de etiketleyin, bu haberlere de karalama deyin, bu referanslara da yalan yanlis degil. Sadece Israil'de degil, Colombia'da olusan bir doktor grevinde olum orani 52 gunluk bir sure icerisinde (iki aydan kisa bir surede) %35 oraninda dusmustur. Ayni sekilde Los Angeles'ta 5 haftalik bir doktor grevi sirasinda olum orani %18 oraninda dusmustur. Grev bittigi anda, bak tekrar soyluyorum, grev biter bitmez olum orani tekrar eski oranina ziplamistir. Yani bu oran degisikligi, sans eseri olusacak bir degisiklik olamaz.

a. http://www.pacifichealthcenter.com/updates/47.asp
b. http://www.patoloji.gen.tr/olum.htm

Vayy beeee!! Raslantinin, duzenbazligin boylesi. Ne alip veremedikleri var insanlarin bu MASUM!!! doktorlarla :)

5) Senin bu konuda yorum belirtmen, bahsettigim kitaplari okumadan bir anlam ifade etmiyor. Ben okudum ve ogrendim, o nedenle bulundugum yerden ahkam kesmek kolay. Soyle dusun, bu konuda kitap bile yazildigina, hatta ve hatta sayisi birden fazla olduguna gore yapilan ********liklerin sayisi bayagi bir kabarik olmali, degil mi? O nedenle Allah (C.C.) bunun cezasini onlara verene kadar dunya uzerindeki suclarini insanlara bildirmek ve onlari aydinlatmak gorevini de ben ve benim gibi birkac egitmen ustenir.

Saygilar,

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
09 04 2006, 17:00
Batuhan Guray, YKM

Yok yok, Yeni Karamursel Degil!

YALAKA KUMAS MUDURU

:) :) :)

Saircon
09 04 2006, 17:00
Forum Sakinlerine,

Doktorlar ve saglik uzerine yazdigim mesajin, forumu parcalara bolme amacinda olmadigini belirtmek isterim. Herseyden once o mesaj, bana yapilan bir sozlu saldiridan sonra yazilmistir. Ayrica forumda konuyla uzaktan yakindan alakasi olmayan bir kendini bilmezin, benimle arasindaki kisisel ve ego sorunlarini tatmin etme yolunda uzattigi bu konunun, sizlerin ogrenme, arastirma ve tartisma hevesinizi bozmasina ve birbirinizi cephe alarak forumun bolunmesine izin vermeyin. Konunun iskeleti her ne kadar degistirilmeye calisilsa da, sidik yarislarina goturulmeye calisilsa da, sizleri tekrar merkeze ve asil vurgulanmak istenen temaya cekmek icin su gercekleri bir kez daha yaziyorum. Binbir dereden su da getirseniz bunlar degismez gerceklerdir.

1) Alternatif tip adi verilerek modern tiptan ayristirilmaya calisilan ve kucumsenen bu alan, Cin ve Hindistan'da aslinda modern tibbin basladigi donemlerden binlerce yil oncesinde uygulanmaktaydi. Modern tibbin temeli aslinda alternatif tip idi.

2) Ben yazilarimda ustune basa basa acil durumlarini kastetmedigimi, kirik, cikik, catlak, travma, yaralanma, bebek dogumu vs. gibi konularda modern tibba guvenimin ve saygimin sonsuz oldugunu defalarca soyledim. Benim modern tip ve doktorlarin eksik ve yanlis gordugum yani, kronik hastaliklar dedigimiz, yasam esnasindaki secimlerimize bagli olarak uzun zaman zarfinda gelisen hastaliklara uyguladiklari cozum onerileri olmaktadir. Bunun nedeni, dort ana nedene baglanmaktadir:

2A) Sagligi calismak yerine, hastaligi calismalari
2B) Butunu calismak yerine, parcalarina odaklanmalari (Uzmanlasma oylesine onem kazanmistir ki; kalbimizin aslinda sindirim sistemine bagli oldugu, kolumuzu oynatmadan once ilk kasilan kasin karnin derinliklerinde bulunan Transversus Abdominus kasi oldugu unutulmus ya da es gecilmistir)
2C) Hasta ile kendileri arasina soguk bir duvar ormeleri ve kendilerini guc sahibi, dolayisiyla ulasilamaz bir konumda gormeleri (Robin Williams'in Patch Adams filmini izleyenler, ne demek istedigimi anlayacaklardir)
2D) Hastayi iyilestirme motivinin yerine, ekonomik kazanc motivinin on planda olmasi

3) Doktorlar, Amerika'da insanlari olduren nedenler arasinda 3. siradadir. Bu rakama yanlis verilen ilaclar, ilaclardan olusan yan etkiler nedeniyle yasanan olumler ve hastanede rapor tutulmasi unutulan ya da kasten rapora alinmayan olumler dahil DEGILDIR!

4) Dunyanin cesitli mekanlarinda doktorlar greve gittigi anda olum orani azalmaktadir. Dikkati cekerim, greve giden doktorlar, acil doktorlari degildir, bahsettigim guruba giren doktorlardir.

5) Doktorlar, uzmanlik alani olarak secmedikleri surece beslenme gibi basit bir dersi bile okumadan mezun olabilmektedirler.

6) Bizlere saglikli yasamdan bahseden bu kisiler, saglikli vucutlarinin resimlerini gonderememektedirler. Ehm, pardon, demek istedigim, bu saglik ile ilgili vizildamalarini kendilerine uygulayamamaktadirlar. Ortalama bir doktor, hastasindan 10 sene once, normal halktan ise 20 sene once olmektedir.

7) Modern tip ve doktorlarin yanlis ve eksikliklerini ortaya cikartan, yine doktorlarca yazilmis suruyle kitap bulunmaktadir. Ama bu kitaplardan medyada ya da okullarda hic bahsedilmez.

8) Bugun sadece Amerika'da DAKIKADA saglik masraflarina giden harcama 14 milyon dolar civarindadir. Bu rakam 2011 senesinde ikiye katlanacaktir.

9) Kronik kalp hastaliklari son 90 yil icerisinde %360 oraninda artmistir.

10) Son 15 sene icerisinde batili devletlerde obesite %35 oraninda artmistir.

11) Uc farkli sinif klansmaninin yas guruplarinin katildigi, okul cocuklarini ele alan bir arastirmada her 4 cocuktan 1'i en basit egzersiz testlerini gecememislerdir.

12) Bugun batili devletlerde silahli kuvvetlere basvuran 100 adaydan 50'si teorik alanda basarili olmalarina ragmen, fiziksel yeterlilik sinavlarinda basarili olamamaktadirlar.

13) Her uc Amerikali'dan birisi kanser hastasidir. Her 4 olumden 1'isinin nedeni kanser hastaligidir.

14) Modern tibbin en ileri teknolojiye sahip oldugu Amerika vatandaslari, diger devletlere oranla ortalama 5 sene daha erken olmektedir.

Bunlar, gerceklerdir. Kisinin kendi dusuncesi, gerceklerin bir sekilde yorumudur. Ben bu gercekleri, acil doktorlari disindaki hicbir doktora guvenmemek seklinde yorumluyor olabilirim. Bu demek degildir ki sizin yorumunuz da ayni olmali. Cunku bireylerin deneyimleri, etkisinde kaldiklari anilari, ogretmenleri, egitimi vs. vs. bu yorumu sekillendirecektir. Ancaak, eger butun bu maddeleri okuyup da, biraz olsun merak ve suphe duymuyor ve arastirip sorgulamadan at gozlukleri giyerek dusuncenizde sabitleniyor iseniz o zaman kendinize yazik ediyorsunuzdur. Atalarimiz bosuna soylememis:

BILMEMEK DEGIL, OGRENMEMEK AYIP!

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenem Uzmani

Saircon
09 04 2006, 17:00
Tablo zaten ortada, birseyin cizilmeye calisildigi filan yok, gercekler reklam istemez.

Kalp hastaligi ile ilgili ilk istatistikler, 1920'li yillara kadar uzaniyor. Harvard universitesinin doktorlari, o donemlerde damar tikanikligi ve kalp hastaliklari vakalarinin cok seyrek olmasi nedeniyle elektrokardiyograf makinasinin bulucu doktorlarindan Paul Dudley'e, tibbin baska bir bransina yonelmesini tavsiye ediyor. Ama tabii ki bu kaynaklar da sallamasyon olmali! :)

KAYNAKLAR:

1) http://www.mercola.com/2002/aug/17/saturated_fat1.htm
2) http://www.second-opinions.co....olesterol_myth_1.html
(http://www.second-opinions.co.uk/cholesterol_myth_1.html
)3) http://eurheartjsupp.oxfordjou...ent/full/6/suppl_C/C1
(http://eurheartjsupp.oxfordjournals.org/cgi/content/full/6/suppl_C/C1
)
Modern tib zaten yerden yere vurulmus, her gecen gun yeni bir kitap yaziliyor, daha fazla insanin doktorlara olan saygisi zedeleniyor, daha fazla insan alternatif tibba, tibbin kokenine yoneliyor:

KAYNAKLAR:

1) http://nccam.nih.gov/news/camsurvey_fs1.htm
2) http://www.cancer.gov/cancerto...factsheet/therapy/CAM
(http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/therapy/CAM
)
Modern tibbin insan hayatini uzattigini one surenler, bu istatistiklere dogumlarda kurtarilan bebeklerin, acil tibbin hizlanan servislerinin ve bir makinaya baglanarak yasam destegi ile hayatta tutulan binlerce hastanin da eklendigini unutmasinlar. Eger bu duzeltmeler yapillir ve tip/teknoloji alanindaki ilerlemelerin insanin olum yasinin uzerine gercekten net ne kadar yil ekledigi hesab edilecek olur ise bu rakamin son 100 yil icerisinde 1 ya da 1 bucuk yildan fazla olmadigi bulunacaktir. Ben degil, asagidaki kaynaklar soyluyor:

KAYNAKLAR:

1) http://www.forhealthfreedom.or...icaid/RxDrugPlan.html
(http://www.forhealthfreedom.org/Publications/MedicareMedicaid/RxDrugPlan.html
)2) http://www.chekinstitute.com/articles.cfm?select=41
3) http://www.holistichealthtopics.com/HMG/trends.html

Saygilar,

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
09 04 2006, 17:00
Turac:

1) Bu maddeler, gerceklerdir. Ben kendi gorusumun ne oldugunu soyledim, kendi gorusunuzu ise bu gercekleri kullanarak kendiniz olusturun, arastirin, sorusturun dedim. Ben hic bir seyi, hic bir konuyu baska sekilde gostermeye calismiyorum. Lutfen beni birisine ya da bir mevkiye agir itham ettigim yolunda bir iddiada bulunmadan once yazilarimi eksiksiz oku ve eksiksiz degerlendir. Eksik bir iddiada bulunmak, en az yalan bir iddiada bulunmak kadar ayiptir.

2) 14. maddede gercek gun gibi ortada iken, nasil olur da modern tip ile alaka gormedigini soyluyorsun anlamadim. Modern tibbin en ileride oldugu, ve doktorlarin en cok kazandigi bir memlekette insan sagliginin en yuksek seviyede olmasi beklenirken, nasil olurda ortalama bir ucuncu dunya memleketinden bir vatandas, yani doktora odeyecek parasi olmadigi icin ya nane-limon yapip icip, ya da mahallenin masteer'indan, aman dilim surctu, bilgicinden tavsiye alan ya da sermayesini daha kaliteli beslenmeye harcayan bir eleman daha uzun yasayabiliyor?

3) Diger 3 maddede elbette ki degisen hayat kosullari ve hazir yiyecekler cok onemli etmenlerdir. Ancak yiyecegin kokeninden ve nasil hazirlandigindan cok, icerdigi kalorisine kafayi takan, bize kalp hastaliginin nedeni yuksek kolesterol diyen ve suruyle kolesterol dusurucu hap yutturan, afedersiniz bir yerimiz kasinsa ameliyat diyen modern tib zihniyeti bu akima destek degil, kostek olarak daha da artan bir ivmeye neden oluyor.

4) Bu arada umarim zahmet edip de yorum yapmadigin o diger tam 10 aci gercegi unutmaz ve beni sadece su 3 bilgi icin yargilamaya devam etmezsin.

5) Acil doktorlari ile ilgili konuyu acip acip duruyorsunuz, artik lisanimin anlasilmadigini dusunmeye baslayacagim valla. Yahu bana ne senin acil doktoruyla olan o anindan! Konumuz o degil diye kac kere anlattim ben bu forumda?

6) Tartismalarin ogretici olmasi sana bagli. Belki 20 tane kaynak kopyalamisimdir son 2-3 sayfada, bir o kadar da arastirilacak gercek iddia. Merak ediyor ve ogrenmek istiyor isen git arastir. Ama gelip de burada sana gore benim fikirlerimden neyin yanlis neyin dogru gorundugunu soyleme. Benim ulastigim yargi, bizzat kendi isimin tip sektoruyle olan iliskisinden, kisisel deneyimlerimden ve son 4 senedir okudugum referanslardan sekillenmistir. Senin yargilarinin arkasinda, acil doktoruyla olan o anindan baska hangi arastirmalar, tecrubeler var?

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

cakalcarlos
09 04 2006, 17:00
1) Amerikanın en zengin insanı olan Bill Gates e açılan milyar dolar tazminat davası biliyosundur. Amerikada bir kişi kanunlara karşı gelirse ve bu ispatlı bir suç ise kimsenin gözünün yaşına bakmazlar. İşi kitabına uydururlar o ayrı mesele. Konumuza dönicek olursak bir hata söz konusuysa ve bunu ispatlıyorlarsa o kağıda imza atılarsa bile tazminat davası açabilirler. Bu şartlarda da dava açılmıyorsa bu İnsan Haklarına aykırı bir durum oluşur. Ama ilaç firmasından para alıp tatile giden yada para alan doktorlar ülkemizde de bol miktarda bulunuyor. Bu ayrı mesele. Dediğim gibi her iş dalında böyle insanlar olabilir. Toptan hepsini zan altında bırakmanın alemi yok.

2) Bu sorduğun soruyu tandığım doktorlara sorucam. Bakalım cevap verebilecekler mi? Eğer cevap verirlerse bunu hangi derste öğrendiklerini sorucam. Veremezse de ne biçim doktorsun bi beslenme sorusunu yapamadın diyeceğim :D

3) Köydeki 100 yaşında ki teyzenin o yaşa gelmesinde hayatının düzenli oluşu yatmaktadır. Doğasına karşı gelmemiş o teyze. Ama bu şehir yaşamı bizim için bir seçim değil. Burada doğduk burada yaşıyoruz. Bi çiftliğim olsun içinde çocuklarım koşsun bunu kim istemez?

4) Los angeles yada San Francisco yada İsrailde ( okuduğum kadarıyla 1 tanesi kapanmıştı) tüm hastaneler mi kapanmış yoksa tek bir hastane mi? Hastalar hastaneye o dönem içinde gitmemişlerdir, evlerinde teşhis koyulmadan ölmüşlerdir. Eğer ki o şehirde ki tüm hastaneler kapanmış (sadece acil ve bebek doğum gibi hayati bölümler açık kalmış) ve o şehirde ki tüm ölüm toplamı bir önce ki aya göre %30 un üstünde artıysa bu haber benim için değer kazanır. Ama bir hastanede grev varsa benim için bi şey ifade etmez. Ölmek üzere olan hastalar başka bölgede olan hastaneye gitmişlerde orada can vermişlerdir.

5) Allah (C.C.) iyilerin yanındadır zaten. İçinde kötülük ve art niyet olan insanlara karşı olan mücadelene katılıyorum ama pire için yorgan yakıyosun sende. 1 kaç kendini bilmez doktor için tüm doktorlara laf atman yanlış. En başta yaptıkları mesleğe saygı duymamız lazım. Burada ki insanlar iyiki cahil cühela insanlar değil. yoksa Saircon böyle dedi doktora gitmeyelim çıkrıkçıya gidelim derlerdi.

SinCityMARV
09 04 2006, 17:00
Selamlar!

Doktor olmak kolay değil elbet.Ama benim şahsen doktorlarla ne zaman işim olsa kendimi hep onları eleştirir buldum.Hernekadar olanlar şanssızlığıma bağlı olsada!

1-)Parmağımı kapıya kıstırtım. Tırnağım çıktı yerinden. Çektirmeye gittim.Doktor tırnağı çekti.Bir sürü şey sürdü.Bir taraftanda benden önceki kolundan bıçak yemiş bir hastayı kovdu.Sonra bana bir pansuman yaptı bütün gece uyuyamadım.Ertesi sabah sağlık ocağına gittim.Orada bir açtılarki parmak mosmor ve boğum boğum olmuş. Doktorum bana 4 saat geç gelseydin kangren olcakmışsın dedi.Alt tarafı tırnağı çıkan bir insan hınçla yapılmış bir pansuman yüzünden parmaksız kalsa doktorluk bunun neresinde diye sorasım geliyor.
2-)Anneannem (yada ananem :) ) 5yıldır yürüme bozukluğu, hareketlerde yavaşlama, kaslarda kuvvetsizlik gibi şikayetlerle doktor doktor gezdi.Daha ancak 5 ay önce parkinson olduğu teşhis edilebildi.Kendisi bile ben parkinsonum diyordu okuduğu dergilerden.
3-)Zamanında ihtiyacım olduğu için gittiğim psikiyatrisim her ay 100 kağıt verip yanına gitmediğim için şimdi benle konuşmuyor.İşi varken geliyor işi bitince eyvallah diyemi düşündü ne.İşim bittikten sonra niye gideyimki.Sapıkmıyım ben?

Peki şimdi ben nedemek istiyorum.Doktorlara gerek yoktur demiyorum tabikide.Belki İzmir'de 3 tane kötü doktor vardı üçüde bana denk geldi.Ama onlarda insan hata yapabilirler.Özelliklede yanlış teşhis çokça örnek verilebilecek bişey.Paylaşmak istedim laf açılmışken.

Saircon,

Ağırlığımızın 1/30i kadar su içmemiz gerektiğini söylemiştin. Sana su nasıl içilmelidir diye sorucam buseferde?Yani yemekten sonra, antrenmandan önce, yatmadan önce gibi eylem öncesi yada sonralarından hangilerinde su içilmelidir,hangilerinde içilmemelidir?Mesela zıplamadan önce içilebilir ama zıplarken içilmemelidir gibi değil ama benzer şekilde işte ? ! ? :) ;) Cin'in sorcağı soruda bu kadar olur zaten.

Masteer,
Boksörlere tavsiyelerini vermişsin.Ama ben kendi bildiklerim doğrultusunda bunlara katılamıyorum.Nedenine gelince...

Boksta şöyle bir deşsen baksan 20-25 çeşit yumruk vardır.Ama temel olarak üç yumruk vardır.Bunlar :
1-)Direkt vuruş:Kolun hızlıca rakibe doğru açılıp düz bir hat üzerinde giden ve genelde seri halinde rakibi şaşırtmak, savunmasını açmak amaçlı atılan yumruktur.Bunda dirsek açıldığı için tricepsler çalışır.Yani patlayıcı şekilde çalışan tricepsler ne kadar kuvvetli vurursa vursun 4. raundu göremez
2-)Kroşe vuruş:Kolun yandan kırık vaziyette ve eğri bir hat üzerinde atılan yumruktur.
3-)Aparküt vuruş:Kolun alttan genelde rakibin çene altına atılan yumruktur( kroşenin alttan gelen versiyonu)

2. ve 3. vuruşlarda yumruğa ivme vermek için genelde yumruk atan kol hedefe yaklaştıkça dirsekten kırılır.Yani biceps çalışır.

Boksta genellikle direkt yumruklar gardı bozmak için atılan uzak mesafe,kroşe ve aparkütler rakibi yere indirmek için atılan kısa mesafe yumruklardır.Yani boksörün tricepsleri sürat ve dayanıklılık,omuz,göğüs ve bicepsleri de kuvvet çalışmalıdır.Mesela Tyson büyük ihtimalle tricepslerede bicepslerede kuvvet çalışmış bir adam.Bu yüzden denk getirirse 1dakikaya varmadan rakibi iniyor.Ama 4. raundta rakip hala inmemişse kendisi tanınmıyacak hale geliyor.L.Lewis ve D.Williams ile yaptığı maçlardada böyle kaybetmedimi?

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

SinCityMARV
09 04 2006, 17:00
Masteer

Thyson değil Tyson!.. (ehe uhe hehe)

Ya ne olcak bu memleketin hali yaa! :)

Bende sana katılıyorum.Serkan şimdi hakikatende karacahil,doktor düşmanı,salak bi fikir yapısına sahip ve bunca şeyi boşuna okumuş bir insan.Halada boşuna okuyor. (!)

Ya bu kadar şey söyledikten sonra onun sana karşılık vermemesini nasıl beklersinki.Zaten beklediğini zannetmiyorum.

Tartışmak güzeldir.Seviye korundukça.

Daha öncede Konan'ın fikirleri Saircon ile ters düştüğünde mavi köşe kırmızı köşe espirisini yapmıştın.Neyseki Konan gaza gelmedi.

Bu forumda senin sadece Serkanla uğraşmanı eleştiriyorum.Yani ilginç geliyor.Bu kadar kişi içinde tek o mu yanlışlar yazıyor. Tecrübeli biri olarak neden başka abuk sabuk şeyler yazanlarıda eleştirmiyorsun?Öyle değilmi? Yani herkesi eleştiren bir yapıda olsan, benim gibi herşeye burnunu soksan tamam diyecem ağzına düştü yandı ama sen şahsa hedef almışsın.Bu açıkça görünüyor.Güzel bir görüntüde değil ne yazıkki



:o

diamonda
09 04 2006, 17:00
Merhaba arkadaşlar,
sizin kadar sık yazamadığım için uzun uzun yazmak zorunda kalıyorum, umarım sıkıcı olmuyordur. Biraz zaman ayırıp okuyabilirseniz, sanırım birşeyler ifade edecektir:

İlk olarak şu teorisyen ve pratisyen ayırımından dem vurmak istiyorum. Bu Saircon ve Masteer için yanıt niteliği taşıyor. Sanırım Saircon ne dediğimi anlayacaktır, - maden mühendisiydin, değil mi?- mühendislik fakültesinde okurken ve mezun olduğum ilk birkaç sene içinde yaşadığım bir durum vardı. İnsanlar okuduğum dalla ilgili olarak bana pratik hayatın içinden sorular yöneltirler, staj yaptığım ya da çalıştığım fabrikalarda önüme bozuk makinalar, sistemler getirirler - hatta arkadaş ziyaretlerinde çalışmayan bulaşık makinası-buzdolabı gibi cihazları tamir etmem bile beklenirdi- ve çözüm önerilerimi beklerlerdi. Bu noktada, bir mühendis olarak sıklıkla teknisyen arkadaşlarla karşılaştırılıp, bazı alaycı tavırlara maruz kalırdık. Bu yalnızca benim değil, bir çok mühendis meslektaşımın yaşadığı bir ikilemdi. Mesleki olgunluğu biraz kazanmaya başladığımız da şunu farkettip hepimiz: teknisyenler ve mühendisler aynı ekosistemin iki ayrı parçasıydı ancak yaptıkları işlevler, yapmaları beklenenler ve yapabilecekleri birbirinden bütünüyle farklıydı. Bir mühendis, bir teknisyen pratiğinde küçük ölçekli sorunlara kolay ve etkin çözümler getiremezdi, çünkü eğitimi ve tecrübesi bu yönde değildi. Bir teknikyen de bir mühendis kadar makroölçekte, geniş planda tasarım-planlama yapabilmek yeteneğinde ve bilgisinde değildir. Bir fabrikayı bir teknisyene, bir makinayı da bir mühendise emanet edemezsiniz.

Sizin içine düştüğünüz tartışma da bunun bir başka bacağı. Serkan'ın elde etmiş olduğu bilgi birikimi, tecrübesi ve bilimsel yaklaşımlarını resmini gönder de görelim şeklinde değerlendirmeye çalışmanız, Einstein'ın önüne malzeme verip atom bombası yapmasını beklemeye benzer. Bu noktada, masteer'ın ve diğerlerinin kendi vücutları üzerinde elde etmiş oldukları tecrübe elbette ki çok değerlidir ve örnek alınacak pratik noktaları vardır, bu yüzden bazı detay sorularımı masteer'a yönlendirmekteyim. Ancak, genel olarak bu işe sıfırdan başlayacak, kendisini en sağlıklı olarak geliştirmek isteyecek bir bireyin Saircon'ın tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmesi en doğrusu olacaktır. Ve bu yüzden tabi ki enseye press neden zararlı sorusunun en doğru muhattabı Saircon'dır.

Saircon, evet, ben bu forumda üç beş kez yazdım ve genelde soru soran noktadayım. Ancak, kendi uzmanlık alanlarımla ilgili başka forumlarda da boy göstermekteyim ve senin gibi yanıtlayan noktada olduğum bir çok forumda, senin yaşadıklarına benzer durumlarla karşılaşmaktayım. Ancak, son altı-yedi yıldır hiç soğukkanlılığımı kaybettiğimi, polemiğe senin kadar girdiğimi anımsamıyorum. - Bana, kendine yapılanları örnek gösterip, haksız mıyım demiştin- Haklı olduğun noktalar çoğunlukta bile olsa, benim seçimim bazı şeylere yanıt vermemek ve sinirlenmemek olurdu, oluyor. Bunu bir marifet olarak görmüyorum, bu benim kişiliğimin bir yansıması. Ancak şunu farkettim, yanıt vermek ve sinirlenmek bir çözüm getirmiyor. Bu yüzden, sen ne bilirsin ki, bizim halaoğlu radyoyu sallamış, artık daha iyi ses veriyormuş dendiğinde bile, öyledir diyerek boşveriyorum. Elbette o radyo sallanmaktan ses veremez hale geldiğinde neyin ne olduğu anlaşılıyor. Tabi insan sağlığı başka bir durum... Neyse, sonuç olarak söylemek istediğim, bir konuyu en iyi bilen olman ya da bilgi çerçeven, sinirlenmeni ya da agresifleşmeni gerektirmez. Bu bir seçimdir. Ama başka seçenekler de mevcuttur.

Tıp ve doktorlar alanına gelince. Bence bu noktada sapla samanı birbirinden ayırmak ve ayrı ayrı incelemek gerekir. Ancak şunu vurgulamak isterim ki, Amerika'da, sistemi tanıyacak kadar uzun süre yaşamamış bir bireyseniz Saircon'ın ne dediğini anlamanız bir parça güç olacaktır. Özellikle ilaç sektörü, bütünüyle kar için çalışan bir durumdadır ve sağlık sektörü de bundan doğal olarak etkilenmektedir. Beyin cerrahlarının yaptığı işleri, kalp cerrahlarının kurtardığı hayatları tartışmaya gerek görmemekteyim.Ya da patalogların çalışmalarıyla ortaya çıkarılan aşıları... Bugün, çiçek hastalığının kökü kazındıysa, çocuklar kızamıktan ölmüyorsa ve tifo, sıtma kolayca tedavi edilebilen hastalıklarla, bu tıp biliminin ilerlemeleri sayesindedir. Evet, tüm bu ilaçların kökü bitkilerdir ve bu son derece normaldir, aşı dediğimiz şeyin özü virüsün kendisidir zaten ve doğadan gelen sorunun çözümü de bi tabi ki doğadan olacaktır. Ancak bu çözümleri bulup çıkaran, hayatımıza kazandıran da araştırmacılar, tıp ve doktorlardır.
Ancak, şu da başka bir gerçektir, ilaç sektörü AIDS için bir aşı geliştirmek yerine, hastalığın son derece pahalı ilaçlarını piyasaya vererek karını maksimize etmeye çalışmaktadır. Doktorların hatalı teşhisleri ve tedavileri her yıl binlerce insanın canına da mal olmaktadır. ancak bu yüzden tıp bilimini, daha doğrusu tıp biliminin bileşenlerini bütünüyle suçlamak, trafik kazaları yüzünden arabaları suçlamakla eşdeğerdir. İnsanlar kazalarda ölüyor diye, yolları kapatıp arabaların üretimine son vermiyoruz, yalnızca önlemler alıyoruz. Benzer bir mantık tıp biliminde de uygulanmalıdır ve bu yüzden tedavileri doğanın içinden arayan hekimlerin popülaritesi artmaya başlamıştır.

Son olarak kendi özel durumumla ilgili yazmak isterim:

1-2) Omuz için dumpbell press yapacağım, ayakta...


3) Aslında anatomik olarak ön omuzlarım normal duruşta öne doğru çıkık, ellerim arkaya dönük değil ancak sanırım çalışmada tercih ettiğim hareketler ön omuzlarımın daha fazla gelişmesine neden oldu. Bu noktada ne yapmam gerektiğine hala emin değil. Biraz daha yardımcı olabilir misin?

4) Yukarida verdigim listeye bakarsan, bacak kaslarinin tamamina hitab edebilmek icin squatin yanina egilme (dead-lift) ve one genis bacak comelme (lunge) egzersizlerini de ekleyebilecegini goreceksin.
OK. teşekkür ederim.

5) Benim kisisel gorusum, midenin siskinligi ya da one cikik goruntusu daha cok beslenmen ile alakali. Eger bu konuda fikirlerime acik isen, bana ortalama bir gununde, her bir ogununde olabildigince detayli olarak ne yedigini soylemeni isteyecegim.
Tabi, çok standart aslında:
- Sabah kalkınca 0.5 litre süt ile başlarım (08:00)
- Sandviç: 200 gr. kadar ekmeğin içine konulan 100. gr. peynir, domates, mantar, kıvırcık (09.30)
- Bir elma, muz - 11.00
- Bir tabak makarna, ızgara tavuk ya da et, sebze çorbası, soda 13:00
- 150 gram kadar fındık 15:00
- Yukarıdaki sandviçin aynı 17:00
- Izgara tavuk-et, büyük bir salata, kimi zaman makarna ya da pilav, gününe göre mercimek yemeği vs.. 21.00
- Bolca meyva 22.00-24.00
- 0.5 litre süt 24.00

Günde 10 bardak çay içiyorum, toplam 20 adet şeker tüketiyorum. Hafta sonları 1-1.5 litre kadar şarap içerim, her gün yarım litre olacak şekilde, cuma-cumartesi, pazar... Yine günde 4 litre kadar su tüketiyorum.

Son üç yıldır Fast-food tüketmiyorum, şarküteri ürünleri - sucuk, salam, sosis- kullanmam, tereyağına karşı özel bir alerjim var, yalnızca zeytinyağı kullanabiliyorum yemeklerde.

Yardımların için teşekkür ederim,
sağlıklı günler

diamonda
09 04 2006, 17:00
Sevgili Batu,
arada kaldığımı hissediyorum. Bir kez daha vurgulamak isterim ki:

- ben kimsenin tarafında değilim.
- Seni teknisyen, elemanı mühendis yapmadım, yalnızca empati kurabilmek için kendi hayatımdan örnek vermek istedim. Burada vurgulamak istediğim pratik bilgi ve teorik çalışma arasındaki farktı.
- Şu bir gerçek ki Saircon hepimizden fazla teorik çerçeve konusunda kafa yormuş, araştırma yapmış, bunları belirli kriterlerde yazılı olarak derlemiş durumda
- Şu bir gerçek ki, sen de yıllardır bu sporu yaparak, pratik ve kendin için yaptığın araştırma ile belirli bir derecede teorik olarak iyi bir seviyedesin.
- Dikkatini çekerim, senin şu anda sahip olduğun bilgi birikimi- yanılıyorsam düzelt- kendi üzerinde elde etmiş tecrüben ve kendin için yaptığın araştırmalarla sabit, yani yapmış olduğun araştırma-bilgi edinme, kendi gelişimin üzerine odaklı. Bunda yanlış birşey yok, bu yüzden, ben gelişemiyorum, ne olur bir el atın sorusunu sana yönelttim. Yine aynı soruyu sana yöneltirim
- Saircon'dan aldığım izlenim, çalışmalarını kendi kişisel gelişimi için değil, meslek olarak benimseyerek ve geniş kitleler için doğruların ne olduğunu düşünerek yapmış olduğu. Yanılıyor olabilirim, bu benim izlenimim.

Sevgili Batu,
algılama güçlüğü çekmiyorum ama serkan'ın da senin de şu andaki düşüncelerinizin daha doğrusu tepkilerinizin öfkeden kaynaklı olarak bir parça gerektiğinden fazla olduğunu düşünüyorum.

Ve... arka omuz konusunda senin fikrin nedir diye sana sormak üzereyken sorularını bundan sonra kendisine yönelt şeklinde yaklaşman beni üzdü.

saygılar, sağlıklı günler...

konan
09 04 2006, 17:00
Selam Millet ,

ben de doktorlarla ilgili yaşanmış gerçek bir olaydan bahsedeceğim

halde çalışırken o kasa kaldırma yarışları , bilek güreşi yarışları , kim en çok karpuzu tutar yarışları yaptığımız kanımızın kaynadığı güç gösterileri yaptığımız 22-23 yaş dönemlerim

bir arkadaşımız vardı içimizde ona İtalyan Osman derdik biraz rockye benzerdi o da güçlü idi ve iyi kasa kaldıran bir arkadaştı bir gün omuzundan başlayan ve koltukaltından kaburgaya kadar devam eden bir agrı başgösterdi bu arkadaş bu agrılar dayanılmaz olunca doktora gitti doktar ona böbregin biri iflas onu almamız lazım demiş birçok film ve kontrolden sonra

arkadaş kara kara düşünüyor daha 24 yaşında kınından çekilmiş kılıç gibi çok sağlam ve gözü kara bir arkadaşımız adam eridi bitti ya kafayı sıyıracak

lan dedim İtalyan git başka doktorlara onlarada sor

İtalyan gidiyor birbaşka doktora kadın doktor demiş sana böbreğin iflas deyen doktora git yüzüne tükür oğlum taş gibisin sadece omuzuna fazla yüklenmişsin (hani bizim italyan da kamyon gibiydi dünyanın kasasını yüklerdi omuzuna )oraları incitmişsin biraz dinlenecek hiç bir agırlık kaldırmayacaksın en az 20-30 gün

sonra başka doktorlara da gitmiş bizmkisi onlarda bayanın dediğini söylemişler

işte böyle.....1ay sonra İtalyanla tekrara kasa kaldırma yarışına başladık
az daha çelik gibi bir arkadaşımız maf olacaktı

bu açıdan Saircona katılıyorum çogu doktor mesleğini para ve menfaat uğruna kötüye kullanabiliyor öncelikle kendimizin de bilinçli olması gerekir

tabi ki bütün doktorları da kötülemek istemem

Saygılar ,

masteer
09 04 2006, 17:00
Kelımelere ve yazılıslara takıntısı olan sensın ben degılım, ben elımın begendıgı gıbı yazıyorum, ayrıca nasıl konusuyorsam oyle yazıyorum, hatta bazende bılerek bozarak yazıyorum - mesela bunnar derım,
koscan ,yapcan derım , aratma sımdı bana butun yazılarındakı hataları.

Su benım yalakalık ozel mesajı ve senın cevabını buraya bır kopyala da ınsanlar gorsun ıcerıgı neymıs ve ne cevap gelmıs. Ben senın bılgınden faydalanmak ıcın mesaj atmadım, spora gonul vermıs bır ınsan oldugun ıcın attım, o zamanlar senın bu kadar saldırgan ve benmerkezcı oldugunu bılmıyordum hata etmısım, eger bu yalakalıksa aynı yalakalıkları sen de bana yapmıstın cevabında.

Senın hatan sureklı ben egıtım alıyorum sen kımsın mealınde yazman, bunu onplana cıkarmaya calısma bırak eger bır deger ortaya koyuyorsan ınsanlar bunu degerlendırsın, ben tekstılın de egıtımını almadım ama yanımda textıl muhendıslerı calıstı.

masteer
09 04 2006, 17:00
Bu arada artık bende kendıme bır unvan verecem, nasılsa yazdınmı oluyor.

Batuhan Güray
Sahte Uzman Terminatörü

masteer
09 04 2006, 17:00
Cıncıgım,

Ben zaten aradakı kotuler yuzunden butun doktorların ve bu camıanın topyekun kotu nıyetlı gosterılemeyecegını anlattım, bir yerde doktorlar greve gıdınce olum neden duser bılıyormusun, cunku
yapılması gereken amelıyatlar suruncemede kalır, halbukı cagırsalar bızım elemanı egzersız ve beslenme uzmanı olarak elıne bı nester alsa oda gereklı mudahaleyı yapabılır ama dusunemıyorlar ıste, ertelenen amelıyatlar yuzunden de olum oranı dusmus gıbı gorunur.

Bunu anlamak ıcın oyle 40-50 gun sonuc cıkarmaz, bunu soylemek ve boyle dusunmek tam bır karacahıllık, tamamen kaldırın doktorları ve tıp ınsanlarını bakalım o ulkede yasam uzuyormu kısalıyormu,boyle salak bır fıkır yapısına sahıp adam gormedım.

Yumruklarla ılgılı dırektlerınde trıceps, krose ve aparkutlerınde ıse omuz,gogus calısırken stabılıteyı yanı kolun kanca gıbı sabıt durusunu bıceps,trıceps saglıyor. Zaten yazımda boksorlerın agırlık dısında sureklı dayanıklılık egzersızı yaptıgını yazmıstım, agırlıktada aynı amaca yonelık calısmaları sacma olur, agırlıgı guclerını arttırmak ıcın yaparlar, ve dedıgım gıbı patlama guclerının artması cok onemlıdır.

Bıceps hıcbır boksorde bır bodycı gıbı sıs degıldır dıkkat edersen.Thyson ıcın dedıklerın dogru, ılk 3-4 roundu atlatan kısının sansı var, zaten son donemde ıyıce kofte oldu kendısı , efsanenın sonu bır nevı.

Batuhan Güray
Ucuk fıkır curutucusu

masteer
09 04 2006, 17:00
Cıncıgım,

Sadece o yanlıs yazmıyor, ama konusulunca sadece o evet haklısın demekten acız ve sureklı ben egıtım aldım ben bılımsel yaklasıyorum , sen bılmıyorsun meydan okumasında bulunuyor, sızler bu konuda sınırlı bılgıye sahıp olarak konuların altına konan ıkı tane lınkın etkısınde kalıp bılımsel bır goruntu alıyor olabılırsınız, ancak ben o lınklerde sadece ve sadece butun dunyanın vucut gelıstırme ıle ılgılı genel kabullerının zıttı olan yaklasımlar ve acıkca ınsanlara vucut gelıstırmeyın kosun , hoplayın zıplayın, supplement kullanmayın onermelerını goruyorum.

Zarfa degıl mazrufa bakın bıraz artık, amerıkada yasaya yasaya bır konuda uzmanlastıgı kesın, o da haksızken mazlum ve haklı goruntusune burunmek.

Yenı arkadaslar mesela su doktor konusunda kendısıne bır seyler anlatıp ıkna etmeye calısıyorlar, guluyorum, cunku kendısı padısahın sag kısmı olarak hıcbırdedıgının yanlıs olacagını kabul etmez, aylarca
sıze yazdıgının dogrulugunu ıspat etmek ıcın debelenır cunku sabıt fıkırlıdır.

Sabıt fıkır nedır, kendı dusunucesını kım ne derse desın ben dogrusunu bılıyorum dıyerek degıstırmemektır, bunun daha ıyı bır ornegını gormemıstım.

Resım konusuna gelınce, ben neden baska bır spora degıl bodye yoneldım bılıyormusunuz? Cunku body saf determınızmdır, baska sporlarda kım ıyı kım kotu bır bakısta bellı olmaz, ayrıca dıger sporlar suprızlere acıktır, ancak body oyle degıl. Benım sporumda suprız yoktur, ben her antrenmanda 150 kg bench basabılıyorsam o gun kotu gunumse en fazla 10 kg oynar, aynı sekılde ben ıyı bır form yakalamıssam salona gıren kısı bu elemana degıl bana gelır sorar.

Ah sanal dunyanın nımetlerı , body konusunda egzersızler ve hangı kasları nasıl calıstırdıgı konusunda
tıfıl bır fıtnescı cıkacak ve bana ben senden daha ıyı bılıyorum dıyecek, aynı salonda olsaydık kendısı
bır kosede benı kesıyor ve steroıdlerın zararını falan anlatıyor olurdu.

Resımı bu yuzden ıstıyorum, bana ben daha ıyı bılyorum dıyecek adam neden daha ıyı bılesın kı dedıgımde sebebını belırtecek, o sebepte hayalı egıtım ve sertıfıkalarla olmaz.

Daha pulloverın hangı kası calıstırdıgını bılmeyen adam bana bılgıclık taslayamaz.

Batu
Antı-safsata Team Leader

masteer
09 04 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Haa bırde su okuma konusunu acıklıga kavusturalım, oyle bır durum olustu kı sankı kendısı spor akademısı mezunu veya ogrencısı, hangı dıplomaya dayanarak bana egıtım aldım denıldıgını hıc anlamıs degılım, o egıtım neye denk bır unıversıte hocası edasıyla bana egıtım aldım dıyecek ne gıbı bır altyapı var???

Batu
Sallama egıtım sahıplerını ıfşa Kurulu Asbaskanı

masteer
09 04 2006, 17:00
Selam MIllet,

Bodyforumtrden cok guzel bır yazı;

Ne yazık ki tartışma ve kavga günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası artık. Hangi tipte kavgacı olduğunuzu bildiğinizde böyle durumlara karşı önlem almak ise kolaylaşıyor.

Bazen bir damla ağzına kadar dolmuş bardağın taşmasına sebebiyet verebiliyor. Hele eşiniz bilmem kaçıncı defadır çıkarken çöp torbasını kapının önüne koymayı unutuyor ya, dayanılmaz bir durum değil mi bu? Ya da banyodan bir türlü çıkmayı bilmemesi yeterli bir sebep değil mi? Bu ve bunun gibi bir sürü son damla ile önemli tartışmalara sürüklenebiliyoruz yer yer.

Çoğunlukla günlük hayatın parçası olarak ortaya çıkan bu tarz küçük anlaşmazlıkları basit bir gülümseme, şakayla karışık bir takılma ya da bir kucaklaşma ile çözmek mümkün. Ama bu önemli hamleyi yapamaz da araya biraz zaman girmesine sebep olursak işte o zaman bir damlanın sebebiyet verdiği küçük anlaşmazlığın büyümesi kaçınılmaz oluyor.

Barışmak için her şeyden önce barışmaya hazır olmak lazım elbette. Flensburg Üniversitesi Psikoloji bölümünde 250 kişi üzerinde yapılan bir inceleme sonucunda insanlar bu yönden 4 farklı kişilik tipine ayrılmıştır:

Uzlaşıcı tip (%29):

Uysal ve uyumlu bir karakter sergilerler. 45�54 yaş arası yüksekokul mezunları arasında daha yaygın olarak tespit edilmiştir. Barışçı ve karşı tarafa saygılı bir çizgileri vardır. Yapıcı ve uzlaşmacı tavır takınırlar. Tartışma anında hedefinden sapma göstermez ve kurallarına bağlı kalır. Her iki tarafı da memnun edebilecek orta noktaları bulmaya çalışır. Şayet tartışmadan haklı çıkan taraf kendisi olursa, karşı cephenin gönlünü almayı ihmal etmez. Haksız çıktığında da küsüp geri çekilmeyi değil yine birlikte hareket etmeyi seçer.

Şayet sizin tipiniz de bu ise, başkalarının tartışmalarında arabuluculuk yapacak ideal kişisiniz aynı zamanda. Bu kişilik yapısını taşıyan birisi ile anlaşmazlığa düştüğünüzde ise kendi görüşlerinizi mantıklı nedenleri ile birlikte ortaya koyabildiğiniz ölçüde ikna edici olabilirsiniz; böyle bir durumda en önemli mesajınız ise ortak bir çözüm arayışında olduğunuzu ısrarla vurgulamak olmalıdır.

Kışkırtıcı tip (%22):

Hiç kimseyi gözetmeksizin sadece bir tek haklı tanır, o da kendisi. 25�34 yaş arası erkekler arasında daha yaygındır. Genellikle tartışmayı başlatan taraf olurlar ve hiç barışçı değildirler. Savundukları şeyden emin olmasalar bile çok iyi rol yapar ve sonuna kadar savunurlar. Yer yer fiziksel güç kullanmaktan da çekinmezler. Tartışmadan haklı çıktıkları anda zafer kazanmış gibi kutlarlar, haksız çıkan tarafın duygularını düşünmezler. Hani olmaz ya, nadiren haksız taraf olarak ilan edilirlerse intikam yemini ederler.

Bu tipte bir insansanız şayet sizi ancak yeni bir anlayış çizgisine gelmeye davet edebiliriz: �Lütfen başkalarına size nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranınız.� Bu tarz bir kişilik ile tartışmaya girenlere tavsiyemiz ise hemen egemenliklerini tanımamalarıdır. Açık ve net bir şekilde kendi görüşünüzü ortaya koyun ancak gereksiz kelime oyunları ve uzatmalardan kaçının. En iyisi onu mümkün olduğu kadar duymamanız ve kendi yolunuza gitmeniz olacaktır.

Kararsız tip (%22):

Kendini ifade etmekte problemleri vardır. Onun için kavga sırasında bir öne çıkar, bir geri çekilir. Bu grupta daha çok 25�34 yaş arası bayanları görüyoruz. Endişeli ve kendine güvenmeyen bir çizgisi vardır. Kendi görüşünü savunurken ciddi bir direnç ile karşılaştığında yarı yoldan döner. Çoğunlukla kendilerini karşı tarafın yerine koymayı da iyi becerdiklerinden haklı çıktıkları tartışmalar sonunda muhataplarına karşı çok ileri gitmiş olabilecekleri düşüncesiyle üzülebilirler. Haksız çıktıklarında ise sıklıkla küserek ayrılırlar.

Böyle kararsız kişilik yapısındakilere ilk önerimiz hedefinizi net bir şekilde gözünüzün önünde tutmanız. Durmadan gelgitler içerisinde bir çözüme ulaşmanız oldukça zor olacaktır çünkü. Karşınızdaki muhatabınız bu tipe uyan bir kişilik yapısı sergilediğinde ise sakın kendinizi onun gelgitlerine kaptırmayın. Karşı tarafın net bir görüş ortaya koyamaması sizi kendi hedefinizden saptırmamalı.

Çekinik tip (%27):

Asla kavgayı başlatmaz. Bunun için kendini barışmak için ilk adımı atmamakta da haklı görür ama. Bu grupta karşımıza daha geniş bir demografik dağılım çıkıyor; 25�44 yaş arası ve 54 yaş üzeri hem kadın hem erkekler, çoğu kez de lise ve daha düşük düzey okul mezunları ön planda yer alıyor. Hırssız ve mütevazı bir tavır içindedirler. Dolayısıyla tartışma potansiyeli olan birçok olaydan daha baştan kaçınırlar. Tartışmayı anlamsız ve rahatsız edici bulduklarından mümkün olduğunca uzak dururlar. Başlayan tartışmalarda barışma ve uzlaşma konusunda çok başarılı olmasalar da tartışma ort***** nadiren girdiklerinden bunun için özel teknikler geliştirmeye de ihtiyaç hissetmezler.

Bu tipteki insanlara aslında kendilerinin de bir görüş ortaya koymaları gerektiğini önereceğiz. Devamlı kaçak güreşerek bir yere varılamayacağını yapıcı bir tartışma ortamından da kazanç elde edilebileceğini kabul etmeleri gerekmektedir. Muhatabınız bu kişilik tipine uygun bir yapı sergilediğinde ise onun beklentilerine uygun şekilde koruyucu bir üslup takınmaktan kaçınmak daha doğru olacaktır. Yoksa problemleri sümenaltı etmiş olmaktan başka bir şey yapmış olmazsınız ve bunlar orada durduğu müddetçe de sizi rahatsız etmeye devam edecektir. Bunun için, tıpkı kararsız tipte de yapmanız gerektiği gibi, karşı tarafın sorumluluğunu almadan kendi sınırlarınızı açık ve net bir şekilde � ama mutlaka dostane tavırla � belirleyin.

Batu
Kıskırtıcı tıplere karsı delırıp balatayı sıyırma uzmanı

masteer
09 04 2006, 17:00
Dıamonda,

Yazını cok dıkkatlı okumamısım, sen neye dayanarak benı teknısyen elemanıda muhendıs yaptın, kendısının yuksek body ıhtısası dıplomasını falan mı gordun, yoksa kullanılan ıkı tane latınce kelımeye veya verdıgı lınklere mı tav oldun. Algılamada guclugun var sanırım, butun tartısmalarımızı okursan benım dogru fıkırlerı ,elemanın ucuk fıkırlerı savundugunu gorursun,ornek mı

1.Pullover nereyı calıstırır, gıdın dunyadakı yuz ustaya sorun dumbbelll pullover nereı calıstırır?
2.Neanderthaller tası sıkarak ufalarmı, yoksa koca gobeklı kıt beyınlı mıdırler ve homosapıensler tarafından tarıh sahnesınden sılınmıslermıdır, ayrıca cagımızda nasıl yasamamız gerektıgı ıle ılgılı almamız gereken ornek neanderthal mıdır.
3.Doktorlar duzenbaz ve bılınclı olarak bızı kısa surede olduren,ılac bagımlısı yapan kısıler mıdır, ve doktor yerıne aktarlara kosup bol tereyag yıyıp hayatımızı uzatabılırmıyız?
4.Sutu kaynatmadan , cıg cıg mı ıcmelıyız, cocuklarınıza koy sutunu oyle mı ıcıreceksınız.
5.Bodybuıldıng yapıyorsanız supplement hıc kullanmadan nereye kadar ılerleyebılırsınız.

Daha yazasım yok, sen sımdı bu tartısmaları okudun mu, okuyupta karar verebıldın mı, lınklerı gorunce mı sana bılımsel geldı.

Demıssın kı:

İlk olarak şu teorisyen ve pratisyen ayırımından dem vurmak istiyorum. Bu Saircon ve Masteer için yanıt niteliği taşıyor. Sanırım Saircon ne dediğimi anlayacaktır, - maden mühendisiydin, değil mi?- mühendislik fakültesinde okurken ve mezun olduğum ilk birkaç sene içinde yaşadığım bir durum vardı. İnsanlar okuduğum dalla ilgili olarak bana pratik hayatın içinden sorular yöneltirler, staj yaptığım ya da çalıştığım fabrikalarda önüme bozuk makinalar, sistemler getirirler - hatta arkadaş ziyaretlerinde çalışmayan bulaşık makinası-buzdolabı gibi cihazları tamir etmem bile beklenirdi- ve çözüm önerilerimi beklerlerdi. Bu noktada, bir mühendis olarak sıklıkla teknisyen arkadaşlarla karşılaştırılıp, bazı alaycı tavırlara maruz kalırdık. Bu yalnızca benim değil, bir çok mühendis meslektaşımın yaşadığı bir ikilemdi. Mesleki olgunluğu biraz kazanmaya başladığımız da şunu farkettip hepimiz: teknisyenler ve mühendisler aynı ekosistemin iki ayrı parçasıydı ancak yaptıkları işlevler, yapmaları beklenenler ve yapabilecekleri birbirinden bütünüyle farklıydı. Bir mühendis, bir teknisyen pratiğinde küçük ölçekli sorunlara kolay ve etkin çözümler getiremezdi, çünkü eğitimi ve tecrübesi bu yönde değildi. Bir teknikyen de bir mühendis kadar makroölçekte, geniş planda tasarım-planlama yapabilmek yeteneğinde ve bilgisinde değildir. Bir fabrikayı bir teknisyene, bir makinayı da bir mühendise emanet edemezsiniz.

Sizin içine düştüğünüz tartışma da bunun bir başka bacağı. Serkan'ın elde etmiş olduğu bilgi birikimi, tecrübesi ve bilimsel yaklaşımlarını resmini gönder de görelim şeklinde değerlendirmeye çalışmanız, Einstein'ın önüne malzeme verip atom bombası yapmasını beklemeye benzer. Bu noktada, masteer'ın ve diğerlerinin kendi vücutları üzerinde elde etmiş oldukları tecrübe elbette ki çok değerlidir ve örnek alınacak pratik noktaları vardır, bu yüzden bazı detay sorularımı masteer'a yönlendirmekteyim. Ancak, genel olarak bu işe sıfırdan başlayacak, kendisini en sağlıklı olarak geliştirmek isteyecek bir bireyin Saircon'ın tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmesi en doğrusu olacaktır. Ve bu yüzden tabi ki enseye press neden zararlı sorusunun en doğru muhattabı Saircon'dır.

Sen sorularını bundan sonra kendısıne yonelt gercekten de, kı zaten oyle yapıyorsun, hatta ınsanlara da bunu salık vermen cok yerınde olmus.Tesekkur ederım.

Batu
Dogru bılgıyı haketmeyenı ucuk dusunce sıstemlerının pencesıne ılelebet bırakma kararlılıgında encumen uyesı

masteer
09 04 2006, 17:00
Sevgılı Dıamonda,

Kızgınlıgımı sana yonelttıgım ıcın ozur dılerım,yazından makul ve mantıklı bır ınsan oldugun anlasılıyor,
sıvrı ıfadelerımı gerı aldıgımı bılmenı ısterım.

Kurdugun empatı yanlıs,ben zannettıgın gıbı bırı degılım ;

1.Ben bu spora 17 sene once basladım ve pıyasada Ozer Baysalıngden tut, Arnolda hemen her kıtabı okumusumdur,ayrıca bodybuıldıng coma uyeyım ve maılıme her makale gelır, usenmeden okurum,
okumadıgım yazı yok gıbıdır,o sıtede ne kadar cok konu baslıgı ve yazı oldugunu ıncelemenı ısterım,pek cok sampıyon bodycının cdsını seyretmısımdır.

2.4 turk ve yabancı forumda sureklı yazarım,bodyforumtr de aynı nıckle yazılarımı gorebılırsın.

3.Bu ıslere 3-5 sene once bırkac semıner bıtırerek baslamadım ben, o semınerlerın de nasıl egıtımler oldugunu cok ıyı bılırım, bır takım ınsanlar bu egıtımlerle ısım ve kazanc saglarlar, semınere gıdenlerde,
bızde ılerde baskasına semıner verıp para kazanırız dıye gıderler.

4.Sampıyon bodycıler Hakan Gumus ve Serdar Aktolga arkadasımdır. Serdarla body dısında bır ortamımız olmustu , ancak Hakan ben daha 19-20 yaslarındayken bu sporun ıncelıklerını bana ogretmıs ulkemızın yetıstırdıgı en onemlı bodycılerden bırıdır.Gene 2 sene oncede hayatımın en ıyı formunu onun sayesınde yakalamıstım.Bır sampıyondan neler ogrenebılecegınıze ınanamazsınız. Bu yuzden eleman
supplement,kur,defınısyon,program konularını gormeden bı sey dıyemem falan deyıp cevap veremezken-vermez degıl veremezken- ben her amaca yonelık ne uygulanması gerektıgını bılırım.Burada pratık bılgıden bahsetmıyoruz, teorık ve pratıgın bırlesımınden bahsedıyoruz.

5.Semınerlerın bır unıversıte egıtımı gıbı paye kazandırılarak ben egıtım aldım gıbı onermelerın sıddetle karsısındayım. Burada bıtırılmıs bır egıtım yok.4-5 haftalık semınerler sozkonusu, bunları bıtırerek beden egıtımı ogretmenlıgı bıle yapamaz ınsan. Hal boyle olunca sankı spor akademısınde yardımcı docentmıs gıbı egıtım aldım gıbı yaklasımları soyleyecek sozu bıten kısının acızlıgı olarak goruyorum.

6.Bu ısten para kazanmak bır secımdır, ben baska bır bransta karıyer yapıyorum, o baska bır bransta,
bende sporsalonunda hocalık yaptım,bu bransta devam etseydım dedıklerım daha mı degerlı olacaktı.
Toplamda emın olun ben hepınızden cok bu ıse zaman harcamısımdır.

7.Eskı yazıları okudum, gercekten de o smıleylerın yanında sokulan laflara bugune kadar ıyı dayanmısım,
en sınır bozucu olan ıse ınceden sureklı laf sokanın sonrada kalkıp ben bılıyorum o bılmıyor , ben egıtım aldım o kumastan anlar demesı.

Haaaa sımdı durum boyleyken benım sporumda, benden az yol katetmıs bırısı bana meydan okuyamaz,
okursa da ben sonuna kadar ugrasırım onunla

Batu
Sogukdus altında durarak ıslemcıyı yakmadan kurtaran , cevreye verdıgı rahatsızlıktan dolayıda ozur dıleyen kısı

masteer
09 04 2006, 17:00
Bu arada gene soylemezsem catlarım dayanamadım,
Deltoıd anterior-on,lateral-yan,posterior-arka bırbırınden farklı acılarla calıstırılır.

Anterıora yonelık hareketlerde -front raıse,shoulder pressler,mılıtary press gıbı, posterıor yanı arka omuz
resmen kanapeye yatar uyur. Kasların bır butun olarak calısması prensıbı pectoralıs clavıcular-ustgogus ve sternal ıcın bır dereceye kadar dogrudur,aynı sekılde quadrıcepste de buyuk olcude dogrudur, cunku bu kaslar kendı ıcınde 160 dereceye varan ve ucboyutlu farklı yonlerde guc verılmesını saglayamazlar.

Ama omuz farklıdır front raıse ve deltoıd rowıng arasında ınanılmaz bır acı farkı vardır, bu fark ıkıboyutlu degıl ucboyutlu bır farktır ve omuz dısında bu kadar farklı acılar sadece kemıgın dıger tarafında kalan kas sayesınde guce donusturulebılmektedır.

Ornek bıcepsın calıstıgı acının tersı yonde agırlıgı ancak trıceps ıle kaldırırız, veya quadrıcepsın calısmasını gerektıren acının tersını hamstrıngs ıle basabılırız.

Anlattabıldım mı bılmıyorum, ama madem anlasılır olmaya calısmak benı alaylı zannetmenıze sebep oluyor bundan kellı terımlerıyle anlatacam.Anlamayan da anlamasın napım.

Omuzun bu farklı durumunu bılmeyen semınerde kasların bır butun olarak calısması prensıbını duyarak sıze boyle yanlıs bılgı verır ve sız one basın arkada calısacaktır dıye yanlıs yonlendırır.

Ben sıze daha ne dıyım !!

Batu
Kımsenın bılmedıgını bılen bundan sonrada ukala olmaya kararlı egzersız uzmanı

masteer
09 04 2006, 17:00
Insanlıgın durumu ıle cızılmeye calısılan butun bu tabloya sadece tek bır sey soyleyecegım.

Son 90 yılda kronık kalp rahatsızlıklar acayıp artmıs oyle mı, 90 yıl once ecelı geldı oldu denılen ınsanların hangı hastalıktan oldugu dahı bılınmezken bu ıstatıksel sonuca nasıl ulasılmıs acaba.

Modern tıbbı yerden yere vuranlar unutmasınlar kı ınsan omru son 50 yılda yaklasık 7 sene kadar uzamıstır.Modern tıp ıse bır butundur ben kolum kırılınca gıttıgım doktoru severım saygı duyarım,
karacıgerım hastalanınca gıttıgım doktoru sevmem kotu nıyetlıdır dıye bır yaklasım olmaz. Bazı doktorların ve ozel hastanelerın para kazanma amacı gutmesıne aklı olan butun ınsanlar karsıdır,
ama bu doktorluk mefhumuna dıl uzatmaya ve onları topyekun kotulemeye bahane olamaz.

Batu
Doktorları sevelım yasatalım dernegı onursal baskanı

masteer
09 04 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Bu adresten kısılıgınıze uyan meslek neymıs bulabılırsınız

http://www.kotuvepis.com/meslekler.htm

Batuhan Güray

Büyük insan-site öyle diyor

Turac
09 04 2006, 17:00
Serkan,

Son yazından alıntılar yaparak başlayacağım.

9) Kronik kalp hastaliklari son 90 yil icerisinde %360 oraninda artmistir.
10) Son 15 sene icerisinde batili devletlerde obesite %35 oraninda artmistir.
13) Her uc Amerikali'dan birisi kanser hastasidir. Her 4 olumden 1'isinin nedeni kanser hastaligidir.
14) Modern tibbin en ileri teknolojiye sahip oldugu Amerika vatandaslari, diger devletlere oranla ortalama 5 sene daha erken olmektedir.

Öncelikle bu maddelerin sebeblerini modern tıbba ya da doktorlara bağlaman (en azından öyle gözükmesi) beni rahatsız etti. Sence bu gerçeklerin oluşmasındaki neden yanlış teşhis ve tedaviler mi? Yoksa, senin de ısrarla savunduğun, doğal olmayan yiyeceklerin tüketilmesi ve değişen çevre koşulları mı? Doktorlara neden güvenmediğini açıkladığın yazında yukarıdaki maddeler ya konuyla alakasız bazı gerçekler ya da çok saygın bir meslek dalına karşı yapılan ve kimsenin haddi olmayacak kadar ağır ithamlardır.

Yazından Acil doktorları hariç hiç bir doktora güvenmem. gibi bir yargı çıkıyor. Acil doktorlarına güvenmemek zaten olanaksız. Kendimden örnek vereyim. 4 sene önce kalbimde çarpıntıyla başlayan ve cardio dan acile kaldırıldığım olayı dün gibi hatırlıyorum. Oraya gelince artık kim çıksa kendini emanet edecek psikolojiye geliyorsun. Ona güvenirim buna güvenmem gibi bir düşünce aklına gelmez tahminimce. Daha iyi anlaman için, acil doktoru masteer çıksa Doktor bey beni kurtarın dersin. Bu arada kalp krizi geçirdiğimi tahmin ederken 1 ay süren ve masraflı testlerden sonra, bana mitral prolapse teşhisi konuluyor. Bu kronik kalp hastalığı her 20 insandan birinde görülürken, basitçe mitral kapağın geriye kan kaçırması olarak tanımlanıyor.

Tartışmaların eskisi gibi daha öğretici ve seviyeli olmasını bekliyorum. Aranızdaki problemleri halletmek için lütfen bu forumu kullanmayın.

Turac
09 04 2006, 17:00
Serkan,

Son verdiğin linklere bakarsak;

1) http://www.mercola.com/2002/aug/24/saturated_fat3.htm

The Truth About Saturated Fat başlıklı yazı, 1948'de başlayan bir araştırmanın sonucunu belirtiyor. O tarihten bu yana kolestrol ve doymuş yağ alımıyla ilgili bilgilerin değişmesi gayet normal. Sen bu konuyu fizik kanunlarıyla karıştırdın. Benim bildiğim sadece fizik kanunları bulunduğu tarihten itibaren değişmez. Ayrıca bunun neresinde alternatif tıp? Ben anlayamadım belki diğer arkadaşlar anlar. Okumayanlar için kısa özet;

1948' de başlayan ve 6000 kişinin katıldığı bir deneyde, bir grup, düşük kolestrol ve düşük doymuş yağ alırken diğer grup ise yüksek kolestrol ve yüksek doymuş yağ alıyor. 40 yıl süren bu deney sonucunda, düşük kolestrol ve düşük doymuş yağla beslenen grubun, kandaki kolestrol değerlerinin diğer gruba göre yüksek çıktığı ve kalp hastalığı riskinin daha fazla olduğu anlatılıyor. Yazı yağ çeşitleri hakkında detaylı bilgiler ve yağda çözünen vitaminlerle devam ediyor.

2) http://www.second-opinions.co....olesterol_myth_1.html
(http://www.second-opinions.co.uk/cholesterol_myth_1.html
)
THE CHOLESTEROL MYTH başlıklı yazı (bu arada başlıkların The Truth.... , The Myth about...., The Secrets of.... gibi hiç tasvip etmediğim kalıplarla başlıyor.)

Yukardaki yorumum bunun içinde aynen geçerli. Birbirini destekleyen yazılar. Zaten yazının nasıl başladığına bakarsanız bunun ne kadar muallak bir konu olduğu anlarsınız.

Over the past couple of decades there has been a growing concern about fats and cholesterol

3) http://nccam.nih.gov/news/camsurvey_fs1.htm

Yorum yapmama gerek yok zaten makale konuşuyor.

In CAM, complementary medicine is used together with conventional medicine, and alternative medicine is used in place of conventional medicine. While some scientific evidence exists regarding some CAM therapies, for most there are key questions that are yet to be answered through well-designed scientific studies--questions such as whether these therapies are safe and whether they work for the diseases or medical conditions for which they are used

Burada CAM Serkan' ın bahsettiği alternatif tıp yerine geçiyor.

4) http://www.cancer.gov/cancerto...factsheet/therapy/CAM
(http://www.cancer.gov/cancertopics/factsheet/therapy/CAM
)
En çok bu linkte çamura battın. Ben hiç bir şeyi, hiç bir konuyu başka şekilde göstermeye çalışmıyorum.

Conventional approaches to cancer treatment have generally been studied for safety and effectiveness through a rigorous scientific process that includes clinical trials with large numbers of patients. Less is known about the safety and effectiveness of complementary and alternative methods.

Kanser tedavisine karşı geleneksel yaklaşımların güvenliği ve etkisi, titiz bilimsel araştırmalarla ve klinik deneneylerle, çok sayıda hasta üzerinde uygulanarak incelenmiştir. Alternatif tıp metodlarının güvenliği ve etkisi hakkında ise daha az şey bilinmektedir.

A small number of CAM therapies originally considered to be purely alternative approaches are finding a place in cancer treatment - not as cures, but as complementary therapies that MAY HELP patients feel better and recover faster. One example is acupuncture.

Burda ise akapunktur un kanser tedavisinde kullanılmasından bahsediyor. Ayrıca alternatif terapilerin, hastanın kendini daha iyi hissetmesine ve toparlanmasına YARDIMCI OLABİLECEĞİ anlatılıyor.
Patients who are interested in taking part in these or any clinical trials should talk with their doctor.
Bu klinik denemelerde (Alternatif Tıp denemeleri) yer almak isteyenler doktorlarına başvurmalıdır.
Daha bitmedi,
Some complementary and alternative therapies may interfere with standard treatment or may be harmful when used with conventional treatment.

Bazı alternatif terapiler, standart tedavilerle çakışabilir ya da geleneksel tedavi yöntemleriyle kullanıldığında zararlı olabilir.

Daha fazla kaynağını okumak ve aralarındaki hataları seçip bunları Türkçe ye çevirmeye zamanım yok. Emin ol bu foruma yazdığın çoğu kaynağını dikkatle okudum. Bu çeviri ve seçme işini sadece bir seferliğine arkadaşlar da anlasın diye yaptım. Ayrıca bu konu hakkında diğer arkadaşların da yorumlarını bekliyorum.

Acil doktoru....
yok yok bu cümleye hiç başlamayacağım. Bu lafı duyunca kendini kaybediyorsun.

Son olarak bu forumda arkadaşlar ballandıra ballandıra anılarını anlatırken benim 4 satırlık anıma ( Senin ilgini çekmese de) dayanamayıp, gayet aşağılayıcı bir tavırla beni eleştirmen hiç hoş değil. Karşında her zaman gördüğün kekliklerden biri yok.

Saircon
10 04 2006, 17:00
Okudugunu anlamayana daha detayli anlatim:

1) Truth About Saturated Fats yazisi, forumdan bir baskasinin (senin degil) bundan 80-100 yil oncesinde tutanak tutulmadigina ve olum sebeplerinin bilinmedigine dair yaptigi iddia uzerine kaynak olarak gosterilmistir. Ne alternatif tibbin tanimini anlatmak, ne de yag ve kolesterol ile ilgili herhangi bir bilgi vermek amaci ile kopyalanmamistir. Hos isteyen, bu konularda da aklini kullanarak bazi sonuclar cikartabilir ya. Mesela modern tibbin doktorlarinin surekli doymus yaglari ve kolesterolu azaltin iddialarina karsin, holistik ve alternatif tibbin doktorlari o hayvanlarin kokeninin nerden geldigini arastirirlar.

NOT: Bu arada o yazida onlarca arastirma var iken, uc adet de nushasi var iken, tek bir sayfadaki tek bir paragrafi ornek gosterip yorum yapma zihniyetini anlayabilmis degilim.

2) Yine yanilgi, yine eksik okuma. The Cholesterol Myth baslikli yazi da 1920'li ve 30'lu yillarda tib alaninda olum nedenlerinin bilindigi ve arastirildigini kanitlamak uzere kaynak gosterildi. Kel alaka yorumlar.

3) Bu referans, forumda bazilarinca kucumsenen alternatif tibbin uygulamalarinin nasil son yillarda asiri arttigini ve insanlarin modern tibba ve doktorlara karsi nasil bilinclendigini ve surekli ikinci bir fikir alma arayisi ile baska alanlara yoneldiklerini gostermek icin ele alindi. Alternatif tibbin ne demek oldugunu anlatmak icin degil. Kelime kelime tercume kapasiten gercekten iyiymis ama, bravo!!

4) Ben camura batmadim, ama referanslarimin amaclarini anlamak kabiliyetinde bile degil isen sen camura batmaya devam edeceksin. O referansin amaci, alternatif terapilerin basari oranlarini gostermek degildi. Zaten yazinin soylediklerine bakarsan o konuda belkilerle ya da olabilirlerle konusuluyor. Ben oyle belkilerle olabilirlerle mesaj veren bir kaynagi simdiye kadar hic kullanmadim.

Yazida dikkatinizi cekmek istedigim asil amac, kotulenen ya da onemsiz gibi gorunen alternatif tibbin kullanim oraninin nasil 7 sene gibi kisa bir surede yuzde 33.8'den 42.1'e ciktigini gostermek idi.

SIMDI SORUYORUM SANA. EGER MODERN TIB VE DOKTORLAR GERCEKTEN KRONIK HASTALIKLARI ONLEMEDE VE TEDAVIDE COK BASARILI ISELER, NEDEN HALKIN ALTERNATIF COZUMLERE OLAN ARAYISI ARTMAKTADIR???

5) Benim itirazim anlattigin hikayenin kendisine degil, konuyu saptirma. Benim itirazim, hikayeyi bagdastirdigin yaklasima. O yaklasimi benim zaten benimsemedigimi bile bile ornek gostermen uzerine o cevabi verdim. Ayrica bana ne kelimesi ile kirilacak isen, benim sahsima su ana kadar yapilan saldirilara karsi intihar ederdin herhalde.

Bu arada saygi cercevesinden bahsediyor isen, benim karsilikli tartistigim bu forumun diger insanlarina keklik lakabini kullanmayi sen uygun buluyormusun?

Saygilar,

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
10 04 2006, 17:00
:) Cinim,

Sen omursun valla be kardesim :) Yok yok basla sen su icmeye, tutma daha fazla kendini ;) Sorunu unutmadim. Diamonda'nin sorusuna olan yanitim, beslenmeyi ve hidrasyonu icerdigi icin parantez acip senin sorunu da ayni cevapta yanitlayacagim. Su an ise gitmek uzereyim, dondugumde yanit geliyor soz.

Saygilar,

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
10 04 2006, 17:00
Oooo, pekala simdi Turac'in buraya yazdigi mesajlarin niyeti anlasildi. Benim goruslerimi curutmek. Hadi bakalim bunlari okuduktan sonra sana kolay gele:

Herseyden once ben bu forumdan kimseye benim gorusum sizlerin gorusu olacaktir demedim ve kendi fikrinizi kendiniz olusturun dedim. O yuzden sen neyi curuteceksin, diger insanlarin okuma ve ogrenme ozgurlugunu mu??? Bu birrrrrrrr.

Benim doktorlar ve saglik ile ilgili yaptigim ilk beyan, bana yapilan bir yazili saldiridan sonra yazilmistir. Ben cikip da durup dururken konu baslatmadim, yani gocunan ben degildim. Gorusunden kuskusu olmayan, yani doktorlara guveni ve saygisi sonsuz olan, gelip hic ortada yok iken bu konuyu ortaya acip, savunmacilik ve kiskirtmacilik yapmaz idi. Bu ikiiiiiiiii.

Onceki yazinda ilk makale yorumunda eger gercekten dedigin gibi benim doktorlarin bizlere surekli kolesterolun ve hayvansal yaglarin suclu oldugu yolundaki tavsiyelerini yanlis buldugum gorusumu curutmek icin yorum yaptiysan, neden o yorumlarin ilkinde alternatif tibbin tanimini bulamadigini soyluyorsun. Amacin alternatif tibbin ne oldugunu veren bir makale mi bulmak, yoksa modern tibbin yanlisliklarini gosteren fikirleri mi curutmek?? Amacina karar ver, oyle yorum yap. O nedenle de yazilarin konuyla kel alaka. Bu uuuucccccccc.

Turac'in, benim fikrimi curuten yorumu: Makalenin adi kotu! :) :) Valla bu duydugum en mantikli, en bilimsel ve en inceden inceye detayli yorum. Birak makalenin basildigi sitenin reklam ya da bir urun satisi icin yaratilip yaratilmadigini, ya da yazi sonunda referans olup olmadigini, bunlar hiiicc onemli degil. Basligi guzel olsun, yeterrr :) :) Bu doooooorrttt.

Modern tibbin bilimsellikten uzak oldugunu ben soylemedim. Bilimselliklerini yanlis yerlere odakladiklarini soyledim. Ayrica oyle 'aciz' maciz laflari da etmedim. Kendi kendine kelime turetip etmedigim beyanlarda bulunma bu yalanciliga girer. Forumda bir tane var zaten, ikincisine gerek yok. :) Bu beeeessssssss.

Saygilar,

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
10 04 2006, 17:00
Diamonda,

Benim prensiplerim dogrultusundaki bir compund (bilesik-eklem) agirlik calismasini yazi ile anlatabilmem imkansiz. Genel dusuncem su. Omuz kaslarinin estetik yapisi, sadece antrenman faktorleriyle degistirebilecegin bir ozellik degildir, daha once de belirttigim gibi genetigine, posturune ve yasam biciminin kosullarina baglidir. Sunu dusun. Yaklasik bir senedir agirlik calisiyorsun ve haftada 4 kez salona gittigini varsayalim, bu yilda hic kaytarmadan calissan bile yaklasik 200 saat civari bir strestir. Halbuki agirlik calistigin o tek saatin disindaki gecirdigin vucut posturleri ve fiziksel aktiviteler (buna uykuda yatis pozisyonun da girer) neredeyse vucudunda 8000 saatin uzerinde fiziksel etki birakacaktir. Ustune ustluk bu sadece bir yildir suregelmiyor :) 200 saatlik bir stres mi vucudunun estetigini belirler, yoksa 8000 saatlik stres mi? O nedenle arka omuzlarinin daha az gelismis gibi gorunmesi, sadece arka omuz calismasi yapmamana bagli olamaz. Buna odaklanmak yerine, itmeli ve cekmeli kas guruplarina esit zaman ve miktar ayiran bir program ile calis. Eger on omuzlarin istedigin seviyede ise, sence o izolasyon hareketini artik yapmaya gerek var mi? ;) Yerine, hem gercek hayatin kapali zincir hareketlerine daha cok gecis saglayan, hem de omzun onu dahil diger bolum kaslarini bir arada calistiran sinav gibi bir hareket yapman daha iyi olacaktir. Kendini barfikste cekebiliyor musun? Eger cekemiyor isen bu senin itmeli ve cekmeli kaslari dengeleyebilmen icin iyi bir firsat. Programina barfiksi de ekleyebilirsin. Dedigim gibi, konunun daha fazla detaylarina inebilmem icin, postur ve egzersiz analizlerine ihtiyacim olacaktir.

Beslenmene gelince. Bugun holistik tibbin ve egzersiz terapisi biliminin ortaya cikardigi gerceklerden belki de en onemlisi, karinda gorulen sisligin her zaman sadece yag dokusu olmadigi gercegidir. Arastirmalara gore bazi yiyeceklere olan gizli toleranslik (bazi toleransliklar aniden olusup acil tedavi gerektirebilirler, fistik ya da kabuklu deniz hayvanlarina olan toleransliklar, ancak bazi toleransliklar vardir ki farkedilmeden senelerce sindirim sistemini mesgul edip sonunda kronik hastaliklarin temelini hazirlayabilirler, benim bahsetigim de bu ikinci guruptur) belirtisi, karinda gorulen bu sisliktir. Bu yiyeceklerin tuketimi surekli aliskanlik haline getirilir ise, sindirim sisteminde hucresel boyutlarda baslayan bir iltihaplanma diger besinlerin duzgun sindirilmemesine ve dolayisiyla arkadas canlisi olmayan bakterilerin, toksinlerin ya da atik/yari sindirilmis besinlerin barsak duvarlarinda toplasmaya baslamasina neden olur.

Ben sende kesinlikle boyle bir toleransligin oldugunu soylemiyorum. Bunun icin kan, tukuruk ve ure testleri yapilmasi gerekir. Bunu tabii modern bir tib doktoruna soylersen ya sozlerinin gerisini dinlemeden odadan cikip gidecek, ya da suratina aval aval bakacaktir. Oyle ki benim gunde 16 receteli ilac kullanmakta olup, ancak benimle bulusmaya gelene kadar tek bir doktorunun bile sindirim sisteminin sagligi ile ilgili tartismadigi bir uyem bile olmustu. Diyetinde yaptigi bir iki ufak degisiklik ile hem kendisini simdiye kadar hissetmedigi kadar iyi hisetti, hem de o ilaclarin bircogundan kurtuldu. Demek istedigim, su an Turkiye'de gercekten sindirim sisteminin besin toleransligina karsi 100% etkili calisip calismadigini test eden, tibbin holistik ve alternatif goruslerine acik bir doktor olup olmadigini bilmiyorum. Ancak sana asagidaki su birkac tavsiyeyi verecegim:

1)

Islemlerden gecmis beyaz seker,

bu sekerlerin kullanildigi besin ve mesrubatlar,

alkollu icecekler,

beyaz un (beyaz ekmek),

isi isleminden gecirilmis/kavrulmus findik fistiklar (cig ise sorun yok) ve

pastorize mandira urunleri (ozellikle sut ve peynir, sade yogurt pek sorun degil)

Besin toleransligi yaratan ve iltihaplanmaya, dolayisiyla karin sisligine yol acan besinlerin en basta gelenleridir. Eeee, senin diyetinde bunlarin hepsi olduguna gore, bence bunlari diyetinden bir sure cikartip 2-3 ay sonraki halin ve hislerin ile karsilastirmakla bir sey kaybetmezsin sanirim.

2) Diyetin ile ilgili ikinci onerim, yiyecek rotasyonu yapman olacaktir. Modern beslenme aliskanliklarindaki olumsuzluklardan bence en onemlisi, cesit kisitliligidir. Profesor Doktor Loren Cordein'e gore, dunya uzerinde yetisen ve insanoglunun yiyebilecegi 135 bin bitki turunun sadece 17'si tuketilmektedir. Ilk ucu zaten tahmin edersin, bugday, arpa ve misir! Demek istedigim, diyetini hep ayni yiyeceklerden olusturma.

Rotasyon diyetinin, besin alerjilerini en aza indirip sindirim sistemini gelistirmesi faydasinin yanindaki diger faydasi, iste bu cesit bollugu faydasidir. Her ne kadar bitkiden ornek verdimse de, rotasyon diyeti ozellikle hayvansal kaynaklara ozgu uygulanir. Anlami, yedigin bir hayvansal yiyecek turune 4 gunluk bir rotasyondan sonra donmen demektir. Soyle aciklayayim. Pazartesi buyukbas hayvan gunun olsun. O gun boyunca kuzu, dana ya da sigirin eti, kiymasi ya da bunlarin ic organlarindan (ciger, iskembe vs.) hangisi butcene ve damak zevkine uyar ise besleneceksin. Sali artik buyukbas hayvandan devam etmeyeceksin. O gun kumes hayvani gunun olabilir. (Tavuk, ordek, hindi, pilic ve bunlarin yumurtalari). Ucuncu gun balik gunu uygulayabilirsin. (levrek, uskumru, som baligi, karides vs.) Son gun, bence hem sindirim sistemini dinlendirmek hem de 4 gun rotasyon kuralina uyabilmek icin baklagil ve tahildan gidebilirsin. (mercimek, bulgur, nohut, kahverengi pirinc vs.) Ben genellikle uygulamayi aksam yemeklerinde baslatiyorum. Yani Pazartesi aksam yemeginde et turum ne ise, ertesi gun (Sali) kahvalti ve ogle yemegi ayni turden gidiyor. Ancak Sali'nin aksam yemegi baska bir tur oluyor. Boylece aksamdan artan yemekler ertesi gun cope atilmadan tuketilebiliyor. Bu plani bence en az 3 ay uygulamalisin. Zaten o uc ayin sonunda bu beslenis sekli senin icin bir zevk haline gelecek ve farkinda olmadan rotasyona bir sekilde devam ediyor olacaksin.

3) Ayak ustunde, alel acele, televizyon seyrederken, gazete/kitap okurken, hizli bir muzik dinlerken yemek yememeye gayret et. Sinir sisteminin tamamen sindirime kaymasi, dolayisiyla saglikli bir sindirimin saglanmasi engellenebiir.

4) Sabah kahvaltin bence ilk bir saatin icerisinde yenmeli. Kalktiktan 1 bucuk saat sonra yemen bence gec.

5) Olabildigince ilk lokmalarin, cig (canli) besinlerden gelsin. Sigiri oldurmeden yemeye basla demiyorum :) Salata ile baslaman yeterli olacaktir.

6) Karbonhidratlari (meyveler de dahil) tek baslarina yeme. Aksamdan artan yemeginin etinin bir parcasi, ya da cig findik vs. olsun yaninda.

7) Aksam 6 bucuk 7 son ogun saatin olsun. Yapisal hormonlarin uretimi aksam 10 civarlarinda baslayacagi icin yapim/onarim duracak ve vucut sindirim ile ugrasmaya calisacaktir. Bu maddeyi uygulayabilmene buyuk yardimda bulunacak aliskanliklardan birisi, ozellikle ogleden sonra kafein iceren cay ve benzeri icecekleri kesmen olacaktir.

8) Bu kisim Cin'i de ilgilendiriyor. Agirliginin 30'da biri kadar litre su tuket. Sanirim su anki ictigin miktar gayet guzel. Bu suyun ilk bardagini, sabah kalkar kalkmaz hafifce isitilmis ve icine limon suyu sikilmis olarak ic. Her ogunden 15 dakika once 2 bardak su ic. Yemek boyunca ve yemekten sonraki ilk 1 bucuk saat icinde (acil haller disinda) pek su icme cunku sindirim enzimlerini sulandirarak sindirimin basarisini olumsuz etkileycektir. Agirlik calismalari genellikle bir saatin uzerinde surmedigi ve oyle asiri bir dehidrasyona yol acmadigi icin sporcu su icimi kurallari ni cok kafana takma. Ancak asiri yaz sicaklarinda calisildigi (yasadigin yer cok onemli tabii, Izmirliler bilir :) ), kardiyo ya da istasyon calismasi yapildigi durumlarda, antrenman sonrasinda kaybettigin her yarim kilo agirlik icin o gunluk ictigin 1/30'luk litre toplami ne ise o toplama 3 bardak fazladan ekleyebilirsin.

9) Senede bir iki kere 24 saat boyunca sadece meyve/sebze yemek ya da sadece bunlarin sularinin icilmesi yoluyla yapilan bir nevi oruclar oldukca yararlidir. Bu konuda google'a juice fasting, detoxification, digestion vs. kelimelerini girerek genis referanslar bulabilirsin.

Bu modifikasyonlarin uygulanisinin kolay olmadigini biliyorum. Ama Sly'in da soyledigi gibi, basariya ve sagliga giden yol, her zaman en pratik ya da en kolay olmuyor maalesef.

Yorumlarini, ve ozellikle bir iki ay sonraki degismeleri can kulagiyla bekliyorum. Basarilar.

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

cakalcarlos
10 04 2006, 17:00
sincity yemekten 15 dakika önce iç. yemekten de 1 saat sonra iç. Yemek sırasında da yemekleri yutmak için bir kaç yudum içebilirsin. bu formulde maksat yemeğin sindirimini kolaylaştırmak.

SinCityMARV
10 04 2006, 17:00
Saircon ;)

Hadi ama bak su içcem seni bekliyorum :D

masteer
10 04 2006, 17:00
Turac,

Su anda benı anlamak acısından bır adım atmıs bulunuyorsun, cunku yazılarınızı okudum fıkırlerın catısmasından sahsı saldırıyıı gene herzamankı gıbı eleman baslattı, sonrada aynı sıddette cevabını aldı,
ama bosuna ugrasma o sabıtfıkrı kıramazsın, ne dersen de konunun ıcınde en ufak ayrıntıda bıle sana hak vermeyecektır. Bu benım 4-5 tartısmada yasamıs oldugum bır surec.

Ayrıca arkadaslar sıze cok ıronık bır tezatı soyle anlatmalıyım.

1.Eleman kendı kıytırık semıner ve sertıfıkalarından yola cıkarak egıtımın onemınden dem vuruyor,
ben bu ısten profesyonel olarak para kazanıyorum bu benım meslegım dıyor ve buna ıstınaden saygı beklıyor.

2.Sonrada kalkıp 7 senelık egıtım surecınden hemde dunyanın en agır akademık surecınden gecen doktorlara karsı ne ıdugu belırsız bır kac aktarın,alternatıf tıp uzmanının !! ınsan bedenıne,beslenmesıne daha vakıf oldugunu ve daha guvenılır !!!!! oldugunu soyleyıp kendı tarıkatının fıkırlerını bıze yaymaya calısıyor.

Bu nalıncı keserı (herseyı kendıne yontar) yaklasımını sızlerın yorumuna bırakıyorum.

Bana demıssın ya sahsı meselenı foruma tasıma dıye, su adamla cok degıl 3 konuda tartıs gorecem ben senı

Batu
Tezatları tespıt ve ıfsa kurulu yazmanı

masteer
10 04 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Buyuk sehır ınsanını kucuk sehır ve kırsal kesım ınsanıyla bır karsılastıralım.

Sehırlı ınsan sureklı buyuk stres altındadır,trafık,sehır kırlılıgı, cok yogun ıs temposu ve verılen ısle ılgılı kararların -bunlar maddı rıskı olan kararlar - baskısı, buna karsın kucuk sehırlerde ve kırsal kesımde ınsanlar daha az stres altındadır.

Ben hergun gıdıs gelıs 2-2.5 saat trafıkteyım, ızmırlı bır arkadasım ıse arabayla yarım saat uzaklıktakı bır ıse cok uzak taaaa nerde dıye gırmedı.Bankacılık,textıl,borsa vb.ıslerde sureklı para ıle ılgılı kararlar verılır, hatalı bır kararda sırketını mılyarlarca zarara sokabılırsın, veya dıkkatsızce attıgın bır ımza basına buyuk dert olabılır, ayrıca calısma saatı olarak bakarsak haftada yaklasık 50-60 saat ısteyım.Kırsalda ıse
senede toplam 3 ay ekıp bıcen koylu kalan zamanı agır cekım gecırıyor.Ornek mı trakya gelıbolu koylerıne gıttım, yasadıkları en buyuk sorun traktorun bılmemne parcası degısecek kasabaya gıtmek lazım seklınde,yazın sureklı denız kenarındalar , kısın da erkekler kahvede.

Bızler ıs tempomuza gore kısıtlı kalan zamanımızı aldıgımız egıtım ve teknolojı ıle ıcıce olmamız geregı
tv,bılgısayar basında gecırıyoruz,kırsalda ıse denıze gıdıyorlar,ava gıdıyorlar, yaylaya cıkıyorlar.

Ben butun gun oturarak calısıyorum, bu metobolızmamızın calısma prensıbıne aykırı bır durum, daha az hareket var. Bedenı ıle calısan kucuk sehır ve kırsal ınsanı ıse bu acıdan saglık yonunden daha sanslı.

Bu farklılıklar cok cesıtlendırılebılır, ancak amerıkadakı bır ınsanın kendıne dıkkat etmezse saglıgının bır kucuk ulke ınsanına gore daha cabuk bozulmasının sebebı budur.Ama dedıgım gıbı dıkkat etmezse.

Butun bunlara ragmen tekrar edıyorum ınsan omru yaklasık 7 yıl uzadı son 50 yıl ıcınde.

Batu
Sehırlı - mecburen

masteer
10 04 2006, 17:00
Eleman,

1920 lı yıllarda ne kadar araba varsa ve sımdı ne kadar varsa, o yıllarda kac gokdelen varsa ve sımdı kac tane varsa, o gunlerde kac doktor,hastane varsa ve sımdı kac tane varsa o gunun arastırmaları da
o orandadır. Yanı bugune gore belkı yuzde bır.

Aradakı bu farkı anlayabılecek kapasıten oldugunu bılıyorum, ama ıllakı ettıgın bır lafın yanlıs oldugunu kabul edemeyecegın ıcın fıkrıne destek bı seyler vereceksın dımı !

Pekı o az mıktardakı hastaneye gıtmeyen - o yıllarda ne sosyal sıgorta kavramı vardı nede sureklı kontrol hastane alıskanlıgı, sadece elıtler ve az bır kesım hastane bılırdı - bu arada bu dedıklerımı butun dunya ıcın dusunmelısın- ve hastalandı bır ay evde yattı ecelı geldı oldu denılen ınsanlar tutulan tutanakların neresınde var acaba??

1920-1930 lu yılları ben sana soylıyım, ınsan omru yaklasık 55-60 seneydı, ve gunumuzde cozulmus pek cok hastalıkta buyuk oranda can alıyordu, o hastalıkların caresını kım buldu acaba alternatıf tıp murıdlerımı yoksa ınsanlık ıcın calısan doktorlarmı, ornek mı cıcek, veba , tıfo, tıfus, verem, ........

Sen doktorlara dıl uzatmakla yutabılecegınden cok cok buyuk bır lokmayı denedın , sımdı ne kadar debelensen bos.

Batu
Hayatımızı emanet ettıgımız doktorları her turlu ucuk fıkre karsı koruma dernegı murahhas uyesı

masteer
10 04 2006, 17:00
Turac,

Mesele su kı okumakla bızzat ıcınde olmak cok farklı , dedıgımı tekrarlıyorum, 3 yada 4 tartısma
fazla degıl tepkın benımkıyle aynı olacaktır. Daha yenı baska bır forumda sanal ortamda sert tartısmaların mantıksızlıgından bahsedıyordum , ınsanın gercekten bır dayanma sınırı varmıs.

Batu
Ne sabredecem sabır tasımıyım ben dıyen kullanma suresı gecmıs yogi

Turac
10 04 2006, 17:00
Serkan,

Bir önceki yazımın amacını anlayamamışsın. Verdiğin kaynakların içinde sadece senin anlattıklarının olmadığını ve bu kaynaklarda senin kadar tutucu bir görüşe rastlamadığımı arkadaşlara da anlatmak istedim. Sen nasıl kendi işine gelen cümleleri çekiyorsan, izin verirsen ben de kendi fikrimi destekleyen cümleleri çekeyim. Bu arada senin, kaynaklarını hangi amaçla verdiğin beni hiç ilgilendirmiyor. Bu kaynakta şuna dikkat çekmek istedim, şu kaynakta da şuna. gibi ifadeler senin tabirinle at gözlüğü takmaktan farksız.

Yazdığım ilk iki maddeyi kel alaka yorumlar diye nitelendirmişsin. Oysa iki önceki yazında, ...bize kalp hastaliginin nedeni yuksek kolesterol diyen... gibi bir cümle geçiyor. Bu iki maddeyi, yine doktorları aşağılayan bu cümleyi çürütmek için yazdım.

Büyük harflerle yazdığın sorunun cevabına gelince. Modern tıp kronik hastlıkları önlemede çok başarılıdır gibi bir iddiam yok zaten kimsenin de olamaz. Benim itirazım, modern tıbbın aciz ve bilimsellikten uzak olduğunu söyleyen zihniyete. Alternatif çözümlere olan arayış artmaktadır diyorsun ama bu alternatif çözümlerin sonuçlarından hiç bahsetmiyorsun. Senin durumunu, şifalı bitkiyle ilaç yapanlara cevap veren doktorlara benzetiyorum. diye bir cümle kullanmıştım ama bu sefer sen şifalı bitkiyle ilaç yapmaya başladın. Bu konuda asla aynı görüşte olamayacağımızı ve bundan sonraki tartışmaların senin kışkırtmalarınla kişisel boyuta gireceğini tahmin ediyorum.

Yarası olan gocunur. Nitelendirme yaparken isim belirtmedim. Üstüne alınan olursa kanıtlarıyla ispatlarım.

masteer,

Serkan' ın bu gibi sayısız tartışmasını okudum. Gerek yerli gerekse de yabancı forumlarda nasıl bir tavır takındığını ve hiçbir zaman tartışmayı bitirmediğini biliyorum. Bunun, hakerete varan boyutlara gelmedikçe sakıncası yok.
Sana olan çıkışımı bugün olsa yine yaparım. Hala dozu düşmüş olan laflarını onaylamıyorum. Serkan' la şahsi bir meseleye girme gibi bir niyetim yok ama onun varsa bilemem.

Turac
10 04 2006, 17:00
Serkan,

İyi dileklerin için sağol ama zaten senin fikirlerini çürütmek bana çok kolay geliyor. Tartıştığımız konuyla ilgili verdiğin her link açıklarla dolu. Senin daha kurnaz olmanı beklerdim.

Referanslarını bir iki kişi dışında kimsenin okumadığını gayet iyi biliyorsun. Buna dayanarak ağır ithamda bulunduğun cümlelerin altına bu linkleri yapıştırıyor ve kendini haklı çıkarmaya çalışıyorsun. Her nedense biri bu linkleri inceleyip diğerlerine anlatınca da agresifleşiyorsun. Garip bir psikolojik durum.

Benim kendi fikrimi oluşturup oluşturmamam seni ilgilendirmez. Fikirlerimi, senin gibi insanların kafasını bulandıracak şekilde, bir nevi empoze etme yolunda açıklamadıkça kimse eleştiremez. Bu yola başvuran herkes de benimle tartışmaya mahkumdur.

martialart isimli arkadaş Serkan' ın monolog halinde konuştuğunu söylemişti. Alın size örnek. Benim cevap vermem gereken yerde Serkan kendi cevabını veriyor;

Serkan: Turac'in, benim fikrimi curuten yorumu: Makalenin adi kotu!
Serkan: Kendi kendine kelime turetip etmedigim beyanlarda bulunma bu yalanciliga girer.

Son olarak size Chicago Kadın Kanserleri Merkezi Başkanı Prof. Dr. Coşkun Tunca' nın alternatif kanser tedavisiyle ilgili yorumlarını aktaracağım;

Ben istatistiğe inanan bir doktor olduğum için alternatif tedavi yöntemlerinin bana istatistiklerle ispat edilmesi gerekir. Bunların hepsi bence para kazanmak için yapılmış yollar. Bir hastam daha geçenlerde kemoterapiyi istemedi, oksijenli suyla tedavi olacağına inandı. Biraz içecek biraz da elini değdirecekmiş. Yüksek vitamin almakla tedavi olacağına inanan hastalarım oldu. Arkalarından üzüldüm ama tedavi yöntemi onların insiyatifinde.

Serkan senin de alternatif tıp tedavilerinden birkaçını duymak isterim. Yoga, magnetoterapi, akapunktur, bioenerji ile hangi hastalıklar tedavi ediliyor? Bize önerebileceğin bitkisel çay, iksir (Gökçek iksiri), posyon var mı?

mech Houl
10 04 2006, 17:00
Efedrin hcl ile efedrin alkaloid arasında ne gibi farklar vardır. Bir arkadaşım efedrin hcl almanın direkt intihar olduğunu ve efedrin alkaloid bulabilirsm onu almamı tavsiye etti. Aşağıdaki linklerdeki ilaçları karşılaştırırsanız aralarındaki farklar nelerdir? Bu kadar fiyat farkına değecek bir fark var mıdır???

efedrin hcl:
http://www.fixfitness.com/inde...n=VIEWPROD&ProdID=117

efedrin alkaloid:
http://www.fixfitness.com/inde...on=VIEWPROD&ProdID=33

*aynı mesajı yanışlıkla yeni başlık açarak yanıt verdim akat bu konuda yardım edebilirseniz sevinirim...
kullanım amacı olarak uyanık kalmak ve kilo vermek ön plandadır

Saircon
11 04 2006, 17:00
Al iste, modern tip mantigina super bir ornek. Olayin kokenine inmek yerine, semptomlari giderme ve derin bir yaraya deri uzerinden yara bandi yapistirma politikasi:

Mech Houl,

Once onemli tanimlari bir yapalim. Efedrin alkaloids, tek bir urun ismi olmayip, dogal Efedra ya da Cin'deki diger adiyla MaHaung bitkisinden sentetik olarak elde edilen Efedrin turlerinin genel bir adidir. Bu bitkinin gercekte kullanim nedeni, agir astim hastalarinin tedavisidir. Tabii ki zeki Amerikalilar, bu bitkinin sinir sistemini etkiledigini ve kan basincini arttirdigini bulduklari icin bu bitkiden sentetik olarak yapilan Efedrin turlerini sportif ve fitness performans maddelerinin icine katmislardir. Asagidaki arastirmalara gore; Efedrinin gerek dogal bitki turu kullanilsin, gerekse sentetik hap turleri, kilo verme hizini yapay olarak arastirma suresince bir miktar arttirdigini, ancak arastirma suresi olan 4-6 ay sonunda ne gibi degisikliklere yol acabileceginin bilinmedigini (yani kilo verme tamamen gecici olabilir) ve hayati risklerin her iki guruptan uyariciyi kullananin da benzer oldugunu goreceksin. Amerikan FDA organizasyonu, Efedrin'in ilac versiyonunu onaylamaz iken, performans haplarina ve iceceklerine konulan supplement turunu serbest birakmistir :p

Eger kilo vermeyi gercekten istiyor isen, vucudunun neden kilo aldigini dusunmelisin. Bunun cok basit iki nedeni var. Ilki, kalitesiz ve sagliksiz beslenmek. Diamonda'ya yazdigim uzun mesajda ne demek istedigimi gayet iyi anlayacaksin. Ikincisi, vucuduna giren kalori miktarina oranla daha yavas calisan bir metabolizma. Metabolizmani hizlandirmanin DOGAL ve DAIMI tek yolu, duzenli bir egzersiz programi (ozellikle agirlik calismalari) uygulaman olacaktir. Simdi sen, bu kokten degisiklikleri yapmadan, kan basincini yapay yollar ile arttiran bu ergonejik uyariciyi kullanarak verecegin kilolari, faiziyle ilerde geriye alacaksin. Felc, dolasim ve kan basinci hastaliklari, bobrek yetersizligi ya da diyabet riskleri de cabasi. Cunku bu tur supplementlarin bir degisiklik yapabilmesi icin onerdikleri dozajlar, gunluk zararsiz kabul edilen 24 mg.'in neredeyse 4 kati miktarlarinda ve tam 12 kati daha uzun surelerde olmaktadir. Asagidaki kaynaklari okumani muhakkak oneririm.

Bu arada kaynaklarda alternatif tibbin tanimi ve de kullanilabilirlik orani yok tabii, baslik isimlerini de guzel secmeye calistim :) :) :)

1) http://www.dynapurenutrition.com/ephedra.html
2) http://www.mercola.com/2000/ap...fe_ephedra_stroke.htm
(http://www.mercola.com/2000/apr/23/metbolife_ephedra_stroke.htm
)3) http://ods.od.nih.gov/factshee...raandEphedrine_pf.asp
(http://ods.od.nih.gov/factsheets/EphedraandEphedrine_pf.asp
)
Bu arada vucudunun neden uyanik kalmasini istiyorsun? Normal gunduz saatlerinde istemeden uyku mu bastiriyor? Eger boyle bir durum var ise, bu sence bir uyarici alip gecistirilecek kadar basit bir durum mudur? Vucudun bas bas bagirarak sana birsey soylemeye calisiyor olamaz mi? O sinyal lambasina giden elektrik kablosunu keserek aracin motorunu kokunden tamir etmis olabilir misin? Bunlari bir dusun.

Saglikli ve ideal kilolu bir yasama giden yol, oyle kisa cozumlerden ve semptom tedavilerinden gecmiyor ne yazik ki. Eger bu kisa yollar tercih ediliyor ise vucut eninde sonunda bir sekilde iflas ediyor. Kanserin ve kalp hastaliklarinin ulastigi oranlar bunun cok guzel bir gostergesi.

Saygilar ve sevgiler.

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
11 04 2006, 17:00
Peace4all,

Biraz gec oldu ama guzel oldu :) Bir sure dusundum acaba bu arkadas bana hangi yazi icin tesekkur ediyor diye!! Neyse, begendigine sevindim. Biliyorum asil zor olan, uygulayabilmekte.

Saygilar,

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
11 04 2006, 17:00
Masteer, Turac, Cakalcarlos, daha once catistigim butun arkadaslar, sen bile martialart:

Ya bugun Peace4all'a yanit yazarken kendisinin nickine ve diamonda'nin onceden yazdigi bir mesaja bakip bakip soyle bir dusundum. Ben artik kimseyle saldirgan ve kavga edici sekilde yazismak istemiyorum. Yahu soyle bir dusunun. Insan 20 sene evli yasadigi bir insani bile tam anlamiyla tanimiyor iken, biz burada iki boyutlu bir penceredeki yazilarla kendi kafamizda duygular yaratip kimlikler veriyoruz birbirimize. Kim hakli, kim haksiz, kim suclu, kim sucsuz hic onemli degil. Ben Allah'in (C.C.) sevgili kulu degilim. Hatalarim, eksik yanlarim tabii ki var. Kendimi burada terminator ya da tek bilgi sahibi gibi tanitmaya calismasam da, bazi sozlerim bunu ima etmis gibi olabilir. Eminim ki beni kisilik olarak tanisaydiniz, ya da bu karsilikli konusma olsaydi oyle cikmayacakti agizdan. Bahane bulmak icin soylemiyorum bunlari ama belki tartismanin internet uzerinden dogal olarak yavas ilerlemesi, ya da ne bileyim artik kendi lisan ve kulturumu uzun suredir kullanmayisim bu meallere yol aciyor olabilir. Ama inanin ilk baslarda hic de oyle olmayan dusuncem ve emelim bazen olumsuz bitebiliyor. O nedenle istemeden kirdigim kalpler var ise ozur dilerim.

Bunu yazarken bir yandan da guluyorum. Nerden elime gectigini, ne zaman okudugumu tamamen unuttugum komik bir mektup almistim e-mailime, hani o internetin yeni yeni yaygin oldugu donemlerde herkesin espri e-mailleri gonderip durdugu zamanlarda. Iki eleman karsilikli mektuplasmaya basliyorlar, ne uzerineydi valla hic hatirlamiyorum ama ilk mektuplar o kadar nazik, o kadar eski usul kibar Turkce ile yaziliyordu ki sanki yerlere egiliyorlardi. Zahti muhteremler filan. Sonra mektuplar gittikce kibarligini kaybedip oyle bir hale geliyordu ki sonunda yerlere yatarak guldugumu hatirliyorum. Eger bu mektubu ya da e-maili bilen varsa ve bulup buraya yazarsa cok guleriz.

Sonuc olarak benim butuuun bu doktorlar ve modern tib ile ilgili yazdiklarimin temel nedeni, madalyonun bilinmeyen bir yuzunun de oldugunu gostermekti. Konuyu uzatmak, ya da kendimi tatmin etmek icin sormuyorum bu soruyu, her birimizin gecmisi, tecrubeleri, kisisel kaliplari ve prensipleri farkli farkli, o nedenle fikirlerimizi oyle bir anda degistirmemizin haddi imkani yok. Ama elinizi vicdaniniza koyup, verdigim istatistiklerin en azindan kafanizda kucucuk bir soru isareti olusturmadigini soyleyebilirmisiniz? Eger bu kucucuk soru isareti olustu ise rahat uyuyacagim cunku :)

Bu arada red edilemez bir gercek, son iki senede ogrendiklerimin buyuk bir yuzdesi, bu forumdaki yazilara cevap vermek icin kitap ve internet sayfasi karistirarak saglanmistir. O nedenle hepinize, ve butun forum bireylerine cook tesekkurler.

Intihar filan etmiyorum canim, o kadar cabuk sevindirik olmayin :) :)

Bu arada son olarak, ismimin altinda unvanimi yazmaya baslamamin nedeni, isimi sevdigim ve gurur duydugum icindir. Amcamin ogluna ait olmayan, bana hicbir menfaati olmayan ve iki senedir durmak bilmeden soru yanitladigim bu forumda en azindan bunu hakettigimi dusunuyorum. Buna icerden ya da sesli olarak istediginiz kadar itiraz edebilirsiniz, ancak asil niyetim (en azindan su andan sonra) ego tatmini degildir. Ama bu seferlik unvan filan yazmiyorum, bak ne buldum:

Serkan IYIMSER
Polyanna'yi kurtaran beyaz atli fonksiyonel pullover uzmani :p

Baris ve dostluk, hepinizi seviyorum.

Saircon
11 04 2006, 17:00
Turac,

.................................................. ............ :)

Cakal Carlos,

Sagolasin kardes. Iyi ki foruma geri geldin. Pazularina kuvvet Cakalim.

Diamonda,

Bu son yazimin olusumunda senin katkin da cok oldu. O nedenle sana da cok tesekkurler. Biyomedikal ha ? Bak duymadigim, bilmedigim seyler de varmis :) Daha bir derin aciklarsan sevinirim.

Batu,

Valla bir anda cikti elimden o yazi, sonra yatmadan ben de belki 10 kere ust uste okudum. Hayatimizin buyuk bir bolumunun gectigi su forumun bizlere eziyet ve olumsuzluk degil, zevk vermesi lazim. O nedenle sana da guzel yazin icin tesekkur ederim.

Sevgiler ve saygilar,

Serkan

Saircon
11 04 2006, 17:00
Barbar konanimi unutmusum,

Konan biliyormusun ben daha yeni yetme salonlara giderken konan cizgi romaninin hicbir sayisini kacirmazdim. O kadar hayrandim ki konana, kara kalem calismasi ile resimlerini cizdigim ve bir tanesinden odul aldigim zaman bile olmustu. Hepimizin icerisinde bir miktar barbarlik oldugu ve senin de bunu bizlere hatirlattigin, ve ictenligin icin cok tesekkurler.

Serkan

Saircon
11 04 2006, 17:00
Bu arada arkadaslar, bugun yaklasik 3 gundur evde fermente etmekte oldugum dogal sutten, tam bir litre sivi whey ile kucuk bir kavanoz da krem peyniri elde ettim. Bu benim ilk ev yapimi peynirim, o nedenle dayanamadim paylasmak istedim. Artik yakinda Turkiye'ye ihracata baslarim :)

Yahu bu konuda cok samimiyim arkadaslar, kisisel bilgilerime forum sayfasindan artik erisemiyorum, yukaridaki aptal reklam panosu bazi tiklama kutucuklarini ortuyor o nedenle her seferinde meslek bilgilerimi el ile daktile etmek zorundaydim. Bana fikir verebilecek olan var mi? Sizler de ayni sorunu yasiyor musunuz? Kisisel bilgilerinize nerden ulasiyorsunuz?

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

Saircon
11 04 2006, 17:00
Turac,

Bu yaziyi ister oku, ister okuma, ben bir insan olarak mesajimi yazmak zorundayim. Oncelikle butun samimiyetimle, ve ictenligimle uzuntumu soylemek isterim. Bu forumda su an ne yazsam, duygularimi boylesine eksik ve zayif bir sanal ortamda anlatamam, yuzyuze tartisabilme olasiligimizin olmasini cok isterdim. Ancak sunu soylemek istiyorum, benim su an hayatta olmamin nedeni, yani yer yuzundeki bulunma amacim, bu tur hastalik ve zaaiyatlara olabildigince engel olabilmektir.

Benim akademik diploma ve derece durumumu belki hasbel kader bilebilirsin. Ancak hangi siralarda oturdugumu, hangi ogretmenleri dinledigimi, hangi kitaplari okudugumu, masa uzerinde kac defa calisirken uyuya kaldigimi sen bilemezsin. O nedenle senin icin bilgi seviyesi sadece bir parca diploma ile olculuyor ise, sana sunu soyleyeyim dunya o diplomayi aldiktan sonra tek kitap yuzu acmayan, tek arastirma bile okumayan ve ecza ile ilac sirketlerinin fon vererek bedava sagladigi seminerler disinda egitim almamis binlerce profesyonel ile doludur. Bunun orneklerini canli canli gordum.

Doktorlardan ya da doktorluk mesleginden ozur dilemiyorum cunku ben onlara karsi bir ithamda bulunmadim, kendi gorusumu soyledim ve dunya uzerindeki gercekleri kaynak gostererek aktardim. Itham, bir kurulusa ya da sahsa yapilir. Gorus ise kisiye ozgudur, kimse dokunamaz. Hele hele hakaret, cok agir bir kelimedir, ki ben bunu hic yapmadim, benim 60 hakaretli mesaj attigimi soyluyorsun, bunu da senin duydugun aciya veriyorum.

Bir profesyonel olarak kanser ile ilgili dusuncelerimi sana aktarmak zorundayim. Eminim ki bu konuda senin bilgilerin oldukca genistir.

Kanser, bir kronik hastaliktir ve ortaya cikisi, biyolojik dengenin bozulmaya baslamasindan yillar sonra ortaya cikar. Bazilarinin inanmamizi istedigi gibi oyle bir ya da bir gurup kotu mikrop gelip de kisa surede bir organi iflas ettirmez. Hayat standartlarimizda aldigimiz kararlar, sectigimiz beslenme, sectigimiz is ve iliskinin stresleri ve benzeri butun streslerin akumulasyonu sonucunda kanser ortaya cikar. Kanserin en iyi ilaci da, haplar ya da kemoterapi degil, hastalik olusmadan once ilerlemeyi geriye cevirecek aliskanliklari edinmeye baslamaktir.

Bunu nasil mi bilebiliriz? Bilemeyiz elbette. Modern tibbin bunu ilk safhalarda yakalamasina imkan yoktur cunku degismeler hucresel boyutlardadir, sistemler tam fonksiyonla calisiyor olsa bile. Okudugum bir yerde her hucrenin kendi akli oldugu yaziyordu. Yani milyonlarca kucuk insandan olustugumuzu dusunmeliyiz. Bu her kucucuk insanin tam fonksiyonla calisiyor olmasi mukemmel butun insani yaratacaktir. Doktorlarin X-ray'de yakaladigi kanserli hucreler, ya da tumor diyelim, bir bakima bir buz daginin su uzerindeki son kirintisidir. Halbuki o buz daginin su altinda kalan kismi bizlere aylardir, yillardir baska mesajlar vererek (modern tibbin dikkat etmedigi ya da yara bandi politikasi uyguladigi mesajlar) durumu anlatmaya calisiyordu.

Bu surekli yorgunluk olabilir, sindirim sistemi problemleri olabilir, hormon regulasyonlarinda yasanan inis cikislar olabilir ya da kas agrilari olabilir. Her ne ise biz onlari gormemezlikten gelerek ya da yorgun oldugumuzda efedrin icerek, kas agrisinda sadece o kasi ya da eklemi terapisyene tedavi ettirerek, stresten bunaldigimizda psikiyatrisin kapisina dadanarak, hormon dengesi normalden saptiginda hormon duzenleyici haplar alarak, sex hayatimiz iyi olmadiginda viagra alarak, ya da yuksek kolesterolu asagi cekecek haplar alarak o kucuk mesajlarin altinda yatan buyuk mesaji kacirdik ve kaciriyoruz.

Bu durumda ne mi yapilabilir, ya da yapilabilirdi. Bir ogretmenimin su sozunu cok begeniyorum. Herkesde kanser var! Canim tabii ki bu soz kanserin faal oldugu hastalik konumunu anlatmak icin soylenmiyor. Demek istiyor ki kanser coook uzuuun bir gelisme oldugu icin eger her bir birey sanki icinde bir miktar kanser baslangici varmis gibi su andan itibaren hayatindaki degisiklikleri baslatir ise, saglikli bir hayatin meyveleri toplanacaktir. Zaten alternatif tibbin, ya da holistik yaklasimin en cok faal oldugu ve basarili oldugu vakalar, o uzun gelisimi ilk safhalarda geriye dondurme calismalarini kapsayan vakalardir. O nedenle de tibbi dergilerde, hastaligin o son safhasina gelmis, yani X-rayde kanser hucresi gorunmus ve cok gec kalinmis kisilerin tedavileri ile ilgili holistik ve alternatif kaynak yeterince bulamazsiniz.

Merak edenler icin kronik bir hastalik olan kanserin gelisme evrelerini buraya aktariyorum:

1) Excretion: (Ifrazat) Normal bosaltim ve temizleme organlarinin cikarttigi dogal toksinlerin birikmeye baslamasi. (Islemden gecmis besinler, duygusal stresslerin yarattigi etkiler, cevre kirliligi, dinlenme ve uyku azligi, vs. vs.)

2) Reaction: (Reaksiyon) Diger adi iltihap evresidir. Bahsettigimiz toksinler, artik dogal kanallar vasitasiyla elimine edilme hizindan daha fazla bir hizda birikiyor ise bu evreye girilir. (En cok sindirim sisteminde kendini hissettirir. Modern tibbin hemen NSAID, yani Non-steroidal Anti-imfammatory Drugs denilen ilaclarla sadece semptomu tedavi ettigi durumdur)

3) Deposition: (Kumulasyon) Artik toksinler vucudun belli bolgelerinde, eklemlerde, kan damar ceperlerinde ya da adipoz (yag) dokuda birikmeye baslamistir. (Kendisini eklem rahatsizliklari, yuksek tansiyon ve kolesterol, bobrek ya da safra taslari, sismanlik ve diger modern hastaliklarla gosterir. Tedavisini biliyorsunuz tabii, hanginizin bir bayan tanidigi kemik kaybi ya da eklem problemleri cekip de sirf agri kesiciler ve kalsiyum tedavisi almadi, ya da hanginizin bir sisman tanidigi sadece diyet ve egzersiz yaklasimiyla tedavi edilmeye calisilmadi?)

4) Impregnation: (Saturasyon, doymusluk) Toksit birikimleri artik saturasyona ulasmistir ve kronik yorgunluk belirtileri de baslar. (Oto-immun problemleri bu evrede basgosterir)

5) Degeneration: (Dejenerasyon) Artik vucudun toksit arindirma islemleri tamamen durmustur. (Kalp hastaliklari)

6) Neoplasm: (Neoplazma) Ilk 5 evrenin yarattigi gelismelerin meyvesidir. Vucudun bir yerinde tumor/kanser olusumu baslar.

7) OLUM!

Ne yazik ki oylesine merkeze bagli, bir profesyonele ihtiyac duyan bir sistemle buyutulmusuzdur ki kendi vucudumuzun bize verdigi ilk 4-5 safhadaki o yuzlerce mesaji onemsemeden son safhaya kadar bekler ve ondan sonra doktorlarin kapisini zorlariz. O nedenle bence hata sadece doktorlarda ya da modern tipta degil. Bizde de var. Inkar ve ihmalkarlik oyle seviyededir ki birak 2000'lerin teknolojisi, 3000'lerin teknolojisi bile boylesine sorumsuz beslenen ve sagligina onem vermeyen bir toplumun hastaliklarina care bulamaz, bulamayacaktir da.

Sistemin yanlisligina cok kucuk bir ornek vereyim. Hepimiz ates'in ne oldugunu biliyoruz degil mi? Hani hastalik baslangicinda vucut sicakliginin birden yukselmeye baslamasi olayi. Bize ates oyle bir anlatilmistir ki, ocu gibi korkulur ondan. Terli terli su icme!! ya da Aman islak t-shirt'le durma! sozleriyle buyumeyeniz var mi? Bizlerin boylesine korkutularak buyutuldugu bu ates olayinin aslinda vucudumuzun savunma ve bagisiklik sisteminin saglikli calisabilmesi icin COK onemli oldugunu biliyor muydunuz? Atesinin cikmasina izin verilmeyen cocuklarin bagisiklik sistemlerinin ne kadar zayif oldugunu? O yukarida bahsettigim 7 safhanin bu nedenle bu bireylerde cok daha cabuk gelisebilecegini? Homeopatik ya da alternatif doktorlar bu nedenle cocuklara sik sik sicak banyolar almalarini soylerler. Ates kabiliyetinin, dolayisiyla bagisiklik sisteminin fonksiyonunun gelismesi icin. Bizi atesten, mikroptan, bakteriden boylesine korkutan sistemin hangi sistem oldugunu siz gayet iyi biliyorsunuz.

Yazimin son bolumunde sunu belirtmek istiyorum. Benim gercekten hastaligin o son evrelerine gelmis insanlarin doktorlarina bir zitligim yok. Cunku o zavalli doktorun zaten pek de yapabilecegi bir sey yok. Artik o kisiyi hayatta tutabilmek, son zamanlarini en acisiz sekilde gecirtebilmek vs. vs. elinden gelen herseyi yapacaktir. Ancak acil doktorlariyla, o sagligi artik son evrelere gelmis insanlarin doktorlari arasinda bir yerlerde anlayista ve sistemde bir kopukluk var. Bence bu iki ucun arasindaki guruba giren hastalarin buyuk bir cogunlugu homeopati ya da alternatif terapiden buyuk bir fayda gorebilir ve evreleri geri cevirebilir. Bu ne yazik ki ates dusuruculer, kolesterol dusuruculer, anti-imflammatory ilaclar ya da agri kesiciler ile olacak sey degil. En azindan tek baslarina hic degil.

Turac, beni dinliyor musun dinlemiyor musun bilmiyorum. Ama sana son olarak sunlari soylemek istiyorum. Tipki dunyaca unlu Turk doktoru Mehmet Oz'un dedigi gibi: Insanin en iyi doktoru, yine insanin kendisidir, yani sizsiniz. O nedenle umarim (bana yanit yaz ya da yazma), benim bu forumda su ana kadar verdigim beslenme ve hayat tarzi tavsiyelerini olabildigince uygulamaya calisirsin da o tecrubeleri ne sen, ne de sevdiklerinden ve cevrenden sana bakip ogrenen kimse yasamak zorunda kalmaz.

Icten sevgiler ve saygilar,

Serkan Yimsel
Egzersiz ve Beslenme Uzmani

cakalcarlos
11 04 2006, 17:00
Okuduğum en güzel mesajındı Saircon. A dan Zye Tümüne katılıyorum.

Baris ve dostluk, hepinizi seviyorum.

diamonda
11 04 2006, 17:00
Serkan,
Harika bir karar : ) Tebrik ederim. Polemik için harcayacağın enerjiyi bizim için aydınlatıcı olan görüşlerini yazmaya ayırdığında çok daha anlamlı bir iş yapmış olacaksın.

Batu,
Senden de aynı doğrultuda bir silah bırakma kararı - kalem/tuş bırakma mı demeliydim yoksa?- görebilir miyiz? Mesela sanki hiç tartışılmamış gibi bütün o kavga gürültüyü bir kenara atsak? Olmamış, yazılmamış saysak ve kaldığımız yerden konuları tartışsak?

Ve hatta diyorum ki:

-- Acaba bir süreliğine modern tıp ve getirileri-***ürüleri konusunu dinlenmeye mi yatırsak? Belki birkaç hafta sonra kaldığımız yerden devam edebiliriz? En azından tartışacaksak bile tansiyonu düşük ve yalnızca bilgi paylaşacak şekilde sürdürsek?

Foruma geri dönersek:

Saircon, beslenme ile ilgili yazdıklarına bütünüyle katılıyorum, bence mantıklı önerilerde bulunmuşsun. Çok teşekkür ederim. Biyomedikal yüksek lisansım sırasında öğrendiğim bazı bilgiler var ve bunları da önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım. İlginizi çekeceğini düşünüyorum.

Arka omuz konusunda:
- Barfiks - sanırım kastettiğin eller dışarı dönük olarak enseye doğru vücudu yukarı çekiş? Bence de yararlı bir hareket ancak tam olarak yapabilmek için uzun süre çalışmam gerekecek gibi görünüyor. Artık daha fazla ön omuz çalışmamayı düşünüyorum, en azından bir süre : )

Masteer, senin arka omuz konusunda söyleyebileceklerin neler ? Eminim ki pratik birkaç önerin vardır?

Bir başka konu da biceps'lerle ilgili. Vücudumda egzersizler sonucu bazı değişimler var ancak biceps'lerimde pek bir değişim elde edemedim. Genelde, barbell curl ve yanına bir adet izole hareket koyarak çalışıyorum. Daha önce serkan, kollarına hacim eklemekte zorlanan insanların trapazeus kaslarına eğilmesi gerektiğini yazmıştı ancak trapez kaslarımın iyi durumda olduğunu düşünüyorum, daha iyi bir duruma gelmesi için çalışırsam omuzlarımı iyice düşük göstermesinden çekiniyorum. Biceps için hareketin kendisinden çok, nasıl bir rutin içinde çalışıldığı - ağırlık arttırarak ya da üç ağır set'den sonra çalışılacak 2 hafif set gibi - daha önemli sanki.. bu konuda da düşüncelerinizi alabilir miyim?

teşekkür ederim, sağlıklı günler

diamonda
11 04 2006, 17:00
Sevgili Turac,
Serkan'ın özür dilemesine gerek olduğunu düşünmüyorum. Doktorluk saygıyı hak eden bir meslek olsa da bir din haline getirilip, cem yılmaz aksanıyla doktorlara uzanan bütün eller kırılsın şeklinde sloganlar atmak da anlamsız. Serkan'ın tıp konusundaki düşüncelerinin bir bölümüne katılmasam da, her düşünce saygıyı hak ediyor. Düşünceleri kendisinin tercihidir, yaşadığı ve yaşayacağı sağlık sorunlarını ne şekilde çözmeyi tercih ettiği de kendi seçimidir. Bu forumda kimse aptal değil, Serkan'ın yazdıklarının bu anlamda toplumsal infial yaratan ya da kamu sağlığını tehdit eden bir yönü de yok, kısacası neden özür dilesin ki? O bir görüş ifade etti, insanlar karşı kanatta durdu, isteyen istediği mesajı aldı. Yarın ben astranotların sahtekar olduğunu yazsam bu kez de benim bütün NASA camiasından özür dilemem mi gerekecek?

Şimdi Serkan çıkıp sana, kardeşim bana ne senin bu forumda bir daha mesaj okuyup okumamandan, istediğini yap..istersen de benimle ömrünün sonuna kadar tartış! dese, yine kan çıkacak biliyorum.

Ha, ulan diamonda mısın nesin, sana kemik atan mı var? Serkan'ın avukatı mısın, nereden çıktın sen? kapasana çeneni desen, tabi sen de haklısın. Sonuçta tıpkı Serkan'ın tıp üzerine düşünceleri gibi, sen de özür dilemesi gerektiğini düşünmekte serbestsin. Ancak, ben aynı kanıda değilim, kimse düşünceleri yüzünden özür dilemek zorunda değil. Kaldı ki, adam delikanlı gibi çıkıp arkadaş, ben bundan sonra kavgacı bir üslupla yazmamak için özen göstereceğim, kimse mükemmel değil, hatalı davranmış olabilirim, kırıcı olduysam kusura bakmayın demiş. Olgunluk ve sporcu adama yakışan, bundan sonra hayır hayır, tıp camiasından özür dile şeklinde üstüne gitmek yerine konuyu kapatmak olmalı. Artık bu konuları ve kavramları değil biraz spor tartışalım yahu!. (Serkan yalvarırım, spor sözcüğünü dikkatli kullanalım, yaptığımız gerçekten spor mu deme şimdi : )) )

Senden önce burada yoktum ben, senden sonra da olacağım garanti değil. (madem klişe şeyler istemiyoruz)

Diamonda,
bench press'de elli kilo zor basan forum tıfılı...

konan
11 04 2006, 17:00
Saircon ,

kardeş bu zamana kadar senin tarafından yazılan en güzel yazını az önce okudum

ben aslında burada herkesin kötü niyeti olmadığı kanatindeyim tabi kide normel olarak herkes de bir ego ve belli prensibler var ve buda zaman zaman tartışmalara yol açabiliyor şahsi hakaretlere varmadığı sürece olsun ama tüm arkadaşlardan bu seviyeyi korumalarını dilerim

seni doktorlar konusunda ben pek de yanlış anlamadım evet doktorluk çok saygıdeger bir meslek aralarında her ne kadar bunu çıkar için kötü amaçlı olarak kullananlar olsa da genelleme yapmak olmıyacagı gibi senin de genelleme amaçlı yazmadığın kanısındayım

ben kendi adıma zaman zaman senin bilgilerinden yararlandığımı , fikir teatileri ve beyin jimnastiği yaptığımı Mertçe söyliyebilirim

Ağır kilo kaldırma uzmanı ve çok iri olan BARBAR

ben de kendime böyle bir ünvan buldum

Saygılar ,

masteer
11 04 2006, 17:00
Serkan,

Guzel yazını defalarca okudum.Samımıyetıne ınanıyorum, ınsanın bır noktada yanlıs anlasılmaya sebebıyet verecek kelımeler kullandıgını ve hatasını kabul etmesıde bır buyukluktur.

Cok ıyı bılıyorsun kı benı cıldırtan sey muhatabım degılsın demen oldu, cunku her ınsan gosterdıgı cabanın
ve zamanın semeresını gormek ıster, bunca yıllık bılgımın tecrubemın sadece basıt bır uygulayıcı gıbı gosterılmesıne dayanamadım.

Benım hayat gorusum sana bır tokat atana sen ıkı tokat at , sana bır ıyılık yapana ıkı ıyılık yap , sana bır adım atana ıkı adım at .

Bu yuzden ıtıraf edıyorum bır noktadan sonra ıpımı kopardıgımın tabıı kı bende farkındayım, engınlere sıgmadım baya bı tastım.

Her ne kadar cok fazla konuda fıkırlerımızın ıllakı karsı karsıya gelecegınden emınde olsam, saldırgan ve tek ben bılırım tarzı yaklasımını bıraktıgın olcude bunun bır zararı yok, netıcede en yakın arkadaslar, hatta ınsanın hayat arkadası bıle sana cok zıt fıkırlere sahıp olabılır.

Fıkırlerımız ve bakıs acılarımız karsı karsıya gelsede yaklasım tarzımı duzeltecegım ve sıvrı ıfadelerımı bundan sonra bende kullanmayacagım,senden de artık arada bır yaaa oylemı bak ben bunu bılmıyordum ,
haklı olabılırsın gıbı ıfadeler beklıyorum, tartısmalarda soyledıgın bazı seylerde gerı adım atabılmelısın,
agzından cıkan her ıfadeyı sonuna kadar savunman gerekmez.

Kazanmak sadece dedıgının haklı cıkması degıldır, bazen davranıs tarzın ıle de bır konuyu degıl ama ınsanları kazanabılırsın ve bu yazınla butun bu dıdısmeyı sen kazandın.

Lıght be with you

Batu
Sadece Batu

Turac
11 04 2006, 17:00
Serkan,

Sana bağlı olarak, bu forumda son bir mesajını daha okuyacağım. Eğer bundan sonraki mesajında, sadece tek bir cümleyle, başka hiçbir şey eklemeden doktorlardan özür dilersen; sana şimdiye kadar verdiğin bilgiler için teşekkür edip, hayatımın en büyük takıntılarımdan biri haline gelen bu forumu bir daha hiç açmamak üzere terkedeceğim. Yok kafama düşen saksının etkisi geçti, ben yine bildiğimi okurum, politik bir yorum yaparım senin dediğini yine yapmam. dersen seninle ömrümün sonuna kadar tartışırım. Gerekirse bu yaz Santa Monica' ya gelirim orda tartışırız.

Bana Senden önce de burada vardım, senden sonra da burada olacağım. gibi klişeleşmiş cevaplar vermezsen sevinirim.

Turac
11 04 2006, 17:00
Kendisinden beklemediğim kadar zeki bir hamle yapıp, çukura düşmekten kurtaran Serkan' a ve tüm forum sakinlerine,

Son yazımda kimseye laf sokup gitme gibi bir derdim yok. Bu yazdıklarıma kimse cevap yazmasın çünkü bundan sonraki hiçbir yazı tarafımdan okunmayacak.

Kendisinin akademik bilgisi, suçladığı kişilerle kıyaslanamayacak kadar az olan birinin bir özürü mağlubiyet saydığı ve bu özür talebime bir tek desteğin bile gelmediği bir ortamda yazı yazmanın(okumamın) anlamsız olduğunu düşünüyorum. Hayatım boyunca geçmişte yaşadıklarımızı unutalım, yeni bir sayfa açalım gibi felsefeleri hiçbir zaman benimsemediğimi ve yazılan 60 hakaret dolu mesajdan sonra 1 mesaja tav olunan düşünceyi hiçbir zaman anlayamayacağımı belirtmek isterim. Beni istediğiniz gibi yargılayabilirsiniz ama hayatta beni var ettiğine inandığım bazı prensiplerimi ömrümün sonuna kadar savunacağım.

Serkan benim düşüncelerimi anlayabilmen imkansız. Umarım kardeşini kanserden kaybetmek gibi bir acıyı hayatın boyunca tatmazsın.

Forumu şimdiye kadar takip etmiş bütün arkadaşlara saygılar.

peace4all
11 04 2006, 17:00
Saircon ağzına sağlık,
Uygulanması zaman zaman zor olabilecek ancak mantığıma yatan ve bilgi dolu bir yazı olmuş. Tekrar teşekkürler.

SinCityMARV
12 04 2006, 17:00
Herkese selam!

Saircon(Serkan),

Öncelikle su içme konusunda ki bilgiler için teşekkürler. O zaman kahvaltıdan onbeş dakka önce iki bardak çay içip kahvaltıdan birbuçuk saat sonra bi çay daha içmemiz lazım oluyo dimi? (ne kahvaltı ama)

Sonralıkla :) İzmir'de özelliklede liselerde ne derler bilirsin(yazdığın güzel mesaj için)... SERKAN KORKTU !!! :) :) :) Eee ne demişler klavye testereden tırtıklıdır.

Masteer, (yani Batu)

Şimdi merak edion dimii? Ne dicek acaba bu sefer yine dion dimiiii?(dion denmez diyorsun denir kelime uydurma) Bu eleştirim senin şu yazından kaynaklanıyor Benım hayat gorusum sana bır tokat atana sen ıkı tokat at , sana bır ıyılık yapana ıkı ıyılık yap , sana bır adım atana ıkı adım at . O zaman ben sana bi espiri yapınca sen niye bana iki espiri yapmıon.Polyannada gitti. Eee ne demişler ver pollyanna'yı ellere vur g-tünü yerlere

Çakalcarlos (Senin adın neydi bilmiyorum)
Eee ne demişler kürkçünün dönüp dolaşıp gelceği yer tilki(yada çakal aynı şey) dükkanıdır.Aramıza tekrar geleli çok oldu sen ama daha bana yeni msj attığın için şimdi hoşgeldin diyorum işte.Oh canıma değsin.

Konan(Barbar)
Bir barbar bir barbara gel bilader biz beraber pullover yapalım demiş. Barbarda bu barbara bi tane koymuş.... eeee hiç güzel olmadı bu.

Diamonda,(tıfıl)
Gerçi Masteer e sormuşsun ama bildiğim kadarıyla omuzda genel olarak itme(press) hareketleri ön tarafı daha çok şişirirken çekme hareketleride arka kısmı etkiler.Barfikste çekme hareketi zaten.Ama benim klasik anlatma yöntemimle cevaplamaya çalışayım.Belki bu hareketlerin bi adı vardır.Şimdi ayakta eline dumbılı alıp kolunu düz tutmaya çalışarak arkaya doğru kaldırmaya çalış.Birde öne eğilip kolun yere dik pozisyonda gövden yere paralel iken bu hareketi yaparsan arka kısmı etkileyecektir.Fakat öyle 8-10 tekrar yapabileceğin ağırlıkla değilde 15-16 tekrar yapabileceğin bir ağırlıkla başlamanı öneririm. Eee ne demiş şair....

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
İncitmeyeceksin basamakları
15 eylülde çam diktim
Git topla kozalakları

Sly,
Eee ne demişler dam üstünde adriaan vur beline kazmayı. Nerdesin olum? Sende ajanmı oldun mesaj yazmadan okuyup okuyup uzun süredir takip ediom filan.

Harbiden varsa başka öyle çıksın! Durup durup konular kızıştımı ben ne zamandan beri burdayım demesin.

Neyseki artık 11'e mesaj atmıyolar.

Umarım şu geçen gergin havadan sonra bir parça tebessüm oluşmuştur yüzcağızınızda.

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

Bora Bozdoğan
Yüce İnsan Büyük Boksör

masteer
12 04 2006, 17:00
Cıncıgım ,

Cok renklı bır kısılıksın, ancak senın kıvrak zekana ben sahıp degılım, yada hayat benı kutlestırdı belkıde bıraz, o yuzden esprılerıne seyırcı olarak katkım oluyor anca.

Polyanna mevzuunu kapatalım lutfen, karı musallat oldu basıma aramızdakılerı kıtap olarak bastırıp
volıyı vuracakmıs

Saircon
13 04 2006, 17:00
Cincim mesaj alindi anlasildi ;) Ancak hem Sly hem de senin bilmenizi istedigim canimi sikan olay, benim yeni bilgisayarimin hard-drive'inda bir sorun olustu. O nedenel yaklasik 3 aydir eski kulustur i-mac'im ile idare ediyorum. Ne msn'im var, ne yeni program yukleyebilirim ne de diger bilgisayardaki dosyalara erisebiliyorum. Uzerinde calistigim kitabim da o nedenle durdu su siralar. O yuzdendir zaten su 2-3 aydir forum uzerinden kisisel bilgilerime ulasamiyordum, cunku bu bilgisayarin ekraninda yukaridaki reklamlar kisisel bilgi kutucugunu kapliyordu. Ama gordugunuz gibi o bilgilere dun gece ulasip kirmizi elma ve imzami koyabildim cunku Turkun akli ya kacarken, ya da ..carken gelirmis :) Harbiden de oyla oldu, afedersiniz WC'deyken yaw ben neden forum penceresinin alt kosesinden mausun oku ile tutup cekip devamli olarak pencereyi enlemesine buyutmuyorum? dedim. Denedigimde de pencere saga dogru buyudukce o kutucuk reklamin altindan cikti ve gorunur oldu. :) :) Too much information (TMI) belki ama olsun, paylasayim dedim he he he he !!

Zit koseler birbirini ceker derler Batu, bosver ;)

Wow Konan sen de de ressamlik varmis ha? Forum bodybuilding magazininin cizerleri belli oldu desene. Yazarlari bulmaya kaldi simdi ehuehuehuhe :)


Sly'immmmmm. Nerlerdesin sen yaaaa? Bak oyle yok olma uzun sureler, Balboa'ya soylerim haaa!! :) Gel dostum gel, gel de ulkemin havasini kulturunu getir buralara. Ozledim yahu konusmayi, muhabbeti, tam diyorum hemen hemen hazirliklar bitti, ya yeni bir kurs cikiyor ya da proje. Gelemedim sen gel bari ;)

Saygilar ve sevgiler herkese.

Sly
13 04 2006, 17:00
Cincigim..

Is degistirdim. Bahar yorgunlugu, yeni is derken yamularak eve gelip saat 9-10 gibi yatıyorum. Salona gitmeyeli 2 aydan fazla olacak. Is cok dikkat gerektirdigi icin anormal yoruluyorum. Ama giderek alismaya basladim. Sanirim 1-2 haftaya salona gitmeye baslarim. Adam gibi bi Adrian bulamadigimi da uzulerek belirtirim. Simdiki hatunlarin hepsi kaplan gibi A.K. bisey demeye gelmiyor. Nerede Adrian gibi destek olan, vefakarlar.. neyse.

Serkanim, kirmizi elmam, al yanaklim.. :) Ne msnde yakalayabiliyorum seni nede baska yerde. Sinir kupu olmusun. :) Kisa dogru bir ihtimal America yollari gorunebilir. West Coast'a gelmemistim hic. kapini tiklatirim bakarsin :)

Herkese iyi calismalar..

Ulan Adrian Allah bildigi gibi yapsin senide Allahsız kari..

SinCityMARV
13 04 2006, 17:00
Selamlar,

Sabahları ekranlarda sıkça gördüğümüz aerobik hareketlerinin ileri seviyelere gelmiş bir hali

http://www.nearlygood.com/vide...fedbeautiful.html
(http://www.nearlygood.com/video/buffedbeautiful.html
)

Birde ingilizceniz varsa şanslısınız.Ben hiç bişey anlamadım. No pain no gain dışında ;)

konan
13 04 2006, 17:00
Selam Millet ,

Sarcon sonunda sigarayı bırakmışsın iyi ettin hem elma daha iyi ve cildi güzelleştirir :) yanlış olmasın cülme işareti koyacaktım da

Saircon kardeş bende eskiden Konan dergilerini okurdum ve karakalem çalışması yapardım bir yarışmaya katılmadım ama iyi çizerim az mı çizdim Konanın resimlerini ....

bak ortak bir yanımız daha çıktı

masteer
13 04 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Barbar Conan yazar ve cızerlerının ıcınde benım en sevdıgım Leo buscaglıa ve John Buscema, bu ıkılının elınden cıkan hıkayeler dıgerlerınden cok farklıydı, ayrıca cızerın anatomı bılgısıne ve kasları degısık duruslarda dogru ve ayrıntılı cızmesıne bende hayrandım, ne yazık kı benım cızım denemelerım cınalıden
bı gomlek yukarı cıkabılırdı ancak.<img src=i/expressions/brokenheart.gif border=0]

Yanı netıce ıtıbarıyle kuralı bozmayıp serkanla gene ters koseyız :p

supplement
14 04 2006, 17:00
hala kavga dövüş polimik :mad:

Saircon
15 04 2006, 17:00
Profusion,

Diger yazarlarin yorumlarini bir iki satir tutarken, benim hakkimda bir paragrafin uzerinde yazman, zaten benim amacima ulastigimi gosteriyor. Yorum olumsuz ya da olumlu olsun, kafalarda fikir olusturabilmek, bir ogretmenin gorevidir.

Kendi fikirlerimden odun verip vermeme olayina gelince. Burada konusulan iki ya da uc ANA konu var. Vucut gelistirme, beslenme, ve saglik. Arasira geyik yapildigi da olmuyor degil tabii. :) Halbuki bir insanin prensipleri kac farkli konuda olusabilir? Belki yuzlerce. Benim bu bir iki konuda (o kadar digerlerince test edilmesine ragmen!) esnek olmamam, hic bir konuda esnek olmayan birisi oldugum anlamina gelmez. Farkinda isen bu forumda bu isi profesyonel olarak yapan tek ben varim. Saygisizlik ve kucumsemek olarak anlasilmasin, ancak harbi harbi hayatimi kazandigim bir konuda da odun verirsem, artik diger prensiplerimin hali ne olur onu bilmiyorum ;)

Yazin oldukca seviyeli, o nedenle ben de seviyeli olmaya calisacagim. Ancak beni uzen sozun, forumu sahiplenmeye yonelme iddian oldu. Bu senin algilayis seklin, bir insanin bazi prensiplerinden odun vermemesi demek, sahiplik gostermesi demek degildir. Ustelik bu forumun bir akrabama ya da tanidigima ait olmadigini defalarca soyleyip, para kazanmadigimi ve gonullu olarak burada yazdigimi suruyle sefer soylemisken boyle bir ihtamda bulunman gercekten cok ayip.

Son olarak, uzun egzersiz ve spor gecmisinden sonra, buraya soru mu sordugunu, yoksa kendini mi tanittigini anlamadim. Bir soru var ise, daha acik ve net olarak belirtirsen sevinirim.

Egzersiz ve saglik seninle olsun.

profusion
15 04 2006, 17:00
Selamlar herkese,

10 gün sonunda nihayet forumu ilk açılış mesajından bu yana tamamen okuyup bitirebildim. Tesadüfen bulduğum bu forumdaki bilgiler çok değerli ve büyük olasılıkla başka yerden elde edilemeyecek nitelikte. Pek çok şeyi copy pasteleyip kendime 55 sayfalık bir word dosyası da oluşturdum ve bastırıp elimin altında tutacağım.

Öncelikle forumu ilk açan 11 ve sonradan çok katkısı olan Hercules74'ün son zamanlarda ortadan kaybolmalarının büyük eksiklik olduğunu söylemek zorundayım. 11 tatlı tatlı her soruya yanıt vererek, hiç sinirlenmeden ve hiç bir polemiğe girmeden öyle güzel şeyler anlatmış ki. Hercules ise yaşça nisbeten küçük olmasına karşın, az zamanda çok büyük bilgi birikimine ulaşmış bir kişi. Her ikisinin de özellikle steroid tartışmasında tarzlarını çok doğru bulduğumu beliretmeliyim. Kendilerinin de kullandıkları bu ilaçları kimseye bir kez bile önermediler, ama bunları kullanma kararını vermiş kişileri de defalarca uyarıp en zından bilinçli kullanmaya yönlendirmeye çalıştılar. Özellikle Hercules'i son derece alçakgönüllü genel tutumu nedeniyle takdir ettim. Keşke tekrar foruma dönse. Frank Zane de aynı şekilde gayet yararlı bilgiler vermiş.

Serkan'a gelince... Başlarda foruma ilk yazmaya başladığında belli bir mesafeyi koruyup duygusalıktan uzak bir yazı tarzı benimsemiş. Ama bir noktadan itibaren yazdıklarında daha sabırsız ve öznel olmaya başlıyor. Giderek forumu sahiplenmeye yöneliyor ve bir şekilde kamplaşma oluşuyor. Neyse ki son birkaç sayfada tüm taraflar aralarındaki sorunları dondurup baştan başlmaya karar veriyor. Ama Serkan'ın bütün bilgi birikimine karşın, özellikle son dönemde her konuda kendi bildiklerinde ısrar etmesinin ve karşı tarafın argümanlarına karşı hiç bir esneklik göstermemesinin biraz itici kaçtığını söylemek zorundayım. Yani ben okurken çoğu zaman Bu kadar da olamaz. Her şey senin dediğin gibi olmak zorunda değil Serkan deme ihtiyacı hissettim. Yani herkesin doğrusu kendine göredir bence ve hele sağşık gibi her allahın günü başka bir doğrunun yalan ya da başka bir yalanın doğru olduğunun ortaya çıktığı bir konuda bu kadar kendinden emin olunmaması gerekiyor gibi geliyor bana. Ama diğer taraftan da, insanın yaptığı işte kendisine bu kadar güven duyması ve iddialı olması da güzel bir şey. Malum Türkiye'de en büyük sorunlardan biri herkesin işini yarım yamalak ve baştan savma yapması ve sonra da mükemmel olduğunu iddia etmesidir. :) ))

Gelelim bana. 35 yaşındayım. 19-20 yaşlarıma kadar son derece zayıf ve kemikleri sayılan bir tipken, ani bir kararla üniversiteyken vücut geliştirme işine giriştim. Daha türkiye'de en basit supplement'ın bile bulunmadığı 1980'lerin sonlarında, Ankara'nın meshur Bilgin Spor Salonu'na ilk girişim son derece umutsuzdu. 1.81 boy ve 58 kiloyla herhalde ordakilere hilkat garibesi gibi görünmüşümdür. :) ) Hemen elime gayet yüklü bir beslenme prohramı tutuşturtuldu ve ben ordaki 3yıllık çalışmamın sonunda, hiç bir supplement falan kullanmaan sadece beslenmeyle 70 kiloya çıkıp sabitlenmeyi başardım.

Ondan sonra biraz ara verdim. 90'ların sonlarında bu sefe Ankara'nın yeni daha şık spor merkezlerinden birinde tekrar başladım. Ordaki çalşmam pek verimli geçmedi doğusu. Sadece mevcut çatımın üzrine az birşey inşa ettim. Sonra tekrar ara.

Şimdi ise son 3 yıldır hiç aralıksız çalışmaktayım. Bu defe kendimce hayli ilerleme kaydettiğimi düşünüyorum. Haftada 3 kez 1'er saatlik ağırlık çalışması + 20'şer dakika kardiyo yapıyorum. Bu şekilde şu an 80'e dayandım. Ancak bunun bir miktarı özellikle göbekteki yağları da içeriyor. (Bu kış beslenme düzeninimi biraz bozmuştum).O yüzden son 1 aydır diyetle birlikte ***ürmeye çalışıyorum. İşe yaramaya da başladı.

Ben forumda örneğine pek az rastlanan gruba dahilim sanırım. Yani öyle çok aşırı kiloların altına girmeyi çok istemiyorum. (Mesela bunca yıllık çalışmadan sonra hala benchte 70 kilo, squatta 120 kaldırıyorum.) Buna çok imkanım da yok. Bunun için sanırım haftalık çalışmamı 4'e çıkarmam gerek ki buna zamanım ve hevesim elvermez. Haftada 5 gün 9-7 arası çalıştığım bir işim var. Antrenmana en iyi ihtimalle 19.30'dan sonra başlayabiliyorum. Eve dönüp yemek yemen en erken 9 oluyor.Tabii o saatten sonra da çok fazla yemek yemiyorum, bu da gelişmemi sınırlıyor olmalı. Yine de kendimce bir program çizip uyguluyorum. Mesela şu an dönşümlü 4 günlük bir programım var. Her gidişimce birini yapıyorum ve yaklaışık 1 aylık sürede dönüp kendini tamamlıyor.
Bir gidişimde omuz + sırt + bacak diğer gidişimde göğüs + kol + karın yapıyorum. Her 2 çalışmada bir mutlaka ağırlık arttırıyorum. Ve Serkan, maalesef amino asit kullanmak zorundayım. Çünkü günde 5 hafif öğün gibi bir yemek düzeni yapmam sözkonusu değil. O yüzden akşam antrenmandan sonra protein ve sebze-meyveden oluşan bir yemekten sonra 3 tablet amino alıyorum. Sabah kalkınca ilk iş tekrar amino, peynir, biraz ekmek, kuru kayısı ve meyveden oluşan bir kahvaltı, öğlen yine protein, belki biraz yoğurt ve karbonhidrat, akşamüstü eğer o gün vaktim olmuşsa ve yanımda işe ***ürebilmişsem meyve. Diyetim işte böyle. Sigara, çay, kahve hiç alışkanlığım yoktur. İçecek de sadece su, taze sıkılmış meyve ya da bazen soda. Arada içki ve şekerli içecek de içiyorum tabii, o kadar da değil.. :) ) Bir de tatlıya ve çikolataya zaafım var, zaten bu kış da beni mahveden onlar oldu..

Benim en büyük sorunum, çalıştığım yerlerde doğru dürüst bir trainer yardımı alamayışım. Her şeyimi kendim tanıdığım kişilere sorarak ya da internetten çizmek zorundayım. Mevcut programımı biraz hafifleterek yaz boyu sürdüreceğim ama sonbaharda nasıl bir program yapıp hangi değişik ve yeni hareketleri bulayım diye şimdiden düşünüyorum.

Yani diyeceğim o ki, ben ne müsabakalara katılmayı düşünüyorum, ne 2-3 aylık hevesle başlayıp bırakanlardanım. Aerobik falan topluca yapılan egzersizleri hiç sevmem. Düzgün bir fiziğim olsun, aynada kendimle barışık olayım, yazın tişörtle çıktığımda kendimi beğeneyim, biraz da sağlıklı hissedeyim ve genel olarak formda olayım (artık ne demekse). Bu amaçla ağırlık çalışıyorum. Kısacası benim gibiler de az da olsa vardır diye düşünüyorum bu ülkede.

Herkese verimli çalışmalı günler...

masteer
16 04 2006, 17:00
Hosgeldın Profusıon,

Demıssın kı;

maalesef amino asit kullanmak zorundayım.

Neden maalesef??, ben balık cok severım desen maalesef mı dıyeceksın, veya pastırmalı yumurtayı
ne yazık kı bayıla bayıla yıyorum mu dıyeceksın.


Benim en büyük sorunum, çalıştığım yerlerde doğru dürüst bir trainer yardımı alamayışım. Her şeyimi kendim tanıdığım kişilere sorarak ya da internetten çizmek zorundayım. Mevcut programımı biraz hafifleterek yaz boyu sürdüreceğim ama sonbaharda nasıl bir program yapıp hangi değişik ve yeni hareketleri bulayım diye şimdiden düşünüyorum.

Trainerı bosver , esas partnerın varmı onemlı olan o , ayrıca neden degısık hareketler bulasın kı, temel hareketlerı bıtırdın ve yetersız mı kalıyor.

Aynı kas grubuna yonelık bınlerce hareketten aslında sadece bır yada ıkı ana hareket vardır, dıgerlerı
hep cesıtlı amaclara yonelık ılave ve bırbırının muadılı hareketlerdır. Onemlı olan hareketı kac kılo ıle ve nasıl yaptıgın, yoksa hareketın ne oldugu degıl.

Ornek, on omuz ıcın amuda kalkıp dıpste yapsan calısır, barbell veya dumbbell press te yapsan calısır,one cable veya dumbbell acısta yapsan calısır. Ama hareketı dogru yapmazsan ve lımıtlerının
altında zorlarsan bu hareketlerın hıcbırınde calısmayadabılır.Onemlı olan amacını ve buna yonelık kac kılo ıle , hangı tempo ıle ve ne sıklıkta calısman gerektıgını bılmen.

Bu arada haftada 3 gun azzzzzz.

Saircon
17 04 2006, 17:00
Profusion,

Ilk mesajindaki yorumunun negatif goruntusu daha agir bastigi icin o aciklamayi yaptim. Eger bunda sakinca gormedigini o zaman belirtseydin herhalde o yorumu ayip olarak nitelemezdim. Neyse, konusmasiz sohbetlerin yanlis anlasilabilecegine dair yeni bir ornek yasiyoruz yine sanirim :)

Bu foruma elbette ki soru sormak gerekli diye bir kaide yok. Ancak simdiye kadar kendini tanitan arkadaslarin hicbirisi bu kadar detayli bir egzersiz gecmisi sunmamisti. Forumdaki hemen herkes de bize kisa bir soru sordugunda bizler onlari o detayli gecmisi vermeleri uzerine uyardigimiz icin senin de o amacla bunlari yazmis olabilecegin goruntusu olustu bende. O nedenle kendi kendime sordum, eee, soru nerede diye. Eger soru amacin yoksa tekrar merhaba, ve paylasimlarin icin de sagol.

Saygilar,

SinCityMARV
17 04 2006, 17:00
Profusion,

Hoşgeldin.Gerçektende bişeymi sordun yoksa hani foruma girdim bak artık neyim ne değilim bilindiye kendinimi tanıttın anlamadım.

Ayrıca nasıl çalıştığını bilmiyorum.Yani kaldırdığın ağırlıkları söylemişsin ama onunla esas kaç set/tekrar yaptığın-yapabildiğin önemli bence. Sen 70 kilo ile bench yapıyorsun ama biz nerden bilelim senin bi defamı yoksa 15 dafamı kaldırabildiğini değilmi(dimi)?

Gelelim çalışma şekline.Omuz-sırt-bacak, göğüs-kol-karın. Benim bu çalışma şekline olan yorumum şöyle olacaktır
1-)Sırt, biceps-triceps gibi sadece kendi başına çalışan bir kas değildir.Yani omuz mutlaka sırt çalışırken devreye girer.Çalışma şekline hareketine göre başka kaslarda girer.Mesela barfiks çekerken sadece sırt değil omuz ve bicepslerde çalışır.Yani söylemek istediğim omuz-sırt aynı günde olmamalı.Omuz ile göğüste tabiiki.
2-)Göğüs-kol. Göğüs biceps olabilir ama (kol derken biceps -triceps demek istedin sanırım)tricepste mesela bench press yaparken devreye girer.Buda sonra çalışan kasın yapabileceğinden az tekrar veya daha az ağırlık ile çalışmana sebeb olur.

Programının süresi üç gün mü olmalı yoksa beş günmü onu buradan söyleyemem.Çünkü senin amacın farklı olabilir.Ama çalıştığın kas gruplarını dörde bölüp haftanın dört günü çalışma üç günü dinlenme daha iyi olabilir senin için.Çünkü yazılarından anladığım kadarıyla haftada dört günlük dinlenme yapacak kadar ağır çalışmıyorsun.

Kendi programım

göğüs-sırt
off
trapezus-karın-önkol
biceps-triceps
off
omuz-bacak
off

Hepinize iyi çalışmalar...





Serkanın bilgisayarı daaandiik Serkanın bilgisayarı daaaanndiiiiiiiiik!!!! :D :D :D

SinCityMARV
17 04 2006, 17:00
Bu arada

Suplement,

Sen iyimisin kardeş?

profusion
17 04 2006, 17:00
Selamlar tekrar,

Herkes soru sormamı beklemiş anladığım kadarıyla. Ben öncelikle kendimi tanıtayım, nasıl olsa arkadaşlar karınca kararınca birer yorumda bulunur diye düşünmüş ve doğrudan soru yöneltmemiştim.

Serkan, forumu sahiplenmeye çalışmak ifadesini maddi anlamda kullanmadım. Burda kastettiğim manevi sahiplenmeydi. Zaten sen de, önceki mesajlardan birkaç kez gördüğüm kadarıyla, 11'e mesaj yazan olduğunda kibarca onun uzun zamandır buraya yazmadığını hatırlatmış ve yazarken kiminle muhatap olunduğunun bilinmesi gerektiğini belirtmişsin. Burda en istikrarlı ve düzenli yazan sen olduğuna göre, bu noktada ilk akla gelen muhatap da sensin demektir. Demek ki forumu gerçekten de benim kastettiğim anlamda manevi olarak sahiplenmişsin (ki bunda kötü bir şey göremiyorum).

Ayrıca sahiplenme lafımı çok ayıp bir itham olarak değerlendirmen de asıl bana ayıp geldi. Bu kadar masum ifadeleri bu kadar gereksiz yönlere çekmenin bir anlamı yok. Hem ben de o zaman senin uzun egzersiz geçmişin ifadeni ayıp olarak değerlendirebilirim. Ne yani, buraya her giren mutlaka birine bir soru mu yazmak zorunda? Forum demek mesajlarla paylaşım demek. Kendim hakkında bir kaç paragraf bilgi veremeyeceğim diye bir kural mı var? Biraz uzun tuttum diye sıkıldın mı hemen?

Master, haftada 3 gün bana tam geliyor. Doğrusu hafta içi 2 akşamım ve cumartesi günü bir-iki saatim egzersizle dolduktan sonra, 1 gecemi daha buna ayıramıyorum. Maalesef lafım da Serkan'a yönelikti. Onun supplementlara ne kadar karşı olduğunu biliyoruz.

Sincity, saolasın, yazdıklarımla ilgili bilgilendirici yorumlarda bulunmuşsun. Senin programın çok güzel ve düzgün gördüğüm kadarıyla. Ama her kas grubu (izole olarak düşünürsek, yoksa yazdığın gibi birlikte çalışanlar da var tabii) haftada sadece 1 kez çalışıyor. Senin kaç kilo ya da ne kadar hacimli olduğunu bilmiyorum. Ama ben şu anki hacmim ve kilomla seninki gibi bir program uygularsam, her kas grubunun haftada 1 kez çalışması sanki gelişimimi sağlamaz gibi geliyor. O yüzden de programı kendimce omuz-sırt-bacak ve göğüs-kol-karın diye ikiye ayırmıştım. Böylece her kas grubu dönüşümlü olarak haftada ortalama 2 kez çalışmış oluyor. (yani salı-Cumartesi omuz, Perşembe-Salı göğüs, Cumartesi-Perşembe omuz şeklinde gidiyor) Tekrarlarım ve setlerime gelince, her hareketimi 4 set ve 7-8 tekrar çalışıyorum.

Şimdiye kadar hep omuz-sırt çalışmıştım. Demek ki yanlış olmuş. Ama haftada 3 antenmanla, senin dediğin yanlış kas gruplarını birlikte çalıştırmadan nasıl bir program düzenleyebilirim çözemedim şimdi.

Master, temel hareketler çok azmış gibi geliyor ve çeşitlendirmekte zorluk çekiyorum. Son dönemde bulduğum www.leehayward.com diye bir siteden program yazdım kendime. Başka kullanabileceğim, çok sayıda hareketi listeleyip tarif eden site var mı? (Bodybuilding.com/fun/exercises dışında?)

Herkese teşekkürler ve iyi çalışmalar...

trakyali
18 04 2006, 17:00
Tum forum uyelerine selam.

Serkan mrb,uzun zamandir gorusemedik,elimde olmayan sebeplerden dolayi 4 ay ara vermek zorunda kaldim.Allahima cok sukur tekrar baslayabildim.
Sana beslenme ile ilgili bir sorum olacak izin verirsen:
Aksam markette dolasirken rafta soya kiyma ve kusbasi dikkatimi cekti.Bitkisel proteyinin en kalitelisi soyada oldugunu biliyorum fakat bu urun raf urunu oldugu icin yani taze olmadigi icin kullanip kullanmam konusunda karar vermekte zorlandim ama yine de aldim.Kullanmamda guttugum mantik su:Aksamlari yapilan antrenmandan sonra protein agirikli beslenmek gerkeiyor ama bu protein oyle bir protein olmali ki hazmi yavas olsun ve sabaha kadar vucudu proteyn ihtiyaci hismetmeyecek sekilde beslesin ki kaslardan tuketim olmasin.
Bu konuda bana yardimci olurmusun.Tesekkurler.

trakyali
18 04 2006, 17:00
Mucize bitki soya fasulyesi

''Asrın harika bitkisi'' olarak da kabul edilen soya fasulyesi, insan ve hayvan beslenmesi ile sanayide kullanım alanı bulan, içerdiği değerli besin ögeleri ile yeri doldurulamayan bir bitki olarak dikkati çekiyor

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öretim Üyesi Prof. Dr. Halis Arıoğlu'nun çalışmasına göre, soya fasulyesi; yağ, tam soya ve soya protein ürünleri olarak kullanım alanı buluyor.

Yağ ürünleri; gliserol, rafine soya yağı ve soya lesitini olarak alt gruplara ayrılıyor. Gliserol yağ asitlmeri, metil esterler, seydiezol ve solventler olarak gruplandırılıyor.

Rafine soya yağı yenilebilen ve teknik kullanımlar olarak ikiye ayrılıyor. Yenilebilen kullanımlar grubunda kahve kreması, pişirme yağı, dolgu yağı, margarin, mayonez, ilaç, farmasötik, salata sosu, salata yağı, sandviç sosları ve gevreklik verici yağlar yer alıyor.

Teknik kullanımlarda ise anti-korozyon maddeleri, anti-statik maddeler, macun bileşenleri, inşaat malzemeleri, beton katkı, bakım yağları, mürekkep baskı maddeleri, kalemler, dezenfektan, toz kontrol maddeleri, elektrik izolasyon, epoksiler, fungisidler, yer karosu sırtı, metal kaplama işleme, yağlı kumaşlar, boyalar, pertisidler, koruyucu kaplamalar, sabun, şampuan, deterjanlar, vinil plastikler, duvar pano, su geçirmez çimento emülzerler, ilk akla gelenleri oluşturuyor.

Soya lesitini, yenilebilen kullanımlar alanında fırıncılık ürünleri, şeker ve çikolata kaplamaları, beslenme, alkol ve mayada kullanılıyor. Boya, mürekkep, insektisid, kauçuk, yağ, yapay dana sütü, kozmetik ve boya pigmendlerinde yer alan soya fasulyesinin, tam soya ürünleri grubunda yenilebilir kullanımları şunlar:

''Tohum, stok gıda, soya filizi, kavrulmuş soya fasulyesi, tam yağlı soya unu, ekmek, şekerleme, donat karışımı, donmuş tatlılar, hazır sütlü içecekler, ekonomik ekmek, krep unu, kabuklar, tava yağı katkısı, pasta hamuru, tatlı ürünler. Kavrulmuş soya fasulyesi ise tatlı ve şekerleme, kurabiye malzemesi ve süsü, bisküvi, diyet kalemleri, dondurma sosu, soya tereyağı, soya kahvesi olarak kullanılan eşsiz bir bitki konumunda.''

SOYA PROTEİN ÜRÜNLERİ

Bu grupta soya, yapıştırıcılar, analitik kimyasallar, antibiyotik, asfalt emülsiyonlar, binder-tahta reçineleri, temizlik malzemeleri, yapay deri, kozmetik, fermante yardımcı maddeleri, elyaflar, ambalaj folyoları, mürekkep, su bazlı boya, sunta, plastik, polyester ve tekstil başta olmak üzere, çeşitli alanlarda değerlendiriliyor.

Soya protein ürünleri; besleyici hamur işleri, bebek maması, fırıncılık katkı maddeleri, şekerleme ürünleri, tahıllar, diyet gıda ürünleri, hipo-alerjik süt, besleyici meşrubatlar, et ürünleri, erişte, hazır karışımlar, sosis zarlarında kullanılıyor.

Soya küspesi ise yem sektöründe su ürünleri, arı yemi, buzağı maması, balık yemi, tilki ve mink yemi, besi yemi, süt yemi, tavuk yemi, protein konsantreleri, kedi-köpek maması ve daha birçok alanda kullanılabiliyor.

trakyali
18 04 2006, 17:00
Aramama gerek yok,forumu ve senin yazilarini (son 4 ay haric,ama onlarida okuyorum,az kaldi) hic kacirmadim,soya fasulyesini ve hele hele raf urunu olan (taze olmayan) içinde raf omrunu uzatan kimyasallar bulunan bir gidayi onaylamayacagini bilmem gerekirdi aslinda.Ama ben aldim bunu artik ve iyecegim,para vedik o kadar cope atmayacagiz ya :) .

Bir de musadeniz ile karsi fikirler konusuna deginmek istiyorum.Bana gore karsi fikirler olmasaydi bu forum coktan kapanmis olurdu.Karsi fikirler sayesinde bir seyi neden yapmamiz gerektigini veya neden yapmamamiz gerektigini anlamamiz kolaylasiyor.Ayrica iki farkli secenek te onumuze geldigi icin insanlara has beynini kullanma becerisini gelistirme firsati doguyor,konunun ustunde kafa yorup dogruyu bulmak icin.
Herkesin ayni fikirde oldugu bir forum dusunemiyorum, ighh :) )

Saircon
18 04 2006, 17:00
Trakyali,

Hosgeldin. Uzun zaman oldu sen nerelerdeydin yaw :) Benim bu forumda soya urunleri ile ilgili bir aciklamam vardi. Eminim ki birden fazla aslinda. Eger bulamazsan (her iki anketi de tara, hem body building anketini, hem de benim bir ara yazdigim bilimsel vucut gelistirme anketini) ben burada yeniden bir cevap yazmaya calisirim.

A_P,

Sen de foruma hosgeldin. Sana daha genis bir yanit verecegim ilerde. Burayi takib et.

Masteer,

Yazin ile ilgili iki sorum olacak:

1) Yazida kaslari yuksek agirliklarla zorlama durumunda nasil ve neden vucudun onlari kaybetmedigine, yani kas atrofisinin olusmadigina dair yeterli aciklama yok. Buna yorumlarin nedir?

(Benim dusuncem, vucutta kalori acigi var ise kas kaybi kacinilmazdir. Ozellikle eksik kalori alinirken kaslarda o kadar mikrotravmalara ve parcalamalara yol acmak, bir nevi onlarin normalde gerek duydugu onarim, oksijen, kan ve besin destegini kat kat arttirmak demek olacaktir ki bu durum onlari daha da maliyetli dokular haline getirmeyecek midir? O nedenle vucudun harcadigindan daha az yemek yerine, glisemik indeksi yuksek ve kalitesi dusuk besinlerin terkedilmesi daha dogru bir adim olacaktir.)

2) Kaslarin zorlanmasi sadece hipertrofi tekrarlari araliginda mi olusur? %60'inla maksimumun 16 tekrar kaldirabilir iken ayni agirlik miktari ile 17. tekrari ya da 18. tekrari cikartmaya calisirken kaslar zorlanmiyor mu? Bu zorlanmanin, daha agir kilolarla (7 tekrar ancak cikartabilecegin agirlikta 8. tekrari denemek gibi) yasadigin zorlanmadan ne gibi farklari vardir? Buna yorumlarini da bekliyorum!

(Benim dusuncem, aradaki fark, calisan kas fibril tipidir. Yuksek tekrarlar ve ortalama agirliklar kaldirilirken aktive edilen yavas kasilan fibril orani daha yuksektir. Dusuk tekrarlar ve yuksek agirliklar calisilirken ise cogunlukla hizli kasilan fibriller aktive edilirler. Her bir bireyin, fibril kompozisyonu farkli oldugu icin, benim kanimca en cok fayda saglanacak zorlama cesidi ya da en etkili tekrar ve agirlik yuzdesi araligi diye genellemeler her zaman gecerli olmayabilir. Kisi, butun bir periyodizasyon senelik routinini uyguladiktan sonra kendi yapisal ozelliklerine, kas fibril kompozisyonuna ve aktivite tipini gore en uygun zorlama cesidini secmelidir.)

Guzel ve yoruma acik bir yazi, tesekkurler.

SinCityMARV
18 04 2006, 17:00
Profusion,

Öncelikle dediğim gibi amaçlar farklı olduğu için programlarda doğal olarak farklı olacaktır.Ayrıca ben öyle aman aman şekilli biride değilim :D Sadece söylemek istediğim performansını yükseltmek için başka antrenmanda kısmen çalışan bir kas aynı gün özel olarak çalıştırılırsa kapasitesinin altında kalacağıdır.Senin programında bunu omuz-sırt olarak gördüm. Sırtı omuz kullanmadan çalıştırabiliyorsan sorun yok tabi.

Sana kendi programımı örnek olarak yazdım zaten al sende böyle yap demek için değil bir fikir oluşması içindi.Profesyonel olmayan ;) ve seni birebir görmeyen kimseden program alma. ;)

Ama senin programınıda anlayamadım.Üç kerede okudum yani.Önceki yazın bende pek hacimli bir vücut istemiyormuşsun gibi bir izlenim bıraktı.Ama 7-8 tekrarlar hacim tekrarlarıdır.Dimi Serkan? ;) :) Ayrıca omuz çok fazla çalışıyor bence.

Sonra illa haftalık program olcak diye bişey yok. Ama sen artık haftalıksa haftalık yada nasılsa ayrıntılarıyla yazarmısın?

Hadi baaayy


Serkanın bilgisayarı ddaaaannndiiikkk!!! :D (Yenisini alana kadar yazcam bunu)

SinCityMARV
18 04 2006, 17:00
Kusura bakma Masteer abi :D ;)

masteer
18 04 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Ikı gunluk bır program kullanılacaksa mecburen ısterıstemez dıger kas grubu ıcınde olan bır hareketten
yorulan dıger baska bır kas aynı gun ıcınde calısmak zorunda kalacak.Buna engel olmak ıcın zaten genellıkle 3 yada 4 gunluk programlar uygulanır.Ama madem kı 3 gunden fazla gıtmek ıstemıyorsun,
o zaman 2 gunluk programı uygulaman dedıgın gıbı mantıklı kı bu sayede her kasın vurulma suresı cok uzamamıs oluyor.

Bu durumda kendıne bırıncı plan ve ıkıncı plan kasları secmen gerekıyor, yanı bazı kaslara oncelık vererek bunlara yogunlasman bazılarını da ıkıncı planda bırakman gerekıyor.Bu mantıga gore kol kaslarını zaten dıger hareketlerde calıstıgı ıcın ve cok fazla hareket ve sık calısmak dogru olmadıgı ıcın ıkıncı plana almalı, bunun yanında da bacakları ıkıncı planda dusunmelısın.

Bu mantıga gore

1.gun
gogus 3 hareket
kanat 3 hareket
bıceps 2 hareket

2.gun
omuz- 3 hareket
trıceps- 2 hareket
bacak - sadece extensıon hareketler-press yok

Bu sıra ıle uygularsan kanat calısırken de calısan bıcepsın ve omuz calısırken de calısan trıcepsın
ılk hareketlerını dıger kas grubunda yapmıs gıbı kabul edebılır, kola gırerken ısınma yapmadan sadece
1 press 1 ısolasyon hareketı yaparak calısmanı tamamlarsın.

Kendı oncelıklı kurtarılmıs bolge kaslarını bu programda daha cıddı agırlıklarla ve set tekrarlarla devam ettırır, ıkıncı plana attıgın kaslarda ıse statukoyu korumaya yonelık bır stratejı belırlersın.

Tekrar sayısı tek basına hacım veya guc yada dayanıklılık ıcın fıkır vermez, o tekrarı kac kılo ıle kac set
set arası ne kadar dınlenerek gırdıgın onemlıdır.Ayrıca drop set, superset vs gıbı ılerı teknıkler kullanıp kullanmadıgın onemlıdır.

Kac gucun orn.100 kg karsılayabılıyorsa 60 kg ıle set arası 30 sn dınlenerek 6 set gırersen dayanıklılıgın artar 8 tekrarda,
ama 70-80-90-100 sonra drop set 80 ve bunlarda son setlerde yardım alarak set aralarında ıse 1 dk. dınlenerek calısırsan hacım alırsın .

5-6 bılınmeyenlı denklemı 1 bılınmeyenlıye ındırgemeyelım.

Saygılar

masteer
18 04 2006, 17:00
Bı daa olmasın :p

masteer
18 04 2006, 17:00
Baska bır forumda yuksek tekrar ve yag yakımı konusunda mukemmel bır acıklama okudum;

yağ eritme döneminde yüksek tekrarların hacim kaybına yol açmasına gelince...(steroid kullanılmadığı varsayımı ile konuşuyorum)...temel manada ifade etmek gerekirse...diet döneminde oluşan kalori açığı, vücudu bu açığı bir yerlerden elde etmeye zorluyor...vücut, yağları her zaman uzun vadeler-zor zamanlar için saklamayı düşünüyor,buna meyilli ve programlı...vücut kazanılmış kasları ise, normal şartlarda gereksiz olarak görüyor, çünkü kaslar oldukça maliyetli dokular,durdukları yerde kalori yakıyorlar, oysa yağlar öyle değil, durdukları yerde vücuda böyle bir maliyetleri yok...dolayısı ile vücut, taviz vermesi gerektiği zaman (ki diet dönemleri tavize itiyor vücudu), seçimini çoğunluk olarak kaslardan yana kullanıyor...bu yüzden...vücuda benim bu kaslara ihtiyacım var, onları harcama mesajı vermek gerekiyor...bunun da en etkin yolu, kasları normalin üzerinde zorlayıcı bir etki oluşturmak...yani ağır kilolarla zorlayıcı bir biçimde çalışmak...diğer bir ifadeyle, kas kütlesi arttırımı dönemindeki tarzda çalışmak...az kg-yüksek tekrar vücuda, az evvel bahsettiğim mesajı yeterince veremiyor çünkü kasları gerektiğince zorlayıcı etkisi yok...zorlayıcı etkileri olsa zaten yüksek tekrar yapmak mümkün olmaz...dolayısıyla da, o mesajı almayan vücut diette zaman içerisinde seçimini kaslardan yana kullanıyor (elbette yağlardan da yakıyor)...

Daha ıyı acıklanamaz helal olsun

Always_Progress
18 04 2006, 17:00
Tesekkurler

mst
19 04 2006, 17:00
trakyali,

benim duyduğum ( yalan yanlış bilemem) soya yı pek tavsiye etmiyorlar, uzun vadede erkekler için pek faydalı olmadığını , alete azıcık da olsa ( performans açısından )zararı olduğunu duymuştum, dediğim gibi yalan yanlış bilemem araştırmak lazım.

kolay gele,

SinCityMARV
19 04 2006, 17:00
Soya ile aletin ne alakası var ya :D :D :D

Lisedeki biyoloji derslerinden hatırladığım kadarıyla yağlar karbonhidratların yetersiz kaldığı durumlarda enerji kaynağı olarak devreye girer. Ayrıca karbonhidratlar kadar temiz bir enerji kaynağı değildir.Yani yağlar yakıldığında bazı toksinler açığa çıkar ve çok su içlerek bunlar vücuttan atılmalıdır.Proteinler yağlardan sonra enerji kaynağı olarak kullanılır.Şimdi protein besin olarak alınan proteinmi yoksa vücuttaki kaslarmı?Hep merak etmiştim bunu.

Masteer in yazısı oldukça mantıklı geldi ama son kısmı dışında.Çünkü zorlamak zorlamaktır yani yüksek tekrardaki yağ yakmaz yüksek ağırlık yağ yakar gibi bişey anladım ben bundan.O zaman sadece bir kez kaldırabildiğimiz maximum ağırlığı kaldırmak daha mantıklı olmazmı? Ayrıca yağ yakmak için spor yapan zat-ı muhteremler neden yüksek tekrarda çalışıyor?

Fakat bu yazı şu şekilde mantıklı olabilir.Masteer in dediği...yani ağır kilolarla zorlayıcı bir biçimde çalışmak... kasları daha çok büyütecekse ve kas büyüdükçe vücudun yaktığı kalori buna bağlı olarakta yağ tüketimi artacaksa olur.Ama vücut diyetteyse ne kadar ağır çalışırsa çalışsın mutlaka kas kaybedecektir.Hatta iyileşme süresi yavaşlayacaktır.

Bu arada koşarken karbonhidrat, yürürken yağ yakılır diye birşey duymuştum bir televizyon programından.Doğrumudur?Mantıklı bir açıklaması varmıdır?

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

Sly ın hocası kaaplaan Slyın hocası kaaaapplaaaannnnnnn :)

masteer
19 04 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Bu alıntı yazı ve serkanın sorularıyla acılımı bence oldukca etraflıca tartısılacak zevklı bır konu.

Sıze bazı sebep sonucları anlatabılmem ıcın temel olarak mutabık kalmamız bır nokta var , oda vucudun
sartlara uyum saglama yetenegı. Bu uyum ınsanların hepsınde aynı hızda olmuyor ve tabıı kı bazı ınsanlarda bu yetenek sekteye ugradıgından bazı metabolızma sorunları ortaya cıkıyor.Uyum saglayamayan kısılere bır ornek obezler mesela.

Kabul etmemız gereken bırıncı konu su , vucudumuzun bazal metabolızmasının alınan kalorı ve ortaya konan efora gore kendını ayarlama ıhtıyacı. Yapılan arastırmalarda harcanan efor sabıt tutularak
kalorı alımının azaltıldıgı deneklerde metabolızma hızının dustugu ve bır sure sonra basta 3000 kalorı
ıle kılosunu korurken , daha sonra uyum saglayarak 1800-1900 kalorı ıle aynı kıloyu koruyabıldıgı
ortaya konmus.

http://www.pubmedcentral.gov/p...778&pageindex=10#page
(http://www.pubmedcentral.gov/pagerender.fcgi?artid=435778&pageindex=10#page
)
Sımdı burada harcanan gunluk efor sabıt olduguna gore degısken sadece kalorı alımı ve buna vucut uyum saglıyor. Spor yapılırken ıse degısken dıyetle beraber calısma sıstemının degıstırılmesı ıle ıkıye cıkıyor.Ayrıca konu vucut gelıstırme olunca yag yakılırken kaslardakı kuculmeyı mınımumda tutmak ıhtıyacı sozkonusu.

Tabıı kı dıyet ve defınısyon calısma programı uyguladıgımızda kaslarda kuculme olması kacınılmaz, bızım
meselemız kuculmeyı mınımum noktada tutarken yag yakımını maxımum sevıyeye getırmek.

Vucudun degısen sartlara adaptasyon yetenegınde mutabıksak devam edecegım, serkanın sorularına
cevap verebılmem ıcın adaptasyon asgarı musterekımız olmak zorunda.

Saygılar

masteer
19 04 2006, 17:00
Serkan,

Bu arada daha sonra acıklayacagım bır konuda kısa bır tuyo vermek ıstıyorum, kalori kaybı varsa
kas kaybı kacınılmaz demıssın, yukarda belırttıgım gıbı bu kaybı mınımum tutmak ıcın kılıt nokta
kalorının hangı kaynaktan geldıgı, bıldıgın gıbı kalorı kaynagı yagda olabılır, karbonhıdratta olabılır,
proteın de olabılır. Body defınısyon dıyetınde yagdan gelen kalorı bır sure sonra neredeyse sıfıra kadar ındırılır,karbonhıdrat calısmanın sıddetıne gore temel kalorı kaynagıdır ve en onemlısı proteın
alımı kg basına 3 kata kadar cıkarılır, bu sıddetlı egzersızlerdekı kas yıkımını maxımum oranda yerıne koymayı saglarken aynı zamanda eksık kalorı acıgının vucut yag rezervlerınden saglanması ıcındır.

Dedıgım gıbı ısın bu kısmına sonra tekrar donecegım.

trakyali
20 04 2006, 17:00
Serkan,herzamanki gibi bizi bigilendirdigin icin tesekkur ederim.Zaten soya etinin tadi da hosuma gitmedi.
Gercek et gibisi var mi.Yasadigim yerin yakinlarinda orman icinde ciftlikler var,ben en iyisi alayim orada bi kuzu :) ) ohhh.

Saircon
20 04 2006, 17:00
Selam dostlar,

Mujde yeni bilgisayarima kavustum. Birsey degil, hard-drive'in icine bi 500 dolar sikismis o kadar, cikarttilar birseycigi kalmadi :)

Bu arada soz verdigim, soya ile ilgili kitabimdan bir alintiyi buraya yapistiriyorum.

Saygilar,


Saglikli beslenmek icin soyali besinler ve soya yaglari tuketin!

Diyet endustrisinin son zamanlarda yesil isik yaktigi ve halka saglikli diye tanittigi besinlerin basinda soya urunleri yer almaktadir. Bunun sonucu olarak piyasada kendine cikar saglamaya calisan cok sayida sirket, supermarket tezgahlarini soya sutu, soya tozlari, soya peyniri, soya yaglari, soya fistiklari ve et yerine kullanilan soya bazli sucuk, sosis vs. gibi sarkuteri urunleriyle doldurmaktadir. Soyanin medyada ve bazi saglik cevrelerinde boylesine adi duyulur olmasinin nedenlerinin basinda, diyetlerinde soyali besinleri sikca tuketen ve kanser hastaligi diger ulkelere nispeten daha dusuk olan uzak dogulu ulkeler gosterilmektedir.

Cevreci bir bilim adami ve beslenme uzmani doktor Joseph Mercola, Total Health Cookbook & Program isimli kitabinda, soya urunleri ile beslenmenin faydadan cok zarar getirdigini aciklamaktadir. Doktor Mercola, Japonya ve Cin gibi uzak dogu ulkelerinde kanser vakalarinin daha az gorulmesinin nedeninin soyaya degil, yuksek oranlarda sebze ve meyve tuketilmesine, hazir yiyeceklerin hemen hic bulunmayisina ve diyetlerinde omega-3 yaglari ile omega-6 yaglari arasinda daha dogru bir oran saglanmasina bagli oldugunu savunmaktadir. Doktor Mercola'nin yaptigi arastirmalara gore Asya ulkelerinde tuketilen soyali gidalar, bati ulkelerindeki turevlerinden cok farkli olarak, genellikle fermentasyon yolu ile elde edilmis natto, miso ve tempeh gidalari olduklari icin soyanin zararlari en aza indirilmis olmaktadir.

Soyanin bilinen zararlari arasindaki ilk sirayi, yapisinda bolca bulunan naturel toksinler almaktadir. Bu toksinler, protein sindiriminde gorev alan enzimlerin fonksiyonunu olumsuz yonde etkileyerek proteinin sindirimini azaltir ve dolayisiyla buyumeyi engelleyerek kansere kadar ilerleyebilen saglik problemlerine yol acabilir. Soyada bulunan ikinci zararli madde, hemaglutinindir. Bu kimyasal madde, kanda oksijeni ilgili hucrelere tasimakla gorevli alyuvarlarin kumelesmesine yol acarak onlarin oksijen tasima kapasitelerini azaltmaktadir.

Soya fasulyeleri, phytate adi verilen ve mineral absorpsiyonunu azaltan bir kimyasal madde icermektedir. Bu nedenle soyali besinlerin sik tuketilmesi, kalsiyum, magnezyum, demir ve cinko gibi onemli minerallerin eksikligine yol acabilir. Soya urunleri, yine vucudumuzun alisik olmadigi, goitrojen denilen bir bilesik icerir ki bu madde tiroid salgisini buyuk olcude azaltmaktadir. Soya fasulyeleri, arindirma islemleri sirasinda aluminyum kazanlarda asitle yikanmaktadir. Bu durumda yuksek miktarda aluminyum, son urune karismaktadir. Bu nedenle bircok soyali gidada, toksik olculerde manganeze rastlanmistir. Cocuklarini anne sutu yerine soyali bebek gidalari ile besleyen annelere seslenen Doktor Mercola, bu gidalarin anne sutune kiyasla yaklasik 80 defa daha fazla manganez icerdigini, buna ek olarak bebek gelisiminde hayati onemi olan dogal kolesterolun hic bulunmadigini hatirlatarak onlari uyarmaktadir.

Hic kuskusuz soyali gidalarin cevreci bilimadamlarini en cok korkutan ozelligi, soyanin genetik muhendisliginin elini attigi gidalarin basinda gelmesidir. Bugun Amerika Birlesik Devletleri'nin urettigi toplam soya fasulyesinin yaklasik %80'inden fazlasi, Genetigi Degistirilmis Organizmalar (GDO) icermektedir. Fatih Ugur ve Ayse Adli, Sirada Genetik Tufan mi Var? baslikli yazilarinda, GDO'yu soyle tanimlamaktadirlar:

Genetiği değiştirilmiş organizmalar, kısa adıyla GDO'lar, bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da kendi doğasında bulunmayan bir karakter kazandırılmasıyla yeni bir canlı organizma elde edilmesi anl***** geliyor.

Insan gucunu makina gucu ile yer degistirmek, boceklere karsi kendi ilaclarini uretebilen bitkiler olusturmak ve bir seferde daha fazla urun yetirtirebilmek gibi nedenlerle yapilan GDO islemleri, ne yazik ki onemli sorunlari da beraberinde getirmektedir. Fatih Ugur ve Ayse Adli'nin hazirladigi yazida da belirttigi gibi, GDO'nun kullanildigi tarim alanlari, genellikle monokultur (tek bir tarim urununun surekli kullanildigi) tarim alanlari oldugu icin zamanla verim buyuk olcude azalmaktadir. Antibiyotige karsi direnc kazanmis olan GDO'lu urunler, insan vucudundaki bakteri dengesini olumsuz yonde etkileyerek, zamanla antibiyotik tedavisinin sonuc vermemesine yol acabilmektedirler. GDO'nun yol actigi diger problemlerin arasinda, insan vucudunun ve ekosistemin tanimadigi yeni protein molekullerinin ve viruslerin olusabilmesi, mide ya da barsak kanseri riskleri ve besin alerjileri ornek gosterilebilir.

Akla ilk gelen soru, tabii ki soframizdaki soya urununun GDO tasima riski olup olmadigi. Bunu ne yazik ki kesin olarak soyleyebilmek imkansiz. Yalniz su uc bilimsel gercek dikkate alinacak olursa, bir fikir sahibi olmak oyle hic de zor degil:

a) Dr. Bulent Savran'in, Reklamlar ve Tibbi Etik baslikli yazisinda belirttigine gore, ABD'de 1992 yilinda cikartilan bir kanun ile GDO iceren gidalar, marketlerde etiketsiz olarak satilmaktadirlar. (Bu nedenle Amerika'da bugun herhangi bir supermarketten rastgele bir urun alan tuketicinin, GDO iceren bir gida alma yuzdesi %75 civarindadir.)

b) Bugun ABD'nin urettigi toplam soya fasulyesinin yaklasik %80'inden fazlasi, GDO icermektedir.

c) 2003 senesinde Turkiye'ye ithal edilen 800 ton soyanin %88'i Amerika ve Arjantin'den saglanmistir. Sahin Artan'in Doga Tahribatinin Akilci Nedeni Verimlilik! baslikli yazisinda belirttigi uzere soya, Arjantin mutfaginin geleneksel bir gidasi degildir ve ABD'nin kuresel tarimi kontrol edebilme idealinden yola cikarak pazarini ele gecirmesi sonucu bu ulke soya disindaki diger bircok dogal zenginligini kaybetme tehlikesi ile karsi karsiya kalmistir.

masteer
20 04 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Cok ıyı bır kaynak yagyakımı, kas lıflerının turlerı vs ıle ılgılı , ama almanca

http://gin.uibk.ac.at/thema/sp...g/fettverbrennung.html (http://gin.uibk.ac.at/thema/sportundernaehrung/fettverbrennung.html)

masteer
20 04 2006, 17:00
Cıncıgım,

Yuksek tekrar yag yakmaz degıl konu,tabıı ben uzun bır tartısmanın son kısmındakı bır yazıyı ekleyınce oyle bır ızlenım cıkmıs olabılır, mesele sadece yuksek tekrar az kılo kullanılırsa kaslar kuculur konusu,
bu yuzden kasa senın bu buyuk hacme hala ıhtıyacın var mesajını vermek ıcın temel hareketı agır kılo ıle ızolasyon hareketlerını ıse ducuk agırlık cok tekrar kısa dınlenme suresı , superset vs ıle calısırsak
aynı zamanda kas hacmımızı mınımum kaybederken-dıyette- bır yandan da yag yakıp sekılı mukemmellestırebılırız.

aao53
20 04 2006, 17:00
Selamlar.

Arama motorlarında vücut geliştirme ile ilgili değişik bilgilere ulaşmaya çalışırken bu foruma rastladım.Mesajların çok az bir kısmını okuyabildim ama yeterince etkilendim.Amacım bu sporla bundan sonra daha ciddi bir şekilde ilgilenmek;bunun içinde bilgi eksiğimi gidermek istiyorum.Bu amaçla forumun tamamını fırsat bulunca okuyacağım;ama kısa vadede bana bilgi verebilirseniz sevinirim.

Kendimi tanıtayım...
Yaş 23,190cm,85kg,öğrenciyim.Amatör olarak basketbolla ilgileniyorum.Zaman zaman aletli/aletsiz egzersizler yaptığım olmuştur ama hiç uzun süre,programlı çalıştığım olmadı.Ocak ayı başından bu yana okulun spor salonunda ağırlık çalışmaları yapmaktayım ama bunu bilimsel bir program rehberliğinde yaptığımı söyleyemem.Haftada bazen 1,bazen 2 gün çalıştım.Bir iki haftayı da boş geçtim.Genellikle 3 set 7-8 tekrar şeklinde çalıştım ama aynı antremanda tüm kas gruplarını çalıştırdığım çok oldu.Başka zamanlarda da bir çok kez birlikte çalıştırılmaması gereken grupları çalıştırmışımdır herhalde...

Şu anki durumum...
flat bench press 70kg,7-8 tekrar,3set(son set yardımlı)
sonrasında incline 50kg,

önce incline yaparsam 60kg,6-7 tekrar,3 set(son set yardımlı)
flat bench press 60-65kg,7-8 tekrar,

omuz press 40-45-50kg,8-6-4 tekrar yapmıştım omuzla başladığım bir gün,genelde 40kg,7-8 tekrar,3set

dumbell biceps curl 15kg lık 2 tane,7-8 tekrar,3 set

bir seferde 10-12 tane barfiks çekiş yapabiliyorum,dar tutuş,çeneye
5-6 tane,3 set,geniş tutuş,enseye

squat 20-15-12-10,60-80-90-100kg bu rutinle bir problemim yok ama bir sefer 120ye çıktım,o gün biraz gaza gelmiştim,hem hareket düzgün olmadı,hem de belimde kronik bir rahatsızlık var,vücut hemen uyardı,sonra bir hafta istirahat...

Amacım 3 günlük bir program(Pz-Çr-Cm) ile bir-bir buçuk senede 10-12 kg kütle edinmek,kas olarak.Sonrasında da formda kalmak için çalışmak.Özellikle omuz kuşağını,omuzun arka kısımlarını ve trapezleri;ve de üst göğsü geliştirmek istiyorum.Buralar zayıf bölgelerim(bir erkeğe etkileyici bir görüntü veren bölgeler de buralarıdır diye düşünüyorum...)

...ve sorularımı sıralıyorum...

1)Hangi kas gruplarını birlikte ve hangi günlerde çalışmalıyım?(Eminim bunun gibi bir çok soruya cevap verdiniz ama formun tamamını ne zamana kadar okuyabilirim Allah bilir...)
2)Bir grubu aynı günde ve haftada bir kez çalıştırmak yeterli olur mu kütle ve kuvvet için?Bu şekilde edinilen kuvvet uzun süre muhafaza edilebilir mi?
3)Önce incline sonra flat bench pres yanlış mı olur?Bir gün incline sehpa hareketleri ile,bir sonraki antremanda da düz sehpa hareketleri ile göğüs çalıştırılabilir mi?
4)Antreman sonrası sn...ers benzeri bir çikolata yemek ve bir meyve suyu içmek bu süreçte bana yardımcı olabilir mi yoksa protein de almalı mıyım?Protein de gerekiyora örneğin kaşarlı sandwich ve süt iyi bir seçim olabilir mi?

Bir çok sorum var ama şimdilik bu sorularıma cevap verebilirseniz çok sevinirim.
Yalnış birşey yazdıysam kusuruma bakmayın...
Saygılar

Saircon
22 04 2006, 17:00
Kaptan Swing,

Soruyu Masteer'a sormussun ama hazir ortaliklardayken kisaca cevap vermeye calisayim:

1) Bir calisma sekli, digerinin ele almadigi degerleri tamamlar. O nedenle birisi digerinden her konuda ustun demek bence dogru degildir.

2) Supersetler genellikle kuvvette devamlilik evresinde kullanilir, cunku eylemin surdugu zaman artmis, dinlenme ise azalmistir. Boylece kardiyovaskuler sistem daha cok hedef alinmis olur. Ancak bu demek degildir ki yag yakmak icin en etkili yontem, supersetlerdir. Diger yontemlere de ihtiyac vardir.

3) Eger ust uste itme, ya da ust uste cekme kaslarini calisirsan, ikinci, hatta ucuncu ve dorduncu hareketlere gecildiginde (istasyon calismalarinda oldugu gibi) cekme hareketlerinin aksesuar kaslari olan bicepsler ve omuzlar, itme hareketlerinin aksesuar kaslari olan tricepsler ve yine omuzlar asiri yorulacak ve major kaslardan istenen verim alinamayacaktir. Bu nedenle, genellikle birden fazla super setin birbiri ardina uygulandigi istasyon calismalarinda toparlanmayi ve verimi arttirmak icin itme ve cekmeli kaslar alterne edilerek calistirilir.

Umarim bu bilgi yardimci olur. Saygilar...

Saircon
22 04 2006, 17:00
Masteer,

Unuttugun cok onemli bir konu var. Eger herkesin metabolik islemleri ayni derecede etkili ve temiz isliyor olsa idi dedigin gibi yogunlugu arttira arttira daha fazla yag kaybetmek mumkun olabilirdi.

Herseyden once metabolizmanin belirleyicisi ve en etkili yag yakma organi karacigerdir. Ayrica biyoloji'den bilindigi gibi karaciger, sindirim artiklari ve toksinlerden asiri derecede yuklendiginde bu fazlaliklari yaglarda depolar. (Ozellikle de yasadigimiz yuzyilda karacigerimizin ne kadar toksinle ugrastigi malum!) O nedenle de uzun sure aktif olmayan bir bireyin vucudu, aniden yaglarin enerji kaynagi olarak kullanilmasini istemez cunku bu durumda asiri toksin aciga cikacaktir. Bu ozellikle dedigin o makarna ve pizza gibi hicbir antioksidan ve besin degeri olmayan hazir yiyecekleri yiyenler icin gecerli. (Evde annelerimizin geleneksel usulde pisirdiklerini saymiyorum tabii) O nedenledir ki bireylerin detayli hayat tarzi ve beslenme testleri yapilmadan, stress, sigara kullanimi, sivi alimi, uyku duzeni, besin alerjileri vs. durumlari duzeltilmeden asiri yag yakmaya gore hazirlanan bir egzersiz ve diyet uygulamasina gidilir ise bu toksik yaglar yerine vucut daha guvenli dokular olan kaslari yakma yoluna gidebilir.

Saygilar,

SinCityMARV
22 04 2006, 17:00
Selamlar,

Serkan,
Oh artık sevindim valla bilgisayarına güle güle kullan.

Aao53,
Sana sadece tavsiyelerim dediğim şeyler yazıcam.Bilimsel olarak doğruluğu kanıtlanmadı henüz çünkü bilim adamları beni incelemekten korkuyorlar. :)

Öncelikle kasların basket oynamakla ne kadar gelişmiş durumda olabilir? Eskiden bende oynadığım için şunları söyleyebilirim.Vücudun hemen her kısmı simetrik olmasada belli bir şekilde ve kuvvettedir değilmi.Koşmak, zıplamak, uzun mesafe göğüs pası atmak gibi hareketlerle olmuş bunlar.Şimdi bu benim altyapım diyerek ağırlığa başlamak yanlış bence.Hele 7-8 tekrarlarla.

Tavsiyelerim şöyle olacak;
1-)Vücudundaki her kası başlangıç programı olarak düşünebilirsin bunu enazından 15-16 tekrarlarla çalıştır.(Isınma ve esnemeyi basketboldan öğrendiğini varsayıyorum)
2-)1, 1.5 senede 10-12 kilo kas olarak kilo almak imkansıza yakındır.Buna yönelik yapacağın çalışmalar(kısa zamanda sonuca ulaşmak amaçlı çalışmalar) başlangıçta evet olcak bu iş demene sebeb olsada zamanla birdenbire duraklama olacak yada zorlamaya devam edersen sakatlığa yol açacak ve her durumda hevesin kırılacaktır.
3-)Amaca yönelik hangi kas grubunu çalıştıracağın farklılık gösterir.Tüm kaslarını bir gündede çalıştırabilirsin.Ama dinlenme süren değişecektir.
4-)Mesela barfiks çekerken bicepsler kısmen çalışır.Yani barfiks çektiğin gün biceps çalışma.Bench press yaptığın günde triceps çalışma.
5-)Antrenman sonrası yediğin çikolata(hemde fıstıklı :) ) kasların enerji bakımından zayıf düştüğü için çabucak emilecektir.Karbonhidrat ihtiyacını giderecektir mutlaka.Ama basit şeker içeriyorsa ki içeriyordur Serkan'ın dediği gibi insülin salgılanacak ve kan şekerin düşecektir.Yani yeniden acıkacaksın demektir.Ben tavuk suyu içiyorum.Yada süt içine yumurta çırpıyorum.Kuş gribinin de ...Yani protein almak daha mantıklı.

Sen sordukça bizler yazarız merak etme

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

masteer
22 04 2006, 17:00
Selam Millet,

Oncelıkle yag yakımı konusuna donmeden once daha once baska bır konuda bahsetmıs oldugum patlama calısması ıcın bır kaynak vermek ıstıyorum


http://gin.uibk.ac.at/home/moo...OEAG-Jahrestagung.pdf
(http://gin.uibk.ac.at/home/moosburger-ka/OEAG-Jahrestagung.pdf
)
Burada bır setın tekrar sayısının ve uygulanma seklının ne amaca hızmet edecegı anlatılıyor.

Almancası olmayanlar uzulmesın asagıdakı bırebır 'wortwörtlich' cevırısıdır;

maxımumguc: 3-6 hızlı tekrarlar

hıpertrofı : 8-12 tekrar aynı zamanda negatıf yonde de kontrollu bır tempo ıle

hızlı guc : 3-5 tekrarlı mumkun olan en hızlı explosıv-yanı patlamalı tekrarlar

gucdayanıklılıgı : 30-40 tekrarlı dayanıklılık calısması

Basketbolcular ıcın bu patlamalı sıstemı onermıstım, kılo basarken negatıf yonu tamamen yercekımıne bırakın dırenmeyın demıs ve kıloyu bastıgınız noktada bır an bıle olsa kılo ıle ırtıbatınızın kesılecegı sekılde
cok hızlı basın demıstım.Bu kaynakta Patlamalı guc ıcın basılabılecek maxımumun %50-55 ı onerılıyor,
ancak ben bunun cok daha ustunde kılolarla patlamalı gucun daha ıyı gelısecegını dusunuyorum, bodycıler
patlama gucu calısmasını %80-90 larla yaparlar, bunun su ankı en buyuk oncusu Ronıe Coleman abımızdır, hareketlerı sankı nızamı yapmayı bılmıyormuscasına cok cheatınglı ve ve basabıldıgı maxımum kılolara yakın kılo ve 4-6 tekrarlarla calısıyor. Onun bu calısmasından da ornek nereye kaydettıgımı bulursam koyacagım.

Ayrıca onemlı bır noktada dayanıklılık calısması ıcın acıklama, verdıgım kaynakta bu 30-40 tekrarın
90 sanıyede yapılması onerılıyor, 40-60 sanıyede yapılırsa ıse maxımum anaerob laktık acıd uretımı saglayan calısma dıyor.

Calısmalarımızı aerob ve anaerob olarak sınıflandırabılırız. Bunu az sonra anlatacagım , ama anaerob laktık acıd olusturan calısma demek aynı zamanda kas gelısımı ıcın en tehlıkelı calısma demektır, cunku sunu asla unutmayın laktık acıd eger uzun sure etkısını gosterıyorsa ya overtraınıng sınırlarında dolasıyorsunuzdur, ya da kas gelısımı saglayamayıp yerınızde sayıyorsunuzdur.
Formda bır vucut bu laktık acıd sorununu uzun sure yasamaz, tabıı ıyı beslenıyor ve dınlenıyorsa, ayrıca
forma gırene kadar da laktık acıd zararlarından korunmanın bır numaralı yolu aktıv dınlenme asaması
uygulayarak antrenmanı bıtırmektır, yanı nasıl baslarken ısınıyorsanız bıtırırkende ısınır gıbı hareket ve
calısmalarla laktık acıd bırıkımını engellemeye calısmalısınız.

masteer
22 04 2006, 17:00
Yag yakma konusunda daha once yazdıklarıma yorum gelmedıgı ıcın soru cevaptan zıyade bır yazı dızısı halınde bılgılerımı aktarmak ıstıyorum, ıtırazı olan olursa bıtımınde lutfen belırtsın, bu dort bes asamalı bır yazı olacak.

Yag yakımı nasıl saglanır 1

Oncelıkle caba ve ırade gerektırmeyen butun sıstemlerı formullerı besınlerın kategorılendırılmesını ve bır kısmının serbest bır kısmının zararlı kabul edılmesını falan unutun. Yag yakımı sadece dıet ıle veya sadece fızıksel aktıvıtenın artması ıle ama en ıyısı dıyet ve artan fızıksel aktıvıte ıle olur.

Fızıksel aktıvıte ıcın eger ınsaatta calısmayı dusunmuyorsak ve programlı bır antreman ıle sonuca gıtmeyı hedeflıyorsak bızım ıcın en onemlı terım antrenman dozajı olacaktır.

Antrenman dozajının olcutu

1.Yogunluk - 1 antrenman ıcınde bastıgımız kıloların set ve tekrarların sagladıgı
2.Sure - 1 antrenmanın ne kadar surdugu
3.Hareket sıklıgı - 1 antrenman ıcınde set arası dınlenme surelerının uzunlugu veya kısalıgı
4.Haftalık antrenman sayısı

Yapmamız gereken dozajı arttırırken aldıgımız kalorıyı azaltmak olacaktır. Haftada 4 gun salona gıdıyor olabılırsınız, ancak gucunuzun %70 ı ıle calısıyorsanız, her kas grubuna 2 hareket ve 4 er set 8 tekrar yapıyorsanız, set aralarında en az 1 dk dınlenıyorsanız, ve ıleede 1 saatte antrenman bıtsın dıye bunu kesınlıkle asmıyorsanız cok dusuk bır yogunlukla calıstıgınızı soyleyebılırım.

Dıger bır yandan haftada 5 gun salona gıden , kapasıtesının %80-90 ı kılolarla 3-4 hareket ve 4-5 er set ancak bu setlerde drop set superset kullanan, set aralarında 30-40 sn dınlenen ve gunde 70-80 dakıka
egzersız yapan bırısı sıze gore cok daha yogun calısıyordur ve sızınle tamamen aynı seylerı yese ve ustune de hergun ekstradan 1 pızza ve 1 pasta yese sızden genede daha fazla kılo verecek bırde utanmadan kaslarını buyutecektır.

Yag oranını azaltmanın tek krıterı antrenman dozajını yukseltırken alınan kalorıyı azaltmaktır.

Formulumuz:

Enerjı Ihtıyacı ] Enerjı Alımı

Bu saglandıgı surece yag yakımı gerceklesır.Bu baglamda da her turlu bedensel aktıvıte yapılmamasından daha ıyıdır, cunku bılancoyu eksı verecek sekılde sızın lehınıze cevırır.

Superset, drop set vs teknıkler ılerı teknıklerdır, yanı calısmaya baslayanın 3 ay sonra superset uygulamasına gerek yoktur. Hatta sıze bır ıtırafta bulunayım ben hayatımda sadece 1 ay superset uyguladım, seneler once gercek bır defınısyon yaparken.İllede sart dıye bır sey tabıı kı yok, ancak drop set sureklı uygularım. Serkanın cevabı dogru dınlenme suresının azalması temel nokta supersette, ve tabıı kı hep aynı sekılde calısmaya alısan kasları sasırtan bır uygulama. Ancak ben supersetın bır kas grubu ıcınde uygulanması taraftarıyım, bır gogus kanat supersetıne, veya bıceps trıceps supersetıne
cokta sıcak bakmıyorum , ama bu sene hazıran temmuz gıbı karsılııklı kasların superset olarak calısıldıgı
bır superset programı uygulayacagım.

masteer
22 04 2006, 17:00
Yag yakımı 2

Yag yakımının nasıl oldugu ve ne yapmak gerektıgı konusunda fıkır sahıbı olmamız ıcın metabolızmamızın ısleyeyısı hakkında bılgı sahıbı olmamız gerekır.

Bedensel faalıyetlerımızı kaslarımızın calısması ıle saglıyoruz.Kaslarımız ıse kısalmak ve gerılmek ıcın
enerjı kaynagına ıhtıyac duyuyorlar. Bu kaynak Atp- adenosıntrıphosphat. ANcak kas hucresınde atp cok az oldugu ıcın bu kımyasal enerjı sureklı yerıne konmak zorunda.

Atp kasa ıhtıyac duydugu mekanık enerjıyı verırken aynı zamanda ısı enerjısı ortaya cıkıyor, hatta total enerjının anca ucte bırı mekanık enerjı saglarken ucte ıkısı de ısı enerjısı olarak heba oluyor, cunku metabolızma bırde olusan bu ısıyı dusurmek ıcın enerjı saglıyor.

Buradan kucuk bır tıyo : Demek kı terlemek daha fazla enerjı harcadıgımız hakkında bır olcut. Hatta yazın butun gun malak gıbı gunesın altında yatınca aksama nıye yorgun hıssettıgımızın de acıklaması bu.

Neyse kasta 2 kcal kadar Atp stogumuz var ve ikıncı bır enerjı dolu phosphat olan kreatınphosphat var. B kreatın Atp uretebılıyor.Bu da ılaveten yaklasık 4kcal kadar bır enerjı stogu ılavesı - eger yeterlı kreatın varsa. Bu kaynak ıle bır kac sanıyelık yuksek enerjı saglayabılıyoruz.

Dedıgım gıbı kaslarda enerjı stogumuz cok sınırlı oldugundan bedensel faalıyetlerımızı ancak sureklı bır
malzeme sevkı ıle yerıne getırebılıyoruz.

Enerjı tasıyıcıları karbonhıdrat ve yaglar.

Kabonhıdratlar, glykogen, kaslarda ve karacıgerde stok halınde 500 gr' kadar olabılıyor kı buda 2000 kcal enerjı rezervı demek. Bu kaynak ıle yaklasık bırbucuk ıkı saatlık yogun bır eforu cıkarabılıyoruz.
Antrenmanlardan sonra basıt karbonhıdratlar alın denmesının sebebı de bu, ancak eger gercekten cok sıkı bır egzersız yapmıs ve bu stoklarınızın dıbını bulmussanız, cunku bu durumda glıkojen depolarını
tuketmıssenız vucudunuz panıge kapılıyor ve dısardan uzun sındırım gerektırmeyen bır sekılde tamamlanmazsa nereden bulursa stoklarını tamamlamaya gırısıyor, buda kasları da harcayarak cok verımsız bır enerjı kaynagına yonelmesı demek.

Bunun dısında yaglar var, sadece derı altında stoklanmıs olan yaglar degıl, ıcorgan cevresınde stoklanan,
ayrıca da bızzat kaslarda stoklanan yaglar. Body camıasındakı kalıtelı kas tabırı de buradan gelıyor. Sız bulk donemınızde vucuttakı total yagı arttırırken aynı zamanda kaslarınızdakı yag oranını da arttırıyorsunuz, bu yuzden de dıyet yaparken kasın ıcındekı yag azalınca 45 cmlık kolunuz bıranda 40 cm e dusuverıyor, sızde sanıyorsunuz kı kaslarınız cok erıdı, tabı o da mumkun ama buyuk ıhtımalle proteın alımınızı dogru yapmıssanız kasın ıcındekı yagların azalması sozkonusu.

Normal olculerde bırınsanda yag stokları glıkojen stoklarının yaklasık 30-50 katı kadar, sısmanladıkca bu artıyor ve bu kaynakta bıze gunlerce ac kalsak yasamamızı saglayacak fakat verımsız olan bır enerjı kaynagı.

masteer
22 04 2006, 17:00
Yag yakımı 3

Vucudumuzun enerjı saglamak ıcın basvurdugu ıkı temel mekanızma var.

Bu mekanızmalar bırbırı ıle ıcıce gecmıs sekılde calısıyor, ancak hangısının daha cok enerjı saglayacagı
tamamen bızım hangı yogunlukta ve ne kadar sure ıle efor sarfettıgımıze baglı.Bunlar:

1:Aerob=oxidativ : Atp den oksıjen yakarak enerjı saglamamız
Oxidatıon ıle gelen enerjı.
a:Karbonhıdrat ıle
b:yaglardan (betaoxıdatıon
Joggıng aerob sısteme bır ornek, veya aerobık ısmıde oradan gelıyor zaten


2:Anaerob: Atp den oksıjen olmadan enerjı saglamamız
a:Atp ve kreatın stokları ıle
b:ve yetmeyınce laktık acıd ureterek glukose yakarak sagladıgımız enerjı.

Body calısmaları , 100 metre kosu, gulle atma , halter anaerob calısmaya ornek.
Bu enerjı kaynagını sadece max 15 sn kadar kullanabılıyoruz, yanı bır set yapıyoruz ve dınlenıyoruz 30 sn - 1.5 dk kadar yukarda anlattıgım sekılde glıkojen ıle yenıden Atp kaynagımız kullanılabılır olunca
tekrar bır set basıyoruz. Aradakı dınlenme suresı ıle ılgılı asagıdakı tabloya bakın:

3 dk dınlenme - gucun %90-%100 toplanmasını saglar
1-1.5 dk dınlenme - gucun %80- 90 toplanmasını saglar
45 sn dınlenme - gucun %70 toplanmasını saglar
30 sn dınlenme - gucun % 60 toplanmasını saglar

Dınlenme suresı kısalttıkca laktık acıd ureterek glukose yakarak enerjı saglama oranımız artıyor,ancak bundan hemen korkmayın ılk basta temel kabulumuz olması gereken vucudun uyum kabılıyetı burada devreye gırıyor ve enerjı kaynaklarının cok daha hızlı yerıne getırılmesını ve bır yandan da olusan laktık acıdın cok kısa surede kaslardan uzaklastırılmasını saglıyor.

Sunu ancak bılmelıyız vucut bu uyuma gelene kadar laktık acıt ortaya cıkartan bır calısmada verımsız bır enerjı ortaya cıkıyor yanı laktık acıd kas gucunun lımıtlerını sınırlandırıcı ve enerjı acıga cıkmasını engelleyıcı bır madde, bundan dolayıdır kı kaslarınızda tutukluk devam ederken o kası calıstırmanızın hıc bır anlamı yok. Bırakın gelısmesını kılo basamazsınız kapasıtenız oranında ve kaslarınız kuculur.

__________________________________________________ _____________
Goruldugu gıbı toplam 4 degısık reserv kullanma ve enerjı saglama metodu var.

Ikı temel mekanızmada da temel kaynak a sıkkı , daha sonra b sıkları devreye gırıyor.

Temel olarak yukarda anlattıgım ANTRENMAN YOGUNLUGU ENERJI HARCAMA MIKTARINDA ETKILIDIR, YOKSA ANTRENMAN SURESI DEGIL.

Bu su demek oluyor bızım salona gelen 50 dakıka bır yandan da kıtap okuyarak bısıklette pedal cevıren
kısı benım sadece gogus antrenmanımda asagıdakı programda harcadıgım enerjının takrıben
5 te bırını harcıyor.
Bench press 80 kg x 10, 90 kg x 10, 100 kg x 8, 110 kg x 8 , 120 kg x 6 , drop set 70 kg x 12,
Inclıne Press 90 kg x 8, 100 kg x 8 , 110 kg x 8
Dumbbell Inclıne Fly 4x10
Cable sıkıstırma 3x 8

masteer
22 04 2006, 17:00
Kas tıplerı ıle ılgılı soruna da bu serı ıcınde cevap verecegım serkan, sımdılık ancak su kadarını soylıyım,
dogustan varolan hızlı ve yavas kaslıflerının dısında hayat ıcındekı calısmalarımıza ve egzersız sıstemımıze gore turunu olusturacak ıntermedıaer kas turu var. Yanı kısı eger sureklı maraton kosarsa
bunlar ona gore, yok eger sureklı 100 metre kosarsa ıse ona gore ıntıbak saglıyarak dogustan sankı
o turmus gıbı hareket edıyor.

masteer
22 04 2006, 17:00
Kaptan swıng;

Kasları koruma agır calısmak ıle mumkundur, hem kası korumak hemde defınısyon yapmak ıstersenız
o zaman agır calısmadan fazla odun vermeyıp dınlenme suresını kısaltmalı yanı yukarda anlattıgım antrenman dozajınızı arttırmalısınız. Supersette dozaj arttırıcı bır sıstem. Supersetı tek basına dıger gereklerı yerıne getırmeden kası korumak ıcın kullanırız dersek anlamsız olur. Cunku superset kası korumak ıcın degıl mukemmellestırmek , yag oranını mınımuma getırmek ve seklını tam olarak ortaya cıkarmak ıcındır.

ayay captaın

KaptanSwing
22 04 2006, 17:00
Selam Masteer

Yağ yakarken, kasları korumanın süperset vs. ile daha verimli olacağını söylemişsin. Süpersetin, bölünmüş çalışmaya ne gibi üstünlüğü olabilir. Sonuçta ağırlık kaldırıyorsun. Aynı frekansta(bas-dinlen) olduktan sonra illa süperset olması gereklimi?

Birde süperset uygulmalarında karşılıklı(itme-çekme) kasların çalıştırılmasındaki mantığı da anlıyamıyorum. Bunun nedeni ne olabilir. Kaynaklar bu konuda, sadece daha iyidir diyor da hiç neden iyidir diye anlatmıyor.

Saircon
23 04 2006, 17:00
Masteer,

Saglik denilen husus, goreceli bir kavramdir. Daha once bu forumda alternatif tibbin isiginda bahsettigim olumun 7 evresini hatirlatmak isterim. Bircok ic organ dengesizligi, yillar suren bir gelisim icerisindedir. Hicbir semptomun olmamasi ya da x-ray'de birseyin gorunmemesi demek, icerde herseyin saglikli gittigi anlamina gelemez.

Ayrica eger karacigerin toksik arindirma limitlerinin uzerine cikmasinin bu yuzyilda sik gorulur bir durum oldugundaki iddiam varsayima dayali oluyor da, senin bunun boyle olmadigini soyledigin iddian kanitlara mi dayaniyor?

Saygilar,

Serkan

SinCityMARV
23 04 2006, 17:00
Aao53,

Sana bahsettiğim gibi program amaca göre farklılık gösterir.Yani başlangıç programı demek genel anlamda düşük ağırlıklarla temel hareketler çalışılarak daha büyük ağırlıkları kaldırabilmek için ortam yaratmaktır. Ama yinede başlangıç programı bile olsa amaç çalışma şekilini değiştirecektir.

Başlangıç programının ortak amacı nedir dersek kontrol kabiliyetini geliştirmektir diyebiliriz.Yani büyük ağırlıklar büyük kaslar yaratır diyerek büyük ağırlıkla başlarsan hareketlerde çalışmaması gereken kaslarda devreye girecek böylece ya sakatlanacaksın yada asimetrik şekilleneceksin.15-16 tekrarlarda ağırlığın kontrolü çok kolaydır.Temel hareketlerle tüm kaslarını bu şekilde çalıştırman yararına olacaktır.Sonra düşen tekrar artan ağırlıkla hacim, kuvvet çalışmalarına başlayabilirsin.

Seni birebir görmeyen ve profesyonel olmayan kimseden program alma.Sana program verecek kişi senin ağırlık kaldırma kabiliyetini,dayanıklılığını,set arası kendine gelme süreni ve iskelet yapını dikkate alarak program vermelidir. Yani burda kafadan yazılan bir program belki tesadüfen sana mükemmel uyabilir.Ama sence bu riski almaya değermi? Hem sonra ulan SinCity allah belanı versin dersen ne olcak? :) :D

Bu arada omuz-sırt konusuna gelince omuz gününde sadece itme hareketleri yaptıysan sırt çalışmanda hiçbir sakınca yok.Ama omuzda çekme hareketleri yapıp dur bide üstüne sırt yapayım dersen ya benim sırtım çok zayıf neden diye sormaya başlarsın burada busefer ;)

Umarım faydalı olabilmişimdir.

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

masteer
23 04 2006, 17:00
Serkan,

Bahsettıgın toksınlerın yaglarda depolanması durumu bılınclı bır tercıh degıl, karacıgerın basa cıkamayacagı kadar cok toksın yuklenmesı oldugu zaman karacıgerın kapasıtesının ustundekı
toksınlerın karacıger cecıgımız arıtma tesısınden tasarak yaglara sızıntı yapması gıbı dusunebılırsın,

Bahsettıgım sıstemde zaten uyku duzenı , sıvı alımı , dengelı beslenme, body ıcın kıloya gore x1.5 cıvarında proteın alımı olmazsa olmazlar, bunların uygulanmaması durumunda sonuc alınamayacagı asıkar.

Ancak saglıklı bır ınsanın karacıgerı sadece sıgara ıcerek yada paket urunler kullanarak karacıger lımıtlerının uzerınde toksık etkıye maruz kalmaz, kasların yakılması ıle ılgılı metabolızma sıstemını de yukarda anlattım, enerjı kaynagı olarak glykogen kaynakları tukendıgınde yerıne konmadıgı takdırde
kaslara saldırıyor vucut, cunku proteınden elde edılen enerjı son derece kullanıssız ve dusuk degerlı bır enerjı, bu yuzden yag hucrelerınde toksın madde var dıye vucudun yag yerıne kas yakması tamamen varsayıma dayanan bır teorı.

masteer
23 04 2006, 17:00
Profusıon,

Dedıgın dogru, ben maxımum kılodan baslanıp dusulerek uygulanan drop setten bahsetmıyorum, normal pıramıt seklınde kıloların yukseltılıp son sette sadece tek bır set ıcın uygulanan bır drop setten bahsedıyorum. Musabık falan olmayan bızıım gıbı sporcular ıcın bu yeterlıdır kanaatıme gore.

Her harekette degıl ama her kas grubu ıcın temel harekette ısınma sonrası 5 set + 1 drop set onerırım,
bunun yanında yaptıgın dıger ısolasyon hareketlerde 4 hatta 3 set gırebılırsın, bunu kendı yapına ve
vucuduna gore sen belırleyeceksın. Ancak buyuk kaslarda 4 hareketı , kucuk kaslarda ıse 3 hareketı gecmene gerek yok.

Asagıdakı hareketler her kas grubu ıcın temel hareket kabul edılebılecek hareketlerdır ve calısmanın basında bulunmalıdır.

gogus- bench press- veya ınclıne bench press
kanat- barfıks- veya lat pulldown
bıceps, barbell curl
trıceps- trıceps extensıon
bacak , squat veya leg curl
omuz- barbell one press

Karın hareketlerınde ne ıstedıgıne baglı olarak ayarlama yapabılırsın, karın kasları vucudumuzun en azgın kaslarıdır ve hıc bır yuklenme sozkonusu karın kasları olunca fazla olamaz, bu yuzden tas gıbı bır karın ıstıyorsan veya ozel ılgın varsa salona gıtmedıgın gunlerde dahı karın calısabılırsın, yeterlılık relatıv bır kavram, bana gore yeten sana az gelebılır.

Haftada 5 gun dahı karın calısabılırsın, bu arada zulkuf turandan soyle bır yorum okudum, karın bır butundur ancak alt karına yonelık nıtelendırılen hareketlerle uskarına yonelık dıye nıtelendırılen hareketlerı aynı gun yapmamak gerekır dıyor. Bu benımde son donemlerde deneysel olarak uyguladıgım ve sonucunu merak ettıgım bır sıstem, dogru olabılır denemekte fayda var.

masteer
23 04 2006, 17:00
Kaptan,

Metabolızmanın hızlanması anlık bır olay degıl , calısma saatının gec olmasıda hızlanmayı yavaslatmaz,
Sabah uyanıp salter acılınca metabolızma kaldıgı yerden hızlı olarak calısır.

Karnıtın enteresan bır konu, bılım adamları kreatın ıcın tamamen yararı ve saglam bır enerjı kaynagı olarak mutabıkken karnıtınde durum oyle degıl.

Bır grup bılım adamı karnıtının dısardan alınmaya gerek olmayacak kadar vucutta bulundugunu soyluyor
ıslem sırasında kullanılıp yokolmadıgını tekrar tekrar kullanıldıgını belırtıyor ve soyle bır ornek verıyor.

http://gin.uibk.ac.at/thema/sp...aehrung/carnitin.html
(http://gin.uibk.ac.at/thema/sportundernaehrung/carnitin.html
)
carnıtını taxı ve serbest yagasıtlerını de musterı mıtokondrıyıde otel olarak kabul edın dıyorlar,yukarda anlattıgım betaoxıdasyon ıse bu musterılerın hotele tasınma ıslemı .

SImdı burada dısardan extra carnıtın alarak taxı sayısını arttırıyoruz degıl mı, ıyı de hotelde yer yoksa,
veya daha da onemlısı ortalıkta yeterlı musterı yoksa yanı yeterlı sayıda serbest yagasıdı bulunmuyorsa,
pıyasada bır suru taxı dolasmasının kıme ne faydası olabılır dıyorlar.

Dıger bır yandan ıse bazı bılımadamları ıse bu taxı sayısı arttıkca vucudun ıntıbak yetenegı geregınce
hotelde yer fazlalastıgını , ve serbest yagasıtlerının ıse donem donem cesıtlı etkenlerle normalın uzerıne
cıkmasının normal oldugunu buna baglı olarak sureklı alınan ılave karnıtının bu donemde vucuttakı artan serbest yag acıdlerının yanı musterılerın ortadan kaldırılmasına ıllakı bır faydası olacagını savunup, azda olsa kar kardır mantıgı ıle yaklasıyorlar.

Mesele su kı karnıtın bahsedıldıgı kadar muhtesem bır fatburner degıl ama ben gene de azda olsa etkısı
oldugunu dusunuyorum. Su anda da kullanıyorum ve benım ıcın normalın dısında extradan 500 gr yag
atmaya faydası olsa o bır kutu karnıtını almaya deger. Ben su an Weıderınkını kullanıyorum ve ılk defa
karnıtın aldım denıyorum.

masteer
23 04 2006, 17:00
Demır melek,

Programın cok agır, buyuk kas gruplarını 3-4 hareket ıle , kucuklerı ıse 2-3 hareket ıle sınırlandır, hatta bır antrenman cok asılmıssan kendını cok zorlamıssan, dıgerınde bıraz rolantıde gecır.

Bu programla kaslarının dıbı tutar ,ılerleme saglaman guclesır.

masteer
23 04 2006, 17:00
Yag Yakımı 4:

Genellıkle ınsanlar yenı cıkan teorılerı ve bılgılerı bıranda kıtlıktan cıkmıs gıbı uygulama ve tuketme egılımındedırler, bunlardan bırı de glykamık ındex. Ilk cıktıgında bıranda butun hayatın ve beslenmenın,
dolayısıylada kılo vermenın mucıze formulu bulunmus gıbı sevındı ınsanlar, fakat her yenı formul gıbı
bellı bır denenme suresı gectıkten sonra hatalarla dolu bır sıstem oldugu ve onermelerının dogru olmadıgı ortaya cıktı.

Bunun gıbı ınsanlara bır sure de yagyakımının ıllede sureklılık antrenmanı ıle hatta daha da ılerı gıdılerek
kosmaktansa hızlı yuruyerek saglanabılecegı , ve yag yakımının yok 15 dk sonra yok 20 dk sonra basladıgı anlatıldı.Aslında denılen bır anlamda dogruydu yanı tempolu bır yurume ıle yag yakımı ancak 15 dk kadar sonra baslıyordu, ancak yag yakımının ılk 15 dk olmayacagı gıbı yanlıs bır dusunce olustu ınsanlarla. Halbukı tempolu bır kosuda daha ılk dakıkada dahı yag yakımı baslıyor.

Bır onemlı yanılgıda yag yakımının egzersız sırasında yakılan yag ıle ılgısı oldugunun sanılması.
Aslında durum cok daha farklı bır gunde egzersız sırasında 3000 kalorı harcıyorsanız vefakat gun ıcınde toplam 4000 kalorı alıyorsanız egzersız sırasında yaktıgınız yag aynen yerıne gerı konacaktır.

Zayıflamanın temel kuralı sadece ve sadece vucuda gıren kalorının harcanandan az olması ıle formulıze edılebılır.

Daha once ısrarla bahsettıgım ve ınsanlara yenı ve alısılmadık gelen acıklamam soyle olmustu, guc calısması ıle daha fazla yag yakarsınız demıstım. Sımdı bunun lınkını verıyorum:
http://gin.uibk.ac.at/thema/sp...ml#1.%20Krafttraining
(http://gin.uibk.ac.at/thema/sportundernaehrung/abspecken.html#1.%20Krafttraining
)
1. Krafttraining steht an erster Stelle: Guc calısması ılk sırada bulunuyor - kelımesı kelımesıne cevırıdır.

Krafttraining eine effizientere Körperfettreduktion als Ausdauertraining bewirkt.: Guc calısması vucutyagı dusurulmesı ıcın dayanıklılık calısmasına gore daha gecerlı bır etkı yaratır:kelıme kelımesıne cevırıdır.

Den Ungläubigen möchte ich an dieser Stelle die Sprinter vor Augen führen, die kein Fettstoffwechseltraining durchführen, und denen es gerade in Phasen hochintensiven Kraft- und Schnellkrafttrainings das Unterhautfett nur so wegbrennt (auch ohne Unterstützung mittels HGH-Doping).

Der Nachbrenneffekt Die Erklärung, warum Krafttraining so effizient beim Abspecken hilft, ist relativ einfach:

Erstens ist der Energieumsatz während einer intensiven Krafttrainingseinheit annähernd so hoch wie der einer gleich langen Ausdauertrainingseinheit.

Zweitens, und das ist das eigentliche Geheimnis, bewirkt intensives Krafttraining einen sog. Nachbrenneffekt, mit anderen Worten, mit anderen Worten eine gesteigerte Fettverbrennung in Ruhe, die viele Stunden anhält (bis zu 24 Std., in manchen Publikationen ist sogar von 48 Std. die Rede) und langfristig eine Steigerung des Grundumsatzes [siehe DER ENERGIEUMSATZ]. An dieser Stelle sei daran erinnert, dass die ruhende Muskulatur ihre Energie so gut wie ausschließlich aus der Fettsäureoxidation bezieht.

Guc calısmasının dayanıklılık calısmasına gore daha gecerlı olduguna ınanmayanlara bu asamada Sprınterlerı ornek vermek ısterım, kı bunlar dayanıklılık calısması uygulamamaktadırlar, ve yuksek yogunlukta guc ve patlama guc calısması yaparak derı altı yaglarını sadece bu sekılde atmaktadırlar.

SONRADAN YAKMA EFEKTI - YANI GUC CALISMASININ NEDEN YAG ATIMINDA DAHA ETKILI OLDUGUNUN ACIKLAMASI BASITTIR:

Ilk olarak yogun guc ve patlama calısması yapılınca harcanan enerjı aynı zamanda uygulanacak bır dayanıklılık calısmasına gore cok yuksektır.

Ikıncı ve aynı zamanda ısın sırrı , yogun guc calısması bır sonradan yanma efektı yanı baska sekılde anlatırsak dınlenırken ve hatta kımıne gore 24 saate kadar - burada kaptan uyku suresıde devreye gırıyor demek kı - yuksek bır yagyakımı saglar. Burada da dayanıklılık calısması gıbı egzersız sırasında
ve sonra kısa sure suren etkının aksıne uzunsurelı bır energı harcaması sozkonusudur.
Burada hatırlanması gereken konu ıse kasların calısmaz haldekı enerjıyı temel olarak yagasıdıoxıdasyonu ıle saglamasıdır.

masteer
23 04 2006, 17:00
Yag yakımı 5

Unutmamamız gereken konulardan bırı ıse kasların durdugu yerde enerjı yakan bır yapısı oldugu ve dıger bır yandan da gelıstırdıgımız kasların da daha fazla enerjıye ıhtıyac duydugudur.Yasımız 30 u gectıkten sonra guc claısması yapmadıgımız zaman heryıl yaklasık kas kıtlemızden yuzde 1 kaybederız, body gıbı aktıvıteler ıle ıse kaybetmek bır yana kutlemızı arttırmamız mumkundur.

Das Ausmaß an Fett, das während einer Trainingseinheit verbrannt wird, ist hinsichtlich einer angestrebten Körperfettreduktion irrelevant

Bır egzersız sırasında yakılmıs olan yagın- yakılmıs tırnak ıcınde- total olarak vucudun yag oranının azalması ıle hıc bır ılgısı yoktur.

Fettverbrennung im Falle einer extensiven Muskelarbeit nicht erst nach 20 (oder, wie man auch immer wieder lesen oder hören kann, nach 30) Minuten einsetzt, sondern schon von Beginn an besteht.

Guc calısmasınının yag yakımı 20 dakıka veya 30 dakıka sonra degıl baslangıctan ıtıbaren baslar.

KaptanSwing
23 04 2006, 17:00
Saircom, Masteer öncelikle ilgi gösterip cevap verme nezaketinde
bulunduğunuz için teşekkür ederim.

Bir soru daha..

Ben akşam 6.30 gibi spor salonuna gidiyorum. 7.30 8.00 gibi çalışmam bitiyor.
Daha sonra yemek felan derken saat 11.00-12.00 gibi yatıp uyuyorum(genelde).

Peki uyku metobozlizmayı yavaşlatıyor ise bizim metabolizmayı hızlandırmak için yaptığımız çalışma boşa mı gidiyor. Yoksa uyurkende biz hala kalorileri yakıyormuyuz.

İkinci olarak eğer uyurkende, antreman sonrası, metabozlima hızlı çalışıyor ise, uykudan önce L-Karnitin almak uygun olurmu.

Sevgi ve saygı ile...

profusion
23 04 2006, 17:00
Selamlar herkese,

Master, bana en son verdiğin bilgiler için çok teşekkürler. Yaptığın öneriler doğrultusunda programımı yeniden biçimlendirdim. İlk olarak Perşembe günü 3 hareket göğüs, 3 hareket sırt ve 2 hareket biceps yaptım. Cumartesi 3 hareket omuz, 2 hareket triceps ve 2 hareket bacak (squat) çalıştım. Herbir gün ayrıca 20'şer dakika kardiyo yaptım. Yarın ve Perşembe de aynı programı farklı hareketlerle yapacağım.

Bu çalışmaların hepsini önerdiğin şekilde drop set olarak yaptım. Sen her hareketi 5'er set önermişsin. Ben kardiyo hariç total antrenman süresini 1 saatin üzerine çıkarmamak için her hareketi 4'er set ve her setin arasında 1'er dakika dinlenmeyle yaptım. (Dinlenme süresi içine ağırlık değiştirme işlemi de dahil). 1, 2 ve 3. setlerin arasında ağırlığı bir öncekinin max. % 10 fazlasına çıkardım. 4. sette ise tekrar 2. setteki ağırlığa indirdim. 1. ve 2. setler 7-8 tekrar oldu. 3. setler benim en fazla kaldırabileceklerimdi ve max. 5'er çıktı. 4. sette ise drop yaptım ve tekrar 7-8 kaldırdım.

Bu arada Pazar günü bodybuilding.com'dan drop setlerle ilgili bir makale buldum. Orada drop setleri senin yazdığın gibi önce artıp son sette azalacak şekilde değil, kaldırabileceğinin max.ını ilk sette kaldırıp her sette giderek azalacak şekilde tarif ediyor. Her sette ağırlık bir öncekine göre max. % 10 azaltılıyorsa, buna descending drop set diyor ve ağırlık fazla azalmadığı için tekrar sayısının da her set arasında düşmesi gerektiğini söylüyor.

Şimdi, 1. soru: Senin yaptığın şekilde önce arttırabileceğin kadar arttırıp, son sette drop etmek mi daha iyi sonuç verir, yoksa orada belirtilen şekilde max.la başlayıp giderek azaltmak mı?

2. soru: Haftada 3 giden biri olarak, en son yazdıklarına baktığımda çok ağır çalışmayanlar sınıfında girdiğime göre, antrenmanı (kardiyo hariç) max. 1 saatle sınırlamam gerekiyor mu, yoksa her bir hareketten 1'er set daha girebilir miyim? Herbirinden 1'er set daha girmek süreyi sanıyorum 15 dakika kadar uzatacak. Ama bu şekilde bile dinlenme süresi de kısa olduğu için acayip enerji sarfettim 1 saatlik çalışmanın sonunda. Acaba 1 saat 15 dakika fazla gelebilir mi?

3. soru: Senin önerdiğin programda ön kol ve bacak press yok. Onları nereye koyayım?

4. soru: Karın hareketlerini de 2 çalışmada bir mutlaka yapacağım. Yeterli mi? Zaten yeterince kardiyo yaptığımı düşünüyorum ve o yüzden her seferinde karın yapmayı gereksiz buluyorum.

Serkan,

Daha önceki yazılarında önerdiğin şekilde oturarak omuz arkaya barbell press'i çıkardım, yerine ön omuz ayakta dumbell press koydum. Ayrıca barfiks'in programdaki ağırlığını da arttırdım.

Herkese iyi çalışmalar..

aao53
23 04 2006, 17:00
Herkese selamlar,saygılar...

SinCityMARV,
Cevabın için teşekkür ederim;ama elini verdin,kolunu kaptıracaksın! :) )

O halde 1-1,5 seneyi düzenli bir iş hayatına başlayana dek geçecek olan süreye(tahminen 3 yıl,lisans+yüksek lisans) yaymam daha mantıklı.Ondan sonraki hedef de formda kalmak için çalışmak...Hemen sonuç almak gibi bir şeyin olamayacağını az çok bu güne kadar okuduklarımdan anlıyorum zaten...

Başlangıç programı nedir?
Her bölge için 2 hareket mi;flat bench p.+incline/shoulder press+side raise/squat+leg ext./...?Fazlası da olabilir mi?
Kaç gün,2-3?Full body mi split mi?Çok hafif ağırlıklarla süper set olabilir mi?
Sabit ağırlık mı,piramit mi?
Nispeten daha iyi yapabildiğim barfiksi,biceps hareketlerini ya da squat ıda mı 15-16 tekrar(o zaman barfiks için chin up makinesi herhalde...)?

Mesela Pzt-Cm göğüs(incline press ile başlayarak)/sırt/omuz
Çrş bacak/kol mantıklı mı(tahminim omuz orada pek olmadı)?

Vallahi daha aklıma geldikçe soracağım.

Kendinize iyi bakın...

aao53
23 04 2006, 17:00
SinCityMARV,

Öncelikle teşekkür ederim.
Kafama takılan bir şey var.Kendimi tanıtırken yazmış olduğum bilgilerden hareketle,yani ağırlıkların hafif olduğunu düşünerek mi (bu işe yıllarını veren insanlara göre elbette düşüktür ama...) bu çok tekrarlı ve öğrenmeye yönelik çalışmayı öneriyorsun?

Yoksa,görmediğin birisine cevap vermeye çalışırken böyle düşünmen çok doğal ve doğru olurdu, bu adam barı düzgün tutar mı,sağa-sola sallar mı,bench press yaparken barı 10 cm mi indiriyor veya göğsünde sektirip mi kaldırıyor? gibi düşünerek mi?

Ağırlıklar çok hafif diyorsan 15-16 tekrarlı setlerle temel bir çalışma yapmam çok mantıklı olur;ama sanki diğer şekilde düşünmüşsün gibi geliyor.

Hareketleri doğru şekilde yapma konusunda bir sıkıntım yok.Bu konuda bilgim ve pratiğim var.Amacım vücudumun vereceği tepkilere göre üzerinde ufak tefek değişiklikler yaparak zaman içinde en uygun hale getirebileceğim bir programla yola devam etmek...

Uzun lafın kısası Program İstiyorum.
Ayrıca iyilik yapmaya çalışana öyle tepki veremem?Ama ülkemizdeki kimi ilk yardım facialarına dönerse o başka... :)

Aslında bunları yazmamın sebebi,15-16 tekrarla çalışmalara başlamak düşüncesinin sanki daha yola çıkmak için dahi bir-iki fırın ekmek yemem gerekliymiş gibi hissetmeme sebep oluşu...

Bi de omuz için çekme hareketi ne ola?Kablolu hareketler falan?Yoksa side raise mi?
(acaba yanlış mı yazıyorum,yana kaldırma yani kulak hizasına kadar.Aslında Türkçe yazmak en iyisi ama teknik terimler işte,bizimkiler yazmıyorlar ki literatürü...)

demirmelek
23 04 2006, 17:00
Merhabalar hepinize, öncelikle bu forumu bulmuş olmaktan çok sevniç duyduğumu söylemek isterim, çok faydalı olacağına eminim.
Zaman zaman düzensiz ve devamsız çalışmalar yapmış ve neredeyse hiç fayda görememiştim. Ve artık düzenli ve programlı çalışmaya karar verdim. Bir Marcy bench sehpası, flanşlar ve barlar aldım. Son bir aydır düzenli şelikde çalışıyorum. Özer Baysaling ve Zülküf Turan'ın kitaplarını aldım ve kendime bir program hazırladım. programı 3 gün çalışma ve 1 gün dinlenme şeklinde düzenledim. 26 yaş, 173 boy ve 85 kiloydum, bir ayda 4 kilo düşebildim. Aşağıda hazırladığım programı veriyorum, bu spora gönül vermiş ve tecrübeli sporcuların öneri ve tavsiyelerini bekliyorum. Açıkcası doğru yada yanlış yaptığımdan emin değilim, asıl amacım öncelikle kilo düşmek ve devamında düzgün bir vücuda sahip olmaktır. Her gün 80gr hayvansal+bitkisel protein yiyorum. Bol su içiyorum. Çalışmalardan önce 20 dakika düz koşu ve sonrasında 5 dakika streching yapıyorum.
İlgilenirseniz çok sevinirim, hepinize iyi çalışmalar..

1.gün
flat bench press
flat dumbell fly
incline bench press
incline dumbell fly hepsi 4*10
crossbench dumbell pullover

standing barbell curl
sitting dumbell biceps curl
hammer curl
consantration curl
preacher curl
______________________________________________
2.gün
lying barbell triceps extension
sitting dumbell triceps extension
one dumbell triceps extension
kick back
triceps bench dips

bent over barbell rowing hepsi 4*10
kürek
dumbell pullover

dumbell wrist curl
barbell reverse wrist curl
standing barbell reverse curl
__________________________________________________
3.gün
standing barbell front press
standing barbell back press
arnold press hepsi 4*10
upright rowing
dumbell side raise
dumbell front raise
lying dumbell side raise

squat
leg exrension
leg curl hepsi 4*10
front lunge
calf raise-4*30
__________________________________________________ __
her çalışmada
twist/seated bar twisting-10 dakida
crunch-4*20
seated knee up-4*20
alt karın-4*10
__________________________________________________ __
good morning-ara sıra ve cok hafif
dead lift-ara sıra ve cok hafif

Lostking
23 04 2006, 17:00
selam arkadaşlar,
öncelikle mükemmel bir topic olmuş tecrübe ve deneyimlerin paylaşılması açısından. bu nedenle bu bilgilerin oluşmasını sağlayanlarada teşekkürler ediyorum. ilk 40 sayfayı hırsla okudum ama daha da uzun olduğunu görünce ki bu 200 sayfalarında üstünde daha fazlası zor geldi. özür dileyerek -daha önceki sayfalarda olupta ben okumamış olabilirim- erkekler için müzmin sorun olan göbeğimi eritmek için L-carnitine kullanmak istiyorum. öncelikle önerebileceğiniz bir marka varmı? L-carnitine hakkında sizinde kullanım deneyiminiz oldumu nedir ne değildir? okuduklarım neticesinde fiziksel bir aktivitenin yarım saat veya bir saat öncesinde almamın daha uygun olduğu. bu doğrumu?
yani şöyle açıklıyayım. boyum 1.85 kilom 92-93 . yani göbeklendim. ve hafta sonları bir saat halı saha maçı yapıyorum ve sormak istediğim, bu maç öncesi yarım saat veya bir saat önce L-carnitine alabilirmiyim. almam gereken dozaj nedir? Birde yürümeyi düşünüyorum. başlangıç için ev ortamında olmak kaydı ile daha farklı önerileriniz varmı. teşekkür ederim.

balboa
24 04 2006, 17:00
selam masteer,

yukarda karnitinle ilgili yazın klasik kaynaklardaki bilgilerden daha yararlı olmuş. Bİlmemdiğim önemli noktaları öğrenmiş oldum. Yalnız şunu eklemem gerek, vücuda aldığımız fazla karnitin yeteri kadar serbest yağ asidi yoksa işe yaramaz fazlalıktır, bu teori kesinlikle doğrudur. Bununla birlikte, şayet kişi karnitin kullanıyorsa, amacı karnitin aldığı esnada vücuttaki serbest yap asidi miktarını artırmak olmalı. Bunun için kafein kullanılabilir değilmi? Pek çok okuduğum kaynakta kafein yağları yağ asitlerine parçalar.
Yağ parçalanınca açığa gliserol, yağ asitleri, vs.. çıkıyor, karnitin alınmışsa da bu yağ asitleriyle karniti miktarı birbirini dengeleyebilir. Sen ne düşünüyorsun?

balboa
24 04 2006, 17:00
şu kafein için sağlam bir kaynak vereyim:

http://en.wikipedia.org/wiki/Cafeine

Caffeine is metabolized in the liver by the cytochrome P450 oxidase enzyme system into three metabolic dimethylxanthines, which each have their own effects on the body:

Paraxanthine (84%) - Has the effect of increasing lipolysis, leading to elevated glycerol and free fatty acid levels in the blood plasma.
Theobromine (12%) - Dilates blood vessels and increases urine volume. Theobromine is also the principal alkaloid in cocoa, and therefore chocolate.
Theophylline (4%) - Relaxes smooth muscles of the bronchi, and is used to treat asthma. The therapeutic dose of theophylline, however, is many times greater than the levels attained from caffeine metabolism.
Each of these metabolites is further metabolised and then excreted in the urine.

The metabolites of caffeine contribute to caffeine's effects. Theobromine is a vasodilator that increases the amount of oxygen and nutrient flow to the brain and muscles. Theophylline, the second of the three primary metabolites, acts as a smooth muscle relaxant that chiefly affects bronchioles and acts as a chronotrope and inotrope that increases heart rate and efficiency. The third metabolic derivative, paraxanthine, is responsible for an increase in the lipolysis process, which releases glycerol and fatty acids into the blood to be used as a source of fuel by the muscles (Dews et al. 1984).

Saircon
24 04 2006, 17:00
Masteer,

Guzel bilgiler. Neden yagsiz yogurt?

Serkan

cakalcarlos
24 04 2006, 17:00
Yoğurt yağ yakıyor
Diyetlerine yağsız yoğurt ekleyenler yüzde 22 daha fazla kilo kaybediyor. Göbekteki yağların yüzde 81'i de yoğurtla eriyor.


Göbeğini hızla eritmek isteyenler, bol bol yağsız yoğurt yesin! ABD'de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı.

Tennessee Üniversitesi'ndeki araştırmaya katılanlardan Dr. Michael Zemel, yoğurt yiyenlerin hem ortalama yedi kilo olan zayıflama seviyesinden daha fazla inceldiklerini hem de kaslarını diğerlerinden iki kat fazla koruduklarını belirtti.

Dr. Zemel, kas kütlesini korumanın diyet yapanlarda önemli bir konu olduğunu belirterek, Önemli olan yağ yakmak, kas değil. Kaslar kalori yakmaya yardımcı oluyor, ancak kilo verirken kas kütlesi de kaybediliyor. Buna en iyi çözüm, kalsiyum ve protein ağırlıklı bir diyet, yani yoğurt diye konuştu. Araştırma Uluslararası Obezite Dergisi'nin nisan sayısında yayımlanacak.
Bu arada Japonya'da yapılan araştırmalar da, yoğurdun nefes kokusunu giderdiğini, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu. Altı hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80'inde, nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyi azaldı.

Kaynak: www.ekolay.net

cakalcarlos
24 04 2006, 17:00
madem konu yağ yakma bide şu sayfaya bakın http://www.vucutcu.com/cont.php?cat=6&t=111

SinCityMARV
24 04 2006, 17:00
Aao53,

:D Kolumuda aldın sırada gövde ve bacaklar var değilmi? :)

Öncelikle senin 15-16 tekrarlarla başlaman gerektiğini düşünmemin sebebi ağırlığının az oluşu değil aksine 7-8 tekrar yapabildiğin ağırlıklar kullanıyorsan fazla oluşudur.Ama senin ağırlık geçmişini bilmiyorum.Sadece demek istediğim başlangıç olarak kullanılması gereken tekrarlar 7-8 tekrarlar değildir.Çünkü bunlarda kas çok kısa bir sürede kasılır ve özellikle son tekrarlarda kontrol zorlaşır.

Senin ağırlık geçmişini bilemem tabii.Ama ilk yazına bakılacak olursa Ocak ayından buyana 4 ay geçmiş. 4 ayda 7-8 tekrarlara gelmen yanlış.Yani yinede ben haklıyım :) Bunu tıpkı karetedeki kuşaklar gibi düşün.Hadi beyaz kuşağı geçtin diyelim ama hala sarı kuşaksın.Yani en az bir fırın ekmek yada 10 tencere et suyu tüketmen gerekecek(ne alaka ama)

Ayrıca 15-16 tekrarları neden beğenemedin anlamadım.Bu kaslarının ağırlık üzerindeki kontrolünü şu ankinden daha çok arttıracak,dayanıklılığını arttıracak,sıkılaşmanı ve yağlarından arınmanı sağlayacak ;) ve geç kasılan kaslarının çalışmasını da sağlıyacaktır.Zaten hep böyle devam etmeyeceksin Kısacası bu şekilde başlarsan 7-8 tekrarlara geldiğinde kaldırdığın ağırlık daha büyük olacak.Hemde belkide şuan farkında olmadan asimetrik gelişen kasların mükemmel görünecek.

Ama senin son yazından anlaşılan kısaca kardeşim laf dalaşını bırak program verdimi :D Vermicem işte.Nedenmi:
1-)Ben profesyonel değilim
2-)Seni birebir görmedim
3-)Fiziksel kapasiten konusunda hiçbir fikrim yok :(

Ama bu demek değildirki sana yardımcı olmayacam ;) Tıpkı parmak izlerimiz gibi her insanın fiziksel yapısıda farklılık gösterir.Bir adam bir hareketle mükemmel gelişme sağlamışken diğer adam o hareketi denediğinde daha ilk setten sakatlanabilir.Fakat insanlar o kadarda farklı değildir.Yani ne kadar farklı olsada parkmak izleride birbirine benzer. :) Bu ortak noktaları göze alarak sana tavsiyem mr.olympiaların dergilere verdikleri o insanı özendiren programları değil benim şahsen herkese uygulanabilir gördüğüm periyodizasyondur.(Saircon daha önce burada yazmıştı prospor.net ten de bulabilirsin)

Başlamadan önce nefes egzerzisleri yapmanı tavsiye ederim.Daha sonra 5 dk lık bir ısınma+esneme sonrada haydaaaa... :D

Hepinize iyi çalışmalar...

SinCityMARV
24 04 2006, 17:00
????....

Kafein kılcal damarları büyütür.Özelliklede beyindeki.Adrenalin salgısının salgılanma hızını arttırır.Bunlara bağlı olarakta metabolizma hızını arttırır.Buda enerji açığı oluşturur.Vücut bu açığı kapamak amacıyla karbonhidrat ve yağ stoklarını zorlar.Bunada kafein yağ yakıyor denir :)

Kafeinin yağ yakımına yardımcı olduğu hernekadar bilimsel olarak ispatlansada bu kısmi bir faydadır.Kafein vücudun su tutma kabiliyetini azaltır.Su kaybının hızıda hiç şüphesiz yağ kaybı hızından fazladır.Su içilerek bu kayıp kısa sürede telafi edilebilsede iç organlar yağ yakımı sırasında fazladan suya ihtyaç duyarken kafein sürekli bunu düşürecektir.

Uyarıcı bir maddedir.Yani madde alınmadan vücut normal işlemekte alındıktan sonra ise sinir sistemi ve erkeklerdeki spermler dahil tüm vücudu etkilemektedir.Yanlız maddenin etkisi geçicidir ve geçtikten sonrada tüm yaptıkları geri teper.Mesela uyku kaçırmak için ÖSS zamanında nescafe fincanı ile Türk kahvesi içen ve iki gece neredeyse hiç uyumayan ben :) sonraki beşgünün %70ini uyuyarak geçirdim :D

http://www.nationalgeographic....gorveisit/default.asp
(http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0501/gorveisit/default.asp
)
Türkçedir. Rahatlıkla dinleyiniz.

Amacım kafeini kötülemek değildir.Yanlız vücuda ne aldığımıza dikkat etmekte fayda var. ;)

masteer
24 04 2006, 17:00
Selam Balboa,

Sen benden fazla yasayacan :p

Dılımın ucundan aldın, karnıtın ıle ılgılı yazıyı yazarken yarında cafeın ıle etkılesımını anlatırım dıye dusunuyordum.

Dedıgın dogru, serbest yag acıdlerının yanı musterılerın fazlalasması ıcın cafeının cıddı bır etkısı var,
hepımızın bıldıgı kahve enerjı verır kavramının da zaten temel cıkıs noktası bu, oturdugun yerde ıctıgın kahve ıle vucut ekstra bır enerjı saglıyor, ve gene dedıgın gıbı zayıflamak ısteyenlerde klasık olarak uzun suredır kullanılan bır madde cafeın.

Bodycıler eca dedın mı sana bosbos bakmazlar, bu efedrın-cafeın-aspırın demektır kı kesınlıkle ıse yarıyor, ancak abartmamak ve bellı bır donem kullanıp bırakmak lazım, aynı sekılde carnıtın alımı sırasında da cafeının ve hatta ıngılız aspırını dedıgımız dusuk degerlı aspırının bellı bır donem kullanılması
yararlıdır.

Bu arada temel olarak sunu unutmamalı bu eca veya carnıtın+cafeın karısımlarını hergun kullanmayacagız, ozellıkle antrenman gunlerı egzersızden 1 saat kadar once bos karına alacagız, haftada 5 gunu gecmemek lazım benım kanaatıme gore.

Saygılar

masteer
24 04 2006, 17:00
Demırmelek,

Sana ve butun arkadaslarıma bodybuıldıngın temel felsefelerınden bırını hatırlatmak ısterım:

Success: It's abaut qualıty not quantıty:

SIZE BASARIYI GETIRECEK OLAN SEY SET SAYISI , TEKRAR SAYISI, SAATLERCE CALISMAK DEGILDIR,
BASARI YAPTIGINIZ ISIN KALITESIYLE ILGILIDIR.

Bunun anlamı 5 hareket yerıne 4 hareket yapıp aynı rutın calısmayı kendını zorlamadan, agırlıkları yukseltmeden kapasıtenın cok altında calısmaya devam etmek degıl, bunun anlamı herbır setın her tekrarının bılınclı ve hıssederek yapılması.

Yenı baslayanlar 12 tekrarı gecmeyın, daha fazla tekrar daha ıyı konsantrasyon veya hakımıyet demek degıldır, hareketı nızamı yapmak zamanla ogrenılecek ve dusunmeden rutın olarak yapılacak bır seydır.

Yenı araba kullanırken nasıl aklınız sureklı debrıyaj vıtesle mesgulse ve bırkac sene sonra yogun trafıkte sureklı durkalk yaparken aynı zamanda yanınızdakı ıle muhabbet edıp bırde radyo kanalını kurcalayıp
hemde sıgara ıcebılıyorsanız zamanla nefesınızı dusunmeden dogru olarak alıp verecek hareketı dusunmeden kasınıza yedırerek yapacaksınız.

Karnıtın ıcın kahve ıcılebılır, antrenmandan bır saat once bence ıyı bır zamanlama, karnıtınle kahve bırlıkte mı dersen ben mılımetrık hesaplara fazla gırmem derım, olabılır tabıı neden olmasın.

masteer
24 04 2006, 17:00
Cıncıgım,

Burada gunde 10 bardak ıcılecek kahveden bahsetmıyoruz, ayrıca butun maddeler gıbı kahvenınde etkısı
tamamen kısının kıosuyla ılgılıdır, ornegın ben 100 kusur kılo bırı olarak 60 kg lık bırısınden daha az etkılenırım aynı mıktarda cafeın alınca.

Kahveyı gec saatte ıcmemek gerekır tabıı , yoksa ole once cın olur sonra uyuyup kalırsın

masteer
24 04 2006, 17:00
Yag yakımı 6

Yag yakımı konusunu ırdelerken konumuz aynı zamanda vucut gelıstırme oldugu ıcın kaslıfı turlerı hakkında da bılgı sahıbı olmamız gerekır. Kas lıfı turlerını ve bunların hangı mantıkla calıstıgını anlamazsak bazı konularda yanlıs fıkırlere kapılabılırız.

Kas lıflerını asagıdakı gıbı ayırabılırız, bu ayırım hakkında en onemlı bılgı ıse ınsanda bu lıflerın oranının dogustan geldıgı , sadece ara grup dedıgımız lıflerın hayat ıcındekı egersız sıstemımızle degıstırılebıldıgıdır.

1.Kırmızı , yavas kas lıflerı : Kendısıne kırmızı rengı veren Myoglobındır, oksıjen rezervı yapabılır ve mıtokondrısınde yukarda anlattıgım oxıdatıv glukose ve yagasıdı ve enzımlerı aerob olarak yanı oksıjen ıle yakarak bızım uzun surelı dayanıklılık calısmaları yapmamızı saglar.
Bu kas lıflerı oldukca uzun surede yorulur, ancak buna karsılık az mıktarda guc artısı saglar.


2.Hızlı , beyaz kas lıflerı ıse buna karsılık enerjı dolu fosfat ve enzımlerı aynı zamanda da glıkojenı oksıjensız olarak yakıp anaerob , kısa surelı patlama guc calısmasında etkılı olur.
Bu kas lıflerı cok kısa surede yorulur, ancak duzenlı egzersız ıle buyuk guc kazanması mumkundur.
Hızlı kas lıflerı de kendı ıcınde anı patlama guc veren , ve nısbeten bır kac sanıye daha uzun surede guc veren lıfler olarak ayrılırlar.

Bunlar dısında ıntermedı-lıfler ıse ara lıf turudur, ozel bır calısma yapılmazsa bunlar beyaz lıflere daha yakın yapıdadırlar, ancak dayanıklılık calısmasını sureklı yapanlarda zaman ıcınde kırmızı lıflere donusebılırler. Bundan dolayıdır kı uzun sure ortamesafe kosucusu olan sporcular zaman ıcınde maratoncu olabılırler. Bu ara lıfler dogustan yavas kas lıfı ozellıklerı de tasır.


Butun bu bılgıler ısıgında sunu soyleyebılırız, bır ınsan dogustan gelen kas lıfı oranına gore bazı avantajlara sahıp olabılır, ornegın zencılerın sprınter olarak 100 metre kosularında aralarına fazla beyaz
almamaları onların dogustan beyaz lıflere daha fazla oranda sahıp olması ıle acıklanabılır.

Ancak burada body ıle ılgılı onemlı bır konuda sudur, body kasın gucu ıle degıl, goruntusu ıle ılgılenır,
goruntu ıse bu kasların dogru program uygulanarak yıkıma sonra tekrar yapıma ugraması ve buyumesı ıle olur-katabolık-anabolık asamalar- Bundan dolayıdır kı dogustan beyaz lıflerınızın oranının bır dıgerınden bıraz daha az olması sebebıyle onun bastıgı kıoları basamayabılırsınız, ancak bu demek degıldır kı ondan daha gelısmıs goruntude kaslara sahıp olmayasınız.

KAS GUCU VE HACMI BIRBIRI ILE ILGILI FAKAT DOGRUDAN ORANTI SAGLANAMAYACAK KONULARDIR.

masteer
24 04 2006, 17:00
Yag yakmak 7

Hepımızın bıldıgı bazı beslenme kuralları vardır, bunların sebeplerıne bıraz yonelmek ıstıyorum. Sebeplerını bıldıgımız zaman bu kuralları daha bılınclı uygulayabılırız.

Bunlardan bır tanesı gunde 5 kucuk ogun yeyın meselesı, daha oncede belırttıgım gıbı ıncelmenın temel formulu gunluk ıhtıyactan daha az kalorı almaktır. Eger bız buna dıkkat etmezsek ve ogun sayısını sıklastırayım derken normalde uc ogunde tuketecegımızden fazla ve yag veya karbonhıdrat yuklu bır beslenme programı uygularsak sık yemenın faydası degıl vucudumuz kısa surede acıkmaya programlanacagından zararı olur. Bu 5 kucuk ogunun onerılmesının sebebı sudur:

Bıldıgınız gıbı ıncelmemızde veya kılo almamızda BMR(BASAL METABOLIK RATE) metabolızma hızımız
ana etkendır.Bu metabolızma hızımızı arttırmak ıcın hareketlı bır hayat, spor ve cesıtlı uygulamalar kullanıyoruz. Kasların durdugu yerde daha fazla enerjı harcadıgından yukarda bahsetmıstım, aynı sekılde
ıcorganlarımız hatta beyın bıle oldukca kaydadeger enerjı harcar, hatta kafası cok mesgul ve stres altında olan basında bır sorun olan ınsanların aynı sekılde beslensede zayıfladıgını gormussunuzdur.
Aynı sekılde ergenlık cagında gelısmek ıcın vucut buyuk bır enerjı harcar kı bu yuzden yasımız ılerledıkce eskı gunlerı dusunup aynı beslenme alıskanlıklarını bırakmamız gerekır.

Postprandıal yanı beslenme sonrası gereken enerjıde metabolızma hızımız ıcın onemlıdır ve bu enerjı kadın erkek olmaya veya yasa bagımlı degıldır.Bır seyler yedıkten sonra sındırım, gereklı besınlerın ozumsenmesı, hucrelere tasınması enerjı gerektırır. Burada sındırımı cok zor olmayan bır paket bıskuvının araogun olarak yenmesı cokta ekstra bır enerjı harcatmayacaktır. Gene oglen corba, sulu bır yemek,pılav, tatlı yendıkten sonra saat ucte araogun olarak bı seyler atıstırmanız da cok anlamlı degıldır.
Yapılması gereken oglen yıyecegınız yemegı ıyıce sınırlandırmak ve saat ucte gene butun gun ac durmus bır ınsan hıssınde kurtgıbı acıkmaktır. Cok onemlı bır konu proteın olarak zengın bır ogunun karbonhıdrat olarak veya yag olarak zengın bır ogune gore ıkı kat daha fazla enerjı harcatmasıdır. Bundan dolayı mesela oglen bır kucuk patates haslama, bır dılım tavukgogsu-et-salata yersenız saat uctede tekrar oglen bıraktıgınız dıger dılım tavukgogsu , yagsızyogurt yersenız, yukarda yıyecegınızden daha az kalorı almıs olur, bu kalorıyı proteın agırlıklı almıs olur, ve sındırım sıstemınızı tekrar calıstırıp enerjı harcamıs olursunuz.

ryanxx
24 04 2006, 17:00
Arkadaşlar ben sanırım kafein bağımlısı olmuş durumdayım ve sizin yardımlarınıza ihtiyacım var.
Ben günde yaklaşık 2lt'ye yakın kola içiyorum ve bu beni ileride mahvedecek....Mesela uyandığım zaman
hem şekerli birşey hemde bir miktar kola içesim geliyor.Bu arada belirteyim şeker hastası değilim.
O kadar çok kola içiyorum ki gün boyuca neredeyse hiç su içmiyorum hatta su içmek aklıma bile gelmiyor.Yani anlayacağınız durum son derece vahim boyutlarda.Lütfen bana yarım edin arkadaşlar...........

demirmelek
24 04 2006, 17:00
Selamlar,
balboa ve masteer; kafein +carnitin ile ilgili konuşmanız çok yararlı olmuş. Bende L-carnitine aldım ve dün denemeye başladım. Sormak istediğim kafeini kahve içerek alsam yeterli olur mu ve kahveyi carnitinle birlikte antremandan 30-45 dk önce beraber mi içmeliyim. Ayrıca bir yerde carnitini bol su ve c vitamini ile almanın emilimini artıracağı söylenmiş, bilginiz var mı.

Bu arada masteer teşekkür ederim önerin için programı azaltmaya çalışacağım, ancak ozaman çok kısa sürüyor ve ben sanki birşey yapmamış gibi vicdan azabı çekiyorum.

Tesekkür ederim , iyi çalışmalar..

demirmelek
24 04 2006, 17:00
Masteer, teşekkür ederim ilgilendiğin için, programımı düzenleyeceğim.

SinCityMARV, sanada teşekkür ederim, hem okuması hem dinlemesi güzeldi..

balboa
25 04 2006, 17:00
Demirmelek,


sorunun bir kısmında carnitinin c vitaminiyle beraber alındığında emilimin arttıcağını

yazmışsın. Bu da çok ilgimi çekti, ilk defa bunu senden duydum. Bunun üzerine bir araştırma

yaptım. Sonuç: %100 karnitinin sentezinde esansiyeldir. Bununla birlikte yediklerimizden

aldığımız lysine ve methionine aminoasitleri de vücutta carnitini oluşturabiliyor.



Tabiiki bu tür aminoasit dönüşümleri kişinin genetik şifresine de bağlı bir olaydır. Ahmetin

bünyesi aldığı bu aminoasitlerden çok rahat ve çabuk carnitine üretebilirken mehmet bünyesi

bunu daha zor ve geç yapabilir, diğer açıdan mehmet vücuda aldığı tryptophan aminoasidini

bünyesi yarım saatte serotonine sonrada melatonine (rahat ve derin bir uykuya) çevirirken

ahmetin bünyesi bunu 1,5 saatten aşada başaramayabilir.

Bu konu hakkında Masteer, Saircon ve diğer forum üyelerinin görüşlerini merak ediyorum





kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Carnitine

:) şöyle bir üçleme kurulabilir şayet kişi carnitine kullanacaksa:

1 bardak kahve, 1000mg L-Carnitine, 1 portakal

trakyali
25 04 2006, 17:00
Selam arkadaslar.
Ben yogurtta ki yagdan cok icerdigi B12 vitamini ile ilgileniyorum.Sindirim kalitesini arttirdigi icin yemeklerden sonra dolapta gordugum yogurdun birikmis suyunu bardaga dokup hemen iciyorum.

Zayiflama konusundukaki ayrintilar tabii ki onemli ama bence duzenli yasam tarzini oturtturmak en onemli etken.
Kendimden ornek vereyim (arastirma veya kulaktan dolma bilgi degil,bizzat yasanmis):
Dort ay once bir diseti ameliyati gecirdim,ilac kullanimi,duzensiz beslenme ve uyku saatleri,haftada bir kullanilan alkol ile 12 kg aldim.2 hafta once basladigim antrenman programi ile tekrar eski duzenli beslenme,duzenli uyku ile 2 haftada 2 kg.Buyuk ihtimalle 4 haftadan sonra kilo verme hizi dusecektir ama zaten onemli olan hizli degil,orantili kilo verme degil midir.Metabolizmam yavas ve hizli kilo alirim,o nedenle iki kat daha fazla zor kilo veriyorum.

trakyali
25 04 2006, 17:00
Bu arada Serkanin yemekleri tereyagi ile yapma onerisini dikkate aldim ve artik evde pisen yemeklerde bitkisel sivi yag kullanilmiyor. Yemeklerden sonra 1.5-2 saat su icmiyor ve saat 14:00 ten sonra kefeinli icecek tuketmiyorum,tabii misafir gelmezse(misafir geldiginde onunla beraber bir kopuklu turk kahvesi hopurdetmeden olmaz).Uymayi pek sevmiyorum,2 yillik vucutgelistirme suresinde bunu da kendimde denedim.Hep saat 1-2 yatarken 3 ay boyunca satt 10:30-11:00 gibi yattim ve 1 yilda veremedigim kiloyu 3 ayda verdim.

Herkese saglikli yasam diliyorum.Saygilar.

Saircon
25 04 2006, 17:00
Doktor Zemel (Temel'in yabanci hali :) ) yogurdun neden yagsiz yenilmesini onerdigini soyleseymis haber daha bir tamam olurmus ;)

Ayrica mandira urunlerinin saglikli bir kalsiyum kaynagi oldugunu dusunmuyorum. Ozellikle de ultra-pastorize turlerinin. Kemiklerini saglikli tutmak isteyenler, bol bol yesil yaprakli sebze yemeli, gunde en az 15-20 dakika gunes isigi gormeli ve bol bol kemik yukleyici egzersizler (squat, dead-lift, bench-press vs.) yapmalidir. Tuketilmesinde zarar olmayan tek mandira urunleri, kanimca islemlerden gecmemis taze sut ve koy yogurtlari olmaktadir.

Sevgiler ve saygilar

Saircon
25 04 2006, 17:00
Arkadaslar,

Gecmisteki konulari yeniden alevlendirmek niyetinde degilim. Ancak evime bu sabah gelen, Amerika'nin en meshur dergilerinden birisi olan Time dergisindeki kapak konusu bakin ne idi?

S: Doktorlari En Cok Korkutan Sey Nedir? C: Bir Baska Doktorun Eline Dusmek!

Bugun Amerika'yi her konuda kopyalamaya calisan bir ulkenin vatandasi olarak, sizleri muhakkak bu yaziyi okumaya cagiriyorum. Bu yazida bircok doktorun kendi meslektaslarinin elinde nasil hayati tehlikeler atlattiklari, nasil yanlis ilac recetesi kesildigi vb. gercek hikayeler bulunuyor.

Yazinin ilk paragrafindan sonrasina devam etmek icin uyelik isteyecekler. Ona tiklamayin, bir sure reklam izlemek zorunda oldugunuza dair bir bolum var, ona tiklayin. 30 saniyeden az suren Time magazin reklaminin bitisini bekleyin, sonra size yaziya geri donun kutucugunu gosterecek, ona tiklayin ve kapak konusunun hepsine ucretsiz girmis olacaksiniz.

http://www.time.com/time/magaz...,9171,1186553,00.html
(http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1186553,00.html
)
Bu yazidan sonra umarim su andan itibaren kendi sagliginizin kontrolunu ele gecirmeye baslarsiniz.

Saygilar,

Serkan

Saircon
25 04 2006, 17:00
Tebrikler Trakyali,

Gelismelere cok sevindim. Bazi aliskanliklari ve gelenekleri degistirmek eminim ki kolay olamaz. O nedenle kahve konusunda ne demek istedigini anliyorum. Bunu bildigim icin mecbur olmadikca misafirleri gec saatlere kadar kabul etmiyorum. Mecbur kalindiginda, misafir yatiya kaldiginda vs. genellikle kibarca misafire neden gec saatlerde kahve icmedigimi acikliyor, onun yerine evimizde kafeinsiz organik yesil cayin bulundugunu ya da taze meyve ikram edebilecegimizi soyluyor ve ozur diliyorum. Zaten benim ciddi aciklamami dinledikten sonra buyuk bir cogunlugu ilgi gosterip daha fazla soru soruyor, sonunda o aliskanliklarini o noktada kesip yesil cay ya da meyve tercih ediyor :)

Paylasimlarin in tesekkurler yine Trakyali. Iyi calismalar.

Saircon
25 04 2006, 17:00
Balboa,

Yine ben degil, arastirmalar soyluyor:

1) Dogustan az gorulen genetik bir problemin yok ise vucudunda ihtiyac duydugun butun karnitin bulunmaktadir. Fazlasini, vucut basitce atacaktir.

2) Simdiye kadar yapilan hicbir arastirma, karnitinin yag yakimina yardim ettigini kanitlayamamistir. Bu konuda simdiye kadar yurutulen en istatistiksel ve bilimsel arastirmada, yuzuculerden yarisina karnitin verilmis, diger yarisina placebo verilmis, ne yag yuzdelerinde, ne de performanslarinda asiri bir farklilik bulunamamistir.

3) Karnitinin tek yaktigi, cebinizin deligidir diyor arastirmacilar :)

http://www.highbeam.com/librar...a%3ADocG%3AResult&ao=
(http://www.highbeam.com/library/docfree.asp?DOCID=1G1:16655765&ctrlInfo=Round19%3AMode19a%3ADocG%3AResult&ao=
)
Umarim bu yanitimi ornek alanlar cogunlukta olur da Turk parasini o seker ve kimyasal deposu tozlara kaptirmaktan vazgecersiniz.

Saygilar

Saircon
25 04 2006, 17:00
Masteer,

Benim buzdolabimda iki farkli markanin tam yagli yogurdu var, her ikisinin de toplam ortalama 160 kalorilik porsiyonlarindaki yag kalorileri toplami 60 kaloriyi gecmiyor. Bu da yarisindan az bir oran, cok degil. Bahsettigin oneriyi yapan doktor arkadasin muhakkak bir bildigi vardir, ancak yagli yogurtlarin kalorilerinin yarisindan cogunun yagdan geldigi iddiasina butun yogurtlarin katildigini zannetmiyorum.

Ayrica yagdan gelmis bile olsa, bu yagin vucuttaki metabolizma fazlasi depo yagi ile ne ilgisi oldugunu aciklamamis bir yazi. Ben asil onu duymak istedigim icin o soruyu sormustum sana.

Su kaynaklara goz gezdirin:

1) http://www.mercola.com/2000/apr/2/vegetarian_myths.htm

Children on low-fat diets suffer from growth problems, failure to thrive, and learning disabilities (36). Despite this, sources from Dr. Benjamin Spock to the American Heart Association recommend low-fat diets for children! One can only lament the fate of those unfortunate youngsters who will be raised by unknowing parents taken in by such misinformation.

Dusuk yag diyetleri yapan cocuklar, gelisme, buyume ve ogrenme problemleri yasamaktadirlar. Hala buna ragmen A.H.A. cocuklara dusuk yag diyetleri tavsiye etmeye devam etmektedir. Bu, sonradan cok dovunecek anne ve babaya yanlis bilgi vermekten baska birsey degildir!

2) http://www.mercola.com/2000/apr/2/vegetarian_myths.htm

Certainly, when protein is consumed in such an unnatural fashion, separated from the fat-soluble nutrients required for its absorption and assimilation, it will lead to problems. Because of this, the current use of fat-free protein powders as food supplements, and low-fat or non-fat dairy products should be avoided. Trimming off visible fat from meats and removing duck and chicken skin before eating should also be discouraged.

Dogada proteini yagdan ayri goremezsiniz. O nedenle protein, bu sekilde insan yolu ile yagdan ayristirilarak hic naturel olmayan bir sekilde tuketildiginde yagda eriyebilen besinlerin yoklugunda o proteinin sindirimi ve absorbsiyonu buyuk oranda etkilenecektir.Bu nedenledir ki yagsiz protein tozlari, yagsiz sportif destekleyiciler ve yagsiz sut urunlerinden kacinilmalidir. Etlerin ve kumes hayvanlarinin porsiyonlarindan surekli derilerinin ve kenar yaglarinin ayiklanmasi bir aliskanlik haline getirilmemelidir!

3) http://www.mercola.com/2000/ju.../low_fat_children.htm
(http://www.mercola.com/2000/jul/16/low_fat_children.htm
)
Many Children Eating Dangerous Low-Fat Diets
Many toddlers are eating inappropriately low-fat diets, a new study of forty-five 12-18 month-old children reveals.
Current pediatric nutrition recommendations call for children, up to the age of 2, to get at least 30% of their calories from fat.
At 12 months of age, 22% of the children were consuming less than 30% of their calories from fat.
At 18 months of age, 33% of the children were consuming less than 30% of their calories from fat.
Intake of vitamins A, B6, B12, C, and D and calcium were found to be adequate.
Intake of zinc, vitamin E and iron was below recommended levels.
The period between the 1st and 2nd year of life is an important transitional phase, as regular food starts replacing breast milk and/or formula. Low-fat diets are not recommended for very young children because fat supplies many nutrients essential for growth.

Cocuklarin bircogu, dusuk-yag diyetlerinin tehlikeleriyle karsi karsiyadir. Yaslari 12 aylik ile 18 aylik arasinda degisen 45 cocugun katildigi arastirmada sunlar bulunmustur:

a. Bu yas gurubunda musade edilen en az yag kalorisi %30 iken, 12 aylik gurubun %22'si ve 18 aylik gurubun %33'u bu en-az'i bile saglayamamistir.
b. A, B6, B12, C ve D vitaminleri yeterli bulunmustur.
c. Cinko, E vitamini ve demir eksik bulunmustur.

Butun bu sonuclarda goruldugu gibi cocuklar yag ihtiyaclarinin onemli bir kismini karsilayamamaktadirlar ve buyume ve gelisme icin yag cok onemlidir.

Bu uc kaynaktan sonra, simdi bu hayvansal kaynakli besinlerden yagin alinmasi yolu ile elde dilen yagsiz, az yagli ya da %2 yagli vs. gibi urunlerde benim sahsen gordugum en buyuk soruna gelelim. Bu, sadece benim bir dusuncem, oyle 20 arastirmayla desteklenmis bir teori filan degil. Yag, dogal olarak icinde bulundugu besine doygunluk, zenginlik ve lezzet verir. Bu urunun icinden yag cikartilinca, (butun sirketler yapiyor demiyorum, ama %80'i bence) o urunun eski lezzeti ve yenilme kolayligini saglayabilmek icin bircok firma, icine seker, cikolata, recel ozleri, tadlandiricilar, kimyasallar, boyalar vs. vs. katmak zorunda kaliyorlar. Zaten soyle bir gecmise bakarsaniz, dusuk yagli yogurtlarin, sutlerin vs. vs. olmadigi donemlerde sekerli yogurtlarin, ya da boyali yogurtlarin da olmadigini goreceksiniz. Iste bu yuzden hem yagda eriyen besinleri de alabilmek, hem sut proteinini daha iyi sindirebilmek, hem de su yuksek karbonhidrat ve seker furyasina bir dur diyebilmek icin ben yogurdu tam yagli yiyelim derim.

Bu yaziyi yazdiktan sonra canim cekti, yaklasik yarim kilo tam yagli keci yogurdu bitirdim :)

Saygilar ve sevgiler,

SinCityMARV
25 04 2006, 17:00
Demirmelek,

Sende sağol.

Ryanxxx,

Kafeinin en sevmediğim yanı bağımlılık yapmasıdır.Sen şu durumda birdenbire kafein almayı bırakırsan daha çok zarar göreceksin.Onun için bardağa koyduğun miktarı yada şişeden dikipte içiyosan :) yudumlarını azaltmakta fayda var.Ama vücudun artık sürekli uyarılmak isteyecek yani buna alışman zaman alacak.Belkide bir süre çok yorgun olacaksın.Ama zararın neresinden dönsen kardır.

Bu arada arkadaşlar!..

Yağ yakmak amaçlı olarak...
Yağda sonuçta bir besin maddesidir.Ve eğer diyet döneminde bile besin olarak yağ alınmazsa vücut birsüre sonra bünyesinde bulunan yağları korumak amacıyla başka enerji kaynaklarına yönelecektir.En azından yağ yakım hızını yavaşlatacaktır.

Bunu geçen sene yine bu yaz zamanları televizyonlarda sıkça yayınlanan diyet programlarından birinde duymuştum.Doğruluk payı varmıdır?

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

masteer
25 04 2006, 17:00
Selam,

Serkanın dedıgı dogru, carnıtıne ınsan vucudunda yeterlı mıktarda var, veya yeterlı oranda uretılıyor,
yukarda anlattıgım gıbı ortada musterı yada hotelde yer yoksa taksıyı arttırmak sonuc vermeyebılır,
zaten bılım adamları da bunu ıspat edemıyorlar.

Yagısz sut ve yagsız yogurt ıle ılgılı dusuncemın kaynagı:

Wer bedenkt schon, dass Vollmilch und Vollmilchprodukte (3.6 g Fett pro 100g) zu mehr als der Hälfte aus Fettkalorien bestehen? Deshalb sind fettreduzierte Milch bzw. Milchprodukte zu bevorzugen, auch für Kinder.

Tam yaglı sut ve urunlerı yarıdan fazla yagkalorılerınden olusur. Bundan dolayı sut ve urunlerı yag oranı dusurulmus olarak kullanılmalıdır, hatta cocuklar ıcın bıle - dıyor

Kım dıyor bunu Innsburg tıp unıversıtesının resmı ınternet sıtesı, tamamen bılımsel kaynaklarını , arastırmalarının altında dıpnot vererek , ayrıca bu yazıyı (Gesunde Ernaehrung-saglıklı beslenme)yazan kısı
tıp lısansı sahıbı bır doktor.Uzmanlıgını ıse spor ve beslenme uzerıne yapmıs.

http://gin.uibk.ac.at/thema/sp...esundeernaehrung.html
(http://gin.uibk.ac.at/thema/sportundernaehrung/gesundeernaehrung.html
)
Ben anadolu lısesınde butun mate ve fen derslerını almanca gormus bırısı olarak kullanılan dılden de
ve tıpık alman sıstematıgınden de bu sıtenın tırıska, reklam veya cıkar amaclı olmayan bılımsel amaca yonelık bır sıte oldugunu soyleyebılırım, zaten dıkkat edersenız hıc bır atılan lınkte herhangı bır urunun pazarlaması tanıtımı yapılmıyor, veya yenı bır beslenme sıstemı bulduk daha fazla ogrenmek ıstıyorsanız su kadar para verın , uye olun falan gıbı hıkayeler yok.

demirmelek
25 04 2006, 17:00
selam herkese,
Çalışmaya devam ettikçe omuz başlarımın öne cıktığını fark ettim, sanki omuzlarımı arkadan öne ittirmişler gibi, ayrıca sanki arkalarıda doluyor. Herhangibir hareketi yanlış mı yapıyorum yoksa bu normal midir???

balboa
26 04 2006, 17:00
Saircon ve Masteer

Carnitine konusunda ben zaten sizinle hem fikirdim. Evvelki bilgiyi belirtmemin sebebi, carnitine kullananlara bi nebze destek olmaktı hepsi, yoksa ben de carnitine kullanmaktan yana değilim. Doğadan aldığımız protein kaynaklarını zaten vücut carnitine ihtiyaç duyduğu oranda dengeli bir şekilde dönüştürecektir.

Benim asıl değinmek istediğim konu, yediklerimizin genetik şifremize bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterdiğidir. Madem yoğurt konusu açıldı, öyleyse konuya bağlantılı olarak bilgilerimi paylaşmak isterim.
Yağsız ve yağlı yoğurt konusu bir seçim meselesi; herkesin doğrusu, değişkenlik gösterir: Pür sağlık vs vücut şekli. Bu faktörün yanısıra yediklerimizin genetik şifremize bağlı olarak kişiden kişiye farklılık göstermesine yoğurdu örnek vereceğim. Ben şahsen uykuya dalma sıkıntısı çeken biriyim. Pekçok kişi ve uzmanlar bana düşünceleri kafama taktığımdan dolayı uyuyamadığımı senelerce söyleyip durdular. Fakat ben işin psikolojisine kesinlikle karşıyım. Bir insanın davranışlarında biyokimyanın yeri çok öncelikli ve önemlidir (size türkçe bir kaynak: http://www.dicle.edu.tr/~halks/tm29.htm). Örneğin dopamin seviyesi yüksek ve düşük olan iki kişi aynı bilgilerle sınav olduklarında dopamin seviyesi yüksek olan kişinin sınav başarısı çok daha fazladır. Bu bilgiye kendi deneyimlerimden de vardım. Konuyu daha da komplike hale yoğurda geri dönüyorum. Önceki mesajımda da belirttiğim tryptophan aminoasidi doğada en yüksek oranda süt ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. Bu aminoasit uyku hormonu melatoninin kökünü oluşturmaktadır. Tabiki vücuda girer girmez direkman melatonine dönüşmüyor. Çeşitli sentezlerden ve dönüşümlerden geçiyor. Pek çok biyokimyasal tepkimelerden [5-htp--(glikoz)--serotonin--acetylserotonin--(gece karanlığı)--melatonin] sonra melatonine kadar varır. Ama ilginçtirki tanıdığım bazıları, yoğurt yemeyen, akşam yemeğinde doğru düzgün protein kaynağı almayan insanlar, yatağa girer girmez uyuyorlar (inanmadım, ama sonra gözümle gördüm :) . Bunun açıklaması nedir? Tamamen bünyenin aminoasit kullanımının kişiden kişiye genetik şifreye bağlı olarak değişkenlik göstermesi. Aksi taktirde ortada ciddi bir paradox oluşur. Sizler ne düşünüyosunuz?

balboa
26 04 2006, 17:00
Selam Masteer,

Anlaşılan sen o akşam protein miktarını fazla kaçırmışın. Ben de yoğun supplement kullandığım zamanlarda aynı şeyi denemiştim. Aşırı protein insana hakkaten ağır bir yük gibi iniyor. İnsanın vücut ısısı baya bir artıyor. Hızlanan nabız zaten uykuyu engeller. Şahsen ben yatmadan 4-5 saat evvel en son yemeğimi yesem kesinlikle uykuya dalamam. Ben mutlaka yatmadan 1,5-2 saat evvel 250gr yoğurt 1 muz ve 250ml maden suyu içiyorum. Bunlar olmadan tatlı tatlı uykuya dalamıyorum. Birde yatmadan evvel çinko ve magnezyum alman dikkatimi çekti. Bu mineraller hakkaten de uyku için çok önemlidirler. Magnezyum kasları gevşetip uyku evrelerine geçmeyi sağlarken, anabolizan bir mineral olan çinko vücudun inşa edilmesinde rol oynayacaktır. Adamlar bu olay için ZMA diye bir supplement üretmişler. Çinko ve magnezyumun normalden farklı formlarda üretilmiş, böylelikle vücut çok daha etkili ve çabuk kullanıyor. Vücudun geceleyinki inşa performansı hakkaten çok önemli. İnsan sağlam inşa edilmiş bir şekilde uyandıktan sonra gün içinde, iş performansı olsun, spor performansı olsun, diğer performanslar olsun, hayatının her alanında başarı elde ediyor. Bu bir zincir gibi aslında, her şey birbirine bağlı durumdadır. Dolayısıyla küçük bir eksik bile bu kısırdöngüyü durdurabilir.

masteer
26 04 2006, 17:00
Selam Balboa,

Aksam proteın almayan ınsan en zor sındırılen madde ıle metabolızmasını mesgul etmedıgı ıcın daha rahat uyuyor olabılır. Kısıden kısıye ve yasa gore degısır.

Sıze ılgınc bır sey soylıyım, ben eskıden gece yarısı tıkabasa yıyıp ustune yastıga bı karıs kala fosur fosur uyurken yas ılerledıkce artık bunu yapamıyorum. Gecenlerde mesela aksam yemegınden bır kac saat sonra proteın tozlu sut, ustune zınk magnesıum, aldım, yatmadan oncede bır kac amıno tablet ve b vıtamın kompleksı yuttum,
sonuc bırakın uyumayı gece 4 e kadar bırden cın gıbı oldum, ayrıyeten de kalbım sıkıstı yatarken afakanlar bastı. O yuzden yataga mutlaka bos mıgde ıle gırılmesı gerektıgıne ınanıyorum.En son yemegı
yatmadan 4-5 saat once yemıs olmak bence en ıyısı.

masteer
26 04 2006, 17:00
Selam Aao53,

Besınlerın proteın kalıtesı vucudun ozumseyebılme kapasıtesı ıle ılgılıdır, bu hıyerarsının en tepesınde de yumurta beyazı bulunur, zaten mesela almancada yumurta beyazı kelımesı eiweiB proteın demektır aynı zamanda.Yumurta beyazının kalıtesı yanı ozumsenebılme oranı %100 dur, bunun arkasından cesıtlı etler
tavuk,balık,sıgır vs gelır kı onlarında proteın kalıtelerı %80-90 cıvarlarındadırlar, daha sonra ıse bıtkısel proteınler gelır bunların proteın kalıtelerı %50 lere kadar ıner.

YUmurta sarısı ıse kolesterol ve yag dolu oldugundan yasa baglı olarak kullanılmalıdır, yasınız genc ıse gunde 2 tane yumurta sarısının sporda yapıyorsanız bır zararı olmaz, ancak yas ılerledıkce fazla gelıp
vucutta sıvılce vs yapar. Ozellıkle yazın ıyıce azaltmak gerekır.

Sut cok ıhtılaflı bır konu, derınıne su anda gırmek ıstemıyorum ancak laktık acıd acısından ve yag acısından tam yaglı sutu fazla abartmamak gerekır, yoksa baya bı ense kulak cıkıp semırebılırsınız.

Calısmadıgınız gunler proteın alımını azaltmak sacma olur, cunku gelısmenız calıstıgınız gun degıl egzersızden sonrakı 2-3 gun ıcerısınde oluyor. Bununda asamaları su sekılde

1.Egzersız - katabolık etkı
2.Yukarda acıkladıgım yuklenme ıle laktık acıd salgısı ve kaslarda tutukluk asaması
3.Egzersızın yogunluguna ve formda olma durumuna gore laktık acıdın temızlenmesı
4.Anabolık asama nıhayet- form durumuna veya antrenmanının sıddetıne gore belkı 24 belkı 72 saat sonra

Bundan dolayı kaslarda tutukluk gectıkten sonra anabolık asamanın etkısını gstermesı ve eskı yıkılanın uzerıne daha buyugunun daha saglamının konması ıcın zaman tanımazsanız, tutukluk gecergecmez kası tekrar vurursanız salonlarda cok gorulen gucu duzenlı artan ancak bu guce oranla kas hacmı sıradan kalan ınsanlardan olursunuz.

masteer
26 04 2006, 17:00
Selam aao53,

Yumurta beyazını yaza dogru azaltmak lazım , ben gunde 5 yumurta beyazını hıc gecmedım, ama gunde 10 yumurta beyazı alan arkadaslarımda oldu, bunyeye gore degısır, kımı o kadar yumurtaya ragmen puruzsuz cılte sahıpken kımısı sıvılceyle doluyordu. Ben burada alınan besınlerın hakkının verılmesının etkılı oldugunu dusunuyorum. Reklam varya arabanın hakkını ver dıye buda onun gıbı bır sey.Cok dısıplınlı hırslı kendı lımıtlerını zorlayarak haftada 5-6 gun antrenman yapıyorsan bunyenın tepkısını olcerek 10 yumurta beyazına kadar cıkabılırsın.

Yarım yaglı ve yagsız sut bence dogru secım.Proteın agırlıklı ogunler dısında tabıı kı sebze meyve olacak.
Aslına bakarsan zaten bunlar ıllakı olmalı, ne yazık kı benım beslenme alıskanlıgımda cok fazla meyve yok, ama meyve de yemek lazım tabıı.

Bu arada proteının bır ogunde bellı bır gram ozumsenmesı ıle ılgılı bır yazı buldum, bu yazı uzun sure once
proteının emılımı ve mıgdede durması ıle ılgılı yazdıklarımı ve uzun sındırılen bazı besınlerın mesela et gıbı tahmın edıldıgınden cok daha fazlasının vucuda kazandırıldıgını anlatıyor.

http://gin.uibk.ac.at/thema/sp...naehrung/protein.html
(http://gin.uibk.ac.at/thema/sportundernaehrung/protein.html
)
man müsse alle 2 bis 3 Stunden Eiweiß bzw. entsprechende Nahrung zuführen, um einen Engpass in der muskulären Versorgung zu vermeiden und somit einen Muskelabbau zu verhindern. Dazu passen noch die weiteren Mythen, der Organismus könne nur ca. 30 Gramm Eiweiß pro Mahlzeit verdauen oder, der Körper würde mit dem muskulären Proteinabbau beginnen, wenn nicht spätestens 30 Minuten nach dem Training Eiweiß (und Kohlenhydrate) konsumiert würde.

Um es vorwegzunehmen - der intramuskuläre Aminosäurepool wird auch bei konventioneller Ernährung nie leer!

Burada proteın alımı ıle ılgılı bazı yanlıs ınanısları anlatırken su ıfadeler kullanılıyor:
Her 2 - 3 saatte bır proteın alımının kasların ıhtıyacı oldugu ıle ılgılı yanlıs bır ınanıs var, aksı takdırde
kas kaybı olacagı sanıılıyor.Buna ılaveten bır yanlıs ınanısta organızmanın bır ogunde sadece 30 gr proteını ısleyıp ozumseyebılecegıdır, bu yanlıs ınanısın ılavesı olarak antrenmandan sonra 30 dakıka ıcınde proteın alınmazsa kas yıkımı hızlanır.

Bunun cevabı sudur;vucudumuzdakı amınoasıt havuzu normal bır beslenme uygulandıgı zaman asla bos kalmaz.

Eskı yazılarımı okuyanlar hatırlarlar, proteın emılımı ıle ılgılı bır yazımda sındırım suresınden ve yedıgımızın uzun sure mıgdemızde kalabılecegınden bahsetmıstım.

Sımdı bununla ılgılı proteın sındırımı yazımı yazıyorum , azzzz sonra

masteer
26 04 2006, 17:00
Proteın sındırımı nasıl olur:

Proteının sındırımı mıgdenın asıtlı ortamında baslar. Mıgde asıtı aktıv olmayan enzımhammaddesını(pepsinogene) 2-4 ph ta aktıv sımdırım enzımı olan pepsıne donusturur.Bu enzım vasıtasıyla proteın
parcalanmaya baslar. Yarım parcalanmıs ve kısmen sındırılmıs olan proteın parcacıkları-besınler duzenlı
porsıyonlar halınde ıncebagırsaga ıletılırler.Burada alkalıenzımlerle(bu enzımlerı pankreas salgılar)mıgdede olusmus olan poly ve olıgopeptıdler trypsın ve chymotrypsın enzımlerı ıle tekrar parcalanır ve nıhayet serbest amınoasıtlerden dı-trıpeptıd formuna ındırgenır.(burada hatırlatmak ısterım aldıgınız bazı amıno asıtlerde peptıdform yazar-bu sındırım asamalarını dogrudan gecerek sındırım sıstemını yormayan kolay kana karısabılen amıno formudur) Bu surec yaklasık 3 saat kadar bır surede %75 oranında tamamlanmıs olur, kalan kısım ıse bıraz daha uzun surecek bır surectır.Burada proteın kalıtesı devreye gırer, yanı bıtkısel proteınler kalan surecı daha uzun surede gecırırler.Gene aynı sekılde bazı yaglı et turlerı de daha mıgdedeyken daha uzun surede ılk sındırım asamasını gecebılır.

Burada bu sındırımın yaklasık 3 saat surmesı her uc saatte bır proteın almamız gerektıgı anl***** gelmez ,cunku kan ıcınde her zaman bellı bır oranda amınoasıt akısı surer.Amınoasıt havuzu- yanı kaslarda ekstra reserv kolay kolay sıfırı tuketmez.Normal sureclerde kasproteını enerjı kazanımı amacıyla kullanılmaz, sadece cok yogun antrenmanda daha once bahsettıgım enerjı kaynaklarının kısa surede tuketılmesı sebebıyle bu olabılır.

Kan amınoasıtlerı organlara tasır ve dedıgım gıbı hep bellı bır oranda tasır, karacıger bu mekanızmanın merkezıdır.Alınan amınoasıtler bızım amınohavuzuna gıderken bunların bır kısmıda vucudun kendı sentezledıgı amınoacıdlerın kullanımında hammadde gorevı gorur,asırı mıktarda alınan proteın ıse glykogen ve yag olarak depolanır, ne yazık kı proteınden olusan bu yag tekrar proteın olarak gerı donusemez ve ayrıca da cok verımsız bır enerjı verır.

aao53
26 04 2006, 17:00
Selamlar...

Beslenme ile ilgili sorularım var.
Bir süre önce yumurta ve süt tüketimimi arttırmaya karar verdim(ek besinler benim için pahalı).Yumurta beyazının en kaliteli protein kaynağı olduğunu okumuştum,ve de ucuz...
Acaba günde 2 tam yumurta,8 tane de beyazından tüketsem(toplam 10,bir kutu) fazla olur mu?
Sarısını hiç ayırmadan hepsini bütün halde tüketebilir miyim?(yumurtaya ya da herhangi bir yiyeceğe karşı alerjim yok).

Sütü de yarım lt.den 1 e çıkarmayı düşünüyorum.Sütün peynir veya yumurta ile birlikte tüketilmemesi gibi bir gereklilik var mı?

Bir öğünde insanın ne kadar protein tüketirse tüketsin,bunun azami 50gr.ını kullanabileceği gibi bir şeyler okumuştum yanlış hatırlamıyorsam.Bu doğru mudur?

Haftada 3 gün çalışıyorsak,çalışma günleri,çalışma öncesi ve sonrası protein ve kalori alımını arttırmak,çalışmadığımız günlerde ise normal 3 öğün ile devam etmek,kas kütlesini arttırmak yolunda doğru bir iş olur mu?Yoksa +protein ve +kalori her gün mü tüketilmeli?

Şimdiden teşekkür ederim...

aao53
26 04 2006, 17:00
Selam Masteer,

Öncelikle teşekkür ederim...

O halde yumurta sarısını iki tane tüketmem doğru;ama yumurta beyazının tüketim miktarı ile ilgili de bir tavsiyen olursa sevinirim.
Süt yarım yağlı olarak(%1.7) tüketiyorum.Yağsız,hatta bir de laktozsuz tüketmeyi isterdim ama biraz masraflı oluyor öylesi...
Bir de günlük protein ihtiyacının çoğunun 3 ana öğünde karşılanmasında,ara öğünlerde de sebze-meyve ağırlıklı beslenilmesinde bir sakınca var mıdır?



Bir de daha önce iki günlük bir program yazmışsın,az önce rastladım.1. ve 2. çalışmaların hangi günlerde,kaç gün arayla yapılabileceğini de yazar mısın?

NirvanaGrunger
28 04 2006, 17:00
270 sayfa yazılmış maşalla, belki konsu geçmiştir ama soracagım.
Kilo aldırıcı tozlar hakkında bilgisi olan var mı..

1850 weigt gainer, joe weider; bunlardan hangisini önerirsiniz. ?Türkiye'de olunca markadan başka dagıtıcı firma da önem kazanıyor, ürünlerin içine pudra tozu veya baska abuksubuk seyler katanlar mevcut piyasada..

SinCityMARV
28 04 2006, 17:00
Always_Progress,

Aramıza hoşgeldin.Sertifikan için tebrik ederim.Buna ad veren ilk sen olduğun içinde patent hakkını Türkiye Dernek ve Patent Severler Kurumu'ndan almanı öneririm :)

Benim amacim tipki eskisi gibi kasli ve atletik yani disardan bakilinca .... Ee yani şimdi ilk önce eskiden nasıl yaptıysan yine öyle yap demek geliyor içimden :D Seni tanıdıkça daha faydalı bilgiler vermeye çalışıcam. Şu an pek vaktim yokta... :(

Bu arada heryeri okudun madem en çok hangi espirimi beğendin şimdiye kadar? Kalite kontrol yapayım biraz ;)

NirvanaGrunger,

Bence kilo aldırıcıya verilen paraya yazık günah.Hadi kreatin diğer besinlerde pek bulunmuyor,işim gereği düzenli amino asit alamıyorum diyerek bu mazeretlerle alman tamamda kilo almak kadar kolay bişey yok.Yani onu içince kas olarak kilo alacağını sanıyosan.... sanma :) Kilo vermek isteyen biri sana seve seve yardımcı olacaktır :)

veee Saircon :D

Önümüzdeki haftaların birinde yani bir hafta boyunca sadece sebze meyve yiyerek bir diyete girmeyi düşünüyorum.(detoxmu deniyordu?)Bu konuda yardımlarına ihtiyacım var
1-)Kaç öğün yemeliyim
2-)Hangi sebze ve meyveleri tercih etmeliyim
3-)Ekmek falan başka hiç bir şey yememeyi düşünüyorum doğrumu yapıyorum

Saygılar...

Always_Progress
28 04 2006, 17:00
Tesekkurler

Always_Progress
28 04 2006, 17:00
Merhaba arkadaslar
Tesekkurler sincitymarv talebin uzere : SincityMARV=Senin piramit modeline gelelim. bu modelin tarihi İ.Ö. 800 lere dayanıyor.İlk olarak firavunlar denemiş ve çok faydalı bulmuş :) ben bu konuda sana hic bilgi vermiyeyim :p

Saircon
29 04 2006, 17:00
Cincigim,

Kisaca cevaplamaya calisayim. Vucudunu daha iyi hazirlayabilmen icin, soyle bir yol uygula:

1) Ilk iki gun, etleri kes. Yani sebzeler, meyveler, hububat, sut urunleri (sut, yogurt ve peynir) ve yumurta devam etsin. Tabii benim sartimi biliyorsun, sebze ve meyveler olabildigince organik, ya da ekolojik tarim urunu, sut ve yumurta olabildigince kafessiz ciftliklerde ortalikta dolasan hayvanlardan elde edilen urunler, hububatlar ve baklagiller ise olabildigince az islenmis olmali. (Yani konserve nohut yiyorsan, Pinar sut iciyorsan ve uzeri ilactan cam gibi parlayan elmalari yiyorsan canina kiyarim :) )

2) Bunu takib eden 3. ve 4. gunlerde butun hayvansal gidalari kes. Yani hububat, baklagil ve sebze-meyveler yiyebilirsin.

3) 5. ve 6. gunlerde sadece sebze ve meyve ye, yani hububat ve baklagile gule gule.

4) 7. gun ise butun gun sadece sebze ve meyvelerin sularini ic. Bunun icin ya saglikli besinler satip sebze sulari sikan bir markete gitmen, ya da kendine bir sebze/meyve sikacagi alman gerekecek. Genellikle asiri meyve suyu pek tavsiye edilmez, ozellikle turuncgiller ailesini (portakal, grapefruit vs.) sebzelerle karistirma denilir. Bir de asiri koyu yesil sebzelerin (ispanak ya da karalahana gibi) yeni baslayanlarin sindirimine agir gelebilecegi soylenir. Sana tavsiyem, her 2-3 saate bir; bir-kac yesil kereviz sapi, bir tutam maydanoz, 1 salatalik, 1 havuc ve yarim elmanin suyunu sikip bir anda icmen. Bu tabii ki evinde kendi makinan olursa cok daha kolay olacaktir.

7. gun bittikten sonra hemen ertesi gun haydaaaaaa diyetin icine etme. Ilk iki gun, sebzeleri ve meyveleri ye. Sonraki iki gun sebze, meyveler, baklagiller ve tahillar. Sonraki iki gun sut urunlerini ve yumurtayi ekle. Sonra ise et.

Sana ayrica birkac puf nokta:

i. Boyle bir detox uyguladigini mumkun oldugunca az kisiye soyle. Cunku seni rahatsiz edecek seviyede insanlar sorular sorup, bilgiclik taslamaya ya da dalga gecmeye filan kalkacaklardir. Yok acliktan olecekmissin de. Yok vucudunun besine ihtiyaci varmis da. Falan filan. Bu insanlar bizim atalarimizin yasadiklarini yasamadiklari icin bilemezler sen bosver.

ii. Bu donemde mumkun oldugunca televizyon, cep telefonu ve bilgisayar gibi teknolojinin getirdiklerinden kendini biraz arindir. En azindan baslarinda daha az zaman gecir. Bu genelde insanin kendi vucudunun ve hislerinin daha iyi farkina varmasina yardimci oluyor.

iii. Olabildigince her gun bir 10-15 dakika meditasyon yapmaya calis. Nasil oldugunu ben de bilmiyorum. :) Ama ne mi yapiyorum, sabah 9 ila 10 arasi eger trafikten uzak hafif cimenlik ya da orman gibi bir arazi var ise yakinlarda oraya gidip dogayi dinliyorum. Yok ise odamda aksam uzeri butun isiklar kapali iken sadece bir mum atesinde oturup derin nefes alip vererek uyku ile uyaniklik arasi kalmaya calisiyorum.

iv. Uyku saatlerinin dogal circadian ritminde olmasi en azindan bu donemde cok onemli. Aksam 10 dedin mi yataga kon, gunesin dogusuyla birlikte uyanmaya calis.

Basarilar diliyorum, fikrinden oturu de seni kutluyorum. Sorularin olursa cekinme sor.

CIN DETOX YAPIYOOOOOOO, CIN DETOXX YAAPIYOOOOO LAA LAA LAA LAA LAAA LAAAAAAAAA :)

SinCityMARV
30 04 2006, 17:00
Always_Progress,
Valla sen baya hatim etmişsin pramit espirisini nasıl yaptığımı ben unutmuştum.Halbuki cin lakabını almama sebeb olmuştu ;) Teşekkürler ilgin için...

Saircon,
:D illa intikam alcan dimi.Ama oh olsun sonunda bilgisayarı tamir ettirdim ya sana :)

Aslında daha henüz başlamıyorum.(lafa bak daha henüz :) ) Kendimi kafa olarak buna hazırlamam gerekecek.Başladığımdada kafayı yemezsem sana sıkıştıkça soru sorarım.Ama şimdilik ilk sorum bu diyette (aslında pek diyet denemez ben kiloyla yerim onlardan) ağırlık çalışması nasıl olmalı? Zaten sınavlar falan derken çalışamıyorum ne zamandır şeklim şemalim bozuldu iyice :( Ben baştan başlıcam ya :) Böyle bir fıkra var isteyene özelde anlatırım.Biraz Namık Kemalde ;)

Vermiş olduğun bilgiler çok güzel. Uygulama için bana heves (yada gaz) verdi.Teşekkürler...

SERKAN MEDİTASYON YAPIIYOO, SERKAN MUM YAKIP DERİN NEFES ALIP AKCİĞERİNE BAYRAM YAPTIRIYOO :p

Sly
02 05 2006, 17:00
Cin
napcan kalabaligi sessiz sakin takiliyoruz iste :) cok mu matah kalabalik? hinzir seni.. mum yakip akcigere derin nefes alirsan bayram degil oksuruk yaparsin anca :) :) :)

SinCityMARV
02 05 2006, 17:00
Ya foruma kimse artık yazmıyormu yoksa yazıyorda benmi okuyamıyorum?

Başka forumamı gittiniz naaptınız :)

SinCityMARV
03 05 2006, 17:00
Sly,

Tam unuttu bizi diyorum gösteriyosun kendini :) Ya hakkaten bundan güzel karikatür olur.Düşünsene bir yogi mum yakıp meditasyona hazırlanıyor çıkan dumandan öksürük tutuyor :D yada dumanla kafayı bulup direkt transa geçiyor :D :D Serkan'da bana akıl verdiğine pişman olacak şimdi valla ya :)

Bu arada Yoga felsefesine göre gerçek meditasyona girebilmek için vücut uzun bir süre hazırlık geçirmek zorunda.Negatiflerden arınma(yama),pozitifleri güçlendirme(niyama),asanalar(çeşitli esneklik gerektiren duruşlar),nefes ve biyoenerji çalışmaları(pranayama),çakralar(vücuttaki enerji merkezleri)...tüm bunlar aktifleştikten sonra konsantrasyon ve daha sonra meditasyon.Ha bide ondan sonra trans geliyor. Pr.Dr.Akif Manaf bu evreleri geçirmeden yapılan meditasyonun basit bir konsantrasyondan ibaret olduğunu söylüyor.

Kaynak: Yoga-Nedir,Ne Değildir 1.Kitap Yazar: Pr.Dr. Akif Manaf

Eee... şimdi bunların konumuzla ne alakası var? Konuyu saptırmayın arkadaşlar ya! Burası vücüt geliştirme forumu tutmuşlar yoga moga birsürü şey yazmışlar.Ayıp denilen bişi var ya! Ondan sonra memleket kalkınmıyor,kalkınmaz tabi!

Bu arada haziran yada temmuz yada ne zamansa geliyorsunuz değilmi İzmire? Bekliyorum. Biz Sly ile çipura yiycez.Siz ne yerseniz yeyin :D Yada gidelim kuzu çevirelim anca doyarız biz.Üstünede Konan'ın ev baklavasından yeriz. Masteer de aminoasit cafein carnitin falan getirir yağlarımızıda yakarız :D :D :D

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

TILT
04 05 2006, 17:00
quote:Originally posted by: SinCityMARV
Ya foruma kimse artık yazmıyormu yoksa yazıyorda benmi okuyamıyorum?



Başka forumamı gittiniz naaptınız :)


VALLA buranın en eskilerinden sayılırım takip ediyor ama yazmıyorum eski sayfalara bakarsanız görürsünüz hatta bir ara terk ettik başka bşr başlığa geçtik ancak buraya kadar ok supplamentsiz bir yere kadar oluyor sora supplamente başladım ondada bir yere kadar insan hacim isterse hiçbirşey onu engelleyemez kim ne derse desin saircon banada çok yazdı zamanında bende ona çok destek verdim ancak baktımki bu böyle olmuyor doğru değil bu sporu fitness değil bb yi yapan adam sadece beslenmeyle bir yere kadar bu bir gerçek aksi yok bunun ha daha fazla isteyenler steroid kullanıyor buda ayrı bende karşı olmama rağmen kullandım 1 kere kür yaptım 57den 69 kiloya çıktım şimdi 81 kiloyum ve itiraf etmek gerekirse zarar görmedim ancak steroid yan etkisini şimdi gösterecek diye birşeyde yok pişmanım aslında ama kilo aldığım içinde mutluyum yağ oranım son derece düşük ölçülerim gayet iyi oldu ve belirtmek istiyorum çeveremde steroid kullandıpı için çeşitli operasyonlar geçiren arkadaşlarımda var bunu yazma nedenim asla özendirmek değil hoş ben satıcıda değilim sadece deneyimlerimi yazdım ve asla steroid kullanmayın ama supplament kullanın içinde prohormon olmayan tüm supplamentleri kullanabilirsiniz bunda hiçbir zarar yok ben yığınla kullandım ve bu sporda çoğu kesimde öyle yapıyor

ve saircon çok güzel önerilerde bulunuyor gerçekten işine aşık hatta bir aralar benimde üyesi olduğum başka bir forumda yazmaya başlamıştı www.bodyforumtr.com
sevindik ancak daha sora yazmayı bıraktı neden diye msj yazdık cevap vermedi sora sitenin yöneticilerinden öğrendikki yazmak için para talep edilmiş bu doğrumu üzüldüm tabi benim yanım sıra başka birçok saircon hayranı üzüldü bu 2 .kez terkedişi oldu sairconun bizi ilkinide bilirsin değilmi başka bir başlık açmıştı kendisi bizde elbette arkandayız diyerek buraya yazmama kararı almıştık ancak ordada terk etti hüsran neyse saygı ve sevgilerle bu arada masteer senin burada ve oradaki yazılarını okuyor ve büyük zevk alıyorum gerçekçisin enazından

SinCityMARV
04 05 2006, 17:00
Tilt,

Ya meydana çıkmışsın sanki ortalığı yine karıştıraraktan rating yapmakmı ne amacın yani ? Şimdi bu kadar şeyi neden yazdın?Ne alaka? Ben ettim siz etmeyin ama bana faydalı oldu...muhabbete bak yaa! :)

Hem madem supplementler bu kadar zararsız neden yediğimiz et miktarını arttırdığımızda sadece karnımız şişerken alınan hap miktarı arttırıldığında oramız buramız kızarıyor sivilceleniyor?Yada neden protein kaynağı olarak kullandığımız besinler(et, süt, yumurta...)bir süre sonra bozuluyorda bunlar sittin sene aynı özellikte kalabiliyor?

Elimde Hardline Nutrition kitapçığı vardı supplementlerini anlatan.Şimdi odamın dağınıklığından nerde bulamıyorum :) Ama hafızamda kalan ve okurken komik gelen bir kısmı sizlerle paylaşayım.

Tanıtılan ürün kreatin.Kreatinin besinlerden yeterince alınmasının zor olduğunu 1kg pirzolada 1gr kreatin bulunduğunu ve sadece ette kreatin bulunduğunu söylüyor.Daha sonra ürünümüz tamamen bitkisel kaynaklı olup vejeteryanlarda kullanabilir diyor.Bende inanıyorum :D

Sonra mesela ben steroid kullansam isterse artık üç katını kaldırayım kesinlikle tatmin olmam.Ben kaldırmıyorumki onu steroid kaldırıyor.Benim amacım sterodin neler yapabildiğini değil benim neler yapabileceğimi öğrenmek.Yoksa steroid kullandıktan sonra Greg Valentino muydu o adam patlatıncaya kadar büyütürsün bicepslerini işte.

Forum sessiz dedim ama yine saçma sapan tartışmalarla ses çıkacaksa herkes gitsin kimse yazmasın daha iyi.Burada çok bilen var az bilen var ama herkes birbirini tanıyıp bu bilgilerden paylaşım yoluyla yararlanmalı.Mesela ben düne kadar Sly'ın hindistanda 16 yıl boyunca yogilere yoga öğrettiğini inanın hiç bilmiyordum :D Bu spora yeni başlayan yada ne olduğunu merak edip arama motorlarına giren kişilerin %90ının yolu buraya düşüyor.Tabi biraz meraklı bir insansada okumaya ve sonrada üye olup yazmaya başlıyor.Yazdıklarımızı buna göre yazmakta fayda var.

Hadi baaay...

masteer
04 05 2006, 17:00
Selam Mıllet,

Oncelıkle nabersın tılt, obur tarafta nıckın ne senın??

Sımdı gene geldık supplementlere ve dogal urunlere, cıncıgım kızarmayı olcu alıyorsan lutfen gıdıp bu hafta sonu cumartesı 6-7 tam yumurta, pazar 6-7 tam yumurta yanına da fıstık, sucuk, falan bı ye , sıvılce ve kabarma nasıl olur gor.

Kabarmanın bır tek olcusu vardır, vucuduna fazla gelen bazı besınler kı bu genellıkle yuksek kalorılı veya proteınlı yada yaglı besınler olabılır senı sıvılce ıcıne sokar, ben cıddı antrenman yapınca avuc avuc o supplementlerden de yutsam bı tarafım sıvılce olmaz, dıger yandan bohca gıbı otururken ıkı gun fıstık yesem sıvılceler portler. Bu arada tabıı cıldının yaglı olup olmaması da etken , kuru cıltlı ve zayıf bır ınsanda sıvılce daha uzun surede cıkabılır.

Su supplementlerle steroıdlerı artık ayırmayı ogrenın, supplement konusu gecınce steroıd soyle yapar dıyorsunuz bu ıkısını bırbırıyle ılıskılendırmemek lazım. Besınlerle ılgılı yazıda uzun uzun creatının ne sekılde enerjı sagladıgını anlattım, sımdı bana kalkıp kullanmadan ne gerek var efendım ona ben et yerım alırım onu dersen bende sana alamazsın derım , sonra sen dersın kı alırım , ben de derım kı alda gorelım, urunlerın salak tanıtımlarını falan bosver creatın etkısı yuzde yuz ıspatlanmıs bır takvıyedır.

Herhangı bır takvıye alınca o agırlıgı da o takvıye kaldırmıs olmaz, nıce alanlar varda nıye bazısı 150-200 kılolarla calısıyor ve canavar gıbı sekıl ve olcu yapıyorda bazısı parasını harcadıgı ıle kalıyor ???

Yuzmedıgınız denızlerde orda balık olmaz demeyı bırakın artık.

SinCityMARV
06 05 2006, 17:00
Merhaba Masteerciğim,

Demekki bu supplementlerin hammaddesi 6-7 yumurta,fıstık ve sucukmuş :) Neden bu supplementleri bukadar sağlıksızca beslenilecek gıda miktarlarıyla kıyasladığını sorabilirmiyim?

Supplementlerle steroidlerin farklı şeyler olduğunun farkındayım.Sadece Tilt arkadaşımızın yazısında ikisindende bahsettiği için bende ikisini *ayrı paragraflarda* ele aldım. ;)

Kreatine gelince... Etkisi en fazla olan supplement olduğu tartışılmaz.Zaten ben hiçbir yazımda doğal beslenerek supplementteki kadar kreatin alabilirsiniz demedim.Ama kreatinde hernekadar güç ve kuvveti arttırsada bence dikkatli kullanılmalı. Çünkü idrar atımını arttırdığı çok su içirdiği ve vücudun tuttuğu su miktarını arttırdığı dikkate alınırsa böbrekleri yorduğu tartışılmaz.Karaciğeri saymazsak tabii.Ayrıca bence doğal besinlerde bu kadar bulunmadığı için insan evrimi henüz kreatin maddesine yeterince hazır değil.Zaten bilim adamlarıda uzun vadede kreatin kullanımını tavsiye etmiyor.

Aslında belkide millete kullanmayın demekle hata ediyorum.İsteyen istediğini alsın içsin.

Masterciğim sonra demişsinki Herhangı bır takvıye alınca o agırlıgı da o takvıye kaldırmıs olmaz, nıce alanlar varda nıye bazısı 150-200 kılolarla calısıyor ve canavar gıbı sekıl ve olcu yapıyorda bazısı parasını harcadıgı ıle kalıyor ??? madem takviye alınca o takviye kaldırmış olmuyor(ki ben bunu steroid için yazmıştım) neden doping gibi takviyelerin spor müsabakalarında kullanılması yasak???

Hadi baay...

supplement
06 05 2006, 17:00
kollar kaç oldu beyler? :)

basmaya devam yazamıyorum kussura bakmayın zaten yazınca olay cıkıyo :)

saygılar sevgiler

SinCityMARV
07 05 2006, 17:00
Selam Masterciğim,

Öncelikle yumurta ve fıstık için sağlıksız demedim.Senin bana haftasonu tüketmemi önerdiğin miktar için sağlıksız dedim.Ayrıca beni zehirlemek istediğininde farkındayım :p

Sonralıkla kreatin neden doğal ortamda bukadar az bulunuyor ve nasıl oluyorda sadece ette bulunan bir madde tamamen bitkisel kaynaklardan üretilebiliyor? Bu konudaki bilgilerini bizimle paylaşırmısın?

Testosteron dışarıdan alınırsa vücut bu hormonun üretimini durdurur.Bu uzun sürerse testosteron salgılayan bezler eskisi kadar işlev görmediğinden kendini küçültme yoluna gidecektir.Yani dışarıdan alım durduğunda artık eskisi kadar salgılanmayacaktır.Bunada halk dilinde kas yapayım derken döt çıkarmak yada kaş yapayım derken göz çıkarmakmıydı öyle bişey denir :) Glutaminde zaten vücudumuzda en çok bulunan aminoasit değilmidir?

Ben bu supplementleri satan firmaların satmak için herşeyi (yalan söylemek dahil)yapabileceğini düşünüyorum.Neymiş BCAA lar diğer aminoasitlerden ayrı alınmalıymış.BCAA satmanın muhteşem bi yolu işte.Kreatin için hiçbir yan etkisi yoktur diyorlar.Ama kullanan arkadaşlarım su dökme rekoru kırdıklarını söylüyorlar.Bu yan etki değilmidir? Aa doğru bu ön etkidir :D

Bu firmalar çıktığından beri vücut geliştirenlerin aklına bu spor bunlar olmadan olmaz mantığını yerleştirmişlerdir.Yani öyleki artık foruma yeni gelen ve beş mesajdan fazla atmayan adamların sorduğu sorular kilo aldırıcı kullanayımmı ? değilde hangi kilo aldırıcıyı kullanayım? şekline döndü.

Sen şimdi onların tarafınımı tutuyorsun yoksa benim tarafımımı? :D

Bu arada steroidlerden hiç bahsetmedim.Cevabında bunu dikkate alacağını umuyorum. ;)

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

rock10
07 05 2006, 17:00
Arkadaşlar bi sorum olcak universalın ürünü olan ANIMAL PAK hakkında bilgisi olan var mı? ve yaraları nelerdir çünkü bi paket içersinde 11 tane ilaç var bilmeden içmek istemiyorum..kas kitlesini büyütmeye etkisi var mı? lütfen sorumu özele cevaplarsanız sevinirim..saygılar ROCK10

rock10
07 05 2006, 17:00
<img src=i/expressions/moon.gif border=0]

masteer
07 05 2006, 17:00
Selam Cıncıgım,


Yumurta ve fıstık mı saglıksız? :p

Steroidler musabakalarda vucuda zararlı oldugu ıcın yasak, ancak bunun standartlarıda cok farklı farklı, ornegın nba de kullanılan bazı maddeler serbestken bunlar halter ve bodyde yasak.

Konunun geldıgı nokta kreatın ıse yasak falan degıl, aynı sekılde glutamın, testosteron ıyı bır zamanlamayla kesılerek, growth hormonda yasak degıl.

Growth hormon kullanan en bılındık sporcu Ronıe, bu hormonun kasları ve beraberınde de ıcorganlarıda buyuttugu ve bundan dolayı ronıenın gobegının kocaman durdugu bır gercek. Senın yaklasımın da bu durumda kullansam bende bır ronıe olurum demek oluyor , olamazsın.

Steroıdler de dahıl olmak uzere butun takvıyelerın etkısının ortaya cıkmasının bır tek kuralı vardır,
hakkını vererek hırslı antrenman yapmak, duzenlı salona gıtmek , ıyı uyumak beslenmek vs.

Herhangı bır kısı creatın alıpta onun sagladıgı avantajı kullanmadan sallama antrenman yaparsa gene yerınde sayar.

Madem supplementlerle steroıdlerı bırlıkte ele alıyoruz bende o sekılde anlatacagım artık.

masteer
07 05 2006, 17:00
Selam Cıncıgım,


Mıktar cok olunca hersey vucutta tepkımeye sebep olabılır, bu dogal besınler ıcınde gecerlı, sensız bız naaparız, allah uzun omur versın sana.

Creatın dogal yoldan az bulunmuyor, ancak yanında bol kalorı ve yag ıle bırlıkte bulunuyor mesele bu,
sen hergun 2 kg et yıyebılıyorsan sorun yok, ama bunla bırlıkte aldıgın yag ve kalorı noolacak.

Creatın amerıkada profesyonel basketbol beyzbol ve amerıkan futbolcularında yuzde 75 oranlarında kullanılıyor.Creatının bıtkısel yoldan elde edılmesı palavra, tamamen kımyasal olarak uretılıyor, ısmı de
methylguanidoacetic acid.Asagıdakı yazı alıntıdır:


Insanlar kaslarındaki depo edilmiş Creatin miktarına göre enerjiktirler.Kaslarınızda Creatin miktarı fazla ise çok yorulmaz daha dayanıklı ve güçlü olursunuz.

Kaslar kullanıldığı zaman ATP adlı kimyasal, daha basit yapıları olan ADP ve inorganik fostofa ayrılır. ATP 'nin ADP 'ye dönüşüm süreci kaslara güç veren bir enerjiyi ortaya çıkarır. Sorun şuradadır; en güçlü zamanlarda kaslar sadece 15-20 sn yetecek seviyede ADP 'ye sahiptir. İşte burada CREATİNE devreye girer.

CREATİNE, ADP'yi ATP'ye yenileyerek dönüştürür. Yani, vücutta ne kadar fazla ADP varsa, kaslarında o kadar enerjisi vardır. Kısaca vücudun çalışma direncini artırır.

Şu bir gerçek ki; vücuttaki kasların Creatine arzı sonsuz değildir. Ortalama olarak, insanlarda her bir kilo kas içinde 3, 5-4 gram creatine vardır. Önce Creatine çalışmalı ki sizde çalışabilesiniz. Bir sonraki çalışmaya devam edebilmek için kaslarınızı dinlendirmelisiniz.Vücudunuz her kilogram için 5 grama kadar creatin'i muhafaza edebilir.

_________

Sız eger yeterlı et balık yemezsenız kaslarınızde creatın oranı duser o zamanda enerjınızı yanı gucunuzu kaybedersınız.

Testosteron konusunda dedıklerın tamamen dogru, zaten bu yuzden kurler halınde ve kur sonu tedavı yontemlerıyle uygulanıyor. Bu konuda bılgısı olmayan kesınlıkle kur yapmamalıdır, sonra kustan olabılır.

Kılo aldırıcılar bencede sacma , yanı kılo almak ısteyen gıdıp bol bol makarna pızza yerse sonuca daha cabuk ulasır hemde agız tadını alır.

Anımal Pack kımseye onermem, luzumsuz yere cok pahalı, onun pek cok alternatıfı var.

aao53
07 05 2006, 17:00
Selamlar,

Aynı antremanda göğüs ve sırt çalışılması yapıyorsak,göğüs çalışmasını sırttan sonra yapmak herhangi bir performans kaybına sebep olur mu?Taze kuvvetle önce barfiks ve bend over dumbell rowing yapmayı,sonrasında da göğüse geçmeyi düşünüyorum da...

Saircon
09 05 2006, 17:00
Cin,

Gec gelen yanitim icin kusuruma bakma. Bu aralar kitabima gomulmus durumdayim, gayet de hizli gidiyor kereta baslamisken devam edeyim dedim bu son bir hafta. Su an 75. sayfadayim ve zannediyorum 120-150 sayfa arasi bir kitap olacak. Ancak yazim bittikten sonra bile daha yapilacak cok is var tabii, edit etme, duzenleme, bir uzmandan giris yazisi ricasi, basim isleri vs. vs. Ancak bitince sizlere haber verecegim mutlaka orada suphen olmasin.

Detox uyguladigin o 1,5-2 haftalik surede nasil egzersiz yapacagin konusunda pek kaynak bulamadim. Ancak benim tavsiyem, vucudun toksinlerden kurtulmaya calistigi icin toksin cikartmaya en uygun egzersizler olan moderate tempo kardiyolar uygulayabilirsin. Iki gunde bir ter atma kosulari, egzersiz bisikleti, tempolu kurek cekme makinasindaki calismalar ve benzeri farkli cardiyo makinalarini rotasyonlu olarak uygulayabliirsin. Ornegin Pazartesi 30 dakika orta tempoda kostuysan, Carsamba 30 dakika bisiklet, Cuma da 30 dakika yumusak tempo kurek makinasinda calisabilirsin. Bence bu donemde agirlik calismalarina ara vermen mantikli olacaktir cunku en onemli protein kaynaklarini kesmis bulunmaktasin. Ayrica eger imkanin olur ise, egzersiz yapmadigin Sali, Persembe, Cumartesi ve Pazar gunleri ise 15-20 dakika sauna uygulamasi detox icin cok faydali olacaktir kanisindayim.

Simdiden basarilar.

------------------------------------------------------------------------------------------------------


aao53

Eger bir hafta sirt ile basliyorsan gogus/sirt kombinasyonuna, diger hafta gogus ile baslayarak Masteer'in bahsettigi o kabullenmeyi yapmamis, her iki kas gurubuna da esit sans tanimis olursun. Ayrica her 3-4 haftada bir de hem motivasyon, hem de degisiklik, hem de dayaniklilik acisindan bu iki kas gurubunu super setli olarak calisabilirsin.

Saygilar,

Serkan

masteer
09 05 2006, 17:00
Aao 53,

Ikıncı sıraya hangısını bırakırsan bırak gucun bıraz azalmıs olacak , bu yuzden zaten programlarda ılk olarak buyuk kas ıkıncı olarak kucuk bır kas yazılır.

Gogus kanat ıse ıkısıde buyuk kas , bır tanesındekı gelısımı sınırlı olarak bastan kabullenmıs oluyorsun .

Always_Progress
09 05 2006, 17:00
Merhaba arkadaslar dun aksam Eurosport Fight Club'ta tam bir K.O. ustasi Giovanni FLASH Parisi'nin maci vardi.Bu adamin teknigine birkez daha hasta oldum,pespese patlattigi sol kroselerle adami yuzunu kan icinde birakti ve TKO ile maci kazandi.Zaten adamda yasi dolayisiyla pis bir tecrube var ,acik guard dovusuyor,stiline hastayim ,izleyen var mi merak ettim.
Saygilar

SinCityMARV
10 05 2006, 17:00
Saircon,

Yanıtın için teşekkürler.Ayrıca kitabın içinde kolay gelsin diyor ve başarılar diliyorum.
Bu arada benimde 4-5 haziranda sınavlarım olduğu için bu detox işini sınavdan sonra uygulama kararı aldım.Kafa yorulunca vücutta yoruluyor.

aao53,

Bu rumuzun anlamı nedir?

Masteerin dediği gibi ikinci sıraya koyduğun hareket için hele ilk hareketteki idman çok sert geçmişse mutlaka daha az enerji kalacaktır.
Ama göğüs ve sırt aslında o kadarda büyük kaslar değil.Nedenmi?Mesela bacak kaslarını ele alalım.Hiç şüphesiz en büyük kas grubu ve kemiği uzunlamasına sardığı düşünülürse görüntüsü içinde bir kaç uzun kemikten başka bişey barındırmaz.Ama göğüs ve sırt biraz farklı.Bunlarada büyük kas deniliyor ama enlemesine gelen kemikleri(kaburgaları) sardığı için geniş bir alana yayılıyorlar.Göze büyük gelende bu.Üstelik bacak kasımız sadece kemiği sarmalamışken göğüs ve sırtın kapladığı kaburgalarımızın içinde en büyük organımız olan akciğerler vardır.Yani o zaman göğüs ve sırt aynı gün çalışmamalı diyen bir kişi bacak ve karını da aynı gün çalışmıyor olmalıdır.Serkanın dediği gibi çalışarak bu enerji sorununu halledebilirsin

Ben daha önce göğüs-biceps, sırt-triceps şeklinde çalışıyordum.Sonra bunu şu an hala uyguladığım biceps-triceps, göğüs-sırt şeklinde zıt kasları çalıştırmak amaçlı değiştirdim.İlk iki hafta çok zor oldu çünkü vücudum ilk posizyonda çalışmaya oldukça alışıktı ama artık gelişmeside durmuştu.İki hafta sonra buna alıştığımda kendimi mükemmel hissediyorum idman bitiminde. Ayrıca günlük hayattada belki çok zorlayıcı olduğu içindir kendimi daha kuvvetli hissetmeye başladım.Ama sonrasında iki günlük dinlenme sürem var bunuda belirtmeden geçmiyim.

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR... (Bakın hiç smiley kullanmadım)

rock10
10 05 2006, 17:00
Arkadaşlar bi sorum olcak universalın ürünü olan ANIMAL PAK hakkında bilgisi olan var mı? ve yaraRları nelerdir çünkü bi paket içersinde 11 tane ilaç var bilmeden içmek istemiyorum..kas kitlesini büyütmeye etkisi var mı?
YARDIMIZA İHTİYACIM VAR ARKADAŞLAR... :(

trakyali
11 05 2006, 17:00
Wayyy,Serkan ustam,cok fena dokturmusun yine.Neden bu kadar etkilendigimi de belirteyim:Sen arastirmalari akademik dilde yapiyor ve halk dilinde buraya aktariyorsun.Ben 2 yil once yeni basladigim donemlerde bir cok seyi anlamiyordum,bu vucutgelistirme olayina basladigimda cok genis kapsamli bir bilgi dagircigina sahip olman gerektigini anladigimda acikcasi biraz tirstim.Eger hevesli ve iradeli biri olmasaydim bu karnasik terimler ve saglik,beslenme,anatomi,duzenli yasam,antrenman programlari ile ugrasmayi goze almayip coktan birakirdim.Neyse ki bu foruma rastladim ve akademisyenlerin arastirmalarini ve kendi deneyim ve bilgilerini buraya aktaran sen ve senin gibi bilgili ve degerli arkadaslara rastladim.

Bu vesile ile deneyim ve bilgilerini buraya aktaran tum arkadaslara tesekkur ederim.

Saircon
11 05 2006, 17:00
Selam rock10

Lutfen soyleyeceklerimi yanlis anlama. Bunu soyluyorum cunku benim taviz vermez bir sekilde acik acik yazma huyumu forumdakilerin bircogu biliyor, sen bilmiyor olabilirsin diye soyluyorum. Amacin, sana herkesten duymayacagin bir kac ogut vermek...

1) Yardima ihtiyacim var diyorsun, hem bilgisayarin var, hem internetin, hem de buraya ayni soruyu birkac kez soracak kadar vaktin. Yahu kardesim arama kutucuguna yazsana Animal Pak'in adini, arastirsana ne varmis icinde! Sonra da o her bilesigi tek tek arastirip ne ise yaradigini ogrensene. Imzanda yazdigin Ingilizce deyimden, az cok yabanci dilin oldugu anlasiliyor. Alsana kendine bir Supplement kaynak kitabi, okusana ne ne imis, ne degilmis? Neden hazir balik istiyorsun, olta ile nasil balik tutulacagini ogrenmek varken? Senin yardima degil, egitime ihtiyacin var, tipki her birimizin oldugu gibi. Bizim bilgimizin dogru oldugu ne malum ??? Simdi dogru olsa bile, yarin hala dogru olacagi ne malum??? Bizim vucut yapimiza, hastalik/saglik gecmisimize, egzersiz siddetimize ya da sindirim sistemimize gore dogru olsa bile, sanin icin de dogru olacagi ne malum???

2) Duldulun icerisine roket yakiti da koysan, o yine duldul gibi gider. Sen once onun temelini hazirladin mi? Kendi kuvvet ve zayifliklarina gore hazirlanmis bir programla adam akilli motorunu guclendirdin mi? O motorun islemesi icin hayati onem tasiyan besinleri en az 4-5 ogun halinde itina ve temizlik ile hazirlanmis sekilde yiyebiliyor musun? O motorun dinlenmesi nasil? Uykusu nasil? Kaliteli suyu var mi, yoksa her gun sise sise mesrubat ve gazli kolalar mi giriyor icine?

3) Magazanin reyonunda, ya da evinde masanin uzerinde 5 ay bekleyip de bozulmayan bir urunun icindeki vitaminler, mineraller, enzimler, ya da aminoasitlerden sence vucuduna ne kadar hayat gecebilir?


Okuyun, arastirin, ogrenin; digerlerinden farkli olun. Ondekini izlemeyin, yolu siz gosterin...

Saygilar,

masteer
11 05 2006, 17:00
Selam MIllet,

Bugune kadar uyguladıgımdan farklı bır beslenme, supplement ve egzersız progr***** baslıyorum.

Acıkcası cok degısık kombınasyonu denedım ama bu yaptıgım program ıle hıc calısmamıstım.Egzersız programı yazarken dıkkat ettıgım bazı onyargılarımı kırıyorum ve 4 gunluk farklı bır program yapacagım .

Su anda ayrıntı vermeyecegım ama sonucları gozlemleyıp genıs bır acıklamalı yazı dızısı olarak burada paylasmayı dusunuyorum, tabıı basarılı olursa. Bu arada tabıı kı bu programa hafıf bır sustanon, apıkobal kuru , cesıtlı supplementler ve her gun yaklasık 700 gr et, yumurta vs eslık edecek.

Ayrıca dergılerde gordugunuz gıbı before after resımlerı cekıp degısımı belgeleyecegım.

Takrıben 8 hafta kadar sonra bır aksılık olmazsa burada bahsettıgım yazıyı okursunuz, tabıı ısler umdugumdan ıyı gıderse daha once de baslayabılırım.

Saygılar

masteer
11 05 2006, 17:00
Apıkobal degıl , aktıbol olacak , ılactan bıle sayılmaz :p

Always_Progress
11 05 2006, 17:00
Sevgili Masteer yazilarini bastan itibaren takip ediyorum,sorusu olan arkadaslara mutevazi ve yapici yaklasimini takdir ediyorum,uygulayacagin programinin sonuclarini merakla bekliyorum.Kolay gelsin

aao53
11 05 2006, 17:00
Selam SinCityMARV


İsimlerimin baş harfleri ile(kullandığım ismim Ahmet) eski okul numaramın birleşimi.Anlıyacağın rumuz bulma özürlülerdenim...

Sly
13 05 2006, 17:00
Cincigim simdi tekrar okurken gordum.Hindistan'da yoga ogrettigim doneme deginmissin :) :) Canim kardesim inek eti de yiyen biri olarak pek dindar bir yogi oldugumu soyleyemiyecegim :) Forumada pek dadanamiyorum. Aksam antreman, yemek, disardaki isler derken en gec 11de uyumus oluyorum. Sen hangi bolumde okuyorsun sakincasi yoksa soylermisin? 9 Eylul Univ.'de misin?

Serkanim, kirmizi elmam.. :) Sanirim bizim saatle gece 11de onlaayyynn oluyorsun. Bi denk getirip yakalayamadim epeydir.Yarim kaldi hep..

Herkese Kaplanin Gozu ..Iyi calismalar..

cakalcarlos
14 05 2006, 17:00
iş güç nedfeniyle 1 aydır siteye giremedim arkadaşlar. Master sen 1 ay önce almanca bir siteden bazı yazılar yazmıştın. Diyet döneminde body progr***** aynı ağırlıkla devam etmek hakkında. Bu sistem senin üzerinde işe yaradı mı? Hepiniz kenddinize iyi bakın.

masteer
14 05 2006, 17:00
Selam Cakal,

Evet yaradı, zaten o sıteyı bulduguma cok sevındım cunku uzun suredır savundugum fıkırlere kaynak teskıl eden cok nokta buldum orada. Ben oldum olası sert antrenmanları savunmusumdur, ayrıca ınsanların overtraınıngden daha cok eksık calısmaktan korkmaları gerektıgını dusunuyorum.

Ben cok nadıren 12 tekrarın ustune cıkmısımdır, antrenmandakı yogunlugu ıse yaz yaklastıkca dınlenme suresını kısaltarak ve set sayısını arttırarak saglıyorum, ancak basılan kılolarda eger dıyet yapıyorsanız ıster ıstemez dusus oluyor, tek fark bu dusus benım bılınclı olarak kıloları azaltmamdan degıl zarurı olarak olusan bır dusus.Bırde her harekette son ıkı sette kıloduserek dınlenmeden drop set uyguluyorum,
bu en baba dayanıklılık ve yag yakımı calısması bence. En belırgın olcut benım ıcın kanter ıcınde kalmak
ve antrenman sırasında sısmektır.

Ozellıkle yag yakımında carnıtının etkısıne kuvvetle ınanmaya basladım.Ornegın bugun uzun suredır duzensız calısmama ve yedıklerıme hıc dıkkat etmememe ragmen goruntunun toparlandıgını farkettım.
Kılom azalmadı hatta bıraz arttı, ancak belım bıraz ınceldı ve bulk goruntu azaldı.

Bunda tabıı kı sadece carnıtının degıl amınoların, ayrıca vıtamın aktıbol ve sustanonun etkısı de oldu tabıı kı.Ancak bahsettıgım before after resmının before olan kısmını acılen cektırmem lazım.Kuru ve cut bır goruntu kesınlıkle amaclamıyorum, onunla ugrasmaya mecalım yok, daha cok gosterıslı ve onume kebap gelınce yememe engel olmayacak bır sıstem amacım :D

Saircon
15 05 2006, 17:00
Docent Doktor Kemal Yesilcimen'in kaleminden:

Açlık ve kıtlığın hakim olduğu asırlardan sonra, 20.yüzyıl insanlara her türlü rafine gıda ve teknolojiye kolayca ulaşabileceği bir refah ve konfor sağladı. Aşırı beslenmenin sağlığa yararlı olduğu düşüncesiyle insanlar, 20.yüzyılın ikinci yarısında sürekli yiyip içerek yüzyılların açlığını telafi ettiler.
İnsanlar, konforlu yaşamın bir parçası olan Bermuda şeytan üçgeni; asansör, araba ve koltuğun aslında gönüllü hücre hapsi olduğunu fark etmeden, T.V ve bilgisayar karşısındaki sanal dünyada tek kalori harcamadan, sürekli bir şeyler atıştırarak göbekli bir toplum yarattılar. Eski yüzyıllarda insanların koştuğu gezdiği alanlar, binalar ve caddelerle işgal edildi. Temiz havamız egzoz, sigara gibi kanserojen maddelerle kirletildi. Yemek kültürümüz, fast-food dediğimiz hormon ve sindirim sistemini alt üst eden tıkınma kültürüne yenik düştü.
İnsan ömrünü uzatan ilaç ve teknolojilere rağmen, koroner kalp hastalıkları ve kalpten ölümleri arttıran sağlıksız bir yaşam tarzı çaresiz kaderimiz oldu. Bu yaşam tarzının sonuçları aşağıda özetlendiği gibi milli felaket boyutlarındadır.
Ülkemizde kalp hastalıklarından ölümler yılda 260.000 (bunun 170 bini koroner), koroner kalp hastası sayısı ise 2 milyondur. Önümüzdeki 10 yıl içinde önlem alınmazsa bunların 2 katına çıkması bekleniyor.
11 milyon yüksek tansiyon hastası mevcut olup, toplumun kan basıncı giderek yükselmektedir.
10 milyon insanın kolestrolü 200 mg. 'ın üzerindedir. Kalp krizi geçiren hastaların yarısının kolesterol düzeyi 170-200 mg. arasında olup, erişkin nüfusun yarıya yakını bu sınırlar içindedir. Damarlarımızın sağlıklı kalmasını sağlayan HDL kolesterolün düşüklüğü toplumun yarısından fazlasında mevcuttur.
17 milyon kişi sigara içmektedir. Sigara önlenebilir ölümlerin yarısından sorumludur. Sigara, alkol ve yol açtığı sorunlara ödediğimiz para neredeyse sağlık sektörüne ayırdığımız paraya ulaşmıştır.
Şişman insan sayısı 6 yıl içinde 5,5 milyondan 8 milyona çıkmıştır.Bu hızla yakında ABD toplumuna benzeyeceğiz. Erişkin şeker hastası sayısı, 1990 yılında 1 milyon iken, şimdi 2,5 milyonu geçmektedir.
Koroner kalp hastalığının anası olan metabolik sendrom ( göbek tipi şişmanlık, kan basıncının 130 / 85 üzeri olması, Trigliserid yüksekliği, HDL düşüklüğü ve kan şekerinin 110 mg.'ın üzerinde olması ) hızla artmaktadır. Erişkin erkeklerde oranı yüzde 25, kadınlarımızda ise yüzde 61 oranında olup, bu sayı batı ülkelerinin 2 katıdır.
Sigara, fast food, Cola, yanlış beslenme, egzersiz azlığı gibi sağlıksız yaşam tarzımız, kan basıncımızı, kolesterol, trigliserid ve kan şekerimizi yükseltmekte, kilomuzu arttırmakta ve sonuçta da kalp ve damarlarımızı bozarak, ölüm, felç, kalp krizi ve koroner kalp hastalıklarının hızla artmasına yol açmaktadır. Kalp yetmezliği olanların sayısı 400.000 olup, her yıl 180.000 yeni hasta bu rakama ilave olmaktadır. Bu hastaların her yıl % 80'i bir ay süreyle hastaneye yatmak zorunda kalmakta, üçte ikisi belirtilerin başlamasından sonra 3 yıl içinde ölmektedir. Tedavisi çok pahalı olan bu hastalar için önlem alınmazsa önümüzdeki yıllarda yatak sıkıntısı olacaktır.
Özetle Türk toplumu kalp sağlığı alanında milli bir felakete doğru hızla ilerlemektedir.
Bu sonuçlara yol açan bataklığı kurutmak yerine, son 10 yılda 2 kat artan ve önümüzdeki 10 yılda 2 kat artacağı öngörülen hastaların teşhis ve tedavi sorunlarıyla uğraşmaktan yorgun düşen sağlık sistemimiz çöküş sinyalleri vermektedir.
Günlük hayatımızda, anjiyo yapılmasından, parmağına sanki yüzük takarcasına damarlarına stent takılmasından, 3-5 damarına baypas yapılmasından insanlar normal bir akibet gibi bahsetmekte, bu gibi işlemler sanki birer gelişmişlik düzeyi gibi algılanmaktadır.
Paraya kıyan koroner kalp hastaları 4 bin dolarlık tıkanmaz diye reklam edilen stentleri taktırırken, parası olmayan hastalar çöken sisteme kahretmektedir. Giderek sağlıksız bir toplum olduğumuz ve böyle giderse, kazandığımız parayı başkalarının ürettiği ve yüksek fiyata sattığı, stent ( 200-4,000 dolar arası), kalp pili (10,000-30,000 dolar arası ) gibi teknoloji ürünleri ve pahalı ilaçlara ( Plavix,lipit ilaçları vs. ) vermek zorunda kalacağımız gözardı edilmektedir.
Koroner hastalarının kullandığı kolesterol ilacı ile plavix isimli ilacın tutarının ülkenin yarısının gelir düzeyinin üzerinde olması sağlık politikamızı gözden geçirmemizi gerektirmektedir. İlaç tutarının maaş tutarını geçtiği başka ülke var mıdır ?
AB ile yıllar önce sonuçlarının ne olacağını düşünmeden imzaladığımız ve şimdi uygulamak zorunda olduğumuz Veri imtiyazı anlaşması gereği, ilaç sektörünün yarısını karşılayan yerli ilaç sanayisi, daha şimdiden yabancılara satılmaya başlanmıştır. Çok ucuz fiyatla milletin ilaç ihtiyacını karşılayan milli ilaç sanayimizin yok edilmesi sadece milletimizin sağlık güvenliğini tehlikeye atmayacaktır. Meydanı boş bulan dünya ilaç tekelleri, şimdilik göz boyamak için fiyatları düşürseler bile, gelecekte istedikleri fiyatları dayatacaklardır. Veri imtiyazı anlaşması gereği çalışmasına izin verilmeyen yerli aşı sanayi çok ucuza aşı imal edeceği için, önleyici hekimliğin temeli olan aşılama yoluyla hem hastalıkları önleyecek, hem de döviz kaybına dur diyecektik.
Baypas ameliyatları, anjiyografi, BT, MR gibi pahalı hizmet ve yatırımlar, artan kuyrukları eritmeye yetmemektedir. Daha şimdiden mahalle aralarında bile pıtrak gibi özel hastaneler, MR ve tomografi merkezleri türemiş olup bunları besleyen sosyal güvenlik kuruluşlarının çökmesi kaçınılmazdır.
Hesap ortadadır. Ayrıca maliyetin altındaki paket programlar nedeniyle özel sağlık kuruluşları ölüm ve bulaşıcı hastalıklara yolaçan başka hastalardan çıkma insan sağlığına zararlı malzemeleri kullanmakta ve her şey yetkililerin koruması altında yapılmaktadır.
Anlaşılan önümüzdeki yıllarda hepatit B ve C ile bunun yol açtığı karaciğer sirozu ve kanseri gibi hastalıklar ve bunların pahalı tedavileri içinde dışarıya para ödemek zorunda kalacağız. Kendini hasta eden ortamları besleyen ve sonra da kendini tedavi ettirmek için çırpınan bir toplumun içine düştüğü kısır döngü yürekler acısıdır.
Sağlık sektörünün yıllık maliyeti 14 milyar dolar olup, bunun yüzde 80'i başkalarının ürettiği ilaç ve teknoloji ürünlerinin karşılığı olarak dışarıya ışınlandığından, geri kalan para hizmet sektörünü çevirmeye yetmemektedir. Bunları üretemeyen ve birde sağlığa ayırdığı kıt kaynakların çoğunu dışarıya kaptıran ülkelerin asıl sorunu burada yatmaktadır. Kuyruktaki hastalara koruyucu önlemleri anlatmaya vakit kalmadığından, kuyruklar giderek artar ve hizmet sektörü can çekişir. Değişmeyen kural ise bu sisteme uyanların paylarını bir şekilde almasıdır.
Dış kaynaklar tarafından yönlendirilen pahalı ilaç ve teknolojiye, yani tüketime dayalı aptal sağlık sistemimiz dışarıdaki üretim canavarlarının iştahını kabartıyor.
Bilindiği gibi, kalp hastalıklarının teşhis ve tedavisi son derece pahalı olup, ABD ve AB üyesi bazı ülkelerin bile bütçesini sarsmaktadır. ABD'de 1948 de Kongrenin 500.000 dolar gibi komik bir parayla başlattığı mücadele, 1964 sonrası koruyucu ve önleyici tedbirler sonucunda koroner kalp hastalığı ve buna bağlı ölümleri yarı yarıya azalmıştır.
Bugün, yıllık 300 milyar dolar harcandığı düşünülürse, yapılan yıllık tasarrufun bir bu kadar olduğu en kolay ve ucuz yolun koruyucu önlemler olduğu ortadadır. Koroner kalp hastasının yıllık maliyeti ABD'de 50,000 doları aşmaktadır. Ancak bu ülkeler, pahalı ilaç ve teknolojileri kendileri ürettiği için bunların tüketilmesi bu ülkelere kazanç sağlamaktadır.
Bizim gibi dışa bağımlı ülkelerde 'ne kadar çok hasta, o kadar çok ilaç ve malzeme satışı' anlayışının sağladığı rant, giderek artırdığı hasta pazarıyla sağlık sisteminin çökmesine, ölüm, hastalık ve kuyrukların artmasına, sağlıksız hasta bir topluma dönüşmesine ve ekonomik yıkıma yol açmaktadır. İnsanların kanı, canı ve sağlık istekleri ise birilerinin cebine para olarak akmaktadır. Sadece bir kolesterol ilacı olan Statin'lerin dünyadaki yıllık satış miktarı trilyon dolara yaklaşmıştır.
Kıt kaynaklarımızı daha akıllıca kullanmanın yollarını bulmak zorundayız. Önümüzdeki 10 yıl içinde, evlerde, yollarda, işyerlerinde, hatta stadlarda ani ölümlerle sarsılacağımızı söylemek için alim olmaya gerek yoktur. Kalp hastalıklarından ölümler sanki bir katliamı andıracaktır. 50-100 kişinin ölmesi, dünyada ulusal yas ilanına yol açarken, ülkemizde yılda 260.000 kişinin kalp hastalığından ölümü ve gelecek 10 yılda bunun 2 katına çıkacağını söyleyen bilim çevrelerinin çığlığı, televole, popstar ve biri bizi bir şeyler yapıyor soytarılıkları arasında kaybolup gitmektedir.

Sonuç olarak;
Türk Toplumunun içine düşürüldüğü tehlikenin boyutları ürkütücüdür. Biz basın mensupları halkın sorunlarını bulup açıklarız. Çare bulmak bize düşmez. Şimdi buradan Türk Toplumunu sağlıklı bir yapıya kavuşturmak ve orada tutmak görevini üstlenen Sağlık Bakanı ve bu bakanlık personelini göreve davet ediyorum.
Biz bu konunun da takipçisi olacağız. Düzelene kadar da ilgilileri uyarmaya devam edeceğiz .

BEN ISTE BU INSANA DOKTOR DERIM, HAYATIMI DA KENDISINE KORKMADAN TESLIM EDERIM. YALNIZ OLMADIGIMI BILIYORDUM :)

Herkese sevgi ve saygilar,

cakalcarlos
15 05 2006, 17:00
Master diyetinin amacına ulaşmaya başlamısına çok sevindim. Bende de az biraz göbek var. Hafif bir diyetle baklava göbek yapmaya kararlıyım. Hepinize kolay gelsin.

Saircon
18 05 2006, 17:00
Guzel soru Cakalcarlos,

Biraz arastirma yapip geri donecegim. Bu arada kac yasindasin?

Iyi hafta sonlari herkese

cakalcarlos
18 05 2006, 17:00
Serkan alternatif tıpta genetik kelliğin bir çözümü var mı?

Modern tıp bu konuda çaresiz. Yaş ilerledikçe gidiyo saçlar :(

masteer
18 05 2006, 17:00
Yaz geldı ya artık forumu falan unuttu mıllet ,

Saircon
19 05 2006, 17:00
Masteer,

Ne yapiyorsun, iciyor musun yoksa kafaya mi suruyorsun?

Bu arada ya yilan az kilo cok tekrarla calisiyorsa ve gram yag yoksa ?

:)

cakalcarlos
19 05 2006, 17:00
Serkan dişi yılansa ne kadar az kilo çok tekrarla çalışırsa çalışsın yüzde 10 yağ bulunur :)

23 yaşındayım. Dökülmeler 21 yaşında hızlandı. Yılan yağını ilk defa senden duydum master. Bende bu konuyu bir araştirim.

Bu arada kadının biri kocasına büyü yapmak için avcılık federasyonundan internet yoluyla yarasa kanı istemiş. Kocasıda karısının mail adresine girerek bu durumu öğrenmek. Tek celsede boşanmışlar. Neyse yılan bulmak yarasa bulmaktan kolay. Olmadı yılanın yağınıu kendimiz ayıklar başımıza süreriz :)

İyi haftasonları

masteer
19 05 2006, 17:00
Cakalcarlos,

Sacdokulmesı ıcın yılanyagının etkılı oldugunu duydum, uzakdogu kokenlıymıs ve cesıtlı ılacların ıcındede bulunurmus. Sahsen ben denıyecegım .

masteer
20 05 2006, 17:00
Kafaya suruluyormus, bende yenı duydum, defınısyonda bı yılana denk gelırsek olmaz tabıı, saka bı yana bu yılan yagı gercek yılandan cıkarılmıs bı yag degıl belkıde yılanotu falan dıye bır bıtkıden cıkarılmıs bır yagda olabılır

konan
21 05 2006, 17:00
Selam Arkadaşlar ,

saç dökülmesi ırsı ise ne yapsanız fayda yok , ben zamanında çok denedim yılanyağı , badem yağı, ısırgan otu , rogeyn falan filan
ancak dökülmeyi yavaşlatır Allah vergisi işte varsa var yoksa yok
gerçi ben evliyim çoluk çocuk sahibiyiz ama bekar arkadaşlara Allah kolaylık versin

masteer
21 05 2006, 17:00
Conanım,

Nerdesın sen ya ozledık, haklısın ırsı bu ısler bu gune kadar bende hıc kafaya takmadım ama, ortayas krızıne gırmeye baslıyorum herhalde , bu gunlerde su kafayı gur saclarla doldursam ne yakısıklı olurum beee dıye dusunmeye basladım

OrhanOzcan
21 05 2006, 17:00
Arkadaşlar merhaba
Bench press yaparken baş parmak diğer parmaklarla beraber barın altında mı olmalı yoksa normal kavrama şekliyle barın üzerinde mi olmalı?

Saygılar
Orhan Özcan

aao53
21 05 2006, 17:00
Selamlar,

Kellikten niye bu kadar çekiniliyor anlamıyorum.24 yaşındayım ve saçlarımı 4-5 senedir makine ile 0'a vuruyorum.Uzatmayı aklımın ucundan bile geçirmiyorum.Acaba bende mi problem var? :)

Saircon
22 05 2006, 17:00
Selam Cakal,

Ben pek ilac, solusyon ya da benzeri konular uzerine ihtisas yapmadigim icin sana dogal birkac tavsiye yapacagim:

1) Insuline olan direnci baslatan diyet tarzi, erken sac dokulmesine neden olan en buyuk nedenler arasinda gosterilmektedir. Bu nedenle sekeri, islenmis yiyecekleri ve hububati (ekmek, makarna ve diger unlu mamuller) azaltarak baslayabilirsin. Kisacasi sebzeler, meyveler ve bir cift gozu olan herseyi yiyebilirsin :)

2) Damitilmis sularin (distilled water) icilmesi, ayni sekilde sac dokulmesini hizlandiran baslica nedenler arasinda gosterilmektedir.

3) Doymamis yaglarin islenmis urunleri olan aycicek, misirozu ve soya yaglari (ki bunlar bircoklarinca saglikli sanilir) cok sik kullanilmasi, tiroid bezlerinin salgisini azaltirlar. Tiroid salgisi noksanligi, sac dokulmelerinin baslica nedenlerindendir.

4) Asiri stres, hic suphesiz sac dokulmesini hizlandiracaktir. Meditasyon, thai-chi ya da chi-gong gibi uzak dogu egzersizleri uygulayarak, strese yol acacak ortamlardan olabildigince uzaklasarak bunu azaltabilirsin.

5) Uyku duzenin cok onemli. Senin ozellikle 12'lerden once yatmama aliskanligin bence degismeli. Biyolojik ritmimizin (circadian rythm) bizi en etkili gelistirebilmesi icin en gec 10:30'da yatilip, gunes ile birlikte kalkinmasi cok onemlidir.

Butun faktorlerden sonra benim kisisel fikrime gelelim. Vucuduma daha once hic sokmadigim, ya da tenime dokundurmadigim bir maddeyi kullanarak kendimi deneme tahtasi yapmadan once, o ilacin ya da solusyonun gelismenin gorulecegini vadettigi sure icinde (iki ayda midir, 4 ayda midir, artik ne kadarda saclarin kazanilacagini vaadediyor ise) yukaridaki hicbir zarari olmadigindan emin oldugum 5 faktoru uygulayarak deneme yaparim daha iyi.. Ustelik de ucretsiz ;)

Saygilar ve sevgiler,

tandem
22 05 2006, 17:00
Merhaba arkadaslar.umarim keyifler iyidir...
sac dokulmesi ile ilgili... songelisme..ben priorin adinda yeni bir ilac kullanmaya basladim..yaklasik 3 ay kullanilmasi tafsiye ediliyor...naturel bazli da bir ilac oldugundan recetesiz satiliyor ve yan etkisiz,,,, bir tanidigimin demis oldugu bir soz var sac dokulmesi ile ilgili problemi disardan halledemezsiniz.dolayisiyla..dokulmeye sebep veren durumu(eger genetik degil ise)eksik olan vitaminleri vs..alarak halledersiniz.... en azindan dokulmeyi geciktirirsiniz.... ben ciddi anlamda para sarfettim.(kerestase dahil olmak uzere tum urunleri cesitli periodlarda duzenli bir sekilde kullandim ama tekrardan gur lepiska saclarim cikmadi..am en azindan dokulmeyi bir nebzede olsa durdurdular).yeniden sac cikmasi...diye birdurum soz konusu degil sadece...sadece kil kokleri guclendirilerek dokulme olayi geciktiriliyor....priorin e daha yeni basladim.....dolayisiyla somut bir sey soyliyemiyecegim....ama duydugum kadariyla memnun kalanlarin sayisi oldukca yuksek....(turkiyeden bana geldiginden bulmak konusunda sorun yasiyacaginizi zannetmiyorum)...
kendinize iyibakiniz .....
erdem ciaooooo

Saircon
23 05 2006, 17:00
Sevgili Orhan,

Guzel bir soru, tesekkurler. Ozellikle benim uzun yillar yanlis sekilde uyguladigim basparmak konusunu sorman buyuk isabet olmus. Ben uzun zaman daha destekli hissettigim icin basparmaklarimi diger 4 parmakla birlikte barin altina koyuyordum. Hata burada bir okulda bu ise yillarini vermis bir hoca bunun yanlis oldugunu soyleyince kendisine kulak asmamis, kafadan uydurdugunu dusunmustum. Ancak simdi ogrendim ki basparmagi barin uzerine cikartip diger parmaklardan ayirmak, hem barin guvenligini arttirmakta (kontrol) hem de bara uygulayacagin maksimal pence kuvvetini arttirmaktadir. Bir arastirmada pence kuvvetini (grip strength) arttiran vucutcularin bench preslerinin uzerine %10 koyabildiklerini okumustum. O nedenle sana tavsiyem, guvenlik ve performans acisindan muhakkak bas parmagi barin uzerinden kavrayacagin sekliyle (true grip) calisman cok daha iyi olacaktir.

Saygilar,

cakalcarlos
23 05 2006, 17:00
Saircon ilgin için teşekkürler. 1,2,3 maddelere dikkat ediyorum. Benim için en önemli madde stres. Dolayısıyla bu madde 5 de kaynak oluyo. Meditasyon, thai-chi ya da chi-gong ile ilgili araştırmaya başlıyorum. Haydi hayırlısı.

OrhanOzcan
23 05 2006, 17:00
Serkan
Cevabın için teşekkür ederim.

aderans
26 05 2006, 17:00
Vay be bundan yaklaşık 3 yıl önce serkana uzun bir mail yazmıştım.. orantılı vücut nasıl geliştirebilirim diye ... ve 2 yıllık bir spor geçmişim vardı o yıllarda.. serkanda doğal ve orantılı vücut geliştirme adında bana vaktini ayırarak uzun bir yazı yazmıştı... Bu yazı benim başucu kitabım oldu ve tabir-i caizse yuttum.... Aslında forumu yaklaşık bir yıldır takip edemiyorum.. askere gittim kısa dönem.. yaklaşık 2 ay oldu çalışmaya başlayalı... neyse herkese selam.. bu arada doğal sağlam vücut geliştirdim ve ölene kadarda geliştirmeye devan edicem.. genetik sınırlarım içerisinde tabi :) )

Saircon
26 05 2006, 17:00
Gelecegin bodycisi,

Madem oyle, sen yazsana biraz bu foruma dogru duzgun ve alakali o zaman?

gelecegin_bodycisi
26 05 2006, 17:00
arkadaslar meraba ne zmandır yoktum ortalarda ama iik yokmusum okuyorumda olayın artık doğru düzgün body le alakası kalmamıs


A Z İ M

Sly
27 05 2006, 17:00
Herkese iyi calismalar,

Aderans hosgeldin. Uzun zaman once kafayi soyayla bozmus biri dadanmisti.O zaman bi yazdigini hatirliyorum. Tekrar hosgeldin. safagin mi kalmis artik :)

Gelecegi bodycisi sen dogru duzgun bodye devam et bence. Bize uyma, kulak asma

Mahalle arasinda top oynayanlarin cogu kendini Roberto Carlos, salonda egzersiz yapanlarin cogu da (hard-core yaptigini sananlar dahil) Colombu, Arnold saniyor kendini. Kolay gelsin.

Whey ve BCAA'in nedense bir turlu satir aralarinda bile soylenemeyen zararlari oldugunu yazmiyor ama bircok gercek body siteleri ve urun satan markalar. Hadi ticari markalardan boyle birsey beklenemez zaten ama iyiymis gibi uydurma propaganda (disinformation) yapiyorlar. BCAA'in norolojik sistem ve seratonin ustundeki kotu etkilerini okudukca urun satan markalarin yuzssuzce para kazanmak icin nasil yalan soylediklerini hatirladim.

Saircon
28 05 2006, 17:00
Sinirlenmemek elde degil Cakalcarlos,

Buraya neredeyse tam 275 sayfa bilgi aktarilmis, iyi gunde, kotu gunde gelinip saatlerimiz harcanmis, her turlu soruya cevap verilmeye calisilmis....... Adam gelmis forumu kotuluyor. Ben artik bu tur yargilarin iyi niyetle degil, kiskanclik ve saldiri amacli oldugundan suphe etmeye basladim. Bu forumu, dostlugumuzu ve istikrarimizi cekemeyenler var. Gayet guzel cevap vermissin, sen de oyle Sly. Hepinize tesekkurler.

Sevgiler ve saygilar herkese,

Saircon
28 05 2006, 17:00
Yemek konusunda geri donecegim. :)

cakalcarlos
28 05 2006, 17:00
gelecegin_bodycisi
Forumun eski sayfaları her konu hakkında bir bilgi var. Bilinen bilgileri tekrarlamaktan yahut foruma hiç bir yazmamaktan ziyade foruma renk katmak daha mantıklı gibime geliyor.

En sevdiğiniz yemek nedir?
Ben başlıyim; Salça ile terbiye edilmiş T-bone Steak ızgara.
Afiyet olsun :)

Saircon
30 05 2006, 17:00
Cin video iyi gaz oldu valla. Buram buram fonksiyonellik kokuyor :) Tesekkurler..

Cakalcarlos'un baslattigi sevilen yemeklere benim de katkim olsun. Sarimsakli yogurtlu semiz otunun yaninda servis edilen az pismis filet mignon.. Mmmmmmmmmmmmmm :) Dislerinizin arasindan etin kani sizmiyor ise para odemiyorsunuz ;)

Saircon
30 05 2006, 17:00
Forum sakinleri,

Pastorize ve homojenize sutler ve sut urunleri konusundaki fikirlerime kalem olmus bir yazi. Tabii ki kitabimda referans olarak kullanacagim ;)

http://www.vejetaryen.net/besl...astorize_mi_cig_mi.asp (http://www.vejetaryen.net/beslenme/mandira/pastorize_mi_cig_mi.asp)

SinCityMARV
30 05 2006, 17:00
Selamlar!!!
İnternette dolaşırken bir video buldum.Kendime arıyordum aslında bunuda şimdi sizinle paşlaşmasam olmaz dedim ;) Çoğunu evde tek başınıza yapabilirsiniz yada bir parkta.Benimle dalga geçenler oluyor çocuk parklarına gidip salıncak demirinde barfiks çekiyorum diye.Birde ellerle iki taraftan tutup ayağın altından silindir çevirme kısmı varya :) ... ben o silindire dokunmadan kendimi (ellerimle o iki demiri tutuyorum tabiiki)yukarı aşağı kaldırıyorum.Nasıl tarif ama...

Lütfen 18 yaşından küçükler seyretmesin :D ve lütfen yeni başlayanlar bunları denemesin.Birde bunlardan hangilerini yapabiliyorsunuz yazın lütfen.Ben o şınavı yapayım derken suratım yere kapaklanıyordudaa :D :D

http://www.rossboxing.com/

Sly,

Dokuz eylülde diilim açıköğretimdeyim.Aslında çok kolay görünüyor başta ama o kadarda değil ne yazıkki.Televizyon programları dışında anlatacak adam yok.Yine tüm derslerden bi kerede sınav olacağımız için çalışıyorum şu aralar gelemiyorum ne zamandır bende.

HEPİNİZE İYİ ÇALIŞMALAR...

cannoo
30 05 2006, 17:00
gecen sene no-xplode (createin) aliodum. gercekten cok kotu bisy aslinda ama baya yardimi oluodu. Cok basim donuodu ama aldiim da. allahtan birakmisim almayi....

Sly
31 05 2006, 17:00
Saircon'um, Serkanim vampirim :) yaa kan sizinca etin tadi berbat oluyor gibi gelir bana da hep. Turkiye'den aliskanlik sanirim. Amerika'da tavuk ve et konusuna alisacam diye baya bi kasildiydim. Ozellikle yag kullanilan yemeklerde kanli et berbat sonuclar veriyor bizim damak tadina gore. Hos kotu muydu cok?Degil ama alismadik gotte don durmazmis :) sebze ve balik her yerde mukemmel sonuc veriyor bence :)
Kendi hakkimi cok genis dusunemesemde Konya tandir kebabi(firin kebap) olarak kullaniyorum. Ama her yemek kabulumdur. Denizden gelen herseyi yerim.. Raki da olursa iyi olur :)

konan
02 06 2006, 17:00
quote:Originally posted by: Saircon
Sinirlenmemek elde degil Cakalcarlos,



Buraya neredeyse tam 275 sayfa bilgi aktarilmis, iyi gunde, kotu gunde gelinip saatlerimiz harcanmis, her turlu soruya cevap verilmeye calisilmis....... Adam gelmis forumu kotuluyor. Ben artik bu tur yargilarin iyi niyetle degil, kiskanclik ve saldiri amacli oldugundan suphe etmeye basladim. Bu forumu, dostlugumuzu ve istikrarimizi cekemeyenler var. Gayet guzel cevap vermissin, sen de oyle Sly. Hepinize tesekkurler.
Sevgiler ve saygilar herkese,

----------------------
sana katılıyorum SAİRCON öz . senin katkılarını görmemek her ne kadar seninle tartıştığımız anlar olsada
kıskanclık ve haris duygulardan olsa gerek kardeşim yigidi öldür forumun ve forumcunun hakkını ver

arkadaşlar ben yazmasam da sizleri takip ediyorum hepinize SEVGİ VE SAYGILAR

Saircon
04 06 2006, 17:00
KOnancim,

Guzel yorumun ve dileklerin icin tesekkurler kardes. Artik tartisma var, ama kavga yok, bu benim politikam. Bu arada onemli olan benchte ne kadar kaldirdigin degill......... sak asaka :)

Cinnnnnnnn

Yahu basimiza filozof kesildin simdi sen yaw. Ben simdiye kadar hic bu kadar uzun bir cumle gormedim. Bak o kadar sertifikam var, yine de anlamadim :) :)

Iyiki bitirdin sinavlari Cin, senin yazilarin burayi hep senlendirdi, yine senlendirecek.

Sly hala tembellik ediyorum e-mailine yanit veremiyorum. ;) Su aralar deli danalar gibi kitabima yamulmus durumdayim, soz bakacagim kardes. Sana da arkadasligin icin cok tesekkurler.

Herkese selam ve sevgiler,

Saircon
04 06 2006, 17:00
Cin,

Afedersin ama yeni edebiyat uzmanimiz olduguna gore bana su cumlenin noktali kismini doldurabilir misin??

Bu elestirilerle ................... tavana mi erdi??

:) :) :) :)


Haa bu arada, herkese SELAMLARRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR

:)

Saircon
04 06 2006, 17:00
Cin,

Allah cc senin cizirtini vermesin emi. Gozumden yas getirdin gulmekten sabah sabah, soze hoscakalin!! ile baslayip merhaba!! ile bitirince . Yok kardesim ben de senile atisamam valla :)

Sagol masteer, Cin gibi bir adam karsisinda yardima ihtiyacim oldugunu hissettigin icin. Bu arada bir sorsana arkadasa Cincin cigniyor mu??

:) :) :)

Merhaabaaaaaa :)

SinCityMARV
04 06 2006, 17:00
Ya şu videodaki hareketleri Serkandan başka yapan kimse yokmuu???

Bizim arkadaşlara gösterdim denediler.Tabi herkesin kabiliyeti farklı.Ortaya çok komik görüntüler çıktı.İmkanım olsa onlarıda video yapar yollardım.

Bu arada benim sınavlarım nihayet bitti.Daha sık uğrayabilicem artık.Şu İzmir de buluşma olayınıda tekrar bi gündeme alsak diyorum.

Hem ben bu toplantıda bir fotoğraf çektirip hepberaber bir anımız olsun da istiyorum.Hepimiz donlarla kalıp mr. olympia gibi poz verebiliriz mesela. :)

Evet arkadaşlar artık ekosistemdeki yerimizi hakkettiğimizi, gensel üstünlüğümüzü,psikolojik çerçevede hali hazırda bulunan ve sürekli dönüp durmak suretiyle kendince bir manyetik alana sahip şu dünya üzerindeki dengeler zincirinin oluşumun başındakinden farklı olduğunu, ama bu farkın bizim aleyhimizemi yoksa lehimizemi işlediğinin farkındalığına varma kabiliyetimizin olabilme olasılığının olması durumunda neler olacağını anlamak,irdelemek,düşünmek ve düşündürmek suretiyle hepinize iyi çalışmalar...

Birde böyle uzun cümle kurma yarışması yapalımmı? Benim kadar iddialı olabilirmisiniz ??? :)

SinCityMARV
04 06 2006, 17:00
Bundan sonra bu forumdaki edebiyatın hal ve gidişatını düzeltmek üzere gönüllü bir insan, bir vatandaş,bir canlı,bir homosaphien,bir metabolizma olarak elimden gelen her türlü çabayı sarfedeceğime (kıllığı yapacağıma) ant içerim.

Bu arada ant içmenin faydaları....

1-)Ant içildiğinden en fazla 30 dakika sonrasında vücutça tamamen emilmiş olur.
2-)İçimi kolaydır.
3-)Herhangi bir yolla sindirim ve boşaltım sistemine dahil olmaz.Ant bir kere içldiğinden itibaren vücutta kalır.
4-)Aşırı alkollüyken içilen antın kişiye sonrasında istemediği hareketler yaptırdığı görülmüştür.Pişmanlık gibi yan etkiler görülmüştür.

Gelelim eleştirilereee....

Günün ilk hata yapan zat-ı muhteremi tarafımca Saircon olarak tespit edilmiştir.
1-)şak aşaka değil şaka şaka yazılır
2-)kitaba yamulunmaz yumulunur :D :D :D :D
3-)kopya= Herkese selam ve sevgiler, biryerden çıkarken selam verilmez,girerken verilir :D

Edebiyat kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım.... :D

SinCityMARV
04 06 2006, 17:00
Hoşçakalın!!! Hepinize iyi çalışmalar...

Selam Master!

Dediğin şeye baktım ama nafile. Adamlar hala yapılacak şu tarihte falan yazılarıyla kalmışlar.Ama bulabildiğim en işe yarar, en güncel haber bu.Umarım yakın zamanda işe yarar

http://www.hardlinenutrition.com/page.asp?id=3


Bu arada beni geçemeyeceğini nereden çıkardınki? :D Bir deneyin bakalım neler yapabiliyorsunuz.Mutlaka beni geçen biri çıkacaktır.Yani biraz zor tabi bende bu inat varken ama amaç eğlenmek değilmi???...

Ayrıca içmiş olduğum antın son kullanma tarihi geçmiş :) Ben şimdi böyle gıcık gibi eleştirirsem sizleri bu gidişle heryerim tavana değecek. :D :D :D

Serkan'cım selam! (bak çıkarken attım bende)


MERHABALAAARRR!!!! :D :D :D :D :D

masteer
04 06 2006, 17:00
Selam Mıllet,

O bos yerı ben doldurım, mabadin :p

Cın nasıl bı etkı yapmıssa ustumde onunla bı rekabete gırmeye cekınıyorum, su uzun cumle yarısmasına katılım dedım ama sonra cıncıgımın karsısında alacagım hezımetten tırstım.

Bu arada Serdar Aktolga Wabba avrupa sampıyonu oldu, bu musabakanın resımlerını bulabılen olursa paylasırsa sevınırım.

cakalcarlos
05 06 2006, 17:00
1904-05 Bodybuilding Şampiyonası

http://www.youtube.com/watch?v=JKeb4od6u9s

SinCityMARV
05 06 2006, 17:00
Eveet şu uzun cümle kurma yarışmasındaki ilk adımı başlatıyorum.Herkesin üç hakkı var.Başarılaaaar!!!...

İlk hakkımı kullanıyorum :)

Sevgili 11'in açtığı bu forumda belkide şimdiye kadar yazılmış olan en uzun cümle olması muhtemel bu cümlenin ister istemez içeriğinin,kelime dağarcığının,kapasitesinin olabildiğince yüksek tutmaya çalışma çabalarımın beni nereye ***üreceğini,nereye varacağimi,sonunda ne kazanacağımı ve hatta bununda önemli olmayıp onunla ne yapacağımı uzun uzun düşündüğümü varsayarsak kendimle barışmaya çalıştığım şu zaman diliminde şimdiye kadar bana çok şey veren bu forumun içeriğinde bulunan 274 sayfanın 274ününde bir altın değerinde olduğunu,çalışma biçimleri,beslenme,steroid kullanılmalımı kullanılmamalımı,uzun süredir takip ediyorumda yazmıyorum,bu spora başlayalı 4 gün oldu 5 kutu supplement aldım bunları nasıl kullanayım şeklinde süregitsede yazanların devam etmesini,yeni arkadaşlarında buraya katılıp olabildiğince faydalanmaya çalışmasını diliyorum.

Bu üçün biri olduğuna göre kimse başlamaz bu oyuna heralde yaa :D :D :D :D Ama sadece kasları değil beynide çalıştırmak lazım.Deneyin sizde! Banane valla yazdım bu kadar.

Selamlar!!! :)

SinCityMARV
05 06 2006, 17:00
Bu arada Serkancım seni güldürebildiğime sevindim :D

Saircon
06 06 2006, 17:00
Selam forumlular,

Sonunda makale yazilarimi da yayinlayacak olan adamakilli bilimsel bir site buldum. Sut ve hormonlar ile ilgili yazima bir bakiverin ne dusundugunuzu soyleyin.

http://www.beslenmebulteni.com/beslenme/index.php

Herkese sevgi ve saygilar, ve merhaba :)

Saircon
06 06 2006, 17:00
Bu arada uzun cumlelerden bahsedilmisken,

Siz ne diyorsunuz, bir TURKCE kelime, 23 Ingilizce kelimeye bedeldir. Iste ispati:

Afyonkarahisarlastiramadiklarimizdanmisiniz?

Are you one of those whom we tried but could not be successful to make resemble the citizens of Afyon the black castle?

NOT: Bu arada bu e-mail bana geldiginde Ingilizce cumle aslinda 17 kelimeydi, yaraticiligimi ve berbat Ingilizce'mi kullanip onu 23 kelimeye cikarttim :) :) :)

Hosbulduk,

Saircon
07 06 2006, 17:00
Cin,

Zaman ayirip yazimi okudugun cin tesekkurler. Bendeki ses ciliz bir ses, o nedenle Monsanto ve benzeri holdingleri korkutmaz. Olsa olsa kaybedecegi uc bes musteri olur. Ama eger bu tur gercekler FOX TV gibi Amerika'nin en buyuk kanalinda yayinlanir ise binler, onbinler hatta milyonlar modern sutleri icmeyi birakabilir, iste bu yuzden ona izin vermemek icin elinden geleni yapacaktir.

Yorumlarin icin tekrar sagol. Gunaydin :)

SinCityMARV
07 06 2006, 17:00
Hadi arkadaşlar Allahaısmarladık kendinize iyi bakın,sıkı çalışın!!!

Serkan,

Yazını okudum.Çok doğru ve kesinlikle artık milletçe dikkate almamız gereken bir durum olduğunu düşünüyorum.Siz hasta olun bende zengin mantığıyla çalışan bir işletmenin malları nasıl tüketilebiliyor anlamış değilim.Bu arada umarım o güçlü avukatlar senide tazminat ödemeye zorlamazlar :D

Bu arada şu uzun cümle konusunda hayal kırıklığına uğradım arkadaşlar.En azından birkaç kişinin beni zorlayacağını düşünmüştüm.Son olarak bir Türkçe kelime 23 İngilizce kelimeye bedel olduğuna göre...(!) ingilizce öğrenir öğrenmez dünyanın en uzun cümlesini yazacağımın garantisini verebilirim.

Selamünaleyküm :D

Ya bunuda tadındamı bıraksak? Yeni giren biri bakıp bu ne yaa diyecek gibime geliyor :D :D :D :D

SinCityMARV
07 06 2006, 17:00
Saircon,

Ya düşünüyorumda ben bu Monsanto denilen hain yaratığa karşı cephe açsam acaba bana kafa tutabilirlermi? Yani onların avukatları bana laf yetiştiremezkii :D :D :D :D Bu Türkiyede falan olsaydı yapardım bişiler ama şimdi git Amerikaya ordan geç Kanadaya oradanda git bisürü foruma gir espiri yap halkı uyar ohoooo... Zor valla kusura bakma :)

Bunun yerine Monsanto firmasında iş bulup firmayı içeriden çökertme eylemleri yapabilme kabiliyetimi sınama çalışmaları başlatabilmek düşüncesini hayata geçirme faaliyetleri içerisindeyim. (Buda forumun en anlaşılmaz cümlesi)

Çok merak ediyorum o firmanın yöneticileri kendi ürettikleri sütümü içiyorlar yoksa kendilerine sakladıkları birkaç sağlam inek varmı?

Aslında süt değil sadece.Tavuklarında daha çok yumurtlaması için ışık hilesinden başka hormon verildiğinide duymuştum.Daha birçok gıdada her türlü oynama yapılıyor.Gıdalardan söz etmişken aklıma gelen bişeyide sizlerle paylaşmak istedim.Zeytin tüketen varsa unutmayın en siyah zeytinin bile çekirdeği (doğal ise) kahverengidir.Çekirdeği siyah olan zeytinler boyanmış zeytinlerdir.Yemeyin.

Sly,
Sende yeme! Abur cubur atıştırıyosun ne zamandır sporuda bıraktın zaten farkındayım bunların.Kendine biraz çeki düzen ver ya!!! :)

Merhabayın!!! :D

Saircon
08 06 2006, 17:00
Cin,

Senin kivrak zekanin ustune hic kimse tanimiyorum ben. Ama ne yazik ki konu cirkeflige ve kotu huyluluga gelince, bu insan olmayan insanlarla boy olcusemezsin. Simdi ne yazik ki herkesi uzecek, ama gercek olan bazi orneklerle durumu sana aciklayayim:

Konu insan nesli ve gelecegi olunca, ne yazik ki tek sorun sut ve sut urunleri degil. Tabloya genis acidan bakmak lazim. Batili yiyecek politikasi (yani ABD), butun dunyanin besin ihtiyacini kendilerinin karsilamasi icin ugras veriyor. Bunu nasil mi yapiyor? Iki yoldan:

1. Yol, dunya tohum pazarini ele gecirerek. Cunku tohum demek, yiyecek demek. Tohumlardan cikan sebze ve meyveler direkt yiyecegimiz olacagi gibi, yedigimiz hayvansal gidalarin da besini onlar oldugu icin hersey topraga ve tohuma bagli. Mesela sut bile desen, o sutun sagligi inegin sagligina, o inegin sagligi da yedigi ot, saman ya da diger bitkilerin yetistigi tohumun sagligina baglidir. Tohumlari ele gecirmenin yolu ise, ancak kendi spreyleri ve kimyasallariyla yetisebilecek olan genetigi degistirilmis organizmalar (GDO) iceren tohumlari ekmeye baslamasidir. Bu tohumlarin inanilmaz bir hizla uredigini ve cevre tarlalara sicrayarak onlari da GDO'lu bitkilere cevirdigini herhalde soylememe gerek yok. Doganin ruzgarini, erozyonununu, bitkiden bitkiye ucan ya da dolasan bocek ve hayvanini durdurabilir misiniz? Tabii ki durduramazsiniz. O nedenle tohum ozleri bir sekilde baska tarlalara sicrayarak onlari da etkisi altina aliyor. Tipki hasere gibi. Boylece tarlasini kaybetmemek icin ciftci, Monsanto'nun gubrelerini, tarim ilaclarini ve zamanla da onun tohumlarini almak zorunda kaliyor. Bu konuda filmler bile cevirildi, ama nafile. Cunku GDO'lu tohumlarin sahibi Monsantonun eski baskani, su an bizdeki Saglik Bakanliginin esiti olan FDA (Food and Drug Administration)'nin yeni baskani :) Daha boule cifte gorevli yuzlerce yetkili calisiyor, primler, sahte evraklar dolu, ama tabii ki kanitlanamiyor.

Bu yol ne kadar mi basarili? Su anda Amerika'da herhangi bir besin maddesi aldiginizda (100% organik olanlar haricinde tabii ki) GDO iceriyor olma olasiligi %60'dir. Bu bence bayagi basarili !!!

2. Yol ise, ekonomik gucu dusuk ulkelere, (ki buna ulkemiz de dahil) sehir hayatini korukleyici ve ciftlikleri kapatici yuksek borclar vererek. Sozde sanayiimizi teknolojimizi desteklemek goruntusunde yapilan bu yardimlar ile halkimiz ekilebilir alanlari terkederek Amerika'nin paket yiyeceklerine ve benzine muhtac birakiliyor. Soyle bir dusunun, cok degil 10 sene once bakkallarda, marketlerde ne kadar yerli mali vardi? Simdi ne kadar kaldi? Amerika'dan parayi ve gazi alan Peru, Meksika, Arjantin, Cin, Turkiye gibi 3. dunya ulkeleri guzelim ekilebilir sahalarini terkedip kurak arazilere cevirirken, sehirlere ve sanayii besinlere muhtaclik gun gectikce artiyor.

Peki bu yol ne kadar basarili? Soyle soyleyeyim, tahminlere gore 2020 senesine kadar butun dunyanin tukettigi gidanin yaklasik %80'i topu topu 6 buyuk holding tarafindan saglaniyor olacak. Tabii bu arada orta direk denilen kisim kaybolacak, yani ya buyuyen sirketlere katil, ya da yok ol politikasi.

O nedenle bana daha once bu forumda ya da gercek hayatta tartistigim arkadaslarin, esin dostun gelip de yaa Serkan artik cep telefonu bile zararli, birak artik bu organik beslenme tantanasini dediginde neden icimden gulumsedigimi, ama bu adil olmayan savasta bayragi birakmamanin nedenini anlamissinizdir herhal! ;)

Bu soguk savasta sonuna kadar carpisacak olan Serkan'dan dostlarina iyi hafta sonlari :)

Cristy
08 06 2006, 17:00
Sevgili Saircon sayfalari karistirirken seni burda buldum :) Yazilarini okumak hosuma gidiyor,sadece kitabinda basarilar dileyip kaciyorum.

Saircon
11 06 2006, 17:00
Cristy ve Tandem,

Her ikinizin de basari dilekleri icin cok cok tesekkur ederim. Bu arada sanki yukaridaki sizi o dileklerinizi duymus olmali, son 1-2 gundur daha once hic yazmadigim kadar yazi yazdim :)

Tandem dedigin cok dogru, prensiplere uygun bir yayinevi bulmak kolay olmayacak. Cunku kitabin anlattiklari hicbir ticari urunu ya da iddiayi desteklemiyor! Bunun icin henuz erken yalniz, cunku yazdikca kitabin aslinda daha uzun sureceginin farkina varmaya basladim. Bir de onceden yapmayacaktim, ama simdi daha bilimsel olmasi icin yapmaya karar verdigim bir olay cok zamanimi aliyor. Kitapta bulunan orijinal her bir iddianin yanina numara vererek o bolumun sonundaki referans ile esliyorsun. Boylece daha akademik bir kitap olmus oluyor. Ancak cok zaman aliyor cunku mesela 6 ay once yazdigim bir bilginin hangi kitaptan gelmi soldugunu unutmus bulunuyorsun, haydeeee en az 20 tane kitabi karistirip haaaaa burdanmis! deyip numaralandiriyorsun. Ama olsun, bilgileri biryerimizden uydurmadigimiz daha iyi bir gorulmus olacak.

Zamaninizi aldim, herkese saglikli ve basarili bir hafta diliyorum.

tandem
11 06 2006, 17:00
Sevgili saircom.....

((Pastorize ve homojenize sutler ve sut urunleri konusundaki fikirlerime kalem olmus bir yazi. Tabii ki kitabimda referans olarak kullanacagim

http://www.vejetaryen.net/besl...astorize_mi_cig_mi.asp ))

bu siteyi evire cevire okudum....daha onceleride farkli yerlerde sut ile ilgili benzer yazilar okumustum...yaziyi uyesi bulundugum baska forum lara fwrd ettim... uzun lafin kisasi...tesekuretmek istemistim..

sana kitabinda basarilar dilerim..umarim seni destekliyecek iyi bir yayin evi bulmussundur....
bol sans.....
kendinize iyi bakiniz
erdem

roccos
13 06 2006, 17:00
arkadaşlar herkese selamlar, kolay gelsin.... forum gerçekten harika.. ellerinize sağlık :)

SinCityMARV
13 06 2006, 17:00
Roccos,

Sağolasın bizde forum güzel olsun diye o kadar süsledik püsledik beğenmene sevindik valla!... :)

Hem bakın ne kadarda güzel hiç sorun yok.Kimse bişi sormuyo herkes ne yapacağını biliyo artık.

Nese hadi kalın sağlıcakla ben dünya kupasını seyretmeye gidiyorum.

Öptüm... :D :D :D

ryanxx
13 06 2006, 17:00
Basketbol oynuyorum bu yüzden yükseğe sıçramak ve hızlı olmak benim için önemli.Gerçi hızlı sayılırım ama şu zıplamaya bugüne kadar hiç önem vermedim.Hep oyun kurucu olarak oynadığım için pek çalışmadım açıkçası.Acaba nasıl bir program izlemeliyim zıplamamı geliştirmek için?Ayrıca daha hızlı olmak için neler yapabilirim?

SinCityMARV
14 06 2006, 17:00
Ryanx,

Masteer çok haklı.Bu konu hakkında uzunca konuşulmuştu ve herkes bildiğini yazmıştı.Yanılmıyorsam yine sen sormuştun bunu.Hatta senden başka herkes yazmıştı bişiler.

Yinede eski bir basketbolcu olarak sana kısaca bişiler yazayım.Bence başlangıçta kendi vücut ağırlığını kullanmalısın.İp atlama zaten yapıyorsundur.Zaten en önemli olanı dizden aşağı olan kas grubudur zıplamak için.Yanlız önemli olan bir nokta var.Mesela karın kaslarıda zıplamak için çok önemlidir.Vücudun yaylanmasını sağlar.Ama karın kaslarını ne şekilde geliştirdiğin önemlidir.Aslında bir video yollamıştım yakın zamanda zıplamaya da faydası olur oradaki hareketlerin(barfiks dışında)Ama o tekerlekli hareketleri hem iki elle hemde başlangıçta ayaklarını değil dizlerini yerde tutarak yapmaya çalış.

Merhaba!... :)

masteer
14 06 2006, 17:00
Bu konu yakın bır tarıhte etraflıca konusuldu, forumu arastır

Saircon
15 06 2006, 17:00
Oncelikle foruma hareket getiren Ryanx'e sorusu icin, ve sonra da guzel cevaplari icin Cincity ve aao53'e tesekkur etmek istedim. Bu yorumum ozellikle daha derin yazdigi icin aao53'e olacak:

1) Oncelikle uzman olmadigin bir konu olmasina ragmen kendini cok iyi egitmissin aao53. O nedenle yazinin sonunda yazarlarin olabildigince PhD sahibi olmasi konusundaki yorumuna ters dusen bir durum olustu senin de gordugun gibi. Bu iste ne yazik akademik egitim yeterli degil. Ben bircok profesor tanidim, doktor tanidim, akademi mezunu tanidim, ne yazik ki bir kitabin yuzunu acmayali yillar gecmis bu insanlar sporculara ya da halka hala makinali egzersizlerden baska ogut veremeyecek kadar fakir bir bilgi seviyesinde.

2) Dediklerinin coguna katiliyorum. Aykiri dusundigim tek nokta, gelisim evrelerinin sirasi. Kuvvetten sonra kuvvet +guc (patlayici kuvvet) gelmesi olayinda cok haklisin. Ancak kuvvetten once atlanan cok onemli 3 oge daha var ki bunlar:

a. Denge ve stabilizasyon
b. Kuvvette devamlilik
c. Hipertrofi

O nedenle sicrama calismalarina ilk baslayan birisinin sirtina barbelli koyup hizli squatlara baslatmak bence birkac adimi atlamak demek oluyor. Ancak sana hak veriyorum, cunku bu fikirde yazilmis enteresan ve kaliteli cok eser yok. Ancak benim prospor.net adresinde yazdigim antrenmanlarinizi planliyor musunuz yazisi az da olsa yardimci. Bu her ne kadar genel fitness amacli bir yazi olsa da, kisinin fonksiyonel maksimal oranda gelismesini amac aldigi icin sicrama konusuna da entegre edilebilir.

Kisaca sunu soylemek istiyorum, bence plyometrics denilen calismalar bence en azindan 1 senelik bir hazirliktan sonra dusunulmelidir. Bu tabii benim nacizane dusuncem. Kisi profesyonel ise, zaten vucut gelistirmede tecrubeli ise, ya da cabuk adapte olan birisi ise tabii zaman farkli olabilir.

Son bir ekleme, ozellikle plyometrics esnasinda formun bir bilen tarafindan check edilmesi, en azindan ilk haftalarda bir bilen ile bire bir calisilmasi cok onemli. Soyle bir ornek vereyim, uyelerimin ve sporcularimin %99'u yere dogru inis mekanigini basaramamaktadir. Bunun da sonucu ACL, meniscus ya da patela femoral syndrome gibi ligament ve tendon hasarlari olmaktadir. Isin kotu yani, bunlarin oyle bir hafta calismak ile degil, aylar ve yillar sure sonra akumulasyon ile cikmasidir.

Sevgiler ve saygilar,

SinCityMARV
15 06 2006, 17:00
aao53,

Bak bi espiri yaparım görürsün!!! :D

Sen benden iyimi bilcen? :)

Selamlar!...

ryanxx
15 06 2006, 17:00
Sircon .Sincity ve aao53 hepinize yazdıklarınız için teşekkür ederim.

aao53,
Biliyorsun internette birçok program var zıplamayı geliştirmek için.Mesela air alert gibi.Fakat air alert sakatlığa yol açtığı için çok eleştiriliyor.Benim bildiğim vjb,tvp,jumping advance,power plyos,dunknow gibi daha profosyonel hazırlanmış programlar mevcut.Fakat hiçbirini denemedim ama genel olarak vjb vetvp programları kullanıcılar tarafından başarılı bulunmuşlar...Bu programlarla ve sıçramayla ilgili konular için bu http://forum.thejump101.com/ siteyi takip ediyorum ve herkese de tavsiye ederim.

Saircon,
Benim uygulayabileceğim bir program örneği sunabilir misin acaba?Yazıda sıraladığın 3 maddeyi nasıl uygulayabilirim?

aao53
15 06 2006, 17:00
Selam ryanxx,

Sana kişisel tecrübelerime dayanarak bazı tavsiyelerde bulunmak isterim,fakat hiçbir uzmanlığımın veya eğitimimin olmadığı uyarısını da yapıyorum.Sana tavsiye edeceğim şeyler dikey sıçrama konusunda çok işime yaradı.Çok sıkı ve programlı çalışmamış olmama rağmen çok faydasını gördüm;şu anda tek ayakla 330cm ye çıkıyorum rahat.

Öncelikle hiç kuvvet çalışması yapmadıysan kısa vadede kuvvet çalışmasının çok faydasını görürsün.Squat ve calf raise hareketlerini yapmanı tavsiye ederim;başka bir harekete de ihtiyacın olmayacaktır bacak kuvvetini geliştirmek için.Benim tavsiyem 10-12 hızlı tekrar,fakat düzgün teknikle ve barı sektirmeden.Mesela squat yaparken paralele kadar kontrollü çömelmelisin,sonrasında hızlı bir şekilde dikey konuma gelmelisin,tepe noktada da barı sektirmemelisin...Calf raise hareketini smith machine isimli düzenekte yapmanı tavsiye ederim.
Sırt,karın ve kol kaslarını kuvvetlendirmen de genel olarak kuvvetini arttıracaktır,özelde de topla sıçramanı(mesela dripling üstüne jump shot,bence bir kısa için en önemli olay) kolaylaştıracaktır.

3-4 aylık,haftada iki günlük, bir kuvvet çalışması sonrasında kuvvet+güç alışması yapabilecek alt yapıya ulaşabilirsin.Mesela Plyometric egzersizlere başlayabilmek için,özellikle depth jump,vücut ağırlığının 1.5 katı ile squat yapabilmen gerektiği söyleniyor,bence kesinlikle doğru.Aksi taktirde güç çalışmalarında sakatlanmak kuvvetle muhtemel.

Kuvvet+güç çalışmalarında doğal olarak önceki dönemde kullandığın ağırlıklarla çalışamayacaksın çünkü işin içine değişik sıçrama egzersizleri girecek.
Mesela squat yapmadan önce %30 x 1RM(1 repeat max.,bir seferde kaldırabileceğin max. yük) bir ağırlık ile 10-12 tekrar jump squat,3 set;sonrasında da squat...Mesela dizlerini kırmadan,ellerinde dambıllar tutarak parmak ucunda sıçrama 20-25 tekrar 3 set,sonrasında calf raise.

Ve kendini iyice geliştirdikten sonra da Plyometrics ve özellikle de depth jump türevleri... Pilometrik egzersizler ilk adım hızını da arttırır! Hızlanmayı arttırmak için en ileri çalışma, tüm bu çalışmalar sonrasında pilometrik egzersizleri depara bağlamak olacaktır.

Sonraki dönemlerde de,mesela ölü sezonda bu çalışmaların 3-4 haftalık versiyonlarını sırayla uygulayabilirsin...

SinCityMARV'ın dediği gibi doğrudan vücut ağırlığı ile yapılan ve diz eklemlerini zorlayacak sıçrama egzersizlerine(Plyometrics) başlamamanı tavsiye ederim.Eğer kuvvet anlamında altyapın sağlam değilse sakatlanırsın.Ayrıca barfiks çekerek sırt kaslarını kuvvetlendirmen havada kalış süreni ve havadayken topla hareket edebilme kabiliyetini arttıracaktır.Barfiks bence bir atlet için çok önemli bir egzersiz...
[SinCityMARV kızmıyorsun bana değil mi? :) ]

İp atlama konusu önemli.Bu çalışmalardan önce ısınmak için atlayabilirsin.Bildiğim kadarıyla ip atlarken
dakikada 180-220 tekrar hızında 30-60-120 sn.lik setler yapmalı, dinlenme çalışma oranını da 1:1 den başlatıp ilerleyen zamanlarda 1/3:1 e getirmeye çalışmalısın.Yani 30sn atla,30sn dinlen;hedef 30 sn atlayıp 10 sn dinlenmek.Toplam 10 set.
Bu şekilde anaerobic kondisyonun ve koordinsyonun gelişir.Pençe kuvvetin artar.Şutun ve top sürme kabiliyetin gelişir,ilk adım hızın artar,reaksiyon süren kısalır...

Dikey sıçrama anaerobic kondisyon olmadan bir hiçtir!!!Sahada 9-10 tur depar atamayan bir adam 100cm sıçrasa da bir işe yaramaz!!! Line drilleri ihmal etme...

Arama motorlarında vertical jump,jump squat,plyometrics,plyometric exercises,anaerobic conditioning gibi aramalar yapmanı,özellikle akademik kariyeri(PhD)+basketbol kariyeri olan kişilerin makalelerini okumanı şiddetle tavsiye ederim.Sana verdiğim tavsiyeler bu şekilde okuduğum makalelerin,kişisel tecrübelerimin ve basketbol bilgimin karışımıdır;ama hiçbir eğitimim veya sertifikam olmadığı konusunu da tekrar vurguluyorum.

Forumu takip eden herkesten eleştirilerini bekliyorum.Yanlış bir şeyler söylediysem lütfen düzeltin.
Saygılar...

Saircon
16 06 2006, 17:00
Yaa biliyorum simdi Cin bu konuyla ilgili bir espri patlatacaktir, ben once davranayim istedim ;)

Masteer dusu partnerinle aldigin zaman bazi kaslar gevserken, bazilari tas gibi olmuyo mu???

:) :) :)

Sly
16 06 2006, 17:00
Yeni calismaya baslayan arkadaslardan kimse doktor ve egzeris uzmani olmadan kimsenin sozunu dinleyerek ne calismaya ne beslenmeye baslasin. Internet , bilgisayar ve modern tip ile ilgili olan ve bu spora baslamaya niyetli arkadaslar gercekten yavas yavas hic acele etmeden, salonda her onune gelenin lafini dinlemedn 50bin-100bin kere okuyup arastirarak sakin sessiz calissinlar. Biliyorum ayagina, her gaza gelip laf anlatan ameleyi dinlemeyin.Spordan sogumayin.SAdece bu isi bilen, yetkinligi olan gercek hocalarla calisin. Bol bol okuyun. Abuk subuk hic bir toz,hap ,igne sacma sapan seye bulasmayin.Daha balik pisirmeyi ogrenmeden amino yutmaya kalkmayin.

Her 100-200kg bench basan genclere hoca olmasin. Basan kendine basar. Cogu insan motivasyon yerine zarar veriyor. Yeni baslayanlarin herseyi ama herseyi , her hareketi, her beslenme makalesini bin kere okumasini oneririm. Turkce sitelerde bir cok sey yanlis. Amino Acid ve whey gibi en basit seylerin bile zararlari yazilmiyor. Amino Acid ZARARLI!! Yeni baslayan agustosa gotu basi sisirim diye avuc avuc, kasik kasik toz ve hap yutan arkadaslar bu sporu brakip serdar ortac dinleyin yada gercekten kisin baslayin ki bu spora gercekten zamanini ayiran, esi, kiz arkadasyla kavga etme pahasina salonda calisanlarla tanisin!! Bizim salonda yine hevesle baslayip biraknalarla doldu tasti. Simdiden birakan tipleri bile gorebiliyoruz. Yazlikcilar salonlara gelsin.Tek iyi yonu benim hocam gibi bu spora gonul verenlere para kazandirirlar ama bizede kalabalik oluyorlar. Her sette aynaya bakan, 4. ayin sonunda Colombu oldugunu sanan birsuru aptal.Yine ayni yaz baslangici hikayesi.. Insanin inatla salon acasi geliyor.
Haptan tozdan uzak durun.
Okuyun..!

masteer
16 06 2006, 17:00
Demırmelek,

Kasları neden gevsetmemek ıstıyorsun, gevserse ne olur, ve dus ıllede kası gevsetır mı???

Kaslarda kan toplandıgında bu kanı dagıtmamak ve bu yuzden set dısında hareet bıle etmemek eskı bır gorustur, hepımız bılıyoruz kı kasların gelısımı antrenman sırasında olusmuyor, antrenman sırasında katabolık - yıkım - asamasını ve daha sonrakı yaklasık 48-72 saate varan surecte ıse anabolık asamayı yasıyoruz.Bu yuzden kanı bellı bır bolgede tutmaya yonelık butun yaklasımlar gecerlıgını kaybetmıstır.

Sımdı gelelımm dusun kasları gevsetıp gevsetmedıgıne, bu tamamen dusta ne sıcaklıkta su kullandıgın ıle ılgılıdır. Eger hamam suyu tadında bır dus alıyorsan gevsetır evet, ama bır yandan da damarlarını da genısletmıs olur ve buda damar elastıkıyetıne yararlıdır. Yok cok soguk su ıle dus alırsan gevsetmeyı bırak baya bı tas gıbı olursun.

En ıyı yontem once dayanabıldıgın kadar sıcak suyla , daha sonra eklem yerlerınden baslayarak ve bırden degıl yavas yavas dayanabıldıgın kadar soguk suyla dus yapmaktır. Bu vucutta ufak bır sauna etkısı yapar, vucut dırencını arttırır, damarları esnek tutar. Ayrıca dedıgımı yaptıgın zaman aynada gorecegın goruntu o ankı halının en formda goruntusu olacaktır.

Sıhhatler olsun