PDA

Tüm Versiyonu Göster : UZAY



Sayfalar : [1] 2

Sansli
02 03 2005, 18:00
İsrall astronot Ilan Ramon'un günlüğü kazadan 2 ay sonra br kızılderl tarafından tarlada bulunmuştu. Günlüğün parçalanmış sayfaları kızılötes ışınlar kullanılarak onarıldı.
Şubat 2003’te Teksas semalarında nflak eden Columba uzay mekğndek İsrall astronot Ilan Ramon’un günlüğü, k yıl süren br çalışmadan sonra deşfre edld.
27 Şubat 2005 — İsrall adl tıp uzmanları patlama sırasında uzay mekğnden düşen ve daha sonra da k boyunca şddetl yağmura maruz kalan günlüğün kömürleşmş ve büzülmüş sayfalarındak yazıları kızılötes görüntü nceleme yöntemyle deşfre ett. Parçalanmış sayfalar, çerğne göre tasnflenerek, br yapboz gb yenden brleştrld. Günlükte Ramon, uçuş ve önces le lgl zlenmlern dle getryor.
UZAYDAN İNSANLARA SESLENECEKTİ
Blm adamlarının tüm çabalara karşın okuyamadıkları sayfalar da oldu. Günlüğün halen 2 sayfası deşfre edlmey beklyor. Günlük defternn metal çerçeves se kazadan sapasağlam çıktı. İncelemey yürüten İsrall yetkl Şaron Brown, Ramon’un uzaydan yapılacak canlı vdeo bağlantılarında neler söyleyeceğnn br lstesn yaptığını, günlükte ayrıca bazı duaların yazılı olduğunu vurguladı. Brown ayrıca Ramon’un kşsel yaş***** lşk blglern kamuoyu le paylaşılmayacağını belrtt.

18 SAYFANIN TAMİRİ 1.5 YIL SÜRDÜ
Ramon’un İbrance yazdığı günlükten toplam 18 sayfa kurtarılabld. Bunların dört sayfası Ramon’un uçuş, 6’sı teknk çalışmalarla lgl olduğu, kalan 8 sayfanın se kşsel notlar çerdğ fade edld.
Kurşun kalemle yazılmış olan günlüğün bazı sayfalarındak yazılar yağmurun da etksyle slnmş, kmler yırtılmış, km sayfalar se patlamanın etksyle delnmşt. Bazı sayfalar se brbrlerne yapıştığı çn büyük br özenle ayrılması gerekt. Günlük kazadan k ay sonra br kızılderl tarafından tarlada bulunmuştu. Günlük daha sonra İsral devletne gönderld.

COLUMBIA 16 ASTRONOTA MEZAR OLDU
Ilan Ramon, İsral’n uzaya çıkan lk astronotu olarak tarhe geçecekt. 1 Şubat 2003 günü gerçekleşen kazada, Columba havada nflak etmş ve 16 kşlk mürettebattan kurtulan olmamıştı. NASA bu kazadan sonra da nsanlı uzay uçuşlarını geçc olarak askıya almıştı.

MAZI
02 03 2005, 18:00
Japonya 2025 yılında Dünya’nın uydusu Ay’da nsanlı br uzay üssü kuracağını açıkladı.

1 Mart 2005 — Japon Uzay Dares JAXA yetkller Ay’da uzay üssü kurma fkrnn br süredr değerlendrldğn ve projenn hükümetn nha kararına kaldığını duyurdu. Üssün kurulması le lgl planın görüşülmek üzere, Mart sonuna doğru hükümete gönderleceğ belrtld.

DEVLER AY İÇİN YARIŞACAK
JAXA yetkller Ay’da uzay üssü kurulmasının Japonya’nın gelecek 20 yıllık dönemde en öneml projelernden br olduğunun altını çzyor. Japonya’nın uzaya çıkmasının asıl getrs se, dünyanın en büyük ekonomlernden brnn uzay yarışına katılacak olması. Daha önce ABD, Hndstan ve Çn Ay’a nsanlı uzay uçuşları yapacaklarını duyurmuşlardı. Japonya’nın da bunların katılmasıyla, devler arasında br uzay yarışı başlayacak. Bu yarışta Çn, Hndstan ve Japonya olmak üzere üç Asya ülkes olacak.
JAXA yetkller planla lgl detay vermezken, Ay’da kurulacak uzay üssünün en az 2 mlyar dolara malolacağını fade edyor. Bu rakam NASA’nın kend kuracağı uzay üssü çn gerekl olan 16.2 mlyar dolara oldukça düşük kalıyor.

UZAY ÜSSÜ GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞACAK
Japonya’nın önde gelen gazetelernden Manch Shmbun, JAXA’nın Ay’da kend başına ncelemelerde bulunacak yetenekte br robot gelştrdğn ve mekank uzay adamının 2010 yılına dek uyduya gönderleceğn yazdı. Gazetenn haberne göre, Japonya’nın uzay planları arasında Ay’dak uzay üssünün güneş enerjsyle çalışması ve Ay’a nsan taşıyacak uzay kapsüllernn Japon teknolojs le nşası bulunuyor.

ASYALILAR ARASINDA AY REKABETİ
Asya’nın en gelşmş ekonoms Japonya, son yıllarda uzay çalışmalarında Çn’n gersnde kaldı. Çn, Ekm 2003’te lk nsanlı uzay aracını yörüngeye çıkararak Japonya’yı gölgede bırakmıştı. Çn’n gelecekte yörüngede uzay stasyonları kurmak ve Ay’da nsanlı uzay üssü kurmaak gb planları olduğu blnyor. Hndstan da 2015 yılında Ay’a nsanlı uzay uçuşu yapacağını açıklamıştı.

Imbat
03 03 2005, 18:00
Astronomlar, güneş sstem cvarında daha önce geleneksel gözlem yöntemleryle tespt edlemeyen büyük 'karanlık' gaz bulutları tespt ettler
Scence dergsnn son sayısında yayınlanan makalede, üç Fransız araştırmacının, gözlemlemey başardıkları 'karanlık gaz bulutlarının', galaksmzn 'eksk maddesnn' br kısmını oluşturduğunu düşündükler belrtld.
Makaleye göre, araştırmacılar, bulutların şmdye kadar tespt edlen moleküler hdrojen mktarına eşt kütleye sahp olduğunu tahmn edyor.
Günümüzün evren modellerne göre, Büyük Patlama'dan brkaç mlyar yıl sonra evrenn yüzde 25' karanlık (ya da syah) maddeden, yüzde 70' karanlık enerjden (ya da boşluk enerjsnden), yüzde 5' de normal (baryonk) maddeden oluşuyordu. Bu normal maddenn de hep topu yüzde 10'u yıldızlar ve galakslerde görünüyor. Kalan bölüme bu nedenle 'eksk madde' denyordu ve astrofzkçler bunca yıldır bunu arıyordu.
Bazı blm adamları, 'eksk maddenn' büyük kısmının, galaksler arası uzayda düşük yoğunluğa sahp sıcak gaz bulutlarında olableceğn düşünüyor.
Uzmanlar, Samanyolu galakssnn en yoğun ve soğuk kısımlarında esas tbarıyla hdrojen molekülü ve atomlarından oluşan bulutlar bulunduğunu artık blyor ve bunların kütlesnn Güneş'ten brkaç mlyar kat büyük olduğunu hesaplıyor. Uzmanlara göre, hdrojen atomlarından oluşan büyük bulutlar, kend ağırlıkları altında parçalanıyor ve yıldızlar, böylece ortaya çıkan hdrojen molekülü kümelernden teşekkül edyor.
Astronomlar, bu bulutları gama ışınlarını kullanarak 'görmeye' çalışıyor. İsabelle Grener ve k arkadaşı, 90'larda hazırlanan gama ışını tablolarını başka ver kaynaklarıyla karşılaştırarak, Güneş sstemnde daha önce tespt edlememş muazzam gaz bulutlarını keşfettler.
Bu 'karanlık' bulutlar, blnen bütün yakın moleküler bulutları kapsıyor ve yıldızların teşekkülünü sağlayan yoğun molekül odaklarıyla daha genş alanlara yayılı hdrojen atomu rezervler arasında 100-200 ışık yılı kalınlığında kuşak oluşturuyor.
Üç araştırmacı, Güneş sstem cvarındak bu gazların toplam kütlesnn, yıldızımızınknn 180 bn katı olduğunu düşünüyor. Araştırmacılara göre, gaz bulutları muhtemelen çok soğuk ve hdrojen molekülü bakımından zengn. Bulutların arasındak toz parçacıkları da bulutlar gb -262 derece sıcaklığa sahp. Bütün bunlar, bu bulutların nçn daha önce saptanamadığını gösteryor.
Bu keşfn, yıldızlar arası ortamın evrmnn anlaşılmasında anahtar rolü oynayableceğ belrtlyor.

Hithers
09 03 2005, 18:00
uzay demeyn yuh yane zaten dunyada uyuuusss dolu b de uzayllar katmayalm <mg src=expressonsface-con-small-tongue.gfborder=0]

MAZI
12 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.trcontentteknolojtek014at ekno.html]İlk 'karanlık galaks' bulundu<a]

Fransa'da blm adamlarının, lk kez çok yoğun yapıda, gözle görülemeyen br 'karanlık galaks' bulduğu bldrld

Pars-Meudon Gözlemev'nden yapılan açıklamada, Cardff Ünverstes'nden Robert Mnchn yönetmnde uluslararası br ekp tarafından bulunan galaks hakkındak raporun, Astrophyscal Journal adlı dergde yayımlanacağı belrtld.

Karanlık ya da kara olarak ntelendrlen galaksler daha önceler de aranıyor, ancak aramaların sonucunda değşk yıldızlar keşfedlyordu. Astronomlar, yıldızların ve galakslern hareketlern açıklamak çn, evrenn toplam kütlesnn dörtte brn oluşturduğu sanılan karanlık kütleler araştırıyor.

Bu karanlık kütle br gzem olarak kabul edlyor. Mnchn ve ekbnn, İngltere'dek Lovell radyo-teleskopunu, Porto-Rko'dak Arebco dev antenn ve ABD'nn Mekska'dak dev antenn kullanarak, hdrojen gazının evrene dağılımını nceleyerek bu gzeml kütley oluşturan galaksler araştırdığı kaydedld.

Ekbn, bu araştırmanın sonucunda, dünyadan 50 mlyon ışık yılı uzaklıkta, yüzden fazla değşk galaksnn arasında, gözle görülemeyen ve güneşten 200 mlyon kat daha çok nötr hdrojen çeren br kütley buldukları fade edld.

Çeştl tayf ölçümsel gözlemlern ışığında VIRGOHI21 olarak adlandırılan kütlenn, bugüne kadar bulunan lk 'karanlık galaks' olduğu açıklandı.

Imbat
24 03 2005, 18:00
* <a target=new href=http:www.mllyet.com.trcontentteknolojtek014at ekno.html]NASA, ter ve drarı çme suyuna çevren chaz gelştrd<a]

Amerkan Havacılık ve Uzay Dares (NASA) ter ve drardan çme suyu üreten chaz gelştrd. Chaz tsunam kurbanları çn ve Irak'ta kullanılacak
Alabama eyaletndek Marshall Uzay Merkez'nde denemeler süren ve uzay stasyonuna 2007 yılının ortalarında yerleştrlmes öngörülen chaz, astronotların tern, nefeslern, hatta drarlarını temz çme suyuna çevreblecek teknolojye sahp bulunuyor.

Uzay merkeznn çevre kontrol ve yaşam destek brm Başkanı Robyn Carrasqullo, deneme aşamasındak chaz çn, 'Astronotlar nefes alacak, egzersz ve drarlarını yapacaklar, bzm sstemmz de gersn halledecek' ded.

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndak (UUİ) Amerkalı astronot ve Rus kozmonot şu anda Rus uzay araçlarınca taşınan sularla yaşamlarını sürdürüyorlar. İstasyondak küçük br chaz, astronotların nefeslern sınırlı mktarda çme suyuna çevreblyor.

Uzayda şmdye dek drarı çme suyuna çevren br chazın kullanılmadığı belrtlyor.

Uzaydak su sıkıntısının benzern yaşayan Güneydoğu Asya'nın tsunam kurbanı ülkeler ve Irak halkı se UUİ'den 2 yıl önce bu su arıtma chazlarının daha bast şekllern kullanma olanağı bulacaklar.

Nevada eyaletnn Reno kentnde kurulu Crestrdge yatırım frması ve Concern for Kds adlı br hayır kuruluşu, uzay teknolojsn Irak ve Güneydoğu Asya ülkelerne getrmek çn kolları sıvadı.

Dünyada 1,8 mlyar nsanın temz çme suyundan yoksun bulunduğunu söyleyen Crestrdge frmasının yönetcs Kevn Chambers, 'Görevmz büyük, ancak artık br yerden başlamalıyız, şte şmd zamanı' dye konuştu.

Concern for Kds kurumunun Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Projeler Müdürü Robert Anderson da Irak'tak köylere tankerlerle su taşımanın yüksek malyet karşısında k yıl önce su arıtma teknolojs arayışlarına grdklern belrtt.

Bu amaçla uzay teknolojsnn patentn elnde tutan frmayla temasa geçtklern anlatan Anderson, Crestrdge frmasının gelecek ay lk uzay teknolojs su arıtma tessn kurmayı planladığını, ardından da Eylül'de Irak'a 13 ve Güneydoğu Asya'ya da 12 seyyar su arıtma tess göndermey öngördüklern kaydett.

Sansli
26 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.trcontentteknolojtek014at ekno.html]Cassn, Satürn'ün uydusunda kalın br atmosfer buldu<a]

Imbat
26 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews314402.asp?0m=H11P]Satürn’ün uydusunda atmosfer<a]

Satürn’ü araştıran Cassn aracı, Enceladus uydusunun atmosfer olduğunu keşfett. Atmosfern, volkanlardan çıkan gazların uydu yüzeynde bulutsu br tabaka yaratmasıyla oluştuğu sanılıyor.
Voyager uydusunun daha önce gözden kaçırdığını Cassn yakaladı. Enceladus'ta atmosfer var.
Cassn’dek magnetk alan şddet ölçen magnetometre chazıyla 17 Şubat le 9 Mart arasında yapılan gözlemlerde, Enceladus uydusunda düşük yoğunluklu br atmosfern varlığı tespt edld. Enceladus uydusu 500 km çapında ve br atmosfer tutablmes çn oldukça düşük br yerçekm gücüne sahp. Blm nsanları, düşük yerçekmne karşın br atmosfern varlığını uydudak volkank faalyetlere, geyzerlere ve yer çatlaklarından sızan gazlara bağlıyor.
VOYAGER GÖREMEMİŞTİ
Blm nsanları, Enceladus’da atmosfer tespt edlmesn şaşırtıcı olarak ntelyor, zra 1981 yılında uyduya 90 bn km yaklaşan Voyager uzay aracı atmosfern varlığına yönelk br bulguya rastlamamıştı. Blm nsanları, k olasılık öne sürüyor, ya Voyager’ın gözlem becerler yetersz kaldı, ya da 1981’den bu yana uyduda fzksel değşklkler meydana geld.

DAHA FAZLA GÖZLEM
Cassn ekbnden Prof. Stan Cowley gözlem şöyle açıklıyor; “Atmosfern kütlesn hesaplamak styoruz, şmdlk k ölçüm yaptık ve atmosfern varlığına dar kesnlk artıyor.” Enceladus’ta atmosfer bulunmasının br dğer açıklaması da cvardak enerj partküllernn uydu yüzeyne çarparak atom kopararak br bulut oluşturması. Ancak blm nsanları, böyle br senaryonun Enceladus atmosfern destekleyemeye yetmeyeceğn belrtyor.

VOLKANİK FAALİYET MERCEK ALTINDA
Enceladus’ta bulunan volkanların enerjlern Satürn’ün çekm kuvvetnden aldıkları tahmn edlyor. Uydu ayrıca, Güneş Sstem’ndek en yüksek yansıtma gücüne sahp gökcsm; Enceladus yüzeyne çarpan Güneş ışınlarının yüzde 90’ını ger yansıtıyor. Blm nsanları, yansımanın uydunun yüzeyn kaplayan buz tabakası sayesnde gerçekleştğn, buz tabakasının se volkanlardan püsküren buz partküllernden beslendğn belrtyor.

Imbat
04 04 2005, 17:00
<a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews317275.asp?0m=H11N]Güneş Sstem dışından br gezegen <a]

Astronomlar, lk kez Güneş Sstem dışındak br gezegenn fotoğrafını bütün olarak çekt. Gezegen 400 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor.
4 Nsan 2005 — Jüpter’n 1 la 2 katı büyüklüğündek gezegen, GQ Lup yıldızının etrafında dönüyor. Gezegen 1999 yılından bu yana gözlemlenyor. Daha önce de Güneş Sstem dışında yer aldığı düşünülen gezegenlern fotoğrafları çeklmş, ancak blm nsanları br yıldız etrafında döndüğünü kesnleştremedkler çn bu nesneler lteratüre geçmemşt.
Avrupalı blm nsanları, Hubble ve Şl’dek ‘Very Large Telescope’ da dahl olmak üzere dört ayrı teleskoptan gezegenn görüntülern çekerek kesnlğe ulaştı. Gezegenn henüz genç olduğu bu nedenle de oldukça sıcak olduğu vurgulandı. Gezegen ayrıca yıldızı GQ Lup’den Dünya-Güneş mesafesnn 100 katı uzaklıkta bulunuyor. Güneş’n kütlesnn yüzde 70’ büyüklüğündek GQ Lup yıldızının en fazla 2 mlyon yaşında olduğu tahmn edlyor. Güneş se 4.6 mlyar yaşında.
Blm nsanları son 10 yılda Güneş Sstem dışında 150’den fazla gezegen keşfettler.
Ralph Neuhaeuser, Markus Mugrauer ve Günther Wuchterl tarafından yapılan gözlem, Astronomy & Astrophyscs dergsnde yayımlanacak.

Imbat
06 04 2005, 17:00
- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews317643.asp?0m=T12N]İkz robotlar 16 ay daha Mars’ta<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews285969.asp]İkz robotlar gttğ kadar gdecek<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews299102.asp]Mars'ta su kesn, hayat henüz değl<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews300837.asp]Mars'ta suda yetşen mneral bulundu<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews303339.asp]Sprt, Mars'ta br yılı doldurdu<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews294817.asp]'İkz robotlar' kışa pes etmed<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews317665.asp?0m=H11N]Japonya 2025’te Ay’a gdecek<a]

Sansli
13 04 2005, 17:00
<a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20050414haber_149 569.php]Ay'da kolon çn uygun yer bulundu <a]

PARİS - Gökblmcler, Ay yüzeynde güneş ışığının devamlı düştüğü br yer tespt ettklern ve bölgenn geçc br ay kolons çn uygun br yer olduğunu duyurdu. 'Nature' dergsndek habere göre bölge, Ay'ın kuzey kutbuna yakın ve üç büyük krater olan Peary, Hermte ve Rozhdestvensky'nn ortasında yer alıyor. Bölgenn, eks 40 le eks 60 derece arasındak sıcaklığı, ayın standart sıcaklığı olan eks 292'lere göre çok yüksek.
ABD Başkanı George Bush, 2015 tbarıyla uzay çalışmalarının tekrar Ay'a yönlendrlmesnn planlandığını, Ay'da kurulacak br üsten Mars ve dğer gezegenlere nsanlı araç gönderlebleceğn açıklamıştı.

Sansli
14 04 2005, 17:00
* Çn’le şbrlğne ‘uzayda’ lk adım
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@ nvd~558794%2C00.asp]http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@nvd~5 58794%2C00.asp<a]
Hava Kuvvetler Komutanı Orgeneral İbrahm Fırtına, Pekn’e resm zyaretnde yer stasyonu kurma, uydu fırlatma gb konularda uzayda şbrlğne hazır olduklarını söyled. Çn Hava Kuvvetler Komutanı Orgeneral Çao Çngçen de, teknk, manevra ve donatımda Türkye’nn brkmlernden yararlanmak stedklern vurguladı.
* Astronomlar tarafından 2004MN4 adı verlen göktaşı 144 mlyon klometre uzaklıkta saatte bnlerce klometre hızla dünyaya yaklaşıyor
<a target=new href=http:www.nethaber.com?h=10992]http:www.nethaber.com?h=10992<a]
* Mars'ta br bölgeye Anadolu, br başka bölgeye Karatepe adları verld
<a target=new href=http:www.nethaber.com?h=4630]http:www.nethaber.com?h=4630<a]

Imbat
16 04 2005, 17:00
- <a target=new href=http:www.aksam.com.trarsvaksam20050409dunyadu nya2.html]Arzın Merkezne Seyahat!<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews317943.asp?0m=T15S]Dünya, merkezne doğru kazılıyor<a]


- <a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20050415haber_149 651.php]ATA asansörü uzaya taşıyacak<a]
'Uzay Asansörü ATA Projes'syle NASA'ya kabul edlen ve halen Japonya Uzay Havacılık Dares Uzay-Fzk Departmanı'nda takım lder olan Dr. Serkan Anılır, projesn İstanbul'da Asansör 2005 fuarında tanıttı. Anılır, ATA smn Atatürk'ten aldım, Japonlar da çok hoşlandı ded.
Projenn Cambrdge Ünverstes'nde yüzyılın en büyük 10 projesnden br seçldğn fade eden Anılır, uzay asansörünü şöyle anlattı: Uzay asansörü, boşlukta duran br kablo gb. Yern Sngapur, Malezya ve Endonezya üçgennde, denz üzernde, 3.7 klometrelk br dare olarak düşünüyoruz. En üstek 35 bn klometre yörüngesne 12-18 saatte çıkacak. Kendnz uçakta gb hssedeceksnz.
Anılır, 'Br kşnn uzaya kaça çıkacağı' sorulunca malyetn kloya göre belrleneceğn, 78 klo br çn 7 bn 800 dolar olacağını söyled.

Sansli
21 04 2005, 17:00
* <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews319201.asp]Turksat yen uydu cn kollar svad<a]


* <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews319262.asp?0m=H11Q]Dscovery sınavı geçt, uçuşa hazır<a]
NASA, Mayıs ayında fırlatmayı düşündüğü Dscovery uzay mekğn yakıt tankını da doldurarak dened. Mekk, blmsel testler başarıyla geçt.


* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd ~566069%2C00.asp]Mars'ta metan gazı bulundu<a]
Mars'ta metan gazı bulunduğunu kanıtlayan blgler, NASA'nın, Amerka kıtasının pek çok yernde bulunan Infrared Teleskop Tessler (IRTF) aracılığıyla elde edld. Spektrometreler kullanılarak yerden yürütülen bu araştırmalar, metan gazının yanı sıra Mars yüzeynde su buharı zlern de tarıyor. Spektra, kend renk demetlerne bölünen ışığı nceleyen br yöntem. Mars gezegen çn kullanılan ler teknoloj ürünü kızıl ötes spektrometreler, Mars'ın altı farklı boylamından yayılan ışık demetlern algılayablyor. Kullanılan bu yöntem, fotokmya yöntemnden çok daha sabetl sonuçlar veryor.

Imbat
27 04 2005, 17:00
<a target=new href=http:www.stargazete.comndex.asp?haberID=70349]Uzayı fetheden Türk kızı<a]

AB çn mücadele eden Türkye, blm dünyasındak dahleryle Batı dünyasına grd ble. ‘İnsansız Mkro Hava Araçları’ üzerne çalışan Türk kızı, ABD’nn en prestjl ödüllernden brne hak kazandı

MAZI
02 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/321786.asp?0m=T12P]Uzay gemilerine Güneş yelkeni[/url]

NASA, gelecekte uzay araçlarında kağıdın 100’de biri inceliğinde sentetik bir maddeden yapılmış, Güneş panelleri kullanacak. Güneş enerjisi, uzak gezegenlere direkt uçuş olanağı sağlayacak.


x <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/321325.asp]Karbon nanotüpler Mars’a ***ürecek[/url]
NASA, Rice Üniversitesi’ne karbon nanotüplerden oluşan bir enerji iletim kablosu yaptırıyor. Kablo gelecekte uzay mekiklerinde kullanılacak.


x <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/318928.asp]Ay’da uzay üssü için arazi belirlendi[/url]
Ay’ın kuzey kutbu yakınlarındaki Peary Krateri’nin kuzey yamacı gelecekte Ay’da kurulacak uzay üssü için uygun arazi seçildi.


x <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/317665.asp]Japonya 2025’te Ay’a gidecek[/url]
Japonya, 2025 yılında Ay’a ilk insanlı uzay gemisini gönderecek. Sonraki yıllardaki ise hedef, Mars’a yolculuk

MAZI
10 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/323404.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/323404.asp[/url]
Saturn ailesine yeni bir uydu katildi.


x <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~568849,00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~568849,00.asp[/url]
Cassini uzay aracı Titan'ı keşfediyor

whitesnow
13 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/323894.asp]Kraterler Mars’ın kutuplarını şaşırttı [/url]

Mars’ın güney kutbunda kar yağışının coğrafi kutuptan ayrı bir noktada yer almasının nedeni anlaşıldı. Gezegenin kutuplarındaki mikroiklim, iklimsel ve coğrafi kutupların ayrışmasına neden oluyor.
14 Mayıs 2005 — Mars’ın coğrafi olarak güney kutup noktasında kar yağışı oluşmuyor. Buzullar coğrafi kutup noktasının 150 km doğusunda yer alıyor. Kutup bölgesindeki iki ayrı klimanın etkisiyle, buz kütlesi coğrafi kutup noktasından doğuya doğru kayıyor.
Bilim insanları, Mars’ın güney kutup bölgesindeki iki büyük kraterin kendine has bir mikro iklim oluşmasına neden olduğunu belirtiyor. Her iki kraterde meydana gelen rüzgarlar, kutba yakın bir bölgede alçak basınca sebebiyet veriyor. Dünya’da da olduğu gibi alçak basınç soğuk, fırtınalı ve karlı bir hava yaratıyor. Bu kraterler alçak basınç sistemini sürekli kılıyor ve kar yağışı meydana geliyor. Esas coğrafi kutupta ise kar yağışı gerçekleşmiyor.

MAZI
18 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/05/19/dunya/dunya1.html]ABD'nin yeni cephesi uzay[/url]

Uzayı yeni savaş alanı ilan etmeye hazırlanan ABD, Yıldız Savaşları Projesi'yle küresel hakimiyetini sağlamlaştırmak istiyor. ABD eski Başkanı Bill Clinton döneminde geliştirilen ancak gelen tepkiler üzerine geri çekilen Yıldız Savaşları Projesi daha kapsamlı bir şekilde yeniden gündemde. ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı Uzay Komutanlığı Dairesi tarafından hazırlanarak Kongre'ye sunulan Global Strike (Küresel Saldırı) adlı projede, dünyanın neresinde olursa olsun ABD'nin istediği her noktayı hiç bir müttefiğe ihtiyaç duymadan vurabilmesi hedefleniyor. Son 22 yılda 100 milyar dolar harcanan füze savunma sistemlerinden istenilen verimi alamayan Pentagon, ABD Başkanı George Bush'un onay vermesinin ardından tüm çalışmalarını artık uzaya kaydıracak. ABD'yi her türlü füze saldırısından koruyacak uzay savunma sisteminin maliyeti 220 milyar ile 1 trilyon dolar arasında olacak. Projede üzerinde yıllardır çalışılan birbirinden ilginç silah sistemleri kullanılacak.

Film gibi bir proje

Yarım ton cephane taşıyabilecek askeri uzay gemisi yıldız savaşlarının ilk ve en önemli adımlarından biri olacak. Uzay gemisi, dünyanın bir ucundan diğerine ses hızını aşarak 45 dakikada gidecek ve istenilen hedefi uzaydan vurabilecek. Uzay Komutanlığı Dairesi Başkanı General Lance Lord, bu tip gemiler uzay stratejisindeki en önemli adım.

Hava Kuvvetleri'nin geliştirdiği bir diğer silah sisteminin adı ise Tanrı'nın Asası. Uzayda belli noktalara yerleştirilecek bu sistem dünyada istenilen hedefe titanyum ve uranyum silindirleri gönderecek. Saatte 11 bin 200 km. hızla ilerleyerek hedefini vuracak silindirler küçük birer nükleer silah gücünde olacak.

Hukuk uzayda da geçerli

İstediği hedefi uzaydan bombalayarak yok etmeyi amaçlayan ABD, uzayı kendine yeni cephe olarak seçti. Bush yönetiminin Saldırma Özgürlüğü Doktrini adı verilen savaş anlayışını uzaya taşımak istemesini diğer ülkeler tepkiyle karşılıyor. Rusya, Çin, Kanada ve Avrupa Birliği uzayın kimsenin şahsi malı olmadığını savunuyor. Bu ülkeler ABD'nin silahlanmayı uzaya taşımasını eleştiriyor ve uluslararası hukukun uzayda da geçerli olduğunu belirtiyor. Hava Kuvvetleri Uzay Komutanlığı Dairesi Başkanı General Lord, problemlerin projeyi durduramayacağını çünkü uzayın ABD'nin kaderi olduğunu belirtti.

whitesnow
18 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=15176]Finlandiya semalarında 'ateş topu' görüldü, Avrupa bunu konuşuyor[/url]

Finlandiya semalarında dün gece olağanüstü parlaklıkta bir ateş topunun görüldüğü bildirildi.

Finlandiya Astronomi Dairesi URSA’dan yapılan açıklamada, ateş topunun, ülkenin doğusunda yaşayan onlarca kişi tarafından farkedildiği belirtildi.

URSA yetkilisi Marko Pekkola, kuruluş bünyesinde çalışan matematikçilerin, söz konusu cismin Rusya sınırı civarında patladığını belirlediklerini söyledi. Pekkola, ateş topunun akkor halinde bir meteor olabileceğini sözlerine ekledi.

Sansli
20 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~573056%2C00.asp]Hindistan iki uydusunu fırlattı[/url]

Hindistan uzay ajansı tarafından fırlatılan iki ileri teknoloji uydudan birisi haritalamada bir diğeri ise radyo iletişiminde kolaylıklar sağlayacak. Hindistan böylece kendi ürettiği roketiyle gönderdiği bu iki uyduyla uydu teknolojilerinde önemli bir adım atmış oldu.


Hindistan tarafından geliştirilen PSLV-C6 roketi tarafından yörüngeye oturtulan CARTOSAT-1, ülkeye karlı bir sektör olan uydu hizmetlerinde önemli bir avantaj sağlayacağı gibi kırsal ve şehirsel geliştirmelerde de yardımcı olacak.

PSLV-C6 aracılığıyla yörüngeye oturtulan bir başka uydu da HAMSAT oldu. Bir 'mikrouydu' olan HAMSAT, ülke ve uluslar arası çapta amatör radyo hizmetleri sunacak.

CARTOSAT-1, üzerinde bulundurduğu iki adet kamerayla yer yüzünü gözleyerek daha ayrıntılı harita çıkarılmasına yardımcı olacak.

CARTOSAT-1'in iki kamerasıyla elde edilen üç boyutlu görüntülerin özellikle kablo döşeme gibi işlemlerde Hindistan'a fizibilite bilgileri sağlayacak. Uydunun ayrıca ülkeye toprak ve su kaynakları yönetiminde de yardımcı olması planlanıyor.

Imbat
20 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/324698.asp?0m=T12S]Japonya uzaya teleskop yerleştirecek[/url]

Japon Uzay Havacılık Dairesi JAXA, kara delikleri araştırmak üzere Dünya yörüngesine X ışını teleskobu yerleştirecek.
20 Mayıs 2005 — Ay’a insanlı uçuş yapacağını açıklayan Japonya uzay çalışmalarını hızlandırdı. Asya devi, kara delikler ve uzak galaksileri gözlemleyecek 5 adet teleskobu, Astro-EII uydusuyla birlikte Haziran ayında uzaya fırlatacak.
JAXA’dan yapılan açıklamaya göre, uydu beraberinde 5 adet teleskobu uzaya taşıyacak. ABD-Japonya ortak yapımı Astro-Ell, teleskopları yörüngeye yerleştirdikten sonra ise, uzayda gözlem istasyonu olarak görev yapacak.
Japonya daha önce de 2025 yılında Ay’da insanlı bir uzay istasyonu kuracağını ilan etmişti.

Sansli
21 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050522&hn=175573]Akıllı robotlar, Mars’ta şekilden şekile girecek [/url]

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Mars seferi için önüne çıkan engelleri, kendisini şekilden şekile sokarak aşacak gelişmiş bir robot geliştirdi.

Greenbelt’deki Goddard Uzay Merkezi’ndeki mühendisler, piramit şeklinde ve karınca gibi ayaklara sahip robotun ilk testlerini başarıyla tamamladı. Projenin baş mimarlarından Dr. Steven Curtis, Tetwalker ismini verdikleri karıncalardan ‘otonotom nanoteknoloji birlikleri’ kurmayı hedeflediklerini, bu hareketli robotların gezegen araştırmalarında kendilerini gerektiğinde köprü, anten ya da güneş paneline dönüştürerek astronotlara yardımcı olacaklarını ifade etti. Curtis, robot karıncaların, önlerine çıkan engellere takılarak devre dışı kalan tekerlekli araştırma araçlarının yerini alacağını da söyledi. Robot karıncanın örnek modeli üzerindeki ilk testler, 2005’in Ocak ayında, Mars ort***** en yakın koşulların hüküm sürdüğü Antarktika’da yapıldı. ‘İcadımız bin bir surat gibi, her ortama uyum sağlayabilecek. Gezegenin atmosferinden girerken top şeklini alarak kendini bir kalkana dönüştürecek, indiğinde yılan gibi sürünerek engelleri aşacak, ilginç bir şey bulduğunda resmini çekip dünyaya gönderecek’ diyen Dr. Curtis, robotların, benzer özelliklere sahip birden fazla parçadan imal edileceğini, robotun, arızalanan ‘uzvunu’ kendi imkanlarıyla değiştirebileceğini de belirtti. Bilindiği üzere Mars’ta keşif çalışmalarını sürdüren Amerikan robotu ‘Opportunity’, kuma saplanıp kalmıştı.

MAZI
24 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/325110.asp?0m=N11M]Uydular birbirlerini fotoğrafladı[/url]

Uzay havacılık tarihinde ilk kez, bir uzay aracı bir diğer aracı uzayda görüntüledi.

23 Mayıs 2005 — NASA’nın 1997’den beri Mars yörüngesinde bulunan aracı Mars Global Surveyor, 21 Nisan 2005 tarihinde, Avrupa Uzay Dairesi aracı Mars Odyssey’i 90 kilometre uzaklıktan görüntüledi. Görüntü net olmamasına karşın Odyssey’nin üç önemli unsuru olan tayfölçer, anten ve elektrik üreten Güneş paneli seçilebiliyor.
Fotoğraf, Global Surveyor’ın Mars Orbiter adlı kamerasından çekildi. Kamera, yüzeydeki birkaç metre’lik cisimleri dahi görüntüleyebiliyor. Fotoğrafın çekildiği esnada her iki araç da saatte yaklaşık olarak 11 bin km hızla yol alıyordu. Mars Odyssey, herhangi bir çarpışmayı önlemek için Global Surveyor’dan daha yüksekte yol alıyor.

Imbat
30 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=178524&bl=haberler&trh=20050531]Güneş son 8 bin yılın en yakıcı sıcaklığına ulaştı [/url]

Almanya’da yapılan bir araştırma, güneşin yaklaşık 8 bin yıldan bu yana hiç bu kadar yakıcı olmadığını ortaya koydu. Almanya’nın önde gelen araştırma enstitülerinden Max-Planck Enstitüsü görevlilerinden Prof. Dr. Sami Solanki, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, “Güneşte, dünyadaki son buzul döneminin sonundan bu yana en yüksek ısıyı ölçtük.’’ dedi.

Güneşin mıknatıs alanının sürekli bir şekilde değiştiğine dikkati çeken Solanki, “Bugüne kadar güneşte ölçülen ısının her 11 yılda bir arttığını biliyorduk. Ancak şimdi uzun vadede de ısının büyük ölçüde arttığını tespit ettik.’’ diye konuştu. Meteorolog Helmut Malewski de, Almanya’daki birçok meteoroloji istasyonunun hafta sonunda rekor düzeyde sıcaklık kaydettiklerini, birçok bölgede ısının güneşte 40 dereceyi aştığını söyledi. Malewski, mayıs ayı sonunda bu kadar ısı artışının normal olmadığını, Hamburg ve Lübeck gibi ülkenin kuzeyinde bulunan bazı kentlerde ısının bu dönemde ilk kez 34 dereceye yükseldiğini kaydetti.

Almanya’da ısının Afrika’da olduğu gibi 50 dereceye yükselmesinin bu ülkede yaşayan insanlar için ölümcül olacağını belirten Malewski, Almanya’da yazın çok nemli olması nedeniyle böyle bir sıcağa dayanmanın çok zor olacağını, hafta sonunda bile birçok kişinin kan dolaşımı rahatsızlıklarıyla hastanelere kaldırıldığını söyledi.

Sansli
01 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=23730&TYPE=2]Ay tozları NASA’yı düşündürüyor[/url]

NASA’nın milyarlarca doları gözden çıkardığı Ay’da insanlı uzay üssü projesinin en büyük zorluklarından biri astronotları elbiselerine yapışan Ay tozları. Uzmanlar bunların insanlara ne gibi biyolojik zararlar verebileceğini henüz bilmiyor.

Ay’da yürüyen astronotlara göre tozlardan kaçış olanaksız, çünkü uyduda her yer bunlarla kaplı. Apollo astronotları tozların gözlerine kaçtığını söylemişti. Ay tozları Apollo’nun optik cihazlarını bozmuş, uzay arabasına kadar girmiş, uzay elbiselerine yapışmıştı. Tozları yuttuğu belirlenen Apollo mürettebatından Harrison Schmitt’te alerjik belirtiler görülmüştü. Astronotlar tozların kesif kokusunu hâlâ anımsıyor.

Ay tozu yeryüzündeki tozlardan çok daha vahşi. Ay tozlarının son derece yüksek bir sürtünme etkisine sahip olduğunu biliniyor. Dünya’daki rüzgar ve su gibi faktörler tozların kenarlarını yuvarlarken, Ay tozları bu etkilere maruz kalmadığından kenarları son derece sert, köşegen ve keskin oluyor. Ay tozları meteorların, kozmik ışınların ve Güneş rüzgarlarının Ay’ın yüzeyini dövmesiyle kayalardan kopan parçalardan oluşuyor.

BİYOLOJİK ETKİLERİ BİLİNMİYOR
Konuyu araştıran NASA uzmanları Ay tozlarına uzun süre maruz kalınması durumunda mekanik cihazların aksaması bir yana, nefes almada sorunlardan ciddi akciğer hastalıklarına kadar bir çok risk sayıyor. Örneğin, 1972 yılında Ay’a giden Apollo 17 ekibinden Harrison Schmitt’te Ay tozuna bağlı olarak alerji çıkmıştı.

Apollo astoronotları yüzeydeki yürüyüşlerinin ardından elbiselerine yapışan Ay tozları ile kapsüle girmiş ve kasklarını çıkardıklarında da havaya kalkan tozları yutmuşlardı. Ay’a ayak basmalarından sadece bir saat sonra Apollo astronotları, özel elbiselerinin ay tozuyla kaplandığını söylemişti.

Şimdiye dek yüzeyde yapılan yürüyüşler bir kaç saati aşmadığından Ay tozlarının insan sağlığına ne gibi olumsuz etkilerinin olabileceği tam olarak kestirilemiyor. Ancak uzay üssünde saatler değil, haftalar ve aylar geçirecek astronotlar için Ay tozları ciddi tehlike oluşturabilir. Dünya’ya getirilen numune Ay tozlarında yapılan incelemeler, bunların birtakım garip kimyasal özellikler içerdiğini ortaya koydu.

AGGLUTINAT MİNERALİ KORKUTUYOR
Toz parçaları sadece birkaç mikron büyüklüğünde, dolayısıyla akciğerlerin içlerine kadar ulaşmaları oldukça kolay. Bilim insanları astronotları uzun süre maruz kalmaları durumunda akciğerlerinin bu tozlarla dolabileceğini vurguluyor.

Tozlar ayrıca, meteorlardan gelen agglutinat adlı bir mineral içeriyor, ki bu minerale henüz Dünya’da rastlanmadı. Kısaca insan vücuduna olumsuz etkileri önceden tahmin edilemiyor. Köşegen kenarları nedeniyle Aly tozlarının insan vücudunda kanca etkisi yaparak yaralanmalara yol açacağı düşünülüyor.

APOLLO’DAN BERİ UNUTULMUŞTU
NASA uzmanları astronotların Ay tozuna maruz kalma risklerini asgariye indirmek için, tozları elbiselerden çekecek elektrostatik cihazlar üretmeyi planlıyor. Ancak tozların biyolojik etkilerinin irdelenmeden alınan bu tip önlemler yetersiz kalacak.

ABD’li bilim insanları Ay tozu incelemelerini Apollo uçuşlarından sonra rafa kaldırmıştı. Uzmanlar biyolojik deneyler için en az 100 ton Ay tozuna gereksinim olduğunu vurguluyor, Apollo mürettebatı ise bunun sadece yüzde 1’ini Dünya’ya getirmişti.

Not: The New Scientist ve Wired dergilerinden yararlanılmıştır.


Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 02.06.2005

MAZI
02 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/326863.asp]Mars semalarında yıldız kayması[/url]

NASA’nın Mars’ta hayat izi arayan Spirit aracı, gezegen semalarında meydana gelen meteor yağmurunu görüntüledi.
SPACE.com - Spirit’in çektiği fotoğraf, Mars’a düşen meteorları göstermesi açısından bir ilk. Bilim insanları gökyüzünde bir ışık çizgisi olarak gözüken meteor yağmurunu ilk aşamada, 1970’lerden beri gezegen yörüngesinde dolanan Viking 2 uzay aracı olduğunu düşünmüştü.
Meteor banyoları genellikle, Güneş Sistemi’nde gezinen kuyrukluyıldızlardan kopan toz veya irili ufaklı parçaların gezegenlerin yörüngelerine girmesiyle oluşuyor. Kum veya bezelye büyüklüğündeki parçalar, örneğin, Dünya’nın atmosferine girişte hava ile sürtünmeden alev alıyor ve ışık saçar gibi gözüküyor. Günlük dilde buna ‘yıldız kayması’ deniyor. Bilim insanları benzer meteor yağmurlarının, ince ve sürtünme gücü düşük atmosferine karşın Mars’ta da gerçekleşebileceğini düşünüyor.

MARS’TA METEOR YAĞMURU
Söz konusu fotoğraf Spirit’ten 7 Mart 2004’te Dünya’ya ulaşmıştı. Bilim insanları, gökyüzünde bir ışık çizgisi olarak gözüken bu imajı ilk aşamada, 1970’lerden beri gezegen yörüngesinde dolanan Viking 2 olduğunu düşünmüştü. Ancak aradan geçen zaman içinde yapılan hesaplamalarda, ışık çizgisinin Viking 2’ye ait olmadığı, bir meteorun gezegene düşüşüne işaret ettiği belirlendi. Buna göre, Mars’ta o aylarda bir meteor yağmuru öngörülebilirdi.

Lyon kentindeki Centre de Recherche Astronomique uzmanları fotoğraftaki meteorun Wiseman-Skiff adlı kuyrukluyıldızdan koptuğunu tespit etti. Meteorun düşüş yönü ile kuyrukluyıldızın yörüngesi üstüste oturtuldu. Mars’ta gözlemi yapan Spirit’in bakış açısıyla meteorun ufka 14.2 dereceyle geçtiği hesaplandı.

Not: Makalenin orijinali İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlandı.

MAZI
02 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/326921.asp]Baykonur Uzay Üssü 50 yaşında[/url]

Soğuk Savaş yıllarında Sovyet uzay araştırmalarının sembolü Baykonur Uzay Üssü 50’nci yaşgününü kutluyor.
Baykonur - Rüzgarın kavurduğu Orta Asya bozkırlarında dev bir teknoloji abidesi olarak yükseliyor Baykonur Uzay Üssü. Bu üs uzaya çıkan ilk insan Yuri Gagarin’den başlayarak yüzlerce astronotu uzaya gönderdi. Rusça’da kozmodrom olarak adlandırılan uzay üssü, kuzeyden güneye 80 kilometre, doğudan batıya 130 kilometre uzanıyor. Baykonur, bir düzineden fazla fırlatma rampası, 5 kontrol kulesi, 9 kontrol merkezi ve 1.500 kilometre’lik bir füze deneme alanına sahip.
Baykonur Uzay Üssü’nde yapılan 50’nci yıl töreninde konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, üssü “İkinci Dünya Savaşı’nda yıkımla çıkmış bir devletin kahramanca yeniden inşasının sembolü” olarak tanımladı.

SPUTNİK VE YURİ GAGARİN
50’inci yılında Baykonur dünyanın en önemli uzay üslerinden biri sayılıyor. Bozkırda geniş bir alana yayılan Baykonur, ilk olarak 1950’lerde gizli Sovyet balistik füze programında kullanılmıştı. 1960’larla beraber Baykonur, Sovyetler’in ABD ile giriştiği uzay yolculukları savaşına ev sahipliği yaptı. Uzaya ilk çıkan araç Sputnik, 1957’de ve uzaya ilk çıkan insan Yuri Gagarin de 1961’de, Baykonur’dan havalanmışlardı.
Sovyet Hava Kuvvetleri pilotu Gagarin (solda), 12 Nisan 1961’de ‘Sovyet Vostok 1’ adlı roketle uzaya çıkmıştı. Gagarin, uzayda saatte 27 bin km/saat hızla uçmuştu. Dünya yörüngesinde, deniz seviyesinden 230 kilometre yükseklikte 1 saat 48 dakika kalan Gagarin’in bu başarısı, Sovyetler’in uzaydaki ‘Soğuk Savaş’ı kazandığının işaretiydi. Çünkü ABD’liler ancak 23 gün sonra uzaya çıkabilmiş ve Sovyetler’in gerisinde kalmıştı.

UZAYA İLK ÇIKAN KADIN TEREŞKOVA
Uzay yarışında böylece Sovyetler, ABD’nin önüne geçmişti. Uzaya çıkan ilk kadın Valentina Tereşkova da 1963’te yine Baykonur’dan havalanmıştı. Baykonur Üssü’nden 1980 ve 1990’larda uzay istasyonu MIR’in desteklenmesinde yararlanıldı. Üs son birkaç yıldır ise, Uluslararası Uzay İstasyonu’na gidecek olan Soyuz’lara ev sahipliği yapıyor.

Baykonur’da kazalar da olmadı değil; 24 Ekim 1960’ta bir füzenin henüz fırlatma rampasında infilak etmesi sonucu 165 mühendis yaşamını yitirmişti. Bu kaza, Sovyetler Birliği’nin 1990’da dağılmasına kadar gizli tutuldu.

KİRASI YILLIK 115 MİLYON DOLAR
Sovyetler’in dağılmasından sonra Baykonur, Kazakistan topraklarında kaldı. Rusya, Baykonur’un kullanımı için Kazakistan’a 2050 yılına kadar yıllık 115 milyon dolar kira ödüyor. Sovyetler’in çökmesinden sonra uzay araştırmalarına ödenek ayıramayan Rusya’nın, Baykonur’a gerekli bakımı yapmaması nedeniyle üssün birçok bölümünün paslandığı söyleniyor.

KAZAK-RUS ORTAK ÜSSÜ BAYTEREK
Baykonur Uzay Üssü’nün 50’nci yılı kutlamaları ayrıca yeni ve çevre dostu bir uzay üssünün de açılışına vesile oldu. Rus-Kazak ortak yapımı Baiterek Üssü çevre dostu yakıt kullanan Angara araçlarının fırlatılmasında kullanılacak. Yapımı 2009’da bitecek olan Baiterek Üssü, 400 milyon dolara mal olacak. Baiterek Üssü, Kazakistan’ın uzay araştırmaları sahnesine Rusya ile ortak adım atmasına ön ayak olacak.
Gagarin’i uzaya ***üren ‘Sovyet Vostok 1’ uzay aracının fırlatılışı

whitesnow
03 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/content/teknoloji/tek014/atekno.html]Spitzer'den 100 bin yeni yıldızın oluşum görüntüleri[/url]

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA'ya ait Spitzer Uzay Teleskopu'nun, 100 bin kadar yeni yıldızın oluşumuna ilişkin görüntüleri saptadığı bildirildi
NASA'ya ait Jet İticigüç Laboratuvarı'ndan yapılan açıklamada, Spitzer'in kızılötesi kamerasının dünyadan 10 bin ışık yılı uzaklıktaki Carina Nebulası'ndaki yoğun gaz bulutunun içinde yıldızların oluşumuna ilişkin görüntüleri saptadığı belirtildi. Carine Nebulası, Samanyolu'nda, 200 ışık yılı büyüklüğündeki uzay boşluğuna yayılmış gaz ve toz bulutlarından oluşuyor.

Açıklamada, Spitzer'in kamerasının ilk kez gaz ve toz bulutu kütlesini aralamayı başararak, Carina Nebulası'ndaki en büyük yıldız olan Eta Carinae'dan akan toz kümelerinin içinde, yeni yıldızların oluşumuna ilişkin görüntüleri saptadığı kaydedildi.


Bilimadamları gökyüzündeki ikinci en parlak yıldız olan ve Güneş'ten 100 kat daha büyük bir kütleye sahip Eta Carinae'nin yakın bir süre içinde bir süpernova patlaması sonucu yok olacağını düşünüyorlar.

Görüntüleri saptayan bilimadamları grubundan Robert Gehrz, Amerikan Astronomi Topluluğu'nun toplantısında dün yaptığı konuşmada, 'Yıldızların bu bölgede nasıl oluştuğunu daha önceden biliyorduk ama Spitzer bize tüm çevrenin, eşi görülmemiş sayıda değişik kütleler ve yaşlardaki yeni oluşum halindeki yıldızlarla kaynaştığını gösterdi' dedi.

Bilimadamları, yıldızların dizi halindeki büyük kütleli yıldızlardan doğan radyasyon ve rüzgarların, nebulaların çevresindeki gaz ve toz bulutlarını yararak sıkıştırması sonucu meydana geldiğine inanıyorlar.

whitesnow
03 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/327032.asp]NASA Phoenix’i Mars’a gönderiyor[/url]

NASA’nın Phoenix uzay aracı, Mars’ın buzla kaplı Kuzey Kutbu’na Mart 2008’de ayak basacak.
Los Angeles - Spirit ve Opportunity’nin performanslarından cesaret alan NASA, yeni bir jeolojik araştırma cihazını Mars’a gönderiyor. Jeolojik araştırma robotu Phoenix’in Spirit ve Opportunity gibi gelişmiş bir robot kolu bulunuyor. Robot kol buzla kaplı sert zemini delerek yüzey altından toprak numuneleri çıkaracak. Gezegenin yörüngesine araştırma yapan Mars Odyssey, 2002 yılında kuzey kutbunda buzulların bulunduğu bir bölge tespit etmişti.
Bilim insanları Phoenix’in ‘Kızıl Gezegen’in jeolojik tarihiyle ilgili önemli ipuçları elde etmesini bekliyor. Uzay aracının birinci hedefi buzun içinde mikropların yaşayıp yaşamadığını bulmak olacak. Phoenix, NASA’nın düşük bütçeli uzun dönem sürdürülebilir uzay araştırmaları planının bir parçası. NASA insanlı uzay üsleri kurmadan önce, karşılanabilir bütçelerle desteklenen araştırmalar yaparak, astronotları öncül araştırma yükünden kurtarmak istiyor.

Phoenix gelecek iki yıl zarfında, laboratuvarlarda yaratılan Mars şartlarında denenecek. Gelecek Ağustos ayında fırlatılacak olan Mars Reconnaissance Orbiter adlı uzay aracından gelecek bilgiler ışığında da Phoenix’in gezegende ineceği bölge kesin olarak belirlenecek.

YARIM KALAN PROJE
Toplam 386 milyon dolarlık Phoenix, daha önce 2001 yılında Mars Surveyor programının bir parçası olarak uzaya gidecekti, fakat bu program, Mars Polar Lander’ın 1999 yılında Mars yüzeyine çakılmasının ardından geçici olarak durdurulmuştu. Polar Lander, Mars’ın Güney Kutbu’na ineceği sırada motoru erken kapanmış ve araç dengesini yitirerek yere düşmüştü.

Phoenix o günden beri NASA’nın uçak yapım işlerini yürüten Lockheed Martin’in deposunda bekletiliyordu. Phoenix, Florida’daki Kennedy Space Center’dan Ağustos 2007’de fırlatılacak ve 9 ay içinde Mars’a varacak.

Imbat
04 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/327121.asp]NASA kara enerjinin sırrını çözecek[/url]

Kara enerji olarak adlandırılan ve ne olduğu tam olarak bilinemeyen güç, 2025'ten sonra NASA'nın başlıca araştırma hedeflerinden biri
NASA’nın gelecek 30 yıldaki bilimsel gözlem hedefleri arasında kara deliklerin maddeyi yutarken görüntülenmesi, kara enerjinin sırrının çözülmesi gibi iddialı araştırmalar var.
The NewScientist - NASA’nın üç yıldır süren gözlem hedeflerinin tartışıldığı bilim paneli sonuçlandı. Bilimsel hedeflerin masaya yatırıldığı panelde NASA uzmanları, gelecek 30 yıl içerisinde gerçekleştirmesi öngörülen 4 ana hedef belirledi.
BIG BANG’E GERİ DÖNÜŞ
Birinci hedef zamanın başladığı an sayılan, Big Bang (Büyük Patlama)’in araştırılması. Gelecek 10 yılda kozmik mikrodalga radyasyonu incelenecek ve ilk kozmik patlama ile ilgili kanıtlar aranacak. NASA 2015-2025 yılları arasında kütleçekim dalgalarını araştıracak.

Özel geliştirilecek Big Bang Observer cihazıyla, Big Bang’in yarattığı kütleçekim dalgaları incelenecek ve kuantum etkisi araştırılacak.

KARA DELİKLER MADDEYİ YUTARKEN İZLENECEK
Kara deliklerin uzay, zaman ve maddeyi nasıl değiştirdiğinin incelenmesi ikinci hedef olarak belirlendi. Gelecek on yılda Gamma-Ray Large Area Teleskobu kara delikleri inceleyecek, Webb teleskobu ise erken evrendeki kara delik oluşumlarını ve birleşmeleri gözlem altına alacak.

Kütleçekim gözlemleri ve X-ışını teleskobu Constellation-X kara deliklerin niteliklerini değerlendirecek. Ölçümler, İzafiyet Teorisi’nin sınanmasında kullanılacak. 2025’ten sonra ise kara deliklerin maddeyi yutuşu görüntülenecek.

KARA ENERJİ AYDINLANACAK
Kara enerji olarak adlandırılan ve ne olduğu tam olarak bilinemeyen güç, NASA’nın üçüncü hedefi. 2025’ten sonra Big Bang Observer, evrenin erken çağlarına ait uzak galaksilerdeki nötron yıldızları ve kara delikleri inceleyecek. NASA uzmanları uzayın geometrik yapısı ile kara enerji arasında bağı kullanarak bu esrarengiz gücü aydınlatmayı umuyor.

TERSİNE EVREN: ATOM ÇEKİRDEĞİ
Dördüncü ve son hedef de galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin oluşumunu açıklayan teorilerin gözden geçirilmesini içeriyor. İlk 10 yılda Webb Uzay Teleskobu erken evrende oluşmakta olan ilk galaksileri gözlemleyecek. Sonraki 10 yılda Constellation-X ağır elementlerin ortaya çıkışını araştıracak, üçüncü 10 yılda ise atom çekirdiğinin evrimi incelenecek.

NASA’nın bu iddialı hedeflerinin ne derecede gerçeğe dönüştüreceği önceden tahmin edilemiyor.

Imbat
05 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~5@nvid~585656,00.asp]Sanal kainatla gerçeğinin sırlarını keşfedecekler[/url]

Bilim adamları bilgisayarda ‘sanal kainat’ yarattılar ve zamanın kısa bir tarihini, kara delikleri, galaksi oluşumlarını yazdılar. ‘Milenyum Simulasyonu’ adı verilen çalışma türünün en büyüğü.

Bilgisayarda 25 milyon megabayt yer kaplayan çalışma, kainatın 14 milyar yıllık yaratılış tarihini birkaç aya sığdırıyor ve çok daha eski zamanlardaki bilinemeyen olayları çözebilmenin yolunu da açıyor. Simülasyonun gerçekleştirildiği İngiltere’deki Durham Üniversitesi’nden Prof. Carlos Frenk, ‘Kainatla ilgili tüm bilgilerimizle Avrupa’da bugüne kadar yapılmış en büyük bilgisayar programını yaptık’ dedi. Prof. Frenk, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Bu bizim yaptığımız en büyük şey. Belki de bilgisayardaki en büyük fizik çalışması. İlk defa evrenin tam***** tıpatıp benzeyen bir kopyasını elde ettik. Artık evrenle ilgili deneylerimize başlayabiliriz. Şimdi yapacağımız şey, gerçek kainat hakkında sormak istediğimiz, ancak anlatacak yol bulamadığımız tüm soruları sormak. Gerçek evrende kara deliklerle ilgili ayrıntılı soru sormak zor oluyordu. Simulasyonda ise her şeyi sorabiliriz.’

Imbat
05 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~5@nvid~586962,00.asp]55 milyon kilometre öteden kurtarıldı[/url]

Yaklaşık beş hafta önce kuma saplanan NASA’nın Mars gezegenine gönderdiği uzay aracı Opportunity, mühendislerin çabaları sonunda Dünya’dan manevrayla kumuldan kurtarıldı.

2004 yılının ocak ayından beri Mars gezegeninde birçok keşifte bulunan Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’nın aracı Opportunity 26 Nisan’da aşırı rüzgardan yıkılmış bir kum tepeciğine saplandı. 88.5 santimetre boyundaki Mars aracı kendi başına yaptığı bütün manevralara rağmen saplandığı kumuldan çıkmayı başaramadı. 400 milyon dolarlık Mars projesinin suya düşmemesi için NASA mühendisleri kontrolü Opportunity’den alarak hummalı bir çalışma içine girdiler.

BEŞ HAFTA SÜRDÜ

Ancak ortada bir sorun vardı. Şu anda 55 milyon 758 bin kilometre uzaklıkta bulunan Mars’taki araca komut verebiliyor, fakat verdikleri bu komutun işe yarayıp yaramadığını göremiyorlardı. Araç her hamlede daha çok kuma batıyor ve çekiş sisteminin gücü giderek daha da azalıyordu. Yarım milyon dolarlık proje suya düşmek üzereken önceki gün yapılan bir manevra işe yaradı. NASA’nın Mars aracı Dünya’ya gönderdiği fotoğraflarla saplandığı kumdan kurtulmayı başardığını gösterdi. Sevinçli haberi alan California’daki NASA çalışanları başarılarını barbekü yaparak kutladılar.

Imbat
08 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/327932.asp]Titan’da metan fışkırtan volkan[/url]
Satürn uydusu Titan’da metan buzu fışkırtan bir yanardağ gözlemlendi. Uzmanlar sönük volkanın bir zamanlar Titan atmosferine metan saldığını düşünüyor.

PASADENA - Titan atmosferini gözlemleyen kızılötesi kamera ile tespit edilen yanardağ 30 km çapında ve tepesinde hidrokarbon buzullar bulunuyor. Volkan enerjisini yüzeydeki ısınmadan alıyor. Volkanın eteklerinde nehiri andıran kanallar bulunuyor.
Titan'da hidrokarbon sürprizi

<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/320903.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/320903.asp[/url]
Titan yüzeyi hidrokarbon okyanusu

<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/263881.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/263881.asp[/url]
Titan'da suyun yerini sıvı metan aldı

<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/306267.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/306267.asp[/url]


Uzmanlar gözlem konusu yanardağın lav yerine buz fışkırtan bir volkan olduğunu ve saldığı metan ile atmosferi beslediğini düşünüyor. Bilim insanları mevcut durumda cansız duran volkanın Titan yüzeyindeki bir çok benzerinin, yüzeye buz metan saldığını düşünüyor.

Titan, Güneş Sistemi’nde atmosferinde azot ve metan bulunan tek uydu. Bu nedenle uydu atmosferi Dünya’nın ilk zamanlarına benzetiliyor.

METAN OKYANUSLARI ‘YOKMUŞ’
Bilim dünyası, Titan atmosferindeki organik maddelere dayanarak uydunun metan okyanuslarıyla kaplı olduğunu düşünüyordu. Çünkü metanın atmosferde varlığı sürdürebilmesi için sürekli yenilenmesi gerektiği düşünülüyordu. Buna karşılık, ne Satürn yörüngesindeki Cassini, ne de Titan yüzeyindeki Huygens şimdiye dek uydu yüzeyinde varolduğu düşünülen sıvı metan okyanuslarına rastlamadı.

METANIN KAYNAĞI BELİRSİZ
Cassini ve yüzeydeki Huygens’in çektiği fotoğraflarda, sıvı metan nehirleri olup olmadığı henüz kesinleştirilmiş değil. Ancak Cassini öncesi sıkça dile getirilen uydunun sıvı metan okyanusları ile kaplı olduğu düşüncesi şimdilik rafa kalkmış durumda. Son durumda Titan’da metanın varlığı kesin olarak açıklanamıyor. Çünkü eğer okyanuslar yok ise, sadece 10 milyon yıl gibi kısa bir ömrü olan metanın uyduda sürekli bulunması için bir başka kaynağın varlığı şart.

Son bulgular Cassini’nin 26 Ekim 2004’te yaptığı Titan gözlemlerine dayanıyor. Cassini, Titan’ın yakının gelecek 4 yıl içinde 45 kez geçecek.

Not: Makalenin orijinali İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlanmıştır.

Sansli
13 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24035&TYPE=2]Güneş sistemi dışında ilk kez Dünya'ya benzeyen gezegen keşfedildi[/url]

Güneş Sistemi dışında Dünya'ya benzeyen bir gezegenin ilk kez keşfedildiği bildirildi.

Berkeley-California Üniversitesi, Washington Carnegie Enstitüsü ile Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Ames Araştırma Merkezi'nden gökbilimciler Geoffrey Marcy ile Paul Butler'ın açıkladığına göre, Dünya'ya 15 ışık yılı uzaklıkta, astronomi katalog adı Gliese 876 olan yıldızın çevresinde dönen gezegen keşfedildi.

Muhtemelen kaya katmanları taşıyan ve son on yılda Güneş Sistemi dışında keşfedilmiş Jüpiter gibi gaz devi 155 gezegene benzemeyen gezegen, yıldızına çok yakın yörüngede.

Dünya, Güneş'e 150 milyon kilometre mesafede. Bu gezegen ise yıldızı Gliese'ye çok yakın, yani 3,2 milyon kilometre uzaklıkta yörüngede dönüyor. Dünya'nın Güneş etrafında 1 dönüşünün 1 yıl olduğu düşünülürse, bu gezegen Gliese'nin çevresinde yörüngesinde çok hızlı, yani 2 Dünya gününde dönüyor. Yeni keşfedilen gezegenin yüzey sıcaklığının 400 ila 700 derece olduğu tahmin ediliyor.

ÇAPI VE BULUNDUĞU YER
Keşfedilen gezegenin çapı Dünya'nın iki misli. Kütlesi ise Dünya'nınkinin tahminen 5.9-7.5 katı. Gezegenin dolandığı Glies yıldızının kütlesi ise Dünya'nın sadece üçte biri.

Bu gezegenin 'normal yıldız' etrafında dönen keşfedilmiş ilk gezegen olduğu belirtildi ve daha önceleri ölmüş yıldız pulsar'lar (atarca) etrafında dönen çok uzak üç gezegenin belirlenmiş olduğu Washington'daki Ulusal Bilim Vakfı astronomi toplantısında anlatıldı.

Gökbilimciler, açıklanan yeni gezegeni aslında üç yıl önce biliyorlardı, ancak doğrulama için beklendiğini bildirdiler. Gezegen ve yıldızı Glies, Kova Burcu (**uarius: Saka Takımyıldızı) içinde keşfedildi.

15 ışık yılı uzaklık, astronomide 'birkaç adım ötesi' kadar yakın. 1 ışık yılı 10 trilyon kilometre. Uzayda milyonlarca gökadadan biri olan ve Dünya-Güneş Sistemi'nin içinde yer aldığı eliptik Samanyolu Gökadası'nın geniş çapı 110 bin, dar çapı 60 bin ışık yılı genişlikte.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 14.06.2005

Imbat
13 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/328521.asp]Uzay, nükleer plazma gibi şekillendi’[/url]

Nükleer reaktörde yaratılan plazmanın, Big Bang’ten sonraki galaksilerin erken uzayda dağılımı arasında paralellik bulunduğunu öne sürüldü. Bu tez, erken uzayın nükleer reaktörlerde sınanması yolunu açabilecek
CAMBRIDGE - Bilim bazen de tesadüflerle ilerliyor. Füzyonda yaratılan plazmaları araştıran Danimarkalı bilim insanı Nils Basse, çalışmaları sırasında tesadüfen, uzayla ilgili gözlemler içeren Sloan Digital Sky Survey (SDSS) raporunu inceliyor. Rapordaki verilerle kendi çalışmalarını karşılaştıran Dr. Basse, erken uzaydaki boşluk ve galaksilerin dağılımının matematiksel oranı ile nükleer plazmadaki pıhtı ve düğümlerin ilişkisi arasında şaşırtıcı bir benzerlik farkediyor.
Basse sonuç olarak galaksilerin uzayda dağılımlarının, Big Bang’i müteakip ortaya çıkan plazma yoğunluğundaki değişimlere göre şekillendiğini savunuyor
Dr. Basse galaksi dağılımının plazmik yapı tarafından belirlendiğini, bugünkü dağılımın da erken uzaydaki dağılımın bir devamı olduğunu vurguluyor. Bu şu anlama geliyor; nükleer reaktörlerdeki plazma çalışmaları erken uzayın karakteristiklerini denemek ve incelemek için uygun bir model olabilir.

Dr. Basse, plazma deneyini Almanya’nın Garching kentindeki Wendelstein 7-AS ‘stellarator’ füzyon reaktöründe gerçekleştirdi. Dr. Basse deneylerini halen Massachusetts Institute of Technology’de yürütüyor. Ayrıntılı bilgi için Dr. Basse’nin kişisel web sitesi; www.npb.dk

‘PLASMANIN ETKİSİ KALICI DEĞİL’
Bu görüşü sorgulayanlar da var. University of Arizona uzmanı Daniel Eisenstein, Basse’nin örnek aldığı plazma oluşumunun, ancak Big Bang’ten sonraki ilk birkaç milisaniye için geçerli olduğunu savunarak, bu görüşe karşı çıkıyor. Dr. Eisenstein, söz konusu ilk birkaç milisaniyenin evrenin yapısıyla ilgili ‘çok erken’ bir evre olduğunu, bu evre içinde meydana gelenlerin uzayın sonraki oluşumları üzerinde etkisinin ‘sınırlı’ olduğuna işaret ediyor.

Basse’nin tezinin kanıtlanabilmesi için bilimsel olarak kabul gören bir başka veriyi daha aşması gerek. Evrende ilk ışık dağılımının Big Bang’ten 380 bin yıl sonra gerçekleştiği düşünülüyor. Basse’nin tezi bu rakamla çelişiyor. Makalenin orijinali Physics Letters hakemli dergisinde yayımlandı.

Kaynak: The NewScientist

whitesnow
14 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24060&TYPE=2]Uzaydan ABD Kongresi'ne bağlanıp soruları yanıtladı[/url]

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) görev yapan Amerikalı Astronot John Phillips, uzaydan uydu bağlantısıyla ABD Kongresi’ne bağlanarak Uzay Bilimi Komisyonu üyelerinin sorularını yanıtladı.

Rus Kozmonot Sergei Krikalev ile Nisan ayından beri UUİ’de bulunan Phillips, komisyon üyeleriyle konuşmasına, Uluslararası Uzay İstasyonu’na hoşgeldiniz diyerek başladı.

ABD Kongresi üyeleriyle uzaydaki bir astronot arasında uydu bağlantısı sayesinde yapılan bu ilk görüşme 15 dakika sürdü. Phillips, görüşmede, Uzay Bilim Komisyonu üyelerinin sorduğu yaklaşık 10 soruyu yanıtlandırdı.

Komisyon Başkanı Ken Calvert, görüşmenin amacının, astronotlardan uzaydaki deneyimleri hakkında bilgi almak olduğunu belirterek, Bu, ABD Kongresi tarihinde, dinlenen kişinin uzaydan konuştuğu ilk görüşme oldu dedi.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 15.06.2005

Imbat
16 06 2005, 17:00
- <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/329198.asp]Uzay yelkenlisi 21 Haziran’da uçuyor[/url]

Güneş yelkeni kullanan dünyanın ilk uzay aracı Cosmos 1, 21 Haziran’da bir Rus füzesinin sırtında uzaya çıkacak.
İSTANBUL - Bilim tarihinin ilk uzay yelkenlisi, Güneş’ten kuvvet alarak Dünya yörüngesine girecek. Güneş yelkeni teknolojisinin gelecekte tüm uzay araçlarına entegre edilmesi amaçlanıyor. Güneş yelkeni, sonsuz Güneş ışığı sayesinde enerji tüketimini düşürecek ve uzaydaki rotalarının kısalmasını sağlayacak. Mevcut teknolojilerde, araçlar gezegenlerin yörüngelerinden kuvvet aldıkları için dönerek yol alıyor. Güneş yelkenleri sayesinde rota düzleşecek.

İlk Güneş yelkenli uzay aracı Cosmos 1’in araştırma-geliştirmesini ve fırlatılışını Planetary Society (Gezegenler Cemiyeti) adlı bir sivil toplum kuruluşu yürütüyor.
Astronomlar uzun yıllardır, rüzgar yelkeni teknolojisini Güneş enerjisine uyarlamayı ve uzay araçlarına sonsuz enerji üretmeyi tasarlıyor. Cosmos 1 bunun ilk deneneceği araç olacak. Cosmos 1’de itkiyi sağlayan 8 adet üçgen yelkeni bulunuyor; 15 metre’lik yüksek yansıtma yeteneği olan bu yelkenler özel bir maddeden üretiliyor.

FOTONLAR YELKENİ İTTİRECEK
Yelkenler Dünya’dan 800 km yükseklikte açıldığında, Güneş’ten gelen fotonlar yelkenlere çarpacak ve uzay aracını ittirecek.
Yelkenlere çarpan fotonlar ilk etapta yüksek bir hızlanma sağlamayacak, ancak fotonlar sürekli çarptıkça yelkenlerde birikim meydana gelecek. Zamanla yelken aracı daha hızlı ittirecek ve Cosmos 1 hızlanacak. Cosmos 1’in her gün hızına 160 km/saat eklemesi bekleniyor. Sonuçta, Cosmos 1 Dünya’nın yerçekimini atlatacak hıza ulaşacak.

SAATTE 160 BİN KM HIZ
Cosmos 1’in uzaydaki serüveni birkaç hafta sürecek ve Güneş yelkenleri zamanla gücünü yitirecek. Ancak teorik olarak, bir uzay yelkenlisi Güneş’ten aldığı sonsuz foton gücüyle sürekli olarak hızlanabilecek ve Güneş Sistemi’nin derinliklerine doğru yol alabilecek. Gelecekte uzay yelkenlisi, her gün biraz daha hızlanarak, üç yıl sonunda 160.000 km/saat hıza ulaşabilecek. İşin asıl önemli tarafı, aracın bunu tek bir damla yakıt kullanmadan başarabilecek olması.


- <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/321786.asp]Uzay gemilerine Güneş yelkeni[/url]

Gelecekte uzak gezegenlere yolculuk için tek alternatif olan Güneş yelkenleri tabiatiyle NASA’nın da gündeminde. NASA, daha gelişmiş bir Güneş yelkeni teknolojisini halen Ohio Sandusky’deki dünyanın en büyük vakum odasında deniyor. Söz konusu yelken dört gümüş rengi üçgenden oluşuyor. Dört üçgen, kenarı 21 metre olan bir kare oluşturuyor. NASA, uzaya çıkacak olan güneş yelkenlerinin en az 80 metre olmasını amaçlıyor.

CARL SAGAN’IN MİRASI
Planetary Society, Güneş yelkenlerini NASA’dan önce uzaya çıkarmanın gururunu yaşıyor. Cosmos 1’in finansamanını ünlü astronom Carl Sagan’ın karısı Ann Druyan üstlendi. Cosmos 1, Barents Denizi’inden bir denizaltıdan fırlatılacak Rus balistik füzesinin sırtında uzaya taşınacak ve Dünya yörüngesine bırakılacak.

Planetary Society’nin 2001 yılında yaptığı denemede Cosmos 1’in prototipi balistik füzeden ayrılamamış ve Kamçatka Yarımadası’na çakılmıştı.

Kaynak: WIRED.com
- <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/323415.asp]Güneş yelkenleri rüştünü ispatlıyor[/url]

Imbat
16 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=18555]Daveli'deki krater bir meteora mı ait?[/url]

Kayseri’nin Develi İlçesi’ne bağlı Kale Köyü’nde bulunan kraterin bir meteora ait olup olmadığının belirlenmesi için, araştırma çalışmalarına başlandı.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Astro Fizik Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, Araştırma Görevlisi Ebru Şengül ve Özlem Kocahan ile birlikte, Develi İlçesi’ne bağlı Kale Köyü Yazıçam bölgesinde bulunan 15 metre derinliğindeki kraterde ön inceleme çalışmalarına başladı.

Prof. Dr. Mehmet Emin Özel, gazetecilere yaptığı açıklamada, ’göktaşı’ adı verilen meteorların, zaman zaman yeryüzüne düştüğünü söyledi. Meteor araştırmalarını geçen yıl Konya’da da yaptıklarını belirten Prof. Dr. Özel, şunları kaydetti:

Dört gündür buradayız. Yaptığımız çalışmalarda olumlu neticeler elde etmeye başladık. Bizler burada, 15 metre derinlikte, deniz seviyesinin bin 614 metre yüksekliğinde ve 3 kilometrelik bir alanda çalışma yapıyoruz. Olumlu sonuçlar elde edinceye kadar da çalışmalara devam edeceğiz. Çalışmalarımızı, araştırma görevlilerimizden Özlem Kocahan bir tez haline getirerek TÜBİTAK’a gönderecek. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmet Toymuş da yapılan çalışmaların olumlu sonuçlar vermesi halinde Develi’nin meteor turizmi için önemli bir merkez haline gelebileceğini bildirdi.

Çalışmalara, Kayseri Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü Jeoloji Mühendisleri Selami Türkileri, Ahmet Evsan, Mustafa Aksak ve Ahmet Özkan da katılıyor.

Imbat
20 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/329610.asp]Evrim aşamalı değil, ani gerçekleşti[/url]

İnsanlardaki 2 numaralı kromozomu araştıran Evan Eichler, insan DNA’sındaki değişimlerin, sanıldığı gibi uzun sürece yayılmak yerine ani ve köklü değişimlerle meydana geldiğini savunuyor.

SEATTLE - Aşamalı meydana geldiği düşünülen evrim sürecinin, kısa sürede meydana gelen köklü değişimlerle gerçekleştiği ortaya atıldı. Buna göre, köklü değişimler kısa zaman içinde ve hızla oluyor; müteakip uzun dönemde ise sadece ufak değişimler meydana geliyor. Bu tez evrimin sanıldığı gibi uzun sürede aşamalı olarak değil, daha çok ani sıçramalar şeklinde gerçekleştiğini gösteriyor.
Evrim sürecindeki aşamalar, kromozomlardaki DNA serilerinden okunabiliyor. Kromozomlardaki değişimler de DNA parçalarındaki kopyalardan ya da DNA suretlerinden tespit ediliyor. University of Washington uzmanı Evan Eichler, 2 numaralı kromozomdaki kopya DNA serilerini, başka maymun türlerindeki muadilleri ile karşılaştırdı. Bilim insanları ilk etapta DNA’lardaki değişimlerin milyonlarca yıl üzerinde aşamalı olarak gerçekleşmiş şekilde çıkacağını tahmin ediyorlardı. Ama, beklenenin tam tersi bir sonuç çıktı.

Tahlilde, büyük kopyaların kısa zaman aralıkları içinde meydana geldiği gözlemlendi. Köklü değişim sıçramalarının arasında uzun ve değişim olmayan dönemler tespit edildi.

20 İLA 10 MİLYON YIL ARALIĞI
Evrim tarihinde canlılar arasında en önemli çatallanmanın 10 ila 20 milyon yıl önce yaşandığı anlaşılıyor. Araştırma insanoğlu, şempanze, orangutan ve gorillerin de aralarında bulunduğu maymun familyasının, diğer ilkel maymun türlerinden bu 10 milyon yıllık aralıkta ayrıldığını gösterdi. Ancak, 10 milyon yıl, evrim süreci için uzmanların daha önce tahmin edemeyecekleri kadar kısa bir dönem.

Öte yandan, insanla diğer maymun türlerinin birbirinden ayrılması ise daha sonra gerçekleşti.

SADECE 2 NUMARALI KROMOZOM İNCELENDİ
Bilim ekibi, 2 numaralı kromozomdaki DNA değişimlerinin neden bu kadar kısa aralıklarla ortaya çıktığını şimdilik açıklayamıyor. Ancak bu çalışma, evrimin aşamalı ve dengeli gerçekleştiği tezini sorguluyor. Hatta evrim süreci içindeki bu sıçramaların beynin genetik gelişiminde etkili olduğu da düşünülüyor.

Evrimin ritmiyle ilgili bu çalışmanın geçerlilik kazanması için, diğer bilim merkezlerinin onayından geçmesi gerekiyor. Araştırmanın kurama dönüşmesi için ise, diğer kromozomlarında incelenmesi gerekecek.

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız: www.gs.washington.edu/faculty/eichler.htm


Kaynak: The NewScientist
Not: Araştırmanın tam metni hakemli bilim dergisi Genome Research (Vol, 15)’te yayımlanmıştır.

Imbat
22 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/06/23/dunya/dunya5.html]Uzay yelkenlisi kayboldu [/url]

ABD ve Rusya'nın güneş enerjisiyle yıldızlararası yolculuk yapmak için geliştirdiği 'Uzay Yelkenlisi' projesi fiyaskoyla başladı. Barents Denizi'ndeki Rus nükleer denizaltısı Borisoglebsk'den fırlatılan Kosmos -1'in 83 saniye sonra taşıyıcı roketinden ayrılması gerekiyordu. Ancak araç, planlanandan farklı bir yörüngeye oturdu, yani kayboldu. Bilim adamları, Kosmos-1'in taşıyıcı roketinin ağırlığının etkisiyle dünyaya geri düşeceğini açıkladı. Çalışmalarını sürdüren bilim adamları bazı istasyonlardan uzay aracının gönderdiği sinyalleri almayı başardı. Uzmanlar, bu mesajlara göre yelkenlinin planlanandan daha alçak bir yörüngeye oturmuş olabileceğini söyledi. Yetkililer, 'Yelkenli çalışıyor ancak nerede olduğunu bilmiyoruz. Yerini tespit etmek birkaç gün sürer' dedi.

dooodad
22 06 2005, 17:00
up..

dooodad
22 06 2005, 17:00
up,,,

whitesnow
23 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~5@nvid~595079%2C00.asp]Bize hiç bu kadar yakın olmamıştı[/url]

Dünya’ya uzaklığı en fazla 406 bin km olan Ay, şu an Dünya'ya en yakın konumunda ve sadece 359 bin km uzaklıkta. Bu konum insanlar üzerinde değişik etkiler yaratıyor.

Dünya’ya uzaklığı, yörüngesinin durumuna göre en fazla 406 bin km olan uydumuz Ay, Dünya’ya en yakın konumunda. Dünya’ya 359 bin km uzaklıktaki Ay’ın bu konumunun insanlar üzerinde değişik etkileri olduğu, örneğin dolunayın uykuyu bozduğu ileri sürüldü. Ay, bir daha ancak 21 Haziran 2016 tarihinde Dünya’ya bu kadar yakın olacak.

GİZEMLİ ve hüzünlü olarak nitelenen uydumuz Ay, Dünya’ya en yakın konumuna geldi. Bu durumun insanlar üzerinde değişik etkileri olduğu öne sürüldü. Dünya’ya olan uzaklığı, yörüngesi gereği en fazla 406 bin kilometre olan Ay’ın şu an Dünya’mıza sadece 359 bin kilometre uzaklıkta olduğu belirtildi.

ENDER GÖK OLUŞUMU

Ay, kuzey yarımkürede en uzun günlerin yaşandığı bir dönemde Dünya’ya bu kadar yakın bir mesafeye geliyor. Bu nedenle Ay, ufukta çok alçak bir seviyede izlenebiliyor. Almanya’nın Bochum kentindeki Çevre ve Gelecek Araştırmaları Enstitüsü’nden Thilo Elsner, ‘Ender bir gök konumu yaşanıyor. Böyle bir şey bir daha 21 Haziran 2016’da tekrarlanacak’ dedi.

Jeoloji uzmanı Dr. Ralf Jaumann, ‘Ay’ın çekim gücü, Dünya’nın kendisine bakan yüzündeki yerkabuğunu yaklaşık bir metre yükseltiyor. Bu çekim yarımküre üzerine yayıldığı için çıplak gözle tam olarak algılayamıyoruz’ dedi.

Anormal bir durum yok etkileri bilimsel değil

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Astronomi Bölümü Başkanı Doç. Dr. Atilla Özgüç, Alman bilim adamlarını doğrularken ‘Güneş’le Ay’ın arası epeyce açık, onun için daha büyük görüyoruz. Ayın yönüngesi de Dünya’nınki gibi elips olduğu için bazen yaklaşıp bazen uzaklaşıyor. Anormal bir durum yok’ dedi. Doç. Dr. Özgüç dolunayın etkileri üzerine yazılan kitabınsa bilimsel olmadığını söyleyerek ‘Bu spekülasyon. Bilimsel verilere dayanmıyor. Her ay dolunay oluyor o halde ne zaman ameliyat olunacak. Tıpta dolunayda ameliyat olunmaz diye bir şey yok? Dolunayın etkisini soruyorsanız herhalde sadece romantik etkileri var denilebilir çünkü bütün güzel şiir ve şarkılar dolunay üzerinedir’ dedi.

Ay büyüyünce uyuyamam

‘Vom Richtigen Zeitpunkt’ isimli kitabın yazarları Johanna Paunager ve Thomas Poppe, dolunayın insan üzerinde kaçınılmaz etkileri bulunduğunu öne sürüyorlar. İşte dolunayın bazı etkileri:

Uykusuzluğa neden oluyor. Geceleri de aydınlık olduğundan kişi uyuyamıyor, dolayısıyla vücut uyku hormonu ‘melotonin’i yeteri kadar salgılamıyor.

Yaralar geç iyileşiyor. Dolunay döneminde doktora gidilmemesini, ameliyat olunmamasını tavsiye ediyorlar.

Kadınlarda doğurganlık artıyor.

Pozitif ve negatif duyguları daha yoğun bir şekilde algılayabiliyoruz. Kendimizi daha iyi ifade ediyoruz.

Bazı kişilerin daha çabuk öfkelendiği ve saldırgan tutumlar gösterdiği görülüyor. Sonuçta kaza, kavga gibi sıkıntılı olaylar yaşanabiliyor.

Beyin de bu dönemde değişiklik istemiyor. Sigara gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçmek için kötü bir dönem.

Dolunay gecelerinde toplanmış bitkilerin daha şifalı olduğuna inanılıyor. Bitki köklerinin de daha faydalı olduğuna dair inanç bulunuyor.

Diyet için de uygun bir dönem değil. Çünkü bu dönemde vücut zayıflamaya karşı direnç gösteriyor.

whitesnow
23 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~595066%2C00.asp]2015’te uzaya Türk astronot[/url]

Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın 2005’den itibaren 70 sayfalık ‘Ulusal Uzay Araştırmaları Programı’ başlatması kararlaştırıldı.

İcra komitesinin önceki gün kamuoyuna açıklanan ve dün medyaya yansıyan kararlarının, dışında Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın 2005’den itibaren 70 sayfalık ‘Ulusal Uzay Araştırmaları Programı’ başlatması da kararlaştırıldı.

1 milyar 125 milyon YTL’lik programın Güney Kore ve Ukrayna ile birlikte yürütülmesi benimsendi. Bu tarihi programda öne çıkan projeler şunlar:

2008 yılından itibaren Türk astranot yetiştirme progr***** geçilmesi.

2008’de ulusal yüksek irtifa uçağının geliştirilmesi

2009’e ulusal fırlatma sistemine geçilmesi ve düşük maliyetli roketlerin geliştirilmesi.

2014’de ulusal bir roketle ulusal bir araştırma uydusunun dünyaya en yakın gezgenlerden (ay veya mars) birisine gönderilmesi.

2015’ten tibaren uzaya Türk astronot gönderilmesi

2020’li yıllarda uzay gemisi tasarım ve üretimi çalışmalarına start verilmesi.

MAZI
27 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~596497%2C00.asp]Rusya iletişim uydusu yörüngede[/url]

Rusya Federal Uzay Ajansı yaptığı bir açıklamada yeni iletişim uydusunu Cumartesi günü başarılı bir şekilde yörüngeye fırlattığını açıkladı. Fırlatma işlemi Kazakistan'da bulunan Baikonur uzay üssünde gerçekleşti.


Rusya tarafından yörüngeye yerleştirilen Express-AM3 uydu, Rusya ve bazı Güneydoğu Asya ülkeleri için dijital televizyon ve radyo yayını desteği sağlayacak. Rusya Federal Uzay Ajansı'nın yaptığı duyuruya göre Express-AM3 uydusunu taşıyan Proton K roketi, Cuma günü gece yarısına doğru fırlatıldı ve Cumartesi sabahı başarılı bir şekilde yörüngeye oturdu.

Dijital yayıncılıkta kullanılacak olan uydu en son teknoloji ile donatılmış iletişim uydularından birisi olarak gösteriliyor. Rus Reshetnev ile Fransız Alcatel firmalarının ortaklaşa çalışması sonucu Russian Space Communication şirketi için geliştirilen uydu Uzakdoğu'daki bazı ülkeler için geniş bant İnternet desteği de sağlayacak. Gönderilen bu uduyla beraber Rusya'nın Aralık 2003'te başlattığı uydu yenileme programının son aşaması da tamamlanmış oldu.

whitesnow
28 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24376&TYPE=2]NASA kuyrukluyıldızı delecek[/url]

NASA’nın Deep Impact uzay aracı, 4 Temmuz günü, Tempel 1 kuyrukluyıldızından füzeyle parça koparacak. Açılacak delikten kuyrukluyıldızın çekirdeği incelenecek.

NASA, 4 Temmuz’da uzay tarihinde bir ilki gerçekleştirecek. Deep Impact uzay aracı, 139 milyon km uzaklıkta hareket halindeki Tempel 1 kuyrukluyıldızına darbe füzesi atarak bir delik açacak. Araç, açılacak deliğin görüntülerini Dünya’ya gönderecek. Delikten kuyrukluyıldızın çekirdeği açığa çıkacak.

NASA uzmanları, Deep Impact’in yaratacağı darbenin kuyrukluyıldızda yuvarlak, futbol stadyumu büyüklüğünde bir çukur açacağını tahmin ediyor. NASA’nın Dünya etrafındaki uzay teleskopları Hubble, Spitzer, Chandra ve yeryüzündeki birçok gözlemevi, Tempel 1’de açılacak deliği incelemeye alacak. Bilim insanları, çekirdekten Güneş Sistemi’nin oluşumu ile ilgili bilgi toplayacak.

DÜNYA’DAN GÖRÜLEBİLECEK
Bilim insanlarının amatör gözlemcilere bir de sürprizi var. Deep Impact’in, kuyrukluyıldızı tam isabet vurması halinde, Tempel 1 normalin 40 katı parlayacak ve bu olay Dünya’nın bazı bölgelerinden çıplak gözle izlenebilecek.

Bilim insanları, Deep Impact’in araştırmalarının astronomi alanına önemli açılımlar getireceğini belirtiyor. Donmuş buz, kaya ve toz topları olan kuyrukluyıldızlar, 4.5 milyar yıl önce Güneş Sistemini oluşturan gaz ve toz bulutundan arta kalan yegâne parçalar. Kuyrukluyıldızlar, Güneş etrafında döndükçe dış kabukları eriyor ve sadece içteki donmuş maddeler ayakta kalıyor. Kuyrukluyıldızların nasıl ayakta kaldıkları ile ilgili bilim dünyasının bilgisi henüz sınırlı, bu cisimlerin iç çekirdekleri ile ilgili ise hemen hemen hiç bir bilgi bulunmuyor.

Tempel 1 kuyrukluyıldızı, 1867 yılında keşfedilmişti. Güneş etrafında Mars ile Jüpiter’in arasından geçecek şekilde tur atan Tempel 1, 6 yılda bir Dünya’nın görüş alanına giriyor. Ocak ayında fırlatılan Deep Impact, 4 Temmuz’a kadar 430 milyon km yol katetmiş olacak.

ÇARPIŞMA NASIL OLACAK?
Deep Impact uzay aracı, 3 Temmuz’da 370 kg’lik bakır darbe füzesini (impactor) kuyrukluyıldızın rotası yönünde fırlatacak. Bundan sonraki 22 saat boyunca NASA’nın Pasadena’daki Jet Propulsion Laboratuvarı hem uzay aracını, hem de darbe füzesini Tempel 1’e doğru kumanda edecek. Çarpışmadan önce 4 Temmuz sabahı ise, darbe füzesi otomatik pilota geçerek, navigasyon yazılımı yardımıyla kuyrukluyıldızın çekirdeğine doğru kendini yönlendirecek.

Bu esnada Deep Impact uzay aracı da çarpışma noktasına 8 bin km’de kendini beklemeye çekecek. Patlamadan kısa bir süre sonra da, 500 km uzaklığa yaklaşarak görüntü almaya başlayacak. Çarpışma, 4 Temmuz sabahı TSİ 8:52’de gerçekleşecek. Çarpışmadan 5 ton’luk TNT dinamitinin patlamasına denk bir enerji açığa çıkacak. Deep Impact’ın çarpışmayı temiz bir şekilde görüntülemesi için 15 dakikası var, zira bu süre sonunda açığa çıkan tozlar aracın kameralarını kaplamış olacak.


Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 29.06.2005

Imbat
29 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24398&TYPE=2]Discovery'ye yeni rapor engeli[/url]

Yeni bir rapor, Temmuz ayı ortasında fırlatılmasına karar verilen Discovery'nin gerekli güvenlik önlemlerini tam olarak almadığını iddia ediyor. Bu yeni rapor, uzay aracının fırlatılma tarihi konusunda tekrar şüpheler oluşmasına yol açıyor.

Bir grup güvenlik araştırmacısı tarafından yeni yayınlanan bir rapora göre Discovery uçuşa hazır değil. Mayıs ayından bu yana çeşitli testlere tabi tutulan Discovery'nin geçtiğimiz haftalarda tüm testleri başarıyla tamamladığı ve Temmuz ayı ortası için düşünülen fırlatma işleminin gecikmeye uğramayacağı belirtilmişti.

Öte yandan NASA başkanı Michael Griffin, bazı kaynaklara yaptığı açıklamalarda Discovery'nin 13 Temmuz'da fırlatılacağını belirtiyor. Fakat pek çok kişiye göre Griffin, oluşabilecek bir kazanın büyük sorumluluğunun farkında ve abartılı olsa bile güvenlik tavsiyelerine göz önünde bulundurmak zorunda.

2003'te gerçekleşen Columbia kazası NASA'da önemli bir iz bırakarak uzak mekiği güvenliği konusunda ciddi şüphelerin ortaya çıkmasına neden oldu. Böyle bir kazanın bir daha gerçekleşmemesi için NASA mühendisleri en küçük ayrıntıyı düşünerek Discovery'nin başarılı bir şekilde fırlatılması için uzun bir süredir çalışmalarına devam ediyor.

Yeni raporun NASA tarafından geniş çaplı bir şekilde bu hafta sonu tartışılması bekleniyor.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 30.06.2005

Imbat
29 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/331081.asp]Titan’da yeniden sıvı metan umudu[/url]

Titan’ı izleyen Cassini uzay aracı, uydu yüzeyinde sıvı metan gölünü andıran bir yüzey şekli tespit etti.
LONDRA / NEW YORK - Bilim insanları, Satürn’ün uydusu Titan’da sıvı metan okyanuslarının bulunduğunu düşünüyordu, ancak bir kanıt bulunamamıştı. Yeni keşfedilen 235 km uzunlukta ve 75 km genişliğindeki bir göl bu savı doğrulayabilir gibi gözüküyor. Gözlemi, Satürn etrafında dönen ve Titan’ı izleyen Cassini uzay aracı yaptı.
Çukur, Titan’ın Güney Kutbu’na doğru metan yağışlarının sıkça görüldüğü tahmin edilen bir bölgede yer alıyor. Çukurun hem metan yağmurlarına maruz kalması, hem de kenarlarının kıyı özelliği göstermesi metan gölü savını besliyor. Buna ek olarak bilim insanları, Titan yüzeyinin soğuk olmasından dolayı sıvı metanın kolay kolay buharlaşmayacağını ve sıvı halde kalabileceğini de ifade ediyor.

Gözlemi yapan Cassini bilim ekibi üyesi Elizabeth Turtle, çukur bölgeyi “Şimdiye dek Titan’da keşfedilen en önemli yüzey şekli” olarak niteledi. Çukur bölgenin kıyı yapısının Dünya’da su erozyonuna uğrayan göl kenarlarını anımsattığı belirtildi.

Uzmanlar, söz konusu bölgenin, katı volkanik tüflerin toplandığı volkanik bir çukur da olabileceğini belirtiyor. Diğer bir alternatif ise, bölgenin eskiden bir göl olduğu ancak kuruyarak şimdilerde geriye sadece hidrokarbon kalıntıların kaldığı tezi.

Titan ile ilgili tüm olumlu beklentilere karşın, Cassini uzay aracı henüz sıvı metan okyanusları tespit edemedi. Cassini, henüz uydunun metan açısından zengin güney kutbunu inceleme fırsatı bulamadı. Cassini gelecek 4 yılda uyduya 30 sorti yapacak.

Avrupa Uzay Dairesi ESA ve NASA’nın ortak girişimi olan Cassini 1997 yılında fırlatılmış ve geçen sene yörüngeye girmişti.

MAZI
01 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24414&TYPE=2]Titan’da metan gölleri bulundu[/url]

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Satürn gezegeninin uydusu Titan’da göller bulunduğu, ancak bu göllerin su yerine sıvı metanla dolu olduğunu bildirdi.

Cassini uzay aracının, Titan’ın güney kutup bölgesinden gönderdiği görüntülerde, göl kıyısını andıran düzensiz şekilli karanlık alanlar olduğunu açıklayan NASA, bu alanların 234 kilometreye 73 kilometre çapında olduğunu kaydetti.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 01.07.2005

Sansli
04 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24496&TYPE=2]Kuyrukluyıldıza 'derin darbe' iki ayrı patlamaya neden oldu[/url]

Deep Impact sondasından ayrılan 372 kilogram ağırlığında dev bir mermiye benzeyen bakır cismin Tempel 1 kuyrukluyıldızıyla çarpışmasının, bu gökcisminin yüzeyinde art arda iki ayrı patlamaya neden olduğu bildirildi.

NASA’dan yapılan açıklamada, çarpışma fotoğraflarının, çarpışmanın üzerinden 12 saat kadar geçmesinin ardından incelenmeye devam edildiği belirtildi.

Saatte 37 bin kilometre hızla kuyrukluyıldıza çarpan merminin art arda iki şimşeği andıran patlamalara neden olduğunu belirten bilimadamları, bunun merminin kuyrukluyıldızda iki ayrı maddeye çarpmış olabileceğini gösterdiğini kaydettiler.

Bilimadamları, Deep Impact sondasından ayrılan merminin neden olduğu iki aydınlanmanın ilk olarak yüzeydeki toz, sonrasında da gökcisminin içindeki buzun neden olduğu buhar olabileceğini ifade ettiler.

Los Angeles yakınlarındaki Pasadena’da kurulu NASA’nın Jet Propulsion Laboratuvarı’nda çarpışmayla ilgili fotoğrafların incelenmesi sürüyor.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 05.07.2005

Sansli
05 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/331755.asp]Satürn halkalarının da atmosferi var[/url]

Cassini uzay aracı, Satürn halkalarının gezegenden bağımsız kendine ait bir atmosferi olduğunu gözlemdi.

BBC / LONDRA - Güneş Sistemi’nin halkalı gezegeni Satürn’ün yörüngesinde incelemeler yapan uzay aracı Cassini, şimdiye dek beklenmeyen bir bulguya rastladı. Gözlemler, gezegenin halkalarının kendi kendine yeten bir atmosferi olduğunu ortaya koydu. Bir diğer gözlem ise, Satürn’ün kendi etrafında daha önce bilinenden 7 dakika daha yavaş döndüğü. Uzmanlar bunun nedenini henüz açıklamıyor.
Satürn’ün halka sisteminin içine giren Cassini, halkaların etrafında moleküler oksijen bulunduğunu tespit etti. Cassini, söz konusu moleküler yapının halka boyunca devam ettiğini gözlemledi, bulgu halka sisteminde bir atmosferin var olduğu şeklinde yorumlandı.

ATMOSFER NASIL OLUŞUYOR?
Halkalardaki su açığa çıktıkça hidrojen kaybolup giderken, geriye oksijen kalıyor ve halkalar da bunu tutuyor. Halkaların atmosferi, bu oksijenin tutulması sayesinde oluşuyor. Buz halinde su ile kayadan müteşekkil Satürn halkaları, söz konusu oksijeni tutacak kütle çekim gücüne sahip. Bilim insanları, halkaların atmosferinin Jüpiter’in Europa ve Ganimede uydularınınkini andırdığını belirtiyor.
SATÜRN 7 DAKİKA YAVAŞLADI
Bilim insanları ayrıca Cassini’nin son gözlemlerinden Satürn’ün kendi ekseninde bilinenden 7 dakika daha yavaş döndüğünü farketti. Önceki bilgiler Pioneer ve Voyager araçlarının 1970’lerde topladığı verilere dayanıyordu. Gezegenin kendi ekseni etrafında dönüş hızındaki yavaşlama, ancak manyetik sıvı çekirdekte köklü bir değişimle mümkün, fakat uzmanlar Satürn’de böyle bir bulguya rastlanmadığını vurguluyor.

NASA ve ESA’nın ortak girişimi 3.3 milyar dolar değerindeki Cassini ve beraberinde taşıdığı Huygens aracı, Satürn’ün yörüngesine geçen yıl bu günlerde girmişti.

Sansli
05 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/332032.asp]2005 yılı 1 saniye uzun sürecek[/url]

Bilim insanları, Dünya’nın kendi ekseninde dönüşünün yavaşlamasından kaynaklanan zaman kaybını telafi etmek için 2005 yılının sonuna bir saniye ekleyecek.
PARİS - Her yıl 365 gün 6 saattir ama 2005 yılı diğerlerinden biraz daha uzun sürecek. Bilim insanları, yılları Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönüş hızındaki değişimlere göre bilimsel olarak yeniden hesaplıyor. ‘Sıçrama saniyesi’ adı verilen ek 1 saniye’lik süre normal şartlarda yer 7 yılda bir ekleniyor. 2005 yılı da bu nedenle diğerlerinden biraz daha uzun olacak.
Paris merkezli The International Earth Rotation and Reference Systems Service (Uluslararası Dünya Dönüş Ekseni ve Referans Hizmetleri) adlı kuruluş, atom saatleri temel alınarak yapılan hesaplamalarla Dünya’nın uzay saatinin son birkaç yıldır geri kaldığını tespit etti. Son derece hassas atom saatleri ile yapılan karşılaştırmalarda kurum, yıl sonuna kaç saniye ekleneceği ayarlıyor. Bilim insanları son ek saniyeyi en son 1998’de eklemişlerdi.


SANİYE NASIL EKLENECEK?
Ek saniye 2005 yılının 31 Aralık günü, bitmekte olan yıla eklenecek; biten yılın son dakikasında 59’uncu saniye iki kez yaşanacak. 2005 yılı biterken saatler şöyle işleyecek; 23:58, 23:59, 23:59, 24:00 ve 2006.

ATOM SAATLERİ TEMEL ALINIYOR
Atom saatleri ile yapılan hesaplamalara göre, Dünya’nın kendi etrafındaki dönüşünde yavaşlaması nedeniyle, Dünya’da zaman paralel olarak yavaşlıyor. İşte, 7 yılda bir eklenen bir saniye, teorik zamanı yeniden ayarlamış oluyor. Atom saatleri 1949’dan beri bilimsel amaçlı zaman ölçümlerinde temel alınıyor. Atom saatleri, cesium elementi atomunun 9.192.631.770 (9 milyar 192 milyon 631 bin 770) kez titremesini 1 saniye kabul ediyor. Atom saatinini bir diğer avantajı da, uzay ve Dünya’da paralel sonuç vermesi.

Bilim tarihinde ilk ek saniye 1972 yılında konmuştu, ikinci bir ekleme 1983’te yapılmıştı.

DÜNYA NEDEN YAVAŞLIYOR?
Dünya’nın kendi ekseninde dönerken yavaşlaması bilimsel olarak açıklanamıyor. Ancak bilim insanlarının öne sürdüğü birçok açıklama var. Dünya’nın kendi ekseninde dönüş hızı Ay’dan etkilenebiliyor, örneğin, döngü sırasında Ay’a yakınlaşması dönüş hızını yavaşlatıyor. Ay’ın Dünya üzerindeki etkisinin yılda saniyenin 10.000’de 15’i olduğu tahmin ediliyor.

Bunun yanı sıra deprem gibi kaya ve yer hareketleri de kütle yapısını değiştirerek hıza etkide bulunabiliyor. Örneğin, 2004 yılının sonunda meydana gelen Güneydoğu Asya depremi, Dünya’nın jeolojik yapısını değiştirdiği için dönüş hızına da etki etti. Dünya’daki mevsimler değişiklikler ve bulut yapısı da dönüş hızının yavaşlamasına katkıda bulunuyor. Örneğin, artan bulutlar ve yağmur Dünya’yı yavaşlatıyor. Ancak, söz konusu etkiler son derece cüzzi.

Kaynak: LiveScience.com

MAZI
22 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~607517%2C00.asp]Astronotlara robot asistan desteği[/url]

Uluslararası Uzay İstasyonu'nda görev yapan mürettebata Clarissa isimli yeni bir sanal asistan katılıyor.


NASA ve Xerox işbirliğiyle hayata geçirilen ve sesli komutla çalışan Clarissa Sistemi sayesinde astronotların iş yükü büyük oranda azalıyor. Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Xerox, NASA Ames Araştırma Merkezi ile yürüttüğü ortak projeyi Michigan Üniversitesi'nde 25.'si düzenlenen Bilgisayar Dilbilimcileri Derneği'nin Yıllık Toplantısı'nda duyurdu. Xerox ve NASA astronotların iş yükünü hafifletmek amacıyla tasarlanan Clarissa adlı gelişmiş bir bilgisayar sistemini (sanal robot) tanıttı.

Robotlarla yapılan akıllı sohbetler, daha çok bilim-kurgu filmlerde ve romanlarda karşılaşılan bir durumdu. Ama şu an, astronotların makinelerle konuşması ve makinelerin de astronotlara cevap vermesini sağlayacak çok önemli bir proje yürütülüyor. Astronotlar yaşam destek sistemlerinin işlerliğini sağlamak, uzay üslerini denetlemek, bilimsel deneyler, sağlık taramaları yapmak ve diğer rutin işlemleri gerçekleştirmek için yaklaşık 12 bin karmaşık süreçle ilgileniyorlar.

NASA Ames Araştırma Merkezi ve Fransa'nın Grenoble kentindeki Xerox Araştırma Merkezi işbirliği ile hayata geçirilen Clarissa astronotların sözlü komutları ve uyarıları dinlerken, ellerini ve gözlerini daha etkin kullanabilmelerine olanak tanıyor.

Böylece astronotlar yaptıkları işe tam olarak odaklanabiliyor. El değmeden, ses komutları ile çalışan Clarissa, astronotlar çalışırken süreç adımlarını sesli okuyarak onlara hatırlatıyor, tamamlanan adımların listesini tutuyor, yanlış ve eksik yapılan süreçlerde devreye girip uyarı işleminde bulunuyor.

2001: Uzay Macerası filmindeki gibi

Clarissa'nın her ifadeyi daha düzgün biçimde analiz etmesine olanak tanıyan Xerox metodolojisi, kelime ve cümleleri tanıyor, değişik şekillerde ifade edilmiş çeşitli komutlara göre hareket edebiliyor.

Xerox teknolojisi sayesinde sistem artık cümle içindeki tüm sözcüklere bakıyor, her sözcüğü doğru olarak tanıdığına dair sistemin güvenilirliğini denetliyor, gelişmiş bir makine-öğrenme algoritması kullanarak olumlu ve olumsuz mesajların değerlendirmesini yapabiliyor. Bu da sistemin kendisine yöneltilen komutlarla yan konuşmalar arasındaki farkı ayırt edebilmesine olanak tanıyor.

Mikro yerçekimi ortamında her şey havada uçuşurken bilgisayar ekranında en küçük işlemler için bile sayfalar dolusu prosedürün yerine getirilmesi gerektiğini vurgulayan astronotlar, uzay aracında çalışırken ellerin boş olmasının, sistemle konuşabilmenin ve yapılması gerekenleri duyarak adım adım yerine getirmenin mürettebatın işini büyük oranda kolaylaştıracağını ve mürettebatta işlerini kolaylaştıran bir yeni üyeleri daha varmış gibi hissettireceğini belirtiyorlar.

Direktifleri erine getiriyor

Clarissa sonraki adım, sekizinci adıma git gibi basit komutların yanında 10.25'deki alarmı kes ve 3'ten 14'e kadar tanımlama modunu kur gibi kompleks komutlarla da karşılaşabileceği için basitten karmaşığa tüm komutları yerine getirebilecek ve hata oranını en aza indirecek şekilde geliştiriliyor. Şu an Clarissa'nın karmaşık makine öğrenme algoritması içinde olumlu ve olumsuz anlamları ile bütün bağımsız kelimeleri tanıması ve onları cümle yapıları içinde tanımlayabilmesi için çalışılıyor.

Clarissa şu anda 260 kelime kullanılarak ulaşılabilen 75 komutu destekliyor. Ekip gelecekte bu komutların ve eklenebilecek kelimelerin sayısını artırmayı planlıyor. Clarissa projesi ile ilgili detaylı bilgiye http://tc.arc.nasa.gov/projects/clarissa/ adresinden ulaşılabilir.

MAZI
22 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/334099.asp]Mars 4 milyar yıldır kara kış yaşıyor[/url]

Mars’tan koparak Dünya’ya gelen meteorlaarı inceleyen bilim insanları, gezegeninin son 4 milyar yıldır soğuk bir kış geçirdiğini düşünüyor. Bu bulgu Mars’ta suyun sıvı halde bulunduğuna dair kanıyı zayıflatıyor.
BOSTON - Bilim insanları meteordaki argon gazından geçmişe dönük ısı analizi yaptı. Mars’ın son 4 milyar yılı soğuk ve donuk geçmişse, gezegende biyolojik yaşamın ilk 500 milyon yılda meydana geldiği tahmin ediliyor.
Araştırmayı yürüten California Institute of Technology doktora öğrencisi David Schuster ve Massachusetts Institute of Technology profesörü Benjamin Weiss, bulguların Mars’ta yaşam olasılığını mutlak olarak reddetmediğini belirterek, son 4 milyar yıl içinde de suyun gizli saklı küçük alanlarda sıvı halde bulunabileceğinin altını çiziyor. Ancak araştırma geniş alanlara yayılan okyanus tezlerini çürütüyor.

ARGON GAZIYLA ISI HESABI
Shuster ve Weiss, Mars’tan kopan kayalardaki argon gazını inceledi. Argon gazı maruz kaldığı ısıya göre farklı zamanlarda çürüyor. Dünya’daki kayalarda da bulunan argon gazı, potasyumun radyoaktif çürümesi sonucu oluşuyor. Gazın çürüme süreci kayanın yaşının saptanmasında kullanılıyor. Argon, kayanın ısısına göre kayanın içinde saklanıyor, kaya ne kadar soğuk olursa, içinde de o kadar argon kalıyor. Isındıkça ise argon kaçıyor.
Bir kayada bulunan argon gazının miktarından, o kayanın maruz kaldığı ısıyı tespit etmek mümkün. Schuster ve Weiss’ın ölçümleri, kayalardaki argon gazından kayaların uzun bir süredir ‘buz gibi soğuk’ olduğunu gösteriyor. Aksi takdirde argon gazı çoktan uçmuş olacaktı.

SU SADECE İLK 500 MİLYON YILDA VARDI
Bilim insanları, Mars yüzeyi ve yüzey altındaki kanalların sıvı suyun eksikliğinde nasıl açılabileceğini tartışıyor. Ancak Dr. Schuster kanalların suyun var olduğu ilk 500 milyon yıl zarfında oluşmuş olabileceğini belirtiyor. Buna göre, su yüzey altında ve ancak sınırlı bölgelerde bulunabilirdi, yine de Mars, yaşamı destekleyecek uygun koşullar açısından fakir bir gezegendi.
Bilim insanları, gezegenin tozlu ve kumsu yüzeyindeki kanalları temel alarak Mark’ın en erken çağlarına ait jeolojik tahminlerde bulunuyor. Bilim insanları, Mars’ın ilk zamanlarında bugünkünden daha sıcak ve sulak bir gezegen olduğunu düşünüyordu.

NASA’nın Mars’ta hayat izi arayan Spirit ve Opportunity araçlarından gelen son veriler gezegende geniş okyanuslar bulunduğuna dair tezi zayıflatmıştı. Ancak, araçlar Mars’ta suyun sıvı halde bulunmuş olması gerektiğini gösteren güçlü kanıtlarda elde etmişti. Bu bulgular dahi suyun genellikle küçük yer altı gölleri veya akarsuları şeklinde bulunduğunu destekliyor. Suyun sıcaklığı ise hiçbir zaman umulduğu gibi ılık veya sıcak olmamıştı. Yaşamın oluşması için suyun sıvı halde olup donma derecesine yakın soğuklukta olmaması gerekiyor.

Kaynak: BBC ve LiveScience.com’dan yararlanılmıştır.

whitesnow
24 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24887&TYPE=2]Discovery için geri sayım![/url]

Uzay Mekiği Columbia’nın 1 Şubat 2003’te 7 astronotunun öldüğü kazadan 2.5 yıl sonra yörüngeye gidecek ilk mekik olan Discovery yarın uzay yolculuğuna başlayacak.

ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), yakıt tankı göstergelerinde bilgisayar arızası yüzünden Discovery’nin 13 Temmuz’da ertelenen uçuşu için yarına hazırlanıyor.

Uzay mekiğinin idarecileri, 13 Temmuz’daki ertelemeye neden olan problemin tekrarı durumunda yapılacakları tartışıyor. Discovery’nin kalkışı için belirlenen salı gününün bulutlu ve yağmurlu olacağı tahmininde bulunan meteoroloji uzmanları, havanın uçuş için uygunluğunu yüzde 60 olarak öngörüyor.

NASA test idarecisi Jeff Spaulding, Discovery uzay mekiğini ve ekibini uçuşa hazırlarken çok büyük sorunlarla karşılaştık. Bu, en güvenli mekiği oluşturma çabasının bedelidir dedi.

13 Temmuz’da mekiğin fırlatılmasının ertelenmesine yol açan sorunun kesin nedenini açıklamayan NASA, olabilecek herhangi bir problemin net şekilde görülebilmesi için kalkışın gün ışığında yapılmasında ısrar ediyor.

Discovery’nin fırlatılışının, yarın mümkün olmaması durumunda eylül ayına erteleneceği belirtiliyor. Columbia’nın biri Hintli, biri İsrailli 7 kişilik mürettebatının öldüğü kazanın, mekik rampadan fırlatılırken kanat altı sıcaklık yalıtım malzemesi köpük katmanından bavul büyüklüğünde bir parçanın düşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştı.

Fırlatılışta yüzlerce ton sıvı hidrojen ateşinin düşürdüğü bu bavul büyüklüğündeki yalıtım boşluğu, mekik, 1 Şubat 2003’te Texas eyaleti semalarında 63 bin metre irtifadayken koruyucu minik seramik karoları zırhı da parçalandığından Yer’e inişte atmosfer sürtünmesinin 2 bin derecelik sıcaklığıyla tüm gövde yandı ve araç parçalara ayrılarak kül oldu.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 25.07.2005

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24634&TYPE=2]Üçüncü uzay turisti uçmaya hazırlanıyor[/url]

59 yaşındaki Amerikalı zengin işadamı Gregory Olsen, Uluslar Arası Uzay İstasyonu'na seyahat edecek üçüncü uzay turisti olacak. Seyahati gerçekleştirecek olan Rus uzay ajansı Roskosmos, bu sene uzay turizminden 20 milyon Dolar kar elde etmeyi bekliyor.

Olsen, ABD'li Denis Tiro ve Güney Afrikalı Mark Shuttleworth'ten sonra uzay seyahatine katılan üçüncü kişi olacak.Tito ve Shuttleworth, Uluslar Arası Uzay İstasyonu'na 2001 ve 2002 yıllarında başarılı bir şekilde uçmuşlardı. Tito ve Shuttleworth'ü uzaya gönderen Roskosmos yaptığı açıklamada yeni seyahatin bu yılın Ekim ayında gerçekleşeceğini bildirdi.

Olsen geçen yılın Ekim ayında seyahate çıkması gerekiyordu fakat sağlık problemleri yüzünden doktorları tarafından engellenmişti. Doktorları Olsen'in uçmaması gerektiğini söylese de zengin işadamı dünyayı uzaydan görmeye kararlı olduğunu söylüyor. Son bir yıldır Rus doktorların gözetiminde Rusya'da kozmonot eğitimi alıyor.

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=23787]Uzayda nakliyat: Astronotlar, mekikteki kargoyu istasyona taşıyor[/url]

Uzay mekiği Discovery'deki astronotlar, bugün mekikteki kargoyu, Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) taşıyor.
(31 Temmuz 2005 Pazar)

Mekikteki astronotların, İtalyan yapımı kargo ünitesinde depolanan 15 ton kargoyu UUİ'ye taşıması planlanırken, bir süre yeni mekik uçuşu olmayacağı için UUİ'ye takviye olarak bilgisayarlar, büro malzemeleri, gıda, su ve diğer malzemenin taşınması gerekiyor.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), mekikteki fazla kargonun istasyona taşınmasında astronotlara zaman tanımak için, mekiğin görev süresinin bir gün uzatıldığını ve mekiğin 8 Ağustos'ta Dünya'ya döneceğini açıkladı.

Kargonun istasyona taşınmasından sorumlu Wendy Lawrence, Raffaello adlı kargo ünitesindeki kargoyu UUİ'deki astronotlar Sergei Krikalev ve John Phillips ile boşaltıyor.

Astronotlar, mekikteki 15 kargoyu istasyona, Kasım 2002'den bu yana istasyonda biriken 13 ton çöpü de mekiğe taşıyor.

Houston uzay istasyonu uçuş müdürü Mark Ferring, kargonun boşaltılmasıyla ilgili olarak, 'Evinizdeki garaj ve tuvaletlerde çalışmak gibi bir şey' dedi.

Dün yaklaşık 7 saat uzay yürüyüşü yapan Steve Robinson ve Japon astronot Soichi Noguchi, hasar onarım teknikleri denemeleri yapmıştı. Astronotların yarın bir kez daha uzay yürüyüşü yapması bekleniyor.

Dünkü yürüyüşte mart ayında bozulan jiroskopu onarmak için bir güç kablosunu değiştiren astronotlar, yarın yapacağı yürüyüşte 2002 yılından bu yana çalışmayan diğer jireskopu değiştirecekler.

UUİ'de istasyonu yönlendirmede kullanmak için her biri 300 kilogram ağırlığında 4 adet jireskop bulunuyor.

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/07/31/yasam/axyas01.html]Güneş Sistemi'nin 10. gezegeni bulundu[/url]

Güneş'ten 15 milyar kilometre uzakta, bir 'yılı' 560 'Dünya yılı' olan bir gezegen bulundu, 9 gezegenli Güneş Sistemi tarihe karıştı

ABD'li gök bilimciler, Güneş Sistemi'nin uzak bölgelerinde Plüton'dan daha büyük bir gezegen keşfettiklerini açıkladı.
Taş ve buzdan oluşan, Güneş'ten uzaklığı Dünya'nın 97 katı olan gezegene geçici olarak '2003UB313' adı verildi. '2003UB313'ün çapının 3 bin 380 kilometre ile Plüton'dan 1 ile 1,5 kez daha büyük olduğu tahmin ediliyor.

2003'te 'fark edildi'
Güneş'ten tam 14 milyar 984 milyon kilometre uzaklıkta bulunan yeni gezegen, yörüngedeki dönüşünü de tam 560 'Dünya yılı'nda tamamlıyor.
Yeni gezegeni, Pasadena kentindeki California Teknoloji Enstitüsü'nde gök bilimci olan Mike Brown buldu.
Brown, Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi'nin (NASA) desteklediği araştırmayı ve keşfi, Gemini Gözlemevi'nden Chad Trujillo ve Yale Üniversitesi'nden David Rabinowitz ile birlikte yaptı. Brown, yeni gezegenin fotoğrafının ilk kez 31 Ekim 2003 tarihinde çekildiğini, ancak ocak ayında yeniden yapılan analizler sırasında bu cismin bir gezegen olduğunun belirlendiğini kaydetti. Bu keşifle, Plüton'un 75 yıl önce bulunmasından sonra ilk kez Güneş Sistemi'nde bir gezegenin varlığı keşfedilmiş oldu.

MAZI
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24999&TYPE=2]Mekikte 11 darbe izi[/url]

Discovery uzay mekiğindeki astronotlar yanlarında getirdikleri 13 tonluk malzemeyi dün Uluslararası Uzay İstasyonu’na bırakırken, kalkış esnasında kopan parçaların yarattığı hasarı da incelemeye başladılar. Uzay mekiği üzerinde kopan parçaların neden olduğu sanılan 11 iz belirlendi.

NASA yetkilileri, Discovery’nin yakıt tankından kopan parçanın çarpmasının yaratabileceği ölümcül riskten kurtulduğunu, ancak aynı bölgeden 20 saniye sonra kopan daha küçük bir parçanın sağ kanada çarpmış olabileceğini belirtti. Bu parçanın kanada çarpmış olsa bile endişe edilecek boyutta bir hasara yol açmadığı, ama yine de astronotların tek bir ayrıntıyı bile kaçırmak istemediği belirtildi. Astronotların bir kez daha gözden geçirmeleri gereken 11 bölge belirlendiği öğrenildi. Mekiğin 7 Ağustos’ta gerçekleştirilmesi planlanan dönüş yolculuğunun ertelenmesini gerektiren bir durum olmadığı bildirildi.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 01.08.2005

MAZI
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24992&TYPE=2]Discovery'de ilk uzay yürüyüşü[/url]

Uzay mekiği Discovery'nin iki astronotunun, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki bir dümen cihazını tamir etmek ve mekiğin ısı kalkanını onarımını test etmek için yaptığı uzay yürüyüşü yaklaşık yedi saat sürdü.

Mekiğin dışına çıkan Japon astronot Soichi Noguchi ve ABD'li astronot Stephen Robinson, numune mekik ısı kalkanı fayanslarını ve önemli ölçüde zarar gören rüzgar panellerini tamir etme denemeleri için, özel olarak tasarlanmış yüksek teknoloji ürünü macun pompası ve macun spatulası kullandılar.

Sadece mekiğin kargosundaki numune malzeme üzerinde çalışan astronotlar, Discovery'nin kalkışı sırasında ısı kalkanında meydana gelen küçük hasara dokunmadılar.

İlk olarak Robinson, macun pompasıyla NOAX olarak adlandırılan ısıya dayanıklı ürünü numune rüzgar panelindeki çatlak ve oyuklara sıktı, daha sonra bu sıktığı bu maddeyi düzlemek için bir macun spatulası kullandı.

Noguchi de, hasar görmüş ısı kalkanı fayansları numuneleri üzerindeki maddeyi kurulamak için ayakkabı cilası aplikatörüne benzer başka bir cihazdan faydalandı.

Noguchi, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun bilgisayarlarının istasyonun tam yerini belirlemede kullanılan uzay istasyonundaki kırılan küresel yer belirleme sistemi antenini de değiştirdi.

Ayrıca mart ayında bozulan jiroskobu onarmak için bir güç kablosunu değiştiren astronotların, pazartesi günü yapılması planlanan diğer uzay yürüyüşünde bozulan diğer bir jireskobu da değiştireceği belirtildi.

Uzay yürüyüşünde belirlenen görevleri yerine getiren astronotlar, istasyonun bir hava bölmesi dışındaki iki bilimsel deney malzemesini almak için de zaman harcadı.

Discovery'nin 7 ağustosta dönmesi planlanırken, NASA yetkilileri uzay mekiğinin görev süresinin Uluslararası Uzay İstasyonu'na daha fazla ikmal malzemesi nakliyesi için bir gün uzayabileceğini belirtiyor.

Discovery uzay mekiği, geçtiğimiz preşembe günü Uluslararası Uzay İstasyonu'na başarılı bir şekilde kenetlenmişti. 2002 yılının kasım ayından bu yana ilk kez bir ABD uzay aracı istasyona kenetlenmiş oldu.

Cape Canaveral'dan geçtiğimiz salı günü fırlatılan Eileen Collins liderliğindeki mekikte, pilot James Kelly, uçuş mühendisi Stephen Robinson, Japon astronot Soichi Noguchi ile NASA'nın astronotları Andrew Thomas, Wendy Lawrence ve Charles Carmada bulunuyor.


Kaynak: CNN TÜRK
Tarih: 31.07.2005

MAZI
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/334981.asp]Mars’ta yüzeyde donuk göl bulundu[/url]

Mars’ta donmuş su içeren bir krater gölü keşfedildi. Suyun genellikle yeraltında varolduğu Kızıl Gezegen’de yüzeyde donuk da olsa su kütlesi bulunması büyük önem taşıyor.

LONDRA - Avrupa Uzay Dairesi’nin Mars yörüngesinde gözlem yapan Mars Express uzay aracından gelen yüksek çözünürlüklü fotoğraflarda tespit edilen buzdan göl Mars’ta suyun varlığı tezini güçlendirdi. Buz gölü gezegenin kuzeyindeki Vastitas Borealis platosunda yer alıyor.

Buz halinde su barındıran göl, 35 km genişliğinde ve 2 km derinliğinde. Göl bu ebatlarla yeryüzünde de olsa oldukça büyük bir göl olacaktı. Suyun buz halde ve yüzeyde bir göl genişliğinde bulunması, Mars’a insanlı uçuş yapmak için yeni bir neden olacak.

Bilim insanları, göldeki suyun yıl boyunca buz halinde kaldığını, bölgedeki ısı ve basıncın suyun hal değiştirmesine izin vermediğini vurguluyor. Araştırmacılar ayrıca kraterin göl seviyesini aşan bölümlerde ve çevresinde de buz parçalarına rastlandı.

Bilim insanları, ilk 500 milyon yıllık süreçte Mars’ta yüzey şekillerini oluşturacak kadar suyun var olduğunu düşünüyor. Son 4 milyar yılda ise gezegende oluşan elverişsiz atmosfer, suyun buharlaşmasına neden oldu.

Ancak bu, Kızıl Gezegen’nin bütünüyle de kuru olduğu anl***** gelmiyor, zira Mars’ta yeraltı kanalları ve göllerinde suyun var olduğu biliniyor. Hatta Mars Express geçen aylarda gezegenin güney kutbuna yakın bir bölgede dev bir donuk okyanus keşfetmişti. Gezegende, su genellikle kutuplara yakın bölgelerde bulunuyor.

Kaynak: BBC

MAZI
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/334099.asp]Mars 4 milyar yıldır kara kış yaşıyor[/url]

Mars’tan koparak Dünya’ya gelen meteorlaarı inceleyen bilim insanları, gezegeninin son 4 milyar yıldır soğuk bir kış geçirdiğini düşünüyor. Bu bulgu Mars’ta suyun sıvı halde bulunduğuna dair kanıyı zayıflatıyor.

BOSTON - Bilim insanları meteordaki argon gazından geçmişe dönük ısı analizi yaptı. Mars’ın son 4 milyar yılı soğuk ve donuk geçmişse, gezegende biyolojik yaşamın ilk 500 milyon yılda meydana geldiği tahmin ediliyor.

Araştırmayı yürüten California Institute of Technology doktora öğrencisi David Schuster ve Massachusetts Institute of Technology profesörü Benjamin Weiss, bulguların Mars’ta yaşam olasılığını mutlak olarak reddetmediğini belirterek, son 4 milyar yıl içinde de suyun gizli saklı küçük alanlarda sıvı halde bulunabileceğinin altını çiziyor. Ancak araştırma geniş alanlara yayılan okyanus tezlerini çürütüyor.

ARGON GAZIYLA ISI HESABI
Shuster ve Weiss, Mars’tan kopan kayalardaki argon gazını inceledi. Argon gazı maruz kaldığı ısıya göre farklı zamanlarda çürüyor. Dünya’daki kayalarda da bulunan argon gazı, potasyumun radyoaktif çürümesi sonucu oluşuyor. Gazın çürüme süreci kayanın yaşının saptanmasında kullanılıyor. Argon, kayanın ısısına göre kayanın içinde saklanıyor, kaya ne kadar soğuk olursa, içinde de o kadar argon kalıyor. Isındıkça ise argon kaçıyor.
Bir kayada bulunan argon gazının miktarından, o kayanın maruz kaldığı ısıyı tespit etmek mümkün. Schuster ve Weiss’ın ölçümleri, kayalardaki argon gazından kayaların uzun bir süredir ‘buz gibi soğuk’ olduğunu gösteriyor. Aksi takdirde argon gazı çoktan uçmuş olacaktı.

SU SADECE İLK 500 MİLYON YILDA VARDI
Bilim insanları, Mars yüzeyi ve yüzey altındaki kanalların sıvı suyun eksikliğinde nasıl açılabileceğini tartışıyor. Ancak Dr. Schuster kanalların suyun var olduğu ilk 500 milyon yıl zarfında oluşmuş olabileceğini belirtiyor. Buna göre, su yüzey altında ve ancak sınırlı bölgelerde bulunabilirdi, yine de Mars, yaşamı destekleyecek uygun koşullar açısından fakir bir gezegendi.

Bilim insanları, gezegenin tozlu ve kumsu yüzeyindeki kanalları temel alarak Mark’ın en erken çağlarına ait jeolojik tahminlerde bulunuyor. Bilim insanları, Mars’ın ilk zamanlarında bugünkünden daha sıcak ve sulak bir gezegen olduğunu düşünüyordu.

NASA’nın Mars’ta hayat izi arayan Spirit ve Opportunity araçlarından gelen son veriler gezegende geniş okyanuslar bulunduğuna dair tezi zayıflatmıştı. Ancak, araçlar Mars’ta suyun sıvı halde bulunmuş olması gerektiğini gösteren güçlü kanıtlarda elde etmişti. Bu bulgular dahi suyun genellikle küçük yer altı gölleri veya akarsuları şeklinde bulunduğunu destekliyor. Suyun sıcaklığı ise hiçbir zaman umulduğu gibi ılık veya sıcak olmamıştı. Yaşamın oluşması için suyun sıvı halde olup donma derecesine yakın soğuklukta olmaması gerekiyor.

Kaynak: BBC ve LiveScience.com’dan yararlanılmıştır.

Imbat
08 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/336191.asp]Göktaşı yağmuru geliyor[/url]

Gökyüzü tutkunları, 12 Ağustos gecesi 22:30 - 23:30 saatleri arasında 100 kadar göktaşını gözlemleyebilecekler.
Göktaşı yağmurlarının en tanınanlarından biri Perseid göktaşı yağmuru, 12 Ağustos gecesi 22.30-23.30 saatleri arasında en yoğun noktaya ulaşacak. Dünya, 17 Temmuz - 24 Ağustos tarihleri arasında Güneş çevresinde 130 yılda bir tur atan Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının yörüngesinde bıraktığı kalıntıların içinden geçiyor.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün internet sayfasından ve Ankara Üniversitesi Astronomi Araştırma Topluluğu’ndan alınan bilgiye göre, özellikle “akanyıldız” yağmurlarına neden olan bu kuyrukluyıldız döküntüleri, Kuzey-Doğu yönünde Perseus (Kahraman) takımyıldızından yağıyormuş gibi görülüyorlar.

Perseid göktaşı yağmuru 12 Ağustos’u 13 Ağustos’a bağlayan Cuma gecesi saat 22.30 ile 23.30 arasında en yoğun noktaya ulaşacak. Yerleşim yerlerinden uzak çok karanlık bölgelerden saatte 100 kadar göktaşının görülmesi bekleniyor. Bu tarihte Ay ilkdördün durumunda olacağından erken alçalıp saat 23.19’da batacak. Bunun gözlem için şanslı bir gece olduğu belirtildi.

Gökyüzü tutkunları Perseid göktaşı yağmurunu 12-14 Ağustos tarihlerinde Antalya-Saklıkent’te gerçekleştirilecek 8. Ulusal GökyüzüGözlem Şenliği kapsamında da özel bir programla gözlemleyebilecekler. Ankara Üniversitesi’nin Ahlatlıbel’deki Gözlemevi de perseidleri izlemek isteyen gökyüzü meraklılarına 12 Ağustos’ta kapılarını açacak.

Gökyüzü avcılarının 3, öğrencilerin ise 2 YTL ödeyerek izleyebileceği bu etkinlikte üniversitenin Astronomi Araştırma Topluluğu üyeleri de bilgi sunacaklar. Işık kirliliğine uğramamış, şehir ışıklarından olabildiğince uzak karanlık bir yerin gözlem alanı seçilmesi halinde göktaşlarını gözlemleme şansı artacak.

GÖKTAŞI YAĞMURU NEDİR
Güneş sistemi içinde çok değişik yörüngelerde dolaşan, boyutları 1 mikrondan 10 kilometre çapına kadar değişen göktaşlarının büyük olanlarının kökeni küçük gezegenler, küçük olanların kökeni ise kuyrukluyıldızlar.

Eğer uzayda bol miktarda bulunan bu göktaşlarının yörüngeleri Dünyanın yörüngesi ile kesişirse, göktaşı büyük bir hızla (12-72 km/sn) atmosfere giriyor. Meydana gelen sürtünme ile göktaşı ısınıyor ve ışık saçmaya başlıyor. Bu olaya, “kayanyıldız” adı veriliyor.

Göktaşı yağmurunun hızlandığı gecelerde tüm göktaşları gökyüzünde sanki bu noktadan geliyormuş gibi görülüyor. Aslında hepsi birbirine paralel yörünge izleyen göktaşları atmosfere giriyor. Göktaşı yağmuru bu saçılma noktasının bulunduğu takımyıldızın adı ile anılıyor. Göktaşı yağmurlarının en ünlüleri ise Perseid, Leonid ve Geminidler.

Yeryüzünden yaklaşık 120 kilometre yukarıda yanarak ışık saçmaya başlayan göktaşlarının çoğu 60 kilometrenin üstünde bir yüksekliğe geldiğinde yanıp yok oluyor. Yeryüzüne ulaşan göktaşlarının sayısı çok az oluyor. Yörüngesi belirlenemeyen çapı bir kaç yüz metreden daha büyük bir göktaşıyla çarpışmanın çok nadiren yüz binlerce yılda bir olduğu biliniyor.

whitesnow
16 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25214&TYPE=2]Ay yolculuğunun bedeli 100 milyon Dolar[/url]

Uluslararası Uzay İstasyonu'na 'turistler' göndererek ticari uzay seyahati fikrini hayata geçiren şirket, bu sefer Ay'ın karanlık yüzünü hedef alıyor. Böyle bir seyahate katılabilecek olan şanslı kişilerin 100 milyon Amerikan Dolarını gözden çıkarması gerek.

Ticari uzay seyahati fikrinin geliştiren şirket olan Space Adventures, Ay'ın karanlık yüzünün hedeflendiği görevlerini 2008 veya 2009 gibi gerçekleştirmeyi planlıyor. Ticari uzay seyahatinde önemli bir yapı taşı olarak görülen bu görevlerde yolcu olarak yol almak ise oldukça pahalıya mal oluyor. Seyahatin karşılığı olarak kişi başına 100 milyon Dolar düşüyor.

İstikamet olarak Ay'ın karanlık yüzünün seçilmesinin nedeni ise olarak şirket, bu bölgenin insanlar üzerinde özel bir etkiye sahip olmasını gösteriyor. Bu bölgenin karanlık olması ve Ay'a çarpan asteroit ve meteorların genelde bu bölgede yoğunlaşmasının insanlar üzerinde bu bölgeye karşı oluşan ilginin ana nedenleri olarak gösteriliyor.

Yolculuk için Space Adventures şirketi Rusya ile beraber çalışıyor. Eğer plan başarıyla gerçekleşirse uzay turistleri 10 ile 21 gün arasında değişen bir yolculuğa çıkacak. Seyahat öncesinde yolcular, daha önce gerçekleşen uzay turlarında olduğu gibi 6 ay öncesinden eğitilmeye başlayacaklar.

1 Ekim'de ise üçüncü uzay yolcusu olacak olan Rus asıllı zengin işadamı Gregory Olsen, Uluslararası Uzay İstasyonuna seyahat edecek. Olsan konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 10 günlük UUİ ziyaretinden sonra Ay seyahatini de düşünebileceğini belirtti.

Kaynak: HÜRRİYET

Sansli
17 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/337434.asp]Uzayda kalma rekoru 748 gün[/url]

Rus kozmonot Sergey Krikalev, uzayda en uzun süre kalan uzay adamı rekorunu kırdı.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (UUİ) ekime kadar kalacak olan 20 yıllık kozmonot Krikalev, şimdiye kadar uzayda 748 gün geçirdi. Bundan önceki rekor, 747 gün 14 saat 14 dakika 11 saniyeyle Rus kozmonot Sergey Andeyev’e aitti. Krikalev’in uzay seyahatleri, UUİ’nin yanı sıra MİR uzay istasyonundaki görevleri ile ABD uzay mekikleri ve Rus Soyuz uzay araçlarındaki uçuşlarını kapsıyor.

MAZI
19 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=19.08.2005&Newsid=58961&Categoryid=30]Derin darbe için 9 yılımız kaldı![/url]

Dev göktaşı Apophis, dünyaya doğru hızla yaklaşıyor. NASA En geç 9 yıl içinde Derin Darbe filmindeki gibi patlatılması gerek. Yoksa dünyamız için çok geç olacak diyor
NASA'ya göre, dünyayı bekleyen en büyük tehlike 400 metre çapındaki dev göktaşı Apophis. Zira binlerce kilometre hızla yol alan bu göktaşı gezegenimize çarparsa, dünyadaki tüm nükleer bombaların aynı anda patlamasıyla aynı etkiyi yaratacak, Almanya'nın yüzölçümü kadar bir bölgede tek canlı bırakmayacak. Araştırmalar, şu an 110 milyon km uzaklıktaki göktaşının dünyaya 2029'da, 13 Nisan cuma günü çarpacağını gösteriyor.

Felaketi önlemenin tek yolu ise, göktaşının Deep Impact (Derin Darbe) filmindeki yöntemle patlatılması. Ama uzmanlar, bunun 2014'e kadar yapılması gerektiğini söylüyor. Çünkü daha fazla geç kalınırsa göktaşı o kadar yaklaşacak ki, patlatılsa dahi dünyayı felakete ***ürecek. 30 bin kilometre yaklaştığında bile dünyanın yörüngesini değiştirecek, iklimleri alt üst edecek.

whitesnow
21 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25364&TYPE=2]Discovery, jumbo jet sırtında Florida'ya taşınıyor[/url]

ABD’de Columbia faciasından 2,5 yıl sonra göreve giden ilk uzay mekiği Discovery, geçen hafta indiği California eyalati Mohave Çölü’ndeki Edwars Hava Kuvvetleri Üssü’nden Florida’daki ana uzay üssü Cape Canaveral’a Boeing 747 jumbo jetin sırtında taşındı. Ancak mekik elverişsiz hava koşulundan ötürü geceyi Louisiana eyaleti Barksdale Hava Kuvvetleri Üssü’nde geçiriyor. Mekik, Cape Canaveral’a yarın varacak.

Discovery, elverişşiz hava koşullarından ötürü 9 Ağustos’ta Florida’ya inememiş ve kıtanın öbür batı ucunda Erwards Hava Kuvvetdleri Üssü’ne inmek zorunda kalmıştı.

Discovery’nin ABD’nin bir ucundan diğer ucuna California-Florida yolculuğu kuş uçuşu 3 bin 540 km. Maliyeti 1 milyor dolar. Bu taşıma bundan önce Haziran 2002’de yapıldı. 1981’den beri hizmet veren Amerikan uzay mekiklerinin Yer’e iniş için ana seçeneklerinde üçüncü yeri New Mexico eyaleti Akkum Çölü. Burası iniş için sadece 1982’de kullanıldı.

Discovery mekiğinin jumbo jetin sıntında taşınmasından önce rotada hava koşulları taraması için önden ABD hava kuvvetleri K-135 uçağı uçtu.

COLİMBİA NEDEN DÜŞMÜŞTÜ
Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanları, 1 Şubat 2003’te 7 astronotunu yitiren Columbia mekiği Yer’e dönüşte Teksas semalarında 63 metre irtifada üçe bölünerek paramparça oluşunun nedeni olarak şunu saptamıştı: Columbia’nın fırlatılışında dış yakıt tankı tecrit maddesi köpük katmanından el çantası büyüklüğünde bir parça koparak atmosfer sürtünmesinin 2 bin derecelik sıcaklığını engelleyen esnek seramik karolarını parçaladı. Seramik zırhı deliği, Yer’e dönüşte atmosfer sürtünmesinin korkunç sıcaklığından ansızın büyüdü ve mekiği parçaladı. Bu yüzden, Disvovery’nin güvenle Yer’e inişi büyük dikkat isteyen sorun olarak algılandı.

Nitekim, Discovery’nin de fırlatılışında dış yakıt tankı tecrit maddesinden bir parça koptu, fakat şans eseri mekik gövdesine zarar vermedi.

Discovery mekiğinin kuyruğuna, bugünkü jumbo jet taşınması için hava sürtünmesini azaltıcı 4,5 ton ağırlığında büyük dik kuyruk takıldı.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 21.08.2005

Imbat
30 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/339184.asp]Jüpiter Venüs buluşması[/url]

İki gezegen, 2 buçuk yıl aradan sonra 31 ağustos ve 1 eylül akşamları birbirlerine en yakın konumda görünecek.

ANKARA - ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu Üyesi Tunç Tezel, bu günlerde Güneş battıktan hemen sonra batı yönünde görünmeye başlayan çok parlak iki yıldız bulunduğuna dikkati çekerek, bu yıldızların birbirine her gün yaklaşan en parlak iki gezegen Venüs ve Jüpiter olduğunu belirtti.
Tezel, gece gökyüzündeki tüm yıldızlardan daha parlak olan Venüs ve Jüpiter’in 31 Ağustos Çarşamba ve 1 Eylül Perşembe akşamları birbirlerine en yakın konumda görüneceğini bildirdi. Bu sırada Venüs’ün Dünya’ya uzaklığının 170 milyon kilometre, Jüpiter’in ise 927 milyon kilometre olacağını kaydeden Tezel, şöyle konuştu:

“Bu iki gezegenin gökyüzünde birbirine yaklaşması bir yıl içinde 2 kez göründükten sonra 2 yıl boyunca gözlenemiyor. Bundan önce 6 Ağustos 2001 sabahı ve 2 Haziran 2002 akşamı izlenen buluşmalardan sonra gezegenler 2 yıldan daha uzun bir süre, yani 5 Kasım 2004 sabahına kadar bir arada görünmediler. 1 Eylül akşamından sonra 2,5 yıl daha yeniden bir arada gözlenemeyecekler. Yani iki parlak gezegenibir arada görmek için 1 Şubat 2008 sabahını ya da 1 Aralık 2008 akşamını beklemek gerekecek.”

1 Eylül’deki buluşmadan birkaç gün sonra Ay’ın hilal halde aynı bölgeden geçeceğine işaret eden Tezel, 6 ve 7 Eylül akşamları Venüs, Jüpiter, Ay ve parlak yıldız Spica’nın (Başak takımyıldızının en parlak yıldızı) günbatımından 1 saat sonra bir araya toplanmış olarak görülebileceğini belirtti.

MAZI
06 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=163454]'Mars'ta kumulların altı buz dolu'[/url]

LONDRA - Astronomlar Mars'ın dev kumullarının altında büyük miktarda buz halinde su olabileceğini ileri sürdü. İrlanda'da bir konferansta konuşan Dr. Mary Bourke, 'gelecekte yapılacak insanlı yolculuklarda su kaynağı için önce kumullara bakılmasının doğru olacağını' söyledi.
İlk kez 2002'de Mars Odyssey uzay aracının gönderdiği verilerle Mars'ta katı halde su bulunduğu anlaşılmıştı. Bunun üzerine gezegendeki olası su haritasını çıkaran uzmanlar, gezegenin kutup bölgelerinin yüzde 70 oranında su içerdiğini buldu. Bourke, ilk kez su bulunması olasılığı olan başka bir kaynak gösteren isim oldu. Bourke'ye göre gezegenin kuzey yarımküresindeki kumullarda yüzde 50 oranında katı halde su var.

Sansli
19 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25961&TYPE=2]NASA: Hedef Ay[/url]

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 2018'e kadar, dört astronotu Ay'a göndereceğini açıkladı. NASA Başkanı Michael Griffin, astronotların Ay'a uzay mekiği yerine yeni bir füzeyle gideceğini, ziyaretin bir hafta süreceğini söyledi. Griffin, yeni aracın 2010'da emekli olacak uzay mekiklerinden çok farklı olacağını belirtti.


Kaynak: RADİKAL
Tarih: 20.09.2005

Sansli
21 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://haber.mynet.com/detail_news/?mainPage=1&which=summary&type=center&id=O1127344125862&ref=haberHome&ref2=1&date=22Eylul2005]Bilim adamları: Mars'ta değişiklik saptadık[/url]

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) bilim adamları, Mars yüzeyinde son yıllarda meydana gelen birçok jeolojik ve termik değişiklik saptadı.

Bilim adamları, Mars'ın yörüngesinde çalışmalarını sürdüren Mars Global Surveyor (MGS) uzay aracının Kızıl Gezegen'deki bir kumulda 2002'de olmayan yeni yarıklar tespit ettiğini ve 1999 ile 2005 arasındaki görüntülere göre gezegenin giderek ısınmış olabileceğini belirttiler.

MGS'nin yetkilisi Michael Meyer, Mars yüzeyinde yeni yarıklar ve başka değişiklikler görmenin, bu gezegenin tahmin edilenden daha faal ve daha dinamik olduğunu gösterdiğini ifade etti ve Kızıl Gezegen'de bir deprem olasılığından söz etti.

Meyer, Nisan ayında tespit edilen iki yeni yarığın 900 metre uzunluğunda, 30 ila 40 metre genişliğinde olduğunu belirtti.

MGS'den Michael Malin de Kasım ve Aralık 2003'te tespit edilen görüntülere göre bir tepenin eteklerinde kayaların yuvarlanmasıyla oluşan izler bulunduğunu kaydederek, 'Bu izler 2001'de yoktu. Bu kayalar, şiddetli rüzgar veya bir depremle yuvarlanmış olabilir' diye konuştu.

Malin, bilim adamlarının Mars'ın ısınma nedeni hakkında şu anda açıklama yapamadıklarını belirtti.

Imbat
22 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~634576,00.asp]Gizemli mavi ışığın kaynağı bulundu[/url]

Hubble Uzay Teleskopu'yla yapılan yeni gözlemler sayesinde, Andromeda Galaksisi'nde bulunan ve uzun süredir bilim adamlarının kafasını kurcalayan disk şeklindeki mavi ışığın kaynağı bulundu.


10 yıldır bilim adamlarının kafasını kurcalayan, komşu galaksi Andromeda'daki mavi ışın kaynağı bulundu. Galaksinin merkezindeki devasa kara deliğin etrafında bulunan disk şeklindeki mavi ışığın, kara deliğin etrafında dönen genç yıldızlardan kaynaklandığı belirlendi.

Fakat bilim adamlarının kafası yeni bulgularla daha da karışmış bulunuyor. Bilim adamlarının kafasını kurcalayan soru; birbirlerine yakınlığı bir ışık yılından daha fazla olmayan ve saatte 3.6 milyon kilometre hızla hareket eden 400'den fazla yıldızın, zor koşulların hakim olduğu böyle bir ortamda nasıl varolmuş olabilecekleri.

Bir muamma olarak nitelenen durum için bilim adamları, soru işaretlerini ortadan kaldırmak yerine daha fazla soru işaretine neden olduğu şeklinde bir tanımlama yapıyor.

MAZI
22 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/342204.asp]Galaksi sayısı sanılandan fazla[/url]

Evrenin “gençlik çağında” galaksi sayısının bugün tahmin edilenden çok daha fazla olduğu anlaşıldı.

Fransız-İtalyan-Alman astronomları, Balina takımyıldızı bölgesinde 9-12 milyar yıl önce, yani evren daha gençken, “mebzul miktarda” galaksi bulunduğunu tespit etti. Nature dergisinin son sayısındaki makaleye göre, Balina takımyıldızındaki sayılardan hareket eden uzmanlar, evrenin erken dönemlerindeki galaksi sayısının, şimdiye kadar tahmin edilenin 2 ila 6 katı olduğunu hesapladı.

Astronomlar, bu buluş sonunda galaksilerin oluşumu ve evrimleri konusundaki teorilerin gözden geçirilmesi gerekeceğini vurguladılar.

Fransız Olivier Le Fevre başkanlığındaki astronomların, Güney Avrupa Gözlemevi’nin (ESO) Şili’deki dev teleskopunu kullanarak bu gözlemi yaptığı kaydedildi.

Balina takımyıldızında 8 bin galaksiyi gözlemleyen uzmanlar, 970 galaksinin 9-12 milyar yaşında olduğunu belirledi. Evrenin 13,7 milyar yıl önce meydana gelen “büyük patlama” sonucu oluştuğu düşünülecek olursa, bu galaksilerin evrenin “gençlik” çağında ortayaçıktığı anlaşılıyor. Yeni bir “nüfus” olarak nitelendirilen bu uzak galaksilerde bulunan yıldız sayısı da önceki gözlem ve hesaplamalardan en az iki kat fazla çıktı.

Imbat
28 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=30788]3 Ekim'de güneş tutulacak; Türkiye'den de saat 11.30-14.15 arasında izlenebilecek[/url]

3 Ekim Pazartesi günü güneş tutulması yaşanacak. Tutulma sırasında Ay'ın gölgesi, Kuzey Atlantik Okyanusu'ndan başlayarak, 4 saat içinde Hint Okyanusu'na ulaşacak.
(28 Eylül 2005 Çarşamba)

Gölgenin geçtiği yerlerde tutulma, “halkalı güneş tutulması” şeklinde izlenecek.

Tutulma, Türkiye'den de saat 11.30-14.15 sıralarında “parçalı güneş tutulması” şeklinde gözlenebilecek.

ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu üyesi Tunç Tezel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 Ekim 2005 Pazartesi günü yaşanacak güneş tutulması hakkında bilgiler verdi.

Tezel'in verdiği bilgiye göre, tutulma sırasında Ay'ın gölgesi, Kuzey Atlantik Okyanusu'ndan başlayarak, yaklaşık 4 saat içinde Portekiz, İspanya, Batı Akdeniz, Cezayir, Tunus, Libya, Çad, Sudan, Kenya ve Somali'yi geçerek Hint Okyanusu'na ulaşacak. Bu gölgenin geçtiği yerlerde tutulma “Halkalı Güneş tutulması” şeklinde izlenecek. Bu yerlerden bakıldığında Ay, Güneş'in tam önünden geçerken görülecek.

Ancak 3 Ekim'de Ay'ın görünen büyüklüğü, Güneş'ten daha küçük olacağından, tutulmanın ortasında Güneş, Ay'ın çevresinde ışıklı bir halka biçiminde görünecek.

TÜRKİYE'DEN TUTULMANIN PARÇALI EVRELERİ İZLENEBİLECEK

Afrika'nın güneybatı ucu dışında her yeri, Avrupa, Ortadoğu, Pakistan ve Hindistan'da da bu Güneş tutulmasının parçalı evreleri gözlemlenebilecek.

Parçalı Güneş tutulması, yaklaşık 11.30-14.15 saatleri arasında Türkiye'den de izlenebilecek. Türkiye'de gözlem yapılan yere göre, Ay 12.40-13.00 saatleri arasında Güneş'in yüzde 20'si ile yüzde 45'ini kapatmış olacak. Tutulmanın oranı, Güney Ege ve Batı Akdeniz'de yüzde 45'e kadar ulaşırken, Doğu Karadeniz'de yüzde 20'lerde kalacak.

UYARI

Uzmanlar, 3 Ekim'de gerçekleşecek Güneş tutulmasının kesinlikle Güneş'in zararlı ışınlarını geçirmeyen bir güneş filtresi kullanılarak gözlemlenmesi uyarısında bulundu.

Doğarken ve batarken bile Güneş'e uzun süre bakmanın göz sağlığı için tehlikeli olduğuna dikkati çeken uzmanlar, Güneş'e uzun süre bakmanın, acı hissi uyandırmaksızın kalıcı göz hasarı, hatta körlüğe yol açabileceğini ifade ettiler.

Bundan sonraki ilk Tam Güneş Tutulması, 26 Mart 2006 tarihinde gerçekleşecek. Bu Güneş tutulması, Türkiye'den de tam olarak gözlemlenebilecek.

Sansli
29 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26164&TYPE=2]Google uzaya açılıyor[/url]

İnternetin en büyük arama motoru Google ve NASA ortak uzay araştırmaları yapmak üzere anlaşmaya vardılar.

Google ve NASA arasındaki işbirliği bilgi teknolojisi, veri yönetimi ve nanoteknoloji alanlarını kapsıyacak. Anlaşmayla Google, NASA’nın da araştırma merkezinin bulunduğu Silikon Vadisi’ne 93 bin metrekarelik devasa bir kampus kuracak.

Geniş tabanlı veri yönetimi, nanoteknoloji ve uzay sanayiinde ortak çalışmayı planlayan Google ile NASA, milyonlarca gönüllünün bilgisayarını da internet sayesinde sağlık ve uzay araştırmaları için kullanacak.

Google Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt, ortaklıkla ilgili yaptığı açıklamada, NASA ve Google’ın, “evrenin bilgisini dünyadaki insanlara taşımak gibi” ortak bir misyona inandığını söyledi.

NASA ile Google ayrıca uzaktan kumandayla yönetilen yeni araçlar geliştirmeye ve uzayda karşılaşılan teknik sorunların gelişkin analizlerini yapmaya çalışacak. NASA’ya göre amaç, uzay programlarına girişimci sektörü de dahil etmek.


Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 30.09.2005

Sansli
29 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/343010.asp]Samanyolu’ndan 8 kat büyük gökada[/url]

Hubble Uzay Teleskobu kainatın ilk zamanlarında ortaya çıkan ve Samanyolu’ndan 8 kat büyük bir gökadayı keşfetti.

- Yeni keşfedilen gökadanın çok uzakta, diğer galaksilerin “genç ve küçük” olduğu bir yerde bulunduğunu belirten yetkililer, bugüne dek bilim adamlarının kainatın ilk döneminde oluşan gökadaların, sonradan oluşanlara göre daha az yıldıza sahip olduğunu düşündüğünü ve bu keşfin şaşırtıcı olduğunu kaydettiler.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Hubble ve Spitzer teleskoplarını kullanarak bu keşfi yapan ekipte yer alan California Teknoloji Enstitüsü astronomi profesörü Richard Ellis, bu keşfin çok şeyi açığa vurduğunu belirterek, “Bu gökadanın, galaksilerin büyük bölümünün çok eskiden oluştuğunu gösterdiğini” söyledi.

“Evren, şu anki yaşının yüzde 6’sına sahipken bile, bu gökada, samanyolunun 8 katı büyüklüğünde bir yıldız topluluğuna sahipti” diyekonuşan Ellis, gökadanın uzaklığının doğrulanmasının, kainat tarihinindaha eski zamanlarında galaksilerin daha yoğun şekilde oluştuğunu göstereceğini ifade etti.

HUDF-JD2 adı verilen ve evrenin ilk birkaç yüz milyon yılında hızla büyüyerek Samanyolu’nun 8 katı kütleye ulaşan galaksinin daha sonra yeni yıldızlar yaratmayı neden sonlandırdığı ise gökbilimcilerin henüz cevap veremedikleri bir soru.

Imbat
02 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=31313]Güneş tutulması yarın[/url]

Güneş tutulması yarın gerçekleşecek. Tutulma sırasında Ay'ın gölgesi, Kuzey Atlantik Okyanusu'ndan başlayarak 4 saat içinde Hint Okyanusuna ulaşacak. Gölgenin geçtiği yerlerde tutulma, “halkalı güneş tutulması” şeklinde izlenecek.
Tutulma, Türkiye'den de saat 11.30-14.15 sıralarında “parçalı güneş tutulması” şeklinde gözlenebilecek.

Yarın gerçekleşecek Güneş tutulması sırasında Ay'ın gölgesi, Kuzey Atlantik Okyanusu'ndan başlayarak, yaklaşık 4 saat içinde Portekiz, İspanya, Batı Akdeniz, Cezayir, Tunus, Libya, Çad, Sudan, Kenya ve Somali'yi geçerek Hint Okyanusu'na ulaşacak.

Bu gölgenin geçtiği yerlerde tutulma, “Halkalı Güneş tutulması” şeklinde izlenecek. Bu yerlerden bakıldığında Ay, Güneş'in tam önünden geçerken görülecek. Ancak yarın Ay'ın görünen büyüklüğü, Güneş'ten daha küçük olacağından, tutulmanın ortasında Güneş, Ay'ın çevresinde ışıklı bir halka biçiminde görünecek.

En uzun tutulma süresi ise Sudan'da gerçekleşecek. Tutulma sırasında Güneş'in yüzde 95'inin Ay tarafından örtüleceği kaydedildi.

TÜRKİYE'DEN TUTULMANIN PARÇALI EVRELERİ İZLENEBİLECEK

Afrika'nın güneybatı ucu dışında her yeri, Avrupa, Ortadoğu, Pakistan ve Hindistan'da da Güneş tutulmasının parçalı evreleri gözlemlenebilecek.

Parçalı Güneş tutulması, yaklaşık 11.30-14.15 saatleri arasında Türkiye'den de izlenebilecek. Türkiye'de gözlem yapılan yere göre, Ay, 12.40-13.00 saatleri arasında Güneş'in yüzde 20'si ile yüzde 45'ini kapatmış olacak. Tutulmanın oranı, Güney Ege ve Batı Akdeniz'de yüzde 45'e kadar ulaşırken, Doğu Karadeniz'de yüzde 20'lerde kalacak.

Bundan sonraki ilk Tam Güneş Tutulması, 29 Mart 2006 tarihinde gerçekleşecek. Bu Güneş tutulması, Türkiye'den de tam olarak gözlemlenebilecek.

UYARI

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nden yapılan yazılı açıklamada, yarın meydana gelecek halkalı güneş tutulması sırasında güneşe teleskop, dürbün gibi optik bir aletle kesinlikle bakılmaması gerektiği uyarısında bulunuldu. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Güneş'e bu amaçla üretilmiş özel filtreler kullanılmaksızın doğrudan çıplak gözle veya bir fotoğraf makinesi, dürbün veya bir teleskopla bakmak gözlerde kalıcı hasara, hatta körlüğe sebep olabilir. Üstelik bu sırada acı bile hissetmeyebilirsiniz.

Güneş'in yüzde 99'u örtüldüğünde bile kalan yüzde 1'lik kısmın parlaklığı, dolunayın parlaklığından 10 bin kat fazladır. Güneş'e sadece tam tutulma sırasında, yani Güneş, Ay tarafından tümüyle örtüldüğü zaman, filtre kullanılmaksızın çıplak gözle veya dürbün gibi çeşitli optik cihazlarla güvenli bir şekilde bakılabilir. Tam tutulma dışındaki evrelerde ise ancak özel önlemler almak koşuluyla Güneş'i gözlemek mümkündür.”

TUTULMA ANKARA'DA SAAT 11.28'DE BAŞLAYACAK

Ankara Üniversitesi Gözlemevi Müdürü Doç. Dr. Berahitdin Albayrak da yaptığı yazılı açıklamada, Ankara'da parçalı tutulmanın, saat 11.28'de başlayacağını ve 14.06'da son bulacağını belirterek, tutulma ortasının ise saat 12.47'de gerçekleşeceğini kaydetti.

Tutulma sırasında Ankara'dan izlenebilecek görüntüde, Güneş'in görünür yüzeyinin yaklaşık yüzde 33'ünün örtülmüş olacağına dikkati çeken Albayrak, kullanılacak filtrelerin Güneş ışınlarını en az 1/100000 oranında azaltıcı olması gerektiğini bildirdi.

MAZI
02 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26188&TYPE=2]Dedesini uzaya yolladı[/url]

60 yaşındaki turist Gregory Olsen, dün Soyuz uzay aracıyla yola çıktı. Hem tatil hem iş için uzaya çıkan Olsen'ı torunu uğurladı.

Dünyanın üçüncü uzay turisti dün Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) yolculuğuna başladı. Hem 'tatil' hem de iş için uzaya giden ABD'li milyoner işadamı Gregory Olsen, UUİ'de geçirdiği sürede bazı deneyler yapacak.

Kazakistan'ın Baykonur üssünden uzay aracının fırlatılışını Olsen'nin kızı Krista Dibsie, damadı, dört yaşındaki torunu Justin, aile dostları da izledi. Soyuz uzay aracı kalkıştan dokuz dakika sonra yörüngeye girdi. Olsen ile birlikte araçta ABD'li astronot Bill McArthur ve Rus kozmonot Valeri Tokarev de bulunuyor.

NASA ile de iş yapan kızılötesi kamera üreticisi bir şirketin kurucularından olan ve fizik alanında çalışmaları bulunan 60 yaşındaki Olsen, UUİ'de hem şirketinin yeni ürünlerini deneyecek hem de geliştirdiği deneyleri gerçekleştirecek. UUİ'de kristal üretmeyi deneyecek olan Olsen başarılı olursa bunu yeryüzündeki işyerinde kullanacak. Bu yüzden kendisine 'uzay turisti' yerine 'uzay uçuşu katılımcısı' denilmesini isteyen Olsen, uçuştan önce basına yaptığı açıklamada, Umarım uçuşum, uzay uçuşlarının daha sıradan hale gelmesine yardımcı olur dedi. Uzay turizminin uzayı ticarileştireceği iddialarına karşı çıkan Olsen, uçuşa katılmasının, uzay uçuşunun gelişiminde gerekli bir adım olduğunu savunuyor. Olsen, 100 yıl önce sadece birkaç cesur kişi kendini uçakla uçuşa adamıştı. Günümüzde herkes uçakla uçuyor. Aynı şey uzay uçuşu için de gerçek olacak diyor.

60 yaşındaki Amerikalı Denis Tito ve 27 yaşındaki Güney Afrikalı Mark Shuttleworth'ün ardından uzaya giden Olsen bu yolculuk için 20 milyon dolar ödedi. Olsen, uzayda bir hafta geçirdikten sonra nisan ayından bu yana istasyonda bulunan Rus kozmonot Sergey Krikalev ve Amerikalı astronot John Philips ile birlikte dünyaya dönecek.

Sansli
03 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/343664.asp]Uzay turisti hedefe ulaştı[/url]

ABD’li iş ve bilim adamı Gregory Olsen’ı taşıyan Rus Soyuz uzay aracı, Uluslararası Uzay İstasyonu’na kilitlendi.

Dünyanın “üçüncü uzay turisti” Amerikalı işadamı ve bilimadamı Gregory Olsen’i taşıyan taşıyan Rus Soyuz uzay aracı, yörüngede yapımı süren Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ile kenetlendi. Önceki gün Kazakistan bozkırında SSCB’nin kurduğu tarihi Baykonur Kozmodromu’ndan (uzay üssü) fırlatılan Soyuz uzay aracı, UUİ’ye, 12. dönem mürettebatı teşkil eden yeni iki uzay adamını da ***ürdü.

Amerikalı milyoner Olsen’in 1 haftalık uzay macerasında Amerikalı astronot William McArthur ve Rus kozmonot Valeri Tokarev, UUİ’nin 11. dönem mürettebatıyla yer değiştiriyor. Astronot McArthur, UUİ’nin kaptan pilotun, kozmonot Tokarev de uçuş mühendisinin yerine 6 ay UUİ’de kalacak.

Rus Korolyov uzay merkezinde Amerikalı ve Rus mühendisler, kenetlenmeyi otomatik yönlendirdi. Olsen’in ailesi de bu anı büyük heyecanla izledi. Soyuz’un ve UUİ’nin uzay adamları, ilk iş olarak ikiaracın hava kapılarını açmaya girişti.

HEM İŞ HEM BİLİMADAMI
Merkezi New Jersey kentindeki kızılötesi kamera şirketinin kurucularından olan ve fizik alanında çalışmaları bulunan 60 yaşındaki Olsen, uçuştan önce Associated Press’e yaptığı açıklamada, “Umarım uçuşum, uzay uçuşlarının daha sıradan hale gelmesine yardımcı olacak” demişti.

Olsen, “Yüzyıl önce sadece cesur birkaç kişi, kendini uçakla uçuşa adamıştı. Günümüzde herkes uçaklarla uçuyor. Aynı şey uzay uçuşuiçin de gerçek olacak” diye konuşmuştu.

60 yaşındaki Amerikalı Dennis Tito ve 27 yaşındaki Güney Afrikalı Mark Shuttleworth’ün ardından üçüncü uzay turisti olan Olsen de diğerleri gibi bu yolculuk için Rus uzay kurumuna 20 milyon dolar bağışta bulundu.

Olsen, uzayda bir hafta geçirdikten sonra, geçen nisan ayından bu yana UUİ’de bulunan 11. mürettebat Rus kozmonot Sergey Krikalev ve Amerikalı astronot John Philips ile Yer’e dönecek.

NASA, Şubat 2003’te Columbia uzay mekiğinin atmosfere girişte 7 astronotuyla birlikte parçalanmasından sonra, Rusya’nın 50 yıllık uzayöncülüğü ve tecrübesinden daha fazla yararlanmaya başladı.

Amerikan uzay mekiklerinin Columbia kazasından doğan boşluğunu Soyuz araçları ve UUİ’ye insansız Progress kargo uzay araçlarıyla dolduran Rusya, UUİ’nin 2006’da tamamlanması öngörülen inşaatının tamamen aksamaması için ağırlığını artırdı.

ABD, uzay mekiğinde kazaya neden olan, yakıt tanklarındaki sıcaklık tecrit köpük maddesinin fırlatılış anında parçalanması sorununu henüz temelden çözemedi. Columbia kazasından sonra ilk mekik olan Discovery, ağustosta UUİ’yi ziyaret etti.

Dünya yörüngesinde 2016’ya dek 400 km yükseltide görev yapması planlanan 100-130 milyar dolarlık UUİ’ye, Rusya, ABD, Avrupa Uzay Kurumu, Brezilya, Kanada, Japonya bilimsel katkı sağlıyor. UUİ bittiğinde, gece Ay’dan sonra gökyüzünde görülebilecek en parlak nesneolacak.

MAZI
03 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.stargazete.com/starextra/index.asp?haberID=25422]Dünya güneş tutulmasını böyle izledi[/url]

Bugün dünya güneş tutulmasını izledi. Tutulma sırasında Ay'ın gölgesi, Kuzey Atlantik Okyanusu'ndan başlayarak 4 saat içinde Hint Okyanusuna ulaştı. Gölgenin geçtiği yerlerde tutulma, 'halkalı güneş tutulması' şeklinde izlendi.

whitesnow
04 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~639875%2C00.asp]'10. gezegende' uydu keşfedildi[/url]

Ağustos ayında keşfedilen '10. gezegenin' bir uyduya sahip olduğu bildirildi. Bilim adamları tarafından yapılan duyuruya göre, Güneş Sistemi'nin 'en uzak gezegeni' etrafında dönen uydunun diğer gezegenlerin uydularına göre çok daha farklı olduğu bildiriliyor.


Ağustos ayında bazı bilim adamları tarafından 10. gezegen olarak nitelenen, geçici olarak Xena ismiyle çağrılan nesnenin bir de uyduya sahip olduğu açıklandı. Araştırmacılara göre, bu uydunun Xena'nın 10. gezegen olup olmadığı konusunda tartışan bilim adamlarına yardımcı olabilir.

Öte yandan Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden bilim adamları, Gabrielle olarak adlandırılan bu uydunun daha önce görülen uydulara hiç benzemediğini söylüyor. Bilim adamları uydunun Xena ile karşılaştırıldığında çok küçük kaldığını ve bunun sıra dışı bir durum olduğunu belirtiyor.

10 metrelik Keck II ve Hubble Uzay Teleskopu ile yapılacak daha ayrıntılı gözlemlerin konuya ışık tutması bekleniyor. Yeni verilerin 14 gün içinde elde edilmesi bekleniyor.

MAZI
12 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26377&TYPE=2]ABD'li uzay turisti dünyaya döndü[/url]

ABD'li milyoner bilimadamı Gregory Olsen'i ve iki mürettebatı taşıyan soyuz uzay aracının yeryüzüne başarıyla indiği bildirildi.

Rusya'nın başkenti Moskova'nın hemen dışındaki görev kontrol merkezinden yapılan açıklamada, Rus kozmonot Sergey Krikalev ve ABD'li astronot John Philips ile Olsen'i taşıyan soyuz aracının Kazakistan'a yaptığı yumuşak inişi tamamladığı ve uzay aracındakilerin durumunun iyi olduğu belirtildi.

Dünyadaki 3. uzay turistini taşıyan soyuz aracının, 10 gün önce kenetlendiği Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) TSİ 00.49'da ayrılarak yeryüzüne yöneldiği kaydedildi.

UUİ'deki görevini ABD'li astronot William McArthur'a devrederek yeryüzüne dönen Krikalev yaptığı açıklamada, “Bizimle birlikte çalışanlara çok teşekkür ederim. Seferimizle ilgili görevlerimizi bitirdik” dedi.

Olsen ile birlikte 10 gün önce UUİ'ye gelen McArthur ve kozmonot Valery Tokarev istasyondaki görevi Philips ve Krikalev'den devralmışlardı.

New Jersey'li bir girişimci olan Olsen söz konusu uçuşun gerçekleştirilmesine 20 milyon dolarlık katkıda bulunmuştu.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 12.10.2005

MAZI
14 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=9681,5]Kara delik doymuş![/url]

Kara deliğin, çekim alanına girecek kadar yaklaşan tüm gökcisimlerini hatta güneş ışığını bile yuttuğu biliniyor. Bu nedenle yeni gelişme sonrası kara deliğin bir ışık yılı kadar yakınlarında bile büyük yıldızların tespit edilmesi astronomları şaşkına çevirdi. Yeni yıldızları keşfeden astronomlardan Sergei Nayakshin, kara deliklerin genellikle yıkıcı etkileriyle bilindiklerini hatırlatarak, “Bu kara deliğin, yeni yıldızların oluşmasını sağlaması dikkat çekici’’ diye konuştu. İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’nde görev yapan Nayakshin, Güneş’in çevresindeki gezegenler gibi bu yıldızların da kara deliğin çekiminde kalmak için yeterli yakınlıkta olduğunu belirtti. Dünya, kara deliğin bulunduğu Samanyolu’nun merkezine yaklaşık 26 bin ışık yılı mesafede bulunuyor.

MAZI
14 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/345296.asp]Yıldız oluşumunda yeni teori[/url]

Chandra teleskobu tarafından elde edilen son görüntüler yıldız oluşumları konusunda yeni ve umulmadık bir teoriye destek veriyor.

- Kızılötesi ve X ışını gözlemleri, Samanyolu galaksisinin merkezinde yer alan Sagittarius A kara deliğinin etrafınaki büyük bir gaz kütlesinden oluşmuş devasa yıldızları gösteriyor.

Yıldız oluşumlarını açıklayan standart modele göre, yıldızları oluşturan gaz bulutlarının süper kütlesel kara delikten dalgasal güçlerle kopması gerekiyor. Sagittarius A’nın etrafındaki yoğun gaz kütlesinin çekim gücü dalgasal güçleri dalgasal güçleri dengeleyerek yıldızların oluşmasına izin veriyor. Kara deliğin dalgasal güçleri ve gaz kütlesinin çekim gücü arasındaki gerilim aynı zamanda normalden daha büyük devasa yıldızların oluşmasını da kolaylaştırıyor.

Yıldız oluşumunu açıklayan bu model, neredeyse tüm galaksilerin merkezinde bulunan süper kütlesel kara deliklerin pek çok gizeminin çözülmesini de sağlayabilir. Devasa yıldızlar süpernova olarak patladığında, galaksi merkezinde oksijen ve demir gibi ağır elementler yayıyorlar. Bu da süper kütlesel kara deliklerin etrafından gözlenen bu tip elementlerin varlığını açıklayabilir.

Chandra teleskopunu kullanarak kara deliğin yakınındaki yıldızları keşfeden astronomlardan Sergei Nayakshin, kara deliklerin genellikle yıkıcı etkileriyle bilindiklerini hatırlatarak, “Bu kara deliğin, yeni yıldızların oluşmasını sağlaması dikkat çekici” diye konuştu.

İngiltere’deki Leicester Üniversitesi’nde görev yapan Nayakshin, Güneş’in çevresindeki gezegenler gibi bu yıldızların da kara deliğin çekiminde kalmak için yeterli yakınlıkta olduğunu belirtti. Dünya, kara deliğin bulunduğu Samanyolu’nun merkezine yaklaşık 26 bin ışık yılı mesafede bulunuyor.

whitesnow
18 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26508&TYPE=2]Çin’in teknoloji zaferi[/url]

Çin’in ikinci insanlı uzay aracı, iki astronotuyla Dünya yörüngesinde geçirdiği beş günün ardından başarılı bir şekilde dünyaya döndü.

Çin’in ulusal gururu olarak nam salan ikinci insanlı uzay uçuşunun da sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesi, Çin’in resmi yayın organları tarafından ülkenin uzay programının başarısının bir sembolü olarak yorumlanıyor.

Resmi Xinhua haber ajansının raporuna göre, Moğolistan’ın kuzey bölgesine inen uzay kapsülünün içindeki iki astronot da inişten sonra oldukça iyi sağlık koşullarına sahip bulunuyor. Çin’in ikinci insanlı uzay aracı olma niteliği taşıyan Shenzhou 6 ile iki astronot, geçtiğimiz hafta sorunsuz bir fırlatma sonunda Dünya yörüngesine yerleşmişti.

Geçen hafta Çarşamba günü uzaya fırlatılan 41 yaşındaki Nie Haisheng ile 40 yaşındaki Fei Junlong, beş günlük görev süresince Dünya’nın etrafında 76 kez döndüler. İlki gibi herhangi bir problemin yaşanmadığı ikinci insanlı uzay uçuşu, başta devlet medyası olmak üzere tüm ülkede Çin’in teknolojik üstünlüğünün bir sembolü olarak yorumlanıyor.

Resmi Xinhua’nın açıklamasına göre tüm Shenzhou programının toplam bütçesi 2.3 milyar dolar. ABD’nin sırf 2005 yılı için uzay çalışmalarına ayırdığı bütçe ise 16 milyar dolar değerine sahip. Çin’in bu uzay uçuşlarının halk arasında yurtseverliği artıracağı ve böylece 1.3 milyarlık nüfusun ekonomi üzerinde daha fazla olumlu etki yaratacağı düşünülüyor.

Çin, 1961’de Sovyetler Birliği’nin ve ABD’nin ardından 42 yıl sonra, 2003’te uzaya gönderdiği ilk astronotuyla uzaya insan gönderen üç ülkeden sonuncusu olma sıfatını taşıyor.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 19.10.2005

MAZI
19 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26534&TYPE=2]ABD, titan roketini son kez fırlattı...[/url]

ABD, 368'inci ve son kez bir Titan roketini uzaya fırlattı. İnsansız, 16 katlı Titan IV'ün Los Angeles'ın kuzeyindeki Vanderberg Hava Üssü'nden fırlatılışı, 1959'da başlayan bir dönemin kapanışı oldu.

Titan'ın tarihi fırlatılışını, hava üssünde yaklaşık 3 bin konuk ve üst düzey askeri yetkililer izledi. Bu son roketin, ABD'nun casus uydularını izleyen Ulusal Keşif Bürosu için gizli bir yük taşıdığı bildirildi.

Titan, aralarında Apollo uzay gemisinin aya inişine hazırlık için 1960'lı yıllarda insanlı Gemini uzay aracını yörüngeye oturtulmasının da bulunduğu çalışmalarda kullanıldı. Soğuk Savaş döneminde kıtalararası balistik füze taşımak üzere dizayn edilen Titan ayrıca, çok sayıda bilimsel uzay aracını da Merkür, Mars ve diğer gezegenlere ***ürdü.

Bugüne kadar atılan 368 Titan roketinin 200'ünün fırlatılışı Vanderberg Hava Üssü'nden gerçekleştirildi. Titan'ın emekliliğiyle aralarında Lockheed Martin'in Atlas 5 ve Boeing'in Delta 4'ünün de bulunduğu yeni jenerasyon roketlere kapılar açılacak.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 20.10.2005

MAZI
19 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetusa.com/]Hubble'ın yeni görevi Ay’ı gözlemek [/url]

NASA, Hubble Uzay Teleskopu’nun gözünü Ay’a çevirdi. Ay’ın yüzeyini tarayan efsanevi uzay teleskopu, yakın gelecekte gerçekleştirilmesi planlanan Ay yolculukları için uydu üzerindeki potansiyel iniş sahalarını araştırıyor.

Hubble ayrıca, gelecekte kurulacak olan Ay üsleri için oksijen ve metal sağlayacak olan titanyum ve demir oksit mineralleri de tarıyor.

NASA, Hubble teleskopunda bulunan ültraviyole algılayıcısı sayesinde Ay üzerinde oksijen barındıran mineralleri araştırıyor. Elde edilen veriler, yakın gelecekte planlanan Ay uçuşları için NASA’ya potansiyel iniş sahalarını belirlemede yardımcı olacak. Araştırmalarda en fazla öne çıkan oksijen, NASA için insanlı Ay üsleri kurmada en önemli kaynak olarak dile getiriliyor.

Dev teleskopun ültraviyole algılayıcısı sayesinde elde edilen yüksek çözünürlüklü resimler, bilim adamlarına Ay kabuğu üzerindeki mineral çeşitliliği hakkında ipuçları veriyor. Proje dahilinde oksijenin yanı sıra demir sağlayacak mineraller de araştırılıyor. NASA, insanlı uçuşlarından önce Ay’a robotlardan oluşan bir ekipman göndermeyi düşünüyor. Robotlar daha sonra gerçekleşecek olan insanlı uçuşlar için Ay’da gerekli ortamı hazırlayacak.

Hubble’ın gelişkin gözlem kamerası, ilk etapta Ay’ın Dünya’ya en yakın tarafı üzerindeki çeşitli yerlerde, jeolojik olarak bilinen noktalardan çeşitli ültraviyole ve görülebilir ışık fotoğrafları çekti. Bu alanlar arasında Aristarchus Krateri ve Schoroter Vadisi de yer alıyor. Hubble ayrıca, 1971 ve 1972’de ABD’li astronotların taş ve toprak örneği topladığı Apollo 15 ve Apollo 17 iniş alanlarını da fotoğrafladı.

Hürriyetim

Sansli
20 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26557&TYPE=2]Uzaya gitmek için 100 bin dolar ödedi[/url]

Uzay yolculuğuna çıkacak ilk Çinli olan Jiang Fang, bu macera için 100 bin dolar ödedi.

Jiang'ın 2007 yılında yapılacak yolculuğu, ABD'deki Space Adventures şirketi tarafından düzenleniyor. Space Adventures, 2001'de Dennis Tito'nun, 2002'de Mark Shuttleworth'ın ve bu yıl Greg Olsen'in uzay yolculuklarını düzenlemişti. Ancak bu kişiler, yolculukları için 20'şer milyon dolar ödemişti.

China Daily gazetesinin haberine göre, Jiang'ın yolculuğunun ucuz olması, 100 kilometre yüksekte ve dünya çevresinde tam bir devir yapmayacak olması ile sadece 90 dakika sürecek olmasından kaynaklanıyor.

Space Adventure'ın başkanı Eric Anderson, her uzay aracı fırlatıldığında bir kahraman yaratıldığını ifade ederek, kendisinin Çin'den daha çok sayıda özel uzay yolculuğu kahramanı yaratmak istediğini söyledi.

Hong Kong'da uzay seyahati şirketinin başkanı ve Anderson'un şirketinin Çin temsilcisi olan Jiang da her zaman sıfır yer çekimli ortam deneyimi yaşamak istediğini belirtti.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 21.10.2005

Sansli
24 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=33683]'Uzaya uydu gönderdik, 2 yıldır verilerine dönüp bakan yok'[/url]

Türkiye’nin 2 yıl önce uzaya gönderdiği ilk mini gözlem uydusu Bilsat’ın verileri, görüntü işleme konusundaki eksiklikler ve kurumların ilgisizliği sebebiyle değerlendirilemiyor


TÜBİTAK Bilgi Teknolojileri ve Elektronik Araştırma Enstitüsü (BİLTEN) tarafından başlatılan proje çerçevesinde üretilen uydu, 27 Eylül 2003’te Rusya Federasyonu’ndaki Plesetsk askeri üssünden fırlatılmıştı. Tarım, çevre, ormancılık, haritacılık ve afet yönetimi gibi birçok alanda çok amaçlı bilgi toplamak üzere üretilen uydunun TÜBİTAK BİLTEN’deki yer istasyonuna indirilen görüntüleri, aradan 2 yıl geçmesine rağmen işlenerek kullanılmaya başlanamadı. 13,3 milyon dolara mal olan uydudan yararlanmak için hiçbir kurumdan talep de gelmedi. TÜBİTAK BİLTEN Müdür Vekili Uğur Leloğlu, uydunun 2 günde bir Türkiye üzerinden geçerek veri elde ettiğini belirtti. Uydunun gönderdiği verilerin istenilen alanlarda kullanımı için görüntü işleme (kalibrasyon) ve arşivleme sistemlerine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Leloğlu, görüntülerin arşivlendiğini; ancak kalibrasyon işlemleri için çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Yeni bir uydu yapımı için çalışmaları sürdürdüklerini hatırlatan Leloğlu, yeni uydunun yapımında Bilsat’a bakarak teknoloji geliştirdiklerini bildirdi. Uydunun gönderdiği verilerin arşivlendiğine, çalışmalar tamamlandığında geriye doğru gidilerek, arşivdeki görüntülerin kullanılabileceğine işaret eden Leloğlu, şu ana kadar kurumlardan Bilsat’ın gönderdiği görüntülerin kullanılması için herhangi talep gelmediğini kaydetti. Leloğlu, Bilsat uydusunun, doğal afetlerin izlenmesinde kullanılması amacıyla bazı ülkelerin oluşturduğu Takım Uydu Sistemi’ne dahil edildiğini, bunun için bazı ülkelere veri aktarımı yapıldığını da belirtti. Türkiye'nin ilk yer gözlem uydusu olan BİLSAT, 129 kilogram ağırlığında. Uydunun görüntüleme sistemi 26 metre yer örnekleme mesafeli mavi, kırmızı, yeşil ve yakın kızıl ötesi bantlarda görüntüleme yapabilen 4 adet kamera ile 12 metre yer örnekleme mesafeli siyah-beyaz görüntüleme yapan 1 adet kameradan oluşuyor.

Imbat
28 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/10/29/yasam/axyas02.html]Mars felaket getirecek[/url]

Hindistanlı astrologlar, Mars'ın bugün dünyaya çok yakın konuma gelmesiyle deprem, fırtına gibi doğal afetlerin artabileceğini öne sürdü

MARS ile dünya arasındaki uzaklık, bugün 69.4 milyon kilometreye inecek. Mars, ancak 10 yıl sonra dünyaya bu kadar yaklaşacak. Hintli astrologlar, Mars gezegeninin yaklaşmasının büyük yıkım ve sorunların habercisi olduğunu iddia etti.

'Pakistan depremi de onun suçu'
ASTROLOG Aşok Kumar Joşi, deprem ve fırtına gibi afetlerin olabileceğini söyledi. Astrolog Niraj Mancchanda da, Felaketler sürecek uyarısında bulundu. Astrologlar Pakistan depremi ile son kasırgalardan da Mars'ı sorumlu tutuyor.

Imbat
02 11 2005, 18:00
<a target=new href=http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/3474754.asp?gid=69]Plüton’un iki uydusu daha olabilir[/url]


1978’de keşfedilen Charon ile sadece bir uydusu olduğu düşünülen Plüton’un, üzerinde yapılan yeni gözlemler sonucunda iki uydusu daha olabileceği ortaya çıktı. Hubble Uzay Teleskopu ile yapılan yeni gözlemler sonucunda Plüton yakınlarında keşfedilen bu küçük cisimlerin nasıl oluşmuş olabileceği ise bilim adamlarını düşündürüyor.
Plüton’un tek uydusu olarak bilinen dev Charon, 1978’de keşfedilmişti. O zamandan bu yana Plüton’un sadece bir uydusu olduğu düşünülüyordu. Fakat geçen süre boyunca gelişen teknoloji ve bunun Hubble Uzay Teleskopu’na yansıması sonucu daha uzak yerlerde cisimler keşfedilmeye başlandı. Bunlardan en sonuncuları ise Plüton yakınlarında bulunan iki küçük cisim.




Eğer bu iki cismin gerçekten Plüton etrafında döndüğü kesinleşirse, dev gezegen, Kuiper Kemeri olarak adlandırılan güneş sisteminin dış dairesinde bulunan ve birden fazla uyduya sahip tek nesne olacak.



S/2005 P1 ve S/2005 P2 olarak çağrılan cisimlerden ilki 140, ikincisi ise 125 kilometre genişliğe sahip. Cisimlerin kesin boyutlarının anlaşılması için, astronomların güneş ışığının cisimlerin yüzeyinden ne kadar yansıdığını hesaplaması bekleniyor. Cisimlerin Plüton’a uzaklığı, Charon’un uzaklığından yaklaşık iki kat daha fazla. Küçük olanın uzaklığının 49 bin, büyüğünün ise 65 bin civarında olduğu sanılıyor.



Astronomlar şüpheli



Kimi bilim ad***** göre cisimler, güneş sisteminin oluşmasından 4 milyar yıl sonra Plüton’a dev bir cismin çarpması sonucu Charon ile beraber oluşmuş olabileceği üzerinde duruyor. Diğer bir kesim ise serbest bir şekilde dolaşan cisimlerin Plüton’a yaklaşmaları sonucu dev gezegenin çekim alanına sürüklenmiş olabileceğini savunuyor. İki kesimden bilim adamlarının anlaştığı tek nokta ise teorilerinin zayıf olduğunu kabul etmeleri.



Hala incelenmekte olan ve bilim adamlarının şüpheyle yaklaştığı bu iki ufak cisim için bazı çevreler oldukça etkileyici bir keşif tanımlaması yapıyor. Bunun nedeni olarak ise yıllardır Plüton ve çevresinin yoğun bir şekilde gözlemlenmesine rağmen buna benzer cisimlere rastlanılmaması gösteriliyor.

whitesnow
03 11 2005, 18:00
<a target=new href=http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=12799,5]Ve NASA, evrende oluşan ilk yıldızların izine ulaştı[/url]

AmerİkalI bilim adamları, yıldız fosili buldular. Maryland kentindeki NASA’ya ait Goddard Uzay Merkezi’nden yapılan açıklamada, evrende ilk oluşan yıldızlara ait radyasyonların tespit edildiği bildirildi. Söz konusu buluş, ‘şafaktan da önceki aydınlık’ olarak nitelendi. Günümüzden 13,7 milyon yıl önce büyük patlama olan Big Bang meydana gelmişti. Bu patlamadan yüz milyon yıl sonra ise ilk hidrojen atomları oluştular ve bir araya gelmeye başladılar. Uzayın boşluğunda toplanmaya başlayan bu atomlar, günümüzün yıldızlarının temelini oluşturuyorlardı. Bilim adamları, bu ilkel yıldızların ne büyüklükte olduğunu ve ne kadar ışık saçtığını bilmiyorlardı. Astrofizik uzmanı Alexander Kashlinsky, “Şimdi bu yıldızlara ait ilk bilgilere sahibiz” dedi.

Imbat
14 11 2005, 18:00
Uzaya seslendi

Efsanevi müzik topluluğu Beatles üyelerinden Paul McCartney, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) astronotlara özel olarak seslenerek ilk defa uzaya konser veren şarkıcı oldu.


Konser, Dünya’dan 354 kilometre uzakta bulunan istasyondaki altı aylık görevini yerine getiren Bill McArthur ve Valery Tokarev’e, Kaliforniya’daki bir konser salonundan iletildi.

6 aylık ISS görevlerinin 44. gününde olan Amerikalı astronot Bill McArthur ve Rus kozmonot Valery Tokarev’e, efsanevi Beatles müzik grubunun önde gelen üyelerinden Paul McCarty tarafından sıcak bir sürpriz yapıldı. Uzay istasyonuna doğrudan yapılan bir bağlantıyla McCarty astronotlara konser vererek uzaya seslenen ilk şarkıcı olma unvanını kazanarak tarihe geçti.

McCarty, Kaliforniya’daki Anaheim salonundaki konseri 354 kilometre yukarıda, yer çekimsiz ortamda dinleyen astronotlara popüler Beatles şarkısı “Good Day Sunshine” ve yeni bestesi “English Tea” ile seslendi. Uzaya canlı bir şekilde müzik yayını yaptığına hala inanamadığını belirten McCarty, konseri sansasyonel olarak niteleyerek böyle bir şeyi yapmasına olanak sağlayan NASA’ya teşekkür etti.

Canlı performans yayını uzay istasyonuna gönderilirken aynı zamanda NASA televizyonunda da yayınlandı. Yer çekimsiz ortamda taklalar atarak konsere eşlik eden astronotlardan ABD’li McArthur, konseri muhteşem olarak niteleyerek McCarty’nin de kendileri gibi bir kaşif olduğunu belirtti.

McCarty’nin böyle bir konser teklifini kabul etmesinin arkasındaki en büyük neden olarak, NASA’nın sık sık Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki astronotları “Good Day Sunshine” şarkısıyla uyandırdığını öğrenmesinden sonra duyduğu sevinç gösteriliyor.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 15.11.2005

MAZI
18 12 2005, 18:00
ABD uzaya yayılmış

Uzaydaki 800 uydudan 413'ü ABD'ye, kalanları ise diğer ülkelere ait. Amerikan 'Duyarlı Bilim adamları Birliği' adlı grubun açıkladığı envantere göre, ABD'nin uyduları arasında yer alan ve Pentagon'a ait olan bazı gizli uydular karanlıkta bile 19 bin 500 km. uzaklıktan yüksek çözünürlüklü fotoğraflar çekebiliyor.

ABD uydularından 40'ı gizli askeri ya da casusluk amaçlı. Rusya 87 uyduyla uzayda ikinci, Çin 34 uyduyla üçüncü sırada.

Imbat
22 12 2005, 18:00
Yeni Ufuklar, Pluton yolcusu

NASA, New Horizons uzay gemisini 17 Ocak tarihinde Pluton’a göndermeye hazır olduğunu bildirdi.

- NASA’nın Güneş Sistemi Bölümü Direktörü Andrew Dantzler, düzenlediği basın toplantısında, bir piyano boyutunda ve 454 kilo ağırlığında olan uzay gemisinin, 6.4 milyar kilometrelik bir yolculuktan sonra gezegene 2015 yaz aylarının başında ulaşmasının beklendiğini belirtti.

Pluton’un, kayalık veya gaz halinde olan gezegenlerden farklı olduğunu ifade eden Dantzler, bu gezegenin güneş sisteminin ve muhtemelen diğer güneş sistemlerinin oluşumuyla ilgili birçok ipucu içerdiğini düşündüklerini kaydetti.

Pluton’la ilgili olarak, şimdiye kadar sadece Hubble uzay teleskobuyla flu olan dijital görüntüler elde edilebildiği açıklandı. Gezegenin atmosferi ve yüzeyi ile ilgili veriler alacak ve birçok görüntü çekecek olan New Horizons’un, gezegenin özellikle Charon uydusunu da inceleyeceği belirtildi.

Imbat
22 12 2005, 18:00
Mars’ta su tartışmasına yeni tez
Mars’ta suyun varlığıyla ilişkilendirilen kayaların oluşumunun volkanik püskürme veya göktaşı çarpmasına bağlı olabileceği iddia edildi.

- Nature dergisinde yayımlanan araştırmada, Kızıl Gezegen’de yaşamın oluşmasına uygun koşullar olabileceği kur***** ters düşen yeni teze göre, Meridiani Planum’da bulunan bu çökeltilerin, bir volkanik gaz olan kükürtdiyoksit ve küçük bir miktar asidin volkanik küle dönüşmesiyle oluşmuş olabileceği kaydedildi.

Nature dergisindeki makale, Amerikan Colorado Üniversitesi’nden Thomas McColom ve Brian Hynek tarafından kaleme alındı.

Dergide, Arizona Üniversitesi’nden Paul Knauth’un ekibi tarafındanyazılan ikinci bilimsel makalede de bir göktaşı çarpmasının, Opportunity robotunca tespit edilenler gibi aynı tortul katmanı yaratabileceği belirtildi.

İlk makalede ortaya atılan tezde, kayaların dönüşümü sırasında uzun bir süreçte sıvı şekilde suyun varlığının gerekli olmadığı belirtilirken, bu durumun herhangi bir şekilde yaşamın ortaya çıkmasına uygun bir ortam oluşturmadığı kaydedildi.

Knauth ve ekibinin makalesinde de katmanların oluşumunun, sadece göl ya da okyanus biçiminde bir suyun varlığına bağlanamayacağı belirtilerek, kayaç parçaları, tuz, sülfür ve buzdan oluşan bu çökeltilerin bir göktaşı çarpmasıyla oluşabileceğinin altı çizilerek, “Bu tez gözönüne alındığında, Mars’ta geçmişte yaşam araştırması yeniden değerlendirilmeli” denildi.

Imbat
27 12 2005, 18:00
Ruslar uzaya yeni mekik Kliper’la açılacak


Rus uzay programının yeni aktörü, çok kullanımlı uzay aracı Kliper olacak. 2011’den itibaren emektar Soyuz roketlerinin yerini alması beklenen Kliper, uzun zamandır gündemde olmasına rağmen ödenek sıkıntısına takılıyordu.

Rus Federal Uzay Ajansı (Rosaviacosmos) ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) işbirliği ile hayata geçirilecek olan Kliper, biri kanatlı olmak üzere iki ayrı model şeklinde geliştirilecek. Tasarım aşamasında olan ve mevcut Soyuz roketlerinden daha güçlü olması planlanan Onega roketinin ucuna monte edilerek uzaya gönderilecek olan Kliper, paraşütle yeryüzüne indirilip bir sonraki sefere hazırlanacak. Uluslararası Uzay İstasyonu’na personel ve kargo taşımak amacıyla kullanılması planlanan yeni uzay aracı, 2 pilot ve aralarında turistlerin de bulunduğu 4 yolcu taşıyacak. Kliper, atmosfere girdikten sonra üç büyük paraşütle inişini yavaşlatacak. Yumuşak iniş roketleriyle de yön tayini yapacak.

Öte yandan Rus uzmanlar, aracın suya iniş yapmasını sağlamak için hava yastıklı iniş sistemi üzerinde çalışıyor. Uzay mekiği kazalarından dolayı ihtiyatlı olan uzmanlar, her uçuş öncesinde aracın ısı koruma sistemi, paraşüt ve yumuşak iniş roketlerini değiştirecek. Kliper’ın kanatlı modeli ise aracın fırlatmanın ardından meydana gelebilecek muhtemel bir kaza esnasında en yakın hava limanına inişini sağlayacak. Kliper’ın, Rus uzay merkezlerinin yanı sıra Fransız Guyanası’ndaki ESA’ya ait Kourou üssünden de fırlatılacağı öğrenildi.


Uzaya seyahat edecek turistler için rehber kitap

Kurduğu ‘Space Adventures (Uzay Maceraları)’ isimli şirket ve Rus Uzay Ajansı’nın işbirliğiyle 2001 yılında Amerikalı milyoner Dennis Tito’yu uzaya göndererek uzay turizmini başlatan Eric Anderson, uzay turistleri için bir kitap yazdı. ‘Uzay Turistinin El Kitabı’ ismiyle piyasaya çıkan kitapta, Anderson, uzaya çıkmadan önce turistlere verilen eğitimi detaylarıyla anlatıyor. Kitapta kalkış anında yapılması gerekenler, yerçekimsiz ortamda uyuma ve yaşama, vakumlu tuvaleti kullanma ve acil durum prosedürleri gibi konu başlıkları bulunuyor. Kitabın önsözünü ise Dennis Tito yazmış. Space Adventures, bugüne kadar 20 milyon dolar ödeyen üç sivili bir haftalığına Uluslararası Uzay Ajansı’na yolladı. Bu arada dördüncü uzay turisti 34 yaşındaki Japon işadamı Daisuke Enomoto ise Moskova’daki Kozmonot Eğitim Merkezi Star City’de 6 aylık eğitimine başladı.

MAZI
02 01 2006, 18:00
NASA'nın Mars'taki robotlarının sağlığı yerinde

NASA'nın Mars'a iki yıl önce gönderdiği ikiz robotlar Spirit ve Opportunity 'garanti süreleri' dolmasına karşın hala çalışma ve araştırmalarına devam ediyorlar.

İki yılda eksi 90'lara kadar düşen hava sıcaklığı ve hızı saatte 150 kilometreyi aşan toz fırtınalarına karşın toplam 11 kilometreyi aşkın yol kateden robotlardan Spirit yarın Mars'taki ikinci yılını 'kutlayacak'. Opportunity de Kızıl Gezegen'e 24 Ocak'ta iniş yapmıştı.

Sadece 3 aylığına bir misyon için Mars'a gönderilen golf aracı boyutlarındaki altı tekerlekli robotlar, bu süre zarfında tüm rekorları kırarken, Mars'ta bir zamanlar su bulunduğunun jeolojik kanıtını elde ederek, asıl görevi de başarıyla yerine getirdiler.

NASA mühendisleri, robotların Mars'ta bu kadar uzun süre yaşamalarını tamamen şanslı olmalarına bağlıyorlar. Korkunç toz fırtınaları birçok kez robotların güneş panellerini kaplayan tozları temizleyerek, araçların yeniden elektrik üretebilmelerine olanak sağladı. Robotlar pek çok kez teknik ve doğal engelle karşılaşırken, her seferinde NASA mühendisleri bunun üstesinden gelmeyi başardılar ve araçlar yollarına devam etti.

Bu arada araçlar da artık yaşlanma belirtileri göstermeye başladılar. Opportunity'nin Kasım'da bir kayayı incelerken bozulan robot kolu, ancak iki hafta sonra mühendisler tarafından onarıldı. Görev süreleri 3 kez uzatılan Spirit NASA'ya 70 bin, Opportunity de 58 bin fotoğraf geçti. NASA'nın bu dönemdeki harcamasıysa 900 milyon doları aştı.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 03.01.2006

MAZI
02 01 2006, 18:00
Uranüs’te 2 yeni halka keşfedildi

ABD California’daki SETI Enstitüsü Uranüs gezegenini çevreleyen iki yeni halkanın daha keşfedildiğini açıkladı.

SETI Enstitüsü’ gökbilimcilerinden Mark Showalter, keşfedilen silik, tozlu halkaların, Uranüs’ün daha önce bilinen halka sisteminin yörüngesi dışında, ancak büyük uydularının yörüngesi içinde olduğunu söyledi.

Gezegenle ilgili yeni keşiflerin ayrıntısının Science dergisinin internet sitesinde yayınlanacağı belirtildi. Uzay sondası Voyager 2’nin yaklaşık 20 yıl önce Uranüs’ün yakınından geçişinden sonra, ilk kez gezegenin halka sistemine ilişkin bu tür bir keşif yapıldığı kaydediliyor.

Voyager 2, 1986 yılında Uranüs’ün yakınından geçerek, gezegenin hayranlık uyandıran halkaları ve çok sayıdaki uydusuna ilişkin görüntülerini dünyaya gönderen ilk uzay aracı olmuştu. Gezegenin çevresindeki 9 ince halka daha önce Dünya’dan keşfedilmişti. Uzay aracı Voyage 2 ile de Uranüs’ün 10’uncu ve 11’inci halkaları keşfedildi.

Bilim adamlarının, Uranüs’ün halkalarıyla ilgili en son keşfini 2004’te Hubble Uzay Teleskobu ile yaptığı; daha sonra Voyager tarafından sağlanan yüzlerce görüntüyü yeniden incelediği ve bu görüntülerde daha önce bilinmeyen halkaları fark ettikleri kaydedildi.Gökbilimciler, halkaların, uzay aracı gezegenin yanından geçerken keşfedilmemesinin, halkaların silikliğinden kaynaklanmış olabileceğini belirtiyor.

TOZ TANECİKLERİNDEN OLUŞUYOR

Yeni keşfedilen halkaların, toz taneciklerinin oluşturduğu, daha büyük uzay maddelerinin aşındırması sonucu sürekli yenilenen silik kuşaklar olduğu kaydediliyor. Bilim adamları, gezegenin en dıştaki halkasındaki toz bulutunun, Uranüs’ün 2003’te keşfedilen uydusu Mab’den kaynaklandığını düşünüyor. Güneş Sistemi’nin Jüpiter, Satürn ve Neptün gibi dev gezegenlerinden biri olan Uranüs, Dünya’nın 4 katı büyüklüğünde.


Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 26.12.2005

Sansli
08 01 2006, 18:00
Dünyaya yıldız tozu getiriyor
NASA tarafından 1999 yılında fırlatılan ve Wild 2 adlı kuyrukluyıldızdan örnek alan Stardust adlı uzay aracı, 15 Ocak Pazar günü yeryüzüne ulaşacak. Stardust’ın getireceği maddelerin incelenmesi sonucunda, Güneş Sistemi’nin oluşumu konusunda geniş bilgiye ulaşılacağı belirtildi.

Yaklaşık 5 milyar yıl önce evrendeki gaz ve toz haldeki maddenin kendi içine çökmesi sonucunda Güneş Sistemi’nin oluştuğu, kuyrukluyıldızların yapısında da bu maddelerden olduğu düşünülüyor. Stardust, saatte 46.660 kilometre hızla Dünya atmosferine girecek.

whitesnow
17 01 2006, 18:00
NASA, dünyaya ‘Yıldız tozu’ getirdi

Yedi yıl süren yolculuğunun ardından, bir kuyruklu yıldızdan aldığı toz örneklerini dünyaya getiren NASA uzay kapsülü güvenli bir şekilde yere indi.

Wild 2 isimli bir kuyruklu yıldızının takibi sonucu elde edilen toz örnekleriyle bilim adamları, güneş sisteminin oluşumu hakkında ipuçları elde etmeyi bekliyor.

NASA’nın 212 milyon dolarlık büyük projesi dahilinde, Wild 2 isimli kuyruklu yıldızdan toplanan toz örnekleri, yere sorunsuz bir şekilde inmeyi başaran uzay kapsülü sayesinde dünyaya ulaştı. Uzay aracı gerekli örnekleri toplamak için uzayda yaklaşık 5 milyar kilometre yol aldı.

Wild 2 kuyruklu yıldızını takip eden Stardust isimli uzay aracına bağlı kapsül sayesinde elde edilen kuyruklu yıldız tozları ile bir ilk başarılmış oldu. Bilim adamları ise elde edilen tozların güneş sisteminin oluşumunda bilinmeyenleri aydınlatmasını bekliyor.

Kuyruklu yıldızdan elde edilen, en küçüğü insan saçı kadar olan toz parçalarından milyonlarcasının kapsülde bulunduğu tahmin ediliyor. Bilim adamları bu toz parçalarının, 4.5 milyar yıl önce gerçekleştiği tahmin edilen güneş sisteminin doğuşundan kalıntılar içerebileceğini düşünüyor. Bilim adamlarına göre bazı örnekler güneşten bile daha eski olabilir.

Yere güvenli bir şekilde iniş yapan kapsülün bir sonraki durağı, bilim adamlarının kapsülü açacağı yer olan Houston’daki Johnson Uzay Merkezi. İlk incelemelerin ardından, parçalar, daha geniş araştırmalar için dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan laboratuvarlara gönderilecek.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 17.01.2006

MAZI
18 01 2006, 18:00
Yeni Ufuklar uzay aracı Florida'daki Cape Caneveral Uzay Üssü'nden fırlatılıyor.


Plüton için sabırsız bekleyiş
NASA, kötü hava koşulları nedeniyle Plüton’a gidecek Yeni Ufuklar uzay aracının fırlatışını ikinci kez erteledi.

NASA, Plüton gezegenine New Horizons (Yeni Ufuklar) adı verdiği uzay aracının fırlatışını ikinci kez ertelemek zorunda kaldı. Florida’daki Cape Caneveral Uzay Üssü’nde, salı ve çarşamba günü üst üste iki kez gerçekleştirilemeyen fırlatma nedeniyle sabırsızlık var. Uzay aracı 14 Şubat’a kadar gönderilemezse, Plüton’un değişken yörüngesi nedeniyle yolculuk 5 yıl uzayacak.

Uzay aracının Ocak ayı içerisinde gönderimesi durumunda yaklaşık 5 milyar kilometre olacak yolculuğunun 9 yıl sürmesi bekleniyor. Ancak fırlatılma 14 Şubat veya sonrasına kalırsa yolculuk 14 seneye çıkıyor. Uzaya atlas 5 roketi ile gönderilecek Yeni Ufuklar, bugüne kadar üretilmiş en hızlı uzay aracı ve saatte 58 bin kilometre hıza ulaşması hedefleniyor.

Plüton’la ilgili daha fazla bilgi edinebilmek için buzullarla kaplı gezegene gönderilecek uzay aracı bir piyano büyüklüğünde.

700 MİLYON DOLARA MAL OLACAK
700 milyon dolarlık projeyle NASA, Plüton’un yanı sıra gezegenin yörüngesiyla ilgili önemli bilgiler elde etmeyi planlıyor. NASA yetkililerine göre dünyanın oluşumuyla ilgili önemli bulgulara da bu yolculuk sayesinde ulaşılabilir.

ÇEVRECİLER TEPKİLİ
Ancak çevreciler uzay aracının yolculuğunda plutonyum kullanılacak olması nedeniyle projeye tepki gösteriyor.

NASA’nın Güneş Sistemi Bölümü Direktörü Andrew Dantzler, daha önce düzenlediği basın toplantısında, bir piyano boyutunda ve 454 kilo ağırlığında olan uzay gemisinin, 6.4 milyar kilometrelik bir yolculuktan sonra gezegene 2015 yaz aylarının başında ulaşmasının beklendiğini belirtmişti. Pluton’un, kayalık veya gaz halinde olan gezegenlerden farklı olduğunu ifade eden Dantzler, bu gezegenin güneş sisteminin ve muhtemelen diğer güneş sistemlerinin oluşumuyla ilgili birçok ipucu içerdiğini düşündüklerini kaydetmişti.

Pluton’la ilgili olarak, şimdiye kadar sadece Hubble uzay teleskobuyla flu olan dijital görüntüler elde edilebildiği açıklandı. Gezegenin atmosferi ve yüzeyi ile ilgili veriler alacak ve birçok görüntü çekecek olan New Horizons’un, gezegenin özellikle Charon uydusunu da inceleyeceği belirtildi.

whitesnow
22 01 2006, 18:00
NASA, ufkunu genişletiyor

Yaşanan iki ertelemenin ardından NASA’nın Plüton kaşifi başarılı bir şekilde fırlatıldı. Güçlü Atlas 5 roketiyle desteklenen New Horizons uzay aracı, bilinmeyenlerin başlangıç noktasına, güneş sisteminin en ücra köşesine giderek dev gezegeni ve etrafını saran cisimleri inceleyecek. New Horizons’un Plüton’a 2015’de varması bekleniyor.

NASA’nın güneş sisteminin en uzak bölgesinde yer alan Plüton’a gönderilmek üzere hazırladığı New Horizons, iki kez gerçekleşen ertelemelerin ardından sonunda uzaya fırlatıldı. New Horizons’u güneş sisteminin bu en uzak bölgesine ***ürecek olan Atlas 5 roketi, roket biliminin kıvanç kaynaklarından birini oluşturuyor. Atlas 5, New Horizons’u dünyadan saatte yaklaşık 60 bin kilometre hıza kadar çıkan bir süratte uzaya fırlatarak bir rekora imza attı.

Güçlü Atlas 5 roketiyle dünyadan rekor bir hızda uzaya fırlatılan New Horizons, aya yaklaşık 9 saatte vardı. Yer çekimini itici bir güç olarak kullanacağı dev gezegen Jupiter’e 13 ayda varacak olan uzay aracı, dev gezegenin çekim kuvvetini itici güç olarak kullanarak yaklaşık 5 milyar kilometre ötedeki Plüton’a 5 yıl erken varacak.

Plüton, Kuiper Kemeri olarak bilinen güneş sisteminin eteklerindeki en büyük cisim olma niteliğini taşıyor. Kuiper Kemeri olarak bilinen güneş sisteminin bu en uzak bölgesinde irili ufaklı sayısız buzlu ve taşlı cisim bulunuyor. Bölgede ayrıca, belirsiz nedenlerden dolayı gelişimini tamamlamamış pek çok minik gezegen de yer alıyor. Bilim adamları “gezegen embriyosu” olarak tanımladıkları bu gezegenleri incelemenin, gezegenlerin oluşumuna ışık tutacağına inanıyor.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 23.01.2006

Imbat
16 02 2006, 18:00
Güneş Tutulması Haritaları

Tam Tutulma Gözlenen Yerleşim Birimleri

Parçalı Tutulma Gözlenen Yerleşim Birimleri

Tutulma Sırasında Gökyüzü

Güneş Tutulması ve Çeşitleri

Güneş Tutulması ve Depremler

Göz Sağlığı

Güneş Tutulmasının Fotoğrafını Çekmek

Hava Durumu

Linkler

Kaynaklar


Giriş

Güneş Tutulması birçok insanın belki hayatında bir defa görebileceği muhteşem bir doğa olayıdır. Ülkemizde 11 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Tam Güneş Tutulması'nı yerli ve yabancı yüzbinlerce kişi izlemişti. Bu sefer yurdumuz 29 Mart 2006 tarihinde yaklaşık 4 dakikalık bir Tam Güneş Tutulması'na şahit olacaktır.

Güneş Tutulması Nerelerden İzlenecek ?

11 Ağustos 1999 günü ülkemizden de gözlenen tam Güneş tutulması 20. yüzyılda gözlenen tam Güneş tutulmalarının sonuncusuydu. 29 Mart 2006'da gerçekleşecek olan da bu yüzyılın ülkemizden gözlenen ilk tam tutulması olacak. Genişliği yaklaşık 190 km'ye ulaşacak olan tam tutulma hattı Dünya üzerinde kalabalık yerleşim bölgelerini kat edeceğinden milyonlarca kişi tutulmayı izleyecek. Tam tutulma süresi yer yer 4 dakikaya kadar çıkacağından izlenmesi ilginç bir tutulma olacak. Bu tarihte Ay, Dünya ile Güneş arasına girerek Güneş'i tamamen örtecek. Ay'ın gölgesi Türkiye saati ile 11:36' da önce Brezilya kıyılarına düşecek, daha sonra Atlantik Okyanusu'nu katederek 12:10' da Afrika kıyılarına ulaşacak. Afrika kıtası üzerinde tam tutulma; Gana, Togo, Benin, Nijerya, Nijer, Libya ve Mısır' dan izlenecek. Tam tutulma 13:54' ten itibaren Türkiye' den izlenmeye başlanacak. Ülkemizde tam tutulma hattının dışında kalan yerlerde tutulma parçalı olarak izlenecektir. Tam tutulma önce hattın üstünde yer alan Akdeniz kıyısındaki Kaş, Antalya ve çevresinde görülecek. Ardından sırasıyla Karaman, Konya, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat, Sivas, Tokat ve Amasya'yla çevrelerinden izlendikten sonra son olarak Ordu ve Giresun' da görülecek. Ay' ın gölgesi 14:10'da Karadeniz' e düşecek, gölge yolculuğunu Gürcistan, Rusya ve Kazakistan üstünde sürdürdükten sonra gölgenin Dünya üstündeki yolculuğu 14:46'da bitecek. Tam tutulma son kez Moğolistan sınırında Güneş batarken izlenecek.

Güneş Tutulması Türkiye'de Nerelerden İzlenecek ?

Tam Güneş Tutulması tam tutulma hattının dışında kalan her yerden parçalı tutulma olarak izlenecektir. Türkiye saati ile 13:54' ten itibaren yukarıda sunduğumuz haritada görülen tam tutulma hattı içinde kalan yerlerden de tutulma tam Güneş tutulması olarak görülecektir. Tutulma hattı üzerinde yer alan, tam tutulmanın izleneceği illerimiz ve parçalı tutulmanın izleneceği illerimizden bazılarına ait zamanlar ve süreleri aşağıdaki tablolarda verilmiştir.

Imbat
16 02 2006, 18:00
Dünya gözünü Antalya'ya dikti

29 Mart'taki güneş tutulmasını NASA Side'den, İranlı ve Norveçli araştırmacılar Manavgat'tan, Japonlar da Adrasan'dan yayımlayacak

ABD'den Avrupa'nın birçok şehrine, Mısır'dan Japonya'ya milyonlarca insan, 29 Mart'taki tam güneş tutulmasına, Türkiye'nin turizm başkenti Antalya'dan gerçekleştirilecek canlı yayınlarla şahit olacak.
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi Uzmanı Dr. Tuncay Özışık, NASA'nın Explorotorium ekibinin güneş tutulması nedeniyle 29 Mart'ta Side Antik Tiyatrosu'ndan gün boyu canlı yayın yapacağını söyledi. Özışık, NASA ekibinin hazırlayacağı Earth Day 2006 programının ABD, Avrupa ülkeleri ve Mısır'dan izleneceğini bildirdi.
İran İsfahan'daki Hedayatgaran Araştırma Merkezi'nden Manavgat'a gelecek dört kişilik bilimsel araştırma ekibinin de tutulmayı internetten canlı yayımlayacağını dile getiren Özışık, Japonya'dan bir grup bilim adamının tutulmayı Adrasan'da görüntüleyeceğini ve internetten canlı yayımlayacağını kaydetti. Özışık, Norveç Oslo Üniversitesi'nden 150 bilim adamının da güneş tutulmasını izlemek ve internetten naklen yayımlamak üzere Manavgat'a geleceğini bildirdi.

'Dersimiz gökbilim'
Antalya Milli Eğitim Müdürü Ahmet Sezai İrtem, tam güneş tutulması nedeniyle 29 Mart'ta il ve ilçelerdeki okullardaki tüm derslerde gökbilim konusunun işleneceğini söyledi. Güneş tutulması nedeniyle öğrenciler arasında resim ve şiir yarışmaları da düzenleneceğini ifade eden İrtem, uzay bilimiyle ilgili konferanslar verileceğini dile getirdi.
Öğrencilere güneş tutulmasını izlemek üzere verilecek özel gözlükler için sponsor aradıklarını söyleyen İrtem, gözlüklerin ücretsiz olarak ya da sembolik bir ücretle öğrencilere dağıtılacağını ifade etti. Öğrencilerin tutulmayı özel gözlükleriyle okullarından takip edeceklerini anlatan İrtem, konuya özel ilgisi olan bazı öğrenciler için teleskop temin edebileceklerini sözlerine ekledi.

Sansli
02 03 2006, 18:00
http://www.ntvmsnbc.com/news/363552.asp

Virgin Galactic 'uzay-limanı' inşa edecek

ABD'nin New Mexico eyaleti ve Virgin Galactic Havayolları, uzay turizmine özel tasarlanacak sivil uzay havalimanı fikrini gerçeğe dönüştürecek.


FE - New Mexico eyaleti, İngiliz işadamı Richard Branson'ın Virgin Galactic Havayolları'na ev sahipliği yapacak. Eyalet, uzay havalimanı sayesinde uluslararası yatırımcıyı çekmeyi ve geleceğin sektörlerinden birinde başrolü oynamayı hedefliyor. Havalimanı inşaatının 225 milyon dolara mal olması ve 2009'da bitmesi bekleniyor.

DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ

. Rusya da uzay turizmi yarışında
http://www.ntvmsnbc.com/news/361720.asp

. 'Uzay turizmi 2008'de başlamalı'
http://www.ntvmsnbc.com/news/360723.asp

Sansli
02 03 2006, 18:00
http://www.ntvmsnbc.com/news/363619.asp

Uzay İstasyonu'na 2010 vizyonu
Dünyanın önde gelen 5 uzay ülkesi Uluslararası Uzay İstasyonu'nun 2010'a kadar genişletilmesini kapsayan işbirliği tasarısını hayata geçiriyor.

CAPE CANAVERAL - AB, ABD, Kanada, Rus ve Japon uzay daireleri yetkilileri Florida'da yapılan bir toplantıda Uluslararası Uzay İstasyonu'nun (UUİ) geleceğini masaya yatırdı. Toplatıda, 1990'lı yıllardaki orijinal taslağa uygun olarak UUİ'nin, 2010 yılına kadar yeniden yapılandırılması ve gelecekte yürütülecek uzay deneyleri için uygun değişikliklerin yapılması kararlaştırıldı.

DİSCOVERY'NİN YERİNE YENİ MEKİK
Uluslararası komisyon, NASA uzay mekiği Discovery ile UUİ'ye 16 kez daha uçuş yapmayı planlıyor. Bu yaklaşık olarak birkaç yıllık bir süre demek. NASA'nın uzay mekikleri bu süre zarfında emekliye ayrılırken, hem AB'nin Columbus hem de NASA'nın yeni kuşak uzay mekiklerinin devre girmesi planlanıyor. Planda ayrıca Japon Kibo aracı da bulunuyor.

NASA 2003 yılında Columbia'nın infilakından sonra UUİ'ye yaptığı uçuşları geçici olarak durdurmuştu. Geçen Ağustos ayında Discovery'nin başarılı uçuşuyla NASA yeniden seferlere başlayacağını açıklamıştı. Son olarak, NASA yetkilileri Discovery'nin bu yıl üç kez daha uzaya çıkacağını duyurdu.

MÜRETTEBAT SAYISI 6'YA ÇIKACAK
Taraflar ayrıca UUİ mürettebatının sayısını 2009'da 2'den 6'ya çıkarma kararı aldı. Mevcut düzende her seferde ABD ve Rus tarafından bir astronot ve bir kozmonot ve Avrupa Uzay Dairesi ESA'dan bir astronot UUİ'ye çıkıyor. ESA astronotu yaklaşık 10 gün uzayda kaldıktan sonra önceki mürettebatla Dünya'ya geri dönüyor.

Öte yandan, NASA Discovery uzay mekiği emekli olana dek taşıyabildiği kadar ekipmanı UUİ'ye ***ürecek. NASA, 2015 yılına kadar UUİ'ye aktif katılımcı olacak. Ancak esas hedefi Ay'a ve Mars'a insanlı uçuşlar düzenlemek olan kurum, kaynaklarını bu yöne aktaracak ve UUİ'yi geri plana atacak.

Imbat
07 03 2006, 18:00
Yeni Güneş fırtınaları daha tehlikeli

Bilim insanları Güneş'teki manyetik fırtınaların gelecek iki yılda, Dünya'yı da etkileyecek şekilde daha şiddetli hale geleceğini öngörüyor.

LOS ANGELES - ABD'de bulunan National Center for Atmospheric Research (Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi) uzmanları, Güneş'teki manyetik fırtınaların yüzde 50 daha şiddetli olacağı ve dünya yörüngesindeki uyduları olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Güneş'teki yeni manyetik fırtına döngüsünün, 2008'de başlayacağı ve 2012'de zirve noktasına ulaşacağı tahmin ediliyor.

Güneş'teki manyetik fırtınaların ortalama olarak her 11 yılda bir yeni bir döngüye girmesi, bunların önceden hesaplanmasını kolaylaştırıyor. Güneş'te şiddetli patlamalara neden olan fırtınalar, milyarlarca ton plazma ve yüklü partikülü uzaya saçıyor. Bunlar Dünya atmosferine ulaştığında da, gökyüzünde ışık demetleri yaratarak astronomik şölene neden oluyor.

Buna karşılık, Güneş fırtınaları radyo yayınlarının, elektrik aktarımının kesilmesi ve uydu iletişiminin bozulması gibi hasarlara da neden oluyor.

Imbat
07 03 2006, 18:00
Jüpiter'de yeni bir kırmızı nokta

Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeninde meydana gelen atmosfer hareketleri, yeni bir kırmızı leke oluşturuyor.

LONDRA - Atmosferdeki manyetik fırtınaların oluşturduğu ve yüzyıllardır Jüpiter ile özdeşleşen kırmızı noktaya bir yenisi eklendi. NASA, gezegendeki yeni kırmızı noktaya 'Red Jr.' (Küçük Kırmızı) adını koydu. Kırmızı noktaların atmosferdeki fırtınalardan meydana geldiği biliniyor, ancak bu rengin asıl nedeni hala gizemini koruyor.

NASA ölçümlerine göre, 'Küçük Kırmızı' ağabeyinin yarısı büyüklüğünde. Kırmızı noktaya sebep olan fırtınaya da resmi astronomi dilinde Oval BA adı verildi. İlk gözlemi 2000 yılında yapılan fırtına, üç küçük fırtınanın birbirine girmesiyle oluştu.

Oval BA fırtınaları ilk aşamada beyazdı, ancak Kasım 2005'ten itibaren fırtına büyüdükçe rengi de kırmızıya dönüştü.

Jüpiter'deki büyük kırmızı noktanın en az 300 yıl önce oluştuğu ve Dünya ile aynı çapta olduğu düşünülüyor. Kırmızı gözükmesinin muhtemel nedeni olarak, fırtınaların gezegen atmosferinin alt katmanlarından kaldırdığı materyalin üst katmanlarda Güneş'in ultraviyole ışınlarıyla kırmızıya dönüşmesi gösteriliyor.

whitesnow
11 04 2006, 17:00
Ay'da yasamak bir hayal değil!

NASA, Ay'daki su ve oksijen kaynaklarını araştırmak için ikinci uyduyu gönderiyor. Sonraki adım ise Ay'da alışveriş merkezleri ve evler kurmak olacak

ABD'nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), su aramak için 2008'de Ay'a uydu gönderecek. NASA'nın hazırladığı projeye göre, Ay'ın yörüngesine Ekim 2008'de girecek keşif aracı, Ay'ın yüzeyine gömülecek. Uydu, insanın Ay'a yerleşme ve koloni kurma olasılığı için gerekli olan donmuş su, oksijen, hidrojen ve çeşitli maden gibi temel ihtiyaç maddeleri yakından araştıracak. Uydu parçasının fiyatı 80 milyon dolar ağırlığı da 1 tona yakın.

2018'de Ay'a yeniden insan göndermeyi tasarlayan ABD, ilk insanı 20 Temmuz 1969'da Ay'a indirmeyi başarmıştı. Satürn-5 roketiyle yola çıkan astronotlar Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins, Ay'a ilk ayak basan insanlar. ABD, Ay'a insan göndermeyi, Aralık 1972'deki Apollo 17'den sonra durdurmuştu. Ay programı, internette şu adreslerden izlenebilir:



lunar.gsfc.nasa.gov/missions


www.nasa.gov/exploration


www.nasa.gov

whitesnow
11 04 2006, 17:00
Venüs'e ulaşmak için 400 milyon km katetti

Avrupa Uzay Ajansı'nın uzaya gönderdiği Venüs Ekspresi sondası yörüngeye girdi. 29 bin kilometre hızla yol alan Ekspres, hızı yörüngeye girmesine izin verecek şekilde azaltıldıktan sonra başarıyla yörüngeye oturdu. AUA'nın 9 Kasım'da fırlattığı Venüs Ekspresi, şimdiye kadar 400 milyon kilometreden fazla yol kat etti. Venüs, Güneş sistemindeki Dünya'ya en yakın gezegen olmakla kalmayıp, kütle ve yoğunluk açısından da Dünya'ya benziyor. Buna karşın iki gezegenin atmosferleri büyük farklılık gösteriyor. Ekspres, bu farklılığın nedenini bulmaya çalışacak ve Venüs'ün yörüngesinde 500 gün kalacak.
12.4.2006

whitesnow
27 04 2006, 17:00
NASA, atmosferdeki parçacıkları ölçecek

NASA, atmosferdeki parçacıklanın iklim değişikliğine etkisini araştırmak için Cloudsat ve Calipso adlı iki uyduyu Dünya yörüngesine gönderdi.

LONDRA - Cloudsat ve Calipso uyduları, Dünya atmosferindeki parçacıkları, bulutlanma, nem oranı ve diğer değişkenleri inceleyecek. Veriler, atmosferdeki değişimlerin yeryüzündeki iklime etkisini öngörmekte kullanılacak. California'daki Vandenberg Hava Üssü'nden gönderilen uydular, Dünya yörüngesinde yeryüzünden 705 km yükseklikte konuşlanıyor.

Cloudsat uydusunda bulunan hassas radar, atmosfere mikrodalga titreşimler göndererek bunların dağılımını ölçecek. Bu şekilde, bulutların ağırlığı ve nem oranlarındaki değişim kayda alınabilecek.

'AEROSOL'LARIN ATMOSFERE ETKİSİ
Calipso ise kızılötesi ve ışık spektrumunun görünür bölümünden kısa dalgaboyunda titreşimler vererek atmosferdeki parçacıkları inceleyecek. 'Aerosol' adı verilen bu parçacıklar, volkanik tozlar, toz ve kum fırtınaları veya okyanus buharındaki parçacıklardan oluşuyor. Ayrıca orman yangınları, endüstriyel dumanlardan yayılan parçacıklar da atmosferde 'aerosol' oluşumuna yol açıyor.

'AEROSOL'LAR İLK KEZ ARAŞTIRILACAK
Kimyasal yapıları karmaşık olan atmosferdeki bu parçacıkların kimileri birkaç günde silinirken, kimileriyse aylarca faal kalabiliyor. Parçacıklar, çok değişkenli atmosfer olaylarında öngörülmesi zor bir parametre olarak değerlendiriliyor.
Aerosol adı verilen parçacıkları derinlemesine ilk kez Calipso uydusu araştıracak.

Aerosollar, bulut çekirdeklerinin oluşmasında hızlandırıcı rol oynuyor. Temiz, aerosolsuz bir gökyüzünde oluşan bulutlar daha fazla su içerdiğinden, daha fazla yağışa neden oluyor. Aynı mantıkla, parçacıkların çok olduğu bir gökyüzünde de, daha az su içerdiğinden bulutlar açık renkli oluyor. Şimdiye dek aerosolların atmosferde dikey dağılımı ölçülememişti, Calipso uydusu bunu ilk kez yapacak.

Cloudsat ve Calipso ayrıca aerosolların atmosferdeki ısınmaya etkisini, bulutların yağmur doğurganlığını da ölçecek.

Sansli
02 05 2006, 17:00
Parçalanmakta olan bir kuyrukluyıldız dünyaya yaklaştı

Gökbilimciler, parçalanmakta olan bir kuyrukluyıldızın gelecek ay Dünya'ya yaklaştığını, ancak bu gökcisminin Yeryüzü'ne milyonlarca km uzaktan geçeceğini bildirdiler.
(28 Nisan 2006 Cuma)

Amerikalı ve Avrupalı astronomlar, son incelemelerine göre, parçalanmakta olan SW 3 (73 P Schwassman-Wachmann 3) adlı kuyrukluyıldızın 40'tan fazla parçaya bölündüğünü belirterek, bu gökcisminin 12-28 Mayıs arasında Dünya'ya en çok yaklaşacağını ve parçalarından birisinin Yeryüzü'ne yaklaşık 8,8 milyon km uzaklıktan geçeceğini kaydettiler.

Bunun son yirmi yılda Dünya'ya en yakın geçen kuyrukluyıldız olacağını ve teleskop olmaksızın çıplak gözle gökcisminin görülebileceğini belirten bilim adamları, kuyrukluyıldızın Dünya'ya yaklaşırken parçalanmasının da bu gökcisminin incelenmesi açısından önemli fırsat yaratacağını ifade ettiler.

Bu arada Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) yetkilileri, kuyrukluyıldızdan kopacak hiçbir parçanın Dünya'ya çarpmayacağını, tsunami ya da toplu ölümlere neden olmayacağını açıklayarak, bazı internet sitelerinde bir süredir 25 Mayıs'ta Dünya'ya bir gökcisminin çarpacağı yolundaki iddiaların asılsız olduğunu bildirdiler.

MAZI
08 05 2006, 17:00
NASA'nın Mars misyonunda giyilecek uzay elbisesinin denenmesine başlandı.

NASA ile Kuzey Dakota Üniversitesi arasındaki işbirliğiyle üretilen uzay kıyafetleri, eyaletin Mars yüzeyine benzeyen erozyona uğramış batı kesimindeki Badlands bölgesinde 40 üniversite öğrencisinin katılımıyla deneniyor.

21 kilo ağırlığındaki iki parçadan oluşan Mars kıyafeti, NASA'nın Kuzey Dakota Üniversitesi'ne 100 bin dolarlık (135 bin YTL) bağışıyla bir yılda üretildi. Saydam bir miğferi ve esnek olmayan bir üst bölümü bulunan kıyafetin ayrıca iletişim cihazlarını taşıyan bir sırt çantası bulunuyor. Giysiler, 45 dereceye kadar dayanabiliyor.

(8 Mayıs 2006 Pazartesi)

MAZI
08 05 2006, 17:00
Gökbilimciler, Samanyolu'na komşu iki yeni 'cüce galaksi' tespit etti

SAMANYOLU'NA İKİ YENİ KOMŞU: Gökyüzünün dijital fotometrik haritası olarak bilinen Sloan Dijital Gökyüzü Araştırması üzerinde çalışan bilim adamlarının tespit ettiği yeni cüce galaksilerin, ''Canes Venatici'' (av köpekleri) ve ''Bootes'' (çoban) takımyıldızlarında bulunduğu kaydedildi. Canes Venatici'deki cüce galaksinin Güneş'ten yaklaşık 640 bin ışık yılı uzaklıkta; Bootes'taki galaksinin de Güneş'ten aynı mesafe uzaklıkta olduğu belirtildi.


(9 Mayıs 2006 Salı)

Imbat
11 05 2006, 17:00
Samanyolu'nun halesi yuvarlak çıktı
http://www.ntvmsnbc.com/news/372705.asp

Astronomlar, Güneş Sistemi'ni barındıran Samanyolu Galaksisi'nin çevresindeki halenin varsayılanın aksine eliptik değil, yuvarlak olduğunu gösterdi. Bu evrende ilk kez rastlanan bir durum.
Samanyolu'nun halesiyle ilgili gözlemlerin en önemlisi, 1997'de, Dünya'dan 82 bin ışık yılı uzaklıktaki Sagittarius galaksinin bir ucundan uzaya doğru uzanan bir yıldız kümesi keşfedilmesi oldu.

Gözlemi yapan University of Cambridge astronomu Vasily Belokurov, bu cüce galaksinin, Samanyolu'nun güçlü kütleçekimi nedeniyle gerilerek uzamış olduğu buldu. Sagittarius galaksisinin Samanyolu'na doğru spiral bir hareketle yaklaştığı ve bu yaklaşım sırasında da yıldızlarını teker teker yitirdiğini ortaya çıktı.

'ORPHAN' KÜTLEÇEKİM GERİLİM HATTI
Bu tip galaktik gerilmeler, uzayda kütleçekimin kaynağı olan nesneşe doğru bir kuşak görünümü meydana getiriyor. Bilim insanları, son yıllarda Samanyolu tarafından cüce galaksilerden bu tip gerilmelerle oluşan birçok kuşak tespit etti.

Dr. Belokurov ve ekibi, Sloan Digital Sky Survey teleskobu ile bu tip gerilmeleri inceliyor. Ekip kaynağı henüz belirsiz yeni bir gerilme kuşağı buldu, bu nedenle de bu hatta İngilizce'de 'evlatlık' anl***** gelen Orphan adı verildi.

KÜTLEÇEKİMSEL GERİLİM KUŞAKLARI VE HALEYE ETKİLERİ
Kütleçekimsel gerilim kuşakları ilk etapta kütleçekime maruz kalan galaksilerin yörüngeleri ile ilgili bilgiler sunuyor, bu bilgiler de kütleçekimin merkezi Samanyolu'nun etrafındaki halenin fiziksel yapısıyla ilgili dolaylı çıkarımlar sağlıyor.

Samanyolu'nun etrafında onun kütleçekiminin bir kurbanı olan Sagittarius kuşağının, Samanyolu'nun halesinin gözlemini belirsizleştiriyor. Dr. Belokurov, bu nedenle haleyi gözlemlerken bu gerilim kuşağını gözlemin dışında bırakmaya gayret gösterdi.

SAGİTTARİUS GERİLİM KUŞAĞI ÇATALLANIYOR
Belokurov ekibi söz konusu Sagittarius kuşağının Samanyolu'na yaklaştıkça (kütleçekim arttıkça)çatallandığını gözlemledi. Bu bulgudan yola çıkarak, cüce galaksinin yörünge düzleminin yer değiştirdiğini ve çatallanmış gibi görünen kütleçekim hattının, aslında iki farklı yörüngenin izdüşümü olduğu önermesine varıldı.

'ANCAK YUVARLAK HALE İLE MÜMKÜN OLABİLİR'
Bilim insanları şu sonuca vardı, kütleçekim hattının çatallanması ancak Samanyolu'nun eliptik yerine küresel bir halesi olması halinde mümkün olabilirdi. Dr. Belokurov bu önermeyi şöyle açıklıyor: En azından Samanyolu örneğinde, galaksilerin eliptik halelerinin olduğunu öne süren genel kozmolojik teoriler yanılıyor olabilir. Bunun nedenlerini anlamak için araştırmaları derinleştirmek gerekecek.

'SAMANYOLUN'DAKİ DURUM EVREN İÇİN ENDER BİR OLAY'
ABD'nin önde gelen bilim kurumlarından California Institute of Technology astronomu Scott Chapman, önceki yıllarda Samanyolu'nun en yakın komşusu Andromeda galaksisinin halesinin eliptik olduğunu göstermişti.

Buna karşılık Dr. Chapman, Dr. Belokurov'un keşfini tasvip ediyor; Söz konusu çatallanma Samanyolu'nun halesinin gerçekten de yuvarlak olduğuna işaret edebilir. Halbuki biz Andromeda'da bunun tam tersini bulmuştuk, büyük olasılıkla Samanyolu'nda meydana gelen durum uzaydaki genel durum içinde oldukça ender bir olay.

'YUVARLAK HALELER NORMAL OLABİLİR'
University of California-Irvine, astronomu Dr. James Bullock, yuvarlak veya küresel halelerin aslında sanıldığı kadar da ender bir hal olmayacağını savunuyor. Dr. Bullock, eliptik veya düz halelerin galaksilerin kara maddeyi çekerek toplamasıyla zamanla şiştiğini vurguluyor ve ekliyor: Galaktik diskler oluşurken, kara maddeyi kendilerine doğru çekerler, bu süreçte de şişen hale pekâlâ yuvarlak bir form da alabilir.

Kaynak: Araştırmanın tam metninin yayımlandığı İngiliz bilim dergisi New Scientist'ten çevrilmiştir.

Imbat
11 05 2006, 17:00
Dürbünler kuyrukluyıldıza çevrilecek
http://www.ntvmsnbc.com/news/372960.asp

73P/Schwassmann-Wachmann 3 adlı bir kuyrukluyıldız, bu hafta sonu Dünya'ya en yakın geçişini 10 milyon km uzaklıktan yapacak.

LONDRA - Bu haftasonu Dünya'nın yakınından geçecek bir kuyrukluyıldız parıltılı ışıklarıyla astronomiseverler ilgisini uyandırıyor. Buz, kaya ve tozdan oluşan 73P/Schwassmann-Wachmann 3 kuyrukluyıldızı bulutsuz bir gökyüzünde güçlü dürbün ve küçük bir teleskop yardımıyla dahi görmenin mümkün olduğu belirtiliyor.
73P/Schwassmann-Wachmann 3 kuyrukluyıldızı 1930 yılında Alman astronomlar tarafından keşfedilmişti, kuyrukluyıldız Güneş'in etrafında 5.4 yılda bir tur atıyor. Bu turu sırasında kuyrukluyıldız Jüpiter'e kadar uzanıyor ve sonrasında Dünya'nın yanından geçerek Güneş'e geri dönüyor.

73P/Schwassmann-Wachmann 3 kuyrukluyıldızı yaşam süresi boyunca sürekli parçalanarak kütle kaybediyor ve en sonunda yok oluyor. Astronomlar, 1995 yılında kuyrukluyıldızın birkaç parçaya bölündüğünü tespit etmişti. Bu parçaların bazıları güçlü dürbünlerle dahi gözlenebiliyor.

Imbat
11 05 2006, 17:00
Uzay yürüyüşleri için özel ayakkabı
http://www.ntvmsnbc.com/news/372957.asp

Japon araştırmacılar, astronotların uzay şartlarında giymesi için özel spor ayakkabı geliştirdi.
TOKYO - Spor ayakkabısı üreticisi Asics, uzay ayakkabılarının astronotların yerçekimsiz ortamda 'kas atrofisine' uğramalarını önleyeceğini duyurdu. Japon Uzay Dairesi ile ortak çalışmalar yürüten firma, 2007 sonunda uzaya çıkacak Japon astronotu Takao Doi'ye bu ayakkabılardan bir çift verileceğini açıkladı.
Firma yetkilisi Takehiro Tagava, Yerçekimi olmayan ortamda insanın kasları güçten düşüp zayıflar. Astronotlar bu duruma düşmemek için özel aletlerle idman yapar, özel olarak geliştirilen spor ayakkabısı kasların daha iyi çalışmasını sağlayacak diye konuştu.

Astronotun ayakta durmasını kolaylaştıracak özel ayakkabının teki 130 gram geliyor. Astronotlar, özel ayakkabıyı dışarı giysilerini çıkardıktan sonra içerde de giyebilecek.

whitesnow
07 07 2006, 17:00
Uzayda ET avı



Güneş sisteminin dışında başka canlılar olup olmadığını araştırmak için uzaya papatya biçiminde bir kalkan gönderilecek.

COLORADO Boulder Üniversitesi profesörü Webster Cash, NASA tarafından desteklenen projeyi Nature dergisinde açıkladı. Uzaya gönderilecek papatya biçimindeki dev kalkan, bir uzay teleskobunun dünya benzeri bir gezegeni görebilmesi için çevresinde döndüğü yıldızın ışığını engelleyecek. Teleskobun görüntüsünü kaydedeceği gezegende canlılar olup olmadığı analiz edilecek. Güneş sistemimizin dışında daha önce Jüpiter kadar büyük gezegenler tespit edilmişti, ancak daha küçük ve yaşanabilir gezegenleri görebilmek için bu kalkana gerek var. Kendi güneşlerine, bir yaşam için ne çok sıcak ne çok soğuk olabilecek kadar yakın olan gezegenlere goldilock adı veriliyor. Teleskop ve uzay kalkanı dünyamızdan yaklaşık 1.5 milyon kilometre uzakta yörüngeye yerleştirilerek gezegenlerde yaşam işaretleri araştıracak. Profesör Cash, kalkanın işlevini, gözüne güneş gelen bir kriket oyuncusunun topu görebilmek için elini gözünün üzerine siper yapmasına benzetiyor.

whitesnow
17 07 2006, 17:00
Discovery indi



Discovery uzay mekiği, 13 gün süren seyahatinin ardından Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'ne TSİ 16.14'te indi. 4 Temmuz'da uzaya gönderilen mekiğin iniş süreci yaklaşık bir saat sürdü.

Şubat 2003'teki Columbia kazasından sonra ikinci seferini yapan Discovery'nin sağ salim iniş yapması, mekik programının sürmesi ve Uluslararası Uzay İstasyonu'nun inşaatının öngörüldüğü şekilde devam etmesi açısından büyük önem taşıyordu.

whitesnow
06 08 2006, 17:00
Başına buyruk ikiz 'planemo'

Astronomlar, 400 ışık yılı uzaklıkta biri Jüpiter'in 7, diğer 14 katı büyüklüğünde birbirleri etrafında dönen gezegensi iki göktaşı keşfetti.

NEW YORK - Astronomide, tam olarak gezegenleşme süreci yaşamamış gezegenimsi yapılara 'planemo' adı veriliyor. Planemolar kahverengi cüce yıldızlaşamamış göktaşlarına benziyor. Nükleer reaksiyonlar yapamayacak kadar küçük oldukları için cüce kalan fakat gezegenden daha büyük olan planemolar genellikle bir yıldızın etrafında dönüyor. Şimdiye dek onlarca planemo keşfedildi. Ancak son keşfedilen ikiz planemoları diğerlerinden ayıran ise, birbirlerinin etrafında dönüyor olmaları.

Bilinen kahverengi cücelerin yaklaşık yüzde 15'i çiftli halde bulunuyor. Ancak planemo olarak bakıldığında yeni keşfi yapılan gezegenimsi göktaşları, ilk ikiz planemo olarak kayda geçti. Göktaşlarına Oph 162225 ve Oph 240515 gözlem adları verildi. İki planemo birbirlerinden yaklaşık Güneş-Plüton mesafesi kadar uzaktalar.

Gözlemi yapan Toronto Üniversitesi uzmanı Ray Jayawardhana, uzayın yıldız ve gezgen kombinasyonunun ötesinde çok çeşitli ve renkli bir bütün olduğunu, son keşfin de bunun güzel bir örneğin olduğunu vurguluyor. Jayawardhana, çiftli planemoların birkaç milyon yıllk olduğunu ve 400 ışık yılı uzaklıkta bulunduklarını ifade etti.

NASA'nın Spitzer Uzay Teleskobu'nun kızılötesi gözlem araçlarıyla yapılan incelemelerde, planemoların etrafında gaz ve tozdan oluşan bir disk bulunduğu anlaşıldı. Planemoların aynı zamanda doğduğu düşünülüyor, ancak uzmanlar ikiz yapının nasıl oluştuğunu henüz çözmedi.

GEZEGEN Mİ PLANEMO MU?
Planemoların ne derece gezegen olduğu astronomlar arasında tartışılıyor. Gezegeni büyüklükle tanımlamak gerekirse, birçok planemo gezegen olarak kabul görebilir. Bazı astoromlar Jüpiter'in 13 katı bir büyüklüğü sınır olarak kabul ediyor, zira bu büyüklüğün üstündeki cisimler deuteriumu (bir hidrojen türevi) yakabiliyor. Ancak bilim insanları gezegen-lik sıfatının salt kütleyle ölçülemeyeceğini, esas yanıtın gökcisminin nasıl oluştuğunda yattığını vurguluyor.

Dünya dahil bilinen birçok gezegen gaz ve toz bulutlarının kütle çekim gücüyle kendi ekseninde sıkışmasıyla oluşuyor ve mutlaka bir yıldızın etrafında dönüyorlar. Son keşfedilen planemoların böyle bir geçmişleri olmadığı düşünülüyor. Aksine Jayawardhana ikiz planemoların ikiz yıldız sistemleri gibi, sıkışan gaz kütlesinin katılaşmadan önce ikiye ayrılması suretiyle doğduğunu düşünüyor.

whitesnow
06 08 2006, 17:00
Evren 2 milyar yıl yaşlandı

Revize edilmiş Hubble Sabiti'ne dayanan yeni bir araştırmaya göre, evren varsayıldığından yüzde 15 oranında daha yaşlı ve daha büyük olabilir.

LONDRA - ABD'deki Carnegie Enstitusü uzmanı Alceste Bonanos, Havai'deki Keck-II teleskobuyla Triangulum Galaksisi'ndeki birbirlerinin etrafında 5 günde bir dönen ikiz yıldızları gözlemledi. Gözlem ekibi, ışık, sürat ve ısı ölçümleri alarak bu yıldızların gerçek parlaklığını hesapladı. Yıldızların gerçek parlaklığı ile gözlemlenebilir parlaklığı arasındaki farkı kağıda döken uzmanlar, bu galaksinin 3.14 milyon ışık yılı uzaklıkta olduğu sonucuna vardı. Bu rakam, galaksinin aslında bilinenden yarım milyon ışık yılı daha ötede olduğunu gösteriyor.

Astronomik mesafeleri hesaplamak uzmanlar için her zaman karmaşık hesaplar gerektiren bir uğraş. Görece uzak ve parlak nesneler, yakındaki ve daha az parlak nesneler gibi görünebiliyor ve bunu matelatikle ortaya koymak her zaman mümükün değil. Astoromlar, bu nedenle farklı ve birbirinden bağımsız yöntemler kullanarak mesafı hesabı yapıyor. Mesafesi sabitlenen bir nesne daha sonra yeni nesnelerin hesabında ölçek alınıyor.

ÖLÇEK REVİZE OLUNCA, TAHMİNLER DEĞİŞTİ
Bilim insanları, ikiz yıldızları ise ölçek almayı tercih ediyor. Almanya'daki Erlangen-Nuremberg Üniversitesi uzmanı Norbert Przybilla, Keck-II teleskobuyla gözlemi yapılan ikiz yıldızların ise, şimdiye dek ölçek alınan en uzak yıldızlar olduğunu ifade ediyor. Przybilla, bu ikiz yıldızları temel alarak evrenin genişlemesini yeniden hesapladı.

Evrenin yaşı ile ilgili hesaplamalar, evrenin genişlemesini gösteren Hubble sabitine dayanıyor. Przybilla, Hubble sabitine dayalı hesapların yaklaşık yüzde 15 civarında eksik olduğunu düşünüyor. Bu evrenin yüzde 15 daha yaşlı ve tabiatiyle yüzde 15 daha geniş olduğu anl***** geliyor. Tahminlere göre evren 13.7 milyar yaşındaydı. Przybilla, yeni araştırmaya göre evrenin 15.8 milyar yaşında olduğunu öne sürüyor.

Imbat
20 08 2006, 17:00
3 gezegenimiz daha oldu

Çek Cumhuriyeti'nde toplanan binlerce astrobilimci Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısı 9'dan 12'ye çıkarmaya karar verdi. Yani tüm ders kitapları baştan yazılıyor

bin 500 uzmanın kararı
Her gün gelişen teknoloji astronomlara daha güçlü teleskopları kullanma imkanı verince, Güneş Sistemi'ne yeni gezegenlerin dahil olması da kaçınılmaz hale geldi. Geçen yıl keşfedilen 2003UB13 yani Zeyna'nın 10'uncu ve son gezegen olduğu iddia edilmişti. 75 ülkeden 2 bin 500 bilimadamı güneş sisteminde kaç gezegen olduğunun resmi olarak belirlenmesi için Prag'da bir araya geldi. Uzun tartışmalar sonunda da bir karar tasarısı hazırlanabildi. İçeriden sızan ilk bilgilere göre, uzmanlar Güneş Sistemi'ne 3 yeni gezegen daha ekleyecek. Ancak resmi açıklama haftaya yapılacak.

Amerikalılar bastırdı
Kararın ardında aslında ABD polikası yatıyor. 9 gezegen arasında Amerikalılar tarafından keşfedilen tek gezegen Plüton. ABD de, bunu bir statü sembolü kabul ediyor. 2003'te Amerikalı astronom Mike Brown'un keşfettiği Zeyna'nın gezegen kabul edilmesi için bastıran ABD'li uzmanlar, diğer katılımcıların karşı gelmesi üzerine Plüton'un uydusu olan Charon'un ve asteroid Ceres'in de gezegen sayılmasını önerdi. Böylece isteklerine kavuştular. Bir gökcisminin gezegen olması için çapı 2 bin km'den büyük olmalı. Ama bu toplantıda sadece yer çekimi dikkate alındı.

whitesnow
22 08 2006, 17:00
Gezegen Avcısı, 8 gezegenden yana
http://www.ntvmsnbc.com/news/383147.asp


Gezegen Avcısı, 8 gezegenden yana
http://www.ntvmsnbc.com/news/383147.asp


Dünya'ya 3 yeni komşu geliyor
http://www.ntvmsnbc.com/news/382498.asp


Güneş Sistemi'ne nüfus sayımı
http://www.ntvmsnbc.com/news/382299.asp


Plüton'a iki yeni 'muhafız'
http://www.ntvmsnbc.com/news/377627.asp


Neptün'ün uydusu Triton'un gizemli öyküsü
http://www.ntvmsnbc.com/news/372854.asp


Uzaya çıkacak ilk sivil kadın: Ansari
http://www.ntvmsnbc.com/news/382184.asp

MAZI
23 08 2006, 17:00
Karanlık madde için ilk kanıt

Bilim adamları, 100 milyon yıl önce iki büyük galaksi öbeğinin çarpışmasını gördü ve yıllardır peşinde oldukları heyecan veren sonuca ulaştı...

23 Ağustos 2006 Çarşamba

Bilim adamları, evrenin yüzde 25'i gezegen yıldız ve galaksilerden değil karanlık madde olarak adlandırılan maddeden oluşuyor. Amerikalı uzmanlar, ışık yaymayan ve ışığı yansıtmayan, bu nedenle de görülemeyen karanlık maddenin varlığına dair ilk somut kanıtı bulduklarını belirtiyorlar.

BBC bilim muhabiri Paul Rincon'ın haberine göre, bilim adamlarının vurguladıkları bir diğer nokta da görebildiğimiz kütlelerin oranının sadece yüzde beş olması.

Karanlık madde, adının çağrıştırdığı gibi esrarengiz bir kavram.

Bugüne dek gökbilimciler karanlık maddenin varlığını sadece çıkarım yoluyla belirleyebiliyordu.

Gökbilimciler 1930'lardan bu yana galaksi öbeklerinin görünen kütlelerle açıklanamayacak kadar yüksek çekim gücü olduğunu biliyorlardı.

Ancak öbekler içinden gözle görülmeyen maddeyi ayırmak imkansızdı.

HEYECAN VERİCİ SOMUT KANIT

Ta ki gökbilimciler, 100 milyon yıl önce iki büyük galaksi öbeğinin çarpışmasını görene dek.

Uzmanlar somut kanıtı işte burada bulduklarını söylüyorlar.

NASA'nın Chandra ve Hubble teleskopları ile Avrupa uzay ajansı ve macellan teleskoplarını kullanan uzmanlar, çarpışma sonucu galaksilerdeki gazlarla maddelerin ayrıştığını, beklenenin aksine sıcak gaz bulutları çevresinde değil, tamamen boş görünen bir başka kesimde büyük bir çekim gücü olduğunu belirledi.

Arizona Üniversitesi'nden Doug Clowe'a göre, bu karanlık maddenin hem varolduğunu, hem de evrendeki maddelerin çoğunluğunu oluşturduğunu kanıtladı.

Bazı uzmanlar bunun büyük patlama teorisinin ortaya atılmasından bu yana en heyecan verici buluş olduğunu söylüyor.

MAZI
23 08 2006, 17:00
Atlantis uzay mekiği 27 Ağustos'ta fırlatılmaya hazır
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1777



Gezegen mi değil mi? Plüton için kader günü...
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1764



Meteor yağmuru izleyenleri hayran bıraktı...
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1762




Evren sanılandan daha büyük ve yaşlı
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1757




Gökyüzünde şenlik var!
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1755



Uzay 'dolmuş'u kalkıyor, ayaktakiler otursun lütfen!
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1743



Japonlar Ay'da üs kurma planını 2030'a erteledi
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1740



Aya ayak basanlar sırra kadem bastı!
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1774


6 bin 948 yıl daha rahatız!
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1742

Sansli
05 09 2006, 17:00
http://www.ntvmsnbc.com/news/383771.asp

Yıldızın nötrona dönüşürken çıkardığı gama ışınımının enerjisini, Güneş'in 10 milyon kere milyar katı olarak ifade ediliyor.

Bir yıldızın çöküşü görüntülendi
Astronomlar ilk kez bir süpernova patlamasını direkt olarak gözlemledi. 440 milyon ışıkyılı uzaklıktaki yıldız çökerken, Güneş'in 10 milyon kere milyar katı enerji saçtı.

İSTANBUL - NASA'nın uzayda gama ışınlarını yakalayan Swift aracı ve yeryüzündeki güçlü teleskopların işbirliğiyle yapılan gözlemde, bir yıldızın ölümü görüntülendi. İlk olarak Swift uzay aracı, patlamayla açığa çıkan enerjiyi 18 Şubat günü yakaladı. Swift'in ilk X-ışınlarını farketmesini üzerine, yeryüzündeki astronomlar bir süpernova patlaması gerçekleşeceği sinyalini alarak, teleskopları uzaya çevirdi. Yıldızın süpernovaya dönüşmesiyle, çöken yıldızın tüm enerjisi gama ışınımı patlamaları halinde uzaya yayıldı. Süpernova, büyük ve yaşlı yıldızların kendi içine patlamasıyla oluşuyor.

Gamma ışınımları evrendeki en güçlü ve şiddetli ışınım kabul ediliyor. Çöken bir yıldızın saldığı gamma ışınımının sadece bir kaç saniyesi, Güneş'in 10 milyar yılda saldığı tüm ışınımdan daha kuvvetli. Gama ışınımları birkaç milisaniye ile 1 dakika arasında bir zaman sürüyor. Gözlem adı GRB060218 yıldızın durumu ise biraz farklı, zira gamma ışınımı 33 dakika sürdü.

BOYUNDAN BÜYÜK İŞLERE KALKIŞAN YILDIZ
Swift uzay aracını yöneten astorom İngiltere'deki University of Leicester uzmanı Paul O'Brien, yıldızın nötrona dönüşürken çıkardığı gama ışınımının enerjisini, Güneş'in 10 milyon kere milyar katı olarak ifade ediyor. Bu rakam, normal süpernova değerlerinin ancak 100'de 1'ine denk düşüyor.
440 milyon ışık yılı uzaklıktaki GRB 060218 yıldızı şimdiye dek gözlemi yapılan ikinci en yakın süpernova.

Gözlemi yapılan yıldızın, süpernovayı oluşturacak gerekli kütleden daha az bir kütleye sahip olduğu düşünülüyor. Gamma ışınımı, kara deliğe dönüşecek büyüklükteki yıldızların çöküşü sırasında açığa çıkıyor. Normalden daha düşük kütleli yıldızlar ise nötrona dönüşüyor. Görece küçük bır yıldızın gama ışınımı salarak nötrona dönüşmesini ise, astronomlar çekirdeğindeki magnetar adı verilen manyetik alanın yarattığı manyetik enerjiye bağlıyor.

O ARTIK BİR NÖTRON
Gözlemi yapan Almanya'daki Max-Planck Enstitüsü uzmanı Paolo Mazzali İngiliz bilim dergisi Nature'da yayımlanan makalesinde, Gözlemlerimiz yıldızın çöktüğü anı kapsıyor, dış kabuğu açılıyor, kütlesinin çoğunluğu yok olurken geriye sadece artığı kalıyor. Bu geriye kalan artık nötron yıldızı oluyor diye yazdı.

Çöken yıldızda, gama ışınlarını müteakiben iki milyon derece sıcaklıkta bir gaz bulutu kaldı. Astroromlar, her süpernovanın gamma ışını patlaması yaratmayacağını vurguluyor, ancak hangi süpernovanın bu etkiyi nasıl yarattığı bilinmiyor. 440 milyon ışık yılı uzaklıktaki GRB 060218 süpernovası şimdiye dek gözlemi yapılan ikinci en yakın süpernova. Gözlemi yapılan Dünya'ya en yakın süpernova SN 1987A, 165.000 ışık yılı uzaklıktaydı.

Sansli
05 09 2006, 17:00
Parçalı Ay tutulması yarın akşam
Avrupa, Asya, Afrika ve Avustralya'dan izlenebilecek parçalı ay tutulması yarın akşam gerçekleşecek.


AA
Güncelleme: 12:47 TSİ 06 Eylül 2006 ÇarşambaANKARA - ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu, Perşembe akşamı Ay'ın, Dünya'nın uzaydaki gölgesine yakınlaşmasıyla parçalı Ay tutulmasının meydana geleceğini açıkladı.

Tutulma, Ay'ın, TSİ 19.42'de yarı gölgenin içine girmesiyle başlayacak, ancak, saat 20.30'a kadar gözle görülür bir kararma olmayacak. Parçalı tutulma, saat 21.05'te başlayacak, 1 saat 33 dakika sürecek. Dünya'nın koyu gölgesi, Ay'ın üzerine yansıyacak. Parçalı tutulmanın sona ermesinin ardından saat 23.15'e kadar Ay'ın üzerinde yarı gölgenin neden olduğu kararma görülebilecek. Yarı gölgeli tutulma gece yarısı sona erecek.

Imbat
21 09 2006, 17:00
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1850

İlk kadın turist, uzaya indi!

İlk kadın uzay turisti İran asıllı Amerikalı Anuşeh Ensari'yi taşıyan uzay aracı Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) kenetlendi

20 Eylül 2006 Çarşamba

Ensari, Rus kozmonot Mukhail Tyurin ve Amerikalı astronot Michael Lopez-Alegria'yı taşıyan TMA-9 Soyuz uzay aracı, Rus Görev Kontrol yetkililerinin alkışları arasında UUİ'ye kenetlendi.

Dördüncü uzay turisti Oolan Ensari'yi taşıyan TMA-9 kapsülü Kazakistan'ın Baykonur uzay üssünden iki gün önce fırlatılmıştı.



Diğer Uzay Haberleri


Atlantis dünyaya döndü
Atlantis, Dünya'ya dönüyor
Bilinmeyen cisimler Atlantis'in 30 metre ötesinde
NASA gizemli nesneyi inceliyor
Uzay istasyonunda buhar kaçağı!
İlk kadın turist uzayda
Atlantis için geri sayım
İlk kadın turist, uzay seyahatine hazır
Astronotlar uzayda döküp saçmayı sürdürüyor!
Atlantis'in astronotları tekrar uzayda...

Sansli
25 09 2006, 17:00
Atlantis Dünya'ya döndü

Uluslarrası Uzay İstasyonu'nun inşası için 12 gün önce yola çıkan Atlantis uzay mekiği sorunsuz bir şekilde yere indi. Mükemmel olarak değerlendirilen iniş ile NASA yöneticileri derin bir nefes aldı. Üst üste gerçekleşen sorunsuz uçuşlar uzay istasyonun geleceği hakkındaki şüpheleri ortadan kaldırırken NASA'ya da eski prestijini geri kazandırıyor.





2003'te gerçekleşen Columbia faciasından sonra Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki çalışmalar askıya alınmıştı. Yaklaşık 12 gün önce fırlatılan Atlantis uzay mekiği, uzay istasyonun yarım kalan inşasına devam etmek üzere faciadan bu yana gönderilen ilk uzay mekiği olmasından dolayı NASA'yı endişelendiriyordu. Gergin geçen görev boyunca önemli bir sorun yaşanmadı ve sonunda Atlantis güvenli bir şekilde yere indi.



Atlantis'in 6 mürettebatı 12 gün süren görev boyunca üç uzay yürüyüşü gerçekleştirdi. Bu uzay yürüyüşleriyle uzay araştırmaları tarihinde yeni bir rekora da imza atıldı. Atlantis astronotları büyük bir parçayı en az sayıdaki uzay yürüyüşleriyle monte ettiler.



Atlantis'in uçuşuyla beraber 4 yıl ara verilen UUİ inşasına tekrar başlanıldı. 17 tonluk bir jeneratörün taşındığı uzay istasyonuna ayrıca güneş enerjisi panelleri de taşındı. Bu paneller, uzay istasyonunda kurulacak olan 4 parçanın ikincisi olma özelliği taşıyor. Panellerin toplam uzunluğu 73 metreye varacak. Bu paneller tamamen kurulup işler hale geldiğinde istasyon iki kat daha verimli bir şekilde enerji üretebilecek.



2003'te gerçekleşen Columbia kazasından bu yana büyük bir baskı altında olan NASA, başarılı geçen son üç uçuşla özgüvenini yeniden kazanıyor. NASA, 100 milyar dolarlık Uluslararası Uzay İstasyonu'nun yapımı için 14 uçuş daha gerçekleştirecek. Bir sonraki uçuşun Aralık ayında gerçekleşmesi bekleniyor. UUİ'nin 2010'a kadar tamamlanması planlanıyor.

Sansli
25 09 2006, 17:00
'Tele cerrahi'yle uzayda ameliyat

Fransız cerrahlar, astronotların da eğitildiği özel bir uçakta ilk kez yerçekimi olmayan bir ortamda ameliyat yapacaklar

BORDEAUX Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden plastik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Dominique Martin başkanlığındaki ekip, 3 saatlik uçuş sırasında gönüllü bir hastanın kolundaki yağ bezesini alacak. 3 cerrah ve 2 anestezistten oluşan ekip, yere basabilmek zemine döşeli raylara tutturulacak. Ameliyat için gerekli olan aletler de hastanın yanı başındaki masaya güçlü mıknatıslara iliştirilecek.
Amelİyat, uzayda tele cerrahi teknikleri geliştirilmesi yolunda ilk adım olacak. Böylece, ileride uzay gemisi ya da uzay üssündeki bir hasta dünyadan kumanda edilecek robotlarca ameliyat edilebilecek. Çarşamba günü yapılacak ameliyat için ekip başkanı Prof. Dr. Martin, Şubat ayından bu yana yerde ve uçakta provalar yaptık. Kafamızda soru işareti kalmadı dedi.

Sansli
25 09 2006, 17:00
Mars'taki 'gizemli yüz'ün yeni halleri

Avrupa Uzay Dairesi ESA'nın Mars yörüngesinde bulunan uzay aracı Mars Express, gezegendeki gizemli yüz şeklinin yeni fotoğraflarını çekti.


LONDRA - Mars'taki 'gizemli yüz' tepesi ilk kez NASA'nın 1976'da yörüngeye giren Viking 1 aracı tarafından farkedilmişti. NASA uzmanları bir tepede yer alan bu yüz şeklinin, Güneş'in beli bir açıyla yarattığı gölgeyle belirdiğini vurgulamıştı. Ancak, yüz şeklinin uzaylılar tarafından çizildiğine dair spekülasyonlar ortaya atılmış ve bu konu yıllarca popüler basında yer bulmuştu. NASA'nın Mars Global Surveyor uzay aracı 1998 ve 2001'de yüz şeklinin fotoğraflamış, ancak bu fotoğraflarda Güneş uygun açıda olmadığı için yüz şekli belirmemişti.
ESA aracı Mars Express'in 2003'te gezegen yörüngesine girmesiyle, yüz şeklinin yeni fotoğraflarının çekilmesi yönünde çağrılar yapılmış, büyük e-posta kampanyaları yürütülmüştü. ESA uzmanı Gerhard Neukum, yüz şeklinin fotoğrafının çekilmesini talep eden yüzlerce e-postanın her gün kurumun sunucularını doldurduğunu belirtiyor. Neukum, bu talebe karşılık olarak 2004'te yüz şeklinin fotoğrafını çekmek istediklerini ancak atmosferdeki toz bulutu nedeniyle bunun başarılamadığını ifade ediyor.

Ancak, 22 Temmuz 2006'da Mars Express, uygun açı bulduğu bir anda yüz şekli tepesinin fotoğrafını çekmeyi başardı. Mars Express, yüz şeklini Viking 1'e göre farklı bir açıdan fotoğrafladı. ESA uzmanları daha sonra bu fotoğrafları temel alarak, üç boyutlu bir simülasyonunu çıkardı.

UZAYLILAR DEĞİL, UZAYDA EROZYON
Güneş'in gölgesi düşmediğinde tepenin doğal hali.

ESA uzmanları, bu şeklin doğal erozyonla oluştuğunu ve sadece uygun Güneş ışığı düştüğünde yüz şeklini andırdığını belirtiyor. Bilim insanları, haliyle bu şeklin uzaylılar tarafından yapılmış olduğu iddiasını, kanıt yokluğu sebebiyle ciddiye almıyor. Yüz şeklinin bulunduğu bölgenin, eskiden bir tepe olduğu ve zamanla aşındığı, geriye sadece birkaç küçük tepeciğin kaldığı tahmin ediliyor. Tepenin rüzgar veya su yoluyla erozyonla şekillendiği düşünülüyor.

MAZI
28 09 2006, 17:00
Mars'ta büyük hedefe ulaşıldı

http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1870

NASA'nın Mars'ta yaşam belirtisi arayan ikiz robotlarından Opportunity, yaklaşık 21 haftalık yolculuğunun ardından, şimdiye kadarki en büyük hedefi olan Victoria kraterine ulaştı

28 Eylül 2006 Perşembe

Bunu Mars'ın keşif çalışmalarında bir mihenk taşı olarak gören ve özellikle Kızıl Gezegen'in geçmişine ilişkin sorulara açıklık getirmesini bekleyen NASA'da görevli bilim adamları, Opportunity'nin şu anda tam olarak kraterin kuzeybatı köşesinde olduğunu belirterek, robotun gönderdiği düşük çözünürlüklü fotoğrafların kraterde önemli jeolojik bilgiler bulunduğunu gösterdiğini kaydetti.

Mars misyonunun başlıca bilimsel katılımcısı Cornell Üniversitesinden Steven Squyres, ''Şimdiye dek buranın ne gibi bilgiler barındırıyor olabileceğini bilmiyorduk, dünkü fotoğrafla birlikte bu seyahatin her şeye değdiğini anladık. Jeologların rüyaları gerçek oldu'' diye konuştu.

Derinliği 60 metre, çapı 800 metre olan kraterin iç duvarlarındaki kaya katmanlarının, gezegenin geçmişiyle ilgili önemli bilgiler sağlamasını beklediklerini belirten Squyres, ''Özellikle robotların iniş yaptığı yere yakın bulduğumuz ıslak alanın geçmişte daha yaygın olup olmadığını öğrenmeyi umuyoruz'' dedi.

Mars'a Ocak 2004'te inen ve NASA'nın öngördüğü 90 günlük ömrü 10 kez aşan Opportunity'nin bugün kraterden yüksek çözünürlüklü fotoğraflar göndermesi bekleniyor.

NASA mühendisleri, şimdiye dek 9,2 km yol kat eden Opportunity'yi, kraterin panoramik görüntüsünü alabilmesi için daha uygun bir noktaya yönlendirmeye çalışırken, görüntüleri inceleyerek, robotun bir sonraki güzergahını ve kratere en güvenli şekilde inebileceği noktayı kestirmeye çalışıyor.

Daha önce iki krater daha inceleyen Opportunity ile ikizi Spirit, 90 günlük görev sürelerini çoktan aşarak 900 gündür Mars'ı incelemeye devam ediyor ve görevlerini daha uzun süre sürdüreceğe benziyor.

NASA'nın ayrıca Mars Global Surveyor ve Mars Odyssey uzay araçları da Kızıl Gezegen'i yörüngeden gözlemliyor.


Diğer Uzay Haberleri


Özel sektörün roketi, uzaya gidemedi!
Güneş sistemi dışında 2 yeni gezegen
Dostlar, itiraf etmeliyim ki...
Büyüleyici görüntü
Mars'ta insan yüzü!
Atlantis dünyaya döndü
Atlantis, Dünya'ya dönüyor
Bilinmeyen cisimler Atlantis'in 30 metre ötesinde
İlk kadın turist, uzaya indi!
NASA gizemli nesneyi inceliyor

whitesnow
25 10 2006, 17:00
http://www.hurriyet.com.tr/bilim/5291189.asp?gid=50

Dördüncü uzay boyutuyla ilgili ilginç bir teori üreten Amerikalı astrofizikçiler, dördüncü boyutun varlığını, 2007 yılında fırlatılacak bir uyduyla kanıtlayabileceklerine inanıyorlar.

Astrofizikçiler ve kozmoloji bilimcileri sanki bu dünyaya ait olmayan, ama yine de onu tanımlamaya ve kökenini bulmaya yarayan teoriler üretmek konusunda ustalar. Bu işi yaparken de ayakları yerden kesiliyor ve soyut matematikle tasarlanmış modellerle ilgi çekmeye çalışıyorlar.

Bu şaşırtıcı teorilerden biri, şimdi bazı kozmoloji bilimcilerin bile aklını karıştıracağa benziyor. Rutgers Üniversitesi'nden Charles R.Keeton ve Duke Üniversitesi'nden Arlie O.Petters, beş boyutlu kütle çekim teorilerinden birini kanıtlamaya yardımcı olabilecek matematiksel bir model geliştirdiler.

Bu iki bilim adamının teorik tasarımı göreceli olarak yeni olan ve Randall-Sundrum braneworld gravitiy model olarak adlandırılan bir teoriye uzanıyor. Bu kuram görülebilir üçboyutlu evrenin,daha büyük olanın içine yerleştirilmiş bir zardan oluştuğuna dayanır. Yani denizde yüzen bir yosun gibi. Branewold evreni kozmosunda, genel görelilik kuramında açıklandığı gibi üç uzay boyutu ve bir de zaman boyutu değil, dört uzay ve bir zaman (artı uzay zaman) olmak üzere beş boyut var.


Teoriye kanıt

Aslında burada şaşılacak pek bir şey yok gibi. Sonuçta astrofizikçiler geçmişte de kozmolojik tasarımlarına biraz gizem katmak için ilave boyutlardan yararlandılar, ama bu sefer durum farklı.

Keeton ve Petters ilk kez bilinmeyen dördüncü uzay boyutu ve dolayısıyla da Braneworld teorisinin kanıtlanabileceğini sanıyorlar. Bunun için yeni düzenlenmiş matematiksel modeli, astronomik gözlemlerle belirlenen kozmolojik efektlerin birleştirilmesi yeterli.

Böylece, uzayda dördüncü bir uzay boyutunun bulunduğu kanıtlanabilir ki bu da dünya hakkında bildiklerimizi felsefi açıdan da değiştirebilir diyor Petters, Physical Review D. (Phys.Rev.D 73, 104032 (2006), http://scitation.aip.org) .

Bir zamanlar Harvard Üniversitesi fizikçileri Lisa Randall ve Raman Sundrum tarafından geliştirilen Randall-Sundrum braneworld gravity modeli,evrendeki kütle çekiminin ne şekilde biçimlendiğini açıklıyor. Genel görelilik kuramının aksine Braneworld teorisi ilk patlamadan sadece birkaç saniye sonra temel parçacıkların topaklanmasıyla minik karadeliklerin oluştuğunu söyler.

Buharlaşmış olmalı

Fakat genel görelilik kur***** göre bu ilkel karadelikler, Hawking ışıması nedeniyle çoktan buharlaşmış olmalılardı. Oysa Braneworld modeli en küçüklerinin günümüze kadar hayatta kaldığını öne sürer.

Küçük bir asteroitin kütlesine sahip ama buna karşın bir atom çekirdeğinin büyüklüğünde olan hipotetik oluşumlar, yani karadelikler için küçük tanımı aslında pek de uygun düşmemekte. Astrofizikçiler evrenin %23'ünün karanlık maddeden oluştuğunu tahmin ediyorlar.

İki astrofizikçinin hesaplarına göre dünyamıza en yakın Braneworld karadeliği Plüton'un yörüngesinde olabilir. Braneworld karadelikleri galaksimizdeki kara maddenin %1'ini oluştursalar bile güneş sistemimizde bunlardan binlercesi olabilir diyor Petters.

Minik karadeliklerin oluşumu için uygun koşullar yaratan gizli boyutun bulunabilmesi için Braneworld karadeliklerinin elektromanyetik ışın üzerindeki efektlerin gözlemlenmesi gerekiyor.

Bunun için mesela uzay- zaman yapısını dev karadeliklerden farklı bir biçimde büken minik karadeliklerin karakterini izlemek gerekiyor. Küçük olmaları nedeniyle, araştırmacılar tarafından beşinci boyutu yakalamaya izin verecek olan bir katalizör olarak görülüyorlar.

Beşinci boyut kestirme yolu

Bu efekt, ilave uzay boyutunun, karadeliğin ışıma hızını değiştirmesini açıkça göstermekte. Buradan çıkan neticeyi her astronom görebilir: Karadeliklerin buharlaşması iyice yavaşlıyor ve karadelikler çok daha uzun yaşıyorlar.

Beşinci boyuta giden en kestirme ve en hızlı yol, bu iki bilim ad***** göre Dünyadan diğer galaksilere yolculuk eden ışının analizini izlemeli.

Çünkü Dünyadan yola çıkan ışın, Dünyanın yakınında küçük bir karadelikten geçtiğinde, karadeliğin kuvvetli kütle çekimi nedeniyle bir kütle çekimi mercek etkisi oluşmakta.

Bu etki bir yıldızın, Dünyanın görüş alanında ve arka plan yıldızından uzakta bulunan bir yıldızın yanından geçmesiyle oluşmakta.

Bu harekete bağlı olarak, arka plan yıldızının ışığı karakteristik bir biçimde kütle çekim merceği etkisince güçlendirmekte. Ve Keeton'a göre bu etki başarıya giden bir anahtar olabilir. Braneworld karadelikleri tarafından oluşturulan bu tür kütle çekim merceği etkilerini aramak için en iyi yer gamma ışını patlamasıdır diyor Keeton.

En yoğun enerjili olay

Gamma ışını patlamaları (Gamma ray bursts/GRB) evrenin en parlak ve en yoğun enerjili olayları olarak bilinmekte.

Ve evrenden birkaç saniye içinde tahmin edilemeyecek kadar yoğun bir enerjiyle geçtikleri için de, modern astronominin en büyük bilmecelerinden biridir.

Dünyamızdaki uydular ortalama olarak iki ila üç günde bir gamma ışını patlaması kaydediyorlar. Bu ultimatif enerji kaynakları birkaç saniye içinde, yıldızımızın yaşam boyu verebileceği kadar enerji soğuruyorlar.

Araştırmacılar artık gamma ışını patlamalarında açığa çıkan enerjinin, dalgaların bir kayaya çarpışı gibi karadeliklere çarptığını düşünüyor. İşte bu süreç sırasında oluşan girişimlerin Ağustos 2007 tarihinde Dünyamızın yörüngesine yerleştirilecek Gamma-ray Large Area uzay teleskopuyla (GLAST) kanıtlanabileceğine inanıyor, astrofizikçiler.

Hipotez doğruysa

Halihazırda Dünyamızın yörüngesinde çalışmaya devam eden gamma ışını uyduları, söz konusu teoriyi kanıtlayacak kadar hassas değiller. Oysa GLAST, gamma ışını patlamalarına ait ışığın periyodunu (ışığın dalga boyunda hareket ettiği zaman) kesin bir şekilde kaydedebilecek güçte.

GLAST teleskopundan alınan ilk verilerle böylece astrofizikçiler, her minik karadeliğin kütle çekimiyle oluşturduğu girişim motifini inceleyebilecekler.

Karadelik yüzünden bükülen ışık, enerji tayfını altı üst ederek bazı bölgelerde çok,diğer bölgelerde ise çok foton bulunmasına yol açarlar. Bilim adamları bekledikleri sinyali görebilirlerse bu minik karadeliklerin varlığı açıklanmış olacak.

Ama bu da henüz bir başlangıç olacak astrofizikçiler için. Çünkü bu şu anlama geliyor diyor Petters: Braneworld teorisi doğruysa, uzayın dördüncü boyutunun izlerini taşıyan çok sayıda braneworld karadeliği de vardır.

Sansli
29 10 2006, 18:00
Uzak gezegenlerdeki havalar nasıl?

Güneş sistemimizin dışındaki gezegenlerden genelde temel bilgiler ediniliyordu. Astronomlar şimdi Andromeda takımyıldızındaki bir gaz gezegeniyle ilgili farklı haberler verdiler.

Dünyamızdan 44 ışık yılı uzaklıktaki Ysilon Andromedae b'nin gece tarafındaki sıcaklık, gündüz tarafındakinden yaklaşık olarak 1400 santigrat derece daha düşük.

Ypsilon Andromeda yıldızının üç uydusundan biri olan Ypsilon Andromedae b,yıldızının çevresini aşağı yukarı 4,6 dünya gününde tamamlıyor ve Astronomlar kendi ekseninde de aynı hızda döndüğünü bu nedenle de yıldızına hep aynı tarafın dönük olduğunu tahmin ediyorlar.

Göreceli olarak dar bir yörüngede yıldızının dokuz milyon kilometre kadar uzağında dönen gezegenin gündüz tarafı iyice ısınmakta. Central Florida Üniversitesi astronomu Joseph Harrington, sıcaklıkların 1400-1650 santigrat derece olduğunu hesaplamış.

Oysa gece tarafındaki sıcaklık Ğ20 ila maksimum 230 derece diyor bilim adamı. Astronomlar uzaktaki gezegeni Spitzer Uzay Teleskopu ile incelerken, gezgenin 4,6 günlük devri sırasında, her birinin ışıklama süresi 3 saniye olan 168 enfraruj görüntü almışlar.

Yakalanan enfraruj ışınının yüzde birinden daha azı gezegene ait. Çeşitli fotoğraflar arasındaki görüntüler, gece ve gündüz tarafındaki sıcaklık farklılıklarını anlamak için yeterli.

Bu farlılıklar, atmosferdeki enerji akımı hakkında bilgi veriyor diyor Harrington. Astronomun araştırma ekibi, daha çok uzak gezegenlerdeki hava koşullarını araştırıyor. Farklılıklar için olası açıklama, gezegenin atmosferindeki gazın, yıldız ışınını hızla soğurarak ısınması olabilir.

Atmosferik akımlarla gece tarafına taşınan sıcaklık yine aynı hızla atıldığından, bu bölge ısınmıyor diye tahmin ediyor bilim adamları.

* Kozmik örümcek ağı galaksileri yakalıyor
http://www.hurriyet.com.tr/bil...id=0&srid=0&oid=0&l=1
(http://www.hurriyet.com.tr/bilim/5318657.asp?gid=0&srid=0&oid=0&l=1
)

whitesnow
31 10 2006, 18:00
90 günlüğüne gönderilen robot bin gündür Mars'ta

NASA tarafından Mars'a 90 günlüğüne gönderilen robotlardan Spirit, bin günü aşkın süredir görev başında bulunuyor. Şu an gezegende ikinci kışını geçiren Spirit, baharla birlikte güneş ışınının artmasıyla yavaş yavaş bataryalarını da şarj etmeye başlayarak, yeni görevlere hazırlanıyor.

MAZI
07 11 2006, 18:00
Bebek galaksilerin kütlesi hesaplandı

Evrenin derinliklerindeki iki minik kırmızı nokta, astronomlara ilk kez ilk galaksilerin oluştuğu dönem hakkında bilgi verdi. Washington'daki Carnegia Gözlemevi'nden Ivo LabbŽ, Spitzer uzay teleskopuyla bu döneme ait yıldızların yaşını ve kütlesini belirledi.

İncelenen iki galaksi, Hubble Ultra Deep Field topluluğuna dahil. 12,7 milyar ışık yılı uzaklıktaki bu galaksilerin ilk patlamadan 700 milyon yıl sonra oluştukları bilinmekte. LabbŽ ayrıca iki bebek galaksinin içindeki yıldızların yaklaşık olarak 50-300 milyon yıl yaşında olduğunu hesapladı.

Bu da iki galaksinin ilk patlamadan 500 milyon yıl sonra oluşmuş olabileceği anl***** gelmekte. İki galaksinin toplam kütlesi, Samanyolu gibi çağdaş galaksilerin sadece yüzde biri kadar. Araştırmacılar bu nedenle galaksilerin çok çabuk büyüdüklerini sanıyorlar.
http://www.hurriyet.com.tr/bilim/5359715.asp?gid=50

Sansli
20 11 2006, 18:00
Uzayda golf!

CENK BAŞLAMIŞ Moskova

Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) görevli kozmonot Mihail Tyurin, uzayda golf oynayan ikinci insan olarak tarihe geçecek. Tyurin astronot Michael Lopez-Alegria ile yapacağı uzay yürüyüşü öncesi istasyona sabitlenecek golf topuna vuruş yapacak.

Imbat
27 11 2006, 18:00
Bu patlama güneşte olsaydı, dünyada yaşam biterdi!

Dünyaya yakın yıldızlardan birinde yaşanan dev patlama Nasa'nın Swift teleskobu tarafından görüntülendi. Bilim adamları böyle bir patlamanın güneşte gerçekleşmesi halinde dünyadaki birçok canlı türünün yok olabileceğini belirtti

Uzmanların verdiği bilgiye göre II Pegasi adlı yıldızda meydana gelen patlamaya neden olan enerji 50 milyon trilyon atom bombasının aynı anda patlamasıyla oluşacak enerjiye eşit.

Güneş sisteminin atmosferindeki manyetik alan çizgilerinin kopması sonucunda güneşte de patlamalar olduğuna dikkat çeken uzmanlar dünyaya büyük ölçüde radyasyon yayarak birçok türü yok edebilecek böyle bir patlamanın güneşte meydana gelmesine neden olacak herhangi bir veriye sahip olmadıklarını belirtti.

Diğer Uzay Haberleri
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1969

MAZI
29 11 2006, 18:00
Uzaydaki gizemli sinyal, projektör gibi Dünya'yı tarıyor

Avrupalı astronomlar, uzaydan gelerek Dünya'yı projektör gibi tarayan çok yüksek enerjiye sahip sinyal keşfetti. Şimdiye kadar tespit edilen sinyalden yüz bin kat daha yoğun olan bu gama ışınımı, LS 5039 adı verilen yıldız çiftinden geliyor.

Yıldız çifti, Güneş'ten 20 kat büyük bir yıldızla nötron yıldızı ya da kara delik olabilecek fazlasıyla yoğun bir gök cisminden oluşuyor.

Evrenin derinliklerinden gelen sinyaller, 60'lı yıllardan beri biliniyor. İlk zamanlarda bu sinyalleri Dünyalılarla haberleşmek isteyen uzaylıların gönderdiği bile düşünülmüştü. Bu sinyalleri, genellikle kendi çevrelerinde çok hızlı dönen 'pulsar' (atarca) adlı minik yıldızlar yayıyor. Bu yıldızlar, kutuplarından elektromanyetik parçacık saçıyor. Yıldız kendi etrafında döndüğü için, bu enerji demeti, uzayı tıpkı deniz feneri gibi tarıyor ve Dünya'dan da belli aralıklarla tespit edilebiliyor. Grenoble (Fransa) gözlemevinden Gillaume Dubus, AFP muhabirine bilgi verirken, şimdiye kadar bine yakın 'pulsar' belirlendiğini, bunların sadece 10 kadarının güçlü gama ışını yaydığını; ama bunların en güçlüsünün bile LS 5039'un ışınımı karşısında çok cılız kaldığını ifade etti.

'Pulsar' sinyallerinin modülasyonu (aralık), birkaç saniyeyle birkaç milisaniye arasında değişiyor. Buna karşılık LS 5039'un yaydığı sinyal modülasyonu ise 3,9 gün. Uzmanlar, bu durumu anlamaya çalışıyor. 'Astronomy and Astrophysics' dergisinde yayımlanan çalışma, Fransız ve Alman astronomlarca Namibya'daki HESS gözlemevinde dört teleskop kullanılarak yürütüldü.

MAZI
29 11 2006, 18:00
Güneş'ten ilk görüntüler ulaştı

Japon bilim insanları, Güneş'teki patlamaları izlemek için gönderilen Hinode uzay aracının ilk görüntüleri gönderdiği açıkladı.
http://www.ntvmsnbc.com/news/392531.asp

LONDRA - Hinode uzay aracı Güneş'te meydana gelen fırtınaları ve Güneş'teki manyetik olayları gözlemliyor. Güneş'te meydana gelen olaylar, yıldızların oluşumuyla ilgili araştırmalara önemli ipuçları sağlayacak. Hinode'nin incelediği Güneş fırtınalarının fotoğrafları birleştirilerek film haline dönüştürülüyor. Hinode ayrıca Güneş lekeleri denen, yıldız yüzeyindeki görece soğuk olan manyetik bölgeleri de mercek altına alacak. Hinode aracı 22 Eylül'de Japonya'dan fırlatılmıştı.


Hinode, morötesi ve X-ışınlarının sürekli gözlemini yapıyor bu verileri Dünya'ya gönderiyor. Bilim insanları bu gözlemlerden, Güneş'teki manyetik alanların zamanla nasıl Güneş atmosferinde fırtınaya dönüştüğünü araştırıyor. Son derece kuvvetli manyetik fırtınalar olan Güneş fırtınalarının saçtığı partiküller Dünya'ya da ulaşıyor ve uydu iletişimini, hatta Uluslararası Uzay İstasyonu'nundaki astronotları dahi olumsuz etkiliyor.

MAZI
29 11 2006, 18:00
Uzayda çekilen fotoğrafların en iyileri belirlendi

1990'dan beri dünyanın uzaydaki gözü olan Hubble Uzay Teleskopu'ndan çekilen göktaşı ve gezegen resimlerinin en iyileri yayımlandı.

1.5 milyar dolarlık (2.2 milyar YTL) teleskoptan gelen görüntülerden en iyileri seçmek için astronotlar oy verdi. Otobüs büyüklüğündeki teleskopun görüntüleri, yıldız kümesinden çok Rönesans dönemi tablolarına benziyor. Teleskoptan her hafta 120 gigabyte'lık bilgi alınıyor, bu da üst üste konulduğunda 1.080 metrelik kitaba eşit.

MAZI
29 11 2006, 18:00
Discovery 7 Aralık'ta fırlatılacak 30 Kasım 2006


CAPE CANAVERAL (A.A)

NASA, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) görev yapacak yeni ekibi taşıyacak Discovery uzay mekiğinin, 7 Aralık'ta fırlatılacağını açıkladı.


Discovery'nin, Kennedy uzay üssünden yapacağı uçuşun, bu yıl gerçekleştirilecek üçüncü ve son uçuş olacağı belirtildi.

Columbia uzay mekiği faciasından sonra ilk kez gece fırlatılması planlanan mekiğin, TSİ 04.36'da fırlatılacağı kaydedildi.

Discovery'nin, 7 Aralık'ta yola çıkamaması durumunda 17 Aralıka kadar denemelerin süreceği ve bu tarihten sonra yolculuğun Ocak ayına kadar ertelenebileceği bildiriliyor.

UUİ'nin yapımının tamamlanması için 2010'a kadar 14 uçuş daha yapılması öngörülüyor.

Sansli
04 12 2006, 18:00
http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/5551455.asp?gid=58

Discovery fırlatılıyor

ABD'nin Ulusal Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), son iki başarılı mekik uçuşunun ardından, Discovery uzay mekiğini Uluslararası Uzay İstasyonunun (UUİ) inşaatının devamı için uzaya gönderiyor.

Geriye sayma işlemi bugün TSİ 18.00'de başlayacak.

Astronotlar, 12 gün sürecek yolculukları sırasında öncelikle UUİ'yi genişletmek için yeni bir metal kiriş ekleyecek, ayrıca UUİ'nin tüm elektrik ve klima bağlantılarını yeniden yapacak.

NASA Başkan Yardımcısı Bill Gerstenmaier, çok karmaşık olarak değerlendirdiği bu görevlerin yerine getirilmesi için toplam 19 saat sürecek 3 uzay yürüyüşünün öngörüldüğünü belirtti.

Discovery'nin Perşembe günkü fırlatma işlemi, Columbia uzay mekiğinin 4 yıl önce Dünya'ya dönüşünde düşmesinden bu yana yapılacak ilk gece uçuşu olacak. Columbia uzay mekiği faciasından bu yana ilk kez gece uzaya fırlatılması öngörülen Discovery, 12 günlük görevi sırasında UUİ'nin bir üyesini de değiştirecek.

Bu arada, uzay mekiğinin 7 kişilik mürettebatı şimdiye dek uzaya gönderilen en kültürel çeşitliliğe sahip ekip olacak. Mürettebat arasında, iki siyahi Amerikalı, bir Hindistan kökenli, bir İsveçli (uzaya giden ilk İsveçli olacak), bir İngiltere doğumlu, bir Alaska'lı ve bir New Jersey'li bulunuyor.

Astronotlardan beşi ilk kez uzaya çıkarken, mekik komutanı Mark Polansky, 12 yıllık deneyimli bir astronot.
NASA, 2003'te Columbia mekiğinin kalkışında bir köpük parçasının kanada çarparak atmosfere girişinde parçalanmasına neden olmasından bu yana dış yakıt tankındaki izolasyon köpüklerinin düşmesini engellemenin yollarını arıyordu. NASA, UUİ'nin inşasını tamamlamak için 2010'a kadar 16 uçuş planlıyor.

MAZI
07 12 2006, 18:00
Nasa artık emin Mars'ta su var
7 Aralık 2006

Mars'ta 1999'da çekilmiş bir krater fotoğrafını, 2005'te çekilenlerle karşılaştıran NASA yeni dere ve buz tabakasının oluştuğunu açıkladı.

KEŞFİN GÖRÜNTÜLERİ

http://fotogaleri.hurriyet.com...1KDUoPRnW5l4l4%3d&i=0
(http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/Resimler.aspx?gr=2&s=1&g=UlqrbvjdW8TGrZEiEOaW1jWg6HSLz2WUQyDHXYpEtDtuPJyp p3pooZBwUSND81KDUoPRnW5l4l4%3d&i=0
)
AMERİKAN Uzay ve Havacılık Ajansı'nın (NASA), Mars'tan gelen ve dün ilk kez açıklanan fotoğraflar üzerinde yaptığı incelemeler, Kızıl Gezegen'de günümüzde de sıvı halde su bulunduğunu gösterdi. İlk olarak 1999 yılında Mars Global Surveyor uzay aracının çektiği ve 2004-2005 yıllarında da Orbiter tarafından alınan yüksek kaliteli yüzey fotoğraflarında 'onbinlerce yıl önce kurumuş olduğu sanılan dere yatakları' tespit edildiği bildirilmişti. Dünyayla iletişimi 2 Kasım'da kesilen Global Surveyor'dan gelen son fotoğrafları inceleyen NASA Mars Keşif Programı lideri Michael Malin ise dün yaptığı açıklamada, özellikle iki fotoğrafın dikkat çektiğini vurguladı ve Bunlar, Mars yüzeyinde bugün de akarsular bulunduğuna dair en güçlü deliller dedi. Yeni fotoğrafları 7 yıl önce gelen resimlerle karşılaştıran uzmanlar, göktaşlarının çarpmasıyla oluşan 20 yeni kraterin duvarlarından su sızdığını ve bu suyun dereler oluşturduğunu tespit etti.

Dün açıklanan fotoğraflarda, Mars yüzeyindeki kraterde iki yeni kuru dereyatağı görülüyor. Bilimadamlarına göre, bir göktaşı çarpması sonucu yer altından fışkırdığı sanılan su, birkaç yüz metrelik bir dere oluşturup krater duvarlarından aşağı aktıktan ve bir miktar alüvyon taşıdıktan sonra donmuş. Resimde görülen beyaz bölgenin ise yoğun bir buz kütlesi olabileceği düşünülüyor. Dondurucu soğukta kuruyan dere yatağında hálá çamur ve tuz bulunabileceği de sanılıyor.

Sansli
09 12 2006, 18:00
Video

http://www.msnbc.msn.com/id/8004316/

Imbat
09 12 2006, 18:00
İşte uzayda doğum ve ölüm
10.12.2006

NASA, dün uzayda 'doğum' ve 'ölüm'ün fotoğraflarını geçti. Spitzer Uzay Teleskopu tarafından çekilen fotoğraflardan ilkinde, Hidra takımyıldızından R Hydrae'nın ölümünü görülüyor.

R Hydrae ölürken çevresinde 'yay şoku' oluşuyor. 'Yay şoku' bir yıldızın, diğer yıldızlar arasındaki toz ve gazın arasına hızla girmesi sonucu oluşan yıldız rüzgarıyla meydana geliyor.İkinci fotoğraf ise bir doğumu müjdeliyor. Dünya'dan 848 ışıkyılı uzaklıktaki Serpens Bölgesi'nde doğan 'bebek yıldızlar', pembe bempe ışıldıyor.
http://www.hurriyet.com.tr/yasam/5586354.asp?gid=57

Imbat
09 12 2006, 18:00
Discovery Pazar sabahı uçacak
http://www.ntvmsnbc.com/news/393409.asp

Discovery uzay mekiğinin Cuma sabahki fırlatılışını hava muhalefeti nedeniyle erteleyen NASA, ikinci denemeyi Pazar günü TSİ 03:47'de yapacak.

CAPE CANAVERAL - Bulutlu hava Uluslararası Uzay İstasyonu'na gidecek olan Discovery'nin peşini bırakmıyor. Cuma günü fırlatılamayan Discovery rampada hazır tutulurken, NASA hafta sonu için hava koşullarını değerlendiriyor. NASA uzmanları, fırlatılışı Pazar sabaha karşı TSİ 03:47'de yapmaya karar verdi. Mekiğin fırlatılışına yeşil ışık çıkması için havanın açık olması gerekiyor.

Discovery'de gerisayım başladı
http://www.ntvmsnbc.com/news/392944.asp

Fırlatılışın yapılacağı Kennedy Uzay Üssü'nün bulunduğu Florida eyaletinde bulutlu havanın hafta sonu da devam edeceği belirtiliyor. NASA ikinci denemenin yapılacağı Pazar sabaha karşı (TSİ 03:47'de) bulutların kalkmış olacağını umuyor. Bu ABD'de Florida yerel saatine göre gece fırlatılışı demek; Discovery'nin yolculuğu, 4 yıl aradan sonra ilk gece fırlatılışı olacak.

Discovery astronotları 12 gün kalacakları Ulusararası Uzay İstasyonu'nda bazı kablo yenileme çalışmaları yapacak, 2 ton'luk yeni uzay laboratuvar ünitesini monte edecek ve 6 aydır istasyonda bulunan ESA astronotu Thomas Reiter yerine Sunita Williams'ı bırakacak. Her fırlatılış ertelemesi NASA'ya 500.000 dolara mal oluyor.

whitesnow
11 12 2006, 18:00
http://www.ntvmsnbc.com/news/393430.asp
Discovery UUİ'ye kenetleniyor

Sorunsuz bir şekilde uzaya çıkan Discovery uzay mekiği, Uluslararası Uzay İstasyonu ile kenetlenme pozisyonu alıyor.

CAPE CANAVERAL - Discovery'nin kenetlenmesi, UUİ yeryüzünden 450 km yükseklikte, 28.000 km hızla ilerlerken gerçekleşecek. Discovery kumandanı Mark Polansky, Houston'da Johnson Uzay Merkezi'ne gönderdiği mesajda Herşey yolunda, mekikte sorun yok, kenetlenmeye hazırız dedi. Astronotlar Pazar günü boyunca mekiği etraflıca incelemiş ve bir zarar olup olmadığını kontrol etmişti.

Discovery, kenetlenmeden önce burnunu UUİ'ye dönecek ve astronotlar mekiğin göbek kısmını fotoğraflayacak. Bu güvenlik önlemi Columbia faciasından sonra uygulanmaya başlamıştı. NASA uzmanları Discovery'nin ısı kalkanlarının iyi durumda olduğunu, ancak mekiğin Dünya'ya dönüşüyle ilgili yeşil ışığın alınması için dönüş zamanı bir kez daha kontrol edilmesi gerekiyor.

Fırlatılış sırasında her zamanki gibi Discovery'nin dış yakıt tankından parçalar koptu. Ancak bunların hiçbirinin mekiğe çarpmadığı belirlendi. Yükselişin başında mekiğe parça çarpması çok daha tehlikeli olurken, yükselişin sonuna doğru parça çarpması ise daha az tehlike yaratıyor.

Discovery mürettebatı UUİ'ye 11 milyon dolar değerinde bilimsel ekipman bırakacak ve uzay yürüyüşleri yaparak bunları monte edecek. ABD'li astronot Sunita 'Suni' Williams, ESA astronotu Thomas Reiter'in yerini alarak UUİ'nin yeni astronotu olacak.

Sansli
12 12 2006, 18:00
Discovery istasyona kenetlendi

Uzay mekiği Discovery, Uluslararası Uzay İstasyonu ile kenetlenmesini tamamladı. Kenetlenmeyle birlikte 2 tonluk kargo da UUİ'ye taşındı. Amerikan uzay mekiği Discovery'nin astronotlarından ikisi, ilk kez uzaya çıktı.

HOUSTON - Kenetlenmenin ardından hem UUİ'deki mürettebat hem de Dünya'daki NASA uzmanları mekiğin gövdesinde ait fotoğraflardan hasar tespiti yaptı. NASA uzmanları ilk incelemelerde geri dönüşte sorun çıkaracak bir arıza rastlanmadığını açıklamıştı. Kenetlenme sırasında astronotlar mekiğin göbek bölümüne de kontrol ederek sorun olup olmadığına baktılar. Robot kamera yardımıyla yapılan incelemede ciddi bir arızaya rastlanmadı.

İncelemeler Discovery'nin 21 Aralık'taki geri dönüşüne dek sürecek. Bazı bölümlerde dış kaplamaların çatladığı görülürse astronotlar bunları uzayda onaracak. Bu güvenlik önlemi Columbia faciasından sonra uygulanmaya başlamıştı.

14 UÇUŞ DAHA YAPILACAK
Son iki yılda üç başarılı uçuş yapan NASA, 2003'teki Columbia faciasından sonra biraz daha risk alarak, Discovery'yi gece uçuşuyla gönderdi.

NASA'nın tahminlerine göre, 100 milyar dolar değerindeki Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)'nin tamalanması için en az 14 uçuş daha yapılması gerekiyor. Discovery astronotları, UUİ'nin güç kaynağına bazı eklemeler yapacak, elektrik kablo sistemlerini yenileyecek.

DİSCOVERY ASTRONOTLARI UZAYA ÇIKTI
Amerikan uzay mekiği Discovery'nin astronotlarından ikisi, ilk kez uzaya çıktı.

Astronotlar, 6 saatten uzun sürmesi beklenen uzay yürüyüşünde, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun (UUİ) inşa çalışmalarına katkıda bulunacak. İki astronot, UUİ'ye 2 tonluk alüminyum kiriş monte edecek.

Astronotlar, 12 günlük uzay seferinde üç kez uzaya çıkacak.

MAZI
13 12 2006, 18:00
Satürn'ün uydusu Titan'da muazzam bir dağlık bölge saptandı

Cassini uzay aracının gönderdiği son fotoğraflardan, Satürn'ün uydusu Titan'da muazzam bir dağlık bölge saptandı.

Cassini ekibinin başında bulunan Arizona Üniversitesinden Robert Brown, uzmanların gerçek olup olmadığını saptayabilmek için 2 kez kontrol ettiği ve yaklaşık 160 kilometrelik bir alana yayılan sıradağları, California'daki Sierra Nevada bölgesine benzetti.

Sansli
16 12 2006, 18:00
Türk tasarımı ilk uydu 2008'de uzayda

TÜRKSAT uydularının 1994'te uzaya gönderilmeye başlanmasından 14 yıl sonra Türk yapımı ilk uydu uzaya gitmeye hazırlanıyor. TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (UZAY), Türk yapımı ilk uydu RASAT'ı 2008'de Türkiye'den uzaya göndermeye hazırlanıyor.

Türkiye, uzay araştırmalarında devrim niteliğindeki çalışma ile uzaya kendi ürettiği uyduyu gönderen ABD, Rusya, Çin, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerin arasında yerini alacak. Uydu başta afet bölgeleri, harita, çevre olmak üzere istihbarat alanında da kullanılabilecek. Devlet Planlama Teşkilatı'nın desteklediği ve toplam maliyeti 10 milyon dolar olacak projeye göre uydu, özellikle Afet İşleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere diğer kamu kuruluşlarına görüntü verecek. Ankara'da bulunan Uydu Üretim Tesisleri'ni basınla birlikte gezen TÜBİTAK-UZAY Müdürü Dr. Uğur Murat Leloğlu, proje sonunda Türkiye'nin uzay araştırmalarında sınıf atlayacağını belirtti. Teknoloji ihraç etme seviyesine geldiklerinin altını çizen Leloğlu, projenin başarılı olmasıyla Türkiye'nin başka ülkelere bağımlı olmadan, görüntülere birinci elden ulaşacağını söyledi. Leloğlu, Türkiye bu uydu ile dünyada uydu yapan sayılı ülkeler arasına girecek. diye konuştu. Bahtiyar Küçük, Ankara

whitesnow
01 01 2007, 18:00
Uzaya karpostal göndermek için tıklayın!
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=2096

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 400 km irtifada bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) mürettebatına online kartpostal göndermek isteyenler için web sitesinde hizmet başlattı.

UUİ mürettebatına kartpostal göndermek isteyenler, http://www.nasa.gov/ adresine girerek, buradaki kartpostallardan birisini seçebilir. Mesajını yazan gönderici, adını ve kentini de belirttikten sonra kartpostalı UUİ'ye gönderebilir.


Discovery uzay mekiğinin bir hafta önce yaptığı seferle, mürettebatından birisi değiştirilen UUİ'de şu anda Hintli kökenli kadın astronot Sunita Suni Williams, istasyon komutanı Mike Lopez-Alegria ve uçuş mahendisi Mihail Tyurin bulunuyor.


Uzay istasyonunun 2006'da tamamlanması öngörülmüştü. Ancak Columbia uzay mekiğinin 1 Şubat 2003'te Dünya'ya dönüşü sırasında atmosfere girişinde parçalanması bunu yavaşlattı.
İstasyonun inşasının, mekiklerin temelli seferden kaldırılacağı 2010'a kadar yetiştirilmesi bekleniyor.


Rusya da Kazakistan'da kurulu tarihi Baykonur Uzay Üssü ile bu boşluğu önemli ölçüde giderdi.


ABD, Rusya, Avrupa Uzay Kurumu, Brezilya ve Japonya'nın katıldığı, tahminen 135 milyar dolara mal olacak istasyon, bittiğinde, Ay'dan sonra, gece gökte çıplak gözle görülebilecek en parlak nesne olacak.


İstasyonun 2016'ya kadar hizmet vermesi planlanmıştı.

whitesnow
05 01 2007, 18:00
Satürn'de dünyanın gençlik dönemi!

Satürn'ün etrafında araştırma yapan bir uzay aracı tarafından gönderilen radar görüntüleri, gezegenin en büyük uydusu olan Titan'ın yüzeyinde sıvı metanla dolu göller bulunduğunu ve dünyanın erken dönem ekolojik yapısıyla büyük benzerlikler taşıdığını gösteriyor. Ocak 2005'te de Cassini görevi kapsamında Huygens uzay roketi, teleskoplar aracılığıyla benzer kanıtlar göndermiş ancak Titan'ın kalın ve dumanlı atmosferi nedeniyle görüntüler tam olarak seçilememişti. Dünya'nın da 4 milyar yıl önce sıvı metan ve nitrojen gazından oluşan bir atmosfere sahip olduğunu belirten bilim adamlarına göre, Titan bu görünümüyle dünyanın erken evresini yansıtan bir örnek olarak değerlendirilebilir.

whitesnow
05 01 2007, 18:00
http://www.sabah.com.tr/2007/0.../tek100-20070104.html
(http://www.sabah.com.tr/2007/01/05/tek100-20070104.html
)
Uzaya seyahatte yeni adım

İnternet şirketi Amazon.com'un sahibi Jeff Bezos, kurduğu Blue Origin adlı uzay yolculuğu ile ilgili kurduğu şirketin ilk uzay aracı denemesini yaptığı açıkladı.

Video görüntülerinde aracın, yerden 85 metre kadar havalandığı görülüyor. Bu test Teksas'ta 13 Kasım 2006'da yapılmasına rağmen test ile ilgili bilgiler yeni gün ışığına çıktı.

UZAY ARACIYLA İLK DENEMENİN VİDEO GÖRÜNTÜLERİ VE AYRINTILI BİLGİ İÇİN tıklayınız
http://public.blueorigin.com/index.html

Şirketin sitesinde denemenin neden gizlendiği ya da aracın içinde birlerinin olup olmadığı bilgisine yer verilmedi.

Blue Origin adlı şirketin internet sitesindeki yazısında Bezos, Adım adım ve sabırla çalışıyoruz. Uzaya gitmenin ucuzlamasını sağlayarak insanları uzaya göndermek istiyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmek üzere süre alacak. Bu nedenle metodolojik bir şekilde çalışıyoruz. dedi.

Amazon'un sahibi Bezos, Blue Origin adlı şirketi 2000'de kurdu. Şirket, uzay yolculuğunu ucazlaştırmayı hedefliyor. Uzay yolculukları için bir tarih verilmemesine rağmen ABD Havacılık Yönetimi ilk uçuşların 2010 gibi başlayabileceğini tahmin ediyor.

Yeni uzay aracının deneme görüntülerinde aracın yerden 85 metre kadar yükseldiği görülüyor. Bu denemeyi yararlı ve eğlenceli olarak niteleyen Bezos, Fırlatmada ki görevim şampanya patlatmaktı. dedi.Blue Origin geçtiğimiz aylarda da roket denemeleri yapmıştı.

Imbat
09 01 2007, 18:00
Kara madde uzayda ne işe yarıyor? Yanıt: Yıldızların çevreye savrulup gitmesini önlüyor...


Evrenin gerçek sırrı çözülüyor

Avrupalı, ABD'li ve Japon astronomlardan oluşan 70 kişilik ekip, Kara Madde'nin 3 boyutlu haritasını çıkarmayı başararak devrim niteliğinde bir ilke imza attı. Kara Madde evrenin yüzde 90'ını oluşturuyor, insanlar sadece evrenin yüzde 10'unu oluşturan maddeyi görebiliyordu. İlk kez 1933'te astronom Fritz Zwicky'nin galaksi yığınlarını incelemesiyle varlığı tespit edilen Kara Madde, 1970'ten beri araştırılıyor, siyah olduğu için resmedilemiyordu.

Independent Gazetesi'nin haberinde, bilim adamlarının Kara Madde haritasını elde etmek için Albert Einstein'ın geliştirdiği Yerçekimsel Mercek yöntemini Hubble Uzay Teleskopu'nda kullandıkları açıklandı. Harita, Ay'ın 10 katı büyüklüğündeki bir alanı gösteriyor. Astronom Richard Massey, İlk kez Kara Madde'nin evrendeki geniş yayılım haritasını çıkardık, bundan sonra bunun neden oluştuğunu tanımlamaya çalışacağız diye konuştu.

Kara Madde, Büyük Patlama Teorisi'ne (Big Bang) göre yapılan hesaplarda, gözlemleyemediğimiz, gözlemleyemediklerimizi de hesaba kattıktan sonra bile kaynağını bulamadığımız maddeydi. Bilim adamları, bu haritayı çizerek, evrenin en büyük bilinmezine ışık tuttu.

Yıldızların 'düşmesine' engel oluyor!

Astronom Fritz Zwicky'nin teorisine göre Kara Madde, galaksideki çekimin en güçlü kaynağı ve hareket halindeki yıldızların savrulmasını engelleyen bir çekim kuvveti. 'Tutkal madde' olarak da adlandırılan Kara Madde, Samanyolu gibi galaksileri ve yıldızları bir arada tutuyor. Teleskopla bakıldığında bile gözle görülemeyen kara madde, adeta gizli bir kahraman. Evrendeki her bir yılıdızın kütlesine gerçeğinin 10 kat daha fazla kütle kazandıran kara maddenin, hareket hızı artırırken savrulmalarını ve galaksilerin çarpışmasını engellediği düşünülüyor.İnsanoğlunun gözlemlediği gezegen, yıldız, kuyrukluyıldız veya meteor gibi nesneler ise tüm evrenin ancak yüzde 10'unu oluşturuyor. Başka bir görüşe göre de, kara madde, küçük zerreciklere sahip olan bir toz bulutuydu.

Imbat
09 01 2007, 18:00
30 yıl önce Mars...

30 yıl önce Mars'a gönderilen iki Viking uzay aracının mikro-organizmaların varlığını keşfedebilecekken bunları bilmeden öldürdüğü ileri sürdü.

9 Ocak 2007 Salı

ABD'nin Seattle kentinde hafta sonunda düzenlenen Amerikan Astronomi Vakfı toplantısında görüşlerini sunan Alman astrobiyologlar Dirk Schulze-Makuch ve Joop Houtkooper, sorunun 1976 ve 1977 yıllarında Mars'a gönderilen Viking uzay seferlerinin bilimsel sonuçlarını değerlendiren araştırmacıların yanlış yaşam türünü aramaları ve bunu tanıyamamaları olduğunu ifade etti.

Viking seferlerinin sonuçlarının gözden kaçırıldığını düşündüğünü belirten Alman araştırmacılar, Mars'ın su ve güçlü bir oksidan olan hidrojen peroksit (H202) karışımında yaşayan mikro-organizmalara ev sahipliği yaptığı tezinden hareket ettiklerini bildirdi.

Böyle bir karışımın bu tip organizmalar için Mars gibi çok soğuk ve kuru bir çevrede pek çok avantaj sağladığını kaydeden Alman bilim insanları, sudaki yoğunlaşmasına göre, H2O2'nin sıfırın altında 56 derecede sıvı kalabildiğini, H2O2'nin atmosferde bulunan su buharını çekme özelliği bulunduğunu, bunun da sıvı suyun çok ender olduğu Kızıl Gezegen'de yaşamsal bir özellik olduğunu vurguladı.

İki Alman astrobiyolog, ayrıca Viking seferlerinin verilerinin bilimsel deneylerdeki kullanımında Marslı mikro-organizmaların bilmeden tahrip edilmiş olabileceğini belirtti ve o dönemde yapılan bir dizi kimyasal deneye dayanarak, Mars toprak örnekleri üzerine dökülen suyun H2O2'ye bağlı bu organizmaların boğulması veya yanmasına neden olmuş olabileceğini iddia etti.

Almanya'nın Giessen kentindeki Justus-Liebig Üniversitesinde görevli araştırmacılar, Dünya'da en uç noktalarda yaşayan mikro-organizmalar üzerinde son elde edilen bilgiler ışığında, Viking uzay araçlarının topladığı verilerin daha iyi değerlendirilebileceğini belirterek, Dünya'da topraktaki mikropların güçlü bir H2O2 konsantrasyonuna tolerans gösterebildiğinin ve mikro-organizmaların asetobakterlerinin metabolizmalarında H2O2 kullandığının altını çizdi.

70'li yıllarda Viking uzay araçlarının sağladığı veriler üzerinde çalışan bilim adamları, o dönemde varlığı bilinmeyen H2O2 ortamında yaşayan mikroorganizmaların bulunup bulunmadığı konusunda araştırma yapmamıştı. Dünya'da, derin denizlerdeki volkanik bacaların yakını gibi en uç koşullarda yaşayan bu tip canlı organizmalar üzerindeki araştırmalar, ancak 90'lı yıllarda gelişme sağlamıştı. ABD'nin Ağustosta Mars'a göndermeyi planladığı Phoenix uzay aracı, Alman bilim adamlarının bu iddialarının doğruluğunu göstermesi açısından önemli bir şans olarak görülüyor.

Sansli
12 01 2007, 18:00
Banyosuna uzaydan ceviz kadar taş düştü

ABD'nin New Jersey eyaletinde yaşayan Nageswaran çiftinin evine, 2 Ocak gecesi düşen ve banyonun çatısını delen taşın, bir meteora ait olduğu tespit edildi.

Evinizde bir gece oturuyorsunuz. Sakin sakin televizyon izliyorsunuz. Birden banyoda büyük bir gürültü kopuyor. Gidip baktığınızda ne olduğunu anlayamadığınız bir taşın çatıyı delip evinize düştüğünü görüyorsunuz. Ve yetkililerin incelemesi sonucu, evinizin çatısını delen bu taşın bir meteorun parçası olduğu ve uzaydan düştüğü belirleniyor. İşte ABD'nin New Jersey eyaletinde yaşayan Nageswaran ailesinin 10 gün önce yaşadığı olay aynen bu. Aile, 2 Ocak'ta evlerinde otururken duydukları sesi önce yılbaşı kutlamaları için atılan havai fişek gösterisi sandı. Daha sonra banyoya girdiklerinde yerde taş parçaları gören karı-koca önce çatının eskiyip çöktüğünü düşündü. Ancak işin aslı kısa sürede ortaya çıktı. Duvarları dahi delen taşlar metale benziyordu. Bir golf topu büyüklüğünde ve yaklaşık 400gram ağırlığındaydı.

'BİZ DE TARİHE GEÇTİK'
Tavan arası ve çatıyı inceleyip delikleri görünce bunun havadan düşen bir şeyler olduğunu anladılar. Hemen polise haber verildi ve federal havacılık yetkilileri olay yerine geldi. Jeolog ve metalürji uzmanlarının da incelemesi sonunda taşın bir meteor parçası olduğu anlaşıldı. Banyo ve birçok odaya dağılan taşa benzer parçaları toplayan Shankari Nageswaran, AP haber ajansına Uzaydan düşüp gelen bir şeyler evimize çarptı. Bu inanılmaz bir olay. Artık bir de tarihin bir parçası olduk dedi. Uzmanlar, her yıl Dünya'ya yaklaşık 50 meteor düştüğünü ve her birinden uzayın gizemleri, evrenin oluşumu hakkında önemli bilgiler elde ettiklerini belirtiyor. Meteor parçaları binlerce dolara alıcı bulabiliyor.

Sansli
12 01 2007, 18:00
NASA büyük sırrın peşinde!

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), uzayın en enerjik olgusu gamma ışınlarını tespit edecek bir uzay aracını göndermeye hazırlanıyor.

NASA ekibi, ABD'nin Seattle kentinde düzenlenen Amerikan Astronomi Vakfı toplantısında, kasım ayında uzaya gönderilmesi öngörülen Gamma-ray Large Area Telescope (GLAST) adlı uzay aracıyla ilgili bilgileri anlattılar.

Uzayın bilinen en enerjik radyasyon biçimi olan gamma ışınlarını tespit edecek GLAST, gücünü dev kara deliklerden aldığı sanılan gamma ışını kaynaklarını gözlemlemesinin yanı sıra pulsarları (radyo dalgaları yayınlayan dönen nötron yıldızları), sönen yıldızlardan geriye kalanları ve galaksi kümelerini hedefleyecek.
Bilim insanları, GLAST ile evrendeki yüksek enerji hakkında şimdiye dek yanıtsız kalan sorulara, özellikle evrenin neresinde kozmik ışınların büyük boyutta enerjiye yükseldiği sorusuna bir karşılık bulmayı planlıyorlar.

Dünya'daki en güçlü parçacık hızlandırıcısının yarattığı yüksek enerji parçacıklarından milyarlarca kez hızlı olabilen kozmik ışınlar, ışık hızına yakın hızda hareket eden tamo çekirdeklerinden oluşuyor.


Diğer Uzay Haberleri
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=2121

Ay'a uçuşta metrik sistem
30 yıl önce Mars...
Karanlık maddenin üç boyutlu haritası çıkarıldı
Hawking, uzay seyahatine hazırlanıyor
Uzaydan gelen tehdit!
Uzaya karpostal göndermek için tıklayın!
NASA ve Google işbirliğine gidiyor
Japonya en büyük uydusunu fırlattı
Türk uydusu 'RASAT', 2008'e hazırlanıyor
Kuyrukluyıldızlar 'özel' değil!

MAZI
19 01 2007, 18:00
Güneş sistemi dışında ''cüce gezegen'' keşfedildi

Amerikalı gökbilimciler, Güneş Sistemi dışında keşfedilen olağandışı bir cüce gezegenin, bilinen en parlak kuyrukluyıldız olma yolunda bulunduğunu bildirdiler.

19 Ocak 2007 Cuma

Kaliforniya eyaletinin Pasadena kentindeki California Institute of Technology'den (Caltech) Prof. Mike Brown, 2003 EL61 adlı ve Noel'den 3 gün sonra keşfedildiği için takma ismi Noel Baba olan cüce gezegenin, geniş, yoğun ve bir ragbi topu biçiminde bir kaya yığını olduğunu, çok hızlı ve değişken bir yörüngesi bulunduğunu belirterek, hesaplara göre, cüce gezegenin Neptün'ün yakınından geçeceğini kaydetti.

Neptün'ün çekim gücünün bu karşılaşma sırasında bu gökcismini Güneş Sistemi'nin içine çekebileceğini belirten Brown, 2 milyon yıl sonra gelirseniz, EL61'in bir kuyrukluyıldız durumuna geldiğini görebilirsiniz. Kuyrukluyıldız olduğunda, görüp göreceğimiz en parlağı olacak dedi.

Plüton kadar büyük ve Güneş Sistemi dışında Kuiper Kuşağı diye bilinen bölgedeki buz gökcisimleri topluluğunun en büyüklerinden olan 2003 EL61, kendi ekseni çevresinde her 4 saatte bir dönerek uzayıp kısalan bir biçim oluşturuyor ve son derece olağandışı bir gökcismi olduğunu ortaya koyuyor.

Yüzeyi su ve buz tabakasıyla kaplı kaya yığını olan ve uyduları bulunan cüce gezegenin, 4.5 milyar yıl önce Plüton gibi yarı buz ve yarı kaya durumda olduğu tahmin ediliyor.



Diğer Uzay Haberleri
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=2132

Rus kargo gemisi uzayda
NASA büyük sırrın peşinde!
Ay'a uçuşta metrik sistem
30 yıl önce Mars...
Karanlık maddenin üç boyutlu haritası çıkarıldı
Hawking, uzay seyahatine hazırlanıyor
Uzaydan gelen tehdit!
Uzaya karpostal göndermek için tıklayın!
NASA ve Google işbirliğine gidiyor
Japonya en büyük uydusunu fırlattı

Sansli
24 01 2007, 18:00
3 aylığına gittiler 3 senedir Mars'talar
http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/5830129.asp?gid=58

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından Mars'a 3 aylığına gönderilen robotlar, 3 yılı aşkın süredir görev başında bulunuyor.

Mars'a 3 Ocak 2004'te inen Spirit ve 24 Ocak 2004'te inen Opportunity, sert inişlere, korkunç toz fırtınalarına, sıfırın altındaki sıcaklıklara ve kayalık arazide kilometrelerce yol katetmelerine rağmen hala mükemmel durumda bulunuyor.
Mars keşif programının en önemli ortaklarından Cornell Üniversitesi'nde görevli programın kamera uzmanı Jim Bell, Mars onların evi, oradan geri gelmeyecekler, yaşadıkları yer orası ve belliki orayı seviyorlar diyerek, New York-Ithaca'dan kumandasına yardımcı olduğu robotların beklenenden çok daha fazlasını keşfettiklerini belirtiyor.

Bir golf aracı büyüklüğündeki bu robotlar, bazı yıpranma belirtileri gösterse de bilim insanları bir süre önce ömürlerini tamamladıklarını söyledikleri Opportunity ve Spirit'teki küçük sorunların önemli bir tehlike oluşturmayacağını ve bunların Mars'a burunlarını sokmaya bir süre daha devam edeceklerini düşünüyorlar.

Bilim insanları, yine de bir jeolog gibi Kızıl Gezegen'i keşfe yardım eden bu robotların birer makina olduğunu ve bir noktada duracaklarını kabul etmek gerektiğinin altını çiziyorlar.

Kızıl Gezegen'de 3 yılını tamamlayan robotlar Spirit ve Opportunity, bilgisayarlarına son olarak yüklenen yeni yazılımlarla daha akıllı ve bağımsız hale gelmişlerdi.

Mühendisler, bu ay başında gönderdikleri yeni yazılımlarla Kızıl Gezegen'deki robotları, daha az insan müdahalesine gereksinim duyacak şekilde daha bağımsız ve akıllı kıldılar.

Spirit ve Opportunity, yeni yazılımlarla ayrıca önlerindeki bir engele kısa bir mesafe kala kritik manevra kararı verebilme ve böylece bir engele takılıp kalmama olanağı sağlayan yeni bir yön bulma sistemine sahip oldular.
Bilim adamları, daha önce her biri golf aracı büyüklüğündeki robotları Yer'den kumanda etmek ve zaman zaman takıldıkları engellerden kurtarmak için uzun süre çaba harcamışlardı.

Yeni yazılımların bilim adamlarına Kızıl Gezegen'in keşfinde önemli zaman kazandırması bekleniyor.

Mars'ı keşiflerinde dördüncü yılına giren ve uzun ömürleriyle büyük şaşkınlık uyandıran robotlar, Kızıl Gezegen'de bir zamanlar su bulunduğu yolunda jeolojik kanıtlar bularak, önemli bir görevi yerine getirmişlerdi.

Opportunity, dev Victoria Krateri'nin kenarında aşağıya inmek üzere dolaşırken, Spirit de güney yarı kürede kaya ve toprak örneklerini incelemeyi sürdürüyor.

Sansli
30 01 2007, 18:00
Hubble, kör oluyor

Evrenin nice sırrını aydınlatan Hubble uzay teleskopunun en büyük kamerası devre dışı kaldı. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) yetkilisi Preston Burch, ACS kamerasının artık kullanılamayacağını sanıyoruz. açıklamasını yaptı.

1990 yılında uzaya gönderilen Hubble teleskopuyla evrenle ilgili birçok gizem aydınlatılmıştı.
2002 yılında Hubble'a yerleştirilen ACS kamerasının, bir yıl içinde üçüncü kez arıza yaptığını hatırlatan Burch, kameranın hafta sonunda bozulduğunu ve arızadan hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi. Teleskopun görme yeteneğinin, bu arıza yüzünden üçte iki azaldığını vurgulayan Burch, Hubble'ın kullanılabilir haldeki diğer parçalarından yararlanarak bilimsel gözlemlere devam edeceklerini belirtti. NASA Başkanı Michael Griffin de geçen yılın ekim ayında yaptığı açıklamada, astronomide devrim yaparak evren hakkındaki fikirleri altüst eden yaşlı Hubble'ın ömrünü uzatmak amacıyla 2008 Eylül'ünde uzaya ekip yollayacaklarını bildirmişti. Bilim dünyasının dört gözle beklediği bu karar, 1990 yılında fırlatılan Hubble'ın en azından 2013'e kadar görevini sürdürmesini sağlayacak. Washington, aa

Imbat
05 02 2007, 18:00
ABD'li kadın astronottan uzayda yürüme rekoru

ABD'Lİ astronot Sunita Williams, en uzun uzay yürüyüşünü gerçekleştiren kadın oldu. Williams, Uluslararası Uzay İstasyonunu (UUİ) soğutma sistemini tamir etmek için yaptığı 7 saatlik uzay yürüyüşüyle toplam 22 saat 27 dakika uzayda yürümüş oldu.

Williams'a eşlik eden Michael Lopez Alegria da en uzun uzay yürüyüşü yapan üçüncü astronot oldu. Erkek astronotlar arasında en uzun uzay yürüyüşü rekoru 77.5 saatle Rus kozmonot Anatoly Solovyov'a ait.

Imbat
05 02 2007, 18:00
Uzay aracını, evrende bilinen en düşük sıcaklığa kadar soğutacaklar... Planck, evrenin nasıl oluştuğunu keşfe çıkacak...

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından inşa edilmekte olan Planck uzay aracı, 14 milyar yıl önceki Büyük Patlamadan geriye kalan radyasyonu inceleyerek, Evrenin kökeni hakkındaki sorulara yanıt bulmaya çalışacak.

Herhangi bir sıcaklık izinin, sonuçları etkilemesine engel olmak amacıyla, doğada bilinen en düşük sıcaklık olan mutlak sıfıra (- 273 derece) kadar cihazları soğutulacak Planck uzay aracının amacı, maddenin ilk nasıl oluştuğu ve ardından yıldızlar, galaksileri ve sonunda canlıları nasıl oluşturduğu sorusuna yanıt aramak olacak.

Avrupa uzay aracı ayrıca, kozmosu oluşturduğu düşünülen iki gizemli unsur karanlık enerji ve karanlık madde kanıtlarını da arayacak.

http://www.nethaber.com/Topics.aspx?id=409

MAZI
09 02 2007, 18:00
Bu yılın ilk tam ay tutulması 3 Mart'ta

2007'nin ilk tam ay tutulması, havanın açık olması durumunda, tüm Türkiye'den çıplak gözle, dakika dakika izlenebilecek.

Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi ve Ankara Üniversitesi Rasathanesi Müdürü Doç. Dr. Berahitdin Albayrak, tam ay tutulmasının, dolunay aşamasındaki ayın tamamen kararması anl***** geldiğini belirterek, 3 Martta ay, dünya, güneş üçlüsünde ay ve dünyanın gölge oyununa şahit olunacağını söyledi.

Nadir görülen gök olaylarından biri olması nedeniyle önem taşıyan tutulmanın Türkiye'den bu yıl içinde izlenebilecek tek tam ay tutulması olduğunu vurgulayan Albayrak, bir sonraki benzer ay tutulmasının Türkiye'den Haziran 2011'de gözleneceğini belirtti.

Albayrak, 3 Mart gecesi TSİ 23.30'da ayın sol taraftan kararmaya başlayacağını, tam tutulmanın ise 00.44-01.58 saatleri arasında yaşanacağını bildirdi. Tam tutulma sırasında ayın renginin koyu kırmızıdan sarıya dönüşeceğini belirten Albayrak, tutulmanın izlemeye değer olan bölümünün 1 saat 14 dakika süreceğini kaydetti.

Tutulmanın TSİ 03.12'de sona ermesiyle, ay, dünya ve güneşin bu nadir birlikteliği noktalanmış olacak. Ayın tamamen dünya gölgesi içine girme aşaması, Avrupa, Afrika, Ortadoğu ülkeleri ve Asya'nın bir kısmından gözlenebilecek.

DÜNYANIN YUVARLAKLIĞI BİR KEZ DAHA TEST EDİLEBİLİR

Tam ay tutulmasının güneş tutulmalarından sonra en çok ilgi çeken gök olaylarından biri olduğunu belirten Albayrak, güneş tutulmalarını çıplak gözle izlemenin zararını hatırlatarak, ay tutulmasının bu yönüyle çok rahat gözlenebilecek bir olay olduğunu ifade etti.

Gözlem için teleskop gerekmediğini, gözü korumak için de herhangi bir filtreye ihtiyaç duyulmadığını anlatan Albayrak, ay tutulması sırasında dünyanın yuvarlaklığının bir kez daha test edilebileceğini vurguladı.

Albayrak, Tutulma, dünyanın yuvarlak olduğunun bir başka ispatıdır, görsel testidir. Ayı örten dünyanın gölgesi olduğu için, bu sırada dünyanın eğriselliği ortaya çıkar diye konuştu.

Tutulma sırasında ayın kararacağını, ancak atmosferden yansıyan ışık sayesinde kırmızı bakırımsı bir parlaklık gözleneceğini dile getiren Albayrak, bu rengin atmosferden yansıyan güneş ışınları sayesinde oluştuğunu ve bir anlamda ayın yüzeyinde görülen parlaklığın atmosferin kimyasal izlerini taşıdığını ifade etti.

ANKARALILAR RASATHANEDEN DE İZLEYEBİLECEK

Ankara Üniversitesi Rasathane teleskoplarının 3 Mart gecesi herkese açık olduğunu kaydeden Doç. Dr. Berahitdin Albayrak, tutulmayı teleskopla izlemek isteyenlerin yapılacak sunumlarla tutulma hakkında bilgi edinebileceğini de söyledi. Albayrak, gözlemevinin gece boyunca açık olacağını belirterek, ziyaretçilerin hem bu gök olayını hem de diğer gök cisimlerini profesyonel gök bilimcilerle izleme fırsatı bulacağını vurguladı.

KÖTÜ RUHLAR 'AY'I YİYOR

Güneş ve ay tutulmaları, nadir gözlenen doğa olayları olmaları nedeniyle, bilimsel yolla açıklanamadıkları dönemlerde korku ve endişe yarattı. Mitlere, efsanelere konu olan ve farklı inanışlarla açıklanan tutulmalarla baş etmek içinde birçok yol denendi.

Bazı söylencelerde, ayın kararması, aya saldırıldığına, düşmanların ayı sakladığına, kötü ruhların ayı sardığına, yediğine ve ayın kötülüklerle mücadele ettiğine dair ifadelerle anlatıldı.

Bu inanışlar nedeniyle ayın tekrar aydınlanması için büyüler yapıldı, teneke, davul, tencereler çalınarak gürültü çıkartıldı, silah atıldı, dua edildi ve hatta aya kurban verildi.

TUTULMA EFSANELERİ

Mısırlılar, ayın, güneşin ışığını habersizce alıp kullandığına, bunun üzerine kurulan yıldızlar mahkemesinin de aya gündüzleri görünmeyi yasakladığına inanıyorlardı. Bu inanca göre, sadece ay tutulmalarında açık görüşe izin veriliyor ve ay o gün yeryüzüne inip arkadaşlarıyla görüşüyordu.

Şamanizm'de, tutulmalarda kötü ruhların güneşin ve ayın etrafını sardığı düşünülüyor, karanlığın felaket getireceği inancıyla kötü ruhları kovmak için ateşler yakıyor, gürültü çıkartılıyordu.

Budizm ve Konfiçyus'a göre, kötü ruhların işi sanılan tutulmalar karşısında tepkili tapınma törenleri düzenleniyordu.
Altay Türkleri'nin bir efsanesinde de yedi başlı dev (yelbegen) ay ve güneşten öç almak için onları kovalıyor ve yiyordu. Altay Türkleri de ay tutulduğu zaman şöyle diyordu:

Yine Yelbegen ayı yedi.

BİLİMSEL AÇIKLAMALARLA İNSANLAR AYDINLATILMALI

Ay ve güneş tutulmaları konusunda dünyanın çeşitli yerlerinde farklı inanışlar olduğunu belirten Doç. Dr. Berahitdin Albayrak, bugün bile kırsal kesimlerde bu tür inanışların bulunduğunu, tutulmalar sırasında gürültü çıkartıldığını, silah atıldığını söyledi.

Bu noktada biz bilim adamlarına ve basına büyük görev düşüyor diyen Albayrak, bilgilendirici yayınlarla insanların düşünmeye sevk edilmesini önerdi.

http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=11812

Sansli
10 02 2007, 18:00
Mars'ta rekor kırılacak, bilimadamları sıkkın

NASA'nın Kızıl Gezegen'e gönderdiği en gelişmiş uzay aracı Mars Yörünge Kaşifi, bu ay içinde Kızıl Gezegen'den en çok veri gönderen uzay aracı olma rekorunu kıracak.

NASA'dan yapılan açıklamada, bilimsel araştırma aşamasına sadece geçen kasımda başlayan aracın şu ana dek 1000 CD-ROM'u dolduracak kadar veri geçtiği belirtilerek, bunun NASA'nın diğer uzay aracı Mars Global Surveyor'ın 1997 ve 2006 arasında gönderdiği veri miktarına eşit olduğu kaydedildi.

Bu arada araç verilerini göndermeye devam ederken, aracın son derece gelişmiş yüksek çözünürlüklü kamerası HiRISE'da (High Resolution Science Imaging Experiment) ortaya çıkan bir sorun bilim adamlarının canını sıktı.

Teleskopik kamerada geçen yıl sonunda ortaya çıkan ve görüntü kalitesini etkileyen arızanın giderek kötü bir hal alması kamerayı geliştiren Arizona Üniversitesindeki bilim adamlarını endişelendirdi.

NASA'dan yapılan açıklamada, Yörünge Kaşifi'nin Kızıl Gezegen'in yüzeyini düzenli olarak tarayan cihazında da küçük bir arıza belirdiği, ancak bu arızanın giderildiği belirtildi.

Araç, Kızıl Gezegen'in yörüngesinden Jüpiter'in ve uzayın diğer ilginç noktalarının fotoğraflarını da çekmişti.

Aracın üzerindeki HiRISE kamerasını kullanacak bilim adamları, Jüpiter ve başlıca uydularını görüntülemişti.

YÖRÜNGEDE TOPLAM 4 ARAÇ VAR

Halen Mars'ın yörüngesinde dönen dört uzay aracı bulunuyor. Bunlar, NASA'nın Mars Yörünge Kaşifi, Mars Global Surveyor ve Mars Odyssey, Avrupa Uzay Dairesinin Mars Express uzay araçları.

NASA'nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity ise Kızıl Gezegen'in yüzeyinde bilimsel araştırmalarına devam ediyor.

TARİHİN EN BÜYÜK MARS ARACI

Ancak Mars Reconnaissance Orbiter'ı diğerlerinden ayıran bir özelliği var.

Şimdiye dek Mars'a gönderilmiş en gelişmiş ve en güçlü uzay aracı olan Mars Yörünge Kaşifi, diğer tüm araçların göndermiş olduğundan çok daha fazla bilgi elde edecek.

Aracın bir önemli görevi de gelecekte Mars'a gidecek uzay araçları için uygun iniş yerleri keşfetmek. Uzay aracının görevinin 2010'da sona ermesi öngörülüyor.

JAMES WEBB TELESKOBUNUN İNŞASI

Öte yandan Hubble uzay teleskobunun yerini alması beklenen James Webb Uzay Teleskobu'nun (JWST) inşası sürüyor.
NASA mühendisleri, teleskobun 6,6 metre çapındaki dev aynasını oluşturacak 18 adet altıgen şeklindeki özel aynalarının yapımını tamamlayarak, Hubble'ın ardılının tamamlanmasında bir adım daha attı.

Dev aynasıyla Hubble'dan çok daha fazla ışık toplayabilecek ve böylece çok daha fazla ayrıntı gözlemleyebilecek JWST, Evren'in tarihinin tüm aşamalarını inceleyecek.

Kozmos'taki diğer gezegenli sistemlerdeki yaşam kökenlerini dahi aydınlatması beklenen JWST'nin 2013'te Fransız Guyanası'ndaki Kourou uzay merkezinden Ariane 5 roketiyle uzaya fırlatılması öngörülüyor.

Diğer Uzay Haberleri
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=2203

MAZI
13 02 2007, 18:00
Mars'ın ayı, deneme tahtası olacak

Britanyalı bilim adamları, Mars'ın ayı Phobos'u, Dünya'ya kaya örnekleri getirilmesi için bir teknolojik deneme hedefi olarak kullanmayı planlıyor.

ANKARA - Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile ortaklaşa yürütülecek projede Britanyalı bilim adamları, Mars'ın patates biçimli ayı Phobos'a inecek ve yüzeyinden materyal toplayacak bir uzay aracı geliştirecek. Küçük kaya parçaları daha sonra Dünya'ya bir kapsül içinde indirilecek.

Projeye katılanlardan Dr. Andrew Ball, bu projenin Mars'tan alınacak örneklerin Dünya'ya taşınması açısından bir teknolojik gösterge olacağını belirterek, sonrasında Mars'a yapılacak seyahatler açısından çok önemli olduğunu söyledi.

Amerikalı ve Avrupalı bilim adamlarının Mars'tan kaya örnekleri getirme hedeflerinin uzay programlarında öncelik taşıması, ancak Kızıl Gezegen'e iniş ve kalkışın son derece zor olması nedeniyle, düşük yer çekimli Phobos'a yapılacak bu deneme seyahati önemli bir teknolojik gösterge olarak değerlendiriliyor.

İon motorlu uzay aracının 2016'da fırlatılması ve seyahatin toplam 3 yıl sürmesi öngörülüyor.

Imbat
19 02 2007, 18:00
NASA uzaya 5 uydu fırlattı

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay dairesi NASA, 5 bilim uydusu taşıyan Delta II roketini Cape Canaveral Üssü'nden fırlattı.

CAPE CANAVERAL - Themis adı verilen uzay görevini üstlenen ve 200 milyon dolara mal olan bilim uydularının Dünya atmosferindeki jeomanyetik fırtınaların gizemini ortaya çıkarması bekleniyor.

Söz konusu jeomanyetik fırtınalar, haberleşme uydularının zarar görmesine, elektrik şebekelerinin işlemez duruma gelmesine neden oluyor. Fırtınalar nedeniyle ayrıca uzay yürüyüşündeki astronotlar ile kuzey enleminde yolcu uçaklarıyla seyahat eden yolcular, yüksek seviyelerde radyasyona maruz kalıyor.

Bilim adamları, bu fırtınaların ayrıca kuzey ülkelerinde ışık gösterileri gibi algılanan ve bilimsel adı aurora borealis olan ışık demetlerinin periyodik olarak yoğunlaşmasıyla da ilişkisi olduğuna inanıldığını kaydediyorlar.

Kuzey manyetik kutbunu çevreleyen 'aurora borealis' ve güney manyetik kutbunu çevreleyen 'aurora australis', Güneş rüzgarlarıyla gelen yüklü elektronların Dünya atmosferindeki elementlerle etkileşime girmesiyle oluşuyor.

Güneş rüzgarları, yeryüzü çekirdeğinin ürettiği manyetik güç çizgilerini izleyerek manyetosfere girer. Burası, 'gözyaşı damlası' biçiminde ve çok yüksek oranlarda yüklü elektrik ve manyetik alanlar bölgesi.

Elektronlar, yeryüzünün en üst atmosferine girdiğinde, yer kabuğu yüzeyinden 32 km ila 320 km yukarıdaki yüksekliklerde oksijen ve nitrojen atomlarıyla çarpışır ve böylece ışıma oluşur. Işımanın rengi, elektronların hangi atomla hangi yükseklikte çarpıştığına bağlı.

NASA yetkililerinin verdiği bilgiye göre insanoğlu 30 yıldan bu yana jeomanyetik fırtınaları anlamaya çalışıyor. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, projeyle, bu konudaki gizemi çözmeyi umuyor.

MAZI
22 02 2007, 18:00
Uzaylıların sırrı bu ışıkta saklı

Osiris gezegeninden gelen ışığı incelemeye alan bilimadamları evrende başka yaşamların olduğu konusunda önemli ipuçları buldular.

Önemli bir adım

Güneş sistemimizden çok uzaktaki Pegasus takımyıldızı içinde bulunan Osiris gezegenini analiz eden uzmanlar, evrende bizim dışımızda varlıklar olma ihtimalini araştırma konusunda önemli adım attılar. Bu gezegenden gelen az miktarda ışığı inceleyen bilim adamları, Osiris'in kimyasal yapısında, gezegenimizdeki yaşam yapısının tuğlaları sayılan DNA'nın anası RNA'nın oluşumunu sağlayabilen maddelerden bulunduğunu saptadılar.

Canlı varsa buluruz

Osiris'te su bulunmadığına inanılmasına ve sıcaklığın 800 derece olmasına rağmen, üç ayrı araştırma ekibi, dünya dışında yaşam işaretleri tespit edebilecek tekniği başarıyla uyguladıklarını açıkladılar. Bilim adamları artık güneş sistemi dışındaki gezegenlerin kimyasal yapısını ölçmenin mümkün olduğunu ve evrenin derinliklerinde, eğer varsa bir gün yaşamı bulabileceğimizi söylüyorlar.

whitesnow
23 02 2007, 18:00
UZAY REKORTMENİ ABD'Lİ KADIN GENERALDEN 'UZAY İZLENİMLERİ'
Uzayda boyum 4 cm uzadı

Ömrünün 211 gününü 'uzay'da geçiren astronot Tuğgeneral Susan Helms, Uzayda yerçekimi olmadığı için yüzünüzdeki kırışıklıklar yok oluyor ve boyunuz uzuyor diyor. Dünyadaki kirliliğin uzaydan bile fark edildiğini söyleyen Helms'e göre astronotlar bu yüzden çevreci oluyor. Helms, uzayda başka canlıların yaşadığını da düşünüyor

http://www.milliyet.com.tr/2007/02/23/yasam/ayas.html

Sansli
24 02 2007, 18:00
Kuyruklu yıldıza inmek üzere uzaya gönderilen araç, Mars yakınlarında... Yarın Mars'ı TIPKI BİR TRAMPLEN GİBİ kullanacak...


Rosetta uzay aracı, yolculuğunu sürdürmek için yarın sabaha karşı Mars'ın çekim gücünü bir tramplen gibi kullanacak.

2014'te ''67P/Churyumov-Gerasimenko'' adlı kuyruklu yıldıza inmesi planlanan Rosetta uzay aracının, Kızıl Gezegen'in yörüngesinde yaklaşık 250 kilometrelik irtifada yapacağı bu 2. kritik manevra, Almanya'nın Darmstadt kentindeki Avrupa Uzay Oaperasyonları Merkezi'nin (ESOC) eşgüdümüyle gerçekleştirilecek.

Kuyruklu yıldızı yakalayabilmek için bu kritik tramplen manevralarıyla yeterli hıza ulaşması gereken Rosetta, 2 yıl önce de bu amaçla Dünya'nın çok yakınından geçerek, yolculuğunu sürdürmek için yerçekimini tramplen gibi kullanmıştı.

Saatte 38 bin kilometrelik hızını sürdürerek Dünya'nın yakınından geçen uzay aracı, Dünya'nın üzerinde yarattığı yerçekimi trampleni etkisinden yararlanarak, kendisine 7.1 milyon kilometre sürecek yolculuğu için gerekli hızlanmayı sağlamıştı.

Rosetta uzay aracının 2014'te ulaşmayı planladığı kuyruklu yıldıza varıncaya dek 2 kez daha Dünya yakınında yerçekimi manevrası yapması planlanıyor.

Bundan sonra uzay aracının, kuyrukluyıldızın yörüngesine girerek, Philae modülünü bırakması bekleniyor.

Oluşumlarından bu yana çok az kimyasal değişikliğe uğrayan kuyruklu yıldızların keşfi, güneş sistemi ve evrenin gerçeklerinin anlaşılması açısından önemli bulunuyor.

Arianne-5 roketiyle 2004'te uzaya gönderilen Rosetta uzay mekiğinin 2014'te ''67P/Churyumov-Gerasimenko'' adlı kuyruklu yıldıza indirilmesi öngörülüyor.

Uzay aracının asıl hedefi olan Wirtanen kuyruklu yıldızı, çoktan güneş sisteminin dışına çıkmış bulunuyor.

Yaklaşık 1 milyar Avro'ya mal olan 3 tonluk Rosetta uzay aracı, AB'nin uzay çalışmalarının amiral gemisi niteliği taşıyor.

-KUYRUKLU YILDIZIN PEŞİNDEN-

Rosetta uzay aracının daha önce hiç denenmemiş bir misyonla bir kuyruklu yıldızı izleyerek önce ona yaklaşması ve hızını ayarlayarak kontrollü bir biçimde kuyruklu yıldızın üstüne konması hedefleniyor.

Uzmanlar, kuyruklu yıldıza inen modülün ayaklarının çok sağlam olması gerektiğini belirterek, inişin, yıldızın seyir yönünün tersine olması nedeniyle bu operasyonun zorluğuna dikkati çekiyor.

http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=13134

MAZI
25 02 2007, 18:00
Türkçe isimler uzaylı oluyor

Türkiye birçok ülkeye göre uzay çalışmalarının çok gerisinde ama birçok Türkçe isim uzaylı oldu bile.

İSTANBUL - 1970'li yıllardan beri gezegenlerdeki çeşitli yüzey şekilleri isimlendirilirken Türkçe isimler de kullanılıyor. Mesela Venüs gezegeninde Halide Edip Adıvar'ın soyismini taşıyan bir krater var. Merkür gezegenindeki bir kratereyse Mimar Sinan'ın ismi verildi. Mars gezegeninde de birçok kraterde Türkçe isimler var: Sinop, Tarsus ve Bozkır içlerinden birkaçı. Ayda da Uluğbey adlı bir krater bulunuyor. Peki bu isimleri kim nasıl koyuyor?

Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) isimlendirme için her dilden önerilere açık; kriterlere uygun bulduklarını da uzaydaki gökcisimleri ve gezegenlerdeki yüzey şekillerine veriyor.

Haliç Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Bekir Karaoğlu, bu yıl Uluslararası Astronomi birliğine 20 isim önermeyi düşünüyor. Bekir Karaoğlu, uzayda Türkçe isimlerin kullanılmasını Türkiye için büyük bir fırsat olduğu görüşünde.

Türkiye'de isim önermek isteyenler için:

http://www.turkcemizuzaya.org/

Imbat
26 02 2007, 18:00
Yılın ilk Ay Tutulması cumartesi gecesi

Yılın ilk Ay Tutulması 3 Mart Cumartesi gecesi yaşanacak. Tutulma cumartesi gecesi saat 23.30'da başlayacak ve 03.12'de son bulacak.

Ankara Üniversitesi Rasathanesi Müdürü Berahitdin Albayrak yaptığı açıklamada, tam tutulma olarak izlenecek gök olayının Türkiye'nin bütününden görülebileceğini bildirdi.

Güneş tutulmasının aksine Ay Tutulmalarını herhangi bir gözlem aracı olmaksızın çıplak gözle izlenebileceğini belirten Albayrak, Türkiye'de izlenebilecek olan bir sonraki Tam Ay Tutulmasının 15 Haziran 2011'de gerçekleşeceğini ifade etti.

Imbat
03 03 2007, 18:00
Yeni Ufuklar'dan Io fotoğrafları

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA'nın Plüton'un keşfi için bir yıl önce uzaya gönderdiği 'New Horizons-Yeni Ufuklar' aracı Jüpiter'in uydusu Io'daki dev volkanik püskürmenin fotoğraflarını gönderdi.

http://www.ntvmsnbc.com/news/401473.asp

MAZI
18 03 2007, 18:00
Mars'a 3 boyutlu harita

NASA mühendisleri, Kızıl Gezegen'in 3 boyutlu sanal haritasını hazırladılar.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)
mühendisleri, Mars'ın yörüngesindeki Yörünge Kaşifi'nin (Mars Reconnaissance
Orbiter-MRO) sofistike kamerasıyla çektiği görüntülerden, Kızıl Gezegen'in 3
boyutlu sanal haritasını hazırladılar.

Yörünge Kaşifi'nin, şimdiye dek bir başka gezegene gönderilen en güçlü
kamera olan High Resolution Imaging Science Experiment (HiRISE) ile çektiği
görüntülerden oluşturulan 3 boyutlu sanal harita, uzay aracının 3 boyutlu harita
çıkarmadaki şaşırtıcı yeteneğini gösterirken, Victoria kraterine inmeye çalışan
Opportunity robotuna güvenli bir yol göstermesi açısından da yararlı olabileceği
düşünülüyor.

3 boyutlu harita programı ekibinin başkanı Randolph Kirk, 800 metre
çapındaki kraterde kuş uçuşu dolaşabildiklerini ve bu sayede Opportunity'nin
kendisine kratere indirecek ve karşı duvarından çıkaracak uygun bir yol
bulabilmeyi umduklarını söyledi.

Bir başka 3 boyutlu haritada da Spirit adlı robotun aylardır dolaştığı
Columbia tepelerini kuş uçuşu görebildiklerini belirten Kirk, kameranın 20 cm
yüksekliğindeki yükseltileri bile görebildiğine dikkati çekti. Kirk, Hele
kameranın bunu 300 km yükseklikten yapabildiğini düşününce bu inanılmaz dedi.

Harita ekibi, 3 boyutlu görüntülerin ayrıca, daha önceki görüntülerde dikkat
çeken ve birçok bilim adamının suyun neden olduğunu düşündüğü küçük vadi ya da
yarıklara neyin yol açtığının anlaşılmasında da yardımcı olmasını umuyor.

YÖRÜNGEDE TOPLAM 4 ARAÇ VAR
Halen Mars'ın yörüngesinde dönen dört uzay aracı bulunuyor. Bunlar, NASA'nın
Mars Yörünge Kaşifi, Mars Global Surveyor ve Mars Odyssey, Avrupa Uzay Dairesinin
Mars Express uzay araçları.

NASA'nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity ise Kızıl Gezegen'in yüzeyinde
bilimsel araştırmalarına devam ediyor.

TARİHİN EN BÜYÜK MARS ARACI
Ancak Yörünge Kaşifi'ni diğerlerinden ayıran bir özelliği var. Şimdiye dek
Mars'a gönderilmiş en gelişmiş ve en güçlü uzay aracı olan Mars Yörünge Kaşifi,
diğer tüm araçların göndermiş olduğundan çok daha fazla bilgi elde edecek.

Aracın bir önemli görevi de gelecekte Mars'a gidecek uzay araçları için
uygun iniş yerleri keşfetmek.

Uzay aracının görevinin 2010'da sona ermesi öngörülüyor.

Haber: AA

MAZI
20 03 2007, 18:00
Satürn'ün Uydusunda Denizler Var

LOS ANGELES - Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın uzay aracı Cassini, Güneş sistemi dışında yer alan ve bir gezegen büyüklüğündeki Titan'ın yüzeyinde muhtemelen metan gazından oluşan deniz büyüklüğünde sıvı yoğunlukları tespit etti. Cassini daha önce de küçük göl kümeleri tespit etmişti.

Araştırmacılar, görsel ve radar görüntülemesi kullanarak Titan'ın puslu kuzey kutbunda en az iki deniz olduğunu gösteren kanıt buldu.

Bilim adamlarının, Titan uydusunun, son derece kalın ve nitrojenden oluşan atmosferindeki metan ve diğer organik bileşenler nedeniyle hidrokarbon denizlerine sahip olduğu yolunda teorileri bulunuyordu.

Satürn gezegeninin keşfi için 1997'de fırlatılan Cassini uzay aracının kamerası geçen ay, Hazar Denizi'ne benzer 1095 kilometre uzunluğunda büyük ve düzensiz bir şekil üzerinde incelemelerde bulunmuştu.

Yanıcı bir gaz olan metan, yoğun atmosferik basınç ve soğuk nedeniyle Titan uydusunda sıvı halinde bulunuyor.

MAZI
20 03 2007, 18:00
Atlantik'te Tuhaf Bir 'Kara Delik'

Bilim adamları, Atlas okyanusunun ortasında keşfedilen 'kara deliği' incelemeye başladı. Delik, arzın merkezinin oluşumu ve bileşenleri hakkında kıymetli bilgiler sağlayabilir.
İngiliz araştırmacılar, deliğin, arzın merkezinin oluşumu ve bileşenleri hakkında kıymetli bilgiler sağlayacağını düşünüyor.

İngiltere Okyanus bilimi Merkezinden jeologlar ve okyanus bilimcileri, araştırmalarına başlamadan önce açıklama yaparak, yer kabuğunda devasa bir krater olarak tanımladıkları deliğin çapının, 3 bin ila 4 bin metre olduğunu belirttiler. Uzmanlar, 4900 metre derinlikte, iki tektonik tabaka arasındaki hareketlerle oluşmuş çukuru arz yüzeyinde açılmış yara olarak tanımlıyor.

Bu devasa çukur, bilim insanlarını şaşırtmış bulunuyor. Zira, bu tür çukurlar genellikle volkanik magmayla doludur.

İngiltere'deki Durham üniversitesinden Profesör Roger Searle başkanlığındaki 12 kişilik ekibin okyanus ortasında teknedeki çalışması 6 hafta sürecek.

Çalışmalarda, yüksek çözünürlükle kamerayla donatılmış özel bir robot kullanılacak. Bölgeyi arşınlayacak olan robot, çukurdan numune toplayacak. Araştırma sonuçlarının yayınlanması birkaç yılı bulacak.

whitesnow
23 03 2007, 18:00
Güneşi hiç böyle görmediniz

http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=2424

whitesnow
24 03 2007, 18:00
Güneşin manyetik alanı bilinenden şiddetli

Güneş'i incelemek üzere Eylül'de yörüngeye gönderilen uluslararası uzay aracının röntgen teleskoplarıyla Güneş'in manyetik alanının bilinenden daha etkili olduğu gözlendi.

İSTANBUL - Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi'nden (NASA) yapılan açıklamada, Japonca Güneş Işığı anl***** gelen Hinode isimli uzay aracının röntgen (X ışını teleskoplarıyla, Güneş'in halesinden fışkıran gaz demetlerinin, dev yıldızın manyetik alanıyla reaksiyona girdiğinin gözlendiği belirtildi.

Haberin videosu: http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp

Sansli
29 03 2007, 17:00
Satürn yörüngesinde gizemli altıgen

NASA'nın Cassini uzay aracı Satürn'ün kuzey kutbunda gizemli altıgen şeklinde bir oluşum belirledi. Satürn'ün yörüngesindeki Cassini uzay aracının görüntülediği yaklaşık 25 bin km genişliğindeki geometrik şeklin etrafında, dev gezegenin atmosferinin girdaplar oluşturması dikkati çekti.

Cassini'nin çektiği kızılötesi görüntüler, esrarengiz altıgeni bulutların yaklaşık 60 km aşağısında gösteriyor. Bilim adamları, Dünya'nın kutup bölgesinde rüzgârların girdap oluşturmasına benzer şekilde oluşan atmosferik girdapların, Satürn'de bu altıgen oluşumu meydana getirdiğini belirtti. Satürn'ün kuzey kutbundaki bu girdaplar, ilk kez 20 yıl önce NASA'nın Voyager 1 ve Voyager 2 uzay araçları tarafından fotoğraflanmıştı. Ancak, altıgen şekil ilk kez görüntüleniyor. Cassini'nin kızılötesi kamerasıyla gece çektiği son görüntülerde, Satürn'ün kuzey kutbu aslında karanlıkta bulunuyor.

MAZI
07 04 2007, 17:00
Dünyanın BEŞİNCİ uzay turisti yola çıktı

Dünyanın 5. uzay turisti Charles Simonyi, 2 Rus kozmonotla birlikte yerel saatle 23.31'de, Kazakistan'daki Rus uzay merkezinden Rus Soyuz Füzesi ile uzaya uğurlandı.

Bu gece Kazakistan'ın Baıkonur bölgesindeki Rus uzay istasyonundan fırlatılan Soyuz Füzesi, Simonyi (58) ve Rus astronotlar Oleg Kotov ile Fyodor Yurchikkin'ın içinde bulunduğu TMA-10 kapsülü ile birlikte planlandığı gibi saat 23.31'de Uluslararası Uzay İstasyonu'na doğru yola çıktı.

Yazılım devi Microsoft'un eski çalışanlarından Simonyi'nin, turist olarak uzaya gitmek için 25 milyon dolar para ödediği öğrenildi.

Simonyi 20 Nisan'a kadar uzayda kalacak.

Sansli
11 04 2007, 17:00
Çin, Okyanus uydusunu fırlattı

Çin, okyanusları incelemede kullanmak için, kendi yapımı Haiyang-1B (Okyanus) adı verilen uyduyu fırlattı.

Taiyuan Uydu Fırlatma Merkezinden yerel saatle 11.27'de (TSİ 06.27) Uzun Yürüyüş (Çan Cın) tipi roketle fırlatılan uydu belirlenen yörüngeye girdi.

Yeni Çin Haber Ajansı Şinhua'nın bildirdiğine göre, Çin'in üç boyutlu okyanus araştırma sisteminin önemli bir unsuru olan söz konusu uydu, okyanusun rengini ve ısısını izlemede kullanılacak.

Uydu, aynı zamanda okyanus kaynaklarının araştırılması, okyanustaki kirlenmenin önlenmesi, sahillerin geliştirilmesi ve dünya çevre değişikliklerinin incelenmesine yardımcı olacak.

Çin, ilk okyanus uydusu Haiyang-1Ayı Mayıs 2002'de fırlatmıştı.

Devlet Okyanus İdaresi Müdürü Sun Zhihui, Çin'in orta vadede beş okyanus uydusu daha fırlatacağını açıkladı.

Halen uzayda 30 kadar okyanus uydusu hizmet veriyor.

whitesnow
19 04 2007, 17:00
Astronotlar için radyasyon kalkanı

İngiliz bilim adamları, bilim kurgu dizisi Uzay Yolu'ndaki yansıtıcının benzeri bir kalkanın astronotları uzaydaki radyasyondan koruyup koruyamayacağını anlamaya çalışıyor.

ANKARA - Dünyayı koruyan manyetik kalkandan öykünerek benzeri bir sistem geliştirmeyi isteyen araştırmacılar, zararlı enerji parçacıklarını yansıtacak manyetik kalkanların uzay araçlarının etrafına ve gezegenlerin yüzeyine yerleştirilebileceğini düşünüyor.

Ayrıntıları İngiltere'nin Preston kentindeki Astronomi Konferansı'nda sunulan projeye göre, araştırmacılar, oluşturdukları manyetik alanı, plazma adı verilen iyonize edilmiş gazla doldurarak bir yansıtıcı kalkan oluşturmayı öngörüyor.

İstikrarlı bir manyetik alan sayesinde bir arada kalabilecek plazma böylece bir uzay aracının etrafına ya da bir gezegenin üzerindeki astronotların çevresine yerleştirilebilecek.

Plazma ile etkileşen enerji parçacıkları yansıyarak uzaklaşacak ve hızları azalacak.

Ay'a kurulması planlanan üssün de güneşin zararlı radyasyonuna maruz kalacağından bu araştırmalarını derinleştiren bilim adamları, güneş rüzgarlarından korunmak için, dünyada gelişkin manyetik teknolojiyi uzaya taşımayı planlıyor.

Didcot'taki Rutherford-Appleton Laboratuvarı, laboratuvar ortamında yapay bir manyetosfer inşa ettikten sonra bunu bir uydu üzerinde uzayda denemeyi öngörüyor.

Imbat
22 04 2007, 17:00
11 milyar dolarlık serveti var: Tatilini de 400 milyon ytl'ye AY'da yapacak

Chelsea'nin sahibi Rus işadamı Roman Abramoviç, Ay'da tatile gitmeyi planlıyor.

İngiliz The Sun gazetesinin haberine göre, Abramoviç, Ay yolculuğu için Rus uzay aracı Soyuz'la 800 bin km yol kat edecek. 11 milyar dolarlık bir servete sahip olan Abramoviç, bu yolculuk için 400 milyon YTL ödeyecek. Emekli Rus kozmonot Aleksei Leonov, Abramoviç'in Ay yolculuğu planından kendisine bahsettiğini belirterek, Gideceğinden eminim dedi.

Sansli
23 04 2007, 17:00
* NASA'dan güneşin üç boyutlu görüntüleri
http://www.haber.gen.tr/habera...aberemail.asp?50FA636
(http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?50FA636
)

* Üç boyutlu güneş
http://www.haber.gen.tr/habera...haberemail.asp?50FAA1D (http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?50FAA1D)

MAZI
25 04 2007, 17:00
Apophis Dünyamıza çarpacak mı?

http://www.haber.gen.tr/habera...haberadres.asp?510CC30 (http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?510CC30)




Çok uzakta bulunan ve dünyaya benzeyen gezegende bir yıl, sadece 13 gün sürüyor

http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?510B0DF

MAZI
25 04 2007, 17:00
Uzayın gizemi Türkiye'de!

İzmir'de bulunan Uzay Kampı Türkiye her yıl Türkiye'nin yanı sıra dünyanındört bir yanından gelen çocuklara ev sahipliği yapıyor.

Dünyanın dördüncü uzay kampı olan, Uzay Kampı Türkiye, her yıl Türkiye'nin yanı sıra dünyanın dört bir yanından gelen uzay meraklısı çocuklara uzayla ilgili temel bilgileri veriyor.

ABD Uzay Kampı Vakfının lisansıyla 2000 yılında İzmir'de kurulan, Ege Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (ESBAŞ) girişimi olan kamp, bugüne kadar bin 480'i yabancı 55 bin çocuğa kapılarını açtı. Kampın yabancı ziyaretçileri arasında İsrail, Yunanistan ve Suriye'den çocuklar ilk sıralarda yer alıyor.

Uzay Kampı Türkiye Pazarlama ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Emre Aday, kampın tanıtımını yapmak üzere geldiği Bursa'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklara fen bilimlerini sevdirmeyi hedefleyen Uzay Kampı'nın Türkiye dışında ABD, Kanada ve Belçika'da bulunduğunu, daha önce Japonya'da bulunan kampın ise bir süre önce kapandığını belirtti.

Uzay Kampı Türkiye'nin amacının, 7-15 yaşları arasında öğrencilerin bilim ve teknoloji konularına ilgilerini çekerek motive etmek, bilgilendirmek ve interaktif eğitimlerle bireysel gelişimlerine katkıda bulunmak olduğunu anlatan Aday, kamptaki interaktif programların öğrencilerin takım çalışması ve liderlik
becerilerini geliştirdiğini söyledi.

Aday, toplam 325 yatak kapasiteli kampta, dershanelerin yanı sıra eğitim simülatörleri, bilgisayar, fen bilimleri ve hidroponik laboratuvarları, Mars kontrol odası, uzay mekiği, yer kontrol merkezi, gözlemevi bulunduğuna işaret etti.

Öğrenciler yaşayarak öğreniyorlar

Kampta bina dışında da açık hava oyun parkı ve roket fırlatma alanı bulunduğuna değinen Aday, kampa katılan çocukların NASA tarafından hazırlanan eğitim simülatörlerini kullanarak, uzay ve ay ortamının astronotları nasıl etkilediğini yaşayarak öğrendiklerini kaydetti. Aday, astronomi derslerinde gözlem evindeki teleskopla ayı, yıldızları, gezegenleri ve güneşi gözlemleyen çocukların, roket sistemlerinin temel prensiplerini öğrenerek kendi model roketlerini yapıp fırlatma şansına da sahip olduklarını vurguladı.

Aday, öğrenciler için yıl boyunca 6 günlük Uluslararası Yaz Programı, 5'er günlük Uzay Kampı Programı ve Uzay Akademisi Programı, 2 günlük Yıldızlar/Gezegenler Macerası Programı ve hafta sonu Aile/Çocuk Programı düzenlediklerine dikkati çekti. Yabancı çocuklara da açık olan bu programlar
sayesinde dünyanın dört bir yanından gelen çocukları İzmir'de buluşturduklarını ifade eden Aday, kampta bugüne kadar bin 480'i yabancı yaklaşık 55 bin çocuğu ağırladıklarını söyledi.

En büyük ilgi İsrailli çocuklardan

Aday'ın verdiği bilgiye göre, bugüne kadar Türkiye'nin dışında 20 ülkenin çocuklarını NASA'nın bilim adamlarıyla buluşturan kampa en fazla ilgiyi İsrailli çocuklar gösterdi. İsrailli 319 çocuğun uzay gizemini öğrendiği kampa, Yunanistan'dan 186, Suriye'den 162, Azerbaycan'dan 112, Beyrut'tan 108, Bulgaristan'dan 94, Dubai'den 90, ABD'den 90, KKTC'den 64 çocuk katıldı.

Çin, Almanya, Ürdün, Ermenistan, Gürcistan, Özbekistan, Kazakistan, Rusya, Romanya, Kuveyt ve Mısır'dan gelen çok sayıda çocuk da kampta uzay mekiği uçuşundan model maket yapmaya, ay, yıldız ve gezegen gözlemlerinden topraksız
ortamda bitki yetiştirme tekniğine kadar uzayla ilgili temel bilgileri uygulamalı olarak öğrendi.

whitesnow
01 05 2007, 17:00
Malezya Müslüman astronotları bilgilendiriyor

Malezya'nın iki astronotu ilk defa uzaya çıkmaya hazırlanıyor. Müslüman astronotların dini vazifelerini yerine getirmede sorun yaşamamaları için kendilerine devlet tarafından bilgilendirme programı verilecek.

KUALA LUMPUR - Malezyalı iki astronot Muszafar Shukor ve Faiz Khaleed uzaya gitmek için 10 bin astronot arasından seçildi. Daha önce 1985 yılında uzaya çıkan Suudi Arabistan Prensi Sultan bin Salman ve İranlı iletişimci Anuşeh Ensari'nin deneyimlerinden yola çıkarak Müslümanlar'ın uzayda inançlarını yaşamakta zorluk çektiğini belirten Malezya devleti, Shukor ve Khaleed için bilgilendirme kitapçığı hazırlıyor.

Kitapçık yerçekimsiz ortamda namaz kılmaktan, uzay mekiğinde İslami usüllere göre yemek yemeğe kadar bir çok bilgi içeriyor.

Nisan 2006'da Malezya'da İslam düşünürleri ve akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleşen ve Müslüman astronotların uzayda yaşadıkları sorunları da ele alan konferansta, astronotların Kabe'nin yönünü saptayabilmeleri konusunda zorluk yaşadıklarına karar verildi.

Konferans sonrası hazırlanmasına karar verilen kitapçık Müslüman astronotların oruçlarını ister uzaydayken, ister Dünya'ya döndükten sonra tutmasını, astronotun elinden geldiği kadar titizce Kabe'ye yönelmesini, ve helal olup olmadığından emin olmadığı yemekleri de açlığının aciliyetine göre yemeye karar vermesini söylüyor.

Shukor ve Khaleed şu anda Moskova'da eğitim görüyor.

whitesnow
01 05 2007, 17:00
NASA, Jüpiter'in yeni fotoğraflarını yayınladı

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter'e ait yeni görüntüler yayınladı. Yeni görüntülerin, Jüpiter ile ilgili çalışmalara ivme kazandırması bekleniyor.

İSTANBUL - NASA'nın New Horizon adlı uzay aracı fırlatılışından yaklaşık 16 ay sonra büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşan büyük gaz devi Jüpiter'e yaklaştı ve dünyaya bu gezegenle ilgili daha önce görülmemiş görüntüler yolladı.

Piyano büyüklüğünde ve üzerinde 7 kamerayla Jüpiter'e 2.3 milyon kilometre yaklaşan uzay aracının gönderdiği fotoğraflarda, gezegenin atmosferi, ayları ve daireleri daha önce görülmediği şekilde ortaya çıktı.

Görüntüler sayesinde, yüzeyinde dünya büyüklüğünde fırtınaların görüldüğü gezegendeki toz, kaya parçalarının daha detaylı biçimde incelenebileceği belirtiliyor.

Görüntülerde 4 büyük ve onlarca küçük aya sahip olan Jüpiter'in aylarından birinde volkanik patlamalar dikkat çekiyor. Uzmanların yeni bulgularla gezegendeki fırtınaları daha iyi analiz etmesi bekleniyor.

Jüpiter'in görüntülerini dünyaya gönderen New Horizon uzay aracının 2015'te Plüton'a ulaşması bekleniyor.

Sansli
08 05 2007, 17:00
Bu patlama 240 milyon ışık yıllık

NASA, Süpernova olarak adlandırılan, yıldızların büyük bir ihtişamla patlamasının gözlemlenmesinde, şimdiye kadarki en görkemli patlamayı kaydetti. Güneşten 150 kat daha büyük olan SN200gy adlı yıldızın patlamasının, 240 milyon ışık yılı uzaklıkta meydana geldiği bildirildi. Süpernova, dünyadaki optik teleskopların yanı sıra NASA'nın Chandra Uzay Teleskobu'ndan da net bir şekilde gözlemlendi. Süpernovanın uzun süre önce oluştuğu, ancak ışığın kat ettiği yol nedeniyle ancak geçen yıl saptanabildiği bildirildi. Kaliforniya Üniversitesi'nden astronom Nathan Smith, Eylül 2006'da keşfedilen ve NGC 1260 gökadasında meydana gelen süpernova'nın, şimdiye kadar gözlemlenen en güçlü ve en parlak yıldız patlaması olduğuna dikkat çekti.

Imbat
13 05 2007, 17:00
Evren kadar eski 'fosil yıldız' bulundu

Uluslararası gök bilimcilerden oluşan bir ekip, 13.7 milyar yıl yaşındaki evren kadar eski bir fosil yıldız keşfettiklerini bildirdi.

Astronomik Araştırma Kuruluşundan yapılan açıklamada, gerçek bir fosil olduğu ifade edilen yıldızın 13,2 milyar yaşında olduğu, VTL teleskobuyla keşfedilen bu yıldıza HE 1523-0901 adının verildiği kaydedildi.

Açıklamada, nispeten parlak olan bu yıldızın, Samanyolu galaksisinde yer aldığı belirtildi.

Yıldızın, evrenin başlangıcını oluşturan Büyük Patlamadan (Big Bang) sonra oluşan galaksimizin varoluşunda çok erken bir dönemde oluştuğu kaydedildi.

whitesnow
16 05 2007, 17:00
Mars uykusuzluğa çare olabilir

NASA, astronotları 25 saat süren bir Mars gününe hazırladı. İnsanların biyolojik saatinin 23 saat 47 dakikadan 24 saat 48 dakikaya çıkabileceğini ortaya koyan araştırmanın uykusuzluğa çare olacağı belirtiliyor.

http://www.haber.gen.tr/habera...haberemail.asp?51A570E (http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?51A570E)


http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?51A55C1

Imbat
19 05 2007, 17:00
Gökyüzündeki 'ay-yıldız' ilgiyle izlendi

Beş yüz milyonda bir ihtimal olan Ay ve Venüs'ün Batı ufkunda birbirlerine yaklaşarak Türk bayrağının simgesi Hilal ve Yıldız görünümünü alması Ankara'da vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi.

whitesnow
03 06 2007, 17:00
En ilginç gezegen

Astronomlar, Güneş Sistemi dışında bugüne kadar tespit edilen en ilginç gezegenlerden birisinin bulunduğunu açıkladılar.

ABD'nin Maryland eyaletindeki Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü astronomlarından Peter McCullough, bugüne kadar Güneş Sistemi dışında yaklaşık 200 gezegen tespit edildiğini, son bulunan ve XO-3b adı verilen gezegenin diğerlerine göre birçok yönden çok ilginç olduğunu söyledi.

Honolulu'da yapılan Amerikan Astronomi Birliği'nin konferansında konuşan McCullough, Bu gezegen bir yıldıza bu kadar yakın yörüngede bulunan en büyük ve en yoğun gezegen dedi.

McCullough, gezegenin yuvarlak değil de eliptik bir yörüngede bulunmasının da kendilerini şaşırttığını belirtti.
Teksas'taki Rice Üniversitesi astronomlarından Christopher John Krull da XO-3b'nin kütlesinin bir gezegenle, bir kahverengi cüce arasında olduğunu, bunun da kafalarını karıştırdığını söyledi.

Krull, kahverengi cüce olarak adlandırılan soğumuş yıldızların nasıl sınıflandırılacağı konusunda astronomların hala görüş birliğine varamadıklarını hatırlattı.

Kahverengi cüceler, hidrojen ve helyumun birleşmesiyle termonükleer reaksiyon oluşmasını sağlayacak kadar yoğun olmayan yıldızlar olarak tanımlanıyor. Bu reaksiyonlar, bizimki gibi güneşlerin parlamasını sağlıyor. Güneş'in ancak yüzde 6'sı büyüklüğünde kütleye sahip kahverengi cücedeki püskürme, yıldızda magma faaliyeti ve manyetik alan bulunduğunu gösteriyor.

Sansli
08 06 2007, 17:00
En uzak kuasar keşfedildi

Gökbilimciler, Dünya'dan 13 milyar ışık yılı uzakta şimdiye dek tespit edilen en uzak kuasarı keşfetti.

PARİS - Fransa'nın Bilimsel Araştırma Merkezinden yapılan açıklamada, Hawaii'deki Mauna Kea'da kurulu teleskop kullanılarak Kanada'nın Ottava Üniversitesinde bir ekip tarafından yapılan gözlemle keşfedilen kuasara CFHQS J2329-0301 adı verildiği belirtildi.

Bu gözlem sırasında çok uzakta üç kuasar daha keşfedildiği ve tüm bu kuasarların, 13,7 milyar yaşında olduğu tahmin edilen Evren'in en eski cisimleri olduğu kaydedildi.

Kanada Gökbilim Vakfının yıllık konferansı sırasında sunulan bu keşifler, Astronomical Journal dergisinin gelecek sayısında da yayımlanacak.

Merkezinde aşırı derecede yoğun bir karadelik bulunan kuasarlar, birer galaksi olarak kabul ediliyor. Karadeliği çevreleyen madde diğer maddeleri buraya çektiği, ısındığı ve çok parlak hale geldiği için, çok uzaktaki kuasarları gözlemleme olasılığı artıyor.

whitesnow
16 06 2007, 17:00
Venüs-Ay buluşması mutluluk getirecek

ASTROLOGLAR, pazartesi günü Ay'ın Venüs gezegeninin önüne geçerek bu yıl sadece bir kez yaşanacak bir gök olayının gerçekleşeceğini belirtti.

Alman astrolog Eric Bauer, Bu olay, mutluluk getirecek, cinsel arzuları teşvik edecek dedi. Bauer'e göre astrolojik açıdan iki dişi sembol olan Ay ve Venüs, duyguları, sezgiyi ve erotizmi temsil ediyor. Bu nedenle pazartesinin pazarlıklar, önemli görüşmeler için uygun olduğu, aşk ve cinsel arzuların da yükselişe geçeceği belirtiliyor. Avrupa'nın bazı bölgelerinde Venüs ve Ay buluşması, çıplak gözle izlenebilecek.

MAZI
23 06 2007, 17:00
1.5 km'lik iki UFO gördük

20 yıllık pilot Ray Bowyer, sarı renkli ve puro biçimindeki dev boyutlardaki iki UFO'nun 9 dakika sonra aniden yok olduğunu söyledi..

İngiliz havayolu şirketi Aurigny'in pilotu Ray Bowyer, en büyük UFO'yu (Tanımlanamayan Uzay Cismi) gördüğünü iddia etti. Diğer pilot ve yolcuların da gördüğü iki UFO'nun 1.5 km genişliğinde olduğu iddia edildi. 20 yıllık pilot Bowyer, Sarı renkliydi. O sırada 60 metre irtifadaydık. 9 dakika sonra gözden kayboldular diye konuştu.

IŞIK SAÇIYORDU
Uçak yolcusu John Ruusel ise Havada ışıklar saçıyorlardı diye ifade verdi. İngiliz UFO Araştırmaları Merkezi yetkilileri Görülenlerin UFO olduğunun kesin olmadığını, 1940'lı yıllardan beri pilotlardan benzer ihbarlar aldıklarını söylediler.

Imbat
30 06 2007, 17:00
Şişme uzay oteli için Amerikan uydusu

Ruslar, şişme uzay oteli yapımında kullanılacak bir Amerikan uydusunu uzaya fırlattı.


Maliyeti 500 milyon doları bulacak otel projesinin, 2015 yılında tamamlanması planlanıyor. Otel, şişirilebilir modüllerden oluşacak.

Genesis ve Guardian gibi uydularla şişme yapıların dayanıklılığı ve yapım tarzı testten geçirilecek, daha sonra BA330 adı verilen devasa prototip yörüngeye yerleştirilecek. Bütün bu deneyler tatminkar sonuç verirse, Bigelow Aerospace şirketi, otel inşaatına 2011 ylında başlayacak.

Imbat
30 06 2007, 17:00
Jüpiter'in halkaları renk değiştiriyor!

NASA'nın Hubble uzay teleskopunun geçtiğimiz hafta elde ettiği görüntülerde Jüpiter'in etrafındaki halkaların renk değiştirdiği gözlendi. Böyle bir atmosfer olayına ilk kez rastladıklarını belirten bilim adamları renklerin mevsimlerin değişmeye başlamasıyla değişime uğramış olabileceğini söyledi.

Hubble uzay teleskopunun çektiği görüntülerde gezegeni çevreleyen halkanın renginin beyazdan kahverengiye döndüğü görülürken bulutların da Jüpiter'in atmosferinin derinliklerine ilerlediği saptandı.

Imbat
05 07 2007, 17:00
Satürn'ün uydusu süngere benziyor

Uydu fotoğraflarını inceleyen gökbilimciler, Hyperion'un daha önce görülmemiş biçimde 'süngere' benzediğini söyledi

AMERİKAN Cornell Üniversitesi'nden gök bilimciler, Satürn'ün uydusu Hyperion'un, uzay aracı Cassini'den gelen yüksek çözünürlüklü fotoğraflarını inceledi. Bilim insanları, Hyperion'un yüzeyinin 2-10 kilometre genişliğinde kraterlerle dolu olduğunu, ayrıca çok iyi durumda bulunduklarını belirtti.
GÖKBİLİMCİLERE göre Hyperion'un yüzeyinin bu kadar gözenekli olmasının nedeni, çarpan her bir meteorun, bu gökcisminde küçük de olsa bir volkanik püskürmeye neden olması... Uzmanlar, Satürn'ün bu uydusunun tuhaf şekline de yine meteor bombardımanının yol açmış ve yüzeyinin bir bölümünü koparmış olabileceğini düşünüyorlar.
SATÜRN'ÜN 48 uydusundan en büyük 8'incisi ve aynı zamanda düzensiz şekillilerinin en büyüğü olan Hyperion'un ayrıntılı fotoğraflarını inceleyen bilim insanları, bu gökcisminin yüzeyinin ışığı yansıttığını, ancak Satürn'ün diğer uyduları Phoebe ve Iapetus gibi kraterlerinin içlerinin karanlık olduğunu kaydettiler.

MAZI
05 07 2007, 17:00
Mars robotuna toz fırtınası engeli

Mars'a, Ocak 2004'te sadece 90 günlüğüne gönderilen, ancak hala görevini sürdüren ikiz robotlardan Opportunity'nin, çok önemli görülen krater keşif görevi dev toz fırtınası nedeniyle ertelenmek zorunda kaldı.

ANKARA - NASA'dan yapılan açıklamada, robotun hayatta kalabilmesi için güneş enerjisine bağımlı olması ve toz fırtınasının güneşi engellemesinden ötürü Opportunity'nin yüzey operasyonunun önemli biçimde etkilendiği belirtildi.

NASA'nın Mars Keşif Robot proje sorumlusu John Callas, Opportunity'yi Victoria Krateri'ne indirmek için sabırsızlandıklarını, ancak bunun en erken 13 Temmuz'dan önce olası görünmediğini söyledi.

Robotun şimdiye dek karşılaştığı bu en ciddi toz fırtınasının en az bir hafta daha devam etmesini bekleyen bilim insanları, dev toz fırtınasının Opportunity'nin ikizi Spirit'in bulunduğu, gezegenin aksi yönündeki Gusev Krateri'nde de atmosferde hareketliliğe neden olduğunu, ancak buradaki toz seviyesinin çok daha düşük olduğunu belirttiler.

MAZI
08 07 2007, 17:00
Mars robotuna toz fırtınası engeli
http://www.ntvmsnbc.com/news/413180.asp

Mars robotuna toz fırtınası engeli
Mars'a, Ocak 2004'te sadece 90 günlüğüne gönderilen, ancak hala görevini sürdüren ikiz robotlardan Opportunity'nin, çok önemli görülen krater keşif görevi dev toz fırtınası nedeniyle ertelenmek zorunda kaldı.

ANKARA - NASA'dan yapılan açıklamada, robotun hayatta kalabilmesi için güneş enerjisine bağımlı olması ve toz fırtınasının güneşi engellemesinden ötürü Opportunity'nin yüzey operasyonunun önemli biçimde etkilendiği belirtildi.

NASA'nın Mars Keşif Robot proje sorumlusu John Callas, Opportunity'yi Victoria Krateri'ne indirmek için sabırsızlandıklarını, ancak bunun en erken 13 Temmuz'dan önce olası görünmediğini söyledi.

Robotun şimdiye dek karşılaştığı bu en ciddi toz fırtınasının en az bir hafta daha devam etmesini bekleyen bilim insanları, dev toz fırtınasının Opportunity'nin ikizi Spirit'in bulunduğu, gezegenin aksi yönündeki Gusev Krateri'nde de atmosferde hareketliliğe neden olduğunu, ancak buradaki toz seviyesinin çok daha düşük olduğunu belirttiler.

Sansli
11 07 2007, 17:00
Bir gecede yedi UFO gören adam

Antalya'da ECA Elmor'un Akdeniz Bölge Satış Müdürü Ayhan Hacısalihoğlu 11 Haziran gecesi, saat 23.30'da evinin balkonunda otururken gökyüzünde yedi uçan cisim gördü.

Cisimleri kamerayla 5.5 dakika görüntüleyen Hacısalihoğlu (43), görüntüleri Sirius UFO Araştırmaları Merkezi Antalya Bölge Sorumlusu Hasan Uğur Epirden'e gösterdi. Antalya Havalimanı'nda Hava Trafiğinden Sorumlu Havaalanı Başmüdür Yardımcısı Selahattin Kunt da 31 Mayıs gecesi aynı bölgede, aynı saatlerde 23 bilinmeyen uçan cisim görüldüğünü, ancak bunların radara takılmadığını söyledi. Havalimanında, Ayhan Hacısalihoğlu'nun görüntülerini inceleyen uzmanlar, 14 Haziran tarihli tutanağa ...defalarca izlenerek incelenmiş, söz konusu görüntülerin 'uzay cisimleri' olduğu konusunda görüş birliğine varılarak, bu tutanakla imza altına alınmıştır diye yazdılar.

Çektiği görüntülerde İtalyan Blue Panaroma şirketine ait bir uçağın kalkış görüntüsü de bulunan Ayhan Hacısalihoğlu, Uçağın çevresindeki UFO'lar gözüküyordu. Uçak, askeri havalimanının üzerine doğru yön değiştirdi dedi. Arkadaşlarının UFO'cu lakabını taktığı Hacısalihoğlu, görüntüler için 100 bin dolar istiyor. Görüntüleri inceleyen Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan ise, Görüntüleri bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklayalım' dedik. 'Bu benim için fırsat, satayım' dedi. Görüntüler güzel, fakat dünyada UFO'ların çok sayıda gece çekilmiş görüntüleri var. Bu görüntüye kimse bir kuruş vermez. Kendisi fırsatçılık yapıyor diye konuştu.

Sansli
11 07 2007, 17:00
Güneş sistemi dışında ilk su izi

http://www.ntvmsnbc.com/news/413899.asp



Amatörler galaksi sayacak

http://www.ntvmsnbc.com/news/413831.asp



En yaşlı gökadalar saptandı

http://www.ntvmsnbc.com/news/413740.asp

whitesnow
12 07 2007, 17:00
Mars'ın kutup bölgesine gidiliyor!

NASA'nın Mars'a göndermeyi öngördüğü yeni uzay aracı Pheonix (Anka Kuşu), Kızıl Gezegen'in buz tabakasıyla kaplı kutup bölgesini ilk kez inceleyecek.

NASA'nın Mars keşif programının direktörü Doug McCuistion, Phoenix'in gelecek ay başında uzaya gönderilmesini açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısında, Mars'ta su arayış stratejimiz son yıllarda sıra dışı keşifler yapmamızı sağladı. Phoenix, ilk kez Mars toprağında buz biçimindeki suya dokunarak ve analiz ederek Mars keşif stratejimizi tamamlayacak dedi.

Projeye katkıda bulunan bilim adamlarından, Arizona Üniversitesinden Peter Smith, Phoenix uzay aracının, sıvı suyun toprağın kimyasını ve mineral yapısını nasıl değiştirdiğini ölçerek Kızıl Gezegen'in kuzey kutbundaki buzun tarihini inceleyeceğini belirterek, Ayrıca Mars kutup çevresinin ilkel mikroplar için uygun bir yaşam alanı olup olmadığını görebileceğiz diye konuştu.

İki güneş paneli açıldığını 5 metre genişliğe ulaşan ve 1,52 metre uzunluğu bulunan Phoenix uzay aracının, bilim insanlarına göre 10 cm kadar derinlikte bulunan buz tabakasına ulaşabilmek için toprağı kazmak amacıyla 2,34 metre uzunluğunda bir robot koluyla donatıldı.

Bu kola eklenen bir kamera ile bir sonda toprağı ve bulduğu buzu inceleyecek.

Phoenix'in Mars atmosferinde asılı su ve tozu lazerle ölçecek meteorolojik ölçüm araçları da bu misyon sırasında 3 ay süreyle hava durumunu gözleyecek.

NASA'nın düz ve kayalık olmayan bir araziye indirmeyi planladığı Phoenix, görevini sıfırın altında 73 ila sıfırın altında 33 derece santigrat sıcaklıkta yapacak.

Mars atmosferine giriş hızını azaltmak için önceki uzay araçları gibi bir termik kalkan kullanacak ve sonrasında saatte 210 km hızını düşürmek için bir süpersonik paraşüt açacak uzay aracı, daha sonra üç ayağı üzerine yumuşak iniş yapmak için retro-füzelerini ateşleyecek.

8 ay sürecek yolculuktan sonra Kızıl Gezegen'e ulaşması planlanan uzay aracı, NASA için Arizona Üniversitesinin Lockheed Martin şirketi, Jet Motorları Laboratuvarı ve Kanada Uzay Ajansıyla yaptığı işbirliğiyle üretildi. Kennedy Uzay Merkezinde 3 Ağustosta Delta 2 tipi bir füzeyle uzaya fırlatılması öngörülen Phoenix, Mayıs 2008'de Kızıl Gezegen'e iniş yapacak. Şu ana ve geçmişe ait olası yaşam belirtilerinin yanı sıra Mars'a yapılacak bir insanlı uçuş için gerekli ortamı inceleyecek Phoenix'in fırlatılmasını da içeren bu programın maliyetinin 386 milyon doları bulacağı tahmin ediliyor. Uzay aracı, Alman bilim adamlarının, NASA'nın 30 yıl önce Mars'a gönderdiği iki Viking uzay aracının Kızıl Gezegen'de mikro-organizmaların varlığını keşfedebileceği, ancak bunları bilmeden öldürdüğü yolundaki iddiaların incelenmesi açısından da bir şans olarak görülüyor. Gezegenin yörüngesinde araştırma yapan Mars Odyssey, 2002 yılında kuzey kutbunda buzulların bulunduğu bir bölge tespit etmişti. Bilim insanları, Phoenix'in Kızıl Gezegen'in jeolojik tarihiyle ilgili önemli ipuçları elde etmesini bekliyor. Uzay aracının birinci hedefi buzun içinde mikropların yaşayıp yaşamadığını bulmak olacak. Phoenix, NASA'nın düşük bütçeli uzun dönem sürdürülebilir uzay araştırmaları planının bir parçası. NASA, insanlı uzay üsleri kurmadan önce, karşılanabilir bütçelerle desteklenen araştırmalar yaparak, astronotları öncül araştırma yükünden kurtarmak istiyor. Phoenix, daha önce 2001 yılında Mars Surveyor programının bir parçası olarak uzaya gidecekti, fakat bu program, Mars Polar Lander'ın 1999 yılında Mars yüzeyine çakılmasının ardından geçici olarak durdurulmuştu. Polar Lander, Mars'ın Güney Kutbuna ineceği sırada motoru erken kapanmış ve araç dengesini yitirerek yere düşmüştü. Phoenix, o günden beri NASA'nın uçak yapım işlerini yürüten Lockheed Martin'in deposunda bekletiliyordu.

Dawn'ın fırlatılışı ertelenmişti

NASA, Güneş Sistemindeki asteroid kuşağının iki büyük gökcismini keşfedecek Dawn (Şafak) uzay aracının fırlatılışını, Phoenix misyonunun hazırlıkları için eylüle ertelemişti.

Mars ile Jüpiter arasındaki asteroid kuşağının iki büyük asteroidi Vesta ve Ceres'i inceleyecek uzay aracının fırlatma işlemini önce 15 Temmuza erteleyen NASA yetkilileri, daha sonra aldıkları bir kararla fırlatma tarihini eylüle almışlardı.

NASA'nın web sitesinde yapılan açıklamada, erteleme kararına Dawn uzay aracını bu ay içinde fırlatma olanağının yüksek derecede kısıtlı olması ve gelecek ay başında Mars'a gönderilecek Phoenix (Anka Kuşu) uzay aracını fırlatma işleminin hazırlıklarına başlanması gerekçe gösterilmişti.

Güneş Sisteminin bilinen en büyük iki asteroidi Vesta ve Ceres'in yörüngesine 4 yıl sürecek bir yolculukla varması planlan Dawn uzay aracı da bilim insanlarının diğerlerinden çok daha farklı olduğuna inandıkları iki asteroidin boyut ve ağırlığını hesaplayacak.

Ayrıca oluşumlarının içeriğini ve ne kadar manyetik olduğunu da belirlemeye çalışacak Dawn'ın göndereceği bilgiler, bilim çevrelerinin Güneş Sisteminin nasıl oluştuğunu ve geçirdiği evrimi anlamalarına yardımcı olacak.

1,64 metre uzunluğunda ve 1,27 metre genişliğindeki uzay sondası, ayrıca Vesta ve Ceres asteroidlerinin evriminde suyun rolünü belirlemeye çalışacak.

2011 Ekim ayında Vesta'nın yörüngesine girdikten sonra Şubat 2015'te Ceres'in yörüngesine ulaşacak Dawn, toplam 5,1 milyar km yol katedecek.

Uluslararası Astronomi Birliği, 2006'da Ceres'i cüce gezegen sınıfına almış, bu karar Plüto'nun gezegen statüsü konusunda da tartışma başlatmıştı.

NASA'nın, iki asteroidin birbirinden uzaklaşması yüzünden 400 milyon doları aşkın maliyeti olan Dawn'ı Ekim 2007 sonundan önce uzaya fırlatması gerekiyor.

Imbat
13 07 2007, 17:00
Kabinde 520 günlük sanal Mars yolculuğu


Rusya Uzay Kurumu'nun uzay konularına meraklı kişilere sunmuş olduğu Mars'a seyahat simülasyonu büyük ilgi görüyor. Aynı anda 6 kişiye sanal olarak uzaya gitme imkanı sağlayan ve tam 520 gün süren bu hayali seyahat için yaklaşık 5 bin kişi kuyruğa girmiş durumda.

Mars 500 adı verilen projenin koordinatörü Mark Belakovsky, kapalı bir ortam içerisinde 520 gün yaşamanın oldukça güç bir iş olduğunu belirtirken, Adaylar arasından güçlü ve profesyonel olanları projeye dahil edeceğiz, ayrıca entelektüel yönden de kuvvetli olmak da tercih kriterlerimiz arasında açıklamasında bulundu.

Mars'a gerçek yolculuk için henüz çok erken olduğunu ifade eden Belakovsky, ancak 2020'lerin sonunda bu hayalin gerçekleşmesinin mümkün olabileceğini söyledi. Bu sanal yolculuk sayesinde gerçek seyahatte ortaya çıkabilecek birçok fizyolojik ve psikolojik sorunların da şimdiden izlenebileceği belirtiliyor.

whitesnow
19 07 2007, 17:00
DİKKAT!!!!! MARS GELİYOR


Mars gezegeni Ağustostan itibaren geceleri gökyüzünün en parlak cismi olacak. Mars çıplak gözle dolunay kadar büyük görünecek.

27 Ağustos'ta Mars dünyaya 34,65 milyon mil yaklaştığında en büyük göründüğü gün olacak. 27 Ağustos gecesi 00:30'da gökyüzünü izleyin. Dünyanın iki ay'ı varmış gibi görünecek.

Mars'ın dünyaya bu kadar yakın geçeceği bir sonraki tarih 2287 yılı. Bunu dostlarınızla paylaşın. Bugün hayatta olan hiçbir kimse bu olayı tekrar göremeyecek

whitesnow
19 07 2007, 17:00
Uzaya Küp Uydu 2008'de

İTÜ öğrencileri tarafından yapılan 1 kg'dan hafif küp şeklindeki uydu 2008'de uzaya fırlatılacak.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesinde yüksek lisans öğrencileri tarafından yapılan küp şeklinde 1 kilogramdan düşük ağırlıktaki ITU-pSat 1 adlı uydu, 2008 yılında uzaya fırlatılacak.

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Ünal, TÜBİTAK tarafından desteklenen Piko Uydu Tasarımı Projesi kapsamında öğrenciler tarafından kenarları 10'ar santimetre olan küp şeklinde bir uydu yapıldığını bildirdi.

Uydunun uzayda yerini alması için gerekli başvuruların yapıldığını dile getiren Ünal, şunları söyledi:

Uydumuz, 2008 yılının sonuna doğru Kazakistan'ın Baykonur Uzay Üssü'nden uzay fırlatılacak ve uzaydaki yerini alacak. Uzaydan bize varlığını bildirir bir sinyal gönderecek. Üzerindeki düşük çözünürlüklü kamera ile kaydettiği görüntüleri üniversitedeki haberleşme laboratuvarına gönderecek. Uzaydaki yerini aldığında sadece üniversitemiz için değil, Türkiye için de çok prestijli bir görevi yerine getirecektir. Öğrencilerin yapmış olması bakımından bu uydu Türkiye için bir ilktir. Projenin ticari yönü yoktur.

PİKO UYDU

İTÜ Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan da, küçük uyduların mini, mikro, nano ve piko uydular olmak üzere büyüklüklüklerine göre sıralandıklarını belirtti.

Uluslararası Küpsat Projesi'ne 2005 yılında dahil olduklarını ifade eden Aslan, projenin amacının, Kaliforniya Politeknik Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi önderliğinde özellikle öğrencilerin uzaya yönelik deneyimlerini gerçekleştirmeleri olduğunu anlattı.

Aslan, bu kapsamda yaptıkları piko uyduyu geliştirdiklerini dile getirerek, yapılan uyduların rozetlerle Kazakistan'dan uzaya gönderildiğini belirtti.

Bugüne kadar çeşitli ülkelerden üniversite öğrencileri tarafından onlarca pSat uydusunun uzaya gönderildiğini, ancak bunların arasından gerçekten çalışan 1-2 tane olduğunu ifade eden Alim Rüstem Aslan, bu tür uyduların ömürlerinin genellikle 6 ay olduğunu bildirdi.

Prof. Dr. Aslan, 2008 yılının sonuna doğru uzaya fırlatılacak olan ITU-pSat 1 uydusunun, uzay ort***** dayanıklılık testinden başarıyla geçtiğine işaret ederek, Uydu 680 kilometre uzağa, yere yakın yörüngeye oturacak. Bir yıl içinde tamamlanan uydu projesinin bütçesi yaklaşık 400 bin YTL dedi.

Aslan, bundan sonraki amaçlarının kenarları 20 santimetre olan küp şeklinde nano bir uydu yapmak olduğunu belirterek, ekonomik olması için teknolojinin küçük uydulara kaymaya başladığını söyledi.

ÖĞRENCİLER

Uyduyu yapan öğrenci ekibinden Taşkın Baltacı da, piko uydu tasarımına ilişkin bilgi verdi.

Uydunun en alt katında bilgisayar sistemi, onun üstünde güç, en üstte görev yükü bulunduğunu anlatan Baltacı, uydunun yörüngesine oturtuktan sonra 1-2 saatte bir Türkiye'nin etrafında tur atacağını ve günde 4-5 kez iletişim kurulacağını, her iletişim süresinin ortalama 10'ar dakika olacağını bildirdi.

Baltacı, uydunun üst kısmının altın kaplamalı alüminyumdan oluştuğunu dile getirerek, güneş enerjisinden pillerini şarj edebilmesi için etrafından güneş paneli bulunacağını sözlerine ekledi.

Sansli
22 07 2007, 17:00
TÜRKSAT Uzay Haftası'nı kutlayacak

Dünyada her yıl 50'den fazla ülkede kutlanan Dünya Uzay Haftası, bu yıl Türkiye'de de TÜRKSAT'ın koordinatörlüğünde organize edilecek. TÜRKSAT, Dünya Uzay Haftası süresince Türkiye'de yapılacak etkinliklere de destek vermeyi planlıyor.

Birleşmiş Milletler tarafından finanse edilen ve uluslararası bir etkinlik olan Dünya Uzay Haftası her yıl 4-10 Ekim günleri arasında kutlanıyor. TÜRKSAT, tüm dünyadan uzaya ilgisi olan insanların gönüllü olarak katıldığı, milyonlarca insanı uzay teması altında birleştiren Dünya Uzay Haftası etkinlikleri ile kamu kurumlarını, sanayi kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini, eğitimcileri ve bireyleri uzay çatısı altında bir araya getirmeyi ve Türkiye'de uzay bilincinin geliştirilmesini desteklemeyi hedefliyor.

TÜRKSAT, Dünya Uzay Haftası süresince organize edeceği faaliyetlere ek olarak, Türkiye'de yapılacak etkinliklere de destek vermeyi planlıyor.

UZAY HAFTASI İÇİN İNTERNET SİTESİ AÇILIYOR
Konuyla ilgili çalışmaların hızla ilerlediği, önümüzdeki günlerde Dünya Uzay Haftası 2007 Türkiye takviminin kamuoyuna sunulacağı belirtildi. TÜRKSAT tarafından hazırlanmakta olan Dünya Uzay Haftası Türkiye internet sitesinin çok yakın bir zamanda açılacağı ve yine bu sitenin Türkiye'de uzayla ilgili çalışmalara yönelik bilimsel ve toplumsal bir merkez olacağı ifade edildi. Kişilere interaktif bir ortam sağlaması amaçlanan sitenin, uzaya ilgi duyan her yaştan insanı bir araya getirmesi hedefleniyor.

Dünya Uzay Haftası'nın hedefleri arasında; insanlığı uzayın faydaları hakkında bilgilendirmek, uzayın sürdürülebilir ekonomik kalkınmada kullanımını teşvik etmek, uzay programlarına toplum desteğini göstermek, çocukları, yeni şeyler öğrenme ve kendi geleceklerini şekillendirmeleri için heyecanlandırmak, uzay çalışmaları içinde yer alan enstitüleri canlandırmak, uzayın keşfi ve uzay eğitimi alanlarında uluslararası işbirliklerini canlandırmak, Türkiye'deki uzay teknolojileri kabiliyetlerini artırmak için üniversite sınai - işbirliğini artırmak, pekiştirmek yer alıyor.

1999'DAN BERİ KUTLANIYOR
1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Uzay Haftası insanlığın uzaya açılmasında dönem noktaları olan iki önemli olaya işaret ediyor: 4 Ekim 1957 tarihinde dünyanın ilk yapay uydusu SPUTNIK I'in uzaya fırlatılması ve böylece uzay keşfinin yolunun açılması ve 10 Ekim 1967 tarihinde kısa adı ile Uzay Antlaşması olarak bilinen Ay ve Gök Cisimleri Dahil Uzayın Keşfi ve Kullanımı için Devletlerin Faaliyetlerini Düzenleyen İlkeler Antlaşmasının yürürlüğe girmesi.

Dünya Uzay Haftası ile ilgili ayrıntılı bilgi
www.turksat.com.tr
adresinde yer alıyor.

Sansli
22 07 2007, 17:00
Satürn'ün 60. uydusu keşfedildi

Satürn'ün 60. uydusu keşfedildi, yeni uyduya geçici olarak Frank adı verildi.

PARİS - Avrupa Uzay Kurumu (ESA), Londra Üniversitesi'nden Carl Murray başkanlığındaki ekibin NASA'nın Cassini uzay aracı tarafından çekilen görüntüleri incelerken Frankı keşfettiğini bildirdi.

Murray, yeni uydunun ilk kez 30 mayısta, uzay aracının çektiği görüntülerde basit bir leke gibi göründüğünü belirterek, Methone ve Pallene uydularının olduğu bölgeye bakarken bir şey dikkatimi çekti dedi.

Bunun ardından 2004-2007'deki eski görüntüleri inceleyen bilimadamları, Frankın 2 kilometre çapında olduğunu, kaya ve buz tabakasından oluştuğunu belirledi.

Güneş sisteminin Güneş'ten uzaklık sırasına göre 6. gezegeni olan ve büyüklük açısından Jüpiter'den sonra ikinci sırada gelen Satürn'ün bu yeni uydusunun resmi adı Uluslararası Astronomi Birliği tarafından açıklanacak.

Satürn'ün resmi olarak ad verilmiş 48 uydusu buluyor. Bu uydulara Yunan mitolojisinden isim verilmişti.

Sansli
22 07 2007, 17:00
UUİ çöp dökecek

Dünya yörüngesinde 360-400 km yükseltide yapımı süren Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ), pazartesi atmosfere 726 kg. çöp boşaltacak.

Çöpler içinde buzdolabı büyüklüğünde amonyak tüpü de bulunuyor. UUİ'de çöp boşaltılması, Avrupa Uzay Kurumu ile Japonya Uuzay Kurumu'nun yeni sağlayacağı aygıtların montajı bakımından önem taşıyor. ABD'nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, gelecek üç yıl içinde UUİ'ye ikmal yapacak 14 uzay mekiği seferi imkanı kaldığından amonyak tankını bir mekikle taşıyamayacağından atmosfere salacak.

Boşaltılan çöp hakkında bilgi veren NASA UUİ Müdür Yardımcısı Kirk Shireman, 'Uzaya mümkün olduğunca çöp dökmek istemiyoruz. Ama atmosferde yanacak olmalarına rağmen kaza ihtimalleri her zaman değerlendiriliyor' dedi. Atmosfere girişte parçaları erimeyerek Dünya'ya çarpma ihtimali olan çöp unsurları içinde 96 kg'lık kamera ayağı da var.

UUİ çöpü Yer yörüngesinde en az 300 gün döndükten sonra atmosfere girerek yanacak. Meskun yere çöp parçası düşme ihtimali 5 bin'de 1. Yer kontrol merkezi kameraları çöp parçalarını bir yıl boyunca atmosfere girerek yanacakları son 2,5 saata kadar izleyecek ve okyanuslara düşmeme tehlikesi bulunduğunda alarm yayınlayacak.

ENDEAVOUR

Öte yandan, Amerikan uzay mekiği Endeavour, 7 Ağustos'ta uzaya gönderilmek üzere Florida'daki Cape Canaveral ana uzay üsündeki fırlatma rampasında geriye sayıma devam ediyor.

Endeavour'un biri Kanadalı 7 kişilik mürettebatı bugün turuncu astronot giysilerini giyerek araç içi hazırlık yaptı.

Endeavour mürettebatı UUİ'ye seyahatlerinde istasyonun inşaatını sürdürecek ve Spacehab modülünün parçası ile ek platformun montajını yapacak.

Mürettebatta, 1986'da Challenger mekiğinin infilakı sırasında ölen ilk astronot mesleği dışı mürettebat üyesi ilkokul öğretmeni Christa McAuliffe'nin yedeği olan ilkokul öğretmeni Barbara Morgan da bulunuyor. Morgan UUİ'ye kiriş ve jiroskop yerleştirme işinde çalışacak. 2002'den bu yana Endeavour'un ilk uçuşu olacak sefer, 22'si UUİ'ye düzenlenen 118. uzay mekiği uçuşu olacak. UUİ'nin inşaatının 2010'a kadar tamamlanması bekleniyor. 1 Şubat 2003'te atmosfere girişte yanarak yok olan Columbia mekiğinden sonra 3 mekikten ibaret kalan filo emekliye ayrılacak.

Rusya ile ABD uzay kurumları, Avrupa Uzay Kurumu, Brezilya ve Japonya'nın katkı sağladığı UUİ, yapımı bittiğinde gece çıplak gözle gökte Ay'dan sonra görülecek en parlak nesne olacak.

Imbat
25 07 2007, 17:00
Uzay Üniversitesi geliyor

Hava Kuvvetleri Komutanlığının kurmayı planladığı Hava ve Uzay Üniversitesinin temelini oluşturacak olan Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü (HUTEN), gelecek yıllarda Hava Kuvvetleri Komutanlığının komuta teşkilatını oluşturacak genç subaylara, görevleri başında yüksek lisans eğitimi verecek.

Hava Kuvvetleri Komutanlığından alınan bilgiye göre, mevcut sistem, HUTEN merkez dershanesi başta olmak üzere 15 hava birlik ve kurumunda 2007-2008 eğitim-öğretim döneminden itibaren hizmete başlayacak.

Halen HUTEN'de havacılık, elektronik, bilgisayar, endüstri mühendislikleri ve uzay bilimleri anabilim dalında, yüksek lisans ve doktora eğitimleri veriliyor. Sistem, tam kapasiteyle kullanıldığında, her yıl 1300 öğrenci yüksek lisans eğitimi yapacak.

İleri teknoloji imkanları kullanılarak kurulan sistem, merkez dershanedeki görüntü ve ses, kaliteden ödün vermeden uzaktaki dershanelere taşınarak uzaktaki öğrencilerin de gerçek dershane şartlarında eğitim almalarını sağlayacak. HUTEN'in eğitimdeki bir diğer özelliği de dünyanın neresinde olursa olsun öğretim üyelerinin enstitüde ders vermelerini sağlamak olacak. Böylece dalında uzmanlaşmış en üst seviyedeki öğretim üyeleri Hava Kuvvetleri subaylarına ders verebilecek.

Bu nedenle HUTEN ile ABD'de bulunan Old Dominion University (ODU) ve Virginia Polytechnic Institute and State University (VT) arasında eğitim-öğretim işbirliği anlaşması imzalandı.

Sistem üzerinde yapılan çalışmalar merkez dershanedeki bilgisayarlar tarafından kaydedildiği için öğrencilerin ihtiyaç duyması halinde daha sonra aynı dersler görsel olarak öğrencilerin hizmetine sunulabilecek.

Modüler yapıya sahip olan sistem, ihtiyaç duyulduğu anda diğer hava birlik ve kurumlarına da kurulabilecek. Yüksek lisans eğitiminin dışında, diğer eğitimler ve özel amaçlar için de kullanılabilecek.

Vizyon 2030 dokümanı

Komutanlık bünyesinde Hava ve Uzay Üniversitesinin kurulması da Vizyon 2030 dokümanında şöyle yer alıyor:

Hava Kuvvetlerinin çağdaş bir kurum olabilmesi, yüksek düzeyde eğitim öğretim ve bilimsel araştırma yapılabilmesi için, ihtiyaç duyulan ve duyulacak tüm eğitimlerin, gelişmiş ülkelerde de uygulandığı gibi Hava ve Uzay Üniversitesi anlayışı içinde verilebilmesi yönünde gerekli yapılanma sağlanmalıdır.

Hava Kuvvetlerinde verilen tüm eğitimlerin kalitesinin artırılması, her türlü yüz yüze ve uzaktan eğitim programlarının yurt içi ve yurt dışı üniversiteler ve ilgili diğer eğitim kurumları tarafından tanınmasının sağlanması, Hava Kuvvetleri bünyesinde bulunan tüm eğitim kurumlarının (HHO ayrı olarak değerlendirilebilir) bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapacak bir kurumun tüzel kişilik kazanması tek bir kurumsal yapının altında Hava ve Uzay Üniversitesi ile toplanması ile mümkün olacaktır.

Hava ve Uzay Üniversitesi; yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişime ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla iş birliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelecek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunacaktır.

Sansli
31 07 2007, 17:00
İşte Dünya'nın en net FOTOĞRAFI

http://www.samanyoluhaber.com/...ide=1&hid=62701&sec=13 (http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&hid=62701&sec=13)

Imbat
09 08 2007, 17:00
Dünya'nın ikizi gibi

Evrenin çok uzak bir yerinde, Dünya ile aynı iklime, suya ve yerçekimine sahip Gliese 581c, bugüne kadar bulunan yaşama en elverişli gezegen.

ŞİLİ'nin And Dağları'ndaki La Silla gözlemevinin Harps teleskopunu kullanan Avrupalı gökbilimciler, Dünya'dan 20.5 ışıkyılı uzakta olduğu halde en yakın yıldızlardan birinin yörüngesinde, üzerinde su bulunmaya müsait sıcaklıkta Dünya benzeri bir gezegen keşfettiler. Gliese 581 adlı küçük kırmızı bir yıldızın yörüngesinde döndüğü için Gliese 581c adı verilen gezegenin dünyamız gibi taşlı bir yüzeyi ve okyanuslarla kaplı olma olasılığı yüksek. Gliese 581c hem büyüklük hem iklim hem de atmosfer bakımından Dünyamıza en çok benzeyen gezegen. Bilim adamlarına göre bir gezegende yaşam olabilmesi için Goldilocks Kuşağı adı verilen suyun donacak kadar soğuk, kaynayacak kadar sıcak olmadığı ve yüzeyde sıvı olarak kalabildiği bir yer olması gerekiyor.

193 trilyon kilometre uzaklıkta

Dünya'dan 20.5 ışıkyılı veya 193 trilyon km uzaklıkta Çapı Dünyamızın bir buçuk katı kadar Sıcaklıklar 0 ile 40 santigrat derece arasında değişiyor Kütlesi Dünya'dan 5 kat fazla Yerçekimi Dünyada'kinden 2.2 kat fazla Kırmızı, cüce cinsinden olan yıldızı güneşimizin üçte biri kadar Kendi güneşinin yörüngesinde Dünya'nın Güneş'e uzaklığının 14'te biri mesafede seyrediyor Güneşinin etrafında 13 günde dönüyor Gliese 581'in Güneş'ten 50 kat daha soğuk olması sayesinde gezegen aşırı radyasyona maruz kalmıyor.

Imbat
10 08 2007, 17:00
Çin, ülkenin ilk Ay inceleme programı kapsamında, Ay'ın yüzeyinin karış karış haritasını çıkaracak

Ayrıca 2007'de Ay'a üç boyutlu resimler çekecek 'Chang'e One' adlı bir uydu gönderecek, 2010'da ise uzaya insansız bir uzay aracı kaldırılması planlanıyor.

Çin'in Ay inceleme programı, Ayın yörüngesine yerleşmek, Ay'a yerleşmek ve Dünya'ya geri dönmek şeklinde üç aşamadan oluşuyor. Çin 2003'te Sovyetler Birliği ve ABD'den sonra kendi roketiyle uzaya insan gönderen üçüncü ülke olmuştu. 2005'te yörüngeye iki uzay adamı daha gönderen ülke 2008'de de bir uzay yürüyüşü planlıyor.
Çin'in uzay planlarının, ABD ve diğer güçler arasında potansiyel
uzay savaş silahları rekabetine sebep olmasından korkuluyor çünkü Çin, ocak ayında meteoroloji uydularından birini yeryüzünden gönderdi-
ği füzeyle patlatmıştı.

Imbat
20 08 2007, 17:00
13 ışık yılı uzunluğunda kuyruk!

NASA'nın GALEX telekopu tarafından uzayın derinliklerinde görüntülenen bir yıldız 13 ışık yolu uzunluğundaki kuyruğuyla bilim adamlarını şaşırttı.

NASA'nın 2003 yılında başlayan ultraviole projesi çerçevesinde yürütülen çalışmalarda GATEX telekopunun elde ettiği bu görüntüyle bir yıldızın ilk kez kuyruğuyla görüntülendiği bildirildi.

Dünyadan 350 ışık yılı uzakta bulunan Mira adlı yıldızın parlak kuyruğu sadece ultraviole ışığı altında görülebildi. Muazzam kuyruğu ilk keşfeden bilim adamlarından biri olan ABD'li Mark Seibert uzaydaki birçok yıldızın benzer kuyruklara sahip olduğunu fakat henüz hiçbirinin bu şekilde görüntülenemediğini belirtti.

Bilim adamları dev kuyruğun yıldızın son 30 bin yıllık geçmişi hakkında önemli ipuçları verebileceği bildirildi.

whitesnow
02 09 2007, 17:00
Uzayın en parlak fotoğrafı çekildi

Amerikalı ve İngiliz astronomlar, yeni bir teknikle uzayın şimdiye kadarki en parlak görüntülerini elde ettiler.

California'daki Palomar Dağı'nda bulunan gözlem evinden, görüntüleri belirginleştiren uyarlamalı optik yöntemiyle elde edilen fotoğrafların, yörüngedeki Hubble uzay teleskobuyla görüntülenenlerden iki kez daha net olması dikkati çekiyor.

İngiliz Cambridge ve Amerikan California Institute of Technology (Caltech) üniversitelerinin ortaklaşa çalışmasıyla ortaya çıkan ve Lucky adı verilen yeni sistem, şimdiye kadar geliştirilen en hassas ışık algılama sistemini kullanıyor. Bu sistemde çok düşük elektriksel parazite neden olan özel bir yonga kullanılıyor ve bu da görüntüde çok daha fazla ayrıntı sağlıyor. Yeni sistemde ayrıca atmosferik bozulmanın başlayıp durmasını ayırt edebilen bir yazılım sistemi de kullanılıyor.
Lucky adlı sistem geliştirilmeden önce yörüngedeki Hubble uzay teleskobunun çektiği görüntüler, atmosferin bozucu etkisinden ötürü yerde kurulu teleskoplarla elde edilenlerden çok daha net oluyordu.

whitesnow
12 09 2007, 17:00
Japonya Ay'a yakından bakacak

Japonya, Ay'ın köken ve evrimini daha iyi anlayabilmek amacıyla yarın uzaya sonda ve gözlem uyduları gönderecek. H2-A adı verilen füze, yarın yerel saatle 10.30'da (TSİ 04.30) güneydeki Tanegaşima uzay merkezinden fırlatılacak.

Füze, Kaguya adı verilen gözlem sistemini yörüngeye yerleştirecek. Sistem, 1999 yılında başlatılan Selene adlı araştırma programı çerçevesinde geliştirildi.

Japon uzay kurumu yetkilileri, Kaguyanın fırlatılışının, Ay'ın keşfi bakımından yepyeni bir çağın başlangıcı olacağını düşünüyor.355 milyon dolarlık programın, 1969'daki Amerikan Apollo programından bu yana en büyük proje olduğu belirtiliyor.

Ay'a ayak basmanın ya da belli noktalara uzay aracı indirmenin, bu gök cisminin tam anlamıyla anlaşılmasına yetmediğini söyleyen Japon uzmanları, uzaktan mercek altına alarak Ay'ın tamamı hakkında çok daha ayrıntılı bilgi edinebileceklerini düşünüyor. Bir yetkili, Kutuplarda donmuş halde su bulunduğu iddiasını bu yolla doğrulayabileceklerini ya da çürütebileceklerini belirtti.

Japonlar, insanoğlunun Ay'dan ne şekilde yararlanabileceğinin de bu araştırma sonunda belli olacağına inanıyor.Kaguya, bir sonda ile iki gözlem uydusundan oluşuyor. Ay, bir yıl süreyle gözlem altında tutulacak ve uydumuzun haritası çıkarılacak, yüzeyindeki minerallerin dağılımı incelenecek, yeraltı katmanlarının yapısıyla yüzeyin nitelikleri tespit edilecek. Bu süre zarfında Ay'ın manyetik yapısı da incelenecek. Kaguya, görevini tamamladıktan sonra Ay'a çarparak intihar edecek.

Sansli
16 09 2007, 17:00
Uzayda oruç tutacak, tarihe geçecek

10 Ekim'de yola çıkacak Malezyalı astronot, uzayda oruç tutan ilk Müslüman olarak tarihe geçecek.

Malezya'nın 10 Ekim'de uzaya göndereceği astronot, dini açıdan büyük bir ilke imza atacak. Ramazan ayına denk gelmesi nedeniyle, astronotun uzayda oruç tutan ilk Müslüman olacağı belirtildi. Durum, ülkede olduğu kadar İslam dünyasında da heyecan uyandırıyor. Bu görev için 10 bin kişi arasından seçilen iki aday Rusya'da testlerden geçti. Doktor olan Şeyh Muzaffer Şükür uzay yolculuğuna seçildi. Muzaffer Şükür, 10 yaşımdan beri uzaya gitmeyi hayal ettim dedi. Malezya Başbakanı Ahmed Bedevi Görevinizi başarıyla bitirmeniz için Allah'a dua ediyorum. Göreviniz Malezya'nın imajını uluslararası alanda yükseltecektir diye konuştu. Ülkedeki dini otoriteler, uzun zamandır astronotun uzayda namaz ve oruç ibadetini nasıl yerine getireceğini tartışıyor. Uzayda kıble tayini, nasıl abdest alınıp namaz kılınacağı gibi konuları ele alan din adamlarından Anan C. Mohd, Gerekli hareketleri yapması zor olacak. Ancak, astronot duaları içinden okuyarak ibadetini yerine getirebilir. Yeter ki niyeti temiz olsun diye konuştu.

'KAZAYA BIRAKABİLİR'

Astronot, oruç tutup tutmamak konusunda ise serbest. İsterse tutacak, istemezse dünyaya döndüğünde kaza edecek. Ancak Şükür'ün orucunu uzayda tamamlayarak tarihe geçmek istediği belirtildi. Bu arada, astronotun yemeği de İslami kurallara göre hazırlanacak ve sadece açlığını bastıracak kadar yiyecek. Orucun başlama ve iftar saatleri ise mekiğin uzaya fırlatılacağı Rusya'nın Baykonur bölgesindeki yerel saate göre belirlenecek. Malezyalı astronot, Rus Soyuz Uzay İstasyonu'nda 11 gün kalıp geri dönecek.

Imbat
11 10 2007, 17:00
İlk Müslüman astronot uzayda - Video

http://www.samanyoluhaber.com/...de=1&hid=74809&sec=13
(http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&ghide=1&hid=74809&sec=13
)
İlk Malezyalı astronot, ülkesindeki coşkulu kutlamalar ve dualar eşliğinde Rus Soyuz TMA-11 ile uzaya gitti.

Malezyalı astronot Şeyh Muzaffer Şukor'u taşıyan roket, Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden Moskova saatiyle 17.22'de (TSİ 16.22) fırlatıldı.

Uzay gemisinin cuma günü Uluslararası Uzay İstasyonu ile kenetlenmesi bekleniyor. Şukor'un ülkesinde büyük heyecan uyandıran uzay yolculuğuna başlayışı, Malezya'da televizyonlardan canlı olarak yayınlandı.

Malezya Kralı Mizan Zeynel Abidin, Şeyh Muzaffer'in uzaya gidişini Bu, tüm Malezyalılar için gerçekten tarihi bir an. sözleriyle özetledi. Kral Mizan, Şeyh Muzaffer'in yolculuğunun ülkenin bilim, teknoloji alanlarında daha ileriye ulaşmasına yardımcı olacağını söyledi. Başbakan Abdullah Ahmed Bedevi ise Şeyh Muzaffer'in yolculuğunun güven içinde geçmesi için yaklaşık 1000 kişiyle birlikte dua etti.

Kalabalık, Kuala Lumpur'da kongre merkezinde kurulan dev ekranlardan uzay gemisinin fırlatılışını alkışlarla izledi. Uluslararası Uzay İstasyonu'nda bilimsel araştırmalar yapacak olan ekipte, Şeyh Muzaffer Şukor'un yanı sıra Amerikalı Peggy Whitson ve Rus Yuri Maleçenko bulunuyor.

MAZI
28 10 2007, 18:00
İki astronot uzay yürüyüşüne başladı

6,5 saatlik yürüyüşte UUİ'ye eklenecek modül kargo bölümünden çıkarılacak.

http://www.ntvmsnbc.com/news/424358.asp

Imbat
02 12 2007, 18:00
Bir zamanlar Venüs, Dünya gibiydi

Oxford Üniversitesi bilimadamları bugün Nature dergisinde yayınladıkları makalede, Venüs'ün bir zamanlar Dünya gibi yaşanır bir yer olduğuna dair kanıtlar elde ettiklerini açıkladılar.


LONDRA - Bir Avrupa uzay aracından elde edilen bilgilere göre, Venüs gezegeni, Dünya'ya şimdiye kadar tahmin edilenden daha çok benziyor. Gezegenin milyonlarca yıl önce atmosfer ve yaşama elverişlilik açısından Dünya'nın bugünkü hali gözönünde bulundurulduğunda neredeyse ikizi olduğu söyleniyor. Fakat sera etkisi, atmosferik erozyon, solar radyasyon ve gezegen rotasyonunun yavaş olması sonucu Venüs'ün Dünya'dan daha farklı bir gelişim izlediği söyleniyor.

Bugün Venüs'te su bulunmuyor, ve sıcaklık kurşunu eritecek kadar yüksek. Gezegende sık sık tayfun şiddetinde rüzgarlara ve şimşeklere rastlanıyor.

Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü'nden Prof. Fred Taylor, ulaştıkları yeni bilgilerin VIRTIS adlı bir spektrometre tarafından sağlandığını söyledi.

VIRTIS'ten gelen fotoğraflar, Venüs'ün ekvatoru yakınlarındaki hava akımının şiddetli, kutuplara doğru da yumuşak olduğunu gösteriyor. Gezegen yüzeyinden 50-55 km yükseklikte de bulut oluşumları gözleniyor.

Nature dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, bilimadamları Venüs gezegeninde şimşek çaktığına dair ilk kesin bulgulara da ulaştı.

whitesnow
12 12 2007, 18:00
Nasa'nın akıl erdiremediği sır

Nasa uyduları gökyüzünün 80 kilometre üzerinde halat şeklinde uzanan ışık bulutları keşfetti. Işık bulutları dünyanın atmosferi ile güneş arasında bağlantı sağlıyor.

Diğer görüntüler için adres
Nasa'nın ışık bulutları- Hürriyet
http://fotogaleri.hurriyet.com...px?cid=8220&p=1&rid=2
(http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=8220&p=1&rid=2
)
Bilim adamları güneş ışınımlarının 'bulutların' ortaya çıkmasına neden olduğu tahmin ediliyor. Bilim adamı David Sibeck, Nasa uydusunun bulduğu magnetik bulutların dünyanın üst atmosfer kısmıyla güneş arasında bağlantı sağladığını ortaya koyduğunu söyledi.

Sibeck, güneşin etrafında oluşan rüzgar tozlarının ışık bulutlarını oluşturduğuna inandıklarını da belirtti.

Kaynak: Hürriyet
Nasa'nın akıl erdiremediği sır - Hürriyet
http://www.hurriyet.com.tr/dun...9.asp?gid=198&sz=85413 (http://www.hurriyet.com.tr/dunya/7855159.asp?gid=198&sz=85413)

Sansli
20 12 2007, 18:00
Hindistan aya koloni kuracak

Çin'in Ay'a Chang'e-1 keşif uydusunu yollamasının ardından Asya'daki uzay yarışı daha da hızlandı. Hintliler ve Ruslar ortak projede yeni bir uydu göndermek için görüşüyor...


Hintli ve Rus yetkililer, Ay'a ortak bir projeyle keşif uydusu göndermek için Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de görüşmelere başladı.

Hindistan Başbakanı Manmohan Singh'in Kasım'da Moskova'ya yaptığı ziyaret sırasında imzalanan anlaşmanın teknik görüşmeleri Hint Uzay Araştırmaları Kurumu (ISRO) ve Rusya Federal Uzay Ajansı (ROSKOSMOS) arasında devam edecek.

2008 Nisan'ında Ay'a kendi uydusunu göndermeyi planlayan ISRO, 2010'da ROSKOSMOS ile birlikte Ay'a keşif aracı indirecek.

Uydunun fırlatma ve yörüngeye oturma kısmını ISRO'nun gerçekleştireceği bildirilirken, keşif aracının sorumluluğunu ROSKOSMOS'un üstlendiği açıklandı. İndirilecek aracın, Ay'ın toprak yapısını inceleyeceği belirtildi.

ISRO'nun ilk Ay keşif uydusu Çandrayan-I'in proje müdürü Mylaswamy Annadurai, ilk uydunun uzayda iki yıl kalacağını söyledi. Çandrayan-I, Ay yüzeyinin ve kimyasal yapısının üç boyutlu haritalarını yapacak. Bu haritaların Çandrayan-II projesi kapsamında Aya indirilecek olan keşif aracın işini daha da kolaylaştıracağı kaydedildi.

ISRO AY'DA KOLONİ KURMAYI HEDEFLİYOR

Annadurai, ISRO'nun uzun vadedeki planlarından birinin de Ay'da koloni kurmak olduğunu aktardı.

Çandrayan-II projesi kapsamında Ay'a indirilecek olan aracın Ay'ın kimyasal yapısını inceleyeceğini söyleyen Annadurai, Helyum 3 maddesi üzerine yoğunlaşacaklarını beyan etti.

Toryum ve uranyuma benzeyen Helyum 3 maddesinin, ışınsız enerji kaynağı olduğu ifade ediliyor. Helyum 3'ün ilerideki yıllarda kurulması planlanan koloniler için gerekli bir enerji kaynağı olduğu vurgulanıyor.

Annadurai, keşif aracının Ay'da su ve hidrojen bulması takdirde, bunun Ay üzerinde olası insan kolonisi için bir başlangıç olacağını sözlerine ekledi.

MAZI
04 01 2008, 18:00
İşte en gerçek güneş görüntüsü

http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=322783

Amerikan Smithsonian Enstitüsü güneşin daha önce akla gelmeyecek detayların gözüktüğü bir fotoğraf elde etti

Amerikan Smithsonian Enstitüsü güneşin daha önce çekilen fotoğraflarını son teknolojiyle 35 kat büyüterek, daha önce akla gelmeyecek detayların gözüktüğü 3 metreye 5 metre uzunluğunda bir fotoğraf elde etti. Dünyaya, 150 milyon kilometre uzaklıkta bulunan yaşam kaynağımız güneş yüzde 70 hidrojen gazından oluşuyor. Merkezinin sıcaklığının 15 milyon derece, yüzeyinin sıcaklığınınsa 5 bin 500 derece olduğuna inanılıyor.

whitesnow
05 01 2008, 18:00
Yavru gezegen keşfedildi

Alman astronomları, ilk kez bir güneş sisteminde hala oluşum aşamasında bulunan bir yeni doğmuş gezegen keşfettiler.

Heidelberg'deki Max Planck Astronomi Enstitüsü tarafından yapılan ve ayrıntıları Nature dergisinde yayımlanan keşifte gözlenen gezegenin, Jüpiter'den 10 kat daha hacimli ve sadece 8 ila 10 milyon yaşında olduğu tahmin edilen TW Hydrae adlı genç bir yıldızın çevresinde döndüğü belirtildi.

Araştırmanın başında yer alan Johnny Setiawan ve meslektaşları, yıldıza 6 milyon km uzaklıkta bulunan ve sistemin tozlu diskinin içindeki yörüngeyi 3,56 günde dolaşan yavru gezegenin keşfinin, bir yıldız filizlenmeden önce nasıl gezegen oluşumunun çevresindeki gaz ve toz bulutundan temizlendiğini gösterdiğini belirttiler.

Bilim insanları makalelerinde, keşiflerinin, gezegenlerin 10 milyon yıl içinde, disk yıldız rüzgarları ve radyasyon tarafından dağıtılmadan önce oluşabildiğini ortaya koyduğunu kaydettiler. Gözlemlerinde Şili'deki Güney Avrupa Gözlemevinde bulunan 2,2 metrelik Max-Planck-Gesellschaft teleskobunu kullanan Alman gökbilimciler, TW Hydrae yıldızının Hydra takımyıldızına 182 ışık yılı uzaklıkta bulunduğunu belirttiler.

Gezegenlerin, gelişimini tamamlamakta olan yıldızların çevresinde dönen toz ve gaz disklerinin içinde oluştuğunu düşünen bilim insanları, çok genç örnekleri gözlemlemenin, Güneş Sistemi'nin de dahil olduğu gezegen sistemlerinin doğuşu ve gelişimini anlamaya yardımcı olacağını belirtiyorlar.

Sansli
04 03 2008, 18:00
Mars'ta çığ düştü

Bilim adamları, kızıl gezegenin yüzeyinde meydana gelen çığın fotoğraflarını yayınladı. Bu görüntülerin çok önemli olduğunu belirten araştırmacılar, Mars'ın yüzeyinin son 1 milyon yıldır değişmediğine dikkat çekti.

Görüntüler, Mars'a bilimsel veri toplamak için 2006'da gönderilen bir uzay aracı tarafından çekildi.

Mars yüzeyinde çığ gibi bir doğa olayının bu şekilde görüntülenmesi, sık rastlanan bir durum olarak görülmüyor ve kızıl gezegenin yakın zamanda görüntüye alınan yüzeyinin, 1 milyon yıldan fazla bir zamandır değişmediği belirtiliyor.

whitesnow
16 03 2008, 18:00
Gökyüzünü keşfe davet!

Rasathane'nin, TÜBİTAK Bilim ve Toplum Projesi kapsamında düzenlediği etkinliklerinden biri olan bu yılın ilk halk günü, 16 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek.

Bu yılki ilk halk gününde, Satürn'ün halkalarının çok ince bir çizgi şeklindeki özel konumu da izlenebilecek. Güneş etrafındaki bir tam turunu 29,5 yılda tamamlayan Satürn'ün halkalarının dizilişi, 13-16 yıl arasında bir kez meydana geliyor ve bir yıl süreyle gözlenebiliyor. Halkaların yalnızca bir çizgi şeklinde görüldüğü bu durumda Satürn, halkaların parlaklığa katkılarından yoksun kaldığı için her zamankinden biraz daha sönük görünüyor.

Etkinliğe katılanlar, derin uzay ve güneş sistemine ait gök cisimlerinin teleskoplarla gözlemlerini yapma, uzman astronomlardan sunumlar dinleme ve gökbilim üzerine merak ettiklerini sorabilme imkanına da sahip olacaklar. Ayrıca, Yedi Kandilli Süreyya ya da Yedi Kız Kardeş olarak da bilinen Pleiades açık yıldız kümesini, Ay'ın kraterlerini ve Mars'ı teleskopla görmek, çıplak gözle gökyüzünü tanımak ve gittiği her yerde kutup yıldızını bulabilmek isteyen her yaştan gökyüzü meraklıları, ücretsiz olarak yapılacak bu gökyüzü etkinliklerine katılabilecek.

AÜ Rasathanesi'nin, TÜBİTAK Bilim ve Toplum Projesi kapsamında düzenlediği etkinliklerden biri olan bu yılın ilk halk günü, 16 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek. Etkinlikle ilgili detaylı bilgiye http://rasathane.ankara.edu.tr adresinden ulaşılabiliyor.

Sansli
02 06 2008, 17:00
Nasa Mars'a yolculuk

http://www12.gazetevatan.com/video/video.asp?vid=4659

Sansli
27 07 2008, 17:00
21. asrın beşinci tam güneş tutulması

21. asrın beşinci tam güneş tutulması, 1 ağustosta yaklaşık 1 milyar kişi tarafından seyredilebilecek.

Bilim adamlarının açıklamasına göre, olimpiyatlardan bir hafta önce Çin'i alacakaranlığa gömecek olan güneş tutulması, cuma günü TSİ 12.30'da Kanada'nın kuzeydoğusundan başlayıp Grönland'ın kuzeybatısı, Kuzey kutbu denizi, Sibirya'nın kuzeyi, Moğolistan'ın batısı ve Çin güzergahını takip edecek. Tutulma Çin'de TSİ 14.20'de sona erecek.

Tutulma en fazla 2 dakika 27 saniye sürecek.

Güneş tutulması; güneş, ay ve dünyanın aynı hizaya gelmesinden kaynaklanıyor. Güneş aydan 400 kat büyük, ama aynı zamanda 400 kat uzak. Ay, güneşle dünyanın arasına girdiğinde güneşi kapatıyor. Güneş ayın çevresinde hare oluşturuyor. Tutulma buna deniyor. Bu esnada yeryüzü sanki alacakaranlığa gömülüyor, kuşlar ötmeyi kesiyor.

Çoğu Asya'da olmak üzere yaklaşık 1 milyar kişi, cuma günü güneş tutulmasının alacakaranlığında kalacak.

11 ağustos 1999'daki tutulma hadisesi, batı Avrupa'dan Hindistan'a uzanan geniş ve kalabalık nüfusa sahip bir bölgeden izlenebilmişti.

2009'un 22 temmuzunda meydana gelecek tam tutulma ise Hindistan'dan Çin'e çok daha fazla insan tarafından seyredilebilecek.

28.Temmuz.2008

MAZI
29 07 2008, 17:00
Gençler gökyüzünü yeniden keşfediyor

ANKARA - ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi'nde açılan Uzay ve Havacılık Merkezi, meraklılarına bir yandan helikopter ve uçak kullanma keyfini yaşatırken, bir yandan da uzayı inceleme fırsatı sunuyor. Merkeze gelenler, simülatörlerle helikopter kullanabiliyor, bilgisayar programları aracılığıyla galaksi ve gezegenleri keşfedebiliyor.

ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, Bilim ve Teknoloji Müzesi'nde kurulan Uzay ve Havacılık Merkezi hakkında bilgi verdi. Merkezi yeni açtıklarını bildiren Akbulut, duyurusunun yapılmamasına rağmen merkeze gösterilen ilginin mutluluk verici olduğunu ifade etti. Akbulut, Amacımız çocukların ve gençlerin uçak kullanmalarını sağlamak ve uzaya ilgilerini artırmak diye konuştu.


GERÇEK BİR HELİKOPTER KULLANMA KEYFİ


Merkezde 15 bilgisayarda 100'e yakın uçak ve helikopterin kullanılabildiğini kaydeden Akbulut, ayrıca gerçekte pilot eğitiminde kullanılan ancak gençler için basitleştirilmiş Skorsky tipi bir helikopter simülatörünün de bulunduğunu belirtti. Akbulut, şunları kaydetti:

Böylece meraklıları gerçek bir helikopteri kullanmanın keyfini yaşayabiliyor. Helikopter kullanmak gerçekten çok zor. Uzun zamandır çalışıyorum ama helikopteri düşmeden toparlayamıyorum. Ancak gençler, bu konuda gerçekten çok iyiler. Burada onların uçak ve helikopter gibi araçların kullanımına daha da ilgi duymalarını istiyoruz. Gerek helikopter simülatörünün gerekse diğer uçak simülasyonlarının hareketleri orijinallerine çok yakın.

Merkezde gençlerin uzaya olan ilgilerini arttırmak için de etkinlikler bulunduğunu anlatan Akbulut, şöyle devam etti:

Uzay filmlerinin gösteriminin yanı sıra bilgisayarlara yüklü teleskoplarımız var. Bunlarla galaksilere ve gezegenlere yaklaşarak inceleme fırsatı buluyorlar. Programlarımızdaki bilgilerle günün hangi saatinde hangi yıldız ya da hangi galaksi ne şekilde görünüyor gibi bilgilere anlık ulaşılabiliyor. Hatta zamanı ileri ya da geriye alarak durumlarını öğrenebiliyorlar.


GELECEĞİN ASTRONOTLARI, PİLOTLARI


Merkezde gençleri ve çocukları ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Akbulut, Umarız Türkiye'nin her yerinden gençler buraya gelir ve bu simülatörleri kullanırlar. Bütün uçakların kullanımı ücretsiz. Müzemiz herkese açık ve herkesi buraya bekliyoruz diye konuştu.

Mustafa Kemal Atatürk'ün İstikbal Göklerdedir sözünü anımsatan Akbulut, Atatürk yalnızca uçmayı değil uzayı da kastetmiştir. Biz de öğrencilere istikbalin göklerde olduğunu anlatmaya çalışıyoruz dedi.

Uçak ve helikopter simülatörlerinin kullanılabildiği ve uzayla ilgili gözlemlerin yapılabildiği merkezin Türkiye'de bir ilk olduğunu dile getiren Akbulut, Umarım buraya gelecek gençler, geleceğin astronotları, geleceğin pilotları olmaya karar verirler dileğinde bulundu. (aa)

Sansli
24 08 2008, 17:00
En büyük galaksi kümesi bulundu

Avrupa Astronomi Rasathanesi, 7,7 milyar ışık yılı ötede kainatın uzak köşelerinde şimdiye kadar tespit edilen en büyük galaksi kümesini buldu.

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) açıklamasına göre, rasathane uzmanlarının 2XMM J083026 524133 adını verdiği dev galaksi kümesi, kainattaki karanlık enerjinin varlığına işaret ediyor olabilir.

Açıklamaya göre, kümede bin kadar büyük galaksi yer alıyor. X ışını yayan kozmik kaynakların tespiti amacıyla yürütülen çalışmalar sırasında tesadüfen tespit edilen ve daha sonra daha güçlü bir teleskopla gözlem altına alınan galaksi kümesinin, Samanyolu'dan bin kat daha büyük kütleye sahip olduğu tahmin ediliyor.

Almanya'nın Potsdam kentindeki Astrofizik Enstitüsünden Georg Lamer, galaksi kümesinin varlığının, kainatın hızlanarak mütemadiyen genişlemesinin müsebbibi sayılan karanlık enerjiyi kanıtladığını bildirdi. Lamer, yazılı açıklamasında, Uzak evrende bu denli yoğun galaksi kümesi bulunması, ancak karanlık enerjiyle izah edilebilir... dedi.

Astrofizikçiye göre, 7,7 milyar ışık yılı mesafedeki galaksi kümesinin büyük kısmı, 100 milyon santigrad derece sıcaklığa sahip gazlardan oluşuyor.

DeliKasif
31 08 2008, 17:00
Uluslarası Uzay İstasyonu'nda bulunan Amerika'lı astronotların beraberlerinde ***ürdükleri dizüstü bilgisayarlarda virüs bulunmuş.

http://www.habergazete.com/ARS...zaya_si%C3%A7radi.htm
(http://www.habergazete.com/ARSIV/09-01-2008/bilgisayar_vir%C3%BCs%C3%BC_uzaya_si%C3%A7radi.htm
)
Tuhaf olan birkaç şey var;
1. İstasyonda hali hazırda onlarca bilgisayar olduğundan eminim ;) neden dizüstü ***ürmek gibi bir tuhaflık sahnelendi anlayamadım. Bildiğiniz gibi mekiklerin kalkış ağırlığı önemli ve mümkün olduğunca az kişisel malzemeye izin veriliyor.
2. Astronotların ***ürdükleri bilgisayarlarda anti-virüs programı yokmuş. İnanalım mı? Bin çeşit güvenlik protokolünün uygulandığı bir dünya dışı seyahate ***üreceğiniz makinanın temiz olup olmadığına bakmaz mı insan? bakılmaz mı? Bundan sonra bakacaklarmış...

Gora'yı hatırlatıyor bu tür haberler..

haberin kaynağı: http://www.spaceref.com/news/viewnews.html?id=1305

DeliKasif
31 08 2008, 17:00
spaceref sitesinden;

Int. Uzay İstasyonu'nda kullanılan bilgisayarlarda MS Windows NT kullanılıyormuş ve sorunların çoğu Windows NT'den kaynaklanıyor. Rusların kullandığı işletim sistemi daha güvenli görünüyor demişler. ;)

Haberlere yapılan yorumlar da güzel, neden Linux kullanmıyorlar?,NASA hala 90'larda yaşadığını sanıyor heralde! tarzı yorumlar yapılmış. Tavsiye ederim ;)

whitesnow
26 02 2009, 18:00
Uzayda inanılmaz görüntü !
Astronomlar, evrende devasa bir göze benzeyen bir oluşum keşfetti ve yakın takibe aldı. İşte ilginç fotoğraflar...

http://www.samanyoluhaber.com/haber-139648.html

http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/2908/1

MAZI
22 10 2010, 04:15
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), bir yıl önce su bulmak için Ay'ı vuran roketin bol miktarda kullanılabilir su, gümüş ve cıva açığa çıkardığını bildirdi

Roketin patlamasıyla birlikte, donmuş su, karbon monoksit, amonyak ve gümüşümsü metallerin uzaya yayıldığı açıklandı. Vurulan kraterde, 1 milyar galon donmuş su olabileceği hesaplanıyor.

NASA, Ay Krateri Gözlem Uydusu (LCROSS) ile 9 Ekim 2009'da Ay'ın güney kutbundaki Cabeus kraterine bir roket fırlatmıştı. Amaç, Ay'ın bu kısmında bulunan kraterlerde buz olup olmadığı, eğer varsa nasıl bir buz olduğunun analizini yapmaktı.

Yüzeye bir mermiden daha hızlı gönderilen Centaur adlı roket, kraterin yaklaşık 30 metre üzerinde infilak etti. Patlamayla birlikte etrafa 4 ila 6 ton arasında kaya, toz ve buhar yayıldı. Yayılan parçaları başka bir uyduyla analiz eden NASA bilim adamları, ilginç bulgulara ulaştı. Cabeus kraterinin içindeki toplam kütlenin yüzde 5,6'sının donmuş sudan oluştuğu hesaplandı. Açığa çıkan gümüşün, maden değil de küçük partiküller halinde olabileceği, civa miktarının ise beklenenden fazla olduğu kaydedildi.

Rhode Island eyaletindeki Brown Üniversitesi'nden gezegen jeologu Peter Schultz, "Bu krater, sanki elementlerin hazine sandığı gibi. Kalıcı gölgelerin arasına konulmuş" yorumunu yaptı. NASA'nın LCROSS görevi lideri Anthony Colaprete ise, Cabeus kraterinin içinde 1 milyar galon donmuş su olabileceğini hesapladıklarını söyledi. Bu da yaklaşık 1500 olimpik havuzu doldurabilecek miktarda su anl***** geliyor.

LCROSS görevi, NASA'ya yaklaşık 80 milyon dolara mal oldu.

22.10.2010

MAZI
28 10 2010, 16:12
Amerikalı astronomların kısa süre önce keşfettiği nötron yıldızı (pulsar), Güneş'in iki katı ağırlığıyla kütle rekoru kırdı.

Ingiliz bilim dergisi Nature'da yayınlanan makalede, dev yıldızların infilak edip süpernovaya dönüştükten sonra "kadavraları" haline gelen hiper-yoğun nötron yıldızlarının, çok yoğun maddenin anlaşılmasına katkı sağlayabileceği belirtildi.

Tüm kütlesi 10 kilometre civarında çapı bulunan küreye sığabilen nötron yıldızlarının ağırlığı 500 milyon tonu bulabiliyor.

ABD'deki Socorro'da bulunan Ulusal Radyo Astronomi Gözlemevinden yapılan açıklamada, bu sıradışı yoğunluğun, nötron yıldızlarını, fizikte bilinen en yoğun ve egzotik maddenin durumlarını incelemek için doğal bir laboratuvar haline getirdiği bildirildi.
Araştırmanın başında yer alan Paul Demorest, Dünya'dan 3 bin ışık yılı (1 ışık yılı: 9,5 trilyon km) uzaktaki nötron yıldızının Güneş'in iki katı ağırlığa sahip olmasının "şaşırtıcı" olduğunu, bu kadar büyük kütlenin nötron yıldızlarının bileşimi konusundaki teorik modellerin devre dışı kalmasına neden olduğunu kaydetti.
Gökbilimci Demorest, bununla birlikte bu gökcisminin tüm çok yüksek yoğunluklu maddelerin ve nükleer fiziğin birçok ayrıntısının anlaşılmasına katkısı olacağını ifade etti.

Bugüne kadar bilinen en büyük kütleli nötron yıldızının ağırlığı, Güneş'in 1,67 katıydı.

Astronomlar, aynı zamanda bir pulsar (periyodik elektromanyetik dalgalar yayan gökcisimleri) olan bu nötron yıldızının kütlesini Dünya'dan ölçebilmek için, Albert Einstein'ın görelilik teorisinden faydalandılar.

Pulsar'ın son derece dakik bir kronometre gibi saniyedeki 317 rotasyonluk ritmle gönderdiği radyo dalgaları, bir başka yıldız kalıntısı olan bir beyaz cüceye çarptıktan sonra, bu gökcisminin çekim gücünün uzay-zamanı bozması nedeniyle Dünya'ya gecikerek ulaştı. "Shapiro rötarı" adı verilen bu olay, bilimadamlarının iki dev yıldızı da kesin bir şekilde ölçmelerine olanak sağlıyor.


AA

whitesnow
06 02 2011, 17:07
Mars'ın kuzeyindeki uzun zamandır sabit olduğu düşünülen geniş kumul bölgenin hareket ettiği ortaya çıktı.

Kızıl Gezegen'in yörüngesindeki Mars Reconnaissance Orbiter'ın (MRO) yüksek çözünürlüklü HiRISE (High Resolution Imaging Science Experiment) kamerasıyla çektiği görüntülerde, Mars'ın kuzey kutbu yakınında yer alan ve gezegeni bir bant gibi çevreleyen Texas eyaleti genişliğindeki kumul bölgenin hareketli olduğu görülüyor.

Araştırmalarını Amerikan Science dergisinde yayımlayan bilimadamları, bu gözlemden önce, Mars yüzeyinde, rüzgarların şimdikinden çok daha kuvvetli olduğu çok eski dönemlerde oluştuğunu düşündükleri bu karanlık kumul bölgede pek bir hareket tespit edemediklerini belirterek, "Bu kumullardaki değişikliğin sayısı ve büyüklüğü çok şaşırtıcı" dediler.

Araştırmayı yapan Arizona Üniversitesi öğretim üyeleri, gözlemlerinin, dört dünya yılına denk gelen iki Mars yılı sürdüğünü belirterek, kumullardaki bu değişimin sebebinin Kızıl Gezegen'deki donmuş karbondioksidin mevsime bağlı erimesi ve şiddetli fırtınalar olduğunu kaydettiler.

Kışları kumul bölgeyi kaplayan donmuş CO2 katmanının, baharda sıcaklığın yükselmesiyle doğrudan gaz durumuna geçtiğini belirten bilimadamları, "Mars'ın kumul yüzeyini değiştiren bu gaz kabarmaları, yeni uçurum ve platolar oluşturan kum çığlarına neden oluyor" ifadesini kullandılar.

AA 4.2.2011

MAZI
16 02 2011, 15:46
Güneş'te dün son dört yılın en kuvvetli patlaması meydana geldi.

Astronomlar, dün TSİ 03.56'da meydana gelen en kuvvetli tipteki bu patlamanın dev alevlerinin Dünya'ya doğru yöneldiğini ve haberleşmeyi olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

NASA'nın Solar Dynamic Observatory (SDO)uzayaracı, patlamanın meydana geldiği noktadan yayılan yoğun mor ötesi radyasyon dalgasını kaydetti.

İngiliz uzmanlar, jeomanyetik fırtına uyarısında bulunarak, patlamanın yol açtığı ışımanın ülkenin kuzeyinden görülebileceğini belirtti.

NASA, patlamanın meydana geldiği ''1158 noktasının'' faaliyetinin hızla arttığını bildirdi.

Uzmanlar, Güneş'in birkaç yıl süren düşük aktivite döneminin ardından ''uyanışa geçtiğini'' belirtiyor.

AA 16.2.2011

Sansli
30 08 2011, 07:52
Izle;
http://www.haber365.com/Video/Samanyolunun_Ilk_Gercekci_Animasyonu/

Bilim insanlarının, Samanyolu gibi sarmal galaksilerin doğuşunu yeniden gözlemleyebilmek için 20 yıldır süren çalışmaları sonuç verdi.

Projenin her aşamasında çalışan İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü araştırmacısı Javiera Guedes'in açıklamalarına göre, Eris'in yapılabilmesi için NASA'nın en büyük süper bilgisayarı 'Pleiades', yaklaşık 9 ay boyunca hiç durmadan hesaplama gerçekleştirdi.

Simülasyon, 'Gasoline' adı verilen bir software platformunda oluşturuldu. Bu sistem sayesinde, 13 milyar yıl boyunca hareket eden galaktik gaz ve karanlık maddeyi sembolize eden 60 milyonu aşkın taneciğin hareketi yüksek çözünürlükte takip edilebildi. Samanyolu içerisindeki milyarlarca yıldızın, milyarlarca yıllık oluşum süreci en akıcı haliyle Eris'te ortaya çıkarıldı.

Gök bilimciler, simülasyon sayesinde evrenle alakalı pek çok soruya yanıt bulabilmeyi umuyor. Araştırma sonuçları, Astrophysical Journal'da yayınlandı.

MAZI
07 11 2011, 14:29
İngiliz işadamı Richard Branson, tarihin ilk ticari uzay yolculuğunun bir yıl içinde gerçekleştireceklerini söyledi.
Uzay turizmi şirketi Virgin Galactic’in sahibi Bronson, “Ana gemiyi bitirdik. Füze denemeleri gayet iyi gidiyor. Sanıyorum 12 ay içinde uzaya fırlatmayı başarabileceğiz” dedi. Şirket, daha önce uzaya gitmek için bilet satmaya başlamış, yaklaşık 200 bin dolarlık biletleri 430 kişi satın almıştı.

2030'DA MARS'TAYIZ!
“Uzay Fırlatma Sistemi” projesiyle, 2030’lu yıllarda insanoğlunun Mars’a gitme hayalinin gerçekleşmesi bekleniyor.
Yeni tasarım, insanoğlunu Ay’a taşıyan sıvı yakıtlı roketleri hatırlatsa da, roketler daha güçlü olacak, bu sayede astronotlar daha uzağa seyahat edebilecek. Fırlatma denemelerine 6 yıl içinde başlanacak. İlk astronot ekibi bu roketle 2021’de uzaya gidecek ve 2025’te ise dünya yakınındaki bir göktaşına inecek. Buradan 2030’lu yıllarda Mars’a gidilmesi hedefleniyor.

MAZI
07 11 2011, 14:37
Yaklaşık 30 yıl önce bilim kurgu başyapıtlarından Star Wars (Yıldız Savaşları)’nda hayal edilen iki güneşli gezegen, Dünya’dan 200 ışık yılı uzaklıkta tespit edildi.

Gözlem, Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’nın yerküre benzeri karasal gezegenleri araştırma ve algılama amacıyla tasarladığı Kepler uzay teleskopu tarafından gerçekleştirildi. Star Wars eserlerindeki iki güneşli gezegen Tatooine’den esinlenen bilim insanları, yeni keşiflerine de aynı ismi verdi.

Saturn büyüklüğündeki küre, ‘yaşanabilir bölge’ olarak kabul edilen uygun uzaklığın içerisinde olmadığı için aşırı soğuk yüzey yapısı sebebiyle bilinen tarzda hayat için elverişli değil. Yine de üzerinde sıvı olabileceği düşünülüyor. Etrafında döndüğü yıldızlardan birisi Güneş’in yüzde 69’u, diğeri ise sadece yüzde 20’si kadar kütleye sahip. Gezegen, bu iki yıldızın etrafındaki dönüşünü 229 günde tamamlıyor. Üzerinde iki kez gün batımı ve iki kez gün doğumu meydana geliyor.

Bilim insanları, çok güneşli gezegenlerin varlığının bilindiğini, ancak son keşifle ilk kez bunun doğrulandığını açıkladı. Kepler görevi astronomlarından William Borucki, “Bu bir dönüm noktası. Çok güneşli gezegenlerin de yaşama ev sahipliği yapma olasılığını doğruluyor. Tek yıldızlılara oranla, iki güneşli gezegenlerde yaşama elverişlilik daha yüksek bir ihtimal” dedi.

Araştırma sonuçları Science dergisinde yayınlandı.

olives
10 11 2011, 00:00
gerçek bir olaydır ve önemli bir kısmı yamulmuyorsam incirlik üssündedir. bunlardan 8 tanesini türkiye' nin gerekli koşulların oluşması durumda kullanma hakkı da var.

1-2 sene önce cumhuriyet gazetesinde haber olmuştu bu. gülmekten yere yatanlara...

Imbat
17 01 2012, 06:28
Astronomlar, Dünya'nın da içinde yer aldığı Samanyolu galaksisinin (gökada) tam olarak rengini belirledi.

Amerikalı astronomlar, 219. Amerikan Astronomi Vakfı toplantısında yaptıkları sunumda, Dünya'ya ev sahipliği yapan galaksinin dışardan nasıl göründüğünü bulmaya çalıştıklarını belirterek, Dünya'nın Samanyolu'nun içinde olmasından dolayı bunun zor bir iş olduğunun altını çizdi.
Diğer galaksilerin yıldızlarıyla karşılaştırınca elde ettikleri sonucun pek şaşırtıcı olmadığını ve Samanyolu'nun ''beyaz'' renkli olduğunu belirten gökbilimciler ancak bunun sıradan bir beyaz değil, ''güneş doğduktan bir saat sonraki veya batmadan önce yağan bahar karı'' renginde olduğunu kaydetti.
Astronomlar için galaksinin renginin aslında en önemli parametrelerden biri olduğunu belirten Pittsburgh Üniversitesi'nden Jeffrey Newman, ''Rengi bize basitçe galaksideki yıldızların yaşını anlatır, yıldızların ne kadar süre önce oluştuğunu, bugün mü yoksa milyarlarca ve milyarlarca yıl önce mi oluştuklarını gösterir'' diye konuştu.
Bu arada, Amerikan Astronomi Vakfı'ndan sun**** bir başka araştırmada da gökyüzünde parlayan her yıldızın en az bir gezegeni olduğu tespit edildi.
Çekimsel mikrolens adı verilen bir teknik kullanılarak yapılan araştırmaya göre, Samanyolu'nda Dünya ölçülerinde 10 milyar civarında gezegen bulunuyor ve bilimadamları şimdiye dek daha milyarlarcasının bulunduğunu gösteren bir miktar dış gezegen (güneş sistemi dışındaki gezegen) keşfetti.

Haber Kaynağı: AA

Sansli
28 01 2012, 16:43
Otobüs büyüklüğünde bir gök taşı Dünya'nın yakınından geçti.

Otobüs büyüklüğündeki bir gök taşının, Yeryüzüne dün 60 bin kilometre yaklaştığı, ancak uzmanların çarpma olasılığı konusunda kaygı duymadığı bildirildi.

Güneş sisteminde bu cisimleri izleyen Minor Planet Center'dan Gareth Williams, 2012 BX34 adı verilen gök taşının, 6 ila 19 metre çapında olduğunu belirtti.

Williams, gök taşının Arizona'daki bir teleskop tarafından çarşamba günü saptandığını ve bir çarpışmanın az farkla önlendiğini kaydetti.

Williams, gök taşının boyunun küçük olmasından dolayı yeryüzüne çok yakın bir mesafede fark edildiğini, gök taşının Dünyanın yakınından geçmesinin sürpriz olmasına karşın, bunun tam olarak alışılmadık bir durum olmadığını, geçen sene Ay yörüngesinden geçen yaklaşık 30 cisim gözlendiğini açıkladı.

Amerikan Uzay Ajansı, önceki gün Twitter'den ''gök taşının 27 Ocak'ta, Yeryüzünün yanından sorunsuz bir şekilde geçeceğini'' açıklamıştı.

whitesnow
20 02 2012, 13:27
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)'ya ait uzay aracı, Ay'ın Dünya'dan görünmeyen diğer yüzünün şimdiye kadar çekilmiş en yakın görüntülerini elde ede etti.

İnsanoğlu yeryüzünden Ay'ın hep aynı tarafını görüyor. Çünkü Dünya ve Ay, birbirlerine ‘kütleçekim kilidi' ile bağlı olduklarından, zaman içinde Ay'ın yer küre çevresindeki yörünge periyodu ile kendi çevresindeki bir turu eş zamanlı hale gelip dengelendi.

NASA'nın Kütleçekim Dönüşümü ve İç yapı Laboratuarı (GRAIL) Ebb ve Flow adlı ikiz uzay araçları, Ay yüzeyini incelemek üzere 2011'in Eylül ayında uzaya fırlatıldı. GRAIL Ebb aracı, 19 Ocak'ta Ay'ın karanlık yüzünün eşsiz fotoğraflarını çekti. NASA, dün konuyla ilgili 30 saniyelik bir görüntü yayınladı.

Videoyu oluşturan fotoğraflar, GRAIL Ebb'nin Ay'ın kuzey kutbundan güney kutbuna doğru olan 55 kilometre yükseklikteki yakın uçuşu sırasında çekildi. Kraterlerin yanında en dikkat çeken jeolojik oluşum, 3 milyar yaşındaki ve yaklaşık 900 kilometre genişliğindeki Mare Oriantale adlı bölge. Buraya dev bir göktaşının çarptığı sanılıyor. 149 kilometre genişliğindeki Drygalski krateri de yine burada yer alıyor.

Ay'ın karanlık yüzü, ilk kez 1959'da Sovyet Luna 3 uzay aracının kameralarına yansıdı. Çıplak gözle ise ilk kez 1968'deki Apollo 8 görevine katılan astronotlar tarafından görüldü.

whitesnow
20 02 2012, 13:29
Çin, Çang'ı-2 uydusunun Ay'ı tüm yüzeyleriyle görüntülediği fotoğrafları yayınladı.

Çin Milli Savunma Bakanlığı Teknolojik Araştırmalar Dairesinin yayınladığı 746 fotoğrafın birleştirilmesi ile oluşan haritanın Ay'ın tüm yüzeylerini görüntülediği kaydedildi.

Ulusal basındaki haberlerde ise, Ay'ın görüntüsünün 7 metre mesafelik çözünürlükle ilk kez tam olarak ayrıntılı görüntülendiği belirtildi.

Ay'ı görüntüleme amacıyla geliştirilen Çang'ı serisinin ikinci uydusu olan Çang'ı-2, 1 Ekim 2010'da yörüngesine fırlatılmıştı.

Görüntüleme işlemini tamamlayan uydu, ikinci yörüngesi olan Dünya'nın 1,5 milyon kilometre ötesine konumlanacak.

whitesnow
20 02 2012, 13:36
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Güneş Sistemi'nin dışında birçok bakımdan Dünya'ya şaşırtıcı biçimde benzeyen yeni bir gezegen bulduğu bildirildi.

Bilimadamları, yeni gezegenin yüzeyinde sıcaklığın yaklaşık olarak 72 derece olduğunu, yıldızının Güneş'e ikizi kadar benzediğini, muhtemelen su ve toprağa sahip olduğunu söyledi.

Yeni gezegenin NASA'nın ''gezegen avcısı'' teleskopu Kepler tarafından bugün yaşanabilir bölgenin ortalarında bulunduğu, bunun da yaşam koşullarının uygunluğuna işaret ettiği belirtiliyor. Kepler'in ilk defa Güneş Sistemi'nin dışında yaşanabilir bölgede ne çok sıcak ne de çok soğuk bir gezegen bulduğu kaydedildi.

Astronomlar sözü edilen bölgede daha önce iki kez gezegen bulduklarını açıklamışlar ancak yaşam için umut vadetmeyen gezegenlerden birinin konumunun çok tartışmalı olduğu, diğerinin de sıcak sınırda olduğu belirtilmişti.

MAZI
26 02 2012, 03:21
Dünya, bu hafta sonu çok nadir görülen bir gök olayına tanıklık edecek. Jüpiter, Venüs ve Ay, bir gün boyunca birbirlerine yaklaşacak ve gökte görülmeye değer bir düzen oluşturacak.

İnternet üzerinden izleyebilecek “Üçlü birleşme” adı verilen süreçte, üç gök cismi bugün ve yarın gece birbirlerine yaklaşacak. Bu gece TSİ 04.30’da başlayacak olam üçlü birleşme, Pazar gecesi aynı saatte tekrarlanacak. Jüpiter, Venüs ve Ay’ın hareketlerini, Slooh Uzay Kamerası takip edecek. Kameranın çektiği görüntüler, http://events.slooh.com/ adresinde yayımlanacak.

Slooh, üçlü birleşmeyi, ABD’nin Arizone eyaletinden Afrika kıyılarındaki Kanarya Adaları’na kadar dünyanın dört bir yanındaki gözlemevlerinden aldığı görüntülerle aktaracak.

Hilal şeklindeki Ay, bu gece Venüs’e, yarın gece ise Jüpiter’e yaklaşacak. Gök bilimciler ve astronomi meraklıları, Ay’ı takip ederek, 24 saat içinde gökte ne kadar mesafe kaydettiğini gözlemleyebilecek. Ay’ın yanı sıra, Jüpiter ve Venüs’te birbirlerine yavaşya yaklaşıyor. Her iki gezegen, 13 Mart gecesi birbirlerinin yanından geçecek.

Slooh Uzay Kamerası, geçtiğimiz yıl Haziran ve Aralık aylarında gerçekleşen Ay tutulmamalarını da gözlemlemiş ve bu görüntüler internet üzerinden yayımlanmıştı.

25 Şubat 2012