PDA

Tüm Versiyonu Göster : Anket: Dogal ve Bilimsel Vucut Gelistirme (No Pain, All Gain)



Sayfalar : 1 [2]

amirhuso
28 12 2004, 18:00
Öncelikle Fearles arkadaşım Tekrar geçmiş olsun

SORU
KONU : Karın Kasları
İlgili : SAİRCON

Selam saircon Benim sana bir sorum olacak.Şimdi o on soruda karın eksersizleri makaleni 2 defa falan okudum. Şimdi sormak istediğimBu iç karın kaslarının çalıştırılması ile ilgili nefes alıp vermek gibi bir exersiz tavsiye edilmiş ama bunun nasıl yapılacağını ben tam anlayamadım.Birde ben karın kaslarımın belirgin olmasını istiyorum bunun için neler yapmalıyım diyet , hangi tip exersizler yağ yakıcı herhangi bir şey falan. gibi Yani hocam istediğim yaza kadar 6 ay a kadar azda olsa belirginleşmiş bir karın kası ile yaza girmek istiyorum. Hemen hemen 3 sene sonra ilk defa tatile çıkacağımda.Formda gitmek istiyorum.Ve estetik görünmek istiyorum.He bu soruma cevap vermezssen de alınmam.Belki bu yazdıklarımı tasvipo etmiyor olabilirsin ama benim istediğim tarzda şeyleri eminim bir çok kişide aynı benim gibi istiyordur.Çünkü her kes çevresindeki insanların özellikle denizde dikkatini çekmek hoşuna gider heralde.
Ha spor yönü ayrı bir olay oda çok önemli tabiiki.Yani ben bu işi bu sene tatile gideceğim diye yapmıyorum 1 senedir devam ediyorum ve tatile gidip geldim diye bırakmayacağım.Ama dedim ya yzada formda girmek istiyorum.İlgi ve alakana Teşekkür edrim.

amirhuso
28 12 2004, 18:00
Sağol arkadaşım.

Zaten benimde demek istediğim o sorumda yani karın kaslarını belirgin hale getirmek için ne tarz bir diyet uygulamak lazım ne tarz hareket etmek lazım bunları merak ediyorum.He bu arada karın bölgesinde öyle çok aşırı bir yağlanma ama bir miktar yağlanma olayı var tabi deri kalın yani.

AlGeRdEn
28 12 2004, 18:00
amirhuso

Acikcasi bende karin kaslarimin cikmasini istiyorum.zten sıktıgım zaman az cok cıkıyo.ama sıkmadan da karın kaslarının gozukmesı mumkun mudur? bir de amirhuso diet yapmadan karın kaslarının cıkmayacagını duydum, istedigin egzersizleri yapsan bile diet yoksa olmuyo galiba.ben bu yazı es gectim.eger diet yapsam karın kaslarını cıkartıcam bılıyorum ama bu sefer hacımden vercem.cunku dıger kaslarım karın kası kadar belırgın olmuyo.seneye kadar sadece hacim almayı dusunuyorum ama bir daha ki yaza ins definasyonlu gircem.neyse sana basarılar kardesim

Saircon
29 12 2004, 18:00
Sevgili forum sakinleri,

Bu yazimin amaci, karin kaslarinin calistirilmasi ile ilgili gelen son bir kac soru ve yorumu elimden geldigince cevaplandirmaya calistirmaktir. Her ne kadar yaklasik 10-12 sayfa dolusu bir makale dahi yazip anlatmaya calissam da, medyanin ve bilimden uzak iddialarin bu kadar suredir degistirdigi gercekler nedeniyle insanimizi bilinclendirmenin ne kadar zorlastigini gorup uzulmemek elde degil.

Oncelikle karin kaslarinin daha belirgin olabilmesi, onlarin antrenmanli olup olmamasina bagli degildir. Icimizde hic birimiz, bir haltercinin karin kaslarinin gucsuz ya da antrenmansiz oldugunu soyleyecek cesarette olamaz degilmi. Vucut agirliklarinin 3-4 misli agirligi 1-2 saniyede baslarinin uzerine koparabilen bu adamlarin karin kaslarinin kuvvetli olmamasi imkansizdir. Ama bir haltercinin vucut yapisina baktigimiz zaman bazilarinin karin bolgesinin belirgin olmasini birak, hafif gobekli bile oldugunu hepimiz goruyoruz. Ayni ornegi cogaltmak mumkun, guresciler, gulleciler, cirit aticilar vesayire. Bu demektir ki karin kaslarinin surekli aktif durumda olmasi ve kuvvetli olmasi demek, gorunur olmasi demek degildir.

Peki karin kaslarinin gorunur olmasi neye baglidir? Vucut yag oraninin dusuk olmasina baglidir. Vucut yag orani nasil duser, dogru beslenme (diyet degil) ve surekli egzersiz ile. Diyet degil diyorum cunku kalorilerin kisilmasindan once ilk yapilmasi gereken sey, ogunlerimizde yedigimiz ise yaramaz besinleri cikarmak ve yerine saglikli olanlarini koymaktir. Cunku cogu zaman direkt kalori kisilmasina gidildiginde zaten bir iki lokma saglikli besin yemek durumunda olan insanimiz kisitladiklari kalorileri buyuk bir yanlis yaparak bu saglikli besinlerden yapmakta ve bu nedenle cok kisa surede yeniden kilo almaya baslamaktadirlar. Ben buna diyetin GERI TEPMESI diyorum. Zaten etrafiniza bakinca baslayip birakip baslayip birakip diyeti bir cocuk oyuncagina ceviren ve gittikce yaglanan insanlari farkediyorsunuzdur. Daha once bir cok kere verdigim nasihetlerde bahsettigim islenmemis ve dogal sebze, meyve, baklagil, et, tavuk, balik, cig sut (koy sutu), free range (hapsedilmemis, ciftlikte dolasabilen tavugun yumurtasi) yumurta vb. gibi yiyecekleri tuketmeye basladigimiz zaman zaten abur cubura yer kalmayacagi icin vucut yagini daha etkili bir sekilde kullanmaya baslayacak ve bir de olculu (giren kalori miktari cikana esit, bir diyetisyenle hesaplanabilir) yenilirse ideal kilomuza ulasmamak icin hic bir neden kalmayacaktir.

Peki madem ne kadar karin kasi calisirsam calisayim, (adam akilli saglikli beslenip, surekli ve duzenli hareket halinde degilsem) karin yaglarim erimeyecekse, neden karin calismasina ihtiyacim var? Iste burada stabilite kavrami isin icine giriyor arkadaslar. Vucudumuzda kas olusturabilmek ve yag eritebilmek icin surekli salonda yaptigimiz kardiyolar, agirlik calismalari vesayire esnasinda vucudumuzun desteklenmesi gerekmektedir. Yani guvenli antrenman yapabilmek icin (guvenli squat, guvenli dead-lift, guvenli kosular gibi) karin kasi kuvveti gereklidir. O nedenle karin kaslarinin calistirilmasinin bence asil nedeni, agir antrenmanlar icin govdeye destek olusturmaktir.

Makalemde de belirttigim gibi yerde sirt ustu yatarak yapilan mekik cekisler, ne yazik ki govde stabilitesine hic bir katkida bulunmamaktadir cunku insanoglunun dogal pozisyonu (ve bir cok tahlikeli egzersiz pozisyonu) ayakta durustur. Peki o zaman karin kaslarini fonksiyonel olarak nasil calistiracagiz? Oncelikle ic karin kaslarinin calisip calismadigindan emin olmak gerekir cunku ilerde bahsedecegim fonksiyonel (ayakta) ve degisik pozisyonlarda yapilan patlayici karin calismalarina birden gecildiginde buyuk sakatlik problemleri dogabilmektedir. (Ozellikle salonlara giden buyuk cogunlugun yavas ve durmak bilmeyen tekrarlarla sirt ustu yerde karin calistirdigini goz onune alirsak!!!) Bu yuzden ne yazik ki birebir gosterme ve fiziksel testler uygulamadan burada kimseye egzersiz onerisi yapmak istemiyorum. Hatirlarsaniz ic karin kaslarinin nasil harekete gecirilecegi konusunda gerek bel sakatligi geciren arkadaslari icin yardim isteyen bir arkadasa yerdim ederken, gerekse makalemde ve bir cok yerde aciklamaya calistim. O nedenle bunu da tekrar burada uzun uzun yazmayacagim. Ancak size simdilik bir fikir olsun diye ayakta yapilan patlayici karin egsersizlerinden bir ornek olarak wood-chop denilen egzersizi verebilirim. Cable ile ust caprazdan alt capraza hizla rotasyon seklinde yapilan bir egzersiz. Tipki odun kesmeye benziyor. Size demedim mi fonksiyonel diye :) Artik bir vurusta kutukleri ikiye ayirir hava yaparsiniz o sisko gobeginizle.... Burasi sakaydi, civitiyorum biraz :) internette wood-chop exercises diye baktiginizda eminim bir kac foto yakalar ve dikir sahibi olursunuz. Ama dedigim gibi ileri derece ic karin stabilitesi edinmeden yapmak cok tehlikeli olabilir, artik bu konuda ya su an devam ettigim kitabimin cikmasini, ya hazirlamayi dusundugum bir egzersiz videosunun piyasaya cikmasini ya da seminerlerimi beklemek durumundasiniz, bunun icin ozur dilerim. Simdi aklima geldi bu arada, bir cok martial arts (uzak dogu sporu) karin kaslarini patlayici ve fonksiyonel olarak kullanmaktadir, o nedenle ben calistiracagim kisinin bir uzak dogu sporcusu olmasini, bir mekik sampiyonu ya da magazinlerde kapak mankeni olmasindan bin kat daha fazla isterdim.


Umarim bunun yardimi olur.. Iyi calismalar, sorular icin tesekkurler, beni terletmeye basladiniz sonunda :) )

Serkan

fa
29 12 2004, 18:00
nice mutlu, saglikli, bol kasli ( fit gorunsun ama ) yillara arkadaslar. umarim 2005'te her sey gonlunuzce olur.

TILT
29 12 2004, 18:00
KONU KARIN KASLARI GÖRÜNÜMÜ
İLGİLİ SAİRCON
Hocam benim karın kaslarım belirgin fakat dilimler karşılıklı değil anlatabildimmi acaba yani bitarafın çizgisi altta diğeri yukarıda ne yapabilirim. ve bir sorumda kişisel iki göğüs arası çok fazla açık üst kısım fena değil ama özellikle alt kısım yani göğüs masajında baskı uygulanan yer hocam anatomik olduğunu ve kilo aldıkça kapanacağını söyledi ve cable cross yapmamı istedi benden sizlerin de bir yardımı olurmu tşklr

TILT
29 12 2004, 18:00
DOSTUM FA TŞKLR SANA HOCAMA VE FORUMDA VAROLAN BÜTÜN ARKADAŞLARA İYİ SENELER KENDİM İÇİN DİLEDİĞİM HER ŞEYİ SİZLER İÇİNDE DİLİYORUM UMARIM DOSTLUĞUMUZ DAHADA İLERİ GİDER HERKESE SAYGILAR
İĞRENÇ BİR ESPRİ SENEYE GÖRÜŞÜRÜZ........... :D

Saircon
30 12 2004, 18:00
FA,

Gercekten dusundurucu bir yazi. Merak ettim sen mi yazdin yoksa bir gazete yazarinin yorumu mu? Bu yaziyi okudukca, kendimizi ilgilendirmedikten ya da bir cikarimiz olmadiktan sonra hic bir gelismeye kulak asmadigimiz, dusunmedigimiz ya da dusunmek istemedigimiz gercegi meydana cikiyor. Saskinlikla simdi farkina variyorum ki bir sekilde bu yorumlari, dis dunya kulturleriyle ilgili egitimsel yazilari, haberleri elde olarak ya da olmayarak okumuyordum ya da izlemiyordum. Sanirim bu vurdumduymazlik az cok hepimizde var. Bence bu teknolojinin negatif sonuclarindan biri olsa gerek, sanki birbirimizden ve tabiat anadan uzaklasiyormusuz gibi geliyor bana. Insanoglu eski caglarda topluluk halinde yasayarak hayati idame edebilmisti. Simdi ise , ozellikle Amerika'da bunu daha cok hissediyorum, herkes kendini digerlerinden soyutluyor, arabasina, ofisine, odasina kapatiyor kendisini ve kimseye guvenmiyor. Doga'ya bile. Hatirlarsaniz daha once bir kac sefer dogal yiyeceklerin oneminden bahsederken; nasil insanoglunun son 100 sene icinde cok degistigini, tabiat ananin bize verdigi nimetlerden daha iyi ve guvenli besin yapabilecegini dusunmeye basladigini, pastorizasyonla, homojenizasyonla, aritma islemleriyle, ilaclamalar ve yapay gubrelerle hemen hemen her besin maddesini icinde neredeyse hicbir bakteri vs, kalmayincaya kadar arindirmaya calisildigini ve tabii bir cok yararli unsuru da beraberinde oldurdugunu anlatmistim. Okyanuslarin anasini aglatip sonra da yapay havuzlarda genleriyle oynanmis baliklar uretip bize yediren, yiyeceklerin icine binbir turlu kimyasal madde koyup okullarda cocuklarimizin durmak bilmeden yemesine neden olan insanlarda ayni guruba giriyorlar.

Fakat bu tabiat anadan daha ustun olma yarisi icinde hepimizin gordugu gibi bazi olumsuzluklar da ortaya cikiyor. Bunlardan birisi bu deprem esnasinda yasandi. Biz teknolojilestikca dogadan uzaklasiyoruz. Bu nedenle de dogayi dinleme ve onlem alma ozelligimizi kaybediyoruz. Bu Tsunami depreminde deprem bolgelerinde tek bir topluca hayvan olumu gozlenmemistir, cunku hayvanlarin hepsi bir sekilde dogada olusan degisikleri farkedebilmisler ve yuksek yerlere, dalgalarin ulasamadiklari yerlere onceden hareket etmislerdir. Acaba bu her zaman sadece hayvanlara ozgu bir duyu muydu? Bence dostlar, eski insanlar da bir zamanlar dogayla ic ice yasamaktan, etrafinda olup bitene dikkat vermekten, topraginda kendi elleriyle besinini yetistirmekten dolayi az da olsa bu duyuya sahipti ve dogadaki gelismeleri ic gudusuyle daha etkili hissedebiliyordu. Yoksa bugun hala hayatta olabilirmiydik?

Biraz fazla felsefe yaptim, kusuruma bakmayin. Beni yanlis anlamayin, her firsatta bir yolunu bulup isi dogal beslenmeye getirmeye calisiyor degilim. Kendimden biliyorum, arasira benim de Mc Donaldslar'da arabamla bekleyip hazir olarak yedigim zamanlar, pastorize sutler ictigim ya da yapay gubrelerle uretilmis sebze meyve tukettigim zamanlar oluyor. Ama dogaya olan saygimi ve hic bir katki malzemesi kullanmadan senelerini harcayarak organik yiyecekleri bahcelerinde ureten ve urettigini yiyen ciftcilere olan hayranligimi surekli tasimak ve burada belirtmek ihtiyacini hissediyorum. Bence dogaya saygi, insana saygi demektir.

Umarim; arabanizin motorunu calistirmadan, son model cd playerinizi sesinin son siddetiyle dinlemeye baslamadan ya da eve dondugunuzde televizyon karsisinda siparis verdiginiz hazir pizzanizi yemeye baslamadan once kisa bir sure de olsa sizi durup dusunmeye itebildim.

Kendinize cok iyi bakin.

NOT; Bu arada Fa sordugun soruyu diyet/supplement/egzersiz uzmani kisiye sormak icin uzun uzun hazirladigim e-maili son bir kez chek ederken internet dondu ve butun yazi silindi. Ne kadar sinirlendigimi anlatamam. Bugun yarin tekrar gonderecegimi saniyorum. Gelismelerden seni haberdar ederim.

Herkese nice mutlu ve saglikli yillara,

Serkan

fearless2004
30 12 2004, 18:00
Tüm foruma;

Geçmiş olsun mesajlarınız için teşekkür eder yeni yılınızın sağlıklı ve huzurlu günler getirmesini dilerim.
Dr. T.Egemen Bilgin

fa
30 12 2004, 18:00
ya arkadaslar affiniza siginarak asagidaki yaziyi sizlerle paylasmak istedim.
bu gece iyi eglenin !
akliniza getirmeyin deprem bolgesindeki milyonlari. olenler oldu kurtuldu, kalanlar demirleri betonlari elleriyle aralayip iceriden yavrularini, analarini, babalarini cikarmak icin bir umut deli gibi ugrasiyorlar hala. onlarda tukenmistir artik umutlari gibi... yada tukenmek uzeredir. yalvarma ve yakarislarin yerini agitlar alacak artik. ne avutur o insanlari bilinmez ama bilinen bir sey var ki 5 milyon'un uzerinde insan aclik, soguk yaninda sadece orta cag filmlerinde gordugumuz kolera, tifo tehlikesi altindalar. bu 5 milyon insan ki yarisina yakini cocuk 2004 te istatistik olan yakinlarinin yanina 2005'te istatistik olarak yazilmak uzereler, bosverin...
bu gece iyi eglenin ! yiyin icin sevdiklerinizle. 2003 biterken oradaki insanlarin yaptigi gibi... mutlu girin ki yeni yila nasil girerseniz oyle gidermis. gecen yil ben mutlu girdim. bu kural bende islemedi. yeni yila girerken 'it' gibi hissediyorum kendimi. boylesi isime geliyor belki. bu 'medeni dunyadan' bu 'insanlik'tan tiksindim artik. amerika 15 milyon dolar yardim yapmis. oysa irak'ta cocuklari bombalamak icin bunun bin katini kaybetmisti ! ha o cocuklarda gelmesin akliniza. amaaan n'olcak zaten biz mutlu girelim yeni yila yeter. nasil girersek oyle gidermis yeni yil. ben de islemedi ama siz daha sanslisinizdir. amerika donup sizin evinizi de bombalamaz iyi girerseniz yeni yila. deprem de olmaz... garanti ediyorlar, siz merak etmeyin. cevirin kafanizi baska taraflara bakin... acaba gecen yil sehid edilen agabeylerimizin aileleri nasil girmisti 2004'e ? ya vatani icin, yani bizler icin bile bile olume kosan Necip agabey'in ailesi ? kural onlarda da islemedi mi yoksa ? yok yok sizin icin her sey yolunda gidecek. dusunmeyin bunlari. hem eylenmek sizin de hakkiniz. cok calistiniz butun yil. biliyorum yarinlar icin ve haksizliklar karsisinda cok mucadele ettiniz. sayenizde felluce'li bebekler, kerkuk'teki turkmenler de mutlu girecek yeni yila. hem belki rpg'lerle havai fisek gosterisi de yaparlar orada. siz de iyi eglenin.
mutlu yillar....

TILT
30 12 2004, 18:00
DOSTUM FA ÇOK HAKLISIN BİZ İNSANLAR ÇOK NANKÖRÜZ MALESEF ORADAKİ İNSANLARIN YERİNE KENDİMİ KOYUYORUMDA HERALDE GÖZLERİNİN ÖNÜNDE EŞİNİ ANNESİNİ BABASINI VEYA ÇOCUKLARININ ÖLÜMÜNÜ GÖREN BİR İNSANIN YAŞAMASI HAYATTA KALMASI DAHADA ACI VERİCİ HERKESE İYİ SENELER ÖZÜR DİLERİM............. :(

fa
31 12 2004, 18:00
http://www.skyturk.tv/h_28365_1.html
bu fotograf 30.12.2004 gunu yani depremden bir kac gun sonra bu bolgede tatil yapan avrupali insanlara(!) ait. cesetlerin henuz denizden toplanamadigi, cocuklarin, kadinlarin demir ve betonlarin altinda inledigi anlarda kafasini baska tarafa ceviren ********lerin fotografi. bu fotograf karesinin icne girip girmemeye karar verme vakti. yilbasi gecesi malesef pek coklari bu karelere girdiler bile. onlar icin ise kareden cikma vaktidir.
deprem uzerinden sekiz gun gecti, hala cesetler toplanamadi. bes milyon insan SUSUZ, AC, EVSIZ ve salgin hastalik tehlikesi ile yuzyuze. kayiplar bugun itibari ile 200 bin INSAN ! cogu cocuk ve kadin. eger yardim etmezsek bu rakam 1 MİLYON'u gececek. henuz bolgeye gelen herhangi bir ciddi yardim organizasyonu yok. sizleri kizilayin duzenledigi ve onlarca gazetecinin, televizyoncunun ( satilmis medyadan olmayanlarin ) dikkatle takip ettigi kizilay'in kampanyasina katilmaya cagiriyorum. devlet olarak amerika 15 milyon dolar, turkiye 1 milyon 250 bin dolar verdi. ulke halklari bu yardimlari ona yirmiye katlayacak kadar paralar topladilar. ancak yeterli degil.
99 yilinda turkiye de meydana gelen depremden hemen sonra bu insanlar bizlerin yanina kostu. maddi manevi desteklerini ne kadar cok gordugumuzu deprem bolgesi insanlari soyluyorlar.
yilbasi da gecti. artik bir bahane de kalmadi. simdi o fotografta olmak yada olmamak arasinda secim yapmaya geldi ! secim bizlerin !
iste hesap numaralari;
kocbank, baskent subesi
TL ; 11100111
USD ; 22200222
EURU ; 33300333

fa
31 12 2004, 18:00
herkes butun tanidiklarina bu konuyu hatirlatsin lutfen. en azindan e-mail adresini bildiklerinize iki satir yazin. hepimiz yardimci olacagiz elbette. ama bir uyku hali bir hipnotik durum var. bu bolgeye hala hatri sayilir bir yardim eli uzanmadi henuz. yabanci ulkelerde insanlarin yilbasi gecesinde bile deli gibi yardim toplamaya calistiklarini gordum dun gece. bizlerde bize yakistigi gibi davranalim ne olur !

fa
31 12 2004, 18:00
hocam o yaziyi malesef ben yazdim. dun tanidigim insanlara gonderdim. bu forumun -havadan sudan- bolumunde de bir dosya actim. hic vakit kaybedilmemesi gerekiyor. her dakika olumler artiyor. icimizdeki yara hic kapanmayacak kadar buyumeden bir seyler yapmak lazim.

brad99
02 01 2005, 18:00
Sadece karın kaslarını degil, sırt kaslarını da ihmal etmeyin
bel bolgesi stabilizasyonunda asagıda kas grupları onemlidir ve bunların biribiri ile uyumu sonucu core bolgesi guclendirilebilir.

core dedigim bolge, karın ve sırt bolgesini icermektedir ve vucudun guc noktası da denilebilir. (powerhouse).

1. abdominal (karın bölgesi)
2. Parasipinals (sırt bölgesi)
3. gluteals (kalça-bacagın arka kas grubu)
4. pelvise ait taban kasları
5. diafram bir cati gorevi gorur
6. kalça cevresi

bu yazdıgım kas ve bolgeler, core bolgesinin gelisimini etkilyen kısımlardır.
yalnızca karın kaslarını calıstırmak ile olmuyor. kalca ve bel bolgesinin stabilizasyonu ve nefes egzersizleri de onemlidir.

Saircon
02 01 2005, 18:00
Brad99

Ek bilgiler icin tesekkurler. Konuyu calismissin belli oluyor :) Egzersizler hakkinda bir kac uygulama ornegi verirsen cok iyi olur.

FA,

Sonunda senin sorunu diyet uzmani kisiye yonelttim. Soruyu mumkun oldugu kadariyla senin sordugun sekilde gondermeye calistim, o nedenle bir sorunun icinde baska sorular da var, cevabin gelmesi biraz uzun surebilir, ama tahminen 1 hafta icinde yaniti oliriz diye dusunuyorum. Ayni soruya bir kac sayfa once gelen gogus arasindaki aciklik ile ilgili soruyu da ekledim, bakalim kendisinin fikri ne olacak ? Bana gore bu insan vucut posturunun genetik yapisi ile ilgili, hatta one dogru kambur posture sahip insanlarda gogus arasi genellikle kapali oldugu icin acik olmasi daha dik postur anlamina gelir, o yuzden daha iyidir, kafaya takilmamasi gereklidir.

Herkese iyi seneler, ve iyi antrenmanlar...

Serkan

amirhuso
02 01 2005, 18:00
SELAM BRAD99

Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim.Ayrıca verdiğin linkede bir baktım.güzel bilgiler mevcut.ellerine sağlık.
Fakat bu nefes eksersizleri ile ilgili örnek verirseniz sevgili saircon sende gerçi sen birebir hareketi yaptırmayı tercih ediyorsun ama genede biraz yardımcı olursanız bu konuda diğerleri resimli görüntülerini buldum ama bu nefes eksersizlerini bulamadım.Bu tarz da yapabileceğimiz bir kaç eksersiz belirtirseniz bilen arkadaşlar bu konuda yardımcı olurlarsa sevinirim.

gANg
03 01 2005, 18:00
MErhaba Arkadaslar ,


Sizlere bir sey danısmak istiyorum. Ozelikle Saircon bu konuda senin tecrubelerinden faydalanmak istiyorum..

Bir suredir vucut gelistirme ile ilgileniyorum..Vucudum gelisti belirli bir seviye ye geldi..

Ancak yediklerimden dolayı bayagı bir yaglanma oldu.. Vucudum gelismis olmasına ragmen su anda yaglardan dolayı ii gozukmuyor.. Tabi yaglanma benim asırı yaglı yemekler (patates kızartması,hamburger cikolata vs..) yememden kaynaklanıyor...

Vucudumdaki yaglardan kurtulmak istiyorum , ancak uzun sure emek vererek yaptıgım bu kasları kaybetmek istemiyorum cunku vucudum zor kas yapan bir vucut ve ben bu ise oldukca emek verdim...

ilk bastaki hedefim antreman sistemimi degistirmeden , cok kilo az tekrar piramit calısarak , yemek sistemimi degistirmek ve yagsız yiyecekler yemek.. Lapa tavuk eti yagsız süt yagsız yogurt..Ve cukulata vs tarzı seyler asla yememek...


Sizce bunları uygularsam , kas hacmini artırarak yagları yakabilirmiyim.. Kas kaybetmek istemiyorum.. bunların yanında biraz daha kas kazanmam lazım..
Lütfen bana yardımcı olun , degerli fikirlerinizi bekliyorum...

Saircon
04 01 2005, 18:00
Selamlar Fa Ve Gang,

Her iki sorunun cevabini birlikte veren, detayli bir yaziyi is donusu yazacagim. Sizlerin henuz yabanci oldugunuz bir konudan, metabolik bireysellik konusundan bahsedecegim. Bu yazinin amaci, her bir bireyin makronutrient oranlarinin (protein, yag ve karbonhidratlar) onun irsi ozelliklerine ve vucut yapisina bagli oldugu, magazin, diyet kitaplari ve beslenme onerilerinin bu nedenle ancak 4 insandan sadece 1'inde basarili olabildigini vurgulamak olacak.

Bu arada henuz diyet uzmanindan diger sorulara yanit gelmedi, gelir gelmez buraya kopyalayacagim. Herkese iyi bir carsamba gecesi diliyorum. Bu gece yatmadan once burayi bir kez daha kontrol ediniz.

Sevgiler,

Serkan

fa
04 01 2005, 18:00
usta cok tesekkur ederim. gercekten bu sorunun cevabi beni cok sevindirecek. gANg'in sorusuna daha geniz cevap vereceginizi dusunuyorum. benim de yaptigim arastirmalardan sonra bu konuda ki fikrim ve ekleyebilecegim soru soyle;

bulk doneminde alinan besinlerde gunluk kalori ihtiyaci + kas onarimi ve yapilanmasi icin alinmasi gereken kalori miktarinda %45 protein, %45 karbonhidrat ve %10 digerlerinden karsilaniyor. definasyonda ise bu oranlar; %65 protein, %30 karbonhidrat ve %5 seklinde degisiyor.

bu durumda bizim gibi profesyonel olmayan ve tam bir diet programi uygulayamayacak olanlar icin tavsiyeleriniz nelerdir ? definasyon doneminde ozellikle enerji veren karbonhidratin azaltilmasi sonucu antreman sirasinda negatif etkilenmeyi ortadan kaldirmak icin alinacak enerji iceceklerinin fayda ve zararlari nelerdir ? cavabiniz icin simdiden tesekkur ederim...

Saircon
06 01 2005, 18:00
Konu: Saglikli kilo verme
Ilgili: Basta Gang ve FA, ve diger butun okurlar

Bu yaziyi yazmak tam 2 gunumu aldi ama en azindan butun bir cevap oldu. Umarim sizlere yardimi olur. Dah akolay okunabilmesi icin 2 farkli bolum halinde buraya kopyaliyorum. Sorulariniz ya da kritiklerinizi bekliyorum.

Sevgiler,

Serkan


VUCUT YAGLANMASINA COZUM, YAGSIZ BESLENMEK MI?
Yazan: Serkan Yimsel, Egzersiz Terapisti

BOLUM-1

Diyet ve egzersiz endustrisinin gunumuzde en cok uzerinde durdugu konu, hic suphesiz yiyeceklerle alinan yag miktarinin azaltilmasi ve icinde yagin hic bulunmadigi ya da eser miktarlarda bulundugu yeni paket ve konserve urunlerin kesfedilmesidir. Bu yazimdaki amacim, vucut yaglanmasinin nedeninin diyet ile alinan yaglar mi, yoksa gunumuz teknolojisinin alisveris kolayligi saglamak amaciyla dogal besin maddelerinin biyokimyasinda yarattigi degisiklikler mi oldugunu vurgulamaya calismaktir. Yazimin sonunda ise kalici saglik ve fiziksel uygunlugun saglanmasinda temel yapi taslari olarak tabir ettigim dikkat edilmesi gereken bilgileri siralayacagim.

Ogrenilmesi gereken ilk ve en onemli gercek, besinlerin icinde bulunan yaglarin, vucudumuzda depo edilen yaglardan tamamen farkli oldugudur. Halbuki bir cok insan, besinler ile alinan yaglarin dogrudan vucut yagina donustugune inanir. Vucudumuzun depoladigi yaglar aslinda besin degeri dusuk ve gereginden fazla yenilen yiyeceklerin metabolizmamiz tarafindan enerjiye donusturulmemesi nedeniyle olusturdugu yaglardir. Besin degeri dusuk bu yiyeceklerin cogunlugunu basit sekerler ve rafine edilmis tahillar olusturmaktadir. Eger gunumuzde cok yayginlasan yaglanma ve asiri kilo alma problemlerinin nedeni besinlerle alinan yaglar ve kolesterol olsaydi, insan basina dusen yag ve kolesterol tuketiminin artmis olmasi gerekirdi. Halbuki yapilan arastirmalara gore ozellikle teknolojinin gelismis oldugu ulkelerde yagli yiyeceklerin (ozellikle hayvansal yaglar) tuketilme orani son 80-100 sene icinde %85 lerden %65 ler seviyesine gerilemis, diyet ile alinan kolesterolun orani ise sadece %1 oraninda artis gostermistir.

Peki obesitenin ve asiri kilolanmanin nedeni nedir diye soracaksiniz simdi; durun arastirmanin sonunu dinleyin. Ayni zaman zarfinda yiyeceklere eklenen seker turevlerinin miktari %60 oraninda artis gostermis ve kisi basina dusen rafine tahil urunlerin (beyaz un, beyaz pirinc, beyaz ekmek ve diger pastane urunleri) tuketim miktari ise %55 oraninda yukselmistir. Daha bitmedi, kati yaglara alternatif olmasi amaciyla piyasaya cikarilan bitkisel yaglarin, margarinlerin ve hidrojene nebati yaglarin tuketilme orani da %400’lere ulasmistir. Bu tablo acikca gostermektedir ki asil dusman besinler icindeki dogal yaglar (hayvan etlerinde, sut ve sut mamullerinde, saf kuruyemislerde ve tohumlarda bulunan yaglar) degil, yapay ve besin degeri dusuk urunlerdir.

Atistirma tarzi besinler olarak bilinen hazir sandvicler, hamburger restoranlarinin sundugu yiyecekler, enerji barlari, dondurulmus besinler, kahvaltilik misir gevrekleri, mesrubatlar ve cikolata-sekerlemeler de yukarida sozunu ettigim besin degeri dusuk urunler kismina girer. Her ne kadar gunumuzde bu urunlerinin uzerine “dusuk yagli” ya da “%60 daha az yag” gibi iddialarin yazilip satis oranlarinin arttirilmaya calisilmasina ragmen asil tehlike icindeki yag orani degil, seker ve rafine un miktaridir. Hepimiz tecrubelerimizden bu tur besinleri yedigimizde ne kadar kisa surede sindirildigini, midemizde olusturdugu garip bir siskinlik ve rahatsizlik hissinden biliyoruz. Halbuki buna ragmen tokluk hissinin olusmamasi durumunu farketmeyip, ya da gormemezlikten gelip tahmin ettigimiz miktarlarin cok cok daha uzerinde miktarlarda yiyebiliyoruz. Ancak evde pisen yemekleri yedigimizde ne karin agrisi ne de surekli aclik hissi duyulmakta degil mi?

Bunun nedeni, seker ve beyaz unun kan sekerini cok hizli yukseltmesi ve asiri insulin salgisina yol acmasidir. Insulin kana asiri miktarlarda verildiginde bu sefer kan sekeri ani olarak dusmektedir. Dusuk kan sekeri demek, aclik demektir. Bunun sonucu olarak da hem bir ogunde yenilen miktar gereginden fazla olmakta, hem de yenildikten cok kisa bir sure sonra gozler tekrar yiyecek aramaktadir. Sanirim simdi hemen hemen butun restoranlarda masamiza ilk oturdugumuzda beyaz ekmek ve mesrubatin neden ilk olarak servis edildigini daha iyi anliyorsunuzdur. Mesrubattaki seker ve beyaz ekmekteki rafine unun kan sekerimizde yarattigi ani degisiklikten oturu yiyecegimizden daha fazlasini siparis etmemiz icin elbette ki.

Arastirmalarin gosterdigi kadariyla sekerli ve rafine tahilli yiyeceklerin insulin hormonu seviyesini yukseltmesi, diger bazi hormonlarin seviyesini dusurmektedir. Bu hormonlarin en onemlileri buyume hormonu ve glukagon hormonudur. Bu iki hormon, vucuttaki yag ve fazla sekeri yakmakla birlikte kas gelismesini saglamakla gorevlidirler. Bu yuzden siz her basit seker ve unlu mamul tukettiginizde yag yakmaniz bir o kadar zorlasirken, egzersizlerinizden alacaginiz fayda da buyuk oranda azalmaktadir.
Simdi gelin insanoglunun neden yag depolamaya yatkin oldugunu anlamaya calisalim. Insan vucudu, mukemel bir biyolojik depolama unitesine benzetilebilir. Bu unitenin isleyebilmesi icin gerekli besin miktarinin cok az uzerine dahi cikildiginda, vucut hemen depolama hormonlarini aktive edip fazlaligi yaga donusturmeye baslar.Eger vucudumuz boyle calismamis olsaydi, 2,8 milyon yillik evrimimizi basariyla surdurup bu gunlere gelmemiz imkansiz hale gelirdi. Ozellikle eski zamanlarda uzun aclik ve kuraklik donemlerinde hayatin idame edilebilmesi, bu yag depolarina bagli bulunmaktaydi. Ancak gunumuzde bunun tam tersi kosullarda bir yasam sekli mevcuttur. Teknolojinin getirdikleri sayesinde aclik ve kuraklik tamamen yerini, bazen gereginden fazla cesit ve bolluga birakmistir. Bununla birlikte bundan yuzbinlerce yil once eti icin avlanmak ve tahil bitkisi icin topraginda ter akitmak durumunda olan insanoglu, bugun birakin alisverise cikmayi, paket ve konserve besinleri evlerine internet ya da telefon araciligi ile getirtir olmuslardir. Yani soylemek istedigim, olasi yiyecek miktari artarken, yiyecegimize ulasmak icin yapilan hareket miktari azalmaktadir.

O nedenle diyetinizden yagi tamamen cikartmadan once yukarida vurguladigim faktorleri gozden gecirmeniz gereklidir. Yaglar, ozellikle besinlerin kendi dogal yaglari vucudumuz icin cok gereklidir. Herseyden once yaglar hucre zarinin onemli bir kismini olustururlar, bu nedenle hucrelerin hayatsal faaliyetleri icin gereklidirler. Bunun yaninda yaglar bazi hormonlarin aktive edilebilmesi icin anahtar gorevini ustlenirler. Ozellikle hayvansal yaglar kalsiyumun kemik dokusuna kazandirilmasinda ve bagisiklik sisteminin guclenmesinde cok etkilidirler. Bunlara ek olarak hepimizin bildigi gibi yaglar hem yagda eriyen A, D, E, ve K vitaminlerini tasir, hem de bunlarin metabolizmasinda gorev alirlar. Bu demektir ki yaglarin yoklugunda kemik erimesini durdurmak isteyen osteoporozlu bir bayanin avuc avuc kalsiyum yutmasinin, ya da agir egzersiz yapan bir atletin multivamin haplarini kendine ogle yemegi yapmasinin hic bir faydasi olmayacaktir.

Yaglar hakkinda diger uzerinde durmak istedigim bir konu, hangi yaglarin yararli, hangilerinin zararli oldugudur. Ozellikle doktorlar, diyetisyenler ve medya, bizleri hayvansal kati yaglarin ne kadar zararli oldugu ve bitkisel yaglarin kalp sagligi icin tercih edilmesi gerektigi konusunda ikna etmistir. Bunun orneklerini gerek yazimin basinda belirttigim %400’luk bitkisel yag/margarin tuketimi artisindan ve bundan 15-20 yil kadar once piyasada adinin duyulmadigi yagsiz et, diyet sut, az yagli yogurt gibi urunlerin turemesinden goruyoruz. Herseyden once eger hayvansal yaglar kalp hastaliklarindan sorumlu ise, bugun hicbirimiz burada bulunmuyor olurduk. Cunku yazimin ortalarinda bahsettigim gibi insanoglunun evrimi suresinde avcilik ve etle beslenme birincil kaide idi. Nitekim arastirmalar gostermistir ki bitkisel yaglarin katilastirilmasi yolu ile elde edilen margarin ve hidrojene nebati yaglarin piyasaya ilk suruldugu 1910-1915 yillarinin oncesinde kalp hastaligi butun dunya capinda izine rastlanilmayan bir hastalikti. Bu yaglarin piyasayi ele gecirmesinden sonra kalp hastaligi bugun Amerika’daki butun olumlerin %40’ini bulur duruma gelmistir. Besin yaglari konusunda dunyaca taninmis uzman Mary Enig’in arastirmalari ise damar tikanikligi ile kati hayvan yaglarinin tuketimi arasinda bir iliski saptayamamistir. Bu arastirmalarda goruldugu uzere damar ic ceperlerini tikayan yaglarin yalnizca %26’si hayvansal yaglardan olusmakta, geri kalan kismi ise doymamis (bitkisel) yaglardan meydana gelmistir. Son olarak diyetlerinin yaklasik %90’ini hayvansal yaglarin olusturdugu eskimolarin ve Kuzey Amerika yerlilerinin populasyonu icerisinde tek bir kalp/damar hastaligi vakasi gorulmemistir.

Peki ya kolesterol dediginizi duyar gibiyim. Halkin eksik bilgilendirildigi diger bir konu, kolesterol konusudur. Bircogumuz diyet ile gelen kolesterolun vucudumuzdaki kolesterol artisinin asil nedeni olduguna inanir. Ancak bu dusuncelerin aksine, vucuttaki kolesterolun ucte ikisi karacigerimizde yapilir. Sadece ucte birlik kisim diyet ile gelmektedir. Arastirmalar gostermistir ki kolesterolun gorevlerinden birisi, ne zaman vucudumuzda fizyolojik bir stress olustugunda (yaslanma, kotu beslenme, serbest radikal olusumu, yeterli uyku alamama ya da agir egzersiz yapma gibi) devreye girip bir antitoksin gibi davranmak ve vucudu zararli bilesiklerden temizlemeye calismaktir. Iste bu nedenle insanlar yaslandikca, yeni bir egzersiz programina basladikca, seker ve unlu besinleri asiri tukettikce ya da yeterli uyku ve dinlenme almadikca kanlarindaki kolesterolun yuksek cikmasi tamamen dogaldir. Bunu yiyeceklerimizin icindeki kolesterole baglamak mantiksiz olur.

Bu yazimin ikinci bolumunde, vucudumuza asil zararli olan yaglardan bahsedecek ve saglikli bir beslenme programi olusturmak icin gerekli ogeleri siralayacagim.

Saircon
06 01 2005, 18:00
BOLUM:2

Ne yazik ki butun yaglar esit derecede saglikli ve kaliteli degildir. Problem, yaglarin kendisinde degil, yaglara yapilan islemlerdedir. Bunlardan ilki, belki de en tehlikelisi hidrojenasyondur. Oda sicakliginda sivi halde bulunan bitkisel yaglara, onlarin katilasmasi ve raf omrunun artmasi amaciyla bir hidrojen atomunun eklenmesi yoluyla elde edilen bu yaglar, mikroskop altinda organik bir bilesikten cok plastik gorunumundedirler. Ozellikle misir, soya fasulyesi ve kanola yaglarindan elde dilen bu urunler, fast-food restoranlarinda, paket cipslerde, enerji ve protein barlarinda, hazir corbalarda, kahvaltilik margarinlerde, paket biskuvi-kurabiyelerde ve bir cok cikolata-sekerlemelerde “hidrojene nebati yag” ya da “kismen hidrojene nebati yag” etiketleri altinda kullanilmaktadir. Fazla ve uzun sure tuketildikleri zaman bu yaglar hucrelerimizin biyokimyasini degistirerek ilerde kansere kadar gidebilecek problemlere yol acabilmektedir. Bununla birlikte kandaki iyi kolesterol (LDL) oranini azaltarak kalp hastaligi riskini onemli olcude arttirirlar. Doktor Mary Enig’in arastirmalarina gore hidrojenlestirilmis yaglar bugun 600’den fazla cesit yiyecekte yaygin olarak kullanilmaktadir ve ortalama bir insanin diyetindeki yaglarin yaklasik 5’te biri bu yaglardan olusmaktadir.

Yaglara yapilan sagliksiz islemlerin ikincisi, ektraksiyon (isitma ve basinc) islemleridir. Bitkisel (doymamis) yaglarin elde edilme islemleri sirasinda yagli tohumlardaki son yag kirintisini da cikartabilmek icin bu tohumlarin 230 derecelik firinlarda isitilmasi ve sonra da 10-20 tonluk basinclarla sikistirilmasina gidilir. Tipki sutun pastorizasyonunda oldugu gibi, yaglarin ekstraksiyonu esnasinda yaglarin yapisi zarar gorur. Iclerindeki serbest radikal orani artacagi gibi, vucudumuzda antioksidan gorevi goren ve yagda eriyen bir cok vitamin (E vitamini gibi)yok edilmis olur.

Homojenlestirme islemleri sonucu yaglari parcalanmis, sonra da saglikli olsun diye yag orani azaltilmis ya da tamamen yagsiz hale getirilmis sut ve sut urunlerine gelince. Homojenizasyon islemleri, sut icindeki yag molekullerinin normal boyutlarindan 10 misli daha kuculmelerine yol acmaktadir. Arastirmalar, homojenizasyonun vucudun bagisiklik sistemini olumsuz yonde etkiledigini gostermistir. Bununla yetinmeyip bazi markalar, yagi kismen ya da tamamen sut veya yogurt icinden cikartip “daha saglikli” diye bizlere satmaktadir. Herseyden once yaglar, sut ya da yogurt icindeki proteinin daha iyi sindirilmesi icin gereklidir. Ustune ustluk daha once belirttigim gibi yaglar, onemli oranda yagda eriyen vitamin tasir. Bu nedenle sut yaginin yoklugunda vucut gerekli vitamin ihtiyacini karsilayamayacagi gibi sindirilmemis protein molekulleri kan plazmasinda artmaya baslar. Gunumuzde cok gorulen, sute karsi hassasiyetin kazanilmasinin ve icildiginde rahatsizlik yaratmasinin sebeplerinden birisi de budur.

Ideal kilomuzun ve sagligimizin kazanilmasinda dikkat edilmesi gereken faktorlere gecmeden once, son eklemek istedigim konu olan sagliksiz kosullarda uretilen hayvan ve hayvansal gidalardan bahsetmek istiyorum. Eger tereyag, hayvan etleri ya da hayvan yaglarinda sorun araniliyor ise, bu sorunun kokenine, koyun, keci, sigir ya da ciftlik hayvanlarinin nasil yetistirildigine bakilmalidir. Marketlerdeki paketlenmis etler ve bir cok hazir yemek restoranlarindaki et urunleri, hayvanlarin baslarini bile ceviremeyecegi, gunes isigindan ve temiz havadan uzak kapali mekanlarda kendi pislikleri icinde beslenerek buyudugu hayvan etleridir. Her ne kadar bir sigirin ya da koyunun dogal besini otlar ya da meyvalar iken, bu hayvanlar misir ve diger ucuz hububatlar ile beslenmektedir. Kotu yasam ve beslenme kosullari genellikle bu hayvanlarin daha cabuk yaglanmasina neden olur cunku yaglar bildigimiz gibi toksinlerin depo edildigi yerlerdir. Bu da fabrika sahiplerinin yuzunu guldurmektedir cunku bu etler yagsiz kisminin kilosuna gore degil, toplam kilosuna gore satilmaktadir. Buna ek olarak ozellikle son seneler icerisinde kullanilmaya baslayan hormonlarin nedeniyle saglikli gelisme suresi 4 sene olan bir yavru sigirin bugun tam eriskin hale gelmesi 1 seneye kadar indirilmistir. Bu hayvanlarin etinden ya da sutunden yapilan yiyecekler elbette ki insan sagligina zararli olacaktir.

Simdi, gelin bugunden baslamak uzere daha saglikli ve ideal bir vucuda kavusabilmek icin atilmasi gereken adimlari siralayalim:

1. Herseyden once ideal kiloya kavusmaya giden yolun diyet yapmaktan ya da yaglari azaltmaktan degil, saglikli beslenmekten gectigini kabul etmeliyiz. Bu nedenle bu yolun uzunlugu, oyle 1 ay, 3 ay ya da 5 ay degil, omur boyu surecek bir yol olmalidir. Demek istemiyorum ki kilo vermeye baslamaniz bir omur surecek. Saglikli beslenmeye basladigimiz zaman er ya da gec vucudumuz ideal kilosuna ulasacaktir ve bu kalici bir degisim olacaktir. Bugun dunya uzerindeki butun diyetlerin basari oraninin sadece 4’te 1 oraninda olmasinin nedeni de budur.


2. Eger is yerinizde cogunlukla oturarak calisiyor ve sedanter bir yasam tarzi suruyor iseniz, hemen duzenli bir egzeriz programina baslayiniz. Bunun icin once doktorunuzdan egzersize uygunluk yoklamasi almayi unutmayiniz. Bilim adamlarinin arastirmalarina gore gunluk aktivitelere ek olarak yapilacak en az 30 dakikalik fiziksel aktivite, kalp ve damar sagligi icin cok yararlidir.

3. Vucudun yenileme hormonlarinin duzenli olarak calismasi icin gunde en az 8 saat uyku almaya gayret ediniz. Unutmayin, kas gelisimine katkida bulunan buyume hormonunun en cok aktif oldugu saatler, aksam 10:30 ila gece 2:00 arasidir. Eger beynimiz isik, ses ve televizyon ile gece gec saatlere kadar mesgul edildigi taktirde, kortizol hormonu (uyaniklik hormonu) aktif kalir ve bu da buyume hormonunun etkisini onemli olcude azaltir.

4. Insan vucudunun yaklasik %75’ini su olusturmaktadir ve bu nedenle su, hucre faaliyetleri ve atik urunlerin uzaklastirilmasi gibi cok onemli gorevler icin muhakkak yeterli oranda tuketilmelidir. Gunde icilecek tavsiye edilen su miktari, vucut agirliginin yaklasik 30’da biri degeri kadar litredir. Ornegin ortalama 80 kilo gelen bir bireyin, yaklasik 2,7 litre su tuketmesi gereklidir.

5. Zeytin yagi, koy tereyagi, koy sutunun yagi, hindistan cevizi yagi, otla beslenen saglikli hayvan yaglari, balik yagi ve cig findik ve yemis yaglari dogal haliyle tuketildiginde vucudumuz icin cok sagliklidir.

6. Hidrojene nebati ya da kismen hidrojene nebati yaglar, bitkisel yaglar, margarinler ve fabrika usulu uretilen sagliksiz hayvanlarin yaglari tamamen diyetimizden cikartilmalidir. Bunlarin isitilmasi ve pisirmede kullanilmasi, kimyalarini degistirerek daha da toksik hale gelmelerine yol actigindan pisirme yagi olarak sadece pastorize edilmemis saglikli hayvan sutunden elde edilen tereyagi ya da hindistan cevizi yagi kullaniniz.

7. Kizartmalarin bir cogu bitkisel yaglar ile yapildigindan, bunlari en az seviyede tuketmeye gayret ediniz.
8. Icerisinde seker ve un bulunan kahvaltilik gevrekler, unlu mamuller, beyaz ekmek, beyaz pirinc, rafine edilmis besinler, paket ve konserve yiyecekler, cipsler, mesrubatlar ve cikolata-sekerlemeler mumkun oldugu kadar azaltilmalidir. Yemekleri ya da bazi ogunleri tatlandirmak icin saglikli bir alternatif, islenmemis baldir.

9. Findik ve kuruyemislerin kavrulmalari sonucunda icindeki yararli yag ve yagda eriyen vitaminler yok olmakta ve serbest radikal zarari artmaktadir. Bunlari cig haliyle yemeye gayret ediniz.

10. Ozellikle yesil sebzeleri ve meyveleri bolca tuketiniz. Bunlarin cig yenilmesi, ya da cok az buhar ile pisirilmesi, vitaminlerin ve eser minerallerin kaybini en aza indirecektir.

11. Meshur markalarin milyonlar sattigi mesrubat, kolali icecekler ve pastorize kutu meyva sularindan uzak durunuz. Bir portakali siktiginizda ilk 1 dakika icinde suyunun icindeki C vitamini miktarinin %50’si yok olmaktadir. Bu nedenle yukarida saydigim urunlerin bir cogu sentetik, ucuz fabrika vitaminleriyle zenginlestirilmeye calisilmistir ve sekerli sudan farksizdir. Meyva suyu istediyse caniniz, ya meyvanin kendisini yiyiniz ya da suyunu kendiniz sikip aninda iciniz.

12. Mumkun oldugunca pastorize edilmemis sut ve sut urunleri tuketmeye calisiniz. Bu urunlerin koylerde ya da ciftliklerde ot ile beslenerek buyumus ve ortalikta gezinme sansi olan hayvanlardan elde edildigine ve hizli buyumeleri icin hormonlar ve ilaclarin kullanilmamis olmasina dikkat ediniz. Bu hayvanlardan gelen sutunuzdeki, yogurdunuzdaki, tereyaginizdaki ya da et yemeginizdeki dogal yagin vucudunuza zarari yoktur, ayirmaya ya da yagi azaltilmis turevlerini siparis etmeye calismayiniz.

13. Kan sekerini ani olarak yukselten maddelerin basinda alkollu icecekler gelmektedir. Zaten alkolun hizli kana karisma ozelligi nedeniyle bir cok agiz yolu ile alinan ilac, alkol formundadir. Alkolun daha da tehlikeli ozelligi ise karacigerimizi asiri mesgul edip enerji uretimini azaltmasidir. Bu nedenlerle alkolu mumkun mertebe minimum oranlarda tuketiniz.

14. Sofradan mumkun oldugunca tika basa dolu halde kalkmamaya ve gunde en az 4-5 ogun yemeye gayret ediniz. Unutmayin, sadece daha sik yiyerek vucudumuz sindirim sisteminin fazladan harcadigi gunluk 500 kaloriden biz elimizi bile kipirdatmadan kurtulmaktadir.

15. Bilincli tuketici olunuz, urunlerin uzerindeki etiketleri okuyunuz, bilmediklerinizi market sahibine ya da saticiya sorunuz ve durmak bilmeden arastirip okuyunuz.


Sunu hicbir zaman unutmayin, biz, vucudumuza koydugumuz besinlerden ibaretiz. O nedenle ne kadar dogal beslenirsek, o kadar dogal ve saglikli gelisebiliriz.

Herkese saglikli ve mutlu bir yil diliyorum.

Serkan

Kisisel sorulariniz icin benim e-mailim: syimsel@hotmail.com (en az bir hafta zaman taniyin)

REFERANSLAR

1. Tahillar, yazan Serkan Yimsel, www.prospor.net
2. How to Eat, Move and be Healthy, yazan Paul Chek, www.chekinstitute.com
3. The Skinny on Fats, yazan Mary Enig & Sally Fallon, www.westonaprice.org
4. Dr. Mercola’s Total Health Cookbook & Program, yazan Dr. Joseph Mercola, www.mercola.com
5. You are What You Eat audio cd program, yazan Paul Chek, www.chekinstitute.com
6. Tip sozlugu, yazan Prof. Dr. Pars Tuglaci

Saircon
06 01 2005, 18:00
KONU: Beslenme ve egzersiz, gogus arasi aciklik
ILGILI: FA ve diger uyeler

Egzersiz uzmanindan bekledigimiz yanitlar geldi. Buraya aynen kopyaliyorum, sorusu olan ya da bazi bolumlerin cevirisine ihtiyac duyan arkadaslar cekinmeden sorabilirler.

NOT: Bu arada FA, eger uzmanin cevap veris sekline bakarsan, daha once neden sana sorunu daha farkli olarak sorman gerektigini soyledigimi anlarsin. Burada belli bir sure yasadiktan sonra benim farkettigim ve en cok zorlandigim konu, bu adamlar icine fazladan kelimelerin katildigi, birbirine karisik ya da uzatilmis ve derinlestirilmis ifade ya da sorularla karsilastiklarinda zorlaniyorlar ve cevap vermiyorlar. Bunu bildigim icin ben sorunu daha acik ve net parcalara bolerek ona sormustum, etkisi de oldu bak.. :)
Question. When working out do you have to eat differently during rest days and exercise days?

*

Answer. It is important to maintain a healthy diet during both exercise days and rest days. All macronutrients – proteins, carbohydrates and fats – should be eaten because all have a role in a healthy diet.

********* Carbohydrates (sugar) are one of* the main fuels during exercise. Technically, these carbohydrates are called glycogen. Because glycogen levels are decreased after exercise, they must be replaced by eating carbohydrates. ****** During exercise, microscopic tears are made in muscle. The repair of this damage is how muscles grow stronger. Eating protein through food and supplements, can help with the repair process. The optimal amount of protein for an exerciser to eat to ensure the most muscle growth is unknown. the American Dietetic Association in America recommends 0.8 grams per kilogram of body weight for a non-exercising person. However it is generally accepted that people who exercise need a little more protein. Some nutritionists have had good results with 1.4 grams of protein per body weight. It is generally not recommended that persons eat more than 2 grams of protein per kilogram of body weight because of the possibility of ill effects.

********* While fats, sometimes have a bad reputation in exercise, fats are an important energy source. Each gram of fat has 9 calories. This is two and a half times the amount of energy in either protein or carbohydrates. Fat also makes foods taste better and helps ensure that the exerciser gets enough calories. Calories are also important when trying to grow muscle.

********* Lastly, calories are also important for the person who is exercising. Calories are energy. When the body is repairing itself after a hard workout, eating enough calories helps ensure that the body does not digest its own reserves to repair the damage.

*

Question. What is a typical Pre-exercise meal and post-exercise meal?

Answer. The pre-exercise meal should be something that is easily digested and is consumed about 1 hr before exercise. Typically this meal will be made up of a carbohydrates and a little protein. Remember carbohydrates in the form of glycogen, is a main contributor to energy needs during exercise. Sometimes people who do not eat carbohydrates before exercise may feel dizzy and light headed. Examples* of a pre-exercise meal are oatmeal, peanut butter and jelly sandwich and milk or fruit. I have had good results with fruit that I put in a blender. I sometimes blend red and white grapes together with strawberries and* a little protein power and ice cubes. This I drink about 1 hr before exercise. It’s important that the pre-exercise meal be something that can be easily digested because food that is in the stomach during exercise may result in cramping to occur.

A post exercise meal should consist of carbohydrates and some protein. In the past carbohydrates were a main staple of the post-exercise meal. New research finds that carbohydrates and some protein appear to do a better job at replenishing muscle glycogen than carbohydrates alone. A turkey sandwich and milk, or a protein shake would be a good post-exercise meal. For people who are involved in marathon running, cycling* etc. it is best of the post exercise meal be eaten no more than 1 hour after exercise. Right after exercise we have an enhanced ability to replenish carbohydrates (glycogen). We can still replenish it if we eat a few hours later however our ability is greatest if we eat as soon as possible after exercise. this is especially important for people who are involved in high intensity exercise such as cycling or running every day.

*

Question.* Are protein supplements better than food at building muscle?

Answer. Contrary to advertisements in bodybuilding magazines and on the Internet, Protein supplements have never been scientifically proven to be better than food at building muscles. In fact the makers of protein supplements have never to my knowledge attempted to scientifically investigate if their products are better. For the most part protein is protein. The body does not know the difference between a piece of chicken or a protein shake. Protein supplements have their role in a healthy exercisers diet because they are easy to use and do help ensure that the person is getting enough protein. Many protein supplements have more protein than common foods also and that is also good. However it is not necessarily to use protein supplements. Personally I like Myoplex protein shake mixes. Each packet of Myoplex contains about 280 calories, 42 grams of protein, some fiber and has only a little fat. I would stay away from any protein supplement is made from “hydrolyzed collagen” Collagen is a poor protein source and is missing some essential amino acids (essential amino acids are called essential because they must be obtained from food or supplements). With respect to multi-vitamins, Centrum is a good one to use. Most multivitamins are pretty good so I would not spend a lot of money on them.

*

Question. if there is any exercise that you would recommend to close the

space between two pectorals?

Answer. If there is a space between the pectorals because of fat tissue on the chest then aerobic activity may decrease this fat. If it is because of muscle tissue then in the bodybuilding world, this is actually a good thing? We are all made differently and have different genetics. Without a picture of what the persons chest looks like, it’s hard to give a specific recommendations.

fa
06 01 2005, 18:00
cevabini bekliyoruz hocam :)

trakyali
07 01 2005, 18:00
KONU:Rapor
Ilgili:Serkan,Fa ve ilgilenen herkes.
Bir sure once basladigim gucte devamlilik calismasinin ortasinda omuzumda siddetli bir agiri olustu ve yarida birakmak zorunda kaldim.Omuzumdaki agirinin calismadan kaynaklandigindan emin degilim cunku calismadan bir gun sonra hatta tam olarak 24 saat sonra basladi.Iki hafta surdu fakat ben emin olmak icin 4 hafta ara verdim.Bir hafta once hacim calismasina basladim ve onceden calistigim agirliklarda zorlanmadigimi fark ettem ama yinede haftayi eski agirliklarla tamamladim.Yeni haftaya agirlik arttirarak girdim ve basari ile surduruyorum.En onemli gelisme belimde oldu,daha once calistigim simdikinden daha hafif agirliklarla bile belimde yorgunluk,hafif sizi hissediyordum simdi 10 kg ekleme yapmama ragmen hic calismamisim gibi oluyorum.Bu gelismenin periodizasyonun olumlu sonucu olarak degelendiriyorum.
Su gunlerde Dr.Ulrich Strunz un /Genc yasayin/ adli kitabini okuyorum,faydali bilgiler ogrendikce payalasirim.
Herkese sevgiler,saygilar ve saglikli yasam dilerim.

Saircon
07 01 2005, 18:00
FA ve Trakyali,

Sizlerden gelen bu olumlu yorumlar bana en buyuk ilham kaynagidir, sagolun. Bilgilerin isinize yaramasina ve sagliginizi yoluna sokmasina cok sevindim. Eskiden haftalar suren arastirma ve cevirme hizim, sayenizde cok daha kisa surelere indi ve benim de ogrendiklerim inanilmaz olcude artti.

Bu arada hatirlarsaniz diger forumda yag kaybetmek ve kas kitlesi kaybetmek isteyen arkadaslara kalorilerini kesmeye calismamalarini, hatta hafifce arttirmalari bile gerektigini soyluyordum. (Duzenli egzersize devam ettikleri surece tabii) Benim bu yorumum o forumda tepki toplamisti cunku bazi okurlar diyet yapilmasi gerektigini soyluyordu. Ancak egzersiz uzmaninin yanitina bakacak olursak, ozellikle ilk sorunun yanitinda kalorilerin ve yaglarin ne kadar onemli oldugunu soylemesi beni rahatlatti.

Herkese iyi bir haftasonu diliyorum.

Sevgiler, saygilar...

Serkan

Saircon
07 01 2005, 18:00
DUZELTME:

Kas kitlesi kaybetmek sozunu yanlis kullanmisim, Kas kitlesi kazanmak olacak.

Saygilar,

Serkan

FELAKETTELLALI
07 01 2005, 18:00
hacam ne diyecegimi nasil tesekkur edecegimi bilemiyorum. gerek sizin cevaplariniz gerekse diet uzmaninin vermis oldugu cevaplar inanilmaz faydali bilgiler iceriyor. bunlara ulasmak elbetteki mumkun ama benim durumumda bulunan birisi icin bu gunler surer. son 45 dakikadir soluksuz okuyorum yazilanlari. elbette bazi sorular geldi aklima ama bunlari yazilari tekrar okuyunca cikaracagim. simdi oncelikle bunlari biraz sindirmek lazim :) ellerinize saglik hocam, emekleriniz, cabaniz ve harcadiginiz vakit icin cok tesekkur ederim... fa

Saircon
08 01 2005, 18:00
Sevgili Gang,

Eger yazdigim yaziyi okursan, lapa pirinclerle, yagsiz sutlerle veya yagsiz yogurtlarla istedigin amaca ulasamayacagini anlarsin.

Bu yazi sana bir uyari olsun diye yazildi, hala nasil sorunla bir iliski goremedigini soyluyorsun, inanamiyorum :-0

Vucudunun yemeklerle gelen yaga ihtiyaci var, bunu kesme. Egzersizlerine eger az kilo cok tekrarlar ile basladiysan bunu sadece bir gecis fazi olarak dusun ve o fazda takilip kalma, periyodizasyona git. (Yani antrenman degiskenlerini 4-6 haftalik kuvvette devamlilik, hacim, maksimal kuvvet ve cabuk kuvvet donemlerine bol). Yazimin sonunda bahsettigim gibi:

A) Koka-kola, fanta, sprite, kutu pastorize portakal sulari yerine vucut agirliginin 30'da biri kadar litre miktarinda su icebliyor musun?

B) Gunde en az 4-5 ogun yari tok hissini alacak kadar yiyebiliyor musun?

C) Aksam saat 10:30'larda yatakta olabilip 8 saat uyku alabiliyor musun?

D) Bol bol yesil sebze ve meyveler yiyebiliyor musun?

E) Yedigin etlerin ve mandiranin nereden geldigini, hormonsuz ve ilacsiz buyuyup, ot ile beslenip arazi uzerinde hareket edebilen hayvanlardan mi yoksa fabrika mamulu, kotu kosullarda ve hormonlarla yetismis mi oldugunu biliyor musun?

F) Pastorize sut mamulleri yerine, koy sutleri icebiliyor musun?

G) Sekeri ve unu, hidrojene nebati yaglari ve bitkisel yaglari tamamen kesebiliyor musun? Bunlarin yerine taze pastorize edilmemis tereyagi ile yemek pisirebiliyor musun?

H) Gunde ya da haftada kac kere disarda yemek yiyor, kac kere Mc Donaldslara gidiyor, kac kere sandviclerle atistiriyor, kac kere konservelenmis, dondurulmus, paketlenmis gidalarla besleniyorsun, kac kere microdalga firinlarda yemek isitiyorsun?

J) Beyaz ekmegi mi yoksa esmer ekmegi mi daha cok tuketiyorsun?

K) Yedigin findik-fistik kavrulmus ve tuzlanmis mi yoksa cig mi?

Gordugun gibi sana verdigim tavsiye listesi, uzayip gidiyor. Sana son soyleyecegim, once oturup gecen gun ne yedigini bir dusun, sabahtan gece yatana kadar butun ogunlerde salatanin sosundan ekmegin tipine, etinin sutunun kaynagindan, mesrubatina kadar. O zaman anlayacak ve goreceksin ne kadar dogru adimlar atip atmadigini.

Hala sorunla bir iliski goremiyorsan, sanirim ben yaptigim bu isi birakip baska bir is bulmaliyim kendime :)

Sevgiler ve saygilar herkese,

Serkan Yimsel
Egzersiz Uzmani

Saircon
08 01 2005, 18:00
Bu arada Gang,

Simdi farkina vardim, ayni soruyu diger forumda da sormussun. Belki o forumda daha isine gelir bir yanit bulursun. Iyi sanslar..

Serkan

gANg
08 01 2005, 18:00
Saircon ,


Gercekten eline koluna saglık..


Ancak bu yazılanlar benim sordugum soruya pekte cevap olmamıs acıkcası...

trakyali
09 01 2005, 18:00
Konu:Sagilikli sut.
Pastorize sutlerin enzim fakiri oldugunu ogrendikten sonra beni cok mutlu eden bir kesfi sizinle paylasmak istedim.Bir akrabamin orman ortasinda bir ciflik calisani tanidigi oldugunu ogrendim,bu gun aksam karnini ormanda ve cayirlarda otlayarak beslenen ineklerden sut alacagim.5 litre alip evde yogut yaptiracagim,tabii patlayana kadar taze ictikten sonra.
Darisi basiniza.
Sevgilerimle.

Saircon
09 01 2005, 18:00
Ilgili: Trakyali,

Cok sevindim Trakyali, inaniyorum ki lezzet farkini ve icim kolayligini aninda farkedeceksin. Isteyince bulunuyormus demek ki, kendine minerallerden, enzimlerden ve sindirilme yuzdesi daha yuksek proteinlerden bir ziyefet cekeceksin simdi, ne guzel...

Bu arada nerede yasiyorsun Trakyali? Gerci nickin Trakyali belki sorum gereksizdi ama :) Merak ettim bu ciftcinin yasadigi ormani. Belki kendisinin tanidiklari vardir Istanbulda kendisi gibi temiz ve dogal hayvan yetistirip sutunu ya da etini satan... Istanbullu arkadaslar da baslarlar boylelikle satin almaya. Cunku inaniyorum ki bu temiz insanlari buyuk holding ve marketler zincirine karsi desteklemek bizim gorevimiz.

Iyi haftalar dostlar,

Serkan

trakyali
10 01 2005, 18:00
Konu:Ikamet
Ilgili:
15 yildir Tekirdag iline bagli Cerkezkoy ilcesinde ikamet ediyorum.Aslen Bulgaristanin DELIORMAN bolgesindenim.
14 yasima kadar koyde buyudum ve sutu yeni sagilmis daha dogal sicakliginda iken icerdim.Ara ogunlerimiz bile ekmege surulmus sut ustu kaymak ve bahceden kopardigimiz bir demet sarimsagi ustundeki topragi ufalayip elimizle silkeledikten sonra yerdik,domates veya o anda elimize gecen herhangi bir sebze.Okuldan sonraki bos saatlerimizde meyva bahcelerinde karnimiz agirana kadar agaclarin ustunde tikinirdik,yesil kabugunun icinden cikardigimiz sut beyaz cevizleri yer ve 3 gun ellerimiz kinali gibi dolasirdik mecburiyetten(cevizin en ust yesil kabugu kolayca cikmayan bir boya salgilar,koylede koyun yununden yapilan ipler bununla boyanir).Benim simdi 5 yasinda bir oglum var ve cocuklugu sehirde gectigi icin uzuluyorum.Hem saglik acisindan hem kisilik gelisimi acisindan.Ben 6 yasimda ana okula giderken 3 gun okuldan kactim,ogretmen soyleyene kadar ailemin haberi olmadi,bu demektir ki ben 6 yasimda okula yalniz gidiyormusum.Hangimiz bugun sehirde yasayipta cocugumuzu okula yalniz gonderebiliyoruz.Neyse bu konu uzAr gider,siz emeinim benim ne demek istedigimi gayet iyi anladiniz.Konumuz dogal suttu degil mi?

Hepinize saglikli ve dogal yasam dilerim.

trakyali
11 01 2005, 18:00
Konu :D oping
Arkadaslar size bizim camiadan uzcu bir haber kopyaliyorum.


Milli vücutçu Serdar Aktolga'nın doping kontrolünde kullandığı 'dublör', uyuşturucu kullanıcısı çıktı. Yapılan analizlerde, 'dublör'ün esrar kullandığı belirlenince, Aktolga'ya müsabakalardan ömür boyu men cezası verildi.


Kaynak:www.nethaber.com

brad99
11 01 2005, 18:00
Brething exercise
Exercise 1. Practice slow controlled breathing You should observe that the abdomen depresses slightly with each exhalation. You
must concentrate on this effect in order to increase the depression gradually without straining the breaths at all. This is perhaps the
most important preliminary exercise and it is very beneficial in itself.
Some people find very useful to
practise this exercise lying
comfortably in a bed or similar
surface. The bed should be enough
solid to not allow any back bending.
Some residual tension can be due to
an excessive erect state of the spine.

Saircon
11 01 2005, 18:00
Trakyali,

Haber icin sagolasin. Nerede bir kestirme yol varsa biz Turkler onu bulmaya bayiliriz. Ama goruldufu gibi her kestirme yol basariya goturmuyor ne yazik ki.

Saglikli ve bol aktiviteli gunler dilerim herkese,

Serkan

TILT
13 01 2005, 18:00
HERKESE MERHABA FORUMU TAKİP EDİYORUM HOCAM ASLINDA YAZMAYACAKTIM ÇÜNKÜ BİRSORUM VARDI CEVAP BEKLİYORDUM AMA GÖRÜYORUM Kİ ATLADINIZ 13. SAYFADA KARIN KASLARI İLE İLGİLİ
VE BİRDE UZMANIMIZIN CEVAPLARI EMİNİM MÜKEMMELDİR AMA BENDE İNGİLİZCE MALESEF YOK DENECEK KADAR AZ GALİBA FORUMDA YANLIZCA BEN İNGİLİZCE BİLMİYORUM.KİMSENİN SESİ ÇIKMAYINCA YANLIŞ ANLAMAYI SAKIN!
FA DOSTUM SANA VE FORUMDAKİ HERKESE SAYGI VE SELAMLARIMLA SAĞLICAKLA KALIN.

Saircon
14 01 2005, 18:00
Merhaba Tilt,

Acik oldugun icin tesekkurler, herkes ingilizce bilmeli diye bir kaide yok, Turkce bir forumda tartisiyoruz, Turkuz ve olabildigince kendi lisanimiza bilgileri gecirebilmemiz gerekir. O nedenle bir daha hic bir zaman utanip sikilmadan sormalisin tipki yaptigin gibi.

Sorunu hatirliyorum ama sadece gogus arasi aciklik ile ilgili kisma dikkat etmisim sanirim, karin ile ilgili kismi kacirmisim. Ama sanirim bu Amerikali uzmanin bana verdigi cevaptan, senin her iki soruna da yanit gelebilecek bir anlam cikardim ben. Soyle aciklamaya calisayim:

Ister karin kaslarinin dizilimi olsun, ister gogus kaslarinin birlesme acikligi, bunlar anatomik yapi ile alakali ogeler oldugu icin genlerimize kodlanmistir, pek bir degisiklik yapilamaz. Fonksiyon, fizyolojik ozellikler (kas kuvveti, yag orani vb.) esneklik vb. ogeler degistirilebilir ancak. O nedenle kozmetik ozelliklere fazla kafani takma, cesitlilige ve dogru antrenman tekniklerine onem ver. Asiri tekduzelik, hem sakatlik ihtimali yaratacak, hem de kaslari orantisiz gelistirecektir. Bir iki hafta dumbellari tercih ettiysen, bir iki hafta cable'lari, bir iki hafa iki kolu ayni anda presslemeye dayali egzersizler yaptiysan, bir iki hafta unilateral training dedigimiz tek kol ile presslemeler yaparak gogus kaslarinin surekli farkli kas fibrillerine hitab etmeye calis. Inan bana bu yontem, sirf arayi kapatacagim diye her idmanda cable-cross-over yapmaktan ; ya da karin kaslari duzene girsin diye durmadan ayni sekilde mkik cekmekten cok daha iyidir.

Insallah bu seni biraz ikna eder. Iyi bir hafta sonu diliyorum herkese..

Serkan

Saircon
14 01 2005, 18:00
Ilgili: FA
Konular;

1) Portakal konusunda duzeltme: Selam FA, sorularin icin tesekkurler. Eger yaglar uzerine yazdigim makaleme bakarsan, mesrubat ile ilgili maddede goreceksin ki ben: Portakalin suyu sikildiktan sonraki ilk dakikalarda olusan vitamin kaybindan bahsettim. Portakalin soyulup yenilmesi esnasinda olusan vitamin-mineral kaybi cok kafaya takacak kadar degildir. Cunku dusunursen portakal dilimlerini cevreleyen bir dis ceper var degil mi? Halbuki suyunu sikarken sen de biliyorsun ki meyve suyu bu dis ceperden disari, korunmasiz bir ortama cikariliyor. O nedenle hem hacmi buyuyup yuzey alanina tesir eden gunes isigi miktari artiyor, hem de etkilestigi bakteri yogunlugu da artiyor. Bir cok insan ortalikta gezinirken etraftaki havanin olu oldugunu dusunur. Halbuki havada, doganin verdigi nimetleri tekrar dogaya, yani topraga geri goturmekle gorevli trilyonlarca bakteri bulunmaktadir. Saglikli bir mandalin ya da portakalin kabugu, ve dilimlerin dis ceperi, kisa bir sure de olsa bu bakterilerden ve gunes isigindan onu koruyacaktir. Zaten eskiler bilirler, birak portakalin suyunu o suslu puslu makenelerle sikmayi, onu kabuguyla bile yerlerdi, vitamin orani maksimum duzeyde olmasi icin. Tabii eskilerde topragimiz, meyvemiz atiklarla ve tarim ilaclariyla kirlenmeden onceydi bunlar. Simdi kesinlikle tavsiye etmem :) Ama en azindan, portakali dis zariyla yemek (kabuk degil), tabii olabildigince bahce ya da koy portakali tercih etmek (atiklarin ve kimyasallarin kullanilmadigi, dogal canli gubrelerle uretilen) suyu sikildiginda ise en azindan asiri gunesin olmadigi, karanlik bir ortamda sikilip, belki yarim bardaktan fazla olmayacak sekilde cabucak icilmesi en guvenlisidir diyorum.

2) Hipertrofi evresi optimum amtrenman degiskenleri:

Agirlik yuzdesi: Maksimal agirligin %70-80'i arasi
Set sayisi: 3-4 set
Tekrar sayisi: 8-12 tekrarlar
Tempo: 2 sn indiris, 1 sn stabilite, 1-2 saniye kaldiris (Ort. bir tekrar zamani 4 sn.)
Kas gurubuna dusen hareket sayisi: 2-4 hareket
Dinlenme Orani: 1 dakika ila 1,5 dakika arasi
Haftadaki sikligi: Ortalama 3-4 gun
Toplam set sayisi: 20-30 set arasi
Isinma, soguma ve esnetmeler haric net egzersiz suresi: Ort: 40-50 dakika

Soyle bir ornek vereyim:

Diyelim ki o gun gogus ve sirt gunu. Her iki kas gurubuna da 3 hareket ve 4'er set verelim. Bu da kas basina 12 set, toplamda ise 24 set demektir. Simdilik yukaridaki kaidelerde Toplam set sayisi kaidesine uyuyoruz. Tekrar sayisi olarak da 8 ila 12'nin ort. olan 10 tekrari baz alalim. Yukaridaki kaidelere gore 1 tekrar 4 saniye surdugune gore, 10 tekrar 40 saniye surecektir. Buna dinlenmeyi ekledigimizde ort. 2 dakika set+dinlenme olacaktir. Toplamda 24 set olduguna gore 24 kere 2 = 48 dakikadir, bu da ortalama antrenmanin uzunlugudur.

Senin bahsettigin 3 dakikalik dinlenmeler, daha cok kuvvet dinlenmeleridir. Arastirmalara gore idman icindeki dinlenmeler optimum duzeyin uzerine ciktiginda vucudun overcompansation (fazla tamamlama) yapmasi imkani olmamaktadir. Yani demek istedigim, dinlenme zamani dinlenme (yani antrenmana gitmediginiz zamanlarda dinlenmenin hakkini vereceksiniz) ama antrenman zamani antranman (yani antrenmanin hakki verilecek).

KAYNAK: National Academy of Sports Medicine, entrenor sertifikasi kitapcigi (NASM, Optimum Performance Training Manual)

Umarim bunun yardimi olur. Kendine cok iyi bak, sorularin olursa bekliyorum..

Herkese iyi Pazarlar.

Serkan

fa
14 01 2005, 18:00
hocam ! su siralar forumla cok fazla ilgilenemiyorum. acikcasi sayende biraz fazlaca bilgi edindim. bunlari hazmetmek lazim. kendime baska konularda vakit ayirmaya calisiyorum. bir kac haftaya kadar yine bol bol yazariz. ancak dun salonda aklima bir soru geldi. ben bu salon sporuna basladigimdan bu gune pek cok soru sordum, arastirdim, okudum anacak oyle bir paradoks var ki cozebilene ask olsun... simdi; iki tane olmazsa olmaz kural var. bunlardan birincisi hipertrophy calismalarinda bir seti tamamlayinca minimum 2 dakika maksimum 3 dakika beklemek gerekiyor ki enerji depolari kendilerini yenileyebilsinler ve bu arada nefesimiz, kalp atislarimiz de yerine gelsin. simdi ikinci kural; bir antremani 45 dakikadan daha uzun tutmamak gerekiyor, degil mi ? her sette bekleme ile beraber 3,5 dakika olsun. maksimum 12 set yapar. bu da buyuk kas gruplarindan ancak 1 tanesini calistirmaya ya yeter ya yetmez. haftada 4 kez antreman yapilmasi gerektigini dusunursek her hafta bir kac bolge acikta kalir. yani her bolgeyi hafta da bir kez mi iki kez mi calistiralim sorusu da tamamen hayal olur. nedir hocam bu isin asli. bunlardan hangisinden vazgececegiz simdi ? kendinize iyi bakin hocam, cevaplariniz icin tesekkurler...

fa
14 01 2005, 18:00
tilt !

nasilsin kardes ? bir anlat bakalim kac kilo oldun ? nedir durumlar ? yazilarinin coskusundan anladigim kadariyla iyi gidiyor, bunu anlamak zor degil ama nedir mevcut durum bize bir anlat. yeni hedeflerin neler bakalim ? kendine iyi bak :)

fa
14 01 2005, 18:00
trakyali !

su koyle ilgili yazdiklarin cok guzel ya. ben de koyde dogdum... valla cocukluguma goturdun beni. varolasin :)

fa
14 01 2005, 18:00
hocam bir de soyle bir sey var; hani portakali soyup bas ucumuza koyana kadar yani iki dakika icerisinde vitamini gidiyor ya... e biz onu yiyip sindirene kadar zaten buhar olmaz mi ? mumkun oldugunca cabuk tuketilmesini anliyorum ama dakika farkiyla faydasini kaciriyorsak yazik valla bugune kadar tukettiklerime :(

TILT
16 01 2005, 18:00
SAĞOL SEVGİLİ FA HERŞEY ÇOK İYİ ŞU AN YAKLAŞIK 38.700Kg OLDUM ÇOK İYİ TŞKLR
SAİRCON CEVABIN İÇİN TŞKLR BENİ FAZLASIYLA TATMİN ETTİ KOLAY GELSİN.

Saircon
17 01 2005, 18:00
Herkesin bayramini saglik ve mutluluk dileklerimle gonulden kutlarim.

Yine burada bulusmak dilegiyle,

Serkan

Saircon
17 01 2005, 18:00
amirhuso,

Merhabalar kardes. fearless'tan haber getirdigin icin sagol, biz de merak etmeye baslamistik.
Kendisi olayi burada bahseder bahsetmez ben ona bir soru yoneltmistim, ama o cevap vermemisti. Sanirim sorularimi gormemis. Eger sen bu sorulari ona yoneltirsen cok sevinirim:

1) Beyin kanamasi (cerebral hemorrhage) uzun sureli hareketsizlik, yuksek tansiyon, stress ve asiri kilo alma gibi faktorlerin belli bir donem tedavi edilmemesi nedeniyle birikim sonucu mu olustu; yoksa dogustan gelen, beyin damarlarindaki bir incelme nedeniyle mi?

2) Sol kol flask paralizi (0/5) deyimi ile, sol kolun 5'te 0 oraninda hereket kabiliyeti kaldigi (yani hic hareket kabiliyeti yok) mi anlatiliyor?

3) Sol bacak hemiparezi (1/5) deyimi ile sol bacakta 5'te 1 oraninda hareket kabiliyeti kaldigi mi anlatiliyor?

4) Sag bacak hemiparezi (4/5) deyimi ile sag bacakta 5'te 4 oraninda hareket kabiliyeti (buyuk bir oranda hareket kabiliyeti kurtarilabilmis) oldugu mu anlatiliyor?

5) Su annesi yardimsiz ayakta durabiliyor mu? Eger duruyor ise yuruyebiliyor mu? (Tabii ki eger yukaridaki tib terimlerini dogru anlamis isem, ne yuruyebilmesi, ne de ayakta durabilmesinin cok zor oldugunu tahmin ediyorum. Belki olayin gerceklestigi gunden bu yana bazi gelismeler saglanmistir diye soruyorum..)

6) Annesinin spastic durumda olan vucut bolgeleri var mi? Spastic terimi, asiri sertlesmis ve acilamayacak durumda olan eklemleri anlatmak icin kullanir. En cok goruldugu kaslar, el ve bilek kaslaridir. Boyle bir durum var mi? Varsa hangi kas guruplarinda ya da eklemlerde olusmus?

7) Son aklima gelen soru ise, evde egzersiz mi dusunuluyor, yoksa bir gym'a gitme durumu va rmi? (Tabii bu soru, 5. soru ile yakindan alakali, eger annesi ayakta duramiyor ve yuruyemiyor ise bir yerden bir yere nakli cok zor olacaktir)

Amirhuso, bu sorulara yanit bulabilirsen cok yardimci olur. Ayrica kendisine www.prospor.com adresinde benim yazdigim fiziksel engellilerde egzersiz konu baslikli makalemi simdilik okuyarak baslamasini soylersen cok sevinirim. Ben sorularin cevaplarindan yola cikarak bir egzersiz programi olusturana kadar bu bilgiler ona yardimci olacaktir ...

Tekrar kendisine gecmis olsun dileklerimi gonderirsen cok sevinirim.

Herkese iyi haftalar, ve mubarek bayramlar.

Serkan

fa
17 01 2005, 18:00
saircon usta saol cevaplarin icin. ben aralarda min 2,5 dakika beklenmeli diye biliyordum. onu duzeltince zaten epey zaman kaliyor. tesekkurler.

tilt cok olmusun yav. 38.700 kg kardes bilmedigimiz bi olcu birimi mi bu 'kg' yoksa rakami yanlis mi yazdin ? :p

TILT
17 01 2005, 18:00
MERHABA SEVGİLİ FORUM SAKİNLERİ

EVET SEVGİLİ DOSTUM FA YANLIŞ YAZMIŞIM ŞİMDİ FARKETTİM DOĞRUSU 68,7 OLMASI LAZIM
HERKESE HAYIRLI BAYRAMLAR DİLİYORUM GURBETTE OLAN ARKADAŞLARIMIZADA AYRI AYRI SELAMLAR ONLARIN BAYRAMLARI DAHA BURUK GEÇİYOR ZANNEDERSEM YARIN BELKİ YAZAMAM O YÜZDEN ŞİMDİDEN BAYRAM MSJ YAZMAKTA BİR ZARAR YOKTUR DİYE DÜŞÜNDÜM SAYGILAR

amirhuso
17 01 2005, 18:00
Öncelikle uzun bir aradn sonra tekrar Mehaba.
Serkan Arkadaşım. Fearless2004 arkadaş sana bir soru sormuştu bu annesi için exersiz talep etmişti kendisi bu aralar bağlanamıyormuş o yüzden bakamıyormuş ve makinayı formatlamış sanıyorum.Cooki ler silindiği için şifrede kayıp giremiyormuş foruma senden alıp kendisine iletmemi istedi msn den kısa bir ara görüşme yapmıştık.Eğer uygunsa foruma yazarsan ben kendisine iletirim

Herkese tekrar selamlar ve saygılar

FELAKETTELLALI
17 01 2005, 18:00
herkese iyi bayramlar... buyuklerin ellerinden kucuklerin gozlerinden operim. sevdiklerinizle nice mutlu bayramlara...

Saircon
19 01 2005, 18:00
Konu: Duzeltme

Amirhuso, www.prospor.net olacak adres, prospor.com degil.

Haberleri bekliyorum. Gorusmek uzere.

Sevgiler ve saygilar,

Serkan

Saircon
19 01 2005, 18:00
NOT: Simdi farkina vardim, ben 28 Aralikta Fearless'in mesajini alir almaz ona sorularimi gondermistim, kendisi 31 Aralikta bodybuilding forumunda bir mesaj yazmis. Bu 3-4 gunluk zaman zarfinda baglanabiliyormus demek ki, nasil mesajimi gormemis, ya da nasil digerlerinin gecmis olsun dileklerini gormemis anlayamadim.

Neyse, kendisi gelince bunu ogreniriz,

Herkese iyi bayramlar yeniden..

Serkan

amirhuso
19 01 2005, 18:00
Sağol SERKAN

Kendisi ile ilk irtibat kurduğumda bu soruları ona iletip foruma tekrar yazarım.Sevgiler saygılar.

Herkesin mübarek kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar.Sağlık ve mutlulukla nice bayramlar dilerim.

Saircon
20 01 2005, 18:00
Selamlar Gang,

Iki forum arasinda bir atisma filan yok. Sadece, bir donem no pain no gain forumunda terbiyesizlige ve gelisiguzel bilimsellikten uzak sohbetlere ozellikle forumun onde gelenlerinden yeterince ciddi bir tepki gelmedigi icin ben bu forumu actim. Eger bizler, hicbir mecburiyetimiz olmamasina ragmen bilgimizi ve tecrubemizi paylasmak icin burada zamanimizi harciyorsak, bu degerli zamani alacak gereksiz muhabbetlere ve ilanlara minimum olcude yer birakmak gerektigine inaniyorum. Tabii ki burasi insanlarin kontrol edilebilmesi imkani olmayan , server admini gorevi bulunmayan bir ortam, bu nedenle o donem icin tek cozum, ortamdan uzaklasmakti. Diger forumdaki bir cok arastirmaci arkadas ile hala dostuz ve e-maillesiyoruz vesayire. Burada bulunan arkadaslar bazen orada da yaziyorlar, bu da tamamen normal bence. Sana ozel bir sitemim filan yok, sadece tam 3 gunumu harcayip 9 sayfalik bir arastirma makalesi yazarak yagsiz beslenmenin cozum olmadigini, yerine dikkat edilmesi gereken tam 15 madde saydiktan sonra senin sorumla alaka goremedim demen beni sasirtti o kadar :)

Sana iyi bayramlar Gang,

Serkan

gANg
20 01 2005, 18:00
öbür forumla No pain no gain , bu forum arasında bi atısma falan mı var ?? Saircon bana sitemli bi dille konusmusta anlamadım ??

Saircon
23 01 2005, 18:00
Selam Gang,

Ben senin ne sordugunu gayet iyi anladim, sanirim sen beni yanlis anlamissin. Sen, vucudunun asiri yaglanmasinin nedeninin, yagli yemekler yemek oldugunu kabul etmekle, bilimsel olmayan bir olguya takilip kalmaktaydin, ben de seni uyarmak icin o yaziyi yazdim. Vucudundaki asiri yaglanmanin sebebi yemeklerinin yagi degil, vucuduna giren toplam kalorinin, vucudundan cikan toplam kaloriye (hareketlerin) gore daha cok olmasidir. Pirinci lapa yiyerek, tavugun yagli kisimlarini ayirarak ya da sutu yagsiz icerek kendine yarar degil, zarar getiriyorsun cunku bir cok protein molekulu, ancak yagin varliginda etkili sekilde sindirilebilir ve vucut tarafindan kullanilabilir. Eger tersi olsaydi, milyonlarca yil insan soyu eti, sutu ve baligi yagiyla, etiyle sutuyle bir arada yerken sisman bir toplum olurdu, halbuki bir cok epidemik (obesity, diabetes gibi) yagi kendimize dusman ettigimiz su son 50 yil icerisinde patlak vermistir, eskiden bunlarin ani sani bilinmiyordu. Tabii hareketsizlik de onemli bir faktor, gelisen teknolojinin nedeniyle.

Yemek sistemini degistirirken yagi azaltmak yerine, cabuk kana karisan seker, cikolata un ve unlu mamuller vesayireyi azaltman ve ogunlerinin sayisini arttirip bir ogundeki miktari azaltman daha dogru olacaktir. Bunlar da o makalede aynen yazili. Ayrica saat kacta uykuya daliyorsun gece? Ve kacta kalkiyorsun sabah? Kac kilosun ve gunde ne kadar su iciyorsun? Bu sorulara verecegin durust cevaplara gore iyi sonuc alip alamayacagini sana soyleyebilirim. Unutma, belki bu faktorler antrenman sisteminden cok cok cok daha onemli!! Unutma, vucudunun gelismesi, antrenman esnasinda degil, dinlenme ve kaybolani yerine koyma esnasinda gelisir.

Son olarak antrenman sistemine gelince, tek bir sistemle calismak, amacin her ne olursa olsun yeterli olamaz. Eger su an kas buyutme evresinde isen/orta derece kilo az tekrar (hipertrofi) muhakkak 4-6 hafta sonra kuvvet evresine gecmen, ve bu 4-6 haftalik periyodlarla sirasiyla patlayici kuvvet ve dayaniklilik (az kilo cok tekrar) evrelerini uygulaman gerekir. Boylece surekli bir degisim icinde olacaksin. Biz buna antrenmani periyodize etme diyoruz. Bu sistemler hakkinda Ingilizce biliyorsan eger Tudor Bompa'nin Periodization kitabini edinip okuyabilir, benim www.prospor.net adresindeki makalelerimi ya da her iki forumda da daha onceden yazdigim yazilari okuyabilirsin.

Umarim bunun yardimi olur. Iyi calismalar,

Serkan

gANg
23 01 2005, 18:00
MErhaba Arkadaslar ,


Sizlere bir sey danısmak istiyorum. Ozelikle Saircon bu konuda senin tecrubelerinden faydalanmak istiyorum..

Bir suredir vucut gelistirme ile ilgileniyorum..Vucudum gelisti belirli bir seviye ye geldi..

Ancak yediklerimden dolayı bayagı bir yaglanma oldu.. Vucudum gelismis olmasına ragmen su anda yaglardan dolayı ii gozukmuyor.. Tabi yaglanma benim asırı yaglı yemekler (patates kızartması,hamburger cikolata vs..) yememden kaynaklanıyor...

Vucudumdaki yaglardan kurtulmak istiyorum , ancak uzun sure emek vererek yaptıgım bu kasları kaybetmek istemiyorum cunku vucudum zor kas yapan bir vucut ve ben bu ise oldukca emek verdim...

ilk bastaki hedefim antreman sistemimi degistirmeden , cok kilo az tekrar piramit calısarak , yemek sistemimi degistirmek ve yagsız yiyecekler yemek.. Lapa tavuk eti yagsız süt yagsız yogurt..Ve cukulata vs tarzı seyler asla yememek...


Sizce bunları uygularsam , kas hacmini artırarak yagları yakabilirmiyim.. Kas kaybetmek istemiyorum.. bunların yanında biraz daha kas kazanmam lazım..
Lütfen bana yardımcı olun , degerli fikirlerinizi bekliyorum...

Bu benim ilk yazım... Ben bu yazıda esasında ne yemem gerektigini degil , piramit cok kilo az tekrar seklinde calısmaya devam ettigim takdirde , yemegi keserek yaglarımı yakabilirmiyim diye sormustum...

hedefim yagları yakarken birazda kas kazanmaktı boyle birseyin mümkun olup olmadıgını sormustum..
Sanırım bir yanlıs anlasılma yasandı Saircon... Genede ellerine kollarına saglık..

Sly
23 01 2005, 18:00
Sevgili Arkadaslar,
Forumu ikiye bolunmeden once ve sonra izlemeye cok uzun suredir gayret ediyorum. Dogal ve bilimsel olarak bolunmesi cok faydali oldu. Ben Ankara'da cooook cok iyi bilinen bir hocanin yaninda calisiyorum ve bildigim ilk ve en onemli sey dogal ve hirsli calismaktir. Forumda benden cok once bu spora gonul veren arkadaslarin yazilarinida sevinerek ve kendime birseyler ekleyerek, amerikayi yeniden kesfetmeden arkadaslarin tecrubelerinden yararlanarak okuyorum. Eli ayagi duzgun, itten cakaldan uzak yaziyorlar.

Kendi adima soylemek istedigim birkac sey var. Calisma programi, diet vs gibi teknik konulardan ote birsey yazmak istedim cunku isin o yanina deginilmiyor sanirim.

Body building, weight lifting, power lifting gibi sporlar kisinin onca celik ve demir yigini arasinda kendi ruhu ve benligiyle yuzyuze en yakin geldigi yerlerden biridir. Yanindaki adam benchte 130kg basar ama oraya yatinca onemli olan senin hirsin ve bir sonraki sette +5 veya +10 kg koyabilme istegin ve azmindir. Ister 30 kaldir benchte ister 130. Zaten yaninda calisan ben 130 basiyorum bunlar daha celik comak oynuyor diyorsa sporun ruhundan da fersah fersah uzaktir.. Bu forumdaki sakin ve dostane havayida o yuzden seviyorum.. Salonlarda orda burda cakallarin cukallarin kariya kiza hava basmak icin bunca isle ugrasmalarida bu sporun ruhunu son derece zedeliyor.. Bu isle ugrasan adamin ne kariya kiza hava basacak minetti olur; nede trafikte her korna calana dayilanacak kadar ucuz ruhu. Sakin ve dingin bir ruhla ilerler hayatta. Haa satasanin adami bunaltanin dersini vermek gerekmez mi? Bence sansini zorluyosa karsidaki; artik onca terin acinin zamanin emegin muzun balin etin baligin makarnanin hakkinida vermek gerekir=)

Daha uzun yazmak isterim ama kimseyi bunaltmamakta gerektiginden isin ozu igne hap toz moz degil beyinin icindeki o motor, reaktordur! Kimi sinir oldugunu gorur o barin altinda, kimi cekip giden sevgilsini, kimi gecmiste takildigi cozemedigi bir noktayi kimi hincini hirsini cikarir.. Ama kimki yazin sucuk zari kadar dar tshirti giyer kariya kiza bara pavyona firtina gibi eserim diyorsa Eye of The Tiger'dan da isin ruhundan da asiri uzaktir bence cunku yurtici yurtdisi tanidigim en saglam adamlar nedense hep en sakin en sade en gosteristen uzak insanlardi. Birisini gucendirdiysem de affola.. Herkese kaplanin gozu, bol adrian'li calismalar!=) Hirs sizlerle olsun!

aderans
24 01 2005, 18:00
<< Sevgili Arkadaslar,

Forumu ikiye bolunmeden once ve sonra izlemeye cok uzun suredir gayret ediyorum. Dogal ve bilimsel olarak bolunmesi cok faydali oldu. Ben Ankara'da cooook cok iyi bilinen bir hocanin yaninda calisiyorum ve bildigim ilk ve en onemli sey dogal ve hirsli calismaktir. Forumda benden cok once bu spora gonul veren arkadaslarin yazilarinida sevinerek ve kendime birseyler ekleyerek, amerikayi yeniden kesfetmeden arkadaslarin tecrubelerinden yararlanarak okuyorum. Eli ayagi duzgun, itten cakaldan uzak yaziyorlar.
Kendi adima soylemek istedigim birkac sey var. Calisma programi, diet vs gibi teknik konulardan ote birsey yazmak istedim cunku isin o yanina deginilmiyor sanirim.
Body building, weight lifting, power lifting gibi sporlar kisinin onca celik ve demir yigini arasinda kendi ruhu ve benligiyle yuzyuze en yakin geldigi yerlerden biridir. Yanindaki adam benchte 130kg basar ama oraya yatinca onemli olan senin hirsin ve bir sonraki sette +5 veya +10 kg koyabilme istegin ve azmindir. Ister 30 kaldir benchte ister 130. Zaten yaninda calisan ben 130 basiyorum bunlar daha celik comak oynuyor diyorsa sporun ruhundan da fersah fersah uzaktir.. Bu forumdaki sakin ve dostane havayida o yuzden seviyorum.. Salonlarda orda burda cakallarin cukallarin kariya kiza hava basmak icin bunca isle ugrasmalarida bu sporun ruhunu son derece zedeliyor.. Bu isle ugrasan adamin ne kariya kiza hava basacak minetti olur; nede trafikte her korna calana dayilanacak kadar ucuz ruhu. Sakin ve dingin bir ruhla ilerler hayatta. Haa satasanin adami bunaltanin dersini vermek gerekmez mi? Bence sansini zorluyosa karsidaki; artik onca terin acinin zamanin emegin muzun balin etin baligin makarnanin hakkinida vermek gerekir=)
Daha uzun yazmak isterim ama kimseyi bunaltmamakta gerektiginden isin ozu igne hap toz moz degil beyinin icindeki o motor, reaktordur! Kimi sinir oldugunu gorur o barin altinda, kimi cekip giden sevgilsini, kimi gecmiste takildigi cozemedigi bir noktayi kimi hincini hirsini cikarir.. Ama kimki yazin sucuk zari kadar dar tshirti giyer kariya kiza bara pavyona firtina gibi eserim diyorsa Eye of The Tiger'dan da isin ruhundan da asiri uzaktir bence cunku yurtici yurtdisi tanidigim en saglam adamlar nedense hep en sakin en sade en gosteristen uzak insanlardi. Birisini gucendirdiysem de affola.. Herkese kaplanin gozu, bol adrian'li calismalar!=) Hirs sizlerle olsun! ]]

aderans
24 01 2005, 18:00
Sly tespitlerine aynen katılıyorum .. bende diğer forum dahil olmak üzere çok uzun zamandır iki forumuda takip ediyorum.

gANg
24 01 2005, 18:00
Saircon slm ,

84 kgye dustum.. Boyum 1.78..

Gunde nerden baksan 2-3 litre su icerim.. 2 litreden asagi dusmez.. gece yattigim saatler degisiyior..Bu aralar 12-1 gibi yatip sabah saat 10-11 de kalkiyorum..

kesemedigim tek sey cikolata..onun disinda hic birsey sorun degil.. Cukulatayida yavas yavas azaltiyorum..


Su anda piramit seklinde cok kilo az tekrar ile calisiyorum...


Hepsinde durusttum Saircon :)

specialist2005
24 01 2005, 18:00
tüm foruma selam!ben FEARLESS2004!
Özellikle AMİRHUSO arkadaşa müteşekkirim. yalnız bırakmadığı ve bağlantıyı sağladığı için. Sağlık mesajları atan tüm arkadaşlara da teşekkürler.

TILT
25 01 2005, 18:00
FEARLESS 2004 TEKRAR GEÇMİŞL OLSUN YENİ NİCKİN SÜPER OLMUŞ :) ;)

Saircon
26 01 2005, 18:00
Selam Gang,

Durust cevaplarin icin sagol :) Iyi bir yolda ilerliyorsun, yemek aliskanliklarini kontrol edebilmeye baslaman guzel bir sey. Yalniz makalemde bahsettigim nedenlerden oturu yemeklerin dogal yagini ayirmaya ya da yagsiz urunler almaya calisma. Bu arada gunde kac ogun yedigini ve ogunlerinin saatlerini tahmini olarak soylememissin. Bu belki senin cikolatayi azaltmandan bile daha onemli bir faktordur bence.

Antrenmaninda devam ettigin piramid calismasi (cok agirlik az tekrar) kuvvet ve kas hacmi saglar. Ancak bu sistemde uzun sure kalirsan vucudun cok cabuk buna adapte olur ve gelisim durur. O nedenle daha once defalarca bahsettigim gibi degisen sistemleri 4-6 haftalik periyodlarla kullan. Bu arada egzersiz saatlerini yazmamissin, bu da cok onemli.

Su ana kadar gorunun tek olumsuz nokta, gec yatiyor ve gec kalkiyor olman. Daha once bahsettigim gibi dogal kas buyutme ve yag yakma hormonu olan growth hormone, insanoglunun 2,8 milyon yillik evrimi suresince gunes isigina gore adapte olmustur ve gunes battiktan belli bir sure sonra (10:00-10:30) salgilanmaya baslar ve gece 2:00'a kadar aktif kalir. Son 50 sene icerisinde teknolojinin getirdikleri nedeniyle elektrik ve florasan lambalar ile kendimizi gece 1'lere 2'lere kadar uyanik tutarak bu hormonun salgisina engel oluyoruz. Eger bu hormon aktif salgilanmazsa senin egzersizlerden istedigin yenilenmeyi alman , dinlenebilmen ve yag yakabilmen cok zorlasacaktir. Unutma, gecmis 2,8 milyon yillik evrim, son 50 seneye gore cok daha uzundur, o nedenle bizim hormon sistemimiz hala eskiye gore uyarlanmistir, ona gore uyumamiz gerekir. Sana tavsiyem 10;30'da en gec uyumus ol, 6:00 da kalk, ve tahmin edebileceginden cok daha fazla yag yak.......... !!!!!!!!

Sevgiler ve saygilar,

Serkan

Hitturkey24
01 02 2005, 18:00
KIYMETLİ SERKAN HOCAM,
BİLGİLERİNİZDEN BAYAĞI İSTİFADE ETTİRDİĞİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER. AYRICA BENDE KARINCA KARARINCA BİRŞEYLER SUNMAK İSTİYORUM.BENCE BİRKERE EN ÖNEMLİ OLAN FELSEFE. DÜNYADA 2 ADET KARŞIT YAKLAŞIMIN EZELDEN EBEDE MÜCADELESİ VARDIR.1)GÜÇLÜ OLAN HAKLIDIR, 2) haklı olan güçlüdür. HERZAMAN GÖRMÜŞÜZDÜR Kİ HAKSIZ OLDUĞU HALDE HİTLER,SADDAM, MUSSULİNİ FİRAVUNLAR VB BİRÇOK GÜÇLÜ UZUN ZAMAN İNSANLARA ZULUM YAPMIŞ FAKAT DAHA SONRA ALAŞAĞI OLMUŞTUR. GÜNAH(KÜFÜR) EBEDİYETE KADAR VAR OLACAKTIR AMA ZULUMUN CEZASI HER ZAMAN BU DÜNYADA VERİLİRİ. BUDA BİZİ HAKLI OLAN GÜÇLÜDÜR'ÜN DOĞRULUĞUNA GÖTÜRÜR. FİZİKSEL GÜCE VE BİLİMSELLİĞE GELİNCE AMAÇ OLMAMAKLA BİRLİKTE PEYGAMBERİMİZ BUNLARIN OLMASINI İSTEMİŞTİR.O YÜZDEN BİLGİNİZİ VE ÖZELLİKLE TEVAZU İÇİNDE PAYLAŞIMINIZI ÇOK TAKDİR ETMEKTEYİM.
SOYA KONUSUNA GELİNCE . BENCE HER 2 GÖRÜŞ DE ABARTIDIR . ABD 'DE YAPILAN ARAŞTIRMALARDA SENDE 50 MİLYON KİŞİ SİGARADAN 100 MİLYON KİŞİ ŞEKERDEN, 150 MİLYON KİŞİŞ KANSERDEN, VSVS TOPLAMADA SAYDIPĞINIZ ZAMAN YILDA 1 MİLYAR KİŞİ ÇEŞİTLİ SEBEPLERDEN ÖLMEKTEDİR HALBUKİ ABD'NİN NUFUSU ANCAK YAKLAŞIK 300 MİLYON KİŞİDİR. EVET SOYA KONUSUNDA DÜNYANIN EN BÜYÜK SİLAH İHRACATÇISI ABD SOYA İHRACINDAN ELDE ETTİĞİ GELİR SİLAH İHRACINDAN DAHA FAZLA OLDUĞU İÇİN YALAN VE ABARTIYA KAÇMAKTADIR AMA KARŞIT GÖRÜŞLER DE O DERECE ABARTILIDIR. ALTI ÜSTÜ BİR FASULYE ALLAH(CC)'IN NİMETİ. YALNIZ İLGİNÇ OLAN BUNDAN SÜT YAPILABİLMESİ VE BUNUN DA PEYNİR GİBİ KESİLEBİLMESİ . BAŞKA BİR GIDADA BU ÖZELLİK YOK . BEN DE BU KONUDA DÜNYANIN EN İYİSİ OLDUĞU SÖYLENEN MAKİNALARI ÜRETİYORUM http://www. expage.com/soyasutumakinasi . HATTA ABD'Lİ UZMANLAR DA BENDEN SATIN ALIP IRAK'TA BİR HASTANEYE KURDULAR.
BU ARADA SİZİN GİBİ DEĞERLERİ TEKRAR ÜLKEMİZDE GÖRMEK ADINA ÜLKEMİZİN İÇİNDE BULUNDUĞU SON DURUM HAKKINDA BİRAZ BİLGİ VERİYORUM.
TÜRKİYE:
ŞU ANDA ENFLASYON TEK HANEYE DÜŞTÜ,LİRADAN 6 SIFIR ATILDI,TURİZM , İHRACAT,İNŞAATTA PATLAMA BAŞLADI,FAİZ DÜŞTÜ,TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTU ARTTI,AB’YE GÜN ALINDI. BÜROKRASİDEKİ HIRSIZLAR&RÜŞVETÇİLER TEKER TEKER YARGI ÖNÜNE ÇIKMAYA BAŞLADI,STANDARTLAR DÜZELİYOR YATIRIMLAR ARTIP İŞSİZLİK AZALMAYA BAŞLADI.VE GİTGİDE DE HERŞEY ÇOK İYİ OLACAK GİBİ GÖZÜKMEKTE.UÇAK FİYATLARI OTOBÜS FİYATINA DÜŞTÜ,İNTERNETTE KORKUNÇ UCUZLAMALAR OLDU.BU SENE HACCA 230 BİN KİŞİ BAŞVURDU TOPLUMDA EN ÖNDE GELEN ATEİZMİN SAVUNUCULARI NAMAZA BAŞLIYOR.TV’LERDE AHLAKİ YAYINLARI İZLENMESİNDE ,NAMAZKILANLAR ORUÇ TUTANLARIN SAYISINDA ,YARDIM KURULUŞLARINDA PATLAMA OLDU. SADECE DENİZ FENERİ DERNEĞİ 500 BİN KİŞİYE BAKMAKTA. GÖTÜRDÜĞÜM ANERİKALILAR DAHİ BİZDE BÖYLE BİR SİSTEM YOK DEDİLER.BEDAVA ÇALIŞAN GIDA,GİYİM BANKALARI, KARŞILIKSIZ MİKRO& MAKRO KREDİ VEREN KURULUŞLAR,AB HİBE KRDİLERİ,VERGİ MUAFİYETİ SÜREKLİ ARTMAKTA.ÇOK YAKINDA UYUŞTURUCU&TİNERCİ ÇOCUKLAR EL ATILACAK.BUNLARIN SADECE 1 TANESİNİ HERHANGİ BİR POLİTİKACI 2 SENE ÖNCE SÖYLESEYDİ KİMSE ONLARA OY VERMEZDİ. BUNDAN 200 YIL ÖNCE ABD ATLAS OKYANUSU VE AKDENİZ’E ASKERİ VE TİCARİ GEMİLERİNİ GÖNDERMEK İÇİN TÜRKİYE’YE VERGİ VERMEKTEYDİ.DAHA SONRA BİZ RÜŞVET&HIRSIZLIĞA BAŞLAYIP MANEVİ&DİNİ DEĞERLERİMİZİ YİTİRİNCE ONLARDAN İCAZET ALIR OLDUK VE GERİLERİNDE KALDIK . AMA ŞİMDİ TOPLANIYORUZ BİZİ DİN DEĞİL DİNSİZLİK GERİ BIRAKTIRDI.VE YUKARIDA SAYDIKLARIM OLACAKLARIN %1’İ BİLE DEĞİL . DAHA BUGÜN YİNE BENZİNDE UCUZLAMA OLDU VE KABLO TV FİYATLARI YARIYARIYA İNDİ.KİRA ÖDER GİBİ EV ALIMI BAŞLIYOR. YAPILAN YOLAR 70 YILDA YAPILAN YOLLARIN TÜMÜNÜN İK MİSLİ OLDU.GENEL SAĞLI SİGORTASI GELİYOR.DEMOKRATİK REFORMLARI SAYMAKLA BİTMEZ.VE BUNLARIN HEPSİ ISRARCI&RÜŞVETÇİ TAKOZ BÜROKRATLARA RAĞMEN OLDU.

ŞİMDİ YAPACAKLARIMIZ : ABD’DE GÖRDÜĞÜNÜZ VE TÜRKİYE’DE OLMAYAN HER NE VARSA SÜREKLİ BASINA,WEBSİTELERİNE, BELEDİYELERE BAKANLIKLAR VE DEVLET KURLUŞLARININ WEBSİTELERİNE YOLLAYIN . TÜRKİYE’DE YATIRIM YAPACAK ABD’LİLER BULUP ÇEKMEYE BAŞLAYIN BEN 1O YIL ÖNCE EKMEKLERE SOYA KATILIMI İLE TÜRKİYE’DEKİ PROTEİN YETMEZLİĞİ SORUNUNUN ÇÖZÜLECEĞİNE DAİR BİR YAZI YAZDIM. SADECE SIVAS BELEDİYESİNİN UYGULAMASIYLA 2 YILDA 3 MİLYON US$ DİREK HALKA GELİR SAĞLANDI. AYRICA BU GENEL OLARAK YAPILIRSA YILDA 4 MİLYAR US$ KARLILIK SAĞLAYACAK . TÜRKİYE YILDA 30 MİLYON TON SOYA ÜRETİMİNE GEÇERSE İŞSİZLİĞİ HEMEN HEMEN ÇÖZECEK. VE BAKANDAN BANA TAKDİR E-MAİL’İ GELDİ . O YÜZDEN BİLDİĞİNİZ NE VARSA YAZIN. ARTIK ŞEFFAFLIK DEVRİ VE DOĞDUĞUNUZ YERİ DOYDUĞUNUZ YERE ÇEVİRİN VE SİYASETÇİLER İLGİLENMEZSE MUHAKKAK BAŞVURACAĞINIZ BİR ÜST ŞİKAYET MERCİ MEVCUT..MADEM ORDASINIZ ARTIK DÜNYA GLOBAL BİR KÖY OLDU.ABD’DE EVDE İNTERNETTEN TÜM TÜRK GAZETELERİNİ OKUR,RADYI&SİNEMA SEYREDER HATTA http://www.ibb.gov.tr ADLI İST. BELEDİYESİNDEN CANLI OLARAK SÜREKLİ İSTANBUL’U GÖREBİLİRSİNİZ VE TÜRK BAKKALINDAN TÜRK YEMEKLERİNİ ALABİLİRSİNİZ. YANİ BURADAKİ, İNSANLAR NE YAPIYOR SABAH ERKENDEN İŞE OKULA GİDİP AKŞAM EVE GELİP TV SEYREDİP YATITORLAR. YANİ ARTIK DÜNYANIN HERHANGİ BİRYERİNDE OLMANIN ÖNEMİ PEK DE KALMADI.

AMERİKALILAR:
UNUTMAYALIM Kİ ONLAR DA İNSAN. BİLMEDİKLERİ İÇİN DÜNYADA SADECE YENİLİP,İÇİLEREK ,GEZİLEREK VE CİNSELLİKLE TATMİNE ERİŞİLEBİLECEĞİNİ SANIYORLAR. TABİ OLMAYINCA UYUŞTURUCU,CİNSEL SAPKINLIKLAR , İNTİHARLAR,MUTSUZLUK,ROBOTLAŞMA BAŞLIYOR. OYSA KALPLER ANCAK ALLAH’I ANMAKLA TATMİN OLUR. BUNU DA EN İYİ BİLEN TÜRKLER. CLİNTON’UN DEDİĞİ GİBİ 20. ASIR OSMANLININ ÇOKMESİYLE NASIL TÜRKLER BELİRLEDİYSE( BELKİ DE BU HASLETLERİMİZ SAYESİNDE) 21. YÜZYILI DA BİZ BELİRLEYECEĞİZ.EVET ONLAR DA İNSAN AİLE YAPISI,SEVGİ ONLARIN DA İHTİYACI. ŞU ANDA ABD’DE MÜSLÜMANLIK SON SÜRAT BİR HIZLA BİRKAÇ SENE ÖNCE GERİSİNDE OLDUĞU MUSEVİLİĞE FARK ATARAK 3 MİLYON KİŞİDEN 6 MİLYON KİŞİYE ÇIKTI. MUSEVİLİK 4 MİLYONDA KALDI. ONLARA İSE YAŞANTIMIZLA ESKİDEN OLDUĞU GİBİ ÖRNEK OLMALIYIZ. BİLDİĞİNİZ GİBİ OSMANLI DİNİ ZORLAMA YAPMAZ FAKAT SADECE FETHETTİĞİ YERLERE TÜRK AİLELER YERLEŞTİRİR BUNLARI GÖREN BOŞNAK, BULGAR/POMAK, ARNAVUT VS DİĞER MİLLETLER DE MÜSLÜMANLIĞIN GÜZELLİKLERİNDEN ETKİLENİRDİ VE MÜSLÜMAN OLURDU. ÖYLESİ KATI BİR TOPLUMDA KARŞILIKSIZ GÜLERYÜZ, VERİCİLİK ,SEVGİ ONLARI ŞAŞIRTARAK DOĞRU YOLU ARAŞTIRMAYA İTECEKTİR.BİLDİĞİM KADARIYLA ABD’DE MEVLANA ŞU ANDA BEST SELLER.
BEN 1978’DE YURTDIŞINA ÇIKMAYA BAŞLADIM VE İNGİLTERE , ALMANYA,,ITALYA VB ÜLKELERDE NEDENSE SADECE 17 GÜN KALABİLİYORDUM ÇÜNKÜ ORALARDA YAŞAMAK İÇİMDEN GELMİYORDU. İNSANLAR ÇALIŞARAK HERŞEYİ ÇÖZMÜŞ AMA BOŞLUKTAYDI. TÜRKİYE’DE İSE GERİLİK VARDI(HIRSIZLIKTAN) AMA HİÇ OLMAZSA AİLE DEĞERLERİNE SAYGI VAR DİYE KALDIM.İŞSİZLİK VB. DİĞER SORUNLARA RAĞMEN ÇÜNKÜ MADDİ SORUNLAR ÇÖZÜLEBİLİR AMA UYUŞTURUCUDAN ,CİNSEL SAPKINLIKTAN DÖNMEK DAHA DA ZORDUR VE BU GERÇEKLERİ DÜNYADA BİLEN TEK MİLLET OLARAK BİZE ÇOK BÜYÜK SORUMLULUKLAR DÜŞMEKTEDİR.DÜNYADA HEM İLİM HEM DİNİ EN İYİ SENTEZLEMİŞ TEK MİLLETİZ VE BUNU BAŞKALARINA DA GÖSTERMEZSEK BÜYÜK VEBAL ALIRIZ.DÜNYAYİ CEHENNEMDEN CENNETE DÖNÜŞTÜRMEK BİZİM ELİMİZDE.

SAYGILARIMLA

trakyali
02 02 2005, 18:00
ilgili:Hitturkey24

Helal olsun sana be.
Dinimizin yayginlasmasi ve zaten musluman olanlarin dinine bagliligi artmasi konusunda haklisin.
Son iki yil icerisinde cevremde hizli bir artis gordum.Benim ailemde bes vakit namaz kilmayan bir ben bir de bes yasindaki oglum kaldik,simdilik sadece bayram namazlarina ve ara sira cuma namazlarina beraber gidiyoruz.
Cenab-i hak bizi dogru yoldan ayirmasin ve kaslarimiza zeval vermesin.

Saircon
02 02 2005, 18:00
Selam Hitturkey,

Yazilarinla ilgili yorumlarim,

1) Buyuk harf karakteriyle yazilan yazilar, internette bagirmak ya da haykirmak manasina gelir, hem okunmasi zordur hem de kibar gorunmez. Lutfen yazilarini herkes gibi kucuk harf ile yazmaya gaytet et.

2) Turkiye hakkindaki olumlu fikirlerin icin tesekkur ederim. Ancak yazinin %95'i politika olmus, burasi spor kanali, lutfen bu konulari baska bir kanalda, politikacilarla tartis.

3) Soya fasulyesinin kendisinde degildir sorun, makinalar ile baska formlara gecirilmesindedir. Asya ulkelerinde yenilen soya urunleri, fasulyenin dogal ve butun halidir, ayrica natto, amakaze ve miso gibi fermentasyon yolu ile zenginlestirilmis sekilde tuketilir. Ancak soyanin ihrac edilmis ve Amerika, Avrupa gibi bati devletlerinde tuketilen turleri, sutlere, sut tozlarina, peynirlere ve hububata cevrilirken ya da eklenirken binlerce islemden gecilirlip besin degeri dusurulmus turlerdir. Nitekim bircok batili soya urunu, dogal besinlere gore 80 kere daha fazla manganez bulundurmaktadir ki manganez vucut icin toksit bir metaldir. Son olarak bir cok soya urunu, genleriyle oynanmis (genetic modification) olarak uretilirler, yani tabiat ananin sundugu haliyle degil maalesef.

4) Turkiyede protein eksikligi varsa, zavalli Afrikali arkadaslarimizin durumu bence gercekten cok vahim olmali.

5) Eger ekmeklerde protein olmasi gerekiyor ise, yaradan tanrimiz bugdayi sirf proteinden yaratir, kurban bayraminda bize ekmek kestirttirdi et yerine. Bizim dana, koyun, sigir, balik ya da tavuk etimize ne oldu da proteini ekmekte aramak zorunda kalalim?

6) Son olarak, Amerikalilari kucumser ve eksikliklerini vurgular bir ifade kullanmissin, ancak neden isminde HitTurkey yerine Turkce karakterler kullanmadin anlayamadim.

Saygilar,

Serkan

Saircon
02 02 2005, 18:00
Herkese Iyi gunler,

Soya sutu ya da soya urunleri ile ilgili gercek arastirmalari merak eden ve Ingilizce bilen arkadaslara, asagidaki adrese gitmelerini makalelere soyle bir bakmalarini oneririm.

http://www.mercola.com/fcgi/pf/article/soy/


Size sagligimi ve yasam seklimi uzerine kurdugum kisisel iki prensibimi vermek istiyorum:

1) Genellikle herhangi bir urun hakkinda ne kadar fazla ucuzlama kampanyasi, tanitim ve yayginlastirma etkinlikleri, reklam ve pazarlama var ise, yani hakkinda ne kadar fazla bahsediliyor ise, o urun sagliginiz icin o kadar zararlidir.

Bu tekniklerin amaci, insanlarin urun ismine ya da markasina dillerinin alismasini saglamak ve satisini kolaylastirmaktir. Bu gun hemen hemen butun dergilerde, televizyonlarda, tarim kaynakli pazarlamalarda soya ve soya urunlerinin saglik icin ne kadar yararli oldugundan bahsediliyor ve reklami yapiliyor. Peki neden koy yumurtasinin, hakiki koy sutunun, hakiki ciftlik tavugunun ya da taze portakal ve/veya yesil marulun reklami yapilmiyor? Neden ortada, cunku bunlarin reklama ihtiyaci yok, paketlenmis degil, islemlerden gecirilmis degil, uzerinden kar guden yok, (zavalli ekmegini disinden cikartan ciftcinin disinda tabii), hem de cok daha saglikli.

2) Eger bir urun bundan bir kac yuz sene evvelinde yer yuzunde bulunmuyor, ya da besin olarak tuketilmiyor ise, sagliginiz icin yine zararlidir.

Tabiat ana, ya da yaratan tanri, herseyi en mukemmel hali ile yaratip biz insanlara sunmustur. Atalarimiz bunu iyi biliyorlardi ve tabiatin verdigi yiyecege duyulan saygi ve ibadet, sagliga giden yoldu. Insanoglunun yeryuzundeki tahmini yasadigi sure 2,8 milyon yildir ve bu surenin cok cok cok buyuk bir kisminda insanlar tamamen tabiat ananin verdikleriyle beslendiler. Bu da demektir ki bizim sindirim sistemimiz bu sekilde adapte olmustur. Ancak son 100 sene icerisinde sindirim sistemimizin tamamen yabanci oldugu kutulanmis besinler, kurutulmus yiyecekler, konserveler, poset icindeki uzerine plastigin sindigi gidalar ve eskiden endustri maddesi olarak kullanilan soya yagi ve benzeri urunler simdi tazgahlarimizi besin olarak suslemeye baslamislardir.

Soyanin besin olarak kullanildigi zaman belki de son 50 sene icindedir. Belki soya Asya ulkelerinde cok daha uzun zamandan beri kullaniyordu ama daha once dedigim gibi Asyalilar soyayi tavsiye edilen fermente haliyle tuketiyorlar, sutu, cikolatasi, yogurdu, kahvaltilik gevregi gibi degil. Ayrica Asya ulkeleri diyetlerinde sebze meyve orani asiri yuksek beslendikleri icin bu onlari soyanin zararli etkilerinden koruyor. Bu durum bizim icin gecerli degil, cunku hicbirimiz Asyali degiliz, soya urunleri ile buyumedi atalarimiz, sindirim sistemimiz ya da Turk diyeti soyaya alisik degil.

Eger bu bahsettiklerimin abarti oldugu dusunuluyor ise, yukarida verdigim web sitesinde yaklasik 30 adet referansindan profesorune kadar yazilmis arastirma yazisina goz atmanizi siddetle tavsiye ederim.

Bu arada bir yazinin abarti mi olup olmadigini, bilimsel mi olup olmadigini anlamanin en kolay yolu, yazanin bu isten bir cikarinin olup olmadigini bilmekten gecer. Ben ne bir makina satiyorum, ne bu kadar paylastigim bilgiden bir cikarim var, ne de hormonsuz et, taze sebze meyve ureten bir ciftligin sahibiyim. O nedenle siz sevgili okurlar bir bilginin ya da anket sonucunun dogru mu olup olmadigindan emin olmak icin, amacta kar payinin olup olmadigina dikkat ediniz.

Saircon
02 02 2005, 18:00
Sly,

Yazilarim hakkindaki olumlu elestirin icin tesekkur ederim. Olabildigince tarafsiz ve sirf bilimsel amacli yazmaya calisiyorum. Dedigin gibi, salonda yarin obur gun bir Turk kardesimin Serkan sayende sagligim ve fizigim cok kuvvetlendi, yazilarini ornek alarak yasadim ve calistim, sagolasin demesi, benim en buyuk hediyem olacaktir.

Egzersiz ve saglikli yasam disindaki konularin acilmasindaki gorusune tamamen katiliyorum. Keske her forumda senden bir tane olsa :) Belki de bunun nedeni, son zamanlarda pek egzersiz ile ilgili sorunun gelmemesi ya da beslenme uzerine yorumun yapilmamasi olabilir. (Son 2 haftadir pek takilan yok)

Neyse, ben buralardayim, tekrar bir yoklar yeni bir makalemi ilistiririm, ilgi ve elesirileri almak icin.

Herkese cok selam,

Serkan

Hitturkey24
02 02 2005, 18:00
Selam Serkan,

Cevabınla ilgili yorumlarim,

1) Buyuk harf karakteriyle yazilan yazilar, internette bagirmak ya da haykirmak manasina gelir, hem okunmasi zordur hem de kibar gorunmez. Lutfen yazilarini herkes gibi kucuk harf ile yazmaya gaytet et.

Pardon ,teşekkürler,bilmiyordum,kolay oluyor diye öyle yazıyordum.

2) Turkiye hakkindaki olumlu fikirlerin icin tesekkur ederim. Ancak yazinin %95'i politika olmus, burasi spor kanali, lutfen bu konulari baska bir kanalda, politikacilarla tartis.

Politika değil tespit amaçlı yazdım.

3) Soya fasulyesinin kendisinde degildir sorun, makinalar ile baska formlara gecirilmesindedir. Asya ulkelerinde yenilen soya urunleri, fasulyenin dogal ve butun halidir, ayrica natto, amakaze ve miso gibi fermentasyon yolu ile zenginlestirilmis sekilde tuketilir. Ancak soyanin ihrac edilmis ve Amerika, Avrupa gibi bati devletlerinde tuketilen turleri, sutlere, sut tozlarina, peynirlere ve hububata cevrilirken ya da eklenirken binlerce islemden gecilirlip besin degeri dusurulmus turlerdir. Nitekim bircok batili soya urunu, dogal besinlere gore 80 kere daha fazla manganez bulundurmaktadir ki manganez vucut icin toksit bir metaldir. Son olarak bir cok soya urunu, genleriyle oynanmis (genetic modification) olarak uretilirler, yani tabiat ananin sundugu haliyle degil maalesef.

Doğru ama yine de biraz abartı var evde soya sütü yapıp içmenin bir mahzuru yok bence mutfağına yeni bir zenginlik katılır.

4) Turkiyede protein eksikligi varsa, zavalli Afrikali arkadaslarimizin durumu bence gercekten cok vahim olmali.

Devlet rakamlarına göre 14 milyon insanın protein açığı çektiği söylenmekte . tabii bu seçilene kadar Türkiye'de herkes aç ülke battı deyip seçildikten sonra dünyanın zengin ülkesiyiz diyen politikacıların marifeti de olabilir.

5) Eger ekmeklerde protein olmasi gerekiyor ise, yaradan tanrimiz bugdayi sirf proteinden yaratir, kurban bayraminda bize ekmek kestirttirdi et yerine. Bizim dana, koyun, sigir, balik ya da tavuk etimize ne oldu da proteini ekmekte aramak zorunda kalalim?

Şu anda dünyadaki hızlı nüfus artışı protein açığı doğurduğu için kasaplık hayvan sıkıntısı mevcut. Üstelik kullanılan tüm suni yem ilaç ve hormonlara rağmen . Bu durumda ise bu açığı bitkisel yöntemlerle kapatmakta bence bir sakınca yok. Örneğin Castro Küba'da yılda 100 milyon ton bedava soya yoğurt ve ayranı dağıtmakta. http://www.plenty.org, http://www.malnutrition.org/ gibi hayır kuruluşları da dünyanın açlık olan bölgelerine soya sütü&ürünleri tesislerini bedavaya kurmaktalar.Bu açığı en pratik şekilde çözmenin yolu ise ekmeğe zenginleştirici bir madde yani protein katmaktan geçecektir. Çağımızda her alanda teknoloji doruk noktasında olduğu için bu konu da iyiniyetli bilim adamlarınca çözülebilir.

6) Son olarak, Amerikalilari kucumser ve eksikliklerini vurgular bir ifade kullanmissin, ancak neden isminde HitTurkey yerine Turkce karakterler kullanmadin anlayamadim.

Amerikalıları küçümseyici bir ifade kullanmak istemedim ama bu insanların perfect olduğunu kim söyleyebilir ki.yani onların da eksikleri olamaz mı? hitturkey' in hit kısmı isim ve soyadımın başharfleri ,24 okul numaram,turkey kelimesini ise hit24 kullanıcı adını başkası aldığı için kullanmam gerekti.
Saygilar,

Hitturkey24
02 02 2005, 18:00
Kıymetli Trakyalı,
Allah senden razı olsun .İnşallah sen ve çocuğun da(Allah bağışlasın,analı&babalı büyütsün) vaktiniz elverdikçe ve durumunuz müsait oldukça ibadet ve Allaha'a yaklaşmak konusunda daha gayretli olursunuz,Allah kaslarına zeval vermesin ve ebedi hayatında da seni Schwarzannegger(ya da beğendiğin bir diğer vücutçu) biçiminde cennetinde yaşatsın.
Saygılar,

Sly
02 02 2005, 18:00
İyi günler arkadaşlar;

Saircon sitenin kurucusu olarak verdiğin düzgün ve sade cevapları okumak günlük hayatın hayhuyu içerisinde birazda olsa kafa dagıtmaya cok yardımcı oluyor. Düzgün çalıştırıcıları veya hocaları olmayanlarada bu sporda yardımcı oluyorsun. Sana kolay gelsin=)
Burası son zamanlarda spordan cok baska konulara kaymış. Hepimizin kendine göre inancı itikatı birşeyleri var.Burda insanlar saglıklı ve dogal yolla nasil spor yapilir onu tartisiyor.Sessiz sessiz okuyanda cok insan var.Sadece okuyorlar. Her destur diyende lütfen abuksubuk yazmasın. Kardeşim iyi niyetinizi dileğinizide alın kisisel e-maillarınızı birbirinize yollayin. Millete ne sizin siyasi dini düşüncenizden. Amaç spor burda. Elbette bunun içinde karşılıklı şakalar başka konular olabilir ama siyaset dinpolitika yazacak bin tane forum var. Zaten is guc derken yoruluyoruz. Ustune hirs yapıp sadece kaslari degil beynide yoran enteresan bir sporla ugrasiyor insanlar canindan dişinden artirip. Salonda hırs ter inat gibi binbir duygu ve fiziksel durumla karşılaşıyoruz. Birde kendimize özel su forumda acayip şeyler yazmayın. Dileyende buyursun gitsin baska yere yazsin Amerika yahudi bilmem ne konudaki fikrini! Hem din iman Osmanli hem Schwazzeneger biraz komik oluyor!! Unutmayın buraya özene bezene döşendiğiniz bilgisayarların işletim sistemleri, işlemcileri ne yazıkki hep Amerikan patentli ve yapımı. İstediğin kadar söv say cepteki paralar oraya gidiyor hep.Önce birşey yap sonrada konuş!
Zamanını aldığım bütün arkadasların affına sıgınıyorum. Ama cevap yazılmayacak gibi de değil!!
Herkese bol Adrian'lı antremanlar..=) Kaplanın gözü sizinle olsun=))

brad99
03 02 2005, 18:00
Merhabalar, Hafta sonu Shawn Ray'i izlemeye gittim. Adam hard training yapıyormus. yuklenebildigi kadar antrenmanlarda yukleniyormus. genelde 8 tekrarin altina dusmemeye calisiyormus. Yılda 2 ay hic antrenman yapmıyor ve de normal insanlar gibi yasiyormus. Super set antrenmanlari da artik hic pouler degilmis.

TILT
03 02 2005, 18:00
MERHABA BÜTÜN FORUM SAKİNLERİ
SHAWN RAY GELDİ VE GİTTİ SEMİNERE KATILAN OLDUMU ACABA?VE KEWİN LAWRONE TRİCEPS KASINI YIRTMIŞ SPOR HAYATI BİTTİ DİYORLAR SEBEBİNE GELİNCE AŞIRI STEROİD KULLANMANIN SONUÇLAR DEDİ BİZİM SALONUN HOCASI RESİMLERİ ÇOK İĞRENÇTİ ADAMIN KOLU MAHVOLMUŞ :o SAİRCON HOCAM KAS VEYA LİF YIRTILINCA SPORA ELVEDA MI? YOKSA YARIŞMALARI MI KASTEDİYORLAR

Hitturkey24
03 02 2005, 18:00
att. :sly

Sly ,Saircon'a gerçekten müteşekkiriz fakat sen de biraz karşıt görüşlere tahammüllü olsan ve seviyeni Sairconla bir tutarsan seviniriz. Bilimsel tartışma platformunun adı zaten forum. Benim dediğim bu işin felsefi yanını da unutmamanız.Yani bu dünyadan şimdiye kadar milyonlarca Schwarzannegger(Osmanlı,Ispartalı,Romalı vs savaşçılar olarak) geldi geçti ve hepsinin vücutları şu anda toprağın altında yılanlara çıyanlara estetik bir yem vazifesi görmekte. Hayatta olmanın ana amacı güzel kaslara sahip bir etkafa olarak plajda ki yollu bayanlara show yapman değildir.Evet maalesef kullandığımız elektrikte,telefonda tv de pc de vb birçok şey de maalesef yabancı icadı ama tarihi incelersen bilimsel geriliğimizin sebebinin aslında bizim dinimizi bırakarak ahlaki dejenerasyona girmemizden kaynaklandığını göreceksin. Bu yüzden işten güçten artan zamanını biraz tarih&din &felsefe araştırmalarına da ayırmanı tavsiye ederim.Son olarak fikirden ve açıklanmasından korkma,insanların 1 gün içinde tüm düşüncelerinin tersine dönüşebileceğini de unutma büyük konuşmadan. Kendi adıma sorarsan benim yazılı kitaplarım 200 yayınlanmış makale tv&radyo programım,ülkeye birkaç milyon dolarlık katkım ve insanların birçok sorununu çözecek buluşum makinalarım var. Sen beni anlasan da anlamasan da olur özetle.

att.: Saircon

Kıymetli Saircon,
Soya hali hazırda dünyada 1 milyar insanın yegane protein kaynağı .Kutsal bitki olarak kayıtlarına 5.000 yıl önce raslanmış(M.Ö.2838) ve 2 .000 yıldır da soya sütü biliniyor .Evet soyanın içine gerçekten çok fazla katkı maddesi koyarak şu andaki ürünleri zararlı hale dönüştürdüler ama bu yediğin meyveler,sebzeler,sütü ürünleri ve etler içinde geçerli.En son şeftali+erik karışımı Amerikan icadı nektarin meyvesinin de kansorejen olduğu açıklanmadı mı? Bu maalesef insanların para kazanma ve mutlak olarak güçlü olmasını teşvik eden Kapitalist dünya görüşünün hakimiyetinden kaynaklanmakta .İşte zaten bu yüzden felsefe din hesap günü cennet&cehennem gibi kavramlar önem kazanıyor.

Genellikle herhangi bir urun hakkinda ne kadar fazla ucuzlama kampanyasi, tanitim ve yayginlastirma etkinlikleri, reklam ve pazarlama var ise, yani hakkinda ne kadar fazla bahsediliyor ise, o urun sagliginiz icin o kadar zararlidir.

Doğru insanlara elzem&en faydalı olan hava,su ve buğday ürünleri aslında bedava veya çok ucuzdur. Bir gıda özellikle ne kadar rafinasyona uğrarsa ve fiyatı artarsa aslında o kadar zararlı olur.

Bu arada bir yazinin abarti mi olup olmadigini, bilimsel mi olup olmadigini anlamanin en kolay yolu, yazanin bu isten bir cikarinin olup olmadigini bilmekten gecer. Ben ne bir makina satiyorum, ne bu kadar paylastigim bilgiden bir cikarim var, ne de hormonsuz et, taze sebze meyve ureten bir ciftligin sahibiyim.

Şu andaki sistem içinde doğru.Ama dinimizde sadık tüccarların şehitlerle haşrolunacağı belirtilir.İnsanlar doğru veya bilimsel şeyler üretirlerse bunları tanıtmaları da dürüstlük dışı olmaz.Şu anda dünyadaki herkes sattığı ya da yaptığı şeyin en iyi ve doğru olduğunu söylemekte. Yaşamın tüm evrelerinde olduğu gibi bu noktada da doğru ve yanlışı bulmak bizim kişisel araştırmamızın sonunda ortaya çıkar.Yaklaşık 10 yıldır ücret almadan gazetelerde ülke için birtakım yazılar yayınladığımı 100 binlerce kişi,politikacılar,basın ve dünyanın heryerinden bildikleri ve beni saygıyla aradıkları için için bu yorumunu üstüme almıyorum.
Saygılar,

trakyali
04 02 2005, 18:00
ilgili:Serkan
Konu:Makale

Serkan usta...Tesekkur ederim.
Periadizasion konusunu daha once soru cevap seklinde seninle islemistik fakat bu ayrintili makale muhtesem olmus.
Benim 02.02.2005 tarihinde tam bir yil oldu baslayali ve hala bazen bilmeyerek bazende isime oyle geldigi icin gozardi ettigim,ciddiye alsamda kendime gore esnettigim ama ayrintilari okuyunca nekadar onemli oldugunu gordugum dinlenme ve uyku kurallarini ihmal ettim.
Ben salona hic gitmedim,gitmek istesem bile usta degil amator bir ogretmen bile yok,benim bilgi kaynagim internet ve soru sorabilecegim tek yer bu forum.
Benim baslama sebebim kilo vermek ve birazcik pazu idi ama simdi bir iddam olmasa bile elimde olmayan sebeplerle kacirdigim bir antrenman sonrasi kendimi suc islemis gibi hissediyorum,bir donem kaburgalarim sayilacak kadar zayifken 5-6 yil icerisinde epeyce kilo aldim(en siska halimle 72 kg(boy 1.75)),spora baslarken gobekli ve 82 kg,simdiki halim 94 gobeksiz ama yagli,vucudumun herhangi bir yerinde yaglari tutunca sert kaslarin ustunde emanet gibi duruyorlar.Yanlis anlasilmasin artik kilo vermek gibi bir derdim yok,onlar yavas yavas gidiyorlar,hatta onlari acil durum koftesi olarak goruyorum,simdi senin makaleni okuyunca fark ettim 3-4 gun 10:30 da yattigim zaman pantolonumun belindeki boslugu hissedebiliyorum ve buna karsi son 3 gun saat 02:30 da yattim ve dun gece biranda tv izlerken usumeye ve titremeye basladim,dinlenemedigim icin vucut direnci dustugu icin boyle oldugunu dusunuyorum.normalde kolay usumem.
Sana periodizasinun bendeki etkilerini yazmistim,bu aralar hacim calisiyorum,kuvvette devamlilik calismasi sonunda 4 haftalik dinlenme peryodu sonrasi hacime basladim,SANA SORUM:8 haftalik hacim calismasindan sonra 1-2 haftalik dinlenme yapmalimiyim kuvvet calismasina gecmeden?
Hatta benim hakkimda bildiklerine ve sorularla alacagin bilgilere ve yaptiracagin testlere dayanarak bana bir yillik bir kisiye ozel calisma programi hazirlaya bilirmisin?

Saglicakla kalin.

Saircon
04 02 2005, 18:00
Herkese merhaba,

Hitturkey24,

Mesajimda belirttigim adrese giderek makale yazilarini mutlaka okumani tavsiye ederim. Ben genelde referans vererek bilgi verme taraftariyim. Senin de bahsettigin rakamlarin ve iddialarin nereden geldigini referans belirterek soylemeni tavsiye ederim. Boylece herkes okuyabilir ve bilmedigimiz konular ogrenilir. Bu arada ne 2000 yil, ne de 5000 yil, insan sindirim sisteminin adapte olabilmesi icin yeterli bir sure degildir. Sence 2,8 milyar yillik bir evrim sureci mi daha uzundur, 5000 yil mi? Eger magara adamlarinin doneminden bu yana bizim protein kaynagimiz cogunlukla et ise, biz et yemek icin dizayn edilmisiz derim ben. Zaten bugun beyaz adamin elinin dokunmadigi, uzak ucra koselerde yasayan kavimlerin hemen hepsi protein kaynagi olarak eti tuketmektedirler. Eger eti yememelerinin bir nedeni varsa, o da bulamamalaridir.

Kaynak: Prof. Dr. Weston Price, Nutrition and Physical Degeneration
www.price-pottenger.org

Genelde dusuncelerimizin birlestigini goruyorum. Sebze, meyve vb. urunlere de toksinlerin, yapay gubrelerin, kimyasallarin ve genetik yapilasmanin ulastigi dogru. Ama onlari satin alip almamak bizim elimizde. Bence dogal haliyle bitki yetistiren tarimciya destek olup, organik sebze meyve satin almaya calismak varken, nasil olsa hersey zehirlendi, soya yemenin mahsuru yok o zaman seklinde bir mantik dogru olmaz diye dusunuyorum.

Son olarak sectigin nick ile ilgili yaptigim yorumda, ben ne HIT kelimesini, ne de yasin oldugunu soyledigin 24'u kastetmistim. Amerika ile ilgili o kadar soyledikten sonra, neden gul gibi Turkiye demek varken, nickini Turkey olarak sectigini anlayamadim... Hala da anlayabilmis degilim...

Herkese selam ve sevgiler,

Serkan

Saircon
04 02 2005, 18:00
Tekrar herkese selam,

Antrenman planlamasi ile ilgili yeni bir makale yazdim arkadaslar. Daha hicbir yerde yayinlanmadan sizlerin okumanizi istedim. Ne dusundugunuzu paylasirsaniz sevinirim. Unuttugum ya da yanlis gecirdigim bir yer olduysa affola..

Sevgiler,

Serkan


EGZERSIZLERINIZI PLANLIYOR MUSUNUZ?
(Periyodizasyon)
Yazan: Serkan Yimsel, Egzersiz Terapisti


Planlama ve programlama, sadece spor ve saglik sektoru icin degil, insanoglunun elde etmek istedigi butun hedeflere en kisa ve etkili bicimde ulasabilmek icin cok gerekli unsurlardan birisidir. Eger plan ve programlama olusturulmamis ise hedeflere giden yolda olumsuzluklarin asilmasi zorlasacak ve bu yolda yapilanlar, gelisiguzel bir aktiviteler butunlugunden ibaret olacaktir.

Bu hedef ister bir ev haniminin bir kac beden kuculme istegi olsun, ister bir profesyonel atletin yarisma derecesi, egzersiz programinda muhakkak kademelerden olusan bir planlama gereklidir. Bu plandan yoksun bir calisma, basariyi olumsuz yonde etkileyecektir. Nitekim arastirdigim bazi yabanci fiziksel aktivite anketlerine gore bir egzersiz programina baslayan insanlarin %50’si ilk hafta icerisinde, yaklasik %75-90’i ise ilk 3 ay icerisinde egzersizlerinden vazgecmektedirler.

Yukaridaki %90’lik kisma girmemek icin atilmasi gereken en onemli adim, antrenman amacimizi kesinlestirip, o amaca ulasmada egzersizlerimizin yapisini bilimsel faktorlere dayandiran bir plan olusturmaktir. Oyle bir plan ki “aci yoksa gelisme de yok” ya da “zorlayabilecegin kadar zorla” gibi bilimsellikten uzak iddialara yer vermeyen, basit, onerilere ve degisikliklere acik bir program. Cunku spor bilimcisi profesor doktor Tudor Bompa’nin da dedigi gibi antrenman biliminde her sey bir tasarim sonucu olusur, kendiliginden ya da kazara degil.

Bu yazimda bahsedecegim egzersiz hedefi ve planlamasi ile ilgili konular, her ne kadar orta ya da dusuk seviyede hareketli bir kitleyi daha cok ilgilendirse de, belli bir spor bransina yonelik calismalar yapan atletlerin de kendilerine yararli olabilecek fikirler edinecegini dusunuyorum. Yarisma ya da derece yapma amacli olmayan; vucudumuzun, hayatin getirecegi fiziksel ve ruhsal zorluklara en iyi sekilde hazirlikli olabilmesi icin yapilan aktiviteler butunlugune biz formda olma ya da “fitness” diyoruz. “Saglik icin spor” sozu, sporun kendisinin, rekora ya da dereceye ulasabilmek icin atletin herseyi goze almasi demek oldugundan yukaridaki kavrama ters dusmektedir. Bu nedenle hem lisanimizda henuz tam bir karsiliginin bulunmamasi, hem de cumlede kullanim zorlugu yaratmamasi icin, “formda olmak icin yapilan aktiviteler butunlugu” yerine ben ‘”fitness” sozunu kullanacagim.

Ideal fitness kavrami, gunumuzde ne yazik ki medyanin etkisiyle asil manasi olan “fiziksel ve ruhsal anlamda hayatin zorluklarina karsi hazirlikli olabilmek” kavramindan uzaklastirilmis ve daha cok sekil ve goruntuye onem veren bir kavram haline gelmistir. Fitness, bir erkegin kol kaslarini buyutme ya da bir bayanin bir kac kilo eksilme hayalleri ve cabalarindan ibaret degildir. Herseyden once bu bahsettiklerim fitness’in urunleridir, amaci degil. Bunlarin yerine bir babanin cocuklariyla basketbol oynadiktan sonra ertesi gunu agrisiz sizisiz gecirebilmesi, bir annenin bir yandan temizlik yaparken bir yandan aniden cocugunu yerden kaldirmasi gerektiginde bunu korkusuzca yapabilmesi, bir buyukannenin alisveris sepetleriyle merdiveni cikabilmesi ve bir gencin kendisine satasmak isteyen yasca daha buyuk bir kac kendini bilmezden cevik bir hizla kacabilecek hiz ve dayaniklikta olmasi gibi durumlar, bence ideal fitness icin cok daha gercekci ornekler olmaktadir.

Saygi duyacaginiz gibi ideal bir fitness seviyesine ulasma, mucize haplar, modern diyetler ya da karin kasi calistiran aletler ile iddia edildigi gibi 2-3 hafta alan bir olusum degildir. Beslenme, duzenli egzersiz, strese karsi yapilan meditasyon calismalari, dinlenme ve uyku duzeni gibi bir cok hayatsal fonksiyonlarin kokten degistirilmesi ve yeni bir yasam tarzinin benimsenmesini gerektirir. Bu yazi, yukaridaki unsurlardan sadece birisini, egzersiz ile ilgili kismi okurlara yansitmak amaciyla tasarlanmistir.

Egzersizlere yeni baslayan bir cok insanin uzmanlara yonelttikleri sorularin basinda, forma girmenin ne kadar sure alacagi sorusu gelir. Bana daha bu soru yoneltilir yoneltilmez soruyu soran kisinin egzersizlere bakis acisi hakkinda iyi bir fikir edinmekteyim. Herseyden once kisi egzersizlerden olabildigince cabuk kurtulmak amacini gutmektedir ve istenen sonuca ulasir ulasmaz buyuk ihtimalle egzersizlere devam etmeyecektir. Nitekim bu sorunun sahipleri antrenman salonlarina 2-3 aydan fazla devam etmeyerek genellikle benim bu gorusumu dogrulamislardir. Daha once de bahsettigimiz gibi fiziksel uygunluk, kuvvet ve saglik, hayat boyu surdurulmesi gerek ozelliklerdir. Bu nedenle bilimsel bir calisma ve devamlilik gerektirir.
Bir egzersiz programinin vucudumuzda gercekten hatiri sayilir bir degisiklige yol acabilmesi icin en az bir senelik duzenli ve bilimsel bir calisma gerekir. Bazi antrenman bilimi kaynaklarinda ileri derece antrenman programlarini uygulamak isteyen bireylerde en azindan 6 ay ila 1 senelik egzersiz gecmisi olmasinin aranmasi bu gorusumu dogrulamaktadir. Unutulmamasi gereken bir konu su ki bu sure sadece bazi temellerin atilmasini ve yavas yavas fizyolojik ve ruhsal faydalarin gorulmeye baslanmasina yetecek bir suredir, ideal fitness’e ulasmak icin kisinin bu duzeni surdurmesi gereklidir. Ben bir baslangic olmasi ve fikir vermesi amaciyla egzersiz programinin planlanma surecini bu yazimda 12 aylik bir surece gore uyarladim.

Egzersiz programinin butununun (12 ay), ulasilmasi daha kolay amaclara ve asamalara (3-6 hafta) bolunerek planlanmasi olayina antrenman biliminde biz “periyodizasyon” diyoruz. Her ne kadar bazi bati toplumlarinca sahiplenmeye calisilip “fitness’in modern bulusu” gibi suslu puslu basliklarla bizlere yutturulmaya calisilsa da periodizasyon ya da periodization aslinda eskilerden beri ozellikle Sovyetler Birligi ve Balkan Devletlerinin antrenman sistemlerinde kullanilmakta idi. Kayitlara gecen ilk periyodizasyon kitabi 1917 tarihinde Rus spor bilimcisi Kotov tarafindan yazilmistir. Bu tarihten kisa bir sure sonra bir cok dogu bloku ulkeleri periyodizasyonlu bir calisma sistemini kullanarak batili rakiplerini cesitli ulusal spor karsilasmalarinda geride birakmislardir. Son yillarda bu calisma sisteminin ne kadar basarili oldugunu ogrendikten sonra batili devletler periyodizasyonu kullanmaya baslamis ve yavas yavas olimpiyatlardaki basari grafiklerini yukseltebilmislerdir.

Her ne kadar sportif calismalarda uygulanan bir sistem olsa dahi, periyodizasyonun genel fitness calismalarina modifiye edilmesinin bazi avantajli yonleri bulunmaktadir. Bunlardan birincisi, egzersiz programini bilimsel bir akisa koymasidir. Boylece basitten baslayip zora ve karmasiga dogru giden bir plan ortaya cikartilabilir. Periyodizasyonun bir diger faydali yonu, ulasilmasi zor gibi gorunen buyuk hedefin, daha kolay ulasilabilir kucuk hedeflere bolunmesini saglamasi ve dolayisiyla motivasyonu guclendirmesidir. Sizlerin de bildigi gibi bugun salonlarda en sik karsilasilan problemlerden birisi, surekli ayni egzersizleri yapmaktan ve benzer set ve tekrar sistemlerini kullanmaktan dolayi vucudumuzun degismesini ve gelismesini durdurmasidir. Periyodizasyon bu problemi ortadan kaldirmaktadir. Sonuncu ve belki de en onemli faydasi, bireylerin sakatlik riskini en az seviyelere indirmesidir.
Simdi, periyodizasyonu olusturan 5 ana asamayi gozden gecirelim:
1. Anatomik Adaptasyon:

Periyodizasyonun ilk asamasi, anatomik adaptasyon asamasidir. Bu asama, bir bakima ilerde gecilecek olan asamalara alt yapi teskil etmektedir. Egzersizler, kardiyovaskuler karakterdedir, yani kuvvette devamlilik ve yorgunluga karsi belli bir sure dayanabilme gibi ozellikler bu asamada gelistirilir. Bu asamanin odaklandigi uc ana hedef bulunmaktadir. Bunlardan birincisi, kan dongusunun daha etkili hale getirilip bag dokuya gerekli oksijen ve besin maddelerinin ulastirilmasini ve dolayisiyla bag dokunun guclendirilmesini saglamaktir. Bir diger hedef, bireyin eklem hareketlerini ogrenme ve vucudunu kontrol edebilme becerisini gelistirmektir. Bu asamada soz konusu hedeflerin sonuncusu ise hayat ve calisma sartlarindan dolayi eger kisinin kas dengesizlikleri ya da posturel zayifliklari var ise bunlari duzeltmektir. Bu asamanin uzunlugu, bireylerin genel fitness durumuna ve egzersiz gecmisine gore degismekle beraber genel olarak diger asamalara oranla daha uzun bir asamadir. Tecrubeli bireyler icin 6-8 hafta, tecrubesi olmayan ya da ileri derecede kas dengesizligi bulunan bireyler icin ise 9-12 haftalik bir anatomik adaptasyon evresi gereklidir.
Anatomik adaptasyon asamasinda kullanilan antrenman degiskenleri asagidaki gibidir:
Egzersiz tipi: Az kilo cok tekrar, kardiyovaskuler ve/veya istasyon tipi calismalar.
Egzersiz siralamasi: Yuksek sinirsel uyarim gerektiren (comelme, ayakta calisma vb.) ve cok eklemli egzersizlerden (bacak presi, gogus presi gibi), az sinirsel uyari gerektiren (oturarak calisma vb.) ve tek eklemli egzersizlere (kol gibi) dogru bir akis.
Egzersizlerin temposu: Yavastan orta siddete dogru bir tempo
Toplam egzersiz sayisi: 9-12 egzersiz
Kaldirilan agirligin siddeti: Maksimal agirligin %40-60’i arasi
Tekrar sayisi: 15-25 tekrarlar
Set sayisi: 1-3 set
Set aralarindaki dinlenme suresi: 30-60 saniye
Antenmanin toplam suresi: 30-45 dakika
Haftada uygulanan antrenman sayisi: 4-6 kez

2. Iskelet Kasi Artisi (Hipertrofi):

Hipertrofi evresi, periyodizasyonda ikinci sirada gelmektedir. Hiperrofinin kelime anlami, egzersizin etkisiyle kas fibrillerinin kesit alanindaki artis sonucu kas guruplarinin capinda buyume olusmasi demektir. Bu evrenin periyodizasyonda yer almasinin iki onemli nedeni bulunmaktadir. Bu nedenlerden ilki, vucut kompozisyonunu degistirmektir. Insan vucut kompozisyonu, aktif doku (kas fibrilleri) ve pasif doku (yag asitleri) olmak uzere iki ana bolumden meydana gelmistir. Arastirmalarin gosterdiklerine gore yag asitlerinin enerji kaynagi olarak kullanildigi donemler, genellikle dinlenme donemleridir. Bilindigi gibi bazal metabolizma, vucudumuzun dinlenik vaziyette iken yaktigi kalorinin bir gostergesidir. Vucuttaki yas kas miktari arttikca, bazal metabolizmanin hizi da artacaktir. Bazal metabolizmasi daha hizli calisan bireylerin birim zamanda hicbir aktivitede bulunmaksizin yaktigi kalori miktari daha fazladir. Iste bu nedenledir ki aktivitelerinde sadece kardiyovaskuler egzersize yer veren bireylerin vucut kompozisyonlarinda olumlu degisiklikler yapmalari, bir yandan agirlik calismalari da yapan bireylere gore daha zor olmaktadir. Cunku kas kitlesi artmis olan bireyler, yag sitlerini enerji kaynagi olarak daha elverisli kullanmaktadirlar.

Hipertrofi evresinin periyodizasyonda yer almasinin ikinci buyuk nedeni, bir gecis evresi ozelliginde olmasidir. Bu evre esnasinda kisiler, hem fizyolojik hem de psikolojik olarak ilerde uygulanacak olan kuvvet ve cabuk kuvvet evrelerine hazirlik yapmis olacaklardir.

Bu evrede kullanilan parametrelere gecmeden once, cok onemli bir konuya deginmek istiyorum. Periyodizasyonda kullanilan hipertrofi evresi ile, vucut gelistirme sporu ile ugrasanlarin uyguladigi hacim calismalari arasinda onemli farkliliklar bulunmaktadir. Vucut gelistirme sporunda temel gaye, kas guruplarinda maksimal hacim artisi saglamaktir. Bu nedenle sporcular, ileri antrenman teknikleriyle, dogal ve yapay uyaricilari kullanarak limitleri zorlamakta ve bu esnada optimal eklem hareketi, kas islevi, kas kuvveti ve cabuk kuvvet gibi ogelerden fedakarlik etmektedirler. Nitekim arastirmalarin gosterdigi kadariyla vucut gelistirme sporunda hacim calisma evrelerinin siddeti ve suresinin uzunlugu nedeniyle hem yavas kasilan kas fibrillerinde, hem de hizli kasilan kas fibrillerinde enine kesit artisi meydana gelmektedir. Saygi duyacaginiz gibi eger bir vucutcu iseniz, rakibinizi gecebilmek icin yavas-hizli elde avucta ne kadar kas fibrili varsa hepsini kullanmak zorundasiniz. Yalniz bunun bir dezavantaji, hacmi buyuyen yavas kasilan kas fibrillerinin, o kas gurubunun eyleme katilma reaksiyon hizini dusurmesidir. Bu da ani reaksiyon isteyen gunluk olgularda sorun getirecektir.

Fitness amacli periyodizasyon asamalarinda kullanilan hipertrofi evresi, genel olarak 6 haftayi gecmeyen bir evre oldugundan, yukaridaki sistemden cok farklidir. Bu nedenle yas ya da cinsiyet farketmeksizin hemen her kesimin uygulamasi gereken bir evredir. Anatomik adaptasyon evresine gore daha anaerobik yapida oldugu icin bu donemde isinma ve soguma egzersizlerine yer verilmesi, kardiyovaskuler egzersizlerin ayrica programa eklenmesi ve mumkunse bunlarin ayri gunlerde uygulanmasi onerilir.


Hipertrofi evresindeki program degiskenleri:
Egzersiz tipi: Agirlik siddeti biraz daha yuksek ve kas guruplarina ozgu (bolgesel) bir sekilde calisma. (Orn: Pzt gogus/sirt, Sali bacak/karin, Pers omuz/kol)
Egzersiz siralamasi: Yuksek sinirsel uyarim gerektiren (comelme, ayakta calisma vb.) ve cok eklemli egzersizlerden (bacak presi, gogus presi gibi), az sinirsel uyari gerektiren (oturarak calisma vb.) ve tek eklemli egzersizlere (kol gibi) dogru bir akis. Itmeli bir egzersizi takiben cekmeli bir egzersiz.
Egzersizlerin temposu: Orta siddet
Toplam egzersiz sayisi: 7-12 egzersiz
Kaldirilan agirligin siddeti: Maksimal agirligin %70-80’i arasi
Tekrar sayisi: 6-12 tekrarlar
Set sayisi: 2-5 set
Set aralarindaki dinlenme suresi: 60-90 saniye
Antenmanin toplam suresi: 40-45 dakika
Haftada uygulanan antrenman sayisi: 2-4 kez


3. Kuvvet:

Kuvvetin kelime anlami, bir kas ya da kas gurubunun ozel sartlar altinda bir dirence karsi koyabilme yetenegidir. Bircogumuz, kuvvetin hipertrofinin bir urunu oldugunu ve vucuttaki kas hacmi ile dogru orantili oldugunu sanir. Halbuki kuvvet, merkezi sinir sisteminin ilgili kas gurubunu ne kadar etkili uyarabildigine baglidir. Yani hacimli bir kas kitlesine sahip olabilirsiniz ancak eger bu kas kitlesi beyin ve sinir sistemi tarafindan yeterince etkili bir sekilde uyarilamiyor ise uretebileceginiz birim doku miktarina dusen kuvvet dusuk olacaktir. Arastirmalarin gosterdigi kadariyla daha once hic kuvvet calismasi yapmamis kisilerde ilk 3 ila 6 hafta arasinda sekil ya da hacimsel bir gelisme gozlenmemesine ragmen %35’lere varan kuvvet artisina rastlanabilmektedir.

Kuvvet evresine, tipki diger evrelerde oldugu gibi her yastan, her cinsiyetten insanin ihtiyaci vardir. Cunku fitness’in dayaniklilik, cabukluk, hiz gibi diger butun elemanlarinin tam olarak gelistirilebilmesi icin vucutta temel teskil edecek belli bir miktar kuvvete gerek duyulmaktadir. Egzersiz bilimcisi professor Mel Siff bunu “Supertraining” isimli kitabinda soyle aciklamaktadir: “Bir uzun mesafe kosucusu ya da yag kaybetmeye calisan bir ev hanimini dusunun. Bu her iki sahis da zamanlarinin onemli bir kismini hic suphesiz kendi seviyelerine gore ayarlanmis kardiyovaskuler tarzda kosu, yuruyus vs. gibi egzersizlerle gecirmektedirler. Ancak eger bu her iki kademeden insanin o kardiyovaskuler egzersizi destekleyecek kadar kuvvetli postur ya da stabilite kaslari yok ise, her ne kadar kardiyovaskuler ve solunum sistemleri antrenman siddetine uyum saglayacak yapida olsa dahi, iskelet sistemi surekli stresler altine girecektir. Bu da ilerde birikim olusturarak sakatliga kadar gidecek bir donguyu baslatabilir.” O nedenle bireyin amaci ne olursa olsun, bilimsel ve guvenli olarak planlanmis bir kuvvet evresine muhakkak periyodizasyonda yer verilmelidir.

Kuvvet egzersizlerinin etkisiyle vucudumuzda yapisal ve islevsel olmak uzere iki sekilde gelisme saglanir. Yapisal gelismeler, kaslarin glikojen, keratin fosfat ve ATP depolarinin artmasi, eklem uzerindeki mekanik kaldirac etkinliginin artmasi gibi gelismelerdir. Islevsel gelismeler ise ayni anda uyarilan kas hucrelerinin sayisindaki artis ve kaslarin etkili kasilma ve gevseme reflekslerine sahip olabilmesi seklindedir.
Kuvvet evresinin uzunlugu 3-6 hafta arasidir. Bu asamada yapilan egzersizler, kontrol edilmesi daha zor ortamlarda ve yuksek direnclerde uygulandigi icin en azindan baslangictaki ilk iki evrenin atlanmamasi ve bir egzersiz uzmani antrenor esliginde bir kac seans calisilmis olmasi cok onemlidir. Ayrica bir partner ile calisiliyor ise partnerin dogru yardim teknikleri konusunda egitim ve tecrubesinin olmasi, boyle bir partner bulunmuyor ise muhakkak salonda o saatlerde vardiya calismasi yapan bir antrenorun dolasiyor olmasi tavsiye edilir. Bireylerin kardiyovaskuler sagliklarinin ileri duzeyde olmasi ve herhangi bir eklem agrisi ya da sakatliklarinin bulunmamasi kritik onem tasimaktadir. Programin basinda mutlaka 10 dakika kadar isinma egzersizleri uygulanmali, program bitiminde ise bir o kadar soguma ve esnetme egzersizlerine yer verilmelidir. Bu arada cok onemli bir husus, kuvvet antrenmanlarindan once sirti ustu yatarak kaslari uykuya geciren tarzda uzun statik esnetmelere (yoga vs. bu guruba girer) ve 15-20 dakikadan uzun kardiyovaskuler egzersizlere (step-aerobik dersleri de bu sinifa girer) performansi dusurecegi ve sakatlik riskini arttiracagi icin yer verilmemesi gerektigidir.


Kuvvet evresindeki parametreler soyledir:
Egzersiz tipi: Kontrol edilebilecek en yuksek siddetteki agirliklar ve genellikle cok eklemli buyuk kas guruplarina hitab eden egzersizler. (Orn, bench-press, barbell row, dead-lift gibi)
Egzersiz siralamasi: Cok eklemli egzersizler izolasyon egzersizlerinden, serbest agirlikli egzersizler ise makina egzersizlerinden once yapilmalidir.
Egzersizlerin temposu: Orta siddet
Toplam egzersiz sayisi: 7-12 egzersiz
Kaldirilan agirligin siddeti: Maksimal agirligin %80-100’u arasi
Tekrar sayisi: 1-5 tekrarlar
Set sayisi: 3-6 set
Set aralarindaki dinlenme suresi: 2-6 dakika
Antenmanin toplam suresi: 40-45 dakika
Haftada uygulanan antrenman sayisi: 3-6 kez


4. Cabuk Kuvvet:

Patlayici kuvvet, ya da hiz kuvveti anlamlarinda da kullanilan cabuk kuvvet, bir direncin uygulanabilecek en kisa surede uygulanmasi demektir. Bag ve elastik dokuda depolanmis bulunan elastik potensiyel enerjinin cabuk ve kontrollu bir sekilde aciga cikarilabilmesi esasina dayanir. O nedenle sadece iskelet kaslarinin degil, eklemler arasindaki yumusak dokularin da boyle bir aktiviteye uygunlugu ve adaptasyonu cok onelidir. Bir cok spor dalinda ve ani gerceklesen gunluk refleks olgularinda hassasiyeti daha da onem kazandigi icin bu tur kuvveti anlatmak icin ben “gercek hayattaki hareket tipleri ve hizlarina uygunluk” anlamina gelen Fonksiyonel Kuvvet tabirini sik sik kullanacagim.

Bir yillik antrenman planinda cabuk kuvvet evresinin bulunmasi cok onemlidir. Soyle bir dusunecek olursaniz, gercek hayattaki olaylar, antrenman salonu icerisinde yapilan egzersizlere oranla cok daha seri sekilde gelismektedir. Bir spor bransinda profesyonel olarak calismalar yapmiyor bile olsak, kosma, ziplama, seri merdiven cikma, firlatma, aniden donme, egilme ya da yon degistirme gibi aktiviteleri ister istemez yapmak zorunda kaldigimiz durumlar olmaktadir. Bu tur durumlara karsi hazirlikli olabilmek icin, reaksiyon zamanimizin dusuk olmasi, reflekslerimizin ve dinamik vucut stabilitemizin gelismis olmasi gereklidir. Geleksel agirlik calisma sistemleri ile bu hedefe ulasmak neredeyse imkansizdir.

Dayaniklilik, kas hacmi ya da kas kuvvetinin gelismis olmasi demek, fonksiyonel kuvvetin (cabuk kuvvet) gelismis olmasi demek degildir. Bunu sizlere aciklayabilmek icin, “kuvvetin ozgul olma” prensibini aciklayarak konuya yaklasacagim. Antrenman biliminde “kuvvetin ozgullugu” ya da “kuvvetin spesifikligi” denildiginde insan vucudunun bir kuvvet antrenmani sirasinda egzersizlerin hareket sekli, hareket hizi, kaslarin kasilma turu ve vucut posturu gibi ozelliklere uyum sagladigi anlatilir. Bu demektir ki kisi egzersizleri nasil yapiyorsa, o sekilde bir adaptasyon elde edecektir. Geleneksel agirlik calismalari ve makinalarda yapilan calismalar, genellikle tek bir eksen uzerinde (sajital eksen) , tek bir kasilma tipinin (konsentrik kasilma) ve tek bir hareket hizinin (yavas ile orta arasi bir tempo) hakim oldugu calismalardir.

Buna guzel bir ornek olmasi acisindan, belediye otobusu duraginda beklemekte olan 60 yaslarinda bir bayani gozunuzun onunuze getirmenizi istiyorum. Otobusunun gelmek uzere oldugunu dusunen bu bayanin kaldirimdan asagi adimini attigi sirada kendisini gormeyen ve geri geri yaklasmakta olan bir arabayi son anda farkettigini varsayalim. Ozellikle buyuk sehirlerde ve trafigin cok yogun oldugu noktalarda bu tur dikkatsizliklerin cokca yasandigini hepimiz biliyoruz. Bu bayanin o durumda cevik ve etkili bir sekilde alt vucut kaslarini uyararak, rotasyon, adim alma ve sicrama gibi hareket turevlerinin dengeli bir kombinasyonu ve koordinasyonu ile kaldirim uzerine geri cikabilmesi, belki de onun hayatini kurtaracaktir. Simdi soyler misiniz bana eger bu bayan antrenman salonundaki zamaninin cogunu oturarak ve yavas kontrollu tekrarlarla calistigi leg-press makinasinda gecirdiyse, kazanin olusmak uzere oldugu seneryoda basarili olabilmesi mumkun mudur?

Bu demek degildir ki yarin obur gun buyukannenizi kasalara ziplatacak, merdivenleri kosarak cikartacak ya da ip atlatacaksiniz. Her bir bireyin kontrol edebilecegi mekan, hiz ve siddet farklidir. Bilimsel ve mantikli bir kademeleme yolu ile basitten karmasiga, kolaydan zora ve yavastan hizliya dogru bir akis ile kisiye en uygun fonksyionel kuvvet egzersizi belirlenmelidir. Bu belki bir buyukanne icin ayakta sabit durustan degisik yonlere dogru seri bir adim atip basi farkli yonlere cevirerek dengeyi saglamaya calismak iken, genc bir erkek basketbolcu icin yuksek kasa uzerine tek ayak ile sicramak olabilir. Prensip sonucta ayni prensiptir, ancak uygulanisi kisiye ozeldir.

Simdiye kadarki asamalarda az ya da cok kaslarda hucresel boyutlarda onemli olcude yapisal degisiklikler elde edilmekte idi. Bu asamada ise elde edilen degisiklikler cogunlukla norolojik (sinirsel) ya da baska bir deyisle islevsel olcudedir. Fonksiyonel kuvvetin vucumuzda yarattigi baslica islevsel gelismeler asagidaki gibidir:

? Kas fibrillerinin kasilma hizi
? Kas fibrillerinin secilimli kasilabilme yetenegi
? Kas fibrillerinin arasindaki uyumluluk
? Sinir hucrelerinin sinir uyarilarini iletme hizi
? Elastik refleks kontrolu
? Butun vucudun koordinasyonu ve ani uyarimlara karsi hazirligi


Fonksiyonel (cabuk) kuvvetin antrenman degiskenleri asagidaki gibidir:

NOT: Bu antrenmanlara baslamadan evvel guvenligi saglamak amaciyla bir onceki kuvvet asamasinda son paragrafta bahsettigim onemli hususlara muhakkak uyunuz ve eger egzersizler sirasinda halsizlik, bas donmesi veya asiri soluk soluga kalma durumlari hissediliyorsa devam etmeyiniz ve bir doktora danisiniz.

Egzersiz tipi: Genellikle vucut agirligi ya da hafif agirliklarin kullanildigi, seri ve kontrollu sekilde yapilan, denge isteyen uc boyutlu duzlemlerde gerceklesen egzersizler. Orn, ip atlama, farkli yonlere hoplama, saglik topu ile rotasyon vs.
Egzersiz siralamasi: Dengesi en az olan egzersizler en basta, en dengeli egzersizler en sonda
Egzersizlerin temposu: Seriden patlayiciya dogru
Toplam egzersiz sayisi: 7-12 egzersiz
Kaldirilan agirligin siddeti: Vucut agirligi, eger ek agirlik kullaniliyor ise (saglik topu vs.) vucut agirliginin %10’undan fazla olmayan bir agirlik
Tekrar sayisi: 1-5 tekrarlar
Set sayisi: 3-5 set
Set aralarindaki dinlenme suresi: 2-5 dakika
Antenmanin toplam suresi: 20-30 dakika
Haftada uygulanan antrenman sayisi: 3-6 kez


5. Aktif Dinlenme:

Periyodizasyonda kullanilan aktif dinlenme evresinin onemini kavrayabilmek icin once su gercehi ogrenmeliyiz:

Egzersizin kendisi, vucut uzerinde yaratilan ek bir fizyolojik stresten baska bir sey degildir!

Bu stres sirasinda, kemikler uzerinde basinclar, eklemler uzerinde acisal zorlamalar, tendonlar uzerinde gerilmeler ve kas demetleri icinde mikron boyutunda yirtilmalar meydana gelir. Egzersizin yarattigi butun bu etkilere biz fizyolojide “Katabolizma” ya da diger bir anlamiyla “hucresel yikim” diyoruz. Goruldugu gibi antrenmanda gecirdigimiz sure, bircoklarinin dusundugunun aksine vucudun gelistigi degil, yiprandigi zamandir. Asil gelisme, yani fizyolojik verim artisi, antrenmanin disinda kalan zamandaki dinlenme doneminde olusmaktadir. Metabolizmamiz, yipranan dokulari onarirken genellikle yipranma miktarinin biraz uzerinde onarim ve adaptasyon saglayarak vucudu bir sonraki egzersiz seansina hazirlamak ister. Ozel hormonlar vasitasiyla gerceklestirilen bu onarim ve yapilanma islemlerinin tumune “Anabolizma”, dokularin fazladan yerine konulmasina ise “Fazla tamamlama” ya da “Superkompansasyon” denilir. Anabolizma ve Katabolizma arasindaki denge ne kadar dogru ayarlanirsa, Superkompansasyon o kadar etkili gerceklesir.

“Peki nasil oluyor da antrenman sonrasinda kaslarim daha hacimli ve sekilli gorunuyor?” sorusunun aklinizi kurcaladigini tahmin edebiliyorum. Egzersiz sonrasinda elde edilen hacim almaya “Sanal Hipertrofi” denilir ve bu kalici bir siskinlik degildir. Bunun nedeni genellikle calistirilan kas guruplarinin, hucre arasi bosluklari icerisine sivi toplanmasidir. Bu sivi, kalp tarafindan ilgili kasa pompalanan kanin plazmasindan yitirilen sividir. Genellikle antrenman sonrasindaki ilk bir-kac saat icerisinde plazma sivisi kana geri karisir ve sislik kaybolur. Kalici verim ve kas hipertrofisi, duzenli yapilan ve tekrar eden antrenmanlar butununun bir urunudur, tek bir egzersiz gununun degil!

Gunumuz spor ve fitness sektorunde kisa zamanda cok asiri egzersiz (yipranma), duzenli ve azar azar gelisen egzersize (superkompansasyon) oranla cok daha sik rastlanan bir durumdur. Gerek atletler, gerek fitnesse yeni baslayan dusuk kondusyonlu bireyler, programlarinda dinlenmeye ve yenilenmeye yeterince yer vermeyerek ya da gun icerisinde geri kalan zamanda fiziksel ve ruhsal stres olusumunu azaltacak aliskanliklar edinmeyerek programlarinin uzun vadede istenilen sonucu vermemesine neden olabilirler. Bunu, yazimin basinda bahsettigim istatistikler zaten dogrulmaktadir. Bu nedenle gunde en az 8 saat uyku uyuyabilme, ogunleri sik ve kararinda yiyebilme, bol cig sebze ve meyve tuketebilme, mesrubat yerine icilen su miktarini arttirabilme ve olabildigince aile ya da arkadaslar ile dogayi ziyaret edip is ve sehir yasantisindan uzaklasabilme gibi aliskanliklar, egzersiz programimizin vucutta yarattigi stres ve yikimin cok daha etkili bir sekilde onarilabilmesi icin cok onemlidir.

Simdiye kadar anlatilanlardan goruldugu uzere, aktif dinlenme evresi periyodizasyonda mutlaka yer almalidir. Aktif dinlenme evresi genellikle 2-3 hafta surer ve her 2-4 ayda bir uygulanir. Aktif denilmesinin nedeni, aktivitelerin tamamen kaldirilmasinin yerine, siddetin dusurulup varyasyonlara gidilmesindendir. Boylece erisilen kondusyon duzeyi devam ettirilmis ve hem fiziksel, hem de ruhsal rahatlik saglanmis olur.

Aktif dinlenme evresinin getirdigi baslica faydalar sunlardir:

1. Aerobik ve anaerobic enzimlerin yenilenmesi
2. Yumusak dokulardaki yipranmalarin giderilmesi
3. Kas glikojen depolarinin etkili bir sekilde doldurulabilmesi
4. Yorgunlugun nedenlerinden biri olan kaslar icerisinde birikmis laktik asidin uzaklastirilmasi
5. Kas demetleri icerisindeki yumak/kulunc olusumlarinin cozulebilmesi
6. Sakatlik riskinin azaltilabilmesi

Aktif dinlenme evrelerindeki egzersiz degiskenleri, diger evrelerdeki gibi ozel kurallara bagli bulunmamaktadir. Tavsiye edilen tipik aktiviteler asagidaki gibidir:

? Haftada 2 kez futbol, voleybol ve benzeri oyun amacli-eglendirici aktivitelere katilma
? En az 20-30 dakikalik dusuk siddetli ve uzun sureli isinma egzersizleri uygulama
? Sauna, buhar odasi, hidroterapi, dus ve masaj gibi rahatlama seanslari uygulama
? Esnetme ve terapi egzersizlerine yer verme
? Asit (et) yerine bazik karakterde (sebze ve meyve) yiyeceklere agirlik verme
SONUC:

21. Yuzyilda ilerledigimiz su gunlerde, teknolojinin gunluk yasantimiza getirdigi kolayliklar nedeniyle insan vucudunun gittikce daha az hareketli bir yasantiya adaptasyonu neredeyse kacinilmazdir. O nedenle hic bir aktivitede bulunmamaktansa, yuruyuslere cikmek, bisiklete binmek, eve ulasmadan bir kac durak once inmek ve bahcede 20-30 dakika calismak gibi aktiviteler elbette daha iyidir. Bu yazimdaki amacim, tam tesekkullu bir salona gidebilecek zamani ve imkani olan, ayrica kuvvet, dayaniklilik ve cabukluk gibi hayatsal ozellikleri bilimsel olarak gelistirmek isteyen hevesli insanlara basladiklari programda daha basarili olabilmeleri icin bir kaynak olusturabilmektir. Yazimin sonunda, bir periyodizasyon orneginin semasina yer verdim. Ancak sizlere, mutlaka bu yazidaki bilgiler ile sinirli kalmamanizi ve surekli arastirma ve okuma ile bilgilerinizi tazelemenizi oneririm. Son olarak yazimda farkettiginiz gibi egzersiz isimleri, uygulanis bicimleri ve bireylerin saglik durumuna gore tavsiye edilen modifikasyon ornekleri gibi cok onemli konular islenmemistir. O nedenle bir egzersiz programina baslamadan once muhakkak doktorunuza gorunmenizi, onay alindiktan sonra ise egzersiz salonunda gorev yapan uzmanlardan yardim almanizi onemle hatirlatirim.

Saglik ve egzersiz dolu gunler…

Serkan Yimsel

ORNEK PERIODIZASYON PROGRAMI


Anatomik Adaptasyon
(Dayaniklilik ve Stabilite)
6-12 hafta

Ø

Hypertrofi
(Iskelet Kasi Artisi)
3-6 hafta

Ø

Aktif Dinlenme
(Yenilenme)
2-3 hafta

Ø
Kuvvet
(Dirence Karsi Koyabilme)
3-6 hafta

Ø

Cabuk Kuvvet
(Fonksiyonel Olma)
3-6 hafta

Ø

Aktif Dinlenme
(Yenilenme)
2-3 hafta


Kurslarla ilgili sorulariniz icin: info@prospor.net (e-mail)
(0 212) 243-2773 (0 535) 275 8226 (tel)

Kisisel sorulariniz icin benim e-mailim: syimsel@hotmail.com (en az bir hafta zaman taniyin)


REFERANSLAR

1. Understanding Human Movement, antrenor egitmen kitabi, yazan Serkan Yimsel
2. Supertraining, yazan Mel Siff PhD
3. Resistance Training Fundamentals, UCLA fitness kursu ders notlari
4. Periodization, yazan Tudor Bompa PhD
5. Essentials of Strength Training & Conditioning, yazan Thomas R. Baechle
6. Physiology of Sports & Exercise, yazan Jack H. Wilmore
7. National Academy of Sports Medicine, egzersiz uzmani sertifikasi kurs notlari
8. Tip Sozlugu, yazan Prof. Dr. Pars Tuglaci

Hitturkey24
04 02 2005, 18:00
Selamlar Saircon,
Verdiğin muhteşem bilgiler için tekrar teşekkürler. Soya sütü ve Küba ile ilgili yazı aşağıdaki bağlantıda
http://www.fengshuitours.com/Food/soyfoodsincuba05272003.asp
Açıkçası bu soya konusunda araştırmalara başlamadan önce yine Marlboro veya Coca Cola gibi Amerikan gözboyaması diye mi araştırmaya çalıştım .Soya lehine yazılara sadece ABD değil İngiliz,Eski Sovyet,Türk,İran ve diğer ülkelerin kaynaklarında(Tabii ki tüm bu ülkelerin de Amerikan propagandasından etkilenmesi de olasalık dahilinde) rastlayınca bir de kişisel deneylerimde soyanın hakikaten asitli bir maddeyle kestirilip peynirimsi bir maddeye değiştiğini görünce faydalı yanları olabilir diye düşündüm.Sivas'ta yaptığımızı bir uygulamada Sivas Belediyesince üretilen ekmeklere %5 soya unu katınca(%51 proteinli defatted soya flour) bir bardak süte eşdeğer gıdanın(yaklaşık 300.000 TL = 25 cent) bedavaya sağlandığını Sivas Cumhuriyet Ü. Tıp Fakültesi bildirince de bayağı sevindim .Günde üretilen 20 bin ekmek x 25 cent x 365 gün x 2(sene uygulandı)=3.650.000 US$ direkman vatandaşlara karlılık sağlanmıştı.Bu eğer maksimumum bazda yani ekmeklere %30 oranında soya unu katılımı ile ülke çapında bir uygulamada ülkeye ete kıyasla yılda 24 milyar US$/yıl karlılık sağlayacaktı .Bunun üzerine daha sonra birçok yazılar yazdım.Fakat ülkemizdeki politik çekişmeler kıskançlık ve cahillik böylesi faydalı(olduğuna inandığım ,tabii yine %100 diyemiyorum) bir olayın yapılmasını engelledi hatta Sivas'taki Ekmek Fabrikası müdürünün de yerini değiştirip sürdüler.Sadece ordu ciddi anlamda biraz ilgilendi.Ama en azından bugün Türkiye'de eskiden lüks olan tavuk eti bol ise bu soyanın yem olarak ithal edilmesinden dolayı ve ülkede de bu konuda milli bir politika oluşturulması için yıllarca yazdım. Hatta dediğim gibi Sn Tarım Bakanından da bu konu da bir takdir mektubu aldım.Ama tabii yine değişen birşey yok.

http://www.thesoydailyclub.com/ yine soya lehine yazılar yazan bir site . Burada da tarihçesi hakkında da birtakım bilgilere rastlayabilirsin . Dediğim gibi aslında sadece Allah(cc)'ın bir bitkisi ama denildiği gibi proteininden istifade edilebilirse bugün dünyada 200 milyonu 5 yaş altı çocuk olmak üzere protein açığı çeken 800 milyon insanın ihtiyacını karşılayacaktır.Tabii bu da ASA'nın (American Soybean Association) bir uydurması olabilir.
Saygılar,

Hitturkey24
04 02 2005, 18:00
Tekrar selam Saircon,
Namaz aram olduğu için cevabı yarıda bırakmak zorunda kaldım.Et konusunda haklısın.Aslında her ne kadar 6 sene falan vejeteryan yaşamımım oldu ve bu konuda ABD ve Avrupa'da yazılarım çıktıysa
( www.european-vegetarian.org/evu/english/news/news991/situation.html www.islamveg.com/news.asp )
ve genelde Hunzalar,Bulgarlar ,Kafkas halkları vb. uzun ömürlü kavimlerin genelde yoğurt+peynir+tahıl+sebze +meyve tüketip eti çok az ancak bulabildikleri zaman tükettikleri söylense de ben et yiyip uzun yaşayan insanlar da gördüm ve bana dedikleri ne yersen az ye oldu.Zaten bu kavimlerin yaşamında senenin önemli bölümünü oruçla geçirmeleri veya içinde bulundukları temiz havanın da önemli rolü olduğuna inanıyorum.Ayrıca dinimzce de et yemesi tavsiye edilmiş .(İstanbul /Samatya'da bulunan tekkelerinden dolayı Etyemez semtine adını veren ve Hint kültüründen etkilenen ve oradan göç etmiş bir islami tarikatın dışında)

Son olarak sectigin nick ile ilgili yaptigim yorumda, ben ne HIT kelimesini, ne de yasin oldugunu soyledigin 24'u kastetmistim. Amerika ile ilgili o kadar soyledikten sonra, neden gul gibi Turkiye demek varken, nickini Turkey olarak sectigini anlayamadim... Hala da anlayabilmis degilim...

Maalesef 24 okul numaram ve yaşım 2 misline yakın.Haklısın sadece aceleden ve düşünmeden verilmiş bir karar . Yine de bir gerçek varsa artık bugün İngilizce bir dünya iletişim dili olduğu için ve zaman içinde de son derece basitleştirildiği için onu artık sadece herhangi bir kavmin dili olarak görmüyorum ama bir telsiz dili ,mors alfebesi vb şeklinde algılıyorum.

Bence dogal haliyle bitki yetistiren tarimciya destek olup, organik sebze meyve satin almaya calismak varken, nasil olsa hersey zehirlendi, soya yemenin mahsuru yok o zaman seklinde bir mantik dogru olmaz diye dusunuyorum.

Evet maalesef Türkiye Dünyada organik tarımda 5. olduğu halde üretimin %90'ı ihraç edilmekte çünkü ürünler(sertifikayı veren yabancı şirketlerin talep ettikleri yüksek fiyatlar yüzünden) iki misli daha pahalı ve adamlar paraları sayesinde ülkemizi askerle işgal etmedikleri halde ülkemizi bahçeleri&mutfakları ve bizleri de işçileri&aşçıları olarak kullanıyorlar.

Saygılar,

Sly
04 02 2005, 18:00
Tüm arkadaşlar merhaba,
Serkan yazdığın güzel sözler için teşekkür ederim. Her foruma lazım diyince bende her eve lazım Beko çamaşır makinası gibi hissetim kendimi=) Şaka bir yana öteki forumdan ayrıldığından beri buraya daha sade, sakin ve sağlıklı spor yapmaya yönelik dengeli yazılar gelir oldu foruma. Ben şuan Türkiye'de adı bilinen bir hocayla tamamen doğal yollarla çalışıyorum. Ama burada yazılan dengeli fikirlerden yararlanmamak mümkün değil.

Sayın Vurhindiye24 yada hitturkey24:
Size burada spor konuşuluyor denildiğinde seviye düştü diye sızlanmanız anlamsız.
Bu işin felsefi yanı araştırma, bilgi ve salonda karşı karşıya gelinen hırs, inat, kontrol, içdenge ve bunun gibi binlerce karmaşık duyguyu kontrol edebilmek, gerektiğinde doğal yollarla vücudun kapasitesinide bilimsel şekilde zorlamak, (eğer üşenmeyip okuyabildiysen) Serkan'ın periyodizasyon konulu araştırılmış ve emek harcanmış yazısındaki gibi günlük hayatta karşılaşılabilecek kimi kontrol dışı durumlar için bedeni ve kasları hazırlama, sağlıklı yaşamak ve yaşlanmaktır.. Sizin dediğiniz felsefe hayata dair hafif tasavvuftan aşırma kendi felsefenizdir.SPORUN DEGIL! Kusura bakma ama kimse Bench Pressin altında 100-110 kiloya hırsla saldırırken nasıl olsa toprak olacam diye düşünmez.Onlar evde başka zamanda düşünülür.Önce bunu bir ayırd et! Bir senin dinin imanın var biz salağız burada konusamıyoruz bunları değil mi? Hayatta olmanın ana amacınıda burada tartışmıyoruz. Zaten bu forumdada kas geliştirmenin amacı plajdaki yollu bayanlara gösteri yapmak degil adam gibi nasıl antreman yapılacagıdır. Zaten bu forumda plajdaki zillileri ayartmak için çalışan kimse yok. O yüzden diğer forumdan ayrıldık.Ayrıca her plaja gidende yollu değil kardeşim. Okuduğum kitabı, eğitimimi senle tartışmıyorum.Nerden had bularak bunları soracak olgunluktasın onuda bilmiyorum. Hangi alanda ne kitabı okuyacagımı ben okudugum 2 üniversitede ve öncesinde çözdüm.Sen önce okudugunu anla.Benim anlattıklarımıda tabii.
Madem okadar kitabın makalen ülkeye milyon dolarlık katkıların, önceki yazında dediğin politikacı ıvır zıvır tanıdıkların var çık bir ulusal kanala derdini anlat! Sana ne bizim spor tartıştığımız forumdan!! Önceki yazılarda da şimdide SPOR konuşuyoruz.Senin soyalı ekmeğinin Sivas'taki başarısıyla bunun ne ilgisi var? Tamam tebrikler ama burada SPOR konusuluyor. Bize ne senin namaz arandan.Kılıyosan kendi içinde tut buraya döşenme.Allah kabul etsin.
Herkesin fark ettigi gibi gayet sert cevap oldu. Vücut geliştirme ve benzer sporlar zaten cok az bıkmadan ugrasani olan, büyükşehirlerde bile bilenin ilgilendigi, bu kadar az ilgilenenin arasında birde itin çakalın doluştuğu, dogru düzgün seviyeli bir şekilde konuşacak laflayacak birisini bulmanın çok zor oldugu hassas bir branş. Biz kendi aramızda kendi sporumuzdan konusmayı, antremanlarda başımızdan geçenleri paylaşmayı seviyoruz. Bu forumda doğal çalışmanın ve aynı sporla uğrasanların birbirine dayılanmadan ukalalık yapmadan dostca yazıştıgı bir yer. Ister 30kg kaldirsin benchte ister 130. Kas yığını et kafa olmak istemiyorsan lafıda bu forumda en son yazılacak laftır.Sözlerin haddini aşarak burada ter, ATP, para, zaman, duygu yatırarak bu sporla uğraşanları kırar!! Şimdi boşuna yanlış anladın birdaha oku falan felan diye laf anlatma.
Site sakinlerinin zamanını aldığım için üzgünüm. Serkan sende kusura bakma..diğer arkadaşlarda..

Saircon
05 02 2005, 18:00
Hitturkey,

Bati kulturu ve etkisinden kurtulmaya, Turkey kelimesini TURKIYE olarak degistirerek baslayabilirsin!!!

Anlasildigi kadariyla, bu forumu siyaset, kultur ve din tartismasina goturmeye cok kararlisin. Sana tavsiyem, bundan vazgecmen ve bir daha boyle yazilar yazmaman. Burada ne yazik ki bir admin olmadigi icin yazilarina engel olma imkanim yok, ama en azindan istenmedigini bil. Diger arkadaslardan da istiyorum ki seni kinamalari, yoksa burada yazmaya yavas yavas hevesimi kaybedecegim.

Baska kulturlerin spor, saglik, felsefe alanindaki iyi yonlerini ornek almak, kendi kulturumuzu gelistirir, bozmaz. Spor ahlaki vesayire bizim milletimizde var diyorsun, peki bana soyler misin esin ve cocuklarinla en son bir futbol macina gittin mi? Her hafta gazetede bir mac sonrasinda ezilen, pataklanan hatta ve hatta oldurulen insanlari okumuyor muyuz? Esofmanlarini giyip sahilde bir kosuya ciktiginda, arasira durup esnetme ve kultur fizik hareketleri yaptiginda etrafindaki milletin sana bon bon bakip da Bu salak de ne yapiyor sabahin bu vakti? der gibi bir ifade edinmelerini hic yasamadin mi? Cin kulturune bakarsan adamlar sabahin korunde gunes yukselirken spora basliyorlar cunku dunyanin en eski tip arastirmalarinin yapildigi bu ulkede kesfedilmistir ki sabaha karsi 3-4 sularina dogru vucudumuzdaki kanin %80'i karacigerde toplanmistir ve temiz kanin kaslara pompalanmaya en uygun zamani sabahin erken saatleridir. Simdi bu bilgiyi biliyor olmamiz demek, Cin'in etkisinde mi kalmis olmamiz gerek? Neden Ahmet, Mehmet ya da Huseyin bunu arastirip bulmamis?

Soya hakkinda verdigin kaynaktaki yazilari okudum. Dikkatimi ceken konular sunlar oldu:

1) Yazi sonunda bilginin nereden geldigine dair bir referans listesi yok. Aksine, seni baska bir adrese yolluyorlar ve orada dernek ve arastirma kuruluslarinin isimleri mevcut sadece. Yani o yazinin soyledigi gibi soyanin etden daha fazla yarari olduguna dair iddiayi kanitlayacak hic bir arastirma yapilmamis.

2) Ayrica yazi, Kuba halkindan bahsediyor herseyden once. Zaten o nedenle bastan kaybediyor. Kuba, tipki Afrika gibi ac bir millet. Tarim yapmaya ve hayvan yetistirmeye elverisli topraklari yok. Yiyeceklerinin 3'te birini dis milletlere borclular. Bu 3'te birlik kismi saglayan ulkelerin icinde en fazla yardimi yapan Amerika. Amerika Kubaya her ambargo koydugunda, bu ucte birlik insan gurubu aclik cekiyordu. Bu nedenle Kuba Amerika'ya bagimli olmamak icin bir mucize ariyordu. Bu devlete birak soy yerine, kurutulmus ekmek versen gelisme yapacaktir, ac kalip olmektense. Dusunsenize bizim 75 milyonun 25 milyonunun ac oldugunu? Bizim tarimimiz Allah'a sukur organik tarimin hala devam edebildigi devletlerden bir kaci. Yedigimiz onumuzde, yemedigimiz arkamizda. Soy gibi dunyanin en ucuz, sagliksiz ve kalitesiz gidalarindan birine hic ihtiyacimiz yok. Kuba ile Turkiyeyi kiyaslamak, elma ile armudu kiyaslamak gibi bir sey.

3) Soyanin bu kadar tutulmasinin nedeni, icine katilanlar. Fasulye tadinin agiza gelmemesi icin icine gramajlarla seker konuluyor. Urunlerin icindekiler listesine baktiginda ikinci sirada seker geliyor, bir madde ne kadar baslara yakin geciyorsa, o kadar fazla demektir. Insanlar bu seker tadi nedeniyle soya sutunu ve yogurdunu severek icip yiyorlar. Sekerin kan sekerimizde ne yaptigi, bagirsak sistemimizde nelere yol actigi ve nasil bagimlilik yarattigini, yazdigim diger makalelerden herkes biliyor. Ustune ustluk beli bir meyve esansini verebilmek icin katilan kimyasal maddeler ve 90 derecenin uzerindeki sicak su da cabasi. Bu kimyasallar karacigerimizi yoracagi gibi, sicak su da elde kalan son faydali enzimleri olduruyor. Diyelim ki fasulye en saglikli topraktan gelmis, en guzel sartlarla yetistirilip ulastirilmis olsun. (Kubaya fasulyenin milyonlarca kilometreden ithal edildigini unutmayalim) Bu bahsettigim islemlerle son saglik kirintisi da yok ediliyor.

4) Soya urunleri katilarak sut, yogurt ve ekmek gibi bazi tahillarda protein miktarinin arttirildigini hem sen, hem de bu yazi soyluyor. Proteinin miktarindan cok, biyo-kalitesi ve kullanilabilme orani onemlidir. Eger soya ve soya sutundeki protein kalitesi ve kullanilabilme orani etten ya da hayvan sutunden daha iyi olsaydi, yaradan annemizden soya sutu cikarttirir, ormanda aslan, kaplan vb. cok guclu, o nedenle proteine cok ihtiyac duyan vahsi hayvanlari geyik pesinde kosmalari yerine soya tarlalarinda otlandirirdi.

5) Son olarak, her milletin sindirim sistemi, farkli yiyeceklere binlerce yillik bir adaptasyondan gecerek alismistir. Eskimolarin ete, Isvicre'nin mandiraya, asyanin bitkiye ve bitki urunlerine alismasi gibi. Asya ulkeleri, belki soyaya bizden cok daha uzun bir suredir alistiklari ve soyayi taze/dogal haliyle yedikleri icin zararli etkilerinden pek nasibini almiyorlar. Ancak bizim gecmisimizde, ekmegimizde, sutumuzde kisacasi soframizda soya daha once hic bulunmadi. Siz ilerde sindirim sistemimizin bir problemle karsilasmayacagini garantileyemezsiniz, bu nedenle baska devletlerle de kiyaslayamazsiniz.

Turkiye'ye, 2004 yilinda 382 bin ton soya fasulyesi ithal edildi. Buna, kullanilan techizati, makina masraflarini, is gucunu de eklersen, milyonlarca dolarlik harcama demektir. Bu fasulyelerin genetik islemlerden gecirilip gecirilmedigi ya da kimyasallarla uretilip uretilmedigi bir sir. (Ki su an Amerika'da tahil urunlerinin %98'i bu sekilde uretiliyor) Benim sahsi gorusum, bu para, eger organik kosullarda elinin emegiyle calismakta olan koyluye harcanmis olsaydi, hem organik tarim gelisir, hem de insanlar daha saglikli olurdu. Bu nedenle sadece soyanin zararli etkilerinden korunmak icin degil, koylumuzu desteklemek ve kalan kimyasal eklenmemis atik dokulmemis son bir kac tarlamizi korumak icin soya urunlerini almamali ve organik, cig sebze ve meyve satin almaliyiz derim. Boylece devletimiz bizim gul gibi saglikli domatesimizi Amerika'ya ketcap yapmasi icin bedavaya satmaz, sonra da o ketcabi Amerika'dan geri almak icin para kaybetmek zorunda kalmazdi.

Umarim, Sivas, soyanin ekmekte kullanildigi ilk ve son sehir olur ve ileriyi goren aydinlar soyanin satisini azaltmak ve bizim evrimsel dogal gidalarimiz olan hayvan eti, sebze ve meyve satin alimini desteklemek icin elinden geleni yaparlar.

Herkese sevgi ve selamlar,

Serkan

Hitturkey24
05 02 2005, 18:00
Su an elimden gelse Japonya'nin o eski zaman koylerinden birinde siki bir martial arts kulturu altinda en az 4-5 sene yasamak icin herseyimi verirdim. Ozellikle The Last Samurai filmini seyrettikten sonra bu fikri edindim. Insanlarin insana ve fiziksel sporlara verdigi sayginin bu kadar yuce oldugu bir devlet ben gormedim. Su an haftada 4 gun yaptigim egzersiz programinin her baslangicinda yaklasik 15-20 dakika Cinlilerin enerji ve nefes alma teknikleri de denilen Qigong (Cin ic beden sanati) egzersizleri yapiyorum. Inanilmaz faydasini goruyorum. Bence vucut gelisimi bir butun olmali. Bu forumu, seninle olan tartismalarimizin cok renklendirecegini dusunuyorum.

Bu cümleler kıymetli Serkan'ın Forumun ilksayfasında kullandığı cümleler. Ben de şunu diyorum insana duyulan saygı&felsefe& manevi değerler&gerçek beslenme&spor aslında en kamilen bizim kültür&dinimizde mevcut. Fakat din uzun süredir birtakım cahil insanların elinde olduğu için aydınların soğuk davranışlar sergilemeleri yerine daha sıkı araştırmalar çıkararak bunu ortaya koymaları ve sahip çıkarak diğer bireyleri de doğru yönlendirmeleri.Yoksa Hint&Çin&Batı kültürünün tesirinden çıkamayacağız bir türlü.
Saygılarımla,

Saircon
06 02 2005, 18:00
Hitturkey,

1) Sabah namazinin verdigi egzersiz ile kilo vermek, ya da performans gelistirmek mumkun olsa idi, olmpiyatlarda ilk siralarda batili devletler degil, bizler olurduk.

Oturma, kalma ya da saga sola dunme gibi aktiviteleri zaten her gun yapiyoruz, bunu her sabah ayni tempo ve sekilde yapmak ile vucudumuza biraz dolasim kazandirmaktan baska bir faydamiz olamaz. Ancak Thai Chi ya da Chi quang kulturune baktigin zaman hareketler cok daha fazla, cok daha uzun suruyor ve cok daha denge gelistiren turden. Bir egzersizin gelisme yaratmasi icin, o egzersizin gunluk aktivitelerin verdigi zorluktan biraz daha zor olmasi ve bir tempo ile devam etmesi gerekir. Namazda her rekatta duraksama yapiyorsun, ve tek ayakta denge gibi denge ya da izometrik kuvvet gelistiren tek bir pozisyon bile yok.

Ben demiyorum ki namaz gereksiz, ya da kotu bir sey. Ama namazi egzesiz olarak yeterli dusunseydi Allah, sanirim sen de Harem Uskudar arasi o kadar kilometre kosmak zorunda kalmazdin.

2) Benim yabanci bir kelimeyi kullanmami kinar gibi sormana gerek yok, ben Amerikan ofkesi ileri surmedim yazimda senin yaptigin gibi. Dogru bir sekilde sorarsan soylerim. Su an admin kelimesinin elimdeki sozluklerde Turkce bir karsiligi yok, ve bilmiyorum tam olarak ne demek Turkce'de. Ama bir forum sayfasini kontrol etme ve baskalarinin her istedigini yazamamasini saglama gibi gorevlere sahip olan sahis anlamina geldigini belirttigimi ve senin de bunu bal gibi anladigini biliyorum. (Senin Turkey'in anlaminin ne oldugunu bilmedigini sanmiyorum!)

3) Bir kavimin saglikli olup olmadigi, yasadigi sureden degil, o sureyi ne kadar kaliteli ve hastaliksiz
gecirdigi ile olculur. Bu 27 yillik yasam ile ilgili bilgiyi nereden aldigini bilmiyorum ama o bilgiyi aldigin kaynagi sorgularsan goreceksin ki eskimolar, kanser, kalp problemleri vb. hastaliklarin hic adinin bile duyulmadigi bir kavimin insanlaridir. Erken yasta goc etmelerinin nedeni, yasadiklari iklimin gerektirdikleri zorluklardir. Ben sahsen 30 yil yasayim, ama fiziki kuvvetim ve sagligim beni bir kere bile yataga dusurmesin, 75 yil yasayip hastaliktan hastaliga, ilactan ilaca ayakta durmaya calismaktan cok cok daha iyidir.

4) FIL: Filin gucu hizli kosabilmesinden, cevikliginden ya da patlayici kuvvetinden degil, agirligindandir.

AT: Atin patlayici kuvvetinin oldugu dogru, ancak kendisi ne yazik ki Cita'dan kacamayacaktir.

DIGER OT ILE BESLENEN HAYVANLAR: Butun bu hayvanlar diyetlerinin otdan gelmesine ragmen, gelisme caglarinin en onemli yillari olan ilk bir kac sene, anne sutu icmediler mi? Neden Allah baba anneden soya sutu cikartmadi madem, eger soya gercekten cok daha besili ise?

5) Tavuklarin dogal diyeti, ya da hayvanlarin dogal diyeti, misir ya da soya tipi hububatlar degil, hayvanlar icin ot, ve de tavuklar icin solucan, vs. gibi yiyeceklerdir. Sen hic bir inegin copun icinde misir ya da soya aradigini gordun mu? Eger topragimiz temiz organik gubre ile her sene yenilenip, kimyasallara izin verilmezse, hem tavuklar icin binlerce solucan vs. canlilar bulunabilir, hem de otumuz buyukbas hayvanlar icin temiz olurdu.

6) Hem Brezilya, hem de Arjantin, ekonomisi ve dogal kaynaklari bizler kadar guclu olmayan, devlet baskanlarinin her enflasyona gidiste bir futbol karsilasmasi ile halki ortbas etmeye calistigi ve futbolu bir tampon olarak kullandigi ulkeler. Soya gibi daha ucuz ve kalitesiz bir besini neden tabii ki ithal etmekten zevk alacaklardir. Neden bir Eskimo, ya da Isvicrenin Alpinden birisi soyayi kullanmiyor? O zor sartlara soya ile karsi koyabilmesi imkansiz da ondan. Verdigin ornekler yine yanlis.

7) Bu forumdan ayrilman yerine, sattigin soya makinalarinin reklamini yapmaktan, baska kulturleri kotulemekten, dini ve politikayi konusmaktan vazgecmen yeterli. Bu forum spor ve egzersiz forumu. Sorun var ise sor, bir egzersiz ya da diyet programi ile ilgili dusuncelerin varsa bizimle paylas, ama insanlarin kafasini diger konularla karistirma.

Sly ve Trakyalinin sorularina, gelecek yazimda cevap verecegim. Yeninden gorusmek uzere,

Serkan

Saircon
06 02 2005, 18:00
Hitturkey,

Dusuncelerimiz farkli olduguna gore, artik soya konusunda tartismanin gereksiz oldugunu dusunuyorum. Senin fikrine de saygi duyuyorum. Bugun besinler uzerinde elde edilen bulgular, daha cok yenidir. O nedenle bilim kendini gelistirdikce, bizler denek hayvani olarak kullanilarak (tabii ki farkinda olmadan) hangi yiyecegin nelere yol actigi zamanla daha iyi bulunacaktir diyorum. Belki senin dedigin gibi soya, aslinda vucudumuza hic de zarari olmayan bir madde. Ama benim sahsi gorusum, ulus olarak en uzun zamandir yedigimiz yiyecek turu, ve topraga en yakin (en az islemden gecirilmis tur) bize en az zararli yiyecektir. Ne yazik ki soyanin buyuk bir orani ya islemlerden gecmis, ya da uzun bir yolculuktan gecerek ithal edilmistir. Eger sen bu tur bir uretim yapmiyor isen, belki de kullandigin soya daha az sorun cikariyordur...

Yalniz duzeltmek istedigim bazi sozlerin var:

1) Ben bu forumun patronu filan degil, sadece konuda daha fazla arastirma sansi olan bir uyesiyim. Burada benim kararim degil, herkesin karari onemlidir. Bilmiyorum farkina vardin mi ancak benim disinda bir iki arkadar daha senin yazim seklini ve actigin konulari kinadi. Eger istersen, foruma katilan diger arkadaslarin yazilarin ile ilgili goruslerini soran bir anket yapabiliriz. Zannetmiyorum ki kimse din, kultur, ya da politika konusulmasini ya da bunlar hakkinda bilgi almayi istesin. Buna gerek yok tabii, eger spor ve saglik ile kisitlarsan sohbetlerini.

2) Bir urunun eczanede ya da pazarda satildigi fiyati, onun ham maddesinin fiyati demek degildir. Biz soyayi, diger tarim urunleri ile degil, et ile kiyaslamaliyiz cunku su an soya; etin ve mandiranin yerini almaya calisiyor, misirin, bugdayin filan degil. Asagidaki Milliyet'in haberine bakarsan, ulkemizdeki soyanin kalitesinin, ete gore ne kadar dusuk oldugu ve genetiginin degistirilmis oldugu yaziliyor:

http://www.milliyet.com.tr/2005/01/18/ekonomi/axeko02.html

Artik baska devletleri ve oradaki satis alis kosullarini ornek gostermeyelim. Ulkemize gelen soyanin buyuk bir cogunlugu, dusuk kalitede, genleriyle oynanmis ve uzun mesafelerden gecerek tazeligini kaybederek gelmistir. Senin soya urunlerin farkli olabilir, o konuda bir arastirma yapilmadan, inceleme olmadan bilinemez. Ama genel olarak ben soyadan konusunca, lutfen ozel bir soyadan bahsetmedigimi, genelinde bahsettigimi anlamaya calis.

3) Ben senin soylemedigin seyleri soyluyormus gibi gostermedim. Asagida bu foruma ilk yazdigin su cumleleri aynen aktariyorum:

BEN DE BU KONUDA DÜNYANIN EN I?YI?SI? OLDUG?U SÖYLENEN MAKI?NALARI ÜRETI?YORUM http://www. expage.com/soyasutumakinasi . HATTA ABD'LI? UZMANLAR DA BENDEN SATIN ALIP IRAK'TA BI?R HASTANEYE KURDULAR.

Ne kadar durust ve yardimsever bir satici oldugun seninle yaradan arasindadir, bunlari bizim bilmemize gerek yok.

4) Admin sozunu kullandigim icin bana ofkelendigini soylemedim. Yabanci kulturlere ve ulkelere ofkesi olan birinin, neden Turkiye yerine Turkey nickini kullandigini sordugumda sen de bana admin'i ornek verdin. Ben de benim baska kulturlere senin kadar ters gitmedigim icin yazimda bir iki tane yabanci kelimenin olmasinin bir sorunu olmadigini dusundugumu soylemek istedim.

Senin gormemezlikten geldigin su konuyu da ekleyeyim. Baska lisanlardan dilimize gelen kelimelerle, kokeni bize ait olan kelimeler arasinda daglar kadar fark vardir. Internet ve bilgisayar, bize yurt disindan geldi, o nedenle admin dahil bir cok kelimenin tam bir karsiligi yoktur, arasira microsoft, word, file gibi kelimeleri bu nedenle bazen ancak ingilizce ile anlatabiliyoruz. Ama Turkiye sozu, Turk kelimesi kokeninden gelmistir ve bize aitir. Bunu Turkey olarak kullanmak, bence admin sozunu kullanmaktan cok daha fazla baska kultur taklitciligi olmaktadir. Bu arada senin erkek arkadas yerine, boyfriend kullandigini da hatirlatirim.

Eger bir eksigim olduysa affola. Bu konuda baska tartismaya girmeye luzum gormuyorum, cunku konu soyadan baska yonlere dagiliyor. Sen de erdemli, kulturlu bir insana benziyorsun. Lutfen spor ve saglikli yasam konulari disinda konulari bu ankette acma.

Bu arada merak ettim, namazin insanoglunun butun hareket turlerini icine alan bir egzersiz oldugu ile ilgili arastirmanin kitap, internet adresi vb. referanslarini verirsen sevinirim, kendi yazilarimda kullanmak icin soyluyorum, tartisma baslatmak icin degil. Cunku ben de namazda kullanilan bir cok hareketi uyelerimde kullaniyorum. Anca bence, hic bir kultur, egzersiz turu ya da spor dali, insan hareketlerinin hepsini calistirmaya tek basina yeterli degildir, her kulturun ve egzersizin gelismis yonlerinin karisimi ideale goturur. Mesela namazdaki hareketlerde eksik kalan tek konu, denge konusu. Vladimir Janda'nin arastirmalarina gore, bir yuruyus dongusunde tek ayak uzerinde gecen zaman, butun dongu yuzdesinin %85'i oraninda. O nedenle tek ayak dengesinin gelismis olmasi, hem yuruyus, hem de kosu tipi aktiviteler icin cok onemlidir. Bunlari, en az 4 senelik egzersiz terapisyenligi tecrubemle soyluyorum. Namazin tek ayak ile kilindigini da hic gormedim.

Sevgiler ve saygilar,

Serkan

Hitturkey24
06 02 2005, 18:00
Hitturkey,

Bati kulturu ve etkisinden kurtulmaya, Turkey kelimesini TURKIYE olarak degistirerek baslayabilirsin!!!

Anlasildigi kadariyla, bu forumu siyaset, kultur ve din tartismasina goturmeye cok kararlisin. Sana tavsiyem, bundan vazgecmen ve bir daha boyle yazilar yazmaman. Burada ne yazik ki bir admin olmadigi icin yazilarina engel olma imkanim yok, ama en azindan istenmedigini bil. Diger arkadaslardan da istiyorum ki seni kinamalari, yoksa burada yazmaya yavas yavas hevesimi kaybedecegim.
DİĞER ARKADAŞLARIN KINAMASINA VEYA ADMİN OLMADIĞI İÇİN ENGEL OLAMADIĞINA ÜZÜLMENE GEREK YOK KIYMETLİ “SAİRCON”( SEN DE BU KELİMENİN ANLAMINI AÇIKLARSAN SANIRIM HERKES ÖĞRENECEK).BENİM İŞİN MANEVİ YÖNÜNDEN BAHSETME SEBEBİM EGO&NEFS (HARARETLE ARAŞTIRMANIZI SON KEZ ÖNERİYORUM) KAVRAMLARININ DAHA ÖNEMLİ OLDUĞU VE BUNLARA YENİLMEMEK GEREKLİLİĞİ AMA DEDİKLERİM ZATEN DİNLENMEDİĞİ&DİNLENMEYECEĞİ İÇİN BENİM DE ARTIK BURADA YAZMAMA GEREK YOK.”DOĞRU SÖYLEYENİ DOKUZ KÖYDEN KOVARLAR” NE GÜZEL BİR DEYİŞİMİZ. YİNE BU ARADA GAY VÜCUTÇULAR VE ONLARIN BU FORUMLARDA BULDUKLARI BOYFRİENDLERİNE GÖSTERMEDİĞİNİZ TEPKİYİ BANA GÖSTERDİĞİNİZ İÇİNDE AYRICA TEŞEKKÜRLER. (BÜYÜK HARFLE YAZMAMIN SEBEBİ AYIRT EDİLMESİ İÇİN BAĞIRMAK İÇİN DEĞİL,AFFOLA)

Baska kulturlerin spor, saglik, felsefe alanindaki iyi yonlerini ornek almak, kendi kulturumuzu gelistirir, bozmaz. Spor ahlaki vesayire bizim milletimizde var diyorsun, peki bana soyler misin esin ve cocuklarinla en son bir futbol macina gittin mi? Her hafta gazetede bir mac sonrasinda ezilen, pataklanan hatta ve hatta oldurulen insanlari okumuyor muyuz? Esofmanlarini giyip sahilde bir kosuya ciktiginda, arasira durup esnetme ve kultur fizik hareketleri yaptiginda etrafindaki milletin sana bon bon bakip da Bu salak de ne yapiyor sabahin bu vakti? der gibi bir ifade edinmelerini hic yasamadin mi?

HER GECE ÜSKÜDAR HAREM ARASI 30-60 KM KOŞMAKTAYIM VE HER DEFASINDA EN AZ 2-3 VUKUATIM OLMAKTA AMA İNSANLARIMIZIN CEHALETİ KÜLTÜRÜMÜZÜN HATALI VEYA EKSİK OLMASI ANLAMINA GELMEZ.
Cin kulturune bakarsan adamlar sabahin korunde gunes yukselirken spora basliyorlar cunku dunyanin en eski tip arastirmalarinin yapildigi bu ulkede kesfedilmistir ki sabaha karsi 3-4 sularina dogru vucudumuzdaki kanin %80'i karacigerde toplanmistir ve temiz kanin kaslara pompalanmaya en uygun zamani sabahin erken saatleridir. Simdi bu bilgiyi biliyor olmamiz demek, Cin'in etkisinde mi kalmis olmamiz gerek? Neden Ahmet, Mehmet ya da Huseyin bunu arastirip bulmamis?

ONU DEMİYORUM .” AYNI SAATLERDE SABAH NAMAZI DENİLEN BİR ŞEY VAR ONU DA BİLİYORMUSUNUZ, AYRICA GECENİN 2/3’ÜNDEN SONRA KILINAN TEHECCÜD NAMAZI VE GÜN ORTASINDA UYUNARAK 2 SAATLİK GECE UYKUSUNA DENK GELEN ½ SAATLİK “KAYLULE” UYKUSUNU DA BİLİYORMUSUNUZ ?” DİYORUM Kİ BU GROWTH HORMONU EN İYİ TETİKLEYEN BİR EYLEMDİR.BUNLARI ARAŞTIRMADAN DİĞER KÜLTÜRLERİ İNCELEMEK ANLAMSIZ VE GERÇEK ZEMİNE OTURMAYAN BİR HAYRANLIĞA SEBEP OLABİLİR.

Soya hakkinda verdigin kaynaktaki yazilari okudum. Dikkatimi ceken konular sunlar oldu:

1) Yazi sonunda bilginin nereden geldigine dair bir referans listesi yok. Aksine, seni baska bir adrese yolluyorlar ve orada dernek ve arastirma kuruluslarinin isimleri mevcut sadece. Yani o yazinin soyledigi gibi soyanin etden daha fazla yarari olduguna dair iddiayi kanitlayacak hic bir arastirma yapilmamis.

2) Ayrica yazi, Kuba halkindan bahsediyor herseyden once. Zaten o nedenle bastan kaybediyor. Kuba, tipki Afrika gibi ac bir millet. Tarim yapmaya ve hayvan yetistirmeye elverisli topraklari yok. Yiyeceklerinin 3'te birini dis milletlere borclular. Bu 3'te birlik kismi saglayan ulkelerin icinde en fazla yardimi yapan Amerika. Amerika Kubaya her ambargo koydugunda, bu ucte birlik insan gurubu aclik cekiyordu. Bu nedenle Kuba Amerika'ya bagimli olmamak icin bir mucize ariyordu. Bu devlete birak soy yerine, kurutulmus ekmek versen gelisme yapacaktir, ac kalip olmektense. Dusunsenize bizim 75 milyonun 25 milyonunun ac oldugunu? Bizim tarimimiz Allah'a sukur organik tarimin hala devam edebildigi devletlerden bir kaci. Yedigimiz onumuzde, yemedigimiz arkamizda. Soy gibi dunyanin en ucuz, sagliksiz ve kalitesiz gidalarindan birine hic ihtiyacimiz yok. Kuba ile Turkiyeyi kiyaslamak, elma ile armudu kiyaslamak gibi bir sey.

DEDİKLERİN KISMEN DOĞRU AMA SOYAYI BU KADAR DA KÜÇÜMSEME .DEDİĞİM GİBİ EN AZINDAN TÜRKİYE’DE ARTIK BU KADAR UCUZ VE BOL TAVUK ETİ YENİLİYORSA BU MAALESEF İTHAL EDİLEN YEMLİK SOYA SAYESİNDE VE ERGEÇ BUNU MİLLİ BİR POLİTİKAYA ÇEVİRİP ASGARİ 10 MİLYON TON SOYA EKTİRİP EN AZ 500 BİN İNSANIMIZA 1 YILDA SANAYİYE KIYASLA 6 MİSLİ UCUZA İŞ ALANI AÇACAĞIZ VE DIŞA BAĞIMLILIKTAN KURTULACAĞIZ.

3) Soyanin bu kadar tutulmasinin nedeni, icine katilanlar. Fasulye tadinin agiza gelmemesi icin icine gramajlarla seker konuluyor.

%90’I İÇİN DOĞRU AMA LEZZETLİ VE KATKISIZ SOYA ÜRÜNLERİ DE MEVCUT.

Urunlerin icindekiler listesine baktiginda ikinci sirada seker geliyor, bir madde ne kadar baslara yakin geciyorsa, o kadar fazla demektir. Insanlar bu seker tadi nedeniyle soya sutunu ve yogurdunu severek icip yiyorlar. Sekerin kan sekerimizde ne yaptigi, bagirsak sistemimizde nelere yol actigi ve nasil bagimlilik yarattigini, yazdigim diger makalelerden herkes biliyor. Ustune ustluk beli bir meyve esansini verebilmek icin katilan kimyasal maddeler ve 90 derecenin uzerindeki sicak su da cabasi.

ŞEKERİN ZARARLARI HAKKINDA KİTABIM VE YAYINLANMIŞ BİRÇOK YAZIM VAR.

kimyasallar karacigerimizi yoracagi gibi, sicak su da elde kalan son faydali enzimleri olduruyor. Diyelim ki fasulye en saglikli topraktan gelmis, en guzel sartlarla yetistirilip ulastirilmis olsun. (Kubaya fasulyenin milyonlarca kilometreden ithal edildigini unutmayalim) Bu bahsettigim islemlerle son saglik kirintisi da yok ediliyor.

4) Soya urunleri katilarak sut, yogurt ve ekmek gibi bazi tahillarda protein miktarinin arttirildigini hem sen, hem de bu yazi soyluyor. Proteinin miktarindan cok, biyo-kalitesi ve kullanilabilme orani onemlidir. Eger soya ve soya sutundeki protein kalitesi ve kullanilabilme orani etten ya da hayvan sutunden daha iyi olsaydi, yaradan annemizden soya sutu cikarttirir, ormanda aslan, kaplan vb. cok guclu, o nedenle proteine cok ihtiyac duyan vahsi hayvanlari geyik pesinde kosmalari yerine soya tarlalarinda otlandirirdi.

BU KIYASLAMA DOĞRU DEĞİL UNUTMA Kİ EN GÜÇLÜ HAYVAN FİL YA DA EN FAZLA PATLAYICI GÜCE SAHİP AT VEYA EN DAYANIKLI HAYVAN DEVE GİBİ HAYVANLAR ETİN BİR LOKMASINI AĞIZLARINA SOKMAZLAR.AYRICA ARAŞTIRIRSAN VEJETERYAN OLDUKLARINI BEYAN EDEN VÜCUTÇULAR OLDUĞUNU DA GÖREBİLİRSİN.

5) Son olarak, her milletin sindirim sistemi, farkli yiyeceklere binlerce yillik bir adaptasyondan gecerek alismistir. Eskimolarin ete, Isvicre'nin mandiraya, asyanin bitkiye ve bitki urunlerine alismasi gibi. Asya ulkeleri, belki soyaya bizden cok daha uzun bir suredir alistiklari ve soyayi taze/dogal haliyle yedikleri icin zararli etkilerinden pek nasibini almiyorlar. Ancak bizim gecmisimizde, ekmegimizde, sutumuzde kisacasi soframizda soya daha once hic bulunmadi. Siz ilerde sindirim sistemimizin bir problemle karsilasmayacagini garantileyemezsiniz, bu nedenle baska devletlerle de kiyaslayamazsiniz.

İNSAN İNSANDIR.YAPILAN ARAŞTIRMALARDA SADECE ETLE BESLENMEK ZORUNDA KALAN DOLAYISIYLA LİFSİZ VE KEPEKSİZ GIDA TÜKETEN ESKİMOLARIN ORTALAMA YAŞAMLARININ 27,5 YIL OLDUĞU EN UZUN ÖMÜRLÜ KAVİMLERİN İSE ETİ ZORLUKLA BULAN KAVİMLER OLDUĞU İSPATLANMIŞTIR.BU ARADA BODY BUILDING’LE SAĞLIKLI UZUN BİR YAŞAM VE SAĞLIKLI YAŞLANMA SÖYLEMİNİ DE ARTIK FAZLA DUYDUK. KASLI VÜCUT YAPACAĞIM DİYE BİR SÜRÜ ET ,YUMURTA VB AŞIRI HAYVANSAL GIDA TÜKETENLERİN %100’ÜNÜ 40 YAŞINDAN SONRA ŞEKER HASTALIĞI,YÜKSEK KOLESTEROL (VE SEBEP OLDUĞU HİPERTANSİYON,KANGREN, FELÇ,ENFARKTÜS),GUT ARTRİT, ROMATİZMA NEFRİT GİBİ BİRÇOK HASTALIK BEKLER. VÜCUDUMUZUN EN HASSAS ORGANI OLAN KARACİĞERİ VE SİNDİRİM SİSTEMİNİ EN İYİ KORUYACAK ÖNLEM AZ YEMEK VE ORUÇTUR. İŞTE KENDİ KÜLTÜRÜMÜZÜ İYİ BİLSEYDİK BUNLARI DA BİLECEKTİK. HAYATTAKİ AMAÇ SAATLERCE SALONA KAPANMAK DEĞİL, SPOR, ÇALIŞMA,BESLENME,CİNSELLİK,İBADET VE AİLE&SOSYAL YAŞAMI BİR BÜTÜN HALİNDE DENGELİ OLARAK GÖTÜRMEKTİR.”İNSANLARIN MEZARINI DİŞLERİYLE KAZDIKLARI” GERÇEĞİNİ AKILDAN ÇIKARMAYALIM.EN SAĞLIKLI PROTEİN ALIMININ İÇGÜDÜSEL OLARAK DA DİĞER MİLLETLERCE UYGULANAN(KURU FASULYE +BULGUR PİLAVI+ AYRAN GİBİ) TAHIL+BAKLİYAT+SÜTÜ ÜRÜNÜ KOMBİNASYONU OLDUĞU YİNE DİĞER BİR BİLİMSEL GERÇEKTİR .
Turkiye'ye, 2004 yilinda 382 bin ton soya fasulyesi ithal edildi. Buna, kullanilan techizati, makina masraflarini, is gucunu de eklersen, milyonlarca dolarlik harcama demektir. Bu fasulyelerin genetik islemlerden gecirilip gecirilmedigi ya da kimyasallarla uretilip uretilmedigi bir sir. (Ki su an Amerika'da tahil urunlerinin %98'i bu sekilde uretiliyor)


TAMAM, AKSİNİ SÖYLEYEN YOK.

Benim sahsi gorusum, bu para, eger organik kosullarda elinin emegiyle calismakta olan koyluye harcanmis olsaydi, hem organik tarim gelisir, hem de insanlar daha saglikli olurdu. Bu nedenle sadece soyanin zararli etkilerinden korunmak icin degil, koylumuzu desteklemek ve kalan kimyasal eklenmemis atik dokulmemis son bir kac tarlamizi korumak icin soya urunlerini almamali ve organik, cig sebze ve meyve satin almaliyiz derim. Boylece devletimiz bizim gul gibi saglikli domatesimizi Amerika'ya ketcap yapmasi icin bedavaya satmaz, sonra da o ketcabi Amerika'dan geri almak icin para kaybetmek zorunda kalmazdi.


Umarim, Sivas, soyanin ekmekte kullanildigi ilk ve son sehir olur ve ileriyi goren aydinlar soyanin satisini azaltmak ve bizim evrimsel dogal gidalarimiz olan hayvan eti, sebze ve meyve satin alimini desteklemek icin elinden geleni yaparlar.

EN AZINDAN EVRİMSEL DOĞAL GIDAMIZ OLARAK GÖRDÜĞÜN ETİN FAZLA ÜRETİLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ OLAN YEMİN TÜRKİYE’DE ÜRETİLEREK KÜBA GİBİ DIŞARI BAĞIMLI OLMAMAMIZ NOKTASINDA VE TABİİ Kİ YILDA 600 MİLYON US$LA İKİNCİ İTHAL KALEMİMİZ OLAN YEMEKLİK YAĞIN TÜRKİYE’DE ÜRETİLMESİ GAYESİYLE İLERİYİ GÖREN AYDINLARIMIZ(PROFESÖRLER, TUSİAD,MUSİAD,YEM& YAĞ ÖRGÜTLERİ,ZİRAAT ODALARI )YAKLAŞIK 21 İMZA İLE BAŞBAKANA DİLEKÇE VERDİLER. ONU BURADA SANA YAZMAM ÇOK YER KAPLAYACAKTIR. KALDI Kİ AÇLIK,PAHALILIK VE BİRTAKIM HASTALIKLARA ÇÖZÜM GETİRECEKSE BU KADAR SOYANIN ÜSTÜNE GİTMENE DE GEREK YOK. BU YIL BREZİLYA VE ARJANTİN SOYA ÜRETİMLERİNİ 30’AR MİLYON TONDAN 55’ER MİLYON TONA SENCE NİYE ÇIKARDILAR?
Herkese sevgi ve selamlar,
BENDEN DE VE DE ELVEDA

Serkan

Hitturkey24
06 02 2005, 18:00
****Bu forumdan ayrilman yerine, sattigin soya makinalarinin reklamini yapmaktan, baska kulturleri kotulemekten, dini ve politikayi konusmaktan vazgecmen yeterli. Bu forum spor ve egzersiz forumu. Sorun var ise sor, bir egzersiz ya da diyet programi ile ilgili dusuncelerin varsa bizimle paylas, ama insanlarin kafasini diger konularla karistirma. ****

O.K.
Bu forumun patronu sen olduğuna göre ve artık bayağı da sıkılmama rağmen yine yazacağım.İşte ana sıkılma sebebim.Yani yapmadığım şeyleri yapıyor göstermen . En fazla 70 sene daha sonra yaşadıktan sonra toprağın altına gireceğin bir dünyada bunlara ne lüzum var anlamıyorum .Tabii yine kafan karışıyor ama benimki de . Ben de seni anlamıyorum . Şimdiye kadar yüzlerce insan makina istediği halde sırf normal süte katacaklar diye satmadım.Nefis(ego) ,nefis(ego) ,nefis(ego). Bunu bastımadıkça yapılan hiçbirşeyin değeri olmayacak.

****Hem Brezilya, hem de Arjantin, ekonomisi ve dogal kaynaklari bizler kadar guclu olmayan, devlet baskanlarinin her enflasyona gidiste bir futbol karsilasmasi ile halki ortbas etmeye calistigi ve futbolu bir tampon olarak kullandigi ulkeler. Soya gibi daha ucuz ve kalitesiz bir besini neden tabii ki ithal etmekten zevk alacaklardir. Neden bir Eskimo, ya da Isvicrenin Alpinden birisi soyayi kullanmiyor? O zor sartlara soya ile karsi koyabilmesi imkansiz da ondan. Verdigin ornekler yine yanlis. ****

Canım kardeşim biraz araştırırsan Avrupa'da yüzlerce çeşit soya sütü tofu vb diğer ürünleri olduğunu ve bunların eczane fiyatı yani normal ürünlerin 2 misli fiyata korkunç boyutlarda satıldığını göreceksin.


***4) FIL: Filin gucu hizli kosabilmesinden, cevikliginden ya da patlayici kuvvetinden degil, agirligindandir.

AT: Atin patlayici kuvvetinin oldugu dogru, ancak kendisi ne yazik ki Cita'dan kacamayacaktir.

DIGER OT ILE BESLENEN HAYVANLAR: Butun bu hayvanlar diyetlerinin otdan gelmesine ragmen, gelisme caglarinin en onemli yillari olan ilk bir kac sene, anne sutu icmediler mi? Neden Allah baba anneden soya sutu cikartmadi madem, eger soya gercekten cok daha besili ise? ****

Bunlar çarpıtma değilse ne? Her canlının anasının sütünde gıda maddesinden öte onun dayanıklılığı için ve o yaşlarını geçirmesi için gerekli özel maddeler de vardır. Yani sen soyanın sütünü havuç suyu ,ıhlamur veya zeytinyağı gibi çıkarıp büyük insanlara sunsan kime ne zararın olur?

***Bir kavimin saglikli olup olmadigi, yasadigi sureden degil, o sureyi ne kadar kaliteli ve hastaliksiz
gecirdigi ile olculur. Bu 27 yillik yasam ile ilgili bilgiyi nereden aldigini bilmiyorum ama o bilgiyi aldigin kaynagi sorgularsan goreceksin ki eskimolar, kanser, kalp problemleri vb. hastaliklarin hic adinin bile duyulmadigi bir kavimin insanlaridir.

Evet hızlı yaşarlar ,genç ölürler ve cesetleri yakışıklı olur. Senin de felsefen buysa diyeceğim birşey yok.

**** Benim yabanci bir kelimeyi kullanmami kinar gibi sormana gerek yok, ben Amerikan ofkesi ileri surmedim yazimda senin yaptigin gibi. Dogru bir sekilde sorarsan soylerim. Su an admin kelimesinin elimdeki sozluklerde Turkce bir karsiligi yok, ve bilmiyorum tam olarak ne demek Turkce'de****

Haşa. Senin gibi kültürlü bir arkadaşa öfkelenebilmem veya kınayıcı olabilmem mümkün değil.


****Sabah namazinin verdigi egzersiz ile kilo vermek, ya da performans gelistirmek mumkun olsa idi, olmpiyatlarda ilk siralarda batili devletler degil, bizler olurduk.

Oturma, kalma ya da saga sola dunme gibi aktiviteleri zaten her gun yapiyoruz, bunu her sabah ayni tempo ve sekilde yapmak ile vucudumuza biraz dolasim kazandirmaktan baska bir faydamiz olamaz. Ancak Thai Chi ya da Chi quang kulturune baktigin zaman hareketler cok daha fazla, cok daha uzun suruyor ve cok daha denge gelistiren turden. Bir egzersizin gelisme yaratmasi icin, o egzersizin gunluk aktivitelerin verdigi zorluktan biraz daha zor olmasi ve bir tempo ile devam etmesi gerekir. Namazda her rekatta duraksama yapiyorsun, ve tek ayakta denge gibi denge ya da izometrik kuvvet gelistiren tek bir pozisyon bile yok.

Ben demiyorum ki namaz gereksiz, ya da kotu bir sey. Ama namazi egzesiz olarak yeterli dusunseydi Allah, sanirim sen de Harem Uskudar arasi o kadar kilometre kosmak zorunda kalmazdin. ****

Bu konuyu lütfen ciddi olarak incele. Sebnin namaz kılman benim cebime 1 cent bile sokmaz.İsviçreli bilimadamlarının yaptığı araştırmalarda insanlara en çok fayda veren hareketlerin toplamının namazda olduğu bulunmuştur.Olimpiyatlarda ileri gitmeme sebebimiz ahlaki değerlerimizi yitirerek, ahlaksız erkek ve kadınları baştacı edip bilimadamlarımıza sporcularımıza gerekli imkan ve tesislerimizi sağlamamamızdan kaynaklanıyor

Hitturkey24
06 02 2005, 18:00
KIymetli Serkan,
Böyle şeyler söylenmez ama bu arada beni söyletmek zorunda bıraktığın bir diğer husus da şu:

Yaptığım makinanın yapılış biçimini(blue printlerini) sadece Meksika'da açlıkla mücadele amaçlı olarak meşhur yazar Louise Hagler 'a (louisehagler@soyheaven.com http://www.soyheaven.com/ e-mail atıp sorabilirsin istersen )isteği üzerine bedava olarak yolladım.Ayrıca yine Türkiye'de Boğaziçi Üniversitesi'nin yayınladığı Biyotek Dergisi (biyotek@biyotek.com.tr)ileDünya gazetesinin (dunyaonline@dunyagazetesi.com.tr)yayınladığı İşfikirleri dergisinde yine 2 kere en ince ayrıntısına kadar resimleriyle de ücretsiz olarak yayınlattım. Şu anda bu bilgiye ulaşmak isteyenler oraları arasınlar zira vaktim bilgileri yollayabilmek için pek elverişli değil. Bildiğin gibi bu tip bilgilerin piyasada değerleri milyon dolarlarla ifade edilmekte.
Sağlıcakla kalman dileklerimle,

Sly
06 02 2005, 18:00
Herkese iyi günler,
Serkan sana birsey sormak istiyorum. Yurtdisindayken bazi arkadaslar kafayi izometri(isometrics) denilen havlu veya kalınca bir ipe cesitli pozisyonlarda itme, cekme ve germe uygulayarak kaslari statik bir sekilde calistiran bu konuya kafayi takmislardi. İs yolculugu veya salona gitme olanagi bulunmayan gunlerde ve zamanlarda bu disiplini uyguluyorlardı. Sana ve diger arkadaslara sormak istedigim bu izometrik hareketleri gosteren bir web sitesi var mı fotografları ile? Bu hareketleri nasıl bulabilirim? Ve gercekten bir ise yariyormu? Bilgilendiren olursa sevinirim, kafama takıldı.
Foruma uye olan ve sitede butunlugun saglanmasi icin bazi arkadaslari benden daha centilmen ve kibarca uyaran herkese tesekkur ederim.En azından birlik varmıs=)
Herkese bol Adrian'lı calismalar. Kaplanin gozu sizlerle olsuuunnnn=))

specialist2005
06 02 2005, 18:00
HITTURKEY24;
Sevgili kardeşim; anladığım kadarıyla dini bütün bir kardeşimizsin. Allah tüm iyiniyetini ve ibadetini gani gani kabul etsin. Söylediklerinin doğru yada yanlışlığı değil irritasyon yaratan. YANLIŞ FORUMDA YAZIYOR OLMAN İRRİTASYON YARATIYOR. Bu değerli fikirlerini yaymak, paylaşmak amacı ile bir forum açarsan eğer SADECE BU KONUDA YAZMAK, OKUMAK, BİLGİLENMEK İSTEYEN arkadaşlarımız seve seve forumuna gelecektir. FİKİRLERİNİ İLETMEK İÇİN SEÇTİĞİN FORUM YANLIŞ. Bu forumun adı ve kuruluş amacı çok net. Yeni arkadaşlar bilemeyebilir ama diğer forumdaki arkadaşlarımızdan fikirlerimiz uyuşmadığı için ayrılmıştık. Sana da aynı şeyi tavsiye ederim sevgili kardeşim. Hem bu sayede foruma dikte etmek istediğin konu ile kimin ne derece ilgi duyduğunu da net olarak görme şansı olur. Hem senin hem bizim için. Saygılarımla.

brad99
07 02 2005, 18:00
Herkese Merhaba,
bende birseyler eklemek istiyorum..
AĞIRLIK EGZERSİZLERİ
Ağırlık egzersizlerini; sadece vücut gelistirmek icin yapıldığı düşünülmektedir fakat planlı olarak yapılan ağırlık programlarının sağlık, fiziksel uygunluk ve zindelik üzerinde bir çok yararları vardır. Planlı olarak uygulanan ağırlık programları ile iskelet-kas sisteminin dayanıklılığını geliştirilir ve bunun yanında ortapedik sakatlanmalara karşı da vücut korunur.
Ne:
Kuvvet:
Kas ve kas gruplarının kendilerine uygulanan tepkiye karşı kuvvet oluşturabilme yeteneğidir.
Dayanıklılık:
Sağlıklı bir vücudun ve kas sisteminin hareketleri ve egzersizleri uzun bir süre yorgunluğa yenik düşmeden yapabilme kabiliyetidir.
Neden:
1. Kemiklerin Sağlığı İçin
Kemik yoğunlugu yaş ilerledikçe azalmaktadır. Kemik yoğunluğu kaybedilmeye basladığında kemikler birer tebesir gibi kırılabilir hale gelmektedir.
Özellikle kadınlarda 35 ve sonraki yaşlarda, menopozdan sonra osteoporasis (kemik erimesi) riski artmaktadır.
Eger düzenli ağırlık egzersizlerine katılınırsa kemik yoğunluğundaki düşüş önlenebilir.
Yapılan araştırmalarda 50 – 60 yaslarında bile başlanan ağırlık egzersizlerinin kemik yoğunluğundaki kaybı durdurduğu tespit edilmiştir.
2. Güzel ve Sağlıklı Bir Görünüm İçin
Ağırlık ve aerobik egzersizler ile kalori yakarak yağ miktari azaltılır. Böylece ağırlık egzersizleri ile de kaslara daha sıkı ve saglıklı bir görünüm kazandırılır.
3. Sakatlanmaları Önlemek İçin
Vücudun kas sistemi özellikle de kalça, bacak, omuz kasları güçlendirildiği zaman, bireyin vücudu sakatlanmalara, düşmelere karşı daha dayanıklı bir hale gelir ve yaralanma riski azalır. Ağırlık egzersizleri ile daha dengeli, güçlü ve sağlıklı bir vücuda sahip olunur.
Her yıl binlerce insan düserek kalça kırıklarına, ayak bilegi sakatlanmalarına
maruz kalmaktadır.
4. Kalori Yakmak İçin
Ağırlık egzersizleri ile kocaman kollar ve bacaklar olacak mi?
Ağırlık egzersizleri ile kaslar daha sıkı ve sağlıklı bir hale geleceğinden normal görünümünden daha sıkı (zayıf) bir vücut görünümüne sahip olunacaktır.
Kaslar; yağlardan daha yoğundur ve daha az yer kaplar. Ayrıca, kadınlarda kaslarını aşırı derecede geliştirecek testesteron hormonu fazla salgılanmadığından, kocaman kaslara sahip olmak oldukça zordur.
Ağırlık egzersizlerine son verince veya ara verince kaslar yaga dönüşecek mi?
Kas ve yağ iki ayrı maddedir ve birbirlerine dönüşmesi mümkün değildir.
Ağırlık egzersizlerini bıraktıktan sonra kasların sıkılığı azalır ve güç kaybı olur.
Bir Ağırlık Egzersizi Programında Ne Tür Kavramlar ile Karşılaşılabilir?
Bir ağırlık programının sağlık üzerindeki etkilerinden faydalanabilmek için tekrar, set sayısı, ağırlık ve egzersiz tipi( fitness makinası, serbest ağırlık, kalitenik) faktörleri; bireyin fiziksel uygunluk düzeyi, sporcu geçmişi ve sağlık durumuna göre planlanmalı ve uygulanmalıdır.
1. TEKRAR:
Bir hareketin bir defa yapılması.
Örnegin; bir tekrar göğüs press hareketi: bir kere itmek ve bir kere geriye çekmekten oluşur.
2. SET:
Birden fazla tekrar sayısının bir araya gelmesidir.
Örnegin: 1 set = 12 tekrar
2 × 15= 2 set ve her biri 15 tekrar
Kaç Tekrar Yapılmalı?
Yapılan tekrar sayıları egzersiz programının amacına bağlıdır.
Kasları kuvvetlendirmek ve dayanıklı ve sıkı görünümlü bir vücuda sahip olunmak isteniyorsa setler 8 tekrardan az olmamalıdır.
Genel kuvvet çalışılmak isteniyorsa setler 8 ila 15 tekrar arasında olmalıdır.
Kaç Set Yapılmalı?
Ağırlık egzersizlerine yeni başlıyorsak 1 veya 2 set idealdir.
Setler Arasında Ne Kadar Dinlenilmeli?
Genel kuvvet için yapılan agırlık egzersizlerinde yaklaşık 30 – 60 saniye kadar dinlenilmelidir.
Oturarak mı Dinlenilmeli Yoksa...
Setler arasında dinlenme sırasında yürüyüş veya germe egzersizleri yapılabilir. Çalıştırılan kas grubuna yönelik germe egzersizleri uygulanabilir.
Hangı Sıra İle Çalışılmalı?
Ağırlık egzersizleri büyük kas grubundan başlayıp küçük kas grubuna dogru uygulanmalıdır. Örneğin; önce göğüs ve sırt, sonra omuzlar ve kollar .
Haftada Kaç Gün Yapılmalı?
Haftada en az 3 gün ve yaklasik 30 dakıkalık ağırlık egzersizleri yeni başlayanlar için ideal egzersiz programıdır.
Bütün kas gruplarını çalıştırmak ve çalışma günleri arasına birer günlük dinlenme zamanı ayırmak vücudun ağırlık progr***** adaptasyonunu kolaylaştıracak ve vücudu çok fazla yormayacaktır. Örneğin; Pazartesi, Çarsamba ve Cuma: agirlik egzersizleri. Sali, Persembe ve Cumartesi: dinlenme günleri olabilir.
Dikkat edilecek noktalar:
• Ağırlık egzersizlerini dogru formda yapabilmek için mutlaka her bir egzersizi ve her egzersizin çalıstırdığı kas grubu iyi öğrenilmelidir.
• Ağırlık egzersizi sırasında vücudun duruşu, uygun ağırlık ve nefes teknikleri kontrol edilmelidir
• Ağırlık egzersizlerine başlamadan önce mutlaka ısınma ve germe egzersizleri yapılmalıdır
• Ağırlık egzersizlerinde, genellikle zorlanılan kısımda nefes verilir. Ağırlıkları kaldırırken veya iterken nefes verilir ve indirirken nefes alınır. Hareket sırasında nefes tutulmamalıdır.
• Uzun bir süre aynı program uygulanmamalı , yeni egzersizler de programa katılmalıdır.
• Ağırlık progr***** yeni başlanıldığında hafif ağırlıklar tercih edilmelidir. Çünkü dogru nefes ve haraket tekniğine alışılmalıdır.
• Ağırlık programının yapı taşları; tekrar, set ve dinlenme süreleri amaca uygun olarak planlanmalıdır.
• Ağırlık egzersizlerinde sonra 24 ila 48 saat arası dinlenme önerilir.
PROGRAM Genel Kondisyon ve Dayanıklılık Genel Kuvvet Dayanıklılık Maksimum Kuvvet
Tekrar Sayısı 12 - 15 8 – 12 4- 8 1 – 4
Dinlenme Süresi 30- 90 saniye 1,5- 3 dakika 3- 5 dakika 5 dakika

Saircon
07 02 2005, 18:00
Hitturkey,

Namaz icin Cami'ye yuruyup yurumeme, namazin kendisiyle ilgili degildir. Zaten bu insana baglidir, evde yapiyorsan yurumemis olacaksin, ve dedigim gibi yurumenin kendisi dengeyi gelistirmez, tek ayakta yapilan egzersizler dengeyi gelistirir.

Sen, namazdaki hareketler butununun, insanoglunun gerek duydugu hareketlerin butununu icine aldigina dair bir arastirmadan bahsetmistin. Ben bunun referansini istedim, sen bana namaz ile yoganin benzerliklerinden bahseden bir yazi soylemissin. Oyle bir yazi ki, yazanin arastirdigi referanslarin bir listesi gene yok. Ve nefes gelistirme konusunda yoga ile namazi ayni kefeye koymus. Bugun nefes acma ve nefesin dogru alinisi ve verilisi ile ilgili ben bizim kulturumuzde ya da namazi ogreten kitaplarda hic bilgi gormedim. Camiye de gittim, namaz da kildim ama nefes hakkinda hic yoga ya da Cin uzak dogu sporlarinda oldugu kadar uzerinde durulmadi, durmayi birak, bahsedilmedi bile. O nedenle verdigin makalede yazar ile ayni fikirde degilim. Bir din buyugumuzun nefes konusunda arastirma yapmis olmasi demek, namazin kendisinin nefesin dogru alinmasini ogrettigi ya da uzerinde durdugu anlamina gelmez.

Buradaki yanitlarim yanlis anlasilmasin. Amacim dinimizin, ya da namazin eksik kalan yonlerini ortaya cikartmak degil. Bu tartismanin baslamasinin sebebi, senin namazin bir insanin egersizlerinin butununu kapsadigini soylemendir. Ben bir egzersiz bilimcisiyim, yasimin yarisina yakini zamani bu konuda calisip okuyarak gecirdim. Ve bu zamanda ogrendigim su ki, egzersiz, spor, anatomi gibi konular evrenseldir. Her kitada belki dil, din, kultur ve renk gibi unsurlar farklidir, ama sonucta hepimizin iki kolu, iki bacagi, bir kalbi ve bir omurgasi vardir. O nedenle baska milletlerin anatomi, egzersiz ve spor konularindaki bulgularina ve yontemlerine sirtimizi donersek, kaybederiz. Dinin yuce ve ASIL gorevi, bizlerin yaradana mutesekkirligi ve iyi ahlaki idame ettirmedir. EGZERSIZ DEGIL!!!

Sly, sorunun farkindayim. Bir arastirma yapip bilimsel yazmadan cevap verme taraftari degilim. Senden once Trakyali'nin sorusu vardi, o nedenle once onunkini, sonra senin sorunu cevaplayacagim. Tartisilan konunun hassasiyetinin farkinda oldugunu ve bu nedenle geciktigimi anladigini umit ediyorum. Bu arada Hitturkey'in bu forumda kalmasinin bir mahsuru yok, ANCAK artik kendisinin din, politika ve kultur konusundaki fikirlerini beyan etmedigi surece. Umarim artik sadece egzersiz ve saglik konusur kendisi de...

Herkese uzayan tartisma ve kaybedilen zamandan dolayi ozur diliyorum. Yakinda gorusmek uzere,

Saygilar,

Serkan

Hitturkey24
07 02 2005, 18:00
Kıymetli Serkan;
****Dusuncelerimiz farkli olduguna gore, artik soya konusunda tartismanin gereksiz oldugunu dusunuyorum. Senin fikrine de saygi duyuyorum. Bugun besinler uzerinde elde edilen bulgular, daha cok yenidir. O nedenle bilim kendini gelistirdikce, bizler denek hayvani olarak kullanilarak (tabii ki farkinda olmadan) hangi yiyecegin nelere yol actigi zamanla daha iyi bulunacaktir diyorum. Belki senin dedigin gibi soya, aslinda vucudumuza hic de zarari olmayan bir madde. Ama benim sahsi gorusum, ulus olarak en uzun zamandir yedigimiz yiyecek turu, ve topraga en yakin (en az islemden gecirilmis tur) bize en az zararli yiyecektir. Ne yazik ki soyanin buyuk bir orani ya islemlerden gecmis, ya da uzun bir yolculuktan gecerek ithal edilmistir. Eger sen bu tur bir uretim yapmiyor isen, belki de kullandigin soya daha az sorun cikariyordur...*****



En kötü şartlarda dışa bağımlı olduğumuz 1. kalem petrol’e bağımlılıktan kurtulmak için doğa dostu biyo-dizel amaçlı olarak yılda 5 milyon ton soya ve 10 milyon ton kolzayı münavebeyle ektirebilirsek 300 bin aile için(yaklaşık 1,5 milyon kişi) işsizlik sorunu çok hızla halledilecek.Muhakkak ki soya da tüm gıdalar gibi dengeli şekilde tüketilirse kendi halinde bir nimettir.Bizim maalesef ulus olarak en uzun yediğimiz yiyecek türümüz yok çünkü Asya steplerinden bilinmeyen bir sebeple göç etmek zorunda kalmışız ve bu göçebe hayat sürecinde yoğurt(kurut ,ayran gibi türevleri),pastırma(eyer arasında sıkıştırılan tuzlu etler) gıdalar kullanmışız.ABD’de üretilen GMO’lu soyayı zaten A.B. kabul etmediği için bizim oraya da büyük ihracat şansımız var.Uzun yolculuk geçiren soyaya depolanma kabiliyetinden dolayı bir şey olmaz fakat maalesef yemlik olarak kullanılan soya küspesi(yağı alınmış %51 proteinli) ABD’den gelirken dayanıklı olsun diye ilaçlanmakta.Tabii bir de yine onlar biz üretemiyelim diye “terminatör tohum” olarak adlandırılan ve ekince yetişmeyen modifiye soyaları bize satıyorlar.Mamafih Türkiye’de organik soya üreten tek tük insan da var.



****Bir urunun eczanede ya da pazarda satildigi fiyati, onun ham maddesinin fiyati demek degildir. Biz soyayi, diger tarim urunleri ile degil, et ile kiyaslamaliyiz cunku su an soya; etin ve mandiranin yerini almaya calisiyor, misirin, bugdayin filan degil****



Maalesef(ticari ahlak anlamında) şu anda izole soya proteini(%90 üstü proteinli) ve soya kıyması (anormal rant sağladığı için) Türkiye’de tüm köfte,döner,salam ,hamburger,sucuk ve gıda fabrikalarının ürettiği yemeklerde su tutucu olarak ve sahte kıyma olarak istilasını tamamladı tabii insanlar tam olarak farkında değil.Gerçi Türkiye’de üretilen ilaçlarında içinde de etkin madde arama ya da rüşvet yiyen memurlar,polisler, hakimler,öğretmenler , çimento kullanmadığı için bir depremde 40 bin kişiyi kaybetmemize sebep olan müteahhitler, bu topraklardaki 300 yıllık sancı.İşte her insanın başına bekçi dikemiyorsun ve Allah’tan korkmazlar sa daha da vahim şeyler olacağı kesin.



“”Bu arada merak ettim, namazin insanoglunun butun hareket turlerini icine alan bir egzersiz oldugu ile ilgili arastirmanin kitap, internet adresi vb. referanslarini verirsen sevinirim, kendi yazilarimda kullanmak icin soyluyorum, tartisma baslatmak icin degil. Cunku ben de namazda kullanilan bir cok hareketi uyelerimde kullaniyorum. Anca bence, hic bir kultur, egzersiz turu ya da spor dali, insan hareketlerinin hepsini calistirmaya tek basina yeterli degildir, her kulturun ve egzersizin gelismis yonlerinin karisimi ideale goturur. Mesela namazdaki hareketlerde eksik kalan tek konu, denge konusu. Vladimir Janda'nin arastirmalarina gore, bir yuruyus dongusunde tek ayak uzerinde gecen zaman, butun dongu yuzdesinin %85'i oraninda. O nedenle tek ayak dengesinin gelismis olmasi, hem yuruyus, hem de kosu tipi aktiviteler icin cok onemlidir. Bunlari, en az 4 senelik egzersiz terapisyenligi tecrubemle soyluyorum. Namazin tek ayak ile kilindigini da hic gormedim.”””



Uzmanı değilim ama özetle sabah namazı öncesi aldığın ve çakraları açan abdest sonrası temiz havada camiye yürümen ve geri gelmen ve camide yaptığın eğilip kalkmalar sana bir cigong egzersizi sağlar(ve bunu günde 5 tekrar olarak yapmaktasın).Namazı Yahudilerde ,Türkiye’deki orijinal Hristiyan Süryaniler’de ve Uzakdoğu kültürlerinde (kıyam,rüku,secde olarak) ve tüm kültürlerde görmen mümkün(Kore’de bir Pagoda’da bunları görünce şoke olmuştum). Maalesef belki biraz kafam fazla karışık olduğu için,belki de senin kadar arşivleme konusunda hassasiyet göstermediğim için(senin gibi genç bir dimağ ve vücuda da sahip olamadığım için) bazı bahsettiğim konularda sana hemen referans gösteremiyorum ama elime geçer geçmez yollayacağım.Namaz ve sağlık hakkında bazı siteler
http://www.islam-usa.com/im7.html

http://www.islamonline.net/askaboutislam/display.asp?hquestionID=3894


Sağlık ve esenlikler,

Hitturkey24
07 02 2005, 18:00
Kıymetli Serkan,
Sanırım isteğine uygun bilgilerin bulunduğu site http://www.crescentlife.com/wellness/islam_and_yoga.htm
Sağlık&esenlikler

Hitturkey24
07 02 2005, 18:00
SN KURNAZ TİLKİ(MR SLY)
BİZ BURADA ÜLKE VE İNSANLIK İÇİN FAYDALI OLACAĞINA İNANDIĞIMIZ (SERKAN'IN KARŞIT TEZLER GETİRDİĞİ) SOYA KONUSUNDA VE BU İŞİN MANEVİ TARAFIYLA İLGİLİ TARTIŞMALAR YAPTIK.MADEM BENİ BUNLAR İLGİLENDİRMEZ(TÜRKİYEDEKİ 4 MİLYON İŞSİZ ,YURTDIŞINDA ÇALIŞMAK ZORUNDA BULUNAN 4,5 MİLYON İNSANIMIZ,ÜLKEMİZİN 250 MİLYAR DOLAR İÇ&DIŞ BORCU ,İŞSİZLİK,İNSANLARIMIZDAKİ ÜMİTSİLİK&İSTİKBAL KORKUSU,GİTGİDE ARTAN AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ,AB KAPISINDA SÜRÜNMELERİMİZ ,DÜNYANIN UYGULADIĞI VİZELER VE İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DİĞER TRAJİK DURUMLAR ) VE İLLA BEN KOLUMUN ÇAPINI 2 CM DAHA ARTIRIP YAZIN PLAJDAKİ FİNGİRDEKLERE HAVA ATACAM DİYORSUN BARİ HAVLUYLAMI NEYLE İZOMETRİK ÇALIŞMA YAPACAKSAN YA SABIR GÖSTER YA DA KENDİN ARAŞTIR EGOİST ,TEMBEL ,HAZIRLOPÇU ,SEVİYE ÖZÜRLÜ, OBSESİF YARATIK.SENİN GİBİ SORUMSUZ BENCİL KURNAZ( şark kurnazı)BOZGUNCULAR YÜZÜNDEN ZATEN BU ÜLKE GİTGİDE ÇEKİLMEZ HALE GELMEKTE.SEVİYESİZ TAKINTILI YAZILAR YAZACAĞIN VAKTİ İNTERNETTE ARAŞTIRMAYA VERSEYDİN ÇOKTAN ARADIĞININ CEVABINI BULMUŞTUN .SEN ŞİMDİDEN BU 5 YAŞ ZEKA SEVİYESİNDEKİ ETKAFA HALİNİ DÜZELTMEZSEN İZOMETRİK ÇALIŞMA YAPTIKTAN SONRA KİMBİLİR NASIL BİR MORON OLURSUN.MADEM ÜLKENE VE İNSANLIĞA BİR KATKIDA BULUNMAYA NİYETİN YOK BARİ GÖLGE ETME.HANİ BANA YAZMAYACAKTIN? İSTEMEDEN DE OLSA NEFSİME YENİLİP SENİN SEVİYENE İNDİM İŞTE . TEBRİKLER ,BAŞARDIN.


Kıymetli Serkan;
**Namaz icin Cami'ye yuruyup yurumeme, namazin kendisiyle ilgili degildir. Zaten bu insana baglidir, evde yapiyorsan yurumemis olacaksin, ve dedigim gibi yurumenin kendisi dengeyi gelistirmez, tek ayakta yapilan egzersizler dengeyi gelistirir.***

Cemaatle kılınan namazın faziletleri dinde üzerinde önemle durulan bir konudur.

**Buradaki yanitlarim yanlis anlasilmasin. Amacim dinimizin, ya da namazin eksik kalan yonlerini ortaya cikartmak degil. Bu tartismanin baslamasinin sebebi, senin namazin bir insanin egersizlerinin butununu kapsadigini soylemendir.***

Yanlış anlaşılmaz çünkü hadislerde İlim müminin yitik malıdır,Mümin balarısı gibidir,kendine faydali her bilgiyi toplar,İlim Çin'de de olsa gidip alınız der ve İslamiyet sürekli istişareyi ve kişilerarası&uluslararası bilgi alışverişini öngörür.Harun Reşit zamanında Hindistan'dan Ayurveda doktorları getirilmiştir. Evet haklısın,maalesef şu anda biraz da konumun dışı olduğu için verdiğim bazı bilgilerin tam olarak referanslarını veremedim . Elime geçince yollayacağım. Namaz kılınırken Kuantum potansiyeline, holografik esaslara göre her zerrede tümüyle;tasavvufa göre zatıyla, sıfatıyla, isimleri ile evren ve içindeki her şeyi yok iken var kılan güce belli bir süre açılan megalitik alan kanalından enerji yüklenen, akışı hızlandıran kişinin rukû, kıyam,secde gibi bilinçli programlanmış bir dizi ritüellerle enerjileri tam bir dengeleme, sıkışması muhtemel kritik bölgelerdeki ‘eklem, omurilik, boyun’ açılımı ve akışı sağlaması ile ilgili bir yazıyı içeren aşağıdaki bağlantı seni kısmen ilgilendirecektir.
http://www.bioenerji.com/annoucement.php?aid=10&cid=6
Haklı olarak diğer konularda da istediğin referansları elime geçtikçe yollayacağım.
Konun dışında ama vaktin varsa şu bağlantıyı da incelemeni rica ederim.
(http://www.bioenerji.com/annoucement.php?aid=9&cid=6)
Sağlık ve esenlikler,

Sly
07 02 2005, 18:00
Serkan, Benim 17. sayada sordugum izometric hareketlerle ilgili soru yine arada kaynadı sanırım=) Cevap vermen mumkun mu?

Hitturkey kardesim insanlar istenmiyorsun diye yazdı buraya. Insanın biraz gururu haysiyeti olur.Git iste. Vaktim yok falan mesgul adam havalarındayken bu forumda bizim her yazdıgımıza dejenere cevap yazacak vakti nereden buluyorsun ozaman? Dediklerin bile çelişiyor kendi arasında!
Herkese iyi çalışmalar

trakyali
08 02 2005, 18:00
ilgili:Serkan
konu :D inlenme
Hocam,cevabini yazarken dinlenme konusunda mumkun oldugu kadar ayrintilara girmeni rica ediyorum.
Ayrica OFF gununde tamamen yan gelip yatmak mi lazim yoksa kardio veya hafif jimnastik,denge hareketleri yapilmali mi?
Ben masa basinda calisiyorum ve isim pek stresli ve yogun degil(8 yildir ozel bir sirketin ayni departmaninda sorumluyum ve yanimda calisanlari is konusunda iyi yetistirdim ve artik karar vermek disinda bana fazla is dusmuyor,genelde),yani gun icerisinde fiziksel olarak dinlenmiyorum diyebiliriz.Belki dinlenme konusunda bana ozel yapacagin oneriler konusunda yardimci olur diye bu ayrintiyi yazdim.

Saygilarimla.

Saircon
08 02 2005, 18:00
Specialist2005,

Konunun asil temadan uzaklastiginin farkinda olmadigimi dusunur bir sekilde yazmissin yazini, dikkat edersen her cevabimda Hitturkey'e din ve politika uzerine goruslerini baska foruma tasimasini soylemistim. Son yanitimda da herkesten uzatilan konu nedeniyle ozur dilemistim.

Bu forum, reklam forumu, din forumu ya da politika forumu degil. Forumun kurucusu olarak bunlara karsi durmayi, sizlere gore daha sorumlu olarak goruyorum kendimi belki. Eger diger forumdaki 11 gibi olmami, ortalikta donup dolasan konulara sessiz kalmami, ve 6 aydan 6 aya buraya birseyler yazmami istiyorsan oyle de davranabilirim.

Yazmaktan laf acilmisken, kimsenin yazmadiginin farkindayim, sen de farkinda misin bilmiyorum ama son 1 aydir ZATEN KIMSE YAZMIYORDU.... Ben periyodizasyon konulu makalemi yazana kadar kimse ortaliklarda gorunmuyordu. Bunun tartismaya olan bir tepki mi, yoksa insanlarin mesguliyet, tartisilacak konu bulamama vs nedenlerden mi oldugunu kim soyleyebilir? Belki de bu soy akonusu ortaligi ateslendirerek sizleri buraya kattigi icin iyi bile etti...

Bu arada sana iki kere annenin durumuna yardim etmek icin sorular sormustum, sen diger forumda baska konulari tartisiyorsun insanlarla. Aradan 2 aya yakin zaman gecti, ne bir cevap aldim senden, ne de gerek kalmadi tesekkurler seklinde bir cevap. Belki de sen bazi ESAS konulara donmelisin.!!!

Saygilar,

Serkan

Hitturkey24
08 02 2005, 18:00
SPECIALIST 2002

Tamamen haklısın .Özür dilerim AmaInsanın biraz gururu haysiyeti olur. diye sonunun kafasına 2 kurşun yemek olacağını idrak etme özürlü beyin ve ruhunu geliştirmeden kaslarını büyüten zombilerin çokluğundan gına geldi .Bundan sonra sadece okuyacağım. Herkesten bir daha özür dilerim.
Sevgi ve saygılar.

Sly
08 02 2005, 18:00
Biz burada spor konusuyoruz sen 2 kursun felan diye sacma sapan konusuyorsun! Tokusacaksan yumurtanı kırarım. Gercek hayat oyle forumda dayılanmaya benzemez. Gururun haysiyetin yok arap yalakası. Sokarım soya makinada sanada. Spor diyoruz hala sacmalıyosun beyinsiz yalaka.Git arabistanda yasa. Gercek hayattada o kursunları bak basta sen sonra ailenle nasıl bulusturuyorum. Herkes arabasından evine gidene kadar. Simdi bin seccadene uza arabistana!
Adam gibi yazayım dedim sen isi hakarete tasidin. Bas git tekkene soya mı yiyosun tezekmi..Bilimadamıymışta ülkeye para kazandırıyomus..Hadii laannnn..MAL

Sly
08 02 2005, 18:00
To: Serkan
Serkan cevap için sabırla bekliyorum. Araştırarak cevap vereceginden emin oldugum icin süre önemli degil.Ses soluk cıkmayınca bende kaynadı zannettim. Nette arastirdim epeyce ama ne yazikki hep muhendislik, matematik ve fizikle ilgili isometrics cikti hep. Vucudun her bolgesi icin bir hareket oldugundan salona gidilmeyen gunlerde ise yarayabilecegini dusunerek sana sormak istedim. Kafama acayip takildigi ve nette hep muhendislik ciktigi icin kestirmeden sana sorayim dedim=))
Yardimlarin icin tesekkur ederim.
Herkese bol Adrian'lı calismalar. Kaplanin gozu sizlerle olsun=)

specialist2005
08 02 2005, 18:00
Sevgili Saircon ve Hitturkey24;

Saircon: Forumun kurucusu olarak konu başlığından uzaklaştığımızı ve burada bulunma amacımızı düşünürsek sayfaları tamamen gereksiz olarak doldurduğunuzun farkındasındır umarım. Sen fikrini belirttin, o da belirtti. UZATMAYIN. Forumdaki herkesin mutlaka soya ve soya ürünleri hakkında bir fikri vardır. Farkındamısın bilmiyorum ama kimse yazmıyor. Forumun diğer üyelerinin gösterdiği sağduyuyu, forum kurucusu olarak senden beklediğimizi bir an önce farketmeni ve esas konumuza dönmeni diliyorum.

Hitturkey24; Daha önce de yazmıştım. Anlaşılmadı sanırım. Kısa cümlelerle net olarak yazayım ki anlaşılsın. YANLIŞ FORUMDASINIZ. YANLIŞ FİKİR-DOĞRU FİKİR TARTIŞMASINA GİRMEDİĞİMİ UMARIM FARKEDERSİNİZ. FİKİRLERİNİZİN DEĞERLİLİĞİNİN TEST EDİLMESİ İÇİN EN İYİ YÖNTEM BİR FORUM AÇMANIZ.KAÇ KİŞİNİN BU KONU İLE İLGİLENDİĞİNİ SİZ DE BİZ DE ANLAMIŞ OLURUZ. Konu başlığı ile ilgili bilgi aktarımı için kullanmak istediğimiz sayfalarımızı işgal etmek yerine, yeni açacağınız ve çok ilgi göreceğine emin olduğum forumunuzda size başarılar dilerim. Saygılarımla.

emb
08 02 2005, 18:00
ufacık kişisel bilgi: 6 aydır fitness ile ilgileniyorum ve buna yönelik çalışma yapıyorum. Daha öncede uzunca bir süre biçok klüpte basketbol oynadım.
uluslararası geçerli personel trainer , nutritionla ilgili serifikaları ve türkiyede bu sertifikaları edinebileceğim yerler ayrıca zamanları ile ilgili güncel bilgi almak istiyorum. Şimdiden teşekkürler.

Saircon
09 02 2005, 18:00
Specialist2005,

Bu arada sana iki kere annenin durumuna yardim etmek icin sorular sormustum, sen diger forumda baska konulari tartisiyorsun insanlarla. Aradan 2 aya yakin zaman gecti, ne bir cevap aldim senden, ne de gerek kalmadi tesekkurler seklinde bir cevap. Belki de sen bazi ESAS konulara donmelisin.!!!

Yukaridaki paragrafta esprinin nerede oldugunu bizlere gosterir misin?

Cevaplarla geri donecegim, Saygilar,

Serkan

Saircon
09 02 2005, 18:00
Herkese tekrar selam,

Cevaplarim sunlar:

TRAKYALI:

Kuvvet safhasina hemen girmende bir sakinca gormuyorum. Cunku zaten 4 hafta kadar dinlendikten sonra hipertrofiye baslamissin, ama kuvvet evresi bitiminde (4-6 hafta) muhakkak 1-2 hafta aktif dinlenme evresi gir.

Bunun disinda antrenman yaptigin haftalarda en az iki tam gun dinlenme yapmalisin. Tam gun dinlenme demek, hic bir ek aktivitede bulunmamak demek. Gunluk aktivitelerin ne ise onlari yapacaksin. Cunku diger 5 gun agirlik ve kardiyo zaten calisiyorsun, bence bu yeterli. Az antrenman, cok antrenmandan daha iyidir.

Sana ozel program yazmam icin, once fiziksel kuvvet, esneklik ve denge testleri uygulamam lazim. Prensip olarak (tabii ki sagliksal onemi icin de) bu testler olmadan antrenman programi yazamiyorum. Ozellikle Anatomik adaptasyon evresinde, yani senin temelin olacak evrede bu test sonuclarina gore bir program plani olusturabilmem icin senin fiziksel olarak yaninda bulunmam lazim. Temeli saglam olmayan binalara deprem oldugunda ne oldugunu sen de biliyorsun :)


SLY:

Isometrik egzersizlerle ilgili resimli ve aciklamali bir web adresi bulamadim. Ancak periyodizasyonunda hipertrofi evresine koyabilecegin bir secenek. Bu demek degildir ki istedigin amaca sedece izometrik egzersizlerle ulasabilirsin. Amacin bir guresci olmak degilse eger, muhakkak dinamik kuvvet, koordinasyon ve cabuk kuvvet gibi evrelere de zaman ayirman gerekir.

Egzersizlerle ilgili sana soyleyebilecegim, zaten bildigin vucut gelistirme egzersizleri sirasinda eklem acilarinin 90 derece oldugu (ekleminin en kuvvetli oldugu aci) 20-30 saniye beklemek suretiyle binlerce egzersiz yaratabilirsin kendine. Egzersizlerinin yarisini vucut agirligi ile yapacaklarin (Sinavda beklemek, barfikste beklemek, comelmede beklemek, dipste beklemek gibi) ve yarisini ise barbell ve dumbellarla yapacaklarin ile karistirabilirsin. Makinalarda yapmani tavsiye etmem cunku eklemlerin dogal halinde degil, makinaya uydurulmus durumda oluyor o zaman.

EMB:

www.prospor.net ve www.fitnessturk.com adreslerine goz atmani tavsiye ederim. Ben prospor'un web sayfasi yazariyim, orada fitness ve egzersiz programlari ile ilgili yazilarimi okuyabilir ve fikir sahibi olabilirsin. Ne yazik ki Turkiye'de ozel fitness ve saglik konusunda insanlari tesvik edici ve bilimsel pek fazla sertifika/derece veren kurulus bulunmuyor. Yani bazilarinin sandiginin aksine, spora, egzersize ve sagliga pek de rabet yok acikcasi. Zaten bu spor forumlarinin geneline bakarsan konularin %90'i: Daum gidiyor mu? Mozambik'te bir futbolcu var, adam deve gibi kosuyor!, Fenerliler buraya! seklinde tribun sohbeti. O yaka silktigimiz, begenmedigimiz baska devlet ya da kulturlerin spor forumlarina bakiyorsun, adamlar omurga stabilizasyonundan, kemik erimesine karsi hangi egzersizlerin onemli oldugundan, hayvansal protein ile bitkisel proteinin egzersize katilim oranlarindan bahsediyorlar. Biz de hala namazdaki hareketlerle onlari yakalamaktan bahsediyoruz. Bizim daha yuruyecek COOOOK yolumuz var COOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOKKKK!!!!

Serkan

demir29
09 02 2005, 18:00
yarışmalarda kullanılan vucut renlendirici spreyi türkiyede temin edebileceğim yer varmı tşk.

specialist2005
09 02 2005, 18:00
Saircon;
Annemin sağlığı üzerinden espri yapabime cesareti gösterebilmen kalibreni ortaya koyuyor maalesef. Sana başka sözüm yok. Saygılarımla.

trakyali
10 02 2005, 18:00
Cevabin icin tesekkur ederim Serkan.
Program yazmayacagini onceki beyanlarina dayanarak tahmin etmistim :) ,onemli degil.
Topladigim bilgiler periadizasion programi olusturmama yeterli aslinda.
Isin asli bu aralar motivasyon sorunum var.Sebebi de elimdeki kisitli agirlik ve ekipman.
Bir ayligina spor salonuna gitmeyi planliyorum ama bu aralar bizim buralarda hava kosullari nedeni ile yollar kapanabilir,verdigim paraya yazik olacak.
17-20 subat arasi spor malzemeleri fuarina gitmeyi planliyorum,belki orada isime yarayacak birseyler bulurum,fiili olmasa bile motive edici birseyler gorurum.

SAYGILARIMLA

trakyali
11 02 2005, 18:00
Ilgili:Serkan
Konu:Vucudun dogal testesteron uretimi.
Sevgili serkan,vucudun dogal testesteron uretim miktari fiziksel gucu etkiler mi?
Son bir aydir cok iyi bir cindel performansim var ve dogal olarak bu testesteron uetimi ile direkt ilgili.
Bu hafta pazartesi gunu yaptigim antrenmanda agirliklari biraz arttirmistim ornegin deadlifi 70 kgdan 80 kg ye cikarmistim,dun yaptigim antrenmanda 110 kg a cikardim ve 1*8,1*7 ve 1*4 yaptim son sette parmaklarimin gucu bari titmaya yetmedi ve deadlif antrenmanin son hareketi yani sekizinci hareketti.Bu basari motivasyon sorunumu da cozdu.
Periadizasionun gucte devamlilik asamasinin ise yaradigini da kanitlamis oldum kendime.
Testesteron dogal uretimini arttirmak icin yapilacak birseyler varmi,ornegin mustescen filimler seyretmek,dansoz oynatmak
veya bilimsel olarak kanitlanmis herhangi bie sey.
Cevabini sabirsizlikla bekliyorum.

SAYGILARIMLA.

trakyali
13 02 2005, 18:00
Serkan hocam,yoksa artik foruma yazmayi biraktiniz mi?

bodyekrem
14 02 2005, 18:00
Selamlar sormak istedigim bişey
benim boyum 1.93 kollar hali ile uzun ne kadar calissamda yeterince verim alamiyorum
daha kisa kollularda kas kutlesi daha dusuk oldugu icin iyi bir calisma ile iyi biseyler oluyor
ne tavsiye edersiniz ?

bodyekrem
14 02 2005, 18:00
Selamlar saircon
Bu dediklerine pek katilmiyorum
bu sporla yaklasik 15 aydir ugrasiyorum
benim yaptigim antremandan daha azini yapanlar daha buyuk gelismeler sagladilar...
ben ise ozellikle kolda bir ilerleme yapmam zaman aliyor
bir yerlerde biseyler eksik oluyor
haftada en az 3 gun antreman yapıyorum gunde 8 saatten fazla uyuyorum
antreman programinda mi biseyler eksik bulamadim gitti

Saircon
14 02 2005, 18:00
Body Ekrem,

Buraya yazmak benim icin buyuk bir heves, o nedenle yazmayi birakmadim merak etme. Her ne kadar bazen hararetli tartismalar olsa dahi, bir ogretmen oglu ogretmen olarak bilgi arayana yardim etmeyi gorevim kabul ediyorum.

Testosteron hormonunun yag metabolizmasinda ve kas kitlesinin artisinda onemli rol oynadigini hepimiz biliyoruz. Ancak yapilan arastirmalara gore hormon terapisinin, yani supplement olarak bu hormonu fazladan almanin prostat kanserine kadar gidebilen bazi zararli etkileri de bulunmaktadir. O nedenle yapilmasi gereken en onemli ve ilk islem, bir doktor araciligiyla bu hormonun seviyesinin normal olup olmadiginin anlasilmasidir. Eger seviye normal ise, neden riske girilsin ki?

Tabii bu hormonun salgisini dogal yollarla arttirmanin da mumkunati var. Iyi periyodizasyon edilmis bir antrenman sistemi, duzenli ve yeterli uyku ve kaliteli beslenme yeterli olacaktir. Bir hormonun aktiviteye gecmesi ile dogal salgisi farkli seylerdir. Senin bahsettigin sexi dusunmek ya da mustehcen filmler seyretmek, vucutta zaten olan hormonun aktiviteye gecmesini saglar, uzun vadede miktarda pek bir degisiklik yapmaz. Unutulmamasi gereken bir sey su ki dogal olarak her erkek, 40 yasindan sonra her sene %1 oraninda azalan bir testosteron miktarina sahip olacaktir, bu degistirilemez.

Umarim bu bilgiler yeterlidir. Kaynak asagidadir;

http://www.mayoclinic.com/invoke.cfm?id=MC00030

MMG Turk,

Guzel soru ile hangi sorudan bahsettigini ve ne dusundugunu biraz daha genisce anlatirsan seviniriz.

Bodyekrem,

Verimi boy uzunluguna degil, antrenmanini periyodizasyona gore uygulayip uygulamadigina bagla. Gecen sayfalarda antrenmanin uzun vadede planlanmasi ile ilgili genis bir yazi yazdim. Bunu okuyarak fikir ve ilham edinebilirsin belki. Boyu senden uzun bir cok vucutcu taniyorum, belki ilk 5'te filan degiller ama o boyla vucut yapilabilecegine iyi bir kanitlar gucen bana ;)

Herkese sevgi ve saygilar,

Serkan

Saircon
14 02 2005, 18:00
Yanlislikla yazimin basinda Trakyali yerine Body ekrem diyerek basladim, duzeltiyorum.

:)

Serkan

Saircon
14 02 2005, 18:00
Body Ekrem,

Runnerman'in soylediklerine katiliyorum. Ben de ne yazik ki bazen 11:30'lara kadar uyuyamadigim zamanlar oluyor ve vucudumun direncinin dustugunu ve verim alamadigimi hissediyorum. 10:30'da gozlerimizin kapanmis olmasi lazim acikcasi.

Antrenman ile ilgili soylediklerimi biraz daha aciyorum. Ne kadar antrenman yaptigin (az ya da cok) degil, sistemini nasil kurdugun cok onemlidir. Periyodizasyondan kastim, her 4-6 haftada bir farkli bir duzene gore calismalisin. Yani siddet, tempo, dinlenme araliklari, makina/serbest agirlik secimi, tekrar sayilari kesinlikle sabit kalmamali, surekli degistirilmelidir. Boylece bir engele takilma ve gelismenin durmasi onlenmis olur. Periyodizasyon ile ilgili yazimi okudun mu? Sanirim 1-2 sayfa once. Oku ve bana fikirlerini ve kisisel orneklerini veriver.

Ve de sakin motivasyonunu kaybetme. Senin uzun kol ve govdene kas koyman digerlerine gore daha uzun suruyor olabilir, ama bu senin toplam kuvetinin ve kemik/bag dokusunun zayif olmasi anlamina gelmez, sadece yuzey alani daha buyuk bir tarlada calisiyorsun hepsi bu. Ama bu tarla bittiginde (yani tamamen doldugunda) sonucta sende daha fazla urun olacak unutma.

Sevgiler ve saygilar,

Serkan

runnerman
14 02 2005, 18:00
bodyekrem

uyku konusunda onemli olan toplam kac saat uyudugun degil de daha onemli olan hangi saatler arasi uykuda oldugun
onceki sayfalarda saircon un dedigi gibi 10.30 ve 02.00 saatleri arasi uykuda olmak lazım. (büyüme hormonu)
kendimden ornek vereyim
beslenmeye dikkat etmeme ragmen uyku saatlerini geriye cekemedigim icin cok iyi verim alinmiyor. salonda bu işe gönül vermiş
yıllarca spor yapan bir kac kisiye sordum hepsinin 10-11 arasi yattigini ogrendim. sonucta uyku da beslenme gibi onemli bir seymis.

MMGTURK
14 02 2005, 18:00
guzel soru

trakyali
15 02 2005, 18:00
konu:Hasret
Ilgili:Sairkon
Usta,oyle habersiz uzun sureler ile kaybolma!

Ben aminoacid bile almazken testesteron amaya cesaret edemem.
Anladigim kadari ile benim son bir ay icerisindeki yogun cinsel gudulerim ve performansim arti gucumdeki artisin Testesteron dogal salgi artimi ile degil aktiviteye gecmesi ile ilgili.
Planli programli antrenman ve beslenmeye dikkat ediyorum fakat dinlenmeyi,ozellikle zamaninda yatmayi aliskanlik haline getiremedim.

Cevaplarin,bizim icin yaptigin arastirmalar ve verdigin degerli bilgiler icin sana tesekkur ederim Serkan.

Tum forum sakinlerine sevgi ve saygilar.

Sly
15 02 2005, 18:00
To: Serkan
Konu: isometrics
Serkan ancak fırsat bulup yazabiliyorum; isometrics hakkindaki cevabin icin tesekkurler..Arastirdigim kadari ile Joe Nazario adli eski body builder bir abinin konu hakkinda kitaplari varmis. ilgini cekerse ulastigimda bilgilendirebilirim seni ve diger arkadaslari. Tabii cok muhim bir konu degil ama yinede degisik bir detay..
Herkese bol Adrian'lı calismalar=))

trakyali
16 02 2005, 18:00
DIYETIN GIZLI AMACI

Diyetin ve benzeri olusumlar Turk delikanlilari gucten dusurmek ve Turk tebasinin devamini engellemek icin dis mihraklar tarafindan cikarilmis bilincli bir duzmecedir.Amac eskiden bir koyunu bir oturusta goturen dev gibi babayigit atalarimizi ve tarlada dogum yaptiktan sonra bebgini kundaklayip elde olarak calismaya devam eden buyuk Turk kadinlarini::kalori sayan,grip olunca yataga dusen,fitnes ve aerobik yapan cit kirildim tiplere donusturmek ve Buyuk Turk irkini japonlar gibi siska zayif ve sagiliksiz bir irk halina getirmektir.
Iktiza edildiginde 240 kiloluk top mermisini tek basina namluya suren bir Turk babayigidini pazar arabasi ile pazara cikmaya muhtac duruma dusurulmesinden daha soykirim ne olabilir arkadaslar.
Annemin anlattigi vita yag donemleri ve hatta dedemin anlattigi ic ve kuyruk yagi donemlerinde kalp hastaligi var miydi?Vardiysa neredeydi?sorarim size.Kolesterol coklugu bir hastalik degil sadece olcuyu kacirdiginizin bir gostergesi olup 2 sise soda ile orani dusurulmesi mumkun basit bir durumdur.
Gencler!Gelin bu oyna dusmeyelim,kalori diyet gibi tuzaklara kapilmayalim.Can bogazdan gelir.Gurbuz insan guzel insadir.Soya fasulyesi et yerine gecmez!Hindi etinin neye derman oldugu belli degildir!Kepek ve lif insan degil hayvan gidasidir!
Feminizm ve esitlik adi altinda degerli Turk kizlarinin akli celinmekte,yemek yapmayi bilmeyen,yeni nesli abuk subuk iyeceklerle yetistirecek,beceriksiz,damak zevki gelismemis sunta kilikli,diyet biskuviyi iyecek sanan,et yemeyen,geleneksel mutfagina bagli kebap perver kisileri hanzo yada kiro gibi goren,sinirli ve bir deri bir kemik bir guruha donusturmekte,az once belirttigim gibi Gelecek Buyuk Turk neslinden korkan dis mihraklarin bir oynudur.
Bir yeni cag yalani da Cin mutfagidir.Aslinda cin mutfagi yada cin yemegi diye birsey yoktur,onlar olayi bahcede bulduklari her turlu malzemeyi bir demir legene doldurup(wog)diger cinliler mevzuya uyanmadan acele pisirip(her sey azpismis)karnini doyurmaktan ibarettir.Bu kardeslerin sayisi milyarlar ile ifade edildiginden bizdeki gibi ortadaki tencereye kasik sallama durumlarinda masadakilerin yarisi ac kalamakta ve dolayisi ile tok acin halinden anlamamakta fakat kung-fu marifeti ile bir araba sopa yemekteydiler.Sonunda uyanik bir cinli bu durumda cozum olarak cubukla yemek teknigini bulup masad bulunan herkesin tencerenin dibi gorunmeden bir kac lokma alabilmesini saglamis ama sonucta bugunku cuce asabi ve kil cinlile ortaya cikmis.
Kahrolsun doymamis yag orani!
Kahrolsun sekersiz iyecek ve icecekler!
Her daim yasasin geleneksel Turk ve Osmanli mutfagi der:bol salcali,yagli ve hamur isi ogunler dilerim.Yasaminiz firindan cikmis bol fistikli ve peynirli kunefe tadinda gecsin.

Sevgi ve saygilarimla.
:D

Saircon
16 02 2005, 18:00
TRAKYALI,

Sen ve senin gibi ogrenmeye hevesli arkadalar oldukca benim arastirmalarim ve yazilarim daha bir anlam kazaniyor. Onerilerimi dikkate aldigin ve hakkimda soyledigin iyi sozler icin tesekkurler. Umarim dinlenme ve uykunu daha iyi bir duzene koyabilirisn yakinda.

SLY,

Yanitin icin tesekkurler dostum. Bahsettigin arkadasi arastiracagim ve sana onerilerimi bildirecegim. Gectigimiz hafta seni andim, esimle televizyonda Rocky'nin ilk filmini izledik. O kadar uzun zaman gecmis ki aradan, ben o filmin cok daha uzun surecegini saniyordum, cabucak bitti. Seriye devam edecegiz sirasiyla. Kendine iyi bak, kaplanin gozu seninle olsun Sly...

Serkan

Saircon
16 02 2005, 18:00
TRAKYALI,

Bu yaziyi sen mi yazdin? Yoksa alinti mi... Eger alinti ise nereden alinti ve kimin yazdigini bana soylersen cok sevinirim. Cunku sanki benim vermeye calistigim uyarilari, daha cok halk diliyle veren cok guzel bir yazi. Benimle ayni fikirde olanlari gormek cok guzel.

Gorusmek uzere,

Serkan

vucutcu
16 02 2005, 18:00
Evet sevgili saircon yazilarin ve bilgilerin dolu dizgin gitmekte emin olki senden cok seyi tekrar dusunmeme iten yazilarin oldu ve bu yazilar sayesinde beyin jimnastigi yapmam ve daha ileri arastirmalar yapmami sagladi.Sonuc olarak karsiliksiz olarak yaptigin bilgi alisverisi cok yapici olmakta yazmasamda tum yazilarini kimi zaman kizarak kimi zaman destekleyerek kimi zaman curuterek izlemekteyim ancak senin gibi bir insana net ortaminda rastlamak bu yilki hos enstantenelerimden biri oldu.Evet aerobik enerji konusunda bir kac yazinin benim farmokolojik bilgimle birlesmesinden hos diyetler cikardim tabi ozune inmiycem gene karsilikli kalabiliriz dogal ve hardcore catismasi yasayabiliriz )) evet dostum kendine ikyi bak ve iyi davran Vucutcu...

trakyali
17 02 2005, 18:00
Yazi alinti,ama cok uzun zaman once(03 Haziran 2003) kayit etmisim bilgisayarima,nereden kopyaladigimi hatirlamiyorum.

Saircon
18 02 2005, 18:00
Vucutcu,

Olumlu yazilarin icin tesekkur ederim. Farkli fikirlerde olunmasina ragmen hala bilgi paylasabilmemiz guzel bir sey. Ben acikcasi 5 yasindaki bir cocuktan bile ogrenebilecegim bir sey var ise ogrenmek isteyen birisiyim. Bu forumda gelen guzel soruler ve fikirler de bana bu imkani veriyor, o nedenle tamamen karsiliksiz degil yaptiklarim anlayacagin :)

Bu arada butun forum sakinlerine beni gecen gun izledigim bir uzak dogu dovus filminin ne kadar motive ettigini ve yeniden antrenmanlara baslattigini belirtmek isterim. Filmin adi ONG BAK- THE THAI WARRIOR Bu genc Thailand dovuscusunun yapabildikleri kuvvet, hiz, cabukluk ve patlayici kuvvetin mukemmel bir ornegi. Herkese imkani olursa izlemelerini tavsiye ederim. Film herseyden once ucuz Thai butcesiyle hazirlanmis, yani Hollywood filmleri gibi pahali ziplama ve havada kalma kablolari, dublorler vs. kullanilmadan yapilmis bir film. Cocuk gercekten hem Jackie Chan'a hem de Jet Li'ye tas cikartan bir dovus sergiliyor. Muhakkak tavsiye ederim. Web adresi:

http://www.ongbakmovie.com/

Iyi hafta sonlari herkese, takrar gorusmek uzere,

Serkan

Sly
18 02 2005, 18:00
Serkan ilgin ve cevaplar için tesekkurler. Ne sanstirki bende dun rocky serisinin butun dvd'lerini aldim=) ama izlemeye kiyamiyorum=) Bu sirada Rocky1in iki adet oscar odulu var..Millet Adrian diye hep dalga gecer ama cogu kimse bilmez.. Bizim foruma adrian manyagi rocky delisi birisi dadandi diye gelmistir aklina=)Sana ve esine saygılar iyi gunler

Trakyali dietle ilgili yazi harika..Simdi gidip mantiya gomulecem direk.Daha okurken aciktim

Herkese bol Adrian'lı calismalar..Kaplanin gozu!

444
24 02 2005, 18:00
sevgili serkan hocam ve tüm arkadaslar

ben bu forumdan pek çok sey öğrendim ve hergün forumda yazılan yazıları takip ederek bilgimi yenilemeyi ve genişletmeyi istiyorum.benim size bir sorum olacak.2.8 milyon yıllık insanlık geçmişinde ne creatin ne amino asit hapları protein tozları vardı ne de nede düzenli spor yapın kalp sağlığınızı koruyun sloganları.ister istemez insanlar gerek beslenmek için gerekse savaşmak vb faaliyetler için bizim fitness dediğimiz şeyi kendi normal yaşantılarında yapıyorlardı.yunanlıların olimpiyatlarında kıran kıran mücadele sahne olmuyormuydu.peki modern yaşamın getirdiği pek çok kolaylık o zamanlar olmamasına rağmen yunanlı sporcular ya da osmanlı leventleri o inanılmaz gücü nerden buluyorlar.biz osmanlının torunu olarak birkaç yüz yıl içinde bu kadar mı değiştik.genlerimiz zayıfladı dna'mız değişti.bu forumun asıl amacı doğal ve bilimsel bb yapmak evet ama beslenme ürünlerini kullanan neden hep bir adım önde ben yemek yemekten bitkin durumdayım.ama ilerlememem o kadar yavaş oluyor ki mesela aşamadığım kilolar oluyor antremanlarımda.bir creatin le iş bitiyor.bizim creatin yerine kullanableceğimiz bişiyler olmalı.marketlere gidiyorsun tavuk balık süt alman gerek ama güvenemiyorsun ki çünkü doğal bir ürün bulup bu yönde beslenebilmen için bir çiftlikte ya da köyde yaşaman gerek kaldı ki herkes bu kadar şanslı olamıyor.doğal olmayan pek çok ürününle besleniyoruz.bir kaç küçük ip ucu herkes için mesela creatin yerine bal limon geçer mi bunları bilmek ve kullanmak istiyoruz.teşekkür ederim saygılarımla

Leg_Mania
03 03 2005, 18:00
Selam All Forum .

Bu ne hal ya nerdeyse 10 gündür foruma bir mesaj atılmamış.Forum nasıl olduda bu hallere düştü.
Ben Amir huso...

Leg_Mania
03 03 2005, 18:00
Haydi Arkadaşlar şu forumu biraz canlandırın.Herkes birşeyler sorsun bilenlerde cevap versin takip edenlerde birşiyler öğrensin.Amaç bu değilmi zaten.

Leg_Mania
03 03 2005, 18:00
Konu : Biceps Çalışması
İlgili : Bilgili herkes

Merhaba arkadaşlar ben profesyonel seviyede bir çalışan değilim ama vücudumu atletik bir görünüm kazandırmak için bu sporla uğraşıyorum.bcaklarım vena değil yani biraz üstüne düşünce bacaklar kalflar güzel oluyor çok sıkıntım yok.göğüs ve omuzlarda biraz dikkat edip o bölgeye yönelirsem onlarda topluyor fakat biceps lerle aram bir türlü düzelmedi.Biceps için ne yaparsam yapayım hacim almıyor ve çok şekle girmiyor. ne yapacağım bilmiyorum. Benim bi ceps lere hacim ve toplu bir görünüm hatlı bir görünüm kazandırmam gerekiyor.Tavsiyesi olan arkadaş varsa değerlendirmeye çalışacağım.Yardımcı olanarkadaşlara teşekkürler.

Saircon
04 03 2005, 18:00
Forum sakinlerine merhaba,

Saglik ve beslenme ile ilgili oldugunu dusundugum bir makalemi buraya kopyaliyorum. Lisan biraz agir olabilir, bos bir zamaninizda kendinizi vererek okumanizi tavsiye ederim. Eger akliniza takilan sorular olursa lutfen cekinmeden sorun seve seve yanitlarim. Herkese mukemmel bir hafta sonu diliyorum.

Serkan

BU SABAH HORMONUNUZU ICTINIZ MI?
Yazan: Serkan Yimsel


NOT: Bu yazim, Jeffrey M. Smith’in bir saglik ve cevre dergisi olan Well Being Journal dergisinin 2005 Mart baskili sayisinda yayinlanan “Got Hormones?” baslikli makalesinin cevirisidir.

Inek sutunun pastorize edilmesi ile elde edilen kutu sutler, peynirler, protein tozlari ve diger mandira urunlerinin cevre ve insan sagligina yaptigi olumsuz etkiler cevreci bilim adamlari ve anonim karsiti organizasyonlarca defalarca tartisildi. Bir egzersiz egitmeni ve beslenme uzmani olarak yazilarimda bu konuyu ben de bir cok kez dile getirdim. O nedenle bu cevirimde butun bu olumsuz etkileri yeniden siralama geregi duymuyorum. Ancak umarim siz sevgili okurlar bu yazimi okuduktan sonra artik hakiki inek sutunun bulunma zorlugu vesayire ile ilgili bahanelerinizden vazgecip sutu, atalarimizin ictigi sekliyle icmeye baslarsiniz.

Pastorize sut firmalarinin cikar amacli islemleri arasinda insan ve hayvan sagligina en zararli olani, hic kuskusuz “recombinant bovine growth hormone-rbGH” adi verilen hormonlarin sut veren sigirlara enjeksiyon edilmesidir. rbGH hormonu, basitce genetik muhendisligi yolu ile kesfedilen ve sigirlarin yaklasik %10-15 oraninda daha fazla sut vermesine yol acan bir ilactir. Bu ilaci ureten sirket, dunyayi en cok kirleten anonim sirketi olarak bilinen, ilac, endustriyel madde, tarim malzemeleri ve genetik arastirmalar uzerine un yapmis Monsanto firmasidir. 1993’te onaylanan ve 1994’ten beri kullanilmakta olan bu ilacin gectigimiz gunlerde yapilan bir aciklamada Amerika’da on-binlerce sigira enjekte edildigi ve simdi Kanada dahil diger teknolojisi ilerlemis ulkelerin de yavas yavas kapisini zorlamaya basladigi belirtildi. Bir diger adi Posilac olarak bilinen bu ilacin kullanilmasinin azaltilmasina yonelik cevreci kampanyalara ragmen Monsanto firmasi Kasim 2004 tarihinde yaptigi bir aciklama ile urun satislarinda %70’lik bir artis oldugunu belirtmistir.

Amerika’da ilac ve yiyecek ile ilgili piyasaya surulen her urunun FDA (Food and Drug Administration) denilen bir hukumet denetim kurulusunun onayini almasi gerekir. Bu iyi guzel de garip olan, FDA kurulusun ilac ve yiyecek firmalarina, urunlerini kendilerinin test etme ve kendi bilim adamlarini kullanarak sagliga zararinin olup olmadigini kanitlama izni vermesidir. Bu durum Monsanto ve diger buyuk anonim sirketlerine, tarafli bilim adamlari kullanarak, testleri istedikleri gibi yonetme ve degistirme imkani vermektedir. Nitekim Monsanto’nun rbGH hormonunun sigirlara zarar vermedigini gosteren testler esnasinda hasta olan sigirlari deney sonuclarina katmadigi belirlenmis, ancak kanitlanamamistir. Ustelik rbGH hormonunun sigirlarda enfeksiyon ihtimalini arttiracagini bilen Monsonto’nun arastirmacilari, sigirlarin hastalik kapmamasi icin onlara normalin 100 misli antibiyotik vermislerdir. Durum boyle olunca elbette test sonuclari saglikli gorunecek ve buyuk sut anonim kuruluslarinin yuzleri gulecektir.

Herseyden once sigirlara hangi nedenle olursa olsun fazla miktarda ve cesitte antibiyotik verilmesi sadece sigirlarin degil, insanlarin sagligi icin de cok zararlidir. Bilindigi gibi bugun veterinerlikte kullanilan hayvan antibiyotiklerinin bircogu, insanlarda kullanilan antibiyotiklere buyuk benzerlikler gostermektedir. Bu nedenle sigirlara surekli antibiyotik verildiginde zamanla sigirlarin vucudunda yasayan zararli bakteriler ve mikroplar bu antibiyotiklere dayanikli hale gelmektedirler. Biz bu sigirlarin etini ve sutunu yiyip ictigimiz zaman antibiyotiklerin olduremedigi bir miktar bakteri veya mikrop bizim vucudumuza gecmektedir. Bu durumda hastalandigimizda doktorumuzun bize verdigi recetede bulunan antibiyotigi kullanmamiz bir ise yaramayacaktir cunku vucudumuzdaki zararli bakteri ve mikroplar bu antibiyotige karsi buyuk ihtimalle bahisiklik kazanmis duruma gelmistir.

Tarafsiz ve cevreci bazi bilim adamlari arastirmalarinda bu hormonun sigirlarda gebeligi engelledigini ortaya cikarmasi uzerine Monsanto anonim sirketinin arastirmacilari hemen bu konuda kurnazca planlanmis bir arastirma yapmistir. Bu hileli arastirmada denek olarak kullanilan sigirlar, dogurmak uzere olan sigirlardan secilmistir. Bu durumda tabii ki sonuc, hormonun sigirlarin gebeligine zarari olmadigi yolunda cikmistir. Sonucta FDA kime inandi dersiniz? Tabii ki daha guclu ve zengin olan Monsanto sirketinin arastirma sonuclarina!

Posilac ya da rbGH hormonunun sigirlara enjeksiyonundan sonra ictigimiz sute gecip gecmedigi konusundaki arastirmalar, yine simdiye kadar bahsettigimiz arastirmalarda oldugu gibi kurnazlik ve hilelerin yapildigi arastirmalardir. Enjeksiyonlu sigirlardan gelen sutun temiz oldugunu ispatlamaya calisan Monsanto’nun bilim adamlari, sigirlara normal deger olan 500 miligram ilac yerine sadece 11 miligram ilac siringa ederek deneylere baslamislardir. Bununla kalmayip normal suresi yarim saat ila 1 saat arasinda degisen sutun pastorizasyonu (isitma) islemlerinin zamanini 120 defa arttirmislardir. Bu nereden baksaniz en az 3 gun boyunca sutu kaynatmak anlamina gelir ve bu kadar sureden sonra o sute artik sut denilir mi, bu bir tartisma konusudur! Butun bu islemlere ragmen deney sonunda elde edilen sutte inege siringa edilen ilacin %81’inin hala sute gecebildigi gorulmustur. Bu sonuc eger medyaya yansir ise Monsanto’nun hormonu satabilme orani cok dusecegi asikardir elbet. Bunun uzerine hemen yeni bir arastirma baslatan bilim adamlari, bu sefer hormonu inege siringa etmek yerine, protein tozlu sut hazirlar gibi, toz haline getirilmis hormonu sute karistirip pastorizasyon firinlarina vermisler ve bu kez tam 146 defa daha uzun bir sure isitmislardir. Sonunda istedikleri sonuca ulasarak hormonun %90’ini yok edebilmislerdir. Bu sonuclara inanan FDA pastorizasyon sirasinda hormonun buyuk bir cogunlugunun yok edildigini ve hormonlu ineklerden gelen sutun bir tehlike olusturmadigini halka duyurmustur.

rbGH hormonu ile ilgili sagligimizi en cok tehdit eden unsur, insulin benzeri buyume faktoru olarak bilinen IGF-1’dir. IGF-1 dogal sutte bulunan yaklasik 70 kadar aminoasidin birlesiminden olusmus bir coklu aminoasit zinciridir. Karacigerimizin ve diger bazi dokularimizin dogal olarak salgiladigi IGF-1 vucutta normal seviyede bulundugunda tipki buyume hormonu gibi davranir ve gelismeyi, buyumeyi kontrol eder. Annelerimizin bizler genc yaslarda iken yatmadan once bir bardak inek sutu icmemizi onermesinin nedeni de bundandir. Peki problem bunun neresinde diye sordugunuzu duyar gibiyim. Arastirmalara gore IGF-1 faktorunun vucudumuzda dogal degerlerin uzerinde bulunmasi, ozellikle belli yaslarda kanser riskini buyuk olcude arttirmaktadir. Nitekim bilim adamlari, 45-50 yaslarindaki bayanlarda yuksek IGF-1 faktorunun meme kanseri riskini 7 kez, erkeklerde ise prostat kanseri riskini yaklasik 4 kez daha fazla arttirdigini bulmuslardir. Dogal inek sutunde vucudumuzun kullanabilecegi oranlarda bulunan IGF-1 faktoru, ne yazik ki pastorizasyon sirasinda artmaktadir. Ustelik rbGH hormonunun kullanildigi sigirlardan gelen pastorize sutlerde ise IGF-1 faktoru kat kat daha fazladir.

rbGH hormonu ile kanser arasindaki bu iliskiyi bir haber programiyla halka duyurmak isteyen Amerika’nin unlu FOX TV istasyonunun iki haber muhabiri, programi televizyondan kaldirmak isteyen Monsanto firmasiyla mahkemeye gitmek zorunda kalmislardir. Yukarida bahsettigim hileli deneyde rbGH hormonunun %90’inin pastorizasyonda kayboldugunu one suren Monsanto’nun guclu avukat gurubu, tabii ki durusmadan kazanan taraf olarak cikmis ve halka gercegi duyurmak isteyen iki haber muhabirinin kendilerine yaklasik 1 milyon dolar tazminat odemek zorunda birakmislardir. Bununla kalmayan Monsanto, arastirma ve delilleri FOX TV istasyonundan alarak yok etmis ve iki haber muhabirinin isten atilmasini saglamislardir.

Bugun Amerika’daki pastorize kutu sutlerin yaklasik %15’i hormon enjekte edilmis sigirlardan gelmektedir. Bir kisim cevreci sut ve mandira sirketleri kampanyalar yurutmekte ve bu hormonu kullanmamaktadir. Ancak surasi bir gercektir ki, Monsanto firmasinin son sene icerisinde %70 oraninda daha fazla siparis almasi, bu hormonun yavas yavas %15’lerden daha yukarida bir oranda kullanilacagina isarettir.

Yazarin bahsettigi konular icerisinde en urkutucu olan ise, su an Monsanto firmasinin genel muduru pozisyonunda olan kisinin, bir zamanlar Amerikan hukumetinin yiyecek ve ilac kalite kontrol organizasyonu FDA’da yardimci mudur olarak calisiyor olmasidir!!!

Cevirmenin Notlari:

1. Her ne kadar yukaridaki haberler, Amerika’da son 4-5 senede yasanan olaylari yansitiyor olsa da, yiyecek ve ilac konusunda endustrisi ilerlemis ulkeleri taklit etmeye yeni yeni baslayan ulkemiz icin de tehlike sinyallerini gormemezlikten gelemeyiz. Acikcasi su an Turkiye’de icilen pastorize sutlerin imalatinda hayvanlara hormon asilanip asilanmadigi sorusuna cevap vermek guctur. Ancak yine de zengin ve zinciri buyuk ilac ve yiyecek anonim sirketlerinin tipki yukaridaki haberlerde ornekleri goruldugu gibi devlete karsi yaptirimi ve kontrolu yuksek olacaktir. Yani soylemek istedigim, firma buyudukce, kazanc daha on plana ciktikca ve biz o urunun daha fazla reklam ve kampanyasini gordukce; tarafsiz arastirma orani ve sagliga olan yarari azalma gosterecektir.
2. Olabildigince dogal inek sutu tuketmeye calisiniz. Merak etmeyin, atalarimiz nasil bu sutten zarar gormedilerse, sizler de zarar gormeyeceksiniz. Ancak eger pastorize sutu cok uzun zamandir ve asiri kullandiysaniz, dogal inek sutune gecmeden once en az 3-6 ay kadar sute ara vermeniz ve sindirim sisteminizi dinlendirmeniz yarariniza olacaktir.
3. Mumkun oldugunca kucuk bakkallari, ciftcileri, otla beslenen hayvan eti satan kasaplari ve dogal mandiralari destekleyiniz. En guzel destek, onlardan alisveris etmektir!


REFERANSLAR

1. Got Hormones?, yazan Jeffrey M. Smith, Well Being Journal dergisinin 14’e 2 baskili sayisi
2. rbGH Hormonu ve IGF-1 faktoru ile ilgili bazi web adresleri:
a) http://www.shirleys-wellness-cafe.com/bgh.htm
b) http://www.ejnet.org/rachel/rehw454.htm
c) http://www.gettingwell.com/drug_info/nmdrugprofiles/nutsupdrugs/ins_0303.shtml
3. Vucut yaglanmasina cozum, yagsiz beslenmek mi, yazan Serkan Yimsel
4. Stedman’s Medical Dictionary
5. Tip Sozlugu, 9. Baski, yazan Prof. Dr. Pars Tuglaci

Saircon
27 03 2005, 17:00
BIRAKIN OYNASINLAR!
Okul Oncesi Cocuklarda Egzersizin Onemi
Yazan: Serkan Yimsel, Egzersiz Terapisti


Buyuklerimiz cok dogru soylemis; agac yas iken egilir diye. Gunumuz teknolojisinin insanoglunun bedensel hareketlerini her gecen gun daha bir kisitladigi yuzyilimizda okul oncesi kucuk bedenlerin firsat bulundukca egzersiz yapmasi, o bedenlerin ilerki yaslarda daha kuvvetli ve saglikli olabilmesini saglamaktadir. Bu yazida, ozellikle okul oncesi caglarda yapilacak fiziksel aktivitelerin yararlari ve ne tur aktivitelerin yapilmasi gerektiginden bahsedilecektir.

Cocuklarin gelisme surecinin, yani neyi ne zaman yapabileceklerinin ya da kavrayabileceklerinin ogrenilmesi, sadece guvenli bir egzersiz ortaminin olusturulabilmesi icin degil, gunumuz egitim sistemindeki bosluklarin giderilebilmesi icin de buyuk onem tasimaktadir. Biz buyukler (ve gunumuz egitim sistemi), tabii ki bir buyuk gibi dusundugumuz icin cocuklarimizin zeka seviyesini okuma, yazma, yeni bir lisan ogrenme ya da aritmetik beceri gibi modern bilimin gerektirdigi unsurlara gore olcmekteyiz. Bu unsurlar elbette bir cocugun egitiminde gereklidir. Ancak bilim adamlari, ozellikle okul oncesi cocuklarda bedensel aktivitelerin ve yaraticiligin kullanildigi oyunlarin, onlarin basarisinda en az modern bilimin unsurlari kadar onem tasidigina kanaat getirmektedirler.

Her birey, kendine has bir sisteme ve hiza bagli olarak gelisir. O nedenle insanoglunun yasam surecini kesin sinirlara bolerek genellemelere gitmek her zaman dogru sonuclar vermeyebilir. Ancak bu kisimda verecegimiz bilgiler, sizlere bir fikir vermesi acisindan yararli olacaktir. Gebelik ile ilk 15 ay arasindaki surede birey temel hayati idame guduleri olan yiyecek, barinak ve guvenlik duygularini ogrenir ve gelistirir. Bununla birlikte hareket ve denge hissi, diger butun 5 duyuya gore ilk gelisen histir. Smart Moves (akilli hareketler) kitabinin yazari profesor Hannaford’a gore gebelik sonrasindaki ilk 5 ayda bebek daha 5 duyusunu tam olarak gelistirmeden yer cekimi ile basedebilecek ve fiziki cevreyi taniyabilecek hislerini gelistirmektedir. Yaklasik bir yasina geldiginde bebek sirasiyla surunme, dik oturabilme, emekleme, yerden kalkma, yurume ve hatta kosabilme becerilerini kazanmis olur. Hareket hissinin, duyma, dokunma, koklama, tad alma ve gorme hislerinden once gelismis olmasi, fiziksel aktivitenin ve beden kuvvetinin biz insanlarin hayatinda ne kadar onem tasidigina bir isaret degil midir?

Dunyaca unlu bilim adami Albert Einstein’in soyledigi su unlu soz, yukarida verdigimiz temayi dogrulamaktadir: Ogrenmek, tecrube etmek demektir. Tecrube haricindeki hersey, sade bilgiden ibarettir. Einstein’in burada demek istedigi, ogrenmenin gormek, isitmek ya da okumak gibi sadece zihin cimnastigi kullanilarak yapilan islemlerden ibaret olmadigi, bireylerin fiziksel olarak deneyerek ve yaraticilik kullanarak gelistirdikleri islemlerin de onemli oldugudur. Nitekim gorme duyusunun sadece %10’unun gozlerde olustugunu, diger %90’lik kismin dokunma ve hareket gudulerini gerektirdigini belirten doktor Hannaford, bir cismi ilk defa goren bir bebegin o cismi gozleriyle incelemek yerine hemen ona dogru kollarini uzatarak dokunmaya ve onunla oynamaya calismasini boyle aciklamaktadir.

Bebegin gelisimi esnasinda onun bedenini kullanmasini gerektiren dogal hereketlerinin kisitlanmamasi cok onemlidir. Dogumdan sonraki fiziksel gelismede ilk adim, omurga ve boyun kaslarinin kuvvetlenmesidir. Boylece bebek basini kaldirabilecek ve cesitli dogrultulara dogru cevirerek gorme duyusunu gelistirecektir. Ancak doktor Hannaford’a gore 45 derece egimli bebek arabalarina uzun sureler oturtulan ve dolayisiyla boyun ve omurga kaslarini calistirma geregi duymadan etrafa bakan bebeklerde ilerde gorme duyusunun tam gelismesi saglanamamaktadir. O nedenle bebeklerin genellikle yatay duzlem uzerinde yer cekimine karsi kendi kaslarini kullanarak mucadele etmesi ve bu kaslarini kullanmasi cok onemlidir.

Bebegin boyun ve omurga kaslari kuvvetlendikten sonra onun fiziksel gelismesinde sirasiyla surunme ve emekleme basamaklari gelir. Ozellikle emekleme asamasi bebegin gelisiminde cok onemlidir ve bebegin daha erken yurumesi icin yurumeye yardimci olan aletler ile gecistirilmeye calisilmamalidir. Doktor Hannaford arastirmalarinda gostermistir ki emekleme hareketi, beynin iki yarikuresi arasindaki iletisimi guclendiren sinir yollarinin gelisimini saglamaktadir. Boylece vucudun her iki tarafi ayni anda calisabilmekte ve bebegin yasi ileledikce onun ogrenme hizi artmaktadir.


Bebeklerin egzersizlerinin ana hatlariyla ilgili olarak uzmanlar, etrafi ve cisimleri kesfetmeye calismanin en guzel baslangic oldugunu soylemektedirler. O nedenle bebeklerinize onlarin uzanabilecekleri, kaldirabilecekleri ve tutup firlatabilecekleri oyuncaklarla dolu ve guvenli bir oda ayirmaniz cok onemlidir. Onlarin boyuna uygun tutunup vucut agirliklarini cekerek kalkabilecekleri tahta barlar guzel bir alternatif olabilir. Onlarin ellerinden tutarak da bu cekme egzersizini calistirabilirsiniz. Sik sik onlari yuzukoyun yere birakarak etrafi kesfetmeleri icin boyun ve ust omurga kaslarini kullanarak yer cekimine karsi mucadele etmelerini saglayiniz. Yalniz bu pozisyonda cok uzun sure kalmamali ve ozellikle uykuya dalmamali. Merdivenlerin baslangicina giden yollari bloke ediniz ve kirilabilecek ya da cektiklerinde uzerlerine dusebilecek cisimleri (sehpa, tabure vs) ortamdan uzaklastiriniz.

Onbesinci aydan 3 bucuk yasina kadar olan donem icerisinde bireyler; kendilerini ve cevrelerindeki insanlari tanimayi, kendi duygularini, lisani ve yaraticiligi ogrenirler. Ayrica hafizanin ve sosyal iliskilerin gelistigi donem de bu donemdir. Doktor Hannaford’a gore ogrenmenin ve yaraticiligin buyuk bir kisminin gelistigi bu donem bol bol oynamayi gerektirir. Ozellikle cocuklarin kendi yaraticiliklarini kullanarak ve birbirleriyle etkileserek oyun esnasinda ogrenmesinin, en hizli ve etkili ogrenme yolu oldugunu belirten Hannaford, ne yazik ki gunumuzde oyun imkanlarinin cok kisitlandigina isaret etmektedir. Bir zamanlar tarlalarda bahcelerde hayal guclerini kullanarak ve agac dallari, ipler, karton kutular ya da eski giysiler kullanarak kizilderili kovboy oyunlari, evcilik oyunlari ya da ucak pilotlugu oyunlari oynayan cocuklarimiz, bugun elektronik oyuncaklar, bilgisayar oyunlari ve televizyon ile mesgul durumdadir.

Televizyon ve bilgisayar oyunlari, sadece hareketi azalttigi ve gunes isigindan faydalanmayi engelledigi icin degil, ayrica hayal gucunu ve yaraticiligi yok ettigi icin de cocuklarimiz icin zararlidir. Ogrenme isi deneyim ve komunikasyon yolu ile olur, bir ekrandan hizla gelip gecen binlerce resim ile degil. Bu nedenle televizyon yolu ile ogrenmenin dogal ya da saglikli olmadigini vurgulayan Hannaford, gunde 6 ya da daha fazla saat televizyon seyreden cocuklarda, hic seyretmeyen ya da cok az seyreden cocuklara gore daha dusuk IQ seviyelerinin tesbit edildigini gostermektedir. Doktor Hannaford’un da dahil oldugu bir cok arastirmaci, cocuklarin en az 8 yasina gelene kadar onlara televizyonun yasak edilmesi, bunun yerine onlarin sik sik disarida, kendi oyuncaklarini kendileri yaratarak oynayacaklari oyunlara tesvik edilmesi gerektigini belirtmektedir.

Fiziksel aktivitenin zihinsel gelisime ve ogrenmeye olan etkisi ozellikle son yillarda yapilan arastirmalardan sonra daha bir aciklik kazanmistir. Oyle ki koordinasyonu gerektiren kas aktiviteleri, bireylerde sinir hucrelerinin buyumesini sagladigi gibi, sinir baglantilarinin miktarini da arttirmaktadir. Kanada’da yapilan ve yaklasik 500 ogrencinin katildigi bir arastirmada gunde yaklasik 1 saat beden egitimi dersine giren ogrenci kismi, hic bir fiziksel aktivitede bulunmayan ogrenci kismina gore sinavlarinda daha basarili olmuslardir. Ayni sekilde Amerika’nin Illinois eyaletinde bir okulda yapilan arastirmada zihinsel uyari testleri sonucu fiziksel aktivitelere sik katilan cocuklarin digerlerine oranla daha fazla uyariyi algilayabildikleri ve cevap surelerinin daha kisa oldugu bulunmustur.

Beden egitiminin cocuk fiziksel gelisimine sagladigi en buyuk faydalardan birisi, hic kuskusuz kuvvetli bir kemik dokusunun kazanilmasidir. Nedense kemik dokusunun kazanilmasindan bahsedildiginde ebeveynlerin ilk aklina gelen sut icimidir. Halbuki yapilan arastirmalar gostermistir sut icme ile kemik dokusunun gelisimi arasinda oldukca zayif bir baglanti bulunmaktadir. Arastirmacilar, yercekimine karsi yapilan ve genc kemiklerde dikey yuk olusturan egzersizlerin (yurume, comelip kalma, sicrama, ip atlama vs.) kemik gelisimine en cok yarar saglayan unsurlar oldugunu belirtmektedirler.

Onbesinci ay ile 3 bucuk yas arasi donemde yapilacak aktivitelerle ilgili ana hatlar kisaca soyledir; en az 30 dakika planli aktivite ve en az 1 saat kadar da serbest oyun imkani saglanmalidir. Icerde yapilan aktivitelere oldugu kadar disarda ve dogada yapilan aktivitelere de yer verilmelidir cunku bu cocuklarin dogayi kesfedebilmeleri icin gereklidir. Planli aktivitelerden kastimiz, anne ya da baba gibi bir gozeten ve katilimci esliginde kontrol edilen aktivitelerdir. Bu aktivitelere ornek olarak cocuk parkinda oynamak, top ve futbol oyunlari, hayvan yuruyuslerinin taklitleri ve dans gosterilebilir. Serbest oyun icinse kucugun el-goz koordinasyonunu gelistirecek kuplerle ev kurma veya bir oyuncak yer supurgesini cekip itme aktiviteleri yapilabilir. Bu donemdeki cocuklarin 1 saatten fazla hareketsiz kalmamasi saglanmalidir. (televizyon, video oyunlari, bebek arabasinda ya da bebek sandalyesinde statik oturmalar) Ozellikle ev icerisinde, cimenlerde ya da sahil kumu uzerinde kucuk ayaklarin kuvvetlenmesi icin sik sik ayakkabilarin cikartilmasi ve yalin ayak ile yurunmesi tavsiye edilir. Sokakta ya da asfalt uzerinde tabii ki ayakkabi giyilmelidir. Yuruyus ayakkabilarinin yumusak ve bukulebilir olmasi, ayaga tam oturmasi ve ayak bileginin tam hareketine izin vermesi, ayakkabi konusunda dikkat edilmesi gereken hususlarin basinda gelir.

Cocuk parkinda yapilan oynamalarda mekanin guvenligi esastir. Parktaki aletlerin cocugun yasina uygun olmasi gerekir. Ozellikle yeni parklarda hangi yasa gore dizayn edildigi ilan edilmektedir. Zemin yumusak bir zemin olmalidir, rendelenmis kaucuk, yonga ya da kum zeminler, beton ya da asfalt zeminlere gore daha guvenlidir. Bu zemin uzerinde kirik cam parcalari, yerden cikinti yapan ve kucuk ayaklarin takilabilecegi agac kokleri ya da metal boru uclari bulunmamalidir. Tirmanma demirleri 1 bucuk-2 metrenin uzerinde olmamalidir, unutulmamalidir ki zemin ne kadar yumusak olursa olsun 3 bucuk metrenin uzerindeki dusmeyi hic bir zemin yapisi kontrol edemez. Salincak ve diger benzeri genis hareket alani olan aletler, diger aletlerden uzak bir bos alana insa edilmis olmalidir, cunku kimse cocuklarinin baska bir alete dogru yururken hizla hareket eden bir salincak tarafindan hedef alinmasini istemez.

3 bucuk yas ile 6 yaslari arasinda cocuklar kisisel imaj, ic gudu, hareket ve ritim duyulari ile dusunce butunlugunu gelistirirler. Ana okulu yaslari olarak da bilinen bu yaslarda cocuklar onemli bir evre atlatmaktadirlar cunku ebeveynlerine daha az bagli bir duruma gelmektedirler. Aile konusmalarinda ya da yemek hazirlama gibi islerde daha katilimci durumdadirlar. Ogrenme icgudusunun gelismesiyle birlikte dunyayi tanima ilerlemistir ve bu yaslarda cocuk surekli soru sormaya baslar. Ufak tefek islerde kendisine guvenilmesini ve o isi kendisinin yapmasini ister, o nedenle ebeveynlerin baligi ona hazir vermesi yerine, nasil balik tutulacaginin ogretilmesi daha dogru olacaktir.

Fiziksel aktivite, tipki bir onceki yas gurubunda oldugu gibi bu yas gurubunda da oldukca onemlidir cunku anaokulu yaslarinda cocuklarda bitmek bilmeyen bir enerji yogunlugu bulunmaktadir. Bu yaslarda cocuklarin sadece aile icinde ya da kendi baslarina oynamalarindan ziyade, oyun alanlarinda diger cocuklarla oynamaya tesvik edilmeleri, paylasma duyularinin gelismesi icin gereklidir. Gunde en azindan 1 saatlik planli aktivite ve de 2 saatlik serbest oyun zamaninin ayirilmasi dikkate alinmalidir. Doktor Hannaford’a gore gunumuz modern egitim sisteminin hatalarindan biri, cocuklarin cok erken yaslarda okula baslamalari ve ders suresi boyunca (40 dakika ila 1 saat arasi) onlarin pur dikkat bir yazi tahtasina odaklanmalaridir. Insan goz yapisinin 9 yasindan evvel tamamen gelismedigine dikkati ceken Hannaford, erken yaslardaki cocuklarin uzun sureler sabit olarak bir resme, yaziya ya da televizyon programina bakmalarinin ilerde miyopluk sorununu yaratabilecegini vurgulamaktadir.

Planli fiziksel aktivitelere ornek olarak top yakalama, kaleye sut cekme, cok yuksek olmayan ve uzerinde kolaylik acisindan dugumler olan bir halata tirmanma, ip atlama, anne-baba ile yapilan minder guresleri, kamp ve cadir kurma aktiviteleri, bahcede fidan dikme ya da karton kutular, kopukler kullanilarak yapilan bir denge parkurunda ceviklik ve denge calismalari gosterilebilir. Serbest oyunlarda ise cocuk guvenli bir ortamda arasira kontrol edilerek kendi kendine oynayacaktir. Bu aktivitelere ornekler ise oyuncaklarla oynama, boyama, cizme, evcilik oyunlari, zeka oyunlari ya da kiz cocuklari icin elbise ve suslenme oyunlari verilebilir. Bircok anne-baba cocuklarinin organize spor dallarina atilmasi icin cok isteklidir. Her ne kadar bazi spor branslarinin ligleri 4 yasindaki cocuklara bile acik olsa da, uzmanlar okul yasindan once cocuklarin bu spor dallarina atilmalarinin uygun olmadigi gorusundedirler. Buna neden olarak ise spor dallarinin kazanma hirsli ortami ile karmasik kurallarini one surmektedirler. Bunun yerine anne veya baba ile yapilan basit top firlatma, top yakalama, tek ayak uzerinde denge, bisiklete binme, bir agactan diger agaca kadar yarisma gibi spora hazirlayici ancak asiri kuralci olmayan aktiviteler tercih edilmelidir.

Her ne kadar bu 1 saatlik planli fiziksel aktivite gozlere az gorunse de, bugun gelismis devletlerde anaokul cocuklarinin buyuk bir cogunlugu bu surenin yarisindan daha az bir sure egzersiz yapmaktadirlar. Ozellikle Amerika’da 2 ila 5 yaslari arasinda artmaya baslayan obesite tehlikesi bu bulgulari aciklamaktadir. Bu yaslardaki her 10 cocuktan birisinin asiri sisman olduguna dikkati ceken profesor doktor Russ Pate, yuvada aktif olmayan cocugun yuva disinda da aktif olmayacagini belirterek anne ve babalari anaokulu secerken dikkatli olmalari konusunda uyarmaktadir.

Simdiye kadar verdigimiz egzersiz orneklerinden de anlasilabilecegi gibi, ergenlik oncesi cocuklarin fizyolojisi, uzun suren aerobik tarz egzersizlere nazaran, kisa sureli, cabukluk ve beceri gerektiren, sik sik az dinlenme aralikli anaerobik egzersizlere daha yatkindir. Bunun nedeni kucuk bedenlerdeki asit konsantrasyonunun (ph) egzersiz esnasinda asiri yukselmesidir. Bu nedenle okul oncesi cocuklarin uzun kosular ya da benzeri monoton aktiviteler yerine, kaleye sut sekme, ip atlama, kisa yarislar gibi patlayici ve anabolik (yapici) ozellikte aktivitelerde bulunmasi daha dogru olacaktir.

Her ne kadar bu yazi okul oncesi cocuklarin egzersiz konusunu ele alsa da, 6 ila 12 yaslari arasinda cocuklari olan ve bu yaslarda aletli ya da serbest agirlikli salon egzersizlerinin yapilmasinin dogru olup olmadigini merak eden okurlar icin bu kisma da yer ayirdik. Ozellikle 70’li yillarda ileri surulen ve agirlik calismalarinin cocuk kemik uzamasina engel oldugu iddialari, National Strength and Conditioning Assosiation (NSCA) organizasyonunun arastirmalari sonucu curutulmustur. Bu arastirmalar gostermistir ki olimpik halter kaldirma antrenmani seklinde olmadikca, dogru planlanmis bir agirlik ve kuvvet idmani cocuklarda hic bir boy uzama engeli yaratmamis, yerine %30 ila %40 oraninda kuvvet artisi saglamistir.

1985 senesinde aciklanan agirlik egzersizi ana hatlarini belirleyen arastirmalarin gosterdigi uzere 6 ila 12 yaslari arasindaki cocuklarin mutlaka bir gozetmen esliginde calismalari, baslangicta muhakkak saglik ve fiziksel yeterlilik sinavlarindan gecirilmeleri, kullanacaklari makinalarin bedenlerine uygun boyutta ayarlanabilir olmasi, egzersizlerin yarisma havasinda yapilmamasi, muhakak isinma ve soguma surelerine yer verilmesi, maksimal agirliklardan kacinilmasi, haftada 2-3 kere ve 20-30 dakikalik surelerde calisilmasi, 5-6 egzersiz, 6-15 tekrar ve 1-3 setli egzersizlerle calisilmasi, vucut agirliginin kullanildigi comelip kalkma, sinav ve barfiks gibi egzersizlere de yer verilmesi gereklidir. Bu yas guruplari icin unutulmamasi gereken bir husus, egzersizlerden elde edilen kuvvetin kas hipertrofisinden (hacim) ziyade sinirsel uyarim faktorlerine bagli oldugudur. Bunun nedenlerinden birisi ergenlik oncesi testosteron hormonu miktarinin yetiskin bir bireydeki testosteron miktarina gore onda biri seviyelerinde olmasindandir.Bir diger neden ise kas kitlesinin vucut kitlesine gore orani daha dusuk durumdadir. Yetiskinlerde kas kitlesi vucut agirliginin %40’i iken ergenlik oncesi cocuklarda bu oran %25-30 arasidir.

Cocuk sagligi ve egzersiz konularindan bahsedip de az da olsa beslenme ve gida secimine deginmeden gecmenin dogru olmadigi gorusundeyiz. Bircogumuz, cocuklarin performansi ve sagligi icin gerekli olan herseyin modern bilimin buluslarinda yani ilaclarda, vitamin haplarinda, mineral katkili ozel paket yiyeceklerde ve sportif gidalarda bulundugunu dusunmekteyiz. Sizce yiyecek ve ilac sanayiinde devrimi yaratan bu modern ulkelerde sismanlik, diyabet ve kanser gibi kronik rahatsizliklarin artmaya ve cocuk yaslarda bile ortaya cikmaya baslamasi biraz garip degil mi? Bu ikilemin kokeninde, insanoglunun doga ile kurdugu baglantiyi kaybetmeye baslamasi ve dogadan daha ustun oldugunu ispatlamaya calismasi yatmaktadir. Gerek cocuk, gerekse yetiskin bireylerin sagligi icin temel teskil eden butun besinler tabiat ana tarafindan hali hazirda insanogluna sunulmustur. Bu kisimda sadece sizlere bu temel besinleri hatirlatmak ve neden onemli oldugunu gostermek amacindayiz.

Bu ana besinlerin basinda hic suphesiz aslinda kati bir bir besin maddesi olmayan, ama organizmamizi kusursuz bir sekilde besleyen su gelmektedir. Su insan vucudunun %45’i ila %75’ini olusturur. Bu degerin boyle genis araliklarda seyretmesinin nedeni vucut kompozisyonundaki farkliliklardir. Kas kitlesi yogun olan bireylerde su orani daha fazladir cunku bir kas hucresinin %75’i sudur. Yag hucrelerinde ise su hemen hemen hic yok gibidir. Suyun vucuttaki gorevleri saymakla bitmez. Sindirime yardimci olur, cunku sindirim enzimlerinin cozucusu ve tasiyicisidir. Akciger yuzeylerinin surekli nemli kalmasini ve oksijenle daha kolay etkilesmesini saglayarak solunuma yardimci olur. Kanimizda oksijenin daha etkili tasinmasini saglar.Sodyum ve potasyum tuzlarinin cozunmelerinde etkili olarak sinir uyarilari ve kas kasilmalarini kontrol eder. Yeterli su icen bireyler bu nedenle daha kolay ve hizli ogrenirler. Protein yapisi ve fonksiyonlarinda gorev alir. Butun bu hayati fonksiyonlari duzenleyen su, diyetimizde cok onemlidir ve her bireyin gunde vucut agirliginin en az 30’da biri kadar litre miktarinda su tuketmesi gereklidir. Yani 30 kilo gelen bir cocugun gunde en az 1 litre su icmesi ornek verilebilir.

Bunun yaninda vucut suyunu azaltan maddeler de vardir ki bunlarin basinda kahve, kafeinli icecekler, cay, sportif icecekler ve cikolata gelir. Bu maddeler suyun bobreklerden geri emilimini engelleyerek vucutta su kaybina neden olurlar. Bu islem uzun sure devam eder ve bir aliskanlik haline gelirse vucut su ihtiyacina olan hassasiyetini kaybedecek ve suya en cok ihtiyac olundugu durumlarda bile bireyler susuzluk duymayacaklardir. Bircok arastirmaciya gore bu durum kronik hastaliklarin baslangicidir ve bireyler su eksikligini ilaclar ve tibbin verdigi diger yollar ile gidermeye calisacaktir. Bu duruma dusmemek icin ozellikle cocuklarin yukarida bahsettigimiz maddeleri eser miktarlarda tuketmeleri, uyku duzenini de bozdugu gerekcesiyle ozellikle ogleden sonra kafeini iceren hic bir maddeyi yememeleri yerinde olacaktir.


Beslenme konusunda suyun ardindan dengeli bir sekilde alinmasi gereken proteinler, yaglar ve karbonhidratlar gelir. Proteinler ve yaglar hucre zarinin yapisinda gorev alirlar ve cocuklarin buyumesinde gereklidir. Ayrica proteinler hemoglobin, kas fibrili, antikor ve hormon yapisina katilarak vucutta onemli islevleri yerine getirirler. Hayvansal gidalarin bircogu protein acisindan zengindir. Bunlarin arasinda otla besili ve saglikli hayvan etleri, hakiki inek sutu ve ciftlik yumurtasi ornek gosterilebilir. Protein, bitkisel kaynaklardan da karsilanabilir ancak dogru bir kombinasyona gidilmelidir. Baklagillerin ve sebzelerin karistirilarak yapildigi ve yumurta gibi besinlerle desteklendigi yemekler, et ve et turevlerinin yerini doldurabilir. Esansiyel yaglarin saglanabilmesi icinse koy tereyagi, balik yagi, zeytin yagi, cekirdek ve cig findik-badem gibi yemislerin yenilmesiyle kazanilan yaglar; rafine bitkisel yag veya margarinlere oranla daha cok tercih edilmelidir. Karbonhidratlar, ya da bircok seker molekulunun biraraya gelmesiyle olusmus zincir yapilar, vucudumuzu icin temel enerji kaynagidir. Ozellikle sebze, meyve ve hububatlar karbonhidratlarin bol bulundugu besinlerdir. Vucut icin onemlidir ancak protein ve yaglarla bir denge icerisinde alinmasi gereklidir. Beslenme konusunda daha fazla bilgi icin kaynaklar kismindaki “Vucut yaglanmasina cozum yagsiz beslenmek mi?” konulu makale yazisini okumanizi tavsiye ederiz.

Beslenme konusunda ebeveynlerin en cok dikkat etmesi gereken konu, cocuklarin basit sekerlerden olabildigince uzak kalmasidir. Basit sekerler genellikle karbonhidrat turevlerinin islemlerden gecirilmesi ve paketlenme usulu ile raflarda ya da buzdolaplarinda daha uzun sure dayanabilmesi amaciyla uretilen yiyeceklerdir. Vucuda hic bir vitamin ya da mineral getirmez iken tersine vucuttan esansiyel besin kaybina neden olurlar. Bu yiyeceklerin basinda her turlu tatli ve pastane urunleri, cikolatalar, sekerlemeler, taze sikilmis olmayan meyva sulari, kola ve diger gazozlu icecekler, modern kahvaltillik misir gevrekleri (corn flex)ve bir cok ketcap turevi gelmektedir. Basit sekerlerin asiri tuketilmesi sonucu vucutta meydana getirdigi hasarlara ornek olarak; bagisiklik sisteminin zayiflamasi ve hastaliklara karsi dayanikliligin azalmasi, besin alerjileri ve barsak parazitleri olasiliginin artmasi, vucut asitligini artmasiyla kemiklerden kalsiyum eksilmesine neden olmasi, kulak yolu iltihaplarina ortam hazirlamasi, derslerde knsantrasyonu azaltmasi, dis curumelerini hizlandirmasi, sempatik sinir sistemi hormonlarini salgilayan adrenal bezlerin asiri yorulmasina neden olmasi, diyabetik (kan sekeri) hastaligina zemin hazirlamasi ve sismanliga yol acmasi gosterilebilir. Cok degil, sadece 400 sene oncesine kadar insanoglunun dogrudan alabilecegi hicbir basit seker turevinin bulunmadigi, sinir sisteminin ve beynin ihtiyac duydugu glukozun seker pancari, meyveler, sebzeler ve hububatlar gibi kompleks karbonhidratlarin sindiriminden kazanildigi dusunulurse neden yukarida bahsettigimiz yiyeceklere ihtiyacimizin olmadigi daha iyi anlasilacaktir.


Umariz bu yazida belirttigimiz cocuklar icin fiziksel aktivite ve beslenme ile ilgili bilgiler siz buyukleri yeterince aydinlatmaya ve motive etmeye yardimci olacaktir. Cocuklar, hemen hemen her konuda buyukleri taklit etmeye ve yaptiklarini yapmaya calisan varliklardir. O nedenle bu bilgileri kuru bilgi olarak alip kendilerine tavsiye vermek yeterli degildir. Siz buyuklerin hareketli bir yasam surmesi, sik sik fiziksel olarak kendinizi mesgul edecek ugraslarda bulunmasi, televizyon ve videoyu daha az seyretmesi ve saglikli, evde pisen yemekleri tercih etmesi, cocuklarinizin da hayat boyu surecek bu guzel aliskanliklari edinmesini garantileyecektir. Unutulmamasi gereken bir diger nokta, gerek buyukler, gerekse cocuklar icin herhangi bir fiziksel aktivite programina baslamadan once bir uzman doktor ve diyetisyenin goruslerinin alinmasi gerekliligidir.

Gelecegin sagligi, onlarin sagligina baglidir…
KAYNAKLAR ve TAVSIYE EDILEN YAYINLAR

1. Smart Moves (why learning is not all in your head), yazan. Carla Hannaford, PH.D.
2. http://www.medicalnewstoday.com/medicalnews.php?newsid=15217, aktif cocuklarda zihinsel basari oraninin artigini gosteren bir arastirma.
3. Fit Kids (practical guide to raising healthy and active children-from birth to teens) yazan Mary L. Gavin MD, Steven A. Dowshen MD, Neil Izenberg MD
4. http://www.infozine.com/news/stories/op/storiesView/sid/6336/, cocuklarda fiziksel aktivitenin, sut icimine gore daha fazla kemik kuvveti gelistirdigine dikkati ceken bir arastirma
5. Essentials of Strength Training and Conditioning, yazan Thomas R. Baechle, Roger W. Earle (170-178 sayfalar)
6. http://www.drgreene.com/21_1854.html, okul oncesi fiziksel aktivite konusu ile ilgili bir makale
7. http://www.kinderstart.com:8080/kindertoday/1014411649/index_html, okul oncesi cocuklarin egzersiz yapisini anlatan bir makale
8. http://kidshealth.org/parent/firstaid_safe/outdoor/playground.html, cocuk parklarinin guvenlik kanunlarindan bahseden bir yazi
9. http://www.illinoisearlylearning.org/tipsheets/fitness-preschool.htm, yuva donemi cocuklarda fiziksel aktivite onerileri veren bir yazi
10. http://www.usatoday.com/news/health/2004-11-01-preschool-exercise_x.htm, anaokullarinda fiziksel aktivite kisitligina dikkati ceken bir arastirma
11. American College of Sports Medicine Guidelines for Exercise Testing and Prescription, 4th edition
12. http://www.naturalstrength.com/research/detail.asp?ArticleID=200, ilk okul cagindaki cocuklar icin kuvvet ve aletli calismalarinin onemini anlatan bir makale
13. “Vucut yaglanmasina cozum yagsiz beslenmek mi?, yazan Serkan Yimsel, www.prospor.net
14. You Are What You Eat, beslenme cd seti, yazan Paul Chek, www.chekinstitute.com
15. University of California Los Angeles beslenme kursu ders notlari
16. Tip Sozlugu, yazan Prof. Dr. Pars Tuglaci

hhyter
21 04 2005, 17:00
arkadaslar kur hakkinda uzman olan varmi bana ozel mail atin cok agolun,,,cakhun@earthlink.net