PDA

Tüm Versiyonu Göster : BILIM - BILGI



Sayfalar : [1] 2

Sansli
30 08 2004, 17:00
Fuara özel robotlar


Bu yıl ikincisi düzenlenecek Tasarım Yarışmasına katılacaklar arasında top toplayan da var basketbol oynayan da...


İzmir Uluslararası Fuarı kapsamında Pakistan Pavyonu'nda ziyaretçilerle buluşan Uzay Teknolojileri ve Robotlar standı ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Pek çoğu İZFAŞ tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek Ulusal Robot Tasarım Yarışması'na katılacak robotlar arasında top toplayan da var basketbol oynayan da.

Bu yıl da iddialılar
Basketbolcu robot Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri Emre Taşlıdere, Emre Işıklı ve Benal Özçelikyıldız'ın ortak tasarımı.
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Makine Mühendisliği son sınıf öğrencileri Ümit Sezgintürk, Erkin Gezgin ve arkadaşlarının tasarımı olan İgloo adlı robot 1 buçuk metrekarelik bir alanda 2 dakika içinde 10 tane pin pon topu toplayabiliyor. Tasarımcılar farklı ortamlara ve görevlere uyarlanabilecek şekilde düşünülen ve 6 ayda hayata geçirilen İgloo'nun geliştirildiği takdirde özellikle atık toplama işinde yararlı olabileceğini ifade etti.
Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Tasarımı bölümü'nde Yüksek lisans yapan Elektronik Mühendisi Özkal Özsoy'un tasarımı olan 'Böcek Roböcükler' değişik özellikleriyle dikkat çekiyor. Karanlıkta mum söndüren, istenen saatte uyandıran, dans eden roböcüklerin bir kısmı karanlıktan korktuğu için ışıklar kapatıldığında çığlık atarken bir kısmı da karanlıkta horlayarak uyumaya başlıyor.

MAZI
30 08 2004, 17:00
Okuyalim, yazalim, duyalim, ogrenelim...

MAZI
30 08 2004, 17:00
Bilgiye yasam veren azimdir. VON GOETHE

MAZI
30 08 2004, 17:00
Mazeret gosterme, marifet goster.
Hicbir mazeret basarinin yerini tutamaz.

MAZI
30 08 2004, 17:00
Hz. Muhammed:


Besikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.

Ilim ögrenmek her Müslüman için farzdir.
Ilim ögrenen kisiye, denizdeki baliklara kadar her sey istigfar eder.

Ilminden faydalanilan bir alim, bin Abid'den daha hayirlidir.


Insan öldügü zaman üç sey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye,

faydalanilan ilim, salih evlat.

MAZI
30 08 2004, 17:00
Haci Bektas Veli:

Bilgi ile dogruya yol görünür, yumusaklik ile insanlara katlanilir.
Ilim, hakikate giden yollari aydinlatan i******.
Ilimden gidilmeyen yolun sonu karanliktir.

Sansli
01 09 2004, 17:00
CeBIT Eurasia Bilişim Fuarı

CeBIT Eurasia Bilişim Fuarı dünyanın ilk 10 teknoloji fuarı arasında yer alıyor. CeBIT Eurasia Bilişim teknoloji fuarları arasında son 4 yılda katılımcı şirket ve ziyaretçi sayısını artıran tek fuar niteliği taşıyor.

Geçen yıl 166 bin ziyaretçi çeken CeBIT Eurasia Bilişim, bu sayı ile Deutsche Messe AG'nin verilerine göre ziyaretçi sayısı ile dünyanın 6'ncı en büyük fuarı olmayı başardı. Fuara bu yıl 170 binin üzerinde ziyaretçi bekleniyor. Fuarın Türk düzenleyicisi Interpro Genel Müdürü Şafak Alpay, TÜYAP kompleksinin metrekare olarak genişlemesiyle, CeBIT'i gelecek yıllarda daha geniş bir alana yaymayı hedeflediklerini söyledi. Deutsche Messe verilerine göre, tüm teknoloji fuarları 1999 ile 2003 yılları arasında önemli ölçüde kan kaybına uğradı.

Dünyanın ikinci en büyük fuarı unvanını taşıyan ve Amerika kıtasının en büyük fuarı olan Comdex, 2003'te 9'unculuğa düştükten sonra, katılımcı şirket eksikliği nedeniyle bu yıl iptal edildi. En son CeBIT America da katılımcı şirket eksikliği nedeniyle bu yılki faaliyetini iptal ederek gelecek yılı beklemek zorunda kaldı. Dünyanın en büyüğü CeBIT Hannover fuarı da, fuarcılıktaki düşüşe karşı koyamadı.

Hannover'den sonra ikinci

CeBIT Eurasia Bilişim Fuarı, Hannover merkezli Deutsche Messe şemsiyesi altında düzenliyor. 18-24 Mart tarihlerinde Hannover'de toplanan CeBIT-Hannover dünyanın en büyük bilişim fuarı. Serinin diğer fuarları, CeBIT Asia 26-29 Nisan tarihlerinde Şanghay'da ve CeBIT-Australia 4-6 Mayıs tarihlerinde Sidney'de gerçekleştirildi. İstanbul'da toplanan Avrasya fuarı serinin son ayağı. Geçen yılki verilere göre Hannover'de toplanan CeBIT, 6 bin 602 katılımcı şirket ve 556 bin 248 ziyaretçi ile dünyanın en büyüğü oldu. CeBIT Bilişim Fuarı'nı dünyanın en büyük fuar organizasyon firmalarından Deutsche Messe ile Türk ortağı Interpro'nun ortaklaşa girişimi sonucu gerçekleştiriliyor.

Vestel'in güvenlik meleği

Türkiye'de ev elektroniği, beyaz eşya ve bilgi teknolojileri pazarının öncü isimlerinden Vestel, 'Teknolojinin Türkçesi' konsepti adı altında hayatı kolaylaştıran teknolojik ürünlerini CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı'nda, sergiliyor. Ziyaretçiler tarafından firmanın standında en çok ilgiyi Angel adındaki Kablosuz Güvenlik ve Ev Otomasyon sistemi aldı. Vestel Angel serisi, hırsızlığa karşı sağladığı güvencenin yanı sıra, evde yalnız kalan yaşlı ve çocukların güvenliğini de sağlıyor. Pazarda bulunan güvenlik sistemlerinden farklı olarak tasarlanan Angel, kontrol paneli ile kablosuz olarak iletişim kuruyor. Sadece güvenlik sistemleri için ayrılmış olan 868 Mhz frekansını kullanan ürün, kablolu sistemlerde oluşan frekans kirliliğini ve yaşanacak problemleri de engelliyor.

Ev sahibinin evde olduğu veya olmadığı durumlarda kapı, camın açılması, ev içerisinde hareket algılanması veya camın kırılması gibi hallerde alarm veren sistem, telefon hatını kullanarak hem kullanıcıya hem de MGİ Gözlem İstasyonu'na bilgi veriyor.

Sansli
04 09 2004, 17:00
7 dil bilen 'yol kılavuzu' yaptılar


Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Merkezi'nde kurulan NAV TURK şirketi Türkiye'de ilk gelişmiş navigasyon sistemini (Yol Bulma klavuzu) üretti. Acil noktaları tek tuşla gösteren sistemle İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Antalya'da sürücüler kolay adres bulacak. Sistem 7 dilde yol gösterebiliyor. Kılavuzun satış fiyatının 1 milyar lira civarında olması bekleniyor.

BOĞAZİÇİ Üniversitesi ile ortak çalışma yürüten NAV TURK şirketi İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya gibi büyük şehirlerde kullanılmak üzere bir navigasyon sistemi geliştirdi.

CeBIT Eurasia Bilişim Fuar'ında tanıtılan sistem 3 yıllık bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkarıldı. Avrupa Birliği'nin (AB) en büyük navigasyon şirketlerinden birisi olan NAVIGON'un teknoloji desteğinin alındığı projeye KOSGEB de (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) katkıda bulundu. Türkiye'nin ilk gelişmiş navigasyon hizmeti unvanını alan ürünü yaratan ekibin başında bulunan NAV TURK Genel Müdürü Sefer Özhan, projenin 50 kadar Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi ve Boğaziçi Üniversitesi Teknoloji Merkezi öğretim üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildiğini belirtirken, İstanbul'da kullanılacak navigasyon sisteminin haritalandırma çalışmalarının çok uzun zaman aldığını da kaydetti.

SÜRÜCÜLERE KOLAYLIK:

Gelişmiş ülkelerde yıllardır uygulanan navigasyon sistemi, Türkiye'de bulunmuyordu. Özellikle İstanbul'da haritalandırmanın sağlıklı olarak yapılmamasından kaynaklanan sorunlar nedeniyle hayata geçirilemeyen navigasyon sistemi, sürücülere önemli kolaylıklar sağlayacak.

ACİL NOKTALARA TEK TUŞ:

Yeni yapılacak sokak ve yolları da kapsayacak şekilde haritalandırılacak Yol Bulma Kılavuzu'nun bir özelliği de, hastaneleri, benzin istasyonlarını, eczaneleri, tarihi yerleri tek tuşla göstermesi. Sisteme kayıtlı olan bu acil ihtiyaç noktalarından birisini tıkladığınızda cihazınız size otomatik olarak sözkonusu adrese gidecek en kısa yolu gösteriyor. Güzergah üzerinde hata yaptığınızda sizi görüntülü ve sesli olarak uyaran sistem tam bir acil durum yardımı sağlıyor.

TURİZME KATKI SAĞLAYACAK:

Fuarın Made in Turkey Parkı bölümünde sergilenen NAV TURK Navigasyon Sistemi 7 dilde yol gösteriyor. Türkiye'ye yurtdışından gelen turistlere de kolaylık sağlayacak olan sistem, turistlerin kiraladığı araç sayısını arttıracak. Yeni yol bulma kılavuzunun özellikle İstanbul ve Antalya gibi turistik bölgelerde araç kiralama şirketleri tarafından tercih edilmesi bekleniyor.

AYLIK BEDEL YOK:

NAV TURK Yol Bulma Kılavuzu 1 milyar lira civarında bir fiyata satılacak. HP marka bir avuçiçi bilgisayar olan IP** üzerinden çalışacak sistem için aylık kullanım bedeli ödenmeyecek. Sisteme yapılacak ekler ve yenilemeler için ek bir bedel talep edilmeyecek. NAV TURK Genel Müdürü Sefer Özhan, Yol Bulma Kılavuzu için kullanılacak GPS sisteminin 20 yıldır ücretsiz olarak kullanıldığını, bundan sonra da bu sistemi kullananlardan bir bedel talep edileceğini sanmadığını söyledi.

Sistem nasıl çalışıyor

GPS alıcısı, uydu aracılığıyla dünyada nerede olduğunuzu saptıyor. Dünya yörüngesinde bulunan 21 adet uydu, GPS alıcılarına yolladığı sinyallerle navigasyon sistemini kullanan kişinin nerede olduğunu saptıyor. Navigasyon sistemi GPS'ten alınan sinyalleri harita üzerine aktararak, gitmek istenilen hedefin koordinatlarını veriyor. Aracınız yer değiştirdikçe navigasyon sistemi yardımıyla haritada geldiğiniz noktayı ve gideceğiniz konumu görmeniz mümkün oluyor. Sistem gidilecek yol güzergahı kendisine verildiğinde sesli ve görüntülü yönledirmelerle sürücüyü uyarıyor

Imbat
04 09 2004, 17:00
Bu da sırtına kanat takıp, jet hızıyla uçan adam

İsviçreli yolcu uçağı pilotu Yves Rossy, dünyanın ilk jet-adamı ünvanını kazandı. Kendi tasarımı olan jet motorlu kanatları sırtına geçirip kendini bir uçaktan atan Rossy, ilk denemede havada 180 kilometre sürate ulaştı. İsviçre'nin batısındaki Bex havaalanı yakınlarındaki denemesini gerçekleştirmek için 3 metre eninde ve 40 kilogram ağırlığındaki kanatlarına ek olarak 22'şer kilogram ağırlığında iki küçük jet motoru taşımak zorunda kalan Rossy, Alp dağlarının üzerinde yüksek süratte yaklaşık 4 dakika kadar uçmayı başardı. Gözüpek pilot zorlu inişi ise paraşütle gerçekleştirdi. Rossy, bundan sonraki denemelerinde uçuş süresini ve süratini arttırmayı hedeflediğini söyledi.
04/09/2004

MAZI
04 09 2004, 17:00
Göz hareketiyle çalışan bilgisayar engelliler için umut kaynağı oldu

ALS hastalığına yakalanan Vehbi Koç'un kızı Suna Kıraç için Amerika'dan getirilen ‘göz hareketlerini tanıma sistemi', bedensel engellilere umut oldu.

Felçlilere bilgisayar klavyesini gözle kontrol etme imkanı tanıyan sistem 4 bin dolara mal oldu. Kıraç'ın sponsorluğunu yaptığı proje, bilişim dünyasının kalbinin attığı Euroaisa Bilişim ve Teknoloji Fuarı'nda meraklılarla buluştu. Felçliler ve kollarını oynatamadığı için göz işaretleri ile anlaşabilen insanlar daha önce hemşireler ve yakınları tarafından kullanılan yazı tahtasıyla iletişim sağlıyordu. ‘Göz hareketlerini izleme sistemi' adı verilen programla, yazı tahtasının yerini bilgisayar ekranı aldı. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Mehmet Göktürk tarafından Türkiye'de ilk kez uygulanan sistem şöyle çalışıyor: Önce monitörün altındaki kameraya bakılarak gözün hareketleri ve hızı tespit ediliyor. Ekranda çeşitli noktalara bakılarak, normal bakış açısı belirleniyor. İnsanın bakışı kırmızı bir nokta haline getiriliyor, gözün netlik ayarı tamamlanıyor. Bu işlemin bitmesinin ardından klavye göz ile kontrol edilecek hale geliyor. İkinci aşamada göz takibiyle ihtiyaçlar ekrandaki harfler işaretlenerek yazılıyor. Felçli bu sayede sanal ortamda konuşma imkanı buluyor. Program yalnız harf kullanma ile sınırlı değil. Bilgisayarda oyun bile oynanabiliyor.

Projenin mimarı Yard. Doç. Dr. Mehmet Göktürk, Amerika'da çalıştığı firmanın söz konusu sistem üzerine projeler ürettiğini, ancak Türkiye'de ilk defa kendisinin uyguladığını söyledi. Göktürk, Vehbi Koç'un kızı Suna Kıraç'ın sinir sistemlerinin işlememesine yol açan ALS hastalığı için Amerika'dan yazılımın getirildiğini kaydetti. Göktürk, bu sistemin, insanların ana dilleri ile diğer dillerde yazılmış eserleri okumasındaki göz hareketlerinin farklılığını tespit etmeye çalışan projenin bir parçası olduğu bilgisini verdi.

MAZI
04 09 2004, 17:00
Uzay istasyonu ‘dengesini kaybetti

İSTASYON DENGESİNİ YİTİRİYOR
Uzay yürüyüşü sırasında uzmanlar önemli bir sorun üzerine kafa yordular. Önceki uzay yürüyüşünde ortaya çıkan ve nedeni belirlenemeyen bir şekilde, istasyonu merkezi duruşundan 80 derece eğilmişti. Uzmanlar buna istasyonun iç-dış hava akım farkının neden olabileceğini düşünüyorlar. İç-dış hava akım farkının ölçülmesi için uzay adamları, yürüyüşün başında istasyonun üstünde 15 dakika süren bir ‘hareketsizlik deneyi’ gerçekleştirdiler. Uzay yürüyüşünün 200’üncü dakikasında yapılan ölçümlere göre uzay istasyonunun 70 derece yerinden oynadığı tespit edildi.

UZAY ADAMLARI ARI GİBİ
Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (UUİ) mürettebat, yeni bir kargo aracının istasyona kenetlenmesi için gerekli hazırlık çalışmaları için çıktıkları uzay yürüyüşünü başarıyla tamamladı. Uzay yürüyüşü 5 saatten fazla sürdü. Rus kozmonot Gennadi Padalka ve ABD’li astronot Michael Fincke, uzay istasyonundaki platformu birkaç ay içinde istasyona ulaşması beklenen Jules Vernes kargo aracının kenetlenmesi için hazırladılar.
Uzay adamları aracın üstüne 3 ayrı anten taktılar. Uzay yürüyüşünün bir diğer görevi de, istasyonun havalandırmasını sağlayan mekanizmanın parçası 6 yıllık Rus yapımı bir pompanın değiştirilmesi oldu. Soğutma pompasının çıkarılması sırasında korkulan olmadı ve makinedeki buz parçaları uzay adamlarına bir zarar vermedi. Mürettebat yeni bir pompayı cihaza monte ettiler. Uzay adamları ayrıca, uzay yürüyüşlerini daha kolay hale getirmek için, istasyonun üstüne çelik kulplar taktılar, bu şekilde gelecekte çıkılacak uzay yürüyüşleri daha kolay hale gelecek.
Uzay adamları istasyonun dışında çalışırlarken Moskova ve Houstan’daki uzay üsleri de istasyonun içindeki cihazların kontrolünü üstlendi. Uzay yürüyüşü toplam 340 dakika sürdü.
NASA uzay yürüyüşleri sırasında istasyonun içinde bir kişinin bırakılmasını istiyor, ancak uzay yürüyüşleri genelde birden fazla aztronotun dışarı çıkmasını gerektirecek görevlerden kaynaklanıyor.

MAZI
04 09 2004, 17:00
Cep satışlarında rekor patlama

Büyük bir ivme kazanan küresel cep telefonu satışları yılın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 35 oranında arttı. Pazar araştırma şirketi Gartner'ın raporuna göre, 2004'ün ikinci çeyreğinde tüm bölgelerde talep patlaması görülürken cep celefonu satışları 156 milyon'luk rekor seviyeye ulaştı.


Bu yılın ocak ve haziran ayları arasında satılan cep telefonu sayısı ise 300 milyonu geçti. Satışların bu hızla sürmesi durumunda bu sene tüm dünyada toplam 620 milyon cihaz satılması bekleniyor. 2003'te bu rakam 520 milyondu.

Avrupa ve ABD gibi oturmuş pazarlarda cep telefonu satışlarının itici gücü eski telefonlarını yenileriyle değiştiren tüketiciler oldu. Gelişmekte olan pazarlarda ise çok daha güçlü bir büyüme görüldü.

NOKIA'DA 'KAN KAYBI' DURDU

Mobil telefon endüstrisinin lideri Nokia'da pazar payı kaybetmeye devam ederken, Fin üreticinin kaybı Amerikalı Motorola ve Güney Koreli Samsung'a yaradı. Nokia, fiyat indirimi politikası sayesinde ikinci çeyrek satışlarında yılın ilk üç ayına göre büyük bir artış yakaladı, ancak 'kan kaybının' durması Fin üreticinin küresel ölçekteki satışlarının 2003'ün ikinci çeyreğindeki satışları geçmesine yetmedi.

Nokia'nın hemen ardından gelen Motorola Amerika kıtasında büyümeyi sürdürürken, Çin'de pazar kaybetti.

Asya Pasifik bölgesinde ise yerel nedenlerden dolayı satışlar hız kesti. Çin hükümetinin ekonomiyi frenleme çabası tüketicilerin cep telefonlarına ilgisini azaltırken, Singapur, Avustralya ve Tayvan gibi ülkelerde kullanıcılar cep telefonu fiyatlarının biraz daha düşmesini bekliyor.

KALİTE UCUZLAYINCA SATIŞLAR ARTTI

Avrupa ve ABD gibi doymuş pazarlarda ise satışlar yenilenen telefonlar sayesinde arttı. Giderek daha akıllı hale gelen ve daha gelişmiş özelliklere sahip telefonların fiyatlarının makul seviyelere inmesi tüketicilerin bu cihazlara yönelmesini sağladı. Böylece bu cihazların özellikleri arttıp, fiyatları düştükçe satışların patlayacağını öngörenler haklı çıktı. Kısıtlı pil ömrü ve el yakan fiyatları nedeniyle tüketiciler yakın zamana kadar bu tür cihazlardan uzak durmayı tercih ediyordu.

(Hürriyetim)

Imbat
06 09 2004, 17:00
Genesis için uzayda James Bond operasyonu

Uzayda güneş fırtınası tozu toplayan ‘Genesis’ kapsülü, yarın dünya atmosferine indirilecek. Güneş tozlarının toplandığı daracı, Utah’tan havalanan bir helikopter, James Bond filmlerini andıran bir operasyonla yakalayacak. Bu zorlu görevde helikopteri Hollywood’dan gelen iki dublör pilot kullanacak. Her şey yolunda giderse pilotlar, Utah çölü üzerinde kapsülü yere düşmeden yakalayarak Dugway Proving’e nazikçe indirecekler.

Bilim adamları, kapsülün topladığı güneş fırtınası zerreciklerinde evrenin sırlarının yattığını belirttiler.

Ancak 260 milyon dolara mal olan bu görevin başarıyla sonuçlanabilmesi, çok hassas bir operasyona bağlı. Kapsül, atmosfere çok iyi hesaplanmış bir açıyla ve bir ‘anahtar deliği’nden girecek. Eğer NASA, tam ve doğru açıyı tutturamazsa Genesis kapsülü, dünyanın çevresinde 6 ay sürecek bir elips yörüngeye oturacak.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 07.09.2004

Sansli
07 09 2004, 17:00
Tüzmen: E-Noter olmazsa olmaz

Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, CeBIT Fuarı’da yaptığı konuşmada e-Dönüşüm projesinin sağlıklı bir yapıya kavuşması sürecinde, e-Noter Yasası’nın önemine vurgu yaptı.


2 Eylül 2004 — Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, CeBIT Eurasia Bilişim Fuarı’nı ziyaret sırasında düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin E-dönüşüm ve bilişim ihracatı ile ilgili sorularını yanıtladı. Tüzmen kamu birimlerinin e-Dönüşümü tamamlamasının zaman alacağını belirterek, “Türkiye’de özel sektör kamu sektörünün önüne geçti, biz onları yakalamaya çalışıyoruz” dedi.
E-NOTER OLMAZSA OLMAZ
Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, Elektronik İmza Yasası ile internet üzerinden yapılan işlemlerin belli bir yasal çerçeveye oturtulacağını ve bu şekilde online tüm ticari işlemlerin gözlem altına alınabileceğini ifade etti. E-Dönüşüm projesinin önündeki en önemli halkanın ise e-Noter olduğunu vurgulayan Tüzmen, “E-Noter olmadan olmaz, internetin yasalaşmasının tamamlayıcısı ‘Elektronik Noter’dir, internet ortamında bir noter olması lazım ki işlemler kontrol edilebilsin” diye konuştu.

KOBİ’LERİN BİLİŞİME ALIŞMASI GEREK
İhracata yönelik çalışan şirketlerin süratle bilişim donanymlarını güçlendirmeleri gerektiğini vurgulayan Bakan Tüzmen, Türkiye İhracatçılar Meclisi ile ortaklaşa olarak bilgi teknolojilerinin KOBİ’lere yaygınlaştırılması üzerine çalıştıklarını söyledi. Bilgi teknolojileri üreticilerinin birer ihracatçı statüsü kazanmasını hedeflediklerini dile getiren Tüzmen “Bilişim gelecekte Türkiye’nin önde gelen katma değer üreticisi olacaktır” diye konuştu.

Sansli
08 09 2004, 17:00
Uzay kapsülü çöle çakıldı

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA), Güneş’i incelemek üzere 2001'de uzaya gönderdiği Genesis, dönüş yolunda paraşütleri açılmayınca ABD’nin Utah eyaletinde çöle çakıldı.

264 milyon dolara malolan ve üç yıl süren görevinde, Güneş patlamalarından uzaya yayılan ve ‘yıldız tozu’ olarak anılan parçacıkları toplayan mekik, dün öğle saatlerinde, yaklaşık 1000 kilometre hızla atmosfere girdi. İki paraşütü de açılmayan mekik, Pasadena’daki üste görevin tamamlanışını izleyen bilim adamlarının üzgün bakışları altında çöle çakıldı.

Dublörler yakalayacaktı

Hollywood’da Batman ve Hulk filmlerinde de dublör olarak görev yapan 3 helikopter pilotu tarafından, paraşütlerinin açılmasının ardından havada ‘yakalanarak’ çöle indirilmesi planlanan kapsül yere çakılınca, tarihi operasyon da suya düştü. Bilimadamları, paraşütleri açan patlayıcılar henüz yanmadığı için içindeki numunenin zarar görmememiş olabileceğini bildirdiler. Numunelerin, Güneş Sistemi’nin nasıl oluştuğuna dair değerli bilgiler vermesi bekleniyor.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 09.09.2004

Imbat
11 09 2004, 17:00
Türk bilim adamından suda yürüyen robot

ABD’de yaşayan Türk bilim adamı Metin Sitti, suda yürüyebilen bir mikrorobot üretmeyi başardı. 1 gram ağırlığındaki robotun maliyeti 10 dolar olarak açıklandı.

Carnegie Mellon Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde Doçent Yardımcısı olan Metin Sitti, suda yürüyen robotun yapımında su üzerinde yol alabilen bataklık böceklerinden esinlendi. Halen prototip aşamasındaki robot, tüm dalgasız sularda yürüyebiliyor. Üzerinde bulunan kimyasal sensörleri sayesinde, suyun içindeki toksinleri ve kirlilik durumunu tespit edebiliyor. Robot ayrıca kolundaki ağ ile su yüzeyindeki çöpleri de toplayabiliyor.

KAPORTA MALİYETİ 10 DOLAR

Karbon fiberden yapılan 15 cm boyundaki minik robot, 5 cm uzunluğunda su tutmayan plastikle kaplı çelik bacaklara sahip. Robotun, diğer türdeşleri gibi elektronik beyni, sensörleri ya da pili yok. Robotun kasları, radyo dalgalarıyla harekete geçen üç adet pizo-elektrik (küçük bir kristal parçası üzerine basınç uygulanarak elde edilen elektrik akımıyla çalışan sistem) aktivatöründen oluşuyor. Aktivatörler, kablolarla güç kaynağına bağlanıyor ve bir devre oluşturuyorlar.

Sitti’nin robotu suda yol almak için son derece hafif maddelerden oluşuyor. Dr. Metin Sitti, 1 gram’dan daha hafif olan robotta kullanılan maddelerin toplam değerinin de 10 dolardan az olduğunu ifade ediyor. Suyun üzerinde batmadan durabilen, ileri ya da geri hareket edebilen ve kendini iki bacağıyla ileri fırlatabilen robot halen prototip aşamasında. Dr. Sitti, altı ay içinde daha gelişmiş bir model üreteceklerini kaydetti.

BÖCEKLER SUDA NASIL YOL ALIYORLAR?

Su üzerinde yürüyen böcekler son derece hafif oldukları için suya batmıyor ve yüzeyde kalabiliyorlar. Bilim adamları uzun bir süre böceklerin suda, kendilerini ayakları ile iterek yol aldıklarını düşünüyorlardı. Ancak, 1993 yılında Stanford University biolojisti Mark Denny, yavru böceklerin daha bacakları gelişmeden dahi yüzebildiğini kanıtladı. Geçen yıl Massachusetts Institute of Technology matematik profesörü John M.W. Bush ve iki öğrencisi, boyalı suda böceklerin yüzüşünü video kamera ile görüntüleyerek bir analiz yaptılar. Bu araştırmada, böceklerin suyun yüzeyinde ayaklarını yüzeyin altına geçirmeden oldukları yerde zıpladıkları anlaşıldı. Buna göre, suyun yüzeyindeki doğal kaldırma gücü böcekleri geri zıplatıyor, yükselen böcek ileri doğru hareket ediyor.

Doğada bulunan 1 cm büyüklüğündeki böcekler bu yöntemle aslında sanıldığından da yüksek hızda yol alabiliyorlar. Örneğin, saniyede 1 metre yol alabilen canlıların bu sürati insan gövdesine çevrildiğinde saatte 650 km’lik bir hıza tekabül ediyor.

Ayrıntılı bilgi için Metin Sitti, lisans ve master derecelerini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladıktan sonra, Tokyo Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği alanında doktora yaptı. Halen Pittsburgh Carnegie Mellon Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak görev yapıyor.

Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 11.09.2004

Sansli
12 09 2004, 17:00
Güneş tozları için umutlu bekleyiş

Güneş tozlarını taşıyan Genesis uzay kapsülünün enkaz çalışmalarında, Güneş tozlarını taşıyan kutunun tamamiyle parçalanmaması bilim adamlarına umut verdi. Uzmanlar tozların bilimsel değerini koruduğunu düşünüyorlar.

Kazanın ardından bilim adamları, Güneş tozlarını içeren kutunun saatte 360 km hızla çöle çakılan uzay kapsülünün içinden sağlam çıkmayacağından endişe ediyorlardı. Ancak, korkulan olmadı ve kutunun bir kısmının kazadan darbe almadan kurtulduğu anlaşıldı. Kutuyu enkazın içinden çıkaran bilim adamları kutunun katmanlarını aşamalı olarak açıyorlar. NASA Jet Propulsion Laboratory uzmanlarından Don Sevilla, kutunun sağlıklı bir şekilde açılmasının birkaç ay alabileceğini ifade etti. Kutunun içindeki Güneş tozları toplamda bir kaç tutam tuz ağırlığına denk düşüyor.

Genesis’in düşmesinden sonra bilim adamları Güneş tozlarını taşıyan kutuyu onarmayı başardılar. Bazı bölümleri sağlam kalan kutunun içindeki bir kaç tutam Güneş tozunun kazadan olumsuz etkilenmediği ve bilimsel değerini koruduğu düşünülüyor. Güneş tozlarından sorumlu Los Alamos Ulusal Laboratuvarı araştırma üyesi Roger C. Wiens “Güneş tozlarının yapılarının bilimsel araştırmalara uygun şekilde kazayı atlattığını düşünüyoruz” dedi.

DÜŞÜŞ NEDENİ ARAŞTIRILIYOR

Genesis’in düşme nedeni olarak bataryalarındaki bir sorun gösterildi. Uzmanlar, bataryaların 2001 yılındaki fırlatılış anında bozulmuş olabileceğini ve müteakip aylarda ısınmasının kapsülün işleyişini olumsuz etkilemiş olabileceğini vurguluyorlar. Kapsülün yapımını üstlenen Lockheed Martin Space Systems şirketi mühendisi ve kapsülün baştasarımcısı Robert Corwin, elektronik aksamın veya paraşüleri kontrol eden sensörlerin işleyişinde bir aksaklık çıkmış olabileceğini vurguladı.

KURTARMAK YETMEYEBİLİR

Kutunun kurtarılması çalışmaları devam ederken, kutunun içindeki Güneş tozlarının ne kadar sağlıklı kaldıkları ise ayrı bir soru işareti. İngiltere’deki Açık Üniversite öğretim üyesi Colin Pillinger, Güneş tozlarının darbenin etkisiyle bozulmuş olabileceğini veya kimyasal özgünlüğünü yitirmiş olabileceğini öne sürdü. “Arada hala bilimsel değeri olan bir tutam toz kalmış olabilir, ancak meslektaşlarımın işi zor” diyen Dr. Pillinger, kutunun darbe yememiş taraflarındaki tozların kurtarılabileceğini düşünüyor.

GENESİS 310 KM HIZLA DÜŞTÜ

Genesis, 8 Eylül günü atmosfere girmiş ve paraşütlerinin açılamaması sonucu Utah Çölü’ne çakılmıştı. Genesis havada yakalansaydı, özel bir hava yastığı ile yere indirilecek, daha sonra paketlenerek silahlı korumalar eşliğinde Houston’daki uzay üssüne ***ürülecekti. 2001 yılında fırlatılan Genesis, uzayda kaldığı 884 gün boyunca bir kaç tutam Güneş tozu yakalayabildi. Genesis’in Güneş’ten yakaladığı tozlar, yıldızın evrimi ile ilgili önemli ipuçları verecek.

Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 13.09.2004

Imbat
14 09 2004, 17:00
Türk işi virüs
Hürriyetim

İnternette cirit atan bilgisayar virüslerine Bir Türk tarafından yazıldığı sanılan Amus (Hamsi Bey) adlı yeni bir solucan katıldı. ZDNetin'in haberine göre, Amus adlı yeni bir solucan internette dolaşıyor. Virüs salgın haline gelmiş olmasa da kurbanlarıyla konuşmasıyla dikkat çekiyor.


Bir Türk tarafından yazıldığı sanılan virüs, Windows XP'deki Windows Speech Engine'i (ses motoru) kullanarak bulaştığı sistemlerde sesli olarak şu mesajı veriyor:

TÜRKİYE'YE DAVET

How are you. I am back. My name is Mr. Hamsi. I am seeing you. Haaaaaaaa. You must come to Turkey. I am cleaning your computer. 5. 4. 3. 2. 1. 0. Gule. Gule ( Nasılsın? Benim adım Hamsi Bey. Seni görüyorum. Türkiye'ye gelmelisin. Bilgisayarını temizliyorum. Güle Güle)

TELEKOM ŞİRKETLERİNDEN YAKINIYOR

Anti-virüs şirketlerinin düşük risk kategorisine dahil ettiği 'Hamsi Bey' ayrıca bulaştığı sistemlerdeki bazı dosyaları silerek Windows'un çökmesine neden olabiliyor. 'Listen and Smile' başlıklı bir virüsle gelen virüs Internet Explorer'ın başlangıç sayfası ayarlarını da değiştiriyor. Kullanıcılar IE'yi açtıklarında ana sayfaları yerine virüs yazarının yerel telekom firmalarının verdiği kalitesiz hizmetten yakındığı bir mesajla karşılaşıyor.

Anti-virüs şirketi F-Secure'den Mikko Hypponen, ilk defa bir solucanda sesli mesaja rastladığını belirterek, Kullanıcılar 'sizi görüyorum' ifadesini gördüğü için biraz şaşırabilir, ancak Visual Basic ile yazıldığı için virüs çok gelişmiş değil dedi.

İlgili linkler:

ZDNet
F-Prot

Imbat
14 09 2004, 17:00
Cep'te TV için dev işbirliği


Hürriyetim

Dünyanın en büyük cep telefonu üreticilerinden beşi cep telefonlarında TV yayını için güç birliğine gidiyor. Open Mobile Alliance (OMA) çatısı altında bir araya gelen Sony Ericsson, Nokia, Motorola, Siemens ve NEC, gelecek nesil cihazlarda mobil yayın standartlarını belirlemek için işbirliği yapacak.


Newsfactor'ün haberine göre ilk etapta mobil yayın ağı üzerinde TV içeriği sunmayı hedefleyen beş dev, uzun vadede mobil cihazlarda medya içeriğinin yaygınlaştırmayı hedefliyor. Bu sayede tüketicilerin, yayınları izleme kapasitesine sahip renkli ekranlı, gelişmiş özelliklere sahip akıllı telefonlara yöneleceği umuluyor. Ancak burada asıl sorun, tüketicilerin küçücük bir ekranda maç ya da konser izlemek isteyip istemeyeceği....

Amerikalı Sprint ve Telecom Italia Mobile, cep telefonları için kısıtlı TV hizmeti veriyor. İngiltere merkezli operatör 02 de geçen hafta çok kanallı TV yayını için denemelere başlayacağını duyurmuştu. Norveç'te ise ulusal yayın kuruluşu NRK abonelerine 24 saat mobil TV hizmeti veriyor. Genişbant ve 'cep'te hızlı internet konusunda ABD ve Avrupa'nın çok ötesinde olan Japonya ve Güney Kore'de de cep telefonlarında TV yayını izlenebiliyor.

Operatörlerin bireysel girişimlerinin bir süre sonra mobil TV yayınları açısından karmaşaya dönüşmesi kaçınılmaz gözüküyor. Uzmanlar bu yüzden önde gelen cep telefonu üreticilerinin OPA şemsiyesi altında standart geliştirme çabalarını yerinde buluyor. Yankee Group analistlerinden John Jackson bu işbirliğinin içerik karşamasını önleme açısından önemli bir adım olarak nitelendirerek, Oyuna erken dahil olabilirlerse, içerik dağıtım kornusundaki karmaşa önlenir dedi.

Sansli
15 09 2004, 17:00
Logitech'ten ilk lazer fare


Bilgisayar ürünleri üreticisi Logitech, dünyanın ilk lazer tabanlı sensör (alıcı) kullanan faresini satışa sundu. Cam ve ayna dışında hemen hemen tüm yüzeylerde çalışabilen lazer izleme teknolojisinin LED tabanlı optik farelere oranla 20 kat daha hassas olduğu belirtiliyor.


Logitech'in Agilent Technologies ile birlikte geliştirdiği lazer izleme teknolojisi optik farelere oranla daha sağlıklı çalışıyor. Her iki teknoloji de saniyede binlerce fotoğraf çekerek kullanıcının el hareketlerini takip ediyor, ancak lazer fare optik tabanlı ürünlere oranla çok daha mikroskobik ölçekte çalışıyor.

Firmanın verdiği bilgiye göre, MX1000 adlı lazer fare, cam ve ayna dışında hemen hemen her yüzeyde (siyah, beyaz, mat, parlak, katı, dokulu) sorunsuz çalışabiliyor. Optik fareler klasik bilgisayar farelerine göre daha iyi performans göstermesine rağmen dokulu yüzeylerde zorlanıyor. Ayrıca metal ve kaygan yüzeylerde iyi çalışmıyor.

Fiyatı 80 dolar olan MX1000'in lazeri optik farelerde olduğu gibi kızıl bir ışık yayıyor. Firma bu ışının kullanıcıların gözlerine zarar vermediğini belirtti. Kablosuz MX1000 yuvaya oturtulduğu zaman şarj olan lityum iyon pil kullanıyor. Dört saatte tam olarak dolan batarya ortalama 21 gün dayanıyor.

(Hürriyetim)

MAZI
18 09 2004, 17:00
Işığı yakalayan anten icat edildi


Amerikalı bilim adamları, radyo antenlerinin radyo dalgalarını almasına benzer şekilde ışığı yakalayan bir anten icat etti.

Bilim adamları, çok küçük karbon boruları kullanan antenin, optik bir televizyonun temelini oluşturabileceğini veya uygun biçimde geliştirildiği takdirde güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürelebileceğini açıkladı.

Boston Üniversitesi'nden Yang Wang ve meslektaşlarının buluşu sayesinde, dalga özellikleri ve parçalarına sahip fotonlarla (ışık enerji birimi) taşınan ışığın, karbon atomlarından oluşan mikroskobik yapılar olan çok küçük borularla yakalandığını belirtildi.

İnternette http://www.aip.org/png/2004/221.htm adresli sitede görüntüleri yayınlanan boruların, antene gelişigüzel sıralandığı kaydedildi.

(aa)

MAZI
18 09 2004, 17:00
Burnunuzla sörf yapın!


Hürriyetim

Kanadalı bir mucit, bilgisayarlar için ilginç bir fare (mouse) geliştirdi. Dmitry Gorodnichy adlı mucidin geliştirdiği sistem sayesinde imleci, fare yerine burnunuzla yönlendirebiliyorsunuz. İstediğiniz dosyayı 'tıklamak' için de sağ ya da sol gözünüzü iki kere kırpmanız yeterli.


New Scientist'in haberine göre, burunla yönlendirildiği için (nouse) olarak adlandırılan sistem, standart fareleri kullanamayan fiziksel engellilerin yanı sıra oyun gibi 3 boyutlu uygulamalarda hareket serbestliği arayanlar için geliştirildi.

Nouse, bilgisayarın üstüne yerleştirilen bir web kamerası yardımıyla çalışıyor. Kullanıcının yüzünün fotoğrafını çeken kamere burun kısmına odaklanıyor. Kullanıcı kafasını oynattıkça imleç de ona göre hareket ediyor. Hareket yakalama (motion capture) yazılım ise sağ ya da sol tuş işlevini üstlenen gözleri takip ediyor.

Gorodnichy, yüzün diğer bölümlerine göre takip etmesi daha kolay olduğu için burnu tercih etmiş. Daha önce geliştirilen benzer sistemlerde ağız ya da kaşlar kullanılıyordu. Bazı uzmanlar, nouse'un internette sörf yapmak ya da bilgisayarda oyun oynamak için büyük kolaylık sağladığını belirtse de, kullanıcıların bu tür radikal farelere alışmasının zor olduğunu savunanlar da var.

Sansli
24 09 2004, 17:00
İnternet'siz hayat çekilmiyor!

Hürriyetim

Yahoo tarafından yaptırılan bir araştırma İnternet'in insanlar için ne kadar vazgeçilmez hale geldiğini gösterdi. İnternet bağlantısından mahrum kalanların çoğu neredeyse bunalıma girerken, alışkanlıkları da alt üst oluyor. İnternet'siz en fazla iki hafta geçirebilen kullanıcıların bazıları beş gün bile dayanamıyor.

<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~472483%2C00.asp]Haberin devami[/url]

MAZI
24 09 2004, 17:00
‘Gelecek çift-işletim sistemli olacak’

Linux sağlayıcısı Novell tarafından Barcelona’da düzenlenen BrainShare konferansında konuşan Novell CEO’su, açık kaynak işletim sistemi ve Windows’un birlikte rekabet etmeyi öğrenmeleri gerektiğini söyledi.


<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/286213.asp?0m=T12P]http://www.ntvmsnbc.com/news/286213.asp?0m=T12P[/url]

Imbat
29 09 2004, 17:00
Uzay yolculukları gerçek oluyor
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/288808.asp?0m=H13Q]http://www.ntvmsnbc.com/news/288808.asp?0m=H13Q[/url]
Virgin Havayolları’nın sahibi Sir Richard Branson uzay sınırını aşan SpaceShipOne uçağının gelişitirilerek uzay yolculuklarında kullanılacağını açıkladı. Virgin Havayolları’nın işleteceği uçak, üç saatte uzaya ulaşacak.
28 Eylül 2004 — Sir Richard Branson uzay uçuşu denemeleri gerçekleştiren sivil havacılık gurusu Burt Rutan ile 26 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, sivil havacılık şirketi Mojave Aerospace Ventures tarafından geliştirilen SpaceShipOne uçağının uzay yolculuklarına uygun hale getirilmesini öngörüyor. Sir Richard Branson, Virgin Havayolları’nın beş kişilik mürettebata sahip uzay uçağını üç yıl içinde tamamlamayı planladığını açıkladı.
NASA’YA RAKİP ÇIKTI
Virgin Havayolları, Burt Rutan ve ortağı Microsoft’un kurucularından Paul Allen ile uzay yolculukları üzerine bir süredir pazarlık halindeydi. Uzmanlar, SpaceShipOne’ın başarısının ticari girişimciler tarafından değerlendirileceğini sıkça dile getiriyorlardı. NASA’nın uzay uçuşlarındaki tekelini kıran SpaceShipOne, böylece uzay turizminin de yolunu açmış oldu.
Virgin Havayolları uzay yolculuklarını, Virgin Galactic adlı bir alt kuruluşu ile gerçekleştirecek. Üç yıl sonra başlaması planlanan uzay yolculuğunun fiyatı 180 bin dolar olarak belirlendi.

ÜÇ SAATTE UZAYA
Virgin Havayolları ve Mojave Aerospace Ventures arasında yapılan anlaşmaya göre Burt Rutan, iki kişilik SpaceShipOne’ın büyük bir modelini üretecek. Virgin SpaceShip (VSS) olarak adlandırılacak yeni model beş kişilik bir mürettebatı taşıyabilecek. Yapımı üç yıl sürmesi beklenen VSS, daha sonra deneme uçuşlarına başlayacak. California’daki Mojave Çölü’nde bulunan özel rampadan fırlatılacak olan Virgin SpaceShip, üç saatte uzaya ulaşacak.
UZAY OTELİ SIRADA
Kraliyet Uzay Havacılığı Cemiyeti’nde yaptığı konuşmasında yaklaşık 3 bin kadar kişinin uzay yolculuğu için şimdiden adını yazdırdığını ifade eden Sir Richard Branson, “Gelecekte uzayda bir de konaklama merkezi kurmayı düşünüyoruz” diye konuştu. Sir Richard Branson, Virgin SpaceShip uçağının Dünya’nın uzaydan görüntüsünü en iyi şekilde görülmesini sağlayacak geniş penecerelere sahip olacağını söyledi.
Yolcular uçuştan önce bir haftlık özel bir eğitimden geçirilecek. Uçuşları halen Virgin Havayolları’nda çalışan pilotlar üstlenecek.

GÖKTE ‘UZAKGÖRÜŞLÜ’ İŞBİRLİĞİ
Sir Richard Branson’un yönetim kurulu başkanı olduğu Virgin Group şirketler topluluğu raylı taşımacılık, finans, gıda, müzik, mobil iletişim, turizm ve otomotiv alanlarında faaliyet gösteriyor. Burt Rutan tasarımı SpaceShipOne Haziran ayında uzayın başladığı yükseklik olarak kabul edilen 100 km sınırını aşarak atmosferin dışına çıkmıştı. Burt Rutan daha önce de Branson’un dünyanın etrafından hiç yakıt ikmali yapmadan uçacak Virgin GlobalFlyer projesine destek vermişti.

Sansli
30 09 2004, 17:00
Virüs sayısı 100 bine ulaştı
<a target=new href=http://haber.mynet.com/detail_news/?mainPage=1&which=summary&type=headline&no=15&ref=haberHome&ref2=1&date=01Ekim2004]http://haber.mynet.com/detail_news/?mainPage=1&which=summary&type=headline&no=15&ref=haberHome&ref2=1&date=01Ekim2004[/url]
Yapılan araştırmalar bilgisayarlara bulaşabilecek virüs ve benzeri yazılımların 100 bine ulaştığını belirlerken, 100 bininci güvenlik sorunu ise 'Sdbot' adlı casus yazılım oldu.
Söz konusu solucanın özelliği ise bilgisayarda karşı tarafın izinsiz erişimine olanak sağlayan bir kapı açıyor olması. McAfee firmasının yaptırdığı araştırmada, bilgisayar sistemlerini tehdit eden virüslerin en çok da ev kullanıcıları için risk oluşturduğu belirtildi. 100 bini bulan virüslerin sonuncusu ise 'Sdbot' isimli casus yazılım oldu.

Araştırma sonuçları, temel güvenlik önlemlerinden habersiz olan birçok kullanıcının, bilgisayarına bu tip virüs ve solucanların bulaştığının farkına bile varmadığını ortaya koyuyor. Antivirüs yazılımı geliştiren firmaların ortak verilerinde ise, her gün 25 ile 50 yeni virüs ortaya çıkarken, sadece 2003 yılında yazılan virüs yazılımlarının sayısı 22 bin, 2004 yılında ise bu rakamın daha da yüksek olması bekleniyor. Araştırma şirketi, bilgisayar sistemlerinin kabusu olan bu virüslerin neredeyse tamamının Microsoft Windows'u hedef aldığını belirtirken, güvenlik uzmanlarını asıl endişelendiren virüs sayısından çok, bu tip yazılımlarla gelir elde eden kişilerin sayısındaki artış. Ele geçirilerek istenmeyen reklam mektupları yollatılan bilgisayarlar ve ele geçirilen şifrelerle boşaltılan banka hesapları gibi birçok güncel sorunun 'siber güvenliği' daha kritik bir konuma getirdiğini vurgulayan uzmanlar, ellerindeki teknolojik raporlarda her gün 30 bin bilgisayarın virüslerden zarar gördüğünü belirtiyorlar.

Imbat
30 09 2004, 17:00
Isinlama gerçek oldu (Ntvmsnbc)

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30239A0]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30239A0[/url]

MAZI
05 10 2004, 17:00
Uzayda 10 milyon dolarlık rekor
http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=17478&TYPE=2

Ilk ticari uzay aracı SpaceShipOne, beş gün içinde ikinci kez uzaya çıkıp geri dönmeyi başararak 10 milyon dolarlık X Ödülü'nü kazandı. Uzay turizmini hayal olmaktan çıkarmak amacıyla düzenlenen yarışmayı kazanan SpaceShipOne, ayrıca dün gerçekleştirdiğ son uçuşunda 114.64 kilometre irtifaya ulaşarak 40 yıllık rekoru da kırmış oldu.

İlk olarak 21 Haziran'daki, yörüngede 100 kilometre irtifa hedefine ulaşarak, uzay ve havacılık tarihinde yeni bir adım atan SpaceShipOne, X Ödülü'nü alabilmek için iki uçuşluk denemenin ikinci ayağını dün gerçekleştirdi. California'daki Mojava çölünde inşa edilen üsten TSİ 16.47'de havalanan ticari uzay gemisini bu sefer 51 yaşındaki Amerikalı Brian Binnie kullandı. Araca 21 Haziran ve 29 Eylül'deki uçuşlarda 62 yaşındaki Amerikalı Mike Melvill pilotluk yapmıştı.

SpaceShipOne'ın, kendisini 14.1 kilometre yüksekliğe taşıyan ”White Knight” adlı uçaktan ayrıldıktan sonra uzay sınırı olarak kabul edilen 100 kilometre irtifaya ulaşmayı başardığı belirtildi. Radardan alınan sonuçlara göre, SpaceShipOne 114,64 kilometre irtifaya ulaştı ve böylece X-15 adlı aracın yaklaşık 40 yıl önce elde ettiği rekoru kırdı.

Sivil havacılık duayeni Rutan'ın tasarladığı SpaceShipOne'a maddi destek sağlayanlar arasında bilim meraklısı olarak bilinen Microsoft'un kurucularından Paul Allen da var.

X-VAKFI: BU BİR DEVRİM

X-Ödülü, Missouri merkezli X-Ödülü Vakfı (X-Prize Foundation) tarafından finanse ediliyor. Vakfın başkanı Peter Diamandis, SpaceShipOne'ın iki defa 100 km'ye ulaştığını açıklamaktan gurur duyduğunu belirterek Rutan ve ekibinin ödülü kazandığını duyurdu. Diamandis, 40 yıllık bir bekleyişin ardından kieşisel uzaş yolculuğu devrimi başlamıştır dedi.

X Ödülü için toplam 25 farklı takım yarışıyordu. Ödül özel sermaye ile bir uzay gemisi inşa ederek üç sivili (biri pilot, ikisi yolcu ya da yolcuların ağırlığına denk bir ağırlık) 329 bin feet’e (100 km-uzayın resmi sınırı) yüksekliğe taşıyıp yeniden dünyaya güvenli bir şekilde indirecek ve aynı yolculuğu iki hafta içinde yeniden tekrarlayabilecek ilk takıma verilecekti.

UZAY TURİZMİ ÇOK YAKIN

X-Ödülü için gösterilen girişimlerin uzay turizmini yaygınlaştırması bekleniyor. Sivil havacılık gurusu Rutan'ın çabaları şimdiden meyvesini verdi bile. Ünlü İngiliz işadamı Richard Branson geçen hafta yaptığı açıklamada Rutan ile 20 milyon euro'luk bir uzay turizmi anlaşması yaptıklarını duyurmuştu. Anlaşma çerçevesinde Branson'un Virgin Havayolları ilk ticari uzay seferlerini gelecek yıllarda başlatmayı planlıyor. Ticari uzay seferinin, kişi başı yaklaşık 169 bin euro olması ve uçuşun 3 gün sürmesi bekleniyor.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 05.10.2004

Sansli
06 10 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~477731%2C00.asp ]Kuark teorisine Nobel Fizik Ödülü[/url]


2004 Nobel Fizik Ödülü maddenin en küçük yapısı (atomları oluşturan ve bunları bir arada tutan kuvvet) üzerindeki çalışmalarından dolayı Amerikalı bilim adamları David Gross, David Politzer ve Frank Wilczek'e verildi. Toplam 1.36 milyon dolarlık ödülü paylaşacak olan Amerikalı bilim adamları ayrıca birer madalya ile ödüllendirildi.


BBC'nin haberine göre, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi Amerikalı üçlünün kuarklar ve baskın kuvvet (Strong Force) üzerindeki çalışmalarını bilim dünyasını yerçekimi dahil, her şeyi açıklayabilecek teori rüyasına yaklaştırdığı şeklinde nitelendirdi. Çalışma, proton ve nötron içindeki kuarklar arasında hareket eden atom çekirdeğindeki kuvvete dair önemli bir kuramsal buluş olarak görülüyor.

Ödülün bu sene kuark çalışmalarına verilmesi Nobel Fizik Ödüllüri'nin ilk kez verildiği 1901'de başlayan geleneğe dönüldüğü yorumlarına yol açtı. Nobel komitesi o yıllarda Evren'in en temel bileşenleri üzerindeki buluşları ödüllendirmeyi tercih ediyordu.

STANDART MODEL TEORİSİNE KATKI

Nobel komitesine göre Amerikalı bilim adamlarının teorisi, elektromanyetik kuvvet, güneşin enerji üretimi açısından önem taşıyan zayıf kuvvet ve kuarklar arasında oluşan baskın kuvvetle bağlantılı tüm fiziksel kuramları açıklayan Standart Model teorisine önemli katkı yapıyor.

Standart Model teorisi, dünyanın çekirdeğini, kuark, gluon ve lepton olarak tanımlanan yapı taşlarından oluşan hareketli bir yapı olarak tanımlıyor.

California Üniversitesi, California Teknoloji Enstitüsü ve Massachussetts Teknoloji Enstitüsü'nde görev yapan Gross, Politzer ve Wilczek'in teorisi ise kuarkları bir arada tutan kuvveti açıklıyor.

RENKLİ KUARKLAR

Kuvveti 'renk'lerden yola çıkarak tanımlayan Amerikalı bilim adamları negatif ya da pozitif elektrik yükleri gibi kuarkların da kırmızı, yeşil ve mavi olabileceğinin altını çiziyor. Farklı elektrik yüklerinin birbirini çekmesi gibi, renkli kuark kombinasyonlarının da kararlı kuark grupları oluşturabildiğini söyleyen Amerikalıların teorisi kuarkların üçlü olarak gruplaşma eğilimini başarılı bir şekilde açıklıyor. Teori ayrıca kuvvetin neden kuarkların asla birbirinden ayrılmamalarına yol açacak kadar kuvvetli olduğunu, yalnız kuarkların neden görülümediğini ve birbirlerine çok yakın olduklarında neden ortadan kaybolduğunu da izah ediyor.

MAZI
06 10 2004, 17:00
Jüpiter’in uydusunda hayat izleri

Rusya’nın Europa’ya uçuş yapmak için gerekli ekipmanının bulunduğunu, ancak bu ekipmanın güvenliğinin öncelikle test edilmesi gerektiğini ifade eden Marov, Jupiter’e uçmayı başarabilecek bir uzay aracı yapmanın 4 yıl süreceğini söyledi.
Lavoçkin Füze İmalat Şirketi Genel Müdürü Konstantin ***kadze de, Rusya’nın 2009 yılında Mars gezegeninin uydusu olan Phobos’a uçuş yapmayı planladığını kaydetti. Şirketinin bu uçuşlar için gerekli araçları gelecek yıl üretmeyi planladığını kaydeden ***kadze, Mars ve Ay’ın incelenebilmesini sağlayacak araçların geliştirilmesi üzerinde de çalıştıklarını bildirdi.

<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/289966.asp?0m=H11R]http://www.ntvmsnbc.com/news/289966.asp?0m=H11R[/url]

Sansli
07 10 2004, 17:00
‘Türkiye vakit kaybetmeden bilime para ayırmalı’

TÜBİTAK Başkan Vekili Nükhet Yetiş, Türkiye’nin ArGe çalışmalarına yeterince ödenek ayırmaması durumunda, gelecek on yıl içerisinde bilişim hamlesini tamamlayamayacağını savundu.
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/290375.asp?0m=T12P]http://www.ntvmsnbc.com/news/290375.asp?0m=T12P[/url]

MAZI
08 10 2004, 17:00
x Cassini 'gizemli' uyduyu görüntüledi (Hürriyet)

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?300EA06]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?300EA06[/url]


x 'Kara deli&#240;in' do&#240;umu (Hürriyet)

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?2FFB323]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?2FFB323[/url]


x Ilk kez bir kara delik gözlemleniyor (Ntvmsnbc)

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3007CC2]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3007CC2[/url]

MAZI
08 10 2004, 17:00
x Hawking 'kara sirri' çözdü
Yasayan fizik dehasi, uzayin en esrarengiz olusumlarindan kara
deliklerle ilgili 'bulusunu' gelecek hafta açiklayacak. Milliyet
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?30C949E]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?30C949E[/url]


x Cassini'den yeni Satürn görüntüleri (Hürriyet)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30A4B44]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30A4B44[/url]


x NASA, 30 yil sonra Merkur'e yeniden uzay araci gonderecek
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15302&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15302&TYPE=2[/url]


x Marsta amonyak mujdesi
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/278561.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/278561.asp[/url]

Imbat
09 10 2004, 17:00
Samanyolu'nun 'ikizi' görüntülendi
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~452346,00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~452346,00.asp[/url]
NASA'nın Hubble Uzay Teleskobu, galaksimize 'ikizi kadar benzeyen' bir galaksiyi görüntülemeyi başardı. BBC'nin haberine göre, NGC 3949 adlı dev sarmal galaksi, Dünya'dan (astronomi ölçeğine göre nispeten yakın) 50 milyon ışık yılı uzaklıkta.

Güneş ve Güneş Sistemi çok fazla içi içe olduğu için gökbilimciler Samanyolu'nun geniş ölçekli yapısını görmekte zorlanıyor. NGC 3949 gibi galaksiler ise bilim adamlarına içinde bulunduğumuz galaksiyi daha iyi anlamaları açısından önemli ipuçları veriyor.

2001 yılında çekilen fotoğrafta, Samanyolu'nda olduğu gibi NGC 3949'da da genç yıldızların oluşturduğu mavi bir disk ve yıldız oluşumlarını gösteren parlak pempe bölgeler olduğu görülüyor. Mavi diskin aksine merkezdeki parlak bölge ise genelde daha yaşlı yıldızlardan oluşuyor. Büyük Ayı Takımyıldızı'ndaki 50 galaksiden biri olan NGC 3949, bu kümedeki en büyük galaksilerden biri.

Samanyolu'nun 'ikizinin' görüntüleri 2001 yılında Hubble'daki dört cihazdan biri olan Wide Field Planetary adlı kamera tarafından çekildi. Mavi ve yakın kızılötesi gibi filtreler uygulanarak görüntüler doğal renkli fotoğrafa dönüştürüldü.

NASA cuma günü yaptığı açıklamada, bugüne kadar çok sayıda önemli buluşa imza atan Hubble'daki dört araç birinin bozulduğunu duyurmuştu. Hubble'ın gözlem yükünün önemli bir bölümünü tek başına sırtlayan STIS kısa adlı görüntüleme spektografının akıbetiyle ilgili çalışmalar sürüyor.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 11.08.2004

Imbat
12 10 2004, 17:00
Teknoloji, çekirdek aileyi öldürüyor

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, giderek artan teknoloji bağımlılığı geleneksel aile yapısını yok ediyor.

Oturma odasında diğer aile bireyleriyle vakit geçirmek istemeyen çocuklar, kendi odalarında tek başına bilgisayar oyunu oynamayı, DVD ya da TV seyretmeyi ya da cep telefonuyla arkadaşlarına mesajlaşmayı tercih ediyor. Mintel adlı araştırma şirketinin 11-14 yaş arasındaki çocuklarla görüşerek hazırladığı rapora göre, her beş çocuktan üçü evde aile bireylerinin kendi istediğini yapmak konusunda özgür olduğunu düşünüyor. Çocukların yüzde 53’ü okulda başarılı oldukları sürece evde ne isterlerse yapmakta serbest olduklarını belirtirken, yüzde 51’i kendi başlarına vakit geçirmekten hoşlandıklarını ifade etti. Odasında kendi televizyonu bulunan 11-14 yaş arasındaki çocukların oranı yüzde 77’yi bulurken, DVD player’da bu oran yüzde 66’ya, bilgisayarda ise yüzde 25’e düşüyor.

Sansli
14 10 2004, 17:00
* Uzay istayonunun yeni ekibi hazır
30.08.2004
Rusya uzay dairesi Roskosmos, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan mevcut mürettebatın yerini alacak üç yeni uzay adamını belirledi.

* Çin haritalama uydusu fırlattı
30.08.2004
Uzun Yürüyüş-2C’ tipi taşıyıcı füze ile fırlatılan uydu, belirlenen yörüngeye oturdu. Uydu, Çin’in kuzeybatısındaki Gansu eyaletinde bulunan Ciuçüen (Jiuquan) Uydu Fırlatma Merkezi’nden yerel saatle 15.50 (TSİ 10.50) fırlatıldı.

Sansli
14 10 2004, 17:00
* Internet Genelgesinde Ilginc Sinirlama
30 Agustos 2004
“Sanal ortamda tanıştığınız kimseyle buluşmayın. e-postanızın başkaları tarafından okunmayacağını zannetmeyin.”
Çalışmanın öğrencileri korumayı amaçladığının altını çizen Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Doç. Dr. Nizami Aktürk, “Telekom'a resmi bir yazı yazarak okullardaki bilgisayarların çocukların ruhsal ve bedensel gelişimini zararlı yönde etkileyecek sitelere girişinin merkezî olarak engellenmesini istedik.” dedi.
MEB'in öğrencilere yönelik uyarıları şöyle:

İnternette kötü niyetli kişiler çocukmuş gibi davranıp sizi yönlendirebilir. Tanışmış olduğunuz kişileri öğretmen ya da ailenize söyleyin.

İnternette düzgün Türkçe kullanılmalı, nazik ve saygılı olunmalı.

İnternette sohbet ederken, veya mesaj gönderirken adres, telefon numarası, parola gibi kişisel bilgilerinizi ve kredi kartı numaranızı asla vermeyin.

İnternette öğretmen ya da ailenizin gözetiminde gezinin.

İnternette sohbet ederken kullanacağınız takma adı (nick name) yaş, cinsiyet konusunda bilgi vermeyecek biçimde seçin.

Ailenize sormadan internet aracılığıyla hiçbir şey satın almayın.

Sansli
16 10 2004, 17:00
* Bilimsel başarı listelerinde üniversitelerimizin adı yok

<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20040824&hn=84125 ]http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20040824&hn=84125 [/url]

DÜNYANIN EN İYİ ÜNİVERSİTELERİ

Harvard (ABD) 100,0

Stanford (ABD) 77,2

Cambridge (İngiltere) 76,2

California-Berkeley (ABD) 74,2

Massachussetts Inst.Tech. (ABD) 72,4

California Inst. Tech. (ABD) 69,0

Princeton (ABD) 63,6

Oxford (İngiltere) 61,4

Columbia (ABD) 61,2

Chicago (ABD) 60,5


AVRUPA’NIN EN İYİ ÜNİVERSİTELERİ

Cambridge - İngiltere

Oxford - İngiltere

Imperial Coll London - İngiltere

Coll London - İngiltere

Swiss Fed Inst. Tech.- Zürih İsviçre

Utrecht - Hollanda

Paris 06 - Fransa

Tech. Univ. Münih - Almanya

Karolinska Inst. - Stockholm İsveç

Edinburgh - İngiltere

Imbat
18 10 2004, 17:00
- Sanal klavye cep'te
Siemens Mobile'ın konsept ürünler kategorisinde tanıtacağı bir diğer ürün ise, 'Virtual Keyboard' adlı model. Mobil iletişim alanına uyarlanan bu teknoloji sayesinde özel bir lens sistemi ve kızıl ışık yardımıyla, klavye herhangi bir düz yüzeye yansıtılabiliyor. Böylelikle Kızılötesi lazer ve kamera, basılan her tuşu algılayarak telefona iletiyor. Bu yöntem sayesinde sanal klavyeye sahip SX1 modeli telefon, kullanıcıya akıllı bir telefonun avantajlarını sağlıyor. Böylelikle 'iş' odaklı telefon kullanıcıları, diledikleri zemini kullanarak notlarını alabilecek, e – posta veya hızlı mesaj yazabilecek.



- Japonya`da cepten odeme donemi
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/281917.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/281917.asp[/url]

Japonya’da 3G kullanıcıları, ödemelerini cep telefonlarından yapacaklar.

Ülkenin önde gelen mobil şirketlerinden NTT DoMoCo tarafından başlatılan Felica sistemi ile, akıllı telefon kullanıcıları anlaşmalı ödeme noktalarında alışverişlerini cep telefonları ile yapabilecekler. Kullanıcının kişisel bilgileri ile yüklenen kartlar, çalınma durumunda otomatikman iptal oluyor.
Kullanıcıların yaptıkları ödemeler kasalardaki ödeme tarayıcılarından NTT DoMoCo sistemine işleniyor ve kişisel faturalara ekleniyor. Hizmet ilk olarak Fujitsu’nun F900iC cep telefonunda kullanılmaya başladı. NEC, Panasonic, Sharp, Mitsubishi ve Sony Ericsson marka telefonlar da çok kısa sürede uyumlu hale gelecek. DoMoCo’nun halen 46 milyon abonesi bulunuyor.

MAZI
18 10 2004, 17:00
Boeing insansız savaş uçağı üretecek
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=17889&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=17889&TYPE=2[/url]

Havacılık devi Boeing, 767 milyon dolara insansız uçak geliştirme projesi aldı. Boeing'ten yapılan açıklamaya göre, Amerika'nın İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı DARPA (Defense Advanced Research Projects Agency), Boeing'e insansız muharebe uçağı X-45C'yi geliştirmesi için 767 milyon dolarlık bir proje verdi.

Poje kapsamında 3 adet X-45C, 2 görev kontrol ünitesi ve gerekli işletim teknolojilerini geliştirecek olan Boeing, yeni modelin ilk uçuşunu 2007 yılının başında gerçekleştirecek.

İstihbarat, keşif ve saldırı amaçlı kullanılabilecek X-45C'lerin boyu yaklaşık 12 metre, kanat genişliği ise 15 metre olacak. Uçak, 12.000 metre irtifada 980 km/s hızla görev yapabilecek, 1.300 kg silah taşıyabilecek ve 2.200 km'nin üzerinde menzile sahip olacak.

Aıklamada, insansız hava taşıtları üretimine 1998 yılında başlayan Boeing'in, X-45C projesiyle hava muharebe sistemlerinde devrim niteliğinde değişiklikler yaratmayı hedeflediği kaydedildi.

Boeing'in, bugüne kadar 2 adet X-45A model insansız muharebe uçağı ve görev kontrol istasyonlarını ürettiği, bu uçaklarla 35 başarılı test uçuşu gerçekleştirdiği de ifade edildi.

DARPA, Boeing'in rakibi Northrop Grumman'da 1.04 milyar dolarlık X-47B ihalesi vermişti.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 19.10.2004

MAZI
20 10 2004, 17:00
En küçük Dünya benzeri gezegen

Avrupali bilim adamlari, 50 isik yili uzaklikta bir yildizin
yörüngesinde dolasan Dünya benzeri yeni bir gezegen buldu.

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?319CBF3]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?319CBF3[/url]

MAZI
20 10 2004, 17:00
x Japonlar uzayda gunes yelkeni acti
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~453022,00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~453022,00.asp[/url]


x Mekikleri süper bilgisayar uçuracak
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?314F1B4]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?314F1B4[/url]


x Mars’ta volkanlar henüz sönmedi
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?31481D6]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?31481D6[/url]

Sansli
25 10 2004, 17:00
* Süperbilgisayarlari sollayan çip (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?319CAA6]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?319CAA6[/url]
* Yeni ofis robotu: WorkCentre M15i (Chip)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?319C6BF]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?319C6BF[/url]
* Cassini, Satürn’ün &#254;im&#254;eklerini inceliyor (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?315C708]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?315C708[/url]


* TV`de dijital devrim
<a target=new href=http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.stargazete.com.tr/ekonomi/2000/04/07/eko02.html]http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.stargazete.com.tr/ekonomi/2000/04/07/eko02.html[/url]


* Guneste firtinalar kopacak
<a target=new href=http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.stargazete.com.tr/cgi-bin2/bilim.pl?2000/04/07/=bil132]http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.stargazete.com.tr/cgi-bin2/bilim.pl?2000/04/07/=bil132[/url]
* Ozondaki tahribat buyuyor
<a target=new href=http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.ntv.com.tr/bilim/bilim.htm#oz]http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.ntv.com.tr/bilim/bilim.htm#oz[/url]
* Internette alisveris
<a target=new href=http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.indirdik.com/]http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.indirdik.com/[/url]
* Tekno cafe
<a target=new href=http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.milliyet.com.tr/ozel/interaktif/index.html]http://web.archive.org/web/20000407090247/http://www.milliyet.com.tr/ozel/interaktif/index.html[/url]

Imbat
28 10 2004, 17:00
Dijital teknoloji Kennedy suikastini çözebilecek mi?

ABD'nin 35'inci başkanı John F. Kennedy'ye düzenlenen suikastle ilgili sır perdesini aralamak için bilimadamları teknolojiden yararlanıyor.

BBC'nin haberien göre, Kennedy, 22 Kasım 1963 günü, Dallas'ta vurulduğunda bir koruma polisinin telsizinden elde edilen ses kaydı dijital teknolojiyle temizleniyor ve güçlendiriliyor.

Kennedy'nin öldürülmesi ardından, kaç el ateş edildiği, katil olarak tutuklanan Lee Harvey Oswald'ın tek başına mı hareket ettiği yoksa bir suç ortağı mı olduğu tartışılmış ancak tartışmalar kesin bir sonuca ulaşamamıştı.

1979 lında Amerikan Kongresi'nin Suikastleri Araştırma Komitesi, ses kaydında dört el silah sesi duyulduğunu ve bunların iki farklı noktadan geldiği izlenimi edindiklerini açıklamıştı.

Komite, katil zanlısı olarak tutuklanan ancak yargılanamadan öldürülen Lee Harvey Oswald'ın, büyük olasılıkla tek başına hareket etmediğine karar verdi.

Suikasti araştırmak üzere oluşturulan Warren Komisyonu'nun çalışmaları sırasında bu s kullanılmamış, ve Komisyon, Oswald'ın suikasti tek başına düzenlediğini belirtmişti.

Kennedy suikastinden 41 yıl sonra, Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı'ndaki bilimadamları, bir polis telsizinden gelen ve polis merkezinde bir diktafona kaydedilen suikast anının ses kayıtlarını dijital olarak kopyalamaya başladılar.

Kennedy suikastinin çözümü için hayatî öneme sahip olsa da, diktafon kaydının orijinali, çok hassas ve bozulmaya elverişli olduğu için 1990'dan beri ne çalındı ne de kopyalandı.

Uzmanlar, dijital teknoloji kullanılarak, orijinal kayıttaki gürültüleri, arka plandaki sesleri ortadan kaldırarak, gerçekten kaç el ateş edildiğini ve bunların aynı noktadan mı yoksa farklı noktalardan mı geldiğini belirlemeyi umuyorlar.

Bu çalışmaların yaklaşık bir yıl sürmesi bekleniyor.

Sansli
29 10 2004, 17:00
* 2004’ün modasi dijital müzik çalarlar (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30F19CE]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30F19CE[/url]

* Çin’de 121 milyon yillik fosil (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?2FF4492]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?2FF4492[/url]

* Bilim 6'nci hissin varligini kanitladi (Vatan)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30592D7]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30592D7[/url]

Sansli
29 10 2004, 17:00
* Microsoft, otomobillere giriyor (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30CA6D4]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30CA6D4[/url]
* Ispanaktan biyo-elektrik üretildi (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30C4BC6]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30C4BC6[/url]


* Internette bilgi çöplügü (Hürriyet)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3096B88]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3096B88[/url]
* Insan vucudu yeniden kesfedildi
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15090&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15090&TYPE=2[/url]


* Isigi durduran Türk genç
Standford Üniversitesi'nde doktora yapan Türk bilim adami Mehmet Fatih
Yanik, isigi bilgisayar çipi içinde durdurmayi basardi. <a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?30B2332]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?30B2332[/url]

Imbat
31 10 2004, 18:00
NASA'nın mekikleri mayısta havalanacak
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18243&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18243&TYPE=2[/url]

Columbia faciasının ardından askıya alınan uzay mekiği programının yeniden başlatılması için yeşil ışık yakıldı. ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mayıs 2005'te uzay mekiği uçuşlarına tekrar başlayacağını duyurdu.

NASA'dan yapılan açıklamada, uzay mekiği fırlatma fizibilitesini değerlendirmekle görevli “Space Flight Leadership Council” ekibi 12 Mayıs-2 Haziran 2005 tarihleri arasında uzay mekiği uçuşlarına tekrar başlama kararı aldığı belirtildi.

NASA, daha önce uçuşlara Mart 2005'te başlayacağını açıklamış, ancak Eylül'de ABD'nin güneydoğusundaki Florida eyaletini vuran kasırgaların NASA'nın eyaletteki tesislerinin zarar görmesine neden olması üzerine uçuşları ertelemişti.

KASIRGALAR PROGRAMI SARKITTI

Uzay operasyonlarından sorumlu NASA'nın müdür yardımcısı William Readdy, “4 kasırganın ardından tesislerimiz ve personelimiz zarar gördü. Bu nedenle uçuşları ertelemek ve yeni değerlendirmeler yapmak zorunda kaldık” dedi.

Readdy, “Charley, Frances ve Jeanne kasırgalarının Florida'daki Kennedy uzay merkezinin 9 gün kapalı kalmasına neden olduğunu ve buradaki tesislerin bir kısmına zarar verdiğini, İvan kasırgasının ise birçok tesisin daha kısa süreyle kapalı kalmasına yol açtığını” söyledi.

Columbia uzay mekiği Şubat 2003'te Dünya'ya dönerken havada parçalandıktan sonra uzay seferleri askıya alınmıştı. O tarihten bu yana Dünye ile Uluslararası Uzay İstasyonu arasındaki ulaşımı Rusların Soyuz uzay araçları yüklenmiş durumda.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 01.11.2004

MAZI
31 10 2004, 18:00
Dünya, Güneş çevresinde 130 yılda bir tur atan Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının yörüngesi üzerinde bıraktığı göktaşlarının içinden geçecek.
23 Temmuz-22 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen bu geçiş esnasında göktaşları, yeryüzündeki gözlemciye ‘yağıyor’ izlenimi verecek. Perseid göktaşı yağmuru, bugün gece yarısından sonra, bu yılki en yoğun halini alacak.

Göktaşı yağmurlarının en bilineni olan Perseid yağmuru bugün ve Perşembe günü, gece yarısından sabaha kadar kuzeydoğu yönünde Perseus takımyıldızından gözlemlenebilecek. Kimi zamanlar saatte 200 kadar göktaşını görmek mümkün olacak. Perşembe gece yarısından sonra ise Ay, geç doğacağından sabaha doğru saatte 40-50 kadar göktaşı görülebilecek.
Işık kirliliğine uğramamış, olabildiğince karanlık bir yerin gözlem alanı olarak seçilmesi halinde göktaşı yağmurunu görme şansının daha da artacağına dikkat çekiliyor. Bu arada Ankara Üniversitesi Gözlemevi, Perseid göktaşı yağmuru için kapılarını gökyüzü meraklılarına açacak.
GÖKTAŞI YAĞMURLARI NEDİR?
Güneş sistemi içinde çok değişik yörüngelerde dolaşan, boyutları 1 mikrondan 10 kilometre çapına kadar değişen göktaşlarının büyük olanlarının kökeni küçük gezegenler, küçük olanların kökeni ise kuyrukluyıldızlardır. Uzayda bol miktarda bulunan bu göktaşlarının yörüngeleri Dünya yörüngesi ile kesişince, göktaşı büyük bir hızla (12-72 km/sn) Dünya atmosferine girer. Meydana gelen sürtünme ile göktaşı ısınır ve ışık saçmaya başlar. Bu olaya, halk arasında ‘yıldızkayması’ adı veriliyor. Özellikle açık yaz gecelerinde sıkçe gözlemlenen, hatta kimi insanların niyet tuttuğu bu olayın aslında uzaydaki yıldızlarla bir ilişkisi yok. Söz konusu kayan yıldız aslında bir göktaşı ve bu olay uzayda değil, Dünya atmosferinde, yeryüzüne yakın bir noktada gerçekleşiyor.
Yeryüzünden yaklaşık 120 kilometre yükseklikte ışık saçmaya başlayan göktaşlarının çoğu 60 kilometre yükseklikte yanarak yokolurlar. Bunlar boyutları çok küçük olanlardır. Göktaşı yeteri kadar büyükse, yeryüzüne kadar ulaşabilir. Böyle büyük olanlar gökyüzünde çok daha fazla ışık saçtığı için bunlara ‘ateş topu’ da denir. Oldukça az sayıda göktaşı yeryüzüne ulaşmayı başarıyor.

MAZI
31 10 2004, 18:00
x NASA’dan Turk bilim adamina tesekkur
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15674&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15674&TYPE=2[/url]
x NASA, Merkur'e gidiyor
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15540&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15540&TYPE=2[/url]
x Uzay mekiklerinin govde yapisi degistirildi
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15599&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15599&TYPE=2[/url]

x Türk arastirmaciya uzay laboratuvari
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3108F21]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3108F21[/url]


x Nuh’un Gemisi’nin donmus hali
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3115626]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3115626[/url]

x Merkür'e yedi yillik yolculuk basliyor
(<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?31080D2]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?31080D2[/url]

x Satürn’de simsekler çakiyor
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?310906E]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?310906E[/url]

x Satürn halkasinin dogal renkleri
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30F78C3]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30F78C3[/url]


x Sira geldi Merkur’e
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15326&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=15326&TYPE=2[/url]

Imbat
04 11 2004, 18:00
- Internetin sonu gelmeden; IPv6 (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30EBC26]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30EBC26[/url]

- Dunya bilgisayar satin aliyor
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/278633.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/278633.asp[/url]

- Azili virüs Bagle yaza bileniyor (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?309A611]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?309A611[/url]

- Daha az enerji, daha az su (Ntvmsnbc)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30C9351]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30C9351[/url]

- IBM tek bir elektronu görüntüledi (Hürriyet)
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30CA587]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30CA587[/url]

Imbat
15 11 2004, 18:00
Bilgisayara ücretsiz 'aşı'
Sisteminize zarar veren virüs ve casus yazılımları önlemek için çok sayıda yazılım var. Bunlar genelde ticari ürünler olduğu için kullanıcıların çoğu korsan sürümleri kullanmayı tercih ediyor. Bazı ücretsiz programlar ise kısıtlamaları nedeniyle tam performans vermiyor. Bu yazıda yer alan, en az ticari yazılımlar kadar başarılı ücretsiz ürünler sayesinde yasadışı yollara başvurmadan, bilgisayarınızı bedava koruyabilirsiniz.
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~496206%2C00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~496206%2C00.asp[/url]


Diğer ücretsiz kaynaklar

- İnternetin bedava cennetleri
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~444@nvid~472649,00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~444@nvid~472649,00.asp[/url]

- Bu tilki hem akıllı hem de güvenli
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~444@nvid~488277,00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~444@nvid~488277,00.asp[/url]

Sansli
17 11 2004, 18:00
* Uzayda 75 trilyonluk ödül

Uzay turizmi için yarış kızışıyor. SpaceShipOne'dan sonra, beş kişilik sivil uzay aracı yapıp iki kez Dünya yörüngesinde çift tur atan, 50 milyon dolarlık ödül kazanacak.
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18517&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18517&TYPE=2[/url]

pinky300
17 11 2004, 18:00
<a target=new href=http://

http://www.boston.com/news/globe/health_science/articles/2004/11/16/american_researcher_believes_hes_found_atlantis/]American Resercher's believes he's found ATLANTIS[/url]
<a target=new href=http://
http://www.msnbc.msn.com/id/6489620/]Atlantis was near Cyprus (Lost City of Atlantis)[/url]

Sansli
22 11 2004, 18:00
Işte 2004'ün en iyi buluşları...

<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18706&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18706&TYPE=2[/url]

Dünyanın en ünlü bilim dergilerinden 'Popular Science'nin her yıl geleneksel olarak yılın en iyi buluş ödülünü kazanan yeni 100 yeni teknolojik ürün New York'ta sergilendi.

Wanderbilt Hall'de düzenlenen sergide bir çok ünlü firma Popular Science dergisi tarafından ilk 100 arasına girerek ödül kazanan ürünlerini fuarı gezen teknoloji meraklılarına tanıttı.

Fuarda, otomobil, havacılık ve uzay, bilgisayar, makine buluşları, ev eğlencesi teknolojisi, sağlık, fotoğraf, eğlence ve genel buluş dallarında, ödül kazanan 100 yeni buluş sergilendi.

UÇURAN AYAKKABI

1872 yılından beri yayın hayatında olan, her ay 6.5 milyon kişinin okuduğu Popular Science dergisi dışında, organizasyonun sponsorluğunu Castrol, Dodge, Nividia, RBRC, ve Sony Erricson'ın yaptı.Yangında özellikle elektronik aletleri korumak amacıyla geliştirilmiş kimyasal sıvılar, günümüzde kullanılan batarya ve pillerden tam 5 kat daha fazla süreyle çalışabilen likit bataryalar, ve bu bataryalarla `fuel pil' adlandırılan ve tek bir kartrigle 30 saat çalışabilen MITMACRO adı verilen el bilgisayarları, Adidas'ın her zemine göre ayarlanmış uçuran ayakkabısı genel buluşlar dalında ödül alan ürünler arasında yer aldı.

Otomotiv sektöründe ise Castrol GTX piyasaya yeni çıkaracağı START UP yağında, otomobillerin daha kontak açılır açılmaz motorun o ilk yoğun dakikalarda bakımını genişletilmiş formülüyle korumayı amaçlıyor.

Otomotiv alanında Chrysler'in 'Stow'n Go' modeli araçtaki sürücü koltukları hariç açılıp kapanan geliştirilmiş emniyetli ve konforlu koltukları ile ödül almış. 2005 Dodge Magnum da bir binek arabası gibi görünse de koltuklarının kapatılmasıyla 'canavar' bir pikaba dönüşüyor.

BİLGİSAYARDA GRAFİK KAPASİTESİ İKİYE KATLANDI

Bilişim Dünyası'nda ise NVIDIA firması kişisel bilgisayarlarda 6 değişik grafik kartını bir arada kullanılabildiği geliştirdiği sistemiyle, bilgasayarlarda grafik kapasitesini ikiye katlamış. Telekominikasyon alanında ise Sony Erricson sergilediği yeni cep telefonları ile ödüllendirilmiş.

Sony Erricson'ın yeni piyasaya çıkacak telefonlarındaki fotoğraf makinelerinde çözünülürlük yükseltilerek baskı kalitesine ulaştırılmış.

Ev ürünleri alanında ise tamamen elektronik olarak geliştirilmiş Skil X Shop marangoz aletiyle her şeyi gerçekleştirmek mümkün. Evin bütün musluklarına sterilize su dağıtabiliyor, filtre o kadar geliştirilmiş ki bakteri, virüs ve parazitlerin suya sızmasına en ufak bir olanak tanımıyor.

HEM ÇAMAŞIR MAKİNESİ, HEM KURU TEMİZLEME

Ev hanımlarının ilerde gözdesi olacak MAYTAG firmasının çıkarttığı yeni çamaşır ve kurutma makinesine, bir de kuru temizleme makinesi eklenmiş, yıkıyor, kuruluyor, sterilize edip ve çamaşırların mis gibi kokmasını sağlıyor.

50 bin saat ömürlü spotlar, fare yok edicileri, gelişmiş ses özellikleri ve geliştirildi. Audio ve video ev araçları dallarında ödüllendirildi. Özellikle başta havaalanlarında kullanımı için General Electric firması tarafından üretilmiş bomba avcısı güvenlik kapıları da patlayıcı maddelerin geçişini imkansız hale getirdiği için ödüllendirildi.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 18.11.2004

Sansli
30 11 2004, 18:00
Hayatı kolaylaştıran buluşlar

<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~503995%2C00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~503995%2C00.asp[/url]

Time Dergisi Avrupa baskısının son sayısında 'Hayatı kolaylaştıran buluşlar'a yer ayırdı. Yeni buluşlar, tasırım ve işlevsellik bakımından hayatı kolaylaştıracak.

Hem tasarım hem işlev olarak birçok yenilik getiren bu buluşlar, sağlıktan, eğlenceye, ulaşımdan alışverişe kadar günlük hayatın her aşamasında hayatımızı kolaylaştıracak.

Aromasına bakıyor 'meyve olgun' diyor

BİR meyvenin yeterince olgun olup olmadığını değerlendirmek her zaman bilimden çok sanat olmuştur. Fakat şimdi Yeni Zelandalı bir firmanın geliştirdiği sensörler, yayılan aromadan bir armutun olgunlaştığını saptayabiliyor. Meyvenin üstündeki plastik kaplamanın içine tutturulduğunda sensör kırmızı, oranj ve sarı renk arasında gidiyor. Dünyada avocado, kivi, karpuz ve mango için sensörler bulunuyor. Ürünü HortReseach şirketi icat etti ve Seinsbury's marketlerde satışa sunuldu.

Hem denizde hem internette sörf keyfi

GEÇEN bahar Intel, İngiltere'nin Noth Devon kentinde yeni bir sörf tahtası tanıttı. Intel'in tasarladığı sörf tahtasına tablet bilgisayar iliştirilmişti. Intel böylece, işlemcisi Centrino'yu dünyadaki bütün plaj festivallerinde tanıtabilicekti. Kablosuz teknoloji sayesinde, sörf tahtası üzerinden e-posta göndermek, video çekimleri yapmak ve web'de sörf yapmak mümkün olabiliyor.

Etiketteki gemi şarabın soğuduğunu gösteriyor

WILLIAM Grant & Sons ile İspanyol beyaz şarap üreticisi Mar de Frades'in geliştirdiği şişe üzerindeki etiket, şarabın soğuduğunu gösteriyor. Kullanılan ısı duyarlılığı olan mürekkep, şişe içindeki şarabın yeterince soğuk olup olmadığını anlamaya yarıyor. Şarap 11 derece olduğunda etiketin üzerinde mavi bir gemi belirerek, artık şarabı içibileceğinizin işaretini veriyor.

Camla çimento karıştı 'transparan beton' oldu

CAM ve çimentoyu karıştırmak garip görünebilir ancak. Macar bir mimar, Aron Losonczi bu karışımı yaparak LiTraCon adını verdiği transparan bir beton elde etti. Lif optik formundaki cam, ışığın maddenin içinden geçmesini sağlıyor. 5 santimetre veya daha kalın yapılabilen LiTraCon, normal betonlar kadar dayanıklı ve duvar, yer ve heykel yapımında kullanılabiliyor. Şu anda ABD'de Washington Ulusal Müze Binası'nda sergilenen betonu, 23 Ocak'a kadar görmek mümkün.

Dört tekerlekli eğlence

SEGWAY'in icat ettiği Centaur isimli bir dört tekerlek ve muz koltuklu scooter, kayalalık, çim ve kum gibi her türlü arazide yolalabiliyor. Centuar da diğer insan taşıyıcılar gibi dinamik-stabilite teknolojisi (vitesin hidondan kontrol edilmesi) kullanıyor ancak ekstra güç için bir de başparmakla gaz pedalının kontrol edilebilmesi sağlanmış. Yönetim sensörleri ve bilgisayar arasında kurulan iletişimle, ön tekerlekleri havaya kaldırdığınızda düşmemeniz garanti altına alınmış oluyor.

Sansli
30 11 2004, 18:00
Gömüldüğü yerde çiçek açan telefon

<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~503793%2C00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~503793%2C00.asp[/url]

Dünyanın ilk ekolojik cep telefonu üretildi. İngiltere'nin orta kesimlerindeki Warwick üniversitesinden araştırmacılar, doğada çözünebilme özelliğine sahip, toprağa gömüldüğü yerde çiçek biten telefon icat ettiler. Üniversite tarafından yapılan açıklamaya göre, bu devrimci buluş, dünyanın cep telefonu mezarlığı olmasını engelleyecek.


Üniversiteli araştırmacıların, İngiliz PVAXX ve Amerikan Motorola şirketleriyle işbirliği içinde çalıştıkları kaydedildi.


Yüzde 100 ekolojik özelliklere sahip yeni cep telefonunun, biyolojik çözünürlüğe sahip polimerlerden yapıldığı, toprağa gömüldüğünde toz halini aldığı belirtildi. Minnacık bir pencereden bakınca dışardan da görülen telefonun içindeki tohum, toprağa düşünce yeşeriyor.


Doktor Kerry Kirwan başkanlığındaki araştırma ekibi, toprağa düşünce yeşerme şansının en fazla ayçiçeği tohumunda olduğunu da belirledi.


Deneyleri gayet başarılı olan icadın, şimdi hayata geçirilip piyasaya nasıl sürüleceği merak ediliyor.

Imbat
01 12 2004, 18:00
Yaşlılara sohbet robotu yaptılar

<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~504390%2C00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~504390%2C00.asp[/url]

Robot meraklısı Japonlar, şimdi de yaşlılar için sohbet robotu geliştirdi. ‘Ifbot’ isimli 45 cm boyundaki robot, 5 yaşındaki bir çocuk gibi yaşlılarla kısa konuşmalar yapabiliyor. Kısa konuşmalarla yaşlıları bunamadan koruması planlanan astronot kostümlü Ifbot’a ‘Bugün güzel bir gün, değil mi?’ diye sorulduğunda içindeki saatle mevsimi sezerek ‘Güzel bir kış günü’ diye cevap verebiliyor.

Üretici firma Dream Supply’nin bir yetkilisi, robotun hafızasında birkaç milyon cümle kalıbı bulunduğunu söyledi. Ifbot, 576 bin yen’den (yaklaşık 8 milyar TL) piyasaya satışa sunulacak.

MAZI
18 12 2004, 18:00
Blm, hergun dev admlarla lerlyor.

MAZI
26 12 2004, 18:00
[b]Blmn en heyecanlı ve umutlu bekleyş [b]

Amerkan Ulusal Havacılık ve Uzay Dares (NASA) le Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) ortak yapımı ‘Cassn’ uzay aracındak ‘Huygens’ sondası, dün sabah Cassn’den ayrılarak Satürn gezegennn Ttan uydusuna nşe geçt.

NASA Jet Motorları Gelştrme Merkez’nden (JPL) verlen blgye göre, atmosfer ve yerblm ölçüm chazlarıyla brçok kamera bulunan Huygens’n Ttan’a nş 3 hafta sürecek.

Cassn-Huygens, 7 yıl önce uzaya gönderld ve proje, 3 mlyar 400 mlyon dolarlık bütçesyle nsansız uzay araçlarının arasında en pahalı olanı. Proje kapsamında yoğun azot nedenyle ‘koyu kırmızı’ atmosfer olan Ttan’da ‘metan ve etan’ göllernn var olup olmadığı araştırılacak. Ttan, Güneş Sstem’nn en gzeml gökcsmlernden br.

Huygens, atmosfere grşn üç hafta sonunda 2,5 saatlk ‘hızlı nşle’ tamamlayacak. Huygens, saatte 24 km le Ttan ‘yüzeyne’ nmey başarablr ve pl de yeterse 30 dakka boyunca Dünya’ya ver sağlayablecek. Blm adamları, Ttan okyanusunun dernlklernde su olableceğne htmal veryor ve bu ortamda mkroorganzmaların hayat bulableceğn belrtyorlar.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarh: 27.12.2004

Sansli
03 01 2005, 18:00
[b] Son 50 yılın en öneml buluşu [b]

Blgsayarlardan tüketc elektronğne kadar çok genş br alanda kullanılan slkon çpler son 50 yılda ortaya çıkan en öneml buluş olarak gösterld.

ABD'nn önde gelen televzyon kanalı CNN'n nternet stes üzernden 3 ayda gerçekleştrdğ ankete katılan 119 bn kşden 28 bn 500'ü lstedek 24 buluş arasında slkon çp lk sıraya oturttu. Günlük yaşamın vazgeçlmez halne gelen World Wde Web'n (WWW) yüzde 20'lk oy oranı le 2'nc sırada geldğ anketn 3'üncüsü se kşsel blgsayar (yüzde 17) oldu. 140 oy olan Walkman lstenn en sonunda yer aldı.

CNN okuyucularının en öneml buluş olarak seçtğ slkon çp, 1961 yılında Jack Klby ve Robert Noyce adlı 2 Amerkalı elektronk mühends tarafından cad edlmşt. Teknoloj dünyasında çığır açan slkon çpler modern blgsayarın önünü açmıştı. Çpler cad edlmeden önce elektrkl chazların çoğu daha fazla yer kaplayan, enerj 'düşmanı' vakum tüp teknolojs kullanılarak üretlyordu. Transstörlern gelşm bu sorunu kısmen çözmüş olsa da bu transstörlern devre levhasına kablolarla bağlanması gerekyordu. Klby ve çp dev Intel'n kurucuları arasında yer alan Noyce bu sorunu, ayrı bleşenler yarı letken malzemeden yapılmış tek br bütünleşk devrede br araya getrerek çözdü.

Kaynak: MİLLİYET
Tarh: 03.01.2005

Sansli
06 01 2005, 18:00
Konuşmayı metne çevren telefon

<a target=new href=http:www.vatangazetes.com.trcathaber_detay.as p?Newsd=44065&Categoryd=7]http:www.vatangazetes.com.trcathaber_detay.asp?New sd=44065&Categoryd=7<a]

Samsung Electroncs şrket, dünyanın lk konuşmayı tekste çevreblen cep telefonunu gelştrdğn açıkladı


06012005



Yen gelştrlen cep telefonunun sahasında br devrm olduğunu ler süren şrket yetkller, telefonun konuşmayı doğrudan metne çevreblme yeteneğne sahp olduğunu belrtt.

Samsung Electroncs yetkls Peter Skarzynsk, Bu yen teknoloj nsanların cep telefonları le nteraktf lşklern temelden değştrecek. İlk kez, müşterler doğrudan cep telefonlarına dkte ettreblecekler. Böylece mesaj gönderme kolaylaşacak ded.

Noka'dan sonra cep telefonu pyasasında en fazla pazara sahp knc şrket olan Samsung Electroncs, konuşmayı tekste çevren teknolojnn gelştrlecek k yen Samsung cep telefonunda bulunacağını bldrd.

Küresel cep telefonu pyasasının yüzde 30.9'u Noka'nın elnde bulunurken, yüzde 13.4'ü Motorala'nın yüzde 13.8' de Samsung Electronc'n kontrolünde bulunuyor.

Sansli
06 01 2005, 18:00
Yen br takvm keşfedld

<a target=new href=http:www.vatangazetes.com.trcathaber_detay.as p?Newsd=43970&Categoryd=7&ad=0]http:www.vatangazetes.com.trcathaber_detay.asp?New sd=43970&Categoryd=7&ad=0<a]

Amerka'da br blm adamı, br yıl çndek her günün haftanın aynı gününe denk gelecek yen br takvm keşfett


05012005



New Scentst Dergs'nn haberne göre, Maryland Baltmore'da yaşayan Dck Henry adlı kaşf blm adamı yılı 364 güne haftaları da yne 52'ye ayarlamış.

Yen takvme göre Mart, Hazran, Eylül ve Aralık ayları 31 gün, senenn dğer aylarıysa 30 gün çekyor.

Noel günü hep pazar gününe denk gelen yen takvme göre se 31 Ocak'ta doğmuş brs doğum gününü kutlayamayacak.

Takvmdek aheng sağlayablmek çn Henry, her 5 veya 6 yılda br takvme eklenecek ancak hçbr ayda bulunmayacak fazladan br hafta lave etmş.

Harvard Ünverstes'nden astronom ve blm tarh uzmanı Prof. Dr. Owen Gngerch yen takvm çok başarılı ve kullanışlı dye tanımladı.

Gngerch, Dünya Gregoren takvmne geç uyum sağladı. İngltere ble kullanımdak takvm Roma`dan 200 yıl sonra 1752 senesnde ancak kabul ett dye konuştu.

Hitturkey24
06 01 2005, 18:00
KIYMETLİ ARKADAŞLAR,
ÜZÜLEREK BELİRTEYİM Kİ BAZI GÖRÜŞLERİNİZE KATILAMIYORUM.
TÜRKİYE:
ŞU ANDA ENFLASYON TEK HANEYE DÜŞTÜ,LİRADAN 6 SIFIR ATILDI,TURİZM , İHRACAT,İNŞAATTA PATLAMA BAŞLADI,FAİZ DÜŞTÜ,TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTU ARTTI,AB’YE GÜN ALINDI. BÜROKRASİDEKİ HIRSIZLAR&RÜŞVETÇİLER TEKER TEKER YARGI ÖNÜNE ÇIKMAYA BAŞLADI,STANDARTLAR DÜZELİYOR YATIRIMLAR ARTIP İŞSİZLİK AZALMAYA BAŞLADI.VE GİTGİDE DE HERŞEY ÇOK İYİ OLACAK GİBİ GÖZÜKMEKTE.UÇAK FİYATLARI OTOBÜS FİYATINA DÜŞTÜ,İNTERNETTE KORKUNÇ UCUZLAMALAR OLDU.BU SENE HACCA 230 BİN KİŞİ BAŞVURDU TOPLUMDA EN ÖNDE GELEN ATEİZMİN SAVUNUCULARI NAMAZA BAŞLIYOR.TV’LERDE AHLAKİ YAYINLARI İZLENMESİNDE ,NAMAZKILANLAR ORUÇ TUTANLARIN SAYISINDA ,YARDIM KURULUŞLARINDA PATLAMA OLDU. SADECE DENİZ FENERİ DERNEĞİ 500 BİN KİŞİYE BAKMAKTA. GÖTÜRDÜĞÜM ANERİKALILAR DAHİ BİZDE BÖYLE BİR SİSTEM YOK DEDİLER.BEDAVA ÇALIŞAN GIDA,GİYİM BANKALARI, KARŞILIKSIZ MİKRO& MAKRO KREDİ VEREN KURULUŞLAR,AB HİBE KRDİLERİ,VERGİ MUAFİYETİ SÜREKLİ ARTMAKTA.ÇOK YAKINDA UYUŞTURUCU&TİNERCİ ÇOCUKLAR EL ATILACAK.BUNLARIN SADECE 1 TANESİNİ HERHANGİ BİR POLİTİKACI 2 SENE ÖNCE SÖYLESEYDİ KİMSE ONLARA OY VERMEZDİ. BUNDAN 200 YIL ÖNCE ABD ATLAS OKYANUSU VE AKDENİZ’E ASKERİ VE TİCARİ GEMİLERİNİ GÖNDERMEK İÇİN TÜRKİYE’YE VERGİ VERMEKTEYDİ.DAHA SONRA BİZ RÜŞVET&HIRSIZLIĞA BAŞLAYIP MANEVİ&DİNİ DEĞERLERİMİZİ YİTİRİNCE ONLARDAN İCAZET ALIR OLDUK VE GERİLERİNDE KALDIK . AMA ŞİMDİ TOPLANIYORUZ BİZİ DİN DEĞİL DİNSİZLİK GERİ BIRAKTIRDI.VE YUKARIDA SAYDIKLARIM OLACAKLARIN %1’İ BİLE DEĞİL . DAHA BUGÜN YİNE BENZİNDE UCUZLAMA OLDU VE KABLO TV FİYATLARI YARIYARIYA İNDİ.KİRA ÖDER GİBİ EV ALIMI BAŞLIYOR. YAPILAN YOLAR 70 YILDA YAPILAN YOLLARIN TÜMÜNÜN İK MİSLİ OLDU.GENEL SAĞLI SİGORTASI GELİYOR.DEMOKRATİK REFORMLARI SAYMAKLA BİTMEZ.VE BUNLARIN HEPSİ ISRARCI&RÜŞVETÇİ TAKOZ BÜROKRATLARA RAĞMEN OLDU.

ŞİMDİ YAPACAKLARIMIZ : ABD’DE GÖRDÜĞÜNÜZ VE TÜRKİYE’DE OLMAYAN HER NE VARSA SÜREKLİ BASINA,WEBSİTELERİNE, BELEDİYELERE BAKANLIKLAR VE DEVLET KURLUŞLARININ WEBSİTELERİNE YOLLAYIN . TÜRKİYE’DE YATIRIM YAPACAK ABD’LİLER BULUP ÇEKMEYE BAŞLAYIN BEN 1O YIL ÖNCE EKMEKLERE SOYA KATILIMI İLE TÜRKİYE’DEKİ PROTEİN YETMEZLİĞİ SORUNUNUN ÇÖZÜLECEĞİNE DAİR BİR YAZI YAZDIM. SADECE SIVAS BELEDİYESİNİN UYGULAMASIYLA 2 YILDA 3 MİLYON US$ DİREK HALKA GELİR SAĞLANDI. AYRICA BU GENEL OLARAK YAPILIRSA YILDA 4 MİLYAR US$ KARLILIK SAĞLAYACAK . TÜRKİYE YILDA 30 MİLYON TON SOYA ÜRETİMİNE GEÇERSE İŞSİZLİĞİ HEMEN HEMEN ÇÖZECEK. VE BAKANDAN BANA TAKDİR E-MAİL’İ GELDİ . O YÜZDEN BİLDİĞİNİZ NE VARSA YAZIN. ARTIK ŞEFFAFLIK DEVRİ VE DOĞDUĞUNUZ YERİ DOYDUĞUNUZ YERE ÇEVİRİN VE SİYASETÇİLER İLGİLENMEZSE MUHAKKAK BAŞVURACAĞINIZ BİR ÜST ŞİKAYET MERCİ MEVCUT..MADEM ORDASINIZ ARTIK DÜNYA GLOBAL BİR KÖY OLDU.ABD’DE EVDE İNTERNETTEN TÜM TÜRK GAZETELERİNİ OKUR,RADYI&SİNEMA SEYREDER HATTA http:www.bb.gov.tr ADLI İST. BELEDİYESİNDEN CANLI OLARAK SÜREKLİ İSTANBUL’U GÖREBİLİRSİNİZ VE TÜRK BAKKALINDAN TÜRK YEMEKLERİNİ ALABİLİRSİNİZ. YANİ BURADAKİ, İNSANLAR NE YAPIYOR SABAH ERKENDEN İŞE OKULA GİDİP AKŞAM EVE GELİP TV SEYREDİP YATITORLAR. YANİ ARTIK DÜNYANIN HERHANGİ BİRYERİNDE OLMANIN ÖNEMİ PEK DE KALMADI.

AMERİKALILAR:
UNUTMAYALIM Kİ ONLAR DA İNSAN. BİLMEDİKLERİ İÇİN DÜNYADA SADECE YENİLİP,İÇİLEREK ,GEZİLEREK VE CİNSELLİKLE TATMİNE ERİŞİLEBİLECEĞİNİ SANIYORLAR. TABİ OLMAYINCA UYUŞTURUCU,CİNSEL SAPKINLIKLAR , İNTİHARLAR,MUTSUZLUK,ROBOTLAŞMA BAŞLIYOR. OYSA KALPLER ANCAK ALLAH’I ANMAKLA TATMİN OLUR. BUNU DA EN İYİ BİLEN TÜRKLER. CLİNTON’UN DEDİĞİ GİBİ 20. ASIR OSMANLININ ÇOKMESİYLE NASIL TÜRKLER BELİRLEDİYSE( BELKİ DE BU HASLETLERİMİZ SAYESİNDE) 21. YÜZYILI DA BİZ BELİRLEYECEĞİZ.EVET ONLAR DA İNSAN AİLE YAPISI,SEVGİ ONLARIN DA İHTİYACI. ŞU ANDA ABD’DE MÜSLÜMANLIK SON SÜRAT BİR HIZLA BİRKAÇ SENE ÖNCE GERİSİNDE OLDUĞU MUSEVİLİĞE FARK ATARAK 3 MİLYON KİŞİDEN 6 MİLYON KİŞİYE ÇIKTI. MUSEVİLİK 4 MİLYONDA KALDI. ONLARA İSE YAŞANTIMIZLA ESKİDEN OLDUĞU GİBİ ÖRNEK OLMALIYIZ. BİLDİĞİNİZ GİBİ OSMANLI DİNİ ZORLAMA YAPMAZ FAKAT SADECE FETHETTİĞİ YERLERE TÜRK AİLELER YERLEŞTİRİR BUNLARI GÖREN BOŞNAK, BULGARPOMAK, ARNAVUT VS DİĞER MİLLETLER DE MÜSLÜMANLIĞIN GÜZELLİKLERİNDEN ETKİLENİRDİ VE MÜSLÜMAN OLURDU. ÖYLESİ KATI BİR TOPLUMDA KARŞILIKSIZ GÜLERYÜZ, VERİCİLİK ,SEVGİ ONLARI ŞAŞIRTARAK DOĞRU YOLU ARAŞTIRMAYA İTECEKTİR.BİLDİĞİM KADARIYLA ABD’DE MEVLANA ŞU ANDA BEST SELLER.
BEN 1978’DE YURTDIŞINA ÇIKMAYA BAŞLADIM VE İNGİLTERE , ALMANYA,,ITALYA VB ÜLKELERDE NEDENSE SADECE 17 GÜN KALABİLİYORDUM ÇÜNKÜ ORALARDA YAŞAMAK İÇİMDEN GELMİYORDU. İNSANLAR ÇALIŞARAK HERŞEYİ ÇÖZMÜŞ AMA BOŞLUKTAYDI. TÜRKİYE’DE İSE GERİLİK VARDI(HIRSIZLIKTAN) AMA HİÇ OLMAZSA AİLE DEĞERLERİNE SAYGI VAR DİYE KALDIM.İŞSİZLİK VB. DİĞER SORUNLARA RAĞMEN ÇÜNKÜ MADDİ SORUNLAR ÇÖZÜLEBİLİR AMA UYUŞTURUCUDAN ,CİNSEL SAPKINLIKTAN DÖNMEK DAHA DA ZORDUR VE BU GERÇEKLERİ DÜNYADA BİLEN TEK MİLLET OLARAK BİZE ÇOK BÜYÜK SORUMLULUKLAR DÜŞMEKTEDİR.DÜNYADA HEM İLİM HEM DİNİ EN İYİ SENTEZLEMİŞ TEK MİLLETİZ VE BUNU BAŞKALARINA DA GÖSTERMEZSEK BÜYÜK VEBAL ALIRIZ.DÜNYAYİ CEHENNEMDEN CENNETE DÖNÜŞTÜRMEK BİZİM ELİMİZDE.

Imbat
09 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=20223&TYPE=2]http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_news.cfm ?ID=20223&TYPE=2<a]

Evrendek en büyük patlama keşfedld

NASA’dak blm adamları ‘evrenn blnen en büyük patlamasını’ keşfettler. 100 mlyon yıldan uzun süren ve ‘gamma patlaması’ denlen bu patlamada br karadelğn 300 güneşe eş değerde kütley emdğ tespt edld.

Gamma patlamaları, 30 yıldır blm adamlarının cevabını aradığı br soru. Evrende, kaydedlen en büyük patlamalar olan gamma ışını patlamalarının süpernovalar le lşks olduğu belrlenmş durumda, ama hálá sırrını koruyor.

Amerkan Havacılık ve Uzay Dares’nden (NASA) yapılan açıklamada, patlamanın 100 mlyonlarca gamma ışını patlamasına denk br enerj yaydığını bldrd. Dünyanın yörüngesndek Chandra Uzay Teleskopu tarafından keşfedlen patlama, 2.6 mlyar ışık yılı uzaklıktak MS 0735.6+7421 sml galaks grubunun görüntüsünde fark edld.

Patlama, çok büyük mktarlarda maddenn br karadelğn önüne düşmesyle yerçekm enerjsnn serbest kalması sonucu oluştu. Maddenn büyük br bölümü kara delk tarafından yutuldu, fakat br kısmı şddetle dışarı atıldı. Serbest kalan enerj, MS 0735 galaks grubundak karadelğn patlama sırasında büyüdüğünü gösteryor. Oysa k yapılan esk çalışmalara göre sadece küçük kara delkler hızlı büyüyeblyorlardı.

Blm adamları kara delğn, ses hızından daha büyük br hızla, yaklaşık 1 mlyon ışık yılı uzağına gaz püskürttüğünü ve dışa atılan gazın kütlesnn 1 trlyon güneşn kütlesne denk olduğunu söyledler. Bu kütle Samanyolu’ndak bütün yıldızların toplam kütlesnden daha büyük. Cambrdge’dek Massachusetts Teknoloj Ensttüsü’nden Mchael Wse, ‘Şmdye kadar bu karadelğn kend kendne oburca beslendğ konusunda hçbr fkrmz yoktu. Bu patlamanın keşf gösteryor k X ışını teleskopları, evrende k en şddetl olayları anlamak açısından gerekl’ ded.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarh: 09.01.2005

Sansli
12 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~12 @nvd~522926%2C00.asp]http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~12@nvd~ 522926%2C00.asp<a]

Huygens, Ttan'a nyor
Avrupa uzay aracı Huygens, Satürn'ün en büyük ve gzeml uydusu Ttan'a k gün sonra nyor. Amerkan uzay aracı Cassn'den Noel'de ayrılarak Ttan seferne başlayan Huygens, buzla kaplı Ttan'ın karanlık atmosferne dalacak ve Güneş sstemnn bu en esrarengz csmne necek.


1655 yılında Ttan'ı kend yaptığı teleskopla keşfeden Hollandalı Chrstaan Huygens'n adını taşıyan araç, uzmanların Dünya'nın lk zamanlarındak atmosfern andırdığını düşündükler Ttan'ın benzersz ortamını yernde araştıran lk araç olacak.

Avrupa Uzay Ajansı'ndan Jean-Perre Lebreton, “Bu, zaman maknasıyla yolculuk gb br şey. Yeryüzünün 3,8 mlyar yıl öncek koşullarını Ttan'da bulacağımızı sanıyoruz” ded.

Huygens, 7 yıl önce Amerkan Cassn uydusuyla brlkte Dünya'dan yola çıkmıştı.

Dünya'dan 1 mlyar km uzaktak Ttan'ın atmosferne doğru saatte 22 bn km hızla merm gb fırlatılacak sonda, atmosfere grdkten sonra paraşütlern açarak hız kesecek ve olabldğnce yumuşak nş yapmaya çalışacak. Uzmanlar, Huygens'n nş sırasında hasar görmeyeceğn ve pller btene kadar yeryüzüne blg göndereceğn umuyor.

Ancak Ttan yüzeynn bütün özellkler blnmedğ çn, her türlü senaryo htmal dahlnde gözüküyor.

Sondanın atmosferden geçş 2 saat 15 dakka sürecek, bu arada Dünya'ya Cassn üzernden blg gönderlecek. 3,2 mlyar dolarlık Cassn-Huygens sefernde, şmdye kadar Satürn ve halkalarının olağanüstü fotoğrafları elde edld.

Sansli
12 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews303514.asp?0m=T12R]http:www.ntvmsnbc.comnews303514.asp?0m=T12R<a]

Deep Impact fırlatıldı

Br kuyrukluyıldızdan füzeyle parça koparacak olan uzay aracı Deep Impact fırlatıldı. Deep Impact, parçanın kuyrukluyıldızdan kopuşunu kameralarla takp edecek ve ufalanan parçaları yakalayacak.

NTV-MSNBC VE AJANSLAR



13 Ocak 2004 — Deep Impact aracı dün akşam Cape Canaveral Uzay Üssü’nden havalandı. 4 Temmuz 2005’te hedefe varacak araç, Tempel 1 kuyrukluyıldızına 362 kg ağırlığındak patlayıcıyı saatte 3 bn 670 km hız le atacak. Kuyrukluyıldızdak darbe, 4.5 ton gücünde TNT patlamasıyla eşt şddette olacak ve 92 metre çapında br delk açacak. Araç patlamayı kameralarla görüntüleyecek. Spekülasyonların aksne Tempel 1 kuyrukluyıldızının Dünya’ya çarpma olasılığı bulunmuyor.
BULUŞMA 4 TEMMUZ 2005’TE
Tempel 1 kuyrukluyıldızı 14 km uzunluğunda ve 5 km genşlğnde. Kuyrukluyıldız patlamayı emecek, ancak yüzeyde tahmnlere göre 100 metre çapında br delk açılacak. Bu delkten açığa çıkacak olan toz ve parçaları se Deep Impact yakalayarak ncelemeye alacak. Deep Impact’ın yanısıra Hubble, Chandra ve Sptzer uzay teleskopları da Tempel 1’den açığa çıkacak gaz ve tozu nceleyecek. Buna ek olarak bnlerce profesyonel ve amatör gözlemc patlamayı sıkı takbe alacak. Buluşma 4 Temmuz 2005 günü.
Deep Impact, Tempel 1’den parça kopmasının kuyrukluyıldızın seyrn değştrmeyeceğ fade edld. Tempel 1’n patlamanın etksyle yön değştrme eğlm, gelecekte Dünya’ya çarpması muhtemel kuyrukluyıldızların nasıl durdurulacağı le lgl bulgular verecek. Ancak, spekülasyonların aksne Tempel 1 kuyrukluyıldızının Dünya’ya çarpma olasılığı bulunmuyor.

PATLAMA KAMERALARLA İZLENECEK
Deep Impact, kuyrukluyıldıza kadar 431.3 mlyon klometre yol katedecek. Buluşma, Mars yörüngesnn yakınlarında Dünya’dan 128.7 mlyon km uzaklıkta gerçekleşecek. Patlama esnasında uzay aracı, kuyrukluyıldızdan an ez 550 km uzaklıkta duracak. Impactor adı verlen 143 klogram ağırlığındak parça, tek parça bakır br dskten oluşuyor. Patlayıcının ana maddes olarak bakırın seçlmesnn se k neden var. Suyla reaksyona grmyor, yapımı ucuz ve kolay.
Impactor’ün üzernde bulunan kamera fırlatılış anından tbaren kuyrukluyıldızın fotoğraflarını çekerek dünyaya gönderecek. Deep Impact üzernde bulunan kameralar se kuydukluyıldızın patlama ve açılma fotoğraflarını çekerek dünyaya gönderecek.

TEMPEL 1, PATLATMAK İÇİN UYGUN
Tempel 1 kuyrukluyıldızı blmsel nceleme ve patlatma açısından deal br göktaşı. Kuyrukluyıldızların tpk özellklern taşıyan Tempel 1, büyük br çekrdeğe sahp ve yüzey le çekrdek arası mesafe normalden kısa. Bu çekrdeğn patlamadan sonra daha rahat ortaya çıkacağı anl***** gelyor. Kuyrukluyıldızın yüzey, yüzeyaltı buz kütleler ve çekrdeğ merak konusu. Bunlar patlama le açılacak delkten araştırılacak. Deep Impact’n çekeceğ flm bu açıdan öneml bulgular sağlayacak.
330 mlyon dolarlık Deep Impact’ın fırlatılışı yazılımda çıkan sorunlar nedenyle k hafta ertelend.

GİZEM TOPU KUYRUKLUYILDIZLAR
Kuyrukluyıldızlar Güneş Sstem’nn oluşumundan bu yana hem antk mtolojde hem de astronomde gzeml csmler olarak kaldılar. Blm adamları kuyrukluyıldızların 4.6 mlyar yıl önce Güneş Sstem’nn oluşumuna at öneml puçları sakladıklarına nanıyor. Kuyrukyıldızların özellkle çekrdekler le çok az blg bulunuyor. Güneş’n etrafında her 5.5 yılda br dönen Tempel 1 kuyrukluyıldızı, 1867 yılında keşfedlmşt. Kuyrukluyıldızın astronomk ölçütlere göre Dünya yakınlarından geçmes blmsel çalışmalar çn br avantaj. Uzay ölçütlernde br aracın Dünya’dan br hedefe 6 ayda varması ‘kısa br süre’ sayılıyor.
Avrupa Uzay Ajansı ESA’nın yolladığı Rosetta uzay aracı da 2014 yılında br başka kuyrukluyıldızın yüzeyne konarak araştırmalar yapacak.

Sansli
15 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=20408&TYPE=2]http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_news.cfm ?ID=20408&TYPE=2<a]

Ttan'dan lk fotoğraflar

Huygens sondası, Satürn'ün gzeml uydusu Ttan'dan lk fotoğrafları göndermeye başladı.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dares'nn (NASA) Cassn uzay aracına bağlı olarak bugün Satürn'ün Ttan uydusuna paraşütle başarılı br şeklde nen Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) Huygens sondası, 5150 km çapa sahp, Ay'dan çok büyük Ttan'dan lk fotoğrafları göndermeye başlayınca, görevn kesn başarısı kayda geçt. Gökblmcler, hayretle karışık sevnce gömüldü.

İlk fotoğraflar, eks 190 derecelere varan yüzeye çıkan donmuş syah-beyaz yılankav çzgler gösteryor. Bu da blm adamlarının, kalın atmosfere sahp tek Güneş Sstem uydusu olan Ttan'da 'sıvı yüzey' htmaln ortaya çıkarıyor. Ttan'ın Dünya'dan 1,5 kat koyu atmosfer, Dünya gb büyük oranda azot çeryor.

NASA blm dares yönetclernden Alphonso Daz, bu tarsel an hakkında şunu söyled:

'Zannederm hepmz, Güneş Sstem'nn örtülernn açılmaya başlamasından hayretler çne düşüyoruz. Bu görüntüler, bu gezegen uydularının durağan yerler olduğu önyargısına karşı duruyor. Br 'gezegen' doğuyor, dnamğ, karmaşık yapısıyla hayretler doğuruyor.' Huygens, Cassn'den 24 Aralık'ta ayrılarak Ttan atmosferne nmeye başladı. İnsansız uzay uçuşlarında 3 mlyar 400 mlyon dolarla en büyük proje olan ve 1997'de fırlatılan Cassn-Huygens, adını, 350 yıl önce Ttan'ı keşfeden Felemenkl gökblmc Chrstaan Huygens le Satürn'ün halka aralığı ve 4 uydusunu belrleyen İtalyan asıllı Fransız gökblmc Gan Domenco Cassn'den alıyor.

Kaynak: MİLLİYET
Tarh: 15.01.2005

Imbat
20 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.nethaber.com?h=4292]http:www.nethaber.com?h=4292<a]

Üç boyutlu TV, Türkye'de gelştrlyor

Türkye'nn koordnatörlüğünde Avrupa'nın 7 ülkesnden 175 blm adamı, ekransız, gözlüğe htyaç duyulmayan, her açıdan zleme şansı olan, gerçek denecek kadar y kaltede görüntüler elde edeblmek çn 4 yıllık br projeye mza attı.

Gelşen teknoloj konusunda ABD ve Japonya le rekabet etmeye çalışan Avrupa Brlğ projeye 6.15 mlyon Euro yatırım yaptı.

Ünverste ve özel sektörden 19 kuruluşun dahl olduğu projenn fkr babası Blkent Ünverstes.

Projenn başındak Türk profesör konuyla lgl olarak şu açıklamayı yaptı:

Evde adeta hayalet oynatacağız. 3 boyutlu televzyon 10 yıl sonra tcarleşeblecek. Bu teknoloj medyayı da genel olarak farklılaştıracak. Montajcı, kameraman, hatta seyrcnn ş değşecek. Herkes daha nteraktf hale gelecek. Snema salonları rng gb olacak.

MAZI
03 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~12 @nvd~532356%2C00.asp]Karanlık maddenn br kısmı tespt edld <a]

Evrenn çok büyük bölümünü oluşturan ”karanlık maddenn” br kısmının tespt edldğ öne sürüldü.


Nature dergsnn son sayısındak makaleye göre, Amerkalı ve Mekskalı astronomlar, br kuasarın (çok parlak yıldız) yaydığı x ışınlarını gözlemleyerek “karanlık maddey” tespt etmey başardıklarını bldrdler.

Masschusetts'dek Cambrdge astrofzk merkeznden Fabrzo Ncastro ve arkadaşları, bu maddey galakslerarası bulutlarda gözlemledklern açıkladılar. “Chandra” ve “XMM” uzay teleskoplarını kullanan uzmanlar, bulutlardak yonlaşmış azot ve oksjen atomlarının, blmadamlarının aradığı “eksk parça” olduğu görüşünü ler sürdüler. Normalde görünmez olan bu atomlar, x ışınlarını emerek görünür hale gelyor.

Astronomların, Markaryan 421 adı verlen kuasarın yaydığı x ışınlarını kaydettğ belrtld.

Güncel evren modellerne göre, evrenn yüzde 95', gözlemlenemedğ çn karanlık olarak ntelendrlen ve ancak galakslern ve yıldızların hareketlernden ve evrenn genşlemesnden varlığı anlaşılan maddeden oluşuyor.

Sansli
07 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050207yasamyas09.html]Lekeler deterjansız çıkacak<a]

İNGİLİZ blm adamı Rchard Pashley, gyecekler sabun kullanmadan, yalnızca suyla yıkamanın yolunu buldu. Suyun çndek hava parçacıkları, kumaştak krlern brbrlerne yapışmasına yol açıyor. Deterjanlar hava parçacıklarının bu şlevn bozarak lekeler çıkarıyor. Pashley, Suyun çndek hava parçacıklarının sıvı ntrojenn kullanıldığı 'gaz gderme' yöntemyle çıkarılması le su, lekeler yok edecek dyor.

Imbat
07 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050208yasamyas10.html]Bu 'Hücre' hayatımızı değştrecek<a]

Teknoloj sektörünün dev smler IBM, Sony ve Toshba, letşm, multmeda ve tüketc elektronğnde çığır açacak ntelkte yen br süper çp gelştrdklern duyurdu. Austn Teksas'tak br laboratuvarda, 2001 yılından bu yana üzernde çalışılan çpe Hücre - The Cell adı verld.

2006'da hazır
Br toplu ğne başından daha küçük olan Hücrenn, blgsayar çp üretcler Intel ve AMD'nn yen nesl çplernden ble daha güçlü olduğu belrtlyor. Hücre çeren televzyonların ve yne aynı çp çeren PlayStaton 3'ün 2006'da pyasaya sürülmes hedeflenyor.

MAZI
02 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.trcontentteknolojtek014at ekno.html]Görünmezlk pelern gerçek m oluyor?<a]

Amerka Brleşk Devletler'nden blmadamları, br nesney teork olarak görünmez hale getrmenn yolunu bulduklarını söylüyorlar
Saygın blm dergs Nature'ın nternettek versyonu olan www.nature.com adlı stede yayımlanan br makaleye göre, bu fkr Pennsylvana Ünverstes'ndek k uzman gelştrd.
Andrea Alu ve Nader Engheta adlı elektronk mühendsler üzerne örtüldüğü nesnenn görünmemesn sağlayacak br örtü gelştrlebleceğn savunuyor.
Bu fkr uzun yıllardır edebyat ve flm dünyasına esn kaynağı olmuş, blm kurgu eserlernde sık sık kullanılmıştı.
Yıldız Savaşları, James Bond ve Harry Potter flmlernde görünmezlk, kahramanı çoğu zaman en zor durumlardan kurtaran br çözümdü.

Elektrk dalgaları

Yöntemn temelnde, plazmon adı verlen ve bazı metallern yüzeynde oluşan küçük elektrk dalgalarının kullanılması yatıyor.
Bu dalgalar br nesneden yansıyan ve görülmesn sağlayan ışığı yutuyor.
Böylece asıl yüzey yerne, nesnenn gersnde kalan şeylern sank arada hç br şey yokmuş gb görülmes öngörülüyor.
Tüm bunlar Yıldız Savaşları flmlernde br tuşa basılarak ekranlardan slnen uzay gemler le lgl sahneler anımsatsa da, uzmanlar buluşun şmdlk böyle br mkan vermeyeceğ uyarısında bulunuyor.
Bu yöntem ancak çok küçük nesneler gzlemek çn kullanılablecek durumda.
Uzmanlar normal ışık altında görünmezlk çn şu aşamada fazla başarılı olmasa da, yöntemn en azından radarlara karşı kullanılması htmal olableceğn savunuyor.

Sansli
08 03 2005, 18:00
Japonya`da Manyetk Tren

Japonya’da manyetk alan sayesnde ray üzernde yükselerek boşlukta hareket eden tren hzmete grd. Fujgaoka ve Yakuza stasyonları arasındak ulaşımı sağlayacak olan ‘Lnmo’ adlı tren, 2005 Ach Expo Fuarı’nın da en büyük kozu. 8,9 klometre uzunluğundak hattın resm açılışı se 25 Mart’ta yapılacak.

15 dakka süren yolculukta manyetk trenn hızı yalnızca 100 klometreye çıkacak. Blet ücretlernn 3.3 dolar olacağı seferde trenn maknst bulunmuyor. Altı ay sürecek olan çevre ve dostluk teknolojs temalı fuarı yaklaşık olarak 15 mlyon kşnn zyaret etmes beklenyor.

MAZI
12 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd ~544177%2C00.asp]Cep'ten konuşturan gözlük<a]

Cep telefonuyla konuşurken araç kullanmayı ve her k el de başka şler çn kullanmayı olanaklı kılan handsfree (eller serbest) özellğne sahp chazların çeşd gderek artıyor. Son olarak mobl ürün gelştrcs Motorola, Oakley güneş gözlüklerne uyguladığı Bluetooth (mavdş) teknolojsyle güneş gözlüğü üzernden telefonla konuşmayı mümkün kılıyor.


Gelştrdğ aykırı mobl chazlarla pazarda konumlanan Motorola, son olarak kablosuz Bluetooth teknolojsn Oakley güneş gözlüklerne uyguladı. Bu sayede tüketcler, gözlükler gözlerndeyken sadece tek tuşa dokunarak çağrılara cevap vereblecek ve arama yapablecek.
RAZRWre adı verlen buluş, Oakley'nn optk alanındak deneym le Bluetooth teknolojsnn brleşmesyle ortaya çıktı.

Üç farklı reng olan RAZRWre, özellkle bsklet, kayak, kaya tırmanışı, golf gb doğa sporlarıyla aktf olarak lglenen tüketclern en konforlu bçmde kesntsz letşm kurablmes amacıyla tasarlandı. Bu teknolojy kullanan gözlükler, hareket halndeyken ellern serbest kalmasını sağlıyor. Ürünün bu yılın knc yarısında satışa çıkması planlanıyor.

Imbat
13 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews313218.asp?0m=T12Q]Cep telefonları ‘letşm’ aştı<a]

Semens'n yen CL 75 modelnn ekranı 'uyku' moduna alındığında aynaya dönüşüyor. Böylece telefon makyaj aynası olarak da kullanılablyor.
CeBIT’te lk kez basına gösterlen, Samsung’un 7 megapksell cep telefonu, Sony-Ercsson’un Walkman’l model ve SMS’ler sesl dosyaya dönüştüren Semens’n yen ürünler cep telefonunun kendn aştığını gösteryor.
Dünyanın en büyük teknoloj fuarı CeBIT’te gösterlen bazı cep telefon modeller artık bu chazın bast letşmn ötesne geçtğn kanıtlıyor. Brçok yarı profesyonel djtal fotoğraf maknelernden daha yüksek çözünürlüğe sahp Samsung’un 7 megapksel cep telefonu, 30 saat MP3 çalar donanımlı, kameraya çekm yapıp bunu nternetten göndereblen makneler gb brçok yen model lk kez basına tanıtıldı.
7 MEGAPİKSELLİ CEP TELEFONU
Samsung’un yen 7 megapksel cep telefonunun lansmanı telekomünkasyonun ötesnde başlı başına br fotoğrafçılık haber de olablr. Chaz, telefon görüşmes yapılablen br fotoğraf maknes olarak da görüleblr. Kalınlığı 2.7 cm ve ağırlığı 180 gram olan cep telefonu 16 mlyon reng göstereblyor; pyasadak kameralı cep telefonlarının br çoğu 65 bn renge yer vereblyor. Samsung yen 7 Megapksellk SCH-V770 modelnn fyatını açıklamazken, sadece Hazran ayında satışa çıkacağını duyurdu.
KONUŞAN SMS’LER
Alman Semens se SMS’ler nteraktfleştrmenn değşk yollarını buldu. Anmated Instant Voce Messages adlı yazılım SMS metnn önce ses dosyasına dönüştürüyor, daha sonra telefon belleğnde kayıtlı resmlerden SMS’ gönderen kşnn varsa veskalık fotoğrafını buluyor. Dönüştürülmüş ses dosyasını, SMS’ gönderen kşnn fotoğrafının üstüne şlenyor. Yazılım, fotoğrafta dudakların mesaja uygun oynamasını sağlayarak, vdeo konferans zlenm yaratıyor.
Sony Ercsson se yen ‘Walkman’ telefonunu görücüye çıkardı. Sony’nn W800 modelnde k megapksell kamera ve 30 saat bellekl djtal müzk çalar bulunuyor. Üç bantlı olduğu çn Avrupa, Asya ve Amerka kıtalarında kullanılablen cep telefonu temmuz ayında satışa çıkacak.

Imbat
19 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews313035.asp?0m=T12S]‘Çft çekrdek’, ev djtalleştrecek<a]

Intel Gelştrcler Forumu’nda şrketn gelecek planları basına tanıtıldı. Intel’n gündemnde çft çekrdekl çplern Djtal Ev’e entegrasyonu ve kablosuz erşm var.

San Franssco’da yapılan Intel Gelştrcler Forumu’nda konuşan Başkan Yardımcısı Don MacDonald, çft çekrdekl şlemclern Djtal Ev’e entegre edleceğn açıkladı. MacDonald, Djtal Ev’n eğlence PC’s ve TV yayınlarını kaydeden kşsel medya aracının ötesnde brçok uygulamaya olanak vereceğn söyled. Br dğer başkan yardımcısı Sean Maloney se, genşbant ve kablosuz erşmdek gelşmelern nternet yenden yaratacağını savundu.
TEK PC, ÇOK İŞ
Pentum D şlemcs PC’lern blg şlem kapastelern artırarak, brçok uygulamanın aynı anda yapılmasını sağlıyor. Böylece blgsayarda eğlence uygulamalarına yer kalıyor. Örneğn, br çocuk yatak odasında Pentum D şlemcl br PC’de oyun oynarken, ebeveynler de oturma odasında djtal medya adaptörü kullanarak, aynı PC’de kayıtlı olan müzk veya vdeoları dnleyp, zleyeblecek. Çft çekrdekl Pentum D şlemcs, ‘Lakeport’ kodlu Intel 945G Express veya Intel 945P Express yonga setler le brlkte kullanılacak.
OEM’LERLE PAZARLIK SÜRÜYOR
Intel çft çekrdekl yen çpler ve yonga setler kullanmaları çn büyük blgsayar üretcler (OEM) le anlaştığını duyurdu. MacDonald, yen uygulamalar çn çerk ve servs sağlayıcılarla da görüşüldüğünü söyled. Dsney ve Intel, Dsney flmlernn Meda Center PC’lere taşınması çn pazarlık halndeler. Djtal Ev, masaüstü PC, tüketc elektronğ ve mobl teknolojler brleştrecek.

Sansli
22 03 2005, 18:00
* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@ nvd~552778%2C00.asp]Kablonun yern nsan vücudu alıyor<a]
Japonya’da gelştrlen br teknoloj le, nsan vücudu kşsel genş bant ver ağı gb kullanılarak djtal fotoğraf maknası PC ve yazıcıya bağlanablecek.


* <a target=new href=http:www.btnet.com.trhaber.phtml?yaz_d=510000 231]İnsan okuryazarlığı olan blgsayarlar gelyor<a]

Imbat
24 03 2005, 18:00
* <a target=new href=http:www.btnet.com.trhaber.phtml?yaz_d=510000 255]Bankacılık şlemler SMS’le yapılacak<a]


* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd ~554057%2C00.asp]İnternette en popüler 5 dolandırıcılık yöntem<a]


* <a target=new href=http:www.nethaber.com?h=9524]Uçan takslern 5 yıl sonra lk seferlerne başlaması beklenyor<a]


* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd ~553019%2C00.asp]Dünyanın lk yakıt hücrel motosklet<a]


* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~12@nvd~552 610,00.asp]Resmler artk djtal cercevede<a]

Imbat
26 03 2005, 18:00
- <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~12@nvd~553 023,00.asp]Parmak z tanyan cep telefonu<a]


- <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~12@nvd~551 490,00.asp]Hava durumu cebe gelyor<a]


- <a target=new href=http:www.nethaber.com?h=9487]Japonlar artk ktaplarn cepten okuyor<a]


- <a target=new href=http:www.btnet.com.trhaber.phtml?yaz_d=510000 171]E-IMZA KURUMLARIN HAYATINI KOLAYLASTIRACAK<a]

<a target=new href=http:www.btnet.com.traltl.phtml?kategor_d=10]http:www.btnet.com.traltl.phtml?kategor_d=10<a]


- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews312186.asp?0m=H11R]Çalıntı kart SMS le bldrlecek<a]

Sansli
27 03 2005, 17:00
* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd ~554451%2C00.asp]Cep'ten komut alan robot kamera<a]


* <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews315345.asp?0m=N11N]Alpler’n eteğnde geleceğn TV’s<a]


* <a target=new href=http:www.nethaber.com?h=5635]Sesl mesaj yazya donusturen cep telefonu 2006`da pyasada.<a]


* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=haberler&alt=&trh=20050204&hn=139237]Yaptığı kazayı haber veren arabalar gelyor<a]


* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd ~529760%2C00.asp]Cep’ten TV’ye foto yayını <a]

Sansli
31 03 2005, 17:00
* <a target=new href=http:www.btdunyas.netndex.php?module=news&news_d=941&cat_d=3]Denz Taks İstanbul sularında<a]

Teknoloj Holdng'n T-Desgn şrketnn kuruluş projes olan denz taks Almanya Boat 2005 fuarından sonra Halç'te suya nd. 10 yolcu kapastel denz taksye dünyanın dört br tarafından talep var.


* <a target=new href=http:www.bumed.org.trndex.phtml?d=31000&acton=lst&pd=854]İnternette yen br ş nasıl kurulur, evden çalışmak, elektronk tcaret yapma yöntemler nelerdr?<a]

MAZI
03 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews316341.asp?0m=T1BR]Televzyonda djtal devr başlıyor<a]
Devlet Bakanı Atalay, Türkye’de televzyonlarının 2014 yılına kadar djtal yayıncılığa geçeceğn açıkladı. Djtal yayınlara geçş 2006’da başlayacak.


x <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?hn=159479&bl=haberler&trh=20050403]Albatros Yelken, rüzgâr enerjsn ucuzlatacak<a]
Kaman Emnyet Müdürü Yılmaz Arslan, rüzgar enerjsn daha ucuza getrmek amacıyla ‘Alternatf Rüzgar Enerjs Projes’ gelştrd.


x <a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=22419&TYPE=2]Sesle kontrol edlen TV'ler denenyor<a]
ABD'de uzaktan kumanda chazı sesle çalışan televzyonların denenmesne başlandı.

Imbat
06 04 2005, 17:00
- <a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=22494&TYPE=2]Körler çn byonk göz<a]

Amerkalı blm adamları körlern tekrar görmesne yardımcı olacak byonk br göz tasarladı. Tasarım, gözün arkasına yerleşen br yongadan ve bu yongayla bağlantı halnde bulunan gözlüğe monte edlmş br kameradan oluşuyor.

Kamera tarafından yakalanan görüntüler göz arkasında bulunan yongaya ışınlanıyor. Yonga bu ışınlar tarafından aktarılan snyaller şlyor ve sonra da beynn anlayacağı br şekle sokuyor.

Her ne kadar yapay göz tarafından üretlen görüntüler mükemmelden çok uzak olsa da özellkle doğuştan körler çn muczev br ntelk taşıyacağı vurgulanıyor. Baltmore'da bulunan John Hopkns Ünverstes'nden Profesör Gsln Dagnele tarafından tasarlanan yapay göz çn br yıl çnde nsanlı deneyler gerçekleştrlecek.

Gözün arkasında bulunacak olan retnal mplant küçük elektrotlar barındırıyor. Eğer tek br elektrot uyarıldığı takdrde kş tek br ışık noktası görüyor. Şu ana kadar tasarım üzernde pek çok sayıda elektrot kullanıldı. Fakat makul kaltede br görüntü çn bu sayının 50-100 cvarından olacağı tahmn edlyor. Blm adamları byonk gözün önünde hala yıllar alacak olan araştırmaların bulunduğunu belrtyorlar. Bu araştırmanın sbernetk blmnde öncü br rol alacağı tahmn edlyor.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarh: 07.04.2005

MAZI
07 04 2005, 17:00
<a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=22516&TYPE=2]Yerkabuğunun en alt tabakasına ulaşıldı<a]

Blm adamları, yerkabuğunu delerek lk kez en alt tabakaya ulaştıklarını ve önümüzdek yıllarda manto tabakasını da delmey planladıklarını bldrdler.

''LveScence.com nternet'' stesnn haberne göre, Entegre Okyanus Delme Programı (EODP) kapsamında blm adamlarının yerkabuğunu delmeye devam ederek, dünyanın dış kabuğu le daha sıcak ve daha yumuşak ç kabuğu arasındak bölgey oluşturan dünya çekrdeğ kabuğu le yerkabuğu arasındak kısma (Moho) ulaşmaya çalışacakları fade edld.

Şu ana kadar okyanusun tabanından 1416 metre derne kadar delme yapıldığı ve ssmk bulgulara göre Moho'ya ulaşmaya hala 305 metre kadar mesafe kaldığı belrtld.

ABD Ulusal Blm Vakfı le Japonya Eğtm Kültür ve Blm Bakanlığı'nın sağladığı 1,5 mlyar dolarlık br fon ve 10 yıllık br program çerçevesnde devam eden delme şlemnn, yerkabuğunun en nce olduğu Atlantk Okyanusu'ndak br bölgede gerçekleştrldğ bldrld.

Kaynak: MİLLİYET
Tarh: 08.04.2005

Sansli
09 04 2005, 17:00
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~12@nvd~526 775,00.asp]'Ara Ben' depremde hayat kurtacak <a]

Kablosuz letşm teknolojsyle çalışan “Ara Ben” adı verlen chaz, enkaz altında kalan kazazede hakkındak hemen hertürlü blgy kurtarma ekbne letyor.


Halç Ünverstes Blgsayar Mühendslğ Bölüm Başkanı Prof. Dr. Al Okatan, “Ara Ben” adını verdğ cadıyla olası br deprem anında hayat kurtarmayı amaçlıyor.

Geçen yıl Konya'nın Selçuklu İlçes'nde çöken Zümrüt Apartmanı'nın kendsn çok etkledğn ve kurtarma çalışmalarında öneml br eksklğ fark ettğn söyleyen Prof. Dr. Okatan, “Felaketler oluyor, depremler oluyor, bnalar yıkılıyor. Bnaların altında nsanların kalıp kalmadığını blmyoruz. İğne le kuyu kazar gb nsanları kurtarmaya çalışıyoruz. Br süre sonra 'kmse bulunamıyor' dye ş makneleryle süpürüp atıyoruz. Böylece onlarca kş kaybolup gdyor.

Benm üzernde çalıştığım ve gelştrdğm normal br saatn çne konan bu chaz, 'bluetooth' (kablosuz letşm) teknolojs le br deprem anında, enkaz altında ya da br başka felakette chazı taşıyanın hayatta olup olmadığını, nerede bulunduğunu bldryor. Normal br saatn çnde, bleğmzdek damarlardan kalp atışlarını algılayan br sensör ve vücut ısısını algılayan yüzeye dokunan br sensör var. Sonra bunlar br mkro şlemc vasıtasıyla analz edlyor ve 'bluetooth' teknolojsyle 250 metreye kadar yayın yapıyor.

Bluetooth'ta herkesn br ID (kmlk) numarası var. Blgsayarımıza kayıtlı olmasa ble, br enkaz alanında bu kşlern yaşayıp yaşamadıklarını göreblyoruz. Çünkü blgsayar ekranında hepsnn durumları görüleblyor. Enkaz altında kaç kş var, kaçı yaşıyor, yaklaşık olarak kaç metre dernlkte olduğunu da saptayablyoruz. Ayrıca 'bluetooth' a yüklenecek özel kmlk blgler le de, kmlern enkaz altında olduğunu öğreneblyoruz.”

Yetşknlern saat olarak kullanablecekler bu chazın, çocuk ve bebeklerde kolye olarak da uygulanableceğn belrten Okatan, chazın herkese htap ettğn ve maden ocaklarında çalışanlarda, dağcılarda da bulunmasının arama-kurtarma çalışmalarını kolaylaştıracağını söylüyor.

“Ara Ben” adını verdğ chazı çn patent başvurusunda da bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Okatan, chazın 35-40 gram ağırlığında ve prototp malyetnn 17 dolar olduğunu açıkladı.

Prof. Dr. Al Okatan'ın, “otomobller çn kara kutu ve uydu takp sstem”, “plsz dzüstü blgsayarı”, “uzaktan fabrka ve ev otomasyon chazı”, bakıma muhtaç, hasta ve yaşlı nsanların sağlık durumlarını takp eden “akıllı blezk” gb catları da bulunuyor.

Sansli
14 04 2005, 17:00
* Sony beynmze bağlanıyor
Sony, patentn almaya çalıştığı yen br fkrle nsan beynne bağlanmayı düşünüyor. Bu fkr gerçekleşrse körlern de flm zleyeblmes ve oyun oynayablmes mümkün olacak.

<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd ~561873%2C00.asp]http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~12@nvd~5618 73%2C00.asp<a]


* Google'dan şmd de adres
<a target=new href=http:aramahttp:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~ 12@nvd~560171,00.asp]aramahttp:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~12@nvd~560 171,00.asp<a]


* Dunyann en kucuk motoru
<a target=new href=http:www.nethaber.comndex.php?h=11213]http:www.nethaber.comndex.php?h=11213<a]

Imbat
16 04 2005, 17:00
<a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14974 6]Blm meraklılarına <a]

Çocuklara onlne deney, snema fzğ, prmatlar, dnozorlar... Blm ve Teknk dergs, nternettek blm stelern ktapçıkta buluşturdu.

İnternette 'blm sörfü' yapmak steyenler çn TÜBİTAK'ın Blm ve Teknk dergs yen br kapı açtı.
Derg, yaklaşık üç yıldır nternetten topladığı blm stelernn yer aldığı ktapçıkları ek olarak vermeye başladı. Ktapçıklarda gökblmden kozmolojye, matematkten antropolojye, genetkten byolojye kadar blm dallarına lşkn yaklaşık 1000'e yakın stey meraklılarına sunuluyor.
Blm ve Teknk Dergs Genel Yayın Yönetmen Raşt Gürdlek, dergde üç yıl önce BlmNet adı altında blmsel steler tanıtmaya başladıklarını fade ederek şöyle ded:
Bu hazney kend nsanımıza kend dlmzle sunmayı çok sterdk. Bu, br ulusal seferberlk gerektryor. Bz seferberlğe öncülük etmek çn web stemzde (www.bltek.tubtak.gov.tr) anmasyonlu blg paketler dzsn başlattık ve görüntülerle, anmasyonlarla şledğmz konuların sayısını hızla artırıyoruz. Mütevazı mkânlarla bu ş tek başımıza ***ürmemz olanaksız. İnternet stelern, yabancı dlde olsalar da tanıtıyoruz. Okurlarımızdan gelen stek üzerne daha önce dergde tanıttığımız steler Yen Ufuklara eklermzde toplayıp br bütün olarak letmeye karar verdk.


Nerede ne var?
Dnozorları merak edenlern adresler www.dnosaura.com ve www.dnosaurcon.com. Prmat skeletleryle lgl tüm blgler se www.eskeletons.org adresnde bulmak mümkün. Esk ressamların sergsne www.europreart.net, 10 bn yıl öncesnn yaşam zlernewww.sc.mus.mn.uscataltop. html adresnden erşleblyor.
Atom ve daha küçük ölçeklerde etkleşen kuvvetlern kur***** lse öğrencler çn hazırlanmış www.partcleadventure.org'tan, bedava enerj sağlayacak düzeneklern yaratıcısı 'Con Ahmet'n Makneler'ne se www.lhup.edu'dan ulaşılablyor. Dünyanın en büyük üç matematkçsnden br olarak gösterlen Arşmed'n blnen ve blnmeyen buluşları le yaşam tarzına lşkn blglere http:math.nyu.edu adresnden, yerçekmn gzemn eğlenceye dönüştüren fzk stesne se www.dctech.com'a tıklanarak ulaşılıyor.


Ev yapımı oyuncaklar
Rüzgâr enerjsnn detayları www.wndpower.org, ev yapımı fzk oyuncakları http:lvngtextbook.oregonstate.edu adresnde görüntülüneblyor. Çocukların sorableceğ sorulara hazırlıklı olmak steyenlere www.wsu.edu adresl ste yol gösterrken, küçüklere de babaları yerne 'Dr. Evren'e merak ettklern sorma fırsatı veryor. www.tryscence.org, çocuklara onlne deneye katılma fırsatı sağlıyor.
Snema fzğnn anlatıldığı www.ntutor.commovephyscs stes se başta Hollywood flmlerndek vtrn camlarından balıklama atlama, btmeyen şarjörlerle br dolu mermnn sıkılması, devrlen arabaların bomba gb patlamasının ncelklern ortaya koyuyor. Ste, lazer ışınlarının görünmeyen yanıyla sağladığı katkının yanı sıra temel fzk le snema fzğnn uyuşmazlığını eğlencel br dlle anlatıyor.

MAZI
23 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~12 @nvd~525615%2C00.asp]Alışverşte djtal ödeme kolaylığı<a]


x <a target=new href=http:blsm.mllyet.com.trdetay.asp?d=309]Yahoo'dan yen cep telefonu hzmet <a]
Yahoo, yerel arama servsnden yararlanan kullanıcılar çn yen br gereç gelştrdğn duyurdu.


x <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~12 @nvd~535947%2C00.asp]Duvarn arkasn gosteren teknoloj<a]


x <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews311097.asp?0m=H11Y]2 mlyon yıllık fosl Bursa’da <a]
Bursa’nın Orhanel lçesndek kömür şletmelernde 2 yıl önce bulunan ve 16 mlyon yıllık olduğu belrlenen hayvan fosl, Bursa Orman Müzes’nde serglenyor.

MAZI
23 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:www.radkal.com.trek_haber.php?ek=sa&haberno=2327&tarh=04042005&ek_tarh=04042005]Felçlnn aklını okuyan yonga <a]
Boyundan aşağısı felç olan Matthew Nagle, beynne bağlı kablolarla artık sadece düşünerek bazı şeyler yapablyor.
2001 yılında uğradığı br bıçaklı saldırıda boyundan aşağısı felç kalan Matthew Nagle, ABD'de gerçekleştrlen br amelyatla beynne aklından geçenler 'okuyan' br yonga taktırdı.
Elektrk dalgalarını okuyarak çalışan yonga yakaladığı düşünceler önce deşfre etmes çn blgsayara yolluyor ardından blgsayar gerekl komutları uyguluyor. Yapılan denemelerde Nagle düşünce yoluyla televzyonunu açıp kapatablyor, kanal ve ses değerlern değştreblyor. Maymunlarla yapılan araştırmalarda blgsayar da kumanda edleblmşt. Şu ana kadar beyne yapışan 64 elektrotu tutan özel br kaskla felçller tekerlekl sandalyelern kontrol edeblyordu. Nagle'a takılan BranGate adlı aygıtsa saç tel kalınlığında 100 elektrodun beynn dış zarının br mlmetre çne yerleştrlmesnden oluşuyor. Yöntem gelştren ve uygulayan profesör John Donoghue, br sonrak hedef aynı yöntemle kasların çalışmasını sağlayacak cep telefonu büyüklüğünde br chaz. Sadece br elle kavramayı sağlamanın ble çok öneml olduğunu belrten Donoghue bunun çok zor br çalışma olacağını kabul edyor.

MAZI
23 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14482 4]Anne sutunde roket yakt<a]


x <a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=22776&TYPE=2]ABD`de, nsan gb yuruyen robot gelstrld<a]


x <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~12@nvd~565 535,00.asp]Gunes enerjl arabalar pste ckyor<a]


x <a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050423yasamyas01.html]Ev telefonundan da ksa mesaj atlacak<a]

MAZI
23 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:www.stargazete.comndex.asp?haberID=69943]Ayağını yerden kescem senn<a]
NASA, 3 bn metre yükseklkte saatte 90 klometre yol alan br hava aracı tasarladı. Bu yıl çnde satışa çıkacak ‘ArScooter’ın fyatı lüks otomoblden ble ucuz: 50 bn dolar...


x <a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050423yasamaxyas01.ht ml]Br tuşa basıp keyfnze bakın<a]
Mcrosoft'un gelştrdğ djtal evn oturma odasındak ana blgsayar, merkez ısıtmadan tutun da mutfak alışverşne kadar, evdek tüm htyaçlarınızı karşılıyor.
Gelecekte yaşamak gb
BİLGİSAYAR yazılım dev Mcrosoft tarafından gelştrlen djtal ev sstem kullanıma hazır. Gelecekte yaşıyormuş hss veren evdek tüm teknolojk donanımlar, oturma odasındak ana blgsayardan yönetlyor. Djtal evn beyn blgsayar, televzyon ve vdeo kayıt chazı şlevler görmesnn yanı sıra, aydınlatma sstemn, hırsız alarmını, merkez ısıtmayı ve perdeler kontrol edyor.

Sstemlern heps kablosuz
RESİM çerçevesnn çndek ale fotoğrafı, br komutla değştrleblyor. İnternet bağlantısı sayesnde, tatlde çektğnz fotoğrafları eve dönmeden çerçevenn çne koyablyorsunuz. Djtal ev kullanışlı kılan özellklernden br bu sstemlern kablosuz olması. Mcrosoft yetkller, Londra'da djtal evn rahat yaşam ve lüks tutkunlarının kullanımına hazır olduğunu belrtyor.

Imbat
27 04 2005, 17:00
- <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?hn=168077&bl=haberler&trh=20050428]İnsan ömrü sanal ortama taşınablecek<a]
Geleceğn blgsayar teknolojsnde br kşnn ömür boyu konuşma kayıtlarını ve onlarca yılın fotoğraflarını depolamak mümkün olacak.

Mcrosoft'un araştırma- gelştrme bölümü başkanı Rchard F. Rashd, kuruluşun Pekn'den San Francsco'ya 5 araştırma laboratuvarında görevl 700 araştırmacıya htaben yaptığı konuşmasında, gelecekte kamera ve dğer alıcılarla donatılmış düğme büyüklüğünde blgsayarların tşörte lştrlerek, kşnn hareket, eylem ve konuşmalarını kayda geçrebleceğn belrtt. Bunun gelecekte daha anlamlı şler çn kullanılableceğn belrten Rashd, uzmanların şu anda br kşnn ömür boyu blglernn depolanması ve bunun stendğnde ger çağrılmasını sağlayacak yöntem çn çabaladıklarını kaydett. Bu sstemn kşnn gzllk hakkına yönelk endşeler artıracağını bldğn kaydeden Rashd, bu yolla örneğn br djtal fotoğraf çekldğnde coğraf koordnatların da kaydedlebleceğn, br ale tatl fotoğraflarını görmek stedğnde, tatl yapılan yern adını yazmanın yeterl olacağını belrtt.


- <a target=new href=http:www.mllyet.com.trcontentteknolojtek014at ekno.html]İnsan genl prnç üretld<a]
Bu tür değşmn lk örneğ Japon araştırmacıların nsan karacğernden aldıkları genler prnce aşılamaları sonucu oluştu. Prncn böcek lacı ve endüstryel kmyasalları sndreblr hale gelmes amacıyla yapılan aşılamada kullanılan gen, kod adı CPY2B6 olan ve vücuttak zararlı kmyasal maddeler sndrmeye yarayan br tür enzm üretyor.


- <a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20050426haber_150 812.php]Ve düşünce okundu... <a]
LONDRA - Blm adamları, kşnn blnçdışın-dak gzl düşüncelern okuyabldklern öne sürdü. Brtanya'da Londra Ünverstes ekb, denekler blgsayarda farklı nesnelere bakarken, MRI chazı tarama yaptı. Uzmanlar, tarama sonucu, ekranda ne gösterldğn deneklerden önce bldrd. Kşnn kends farkında olmasa ble dernlerde ne düşündüğünü saptayan yöntemle blnçaltı da nceleneblecek.

Sansli
02 05 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=52533&Categoryid=30]Çölün ortasında balina fosili bulundu [/url]

Mısır'ın başkenti Kahire'nin 200 km. batısındaki Balinalar Vadisi olarak bilinen bölgede Amerikalı ve Mısırlı arkeologlar tarafından 40 milyon yıl öncesine ait bir balina fosili bulundu. 18 metre boyundaki iskeletin bugüne kadar tespit edilen en eksiksiz balina fosili olduğu açıklandı. Bugünkü balinaların atası olan Basilosaurus isisin görünümünün bugünkü balinalardan farklı olduğu açıklandı. Fosil Michigan Üniversitesi'nde incelendikten sonra Mısır'a iade edilecek. Fosilin bulunduğu şu an çöl olan bölge, milyonlarca yıl önce balinaların yaşadığı bir deniz olduğu için bu adla anılıyor.


* <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=52531&Categoryid=30&aid=0]Ya koyunlar insan gibi davranmaya başlarsa?[/url]

Bilim adamları uzun yıllardan beri ilaçlarla ilgili en önemli deneyleri hayvanlar üzerinde yapıyor. Ancak hayvanlarda etkili olan bazı ilaçlar sıra insanlara geldiğinde ya etkisini azaltıyor ya da beklenmedik yan etkiler gösteriyor. İşte bu sorunun önüne geçmek için uzmanların elinde yeni bir silah var. Bilimadamları artık deney hayvanlarına insan hücreleri naklederek ilacın insanlardaki fayda ve yan etkilerini tespit etmeye çalışıyor. Aynı teknolojiyle hayvanlarda insan organları yetiştirerek nakil sırası bekleyen insanların hayatını kurtarmak da mümkün. Ancak bu noktada bilim dünyasının önünde önemli bir problem var. Uzmanların en büyük korkusu, beynine insan hücresi yerleştirilen hayvanların insan gibi davranması. Yani zekice planlar yaparak kendilerini aldatması.

3 milyar $'lık proje
Bu konudaki deneylere ev sahipliği yapan Nevada Üniversitesi uzmanları 50 koyuna insan hücreleri naklederek tartışmayı gündeme taşıyan ilk araştırma kurumu oldu. İsmail Zanjani adlı bilimadamı karaciğerlerinin yüzde 40'ı insan hücrelerinden oluşan koyunlar üzerinde araştırma yapmaya başladı. Amacı koyun vücudunda insanlara nakledilecek bir karaciğeri yetiştirmekti. Ancak ortaya yarı insan, yarı koyun bir canavar çıkmasından korkan uzmanlar kaygılandı. Dünyanın prestijli eğitim kurumlarından Stanford Üniversitesi'nin 3 milyar dolarlık proje kapsamında beyni tamamen insan hücrelerinden oluşan bir fare yaratma projesi tartışmanın alevlenmesine sebep oldu. Kök hücre nakledilecek farelerde sperm ve yumurta üretilmesi fikri bardağı taşırdı.

Frankenstein kabusu
Fareden alınan sperm ve yumurtadan tüp bebek yöntemiyle dünyaya getirilecek bir bebeğin anne ve babasının fare olacağı düşüncesi bile bilim dünyasını ayağa kaldırmaya yetti. İki üniversitenin uzmanları çalışmalarını, Hayvanlara insan hücreleri naklederek hem ilaçların gelişimini doğru ve kısa sürede yapabiliriz hem de hayvanlar içinde insan organları büyüterek onları bir organ fabrikasına çevirmek mümkün olabilir diye savundu ancak bilim dünyasının Frankensteina doğru ilerlediğini gören Ulusal Bilim Akademisi tartışmaya son noktayı koydu. Kök hücre ve hücre nakli çalışmalarında temel oluşturacak bir bildiri yayınlayarak maymun gibi insanlara yakın hayvanlara hücre naklini yasakladı. Diğer hayvanlara yapılacak nakillerde de etik komitesinden onayı şart koştu.

MAZI
02 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/320663.asp?0m=T13N]Komutları uygulayan akıllı bakteri[/url]
Bilim insanları bakterileri, DNA’larına yüklenen program ile birbirleriyle iletişim halinde harekete geçirdi. Deneyde, milyarlarca bakteri topluca aynı komutu yerine getirdi.


x <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/322112.asp]2300 yıllık altın maskeli mumya[/url]
Mısır’da son derece iyi korunmuş altın maskeli 2300 yıllık bir mumya gün ışığına çıkarıldı.


x <a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=23055&TYPE=2]'Her derde deva’ olacak teknoloji geliyor[/url]
Amerikalı bilim adamlarının, kellikten diş eti hastalıklarına, yanıklardan cilt bozukluklarına kadar ’her derde deva’ olacak bir teknoloji geliştirmekte olduğu bildirildi.
Merkezi Teksas’ta bulunan Isolagen adlı biyoteknoloji firmasının üzerinde çalıştığı teknoloji, deri, kemik ve diğer dokularda bulunan kolajen ve elastin proteinlerinin seviyesini düzenleyen minik ’fibroblast’ hücrelerinin vücuda enjekte edilmesi prensibine dayanıyor.

MAZI
02 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/04/29/yasam/ayas.html]Küçük mucitler dünyaları aştı[/url]
Küçük mucitler, TÜBİTAK Buluş Şenliği için titreşimli yastık ve çiğköfte yoğurma makinesi gibi ilginç projeler hazırladı.


x <a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/04/25/yasam/yas05.html]Dünyanın ilk paraşütlü uçağı[/url]
Almanya'nın Fredrichshafen kentinde düzenlenen Avrupa'nın en kapsamlı havacılık fuarı 'AERO 2005'te birbirinden ilginç mo-deller tanıtıldı. Dünyada ilk kez 'gövdesinde bağlı paraşütüyle satılan' ve 3 tipi bulunan CIRRÜS ise fuarın en çok ilgiyi gören uçaklarındandı. Fiyatı 230-540 bin dolar arasında değişen, tek motorlu yeni jenerasyon uçaklar, tehlike anında paraşütünü açarak güvenli iniş sağlıyor. Uçakta yeterince donanım olduğunu vurgulayan yetkililer, paraşüt sistemiyle ekstra güvenlik sağlandığını belirtiyor.

Sansli
03 05 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/321982.asp?0m=L15a]Çamaşırda sıra evin erkeğinde[/url]
İspanya’da bir ev aletleri tasarımcısı, tüm ev işlerini tek başına sırtlanmaktan usanan kadınların derdine derman olabilecek bir ürün geliştirdi.
3 Mayıs 2005 — ‘Sıra sende’ adıyla piyasaya sürülen çamaşır makinesini, aynı kişi üst üste iki kez kullanamıyor. Makine bunu parmak izi tanımlama kabiliyeti sayesinde yapıyor.abilecek bir ürün geliştirdi.


* <a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=13500]Japon işi: Gözlükten DVD izleyebilirsiniz[/url]
Japon firması Scalar, DVD filmleri gösteren bir gözlük geliştirdi. Telegözlük adı verilen ve dışarıdan normal bir güneş gözlüğüne benzeyen cihaz, kulaklık ve taşınabilir bir DVD oynatıcısından oluşuyor.
1 metre uzaklıktan, 35 ekran televizyonla aynı etkiyi yaratan gözlüğün 2 tarafından da film izlenebiliyor. Telegözlük, haziranda 475 dolara (655 YTL) satışa sunulacak.

MAZI
04 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~572466%2C00.asp]Şekil değiştiren bisiklet[/url]
ABD'li bir grup üniversite öğrencisi yeni geliştirdikleri bir çocuk bisikletiyle dikkatleri çekiyor. Üç tekerlekli olan bu bisiklet iki tekerleğe dönüşebiliyor ve çocukların bisiklet sürmeyi öğrenmesine yardımcı oluyor.


x <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~570386,00.asp]Yahoo`dan kisisel arama: My Web[/url]

Sansli
09 05 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/322415.asp?0m=H19U]Etoburken vejetaryen olan dinozor[/url]
ABD’nin Utah eyaletinde bulunan dinozorun etoburluktan otoburluğa geçiş yapmak üzere bir evrim geçirmekte olduğu belirlendi.


* <a target=new href=http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=71019 ]Uzay mekiği gibi güneş ocağı[/url]
Tüpgaz, elektrik ve kömür ocaklarının pabucu dama atılıyor. Dünyanın 60 ülkesinde kullanılan güneş enerjili ocak, Türkiye’de ilk kez Adanalı evhanımlarının kullanımına açıldı. 45 bin dolar değerindeki ocak, portatif ve tekerlekli olduğu için kolay taşınabiliyor
ABD, Kanada ve İngiltere’deki vakıfların hibe yoluyla gönderdikleri Güneş Ocağı fırını, Türkiye’de ilk kez Adanalı bayanların hizmetine sunuldu. Uzay mekiğini andıran görüntüsüyle dikkat çeken güneş ocağı fırını Türkiye’ye, Seyhan Rotary Kulübü’nün girişimleriyle getirildi. Dünyanın 60 ülkesinde kullanılan fırın, 45 bin dolara maloldu. Portatif güneş ocağını özellikle dar gelirli ev hanımları günün her saati ücretsiz kullanmaya başladı.


* <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~573052%2C00.asp]Dünyanın en büyük plazması Türkiye'de[/url]

MAZI
12 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~576570,00.asp]Kandan enerji üreten pil[/url]

Japon bilimadamları, yapay organlar için sürekli beslenme kaynağı yaratmak amacıyla, kandaki glikozu kullanarak herhangi bir kimyasal maddeye ihtiyaç duymadan enerji üretebilen pil geliştirdiler.
Japonya'nın Sendai kentindeki Tohoku Üniversitesi'nden Profesör Matsuhiko Nişizawa, geliştirdikleri pilin, akım kaynağı olarak glikozdaki elektronları kullandığını söyledi.


Pilin elektron akımı üretmek için vücutta bulunan K3 vitamininden faydalandığını belirten Nişizawa, gelecekte bu pilin vücuda nakledilerek yapay organlar için enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini söyledi.


Tohoku Üniversitesi tarafından geliştirilen pilin bozuk para büyüklüğünde olduğu ve 0,2 milivatlık akım üretebildiği belirtiliyor.

whitesnow
18 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/324574.asp]Tarihin en hassas atom saati[/url]

Tarihte yapılan en hassas atom saati, saniyeyi yeniden tanımlamak üzere zamanı saymayı bekliyor. Zamanı atomların titreşiminden ölçen saat, 1018 saniyede bir saniye şaşıyor.
19 Mayıs 2005 — Dünyanın en hassas saati, 1950’lerde bilimsel amaçlarla kullanılan atom saatlerinin yeni kuşağı. Atom saatleri, atomların titreşim frekanslarını ölçen cihazlar. Örneğin, caeseium atomunun elektronları iki enerji hali arasında saniyede 9.192.631.770 (9 milyar 192 milyon 631 bin 770) kere gidip geliyor. Bu titreşim ölçümü, saniyenin de tanımı sayılıyor, 1 saniye caesium atomunun 9 milyar 192 milyon 631 bin 770 kez titremesi için geçen zaman aralığı olarak tanımlanıyor.
Atom saatlerinin hassasiyeti günlük hayatta kullanılan kol saatlerinden biraz daha yüksek. Bu saatler 30 milyon yılda bir saniye atıyor. Ancak, bununla yetinmeyen bilim insanlarının daha hassas saat yapma arzusu yeni ve daha gelişmiş saatlerin önünü açıyor.

‘TİK-TAK’ SAYISINI ARTIR
Almanya’nın önde gelen bilim kurumlarından Max Planck Enstitüsü uzmanlarından Thomas Udem, daha yüksek hassasiyet için, saatin ‘tik-tak’larını artırmak gerekeceğini belirtiyor. Bu teze göre, akan giden zamanı dilimlere bölen ‘tik-tak’ların sayısı arttıkça, ölçülen zaman daha ince dilimlere bölünecek. ‘Tik-tak’lar arasındaki zaman kısaldıkça da ölçüm hassasiyeti yükselecek. Zamanı daha kısa dilimlere ayırma kavramı, insanoğlunun güneş saatinden kum saatine, sarkaçlara ve gelişmiş teknoloji kronometrelere uzayan serüveninin de temelinde yatıyor. Çağdaş caesium saatleri, saniyede 9 milyar titreşim ölçebiliyor.

BİR GÜN BİLE UZUN KALIR
Bilim insanları 1950’lerin caesium saatlerinden daha hassas saat arayışında ytterbium (Yb) ve strontium (Sr) gibi yeni elementleri değerlendiriyor. Strontium saniyede 429.228.004.229.952 (429 trilyon 228 milyar 4 milyon 229 bin 952) kez titriyor.

STRONTİUM TEMEL ALINACAK
Strontium elementinden atom saati üretmenin iki yolu var, ya tek bir atomun titreşimleri sayılacak, ya da birden çok atom aynı anda sayılacak. Tek atom kullanmanın avantajı, tek atomu, titreşim frekansını bozan elektromanyetik alandan korumak daha kolay. Dezavantajı ise, bu derece yüksek bir frekansta tek bir atomun hareketliliğini ölçmek daha zor. Çok atomlu düzenekte ise, ölçüm kolaylaşırken, elektromanyetik alanın etkisinden dolayı ölçümün kesinliğinden yitiriliyor.

YUMURTA KUTUSU DÜZENEĞİ
Tokyo Üniversitesi’nden Hidetoshi Katori, tekli ve çoklu atom düzeneklerinin avantajlarını birleştiren bir sistem geliştirdi. Katori, 6 lazer ışını kullanarak elektromanyetik dalgalar yaratıyor. Bu sistem her bir strontium atomunu tek tek destekleyen enerji kaynakları yaratıyor. Düzenek, yumurtaların taşınmasında kullanılan yumurta kutularını andırıyor. Her bir atom kendi yuvasında elektromanyetik dalgalardan korunuyor. Bu şekilde çoklu atom düzeneğinde dahi atomlar elektromanyetik dalgalardan etkilenmiyor.
Daha önce bu sisteme benzer sistemler yapılmış, fakat atomları koruması gereken lazerlerin titreşimi bozduğu görülmüştü. Katori, lazerlerin frekanslarını düzeneğin üst ve altını eşit derecede etkileyecek şekilde ayarladı. Bu şekilde lazerlerin titreşime etkisi sabitlendi. Katori’nin atom saati zamanı 10-18 kat hassasiyetinde ölçüyor. Diğer bir deyişle, 1018 saniyede bir saniye şaşıyor.

Kaynak: Makalenin tam metni bilim dergisi Nature’da yayımlanmıştır.

whitesnow
18 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=15113]Singapurlu mucitlerin marifeti: İnternet üzerinden DOKUNMAK mümkün[/url]

Singapur'daki Ulusal Üniversite'nin çılgın bilimadamları 3 yıl boyunca laboratuvara kapandı, internet üzerinden dokunmayı ve fiziksel ilişkiyi mümkün kılan bir sistem geliştirdi.
Nerede olursanız olun, bilgisayarın öteki tarafındaki kişiye veya hayvana dokunabiliyorsunuz. İlk olarak bir horoz üzerinde denenen yöntem, başka şehirlerde yaşayanları bir araya getirebilecek.

Uzmanlar ilk olarak her hareketi radyo sinyallerine dönüştürebilen bir düzenek kurdu. Düzeneğin üzerine de diğer odada bulunan ve her hareketi kameralarla izlenen bir horozun maketi yerleştirildi. Bu makete her dokunulduğunda oluşan hareketler, sensörler yardımıyla radyo sinyallerine dönüştürüldü. Sinyaller saniyenin onda biri içinde odadaki bilgisayara internet üzerinden aktarıldı. Sinyali alan bilgisayar bunları horoza giydirilmiş özel cekete iletti, ceketin hareketleri sayesinde horoz hissetti. Sistem öncelikle köpek korkusu olan insanlar için kullanılacak.

whitesnow
18 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~577827%2C00.asp]Üç boyutlu yol bulma[/url]

Sony, otomobiller için geliştirdiği GPS aygıtlarına yeni bir üye daha kattı. Linux ile çalışan bu yeniş aygıtın dikkat çekici özelliği ise sokakları üç boyutlu bir şekilde göstermesi. Üç boyutlu bu aygıt aracılığıyla sürücüler yollarını daha rahat ve hızlı bir şekilde bulabiliyor.


GPS (Global Positioning System), uydu aracılığıyla yol bulmak için kullanılan bir sistem. Uzun süredir GPS ile çalışan aygıtlar özellikle otomobiller için üretiliyor.

Sürücünün yeryüzündeki konumunu sinyaller aracılığıyla belirleyerek harita üzerinde konumlandırarak çalışan araç GPS ürünlerinde son zamanlarda ortaya çıkan ilgi çekici tasarımlar dikkat çekiyor.

Bunlardan birisi de Sony'den geldi. Sony'nin Linux kullanarak çalışan son ürünü NVXYZ777, iki boyutlu haritanın yanı sıra üç boyutlu harita da kullanıyor. Bu sayede sürücüler yolları daha ayrıntılı bir şekilde görerek yön bulmada avantaj sahibi oluyorlar. 6.5 inçlik bir ekrana sahip olan ürünün 800x480 çözünürlüğünde dokunmatik bir WVGA LCD ekranı bulunuyor. Ürünün fiyatı ise 2000 Euro civarında.

Imbat
19 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.vatanim.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=53706&Categoryid=30]Bill Gates, interneti, filmi, oyunu tek kutuda topladı[/url]

Microsoft, evdeki müzik setini, televizyonu, telefonu hatta bilgisayarı gereksiz hale getirecek bir ürün geliştirdi. Xbox 360 adı verilen cihazı Kasım ayında piyasaya sürmeyi planlayan Microsoft, eğlence anlayışını baştan aşağı yenileyeceğini söylüyor. TIME dergisi bu haftaki kapağında Xbox 360'ı tanıttı
Play Station ve Nintendo gibi rakipleriyle başa çıkmak için 2001 yılında piyasaya sürdüğü Xbox oyun konsolunu baştan aşağı yenileyen Microsoft, tüm eğlence araçlarını tek makinede topladı. Xbox 360 her şeyden önce bir oyun makinesi. Ancak tüm oyunlar geniş ekranda, yüksek çözünürlükte ve Dolby 5.1 surround sistemle çalışıyor. Mesela 2001'de piyasaya sürülen ilk Xbox'taki golf oyunlarında çimenler yeşil bir halı gibi gözüküyordu. Xbox 360'ta çimenlerdeki otların her biri rüzgarda bağımsız hareket ediyor. Aynı şekilde ağaçların gölgesi Xbox'ta bir grilikten ibaretken, Xbox 360'ta her yaprağın kendine ait gölgesi var ve bunlar bağımsız hareket ediyor. Ancak Xbox 360'ın asıl özelliği müzik, film ve televizyon keyfini biraraya getirmesi, hatta telefon görevi bile görmesi. Bu aynı zamanda makinenin yalnızca evin erkek çocuğuna değil ailenin tüm üyelerine hitap etmesini sağlıyor.

Xbox 360'ta CD dinleniyor ve bunlar 20 gigabayt hafızası olan makineye ya da MP3 çalara kopyalanabiliyor. Aynı makinede DVD ve televizyon izlemek de mümkün. Bu arada Xbox 360 kendiliğinden internete bağlanıyor. Bu yolla oyun oynarken ya da televizyon izlerken Xbox Live sitesine üye olan diğer kişilerle mesajlaşılabiliyor. Mesela Xbox 360'tan televizyonda akşam haberlerini izlerken ekranınızda mesaj beliriyor, siz de buna ister yazılı ister sesli yanıt veriyorsunuz. Telefon özelliği de sesli yanıt verildiğinde ortaya çıkıyor. Dijital fotoğraf makinesinin fotoğraflarını da Xbox 360'a aktarıp buradan e-posta yoluyla dağıtmak mümkün.

Sansli
20 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/324934.asp]Arşimed’in sırlarını parçacık çarpıştırıcı çözecek[/url]

Antik Çağ’ın en önemli bilim insanlarından Arşimed’in fizik yazılarını içeren ve şimdiye dek hiç okunamamış el yazmaları, elektron parçacık çarpıştırıcı yardımıyla çözümlenecek.
22 Mayıs 2005 — Teorik fizikte ileri düzey araştırmalar için kullanılan parçacık çarpıştırıcısına alışılmadık yeni bir görev düştü. Atomaltı parçacıkları birbirleriyle yarıştıran çarpıştırıcı, boş zamanlarında tarihsel metinleri tercüme edecek. Antik Yunan matematikçisi Arşimed’in yüzyıllardır okunmayı bekleyen metinleri, parçacık çarpıştırıcının yardımıyla deşifre edilecek.
ANTİK ÇAĞ’IN BİLİM KİTABI
Stanford Linear Accelerator çarpıştırıcısının ürettiği X ışınları, Arşimed’in 174 sayfalık kitabesindeki yazının deşifresinde kullanılıyor. Çarpıştırıcının çıkardığı X ışınları, tarihi metnin yazıldığı mürekkepteki demir parçacıklarının ışımasını sağlıyor. Milattan önce 3’üncü yüzyılda yazılan kitabede, Arşimed’in matematik teorileri için yaptığı mekanik deneyleri anlattığı ‘Mekanik Teoremler’ ve suyun kaldırma gücü dahil kendi adıyla anılan fizik kuralını tartıştığı ‘Yüzen Nesneler Üzerine’ başlıklı iki bölüm de bulunuyor. Bu yazılar şimdiye dek okunamamış ve varlıkları diğer metinler üzerinden tanımlanmıştı.
Uzmanlar, metnin, bilimsel fikirler kadar Arşimed’in kişisel görüşleri ve edebi yazılarını da içerebileceğini, bu nedenle de deşifre sonucunda ortaya çıkacak içeriğin ‘sürpriz’ olacağına işaret ediyor.
KİTABE HASAR GÖRDÜ
Metin, 10’uncu yüzyılda bir rahip tarafından temize çekilmişti. Metnin temize çekilmesinden 200 yıl kadar sonra bir başka rahip, kopya metnin yazılı olduğu parşömen kağıda bir başka kitabı yazmaya kalktı. Bu rahibin, Arşimed’in metninin üzerine ikinci bir kitap yazmasıyla parşömen iki kez kullanılmış ve özelliğini yitirmiş oldu. O yıllarda kurutulmuş hayvan derisinden imal edilen parşömen oldukça pahalı bir malzemeydi ve ortaçağın skolastik karanlığında Arşimed’i okuyan pek kalmamıştı. Rahibin dolayısıyla masraftan kaçınmak için bu yola başvurduğu düşünülebilir. Parşömen metnin başına gelen kaza mı yoksa ideolojik temelli kasıtlı bir yokediş mi, bu tartışmaya açık bir konu.

ORİJİNAL ÇİZİMLERİ DALGALAR GÖTÜRDÜ
Arşimed’in metnini içeren parşömen kağıdı, 1998 yılında 2 milyon dolara adı açıklanmayan bir antikacı tarafından satın alınmış ve Baltimore’daki bir galeriye (The Walters Gallery) teslim edilmişti. Galeri de bilim insanlarından oluşan bir ekip kurarak metnin deşifresi çalışmalarını başlattı. Bilim dünyası, bu el yazmalarının sadece çok az bir bölümünü başka metinler üzerinden çıkarımlar yaparak anlamış durumda, ancak metnin en az yüzde 80’i hâlâ aydınlatılmayı bekliyor. Metnin, Arşimed’in 2000 yıl önce antik kent Sirakusa’nın sahillerinde kumun üstüne çizdiği şekilleri içerdiği biliniyor.

ARŞİMED ‘AYDINLANACAK’
Metnin çözümlemesinde parçacık çarpıştırıcı kullanılması fikri ise, Stanford Üniversitesi fizikçisi Uwe Bergmann’dan çıktı. Parçacık çarpıştırıcının içinde hızlanan elektronlar X ışını salıyor. X ışınları ile mürekkebin içindeki demir parçalarının ışıldaması ve mürekkebin de fiziksel olarak kendi kendine aydınlanması sağlanacak. Araştırmanın en az dört yıl sürmesi bekleniyor.

Imbat
20 05 2005, 17:00
- <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=153390]Hurdadan yarış aracı yaptılar[/url]

BARTIN - Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Bartın Meslek Yüksekokulu öğrencileri, dönem ödevi olarak hurdadan üç GoKart aracı yaptı. Endüstri Meslek Lisesi Motor Bölümü Öğretmeni Hüseyin Güler, ikinci öğretim sistem analizi ve tasarım bölümü 2. sınıfta okuyan 15 öğrencinin yaptığı araçların 1250 YTL'ye mal olduğunu söyledi. Karting sporunda kullanılan araçların iki ay gibi kısa zamanda tamamlandığını anlatan Güler, Öğrencilerimizin, sanayi sitesindeki hurdalıklardan temin ettiği malzemelerle ürettikleri GoKart'lar, 50 cc'lik motosiklet motoru ile çalışıyor. Akülümarş sistemli, saatte 50-60 kilometre hız yapabilen GoKart'lar, her kilometrede 7.5 YKr tutarında yakıt harcıyor dedi.

- <a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=14817]10 yıl tükenmeyen pil üretildi[/url]
Amerikalı bilim adamları, en az 10 yıl tükenmeyen ve benzerlerinin 10 katı daha güçlü yeni bir pil geliştirdiler.


Rochester Üniversitesi'nden bilim adamları, şarj etmeden 10 yıl dayanacak bu pilin kalp cihazı veya diğer cerrahi implant cihazları için ideal olduğunu, ayrıca uzay veya derin deniz araçlarında da kullanılabileceğini belirttiler.
Üniversitenin Elektrik Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Philippe Fauchet, bu nükleer pillerin birkaç yıl içinde evlerde sensörler veya küçük cihazlarda da kullanılacağını belirterek, bu tip pillerde kullandıkları teknolojiye 'betavolta' adını verdiklerini ve güneş enerjisini elektriğe çeviren güneş paneli mekaniğine benzer bir teknoloji olduğunu kaydetti.
Nükleer pil teknolojisinde, hidrojenin radyoaktif biçimi olan trityumun radyoaktif gazlarının yaydığı elektronlar bir silikon zar tarafından yakalanarak elektrik enerjisine çevriliyor.

MAZI
22 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/05/23/yasam/ayas.html]Zihin bilgisayara indirilebilecek![/url]

Yeterince parası olanlar, 45 yıl sonra zihnini bilgisayara yükleyerek, ölümsüzlük yolunda ilk adımı atabilecek
İngiltere'nin iletişim devi British Telecom'un (BT) gelecek öngörülerinde bulunan futurology biriminin başkanı Ian Pearson, 21. yüzyılın ortalarına doğru insan zihninin süper bilgisayarlara indirilebileceğini açıkladı. Bu sayede ölüm, insan için büyük bir sorun olmayacak. Pearson'un The Observer gazetesine yaptığı açıklamaya göre, yakın gelecekte bilgisayarlar da bilince ve duygulara sahip olacak. Bu gelişme, hayatımıza birçok yenilik getirecek. Örneğin uçaklar tehlike anında yolcular kadar, belki daha fazla korkacak.

'Gelişmeler çok hızlı'
Pearson'a göre 2050 yılında yeteri kadar zenginseniz, zihninizi bilgisayara indirmeye yarayan teknolojiyi satın alabileceksiniz. Zengin değilseniz, bu teknolojinin yaygınlaşmasını yani 2075 - 2080'i beklemeniz gerekecek. Pearson, Bu konuda çok ciddiyiz. Teknolojinin ilerleme hızı bu. 45 yıl bilgi teknolojisinde çok uzun bir zamandır dedi.

PlayStation örneği
Pearson, yakın gelecekte teknolojinin sağlayacağı imkânları örneklemek için Sony'nin oyun konsolu PlayStation serisini örnek gösterdi. Pearson, PlayStation 3'ün bir önceki versiyondan 35 kat daha güçlü olmasını hatırlattı.

MAZI
31 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://http://www.btdunyasi.net/index.php?module=news&news_id=1184&cat_id=3]Yapay zeka telefona girdi!...[/url]

IPera, şirket telefonlarından yapılan özel görüşmelerin yüksek maliyetli olanlarını kesin şekilde kontrol altına alan BirBakışta! isimli yapay zeka çözümünü duyurdu

ABAKUS 360 Telefon Analiz Sistemi içinde bir modül olarak tasarlanan BirBakışta!, şirket telefonlarından yapılan ve suistimal boyutuna varan ve büyük maliyetlere neden olan özel görüşmelerin kontrol altına alınmasını sağlıyor

IPera İletişim Teknolojileri, şirket santrali veya çalışanlara verilen cep telefonlarından yapılan ve suistimal boyutuna varan özel görüşmeleri kontrol altına alan BirBakışta! isimli yeni çözümünü duyurdu.

Şirketlerin telefon görüşmeleri üzerinde 360 derecelik görüş açısı kazanmalarını sağlayan ABAKUS 360 Çağrı Analiz Sistemi için geliştirilen yeni bir modül olan BirBakışta! ile şirket yöneticileri, telefonlardan yapılan özel görüşmeler ile ilgili kontrollerini birkaç saniye içinde tamamlayabiliyor. BirBakışta! modülünün en önemli özelliklerinden bir diğeri ise, çalışanlar üzerinde bunaltıcı baskı mekanizmaları kurmaya gerek kalmadan, sadece önemli maliyete neden olan özel görüşmeleri ortaya çıkarması ve tüm çalışanları rahatsız edecek uygulamalara girişmeden sadece bu görüşmeleri yapanların kontrol edilebilmesini mümkün kılması.

IPera Genel Müdürü Tolga Gündüz, bazı şirketlerin telefon giderlerini kontrol edebilmek için uyguladıkları bazı prosedürlerin daha büyük maliyetlere neden olabileceğinin altını çiziyor ve iyi tasarlanmamış analiz yazılımlarının neden olduğu koasa dikkat çekiyor. Tüm çalışanlara aradıkları her numara için ay sonunda 'kimi aramıştın' diye sormak çok rahatsız edici diyen Tolga Gündüz şunları söylüyor: Binlerce telefon numarasını bu şekilde sorgulamanın neden olduğu mesai kaybı bir yana, sırf bu soruyla muhattap olmamak için çalışanların müşterileri de daha az araması belki başlangıçta telefon faturalarının azalmasını sağlıyor fakat aslında çok daha büyük maliyetlere neden oluyor. Şirketlerin yapması gereken, suistimal boyutuna varan görüşmeleri tespit etmek ve herkesi rahatsız etmeden sadece bu görüşmeleri yapan kişilere odaklanmak. Eskiden olanaksız gibi görünen bu uygulamayı şimdi BirBakışta! ile birkaç saniyede yapmak mümkün. IPera'nın uzman mühendisleri tarafından geliştirilen yapay zeka algoritması ile sistem çok büyük bir doğruluk payı ile yüksek maliyetlere yol açan özel görüşmeleri artık tespit ediyor ve gerekli birimleri uyarıyor.

Sansli
01 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=15825]Amerikalı bilimadamları, gelmiş geçmiş en güçlü lazer ışınını üretmeye çalışıyor[/url]

California eyaletinin Livermore kasabasındaki Ulusal Ateşleme Tesisi’nde (NIF) yaklaşık beş yıldır süren çalışmaların 2008’de sonuçlanması ve güneşin merkezindeki enerjiye eşdeğer bir lazer ışınının üretilmesi amaçlanıyor.

Futbol sahası büyüklüğündeki bir binada 192 lazer ışın kaynağından oluşan sistemi kuran bilimadamları, 82 milyon derece Celsius sıcaklığında ve her yönden son derece yoğun bir enerji üretmeyi hedefliyor.

İnanılmaz sıcaklıktaki lazer ışınını üretmeyi amaçlayan bilimadamları böylece, lazer ışınının enerjisinden daha fazla enerji ortaya çıkmasıyla atomların füzyona gireceğini umuyor. Bazı bilimadamlarının füzyon ateşleme adını verdikleri bu durum hidrojen bombası patladığında da ortaya çıkıyor.

Şimdiye dek 4 ışın üreticisinin test edildiği lazer ışını çalışmaları için Amerikan hükümetinin 3,5 milyar dolar yatırım yaptığı ve ulusal güvenlik gerekçesiyle daha birkaç milyar dolar daha harcama yapabileceği belirtiliyor.

Amerikalı bilimadamları, eğer füzyon ateşleme denemelerinde amaçlarına ulaşabilirlerse, böylece ilk kez laboratuvar ortamında bir nükleer patlamanın simülasyonunu yapmış olacaklarını ve herhangi bir nükleer denemeye gerek kalmadan nükleer kapasiteyi inceleme olanağı elde edileceğine işaret ediyor.

ABD en son nükleer yeraltı denemesini 1992’de Nevada çölünde yapmıştı.

Bilimadamları, NIF tesislerinde üretilecek en güçlü lazerle birlikte nükleer silah kapasitesinde bir güce ulaşılabileceğini kaydediyor.

MAZI
02 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~585270%2C00.asp]Nabız ölçen kol saati[/url]

Hitachi geliştirdiği bir kol saatiyle yaşlıların ve kalp hastalarının nabzını ölçüyor. Kablosuz bağlantı teknolojisiyle desteklenen saat, üzerinde bulunan algılayıcılar sayesinde herhangi bir kritik durumda yetkilileri uyarıyor.


Hitachi tarafından geliştirilen kol saatinde hastaların sağlık durumunu ölçen üç adet algılayıcı bulunuyor. Bu algılayıcılardan birisi nabzı, birisi sıcaklığı bir diğeri de hastanın hareketini ölçüyor. Saat sahip olduğu kablosuz bağlantı teknolojisi aracılığıyla hastanın durumuyla ilgili gerekli yerlere bilgi verebiliyor.

Toplam ağırlığı 50 gram olan aygıtın boyutları 6 x 4 x 1.5 cm. Üç algılayıcı ve kablosuz bağlantı biriminin yanı sıra kol saatinde küçük bir LCD ekran ve batarya paketi bulunuyor. Hastanın nabzı her saat başı ölçüldüğünde saatin üzerinde bulunan batarya yaklaşık bir ay dayanabiliyor. Hitachi'nin bu kol saatini üç yıl içerisinde piyasaya sürmesi bekleniyor.

MAZI
03 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=23786&TYPE=2]Küresel ısınmayı zeki uydu izleyecek[/url]

Uydu gözlemlerinde rastlanan verilerde tutarsızlık, küresel ısınma karşıtları tarafından konuyla ilgili kesin bilgi elde edilemeyeceği şeklinde yorumlanıyor. Yeni geliştirilen bir uydu, veri şaşmalarını yüzde 90 ortadan kaldırabiliyor.

Küresel ısınma karşıtlarının en sık atıfta bulunduğu argüman, uydu gözlemlerinde ortaya çıkan veri muğlaklıkları. Karşıtlar, uydu verilerindeki tutarsızlıkları örnek göstererek küresel ısınmanın bilimsel olarak kesin göstergelerle kanıtlanamayacağını savunuyor. Ancak, bilim insanları uydu gözlemlerinin veri tespitinde tam kesin sonuç vermediğini biliyor ve buna çareler arıyor.

Uydu gözlemlerinde sıkça rastlanan veri şaşmaları, hassas sensörlerdeki oynamalardan kaynaklanıyor. Uydularda bulunan hassas sensörler, atmosferdeki sıcaklıktan ekinlere kadar birçok parametreyi ölçebilecek hassaslıkta cihazlar. Sensörler aynı zamanda, küresel ısınma gözlemlerinde Güneş’ten Dünya’ya ulaşan radyasyonun ölçümünde kullanılıyor.

HATA PAYI YÜZDE 0.3
Ne var ki uydular fırlatılış esnasında şiddetli sarsıntı geçiriyorlar. Sensörlerin darbelere karşı oldukça hassas oldukları hatırlanacak olursa, fırlatıtılış sırasında darbe ve sarsıntıya maruz kaldıkları biliniyor. Uzmanlar, yörüngeye yeni giren bir uydunun hassasiyetini genellikle diğer uydulardan gelen verilere göre yeniden ayarlıyor. Haliyle yörüngedeki diğer uydular da kendi çaplarında benzer sansıntı ve darbeleri geçirmiş oluyor. Dolayısıyla uyduların fiziksel olarak karşılaştıkları zorluklar, elde ettikleri verilerde meydana gelen şaşmalara neden oluyor.

Bilim insanları uydu verilerindeki şaşmayı, ya da hata payını yüzde 0.3 olarak hesaplıyor. İlk bakışta yüzde 0.3’lük bir ölçüm sapması ‘cüzzi’ görünebilir. Ancak bu rakam, küresel ısınma tespitinde, 2 derece’lik bir şaşmaya isabet ediyor. Söz konusu 2 derece’lik şaşma ise, Dünya’yı buzul çağıyla küresel ısınma arasında herhangi bir noktaya yerleştirecek kadar geniş bir aralık.

‘GERÇEK’ ORTAYA ÇIKACAK
Bilim insanları uydu gözlemlerinin kesinliğinin azamiye çıkarılması için, sensörleri uydu yörüngedeyken yeniden ayarlamayı öneriyor. Londra merkezli National Physical Laboratory uzmanı Nigel Fox, ölçüm şaşmalarını asgariye indireceğini öne sürdükleri Traceable Radiometry Underpinning Terrestrial and Helio Studies (TRUTHS) adlı yeni bir uydu tasarladı. Uydu, insansız olarak ölçümlerini kendi kendine ayarlayabilen bir sisteme sahip.

HATA PAYINI YÜZDE 90 İNDİRİYOR
TRUTHS Güneş’ten gelen ışığın farklı dalgaboylarını kendi filtre ederek bunu sensörlerinin ayarlanmasında kullanacak. Fox, TRUTHS’un veri tespitinde hata payını 10’da 1’e indirdiğini öne sürüyor. TRUTHS, yörüngedeki diğer Dünya gözlem uydularının yeniden ayarlanmasında de temel alınabilecek. Nigel Fox ekibi uyduyu NASA’ya önerdi ve yanıt bekliyor.

Uydu gözlemlerinde meydana gelen ölçüm şaşmaları şimdiye dek küresel ısınma karşıtlarının elde yeterli kesinlikte bilgi olmadığı yönünde yorumlarına yaramıştı. TRUTHS uydusu bu yargıyı aşmayı hedefliyor.


Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 04.06.2005

whitesnow
03 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~585758%2C00.asp]Dinozorlar hakkında önemli bulgular[/url]

Bilim adamları tarafından sürdürülen bir araştırma sonucuna göre, yeni keşfedilen 68 milyon yaşındaki bir dinozor fosili, dinozorlarla kuşlar arasındaki ilişkiyi kanıtlayan yeni veriler sunuyor. Ayrıca yeni veriler, dinozor fosillerinin cinsiyetini belirlemede de ipuçları sağlıyor.


Bilim adamları, yeni keşfedilen bir dinozor üzerinde yaptıkları araştırmanın sonucu olarak, dinozorların kuşların atası olduğuna dair teoriyi güçlendirecek yeni kanıtlar elde ettiler. Bilim adamlarına göre fosilin bacak kemiğinde bulunan yumuşak bir doku, dişi kuşlardan başka hiçbir canlıda bulunmuyor.

Dinozorda bulunan dokunun sadece yumurtlama zamanında ortaya çıktığı belirtiliyor. Üretken östrojen hormonu aracılığıyla yumurtaların oluşabilmesi için gerekli olan kalsiyumu sağlamak üzere ortaya çıkan doku ayrıca dinozorların cinsiyetini de belirlemeye yardımcı oluyor.

Elde dilen bu son ve önemli verilerler bilim adamları tam anlamıyla bir taşla iki kuş vurdular. Bir yandan dinozorların kuşların atası olduğu teorisi güçlenirken, bir yandan bulunan dinozor fosilleri üzerindeki cinsiyet bulmacası da son buluyor.

Imbat
05 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~5@nvid~586961%2C00.asp]Video ekranlı gözlük[/url]

France Telecom, Paris’te düzenlenen teknoloji fuarında içinde bir çift video ekranı barındıran gözlüğü tanıttı. Teknoloji harikası gözlük cep telefonundan aldığı görüntüyü izleyiciye sinema seyredermiş gibi sunuyor.

Amerikan MicroOtical şirketi tarafından geliştirilen teknoloji harikası gözlük, Samsung marka bir multimedya cep telefonu ile birlikte kullanılıyor ve telefona yüklenen bir film gözlükte bulunan iki küçük ekrana iletiliyor.

Imbat
08 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~588023%2C00.asp]IBM insan beynini taklit edecek[/url]

IBM ve İsviçre'de bulunan Ecole isimli bir araştırma şirketinden bilim adamları ortaklaşa bir şekilde insan beyninin üç boyutlu bir modelini geliştirecek. 2 yıl boyunca sürecek olan araştırma sonucunda bilim adamları IBM'in süper bilgisayarı Blue Gene'i kullanarak insan beyninin en büyük ve en karmaşık parçası olan 'neocortex'in taklidini yapacaklar.


İnsan beyninin yüzde 85'ini oluşturan neocortex bölümünün dil, öğrenme, hafıza ve karmaşık düşüncelerden sorumlu olduğuna inanılıyor. Mavi Beyin Projesi olarak çağrılan projede IBM'den ve Ecole'den bilim adamları, neocortex bölümü başta olmak üzere insan beyninin baştan aşağı bilgisayar tabanlı bir modelini geliştirecek.

Araştırmacılar, beynin hücresel bazda bir modelini oluşturmanın insan vücudunun en karmaşık organının çalışma prensibi hakkında yeni ipuçları vereceğine inanıyor.

Yaratılan beyin modeli, beyindeki sayısız elektro kimyasal etkileşimi taklit edecek. Bilim adamları ayrıca; otizm, şizofreni ve depresyon gibi psikiyatrik bozuklukların neden olduğu düşünülen beyindeki bazı mikro devrelerin işlev bozukluğu göstermesi konusunda da yeni veriler elde etmeyi umut ediyor. CNN'in haberine göre proje dahilinde kullanılacak Blue Gene süper bilgisayarı saniyede en az 22.8 trilyon kayan nokta işlemi (22.8 teraflop) yapabiliyor.

Imbat
08 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.btdunyasi.net/index.php?module=news&news_id=1220&cat_id=4]Genç beyinler Bilim Fuarı'nda göğsümüzü kabarttı[/url]

Türkiye’den üç lise öğrencisi, Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’ndan beş ödülle döndü 40 ülkeden 1447 öğrencinin katıldığı Fuar’da toplam 3 milyon dolarlık ödül ve burs verildi
Intel’in yaratıcı ve yenilikçi projeleri ödüllendirdiği Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’nda, Türkiye’yi temsil eden 19 yaşındaki öğrenciler, ülkemize 5 ödülle döndü.

13 Mayıs’ta ABD’nin Arizona eyaletinde gerçekleşen Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’na (ISEF) Intel desteğiyle giden Galatasaray Lisesi öğrencisi Ocan Sankur ‘Çok Boyutlu Haritalama Algoritması’ projesi ile Bilgisayar Bilimi Kategorisinde üçüncülük elde etti. İzmir Fen Lisesi öğrencileri Emir Konuk ve Emre Yılmaz, ortak tasarladıkları ‘Güvenlik ve Tıp Alanında Kullanılan Çok Amaçlı Kamera’ projeleriyle Eastman Kodak Company’den Onur Ödülü kazandı.


Intel’in, projeleriyle eğitime odaklanan bir kurum olduğunu söyleyen Intel Ülke Eğitim Müdürü Murat LeCompte, eğitim politikalarının gelecek için daha bilgili ve donanımlı bireyle yetiştirmek amacında olduklarını belirtti. Intel ISEF’in bu misyonu hayata geçiren önemli projelerden biri olduğunu kaydeden LeCompte, Türk öğrencilerin de projeye katılımlarından ve aldıkları başarılardan büyük mutluluk ve gurur duyduğunu ifade etti.

Yarışmaya ‘Çok boyutlu Haritalama Algoritması’ projesiyle katılan 19 yaşındaki Ocan Sankur; Intel Bilgisayar Bilim Kategorisi’nde üçüncülük ödülüne sahip oldu. Veri haritalama üzerine geliştirdiği projesiyle Ocan Sankur, kendi yarattığı algoritma yöntemiyle ülkeleri görsel olarak klasifiye ederek ülkeler haritası yaratıyor. Ülkelerin sanayi, yaşam standartları, nüfus, eğitim ve sağlık gibi verilerini ele alan ve bunları harita üzerinde ayrıştıran, benzer ve farklılaşan ülkelerin rahatlıkla görülmesini sağlayan yöntem ile Sankur, haritalamaya yeni bir yaklaşım getirdiğini söylüyor. Sankur, ISEF hakkındaki dşüncelerini ise şu şekilde dile getiriyor: “Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı gibi yarışmalar benim gibi tüm gençlerin motivasyonunu artırıyor. Bir yarışma olduğu zaman daha çok çalışıyor, daha çok emek harcıyorsunuz. Yarışmaların gençleri, araştırmaya ve yeni şeyler keşfetmeye teşvik ettiğini düşünüyorum. Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’na katılmaktan ve ülkemizi başarıyla temsil etmekten son derece mutluluk ve gurur duyuyorum.” Sankur, elde ettiği üçüncülük ödülü yanında DuPont Orak Araştırma ve Eğitim Ödülleri’nde Onur Ödülü, Hesaplama Makinesi Derneği Onur Ödülü ve The Lemelson Derneği Ulusal Üniversite Öğrencileri Mucit ve Yenilikçiler Birliği’nden burs kazandı. Sankur, toplamda 2700 dolarlık ödülle Türkiye’ye döndü.

İzmir Fen Lisesi’nden yarışmaya katılan 19 yaşlarındaki Emir Konuk ve Emre Yılmaz, yarışmaya ‘Güvenlik ve Tıp Alanında Kullanılan Çok Amaçlı Kamera’ adlı projeleriyle katıldı. Eastman Kodak Company’den Onur Ödülü kazanan Yılmaz ve Konuk, aynı zamanda ‘Science News’ dergisine bir yıllık üyelik kazandı.


Intel ISEF Hakkında
1997 yılından bu yana Intel’in sponsor olduğu Intel Bilim ve Mühendislik Fuarı, 9 ve 12. sınıflardaki gelecek vaat eden genç bilim adamları ve mucitlerine ev sahipliği yapan dünyanın en büyük uluslararası bilim fuarıdır. Phoenix’te başarılı olan finalistler, geçtiğimiz akademik yıl boyunca binlerce bilim fuarı katılımcıları arasında yerini aldı. Bu finalistler, Intel ISEF’e katılmaya hak kazanmak için, dünyadaki 500 yerel Intel ISEF’e bağlı bilim fuarında 65.000 öğrenci ile yarıştı.

Imbat
08 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/327824.asp]Atık yiyerek elektrik üreten bakteri[/url]

Bilim insanları hem çevreci hem de üretken yeni bir tip bakteri buldu. Desulfitobacteria tipi bakterinin kimyasal atıkları yiyerek elektrik çıkardığı tespit edildi.
LiveScience.com - Araştırmayı yapan Medical University of South Carolina öğretim üyesi Charles Milliken, bakterinin ürettiği elektriğin küçük cihazları çalıştırmaya yeteceğini söyledi.
Desulfitobacteria tipi bakteriler en sorunlu çevre kirleticiler olan kimyasal atıkları dahi yiyebiliyor. Bakterilerin farklı çeşitleri farklı kimyasal atıklarla besleniyor. Bu şekilde farklı bakteriler farklı atıkların imhasında, özellikle de atık suların arıtılmasında kullanılabilecek. Bakteriler yüksek ısı, radyasyon ve susuz ortamlara dayanabiliyor. Bu sayesinde ise bakterinin gelecekte endüstriyel koşullara uyum sağlayabileceği belirtiliyor.

Çalışma ile ilgili tebliğ American Society for Microbiology yıllık toplantısında verildi.

Imbat
08 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/06/09/yasam/ayas.html]En eski deniz feneri Patara'da[/url]

Dünyanın en eski deniz feneri, tüm yapıtaşlarıyla birlikte Antalya'nın Patara sahillerinde bulundu


Akdeniz Üniversitesi'nde geçen hafta düzenlenen 27. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu'nun en çarpıcı bildirilerinden birini Prof. Dr. Havva İşkan Işık sundu. Işık, İspanya'nın Lacarunya kentindeki deniz fenerinden 60 yıl daha eski olan Patara deniz fenerinin tüm yapıtaşlarıyla birlikte bulunduğunu açıkladı.
Antalya Kalkan'a bağlı Patara sahilindeki kumların, fener harabelerinin yok olmasını engellendiği de belirtildi. Fener, İstanbul Deniz Ticaret Odası ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın desteğiyle bu yıl ayağa kaldırılacak. Tahminen 16-20 metre yüksekliğinde olacak.
M.S. 60'lı yıllarda yapılan fener, bugün denizden 60 metre içeride. 10 metre enkazı olan feneri ortaya çıkarmak için 3 bin kamyon kum taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Işık, şunları söyledi:

Bronz bir de yazıt var
Fenerin üzerinde 25-30 santim genişliğinde, yapıyı çevreleyen bir bronz yazıtın olduğunu, buluntu taşlardan anlıyoruz. Taşlar arasında İmparator Cladius'un ismini 2 kez tamamlayabiliyoruz. Diğer bir yazıtta Patara'ya deniz feneri yaptırdığı için imparatora teşekkür ediliyor. Deniz feneri anl***** gelen 'pharos' kelimesi kullanılıyor. Bu yapı kesinlikle bir deniz feneri.

whitesnow
09 06 2005, 17:00
Bu robotu görenler insan saniyor
Japonya'daki bir fuarda hosteslik yapan 'kadin' robot Repliee insan
gibi... Konusurken dudaklarini oynatiyor, gögsü nefes alir gibi inip
kalkiyor.

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?38F808C]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?38F808C[/url]

whitesnow
09 06 2005, 17:00
Herkesin günlük yasaminin bir parçasi haline gelen internet, artik
com, net ve org gibi uzantilardan kurtuluyor. Yeni nesil alan adlari
com, net ve org uzantilarini almadan sadece www.isim seklinde
olacak. Nethaber

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?38FA645]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?38FA645[/url]

Sansli
12 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/06/13/dunya/dunya7.html]İsrail iki bin yıllık tohumu yeşertti [/url]

Amerikan New York Times Gazetesi'nin haberine göre antik Masada Kalesi'nin kalıntılarında bulunan Batı Şeria hurmalarının ilginç bir öyküsü var. Romalılar o dönemde Batı Şeria'ya düzenledikleri akınlar sırasında buradaki hurma ağaçlarını yok etmiş. Bugünkü ağaçların kökeni, diğer Ortadoğu ülkelerinden getirilen tohumlara dayanıyor. Yani Roma akınında tarihe karışan Masada Kalesi'nde bulunan tohumlar, antik dönemde Batı Şeria'daki hurma ağaçlarından günümüze ulaşan son kalıntı.

Muhafız kalesinde hurma çekirdeği

İsviçre'de yapılan radyokarbon testleri, hurma tohumlarının 1990 yaşında olduğunu gösterdi. Bu tarih Romalıların Masada Kalesi'ni kuşattıkları döneme denk düşüyor. Kalede yaşayan Yahudiler, Romalılara esir düşmek yerine intihar etmeyi tercih etmişlerdi. Söz konusu hurma çekirdekleri ise kale muhafızlarının erzak deposunda bulunmuş.

Uzun yaşamı simgeliyor

Hurmayı alternatif tıpta tedavi amacıyla kullanan Hadassah Tıp Birliği'nden Dr. Sarah Sallon, bunları yeniden yeşertmeyi başardı. 25 santimetre yüksekliğine ulaşan hurma fidanına, İncil'de 969 yıl yaşadığı belirtilen ve uzun yaşamın sembolü olan Methuselah'ın adı verildi. Fidanın tutması durumunda orijinal Batı Şeria hurmalarının yeniden yaşatma şansı olacak.

Dr. Sallon, bu tohumları alarak ilk önce sıcak suda bekletip kabuklarını yumuşatmış. Daha sonra sırasıyla asitli hormonların ve tohumun büyümesini sağlayacak enzimlerin bulunduğu sıvıların içinde bekletmiş. Tohum hayatta kalabilmek için kendi içindeki besinleri tüketiyor. Yeşermek için uygun şartları bulduğunda filizlerin gelişmesi için yeterli besin kalmamış oluyor. Antik tohumlardan elde edilen fidanları hayatta tutmak zor olduğu için Methuselah karantinada tutuluyor.

Sansli
12 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~589060%2C00.asp]Bulunan fosiller araştırmacıları düşündürüyor[/url]

Bilim adamları buldukları 11 tarih öncesi timsah fosillerinin, bir zamanlar Güney Amerika ile Asyanın birleşik olduğunu öngören teoriyi güçlendirdiğini iddia ediyor. 90 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen bu timsahların fosilleri Brezilya'nın güney batı kesiminde bulundu.


Rio de Jeneiro'nun 700 kilometre batısında bulunan ve Bauru Basin olarak bilinen bölgede bulunan timsah fosillerinin, daha önce Pakistan'da bulunan ve bunlarla benzerlik gösteren timsah fosilleriyle benzerlik gösteriyor. Yapılan açıklamada bu fosillere sahip timsahların uzun bacaklara sahip olduğu ve genelde sudan uzakta yaşadığı belirtiliyor. 400 kiloya sahip olduğu düşünülen bu timsah fosillerinden birisinin boyu ise üç metre.

Bilim adamlarının açıklamalarına göre bulunan fosiller Asya ile Güney Amerikanın bir zamanlar bitişik olduğunun en büyük kanıtlarından birisi. Bilim adamları bu fikre kapılmalarının sebebi olarak daha önce Pakistan'da bulunan fosillerle yeni bulunan fosillerin büyük benzerlikler içermesini gösteriyor. Geçen yıl gene güney Brezilya'da 230 milyon yıl önce yaşamış bir dinozor fosili bulunmuştu. Bu fosillerle Almanya'da bulunan bazı fosiller arasında bulunan büyük benzerlikler dikkat çekmişti.

Sansli
12 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~588528,00.asp]Evinizdeki Gözünüz[/url]

Pronet, piyasaya sunduğu yeni çözümüyle, güvenlik amacıyla evlere ya da işyerlerine yerleştirilen kameralardan alınan görüntüleri, kullanıcıların cep telefonlarına gerçek zamanlı olarak aktarıyor.


Pronet Güvenlik Hizmetleri, kameralı güvenlikte yeni bir dönemi başlatıyor. Ev ya da işyerinin çeşitli noktalarına yerleştirilen güvenlik kameralarından alınan görüntüler, özel bir yöntemle sıkıştırılarak kullanıcının cep telefonuna ve bilgisayarına aktarılıyor.

Yapılan sıkıştırma ile, veri transfer hızı düşük olan sistemlerde bile kaliteli ve net bir görüntü elde edilebiliyor. Aktarılan görüntünün başkalarınca izlenmemesi için şifreleme algoritmalarından yararlanılıyor.

Kameraların ne kalitede ve dakikada ne kadar karelik çekim yapacakları isteğe göre belirlenebiliyor. İstenirse, sesli görüntü almak da mümkün. Alınan görüntüler sadece cep telefonlarından ve bilgisayarlardan izlenmekle kalmıyor, kaydı da yapılıyor. Kaydedilen görüntülerin kaç gün süreyle saklanacağına kullanıcı karar veriyor.

Sistemin öne çıkan özelliklerinden biri de, kullanıcıya anında bilgilendirme yapabilmesi. Belirlenmiş kurallar çerçevesinde tespit edilen hareketler, kullanıcıya kısa mesaj veya e-posta ile bildiriliyor. Sistemi konutlar dışında, işyerlerinde, ofislerde, fabrika, depo gibi alanlarda da kullanmak mümkün.

Sansli
13 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=183023&bl=haberler&trh=20050614]Uçaklarda ‘cep’ yasağı kalkıyor[/url]

Cep telefonu üreticisi Ericsson, cep telefonlarının uçaklarda kullanılmasını sağlayacak yeni bir baz istasyonunun tanıtımını yaptı.

Ericsson’un sözcüsü Peter Olofsson, uçaklara koyulacak baz istasyonunun iletişimin sağlanması için cep telefonu sinyallerini bir uyduya taşıyacağını açıkladı. Yeni teknolojinin, elektronik sistemi etkilemeyeceğini belirten Olofsson, “Uçaktayken telefonla arama yapmanız mümkün ” dedi.

Imbat
13 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~590276%2C00.asp]Konuşan çamaşır makinesi[/url]

Beyaz eşya üreticisi Electrolux, yeni teknolojik özellikleri ve hayatı kolaylaştıran tasarımı birarada sunan yeni ve son derece marjinal bir ürünü piyasaya sunuyor: Konuşan çamaşır makinesi.


Sesli kullanım kılavuzluğu yapan ve Electrolux'ün Communication teknolojisiyle donatılan makineler, kullanıcısını küçük bir müzik ile karşılıyor. Makineyi açtıktan sonra, Start düğmesine 6 saniye içinde basılmadığında, kullanıcısına düğmeye basmasını veya programlardan birini seçmesini hatırlatıyor.

Electrolux'ün bu çamaşır makinesi, kapısı açık unutulduğunda veya musluk açılmadığında sesli olarak kullanıcısını uyarıyor. Seçilen programın özelliklerini ve faydalarını sesli olarak anlatan çamaşır makinesi, programın tamamlandığını da kullanıcısına haber veriyor.

Bugünün çamaşır makinelerinin her kumaş türü için farklı programlar önerdiğini ve ekstra programlar sunduğunu belirten Electrolux yetkilileri, makine sahiplerinin genelde bunlardan yararlanamadığını ve bu tür özellikleri karışık bulduğunu söylüyor.

Tüketicilerin hayatını biraz daha kolaylaştırmak ilkesiyle hareket eden Electrolux, Communication teknolojili çamaşır makinesi ile yıkama ve durulama sürecinde tüm operasyonel hataları göstererek ve tüm süreci kolaylaştırarak bir ilke daha imzasını atıyor. Türkçe konuşan Electrolux Communication'ların 2006 yılında Türkiye'de olması bekleniyor.

Imbat
13 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.chip.com.tr/haber/oku.asp?id=2034]Zamanı Unutturan Fotoğraf Makinesi[/url]

Yalnızca Kodak Express’lerde satışa sunulan yeni Kodak C340 zoom’lu dijital fotoğraf makinesi, anıları yakalamayı ve paylaşmayı kolaylaştıran özelliklere sahip. (14.06.2005)
Kodak EasyShare C340, istenen anda istenen görüntüyü kolaylıkla çekip paylaşma imkanı veriyor. 5.0 MP çözünürlüklü fotoğraf makinesi, 50x75 cm’ye kadar baskı alma olanağı sunuyor. 3X optik ve 5X dijital zoom’u bulunan ürün, 13 görüntü ve 3 renk moduna sahip. Kodak Renk Bilimi teknolojisiyle donatılan C340, TV kalitesinde sesli video, çokbölgeli otomatik odak ve loş ışıkta yüksek performans özelliklerini içeriyor.

Fotoğraf makinesi üzerinde görüntü kırpma özelliğiyle, fotoğraflarda oynama yapılabiliyor. Otomatik fotoğraf döndürme ile, dikey fotoğrafları dikey olarak görmek mümkün. İstenirse, ürün, Kodak EasyShare Printer Dock Serisi 3 ve Kodak EasyShare Camera Dock Serisi 3 ile kullanılabiliyor. Sadece Kodak’a özel Share (Paylaş) tuşuna basılarak fotoğraflar basılabiliyor, e-postayla gönderilebiliyor ve düzenlenebiliyor. Fotoğraflar, TV slayt gösterisiyle görüntülenebiliyor ve 41 mm’lik iç/dış ekranda izlenebiliyor.
Bilgi: www.kodak.com.tr

whitesnow
14 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=14.06.2005&Newsid=55199&Categoryid=7]Bu araba ayçicek yağıyla çalışıyor [/url]

BD'de ayçicek ya da mısırözü yağıyla çalışan otomobiller benzin parasından usanan sürücülerin yeni gözdesi. 8 milyon liralık sıvı yağla 100 kilometre giden otomobiller çevreyi de kirletmiyor
BD'de ayçicek ya da mısırözü yağıyla çalışan otomobiller benzin parasından usanan sürücülerin yeni gözdesi. 8 milyon liralık sıvı yağla 100 kilometre giden otomobiller çevreyi de kirletmiyor. Amerikalı sürücüler sadece dizel otomobillere uygulanan bu dönüşüm için 750 dolar ödüyor. Özel servislerde gerçekleştirilen dönüşüm sadece bir kaç saat sürüyor. Dönüşümden sonra benzin istasyonlarının yerini de fast food restoranları alıyor. Çünkü kullanıcılar, harcamaları daha da azaltmak için yakıtlarını fast food restoranlarının atık çiçek yağlarından elde ediyor. Dizel motorun babası olan Alman bilimadamı Rudolf Diesel tarafından bulunan çiçekyağı yönteminin çalışma prensibi de çok kolay. Sıvı yağ ısındığında mazot gibi inceliyor. Böylece yanma özelliği de artan yağın verdiği güç artıyor. Dizel otomobiller de sadece yakıt deposu ve filtreleme sistemi değiştirilerek sıvıyağ ile çalışmaya hazır hale geliyor

whitesnow
14 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24072&TYPE=2]9 milyon dolarlık link[/url]

Guatemalalı Carlos Amado'nun yıllar önce patentini aldığı bir teknoloji, bilişim devi Microsoft'a 8.9 milyon dolarlık bir para cezası olarak meyvesini verdi. Firmanın Windows'tan sonra en önemli yazılımı Office setinin içindeki Excel ve Access bileşenlerinde kullanılan tek belge üstünden iki ayrı yazılımın dosyalarına link verme tekniğinin gerçek sahibi olan Amado'nun talebini yerinde gören ABD California Bölge Mahkemesi Microsoft'u söz konusu bedeli ödemeye mahkum etti. Amado bu tekniğin patentini 1990'da almış ve 1992 yılında Microsoft'a satmayı teklif etmişti. Yazılım deviyse teklifi reddetmesine rağmen 1995 yılında bu özelliği Office setine eklemişti. Amado sonuçtan pek memnun değil. Çünkü davada ilk talep ettiği bedel tam 400 milyon dolardı!


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 15.06.2005

Sansli
15 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/06/16/eko110.html]Ucuz malı akıllı sepet seçecek...[/url]

Tüketiciler artık süpermarkette alışveriş yaparken, akıllı sepetlerden yararlanacak. Sepet ayrıca indirimdeki ürünleri de haber verecek.

Süpermarket dünyasında artan rekabete karşı koyma mücadelesi veren şirketler gelecek için ilginç yatırımlar yapıyor. Bunlardan en ilgi çekici olanı süpermarket devi Metro ve teknoloji dünyasının öncü şirketlerinden Intel,IBM, SAP ve T-Systems el ele vererek oluşturdukları Future Store yani geleceğin mağazası modeli. Projenin mimarları sistemin kullanılacağı marketlerde alışveriş kavramının tamamen değişeceğini belirtiyor. Her şeyin akıllı yazılımlar tarafından yönetildiği bu marketlerde klasik anlamda ne kasiyer ne de reyon görevlisi bulunuyor. Kulağa yeni bir teknoloji hikayesi gibi gelen bu sistem aslında yaklaşık iki yıldan beri Metro'nun Almanya'da bulunan Rheinberg marketinde uygulanmaya başlandı bile. Proje son halini aldıktan sonra Future Store modeli diğer Metro mağazalarına da uygulanacak. Markete özel bir kartla giriliyor. Mağaza böylece müşteriyi tanıyor. Sıradan alışveriş arabaları ise üzerlerine yerleştirilen bilgisayar ekranı yardımıyla Kişisel alışveriş asistanı haline geliyor. Arabalar bu ekranlar aracılığıyla müşteriye ürünler hakkında ayrıntılı bilgi veriyor. Ayrıca indirimli ürünleri tek tek sayıyor ve hangi ürünü nerede bulabileceği yönünde tüketiciye danışmanlık yapıyor.

AKILLI ETİKET GELİYOR
Alışveriş arabaları aynı zamanda kasa görevini de üstleniyor. Araba içerisine konan her ürünün son kullanma tarihi denetlendikten sonra fiyatı otomatik olarak hesaplanıyor. Hesaplama işini ise yeni kullanılmaya başlanan RFID adı verilen barkod sistemi sağlıyor. RFID dijital etiketleri, üzerinde bulundukları ürünler hakkında üretim anından tüketiciye ulaşana kadar geçen süre içerisindeki tüm safhalar hakkında ayrıntılı bilgi bulunduruyor. Yani tüketicinin ürün hakkında bilgilendirilmesi yalnızca fiyat ile sınırlı kalmıyor. İş ödeme yapmaya geldiğinde ise asıl büyük değişiklik ortaya çıkıyor.

KASADA BEKLEMEK YOK
Tüketicinin aldığı ürünlerin rakamsal toplamı alışveriş arabası tarafında otomatik olarak hesaplandığı için ödeme anında ürünlerin yeniden hesaplanması gerekmiyor. Alışveriş arabasının üzerindeki bilgisayar ekranıyla marketin kasası kablosuz iletişim teknolojisi ile karşılıklı haberleşerek müşterinin ne kadarlık alışveriş yaptığını belirliyor. Müşteri isterse ödemeyi banka otomatı benzeri bir makineye yapıyor istemezse sistem miktarı kredi kartına aktarılıyor.

Imbat
16 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/329062.asp]Robotlara yapay deri geliyor[/url]

Bilim insanları, robotların çevreyi ve kendi yüzeylerini hissetmelerini sağlayacak yapay deri geliştiriyor.
GREENBELT - Robotları insanlara benzetme çalışmaları sürüyor. Mekanik bedenlerine kaplanacak yapay deri ile robotlar, insanlar gibi çevrelerine karşı duyarlı hale gelecek. Yapay derinin üzerinde bulunan minik sensörler, çevredeki değişiklikleri veya makineye dokunan cisimleri robota milisaniyeler içinde iletecek.
NASA uzmanları yapay derinin birinci işlevinin, robotunun önündeki engelleri tanıması ve bildirmesi olarak açıklıyor. Robotlar normal şartlarda kendi başlarına yol alabiliyor. Ancak önlerinde bir engel veya bir insan çıkması durumunda bunu algılayıp tepki gösteremiyorlar.

BİNLERCE MİNİK SENSÖR
Geliştirilen yapay robot derisi, esnek plastik bir maddenin üzerine 1000’den fazla sensörden oluşuyor. Yapay deri, robotun vücuduna kaplanıyor. Sensörler, deriye dokunan cismi robotun beynine bildiriyor. Komutu alan beyin, gelen bildirimi milisaniyeler içinde işleyerek, tekrar koluna veya bacağına gerekli komutlar halinde geri gönderiyor.

NASA laboratuvarlarında yapılan deneyde robot, insan bir partnerle eşleştirilerek dansettirildi. Yapay deri üzerinden insan dansçının hareketlerini algılayan robot, bunlara doğru ve anında karşılık vermeye çalıştı. Bilim insanları, yapay derideki sensörlerin sayısını artırarak, deriyi çok daha hassas hale getiremeye odaklanacak.

UZAYDA KULLANILACAK
Yapay deri teknolojisi, robotların kol, bacak uzuvları gibi küçük yüzeylerde sorunsuz işliyor. Ancak NASA, yapay deriyi esasen büyük, geniş yüzeylerde duvar kağıdı gibi kullanmayı amaçlıyor. Uzay robotları ve araçlarında kullanılabilmesi için yapay derinin ayrıca ısı değişimi, radyasyon gibi çevresel değişimlerden etkilenmeyecek hale gelmesi gerekiyor.

Araştırmayı yürüten NASA uzmanı Vladimir Lumelsky, robotların görme becerilerinin gelişmesine karşın, fiziksel dokunmanın etki-tepki mekanizmasını harekete geçirmek açısından daha değerli olduğunu vurguluyor. Bu tip insansı teknolojiler, özellikle gelecekte birden çok robotun birbirlerine yakın şekilde çalışacağı ortamlarda işe yarayacak.

Dr. Lumelsky, NASA Goddard Merkezi’ne katılmadan önce University of Wiscosin-Madison öğretim üyesiydi.

Imbat
16 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/329282.asp]Florida’da ‘cep’ten park uygulaması[/url]

Florida’da bir kentte sürücüler, cep telefonlarından park cihazlarına plaka bildirerek park yapabiliyor.
CORAL GABLES - Cep telefonu gelecekte bozuk paranın da yerini alacak gözüküyor. Florida’nın Coral Gables kentinde başlatılan bir uygulamayla sürücüler, cep telefonlarından park cihazlarına ödeme yapabilecek. Sürücüler, ‘cep’ten özel bir numarayı arayarak parkmetre cihazının seri numarasını SMS’le sisteme giriyor.
Sürücü parktan çıkarken, yeniden aynı numaraya çıktığını bildiren ikinci bir SMS atıyor ve sistem park süresinin ücretini telefon faturasına ekliyor.

Kentte bulunan 4 bin 573 adet parkmetre cihazı sisteme entegre edildi. Sürücüler ‘cep’ten park sistemine üye olabilmek için kredi kartı numarası, e-posta, plaka ve telefon numarası veriyor. Servisin altyapısını sağlayan Kanadalı PayMint şirketi de, park yapan tüm sürücülere ekstrelerini e-posta ile gönderiyor.

Cep telefonlarından ödeme yapılması gibi uygulamalar, Güney Kore ve Japonya’da da oldukça yaygın. Güney Kore’de kullanıcılar marketlerde veya tren istasyonlarında alışverişlerini cep telefonu üzerinden faturalarına ekleyerek yapabiliyor. Üçüncü kuşak akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla, bu tip iletişim dışı uygulamaların da artması bekleniyor.

Imbat
20 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=184729&bl=haberler&trh=20050620]Hz. Nuh’un Gemisi buharla çalışıyormuş [/url]

Hz. Nuh’un Gemisi, tahminlerin aksine tahtadan değil, metalden yapılmış. Geminin hareketini ise, kol gücü ya da yelken değil, buhar gücü sağlamış.

Aylık siyaset, strateji ve toplum dergisi ‘Kırmızı Çizgi’nin son sayısında İlhami Yangın’ın Hz. Nuh’un Gemisi ile ilgili araştırması yer alıyor. Yazıya göre, günümüzden yaklaşık 7 bin 500 yıl önce cereyan eden büyük Nuh tufanı, bilinmeyen pek çok bilgiyi barındırıyor. Nuh’un Gemisi, daha ilk seferinde bin 500 kişiye mezar olan Titanic ile hemen hemen aynı hacim ve büyüklüğe sahip bulunuyor. İslam alimlerinin yorumları ve Tevrat’taki bilgilere göre, Hz. Nuh’un Gemisi’nin uzunluğu 205 metre 27 santim, denizden yüksekliği ise 20,5 metre. Alimlerin üstünde mutabakata vardığı diğer bir husus ise geminin buharla çalıştığı. Söz konusu yazıda, Elmalılı Hamdi Yazır’ın konuyla ilgili şu görüşlerine yer veriliyor: “Gemi yelkenli olmayıp, vapur gibi ocaklı ve istim gibi feveranlı yani kaynayıp fışkıran bir kuvvetle harekete geçmiştir. Şimdi biz gemiden söz edilirken tam ocak feveran ettiği sırada ‘yükle’ emri verildiğini işittiğimiz zaman o geminin hareket etmeye hazır bir vapur olduğunu anlamakta hiç tereddüt etmeyiz.”

‘Hz. Nuh’un Gemisi de Titanic gibi buharla çalışıyordu’ başlıklı araştırmada, eski Diyanet İşleri başkanlarından Ömer Nasuhi Bilmen’in de tefsirlerinde Hz. Nuh’un Gemisi’nin buharla çalıştığının onaylandığı belirtiliyor. Yazıda, “Geminin kazanlı olduğuna ve buharla çalıştığına dair ilk bilgi ise Ebu Hayyan’ın tefsirinde yer almaktadır. Hayyan konuyla ilgili, ‘tennur’un suyun toplandığı yer olduğunu nakletmiştir. Bu ifade hemen hemen geminin kazanının olduğunu doğrulamaktadır.” deniliyor.

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Nuh’un Gemisi’nin çalışmasıyla ilgili ayet meali şöyle: “Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmemiş olanların dışında aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle.” (Hud Sûresi, 40) Ankara, Cihan
20.06.200

MAZI
24 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24299&TYPE=2]6 milyon dolarlık yarı biyonik adam[/url]

ABD’de beynin komutlarıyla gerçek kaslar gibi hareket edebilen ve hisseden biyonik kol geliştirildi. Biyonik kol, Chicago Rehabilitasyon Enstitüsü’nde bir hastaya uygulandı.

ABD’de beynin komutlarıyla gerçek kaslar gibi hareket edebilen ve hisseden biyonik kol geliştirildi. Biyonik kol, Chicago Rehabilitasyon Enstitüsü’nde bir hastaya uygulandı. Hasta, beyniyle kolunu hareket ettiriyor, acıyı ve sıcağı hissedebiliyor.

2001 yılında geçirdiği bir iş kazasında 7400 volt elektrik taşıyan yüksek gerilim hattına dokunması sonucu kollarını kaybeden 56 yaşındaki Jesse Sullivan, kendisine uygulanan biyonik ve elektronik kol ve eli, beyninin emirleriyle hareket ettiriyor, hatta acı ve sıcağı hissedebiliyor. Sullivan, şimdiye kadar tasarlanan en gelişmiş takma kola sahip.

ABD’de bölgesel yayın yapan Local 6 News isimli televizyon kanalı, Jesse Sulivan’ın ‘dünyanın ilk gerçek yarı-biyonik adamı’ olduğunu bildirdi. Ancak bu yeni protezin maliyeti oldukça yüksek. Kol, tamamen geliştirildiğinde maliyeti 6 milyon doları bulacak.

PROTEZ NASIL YAPILDI
Kazada kollarını kaybettikten sonra Chicago Rehabilitasyon Enstitüsü’nde tedavi altına alınan Sullivan’ın koluna giden 4 ana sinir alınıp göğsünde deri altına bağlandı. Geliştirilen protezde ön kola bir bilgisayar, Sullivan’ın göğsüne ise mandallı bir iğne sistemi yerleştirildi. Elden yollanan sinyaller, iğnenin göğüse batmasını ve buradaki sinirlerin uyarılıp hislerin beyne iletilmesini sağlıyor. Beyin, bu sinyalleri göğüsten gelen verilerolarak değil, gerçek elden gelen sinyaller olarak algılıyor.

Enstitü uzmanları, biyonik kolun protez alanında her şeyi değiştireceğini ve bir yıl içinde tam zamanlı kullanımının mümkün olacağını söylediler. Dünyanın ilk yarı-biyonik adamı Sullivan, kendi ihtiyaçlarını karşılaması için bu gelişmenin çok önemli olduğunu belirtti. Sullivan nesneleri tutup kaldırabiliyor, sıcağı hissediyor. Protez parmakların geliştirilmesiyle ayakkabılarını bağlaması bile mümkün olabilecek.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 25.06.2005

MAZI
24 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=19488]Genç mucit, ayakkabı boyamak için 'ayakkabımatik' yaptı![/url]

Bursa'nın İnegöl İlçesi'nde, bir kolej öğrencisi tarafından tasarlanan ve '1. Uluslararası Endüstri Ürünleri Tasarım Yarışması'nda 4 bin 17 proje arasında ilk 300'e giren 'Ayakkabımatik' tanıtıldı.

Fizik öğretmeni Saime Yavaş ile tasarımını tanıtan kolej öğrencisi Cihan Yürük (17), gazetecilere yaptığı açıklamada, okula giderken ayakkabısını boyamak için harcadığı zamanı azaltma fikrinden yola çıkarak 'Ayakkabımatik' adlı cihazı tasarladığını ve 2 ayda tamamladığını söyledi.

Yürük, tasarımının, Türk Patent Enstitüsü'nce 28-29 Mayıs'ta düzenlenen '1. Uluslararası Endüstri Ürünleri Tasarım Yarışması'nda 4 bin 17 proje arasında ilk 300'e girdiğini belirtti.

Elektrik adaptörüyle çalışan cihazda, otomobil camlarına su fışkırtan bir tür düzenek kullandığını ifade eden Yürük, boyanın bu yolla ayakkabıya belli aralıklarla fışkırtıldığını, içine sünger kalıp yerleştirildiği için ayakkabının diğer bölümlerinin boyadan etkilenmediğini söyledi. Yürük, boya işlemini bir dakikada tamamlayan cihazın, üzerine monte edilen oturak sayesinde dinlenme koltuğu olarak da kullanıldığını belirterek, şunları kaydetti:

'Ayakkabımatik'i 2 ayda tamamladım. Asıl hedef ayakkabı boyacıları. Temiz bir ortamda el sürmeden ayakkabıları 1 dakika içinde boyayabiliyoruz. Bu icadın en çok onların dikkatini çekeceğini umuyorum, ancak bu makine geliştirilerek ayakkabı boyayan bir koltuk haline dönüştürülebilir. İnegöl mobilya şehri, bu değerlendirilmeli. Ayakkabımatik, jeton kullanılarak da çalışabilir. Cihazın, otellerin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum.' Tanıtıma katılan 20 yıllık ayakkabı boyacısı Serkan Zorlu ise 'Ayakkabımatik'in kendi işlerini sekteye uğratabileceğini söyledi.

MAZI
24 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/330270.asp]Japonlardan dünyanın en hızlı treni[/url]

Hızlı trenin, deneme sürüşlerinde saatte 400 kilometrenin üstüne çıkması bekleniyor.
TOKYO - Japonlar, dünyanın en hızlı treninin prototipini basına tanıttı. Denemeler başarılı olursa, hızlı tren saatte 360 kilometre hızla sefer yapacak.
“Fastech 360S” adı verilen trenin ilk deneme sürüşü, kuzeydeki Sendai ile Kamikata kentleri arasında yapılacak. Denemeler iki yıl sürecek.

Tatminkar sonuçlar elde edilirse, sivri burunlu, yeşil-beyaz hızlı tren 2011 yılında Tokyo-Aomori arasında seferlere başlayacak.

Hızlı trenin, deneme sürüşlerinde saatte 400 kilometrenin üstüne çıkması bekleniyor.

MAZI
27 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=27.06.2005&Newsid=55964&Categoryid=2]Kredi kartı yerine parmak iziyle alışveriş[/url]

Hızla artan kredi kartı yolsuzluklarına karşı ABD'de geliştirilen yeni harcama sistemi hızla yayılıyor. Ödeme yapmak için nakit ve banka kartını ortadan kaldıran yeni uygulamada müşteri mağazadaki kasaya gelip bir cihaza parmağını gösteriyor. Harcama tutarı hesaptan otomatik olarak düşülüyor. Yeni sistemi şimdiden 2 milyon kişi kullanıyor

Artan kredi kartı yolsuzlukları ABD'li girişimcileri 'parmak izi' kullanımına dayanan yeni bir ödeme sistemi geliştirmeye itti. BioPay ve Pay By Touch adlı iki şirket alışverişte nakit ve kredi karti kullanmak yerine kişinin parmak iziyle çalışan bir ödeme aracını devreye soktu. Yeni sistemde tüketici yanına hiç para veya banka karfa almadan alışveriş merkezlerine gidip harcama yapabiliyor. Bunun için önce söz konusu şirketlerin servisine internet üzerinden ya da bankaya giderek kayıt oluyor ve parmak izini tanıtıyor. Bu iz şirketlerin veri deposunda saklanıyor. Daha sonra tüketici alışveriş yaptığı mağazanın kasasındaki POS cihazı şeklindeki cihaza parmağını okutuyor. Cihazın ekranında kişinin tüm kredi karti ve banka hesap bilgileri ekrana geliyor, istenilen hesap seçilerek ödeme gerçekleştiriliyor.

Hiçbir komisyon alınmadığı için cazip olan uygulamada en büyük avantajlardan biri de güvenlik. Çünkü herkesin parmak izi farklı. Bu nedenle kredi karti bilgilerini çalarak bu yolla birçok müşterinin hesabından harcama yapan dolandırıcıların, yeni sistemde tüketicilerin kişisel bilgileri ve hesaplarına ulaşamadığı kaydediliyor. Ayrıca parmak izi bilgileri 40 ayrı kodlamayla kaydedildiği için dolandırıcı sisteme girse bile gerekli bilgileri deşifre edemiyor.

2 milyon üyesi var
Artik ülkedeki birçok mağazada ödeme yaparken kredi karti ya da nakit para yerine parmak izi kullanılırken, sadece BioPay'in 2 milyondan fazla üyesi var.

Pay By Touch ise 100'den fazla alışveriş zinciri ile çalışmaya başladı. Hızla yayılan sistemin, parmak izi gibi şahsi bilgilerin saklanmasını yasaklayan kanuni engeller aşıldığında Avrupa'ya da gelmesi bekleniyor.

whitesnow
27 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24351&TYPE=2]Google'dan, video atağı[/url]

Dünyanın en büyük medya kuruluşu haline gelen internet arama motoru Google, kullanıcılarına video izleme hizmeti sunmaya başladı.

10 ay önce hisseleri 85 dolardan halka açılan ve bu sürede hisse değerleri üç kat artarak 300 dolara ulaşan Google’un yeni hizmetinden faydalanabilmek için http://video.google.com adresinden ücretsiz bir program indirmek gerekiyor. Bu program Google dışındaki videoların gösteriminde ise kullanılamıyor. İkinci büyük internet arama motoru durumundaki Yahoo’nun da gösterim programları Microsoft ve RealNetworks tarafından sağlanan bir video servisi bulunuyor. Google’un şu an verdiği video hizmetinin tamamen ücretsiz olduğu ancak ileride video sağlayıcı firmalarla yapacağı ortaklıklardan sonra bu hizmetin bir kısmının ücretli hale gelebileceği ifade edildi. Google’un video hizmetlerini ücretli hale getirmesiyle gelir için sadece reklama bağlı kalmaktan da kurtulacağı kaydedildi. Google’ın 2005 yılının ilk çeyreğinde elde ettiği 369 milyon dolarlık gelirin tamamının reklamlardan kazanıldığı belirtilirken, video hizmetinin Google’a daha fazla reklam verilmesini de sağlayacağı ifade edildi. Google yedi yıl önce genç girişimcilerden Larry Page ve Sergey Brin tarafından bir garajda kurulmuştu. Temel ağırlığını internet aramalarına veren ve kullanıcıya arama sonuçlarını vermeden önce aldığı reklamları göstermek suretiyle karlılığını artıran Google, web dünyasında çığır açmıştı.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 28.06.2005

whitesnow
27 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=19752]Brezilya şeker kamışından oto yakıtı üretiminde iddialı[/url]

Brezilya’da geçen yıl şeker kamışından 15 milyar litre otomobil yakıtı üretildi. Kendi tüketiminin yanı sıra Brezilya şeker kamışından elde ettiği 3 milyar litre etanolu da Japonya ve Kuzey Amerika’ya ihraç etti.
Uzmanlar, şimdi etanolun yeni bir enerji kaynağı olup olmayacağını tartışıyor.

Avrupa enerji ihtiyacının yüzde 12’sini, Avrupa’da yetiştirilen biyo-kütleden elde edilecek enerjiden elde edebilir. Almanya’nın Leipzig kentinde bulunan Enerji ve Çevre Enstitüsü’nün Enstitü uzmanlarından Daniela Thraen, biyo-enerji pazarının şu anda belli ülkelerle sınırlı olduğunu, Brezilya’da üretilen biyo-etanolun ABD, Japonya ve Kore’ye satıldığını söyledi.

Uzmanlar, biyo-kütle enerjisi üretiminin özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından bir fırsat sunduğuna işaret ediyor. Bir yandan petrol gibi fosil yakıtlara bağımlılık azalırken, diğer yandan ihracat imkanları ortaya çıkıyor. Şeker kamışından etanol üreten Brezilya’da geçen yıllarda bu alanda 200 bin kişilik bir istihdam imkanı ortaya çıktı. Brezilya hükümeti, bu rakamı önümüzdeki yıllarda 700 bine çıkarmayı hedefliyor.

Ancak bazı uzmanlar Brezilya’daki bu gelişmenin olumsuz yönlerine işaret ediyor. Protestan Kalkınma Servisi görevlisi Michael Frein, şeker kamışı üretiminin özellikle büyük toprak sahipleri tarafından yapıldığına dikkat çekerek “Küçük çiftçiler, yine kaybeden taraf oluyor. Bunun uzun vadede gıda üretimine olumsuz etkisi olacaktır” uyarısında bulunuyor.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) İklim Koruma ve Enerji Programı yöneticilerinden Giulio Volpi ise şeker kamışı üretiminin çevre kirliliğine neden olabildiğine işaret ediyor. Hasat sonrası tarlaların yakılmasının hava kirliliğine neden olduğunu belirten Volpi, “Ancak yakma işleminin terk edilip hasadın tamamen makinalar tarafından yapılması da olumsuz bir etkiyi beraberinde taşıyor; istihdam imkanları daralıyor” diyor.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı yöneticileri Brezilya hükümetinden yoksul ve küçük çiftçilere şeker kamışı üretimi için destek vermesini talep ederken, diğer uzmanlar bunun çevre kirliliğini artıracağını ifade ediyor. Protestan Kalkınma Servisi görevlisi Michael Frein, olumsuz etkiye rağmen biyo-kütleden enerji üretiminin kalıcı fırsatlar sunduğuna dikkat çekiyor.

Imbat
28 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=157139]Güneş yere inecek [/url]

AA - MOSKOVA - Nükleer füzyon reaktörünün deneme alanı olarak Fransa seçildi. Uluslararası Termonükleer Deneysel Reaktör (İTER), güneşin enerji üretim yöntemini taklit ederek ve deniz suyunu kullanarak düşük maliyetli tükenmez enerji kaynağı yaratmayı amaçlıyor. Çevreci örgütler ise projeyi 'çok pahalı, riskli ve gereksiz' olmakla eleştiriyor.
Moskova'da kapalı kapılar ardında alınan kararı, Avrupa Komisyonu bilim ve araştırma komitesi sözcüsü Antonia Mochan açıkladı. 10 milyar avroluk proje, Japonya, ABD, Güney Kore, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Ancak taraflar, deneme reaktörünün nerede kurulacağı konusunda bölünmüştü. Japonya, ABD ve Güney Kore, Japonya derken, Rusya, Çin ve AB ise tesisin Fransa'nın güneyindeki Cadarache bölgesinde kurulmasından yanaydı.

whitesnow
28 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/330919.asp]Akıllı yüzme gözlüğü turları bildirecek[/url]

İngiliz bir mühendislik öğrencisinin geliştirdiği akıllı sualtı gözlükleri sayesinde, yüzücüler tur sayısını ve zamanı gözlük camından okuyabilecek.

BBC / LONDRA - Yüzücüler artık bitirdikleri turları kendileri saymak zorunda değil. İngiliz endüstriyel tasarımcı Katie Williams’ın geliştirdiği teknolojik sualtı gözlüğü, atılan tur sayısını elektronik rakamlarla gözlük c***** yansıtıyor. Böylece yüzücüler de tur saymak yerine, kulaçlara konsantre olabiliyor.
Inview gözlüğünün içindeki pusula yazılımı, yüzücü suya girer girmez işlemeye başlıyor. Pusula yüzücünün hareketlerinden dönüş ve turları okuyabiliyor. Gözlüğün içindeki elektronik pusula ve tur sayacı küçük birer taş büyüklüğünde ve kafanın arka kısmında yer alıyor.

YÜZÜCÜLERE BÜYÜK KOLAYLIK
‘Inview’ (İçgörüş) olarak adlandırılan teknoloji, uzak gelecekte havuzlarda kullanılan kol saati ya da elektronik göstergelerin yerini alabilir. Zamanı ve turları gözlükten okuma sayesinde yüzücülerin yüzme tarzları da değişikliğe uğrayabilir.

Williams, yüzücülerin saati kontrol etmek için sol kollarını yüzerken farklı kullanmak zorunda kaldıklarını ve bunun da ritmi olumsuz etkilediğini vurguluyor. Williams’a göre, elektronik sualtı saati sayesinde, enerjilerini daha iyi kullanabileceklerinden yarışmacıların yüzme stilleri de değişecek.

Imbat
29 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~597386%2C00.asp]Kablosuz kulaklık özgürlüğü[/url]

Sennheiser Communications tarafından üretilen, çalışma masasında telefon veya bilgisayar kullanan herkese kablosuz iletişim özgürlüğünü sunan yeni kablosuz kulaklık sistemi, Sennheiser DW 800 piyasaya sürüldü.


Bircom'un distribütörlüğünü üstlendiği Sennheiser Communications tarafından üretilen DW 800 kablosuz kulaklık sistemi, sunduğu yüksek konfor ve ses kalitesinin yanı sıra standart olarak sunulan ActiveGard özelliği sayesinde kulaklarınızı ani ses şoklarından koruyor.

İkiz uniteler sayesinde gelen 2 kulaklık arasında interkom özelligi bulunan Sennheiser DW 800, birden fazla ürün kullanıldığında 5 kişiye kadar kablosuz full duplex (aynı anda tüm katılımcıların konuşabildiği ve aynı anda duyabildiği) konferans gerçekleştirebilme imkanı sunuyor.

Dect standartlarıyla çalışan DW 800, açık alanda 300 metreye varan geniş kapsama alanına sahip. İkiz üniteler, sınırsız konuşma suresini beraberinde getiriyor, görüşme sırasında pil bitme sorunu ortadan kalkıyor.

Imbat
02 07 2005, 17:00
- <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/07/03/dun111.html]Süper dede işe dönüyor[/url]

Japonya'da geliştirilen metal iskeletle yaşlılar güçlü kuvvetli bir şekilde iş yaş***** dönecek.

Japonlar yaşlanan nüfusla oluşan iş kaybını önlemek için inanılmaz bir proje üzerinde çalışıyor. Tsukuba Üniversitesi'nden Prof Dr. Yoshiyuki Sankai'nin HAL isimli projesi, yaşlı ya da sakat insanların robot bir iskelet sayesinde yeniden iş yaş***** döndürecek. Daha önce projenin ilk meyvesi HAL3'ü yapan Prof. Dr. Sankai, önceki gün daha gelişmiş bir örnek olan HAL5'i dünyaya tanıttı. Vücudu saran metal iskelet, cilde temas eden sensörler, çok güçlü motorlar ve elektronik çipler... HAL5'in en basit tarifi bu.

ARABA FİYATINA
Sankai tarafından metal bir giysiye benzetilen HAL5 yaşlı insanların aynı gençliklerinde olduğu gibi ağırlıklar kaldırmasını, rahat bir şekilde bastona ihtiyacı olmadan yürüyebilmesini sağlıyor. Aletin çalışmasını sağlayansa cebe sığacak kadar küçük kablosuz bilgisayar. Bilgisayar sistemi ve vücut arasındaki bağlantıyı da cilde yerleştirilen 8 özel sensör sağlıyor. Prof. Sankai, bir araba fiyatına gelen bu özel iskeletin üretimini de kendi üstlendi.


- <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/07/03/dun112.html]Yaşlılar için robot giysi[/url]

Sırt çantası
İçinde kablosuz bir bilgisayar bulunuyor. Tüm sistemi kontrol ediyor.

Piller

Güçlü motorlar
Kol ve bacakların hareket etmesi için bu motorlar kullanılıyor.

Sensörler
Harekete geçildiği zaman bilgisayar sistemini uyarıyor. Ve gerekli bilgileri ulaştırıyor.

Biyoelektronik sensörler
Cilde yerleştirilen sensörler beyinden gelen sinir uyarımlarını bilgisayara ulaştırıyor. Beyinden hareket komutu gelirken, bilgisayar sistemi de uyarılmış oluyor. Böylece istenen anda tüm metal iskelet de harekete geçirilmiş oluyor.

Sansli
05 07 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24518&TYPE=2]40 bin yıllık ayak izleri[/url]
Britanyalı araştırmacılar, Meksika'nın orta bölgesinde insana ait 40 bin yaşında ayak izi bulduklarını açıkladı. Eski çalışmalara göre Amerika'da insana ait ilk bulgular 13 bin 500 yıl öncesine dayanıyordu.
John Moores Üniversitesi'nden araştırmacılar, ayak izlerinin antik volkanik göl kıyısında bulunan taşocağındaki volkanik kül tabakası sayesinde korunduğunu söyledi. Bu keşifle Amerika'ya ilk yerleşimlerle ilgili eski bilgilere de şüpheyle yaklaşılmaya başlandı. Bilim adamları uzun süredir, Amerika'ya ilk gelenlerin son Buz Devri'nin sona ermesiyle birlikte 13 bin 500 yıl önce kıtanın kuzeyine geldiklerine inanıyordu. Bu teoriye göre Alaska köprü olarak kullanılmış, böylece Asya'dan Amerika'ya gelinmişti.

Kaynak: RADİKAL

Tarih: 06.07.2005


* <a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/331989.asp]Amerika’ya ilk adım 38 bin yıl önce[/url]

Meksika’da volkanik bir gölün kıyısında bulunan 38 bin yıllık ayak izinin, Amerika kıtasına atılan ilk adım olduğu öne sürülüyor.

LONDRA - İngiliz bilim insanlarının Meksika kıyılarında bulduğu 30 bin yıllık ayak izi, antropolojinin en temel varsayımlarından birini altüstü edebilir. Meksika’da volkanik tüfler üzerindeki ayak izi, Amerika’ya gelen ilk insanların karadan değil, denizden ulaştığına işaret ediyor. Bilim dünyası, ilk insanların Kuzey Asya kökenli olduğunu ve donan Bering Boğası üzerinden Amerika’ya geçtiğini varsayıyor.
Meksika’nın başkenti Meksiko’nun 130 km güneybatısındaki ayak izini, Liverpool John Moores Üniversitesi’nden Dr. Silvia Gonzalez ve Bournemouth Üniversitesi’nden Matthew Bennett keşfetti. Dr. Gonzales ve ekibi buluşu “antrolojide bomba etkisi yapacak” diye niteleyerek, mevcut paradigmalarla mücadele edeceklerini dile getiriyor.

VOLKANİK TÜFLER AYAK İZİNİ SERTLEŞTİRDİ
Ayak izi bunca yıla karşın sağlam kalmasını, volkanik tüflerin içine
gömük olmasına borçlu.
Volkanik tüfün üzerinde katılaşan ayak izleri bir yürüşüşe işaret ediyor.

Uzmanlar, ayak izinin bulunduğu noktanın daha önce deniz yakınlarında bir volkanik göl olduğunu ve ayak izinin bulunduğu noktanın da bu gölün kıyısı olduğunu belirtiyor. Tahminlere göre, yanardağdaki patlamalar ile tüf ve kül dolan göl sertleşerek kapandı, beton gibi katılaşan yüzeyi yükseldi ve ayak izi de formu korunarak açığa çıkmış oldu.

Bilim ekibi ayak izinin keşfedildiği 2003 yılından bu yana, izin yaşını ve ayak sahibinin kilosu ve fiziksel özelliklerini araştırıyor. Bilim ekibi yaş hesaplamalarında, ayak izinin yanındaki hayvan kemikleri ve kabukları esas alıyor. Dr. Gonzales ayak izinin 38 bin yıllık olduğu sonucuna vardı. Ayak izinin sahibinin fiziksel özellikleri, kişinin hangi uygarlığa ait olduğu sorusunun da yanıtını veriyor.

AMERİKA’YA İLK YERLEŞİM KIYIDAN
Dr. Gonzalez, Amerika’ya ilk yerleşimlerin kıyıdan gerçekleştiğini savunuyor. Bu teze göre, Güneydoğu Asya veya Avustralya’dan ulaşan ilk insanlar kıtaya batı kıyılarından adım attı. İlk yerleşimler ise kıyı boyunca kuzey-güney boyunca gerçekleşti.

Dr. Gonzalez, kıyıdan yerleşen Güneydoğu Asya kökenli denizci kavmin soyunun tükendiğini ve bugüne herhangi bir genetik izinin kalmadığını vurguluyor. Bu tez, söz konusu kavmin aslında yerleşik ve kalabalık değil, aksine küçük gruplar halinde ve göçer şekilde yaşadığını, bir bölgede kök salmadığını kabul ediyor. Genetik kalıntı eksikliği böyle açıklanıyor.

KIZILDERİLİLER KUZEY ASYA’DAN GÖÇTÜ
Antropolojide geleneksel görüş, Amerika kıtasına gelen ilk insanların 10 bin 12 bin 500 yıl önce, donan Bering Boğazı üzerinden Asya’dan Alaska’ya adım attıklarını varsayıyor. Bu teori, gerek coğrafi olasılıklar, gerekse folklorik özellikler itibariyle kabul görüyor. Amerikan yerlileri ile Asya’daki ataları arasında av aletleri ve avlanma tarzları arasında şaşırtıcı benzerlikler bulunduğu biliniyor. Hatta, son yıllarda yapılan genetik araştırmalarda, Amerikan yerlileri kızılderililerin genetik yapısının kuzeydoğu Asya ile yakınlık göstermesi, Bering Boğazı tezini güçlendiriyor.
BÜTÜNLEYİCİ KANIT ŞART
İşte 40 bin yıla dayanan ayak izi, bu teoriyi çürütüyor. Ancak, teorinin güçlenmesi için bu ayak izi ile bağıntılı yeni kanıtların ortaya çıkması gerekiyor. Çünkü tek bir ayak izi bir uygarlık tezi geliştirmeye yetmeyecek. Şüphesiz bilim insanları bölgeye akın ederek ayak izi ve çevresinde araştırmaları yoğunlaştıracak. Ancak, antropolojik bir öykünün çıkması için, yeni izlerin veya kalıntıların gün ışığına çıkarılması şart.

Her iki teorinin de, kızılderililerin kuzeyden, Güneydoğu Asyalı denizci kavimlerin ise kıyıdan ulaştığı tezleri birbirleriyle çelişmeden öne sürülebilir. Amerika kıtası sonuçta her iki kavmin de birbirlerine hiç rastlamadan yaşayabileceği kadar geniş topraklara yayılıyor.

Kaynak: BBC

Sansli
05 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.chip.com.tr/haber/oku.asp?id=2053]Ses Tanıyan Bluetooth’lu Telefon[/url]

Bluetooth ve ses tanıma teknolojisini bir arada sunan Samsung’un yeni modeli E620, telefona dokunmadan görüşme yapma olanağı sunuyor!
Samsung Electronics, ses tanıma teknolojisini ve Bluetooth’u bir araya getiren yeni modeli E620’yi Türkiye pazarına sundu. Şirket tarafından Avrupa pazarına “Bluetooth Ses Tanıma Telefonu” olarak lanse edilen model, Bluetooth kulaklık üzerinden sadece ses kullanarak telefon görüşmesi başlatabiliyor.

Kişinin adını telefon rehberinden bularak arama yapabilen telefon, kullanıcılara mobil telefonlarını esnek bir şekilde kullanma olanağı sunuyor. Bluetooth kulaklıklar daha önce sadece gelen çağrıların cevaplanmasında yardımcı oluyordu. Söz konusu teknoloji ile daha gelişmiş bir şekle gelen “Bluetooth Ses Tanıma Telefonu”, Bluetooth kulaklıkla kablosuz aramalar yapmaya imkan sağlıyor.

“Bluetooth Ses Tanıma Telefonu” pazardaki benzer ürünler arasında ses tanıma teknolojisinin gelişmişliği ve kullanım kolaylığı ile ön plana çıkıyor. Buna ek olarak artık cep telefonu ile arama yapılmak istendiğinde cihaz nerede olursa olsun kolayca bağlantı kurulabiliyor. Kullanıcılara yolculuk esnasında güvenli görüşme sunan E620, bağımsız ses tanıma teknolojisi ile ses tipine bağlı olmadan kullanılabiliyor. E620, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca olmak üzere 5 dili destekliyor.

Bluetooth özelliklerine ek olarak bütünleşik dizaynı ve 1 mega piksel kamerası olan cep telefonunda; video wallpaper, gümüş nano anti bakteriyel fonksiyonu ve 64 polifonik zil tonu bulunuyor. Samsung, Bluetooth uyumlu telefonlardaki rekabet gücünü yenilikçi teknolojisi ile güçlendirmeyi planlıyor.

Bilgi: <a target=new href=http://www.samsung.com.tr ]www.samsung.com.tr [/url]

Sansli
05 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.btnet.com.tr/haber.phtml?yazi_id=520000434]İşyerinde kablosuz kulaklık devri[/url]

Bircom Telekomünikasyon ve Bilişim Hizmetleri, Sennheiser Communications tarafından üretilen, çalışma masasında telefon veya bilgisayar kullanan herkese kablosuz iletişim özgürlüğü sunan yeni kablosuz kulaklık sistemi Sennheiser DW 800’ü piyasaya sundu.
DW 800 kablosuz kulaklık sistemi, sunduğu konfor ve ses kalitesinin yanı sıra standart olarak sunulan ActiveGard özelliği sayesinde kulakları ani ses şoklarından koruyor.
İkiz üniteler sayesinde gelen iki kulaklık arasında interkom özelliği bulunan Sennheiser DW 800, birden fazla ürün kullanıldığında 5 kişiye kadar kablosuz full duplex konferans gerçekleştirebilme olanağı sunuyor. Dect standartlarıyla çalısan DW 800, açık alanda 300 metreye varan geniş kapsama alanına sahip. İkiz üniteler, sınırsız konuşma süresini beraberinde getiriyor, görüşme sırasında pil bitme sorunu ortadan kalkıyor.

Bilgi için:

<a target=new href=http://www.bircom.com]www.bircom.com[/url]

Sansli
05 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~599626%2C00.asp]Likit hidrojenli ilk uçak havalandı[/url]

Kaliforniya tabanlı bir şirket olan AeroVironment tarafından geliştirilen, likit hidrojen ile çalışan ilk uçak başarılı bir şekilde test edildi. Yapılan açıklamada likit hidrojenle çalışan insansız uçağın 24 saate yakın havada kalabileceği belirtildi.


Global Observer isimli araç, bir uçaktan ziyade daha çok bir planöre benziyor. Kanat genişliği 15 metre olan uçağın ilgi çekici bir diğer özelliği ise arka kısmında ejderha kuyruğuna benzer bir parçaya sahip olması. Likit hidrojenden faydalanarak çalışan pervane sayısı ise toplamda 8 adet. AeroVironment şirketinin yaptığı açıklamada uçağın kullandığı yakıt sistemi hakkında ayrıntılı bilgi verilmedi. Aracın yakın bir zamanda aşta telekomünikasyon olmak üzere çeşitli alanlarda kullanılması bekleniyor.

whitesnow
24 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/333793.asp]Kendi kendini temizleyen ‘eko-mağaza’[/url]

Perakende devi Wal-Mart kendi elektriğini rüzgar türbininden elde eden, elektriği geri dönüştüren çevreci bir ‘eko-mağaza’ açarak yeni bir akım başlatıyor.
McKINNEY - Dünyanın en büyük perakende zinciri Wal-Mart yeni bir işkolunun öncülüğüne soyundu. Şirket, Teksas’ın McKinney kasabasında açacağı yeni mağazayla ekolojik bir felsefeyle çalışacak ve çevreyle barışık olacak. Mağaza kendi enerjisini alternatif kaynaklardan üretecek. Dünya çapında 3 bin 700 mağazası olan Wal-Mart, gelecek 10 yılda yeni bir mağazacılık anlaşının öncüsü de olabilir.
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/333856.asp]Beton duvarlar havayı filtreleyecek[/url]

Ekolojik mağaza 20 bin metrakare alana yayılıyor. Mağazanın hemen yanında 37 metre yüksekliğinde bir rüzgar türbini bulunuyor, türbin mağazanın elektriğinin yüzde 5’ini üretecek. Ayrıca mağaza yağmur sularını kullanılabilir hale getiren bir havuz kuruldu. Mağazanın tüm su ihtiyacının yüzde 95’ini kendi kaynaklarından karşılayacak.

MOTOR YAĞLARI ISITMADA KULLANILACAK
Wal-Mart yetkilisi Don Moseley, çevreci ekonomi konusunda öncülük yapmak istediklerini yeni mağazalar açarak eko-mağazacılık konseptini geliştireceklerini ifade etti. Wal-Mart eko-mağaza kavramının yayılması için daha kapsamlı çalışmalar yapacak, eko-mağazacılık örneğin tuvaletlerde kullanılan ve mutfak sularının geri dönüşümü gibi işleri kapsıyor.

Ancak Wal-Mart’ın bir diğer yeniliği ise mağazanın bünyesinde bulunan otomobil tamir bölümündeki artık motor yağlarının mağazanın ısıtmasında kullanılması. Dev mağaza ayrıca klima için çok daha verimli bir yöntem geliştirdi ve yılda 135 evin elektrik ihtiyacını karşılayacak kadar tasarruf sağlayacak.

YENİ AKIM EKO-MAĞAZACILIK
Şirket ekolojik mağazacılıktan kaynaklanan maliyetin ürünlere yansıtılmayacağının garantisini veriyor, zira uzun vadede ekolojik önlemlerin enerji sarfiyatından kısacağı düşünülüyor. Son yıllarda birçok çevre tarafından dev bir canavar olarak karikatürize edilen Wal-Mart, eko-mağazacılık ile dünya ekonomisinde yeni bir kavramın öncülüğünü yapacak. Şirket, ikinci eko-mağazasını Colorado’da açacak.

Sansli
28 07 2005, 17:00
Bu bir androit ve nefes alýyor!
Japon bilim adamlarý, gözlerini kýrpan, insan gibi hareket eden ve
hatta nefes alan bir androit üretti. Milliyet

<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?3A8F95D]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?3A8F95D[/url]

MAZI
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24994&TYPE=2]Dünyanın dibinde yaşıyorlar[/url]

Kuzey Buz Denizi'nin derinlikleri hayat dolu. Alaska Üniversitesi'nden bilim adamlarının 3 bin 800 metre derinliğe yolladığı robotlar sayesinde varlıkları bilinmeyen pek çok canlı türüyle karşılaşıldı. Araştırmacılar, dondurucu soğuklarda varlığını sürdüren farklı türlerdedeniz anaları, denizsolucanları, mürekkepbalıkları ve daha pek çok deniz canlısıyla karşılaştı. ABD, Kanada, Rusya ve Çin'den gelen bilim adamlarının araştırmaları 30 gün sürdü. Araştırma yapılan Chukchi ve Beaufort Denizleri ile Kanada Havzası, dünyadaki en yalıtılmış okyanus bölgeleri olarak biliniyor.


Kaynak: RADİKAL
Tarih: 31.07.2005

MAZI
15 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25275&TYPE=2]Harvard, hayatın başlangıcını araştırıyor[/url]

ABD'nin ünlü Harvard Üniversitesi, evrim teorisi hakkında yıllardır süregelen tartışmaya, yaşamın nasıl başladığını inceleyecek bir projeye verdiği destekle yeni bir boyut getirecek.

Araştırma ekibinin önümüzdeki birkaç yıl içinde Harvard'dan her yıl bir milyon dolar fon alarak üzerinde çalışacağı 'Origins of Life in the Universe Initiative' adlı proje, yaşamın başlangıcına ilişkin bazı sırların açıklanamaz olduğu öngörüsüyle başlıyor.

Harvard'dan kimya ve kimyasal biyoloji profesörü David R. Liu, 'Benim beklentilerim, meydana gelen olayları ilahi bir müdahale olmaksızın çok basit mantık olayları dizisine indirgeyebileceğimiz şeklinde' diye konuştu.

Yaşamın başlangıcıyla ilgili araştırmalar yapan Florida Üniversitesi profesörlerinden Steven Benner de, 'Harvard'ın yüz yıl sonra bile hatırlanacak bir çözüm üzerinde çalışması son derece memnuniyet verici' dedi.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 16.08.2005

whitesnow
16 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25120&TYPE=2]Sıra düşünce okumakta[/url]

Düşünceyi okumak için seferber olan bilim, deneylerde başarılı. ABD'li ve Britanyalı uzmanlar bir cihaz yardımıyla, kişilerin gördüklerini ya da dinlediklerini anlayabiliyor.

Britanya University College London ve ABD Kaliforniya Üniversitesi'nden araştırmacılar, beyin tarama sonuçlarına bakarak kişilerin gördükleri ya da dinlediklerini belirleyebildikleri iddiasında.

Britanya'da yapılan araştırmada deneklere aynı anda iki farklı görüntü gösterildi. Biri kırmızı, diğeri mavi çizgilerden oluşan resimlerden biri sağ, biri sol gözün önüne yerleştirilerek beyin aktiviteleri gözlendi. Her bir gözün sadece önündeki resmi görmesini sağlayan gözlükler verilen deneklerin beyinlerinin iki resim arasında gidip geldiği, bazen bir resmi bazen diğerini gördüğü belirtildi. Bu arada 'fMRI' adlı yöntemle beyin taraması yapan uzmanlar kırmızı ya da mavi resme odaklanırken beynin farklı bölümlerinin çalıştığını gördü. Bu yöntem sayesinde kişinin hangi resme baktığı anlaşıldı.

ABD'de yürütülen çalışmada ise aynı teori daha gündelik bir örnek üzerinde uygulandı. Uzmanlar deneklerin başına elektrodlar yerleştirerek iki deneğe 'İyi, Kötü, Çirkin' filmini izletti. Bu sırada beynin ses korteksindeki aktivite incelendi.

Ekibin başkanı Prof. Itzhak Fried, Bu yöntemle hangi sahnenin izlendiğini ve hangi sesin duyulduğunu tespit edebildik dedi. Uzmanlar araştırmanın bir cihaz yardımıyla 'beynin okunabileceği' tezini doğruladığını söyledi.


Kaynak: RADİKAL

whitesnow
16 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=25870]Bu iddialar hiç bitmez:[/url]

Bir Fransız bilimadamı Atlantis efsanesinin kökeninde, 12 bin yıl önceki bir tsunami dalgası tarafından yutulan ve Cebelitarık Boğazı'nda denizin 60 metre altında bulunan Spartel Adası'nın olabileceğini ortaya çıkardı.
Marc-Andre Gutscher adlı jeoloğun ulaştığı bulgular, Plato tarafından yaklaşık 2000 yıl önce ortaya atılan ve batık kent Atlantis efsanesinin kökeninde bu adanın olabileceğine işaret eden teoriyle de uyumlu.

Deniz yüzeyini tarayan Gutscher, 50 ila 120 santim yüksekliğinde, yüzeyi pütürlü bir yükseltiye rastlamış.

Bunun, 12 bin yıl önce gerçekleşen büyük bir deprem ve tsunami ile okyanus deniz tabanına gömülen Spartel adlı adadan geriye kalanlar olabileceği belirtiliyor.

Spartel'in battığı tahmin edilen tarih, Plato'nun Atlantis kentinin bir gecede sulara gömüldüğünü aktardığı tarihe de uyuyor.

Benzer bir yıkımın, 1755 yılında Portekiz'in Lizbon kentinde yaşandığına, büyük bir deprem ve tsunaminin kenti yerle bir ettiğine dikkat çekiliyor.

Bu tür depremlerin, Spartel'in de bulunduğu Cadiz Körfezi'nde 1500 - 2000 yılda bir gerçekleştiği belirtiliyor.

Ancak Marc-Andre Gutscher'in ulaştığı bulgular arasında, insan yapısına ilişkin hiçbir şey bulunmuyor. Ayrıca adanın sanılandan daha küçük olduğu anlaşılıyor.

Tüm bunlar, adada bir yerleşim bulunduğu ihtimalini zayıflatıyor.

Sansli
17 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~618682%2C00.asp]İdrarla çalışan pil geliştirildi[/url]

Singapur'da bir grup bilim adamı, kağıttan yapılmış ve idrarla çalışan bir pil geliştirdiler. Kulağa şaka gibi gelen buluş için, oldukça ucuz ve geleneksel pillere göre çok daha 'sağlıklı' tanımlaması yapılıyor.


Singapurlu bilim adamları ucuz ve ucuz olduğu kadar da sağlıklı bir pil geliştirdiklerini iddia ediyorlar. Bu pil kağıttan oluşuyor ve enerji kaynağı olarak da idrar kullanıyor. Bilim adamlarına göre kredi kartı büyüklüğündeki bu pil, diyabet gibi hastalıklar için kullanılan sağlık testi aygıtlarında çok kullanışlı bir güç kaynağı olabilir.

Bilim adamlarına göre bir yandan test edilmek üzere alınan idrar örneği işlenirken bir yandan da alına bu idrar testi yapan aygıtın enerji kaynağı olabilir. Bilim adamları üretilen bu pilin hatta acil durumlarda bir cep telefonuna hayat vermek için bile kullanılabileceğini ifade ediyorlar.

İdrar ile çalışan pil, 0.2 mililitrelik idrarla 1.5 voltluk bir enerji üretebiliyor. Açıklamalara göre eğer pil harekete geçirildikten sonra 15 saat için ikinci bir idrar takviyesi yapıldığında daha fazla elektrik üretebiliyor.

(Hürriyetim)

whitesnow
21 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25380&TYPE=2]Einstein'ın notları tesadüfen bulundu[/url]

Albert Einstein'ın 1925 yılında basılan bir çalışmasının orijinal elyazması, Hollanda'daki Leiden Üniversitesi'nde bulundu. 16 sayfalık Almanca çalışmanın Einstein'ın bir arkadaşının arşivini inceleyen üniversite öğrencisi tarafından, tesadüfen bulunduğu açıklandı.

Einstein'ın üzerinde çalıştığı son büyük teoriyi içeren sayfalar, 'Monoatomik ideal gazın kuantum teorisi' başlığını taşıyor. Makalede 'Mutlak sıfır' olarak anılan sıfırın altında 273 derecede, gazı oluşturan atomların enerjisi öyle düşük bir dereceye iner ki, hepsi daha büyük bir monoatom oluşturmak üzere birleşir deniliyor.

Einstein'ın Hintli fizikçi Satyendra Nath Bose'nin katkılarıyla geliştirdiği teori daha sonra 'Bose-Einstein yoğunlaştırması' olarak anılmaya başlamış, nihayet 1995 yılında rubidyum gazını söz konusu biçimde yoğunlaştırmayı başaran Eric Cornell ve Carl Wiemann ise 2001 yılında bu sayede Nobel ödülü kazanmıştı.

Parmak izleri üzerinde...

16 sayfalık makale, Lorenz Teorik Fizik Enstitüsü'nün internet sitesinde yayımlandı. Prof. Carlo Beenakker, Bazı sayfalarda Einstein'in parmak izlerini bile görebiliyorsunuz. Ayrıca makalenin editörünün aldığı notlar ve düzeltmeler de üzerinde duruyor diye konuştu.
Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 22.08.2005

MAZI
22 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/bilgi_bankasi/amerikada_yasam/roportaj_metinsitti.cfm?CFID=3621043&CFTOKEN=89415544]Bir Türk Dahi: Metin Sitti[/url]

ABD’de yaşayan Türk bilim adamı Metin Sitti, suda yürüyebilen bir mikrorobot üretmeyi başardı. Carnegie Mellon Üniversitesi’nde asistan profesör olarak çalışan Metin Sitti, yeni icatları ve yaşamı hakkında bilgi verdi.

Metin Sitti hayatını ve icatlarını MezunUSA.com’a anlattı.


MezunUSA.com: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde lisans ve lisansüstü eğitimimi tamamladıktan sonra TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nin Robotik Bölümü’nde mühendis olarak robot görmesi ve denetimi konularında iki yıl çalıştım. Sonra Japonya’da Tokyo Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde nanorobotik konusunda doktora yapıp Amerika’da Kaliforniya Üniversitesi’nin Berkeley kampüsünde araştırıcı ve eğitim görevlisi olarak görev yaptım. Burada uçan böcek robotlar ve geko kertenkelesinin ayaklarından esinlenen yapıştırıcılar konusunda çalıştıktan sonra Carnegie Mellon Üniversitesi’nde asistan profesör olarak çalışmaya başladım. Üç yıldır Nanorobotik Laboratuvarı’nın kurucusu ve direktörü olarak araştırmalarıma devam etmekteyim.

MezunUSA.com: Amerika’da robotlar üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Yaptığınız icatlar nelerdir?

Şu ana kadar sırasıyla uçan böcek robotlar, gekodan esinlenen yapay yapışkanlar, su üzerinde yürüyen böcek robotlar ve son olarak da yakında geliştirdiğimiz insanın bağırsaklarında ileride biyopsi, ilaç tedavisi ve cerrahi müdahele yapabilecek kapsül robotlar konularında icatlarda bulundum.

MezunUSA.com: Suda yürüyen robot nasıl ortaya çıktı? Bu robotun özellikleri nelerdir?

Çocukken dere ve göllerde görerek hayret ettiğim ve Mikro/Nanorobotik dersimde her zaman küçük olmanın eşsiz avantajlarına örnek olarak verdiğim su üzerinde yürüyen böceklere benzer bir robotu geliştirmenin bilimsel ve teknik açıdan çok meydan okuyucu ve mucizevi olacağını hep düşünmüştüm. Kendi grubumu oluşturunca böyle bir robotu geliştirmeye geçen yıl karar verdim ve bir yıllık bir çalışma sonucunda bu robotu geliştirdik.

MezunUSA.com: Araştırmalarınız arasında uçan robotlar da yer alıyor. Bu konuda herhangi bir yenilik var mı?

Yenilik olarak 2002’de sinekler gibi kanat çırparak uçan en küçük uçan böcek robotun prototipini Berkeley’de geliştirdik. Bu yeni robotun kanatlarının bir ipe bağlı bir şekilde denetimsiz şekilde havalanabildiğinı gösterdik. Fakat bütün robotun geliştirilmesi, üretilmesi, denetimli olarak uçması ve değişik uygulamalarda kullanılması hala çözülmesi gereken birçok problemden dolayı daha çok zaman alacak.

MezunUSA.com: Robotlarla ilgilenen birisi olarak dünyanın geleceğinde robotların rolünü nasıl görüyorsunuz?

Robotların günlük hayatlarımızda daha çok etkili ve yardımcı olacağını düşünüyorum. Fakat bu etkilerin olumlu yönde olması için insanların yerini alacak değil de bize yardımcı olacak, bizim için tehlikeli ve ulaşılması zor yerlerde (nükleer reaktörler, denizaltı, uzay, vs.) çalışacak robotların geliştirilmesinden yanayım. Bizim doğrudan ulaşamayacağımız çok küçük boyutlarda (mikro ve nano dünya) ve çok büyük boyutlarda (uzayda) çalışacak robotlar, eğlence ve eğitim amaçlı oyuncak robotlar, tıbbi robotlar, ev robotları, servis robotları ve uzay robotları gibi yeni robotlar gelecekte bize çok yardımcı olacaklar.

MezunUSA.com: Çalışmalarınızı Amerika’da yapıyorsunuz. Türkiye’de birlikte çalışmalar yaptığınız kurum ya da kişiler var mı?

Elimden geldiğince Türkiye’deki araştırma kurumlarıyla bağlantı içinde olup buradan ortak çalışmalar yapmaya ve destek sağlamaya çalışıyorum. Sabancı Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve ODTÜ bunlardan bazıları.

MezunUSA.com: Türkiye’deki robot çalışmaları ne durumda?

Değişik devlet ve özel kurumlarda küçük gruplar olarak birçok ilginç çalışmalar yapılmakta. Fakat çalışmaların bazıları ya çok endüstriyel konulara dönük ya da yalnızca teorik düzeyde kalmakta. Deneysel altyapı son gelişmeleri ve teknolojileri yakalamak açısından hala tam yeterli değil ve bu açıdan robotik alanı maddi olarak daha çok desteklenmeli. Ayrıca ortak konularda üniversiteler arası aktiviteler daha çok koordine edilmeli ve disiplinlerarası robot çalışmaları daha çok teşvik edilmeli.

MezunUSA.com: Türkiye’ye gidiyor musunuz? Türkiye’ye dönüp çalışmalarınıza orada devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Yılda iki-üç defa gitmeye çalışıyorum. Her zaman içimde dönmek arzusu var fakat buradan Türkiye’ye destekçi olmanın şu an için daha iyi bir çözüm olduğunu düşünüyorum.

MezunUSA.com: Türkiye’de bu alanda kendini geliştirmek isteyen kişilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu konularda ilgili olan arkadaşların teorik ve pratik bilgilerini arttırmak açısından uluslararası yayın ve gelişmeleri sürekli takip etmelerini, şu anki kalıpların dışına çıkıp disiplinler arası konulara yönelmelerini ve bol bol pratik tecrübe kazanmalarını tavsiye ederim. Pratik tecrübe açısından hazır robot kitlerinden tutun da oyuncak ve profesyönel robotlara kadar değişik robotların parçalarını makul fiyatlara alıp üretmenin ve bu robotlarla değişik eğlenceli projeler geliştirmenin verdiği tecrübe ve eğlence bu alanda yaratıcı ve üretken olmak için çok önemli.

MezunUSA.com: Amerika’daki Türk Toplumu ile ilişkileriniz ne durumda? Türk Toplumundan destek alıyor musunuz?

Bulunduğum çevrelerdeki Türk topluluklarının sosyal etkinliklerine elimden geldiğince katılmaktayım. Fakat bunun dışında herhangi bir Türk Kurumu’ndan doğrudan bir destek almadım.

MezunUSA.com: Bizimle bu röportajı gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ederiz...

MAZI
22 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~5@nvid~621168,00.asp]Türk mühendisten Boeing 787'e yeni sistem[/url]

Türk mühendis Aydın Akdeniz, Boeing uçaklarında 72 saatte tespit edilebilen gövde arızalarını 5 dakikada tespit eden bir sistem geliştirdi.


Boeing firması, Akdeniz'in “Yapısal Direnç Sistemi”ni 2008'de piyasaya çıkaracağı komposit gövdeli 787 modelinde uygulamaya hazırlanıyor.


Türk mühendisin geliştirdiği sistem sayesinde ortalama 72 saatte tespit edilebilen gövde arızaları 5 dakika içinde bulunabilirken, kabin nem oranı odadaki gibi olacak, kulak ağrısı, gözlerin kızarması gibi etkiler artık görülmeyecek.


ABD'nin Boeing firmasında çalışan yapısal teknoloji yüksek mühendisi Aydın Akdeniz'in 1999'da geliştirmeye başladığı uçak gövdelerinde meydana gelen hasarı 5 dakikada tespit eden “Yapısal Direnç Sistemi”nin, 2008'de piyasaya çıkarılacak komposit gövdeli 787 modelinde uygulanması için hazırlıklar sürüyor.


THY'ye ait Boeing 737 tipi bir uçakta geçen yıl test edilmeye başlanan sistem, geçen ay bir başka 737 tipi uçağa daha uygulandı. Şu ana kadar elde edilen verilerle sistemin olumlu yönde ilerlediği belirtilirken, Nisan 2006'da test aşamasının tamamlanarak, uçaklara yerleştirilmeye başlanacağı bildirildi.


UÇAĞIN BAKIM SÜRESİ EN AZ YÜZDE 15 AZALACAK...


Aydın Akdeniz, sivil havacılığın güvenlikle ilgili kural ve standartları gereği, “yapılan işin önceki iş kadar iyi ve daha ekonomik olması” gerektiğini kaydetti.


Yapısal Direnç Sistemi'nin, uçağın sert inişler ile herhangi bir yükleme sırasında gövdesinde meydana gelebilecek kazalardan doğan arızaları tespit ettiğini belirten Akdeniz, uçaklara şu anda standart olarak yapılan bakımlarda her tarafının kontrol edilmesinin gerektiğini anlattı.


Akdeniz, şunları kaydetti:


“Bu sistemde uçağın içine bakmadan bilgi toplayacaksınız, gerekiyorsa bakacaksınız. Uçağı açtığınız zaman uçağın yerde kalması lazım. Uçak yerde kaldığında yolcu taşıyamadığı için firma kaybedilen her dakikada zarar ediyor. Bunu minimuma indirmede bu teknolojinin katkısı olacak.


Sistem, uçağın bakım süresini en az yüzde 15 oranında azaltacak. Uçağın yerdeki her bakım süresi 2-3 gün daha kısalacak. Sert inişlerden sonra 72 saat süren bakım süresi, 5 dakikaya inecek. Uçaklara yiyecek, kargo ve yakıt yüklemek için yanaşan araçların neden olduğu hasarlar, 4-8 saat arasında tespit edilirken, sistem bu arızaları da 5 dakika veya daha az bir zamanda belirleyecek.”


“3 TEST UÇAĞINDAN 2'Sİ THY'NİN”


Geliştirilen sistemin biri 777, ikisi de THY'ye ait 737-800 uçakları olmak üzere 3 uçakta test edildiğini dile getiren Akdeniz, geçen ay THY'ye ait 2. uçağa ilkinden farklı olarak 26 değişik noktada sensör barındıran sistemi kurduklarını anlattı.


Akdeniz, THY uçaklarındaki sistemin, uçuş parçalarında sensörlerin uzun yıllar sonunda nasıl bir netice vereceğini ölçmek için kullanılmaya devam edeceğini kaydetti. THY'den 3 mühendisin projeye destek verdiğini ifade eden Akdeniz, “THY'den şu ana kadar aldığımız neticeler çok başarılı” dedi.


Sistemi 787 modelinde kullanmayı düşündüklerini belirten Akdeniz, ”Ama fabrikasyon anında hangi uçakta olacağı kesin değil. 787'nin ilk bakıma gireceği 2011 yılından itibaren bakım masrafları düşmeye başlayacak” dedi.


“GÖZLER KIZARMAYACAK, KULAKLAR AĞRIMAYACAK”


Akdeniz, yapısal teknoloji mühendisi olarak üzerinde çalıştığı komposit gövdeli 787'nin dizaynının tamamen bittiğini, gelecek yıl fabrikasyon aşamasına gelineceğini, 2007'de de ilk uçuşun gerçekleştirileceğini belirtti.


Yolcu rahatlığı ve hava yollarının daha fazla para kazanabilmeleri açısından modern bir uçak meydana getirdiklerini anlatan Akdeniz, ”Eşdeğerlerinden 18.5 ton daha hafif olacak ve yüzde 20-25 daha az yakıt yakacak, bakım masrafı da yüzde 30 daha düşecek. Kabin içinde ortalama 8300 fit olan kabin basıncı, 6000 fite indirilerek, yolcuların daha rahat yolculuk etmeleri sağlanacak. Uçaktaki nem oranı odadaki gibi olacak. Kulak ağrısı, gözlerin kızarması gibi etkiler görülmeyecek” diye konuştu.


Komposit uçakların ince bakım ihtiyacının, benzer kapasite ve menzildeki uçaklardan çok daha geç ortaya çıktığını ifade eden Akdeniz, “Motorun toksik gazları yüzde 20 azalacak, uçak alana inerken kimse sesini duymayacak. Uçak, İstanbul-Los Angeles, İstanbul-Tokyo gibi uzun uçuşları direkt olarak gerçekleştirecek” dedi.

Sansli
23 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25433&TYPE=2]Kök hücre tartışmaları noktalanıyor[/url]

Harvardlı uzmanlar, yeni bir embriyon klonlanmasına ihtiyaç duymadan eldeki kök hücreleri yetişkin bir kişinin cilt hücresiyle kaynaştırarak yeni kök hücre elde etmeyi başardılar.

ABD’de hiçbir zaman bilim bu kadar siyasallaşmamıştı ya da politikacılar burnunu bu kadar bilimin içine sokmaya çalışmamıştı. Evanjelistlerin baskısıyla ABD Başkanı George W.Bush bile açık açık evrim sürecini sorgulamaya başlarken geçtiğimiz günlerde ‘Evrim sürecinin yanı sıra üstün zeka teorisi de okullarda okutulmalı’ dedi. Muhafazakar çevreler, bilim ile kapışmalarında bir mevziyi daha ele geçirmenin hazzını yaşarken, bilim adamlarının da boş durmadığı dindarları kızdırmadan bilimde ilerleyebilmek için yeni yöntemler geliştirdiği ortaya çıktı.

Amerikalı bilimadamları özellikle kök hücre çalışmaları konusunda Güney Koreli uzmanların gerisinde kalmaktan endişe duyuyorlar. Kök hücre çalışmalarında başı çeken Güney Koreliler, hastaya özel kök hücre kümesi elde etmeyi bile başardılar. Kök hücre çalışmalarında muhafazakarların tepkisi ve sınırlamaları yüzünden yaya kalmaktan korkan Amerikalı bilimadamları, bu itirazları ortadan kaldıracak metotların peşine düştüler.

CİLT HÜCRESİNDEN KÖK HÜCRE

Harvard Üniversitesi araştırmacıları dün bu konuda önemli bir adım attıklarını açıkladılar. Bilim adamları bir embriyonik kök hücreyi normal bir deri hücresiyle kaynaştırarak deri hücresini embriyonik kök hücre olduğu döneme geri döndürdüler. Elde edilen yeni kök hücre ileride çoğaltılarak kişinin ihtiyacı olduğu hücre ya da dokular üretilebilir. En önemli yanı ise bu yeni kök hücreyi üretmek için yeni bir insan yumurtasının laboratuarda döllendirilmesine gerek kalmaması.

Bilimadamları geliştirdikleri metodun henüz kusursuz olmadığını belirtiyorlar. Çünkü yeni kök hücre, hem ilk kök hücrenin DNA’sını hem de cilt hücresinin alındığı kişinin DNA’sını ihtiva ediyor. Eğer ilk kök hücrenin DNA’sı silinebilirse, hastanın bağışıklık sisteminin reddetme oranı çok az olan embriyonik yeni kök hücreler elde edilmiş olacak. Yeni bir embriyon üretilmesi gerekmediğinden Bush ve ekibinin itiraz edeceği bir nokta da kalmayacak.

KÖK HÜCRE NEDİR ?

Kök hücre insanın ana rahminde döllenmesinden sonra oluşmaya başlayan ilk hücreler. Bu ilk hücrelerin diğer organlara dönüşme yeteneği bulunduğundan ileride bu kök hücrelerle yeni tedavi yöntemleri geliştirilebileceği öne sürülüyor.

KÖK HÜCRE NASIL ELDE EDİLİYOR?

Uzmanlar, kürtaj kliniklerindeki artık embriyolardan ya da bir kişinin hücre çekirdeğinin donör bir yumurtaya yerleştirilerek füzyonla elde edilen embriyondan sağlıyorlar.

NE TÜR HASTALIKLARLA KULLANILABİLECEK?

Teoride kanserden Parkinson’a hatta Alzheimer’a kadar pekçok hastalık için çare olabileceği söyleniyor. Henüz insanlar üzerinde geniş çaplı denenmediğinden tam olarak nasıl bir sonuç sağlayacağı da kestirilemiyor.

MUHAFAZAKARLAR NİYE KARŞI ÇIKIYOR?

Yeni bir embriyonun yeni bir hayat olduğunu söyleyerek, etik açıdan kürtaja karşı çıktıkları gibi yok etmek üzere yeni bir embriyon üretilmesine de itiraz ediyorlar. Kongre böylesi araştırmalara fon sağlamayı reddediyor.

YENİ ARAŞTIRMANIN FARKI NE?

En önemli yanı, yeni kök hücre elde edilebilmesi için embriyon üretilmesine gerek kalmaması. Mevcut kök hücreler kullanılarak kişiden elde edilen deri hücresi yeniden programlanıyor, yeni ve genç kök hücre sağlanıyor.
Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 24.08.2005

Sansli
23 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.btnet.com.tr/haber.phtml?yazi_id=525000236]Ses, görüntü ve bilgi tek kutuda[/url]

İnfronic, sayısal kamera, fotoğraf makinesi, oyun konsolu, MP3 çalar, TV’den kayıt, elektronik ajanda gibi pek çok özelliği tek bir kutuda bir araya getiren yeni bir sayısal eğlence aracının daha satışına başladı. Microtek MP500 model çoklu çalıcısı, gömlek cebinde bile rahatlıkla taşınabilecek boyuta pek çok özelliğin sığdırıldığı bir ürün.
Ses, görüntü ve bilgiyi tek bir kutuda toplayan, tam 15 özelliğin bir arada bulunduğu MP500’ün önemli bazı işlevleri şunlar: Fotoğraf çekmek, MP3 müzik dinlemek, lirik dosya görüntülemek, video klip çekmek, video izlemek, ses kaydetmek, ses kayıtlarını dinlemek, USB disk olarak kullanmak, oyun oynamak, hesap makinesi, takvim, dünya saatleri, para birimi dönüştürücü, alarm, dosya gezgini.
Microtek MP500’ün üzerinde 2.5 inç renkli ekran bulunuyor. Kolay kullanılan menüleri ile ekranda çekilen fotoğrafları ya da video filmleri izlemek mümkün. 5M piksel çözünürlüğü ile kaliteli fotoğraf çekimine olanak sağlayan MP500, standart bir fotoğraf makinesinde olması gereken tüm özelliklere sahip. Üç adet flaş modu olan ürün ile 2 ve 10 saniyelik zamanlamalı çekim ile kendi fotoğrafınızı da çekebiliyorsunuz.
MP500 ile aynı zamanda sesli video çekimi de yapılabiliyor. VGA (640x480) ve CIF (352x288) çözünürlükte ve saniyede 20-30 kare çekebilme özelliğine sahip. Video klip çekerken büyütme (8X) yapılabiliyor. Zengin fonksiyonlu video çekim yapabilme yeterliliği olan MP500 ile aynı zamanda 2.5 inç’lik LCD ekranından çekilen fotoğraflar ve filmler rahatlıkla izlenebiliyor. Aynı şekilde cihazın üzerinde bulunan hoparlörlerden filmleri sesli olarak izlemek de mümkün. Cihaza ayrıca kulaklık ya da harici hoparlör de takılabiliyor.
Microtek MP500’ün önemli bir diğer işlevi de MP3 çalar olarak kullanılabilmesi. Cihaz üzerindeki MP3 düğmesine basarak doğrudan MP3 dosyalarına ulaşılabiliyor ve MP3 formatındaki müzikler dinlenebiliyor.

Sansli
23 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~12@nvid~620721%2C00.asp]3 bin şarkı taşıyan cep telefonu[/url]

3000 adete kadar şarkı saklama ve smartphone özelliklerini bir arada bulunduran Nokia N91, müziğini her anh yanında taşımak isteyen kullanıcılara için önemli bir alternatif oluşturuyor. Amsterdam, Cancun, Hong Kong ve Kuala Lumpur'da tanıtımı yapılan Nokia N91, Nokia'nın mobil müzik çözümleri içeren yeni ürünü.


Entegre 4 GB'lık sabit disk üzerinde 3 bin adet şarkıya kadar saklama kapasitesi ile Nokia N91, üst düzeyde müzik deneyimi sunuyor. Buna ek olarak 3,5 mm'lik endüstri standartlarında stereo kulaklık girişi ve PC'den kolay müzik dosyası transferi Nokia N91'i cazip bir mobil müzik kutusu haline getiriyor.

Ses sistemleriyle uyumlu

Paslanmaz çelikle kaplı Nokia N91'in, telefon klavyesini ortaya çıkaran kayan kapağında müzik tuşları bulunuyor. Cihaz, entegre hoparlöre ek olarak 12,5 saate kadar yüksek kaliteli ses deneyimi sunuyor. MP3, N4A, AAC ve WMA'yı destekleyen geniş bir dijital müzik format desteğine sahip N91 ile geniş bir müzik koleksiyonu taşınabiliyor.

Bose, Harman Kardon, JBL ve Sennheiser gibi sektör lideri markaların çok sayıda aksesuarı ile uyumlu olan telefon, 3.5 mm'lik girişi sayesinde pek çok ses aksesuarı ve ürünüyle birlikte kullanılabiliyor.

Nokia N91 aynı zamanda baskı kalitesi yüksek 2 megapiksel kamera, e-posta yönetim desteği, İnternet tarama ve video paylaşma gibi yeni çokluortam teknolojileri ve akıllı telefon özelliklerini birarada sunuyor. Nokia N91'in 2005 yılının sonunda tüm dünyada satışa sunulması bekleniyor.

MAZI
24 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://haber.nethaber.com/?h=26648]Japonlar, sesten iki kat hızlı uçak yaptı![/url]

Japon Uzay ve Havacılık Ajansı (JAXA), sesten iki kat hızlı giden uçağını, gelecek ay Avustralya semalarında deneme uçuşuna çıkaracağını açıkladı.
Ok biçimli insansız uçak, bir roketin üzerinde 20 km. irtifaya çıktıktan sonra aerodinamik yapısı incelenmek üzere 15 dakika boyunca uçacak ve daha sonra paraşütle yere inecek. İlk deneme uçağın gövdesinin ikiye ayrılmasıyla sonuçlanmıştı.

JAXA, bu projeyle Concorde'ların tarih sahnesinden çekilmesiyle boşalan ses ötesi uçuş pazarına girmeyi hedefliyor. 15 Eylül-15 Ekim arasında yapılacak deneme uçuşu, JAXA'nın Tokyo'dan Los Angeles'a dört saatte uçacak 300 kişilik yolcu uçağı projesinin önemli halkalarından biri.

Imbat
26 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.byte.com.tr/haberler/?Gorev=HaberAyrinti&Haber=220]Kendi kendini imha eden DVD[/url]

Japonya'da bir şirket, kısa sürede kullanılmaz hale gelecek ucuz DVD filmlerini piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Nippan şirketi “Yonpaçi” (48) adını verdiği ucuz DVD'lerin, 17 Eylül'de piyasaya sürülmeye başlayacağını açıkladı. Ucuz DVD'lerdeki filmler, disk ambalajının açılmasından 48 saat sonra okunmaz hale geliyor.

Bu nitel değişikliğin sırrı, disk yüzeyiyle verilerin kaydedildiği katman arasındaki tabakada yatıyor. Bu tabaka, disk ambalajından çıkarıldığında saydam haldeyken, zamanla ve oksijenle temas sonucu giderek kararıyor. Disk ambalajından çıkarılmazsa bir yıl bozulmuyor.

DVD'yi, ilk 48 saat içinde her türlü okuyucu okuyabiliyor. Okuma sayısında sınırlama yok.

“Kendi kendini imha eden” DVD'ler ABD'de birkaç ay önce piyasaya sürülmüştü. CD, DVD kiralama pazarının çok yaygın olduğu Japonya'da yeni tür DVD'lerin, bu piyasayı vurabileceği kaydedildi.

whitesnow
28 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~5@nvid~623720%2C00.asp]Yitirilen organlar yerine gelecek[/url]

Tıp dünyası, devrim niteliğindeki bir keşifle çalkalanıyor. MRL ırkından gelen fareler, hasar görmüş organlarını yenileyebildikleri gibi, kopmuş organları da eski haline getirebiliyorlar.

MRS cinsi bir farenin hücreleri başka ırktan farelere enjekte edilirse, orada da organları yeniden büyütebiliyor. Bu buluş gelecekte insanda gerçekleştirilebilirse tıpta yeni bır çığır açılmış olacak.

Amerika’da yapılan bu bilimsel çalışmanın ayrıntıları Cambridge Üniversitesi’nde düzenlenecek ‘yaşlanma’ konulu konferansta açıklanacak. Amerikan biyomedikal araştırma merkezi Wistar Enstitüsü görevlilerinden Prof. Ellen Heber-Katz, organları yenileme kabiliyetinin bir düzine kadar gen tarafından kontrol edildiğini söyledi. Katz, bu genlerin fonksiyonlarının incelenmeye devam edildiğini, ancak insanlarda da benzer genlerin bulunduğunun kesin olduğunu belirtti. Heber-Katz, hasar görmüş veya kopmuş bütün organların kendi kendine yerine geldiğini gözlemlediklerini, yenilenmeyen tek organın beyin olduğunu gördüklerini aydetti.

whitesnow
28 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.chip.com.tr/haber/oku.asp?id=2103]Her Dili Anlayan Cep Telefonları Geliyor[/url]

Mobil iletişim yazılımı Answers Anywhere 4.0 sayesinde, cep telefonları kullanıcıyla “diyalog” kurabilecek. Bu telefonlar, dil ve diksiyon fark etmeksizin, her tür bilgi talebine yanıt verebilecek. (29.08.2005)
Bir Sybase kuruluşu olan iAnywhere Solutions, Answers Anywhere yazılımının en son versiyonunu piyasaya çıkardı. Answers Anywhere 4.0 sayesinde, cep telefonları kullanıcıyla “diyalog” kurabilecek.

Answers Anywhere, kolay kullanımlı uygulama arayüzleri oluşturulmasını sağlıyor. Bu arayüzler, işlem yapmak için günlük konuşma dili cümlelerini kullanmaya olanak tanıyor. Örneğin, akşam yemeği için restoran seçimi yapılırken, ilgili operatör servisi şu şekilde kullanılabiliyor:

Answers Anywhere sayesinde, SMS servislerinin formatlarını ezberlemeye gerek kalmıyor. Öğrenmek istenilen bilgi, günlük konuşma cümlesiyle sorulabiliyor. Örneğin, başı ağrıyan bir kullanıcının, “eczane” yazıp göndermek yerine “Başım ağrıyor” ya da “En yakın eczane nerede?” demesi yeterli oluyor. Hava durumu öğrenilecekse, cevabın cep telefonuna MMS servisi üzerinden gönderilmesi sağlanabiliyor:

Havaalanına gidiş yolunu öğrenmek isteyen bir kullanıcı, Answers Anywhere ile yetenekleri geliştirilmiş bir otomatik sesli yanıt sistemi sayesinde, konuşma hızının akıcılığında yönlendirebiliyor. Aynı bilgi, MMS olarak da sağlanabiliyor:

Taksim’deki tiyatrolar, İstanbul’un 5 yıldızlı otelleri, en yakın ATM ve en yakın benzinci gibi sorular sormak da mümkün.

Answers Anywhere 4.0, içinde bulunulan ortamı algılayabiliyor; ipucu ve öneriler sunabiliyor; geliştirme uzmanları için basit şablonlar sağlıyor; zengin referans ve dokümantasyon örnekleri içeriyor. Answers Anywhere ile oluşturulan uygulamalar, etkileşimli bir oturum ya da “diyalog” esnasında, kullanıcının ihtiyaçlarını öngörebiliyor. Bu yazılım sayesinde, öğrenme süreci kısalıyor; genel eğitim ve destek maliyetleri azalıyor; kullanıcının verimliliği artıyor.

Sybase Türkiye Genel Müdürü Levent Şensezgin, yeni versiyon hakkında şunları söylüyor: “Answers Anywhere’in yeni versiyonu, geliştirme uzmanlarına, kullanıcıların ihtiyaçlarını ‘bilen’ ve öngören, sezgi gücü yüksek uygulamalar geliştirme imkanı veriyor. Bu uygulamalar, kullanıcıyla diyalog kuruyor; sorulan sorulara yanıt verebiliyor. Doğal dil özelliği sayesinde, lisan ve diksiyon fark etmeksizin, karşı tarafla tamamen sesli etkileşimde bulunabiliyorsunuz. Bugün, Orange Telecom’da ve Toyota’da bu teknoloji kullanılıyor. Toyota bunu Japonya’da arabalar ile servis arasındaki etkileşim ve yol bilgisi için, arabaların içinde kullanıyor. Şoför, konuşarak kendi ekranından birtakım bilgileri alabiliyor.”

Yeni Özellikler

Answers Anywhere 4.0 yazılımı, aşağıdaki yeni özelliklere sahip bulunuyor:

• Geliştirilmiş Bağlamsal Yetenekler: Answers Anywhere 4.0 ile geliştirilen uygulamalar, kullanıcının hangi tip bilgilere ihtiyaç duyabileceğini “biliyor”. Örneğin, yol üstünde bir eczane aranıyorsa, uygulama, sorgulanan eczaneyle ilgili tüm bilgileri otomatik olarak gösterebiliyor.

• İpucu Motoru: Answers Anywhere 4.0 ile geliştirilen uygulamalar, kullanıcıların arama alanlarını daraltacak ipucu ve önerileri kolaylıkla sunabiliyor. Örneğin, adresi sorulan eczane bulunduktan sonra, bölgedeki diğer eczanelere yönelik takip aramaları yapılabiliyor; yakın civardaki eczaneler hakkında bilgi alınabiliyor.

• Otomatik SQL Üretimi: Prototip oluşturmayı ve veritabanı entegrasyonunu kolaylaştırıyor.

• Şablonlar ve Önceden Yapılandırılan Bileşenler: Yeni Answers Anywhere sistemlerinin hızla yaratılmasını sağlıyor.

Answers Anywhere ayrıca şunları içeriyor:

• Ses, e-posta, Web, SMS/MMS, IM, WAP ve iMode desteği. Birden fazla mod kullanımı da destekleniyor. Böylece kullanıcılar, sesli bilgi talep edebiliyor ve örneğin SMS kanalıyla yanıt alabiliyorlar.

• Her dilde bilgi ve hizmet talepleri için destek

• Kablolu ve kablosuz ağlar, Wi-Fi ve kaynak senkronizasyonu dahil her tür bağlantı yöntemiyle online ve kablosuz hizmet desteği

• Windows, Linux ve UNIX dahil belli başlı işletim sistemleri için destek

Bilgi: www.sybase.com

Imbat
30 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/338925.asp]Yerküre iç çekirdeği daha hızlı dönüyor[/url]

Bilimadamları yerküre iç çekirdeğinin dünya yüzeyinden daha hızlı döndüğü tezini ispatladı.

- Jeofizikçilerden oluşan bir araştırma ekibi tarafından Science dergisinde yayımlanan verilere göre, Ay’dan daha büyük olan ve sert demirden oluşan Yerküre’nin top biçimindeki iç çekirdeği, gezegenin geri kalan kısmından daha hızlı dönüyor. Bu tez ilk kez 1996 yılında ortaya atılmış ancak ispatlanamamıştı.


İç çekirdeğin 700 ila 1200 yılda bir Yerküre yüzeyine göre fazladan tam bir tur attığı belirtilirken, bilimadamları bu fazladan turun Dünya’nın bir manyetik alanı nasıl yarattığına dair bilgiler verdiğini ifade ediyorlar.

Gezegenin göbeğinde yer alan iç çekirdeğin sıcak sıvı metallerin yer aldığı dış çekirdek içinde bulunduğu biliniyor. Hiçbir yerle bağlantısı bulunmayan iç çekirdek, bu sıcak sıvı metal içinde bağımsızca dönebiliyor.

Söz konusu gerçeğin ilk kez 1996 yılında Columbia Üniversitesi Lamont-Doherty Dünya Rasathanesi’nden Paul G. Richards ve Xiaodong Song isimli iki bilimadamı tarafından dile getirilmiş, ancak diğer bilimadamları bu teze şüpheyle yaklaşmıştı. Bilimadamlarının ulaştığı verilere göre, Dünya’nın yüzeyi ve geri kalan kısmı günde 360 derecelik tam bir tur atarken, iç çekirdek yıldafazladan 0,3-0,5 derecelik bir dönüş yapıyor. Bu dönme sıvı durumundaki dış çekirdek içinde yükselen ve alçalan demir kitlesinin ürettiği elektrik ve manyetik alanın iç çekirdeği itmesi sonucu gerçekleşiyor. Söz konusu mekanizmanın devasa bir elektrik motoru içindeki dev bir rotor gibi işlediği belirtiliyor.

MAZI
31 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25597&TYPE=2]Şifre çözüldü! İnsan ve maymun geni yüzde 99 aynı[/url]

Bilimadamları, şempanzenin DNA şifresini çözdüler. Bunun, şempanzelerin yakın akrabası sayılan insanın genetik yapısının anlaşılmasında önem taşıdığı belirtiliyor.

Uluslararası bir bilimadamları ekibi, Nature ve Science dergilerinde yayımlanan araştırmalarında, şempanzelerin DNA’sının 3 milyar kadar yapı taşını tanımladıklarını açıkladılar.

Araştırmayı kaleme alan Seattle’daki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’den Dr. Robert Waterson, Şu anda elimizde bir katalog var, ancak bunun ne olduğunu kavramamız gerekiyor dedi. Projeye destek veren Ulusal İnsan Genomu Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Francis Collins, Şimdi elimizde en yakın akrabamızın rehber kitabı bulunuyor ifadesini kullandı. Collins, bu araştırmanın, hastalıkların kökenlerini saptamak için insan DNA’sını analiz etmede bilimadamlarına yardımcı olacağını söyledi.

İnsanlarla şempanzelerin 6 milyon yıl önce ortak atalarından ayrıldığı ve DNA’larının yüzde 96 ila 99 birbirine benzer olduğu düşünülüyor.

Bununla birlikte, bir insan ile bir şempanze arasındaki genetik farlıklıkların sayısının, iki insan arasındaki farklılıktan 10 kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Bilimadamlarının merakını çeken de bu milyonlarla ifade edilen farklılık.

İnsanların iki ayakları üzerine kalkmaları ve karmaşık diller geliştirmeleri gibi bazı özellikleri nasıl kazandığının yanıtları henüz bilinmiyor.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 01.09.2005

Imbat
05 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=77048]Müthiş Türk[/url]

Türk mucit Muammer Yıldız akü ile harekete geçildikten sonra kendi kendine elektrik üreten bir sistem geliştirdi. Bilim çevreleri buluşu devrim olarak değerlendiriyor...


MUAMMER Yıldız... Eski emniyetçi. Almanya’da yaşıyor. Fiziksel bağlantısı olmadan elektrik üretebilen bir cihaz icad etti. Yeni bir enerji kaynağı yarattı. Cihaz, akü ile ateşlendikten sonra kendi kendine elektrik üreten sistem haline dönüşüyor. Sistem hiç bir yakıt türüne veya enerjiye ihtiyaç duymuyor. Bu buluş kara, deniz, hava ve uzay araçlarında, ayrıca enerji ve ısınma ihtiyacı olan her yerde kullanılabilecek. Petrol ve nükleer enerji kullanımını sıfır noktasına indirecek cihaza, 2005 yılı ortalarında uluslararası alanda patent de verildi. Bilim çevreleri ise buluşu elektrik üretiminde devrim olarak değerlendirdi...

CİHAZI inceleyen Hollanda Teknik Üniversitesi, Güç Elektroniği Bölümü Başkanı J.L. Duarte hazırladığı raporda şu yorumu yaptı: ‘Cihazla, elektrik cihazlarının mucidi Faraday’ın 1831’de yaptığı meşhur, ‘Faraday Diski Paradoksu’ deneyi arasında bağ kurulabilir. Bir çok bilim adamı yüzde yüz üzerinde verimlilik sağlayabilecek homopoler makinelerin yapımı için hipotezler ileri sürmüştür. Ancak bu prensibi kimse hayata geçirememiştir. Türk mucit Yıldız, elektrik üretimindeki makinelerin kayıp halkasını bulmuş olabilir...’

Sansli
06 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~622671,00.asp]Her dili anlayan cep telefonları geliyor[/url]

Mobil iletişim yazılımı Answers Anywhere 4.0 sayesinde, cep telefonları kullanıcıyla 'diyalog' kurabilecek. Bu telefonlar, dil ve diksiyon fark etmeksizin, her tür bilgi talebine yanıt verebilecek. Bir Sybase kuruluşu olan iAnywhere Solutions, Answers Anywhere yazılımının en son versiyonunu piyasaya çıkardı.


Answers Anywhere 4.0 sayesinde, cep telefonları kullanıcıyla diyalog kurabilecek.

Answers Anywhere, kolay kullanımlı uygulama arayüzleri oluşturulmasını sağlıyor. Bu arayüzler, işlem yapmak için günlük konuşma dili cümlelerini kullanmaya olanak tanıyor. Örneğin, akşam yemeği için restoran seçimi yapılırken, ilgili operatör servisi şu şekilde kullanılabiliyor:

Answers Anywhere sayesinde, SMS servislerinin formatlarını ezberlemeye gerek kalmıyor. Öğrenmek istenilen bilgi, günlük konuşma cümlesiyle sorulabiliyor. Örneğin, başı ağrıyan bir kullanıcının, eczane yazıp göndermek yerine Başım ağrıyor ya da En yakın eczane nerede? demesi yeterli oluyor. Hava durumu öğrenilecekse, cevabın cep telefonuna MMS servisi üzerinden gönderilmesi sağlanabiliyor:

Havaalanına gidiş yolunu öğrenmek isteyen bir kullanıcı, Answers Anywhere ile yetenekleri geliştirilmiş bir otomatik sesli yanıt sistemi sayesinde, konuşma hızının akıcılığında yönlendirebiliyor. Aynı bilgi, MMS olarak da sağlanabiliyor:

Taksim'deki tiyatrolar, İstanbul'un 5 yıldızlı otelleri, en yakın ATM ve en yakın benzinci gibi sorular sormak da mümkün.

Answers Anywhere 4.0, içinde bulunulan ortamı algılayabiliyor; ipucu ve öneriler sunabiliyor; geliştirme uzmanları için basit şablonlar sağlıyor; zengin referans ve dokümantasyon örnekleri içeriyor. Answers Anywhere ile oluşturulan uygulamalar, etkileşimli bir oturum ya da diyalog esnasında, kullanıcının ihtiyaçlarını öngörebiliyor. Bu yazılım sayesinde, öğrenme süreci kısalıyor; genel eğitim ve destek maliyetleri azalıyor; kullanıcının verimliliği artıyor.

Yeni Özellikler

Answers Anywhere 4.0 yazılımı, aşağıdaki yeni özelliklere sahip bulunuyor:

Geliştirilmiş Bağlamsal Yetenekler: Answers Anywhere 4.0 ile geliştirilen uygulamalar, kullanıcının hangi tip bilgilere ihtiyaç duyabileceğini biliyor. Örneğin, yol üstünde bir eczane aranıyorsa, uygulama, sorgulanan eczaneyle ilgili tüm bilgileri otomatik olarak gösterebiliyor.

İpucu Motoru: Answers Anywhere 4.0 ile geliştirilen uygulamalar, kullanıcıların arama alanlarını daraltacak ipucu ve önerileri kolaylıkla sunabiliyor. Örneğin, adresi sorulan eczane bulunduktan sonra, bölgedeki diğer eczanelere yönelik takip aramaları yapılabiliyor; yakın civardaki eczaneler hakkında bilgi alınabiliyor.

Otomatik SQL Üretimi: Prototip oluşturmayı ve veritabanı entegrasyonunu kolaylaştırıyor.

Şablonlar ve Önceden Yapılandırılan Bileşenler: Yeni Answers Anywhere sistemlerinin hızla yaratılmasını sağlıyor.

Answers Anywhere ayrıca şunları içeriyor:

Ses, e-posta, Web, SMS/MMS, IM, WAP ve iMode desteği. Birden fazla mod kullanımı da destekleniyor. Böylece kullanıcılar, sesli bilgi talep edebiliyor ve örneğin SMS kanalıyla yanıt alabiliyorlar.

Her dilde bilgi ve hizmet talepleri için destek

Kablolu ve kablosuz ağlar, Wi-Fi ve kaynak senkronizasyonu dahil her tür bağlantı yöntemiyle online ve kablosuz hizmet desteği

Windows, Linux ve UNIX dahil belli başlı işletim sistemleri için destek

MAZI
06 09 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=163453]8 bin yıllık bir gemi [/url]

SEUL - Güney Koreli arkeologlar, dünyanın en eski gemi kalıntısını buldukları iddiasında. Ekibin başkanı Lee Jung-Gun, başkent Seul'ün 360 km güneydoğusundaki Bibong-ri'de yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan tarih öncesi çağa ait bu geminin 'dünyanın en eski gemi kalıntısı' olduğunu söyledi. Balıkçı teknesi olduğu sanılan 8 bin yıl öncesine ait kalıntılar kabuklu deniz hayvanlarıyla kuşatılmış.


x <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=163456]Romalılardan hatıra [/url]

MERSİN - Erdemli ilçesine bağlı Ayaş Beldesi'nde (Elausa Sebaste) 11 yıldır kazı çalışmalarını sürdüren Roma La Sapenza Üniversitesi ekibi, M.S. 1. yüzyılda Romalılar tarafından inşa ettirildiği tahmin edilen, bölgenin en büyük tapınağını bulduklarını açıkladı.
Arkeolog Dr. Emanuela Borgia, M.S. 5-6. yüzyılda kiliseye çevrildiği, 7 ya da 8. yüzyılda da büyük bir depremle yıkıldığı belirlenen tapınakta, kilisenin kuruluşu ve hangi döneme ait olduğu ile ilgili bir işarete rastlamadıklarını, ancak kazı sırasında bazı bulgulara ulaşabileceklerini söyledi. Dr. Borgia, Elausa Sebaste'nin hâkim bir noktasına kurulan tapınağın bölgenin en büyük tapınağı olduğunu, yaşanan depremle sütunların paralel biçimde tapınağın üstüne yığın halinde yıkıldığının belirlendiğini ifade etti. Ancak Borgia, sütunların vinçle kaldırılabileceğini ve bunun için çok para gerektiğini söyledi.

MAZI
06 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=06.09.2005&Newsid=59709&Categoryid=7]Kendi kendine giden otomobil[/url]

Alman otomotiv devi Opel, otomobilin kendi kendine gitmesini sağlayan bir sistem geliştirdi. 2 bin dolara satılacak sistem 3 yıl sonra piyasaya çıkacak.

Trafic Assist (Trafik Yardımı) adlı sistem, farlara takılan alıcılar ve ön cama yerleştirilen kameradan oluşuyor. Alıcılar otomobilin önünde ve arkasında seyreden araçlarla arasındaki mesafeyi korurken yol şartlarını da otomobildeki çipe bildiriyor. Böylece farklı yollarda farklı hızlar belirleniyor. Sistemin bir diğer özelliğiyse otomobilin şeridinde kalmasını sağlamak. Otomobil keskin virajları müdahale olmadan kolaylıkla alabiliyor. Yolculara sadece gidilecek yerin adresini yol bilgisayarına girmek kalıyor.

MAZI
06 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=06.09.2005&Newsid=59654&Categoryid=7]Yapay anne karnı 20 yıl içinde mümkün[/url]

5 aylık bir koyun cenini su tankında büyütülüp dünyaya getirildi. Bilim adamlarına göre 20 yıl sonra anne karnının yerini bu tanklar alacak

Japon bilimadamları 5 aylık hamile bir koyunun karnından alınan cenini, rahime benzer özellikleri taşıyan bir tankta büyüterek dünyaya getirdiklerini açıkladı. ABD'deki Cornell Üniversitesi uzmanları ise 2002 yılında, döllenmiş bir insan yumurtasını, laboratuvar ortamında, aynı anne karnında büyür gibi büyütebildi. Deney yasalara göre 5 gün sonra sona erdirildi.

Ailenin sonu mu olur?
Bazı uzmanlar, bebeklerin anne karnı yerine su tanklarında gelişmeleri ve dünyaya gelmelerinin toplumun belkemiğini oluşturan aile kavramının sonu olacağı görüşünde. Ancak bu yöntemin doğal yollardan bebek sahibi olamayan çiftlere bebek zevkini tattıracağı ve taşıyıcı anne kavramını sonlandıracağı görüşü de hakim. Yapay anne karnı erken doğum nedeniyle bebek ölümlerini de tarihe gömebilecek. İspanya'da toplanan Tıpta Etik konulu konferansta konuşan bilim adamlarına bakılırsa yapay rahim 20 yıl içinde hayata geçirilmiş olacak.

whitesnow
07 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=28539]Bartın'da DİNOZOR aranıyor[/url]

İHA - Fransa Paris Tabiat Tarihi Müzesi Paleontoloji Bölümü ve İstanbul Teknik Üniversitesi'nden (İTÜ) gelen 5 kişilik uzman ekip, daha önce Bartın'da dinozorların yaşadığının tespit edilmesinin ardından Çakraz, Arıt ve çevresinde dinozor fosili arama çalışmalarına başladı.

Bartın'da 200 milyon yıl öncesine dayanan kaya ve şekillerin bulunması üzerine başlatılan çalışmalar sonrasında bölgede dinozorların yaşadığı tahmin ediliyor. Paris Tabiat Tarihi Müzesi Paleontoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şevket Şen, dinozor ve sürüngen uzmanları Sophie Sanchez, Alain Ronan ve Sebastian Steyer ile İTÜ Avrasya Yer Bilimi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Okan Tüysüz, Çakraz, Arıt ve çevresinde dinozor fosili arama çalışmalarına başladı. 5 kişilik ekip, öncelikle dinozor fosili veya izlerini bulmaya çalışacak. Prof. Dr. Okan Tüysüz, Bartın ve çevresinde 200 milyon yaşında kayaların bulunması üzerine tahminle yola çıktıklarını ve çalışmalar sırasında dinozor fosilleri bulacaklarına inandıklarını belirtti.

Fransa Paris Tabiat Tarihi Müzesi ile İTÜ'nün ortaklaşa olarak yürüttüğü çalışmaların ilk etapta 10 gün süreceğini kaydeden Tüysüz, Amacımız dinozor fosili bulmak. Çevredeki kaya ve oluşumlarına baktığımızda Avrupa'da dinozor yaşayan bölgelerdeki aynı özellikleri taşıdığını gördük. Kayaların oluşma dönemlerinde çok sıcak bir iklim ve zaman zaman yağışların olduğu tespit ediliyor. Yurt dışında bu konunun uzmanı olan Paris Tabiat Tarihi Müzesi'nden arkadaşlarımız geldi, çalışmalarımız başladı. Kayaların aralarında dinozor fosili veya izlerini tespit ediyoruz. Batıda Bartın, doğuda ise Kastamonu Azdavay bölgesinde araştırma yapacağız. Dinozor fosili bulursak, tüm dünyanın dikkati buraya çekilecektir dedi.

Fransa Paris Tabiat Tarihi Müzesi Paleontoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şevket Şen ise, bölgede dinozor ve benzeri sürüngen ya da başka canlıların yaşadığını tahmin ettiklerini, bölümünde çalışan ve uzman olan en iyi araştırmacılarla Bartın'a geldiklerini söyledi.

Imbat
13 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=29100]Üç Türk genci, İzafiyet Teorisi'ni farklı yöntemle kanıtladı[/url]

TÜBİTAK'ın liseler arası proje yarışması, bilimadamı adaylarını günışığına çıkardı. 273 projenin katıldığı yarışmada 2 icat finale kaldı ve Moskova'daki AB Genç Bilimadamları Yarışması'na katılmaya hak kazandı.
(14 Eylül 2005 Çarşamba)

3 liselinin 2 icadı, 127 proje arasında dereceye girmek için yarışacak. Yarışmada her derece için 3'er kişilik kontenjan var. Birinciler 5'er bin euro, ikinciler 3'er bin euro, üçüncüler 1.5'er bin euro para ödülü alacak. Ayrıca Nobel ödüllü bilimadamlarıyla bilim araştırma merkezlerinde çalışma şansı kazanacak, îşte Türk mucitler:

Rudi Ruben Maça (17) Ulus Musevi Lisesi son sınıf öğrencisi. Geliştirdiği sistemde, soba ya da şofbene monte edilen bir cihaz, karbonmonoksit gazı sızdığında alarm verip gazı evin dışına çıkarıyor. Rudi projesiyle ilgili şunları söylüyor: Kuru yapraklar ve kağıtları kullanarak sobayı yaktım, tütmesini bekledim. Karbonmonoksit gazının düzeyini ölçtüm ve alarm çaldı. Yaptığım sistem devreye girdi ve içerideki hava dışarı çıktı. Sistem 70 milyona mal oldu.

Serdar Karatekin, istanbul Erkek Lisesi son sınıf öğrencisi, italya'da yaşayan arkadaşı Bilkan'la hazırlamış projesini. Serdar, derin fizik bilgisine sahip olmayanların anlamakta zorlanacağı projesini şöyle anlatıyor: Işığın belli bir hızı var ama hareketli ortamında hızı var. Einstein izafiyet Teorisi'yle ışığın hızının saniyede 300 bin km/sn olduğunu kanıtlamıştı. Bu hiç bir hızın ışık hızını geçemeyeceğinin de kanıtı. Bir aracın 250 bin km/sn ile yol aldığını düşünelim. Arabada birisinin de 100 bin km/sn ile koştuğunu düşünürsek, hız 350 bin km/sn olarak görünür. Yani hızların belirlenmesi için farklı bir toplama gerekiyor. Projemizde, iki ışın var. Dönen dairenin içinde farklı yönlerde gittikleri için ışınlar arasında zaman farkı oluşuyor. Bu kaymayı ölçerek teorideki değerle karşılaştırıyosunuz. Eğer değerler doğruysa teoriyi kanıtlamış oluyorsunuz. Biz kanıtladık.

Sansli
21 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://haber.mynet.com/detail_news/?mainPage=1&which=summary&type=center&id=O1127427079191&ref=haberHome&ref2=1&date=23Eylul2005]Neadertalde diş gelişimi modern insandan farksız[/url]

150.000-30.000 yıl önce yaşamış Neandertal insanda diş gelişimi ve çocukluk döneminin, modern insanınkine benzediği bildirildi.

ABD Bilimler Akademisi tarafından yayımlanan araştırmaya göre, Amerikalı ve İngiliz araştırmacılar, Neandertal insana ait dişleri üç grup modern insanınkilerle (İngilizler, Güney Afrikalılar, Eskimolar) karşılaştırdı.

Bazı bilimadamlarının, Neandertal insanın çocukluğunun kısa sürdüğü tezini ileri sürmesi üzerine bu tür bir karşılaştırma yoluna gittiklerini belirten uzmanlar, ağaç gövdesindeki halkaların o ağacın yaşını göstermesi gibi, diş gelişimini anlatan mineyi inceleyerek karşılaştırma yaptılar.

Paleontologlara göre, ilkin modern insanın atası gözüyle bakılan, buzlarla kaplı Avrupa'nın kısa boylu Neandertal adamı, aslında başka diyarlardan gelen modern anatomiye sahip insanlarla binlerce yıl bir arada yaşadıktan sonra, bugün bilinmeyen nedenlerle yok olup gitti.

Imbat
22 09 2005, 17:00
- <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~634575%2C00.asp]Dünyanın en ince telefonu[/url]

Japon elektronik üreticisi NEC, dünyanın en ince telefonunu geliştirdiğini duyurdu. Katlanabilir bir yapıya sahip olan telefonun kalınlığı 11.9 mm. Telefonda 1.3 megapiksellik bir kamera da bulunuyor.


Japonya'nın en büyük elektronik aygıt üreticilerinden birisi olan NEC, dünyanın en ince katlanabilir telefonunun duyurusunu yaparak, Hong Kong'da piyasaya sürdü. E949 isimli, 11.9 mm kalınlığa sahip telefon bir AA pil inceliğine sahip.

İnce ve zarif yapısına rağmen, telefonun hiç de mütevazı sayılmayacak özellikleri bulunuyor. 1.9 inçlik renkli bir ekrana sahip telefon üzerinde yüksek çözünürlükte resimler çekilmesini sağlayan 1.3 megapiksellik bir dijital fotoğraf makinesi de bulunuyor.

Telefon, Avrupa ve Asya'da yaygın bir şekilde bulunan GSM/GPRS ağlarıyla uyumlu olarak çalışıyor. Üçüncü jenerasyon telefonlarıyla Japonya'da oldukça geniş bir piyasa payına sahip olan NEC, dünya piyasasında Nokia, Sony Ericsson ve Motorola gibi firmaların çok gerisinde bulunuyor.

NEC yaptığı açıklamada, telefonu yakın bir zamanda Avrupa ve Asya'da piyasaya sürmeyi planladığını belirtti.
- <a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=30093]Amerikalılar, 'sahibini kokusundan tanıyan cep telefonu teknolojisi' üzerinde çalışıyor[/url]

Yeni geliştirilen bir teknolojiyle cep telefonu hırsızlığı 10 yıl içinde tarihe karışacak çünkü sahibinin kokusuna programlanmış cep telefonları yabancı ellere düştüğünde ten uyuşmazlığı yaşayacak.

Amerika'nın New Jersey eyaletindeki Bell laboratuarları tarafından geliştirilen cep telefonlarına, nanoteknoloji yöntemiyle kokuya duyarlı sensörler yerleştirecek. Bu sensörler sayesinde sahibinin ten kokusunu tanıyacak olan cep telefonları sadece bu kokuyu algıladıklarında çalışacak. Böylece pin koduna yani telefonu açmak için girilen şifreye de gerek kalmayacak.

Imbat
22 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=30242]Amerikalılar, yalan testi için çağın en gelişmiş cihazını ürettiler: Beyin scanner'ı[/url]

İnsanların doğruyu söyleyip söylemediğini test eden beyin tarama teknikleri çok yakında suçluların sorgulanmasında kullanılabilecek.

Pennsylvania Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı, ‘işlevsel manyetik titreşim’ diye adlandırılan dalgaları görüntüleyen fMRI adlı aracı geliştirdiler. fMRI cihazı sayesinde söylenenlerin yalan ya da doğru olduğu yüzde 85-99 oranında ayırt edilebiliyor. Araştırmanın başkanı Daniel Langleben, Nature Dergisi’ne ‘Kişinin bir gün bomba kullanıp kullanmayacağını söyleyemeyiz, ama gizlenen bilgiyi bulmakta fMRI’ı kullanabiliriz. X kişinin Y terör organizasyonuna katılıp katılmadığını sorabiliriz’ dedi. Cihaz, yalan söylerken daha çok çalışan beynin ön loblarının aktivitelerini izleme yöntemine dayanıyor. Çünkü yalan söylemek, doğruyu söylemekten daha zor. İnsanlar yalan söylerken daha çok düşünüyor ve fMRI bunu ortaya çıkarıyor.

whitesnow
23 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://haber.mynet.com/detail_news/?mainPage=1&which=summary&type=center&id=O1127522554670&ref=haberHome&ref2=1&date=24Eylul2005]Kıbleyi gösteren cep telefonları Avrupa'da[/url]

Müslümanlar için, kıbleyi gösteren ve namaz vaktini haber veren cep telefonu Avrupa pazarına giriyor.

Hollanda'da satışa sunulan telefon, kullanıcısına namaz zamanlarını hatırlatıyor, kıbleyi gösteriyor ve telefonda Kur'an-ı Kerim'in Arapça ve İngilizce olarak tamamı yer alıyor.

Telefonun Hollanda'nın ardından gelecek aylarda Fransa, Almanya, İtalya, Danimarka, Belçika ve Bosna'da da satışa sunulacağı belirtildi.

Merkezi Dubai'de bulunan bir şirket tarafından üretilen telefonun reklamı, 'Her nerede olursanız olun ibadetinizi yerinize getirmenizi kolaylaştıran ilk ve tek İslami telefon' olarak yapılıyor.

Imbat
28 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165367]Su üstünde yürünebilecek [/url]

İSTANBUL - Alman mucit deniz üstünde yürünebilecek bir ayakkabı geliştirdi.
Deniz ayakkabısını üreten Frank-Uwe Grath, insanların su üzerinde yürüyebileceği, karda kayabileceği, aynı zamanda da spor yapabileceği bir araç geliştirmeyi planlıyordu.
Bunun için evindeki çatı katında bir atölye oluşturan Grath, çeşitli firmalarla görüşerek, 'deniz ayakkabısı' için kalıplar hazırladı ve tasarımını hayata geçirdi. Dev ayakkabılar gibi görünen, hafif ve suda batmayan malzemeden yapılan ayakkabı, bunu 'giyenleri' su üzerinde tutmayı sağlıyor. Yine hafif malzemeden yapılmış, kayak takımındakine benzer iki özel kürekle birlikte kullanılan 'ayakkabı' günlüğü 30 avrodan kiraya veriliyor.

Imbat
28 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165366]Da Vinci'den tıp ilhamı [/url]

LONDRA - İtalyan sanatçı Leonardo Da Vinci'nin 500 yıl önce yaptığı tıbbi çizimler, bir doktorun yeni bir ameliyat yöntemi geliştirmesine esin kaynağı oldu.
Britanya'daki Papworth Hastanesi'nde çalışan Dr. Francis Wells, Leonardo'nun çizimlerinde kalp kapakçıklarının açılış ve kapanış şeklinin betimlenişinin devrim niteliğinde olduğunu, bu çizimler sayesinde 'mitral' kapakçığı nasıl iyileştirebileceğini bulduğunu söylüyor. Bu yönteme dek, bozulan mitral kapakçığının çapı daraltılıyor, ancak bu da sakınca yaratabiliyordu.
Leonardo, kapakçığın şeklinin önemli olduğunu söylüyordu diyen Wells, kapakçığı şeklini bozmadan tamir edecek bir yöntemle 80 hastayı tedavi etmiş.

MAZI
30 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~12@nvid~638134%2C00.asp]Nissan'dan kabini 360 derede dönen otomobil[/url]

Japon otomobil devi Nissan, manevrayı kolaylaştıracak ve özellikle geri gitmeyi gereksiz kılacak şekilde kabini 360 derece dönebilen yeni konsept otomobilini tanıttı.
Nissan'ın lityum bataryayla donattığı elektrikli konsept aracı ”Pivo”, saatte 80 km hıza ulaşabiliyor. Üç kişi taşıyabilen otomobilin sürücüsü iki yolcunun ortasına oturuyor.


Şirketin ileri mühendislik bölümü yöneticilerinden Hidetoşi Kadota, Nissan'a özgü bir teknoloji ile kabin ile şasi arasındaki mekanik teması kaldırdıklarını belirterek, böylece kabinin 360 derece dönebildiğini kaydetti.


2,7 metre uzunluğundaki Pivo, dört tekerlek üzerine oturtulmuş bir yumurtaya benziyor ve kabinin durumuna göre bir yönden diğerine bağımsızca gidebiliyor.


Aracın ayrıca kör noktaları tespit edebilmesi için dört kamerası, navigasyon sisteminin yönetimi için kızıl-ötesi kumandası ve direksiyon üzerinden parmakla kumanda edilebilen ses sistemi bulunuyor.

MAZI
30 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~638139,00.asp]Kasım ayında bilişim rüzgârı esecek[/url]

Türkiye Bilişim Derneği, geleneksel Bilişim '05 etkinliğini bu yıl 9-11 Kasım günleri arasında Ankara'da düzenleyecek. Ankara'nın yeni kongre merkezi Sheraton Convention Center'da gerçekleştirilecek etkinliğe katılanlar, Türkiye'nin gelecekte olması gereken yer için yapılabilecekleri eylem adımlarına dökecek, çözüm önerileri üretecek, temel politikaların şekillenmesine katkıda bulunmaya çalışacak.


TBD'nin, ülkemizin geleceğinin sadece teknoloji tüketmek değil teknoloji üretmekten geçtiğine inanarak Geleceği Yönetin sloganıyla düzenlediği etkinliğe, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılması bekleniyor. Çok sayıda yerli ve yabancı konuşmacının katılacağı etkinlikte, katılımcı firmaların ürün ve hizmetlerini sergileyebilecekleri bir de fuar düzenlenecek.

Bilişim '05 kapsamında, 22. Ulusal Bilişim Kurultayı, Yerel Yönetimlerde Bilişim, Bilişim Teknolojileri Işığında Bilişim (BTIE 2005) ve E-Oyun ana etkinliklerinin yanı sıra sektörel çözümlerin tartışıldığı özel oturumlar ve günler de düzenlenecek. 3 gün sürecek olan etkinlikler, 10 paralel salonda gerçekleştirilecek.

Etkinlikte, TBD tarafından bilişim sektöründe başarılı bulunan kişi, kurum, kuruluşlara ödüller verilecek.

Etkinlik hakkında daha fazla bilgi almak, katılım şartlarını öğrenmek ve kayıt yaptırmak için
<a target=new href=http://bilisim05.tbd.org.tr]http://bilisim05.tbd.org.tr[/url] adresi ziyaret edilebilir veya 0312 479 34 62 numaralı telefonu aranabilir.

Imbat
02 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=7821,5]Jaws değil denizaltı [/url]

Ünlü denizci Kaptan Cousteau’nun torunu deniz araştırmacısı Fabien Cousteau, tüm zamanını bir köpekbalığının içinde geçiriyor. Büyük beyaz köpekbalığı şeklinde tasarlanan bir denizaltının içinde, vahşi hayvanların doğal ortamında dalış yapan Cousteau “Amacım köpekbalıklarını kandırarak sanki onlardan biriymişim gibi içlerine kadar sokulmak” diyor.

Cousteau’nun çıkış noktası ise, dedesiyle birlikte keşiflere çıktığı çocukluk günlerinde okuduğu çizgiroman Tenten. Tenten’in köpekbalığı şeklinde bir denizaltı inşa ettiği sayısından etkilenen Cousteau, mühendis Eddie Paul ile birlikte yaptığı 4 metrelik köpekbalığına ‘Truva’ adını verdi. Efsanevi Truva Atın’dan ilham alan araştırmacı, haklarında çok az şey bilinden dev beyaz köpekbalıklarını gözlemlemek için son birkaç ayını Meksika ve Avustralya açıklarında geçirdi.

Gözleri kamera lensi olarak tasarlanan köpekbalığının içinde yatay pozisyonda dalış yapan Cousteau, denizaltında tıpkı Amerikan Deniz Kuvvetlerin’in yaptığı gibi hava basıncıyla hareket ettirme yöntemini kullanıyor. Bu sayede kabarcık çıkarmadığından hayvanları ürkütmeyen araştırmacı, yine de her türlü tehlikeye karşı paslanmaz çelikten kaburgayla korunuyor. Cousteau, yaptığı gözlemlere dayanarak bu hayvanların sanılanın aksine çok sakin yaradılışlı olduklarını ve ‘Jaws’ filmindeki gibi tekne parçalayarak yaşamadıklarını söylüyor.

Imbat
02 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/343476.asp]20 milyon yıllık örümcek fosili[/url]

İngiliz bilimadamlarının, 20 milyon yıllık bir örümcek fosili bulduğu ve çok iyi korunmuş olan örümcekten DNA örneği almayı ümit ettikleri bildirildi.

LONDRA - Manchester Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, 4 santimetre uzunluğunda ve 2 santimetre eninde olan örümceğin reçine içinde çok iyi korunmuş olarak bulunduğu belirtildi. Paleontolog David Penney’in, fosilleşmiş örümcekten aldığı kan örneği sayesinde yaşını saptayabildiği, bu kan örneği sayesinde örümcekten DNA örneği alınabilme olasılığının da bulunabileceği kaydedildi. Penney’in bu fosili, Dominik Cumhuriyeti’nde bir müze gezisi sırasında bulduğu belirtildi.

Sansli
03 10 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3D472D9]Dünyanýn ikinci en küçük hafýza kartý (Chip)[/url]


* <a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3D4718C]Evde Fotoðraf Basmak Çok Kolay [/url]


* <a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?3D42767]World Cyber Games Türkiye finalleri baþlýyor[/url]

Sansli
04 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165946]Patatesin atası bulundu [/url]

BBC - MADISON - Dünyanın bütün patatesleri aynı yerden gelmiş. Patatesin, 7 bin yıl önce sadece Peru'da yetiştirildiği ve bugün tarımı yapılan birbirinden farklı bütün patates türlerinin, aynı kökenden geldiği belirlendi.
ABD'li araştırmacılar, sonuca hem doğada bulunan, hem de tarımı yapılan 261 çeşit patatesin DNA'larını inceleyerek ulaştı. ABD Tarım Bakanlığı tarafından desteklenen ve Amerikan Bilimler Akademisi yıllığında yayımlanan araştırmayı yürüten Wisconsin Üniversitesi araştırmacılarından Dr. David Spooner, Peru'nun güneyinde geniş bir bölgede bir tek köken tespit ettik. Bu da patatesin birden çok kökeni bulunduğu teziyle çelişiyor dedi. Spooner, patates tarımının 7 bin yıl eskiye gittiğini belirtti. Spooner ve ekibi patates araştırması uğruna iki yıl Güney Amerika'nın dağlık bölgelerinde patates topladı.
Patatesin, 1570'lere doğru İspanyol 'fatihlerince' Güney Amerika'dan Avrupa'ya ***ürüldüğü ve Avrupa'ya yayıldığı biliniyor. Ancak patatesin besin değeri, 18. yüzyıla kadar anlaşılamadı. Patates, İngiliz sömürgeciliğiyle Kuzey Amerika'ya ulaştı. Bugün dünyada yılda 300 milyon ton patates üretiliyor.

MAZI
04 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=31672]Bir Fransız bilim adamı bizzat bataklıkta deney yaptı: Bataklığa giren şapkasına kadar batmıyor; yarıya kadar bataklığa batanı ise çekip kurtarmak mümkün değil[/url]

Bataklıkların filmlerde ve çizgi romanlardaki gibi insanları yutmadığı kanıtlandı. Araştırma hem bataklığa düşen bir kovboyun ‘şapkasına kadar batmadığını’, hem de ‘boynuna kadar battıktan sonra çekilip kurtarılamayacağını’ kanıtladı.

Paris'teki Ecole Normal Supèrieure üniversitesi bilim adamlarından fizikçi Dr. Daniel Bonn’un araştırması, insanların bellerini aşana kadar bataklığa batmasının da, beline kadar batmış birinin çekilerek çıkarılmasının da imkansız olduğunu gösterdi. Buna göre bataklıktaki birini kamyonla ya da atla çekmek orada bırakmaktan daha tehlikeli. Karşılıklı kuvvetler yüzünden çekilen kişi, ikiye bölünebilir. Bir insanı buradan çekmek, bir otomobili çekmek kadar kuvvet gerektiriyor.

ÇIRPINMA BATIRIR

Ancak araştırma, bataklıkla ilgili inanışlardan bir tanesinin doğru olduğunu da ortaya koydu: Çırpınmak ve tepinmek sizi daha fazla batırır. Çünkü bataklığı oluşturan kum, kil ve su karışımının bir cismi içine çekmesini sağlayan şey, ‘hareket’.

Bonn’un araştırması, kahramanın bataklıkta boğulduğu ya da kurtarıldığı birçok film sahnesinin yanlış olduğunu ortaya koydu. En ünlü örneklerden biri 1959’da çekilen ‘Baskerville’lerin Köpeği’ adlı filmde bir kadının boğulduğu sahne. Bir de Peter Cushing’in oynadığı Sherlock Holmes’un boğulmaktan son anda kurtulması. ‘Arabistanlı Lawrence’, ‘Flash Gordon’ ve ‘King Solomon’s Mines’ de bu tür bataklık sahnelerine yer verilen filmlerden.

HAREKET ETMEYİN

Dr Bonn, araştırmasını yapmak için laboratuvarda bir bataklık oluşturdu. Farklı yoğunluklardaki cisimlerin bataklığa ne kadar battığını ve bataklığa giren bir cismin nasıl çıkarılacağını bu yapay ortamda ölçerek çalıştı. Bonn’un ararştırmasının sonuçları Nature Dergisi’nin son sayısında yayınlandı. Araştırmaya göre bataklık, yüzeydeki bir hareket tarafından tetiklendiği zaman üzerindeki herhangi bir cismi kolayca içine doğru çekiyor. Daha sonra kum ve kil, bu karışımın dibine çöküyor ve daha fazla batmayı önleyen kalın bir tortu oluşturuyor. Bu durum batmayı engellediği kadar içinden çıkmayı da zorlaştırıyor. Bir şeyin ne kadar dibe batacağı, yoğunluğuna ve ne kadar hareket ettiğine bağlı.

KURTULMAK MÜMKÜN

Dr. Bonn’a göre bir insan beline kadar bataklığa battığında daha fazla batmayacağını bilerek rahat nefes almalı. Bu kişinin dışarı çıkabilmesi için ayaklarını hafifçe oynatarak kenarlara su girmesini sağlaması gerekiyor. Daha sonra kendini santim santim yukarıya çekebilir. Boğulmak ise, yalnızca baş aşağı bataklığa düşmekle mümkün.

whitesnow
04 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=216563&bl=haberler&trh=20051005]Nobel fizik ödülünü 3 bilim adamı paylaştı [/url]

Nobel 2005 Fizik Ödülü, bu yıl üç bilim adamı arasında paylaştırıldı. İsveç Bilimler Akademisi’nden yapılan açıklamada, ödülün lazerle çalışan hassas tayfölçerin (spektroskopi) geliştirilmesine katkıları nedeniyle Amerikalı John L. Hall ve Roy J. Glauber ile Alman Theodor W. Haensch’e verildiği belirtildi.

Üç bilim adamı da optik fiziğin dallarında ödülü aldı. Dünya yörüngesinde uydulardan yararlanarak küresel yer saptamada da (GPS) kullanılan lazerle en hassas yer ölçümlerine katkı sağlayan üç bilim adamından Alman Haensch ile Amerikalı Hall, tayfölçerle optik taramanın geliştirilmesi, Glauber de atomaltı kuantum (ışık zerresi) parçacığının optik bilimde işlevi konusundaki çalışmaları sayesinde evrensel büyük ödüle layık görüldü. Nobel Fizik Ödülü’nü kazanan üç bilim adamı, 1,29 milyon dolarlık ödülü paylaşacak. Colorado Üniversitesi öğretim üyesi olan 71 yaşındaki John Hall, Münih Ludwig-Maximilian Üniversitesi öğretim üyesi 63 yaşındaki Theodor Haensch ve Harvard Üniversitesi hocası 80 yaşındaki Glauber, GPS sistemi ve hassas saatlerin yapımı ve frekansların 15 haneli ‘en hassas’ ölçümlerini sağlayan çalışmalarda bulundu.
05.10.2005

whitesnow
04 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~12@nvid~639338,00.asp]Çocuk mucitler yarıştı[/url]

Xerox'un düzenlediği çocuk ve gençlere yönelik Chester Carlson buluş yarışmasında, frizbi oynarken haberleşmeyi sağlayan kalemli frizbi, çocukların güvenli oyun oynamaları için suyla doldurulan mıknatıslı koruyucu sünger bloklar, takılır parçalarla içindeki suyu farklı şekil ve tazyiklerde çıkaran su tabancası, balık oltasını istenilen uzaklığa atabilmeyi sağlayan yaylı tetikli olta ödül kazanan buluşlar oldu.


Dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Xerox'un Amerika'da gerçekleştirdiği, 5 ile 19 yaş arası çocuk ve gençlerin katıldığı keşif yarışması Chester Ödülleri 2005'in sonuçları New York'taki Jacob Javits Center'da düzenlenen törenle açıklandı.

ABD'de By Kids For Kids' adlı kuruluşla işbirliği içinde yapılan ulusal yarışmada, 5 ile 19 yaş arasındaki çocuk ve gençler oyuncak, oyun, spor araçları ve çocuklar tarafından çocuklar için geliştirilmiş farklı icatlarla yarıştı. Çocukların oyun oynarken haberleşmelerini sağlayacak, üzerine yazı yazılabilen kalemli frizbi, üzerinde bulunan küçük araçlarla içindeki suyu farklı şekil ve tazyiklerde çıkaran su tabancası, çocukların güven içinde oynamalarını sağlayacak içi suyla dolan mıknatıslı sünger bloklar ve balıkçıların istedikleri noktaya oltalarını atmalarını sağlayacak yaylı tetikli olta, yarışmada ödüle layık görülen icatlardı.

Dereceye girenlerin icatları yakın bir gelecekte hayata geçirilerek satışa sunulacak. Chester Carlson Buluş Yarışmasını kazananlara çeşitli ödüllerin yanı sıra 1000 dolar tutarında Xerox ürünü de hediye edildi.

Ödül, adını kopyalama makinelerinin, lazer yazıcıların ve günümüz dijital baskı teknolojilerinin temeli olan Xerografi'nin mucidi Chester Carlson'dan alıyor. Xerox'un Dünya Başkanı Anne Mulcahy, konu ile ilgili yaptığı açıklamada By Kids For Kids şirketi ile düzenlediğimiz bu yarışmayla çocuk ve gençlerin taze, sınırlanmamış ve geleneksel dayatmalardan uzak yaratıcı enerjilerini hayata geçirmeye çalışıyoruz dedi.

Bu tür yarışmalar yalnızca geleceğin tasarımcı ve mühendislerini cesaretlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda çocuk ve gençlerin düşünce güçlerinin gelişmesini sağlayarak eğitim ve kariyer hayatlarındaki problemleri çözmelerine de yardımcı oluyor. Ayrıca çocukların icatlarını ticari ürünlere dönüştürerek özgüvenlerinin gelişmesini sağlıyor.

whitesnow
06 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://New York’ta yaşayan Kahraman Halisçelik adlı maceracı Türk genci, sırt çantasıyla 7 ayda Güney Amerika ülkelerinin bütün önemli şehirlerini ve ilginç yerlerini gezdi ]Atıktan biodizel üretildi[/url]

Ege Üniversitesi Deri Mühendisliği tarafından deri sanayi etleme atıkları kullanılarak biodizel enerji elde edildi.

İZMİR - Proje yürütücülerinden Deri Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd.Doç. Dr. Selime Çolak, yaptığı açıklamada, bir ilke imza atarak, deri sanayiinde etleme sonucu ortaya çıkan atıkları değerlendirdiklerini söyledi.

Uzun çalışmalar sonucu atığın atık olmaktan çıkıp değerli bir enerji kaynağına dönüştüğünü ifade eden Yrd. Doç. Dr. Çolak, “Biodizel enerji sayesinde çevre kirliliği önlenecek, atıklar ekonomik ve çevreci bir biçimde değerlendirilecek” dedi.

Elde edilen biodizel enerjinin otomotiv sanayiinde yakıt olarak kullanılabileceğine işaret eden Yrd. Doç. Dr. Çolak, şunları kaydetti: “Bir işletme, yakıta dönüştürerek ısınma ihtiyacını, sıcak su ihtiyacını bu enerji sayesinde karşılayabilir. Deri atıklar, deri sanayiinde dağıtım ve maliyet açısından ekonomiyi zorlayan bir etkendir. Atıklarla ortaya çıkan sorunlar, bu çalışma sayesinde çevreye verilen muhtemel zararlar, taşıma ve depolama masrafları en aza indirilmiş olacak. Hem çevre kirliliği önlenecek, hem de atıklar ekonomik ve çevreci biçimde değerlendirilecek.”

Bu arada, “Biodizel Üretiminde Deri Sanayii Ön Etleme AtıklarınınKullanılabilirliği” projesi, Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM) tarafından, Kimyasal Bilimler ve Mühendislik kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü.

Imbat
13 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26340&TYPE=2]Bu rallide sürücü yok[/url]

Pentagon, sponsor olduğu sürücüsüz araç yarışıyla, askersiz savaşlara bir adım daha attı. Sürücü yerine yazılımları olan robot otomobiller, çölde 240 km. yaptı.

Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon'un sponsorluğunda düzenlenen bir otomobil yarışı, gelecekte askersiz savaşlar yapılabileceğini ortaya koydu. ABD'nin Nevada eyaletindeki Mojave Çölü'nde yarışan sürücüsüz otomobillerin yarışı, uzmanlar tarafından 'teknolojide bir dönüm noktası' olarak değerlendirildi.

2 milyon dolar ödüllü 'Grand Challenge' yarışında karmaşık bilgisayar yazılımları yüklü 23 araç mücadele etti. Geçen yıl hiçbir aracın bitiremediği 240 kilometrelik zorlu bir parkurda süren yarışı, ilk olarak 'Stanley' adı verilen bir Volkswagen bitirdi.

Stanley'i 'H1ghlander' adlı Hummer ve 'Sandstorm' adlı Humvee markalı otomobiller takip etti. Yarışmada spor ciplerden çöl koşullarına uygun otomobillere kadar farklı tiplerde araçlar yer aldı.

İnsansız otomobil üretimi konusunda teşvik sağlamak amacıyla Pentagon bu yıl ödülü iki katına çıkardı. Zor şartlara dayanabilen bu robotik araçlarla öncelikle savaş bölgelerine destek gönderilmesi planlanıyor. Araçlarda uydu yoluyla küresel konumlandırma sistemi (GPS), kameralar, kızıl ötesi algılayıcılar, hesaplama ekipmanı ve zor şartlarda yön bulmaya yarayan lazer sistemi gibi donanımlar bulunuyor. Araçlar uzaktan kumandayla dahil hiçbir şekilde insan kontrolü altında değil. Pentagon'un yarışı organize eden ABD İleri Savunma Araştırmaları Projeleri Ajansı (Darpa) yöneticisi Ron Kurjanowicz, Gelecekte bu araçlar askerlerin yerini alacak dedi. Yarışmayı kazanan Stanley'yi üreten Stanford Üniversitesi öğrencileri, ekibin başkanı Sebastian Thrun'u omuzlarında taşıyarak zaferi kutlarken, Thrun Bundan 50 yıl sonra otomobiller kendi kendilerini kullanacak dedi.

MAZI
14 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/344985.asp]Isırgan otundan kumaş[/url]

Almanya’da ısırgan otundan kumaş üreten bir firma ile Türk ortağı, Samsun’da üretime başlıyor. Satış durumuna göre, üretim bölgesi genişletilecek.

İSTANBUL - Isırgan otu Türkiye’de tekstil sektörüne giriyor.

Teri emiyor temiz havayı alıyor içeride tutuyor, kirli havayı itiyor. Bunlar ısırgan otundan üretilen kumaşa ait özellikler...

Almanya’da bu alanda iyi bir piyasa edinen bir şirket, ısırgan otunu Türk tekstiline de kazandırma düşüncesinde. Türk-Alman ortaklığıyla Samsun’da kurulan şirket, öncelikle organik tarımla ısırgan üretimine başlayacak.

Isırgan otu Türk tekstil sektöründe yeterli ilgiyi görürse, üretim Karadeniz bölgesi geneline yayılacak.

MAZI
14 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.btnet.com.tr/haber.phtml?yazi_id=525000485]Bilisim Sozlugu 2005`e Ilgi Yogun[/url]

Bilişim Sözlüğü 2005 yazılımı çevrimiçi olarak kullanıma sunulduğu ilk 45 günde 300 bine yakın kullanıcı tarafından yüklendi. Internet bağlantısı bulunan 30 bin kişi BS 2005’i her gün aktif olarak kullanıyor.
Prof. Dr. Bülent Sankur’un on yıldan fazla süren çalışmasının ürünü olan ve ilk olarak 2002 yılında basılan Bilişim Sözlüğü’nün ikinci basımı 2004 yılının sonunda gerçekleşti. İçeriğin, bilişim dünyasının hızla değişen ve gelişen doğasına paralel olarak sıklıkla güncellenmesi gerektiğinden ürünün adı Bilişim Sözlüğü 2005 olarak değiştirildi.
Pusula Yayıncılık tarafından bilişim sektörünün büyümesinin, bilişim terimlerinin anlaşılır bir dille ve zahmetsizce Türkçe’ye çevrilebilmesine bağlı olduğu fikrinden hareketle yayımlanan sözlük, yaygın bir kitle tarafından kolayca kullanılabilmesi amacıyla elektronik platforma da taşınarak, Eylül ayında gerçekleşen Cebit Bilişim Eurasia’da ücretsiz olarak kullanıcıların hizmetine sunuldu. Bilişim Sözlüğü 2005 Yazılımı, Hakan Güleryüz tarafından geliştirildi.

MAZI
14 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/345313.asp]TÜBİTAK’tan bilim günleri[/url]

TÜBİTAK, bu yıldan başlayarak her yıl Ekim ayında “Uluslararası Bilim ve Araştırma Günleri” düzenleyecek.

ANKARA - Türkiye’nin uluslararası alanda bilim kuruluşlarıyla işbirliği olanaklarının tartışılması amacıyla “Uluslararası Bilim ve Araştırma Günleri” düzenleniyor. TÜBİTAK tarafından bu yıldan başlamak üzere her yıl Ekim ayında düzenlenecek etkinlik, 17-24 Ekim 2005 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

TÜBİTAK Feza Gürsey Salonu’nda 17 Ekim Pazartesi günü açılış töreniyle başlayacak etkinliğin ilk gününde Avrupa Bilim Vakfı (ESF- European Science Foundation) ve Avrupa’nın önde gelen bilim merkezlerinden COST (European Cooperation in the Field of Scientific and Technical Research) Bilgi Günü yapılacak.

Ankara’da ve Gebze’de Avrupa Araştırma Merkezi (JRC-European Union’s Joint Research Center) Bilgi Günü ile devam edecek etkinliklerde Avrupa bilim merkezlerinin üst düzey yetkilileri ile işbirliği olanakları konuşulacak.

Etkinlik kapsamında AB müktesebatının uygulanmasına bilimsel ve teknik destek başlığı altında bir toplantı gerçekleştirilecek. TÜBİTAKenstitülerine teknik geziler yapılacak ve Türkiye’nin uluslararası kuruluşlar nezdindeki temsilcilerinin bir araya gelmesiyle “Ortak Akıl Toplantısı” düzenlenecek.

Sheraton Oteli’nde yapılacak 3 ayrı “Ortak Akıl” toplantısında ise uluslararası kuruluşlara üye olma kriterleri, uluslararası konferans düzenleme ve katılım için destekleme kriterleri ve uluslararası projeleri destekleme kriterleri ele alınacak.

İstanbul Sanayi Odası’nda 24 Ekim Perşembe günü devam edecek etkinlikler 25 Ekim Cuma günü Brüksel’de AB’nin bilim ve teknoloji alanındaki 6. Çerçeve Programı’yla ilgili deneyimler ve Türkiye’nin çerçeve programlardaki rolünün ele alınmasıyla tamamlanacak.

Imbat
17 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyet.com.tr/dunya/3398513.asp?gid=51]Embriyoyu yok etmeden kök hücre elde ettiler[/url]

Amerikalı bilimadamları Bush Yönetimi’nin embriyonik kök hücre çalışmalarıyla ilgili itirazlarını ortadan kaldırabilecek iki yeni yöntem geliştirdi. 1- Embriyoyu yok etmeden kök hücre elde ettiler. 2- Rahimde yaşaması mümkün olmayan embriyon geliştirip, kök hücre sağladılar.

ARAŞTIRMALARDAN biri Massachusetts’de bulunan Advanced Cell Tech. Şirketi’nden Dr Robert Lanza başkanlığındaki bir ekip tarafından fareler üzerinde geliştirildi.

Dişi bir fareden alınan yumurta döllendirildi. Döllendirilmiş yumurtanın embriyo aşamasına geçmeden sekiz hücreye kadar çoğalmasına izin verildi. Bu süreç iki ya da üç gün sürdü.

Sekiz hücreden biri alınarak kültüre bırakıldı. Diğer hücreler taşıyıcı annenin rahmine yerleştirilirken normal gelişimini sürdürdükleri görüldü. Bu yöntemle 48 deney gerçekleştirildi ve 29 fetüs elde edildi.

Öte yandan kültüre bırakılan tek hücre de çoğaldı ve bundan kök hücre elde edildi. Böylece bilimadamları embriyoyu yok etmeden, vücuttaki diğer organlara dönüşme yeteneği olan embriyonik kök hücre elde etmeyi başardılar.

Yeni yöntemin insan hücrelerinde de denenmeye başlandığı, ileride şeker, kalp, Alzheimer gibi hastalıklara çare olabileceği belirtiliyor.

İKİNCİ ARAŞTIRMA

Embriyonik kök hücre çalışmalarında, normalde hastadan deri hücresi alınıyor, bu daha sonra çekirdeği çıkarılmış insan yumurtasına enjekte ediliyor. Embriyo, blastokist evresine ulaştığında kök hücreler alınıyor, geri kalan ise imha ediliyor. Muhafazakar çevreler, potansiyel bir yaşamın yok edildiğini öne sürerek bu çalışmaya karşı çıkıyorlar. Bu nedenle Bush Yönetimi, sadece eski embriyonik kök hücreleriyle yapılan araştırmalara federal destek sağlama kararı almıştı.

Massachusetts’deki Whitehead Enstitüsü’nden Alexander Meissner ise, rahme yerleştirilmesi genetik olarak mümkün olmayan embriyolar üretip bunlardan kök hücre elde ettiklerini açıkladı.

Donörden yumurtaya nakledilmek üzere DNA örneği alındı. Ancak nakil öncesinde anne rahmine tutunmayı sağlayan bir geni kapattılar.

Döllenme sonrasında oluşan blastokistten kök hücre sağlanırken, rahimde yaşama olasılığı bulunmuyordu.

Imbat
17 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/content/teknoloji/tek015/axtekno02.html]Flores insanının yeni fosilleri bulundu[/url]

Endonezya'nın Flores adasında 12 bin yıl öncesine kadar yaşamış ve kamuoyunda Hobit olarak tanınan Homo Floresiensis'in (Flores insanı) yeni fosilleri bulundu.

Avustralya'daki New England Üniversitesi'nden Mike Morwood ve paleontolog arkadaşları, Flores adasında boyu bir metre olan yeni insan fosilleri bulunduğunu belirtti.
Bazı bilim adamlarının, beyni şempanzeninki kadar ve boyu bir metre olan bu insanların fosillerinin, anormal ya da sakat anatomiye sahip insanlar olduğunu ileri sürmelerine rağmen, paleontologların Nature dergisinde perşembe günü yayımlanacak makalesinde, 'bu cüce insanların' toplu olarak belki de 95 bin yıl öncesinde ortaya çıktıkları ve 12 bin yıl öncesine kadar yaşadıkları ifade edildi.
Harvard Üniversitesi bünyesindeki Peabody müzesinden Danile Lieberman ise aynı dergide yayımlanan açıklamasında, bu yeni fosillerin 'cüce insan türünün Flores'de son buzul çağının sonunda yaşadığı' fikrini desteklese de, bu türün nereden geldiğinin 'halen sır' olduğunu söyledi.
Nature dergisinin geçen yılki sayısında, uluslararası bir araştırma ekibinin Flores'de boyu bir metre olan esrarengiz insanların yaşadığını belirlediği belirtilmişti.
Dergide yayımlanan makaleye göre, iskeleti inceleyen paleontologlar, 'Flores adamının' ayrı bir tür olduğuna karar vermişler ve 'bu türün, 'homo erectus'tan bir kolun tecrit içine yuvarlanarak uzun vadede cüceleşmesi sonucu ortaya çıkmış olduğunu' düşünmüşlerdi.
Amerikan bilim dergisi Science'ın mart ayı sayısında, birçok ülkeden bilim adamı, 'Flores insanı' kafatası üzerinde yapılan incelemelerin ardından, bunun yeni bir insan türü olabileceği görüşü üzerinde birleşmişti.
Avustralyalı, Endonezyalı ve Amerikalı bilim adamlarından oluşan ekip, elde ettikleri sonuçlarla bunun bir pigme ya da beyin küçülmesi hastalığına yakalanmış bir insan olduğu tezlerine katılmadığını belirtmişlerdi.
Avustralya'nın Adelaide Üniversitesi'nden Anatomi Bölümü Başkanı Profesör Maciej Henneberg ise Cakarta'da Homo Floresiensis üzerinde günlerce yaptığı araştırmadan sonra, bunun viral bir hastalığa, mikrosefali denilen beyin küçülmesi hastalığına yakalanmış normal bir insan olduğunu tespit ettiğini söylemişti.

Sansli
21 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=33315]Japonlar, saatte 370 km hız yapabilen 8 tekerlekli elektrikli otomobilin prototipini tanıttı[/url]

Japon hükümeti ve özel şirketlerin desteğiyle Keio üniversitesi uzmanlarınca geliştirilen prototip, Tokyo'daki otomobil fuarında tanıtıldı

,2 saniyede 0'dan 100 km hıza ulaşan otomobil, 7 saniyede 160 km hıza çıkabiliyor. Mühendislerin açıklamasına göre, 'Eliika' adı verilen araç, lityum-iyon pilleriyle çalışıyor. Aracın her tekerleğinde bir motor bulunuyor.

Yolda başarıyla denendiği bildirilen aracın, birkaç yıla kadar sınırlı sayıda üretileceği, aracın fiyatının yaklaşık 217 bin avro olacağı bildirildi.

Sansli
21 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/3412508.asp]Sürücüyü uyutmayan cihaz yapıldı[/url]

Japonya'da bir firma, direksiyon başında uyuklayan şoförü uyandırmak için geliştirdiği bir sistemi tanıttı.


Denso firmasının Tokyo'daki otomobil fuarında tanıttığı sistemde, şoför mahalline yerleştirilen bir kamera kullanılıyor. Kamera, sürücünün göz kapaklarının ne kadar açık olduğunu ölçüyor. Uyuklama emaresi belirirse, sistem sürücünün boyun ve yüz nahiyesine aniden üflüyor.

Sistem, sürücüyü uyanık tutmak için müzik yayını da yapabiliyor. Sürücüyü yüz hatlarından tanıyabilen sistem, direksiyona geçen kimsenin hafızasındaki kişi olduğunu görünce, koltuk ayarını da onun önceki tercihlerine göre otomatik olarak yapıyor.

Denso, sürücünün nabzını sürekli kontrol altında tutan bir sistemi de tanıttı. Bu sistem, direksiyona yerleştirilen elektrotlar sayesinde sürücünün nabız atışlarını kontrol ediyor, kalp ritmi bozulursa alarm veriyor.

MAZI
25 10 2005, 17:00
Giysilerin içini görebilen lens

ABD'de Kaya Special adlı bir optik firması, dijital fotoğraf makineleri ve video kameralar için, fotoğrafı çekilen kişinin giysisin altındaki detayları gösterecek bir 'lens' geliştirdi.

'Infrared See-Through Filter PF' adlı 52 milimetrelik lens, insan gözünün algılayamayacağı kızılötesi ışınları 'görünür' hale getiriyor. Ancak lensin bir cihaza takılı olması gerekiyor.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 26.10.2005

whitesnow
26 10 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/10/27/yasam/yas07.html]Gen haritası tamamlandı[/url]

Bilim adamları, insanların genetik değişim kalıplarını ortaya koyan bir haritayı tamamlamayı başardı. İnsan genetik kodlarını oluşturan 3 milyar harfin dizilimlerini bir haritada birleştiren İnsan Genome Projesi, herhangi 2 insanın, birbirine genetik olarak yüzde 99.9 benzediğini ortaya koymuştu. Yapılan çalışma sonucunda, şimdi de bu yüzde 0.1'lik farkı açıklamak için daha detaylı bir harita çıkarıldı.
'HapMap' adı verilen bu harita, genetik değişimlerin belirleyicisini, yani tek nükleotid polimorfimz'leri (SNP-single nucleotide polymorphisms) daha detaylı şekilde ortaya koyuyor. Bir insanı diğerinden ayıran şey ise SNP'lerin farklı dizilimleri. Yeni harita SNP'lerin bölge bölge gruplandığını ve enformasyon blokları olarak insandan insana kalıtım yoluyla geçtiğini gösteriyor. İnsanlarda yaklaşık 10 milyon SNP bulunuyor ve bir araya gelmiş bir SNP setine ise 'haplotip' deniliyor. SNP'ler, insanın genetik şifresini oluşturan 3 milyar DNA harfi içerisinde farklı dizilimleri gösteriyor.

MAZI
30 10 2005, 18:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=26734&TYPE=2]Kurşunu gören cihaz[/url]

Irak'ta ölen ABD askerlerinin sayısının 2bini geçmesi Amerika'daki savaş karşıtı protestoları alevlendirirken, Kara Kuvvetleri askerleri, korumak için yeni cihazlardan medet umuyor.

Deneme aşamasındaki WeaponWatch adlı cihaz, roket veya otomatik silah ateşini kızılötesi algılayıcılarla ışık hızıyla tespit ediyor. Böylece, düşman mermisinin hedefe ulaşmasından milisaniyeler önce, ateşin açıldığı silahın modeli ile yerin kesin koordinatları belirleniyor. Ama cihaz, milisaniyeler önce haber verdiğinden ilk değil, sadece ikinci ateşten korunma sağlıyor.

MAZI
30 10 2005, 18:00
<a target=new href=http://www.chip.com.tr/haber/oku.asp?ID=2194]USB bellek yerine insan tırnağı[/url]

Geo dergisinde yayınlanan bir makaleye göre Tokushima Üniversitesi’nden Yoshio Hayasaki, insan tırnağının veri deposu olarak kullanılabileceğini ortaya çıkardı. Japon araştırmacı, femto saniye atışlı bir lazer yardımıyla küçük veri parçalarını tırnak üzerine çok katmanlı olarak aktarmayı başardı.
Söz konusu noktaların büyüklüğü ise milimetrenin binde 3.1’i kadar. Bu sayede on tırnağın hepsine toplam sekiz Megabyte veri saklamayı başarmış.

Saklanan veriler ise florasan ışıklı bir mikroskop yardımıyla tekrar okunabiliyorlar. Hayasaki’nin açıklamalarına göre veriler, tırnak üzerinde yaklaşık yarım sene kadar saklanabiliyorlar.

Imbat
02 11 2005, 18:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/348098.asp]Cinsiyet ve yaş tanıyan kamera[/url]

Japon Yamaha Motor şirketi, kişinin cinsiyetini ve yaş dilimini tanıyan bir video kamera üretti.

Japon motor imalat şirketi Yamaha Motor, kişinin cinsiyetini tanıyan ve yaşını belirlenen beş yaş dilimi arasına sokabilen bir video kamerayı tanıttı. Şirketin araştırma bölümü başkanı Makoto Yoshida, yaptığı açıklamada, “Bu sistem, pazarlamaya mükemmel bir şekilde uyarlandı. Örneğin bu kamera sistemi, bir mağazaya hangi tip müşterinin geldiğinin belirlenmesini sağlayacak” dedi.

Yamaha Motor şirketinin, bu sistemi 10 bin kadın ve erkek portresinden oluşan verilere dayanarak tasarladığı belirtildi. Şirket, kamera sisteminin kişinin cinsiyetini yüzde 88 oranında, yaş dilimini de yüzde 77 oranında tanıdığını açıkladı.

whitesnow
03 11 2005, 18:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=34857]İsrail'den insansız sürat teknesi...[/url]

İsrail'in Rafael Silah Geliştirme Şirketi, sahillerde devriye görevi yapacak makineli silahlarla donatılmış insansız bir sürat teknesi geliştirdiğini bildirdi.

İsrail'in pilotsuz uçak ihraç eden en büyük devlet şirketlerinden biri olan Rafael, 9 metrelik 'Protector'ün potansiyel hedefleri radarlarla belirleyeceğini, teknenin zamanla denizden denize füzeleri de taşıyacağını belirtti.

Şirketin pazarlama müdürü Gadi Katzir, bu tip sistemlerin temel amacının terörle mücadele kuvvetlerini korumak olduğunu belirterek, 'gemiler, limanlar ve petrol tesisleri gibi önemli yerleri korumaya çalışıyoruz' dedi.

Rafael'in sözcülerinden biriyse İsrail ordusunun tekneyi denediğini, ancak satın alımla ilgili henüz resmi bir anlaşma yapılmadığını söyledi. Sürat teknesinin, İsrail'in yanı sıra diğer ülkelere de satılacağı belirtildi.

İsrail, küçük insansız uçakları kullanarak özellikle Gazze Şeridi'ndeki Filistinli militanları takip ediyor. İsrail açıklama yapmamasına rağmen, Filistinliler ve bağımsız yabancı kaynaklar, insansız uçakların Filistinli militanlara yönelik saldırılarda da kullanıldığını bildiriyor.

Imbat
14 11 2005, 18:00
35 ülkeden 450 bilimadamı bunu tartışacak:
Türk kültürünün dünya kültürüne BİR KATKISI olmuş mudur?

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı'nca 21-26 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek uluslararası katılımlı '6. Türk Kültürü Kongresi'nde Türk kültürünün dünya kültürlerine etkisi ve katkıları tartışılacak.

Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Prof. Dr. Taciser Onuk, 4 yılda bir düzenlenen ve bu yıl 6'ncısı gerçekleştirilecek kongrede, Türk kültürünün dünyadaki yerinin 45 ülkeden toplam 350 bilimadamının katılımıyla ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde ele alınacak olmasının heyecanını yaşadıklarını söyledi. Kongrenin temelinin, Atatürk'ün büyük önem verdiği Türk kültürünün dünya kültürlerine etki ve katkıları olarak belirlendiğini ifade eden Onuk, çalışmaların binlerce yıllık geçmişe sahip Türk kültürünün duygu ve davranış kalıpları, bilgi, sanat ve beceri birikimi, kendi varlığı hakkındaki tarihi bilinci ve ulus olma sürecindeki sosyal ve kültürel yapısı alanlarında gerçekleştirileceğini bildirdi.
(15 Kasım 2005 Salı)

Imbat
14 11 2005, 18:00
Dişe macun yerine sakız
Amerikalı bilim adamları, savaş ortamında dişlerini fırçalayacak zaman bulamayan Amerikan askerlerinin ağız ve diş sağlığını koruyacak ve dişlerindeki bakterilere karşı savaşacak bir sakız geliştiriyor.

Bakterilere karşı özel bir madde içerecek olan ve 4 yıl içinde piyasaya çıkması beklenen sakız, diş taşını, çürümeleri ve normal sakızların sebep olduğu rahatsızlıkları önleyecek.

Sansli
20 11 2005, 18:00
Bu teknolojiyi yeni Türk Telekom getirecek: Cep telefonlarımız eve girince ev telefonuna DÖNÜŞECEK

Türk Telekom'un yakında hizmete sunacağı 'füzyon' teknolojisiyle cep telefonları evde sabit hat gibi kullanılacak.
(21 Kasım 2005 Pazartesi)

Sistem şöyle çalışacak: Hem cep, hem de sabit hattı olan abone evine modem benzeri bir cihaz taktıracak. Böylece abone evine girdiğinde, cep telefonu anında sabit hatta dönecek. Konuşmalar da tarifesi daha ucuz olan bu hat üstünden yapılacak. Füzyon teknolojisi İngiltere'de yeni kullanılmaya başlandı.

Dünyanın 13. büyük sabit hat telefon işletmecisi Türk Telekom özelleştirilmesinin ardından atağa geçiyor. Türk Telekom'u alan Oger Telecoms, ilk olarak British Telecom (BT)'un İngiltere'de uygulamaya başladığı birleştirilmiş sabitmobil hat telefonu yani füzyon teknolojisini (dışarıda cep evde sabit hat) Türkiye'ye getirecek. Oger Telecoms'a teknik altyapı hizmetlerini sunan BT Telconsult'ın Genel Müdürü Colin Brooks, telekomünikasyon sektörünün son yeniliklerinden olan füzyon teknolojisinin çok yakında Türkiye'de de uygulanabileceğinin müjdesini verdi. Türk Telekom'a yeni dönemde yönetim ve operasyon konusunda da destek verecek olan BT Telconsult'ın 12 mühendisinin önümüzdeki 3 ay boyunca yeni ürünler geliştirmek üzere Türkiye'ye geleceğini vurgulayan Brooks şu noktalara dikkat çekti:

* Dünyada çok yeni olan füzyon teknolojisi ile dışarıda cep telefonu eve girince sabit hat gibi ücretlendirilecek olan yeni bir telefon tarife sistemini Türkiye'de de hayata geçirmeyi planlıyoruz.

FATURALAR UCUZLAYACAK

* Bunun ne zaman olacağını söylemek mümkün değil. Ama çalışmalarımız başlayacak. Buradaki teknik kadromuz Türk Telekom'un teknik alt yapısını inceleyecek. Yeni ürünlerin aboneye daha ucuza sunulmasının yollarını arayacak.

* Füzyon teknolojisi ile insanlar faturalarında ciddi oranda tasarruf sağlayacaklar. Bu hizmet dışında internet ve diğer sesli, görüntülü hizmetler konusunda yenilikler düşünüyoruz. Ortalama 3 ay içinde teknik kadromuz bize neler yapabileceğimize ilişkin bilgileri sunar.

* Şu ana kadar gördüğüm kadarıyla Türk Telekom devlet tarafından yönetilen bir kurum olmasına rağmen alt yapı kalitesi ve yönetim yapısı açılarından oldukça etkileyici bir şirket.

Sansli
20 11 2005, 18:00
Şeker Fabrikaları biyobenzin üretecek.
21.11.2005, 11:08
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş, benzine göre daha ucuz bir yakıt olması nedeniyle tercih edilen ve otomobil motorlarında kullanılan ilk yakıtlardan olan biyobenzin (biyoetanol) üretimi için kolları sıvadı.

--------------------------------------------------------------------------------

AA-Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş Genel Müdürü Azmi Aksu,kurumun bünyesinde yer alan Eskişehir, Turhal, Erzurum ve Malatya Şeker Fabrikalarında halen şeker üretiminden ayrı, yan ürün olarak melastan etanol üretildiğini hatırlattı.
Aksu, etanolün motorlu araçlarda yakıt olarak kullanılabilmesi için içerisinde bulunan yüzde 5 oranındaki suyun buharlaştırılması gerektiğini, bu doğrultuda Eskişehir Şeker Fabrikası'nda yaptıkları deneme üretiminde susuzlaştırılmış etanol (biyobenzin) ürettiklerini bildirdi.
Bu fabrikada biyobenzini melastan değil, ham şerbetten ürettiklerini anlatan Aksu, Türkiye'de melasa olan yüksek talep nedeniyle alıcıların dışarıdan melas ithal etmek zorunda kalmamaları için biyobenzini ham şerbetten üreteceklerini kaydetti.
Eskişehir'deki deneme üretiminde 811 ton pancardan elde edilen ham şerbetten 80 bin litre biyobenzin elde edildiğini anlatan Aksu, bu fabrikada yer alan alkol tesislerinin günde 500 ton pancardan elde edilecek ham şerbetti işleme kapasitesine sahip olduğunu belirtti.
Aksu, biyobenzin üretilmesi için yapılacak 100 günlük bir kampanya sonunda 50 bin ton ham şerbetten biyobenzin üretebileceklerini, Eskişehir, Turhal, Erzurum ve Malatya şeker fabrikalarında 100 günlük kampanya süresince 200 bin ton pancar kullanarak üretim yapabileceklerini söyledi.
Söz konusu 4 tesis için yaklaşık 26 milyon dolar tutarında ek yatırıma ihtiyaç bulunduğunu belirten Aksu, bu yatırımlar için DPT'ye başvuruda bulunduklarını DPT'nin de bir fizibilite raporu istediğini bildirdi.
Aksu, ülke genelinde benzine yüzde 5 oranında susuzlaştırılmış etanol katılabilmesi için fabrikalarında yılda 190 milyon litre biyobenzin üretimini hedeflediklerini belirtti.

MAZI
02 12 2005, 18:00
Popüler internet telefonu Skype artık görüntülü

Kolaylığı sayesinde milyonlarca kullanıcısı bulunan internetin popüler telefon servisi Skype, hizmetlerine görüntülü telefonu da ekledi. Skype’ın ilk versiyonu gibi www.skype.com adresinden yeni hizmeti indirme olanağına sahip kullanıcılar, bilgisayarlarına ekledikleri bir web kamerası ile kolayca görüntülü konuşma imkanına kavuşacak.

Skype’ın yeni hizmetinde görüntülü konuşma da tıpkı sesli konuşma gibi yapılıyor. Arayan kişi, listesindekilerden arayacağı kişiyi buluyor ve ekranın altındaki yeşil düğmeyi klikliyor. Aranan kişinin bilgisayarı bir web kamerasına bağlıysa görüntülü konuşma hemen başlıyor. En az diğer web temelli görüntülü konuşma hizmetleri kadar iyi olan Skype’ın görüntülü konuşma servisinde, görüntü ekranı genişletilebiliyor ve Skype ekranından ayrılarak, desktopun köşesine yerleştirilebiliyor.

Yeni donanım kullanıcılarına diğerlerinin hangi saat diliminde olduklarını göstererek kolaylık sağlarken, muhataplarının konuşmaya müsait olup olmadıklarını da gösteriyor.

MAZI
18 12 2005, 18:00
Antik Mısır heykellerine 2,8 milyon dolar

New York'ta düzenlenen bir açık artırmada, bir grup antik Mısır heykeli, rekor fiyata alıcı buldu.

Christie's müzayede evinde yapılan açık artırmada, eski Mısır hükümdarlarından Ka-nefer ve ailesinin temsil edildiği set halindeki heykeller Teksas'taki Kimbell Sanat Müzesi tarafından 2,81 milyon dolara satın alındı.

Müzayede evinin açıklamasında, bir Amerikalının koleksiyonunda bulunan heykellerin, müzayedede 1-1,5 milyon dolara satılmasının beklendiği, ancak heykellerin rekor fiyata alıcı bulduğu belirtildi.

Aynı açık artırmada, Ka-nefer ailesinin set halindeki heykellerinin satılmasından birkaç saat önce Mısır Kraliçesi Nefertari'nin temsil edildiği siyah granit heykel de 2,25 milyon dolara satılarak fiyat rekoru kırdı. Dünkü açık artırmadan önce, en yüksek fiyata satılan antik Mısır eseri, 2003'te 1,4 milyon dolara satılan bir sandukaydı.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 10.12.2005

Imbat
22 12 2005, 18:00
Japonlar Amerikalıların 100 kiloluk uzay kıyafetini 20 kiloya indiriyor...

Uzayda birbiri ardına başarısız olan Japonya, teknolojisini kullanarak çok hafif giysi üretmek suretiyle şansını bu kez uzay kıyafatinde deneyecek.
(22 Aralık 2005 Perşembe)

Japon Uzay Kurumu (JAXA) sözcüsü, Japonya’nın teknolojisini, Amerikalıların kullandığı 100 kiloluk uzay kıyafetinden çok daha hafif, 20 kiloluk yeni kıyafet üretmede kullanacağını açıkladı.
Sözcü, Rusya’da da üretilen bu yeni kıyafetin astronotları uzay boşluğundaki çok büyük ısı değişikliklerinden ve meteoritlerden gelenlerin benzeri dış etkilerden koruyacağını söyledi.
ABD’nin 1972’den bu yana ilk kez aya inilmesi için belirlediği tarih olan 2018’e kadar bu uzay kıyafetlerinin üretimini tamamlamayı planladıklarını belirten sözcü, fizibilite çalışmaları sonucunun Mart ayında alınacağını, Japonya’nın bu tür kıyafeti üretebilmek için yeterli teknolojiye sahip olduğunu kaydetti.
Sözcü, kıyafetin üretiminin Japonya’nın uzaydaki faaliyetlerini geliştirmesine olanak sağlayacağı umudunu da dile getirdi.
Teknoloji alanında dünya şampiyonu olarak kabul edilen Japonya, uzayda başarılara imza atamıyor. En son, Kasım ayında Japon Hayabusa sondası başarısız olmuştu. Tarihte ilk kez bir asteroidden numune toplayarak dönmesi beklenen 6 metre uzunluğundaki Hayabusa, asteroide dokunabilmiş, ancak toz ve taş numuneleri alamamıştı.

Imbat
27 12 2005, 18:00
Turkcell, cep telefonuna özel 'GÖRÜNTÜLÜ' RADYO İÇİN Nokia ve HP ile ANLAŞTI

Turkcell, “Visual Radio” servisini abonelerine sunmak için Nokia ve HP ile anlaşma imzaladı. Servis sayesinde artık cep telefonlarında sadece radyo dinlemekle kalmayacak, aynı zamanda yayın içeriğiyle ilgili içeriği telefonumuza indirebilecek ve yayında sorulan sorulara cevap verebileceğiz.

Turkcell bir ilki daha gerçekleştiriyor. Cep telefonlarının radyo dinleme işlevine paralel olarak, dinlenen şarkının ve şarkıcının isminin ya da resminin görülmesini sağlayan ve yayın içeriğiyle ilişkili görüntülerin cep telefonuna indirilmesine olanak tanıyan görsel ve etkileşimli radyo servisi “Visual Radio” için, Turkcell, Nokia ve HP arasında anlaşma imzalandı.

Nokia tarafından geliştirilen ve HP tarafından sunulan Visual Radio teknolojisi, sağladığı etkileşimli içerik ve hizmetlerle FM radyoya yeni bir boyut kazandırıyor. Visual Radio ile telefonlarından FM radyo kanallarını dinleyen cep telefonu kullanıcılarına yayın içeriğiyle ilgili bilgi ve görüntüler de etkileşimli bir ortamda eşzamanlı olarak gönderiliyor.

Türkiye’de ilk kez Turkcell tarafından sunulacak Visual Radio servisi sayesinde Turkcell aboneleri radyo yayınıyla ilgili içeriği telefonlarına indirebilecek, çalan şarkıyla ilgili ayrıntılı bilgi alabilecek ve radyoda sorulan sorulara cevap verebilecekler. Visual Radio ayrıca telefonda kişisel bir arşiv oluşturmaya da olanak tanıyor.

Dünyada Visual Radio servisiyle ilgili çalışmalar yürüten en yenilikçi GSM operatörleri arasında yer alan Turkcell, aynı zamanda Avrupa’da servisi ilk sunan operatörlerden biri olacak.

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Serdar, cep telefonunun işlevlerindeki değişimin bir parçası olan Visual Radio’nun Turkcell abonelerinin hayatına yeni bir renk getireceğini söyledi. Serdar, “Nokia ve HP gibi iki küresel devle işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Turkcell’in ilk olarak geçtiğimiz Bilişim fuarında tanıttığı Visual Radio servisinin 2006 yılında hizmete girmesi planlanıyor.

Imbat
27 12 2005, 18:00
Elektronik cihazları şarj edebilen çanta

Amerikalı mucit Joe Hynek, küçük elektronik cihazları şarj edebilen güneş hücreleri ile donatılmış bir el çantası geliştirmiş. Bu fikir, State Univesity of Iowa’nın düzenlediği bir yarışma çerçevesinde ortaya çıkmış. (28.12.2005)

Buna göre yarışmacıların hem modaya uygun hem de teknik olarak üst seviye aksesuarla geliştirmesi gerekiyordu.

Hynek’in tekonolojik ürününü adlandırdığı gibi “Solarjo Power Purse”, güneç hücreleri ile donatılmış köşeli bir yapıya sahip. Her bir hücre beyaz çizgi ile ayrılmış ve saydam plastikten bir taşıma koluna sahip. Elektronik çanta, özellikle iPod, cep telefonu, kamera veya ses kayıt cihazları gibi küçük elektronik cihazların şarj edilmesini sağlıyor.

Materyal maliyeti hala çok yüksek ancak Hynek, güneş hücreli çantayı 300 Dolar’ın altında satabilmeyi ümit ediyor.

MAZI
05 01 2006, 18:00
Eni 2.60 metre:
Panasonic, dünyanın en büyük plazma tv'sini üretti

Panasonic markasını üreten Japon elektronik devi Matsushita Electric Industrial, dünyanın en büyük yüksek çözünürlüklü (high-definition-HD) plazma televizyonunu ürettiğini açıkladı.
(5 Ocak 2006 Perşembe)

Panasonic'in plazma ekran sorumlusu Hiroyuki Nagano, eni 2,60 metre boyundaki plazma televizyonun iki milyon piksel kapasiteli olduğunu, dijital HD yayını çoğaldıkça yüksek çözünürlüklü büyük televizyon talebinin de artacağını söyledi.

Japon elektronik devinin yetkilisi, sırada Blu-Ray ve HD-DVD formatlarında yüksek çözünürlüklü DVD video okuyucu ve kayıt cihazının olduğunu kaydetti.

Panasonic'in dev plazma televizyonu, ABD'nin Las Vegas kentindeki elektronik fuarında sergilenecek.

Sansli
08 01 2006, 18:00
Samsung'dan kablosuz kamera

Teknoloji devi Samsung, kablosuz ortamda ana cihaza görüntü aktarabilen bir kamera lensi tasarladı, 1 GB hafızası olan video kameranın lensi çıkartılabiliyor.

Teknoloji devi Samsung, kablosuz ortamda ana cihaza görüntü aktarabilen bir kamera lensi tasarladı, 1 GB hafızası olan video kameranın lensi çıkartılabiliyor. 5 metre çapındaki bir alanda tek başına çekim yapabilen lensin aldığı görüntüler kameraya gönderilebiliyor.

Değeri Motorola ve Nokia'yı geçti
Samsung Electronic'in piyasa değeri geçen yıl 102 milyar dolara ulaşarak, ABD dışında en büyük ikinci teknoloji şirketi unvanını aldı. İngiliz GSM devi Vodafone'un arkasında ikinci sıraya yerleşen Samsung, Nokia, Motorola ve Sony'i geride bıraktı. 2000 yılında piyasa değeri Samsung'un en büyük rakibi Japon Sony, 107 milyar dolar piyasa değerine sahipti. Ancak bugün değeri yarıya indi.

Sansli
08 01 2006, 18:00
Ev otomobil

ABD’nin Los Angeles kentinde düzenlenen otomobil fuarındaki tasarım yarışmasını General Motors tarafından tasarlanan ‘Yaşama aracı LAV’ kazandı. Jüri heyeti, yarışmadaki diğer araçların da çok yaratıcı fikirlere sahip olduklarını, ancak Generel Motors’un tasarımının gelecekte fark yaratacağını açıkladı. Aracın içinde her türlü konfor ve elektrik enerjisi mevcut.

Sansli
08 01 2006, 18:00
Kablosuz kulaklık
Nokia, fuarda ‘BH800’ isimli ilk kablosuz kulaklığını tanıttı. Kulaklığın bataryası, 6 saat konuşmaya veya 160 saat beklemede kalmaya olanak veriyor.
* * *


İŞTE EN NEŞELİ iPOD DJ’İ

KNG America firması, iPod’lara uyumlu hoparlörler üretti. iPod’u bir anda müzik setine çeviren Funky DJ isimli hoparlörler, Amerika’da 99 dolara satılıyor.

MAZI
10 01 2006, 18:00
CEP007'den 'çok gizli' mesaj

A.A.

Telsim, abonelerine yeni bir mesaj servisi sundu. CEP007 adı verilen kısa mesaj servisiyle, başkasının görmesi istenmeyen gizli ve özel mesajlar, 30 saniye içinde yok oluyor.


MCD Telekom'dan yapılan açıklamaya göre, Cep007 ile gönderilen mesajlar, açıldıktan sonra 30 saniye içinde kendini imha ediyor. Bunun için Cep007 yazıp 7878'e göndermek yeterli olacak.

MCD Telekom tarafından geliştirilen bu servisi kullanabilmek için Cep007'ye bir kereliğine kayıt olmak ve gönderilen telefonların WAP ve GPRS özelliğinin aktif olmasının yeterli olduğu bildirildi.

MAZI
10 01 2006, 18:00
EVDE YAPILMIŞ bir denizaltı

Amatör mucit Reinhard Kuester ve oğlu Mirco, evlerinde yapıkları denizaltını bitirerek suya indirdi.

Evinin araba garajında bu rüyasının ilk adımını atmaya karar veren Kuester, öncelikle denizaltı için gerekli malzemeleri topladı. Sonra oğlu Mirco’la denizaltıyı aylarca uğraşarak bitirdi. Yakın çevresinin tüm eleştirilerine rağmen bu hayalini gerçekleştiren Kuester ve oğlu, daha sonra ‘Nemo’ adını verdikleri denizaltıyı denemeye kararı verdi. Frankfurt/Oder yakınlarındaki Helene-See Gölü’nde denizaltını suya indiren ikili, 30 metre derine inmeyi başardı. İki kişilik denizaltıyla tekrar su yüzeyine çıkan Kuester, artık dünyanın en mutlu adamı olduğunu söyledi.

whitesnow
12 01 2006, 18:00
Kanser ve alzheimer için dev bir adım attı, bilimin zirvesine çıktı


Hücredeki proteinlerin, insan gibi çalıştığını tespit eden Ahmet Yıldız, Science Dergisi tarafından 2005'in en büyük genç bilim adamı seçildi. 18 Şubat'ta ödül törenine gidecek olan Yıldız'ın keşfi, kanser, felç, alzheimer gibi hastalıkların tedavisine kapı açacak dev bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ahmet Yıldız, körlük, sağırlık, felç, alzheimer ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde temel bilgi olan insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğünü bularak bilim tarihine geçti. Dünyanın en prestijli bilim dergilerinden Science tarafından 2005’in en büyük genç bilim adamı ödülüne layık görüldü. 18 Şubat’ta, aralarında Nobel ödüllü kişilerin de bulunduğu binlerce bilim adamının huzurunda ödülünü alacak olan Ahmet Yıldız’a ayrıca 25 bin dolar verilecek. 10 yıldan bu yana her yıl sadece bir bilim ad***** sunulan ödül için on binlerce doktora öğrencisinin çalışmaları değerlendiriliyor.

“Yıldız’a verilen ödül dünya bilim literatürüne ciddi bir katkıdır.” diyen Prof. Dr. Ayhan Bozkurt, hücre içindeki keşfin bundan sonraki çalışmalara da ışık tutacağının altını çiziyor. Biyoloji Doçenti Barık Salih, ödülün bilimsel kıymetinin altını çizerken Biyofizikçi Yard. Doç. Dr. Levent Sarı, yapılan çalışmanın önemini şöyle anlatıyor: “Birçok bilim adamının üzerinde durduğu konuların başında DNA ile proteinler arasındaki ilişki vardır. Bu tür ilişkilerin çözülmesi genetik birçok hastalığa çare bulunmasını sağlayacak. Bu en ciddi buluşlardan biridir.”

California Üniversitesi’nde post doktora (doktora sonrası) çalışmasına devam eden başarılı bilim adamı, kendisine ödül getiren keşfini geçtiğimiz yıl İllinois Üniversitesi Paul Selvin Laboratuvarı’nda gerçekleştirdi. Yıldız, hücre içi kargo taşımacılığını üstlenen motor proteinlerin nasıl yürüdüğünü buldu. Biyolojide önemli bir mekanizma olan hücre içindeki kargo taşımacılığı, metrenin 100 milyonda biri boyutunda adımlarla hücre içindeki iplikçikler üzerinde yürüyen motor proteinler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu proteinler yapısal açıdan insana benziyor. İki ayakları ile iplikçikler üzerinde yürürken, iki elleriyle kargoyu tutarak hücre içinde bir yerden bir yere gerekli organel ve proteinleri taşıyor. Bu mekanizmadaki bozukluklar körlük, sağırlık, felç, alzheimer ve kanser gibi önemli hastalıklara yol açıyor.

Yıldız, Dr. Paul Selvin ile birlikte yürüttüğü çalışmasında, bu proteinlerin ayaklarına küçük floresan parçacıklar takıp ayakların adımlarını ölçtü. Kendisinin geliştirdiği ve ‘Fiona’ ismini verdiği teknikle floresan parçacıkların pozisyonunu metrenin milyarda biri hatayla belirleyen Yıldız, bu proteinlerin insanlar gibi arkadaki ayak ileriye adım atarken öndeki ayağın sabit durması ve ayakların bir bir adım atmasıyla ilerlediklerini ortaya çıkardı. Yıldız’ın keşfi, biyolojide önemli bir adım oldu ve büyük takdir topladı. 10 yılı aşkın süredir bilim dünyasını meşgul eden ve hücredeki çalışmalara ışık tutan bu buluş, motor protein mekanizmasındaki bozukluğun sebep olduğu hastalıklara deva olabilecek. Başarılı bilim adamının konuyla ilgili bir makalesi de 2003 yılında dünyanın en saygın bilim dergisi Science’a kapak olmuştu. Yıldız buluşunu şöyle anlatıyor: “Floresan parçacıklarla bir nanometre rezolüsyon elde edilmesi hücre biyolojisinin her alanında proteinlerin hareketlerini takip ederek bilgi edinmemizi sağlayacak oldukça önemli ve kullanışlı bir teknik olacak. Motor proteinlerin mekanizmalarını anlamak suretiyle bir sonraki aşamaya geçilecek. Bunların hücre içindeki görevlerinin tam anlaşılması ve hücre içi taşımacılık sisteminin çözülmesi gerekiyor. Gelecekte bu bilgilerin bütününün ışığında hastalıklara deva olunabilecek. Daha yolun başındayız.”

26 yaşındaki genç bilim adamı aldığı ödülün kendisi kadar Türkiye adına da onur verici bir ödül olduğunu söyledi. Amacının insanlığa hizmet etmek olduğunu ifade eden Yıldız, Türk bilim adamlarının da bir şeyleri başarabileceğini ispatlama gayreti içinde olduğunu kaydetti. Bilimin önünü açacak yeni teknikler bulmak istediğini anlatan Yıldız şöyle konuştu: “Bilim sit alanında kazı yapmak gibidir. Bilimsel keşiflerde sadece çalışmak yeterli değildir. Elbette Nobel ödülü almak isterim; ama Nobel ödülü sadece çalışılarak elde edilen bir ödül değil. İlginç ve yeni konularla karşı karşıya gelmek lazım. Bilim yoluyla insanlığa hizmet için de bu yolun yolcusu olmak gerekli. İnsanın bilime kendini adaması ve bu uğurda çok çalışması gerekiyor.”

‘Türkiye’den kimse aramadı’

Ahmet Yıldız, Türkiye’de çok sayıda bilim insanı yetişecek kapasite olduğuna; ancak başarılı gençlerin gelecek kaygısı ve bol para kazanma hırsı yüzünden tıp, mühendislik gibi mesleklere yöneldiğine dikkati çekiyor. Kendisinin de ailesi tarafından ‘doktor ol, mühendis ol’ baskısına maruz kaldığını söyleyen Yıldız, “Türkiye’de gençlere hedef gösterilmiyor, motive edilemiyor. Pek çok arkadaşım kıymetleri anlaşılamayacağı endişesi ve kısa yoldan para kazanma gibi sebeplerle bilimsel çalışmalara zaman ayırmadı. Ancak ben bütün baskılara rağmen fizikçi oldum. Sabır gösterdim. Çok çalıştım ve başarı arkasından geldi.” şeklinde konuştu. Ahmet Yıldız, başarılı Türk gençlerinin yurtdışında çalışmasını ‘beyin göçü’ olarak değerlendirmiyor. Yurtdışında kazanılan başarıların Türkiye’nin tanıtımına katkı olduğunu savunan Yıldız, “Şimdi bana dünyanın en başarılı bilim adamlarının huzurunda ödül verilecek. Orada benim biyografim okunacak. Ayrıca Science Dergisi tanıtım yapacak. Dolaylı olarak Türkiye de tanıtılmış olacak.” dedi. Türkiye’deki üniversitelerin bilimsel çalışmalar açısından yeterli olmadığını öne süren Yıldız, üniversiteleri ‘ileri lise’ olarak nitelendirdi. Bilimsel çalışmasının Science dergisinde kapak olmasından sonra mezun olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nden birkaç hoca dışında Türkiye’den kendisiyle kimsenin irtibat kurmadığını söyleyen Yıldız, şöyle sitem ediyor: “Tanınmış Nobel ödüllü bilim adamları aradı, tebrik etti. Dünyanın en önde gelen üniversitelerin bölüm başkanları kendi üniversitesine çağırdı, transfer teklifleri yaptı; ancak Türkiye’den ne TÜBİTAK gibi devlet kurumlarından ne de üniversitelerden kimse aradı. Bir konferans için bile arayan olmadı. Arasalar seve seve gelirdim.”

TÜBİTAK’ın yaptığı bir araştırmada gençlerin bilim adamı dendiğinde aklına ilk olarak Zekeriya Beyaz isminin geldiğinin hatırlatılması üzerine Yıldız şu yorumu yaptı: “Türkiye’de hocaların ders yükü çok ağır. Bilimsel çalışma yapacak çok imkan yok. Hocaların yüzde 90’ı ek iş yapıyor. Bütün bunlar bilimsel çalışmaları etkiliyor; ama Zekeriya Beyaz’ın bilimle ne ilgisi var anlayamadım. Ben böyle bir çalışmaya inanmıyorum. Gençler dalga geçmek için böyle cevap vermiş olabilirler.”

İlkokul birinci sınıfta babasını kaybeden Yıldız’a annesi Rahmiye Yıldız hem annelik hem de babalık yapmış. Oğlunun başarısı ile gurur duyan anne Yıldız, “Allah’tan tek dileğim hayırlı bir evlat olmaları idi. Şimdi şükrediyorum.” dedi. Ayrı kalmamak için oğlunun ABD’ye gitmesini istemediğini söyleyen anne Yıldız, “Oğlumu çok özlüyorum; ama ödüllerini duydukça gurur duyuyorum. Benimle birlikte tüm Türkiye gurur duyuyor.” dedi.

7 kardeşin en küçüğü

Sakarya’nın Arifiye beldesinde dünyaya gelen Ahmet Yıldız, 7 çocuklu bir ailenin son çocuğu. İlk ve ortaokulu memleketinde okuduktan sonra İstanbul Atatürk Fen Lisesi’ni kazanan Yıldız, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nü 2001 yılında bitirdi. Aynı yıl ABD İllionis Üniversitesi’nden burs kazanan Yıldız, doktorasını burada tamamladı. Hocalık hakkını kazandıktan sonra California Üniversitesi’nde post doktoroya başlayan Yıldız, birkaç yıl sonra kendi laboratuvarını kurarak bilimde ilerlemeyi hedefliyor.

Genç bilim adamının keşfi ciddi bir buluş’

Akademisyenler, Ahmet Yıldız’ın keşfinin bilim dünyası açısından ciddi bir buluş olduğunu belirterek, Science Dergisi’nin ödülünün ciddi ve prestijli olduğunu ifade etti. Bilim adamları, Yıldız’ın buluşunu ve aldığı ödülü şöyle yorumladı:

Yard. Doç. Dr. Levent Sarı (Biyofizikçi): Birçok bilim adamı genetik hastalıkların sebebini araştırıyor. Üzerinde durdukları konuların başında ise DNA ile proteinler arasındaki ilişki geliyor. Bu tür ilişkilerin bilinmesi ve çözülmesi durumunda genetik birçok hastalık tedavi edilebilecek. Yıldız’ın buluşu da bu alanda çalışan insanların ortaya çıkardığı yeni bilgilerden. En ciddi buluşlardan biri. Bu keşiften yola çıkarak yeni bilgilere ulaşılacak ve çeşitli aşamalardan geçerek bu hastalıklara çare bulunacak. Yıldız’ın buluşu birçok hastalığın tedavisinde kullanılacak temel bir buluştur. Olayın ehemmiyeti büyük.

Doç. Dr. Barık Salih (Biyologi): Science dergisinin verdiği ödülün bilimsel kıymeti çok yüksek. Science dünyada bütün bilim adamlarının takip ettiği saygın bir dergi. Böyle bir ödüle bir Türk’ün layık görülmesi bizim için önemli bir gelişme.

Prof. Dr. Ayhan Bozkurt: Bu, dünya bilim literatürüne ciddi bir katkıdır. Ahmet Yıldız’ın yayınına bundan sonra yapılacak katkılar bu alandaki gelişmeyi sağlayacak. Bundan sonraki çalışmalara ışık tutacak. Ödül ise çok prestijli bir derginin. Ciddiye alınması gereken bir ödüldür.

whitesnow
17 01 2006, 18:00
ABD askerleri duvarın arkasını görecek

ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı teknoloji araştırma merkezi DARPA’nın Özel Projeler Ofisi, Amerikan askerleri için duvarların ötesinde hareket eden cisimleri algılayan taşınabilir bir araç geliştirdi. “Radar Scope” olarak adlandırılan aygıtın Irak’ta savaşan Amerikan askerlerine baharda dağıtılması düşünülüyor.

İnternet başta olmak üzere pek çok teknolojinin beşiği olma niteliği taşıyan DARPA (Defense Advanced Research Projects Agency), bilim kurgu filmlerinde sıkça rastlanan bir aygıt geliştirdi. DARPA dahilinde faaliyet gösteren Özel Projeler Ofisi departmanı tarafından geliştirilen “Radar Scope”, sahip olduğu kompakt radar teknolojisiyle 30 santime kadar kalınlığa sahip duvarların arkasındaki hareketli cisimleri algılayabiliyor.

Aygıtın, ABD ordusunun en çok zorlandığı savaş türlerinden birisi olan kent içi savaşlarında askerlere büyük bir avantaj kazandırması bekleniyor. Aygıtın şu an Irak’ta savaşan Amerikan askerlerine bahara kadar teslim edilmesi düşünülüyor. Yaklaşık olarak bir telefon ahizesi kadar olan “Radar Scope”, 700 gram civarında bir ağırlığa sahip ve AA pillerle çalışabiliyor. Her bir tanesi bin dolara mal olan aygıtın yakın bir zamanda sivil kullanıma sunulması düşünülmüyor.


Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 17.01.2006

MAZI
18 01 2006, 18:00
Arzın merkezine seyahat başlıyor!

Japon bilim adamları hayatın başlangıcı ile ilgili bilgilere ulaşabilmek için arzın merkezine seyahat edecek. Chikyu isimli gemi, deniz tabanını 7 kilometre delecek ve Jules Verne'nin romanını gerçek kılacak. Gemi, bu derinlikten 1,5 metre uzunluğunda ve 15 santimetre çapında bir silindir çıkartacak. Dünyanın mantosundan alınan bu silindir hayatın başlangıcı ile ilgili önemli bilgiler verecek. Şimdiye kadar deniz tabanı sadece iki metre delinebilmişti. Aynı araştırmanın, depremle ilgili önemli ipuçları vermesi de bekleniyor. Araştırmayı yürüten Asahiko Taira, '20'nci yüzyıl evrenin oluşumu ile ilgili araştırmalarla geçti. Sonuçta Big Bang teoremine ulaştık. 21'inci yüzyılda ise hayat nasıl başladı sorusuna yanıt arayacağız' dedi. Projenin başmühendisi Kiyotaka Yamamoto ise denizin dibinde scaklığın 200 derece olduğunu ve delmek zorunda kalacakları kayaların şimdiye kadar petrol üreticilerinin bile görmediği kadar sert olacağını açıkladı. Projeyi ABD'nin Ay'a ayak basması ile bir tutan Yamamoto, 'Türlü zorluklarla karşılaşacağız, ancak bu Japonların Apollo projesi' dedi.

MAZI
18 01 2006, 18:00
Japonlar pille çalışan uçak yapıyorlar



Japonlar, ince kalem piliyle çalışan bir uçakla insan uçurmayı tasarlıyor. İki üniversite ve Matsushita grubunun finanse ettiği çalışmaya katılan araştırmacılar, elektronik aletlerde kullanılan pillere benzeyen 100 adet pilin çalıştıracağı pervaneli uçak uçurmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Çalışmanın, oksirid pillerinin gücünü kanıtlamaya yönelik olduğu belirtildi. Matsuşita firmasının yöneticilerine göre, yüksek enerji üretmek için oksihidroksit kullanan oksirid pilleri, geleneksel alkalin pillerinden çok daha güçlü. Matsuşita firması, iki adet oksirid ince kalem piliyle içinde bir kişi bulunan minik bir taşıtın yol alabildiğini iddia ediyor.

MAZI
18 01 2006, 18:00
Yakındır: Diş macunu TARİH olacak

ABD'nin Illinois eyaletinde geliştirilen titanyumlu fırçalar sayesinde diş macunları tarihe karışacak gibi görünüyor.
(16 Ocak 2006 Pazartesi)

ABD'li uzmanların geliştirdiği diş fırçası, diş macununa gerek kalmadan dişleri temizliyor. 60 kişi üzerinde denenen ve olumlu sonuçlar veren Soladey 2 adlı bu fırça dişleri, bünyesinde bulunan iyonları açığa çıkararak temizliyor. Böylece tartarlar ve plaklarla mücadelede sadece bir fırça yeterli oluyor. Tokyo Diş Hekimleri Birliği tarafından da onaylanan Soladey 2, internette 21 dolara satılıyor.

Imbat
19 01 2006, 18:00
Google insan gibi düşünen robot geliştiriyor

İngiliz The Economist dergisi, dünyanın en güçlü internet arama motoru Google'ın yaratıcısı Larry Page ve Sergey Brin'in hedeflerini açıkladı
(20 Ocak 2006 Cuma)

Dergiye konuşan Google'ın CEO'su Eric Schmidt şirketin amacının uzun dönemde dünyayı değiştirmek olduğunu gizlemeyerek, Google dünya üzerindeki tüm insanların bilgiye ulaşmasını sağlamayı hedefliyor.

Stanford Üniversitesi'nde tanışan Page ve Brin'in öğrencilik yıllarından bu yana yapay zeka üzerinde çalışmalar yaptığını belirten Schmidt, Google efsanesini yaratanlar, insan mantığına sahip ve dünyadaki tüm önemli bilgileri hafızasında barındırabilen ve diyalog kurabilen bir yapay zeka geliştirmek istiyor, insan gibi düşünebilen bu yapay zeka programının daha sonra robotlara da nakledilmesi planlanıyor dedi.

whitesnow
23 01 2006, 18:00
Dakikada 240 bin mermi atan silah geliyor

Amerikan ordusu, bir Avustralya şirketi tarafından geliştirilmekte olan ve ateşli silahlarda devrim sayılabilecek bir silahı yakında denemeye başlayacak.

Avustralya kökenli bir şirket olan Metal Storm tarafından geliştirilen ve çoklu namluları sayesinde dakikada 240 bin mermi atabilecek kapasiteye sahip bu silah sistemi, gelecek ay Singapur'da kamuoyu önünde ilk denemesi yapıldıktan sonra Amerikan ordusu tarafından test edilecek.

Silah şirketinin yetkilileri, dakikada 60 mermi atabilen standart makinalı tüfeklere göre bir ölüm makinası sayılabilecek silahın 6 şubatta tanıtımının yapılacağını ve şubat sonunda da Amerikan Kara Kuvvetleri tarafından test edileceğini belirttiler.

Konvansiyonel silahlardan tüm hareketli parçaların çıkarılması ve yerlerine, elektronik balistik teknoloji ile bilgisayarlı kontrollerin getirilmesi temeline dayanan yeni silahın hareketli parçası bulunmadığı için temizliği de sorun olmuyor.

Mermilerin namluda toplanması esasına dayanan silahta, kodlu elektrik sinyalleri, özel tasarlanmış mermilerin her birinin içine iliştirilmiş 'yürütücü'leri ateşliyor. Ardından küçük patlamayla oluşan basınç, mermiyi dışarı iterken, bir sonraki mermiyi büyüterek namluyu tıkıyor ve diğerlerinin patlamasını önlüyor.

Elde taşınan sistemler olmasa da, araçlara yüklenen türlerinin dakikada 240 bin atış yapabilen silah sistemi, şimdiye dek 9 milimetreden 60 milimetreye kadar olan kurşunlarla ve birçok silah türünde denendi.

Amerikalı askeri yetkililer, bu silahın büyük namluların, bir helikopter veya Humvee tipi bir arazi aracının arkasına yerleştirilmesiyle çok güçlü bir silah elde edilebileceğini düşünüyorlar.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 24.01.2006

whitesnow
23 01 2006, 18:00
Şimdiye kadar bilinen en eski buz kütlesi 800 bin yıllıktı...
Antarktika'da 1 MİLYON YILLIK BUZ bulundu

Antarktika'da sondaj çalışmaları yapan Japon araştırmacılar, bir milyon yıllık buz parçası buldular. Eğitim ve Bilim Bakanlığı'ndan Yuji Umezaki, buz örneğinin 3028 metre derinlikten çıkarıldığını söyledi.
(24 Ocak 2006 Salı)

Umezaki, buz parçası üzerindeki yaş incelemesinin baharda Japonya'da yapılacağını, ancak buzun bulunduğu derinlik ve diğer faktörlerden bunun bir milyon yıllık olduğunu tahmin ettiklerini söyledi.

Buz örneğinin iklim değişikliği konusunda önemli bilgiler ihtiva edebileceğini belirten Umezaki, buzun içindeki hava boşluklarında o dönemlerden kalma hava örneklerinin bulunduğunu söyledi.

Hava içindeki gazların incelenmesiyle bilimadamlarının atmosferin yapısındaki değişiklikleri takip edebilecekleri belirtiliyor.
Umezaki, buzun Japonya'ya nisan ayında araştırma gemisiyle getirileceğini söyledi.

Antarktika'da şimdiye kadar bulunan en eski buz kütlesi 800 bin yıllıktı.

whitesnow
23 01 2006, 18:00
Gaz yapmayan fasulye geliştirildi

İngiltere'de yetiştirilen bir fasulye türü, kolayca sindiriliyor ve gaz yapmıyor.
(23 Ocak 2006 Pazartesi)

İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'ne bağlı King's College'de çalışmalarını sürdüren 72 yaşındaki İngiliz tarım araştırmacısı Colin Leakey'in, yendikten sonra bağırsaklarda gaz toplanmasına neden olmayan bir fasulye türü ürettiği belirtildi.

Daha önceki yıllarda Uganda, Etiyopya, Güney Afrika ve Şili'de araştırmalar yapan Leakey, uzmanlar tarafından ''prim beans'' adı verilen yeni fasulye türünü, İsveç ve Fransız fasulye örneklerini birbirlerine aşılayarak geliştirdiğini açıkladı.

Laekey, dünyanın en eski bitkilerinden biri olarak kabul edilen ve çok değişik çeşitleri bulunan fasulyenin, bağırsak bakterilerinin gaz yapıcı maddeleri parçalaması sırasında kişide şişkinliğe ve gaz oluşumuna neden olduğunu, açık sarı renkli olan bu fasulyenin ise bu rahatsızlıklara neden olmadığını ifade etti.

Gaz yapmayan fasulyenin pazar payının artması bekleniyor.

Imbat
06 02 2006, 18:00
Yapay güneş

Çinliler, sonsuza kadar temiz enerji üreteceği söylenen ve Yapay Güneş olarak adlandırılan bir santral geliştirdiler.Yapay Güneş, petrol ve kömür gibi enerji kaynaklarının dünyada tükenmeye doğru gitmesiyle karşılaşılacak krize çözüm yöntemi olarak düşünüldü.

Santralda, deniz suyundan ayrıştırılacak döteryum (tek nötronlu bir hidrojen izotopu) ile 100 milyon santigrad derece sıcaklıkta nükleer reaksiyondan geçirilerek enerji üretilecek. Nükleer reaksiyonla bir kilogram deniz suyundan elde edilecek döteryum, 300 litre benzine eşdeğer miktarda enerji üretebilecek. Çin'in doğusundaki Anhui Eyaleti'nin başkenti Hefei'deki Çin Bilimler Akademisi'nde geliştirilen ve bilimsel adı EAST (Experimental Advanced Superconducting Tokamak) olan santral mart ya da nisan ayında tam kapasiteyle çalışmaya başlayacak.

Sansli
15 02 2006, 18:00
Bulunan KAYIP DÜNYALAR, ikilendi

Bilim adamlarý, Endonezya'daki bir ormanda daha önce varlýðý bilinmeyen
onlarca kuþ, kelebek, kurbaða ve bitki türüne evsahipliði yapan bir
hazine bulmalarýnýn ardýndan, Karayibler'de ikinci bir 'Kayýp Dünya'
buldu.
Nethaber
http://www.haber.gen.tr/habera...aberadres.asp?420EE35
(http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?420EE35
)

Sansli
27 02 2006, 18:00
http://www.nethaber.com/?h=47089

Ve bu da oluyor: Cep telefonları da GOOG'LAYACAK

Google arama motoru hizmeti, cep telefonlarına taşınacak. Sony Ericsson ve Google, blogger ve Google arama motorunun cep telefonlarına entegrasyonu için işbirliği yaptıklarını açıkladı.

Imbat
07 03 2006, 18:00
Sahra'da dev krater keşfi


Bilim adamları, Mısırda bulunan Sahra Çölü'nde dünyanın en büyük kraterlerinden birinin varlığını keşfetti. 31 kilometrelik bir genişliğe sahip olan krater, bilinen bir diğer dev Sahra kraterinden iki kat daha büyük. Böyle bir krateri yaratan gök taşının yaklaşık olarak 1 kilometre genişliğinde olduğu tahmin ediliyor.



Bilim adamları yeni bir dev kraterin keşfini duyurdu. Şu ana kadar rastlanan kraterler arasında büyüklüğüyle dikkat çeken krater Mısır'daki Sahra çölünde bulundu. 31 kilometrelik bir genişliğe sahip olan krater, bilinen bir diğer dev Sahra kraterinden iki kat daha büyük. Böyle bir krateri yaratan gök taşının yaklaşık olarak 1 kilometre genişliğinde olduğunu düşünen bilim adamları, çarpmanın büyük bir şok dalgası yaratarak yüzlerce kilometrelik bir alanda her şeyi yok ettiğini tahmin ediyor.




Kebir olarak adlandırılan yeni keşfedilen krater her ne kadar şu ana kadar rastlanan kraterler arasında büyüklüğüyle dikkat çekse de antik Chicxulub kraterinin yanında cüce olarak kalıyor. Meksika'nın Yucatan Yarımadası'nda bulunan krater, adını Maya dilinde şeytanın kuyruğu anl***** gelen chicxulub kelimesinden alıyor. 65 milyon yıl önce gerçekleşen ve dinozorların sonunu getirdiği tahmin edilen çarpma sonucu ortaya çıkan bu kraterin çapı 180 kilometre.



Bilim adamları ayrıca çarmayı, bölgede 'çöl camı' olarak bilinen ve geniş bir alana yayılmış bir şekilde bulunan sarımtırak silis parçalarının oluşmasındaki ana neden olarak düşünüyor.

Imbat
07 03 2006, 18:00
Birçok gen son 15 bin yılda gelişti

Uzmanlar metabolizma, deri, beyin fonksiyonları ve çiftleşmeyi sağlayan genlerin doğal çevredeki değişkiliklere bir tepki olarak son 15 bin yılda geliştiğini öne sürüyor.

CHICAGO - ABD'nin önde gelen araştırma kurumlarından University of Chicago uzmanları, istatistiksel bir modelde, bazı genlerin son 15 bin yılda geliştiğini hesapladı. İnsanın en önemli genleri, Buz Çağı'nın sonunda tarıma geçiş ve nüfus artışıyla tetiklendi ve bugünkü haline doğru evrilmeye başladı. Bu süre evrim tarihi için oldukça kısa bir zaman dilimi.

Araştırmacıların incelediği 700 genden bazıları koku alma, kemik yapısı, çiftleşme ve doğurganlık gibi oldukça önemli özellikleri kapsıyor. Ortaya çıkarılan bazı genlerin evrimde daha önce hiç bilinmeyen bazı genetik kategorilere ait olduğu belirtiliyor; bunlar arasında karbonhidratlar ve yağların sindirimi ile ilgili genlerde bulunuyor.

BESLENME REJİMİYLE DEĞİŞEN GENLER
Araştırmayı yürüten bilim ekibinin başkanı Dr. Jonathan Pritchard, bir takım genlerin tarımsal ve çevresel faktörlere göre değişim göstermiş olmasını, o zamanki insanların yedikleri besinlerle ilgili olabileceğini vurguluyor.

Genlerdeki değişimler arasında, insanın laktik aside karşı direncinin artması bulunuyor. Son 10 bin yılda gelişen bu özellik insanların inekleri evcilleştirmesi ve dolayısıyla da sütünü içmesinin doğal bir sonucu olarak görülebilir. Aynı şekilde Afrika'da reçineleri yiyen yerlilerin de, bu maddeye karşı toleransı yeni geliştirdiği saptandı.

Beyaz tenin yaygınlaşması da, insanların Güneş'in az olduğu kuzey Avrupa bölgelerine göç etmesi ve D vitamininden mahrum kalmasıyla ilişkilendiriliyor. D vitaminini yeterince alamayan insanların derisi de beyazladı.

ORTA AFRİKA, DOĞU ASYA VE AVRUPA'DAN DENEKLER
Orta Afrika, Doğu Asya ve Avrupa'dan 209 kişi üzerinde yapılan araştırmada, 700 adet genetik kategorinin sadece yüzde 20'sinin bu insan gruplarında ortak olduğu ortaya çıktı. Bu şu anlama geliyor, insanlar Dünya'ya yayıldıktan sonra temel genetik değişimler geçirdi ve bazı önemli değişimler çok yakın zamanda gerçekleşti.

Protein üreten organizmalar olan genler ve DNA adı verilen genetik materyali taşıyor. Evrim sürecinde bir genin kaybolup bir diğerinin ortaya çıkması da, ayakta kalan genin çevre koşullarına daha uygun işlev çıkarabilmesinde olmasında yatıyor.

Imbat
07 03 2006, 18:00
Hitachi'nin robotu polislik yapacak

Japon Hitachi firması, kızılötesi sensörlerle yol alabilen ve üstündeki kamerayla şüpheli kişi veya paket takibi yapabilecek bir güvenlik robotu geliştirdi.

TOKYO - Hitachi'nin 55 cm. boyundaki robotu, kamerayla çevresini gözlemliyor ve görüntüleri ana bilgisayara gönderiyor. Bırakılmış paketler, şüpheli takibi gibi işlevleri yerine getirebilecek olan robot, havalimanlarında ve iş merkezlerinde görev alacak.

Hitachi yetkilileri robotun gelecekte, bugünkü sabit kameraların yerini alabileceğini belirtiyor. Prototip aşamasındaki robot, kablosuz bağlantı ile ana bilgisayara veri gönderecek ve gelen komutlara göre yol alacak. Ancak robotun kullanıma geçmeden önce, pil ömrünün uzatılması ve yoldaki küçük engelleri tanıması gibi bazı konularda geliştirilmesi gerekiyor.

demir29
18 03 2006, 18:00
yalnız yeni yapıan araştırmalar insan genlerinin bu uzun zaman dilimi içerisinde çok az değime uğradını gösteriyor.insanın atası diye lanse edilen maymunların yine genler açısında insandan kesin çizgilerle ayrıldığını ve bu türünde yine uznca bir süredir değişim göstermeden devam ettiğini gösteriyor.birde dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan insanların burda koşullara arşı vucutlarında gelişen bir mekanizma mevcut değil

Sansli
18 04 2006, 17:00
* http://www.hurriyet.com.tr/yasam/4270164.asp?gid=69

Kokulu filmler geliyor



Bir Japon film daðýtým þirketi kokulu filmler gösterecek. Shochiku firmasý, Tokyo'daki iki sinemada gösterime girecek olan, Colin Farrell'in oynadýðý The New World adlý filmde bilgisayar sistemiyle salona kokular yayacak.

Sistem, sahnenin özelliðine göre 6 farklý koku sunuyor.

MAZI
19 04 2006, 17:00
En büyük etobur dinozor keşfedildi
http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/4278112.asp?gid=58

Bilinen en büyük etobur dinozorlardan biri olarak kabul edilen yeni bir dinozor türüne ait bir fosil, Arjantin'in fosilleriyle ünlü Patagonia bölgesinde keşfedildi. Yaklaşık 100 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen Mapusaurus roseae olarak adlandırılan yeni keşfedilen dinozor türünün gruplar halinde avlandığı düşünülüyor.



Arjantin'in fosilleriyle ünlü Patagonia bölgesinde bilinen en büyük etobur dinozor türlerinden biri keşfedildi. Boyları, dev etobur T. Rex'den biraz daha büyük olan Mapusaurus roseae isimli dinozor türünün bulundukları çevrede, en büyük dinozor türü olan otobur sauropodlardan bile daha dominant bir etkiye sahip olduğu düşünülüyor. Mapusaurus dinozorlarının yaklaşık olarak 100 milyon yıl önce, gruplar halinde yaşayıp avlandığı düşünülüyor.




Paleontologların bölgede 24 kilometre alanı kapsayan kazıları sonucunda pek çok Mapusaurus dinozoruna ait yüzlerce kemik bulundu. Alanda başka herhangi bir yaratığın izine rastlamayan bilim adamları, buradan yola çıkarak bu dinozorların bir arada yaşayıp, gruplar halinde avlandığını düşünüyor.



Grup avlanmanın Mapusaurus dinozorlarına pek çok avantaj sağladığı düşünülüyor. Bilim adamları buna örnek olarak, yaklaşık 37 metrelik boylarıyla bilinen büyük dinozor türü olan otobur Argentinasaurus dinozorlarının bile Mapusaurus'lara yem olmuş olabileceği üzerinde duruyor. Bilim adamları, Mapusaurus dinozorlarının, kurtlar ve aslanlar gibi koordine bir şekilde avlanıp avlanmadığı konusunda ise herhangi bir veriye sahip değil.



Tam bir iskelete rastlanmaması, dinozorların boyu hakkında kesin bir veri elde edilmesini engelliyor. Fakat bilim adamları, bu dinozorların yetişkin olanlarının ortalama boyunun 12 metre civarında olduğunu düşünüyor.

MAZI
19 04 2006, 17:00
Araç takibi cebe girdi!
http://www.habertekno.com/inde...view&id=1036&Itemid=2
(http://www.habertekno.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1036&Itemid=2
)
Türkiye'de ilk kez Cenicon tarafından kullanıma sunulan özel GPS sistemiyle, artık cep telefonuyla araç takibi yapabilmek de mümkün hale geldi. Üstelik aracın konumunu mahalle mahalle, sokak sokak ayrıntılı bir harita üzerinde görebiliyorsunuz. Cenicon'un GPS araç takip ve yönetim sistemi çözümlerinden yararlananlar, cep telefonu üzerinden takip hizmetini kullanmak için hiçbir ek ücret ödemiyorlar. Bu hizmet sayesinde tüm veliler çocuklarının servisini izleyebiliyor, şirketler sahadaki araçlarını kolaylıkla takip edebiliyor...
Katma değerli mobil telekomünikasyon servislerinin öncü ismi Cenicon, 2006 yılıyla birlikte inanılmaz teknoloji ürünlerini kullanıma sunmaya başladı. Cenicon'un en yeni ürünü ise cep telefonu üzerinden araç takibi yapılabilmesini mümkün kılan GPS sistemi. Bu hizmet sayesinde aracı dilerseniz internetten dilerseniz cep telefonunuzdan takip edebiliyorsunuz. Araçların konumlarını ayrıntılı bir harita üzerinde gösteren sistem büyük bir kullanım kolaylığı sunuyor. Cenicon'un GPS tabanlı araç takip sistemi çözümlerinden yararlanan herkes, cep telefonu üzerinden takibi de ücretsiz olarak yapabiliyor.

Cenicon'un yeni kullanıma sunduğu GPS araç takip sistemi sayesinde, araçlarınızı ayrıntılı harita üzerinde mahalle mahalle, sokak sokak izleyebiliyorsunuz. Pek çok ilimizin detaylı haritalarının yer aldığı sistem, takip edilebilecek araç sayısına bir sınırlama getirmiyor. İsterseniz tek bir aracı, isterseniz yüzlerce araçlık dev bir filoyu kolaylıkla izleyebiliyorsunuz. Böylece çocuklarının bindiği servisin nerede bulunduğunu görmek isteyen anne babalardan, sahadaki dağıtım filolarını izlemek isteyen kurumlara kadar herkes Cenicon'un sunduğu yeni ve gelişmiş sistemden kolaylıkla yararlanabiliyor. Tek yapılması gereken ise, internet ya da cep teflonundaki haritaya bakmak.

Cenicon Genel Müdürü Çağatay Arslan cep telefonu üzerinden araç takip sistemi konusunda şu bilgileri veriyor: Cenicon olarak yarının mobil dünyasını bugünden yaratmaya ve kullanıcılarımızın en avantajlı hizmetlere ulaşmasını sağlamaya çalışıyoruz. Cep telefonu üzerinden GPS tabanlı araç takip sistemimizin tam anlamıyla bir devrim niteliği taşıdığını belirtmek isterim. Çünkü hem araçları cep telefonundaki ayrıntılı bir harita üzerinde izleyebiliyor, hem de bunun için ek bir ücret ödemiyorsunuz. GPS sistemiyle çalışan bu hizmetimizden yararlananlar, aynı zamanda internet üzerinden de izleme yapabiliyorlar. Önümüzdeki dönemde de cep telefonu kullanıcılarına pek çok sürprizimiz olacak.

Cenicon'un araç takip ve yönetim sistemi çözümlerinden yararlanmak ve cep telefonu üzerinden takip konusunda ayrıntılı bilgi almak için 0212 335 05 00 numaralı telefondan Cenicon'la temasa geçilebiliyor.


Kaynak:turk.internet.com

whitesnow
27 04 2006, 17:00
Yapay petek göz geliştirildi

Amerikalı bilim adamları, sinek ve kızböceklerinin gözlerinden esinlenerek yapay petek göz geliştirdiler.


WASHINGTON - ABD'nin California eyaletindeki Berkeley Üniversitesi'nde yapılan ve Amerikan Science dergisinde yayınlanan araştırmada, bilimadamları, şimdiye kadar tahmin edilenden çok daha yüksek kapasiteli kamera veya kimyasal alıcı olarak kullanılabilecek üç boyutlu gözler geliştirdiler.


Araştırmayı yöneten Profesör Luke Lee, bu yapay gözlerin, çok yüksek hızlı güvenlik kameraları, çevre korumada kimyasal alıcı veya endoskopi ya da cerrahi müdahaleler gibi tıbbi alanlarda kullanılabileceğini belirtti.

Berkeley bilim adamları, bu araştırmalarında, ışığı çoklu kanallardan yönelten binlerce mikro-mercekten oluşan yarımküre biçimdeve üç boyutlu ilk optik sistemleri geliştirdiler.

whitesnow
27 04 2006, 17:00
Cep telefonları 'elektronik cüzdana' dönüşecek

Visa ve Nokia'nın ortak projesiyle, cep telefonları artık elektronik cüzdana dönüşecek

27 Nisan 2006 Perşembe

Visa İnternational ve Finlandiyalı Nokia Corp. şirketleri yaptıkları açıklamada, cep telefonlarının alışverişte ödeme yaparken kullanabilmesine olanak tanıyan bir proje üzerinde çalışmaya başladıklarını bildirdiler. Pilot bölge olarak Malezya'da denemelerine başlanan projeyle, tüketiciler, özel olarak dizayn edilen telefonlara yerleştirilen kartları alışveriş sonrası okutarak ödemelerini yapabilecekler.

Visa yetkilileri, dünyada plastik kartlardan daha fazla sayıda cep telefonu olduğuna dikkat çekerek, projeyi ''iyi bir evlilik'' olarak nitelendirdiler. Nokia yetkilileri de 2008 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yarısının cep telefonu kullanıcısı olmasının beklendiğini, bu tip servisler için genişleyen bir potansiyel bulunduğunu belirttiler.

Yetkililer, projenin, herkesin hayatını kolaylaştıracağı vaadinde bulundular.

MAZI
08 05 2006, 17:00
Bilim KADER'i kanıtladı: Kader'in fiziksel kanıtı New Scientist dergisinde yayınlandı

Bir atom parçacığının nerede ve ne hızda hareket edeceğini 43 saniye önceden tespit eden bir model geliştiren Hollandalı fizikçi Hooft, semavi dinlerin savunduğu kaderin varlığını bilimsel olarak da ispatladı
(9 Mayıs 2006 Salı)

Restoranda yemeğinizi bitirdikten sonra genelde bir garson yanınıza gelir ve Tatlı veya çay alır mısınız? diye sorar. Bir süre düşündükten sonra kararınızı verirsiniz. Diyelim ki böyle bir durumda çay içmeyi seçtiniz. Bunu özgür iradenizle mi yaptınız ya da zaten kaderinizde o çayı içeceğiniz yazıyor muydu?

İşte bu ve benzeri sorular, modern insanın varoluşundan bu yana gündeme geliyor. Din adamları, siyaset bilimciler ve davranış uzmanları; yüzyıllardır insanın davranışlarını kader mi yoksa, özgür iradenin mi belirlediğini tartışıyor. Semavi dinler elbette kader kavramının varlığına işaret edip evrendeki tüm varlıkların kontrolünün Tanrı'ya ait olduğunu vurguluyor. Bilim dünyası ise somut olarak ispatlanamadığı için kadere şüpheyle yaklaşıyor.

Örneğin 1926'da kuantum fizikçisi Werner Heisenberg belirsizlik ilkesini ortaya atarak, Evrendeki bir atomun yerini ve hareketliliğini aynı anda bilmek imkansızdır dedi. Bu özetle şu anlama geliyordu; Eğer aynı anda bir atomun konumu ve hareketleri ölçülemiyorsa, bu atomun gelecekte nerede olacağı ve nasıl hareket edeceği bilinemez. Yani Heisenberg'e göre atomlardan oluşan kainattaki nesnelerin hareketleri önceden belli değilse, o zaman kader kavramı da bilimsel verilerle açıklanamaz. Ancak Nobel ödüllü Ge-rard Hooft'un geçtiğimiz günlerde sonuçlandırdığı 10 yıllık araştırma, kader kavr***** karşı çıkan bilim adamlarının dayanak gösterdiği teoriyi çürüttü.

New Scientist dergisine kapak olan araştırma kapsamında Hooft, Bir parçacığın nerede ve ne hızla hareket ettiğini aynı anda tespit etme olanağı sağlayan bir model geliştirdi. Hooft, bir atomun 43 saniye sonra nasıl hareket edeceğini önceden bilme kapasitesine ulaştı.

Araştırma bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. New Scientist tarafından dünyanın en iyi matematikçileri arasında gösterilen John Conway ile Simon Koc-hen, araştırmayı özgür irade kavramının ölümü olarak yorumladı. Princeton Üniversite-si'nde görev yapan Conway şöyle konuştu: Eğer Hooft gibi bir insan atomun konumu ve hareketini aynı anda tespit edebiliyorsa, üstün bir zekaya sahip olan bir varlık evrendeki tüm parçacıkların etkileşimini takip edebilir. Bir başka deyişle özgür irademizle yaptığımız seçimlerin belirsizliğinin ardında belirleyici bir düzen vardır.

Kochen konuyu daha basit terimlerle anlatarak, Önünüze bir dilim çikolatalı, bir dilim çilekli kek getirildiğini düşünün. Çikolatalı keki yemeye başladığınızda, bunun kendi seçiminiz olduğunu düşünüyorsunuz. Oysa ki çikolatalıyı yiyeceğiniz zaten belliydi. Biz özgür olduğumuz düşünüyoruz. Eğer Hooft'un modeli hatalı değilse özgürlüğümüz sınırlı bir ilüzyondan ibaret olabilir dedi.

Princeton Üniversitesi'nin felsefe uzmanı Hans Halvorson ise Ne olursa olsun, kader ve özgür iradeyi sadece fizikle açıklamaya kalkmak doğru olmayabilir. Özgür irade konusunda fiziğin de cevap veremeyeceği sorular var diyerek konunun zamana bırakılması gerektiğine işaret etti.

Imbat
11 05 2006, 17:00
Otomatik abdest makinası

Avustralya'da bir tasarım şirketi, daha kolay ve sağlıklı bir şekilde abdest alma olanağı sunan bir otomat geliştirdi.
(11 Mayıs 2006 Perşembe)

Ntvmsnbc.comda yer alan habere göre söz konusu otomat, abdest almayı kolaylaştırmasının yanında kullanılan sudan da tasarruf edilmesini sağlıyor. Abdest alma otomatı, kulak, ağız ve yüzün, kolların ve bir de ayakların yıkanması için olmak üzere üç ayrı üniteden oluşuyor. Avustralya'da AACE WORLDWIDE şirketi tarafından piyasaya sürülen otomatın, hijyenik ve verimli bir yıkamanın yanında kurulama işlemi de yaptığı bildiriliyor. Fazla yer kaplamayan abdest otomatının, kurulum ve bakımının da kolay olduğu vurgulanıyor.

whitesnow
18 05 2006, 17:00
Türk tarihinin kayıp şehri Cend bulundu

Selçuklu Devleti'nin temellerinin atıldığı, Türk tarihinde kayıp şehir olarak bilinen Cend'e ait kalıntılara ulaşıldı.

Türk tarihi için önem arz eden bu keşfi, Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk İslam Sanatları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Deniz yaptı.

Prof. Deniz'in başkanlığındaki ekip, Kazakistan'da sürdürülen çalışmalar sonucunda, Cend şehrine ait cami, saray, hamam gibi mimari eserlerin kalıntılarına rastladı. Prof. Deniz, Türk Tarih Kurumu tarafından Türkiye ve Türkiye dışında bulunan Türk eserlerinin envanter çalışmasının yürütüldüğünü belirterek, bu projede başta İzmir olmak üzere, Batı Anadolu, Macaristan, Romanya, Kazakistan ve Avusturya'da bulunan Türk eserlerinin araştırılmasında görev aldığını söyledi. Türk-Kazak Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi'nde de Türk eserlerinin envanter çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Prof. Deniz, Cend şehrini bu çalışmalar sırasında keşfettiğini kaydetti.

Deniz şöyle konuştu: Cend şehri, Türk tarihinde önemli olan bir yer. Bugüne kadar kayıp şehir olarak biliniyordu. Ayrıca Cend'in içinde, Selçuklu Devleti'nin kurucusu Selçuk Bey'in türbesini de buldum. Türklerin İslamiyet öncesinde türbeler yaptığını biliyordum; fakat günümüze gelen örnekleri yoktu. Kazakistan'da yaptığım araştırmalarda MS 8 ve 9. yüzyıllara ait türbeler de buldum.

Bu keşiflerin, Türkiye'de ve dünyada ilk olduğunu öne süren Prof. Dr. Deniz, şunları kaydetti: Keşif, ilim dünyasına ilk kez Ege Üniversitesi tarafından tanıtılacaktır. Bu, Türk tarihinde bir değişim ve yeniliktir. İleride yapılacak araştırmalar için de önemli bir adımdır. Araştırma yapılan bölge çoğunlukla çöl durumunda. Bu bölgelerde terk edilmiş olsa da yaşanmaya devam edilen yerler keşfettim. Cami, saray, hamam gibi mimari eserlerin kalıntılarına rastladık. Prof. Dr. Deniz, bulguların, Türk Tarih Kurumu tarafından kitap haline getirileceğini bildirdi.

İzmir, Zaman 18.5.2006

whitesnow
18 05 2006, 17:00
Dövmeli kadın mumyası bulundu

Peru'da kollarında dövmeler olan bir kadın mumyası bulundu. Peru'nun kuzey kıyısındaki El Brujo'da bulunan mumyanın mezarında, altın mücevherler, silah ve kurban edilen bir kız çocuğunun kalıntıları da vardı. MS 450 yılına ait mumya, MS 100-800 arasında bölgede yaşayan Moche uygarlığının bir parçasıydı ve yanında bulunan malzemeler kadının toplumda önemli biri olduğunun işareti. Tulana Üniversitesi'nden antropolog John Verano, mumyanın yanında bulunan silahların, kadının bir savaşçı olduğu anl***** gelebileceğini açıkladı.

whitesnow
18 05 2006, 17:00
http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1632

En büyük kromozomun şifresi de çözüldü

Bilim adamları, insandaki en büyük kromozom olan ve hayatın kitabı olarak adlandırılan kromozom-1'in şifresini çözdü

18 Mayıs 2006 Perşembe


Bilim adamları, insandaki en büyük kromozom olan ve hayatın kitabı olarak adlandırılan kromozom-1'in şifresini çözdü. 1990'lardan beri yürütülen projenin başkanı Dr. Simon Gregory, 3 bin 141 genin bulunduğu kromozom-1'in kanser, Alzheimer ve Parkinson gibi 350 hastalıkla bağlantılı olduğunu söyledi. Gregory, insan genlerini ve DNA zincirini belirlemeyi amaçlayan proje için, bu başarıyla İnsan Genleri Projesi'nde bir cilt tam anlamıyla bitirilmiş oluyor dedi.

İnsan genomu
Kromozom-1'in genetik şifresinin çözülmesiyle elde edilen bilgiler, kanser, otizm, zihinsel ve diğer hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılabilecek. İnsan genomunda yaklaşık olarak 20-25 bin arasında genin bulunduğu tahmin ediliyor. Kromozom-1'in şifresinin çözülmesiyle de binden fazla yeni gen tespit edildi.

Sırada yeni aşama var
Dr. Gregory, bundan sonra yeni aşamaya geçerek, genlerin yaptıklarını ve birbirlerini nasıl etkilediklerini bulmaya çalışacaklarını belirtti. Kromozom-1'in genetik haritasının şu anda yarık damak ve dudak geninin bulunmasında kullanıldığını belirten Gregory, bunun yanında insanların genetik değişimine neyin neden olduğunu anlamakta da kullanılacağını ifade etti.

Kromozom
Her canlı gibi insan da, her türlü yaşam biçiminin en küçük birimi olan hücrelerden meydana gelir. Her hücre bir sitoplazma ve çekirdekten meydana gelir. Çekirdeğin içinde ise kromozom adı verilen ipliksi parçalar bulunur.

Kromozomlar, elektron mikroskobunda I, V, J harfleri gibi biçimlerde görünür. Kromozomların sayısı canlı türlerinde değişiklik gösterir. Örneğin sirke sineğinde sekiz, kurbağada 26, farede 42, köpekte 78 kromozom vardır.

İnsanın kromozom sayısı ise 46'dır. 22'si çift otozom kromozomdur. İnsan hücresinde bir çift de eşey kromozomu bulunur ve toplam sayı 46 eder. Kromozomlar, molekül yapıları çok iyi bilinen DNA (deoksiribonükleik asit) zinciriyle histon denilen protein zincirinden oluşur. DNA zincirleri de özgül proteinleri sentezlemekle görevli gen adı verilen birimlerden oluşur.

İnsanın genetik şifresinde yüzde 8'lik bir kısmı oluşturan kromozom-1, diğer kromozomların yaklaşık iki katı gen içeriyor.

whitesnow
18 05 2006, 17:00
Meksika'da, 1500 yıllık büyük bir piramit bulundu

Meksika'nın başkenti Mexico City'de, 1500 yıllık büyük bir piramit bulundu


Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü'nde görevli Meksikalı arkeolog Jesus Sanchez, her yıl Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesi sahnesinin betimlendiği tepenin kazılmasıyla ortaya çıkarılan piramitin, Teotihuacan arkelojik sit alanındaki Ay Piramidi büyüklüğünde olduğunu söyledi.

Piramitin, M.S. 400 ile 500 yıllarında Teotihuacan'ı inşa eden insanlar tarafından inşa edildiği ve tören amaçlı kullanıldığının anlaşıldığı belirtildi.

Sanchez, 18 metre yüksekliğindeki piramitin, yerin 60 santimetre altında kaldığını, ancak yarısının her yıl düzenlenen Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesi sahnesinin betimlendiği törenler nedeniyle hasar gördüğünü, tepeye yasadışı olarak inşa edilen evlerin de piramite zarar verdiğini bildirdi.

Piramitin kuzeye bakan tarafının büyük bir meydana açıldığı, güneyinde de küçük bir tapınak olduğu ifade edildi.

whitesnow
18 05 2006, 17:00
'Biyonik insanlar' gerçek olacak

Bilim adamları, geliştirilen biyonik kol, bacak, göz ve kulak gibi organlarla, vücudu ağır hasar gören kişilerin eski hallerinden daha sağlıklı hale getirilebileceğini açıkladı.

ABD'nin San Francisco kentinde düzenlenen Deneysel Biyoloji 2006 Konferansında önceki gün söz alan bilim adamları, günümüzde geliştirilen biyonik kol, bacak, göz ve kulak gibi organlarla, vücudu ağır hasar gören kişilerin eski hallerinden daha sağlıklı hale getirilebileceğini söyledi. İşte son yıllarda geliştirilen biyonik organlara birkaç örnek:


Biyonik bacak: ABD'nin California Üniversitesi'nden Doktor Homayoon Kazerooni'nin liderliğindeki ekibin geliştirdiği bilgisayar kontrollü robot bacaklar, 90 kilo ağırlığındaki bir kişiyi bile rahatlıkla taşıyabiliyor. Bacaklarını kaybeden hastalar ve yaşlılar için tasarlanan robot bacaklar, askeri alanda da kullanılacak.


Biyonik el, kol: ABD'nin Rutgers Üniversitesi'nden Doktor William Craelius'un geliştirdiği Dextra adlı biyonik el sayesinde, el ya da kollarını kaybeden kullanıcıların, piyano bile çalabildiği belirtiliyor. Cyberhand adlı diğer bir biyonik el projesiyle de, ellerini kaybeden hastalar dokunma hissini yeniden kazanabiliyor.


Biyonik göz: ABD'nin Stanford Üniversitesi'nden Doktor Daniel Palanker'ın geliştirdiği retinal protez, taşınabilir bir mini bilgisayar, üzerinde video kamera bulunan bir gözlük, göze yerleştirilen bir pil ve ışığa duyarlı bir çipten oluşuyor.


Biyonik kulak: Almanya'daki Saarland Üniversitesi'nden Profesör Werner Nachtigall ve Doktor Stefan Launer'in geliştirdiği yeni teknikte, sesleri algılayan bir çip, kulağın arka yüzeyine yerleştiriliyor. Bu çip, kulağın içine nakledilen bir alıcıya radyo sinyallerine çevirdiği sesleri iletiyor.

whitesnow
18 06 2006, 17:00
Hastalıklar embriyondan saptanacak

İngiliz uzmanlar, embriyonda gen bozukluklarını saptayan yeni yöntem geliştirdi. Yeni yöntem, bebeklerin hastalıklardan tamamen arınmış gene sahip olmalarını sağlayacak.

PRAG - Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da düzenlenen 'Avrupa Üreme-Embriyoloji Derneği'nin (ESHRE) toplantısında bir tebliğ sunan Londra-Guy-St Thomas Vakfı'ndan Dr. Alison Lashwood, yeni yöntemin, özellikle tüp bebek embriyonlarının sağlık taramasında kullanılacağını bildirdi.

Yeni tarama yöntemi, 5'i hamile 7 kadın üzerinde denendi. İlk denemede, kas hastalığına sahip bebeğin doğma ihtimali dörtte bir, diğer sindirim hastalığını taşıyan gene sahip bebeğin doğma ihtimali yüzde 50 olarak hesaplandı. Denemede, kas ve sindirim hastalıklarına ilişkin embriyon noktaları tespit edildi. Yöntemle, tüp bebekte, hastalıklardan tamamen arınmış gene sahip bebeklerin doğması amaçlanıyor.

Yeni yöntem bebeklerin ana rahmindeyken taranarak bebeklerde potansiyel hastalıkların ortaya çıkmasını sağlayacak. Yöntem, tüp bebek döllenmesine geçiş aşamasında genetik haplotip: hızlı karma noktalama sistemi: PHG adını taşıyor. Gen taramasında 'haplotip' terimi, gen özelliklerini saptayıcı unsurları anlatıyor.

Yöntem, diğer genetik hastalık tarama yöntemleriyle birlikte kullanılıyor. Prag'daki embriyoloji toplantısına 5 bin 500'ün üzerinde hekim, bilimadamı ve doğum uzmanı katıldı.

whitesnow
18 06 2006, 17:00
Kendi 'enerjisi'yle kavrulan kent: Güssing

Avusturya'nın 4 bin 500 nüfuslu Güssing kasabası, tüm kentsel enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor.

GÜSSİNG - Güssing'te bulunan Avrupa Yenilenebilir Enerji Kaynakları Merkezi Direktörü Reinhard Koch, kasabanın enerji bakımından bütünüyle özerk hale geldiğini, gereksiniminin yüzde 100'ünü yenilenebilir kaynaklardan sağladığını belirtiyor. Yenilenebilir enerjiler, petrol, gaz, kömür gibi fosil yakıtların aksine; su, güneş, rüzgar, bitki gibi doğal kökenli tükenmeyen kaynaklardan oluşuyor.

Koch, Güssing bölgesinin yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar sayesinde ekonomik bir canlanma yaşadığına da dikkat çekiyor: Bu kent 15 yıl önce Avrupa'nın en yoksul bölgelerinden biriydi. Güssing'liler iş bulmak için göç ediyordu. Şimdilerde ise yeni enerji teknolojilerinin odak noktasında. Koch yatırımları, Bugün yenilenebilir enerji teknolojisi konusunda Avrupa'nın diğer bölgelerinden birkaç yıl öndeyiz diye tanımlıyor.

HÜKÜMETLERİN ENERJİ POLİTİKALARI SÜREKLİLİK GÖSTERMELİ
Avusturya hükümetleri enerji yatırımlarında süreklilik göstererek bölgeye 35 yeni enerji üretim tesisi kurdu. AB'nin desteklediği plan uyarınca, ilk tesisler organik maddelerin işlenmesi, bitkisel ve hayvansal atıkların ısı, elektrik ve biyodizel üretimde kullanılması konularında uzmanlaşıyordu. Sıcak su elde etme ve ısınma amacıyla termik ve fotovoltaik güneş santralleri tesis edildi. Bölgede güçlü rüzgarlar esmediği için rüzgar enerjisi kullanılmıyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİ KENTİ ISITIYOR
AB Yenilenebilir Enerji Kaynakları Merkezi uzmanı Daniela Augustin de, ahşabın gaz haline getirilerek elektrik enerjisine dönüştürüldüğü santralin, dünyadaki tek örnek olduğunu belirtiyor. Santral, kasabanın ısıtılması ve elektrik şebekesinin beslenmesinde kullanılıyor. Santral, yıllık elektrik ihtiyacı 2 megawatt olan Güssing kasabasının tüm ihtiyacını karşılıyor. Aynı zamanda kentin yıllık 4.5 megawatt ısı ihtiyacını karşılayan santralin üretim maliyeti mazottan yüzde 30 ucuza geliyor. Koch, Her yıl ısınma için 70 milyon, elektrik için 28 milyon KW/saat enerji üretiyoruz. Yıllık biyodizel üretimimiz de 8 bin ton diye konuşuyor.

whitesnow
18 06 2006, 17:00
Mercanlar ilaç deposu gibi

Uzmanlar Atlas Okyanusu'nda bazı mercanların kanser ve Alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde kullanılacak potansiyele sahip olduğunu vurguluyor.

MIAMI - Florida merkezli Harbor Branch Oceanographic Institution uzmanları, Atlas Okyanusu'nda 1.000 metre derinlikte güneş ışığı almayan bölgelerde yapılan dalışlarda Key West ile Küba arasında önemli bir meracan ekosistemi keşfetti. Söz konusu mercan ekosistemi sünger, kireçtaşı ve bambu çeşitleri içeriyor. Bilim insanları, mercan ekosisteminin daha detaylı inceleneceğini belirtiyor.

MIAMI - Florida merkezli Harbor Branch Oceanographic Institution uzmanları, Atlas Okyanusu'nda 1.000 metre derinlikte güneş ışığı almayan bölgelerde yapılan dalışlarda Key West ile Küba arasında önemli bir meracan ekosistemi keşfetti. Söz konusu mercan ekosistemi sünger, kireçtaşı ve bambu çeşitleri içeriyor. Bilim insanları, mercan ekosisteminin daha detaylı inceleneceğini belirtiyor.


Denizaltı araştırmacıları Küba ile Florida arasındaki mercan ekosistemini ilk olarak 1970'lerde keşfetmiş, ancak 2005 yılına kadar detaylı olarak incelememişti. University of Miami uzmanı Mark Grasmueck, araştırmalarda mercanların Güneş enerjisi olmadan yaşadıklarının gözlemlendiğini, bunun denizaltı canlıları için önemli bir bulgu olduğuna işaret etti.


Uzmanlar, Fransız yazar Jules Verne'nin 'Denizler Altında 20 Bin Fersah' adlı romanını andıran denizaltı araçlarıyla araştırmalarını yürütüyor. Denizaltı araçlarda gelişmiş sonarlar, kensörler, kameralar ve robot kollar bulunuyor.

MAZI
20 06 2006, 17:00
Dr. Moreau Adası gibi

Yale Üniversitesi'nin adada kurduğu laboratuvarda, tıpkı filmdeki gibi maymunların beynine insan hücresi yerleştiriliyor. Çimlerde insan genlerine sahip keçiler otluyor


21.06.2006



İngiliz bilimkurgu yazarı H.G Wells'in 1896'da yazdığı ve 1996'da beyazperdeye aktarılan insan-hayvan karışımı melez yaratıkların geliştirildiği Dr. Moreau'nun Adası gerçek oldu. Amerikan Yale Üniversitesi'nin StKitts Adası'nda kurduğu laboratuvarda bilimadamları Parkinson'a çare bulmak için maymunların beynine insan hücreleri pompalıyor.

Muhafazakarlar ayaklandı
Çimlerde ise sütünden ilaç üretilen insan geni taşıyan keçiler otluyor. Genetikçiler, tavşanlara insan genleri aktararak insan kök hücresi üretmeye çalışıyor. Muhafazakar gruplar ise İnsan-hayvan karışımı canlılar yaratılacak. İnsanoğlu tehlikeyle karşı karşıya uyarısını yaptı.

whitesnow
22 06 2006, 17:00
Gençlik iksiri bulunuyor mu?

Sağlıklı yaşlanmayı sağlayan ilaç geliştirildi. Klinik deney aşamasındaki ilacın başarısı kanıtlanırsa insanlar 100 yaşında bile zinde kalabilecek.

REUTERS - WASHINGTON - İlerleyen yaşlara rağmen dinç ve sağlıklı kalmak hayal olmaktan çıkıyor. Bilim insanları tarafından geliştirilen ilaç sağlıklı yaşlanmayı sağlayacak. Uluslararası Nöroendokrinoloji Kongresi'nde açıklanan raporlar yaşlanma araştırmaları konusunda gelinen noktayı gözler önüne serdi. Nüfus uzmanlarına göre 2010 yılında ABD'de yaşayan 60 yaş üstü nüfus 40 milyonu aşacak. 60 yaşını aşmış milyonlarca insanın dış görünüşünün 'güzel' ve bedenlerinin dinç olamayacağını tahmin etmek zor değil. Bilim insanlarının son geliştirdiği ilaç ise hem yaşlı hem de sağlıklı, dinç olabilme ihtimalini ortaya çıkardı.
Pittsburgh Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden Robert Gibbs, yaptığı açıklamada, bazı insanların ileri yaşlara kadar gayet sağlıklı olarak, vücutlarında sadece küçük sorunlarla yaşayabilirken, bazılarının neden bu kadar sağlıklı yaşlanamadığı sorusuna odaklandıklarını belirtti.
Sağlıklı yaşlanmayı hedefleyen, Pfizer'in yeni ilacı 'Capromorelin', Washington Üniversitesi'nden Doktor George Merriam ve ekibi tarafından zayıf, yorgun bedenlere sahip, yürümede zorluk çeken 65 yaşındaki 395 erkek ve kadın üzerinde denendi. Büyüme hormonunu uyaran 'Capromorelin', vücudun ergenlik yıllarında salgıladığı büyüme hormonunu salgılamasını sağlıyor. İlacı kullanan hastaların zayıf kas kümelerinde, altı ay içinde yaklaşık bir buçuk kiloluk artışa rastlandı. Hastalara uygulanan denge, koordinasyon ve güçlülük testi sonucunda da düz bir çizgi üzerinde yürüme kabiliyetlerinin geliştiği gözlendi.
Doktor Merriam yaptığı açıklamada, ilacı deneyen hastaların bir yıl sonra merdiven tırmanmada da gelişme gösterdiklerini belirtti. Bu kategorideki ilaçların fiziksel fonksiyonları geliştirerek yaşlı insanların kendi başlarına yaşamlarını sürdürmelerine yardımcı olacağını açıklayan doktor Merriam, ilaca lisans alınmasının da kolay olacağını belirtti.
Polonyalı bilim insanlarının yaptığı benzer bir araştırmada
ise kanında yüksek seviyede 'adiponectin' proteini bulunan 100 yaşındaki bir kadının, kendinden genç kadınlardan daha dinç olduğu görüldü. 100 yaşındaki kadının vücudundaki sağlık işaretleri de sağlıklı yaşlanmanın mümkün olabileceği fikrini daha da güçlendiriyor.

whitesnow
22 06 2006, 17:00
Akıllı yastık



Japonya'da Uyku Araştırmaları Enstitüsü tarafından geliştirilen ve yastık üreticisi Lofty tarafından imal edilen akıllı yastık, sağlıklı bir uyku vaat ediyor. Uyku Doktoru adlı yastık üzerine başını koyan kimsenin uyuma şeklini analiz ediyor ve daha sağlıklı bir uyku için 40 türlü öneri getiriyor.

Yüzeyi yumuşak üretan kumaşla kaplı Uyku Doktoru, içine yerleştirilmiş sensörler sayesinde baş ve gövde hareketlerini ölçerek küçük ekranında yüzde 30'dan yüzde 95'e varan bir ölçekte uykunuzun ne kadar sağlıklı olduğunu gösteriyor. İki haftalık zaman dilimlerinde uyku alışkanlıklarını kaydedebilen yastık Eylül'de 390 dolardan piyasaya sürülecek.

whitesnow
02 07 2006, 17:00
Metal üzerinde canlı deri dokusu geliştirdiler



Bilim adamları, Terminatör ve benzeri bilimkurgu filmlerde olduğu gibi, metal üzerinde canlı deri dokusu büyütmeyi gerçekleştirdiler. Yeni teknoloji, ilerde, herhangi bir nedenle kemikleri zarar görmüş insanlara takılan protezlerin daha güçlü ve doğal olmasını sağlayacak.

İNGİLİZ bilim adamları, geyik boynuzunun deri içinden çıkmasından ilham alarak devrim niteliğinde bir buluş gerçekleştirdiler. Bilim adamlarının metal üzerinde canlı deri dokusu geliştirmeleri sayesinde, ilerde, kemiğe bağlanacak yapay kollar daha güçlü ve faydalı olacak. Aynı teknolojinin gelecekte biyonik insanın temelini oluşturabileceğine de dikkat çekildi.

Yeni teknolojinin ilk denemeleri, 7 Temmuz 2005'te Londra'daki bombalı terör saldırılarında kollarını kaybeden iki hasta üzerinde yapılıyor.

Yeni teknoloji sayesinde derinin içinden geçen titanyum çubuklar kullanılarak doğrudan doğruya insan iskeletine protez kollar, bacaklar ve parmaklar takabilmek mümkün olacak. Büyüyen deri dokusu, metal bağlantı etrafında kaynayacağı için, enfeksiyon problemi de ortadan kalkacak.

Londra College Üniversitesi Biyomedikal Mühendislik Bölümü araştırmacılarının bir tıbbi cihaz firması ve Stanmore Enstitüsü ile işbirliği içinde yürüttüğü çalışmalar sonucunda, deri dokusunun metale kaynamasını sağlayan teknolojiye ITAP adı verildi. Protez kolu kemiğe bağlarken, metalle kaynaşan deri bağlantı, hastalara daha iyi bir hissetme duygusu veriyor. Denemelere katılan parmaklarını kaybetmiş bir hasta 10 yıldır ilk kez kalem kullanabildi.