PDA

Tüm Versiyonu Göster : CEVREMIZ



Sayfalar : 1 [2]

MAZI
07 06 2007, 17:00
İlk kuş cennetimizi çok güzel yok ettik

Türkiye'nin ilk kuş cenneti Manyas Gölü Kuş Cenneti'nde kirlilik, tahribat ve kuraklık nedeniyle kuş türü sayısının 27'ye indiği açıklandı.

Bandırma'da düzenlenen Küresel Isınma ve Manyas Kuş Cennetine Etkileri konulu panelde konuşan Çevre ve Orman Bakanlığı Biyolojik Çeşitlilik Koruma Ekolojisi Uzmanı Sühendan Er, Manyas Gölü'nün en büyük kaynağı Sığırcı Deresi'ne, beyaz et sektöründe faaliyet gösteren işletmeler tarafından günde 200 ton atık bırakıldığını, bunun da doğal yaşamı olumsuz etkilediğini söyledi. Bu yıl kuşların davranışlarında değişiklikler gözlendiğini ifade eden Er, İlk defa yerel türler 1,5 ay, göçmen kuşlar da gelir gelmez 3-4 hafta önceden kuluçkaya yattılar. Bu fizyolojilerindeki değişmeyi gösteren bir işaret. Kuraklık nedeniyle de su 200-250 metre çekildi. Kuraklık, kirlilik ve tahribat nedeniyle Manyas Kuş Cenneti'ndeki kuş türü sayısı 27'ye indi, kuş popülasyonu da azaldı dedi.

Sansli
13 06 2007, 17:00
En çevreci ev
İngiltere'de tasarımı yapılan çevreci ev, atmosfere saldığı asgari düzeydeki CO2 ile bu ülkede 2016'da tüm evlerde uygulanması amaçlanan çevre standartlarına uyan ilk konut oldu.


11 Haziran 2007 Pazartesi
İrlandali Kingspan firması tarafından tasarımı yapılan ve Sürdürülebilir Konut yasasına uyan ilk ev olan iki odalı konutun ısı kaybı, standart bir yeni evden üçte iki oranında düşük.

Sıcak su ve elektrik üretmek için güneş panelleri, çevreci ısı sistemi ve yağmur suyu toplayıcısı gibi kendine yeterli aygıtları bulunan ev, akıllı ölçüm sistemleri sayesinde sakinleri enerjiyi boşa harcadıklarında uyarma yeteneğine sahip bulunuyor.

Yakıt olarak çevrede yetişen bitkileri ve hayvan atıklarını kullanan çevreci ısı sistemine sahip evin havaya saldığı eser miktardaki CO2 miktarı, çevrede yetişen ekinlerin absorbe etmesiyle sıfır emisyona denk geliyor.

Şimdiye dek tasarlanan en çevreci konutun atık sistemi de, bu atıkların enerji üretiminde yakıt olarak kullanılmasını sağlıyor.

İngiliz hükümeti, sıfır CO2 salan evlerin damga resminden (pul vergisi) muaf tutulmasını kararlaştırmıştı.

Çevreci ev, bu yıl içinde İngiltere'nin Watford kentinde yapılacak fuarda tanıtılacak.

whitesnow
13 06 2007, 17:00
Amerikalı bakır şirketi, 10 milyon ton zehirli atığı Kıbrıs'a boşaltmış

KKTC'nin Lefke bölgesinde 1913-1974 yılları arasında bakır madeni işleten Amerikan kuruluşu Kıbrıs Maden Şirketi'nin (CMC), 10 milyon ton tehlikeli atığı kontrolsüz şekilde çevreye döktüğü belirlendi.

1995 yılından beri 2 bin 500 hektarlık alanda şirketin Ada'ya verdiği zararı araştıran Ege Üniversitesi Çevre Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ümit Erdem, bölgenin büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Erdem, Bırakılan bu kimyasal zehirli atıklar bölgenin yanı sıra Akdeniz'deki canlı hayatını da tehdit ediyor. Yaptığımız incelemelere göre bu felaketin önlenmesi için hektar başına en az 500 bin-1 milyon dolarlık bir harcama yapılması gerekiyor. dedi.

25-27 Nisan tarihlerinde, ABD'li ve Alman bilim adamlarının da aralarında bulunduğu 8 ülkeden 50 bilim adamı ile Ada'daki çevre felaketinin boyutunu incelediklerini ifade eden Prof. Dr. Erdem, konuyu 'Lefke Yöresinde Zararlı Maden Atıklarının Asitli Suların Çevreye ve İnsan Sağlığına Etkileri' başlığı ile de bilimsel bir oturumda tartıştıklarına işaret etti. Lefke'deki toplantıya ABD, Almanya, Avusturya, İsveç, İngiltere, İtalya, Türkiye ve KKTC'den bilim adamları katıldı. Amerikan şirketinin maden işletmesi yaptığı bölgede inceleme ve teknik analizler yapan bilim adamları, çevre felaketinin giderilmesi için çözüm önerileri sundu. Önerilerin başında konunun yargıya taşınmasının geldiğine dikkat çeken Erdem, ilk etapta Lahey Adalet Divanı, Lüksemburg, Avrupa Birliği (AB) mahkemeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve New York mahkemelerinde hukuk mücadelesi başlatacaklarını vurguladı. Erdem, 1995 yılından beri buraya gelip gidiyoruz. Gördüğümüz manzara korkunçtu. Açık ölüm laboratuvarıyla karşı karşıya kaldık diyebilirim. dedi.

Lefke Çevre Tanıtma Derneği Başkanı Enver Bıldır ise konferansta amaçladıkları noktanın çok ötesinde bir sonuç elde ettiklerini ifade etti. Konferansın bulgularının sadece çevre halkı için değil tüm Kıbrıs için önem taşıdığını vurgulayan Bıldır, CMC, Lefke bölgesindeki yeraltı zenginliklerinden azami derecede yararlanmış, bölgemizi sömürmüştür. CMC'nin faaliyette olduğu süre içerisinde bölge ekonomisine yaptığı katkı, sosyal yaşama getirdiği canlılık göz ardı edilemez. Fakat kapatılması sonucunda geride kalan 10 milyon tonluk maden atığının çevreye verdiği ve vermeye devam ettiği zarar ciddi boyutlardadır. Bölgenin ekolojik yapısı bozuldu, suyu içilemez duruma geldi. Kirlilik deniz canlılarını etkiledi. Maden tozundan meyve ağaçları zarar gördü. Gemikonağı içerisinde hurda olarak duran demir yığınları ve tepeler oluşturan maden atıkları, insan sağlığı ile çevreye verdiği zararın yanında çirkin bir görüntü oluşturmakta ve doğal güzelliği bozmaktadır. dedi.

İtalyan bilim adamı Alessndra Casu da Almanya'daki Ruhr havzasını örnekleyerek maden alanı için yeniden yapılanma ve bunun için bir bütçe oluşturulması önerisinde bulunurken, Alman bilim adamı Hans Günther Bart, maden bölgesinin rehabilitasyonu için somut çalışmaların hemen başlatılması gerekliliğini kaydetti. İngiliz hukukçu Angela Ward Barrister ise konunun hukuki boyutları üzerinde durdu. Avusturya'dan toplantıya katılan Petra Holzer de sorunun çözümü açısından başlatılacak iletişim ve halk hareketinin önemine işaret etti. Holzer, sivil toplum örgütlerinin devreye girmesini önerdi. Toplantının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde, CMC'nin maden işleme bölgesi 'ölüm vadisi' olarak nitelendirildi. Sorunun tüm Akdeniz'i tehdit ettiği belirtilerek, acil bir eylem planı hazırlanması istendi. Eylem planının başında KKTC Çevre Bakanlığı, Lefke Çevre Derneği, KKTC Barosu ve ilgili bütün teknik kurumların tam bir koordinasyon içinde çalışmasının kolaylaştırılması ve bu çerçevede şeffaflık ilkesinden hareketle bilgi ve belgelerin toplanmasına karar verildi.

Sansli
16 06 2007, 17:00
Dünya nüfusu 1 milyara insin çocuk doğurmak meslek olsun

Dünyanın en etkili çevrecisi kabul edilen Paul Watson, hızla artan insan nüfusunun dünyayı kemiren bir virüs haline geldiğini belirterek dünyayı kurtarabilmek için nüfusun acilen 1 milyarın altına indirilmesini ve çocuk doğurmanın doktorluk, mühendislik gibi meslek olmasını önerdi.

DÜNYANIN en etkili çevrecisi olarak kabul edilen ve Greenpeace'in kurucusu olan Paul Watson, dünya nüfusunun 1 milyarın altına indirilmesi gerektiğini söyledi. Dünyadaki nüfusun olması gerektiğinden çok fazla olduğunu, insanların adeta dünyayı kemiren birer virüse dönüştüklerini belirten Watson, nüfusun acil olarak 1 milyarın altına indirilerek dünyanın yeniden eski vahşi günlerine kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Watson, bu düşüncelerini kurucusu olduğu Sea Shepherd Doğayı Koruma Vakfı'nın internet sitesindeki köşesine taşıdı. Yazısında daha önce insanoğlunu dünyanın AIDS'i olarak nitelediğini ve bundan pişmanlık duymadığını belirten Watson, şu görüşlere yer verdi:

Şehirlerin nüfusu 20 bini geçmemeli ve bu yerleşim yerleri birbirlerinden ormanlarla ayrılmalı. New York, Londra, Paris ve Moskova çok kalabalık, büyük şehirler. Küçültülmeli.

İnsanların hiçbir müdahalesi olmadan diğer canlıların serbestçe yaşayabilecekleri çok geniş alanlara ihtiyacımız var.

Radikal davranarak, insan nüfusunu 1 milyarın altına düşürmeliyiz. Evlerde insanlarla yaşayan kedi ve köpeklerin sayıları dramatik olarak azaltılmalı. İneklerin sayısını azaltıp bizonların sayısını artırmalıyız.

Deniz ulaşımı yelkenli gemilerle, hava ulaşımı ise güneş enerjisi ile çalışacak uçaklarla yapılmalı. Rüzgar, güneş enerjisi ve su değirmeni kullanmalıyız.

Parklar şehirlerin içine değil, insanlar ekosistem içine bir park gibi yerleştirilmeli.

Tüm tüketim yerel kaynaklardan olmalı, uzaklardan yiyecekler getirilmemeli, ticari balıkçılık yasaklanmalı.

Çocuk sahibi olmak meslek olmalı, avukatlık, doktorluk, mühendislik gibi. Okullar kapatılmalı. Profesyonel anne baba çocuklarına eğitim vermeli.

Kaptan Watson yaşayan efsane

KANADA doğumlu olan Paul Watson, dünyanın en etkili çevre örgütü Greenpeace'in kurucularından (1972). Daha sonra Greenpeace'den ayrılan ve Sea Shepherd çevre örgütünü kuran Paul Watson, 1978 yılından bu yana canlıları korumak için dünya denizlerini dolaşıyor ve Kaptan Watson diye anılıyor. Watson, Pasifik'teki nükleer denemeleri protestosuyla ve balina avcılarının zıpkınları arasına Zodyak botuyla girebilecek kadar gözüpek olmasıyla biliniyor. Farley Mowat ve Sirenian gemilerine kumanda eden Watson, son olarak Kanada'daki fok katli***** karşı büyük mücadele veriyor.

Imbat
20 06 2007, 17:00
Deniz suyunu arıtmak zarar getirebilir

Deniz suyunu tuzdan arıtarak içme suyu elde etme çabalarının, küresel ısınmayı hızlandırabileceği açıklandı.

http://www.haber.gen.tr/habera...haberemail.asp?52A6052 (http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?52A6052)

MAZI
27 06 2007, 17:00
Karadeniz hızla çöplüğe dönüşüyor

Karadeniz kıyıları, çöplüğe dönüştü. Deniz kenarlarına dökülen evsel ve tıbbî atıklar, derelere boşaltılan kanalizasyonlar ve sanayi atıkları yüzünden Karadeniz'deki kirlilik hızla artıyor. Katı atık depolama sahası bulunmaması da atıkların denize ve ormanlık alanlara atılmasına neden oluyor.

Karadeniz'e komşu olan Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Rusya gibi toplam 17 ülke evsel ve tıbbi atıklarını deniz kıyısına bırakıyor. Zonguldak ve Giresun illerinde çöpler sahile boşaltılırken, Ordu'da Melet Irmağı Havzası'na, Trabzon'da Değirmendere, Akçaabat'ta Söğütlü Deresi'ne, Sinop'ta da ormanlık alana dökülüyor. Kanalizasyonlarla da denize ulaşan atıklar, bir süre sonra dalgalarla birlikte kıyıya vurarak kumsalları kullanılamaz hale getiriyor.

Bilinçsizce deniz kıyılarına bırakılan atıklar sebebiyle 10 kilometre uzunluğundaki Samsun'un Costal Sahili, evsel ve tıbbi atık çöplüğüne dönüştü. Çınarlık Belediyesi tarafından yapılan temizlik çalışmalarına rağmen denizden sürekli atık maddeler çıkıyor. Atıklar hakkında İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğü ile yapılan yazışmalardan sonuç alınamıyor. Çınarlık Belediye Başkanı Nihat Soğuk, evsel ve tıbbi atıkların denizden geldiğine dikkat çekti. Soğuk, diğer kıyı belediyeleri ile işbirliği içinde sorunun üstesinden gelinebileceğini vurguladı. Samsun İl Çevre ve Orman Müdürü Kadir Kılınç da sahildeki kirlenme ile ilgili inceleme başlatacaklarını bildirdi. İl Sağlık Müdürü Mehmet Kılınç ise tıbbi atıkların nereden geldiği konusunda geniş çaplı araştırma yapacaklarını vurguladı. Kılınç, tıbbi atıkların kumsala kasten bırakılmasının tespit edilmesi halinde sorumlular hakkında cezai işlem başlatacaklarını sözlerine ekledi.

Sinop Çevre Dostları Derneği Başkanı Hale Özen de Karadeniz'deki deniz ve çevre kirliliğinin son 15 yılda gözle görülür derecede arttığına işaret etti. Özen, Yıllardır Karadeniz'e boşaltılan çöpler, sanayi atıkları, tıbbi atıklar ve kanalizasyonlar, bugün başımıza bela oldu. Bu kirlilik katliamının bir an önce önüne geçmek lazım. Yoksa ne deniz kalacak ne de kumsal. diye konuştu.

Karadeniz'in kirliliğine son verme konusunda Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, 16 ülkenin çevre bakanı ile İstanbul'da bir araya gelerek 'Acil Eylem Planı Ortak Bildirgesi' imzalamıştı.

Imbat
30 06 2007, 17:00
Çölleşme günümüzün en büyük çevre sorunu

Bu bulgu Birleşmiş Milletler raporunda da yer alıyor. Rapora göre, hükümetler acil önlem almazsa toplu göçler meydana gelecek ve 10 yıl içerisinde 50 milyon insan yerlerinden edilecek.

İSTANBUL - Birleşmiş Milletler üniversitesi tarafından 25 ülkeden 200 uzmanın katılımıyla hazırlanan rapora göre çölleşme günümüzün en büyük çevre sorunu.

Rapora göre yaklaşık 2 milyar insan çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya ve eğer hükümetler bu konuda önlem almazsa 10 yıl içersinde 50 milyon insan yaşadıkları yerleri terketmek zorunda kalabilir.

Raporda hükümetlerin çorak toprakları kullanma biçimlerinde reform yapmaları, sulama yöntemlerini gözden geçirmeleri ve sürdürülebilir bir tarım politikası takip etmeleri isteniyor. Yetersiz kaynağın problemi büyüttüğü belirtilen raporda, bu konudaki bağışların % 29 azaldığı da vurgulanıyor.

KENTLERİN HIZLI BÜYÜMESİ BÜYÜK SORUN
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun hazırladığı bir diğer rapor da, kentlerin hızlı büyümesine dikkat çekiliyor ve özellikle Afrika ile Asya'da kentlerin hızla büyümeye devam etmesinin dünyayı bir felaketle tehdit ettiği uyarısında bulunuluyor. Raporda, siyasetçilerin kentleşme sorununu nasıl çözecekleri konusunda sahip oldukları yaklaşımları radikal bir şekilde gözden geçirmeleri gerektiğine işaret ediliyor. Rapora göre, önümüzdeki yıl dünya nüfusunun yarısı, yani yaklaşık 3 milyar 300 milyon kişi kentlerde yaşıyor olacak.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, kaçınılmaz olan kentleşmeyi önlemeye çalışmak yerine, ülke yönetimlerinin daha iyi kent planlaması politikaları üzerinde durmaları gerektiğini vurguluyor. Rapor aksi takdirde devasa gecekondu bölgelerinin ortaya çıkacağı, kentlerdeki çevre sorunlarının büyüyeceği ve gençler arasında radikal eğilimlerin güçleneceği uyarısında bulunuyor.

Sansli
01 07 2007, 17:00
Zehir dolu Bakırçay'da balıklar ölüyor

MANİSA'NIN Soma ilçesinin Bakır beldesinden doğup Manisa, Kırkağaç, Kınık ve Bergama ilçelerinden geçerek Çandarlı'da Ege Denizi'ne dökülen Bakırçay Nehri'nde kirliliğin artması ve havanın ısınmasıyla toplu balık ölümleri başladı. Ölçümlerde kirlilik oranlarının ölümcül sınıra ulaştığının saptanmasına rağmen hiçbir önlem alınmayan nehir, çevreye de zehir saçıyor. Bölgedeki 25 süt ve süt ürünleri tesisi, zeytinyağı ve salça işletmelerinin atık suları Bakırçay'a bırakılıyor.

Sansli
01 07 2007, 17:00
Sokaklar gürültü kirliliğine teslim

Havaların ısınmasıyla birlikte gürültü sezonu da açıldı! Gürültüden rahatsız olanlar şikâyetlerini il çevre ve orman müdürlükleri ile belediyelere iletebilecek

Barış Manço'nun Domateees, bibeeeer, patlıcaaan şarkısında olduğu gibi yaz aylarıyla beraber sokaklarda, mahalle aralarında yankılanan seyyar satıcı anonslarının, elektro bağlamalı sokak düğünlerinin başlaması, havai fişek, maytap patlamaları, korna ve susturucusuz egzoz sesleri nedeniyle şehirler gürültü kirliliğine teslim oldu.


Şikâyet edin

Çevre Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Sevinç Karakaya, gürültü kirliliğini önleyebilecek çok iyi hazırlanmış yasa ve yönetmelikler olduğunu ancak bunların uygulanmadığını söyledi.
Çevre ve Orman Bakanlığı'nca çıkarılan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinde gürültü kirliliğine yol açan davranışların açık biçimde yasaklandığına dikkati çeken Karakaya, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının Anayasa ve yasalarla güvence altına alındığını vurguladı.
Karakaya, yasaların ihlal edilmesi halinde büyük para cezaları öngörüldüğüne ancak vatandaşların yasaların uygulanması konusunda sorumluluğun kime ait olduğu konusunda yeterince bilgili olmadığına işaret etti. Karakaya, bu konuda rahatsız olanların il çevre ve orman müdürlükleri ile belediyelere şikâyetlerini iletebileceklerini belirtti. Sorumlu birimlerin de görevlerini yerine getirmediğini iddia eden Karakaya, bu konuda yetkilendirilen belediyelerin harekete geçmesini istedi.


Düğündeki müziğe ceza

Bu arada Denizli'nin Güney ilçesinde, yüksek sesle müzik çalınması nedeniyle düğün sahibine para cezası kesildi. Jandarma ekibinin önleyici hizmet görevi sırasında, ilçeye bağlı Aşağıçeşme köyündeki düğün töreninde yüksek sesle müzik yayını yapıldığı belirlendi. Bu nedenle düğün sahibi H.M.'ye, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 36'ncı maddesi gereğince 58 YTL para cezası uygulandı.

whitesnow
03 07 2007, 17:00
Ozon tabakası artık korunuyor!

Desteklenen projelerle Türkiye'de ozon tabakasını incelten maddelerin tüketimi, zorunlu kullanım alanları dışında sıfırlandı.

Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin Giderilmesi Projesi Koordinatörü Şenol Ataman, desteklenen projelerle Türkiye'de ozon tabakasını incelten maddelerin tüketiminin, zorunlu kullanım alanları dışında sıfırlandığını söyledi.

Ataman, Türkiye'nin, 1989'da yürürlüğe giren Montreal Protokolü çerçevesinde, ozon tabakasını incelten maddeler tüketimi 0.3 kilogramdan az olan ülkeler grubunda yer aldığını belirtti.

Montreal Protokolü kapsamında ozon tabakasını incelten maddelerin üretim ve tüketimine, zamana, alternatif madde ve teknolojilere bağlı olarak kısıtlamalar getirildiğini ifade eden Ataman, şunları kaydetti:

Türkiye'de de protokol gereği, gerekli teknik ve maddi yardım sağlanarak sanayide ve ilgili sektörlerde alternatif madde ve teknolojilere geçişin sağlanması ve ozon tabakasını incelten maddelerin tüketiminin sıfırlanması hedeflendi.

Ozon tabakasını incelten maddelerin kullanıcılarına, ikame madde ve teknolojilere geçmeleri için gerekli teknik ve maddi yardım sağlamak amacıyla Dünya Bankası ile Hazine Müsteşarlığı arasında 1994 ve 1995 yıllarında imzalanan anlaşmalarla Çok Taraflı Fon'dan 26,1 milyon dolar kaynak sağlandı.

Ataman, bu anlaşmalarla TTGV ile Çevre ve Orman Bakanlığının çeşitli görevler üstlendiğini bildirdi.

TTGV'nin anlaşmalar kapsamında ozon tabakasını incelten maddeleri kullananlara ulaşarak, bu ürünlerin tanımlanması için çalışmalar yapma gibi görevler aldığını belirten Ataman, şöyle devam etti:

TTGV, şimdiye kadar KOBİ'lerin ozon tabakasını incelten maddelerin giderilmesine yönelik koşullar, teknolojik seçenekler ve sağlanabilecek destekler konusunda bilgilendirilmesi ve seminerler düzenlenmesi, bu maddeleri giderme seçeneklerini ortaya koymaya yönelik projelerin hazırlanması, ülke çapında değişim projeleri hazırlanarak Dünya Bankası aracılığıyla Çok Taraflı Fona sunulması ve destek sağlanması gibi görevleri kapsamında çalışmalar yaptı.

Desteklenen projelerle Türkiye'de ozon tabakasını incelten maddelerin tüketimi, 2006'da zorunlu kullanım alanları dışında sıfırlanmıştır.

Proje bu yıl sonunda tamamlanacak. 2007 sonrasında gerekli fon sağlanırsa 2. derecede önemli ozon tabakasını incelten maddelerin kullanımının giderilmesi için alternatif madde ve teknolojilere geçiş projeleri hedefleniyor.

Ataman, TTGV'nin 2006'da, sanayide enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve çevre dostu teknoloji gibi alanlarda destek programları başlattığını söyledi.

whitesnow
15 07 2007, 17:00
İklim afetine hazırlık

Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetlere ek olarak iklim değişimlerinden kaynaklanan afetlerin de, Afet Kanunu kaps***** alınması için çalışma yürütülüyor.

Afet İşleri Genel Müdürlüğü, konuya ilişkin mevzuatı güncellemek ve eylem planı oluşturmak amacıyla ''İklim Değişimi Komisyonu'' oluşturdu.

Mevcut Afet Kanununda Türkiye'deki afetler, ''deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler'' şeklinde tanımlanıyor. Yürütülen çalışma ile kapsama iklim değişimlerinden kaynaklanan meteorolojik afetler ve diğer afetlerin de alınması amaçlanıyor.

Türkiye'nin yakın gelecekte ''daha az yağışlı ve daha sıcak'' bir iklime sahip olacağı öngörüsünden hareketle ilgili mevzuata öncelikle ''Kuraklık'' tanımı eklenecek ve mevcut afetlerin tanımı iklim değişikliklerinin etkisi çerçevesinde yenilecek.

Bu çerçevede Genel Müdürlüğün çalışmaları bir temele oturtulacak.

Çalışma yöntemleri belirlenecek, mevzuat taraması yapılarak, kapasite geliştirilecek ve uygulamaya geçilecek.

Söz konusu afetler ile ilgili risk haritaları çıkarmayı planlayan Afet İşleri Genel Müdürlüğü, iklim değişikliğinde adaptasyon sürecine ilişkin erken uyarı sistemleri, uygun katı atık alanlarının tespiti, sera gazlarının jeolojik yapı içinde emisyonunun sağlanması, binaların ısı yalıtımı ve binaların mimari özelliklerinin değiştirilmesi, nakil işlemleri, kıyı zonları, kıyı erozyonu, heyelan ve sel baskınları için uyarı sistemleri, izleme sistemleri ve benzeri konularda oluşturulacak ekip ile politikaları belirleyecek.

Afet oluşmadan önce yapılacaklar, her bölge ve afet türü için tespit edilerek afet öncesi çalışmalar ve zarar azaltma çalışmalarına hız verilecek.

Yetkililer, yeni yerleşim yerleri seçiminin yeniden iklim değişimi kapsamında değerlendirilmesi ve riskli bölgelerde yapılaşma yapılmaması gerektiğini belirttiler. Etkilenen tarım arazileri ve yerleşim yerleri için ''sigorta sistemi'' getirilmesinin de gündemde olduğunu kaydettiler.


ÜLKE TOPRAKLARINDA HEM SEL HEM KURAKLIK RİSKİ
İklim Değişimi konusunda, Komisyon ile birlikte çalışan Genel Müdürlük bünyesindeki Avrupa Doğal Afetler Eğitim Merkezi (AFEM) de dünyada iklim değişim konusundaki organizasyon ve toplantıları takip ederek, Türkiye'de bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor.

AFEM Müdürü Nehir Varol A.A muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ısınmanın, ''insan hayatını etkileyecek, günlük akışı kesintiye uğratacak ve ölümlere neden olacak'' sonuçlar doğuracağını ifade ederek, ''Dolayısıyla iklim değişimi, sonuçlarına bakıldığında bir afettir. Daha şimdiden normalin üzerinde ölümler bu nedenle görülmeye başlamıştır. 2003 yılı yazında Avrupa'da 35 bin 118 kişi sıcak hava dalgasından hayatını kaybetmiştir'' dedi.

İklim değişimlerinin yol açabileceği tabloya ilişkin Türkiye'de hazırlanan bir senaryo bulunmadığını, ancak Intergovermental Panel On Climate Change'in (IPCC) dünya ölçeğinde bir çalışması olduğunu belirten Varol'a göre, IPCC'nin Türkiye senaryosunda öne çıkan bazı noktalar şöyle:

- Türkiye'de yıllık ortalama sıcaklıklar 2,5-4 derece arası artacak.

- Ege ve Doğu Anadolu'daki artış 4 dereceyi bulacak.

- Türkiye'nin güneyi ciddi kuraklık tehdidiyle karşı karşıya olacak.

- Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'yu kapsayan bölgelerde kış yağışları yüzde 20-50 arası azalacak.

- Kuzey bölgelerde sel riski artacak.

Senaryoda, ayrıca küresel ısınma ile Türkiye'de artması beklenen afetler ''kuraklık'', ''seller (şiddetli yağmur ve yıldırımlar)'', ''deniz su seviye yükselmeleri'', ''heyelanlar'', ''kıyı selleri ve fırtına kabarmaları'' şeklinde sıralandı.


AĞAÇ KURUMALARI VE BÖCEK SALGINI
Varol, eldeki veriler ışığında, iklim değişikliğinin özellikle Türkiye'nin çölleşme tehdidi altındaki yarı kurak ve yarı nemli bölgelerinde etkili olabileceğini ifade ederek, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinin risk altında olduğunu söyledi.

Bu bölgelerde özellikle ormancılık ve su kaynakları açısından sıkıntı yaşanabileceğini belirten Varol, ''Son yıllarda Türkiye ormanlarında artış kaydeden toplu ağaç kurumaları ve zararlı böcek salgınları vb. afetlerin birincil nedeninin, kuraklık, hava kirliliği ve asit yağmurları olduğuna dair kuvvetli bulgulara rastlanmıştır. Yalnız 1993-94 yılları arasında yaklaşık 2 milyon metreküp ağaç serveti, böcek yıkımı nedeniyle kesilmiştir'' dedi.


ÖNLEMLER
Varol, ''küresel ısınma'' tehdidine karşı bilinçli olmak ve riski azaltıcı tedbirleri hayata geçirmek gerektiğini belirterek, TEMA ve iklimle ilgilenen diğer kuruluşların ortaya koyduğu bazı önlemler hakkında bilgi verdi. ''Su tasarrufunun'' büyük önem taşıdığına vurgu yapan Varol, dikkat edilmesi gereken diğer bazı noktaları şöyle sıraladı:

- Enerji tasarruflu ampulleri kullanılmalı.

- Televizyon, bilgisayar, yazıcı, VCD, CD gösterici, gibi elektronik aletler 'bekleme durumunda' (stand-by) bırakılmamalı.

- Çamaşırlar yüksek sıcaklık yerine ılık veya soğuk suyla yıkanmalı, durulama ise soğuk su ile yapılmalı.

- Geri dönüşümü mümkün olan şişe ve kutulardaki yiyecek ve içecekler tüketilmeli. Kağıtlar geri dönüşüm çöp kutusuna atılmalı.

- Binaların yalıtımı ile yüzde 25'ten yüzde 50'ye varan yakıt tasarrufu sağlanabilmektedir. Çatı, kapı ve pencerelerin yalıtımı yapılmalı.

- Pencereler ve kapılar, ısının dörtte 1'inin kaybına neden olmaktadır. Çift cam veya ısıcam ısı kullanılmalı.

- Koyu renk boyalar sıcaklığı muhafaza eder. Evlerin dış cephesinde koyu renkler tercih edilmeli.

- Otomobiller, çok gerekli haller dışında kullanılmamalı, toplu ulaşıma ağırlık verilmeli.

- Petrol, kömür ve doğal gaz (fosil yakıtlar) kullanımını sınırlandırılmalı.

- Enerji tasarruflu kullanılmalı.

- Güneş, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmeli.

- Ormanları korumalı ve miktarını artırmalı.

- Plansız ve çarpık kentleşmeye izin verilmemeli.

- Tarımda damla sulama ve mikro sulamaya geçilmeli.

- Şehir şebeklerindeki su sızıntıları önlenmeli.

Sansli
16 07 2007, 17:00
Bir tutam toprak: 600 bin canlı

İSTANBUL - Bodrum'un Güvercinlik ve Milas Meşelik köylerinde yanan 80 bin Halep çamını geri getirmek için 150 yıl gerekiyor. TEMA Ege Bölgesi Proje Sorumlusu Orman Mühendisi Mahir Keskin, Halep çamlarının çok değerli bir tür olduğunu belirtti:
Yanan ağaçlar 150 yıllıktı. Sadece ağaçlar değil tüm ekosistem yandı. Bir santimetreküp orman toprağında 600 bin canlı organizma vardır. Keklik, tavşan, yılan, tilki... Bu ekosistemin tekrar oluşması için 150 yıl gerek.
Halep çamı (pinus halepensis) boyu 15-18 metreye kadar uzayan bir çam. Batı Portekiz'den başlayarak Doğu Akdeniz'e ulaşır. Batıdan doğuya gidildikçe bu sahalar daralır. Nitekim Türkiye'de çok lokal iki yayılış alanı var. Gövdesi açık kül rengi ve çatlaksız, kozalakları konik yapılıdır. Odunundan reçine elde edilir. Kuraklığa dayanıklıdır. Ambalaj ve kâğıt sanayiinde önemli bir malzemedir. Kalkerli toprağı sever, erozyona karşı etkilidir. Güvercinlik ve Meşelik sınırlarındaki 800 hektar, dünyanın koruma altındaki en büyük Halep çamı ormanıydı.

Sansli
22 07 2007, 17:00
Kuş cenneti kuruyor... Manyas Gölü'nde su seviyesi düştü

Bursa'nın Karacabey ve Balıkesir'in Manyas ilçelerine günlük toplam 700 bin metreküp tarımsal amaçlı su sağlayan Manyas Gölü'nde su seviyesi sınır değerlere yaklaştı.


Vali Selahattin Hatipoğlu, Karacabey Ovası'na su akışını sağlayan Bandırma'ya bağlı Ergili köyündeki regülatör kapaklarının bulunduğu bölgede incelemelerde bulundu. Manyas Gölü'nün ''can damarı'' olan Kocaçay'ın kurumasıyla göle su akışının durduğuna dikkat çeken Vali Hatipoğlu, göldeki su seviyesinin önemli ölçüde düştüğünü, yağışların olmamasının da mevcut tabloyu ağırlaştırdığını ifade etti. Hatipoğlu, göldeki ekolojik dengenin bozulmaması için gerekli hassasiyeti göstereceklerini belirterek, bölge çiftçisini tasarruflu su kullanmaları konusunda uyardı. Vali Hatipoğlu, şunları kaydetti: ''Manyas Gölü'nden protokol gereği Karacabey çiftçisinin günlük 500 bin metreküp, Manyas çiftçisinin de 200 bin metreküp tarımsal amaçlı su kullanma hakları var. Her gün görevlilerce kot miktarı ölçülüyor. Çiftçiler, göldeki kot 14,20'ye düşene kadar su kullanacaklar. Şu anda 14,48'lerde. Bu kaç gün sürer, bilemem. Belirlenen seviyeye gelinince regülatör kapakları kapatılacak. Çiftçilere şunu öneriyorum: Kapalı devre ya da damlama sulama metodunu kullanmaları gerekiyor. Küresel ısınma ile artık gölde bu sıkıntılar yaşanacaktır. Tedbirli olmak gerekiyor. Aksi halde çok büyük sıkıntı yaşarız. Suyu denetimli kullanmalıyız.'' Vali Hatipoğlu'na, incelemeleri sırasında Manyas Kaymakamı Resul Çelik eşlik etti.

whitesnow
23 07 2007, 17:00
Dünya tarihini 'hava durumu' değistirmiş

HİTLER KABANINI EVDE UNUTTU: Eylül 1941'de Rusya'ya saldıran Hitler'in ordusu, soğuk kış şartlarını dikkate almadığı için yenildi. Askerlerine kaban giydirmeyi akıl edemeyen Alman faşist Adolf Hitler, Moskova'daki Kızıl Meydan'da zafer kutlamalarında giyilecek üniformaları hazırlamayı unutmamıştı.



NAPOLYON MOSKOVA'DA MEVSİMİ ŞAŞIRDI: Yıl 1982, Napolyon'un işgalci ordusu Moskova'yı yağmaladı. Fransız askerleri yağmaladıkları şehirde değerli ne kadar eşya varsa Paris'teki kadınlar için çaldı. Zafer sarhoşu 600 bin kişilik Napolyon ordusu, Rusya'nın kışını Fransa'nın kışıyla karıştırdı. Kışın yaklaşmasını dikkate almayan askerlerden sadece 150 bini evine dönmeyi başardı.


SİS ÇIKTI ABD DOĞDU: ABD Başkanı George Washington'un silahsız ve üniformasız ordusu 22 Ağustos 1776'da Britanya ordusu karşısında ağır bir yenilgi alabilir ve bir daha toparlanamayabilirdi. Bir anda çöken ağır sis nedeniyle göz gözü görmez hale gelince savaş başka bir güne kaldı.


DOLU YAĞDI FRANSA'DA DEVRİM OLDU: Kurak ilkbahar nedeniyle gıda fiyatlarının hızla yükseldiği Fransa'da aniden bastıran dolu tarlalardaki ekinleri tamamen yok etti. Kıtlık ile karşı karşıya kalan Fransa'da aç kalan toplum Fransız Devrimi'ni gerçekleştirerek tarihe geçti.


MELTEM AVRUPA'YI KURTARDI: Yunan donanma komutanı Themistokles, M.Ö. 480'de rüzgar bilgisini kullandı. Bu sayede Perslere karşı Salamis Savaşı'nı kazanan Themistokles, Avrupa medeniyetini kurtardı.


MUSONLAR MOĞOLLARI ENGELLEDİ: Shinto rahiplerinin duaları sonucu başladığına inanılan 2 muson rüzgarı, 13'üncü yüzyılda Moğolların Japonya'yı işgalini önledi.


RÜZGAR ÇIKTI, İNGİLTERE SAVAŞI KAZANDI: Yıl 1588.... İspanya Kralı 2'nci Philip komutasındaki İspanyol armadasının, İngiltere karşısında aldığı yenilgi batı medeniyetindeki en çetin mücadelelerden biri olarak bilinir. Rüzgar İngiltere'den yana esince Phililp kaybeden oldu.


İLK RUSYA MAĞDURU: İSVEÇ KRALI: İsveç Kralı 12'nci Charles, Rusya'nın çetin şartlarına ve soğuk kışına aldırış etmeksizin ordusunu ölüme süren ilk Avrupalı lider oldu. Charles'ın Büyük Kuzey Savaşı'nda yaşadığı felaket, Rusya'ya Avrupa'da itibar kazandırdı.


HİROŞİMA'YI GÜNEŞ YAKTI: Havanın açık olmasını fırsat bilen ABD uçağı, atom bombasını Japonya'nın Hiroşima kentine 6 Ağustos 1945'te bıraktı. Sadece 2 gün sonra hava kapalı olduğu için Kokura kenti kurtuldu. Bulut engelini aşamayan uçak atom bombasını Nagasaki'ye bıraktı.


SEL KÖLELİĞİN ÖMRÜNÜ UZATTI: ABD Virginia'da 30 Ağustos 1800'de kölelerin Gabriel adındaki bir kişinin liderliğindeki isyan, siyahların zaferi olabilirdi. Fırtına ve şiddetli yağmur bu isyanın bir plandan öteye geçememesine neden oldu.

Imbat
25 07 2007, 17:00
''Doğanın Dili''ni gezerek öğrenin!

TÜBİTAK, 'Doğanın Dilinin öğretilmesi yoluyla bilimin popülerleştirilmesine yardımcı olmak ve geniş bir ekoloji ufku kazandırmak amacıyla düzenlenen Ekoloji Temelli Doğa eğitimlerine bilim muhabirliği kavramının yerleşmesi amacıyla bilim muhabirlerini de davet etti.

Bu yıl 13 bölgeye yayılan doğa eğitimlerinin en yakın programı Kaçkar Dağları ve Hatila Vadisi'nde gerçekleştirilecek. Yarın başlayacak ve 2 Ağustosta sona erecek gezide, Hatila Vadisi ve Kaçkar Dağları Milli Parkı ile Camili Biyosfer Rezervi dahil bölgedeki 7 korunan alan ve yakın çevresinin sunduğu doğal ve kültürel kaynakları eğitim amacıyla kullanarak, çevre bilinci yüksek eğitimli insan grupları oluşturmak amacıyla tasarlandı.

Ilgaz Dağı ve Küre Dağları milli parklarındaki doğa eğitimi ise 27 Temmuz-5 Ağustos ve 7-16 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Kazdağı Milli Parkı ve yakın çevresinin sunduğu doğal ve kültürel kaynakları, eğitim amacıyla kullanarak çevre bilinci yüksek gönüllü insan grupları oluşturmayı amaçlayan eğitim programı ise 17-26 Ağustos ile 28 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında yapılacak.

Elazığ ve Malatya illerindeki doğa harikalarını gözler önüne serecek eğitim ise 22-31 Ağustos 2007 tarihleri arasında olacak.

Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerini kapsayan GAP Bölgesinde ise doğal çevreyi jeolojik, jeomorfolojik, floral ve kültürel özellikleri ile tanıtacak eğitim ise 1-10 Eylül 2007 ile 23-31 Mayıs 2008 tarihleri arasında olacak.

Isparta ilinin Eğirdir, Kovada, Gölcük ve Yazılı Kanyon gibi korunan doğal alanlarında yapılacak doğa eğitimi, 2-9 Eylül tarihleri arasında başlayacak ve farklı tarihlerde önümüzdeki yıl da sürecek.

Trabzon ili ve ilçelerindeki lise 1 ve lise 2 öğrencilerini doğadaki radyoaktivite hakkında bilgilendirmeyi amaçlayan eğitim de önümüzdeki yılın mart ayından eylül ayına kadar farklı tarihlerde devam edecek.

whitesnow
01 08 2007, 17:00
'Dünyanın nazar boncuğu' Meke Gölü, artık bataklık

Konya'nın Karapınar ilçesinde bulunan ve 'dünyanın nazar boncuğu' olarak bilinen Meke Gölü, kuraklık yüzünden bataklığa döndü. Yaklaşık 5 milyon yıl önce volkanik patlama sonucu oluşan ve taban suyuyla beslenen göl, yakın zamana kadar yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerlerinden biriydi.



Birkaç yıl öncesine kadar 100'ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan göl, suyunun azalması nedeniyle eski güzelliğini kaybetti. Daha önce 12 metre derinliğe ulaşan Meke Gölü, şimdi çamurdan ibaret. Çevreye yayılan kötü koku gezmeye gelenleri rahatsız ederken, yerli-yabancı turistler göl için, 'Meke'nin güzelliği kartpostallarda kaldı' yorumunu yapıyor. Karapınar'ın yerel yöneticileri bölgelerinin yeterli yağış almadığına dikkati çekerek, su çekilmesini yağış azlığına bağlıyor. Çare olarak, bölge ağaçlandırılıyor.

Imbat
09 08 2007, 17:00
Manavgat Şelalesi kurudu

Yaz aylarında günde yaklaşık 3 bin kişinin ziyaret ettiği dünyaca ünlü Manavgat şelalesi, ırmak üzerindeki iki barajın su seviyesinin düşmesinden dolayı kurudu.

Dünyanın en büyük yeraltı nehirleri olan Dumanlı 1 ve Dumanlı 2'den beslenen Oymapınar barajı ve Manavgat barajındaki su seviyesinin düşmesi sonucu Manavgat şelalesi kurudu. Şelaleyi göremeyince şaşkınlık yaşayan yerli ve yabancı turistler, kurumuş şelale önünde fotoğraf çektirdi.

Şelale bölgesinde restoran ve kafeterya işleten esnaf, Seydişehir alüminyum fabrikasının enerji ihtiyacını karşılamak için Oymapınar barajından su salınmadığını ileri sürdü.

Şelale Dinlenme Tesisleri İşletme Şefi Selim Ünal, şelalenin kurumasıyla yüzlerce insanın zarar gördüğünü belirterek, 'Turistler gördükleri manzara karşısında hiçbir aktiviteye katılmadan dönüyor. Suyun tahliyesinde dengesizlik var. Gece suyun tahliyesi normal seviyede, gündüz kesintili. Eğer bu zaman içersinde su tahliyesi gündüze alınıp gece kesilirse bu sıkıntıyı çekmeyiz' dedi. Manavgat şelalesi, 1998 ve 2005 yılında da benzeri şekilde kurumuştu.

Imbat
09 08 2007, 17:00
Kuraklık Ağrı'nın zirvesini de vurdu

Türkiye'nin en yüksek dağı olan 5 bin 137 metrelik Ağrı Dağı'ında yılın 12 ayı karlarla kaplı zirvesi, bu yıl kuraklıktan nasibini almışa benziyor. Doğubayazıt Kaymakamı Cemalettin Demircioğlu, Ağrı Dağı'na tırmanan kişilerle yaptığı görüşmeye göre, zirvedeki kar miktarında azalma olmadığını söyledi. Meteoroloji İl Müdürlüğü yetkilileri de, Ağrı Dağı'nın zirvesindeki kar miktarında geçen yıllara göre bir miktar azalmanın söz konusu olabileceğini kaydetti. Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Başkanı Nasuh Mahruki ise Ağrı Dağı'na kış mevsiminde tırmandığını ve kar miktarında geçen ve buzulda da bir miktar erime olduğunu savundu.

Imbat
10 08 2007, 17:00
Asıl cehennem sıcağı 2 yıl sonra

Çevre uzmanları, küresel ısınmanın 2009 yılından sonra artacağı tahmininde bulundu. 2005 yılını takip eden 10 yıl içindeki olasılıklara değinen İngiliz bilim adamlarının raporunda, küresel ısınmanın suçlusu olarak insanlar değil, doğal etkenlerin sebep olduğu iklim değişikliği gösterildi. Tahminde bulunmak için, El Nino kasırgasıyla okyanus sirkülasyonundaki diğer dalgalanmaları inceleyen uzmanların Science dergisinde yayımlanan raporuna göre, dünya gerçek ısınmayla 2009 yılında tanışacak. 2009'a kadar ise doğal güçler, insanın yol açtığı ısınmayı dengeleyecek.

whitesnow
02 09 2007, 17:00
Türkiye ormanlarında 22 tür ağaç var

Sarıçam, Kayın, Karaçam, Sedir, Kızılçam, Göknar, Ladin, Fıstıkçamı, Ardıç, Porsuk, Servi, Meşe, Gürgen, Kızılağaç, Akçaağaç, Dişbudak, Kestane, Çınar, Huş, Ihlamur, Sığla ve Kavak olmak üzere toplam 22 tür ağaç, Türkiye'nin orman alanlarını oluşturuyor.

http://www.ntvmsnbc.com/news/418914.asp

whitesnow
02 09 2007, 17:00
Her yıl 1 Kıbrıs kaybediyoruz

Dünya nüfusunun beşte birini tehdit eden erozyondan en çok etkilenen ülkelerden biri de Türkiye. Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı Kocaeli Temsilcisi Nermin Tol, Türkiye'de erozyonun ve insan faktörünün afet niteliğine dönüştüğünü söyledi. Türkiye arazisinin yüzde 63'ünün çok şiddetli erozyonla karşı karşıya olduğunu kaydeden Tol, İşlenen tarım alanların yüzde 75'inde yoğun erozyon görülüyor. Buna göre her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton toprak elimizden kayıp gitmekte. Bitki örtüsü ve ormanlarımızın tahribi sonucu her yıl 1 milyar 400 milyon ton verimli üst toprak kaybedilmekte. Göllere ve denizlere taşınan bu topraklar, 25 santimetre kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde araziye eşdeğer. Erozyonla kaybedilen toprak, ABD'nin 7, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın ise 22 katı daha fazla düzeyde dedi. Tol, erozyonun dünyada bir milyar insanı etkilediğini, 135 milyon insanın da bu yüzden doğup büyüdükleri yeri terk etmek tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

whitesnow
02 09 2007, 17:00
Bir zamanlar kuşlar vardı


KONYA - Türkiye'nin toplam yer altı suyunun yüzde 40'ını barındıran Konya Kapalı Havzası'nda Tuz Gölü çevresinde yer alan ve 2 yıl öncesine kadar birçok türde on binlerce kuşa ev sahipliği yapan Bolluk, Tersakan ve Düden gölleri küresel ısınmaya daha fazla direnemeyerek kurudu. Konya'nın Cihanbeyli ilçesindeki 1150 hektarlık Bolluk Gölü'nden bu yaz geriye çölü andıran kuru toprak kalırken, 6 bin 400 hektar alanı bulunan, kılıç gaganın kuluçkaya yattığı, çok sayıda su kuşunun geldiği Tersakan Gölü de tamamen kurudu.
Bilinçsiz tarımsal sulamanın yapıldığı Düden Gölü'nde ise artık sulayacak su kalmadı. Cihanbeyli'de yıllarca avcılık yapan, Cihanbeyi Avcılık ve Atıcılık Derneği yönetim kurulu üyesi Bayram Birgez, Bolluk Gölü'nün yer altından beslendiğini ve bu yıl bir damla bile çıkmadığını söyledi. Birgez, Önceden göle Akdeniz martısı, cılıbıt, ince gagalı martı, suna, uzunbacak, kılıç gaga, gülen sumru ve flamingo adeta sürüyle inerdi. Av dönemlerinde gölün kıyısından ayrılmazdık. Şimdilerde ise bırakın kuşu bir damla suyu bulamaz olduk dedi.

] Beyşehir tehlikede
Konya'da küresel ısınmanın etkisi bununla da sınırlı değil. Kulu Gölü, Küçük Göl, Samsam Gölü de adeta can çekişiyor. Konya Kapalı Havzası'nda yer alan Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü ve Meke Gölü de giderek bataklık haline geliyor.

Sansli
16 09 2007, 17:00
Buzullar Eridi, Ünlü Kuzey Geçidi Açıldı

Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Kuzey Buz Denizi'ndeki erime sonucu, buzulların kapladığı alanın, uydudan ölçümlerin başladığı 1978'den sonraki en alt seviyesine indiğini duyurdu. ESA, Atlas Okyanusu'ndan Büyük Okyanus'a kutup üzerinden kestirme deniz yolunun açıldığını belirtti.

ESA'nın internet sitesinde (www.esa.int), Kuzey Kutup Bölgesi'ndeki buzulların kapladığı alanın erime sonucu en alt düzeye indiği ve açılan deniz yolları, uydu fotoğraflarıyla gösterildi. ESA'dan yapılan açıklamaya göre, tarihsel olarak geçişin mümkün olmadığı ünlü Kuzey Buz Denizi Kuzeybatı Geçişi adlı rota da buzulların erimesi sonucu açıldı. Böylece Avrupa'dan batıya gidip Asya'ya ulaşmak, aynı şekilde Atlas Okyanusu'ndan Büyük Okyanus'a (Pasifik) geçmek, artık tamamen açık hale geldi.

Denizcilik şirketlerinin yıllardır açılmasını umdukları rotanın uydu fotoğraflarını yayımlayan ESA, bölgenin artık denizciliğe tamamen elverişli olduğunu duyurdu. Denizcilik firmaları, Kuzeybatı Geçişi'nin Panama Kanalı'na en ucuz alternatif olabileceğini belirtiyor. ESA'nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre Danimarka Ulusal Uzay Ajansı'ndan Leif Toudal Pedersen, Kuzey Kutbu'ndaki buzul erimesinin aşırı dereceye ulaştığını vurguladı ve bölgedeki buzulların 3 milyon kilometre gibi çok düşük bir alana indiğini belirtti.

whitesnow
11 11 2007, 18:00
Karadeniz'de çevresel felaket

Ukrayna'nın Kerç limanındaki şiddetli fırtınada petrol taşıyan bir Rus tankerinin ikiye ayrılması sonucu 2 bin ton fuel oil Karadeniz'e aktı. Rus yetkilileri, kazayı çevre felaketi olarak niteliyor.

KİEV - Rusya'nın Azak limanından yola çıkan Volganeft-139 adlı tanker, kötü hava koşulları nedeniyle Ukrayna'nın Kerç limanına demirlemek zorunda kaldı. Ancak dev dalgalar nedeniyle 4 bin ton fuel-oil taşıyan tanker ikiye ayrıldı.


Kazada tam 2 bin ton fuel oil denize aktı. Rus yetkililer, büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya olunduğu uyarısında bulundu.

Denizin fuel-oil'den temizlenmesinin birkaç yıl sürebileceği belirtiliyor.

Geminin 13 kişilik mürettebatı ise sağ kurtarıldı. Kötü hava koşulları nedeniyle Karadeniz ve Azak denizinde de başka gemi kazaları da meydana geldi.

Rus yetkililer, Ziya Kos adlı bir Türk şilebinin de Karadeniz'de karaya oturduğunu açıkladı. Ancak şilepteki mürettebatın durumu hakkında herhangi bir bilgi verilmedi.

Sansli
08 12 2007, 18:00
Tuz Gölü sekiz yıl sonra kuruyacak

Uydu görüntüleri, Tuz Gölü'nün 18 yılda yüzde 60 küçüldüğünü kanıtladı. Böyle devam ederse, göl 2015 yılında kurumuş olacak..

Kaçak kuyular ve iklim değişikliğinin Tuz Gölü'nü 18 yılda yüzde 60 küçülttüğü; bugünkü koşulların devam etmesi durumunda ise 2015 yılında Tuz Gölü'nün tamamen kuruyacağı bildirildi. Aksaray Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Semih Ekercin, Tuz Gölü Havzası'nı çevreleyen 9 meteorolojik istasyonun verilerini 1970-1992 ve 1993-2005 arasında iki periyodun karşılaştırmasıyla incelediklerini kaydetti. Yrd. Doç. Ekercin, şu bilgileri verdi: Tuz Gölü'nün küçülmesinde iki faktör var. Bunlardan birincisi iklim değişikliğine bağlı kuraklık... Tuz Gölü Havzası'nda son yıllarda yaz kuraklığı artarken, yer altı sularını besleyen yağışlar da azaldı. İkinci faktör ise bilinçsiz yer altı suyu çekilmesidir. 1987 ve 2005 yıllarının 17 Mayıs saat 08.45'te alınan iki uydu fotoğrafında 1987'de Tuz Gölü'nün alanı 92 bin 562 hektarken, 2005 yılında 32 bin 552 hektara düştüğü görülüyor.''

'KUYULAR ERİTİYOR'
1975'den bugüne kadar çekilen uydu fotoğraflarından Tuz Gölü'nün küçülmesini ayrıntılı incelediklerini belirten Ekecik, sözlerini şöyle tamamladı: 1990'lardan itibaren açılan ruhsatlı ve kaçak kuyular nedeniyle Tuz Gölü su kaybı yaşamış. Bugünkü koşullar devam ederse 2015 yılında Tuz Gölü'nün tamamen kurumasını bekliyoruz. Kaçak kuyuların önlenememesi halinde, bu süre daha da öne çekilebilir.''

MAZI
09 03 2008, 18:00
Güneş ışınları ve rüzgar boşa gidiyor!

Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, yaptığı
açıklamada, enerji ihtiyacına kalıcı çözümler bulabilmek için üretimin büyük santraller yerine noktasal ölçekte ve kullanıcıya yakın bir noktada yapılmasının daha akılcı olduğunu söyledi.

Enerji ihtiyacının, sürdürülebilir enerji kaynaklarına ve enerji verimliliğine yönelmekle karşılanabileceğini belirten Eken, uranyum gibi yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanımına karşı olduklarını ifade etti.

Dünyanın neresinde olursa olsun nükleer enerjinin çözüm olarak kabul edilemeyeceğini savunan Eken, Gerek nükleer enerji santralleri, gerekse büyük barajlar, yüksek miktarda enerji üretimini tek bir merkezde yapmakta ve enerji son kullanıcıya bu merkezden dağıtılmaktadır. Söz konusu büyük projeler çevreye geri dönüşsüz zararlar vermekte ve sürdürülebilir değil dedi.

Büyük merkezlerde üretilen enerjinin kullanıcıya nakli sırasında kaçak ve kayıplar oluştuğunu, aynı zamanda verimin azaldığına dikkati çeken Eken, enerji ihtiyacına kalıcı çözümler bulabilmek için üretimlerin büyük santraller yerine noktasal ölçekte ve kullanıcıya yakın bir noktada yapılması gerektiğini savundu.

Eken, şöyle konuştu: Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılayabilmek için büyük şirketlerin lobi çalışmalarına karşı durmak gerekir. Örneğin, coğrafi konumu itibariyle yılın ortalama 200 günü güneş görülebilen Türkiye'de bu doğal enerji kaynağının kapasitesinin sadece binde 1'i kullanılıyor.

Eken, rüzgar enerjisi konusunda bazı firmalar tarafından yatırımlar yapılsa da, bunun yeterli olmadığını söyledi. Türkiye'nin rüzgar enerjisi potansiyelinin Avrupa ülkelerine oranla yüksek olduğunu belirten Eken, teknik kapasitesi 83 bin MV olan rüzgar enerjisinin sadece binde 5'inden yararlanılabildiğini kaydetti. Güneş ve rüzgar santrallerinin çevre dostu olduğuna işaret eden Eken, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bölümü bu kaynaklar kullanılarak karşılanabilir. Avrupa ülkelerinde de bu yatırımlar son yıllarda ilgi görüyor diye konuştu.

Nükleer atıkların bertaraf edilmesi ya da yeniden işlenmesi sırasında ciddi derecede sızıntı ve kirlilik riskleri bulunduğunu ifade eden Eken, Gerek bilimsel çalışmalar, gerekse dünyanın yaşadığı acı tecrübeler, nükleer santrallerin tehlikeli ve acımasız bir teknoloji olduğunu açıkça ortaya koymaktadırdedi.

Imbat
16 03 2008, 18:00
Dünyayı değiştirecek 10 fikir

Eğer bunlar hayata geçirilirse, acımasızca kirlettiğimiz dünya bize yeniden kucak açabilir

1-Ülkeler dünyanın sorunlarını çözmek için işbirliği yapacak. Bunun için 3 hedef var; çevreyi korumak, doğum oranını azaltmak, yoksulluğu bitirmek.

2-Tüketici kendi kendine hizmet edecek. Örneğin, doktora gitmek yerine ekranda ağrıyan yerimizi işaretleyip gerekli tedaviyi öğrenebileceğiz. Garson kullanmak yerine, ekrandan sipariş verebileceğiz.

3-Filmlerde oyuncular yerine konu önem kazanacak. Artık filmlerin başarısını Brad Pitt ve George Clooney gibi ünlü isimler değil, filmin konusu belirleyecek. Örneğin, animasyon filmler.

4-Eski teröristler topluma kazandırılacak, bunların terörü çözüm için çalışmaları sağlanacak.

5-Küresel ısınmayı için uçuk alternatifler tartışılacak. Dev aynalar kullanarak güneş ışınlarını geri yansıtmak, okyanusları demir bakımından zenginleştirerek daha çok karbondioksit emilimi sağlamak gibi...

6-Hayat yaşlılar için düzenlenecek. Yaşlılar bir yük olarak görülmeyecek, üretim ve ticaret 50 yaş ve üzerindekilere hitap edecek.

7-Doğal kaynakları zengin olan fakir ülkeler zenginleşecek. İstikrarlı para politikaları, serbest ticaret, verimli yatırım sayesinde kaynaklar daha iyi yönetilecek.

8-Kadınlara eğitim ve ekonomik fırsatlar sağlanacak. Yoksul ülkelerde kadınların üretime katılması için mikrokredi uygulaması başlatılacak.

9-Spor dünyayı şekillendirecek. En sıkı takip edilen programlar listesinde spor ve haber programları birinci sıraya oturuyor. Dünyada barışı sağlayabileceğine bile inanılan sporun küreselleşme ve kaynak yaratmada da işe yarayacağı düşünülüyor.

10-Bilim hayatın her alanında hüküm sürecek. Örneğin yemek yapmak gibi basit işler bile bir bilim dalı haline gelecek. Hangi yiyeceğin, hangi ısıda ne kadar pişirilmesi gerektiği gelişen yemek pişirme aletleri teknolojisi ve bilim sayesinde kesin olarak belirlenecek.

MAZI
18 03 2008, 18:00
Küresel ısınmaya karşı 1 saat karanlık
İSTANBUL Milliyet
Dünyayı tehdit eden küresel ısınmaya karşı 29 Mart günü, saat 20.00'de elektrikli alet ve ışıkları kapatma eylemi yapılacak

Yer: Tüm dünya. Tarih: 29 Mart Cumartesi. Saat: 20.00. Küresel ısınmaya karşı harekete geçmek isteyen herkes ışıkları ve elektrikli aletleri kapatma eylemine davetli... Tüm dünyada yapılması planlan Earth Hour (Dünya Saati) eyleminin Türkiye'deki öncülüğünü WWF Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) yapacak.
Dünyada geçen yıl 31 Mart 2007 gecesi WWF-Avustralya'nın girişimiyle gerçekleşen ve küresel iklim değişikliği üzerinde basit bir eylemle yapılabilecek değişimi gösteren etkinlik, bu yıl çok daha geniş bir katılımla gerçekleşecek. WWF-Türkiye, her kurum ve bireyi küresel ısınmaya karşı yapılacak eyleme katılmaya çağırdı. İstanbul'da geçen yıl İş Kuleleri ve binlerce bireyin destek verdiği bu çağrıya, bu yıl katılan kurumlar WWF-Türkiye'nin kurumsal web sitesinde açıklanacak.

Harekete geçme zamanı
WWF Türkiye Genel Müdürü Dr. Filiz Demirayak, dünyanın küresel iklim değişikliğini durdurmak için küresel ısınmayı yavaşlatmak zorunda olduğunu belirterek şöyle konuştu:
WWF-Türkiye olarak, küresel iklim değişikliğine dair farkındalık yaratmaya çalışırken, mutlaka bireyler ve kurumların desteğini görmemiz lazım. 'Earth Hour', küresel iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmak, insanların sesini duyurmak ve onları sembolik de olsa harekete geçirmek üzere atılan önemli bir adımdır. 'Earth Hour'a katılanlar, WWF-Türkiye ve dünyanın farklı yerlerindeki insanlar aynı anda gerçek bir soruna değişim yaratma mesajı verecektir. Yaratmak istediğimiz değişimin kendisi olmak için harekete geçme zamanı.

MAZI
12 04 2008, 17:00
Dünyaya dost yaşamak elinizde

İnsanoğlu, küresel ısınmanın geldiği tehlikeli boyutlar ve artan çevre kirliliğiyle birlikte, daha duyarlı davranmaya başladı. Herkesin evinde ve hayatında atacağı küçük ve dikkatli adımlarla hızla tükenen dünyayı, uzun bir süre daha korumak mümkün.

İSTANBUL - Çevre korumayla ilgili konular sürekli gündemde. Siz de ilgileniyor, bir şeyler yapmak istiyor ancak nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız dünyaya dost yaşamanıza yardımcı olacak bazı önerilerimiz var.

Çevreye ve atmosfere zarar veren sprey deodorantlar yerine hiçbir kimyasal madde içermeyen kristal taşları kullanabilirsiniz. Islatılıp, tene sürüldüğünde kötü kokuları önleyen bu özel taşlar başta pahalı gelse de çok uzun süre (yaklaşık 2 yıl) kullanıldıkları için sonuçta daha ekonomik oluyorlar.
Plastik alışveriş torbalarına açılan savaşa siz de katılın ve markete giderken kendi bez çantanızı ***ürün. Böylece aldıklarınızı bunun içine koyarak taşıyabilir ve boşu boşuna çevreye son derece zararlı olan plastik poşetleri tüketmemiş olursunuz.
Besinleri düdüklü tencerede pişirmek sağlıklı yiyecekler tüketmenin yanı sıra enerji tasarrufu yapmanın da iyi bir yolu. Uzmanlar buharlı tencereyle yemek pişirmenin yaklaşık yüzde 30 oranında enerji tasarrufu sağladığını belirtiyor.
Salataların üzerine kruton (yağda kızarmış ekmek küpleri) yerine ceviz, ayçiçeği ve yer fıstığı koyarak sofranıza sadece lezzet değil sağlık da getireceksiniz. Bu tahıllar kalp ve damar sağlığı için son derece faydalı yağ asitleri içeriyor. Böylece kızartma yaparken harcadığınız elektrik ya da gaz sarfiyatını da önlemiş olacaksınız.
Aldığınız sebze ve meyvelerin hatta balıkların, bulunduğunuz yöreden ya da en azından ülkeden sağlanıyor olmasına çok dikkat edin. Böylece nakliyat sırasında çevreye verilen zararı en aza indirebilecek ayrıca mevsiminde çıkan, dondurulmayan sağlıklı besinler tüketebileceksiniz.
Daha az et yiyerek doğaya destek olun. Çünkü et sofranıza gelene kadar pek çok işlemden geçiyor ve geçirdiği işlemler küresel ısınmaya yol açan başlıca faktörlerden.
Ayakkabı cilasının yerine muz kabuğu kullanmaya ne dersiniz? Eğer bu fikir size pek mantıklı gelmediyse eski bir sandaletinizle deneme yapabilirsiniz.
Ağaç yaşken eğilir diye boşuna dememişler... Çocuklarınızı ekolojik yaşamla ne kadar erken tanıştırır, çevre konusunda ne kadar erken bilinçlendirirseniz o kadar iyi. İşe oyuncaklardan başlayabilirsiniz. Elektronik, mekanik ve peluş oyuncaklar yerine tahta hatta boyasız olanları tercih edin...
Polyester yastık kılıfını ipek olanla değiştirin: Polyester, üretimi sırasında atmosfere, üretilen miktarın yüzde 25'i kadar zararlı madde yayılıyor. Ayrıca bunun sizin çok hoşunuza gidecek iyi bir yanı daha var. İpek yastıkta uyumak saçlarınızın çok daha parlak görünmesine de yardımcı oluyor.
Anneanneniz gibi yaşamak... Düşünürseniz ne kadar çevreci olduğunu anlayacaksınız. Klima yerine yelpaze, kâğıt mendil yerine kumaş mendil, sentetik kumaşlar yerine pamuklular ve kimyasal şampuan ve sıvı sabunlar yerine zeytinyağı sabunları. Üstelik bunlar kesinlikle çok da zarif alışkanlıklar!

Sansli
10 08 2008, 17:00
Gölü arayan kuşlar...


GÖLÜ arayan kuşları ben Seyfe Gölü'nde görmüştüm, bu köşeden hatırlar mısınız:

O sabah uzun bir yoldan geldiler, her sene yuvalarını yapıp yavrularını büyüttükleri göle doğru şarkılarını söyleye söyleye alçaldılar.

Gölün üzerine vardıklarında orkestra şefi 'sus' işareti vermiş gibi bir anda sustular.

Orada göl yoktu çünkü.

Göz alabildiğince çatlamış toprak, kurumuş bir sazlık, bir su kaplumbağasından geri kalmış kabuğu ve kuş iskeletleri...

Gelen düzenli kuş grupları bir anda karıştı.

Şaşkındılar, ne yapacaklarını bilemediler.

Bekir COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr


Çığlıklar ata ata gölün boş çukurunun üzerinde dönmeye başladılar.

Ve gittiler.....

*

Dünkü Hürriyet'in 7'nci sayfasında Akşehir Gölü'nün hazin sonunu anlatan Kuşlar göllerini arıyor haberini görünce o yazıyı hatırladım.

(.......)

Doğanın yasaları vardır.

Asla değiştiremeyeceğimiz kaçınılmaz yasalar.

Doğa, kendisini sevenle dosttur. En basitinden deneyin isterseniz; iki çiçekten birisine su verdiğinizde ve o size bir taze çiçekle teşekkür ettiğinde görürsünüz yasayı.

Bir ödül yasasıdır bu...

Kirletilen denizler balığınızı keser, arıları yok ederseniz meyve vermez elma ağacı.

Ceza yasaları vardır doğanın.

Tilkileri öldürdüğünüzde fareler, kirpileri öldürdüğünüzde yılanlar, kırlangıçları balkon duvarlarından kovaladığınızda sivrisinekler infazınızı yaparlar.

*

1960'tan sonra DSİ sulak alanları kurutmaya başladı. Her seçim yaklaştıkça sazlıklar, sulaklar kanallarla kurutulup yerleri köylülere tarla olarak dağıtıldı.

Fabrikaların yağlı-paslı atıkları nehirlere, kentlerin kanalizasyonları denizlere çoktan bağlanmıştı.

Şimdi?..

Şimdi insanın suyu yok...

Doğanın ceza yasasıdır bu.

Kentlerde su biterken, dört bir yandan yurdun kuruduğu haberleri geliyor. İnsanlar o kuş sürüleri gibi şaşkın.

Göçmen kuşlar gittiler, siz nereye gideceksiniz?..

Sansli
07 09 2008, 17:00
KİRLİLİK YÜZÜNDEN BİNLERCE BALIK BİR GECEDE ÖLDÜ

Gediz'de çevre faciası

Uşak'ta, Gediz Nehri'ndeki kirlilik nedeniyle bir gecede binlerce balığın öldüğü, nehir yüzeyinin balık ölüleriyle kaplandığı görüldü.

Gediz çevresinde yaşayan vatandaşlar, sudaki en yoğun kirliliğin geçen hafta perşembe günü meydana geldiğini, balıkların yoğun olarak aynı gün öldüğünü söyledi.

Merkeze bağlı Ulucak köyünde çiftçilik yapan Birol Karlı (34), kirlilik yüzünden hayvanlarına nehirden su içiremediklerini belirtti.

Buradan sulanan tarım arazilerinde bitkilerin öldüğünü savunan Karlı, ''Kirlilik Uşak Organize Sanayi Bölgesinin alt kesiminden başlıyor. Sirge, Yeniköy, Mıdıklı, Ulucak köyü yakınlarındaki yaklaşık 40 kilometrelik mesafede tek canlı kalmadı'' dedi.

KÖYLÜLER BALIKLARI YEDİ

Kirlilik nedeniyle ölen balıkların çevredeki vatandaşlar tarafından toplanıp yendiğini öne süren Karlı, şöyle konuştu:

''Uşak Çevre İl Müdürlüğü ile Tarım İl Müdürlüğünden gelen yetkililer, sudan ve ölen balıklardan örnekler aldı. Ancak köylüler, onlar gelene kadar balıklardan yedi. Halen tonlarca balık suyun yüzünde. Sıcak nedeniyle bozulan balıklar kokmaya başladı. Yabani hayvanlar balıkları yemeye geliyor. Artık bu suyu kullanamıyoruz. Hayvanlarımızı ve tarım arazilerimizi sulayamıyoruz.''

Gediz Nehri'ndeki sudan binlerce çiftçinin faydalandığını belirten Karlı, sudaki kirliliğin çiftçiyi ölüme mahkum ettiğini ve doğanın katledildiğini savundu.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Uşak Valisi Kayhan Kavas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını belirtti.

Sudan, ölü balıklardan ve Uşak Organize Sanayi Bölgesindeki arıtma tesisinden numuneler aldıklarını bildiren Kavas, şöyle konuştu:

''Bu tahlil sonuçlarına göre balık ölümlerinin nedenleri ortaya çıkacaktır. Havadaki ısınmaya bağlı olarak suyun sıcaklık derecesinin yükselmesi ve ölümlerin bu yüzden meydana gelmesi muhtemel. Ancak her şey tahlil sonuçlarından sonra ortaya çıkacak. Sorumlu varsa hesabını verir.''

Uşak Çevre ve Orman Müdürü Ramazan Toker de çevre mühendislerinin bölgede inceleme yaptığını, su örnekleri aldığını ifade ederek, kirli suyun tarım arazilerinde kullanılmasının insan sağlığı için büyük tehlike oluşturabileceğini söyledi.

SUDA SIFIR OKSİJEN

Kirli suyla tarım arazilerinin sulanmaması gerektiğini vurgulayan Toker, şöyle konuştu:

''Eğer sulama yapıldıysa elde edilen ürünler yenmemeli. Bu ürünler imha edilmeli. Biz köylüleri uyardık. Suda sıfır oksijen var. Ölümler bu nedenle meydana geldi. Yaptığımız incelemelerde Uşak Organize Sanayi Bölgesinin arıtmasının çalıştığını tespit ettik. Ama kaçak ihtimali üzerinde duruyoruz. Araştırma sürüyor.''

Uşak Tekstil Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hazim Sesli ise kirlilikle ilgili şikayetlerin kendilerine ulaştığını belirtti.

Bölgede arıtma tesisinin çalıştığını öne süren Sesli, ''Çevre mühendislerimiz herhangi bir olumsuzluk rapor etmedi. Üzücü bir olay. Her ne şekilde olursa çevreye zarar vermek bağışlanamaz. Bu konuda çok duyarlıyız'' dedi.

Uşak Tarım İl Müdürü Atilla Arslan ise geçen cuma günü Çevre ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileriyle bölgeye giderek araştırma yaptıklarını ifade ederek, aldıkları numuneleri İzmir Bornova Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsüne gönderdiklerini, analiz sonuçlarını beklediklerini söyledi.

08.Eylül.2008

karbeyazi
10 11 2008, 18:00
tabiat *****n harikaları

<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_4439_11112008_6.jpg


<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_4439_11112008_1.jpg


<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_6436_11112008_13.jpg

<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_6436_11112008_11.jpg

<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_6436_11112008_10.jpg


<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_6436_11112008_8.jpg

<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_6436_11112008_5.jpg

<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_6436_11112008_3.jpg

<img src=http://fotograf.gazetevatan.com/fotogaleri/act/6375_6436_11112008_2.jpg

Imbat
04 05 2009, 17:00
İşte dünyanın çevreci genç mucitleri

17. Uluslararası Çevre Proje Olimpiyatında yarışacak projeler belli oldu.

Dünya Çevre Haftası nedeniyle 24-27 Mayıs tarihlerinde İstanbul'da yapılacak olan 17.INEPO Uluslar arası Çevre Proje Olimpiyatında, 40 ülkeden 85 proje yarışacak.

http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/3448

13-19 yaş grubu gençler arasında yapılan ve UNESCO'nun da desteklediği INEPO'da yarışacak ülkeler şöyle; Arnavutluk, Azerbaycan, Belarus, Bosna-Hersek, Brezilya, Bulgaristan, Burkina Faso, Burma, Etiyopya, Estonya, Kanada, Kıbrıs, Gürcistan, Almanya, Gana, Endonesya, Irak, Ürdün, Kenya, Kosova, Litvanya, Makedonya, Moğolistan, Meksika, Moldova, Pakistan, Rusya, Romanya, Güney Kore, Slovakya, Güney Afrika, Güney Kore, Tayvan, Türkiye, Tacikistan, Ukrayna, İngiltere, Türkmenistan, ABD ve Vietnam.

Projeler
http://www.inepo.com/english/Project_List.asp

http://www.inepo.com/english/16_Pictures.asp

INEPO'nun ulusal seçmeleri Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata ÖZER'in katılımıyla, 14-15 Martta Fatih Koleji Beykent kampüsünde yapılmıştı.

Çevre- Fizik dalında seçmelere katılan Özel Maltepe Coşkun Fen Lisesi'nden Habibe Turfan, Betül Kara'nın 'Fotovoltaik sistemlere yeni bir bakış açısı:böcek gözü sistemi' projesi ulusal aşamada birinci oldu ve ABD'de düzenlenen 60. INTEL-ISEF Uluslar arası Mühendislik ve Bilim Fuarına Türkiye'yi temsilen katılmaya hak kazandı. 60. INTEL-ISEF 10-15 Mayıs tarihlerinde Nevada eyaleti Reno şehrinde yapılacak.

Ulusal seçmelerde altın madalya kazanan 'Çöpe atılan hazine' projesiyle Betülnur Özdemir ve Benginur Özbay ve 'At kestanesinden organik plastik' projesiyle ,Mahmut Tarık Özkaya ve Halil Çetiner, 24-27 Mayıs tarihlerinde İstanbul'da yapılacak olan 17.Uluslararası Çevre Proje Olimpiyatında Türkiyeyi temsil edecek.

Dünyanın 40 ülkesinden gelen gençler, çevre sorunlarının çözümüne yönelik hazırladıkları projeler ile, İstanbul'da Dünya için yarışacak

17.INEPO kapsamında 2009 ÇEVRE ÖDÜLLERİ de sahiplerini bulacak. Gelenekselleşen ÇEVRE ÖDÜLLERİ , ÇEVRE BASIN ÖDÜLLERİ ve ÇEVRECİ KİŞİ VE KURULUŞ ÖDÜLLERİ olmak üzere iki kategoride verilecek. 2009 ÇEVRE ÖDÜLLERİ için son başvuru tarihi ise 10 Mayıs 2009.

Başvuru ve ayrıntılı bilgi için:
http://www.inepo.com/Cevre_Basin_Odulleri.asp

Bank Asya'nın ana sponsorluğunda gerçekleşen INEPO Çevre Proje Olimpiyatı, INEPO Çevre Derneğinin öncülüğünde, Milli Eğitim Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Fatih Üniversitesi ve Fatih Koleji tarafından düzenleniyor.

Olimpiyatın basın sponsorluğunu TGRT Haber, Samanyoluhaber TV, Mehtap TV, Kanal a, Türkiye, Zaman, haber7.com ve samanyoluhaber.com yapıyor

YER: FIRAT KÜLTÜR MERKEZİ - ÇEMBERLİTAŞ
TARİH: 25-26-27 MAYIS 2009
SAAT: 09.00-18.00

Imbat
28 03 2010, 04:18
Posted: 27 Mar 2010 10:56 PM PDT

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından küresel iklim değişikliğine dikkati çekmek amacıyla düzenlenen ''Dünya Saati'' eylemine 120'yi aşkın ülkedeki yaklaşık 4 bin kent katıldı.

Yeni Zelanda'nın Chatham takım adalarından başlayarak, kentlerin kendi yerel saatlerine göre 20:30-21:30 arasında katıldığı ''Dünya Saati'' eyleminde Opera Evi (Sidney), Yasak Şehir (Pekin), Eyfel (Paris), Kolezyum (Roma), Big Ben (Londra), The Empire State Building (New York) gibi dünya çapında tanınmış bina ve yapılarda ışıklar bir saat süreyle kapatıldı. Çeşitli ülkelerde insanların konutlarda ışıklarını söndürerek ''Dünya Saati'' eylemine katıldığı görülürken, İstanbul'da da Boğaziçi Köprüsü'nün dekoratif amaçlı ışıkları TSİ 20.30'da söndürüldü. WWF Uluslararası Direktörü James Leape, bu gece yüz milyonlarca kişinin ışıklarını kapatarak seslerini yükselttiğini belirterek, ''Bu basit bir eylem, ancak harekete geçilmesi için güçlü bir çağrı'' dedi. WWF yetkilileri, eylemin yüz milyonlarca kişi tarafından paylaşılmasının memnuniyet verici olduğunu dile getirdi. İlk kez 2007'de, Sidney'de başlayan ''Dünya Saati'' eylemi 2008'de küresel özellik kazanarak, 88 ülkenin katılımıyla gerçekleştirildi. ''Dünya Saati'' eylemi, Büyük Okyanus'un güneyinde yer alan Samoa adalarındaki bazı büyük yapıların ışıklarının TSİ 10.30-11.30 arasında söndürülmesiyle sona erecek.

MAZI
13 06 2010, 06:46
Bisikletliler Derneği, Çevre Haftası kapsamında bisiklet gezisi düzenledi. 2010 Kültür Başkenti progr***** alınan etkinlikte binlerce bisikletli Taksim'den Harem'e pedal çevirdi.

Bir eylemci ise etkinliğe katıldığını eşine ispatlamak için kendisini görüntüleyen kameraya "Bak hanım buradayım" diye seslendi.

Bisikletliler Derneği'nin geleneksel olarak düzenlediği bisiklet gezisi bu sene 2010 Kültür Başkenti kapsamında gerçekleştirildi. Bisikletiyle birlikte Taksim'e gelen yaklaşık 3 bin kişi buradan pedal çevirmeye başladı. Yaklaşık 18 kilometre pedal çevirecek olan eylemcilerin yolculuğu Harem'de sona erecek. Yediden yetmişe yüzlerce bisikletlinin katıldığı geziye Prof. Dr. Orhan Kural da katıldı.

'Çevre Haftası Bisiklet Gezisi'nin bu sene dördüncüsünü gerçekleştirdiklerini ifade eden Bisikletliler Derneği Başkanı Murat Suyabatmaz, "Bu seneki gezimiz Kültür Başkenti progr***** alındı. Taksim'den Harem'e gidiyoruz." dedi.

MAZI
13 06 2010, 06:49
Kayseri'de bulunan Sultansazliği Milli parkı, dogal guzelikleri yanı sıra ev sahıpligi yaptıgı göçmen kuşlarla da dikkat çekiyor.

Sıcak topraklara ulasmak isteyen göçmen kuşlar, bahar aylarından itibaren sultansazlıgı'nda konaklıyor. Sazlık alanda yavrulayan çeşitli cinslerdeki göçmen kuşlar, daha sonra sıcak topraklara yolculuklarına devam ediyor.

http://www.samanyoluhaber.com/h_424267_sultansazliginda-dogal-yasam.html

MAZI
22 02 2011, 11:32
TEMA Vakfı Bursa İl Temsilcisi Şaban Uyar, NASA'nın yayınladığı rapora göre 2040 yılında Anadolu'nun tamamının çöl olacağını iddia etti.

Uyar, ülke topraklarını gelecek nesillere korunmuş olarak bırakma çağrısında bulundu.

Uludağ Soroptimist Kulübü'nün aylık toplantısına katılan Bursa TEMA Şubesi yetkilileri, kulüp üyelerine küresel ısınma ve çevreyle ilgili bilgiler verdi.

Önümüzdeki aylarda yapacakları ortak çalışmaları da belirleyen her iki sivil toplum örgütü, gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakmanın tek yolunun "dayanışma" ile olacağının mesajını verdi.

TEMA Vakfı Bursa İl Temsilcisi Şaban Uyar, 2011'in Birleşmiş Milletler tarafından 'Uluslararası Orman Yılı' olarak belirlendiğine dikkat çekti.

Uyar, şöyle konuştu: "Birleşmiş Milletlerin yayınladığı rapora göre 2015 yılında Anadolu'nun yüzde 85'i, NASA'nın yayınladığı rapora göre ise 2040 yılında Anadolu'nun tamamı çöl olacak. Gidilebilecek başka bir Türkiye olmadığı için atalarımızın canları pahasına sahip çıktıkları bu toprakları bizler de gelecek nesillere verimli ve korunmuş bir şekilde bırakmalıyız."

Uludağ Soroptimist Kulübü Başkanı Muammer Durak ise 2011 yılının 'Uluslararası Orman Yılı' olması sebebiyle bu yıl yapacakları çalışmaları hızlandıracaklarını ifade etti.

CİHAN 22.02.2011

whitesnow
07 11 2011, 12:59
Süt …meyve suyu…ve günlük hayatta kullandığımız daha bir çok ürün karton kutularda satılıyor…. Yani geri dönüşümü kolaylıkla sağlanabilecek bir ambalajda...

İstanbul, tüketiciyi bilinçlendirmek amacıyla geri dönüşüme dikkat çekmek isteyen bir etkinliğe ev sahipliği yaptı: Karton gemi Şenliği..
Elbette bu etkinliğin tek amacı geri dönüşüme dikkat çekmekti. Çünkü geri dönüşümün hem ülke ekonomisine hem de çevre korumaya katkısı tartışılmaz bir gerçek.

Peki bireyler olarak bizlere ne düşüyor? Cevap aslında oldukça basit.. Çöpleri yaş ve kuru diye ayırmak ve bunları uygun yerlere atmak. Bundan sonrası ise yetkililerin sorumluluğunda...

gurup
01 04 2012, 13:31
Boğaziçi Köprüsü karanlığa gömüldü

İstanbul'da "Dünya Saati" uygulaması kapsamında Dolmabahçe Sarayı, Dolmabahçe Saat Kulesi, Boğaziçi Köprüsü ve Galata Kulesi'nin ışıkları bir saat kapatıldı...

2007 yılında Avustralya'nın başkenti Sydney'de başlayan 'Dünya Saati' organizasyonu bugün büyük bir katılım ile gerçekleştirildi. Saat 20.30 ile 21.30 arası Dolmabahçe Sarayı, Dolmabahçe Saat Kulesi ve Boğaziçi Köprüsü’nün ışıkları söndürüldü.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) düzenlediği organizasyonda, iklim değişimine ve küresel ısınmaya dikkat çekmek için, İstanbul’un simge mekanların da bir saat boyunca ışıklar söndürüldü.

Saat 20.30 ile 21.30 arası Dolmabahçe Sarayı, Dolmabahçe Saat Kulesi ve Boğaziçi Köprüsünün ışıkları 1 saat süreyle söndürüldü. Boğaziçi Köprüsü'nün dekoratif amaçlı ışıkları söndürülürken, güvenlik amaçlı ışıkları ise devrede bırakıldı.

01 Nisan 2012

whitesnow
05 05 2012, 13:03
Yillardir hep dusunmusumdur; Kanalizasyonlar, lagimlar neden hep sulara, denizlere bosaltiliyor?
Sularimiz kirleniyor.
Bunlara baska bir care bulunmali.
Neler yapilabilir? Fikirlerinizi, dusuncelerinizi yazin lutfen.

Sansli
16 05 2012, 03:47
Çöpe atılan ampuller ya da aletlerdeki cıva uygun şekilde ayrıştırılmadığına büyük risk oluşturan civa için Avrupa Birliği yeni bir alternatif arayışı içinde.

Hayatımızda kullandığımız birçok cihaz cıva içeriyor. Floresan ve enerji tasarruflu lambaların yanı sıra elektronik aletler, termik santraller, çöp yakma tesislerindeki atık gazlardan sanayi atıklarına kadar her yerde cıva bulunuyor. Doğaya bilinçsizce atıldığı zaman besin zinciri aracılığıyla insana geri dönen bu madde, kan, doku ve kemiklere yerleşiyor. Peki, cıva nasıl atık maddelerden ayrıştırılıp, güvenli bir şekilde imha edilebilir?

Forkliftle lambalar bir yerde toplanıyor

Kalkınmanın eşiğindeki çoğu ülkede, özellikle elektronik aletlerin ve ampullerin profesyonel olmayan bir biçimde imha edilmesi sırasında cıva, insan sağlığı için büyük bir tehdit oluşturuyor. Alman Federal Çevre Dairesi Başkanı Jochen Flasbarth, kısa bir süre önce Hindistan'ı ziyaret ederek bölgede yeniden dönüşüm yöntemlerini gözlemledi.

Flasbarth, gözlemlerini, "Orada evlerde bilgisayar, elektronik aletler ve aynı zamanda ampullerle, azımsanamayacak bir ölçüde çocukların elle çalıştığını görüyorsunuz. Sağlık konusundaki zararları ya da zararlı madde emisyonları konusunda hiçbir bilgi yok. Gördüğünüz şey çok korkutucu" sözleriyle aktardı.

Cıva ihracatına yasak

Avrupa Birliği, bu şekilde çalışan insanları korumak için 2011 yılının mart ayında cıva ihracatına yasak koydu. AB sınırları içerisinde, civanın çevreye zarar vermeyecek şekilde imha edilmesi gerekiyor. Bunun nasıl yapılabileceğini Essen'da yer alan Almanya'nın en büyük floresan lamba dönüşüm firması DELA'nın çalışmalarından öğreniyoruz.

Cam kırığı yıkama tesisi

Öncelikle bir kamyonla kentin atık toplama merkezinde bulunan lambalar firmaya getiriliyor. Bir forklift sürücüsü, lambaları yükleme alanından alıp bir kaç metre yukarı kaldırıyor. Ve hepsini belirlenen yere boca ediyor. Lambalar büyük bir makine içinde toplanıyor. Havayı emen bir alet kullanılması, sürücünün zehirli cıva solumamasını sağlıyor. DELA firmasının yöneticisi Christian Bonmann, kırılan camların ise borular aracılığıyla bir cam kırığı yıkama tesisine aktarıldığını belirtiyor: "Orada, parçalara ayrılmış lambalar, fosfor tozundan arındırılıyor. Kırıkları temiz suyla yıkıyor ve zararlı maddeden arındırılmış cam parçaları elde ediyoruz. Bunlar yeniden üretim sürecine hazır hale geliyorlar. Metal ve cam filtreden geçirilerek ayrılıyor. Metal bölümleri metalle çalışan sanayi kollarına gönderiyoruz. Cam parçaları da üreticilere geri gönderiliyor."

Temiz cam ve metalin yanı sıra, beyaz bir balçık da ortaya çıkıyor. Oldukça da değerli çünkü nadir elementler arasında yer alan itriyum ve evropiyum içeriyor. Bu balçıktan aynı zamanda cıva da elde ediliyor.

Zorlu bir işlem gerekiyor

Cıvayı fosfordan ayrıştırmak için balçık bir vakumlu kurutucuya aktarılıyor. Bu, tıpkı bir çamaşır kurutma makinesi gibi bir işleve sahip. Balçık kurutulduğu zaman bir vakum içine yerleştiriliyor ve 370 derecede ısıtılıyor. Cıva burada buharlaştırılıyor. Daha sonra buharı sıvıya dönüştürücü bir sistem vasıtasıyla, bir yanda cıva bir yanda da fosfor elde ediliyor. Ampul üreticileri bunları daha sonra kullanabiliyorlar.

Cıvanın ayrıştırılması uzun bir süreç gerektiriyor

DELA sadece, floresan lambalarından cıva elde etmiyor. Termik santraller ve çöp yakma tesislerinden getirilen filtreler de benzer şekilde bir işlemden geçiriliyor. Burada tıpkı ampullerde olduğu gibi sonuçta değerli bir balçık ortaya çıkıyor. Bu balçıkta cıvanın yanı sıra molibden de yer alıyor.

MAZI
05 06 2012, 05:01
Stockholm 1972 konferansının başlangıç günü olan 5 Haziran’ın Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Çevre Günü ilan edilişinin ardından tam 40 yıl geçti.

Her yıl özel bir tema ile kutlanan Dünya Çevre Günü 'nün 5 Haziran 2012 teması 'greening the blue' (maviyi yeşilleştirme).

Birleşmiş Milletler'in tüm dünyada çevre duyarlılığını arttırmak için kutladığı Dünya Çevre Günü sivil vatandaşların olduğu kadar hükümetlerin de çevre politikalarında duyarlılık göstermesine vesile oluyor.

whitesnow
25 07 2012, 01:42
Bilim insanları, Grönland'ı kaplayan devasa buz tabakasının aniden erimeye başladığını açıkladı.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 3 uydunun Grönland 'daki buz tabakasının 8 Temmuz'dan başlayarak 4 gün boyunca beklenmeyen bir biçimde eridiğini tespit ettiğini belirtti.

Adanın hemen her yerinde görülen erimenin bazı bölgelerde yüzde 97'ye kadar ulaştığı belirlendi.

Grönland'da her 150 yılda bir meydana geldiği sanılan erime, en son 1889 yılında kaydedilmişti. Erimenin ilk kez bu kadar büyük bir alanda meydana geldiği bildirildi.

Son 30 yılda uydular tarafından tespit edilen en büyük erime oranı ise yüzde 55'ti.

Erimenin doğal bir olaydan mı yoksa küresel ısınmadan mı kaynaklandığı henüz bilinmiyor.

Geçen hafta Grönland'ın kuzeyindeki Petermann Buzulu'ndan yaklaşık 120 kilometrekare büyüklüğünde bir buz parçası kopmuştu.

Bilim adamları, Grönland Buzulu'nun küresel ısınmaya bağlı olarak anormal hızla eriyip inceldiği konusunda daha önce birçok kez uyarıda bulunmuştu.

Imbat
06 08 2012, 10:41
Marmara Denizi, su kirliliği ve balık türleri açısından ciddi bir tehlike ile karşı karşıya.
Haliç’in iç kesimlerinde balık türü çeşitliliğinde düşüş tespit edildi. Karadeniz ve Marmara’da yaşayan foklar artık yok. Marmara Denizi’ndeki körfezler yanlış kullanılıyor ama Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin de yaşanan kirlilikte etkisi büyük.

gurup
17 08 2012, 15:54
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin suları, küresel ölçekler bazında kirli bulundu.

Araştırmaya göre küresel ölçekte suların temizlik ortalaması 100 üzerinden 60. Kapsam Münhasır Ekonomik Bölgeler’e (MEB) daraltıldığında bu ortalama 55’e iniyor. İşte bu sayılar, Türkiye’nin suları hakkında alarm verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Zira Türkiye’deki suların 100 üzerinden aldığı temizlik puanı, her iki ölçeğin de altında, 52 puanda kaldı.

Kuzey Bati Turk
17 08 2012, 16:05
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin suları, küresel ölçekler bazında kirli bulundu.

Araştırmaya göre küresel ölçekte suların temizlik ortalaması 100 üzerinden 60. Kapsam Münhasır Ekonomik Bölgeler’e (MEB) daraltıldığında bu ortalama 55’e iniyor. İşte bu sayılar, Türkiye’nin suları hakkında alarm verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Zira Türkiye’deki suların 100 üzerinden aldığı temizlik puanı, her iki ölçeğin de altında, 52 puanda kaldı.

Ne demek bu ? ... is basina demek bu ! Zihniyet gelistirmek demek bu ! Doga COK onem vermek demek bu ! Herkez birlikte is basina demek bu ! insanlar kafalarina koyarsa olabilir fakat TR'yi cop tenekesi olarak kullanmaya devam ederlerse sonuc(lar) kotu ... bu bir GERCEK !

Sansli
20 09 2012, 13:13
Kuzey Buz Denizi’ndeki buzullar, 1979’da kayıt tutulmaya başladığından bu yana en düşük seviyeye ulaştı.

ABD Ulusal Kar ve Buzul Verileri Merkezi , Kuzey Buz Denizi ’ndeki buzulların, 1979’da kayıt tutulmaya başladığından beri en düşük seviyeye ulaştığını bildirdi.

ABD Ulusal Kar ve Buzul Verileri Merkezi'nin verilerine göre, 16 Eylül itibariyle 3,41 km2’lik bir alanı kaplayan buzullarda 1979’dan beri yüzde 45’lik bir küçülme görüldü.

Greenpeace Uluslararası Genel Direktörü Kumi Naidoo, “Bugün, insanlık tarihinin en önemli anlarından biri. Bir nesilden daha kısa bir sürede, gezegenimizin uzaydan görünüşünü değiştirdik. Bundan kısa bir süre sonra, Kuzey Kutbu ’nda yaz aylarında buz görülmeme ihtimali var. İklim değişikliğinin etkileri bu kadar ortadayken, dünya liderleri harekete geçmek yerine buzun erimesini seyrediyor. Ancak umuyorum ki gelecek nesiller bugünü, artık iklim değişikliğinin önüne geçmek için küresel adımların atılmaya başlandığı tarihi bir dönüm noktası olarak hatırlar” dedi.

Şu anda Greenpeace’in Arctic Sunrise gemisinde buzullardaki erime üzerine inceleme yapan bilim insanı Dr. Julienne Stroeve da, rekor erime ile ilgili şu açıklamayı yaptı. “Bu yeni rekor, Kuzey Kutup Bölgesi’nin yeni bir iklim çağına girdiğini gösteriyor olabilir. Bu yeni çağda buzulların daha ince, iklimin ve okyanusun daha sıcak olması nedeniyle her yaz daha da fazla buzul kaybedilecek. Kuzey Buz Denizi’nde yaz buzullarının kaybedilmesi atmosferin de ısınmasına neden oldu. Bu da Kuzey Yarımküre’de daha fazla kuraklık, sıcak hava dalgaları ve seller gibi aşırı hava olaylarının artmasına neden oluyor.’

Greenpeace, Haziran 2012’den beri, Kuzey Buz Denizi’nde petrol aramalarının durması ve bu bölgede bir koruma alanı oluşturulması için kampanya yürütüyor. Kampanyaya yaklaşık 2 milyon kişi imzalarıyla destek verdi.

Sansli
25 09 2012, 15:13
8 yıl boyunca uydu verilerini inceleyen araştırmacılar, dünya denizlerindeki su seviyesinin yıllık 3 mm yükseldiğini tespit etti...

Küresel ısınma yaşanıyor, buzullar parçalanıyor, deniz seviyeleri yükseliyor. Yörüngedeki uydulardan alınan verilerden yola çıkan araştırmacılar dünya denizlerinin seviyesini gösteren bir harita hazırladılar.

Son 18 yılın verilerine göre dünya denizleri yılda ortalama 3 milimetre yükselmiş.

Yükselme Her Bölgede Eşit Değil

Ancak bu yükselme eşit bir dağılım göstermiyor. Filipin Denizi gibi bazı bölgelerde 10 milimetreye ulaşan yükselme, başka yerlerde ise, 3 milimetrenin de altında.

Sera Etkisiyle Okyanus Suyu Isınıyor

Sera etkisiyle okyanus suyunun ısınması, buzulların erimesinin hızlanması bu yükselmede başat rol oynuyor.

Son 7 yılda buzulların erimesi sonucu, yaklaşık 4 buçuk trilyon ton yani Amerika Birleşik Devletleri'ni yarım metre su altında bırakacak bir miktar, denizlere karıştı.

Su seviyesindeki yükselme, deniz suyu sıcaklığında ve okyanus akıntılarında değişiklikleri de beraberinde getiriyor.

Kıyıdaki Yerleşim Yerleri Tehlikede

Dünya nüfusunun yüzde 60'ından fazlası kıyı bölgelerde yaşadığı için su seviyesindeki yükselme ciddi sonuçlar doğuracak potansiyele sahip.

Yükselme ile başta Maldivler ile Tuvalu gibi ada ülkeleri ve Amsterdam, Venedik ya da Londra gibi hem yoğun nüfuslu hem de alçak bölgelerin büyük bölümünün su altında kalacağı hesaplanıyor.

gurup
03 10 2012, 12:47
Avizeyi gördüğümüzde ilk önce şıklık ve lüksle ilişkilendiririz. Ancak sanatçı CarolinaFontoura Alzaga eski bisiklet zinciri gibi çeşitli eski bisiklet parçalarını kullanarak Steampunk(bilimkurgu ve fantastik öğeleri bir arada barındıran) tarzında avizeler tasarlıyor. Klasikavizeleri ile mekanik bisiklet parçalarını birleştiren sanatçı, ortaya şaşırtıcı ve orijinal eserlerçıkartıyor. Sanatçı Alzaga, hurda parçalarından oluşan estetik eserleri tasarlarken bir yandangeri dönüşümü pek mümkün hurdaları kullanarak duyarlı çevreci imajı çiziyor.

Kuzey Bati Turk
03 10 2012, 13:07
WAKEUP PEOPLE ! ... SURiYE TURKiYE'ye saldirmis ! ... http://www.hurriyet.com.tr/gundem/21615000.asp

Imbat
06 10 2012, 08:09
Atık yemeklik yağları ev ve iş yerlerinden toplayan firmalar, bu yağlardan biyodizel üretiyor.

İstanbul'daki 32 belediye ile atık yağ toplama konusunda sözleşme imzalayan Ezici Biyodizel Bölge Müdürü Hasan Ceyhan, Türkiye'nin her ilinden kendilerini ''5 litre yağ biriktirdim'' diyerek arayan herkesin evine bizzat giderek bitkisel atık yağları teslim aldıklarını ve biyodizel ürettiklerini söyledi.

Ceyhan, 2005 yılında faaliyetlerine başlayan firmalarının Türkiye'de 20 tehlikeli atık depolama alanı kurduğunu belirtti. Ceyhan, biyodizel için bir kez kullanılmış kızartma yağının uygun olduğunu ifade etti.

whitesnow
03 01 2013, 07:51
ABD’nin Massachusetts eyaletindeki bir kentte bir litreden az miktarda su içeren küçük su şişelerinin satışı yasaklandı.

BBC’nin haberine göre yasak, Concord kentinde atıkların azaltılması ve çeşme suyu kullanımının teşvik edilmesi yönünde 3 yıl süren kampanyanın sonucu 1 Ocak itibariyle yürürlüğe girdi.

Kentte yasağı ilk ihlal edenler uyarı alacak, ikinci kez yasaklı küçük şişelerin satışını yaparken yakalananlar 25, daha sonraki ihlallerde 50 dolar ceza ödeyecek.

Avustralya’nın Bundanoon kenti 2009 yılında şu şişelerine tamamen yasak getirmişti.

ABD ve dünya genelinde 90’dan fazla üniversitenin yanı sıra bazı yerel yönetimlerin de plastik şişe satışına kısıtlamalar getirdiği biliniyor.

Amerikalıların her yıl 50 milyar küçük su şişesini tükettiği belirtiliyor.

Sansli
25 02 2013, 16:59
Dünyanın en büyük dördüncü gölü, 50 yılda bakın ne hale geldi.

Özbekistan ile Kazakistan sınırındaki göl (deniz), Sovyetlerin bölgedeki pamuk üretimini artırmak için gölü besleyen nehirlerin yönünü değiştirmesi üzerine 1960’lardan beri kurumaya başladı.

Sovyetler Birliği’nin devasa pamuk tarlaları oluşturma planı çerçevesinde, 1940’larda sulama kanalları inşa edilmeye başlandı ve 1960’lara gelindiğinde yılda gölden 60 kilometreküp su çekiliyordu.

1997 yılına gelindiğinde ise göl orijinal büyüklüğünün yüzde 10’u kadar kaldı, ikiye bölündü.

Gölün küçülmesi balıkçılığa darbe vururken, suların çekilmesiyle dipte kalan tuzlu kum tabakaları rüzgar estiğinde İskandinavya ve Japonya’ya kadar uçuşuyor, yerel halkın sağlığını tehdit ediyor.

Kurumuş göl yatağı şimdi paslanmış eski balıkçı teknelerinin mezarlığına dönmüş durumda ve çocukların oyun sahası haline geldi.

Gölün kuruması pahasına yetiştirilen pamuk, şu anda eski Sovyet cumhuriyetlerinin büyük bölümünün ana gelir kaynaklarından birini oluşturuyor.

Orta Asya cumhuriyetlerini ziyaret eden BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun , dün helikopterle gölün üzerinde gezerken gördüğü manzara karşısında şaşkınlığa uğramıştı. Ban, bölge liderlerinin acilen biraraya gelerek soruna çare bulmaları çağrısında bulunmuştu.

gurup
01 03 2013, 20:40
Kuzey Pasifik Okyanusu n'daki Midway Adası'nda ölen martıların içinden çıkan atıklar insanların sorumsuzluklarının ne tür tehlikelere yol açtığını gözler önüne seriyor.

Yaşanan kuş ölümlerini araştırmak için yola çıkan belgesel ekibi gördüğü manzara karşısında şoka uğradı.

DİŞ FIRÇASI, ÇAKMAK, PET ŞİŞE KAPAĞI...

Ölen martıların leşlerini incelemeye koyulan ekip midelerindeki nesneleri görünce acı gerçek ortaya çıktı.

Çevre kirliliğinin en büyük nedenlerinden biri olan plastik atıklar, çöplüklerde beslenen martıların da sonu oluyor. Leşleri incelenen martıların içinde, pet şişe kapağından diş fırçasına, çakmaktan plastik oyuncak parçalarına kadar bir çok nesneye rastlamak mümkün. Ağır kokan çöplüklerin içinde plastik atıkların farkına varmayan martılar böylece kendi sonlarını da hazırlamış oluyor.

gurup
02 07 2013, 21:41
Balıkesir'in Burhaniye ilçesinde 5 plaja mavi bayrak çekildi.

whitesnow
18 07 2013, 23:18
Güney Kore Devlet Başkanlık Sarayı Mavi Köşk'ün resmi Facebook sayfasında sıra dışı bir duyuruya yer verildi.

Söz konusu duyuruda Güney Kore'de 2014 yılından sonra ampül üretimi ve ithalinin sonlandırılacağı ifade edildi. Böylelikle 2014 yılında sonra 'ampül' Güney Kore'de sadece bir nostaljiyi temsil edecek. Seul yönetimi, ampül kullanımına çevre politikaları çerçevesinde son verdiklerini bildirdi.

Güney Kore'de ampülün yaklaşık 130 yıllık bir mazisi var. 1879 yılında Edison tarafından keşfedilen ampül, ilk defa Güney Kore'de 1887 yılında kraliyet sarayında kullanılmaya başlanmıştı. 1989 yılında Chosun Krallığa zamanında Hansung Elektrik Şirketi kurulsa da, ampülün halk tarafından kullanılması 1950'li yılları buldu.

İlk defa 2007 yılında G20 zirvesinde ampül kullanımına son verilmesi yönünde karar alınması ile, Güney Kore bu kararı ajandasına aldı. Yapılan ön çalışmalar ve yeni üretilen LED aydınlatıcılarının yaygınlaştırılması ile süreç hızlandırıldı. Uzmanlar, 2020'li yıllara gelindiğinde köylerde dahi ampülü görmenin zor olacağını ön görüyorlar.