PDA

Tüm Versiyonu Göster : SAGLIGIMIZ



Sayfalar : [1] 2 3

Sansli
24 04 2004, 17:00
SAYIN MEZUN FORUMCULAR:En onemli konularimizdan biri olan sagligimiz hk,, yasadiklarimiz, yasamakta olduklarimiz, gorduklerimiz, duyduklarimiz, okuduklarimiz, bu konudaki son gelismeler gibi haberlerimizi bu dosyada toplayalim. Sagligimiz konusunda birbirimize yardimci olalim.Iste, ilgili bir haber:14.04.2004Bel agrisi dunyanin belini bukuyorhttp://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=12408&TYPE=2Bel aðrýsý dünyanýn belini büküyor Prof. Dr. Turgut Göksoy, insanlarýn iþi gereði daha çok oturduðunu, böylece adalelerin ve beldeki baðlarýn zayýfladýðýný ve omurgadaki disklerin üzerine düþen yükün arttýðýný vurguladý. Göksoy, bel aðrýsýnýn 35-50 yaþ arasýnda ve erkeklerde 2 kat fazla ortaya çýktýðýna iþaret ederek, erkeklerde 180, kadýnlarda 170 santimetre üstünde boyu olanlarýn bel aðrýsý için risk oluþturduklarýný kaydetti. Prof. Dr. Göksoy, Antalya’nýn Kemer Ýlçesi’nde düzenlenen “1. Ulusal Yaþlý Saðlýðý Kongresi”nde daðýtýlan “Bel Aðrýsý ve Bel Okulu” adlý kitabýnda, tüm dünyada, nüfusun yaklaþýk yüzde 75’inin, yaþamlarýnýn herhangi bir döneminde bel aðrýsýndan yakýndýklarýný kaydetti. Göksoy kitabýnda, bel aðrýsýnýn modern toplumlarýn her geçen gün büyüyen önemli sorunlarýndan birisi olduðuna deðinerek, bel aðrýsýnýn insanlýðýn varoluþundan itibaren baþladýðýný belirtti. Ýnsan ömrünün giderek uzamasý nedeniyle, bel aðrýsý sýklýðýnýn ileriki yýllarda daha da artacaðýna iþaret eden Prof. Dr. Göksoy, þu bilgileri verdi: “Hekimler, binlerce yýldýr bel aðrýsýnýn nedenini bulmak ve tedavi etmek için uðraþ vermektedir. ABD’de yaþayanlarda 1970-1981 yýllarýnda bel aðrýsý görülme oraný yüzde 125 artmýþtýr. Bel aðrýsýndan dolayý sakatlýk oraný ise yüzde 140 oranýnda artmýþtýr. ABD’de bugün 5 milyon kiþide bel aðrýsý vardýr. Buna baðlý iþgücü kaybý, taný, tedavi, tazminat gibi harcamalar 20 milyar dolar civarýnda tutmaktadýr. Almanya, bel aðrýlarýný bir meslek hastalýðý olarak kabul etmektedir. Ýsveç’te erken emeklilik nedenlerinden yüzde 25’i bel aðrýsýndandýr. ABD’de ise her yýl iþçilerin yüzde 2’si bel aðrýsý yüzünden malulen emekli olmaktadýr.” “ARTIK DAHA ÇOK OTURUYORUZ”Prof. Dr. Göksoy, insanlarýn iþi gereði daha çok oturduðunu, böylece adalelerin ve beldeki baðlarýn zayýfladýðýný ve omurgadaki disklerin üzerine düþen yükün arttýðýný vurguladý. Ýþçilerin tüm günlerini tezgah önünde, sekreter ve bankacýlarýn da bilgisayar karþýsýnda geçirdiklerine deðinen Göksoy, þöyle devam etti: “Daha az hareket eden, stresli bir yaþam süren ve mesleki nedenlerle beline binen yükleri fazla olan, modern dünyanýn insaný, bir de üzerine yanlýþ beslenme sonucu aldýðý kilolar eklendiðinde, bel aðrýlarýndan kaçýnýlmasý neredeyse olanaksýzdýr.”KÝMLER RÝSK ALTINDA?Turgut Göksoy, bel aðrýsýnýn 35-50 yaþ arasýnda ve erkeklerde 2 kat fazla ortaya çýktýðýna iþaret ederek, erkeklerde 180, kadýnlarda 170 santimetre üstünde boyu olanlarýn bel aðrýsý için risk oluþturduklarýný kaydetti. Sigara içenlerde bel aðrýsý sýklýðýnýn arttýðýna iþaret eden Göksoy, masa baþý çalýþanlarla, devamlý uzun yol giden otobüs ve kamyon sürücüleri, yanlýþ aðýrlýk kaldýran sanayi ve inþaat iþçileri, hemþireler ve ev içinde dikkatsiz hareketler yapýp, sýcaktan soðuða ani geçiþ yapan ev hanýmlarýnýn da risk altýnda olduklarýna dikkati çekti. Göksoy, basketbol, beyzbol, golf, futbol, güreþ, halter, kürek çekme gibi spor yapanlarla, tekrarlayan hamileliklerde kadýnlarýn bel aðrýsý olasýlýðýnýn arttýðýnýn da altýný çizdi.Göksoy, bel aðrýsýnýn tedavi yöntemlerini de istirahat, fizik tedavi, ilaç tedavisi, bel korsesi, belden yapýlan lokal enjeksiyonlar ve cerrahi tedavi olarak sýraladý. Fazla kilosu olanlarýn kilolarýný vermeleri gerektiðini, bel aðrýsý çekenlerin sert bir yatak zemini üzerine serilecek yumuþak bir þilte üzerinde yatmalarýný da öneren Göksoy, bel aðrýsý çekenlerin yürüme ve yüzme gibi sporlarý yapmalarý gerektiðini anlattý. Göksoy, özellikle sýrtüstü yüzmenin yararlý olduðuna dikkati çekti. Kaynak: NTVMSNBC

Imbat
25 04 2004, 17:00
Olmaya devlet cihanda bir nefes sihhat gibi. Kanuni

Sansli
26 04 2004, 17:00
Türk doktora büyük ödül ABD’deki tüm psikiyatristlerin üye olduðu, dünya çapýnda on binlerce psikiyatristin katýldýðý uluslararasý kongrelerle adýný duyuran Amerikan Psikiyatri Birliði, bu yýl ‘bipolar bozukluk’ kategorisinde ‘Dünyanýn En Ýyi Genç Bilim Adamý’ ödülünü Doç. Dr. Ayþegül Yýldýz’a verdi. 36 yaþýndaki Doç. Dr. Ayþegül Yýldýz, Avusturyalý ünlü besteci Wolfgang Amadeus Mozart ve Hollandalý ünlü ressam Vincent Van Gogh’un hastalýðý olarak bilinen bipolar bozukluðun kadýn ve erkek hastalarda farklý seyrettiðini, hastalýðýn tedavisinde kullanýlan Lityum tuzunun insan beyninde etkilediði noktayý göstererek bu ödülü aldý. Doç. Dr. Yýldýz, 4 Mayýs’ta New York’ta Amerikan Psikiyatri Birliði’nin kongresinde ödülün kendisine verileceðini söyledi. Son yedi yýldýr uyku dýþýndaki tüm zamanýný bipolar bozukluk üzerine çalýþmakla geçirdiðini söyleyen Yýldýz þunlarý söyledi:‘ABD’de 2.5 yýl kaldým. 2 yýl Harvard Üniversitesi’nde araþtýrmacý olarak çalýþtým. Bu ödülle Türkiye’de de böyle araþtýrmalar yapýlabileceðini gösterdik. Bundan sonra çalýþmalarýma ülkemde devam edeceðim.’ http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=12810&TYPE=2Kaynak: HÜRRÝYET

Sansli
27 04 2004, 17:00
http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=12454&TYPE=2ABD’de müzik eþliðinde ameliyat yaygýnlaþýyor 'Müzik arka plandaki baþka gürültüleri kapatýyor' diyen ve Atlanta Piedmont Hastanesi’nde yaptýðý ameliyatlar sýrasýnda John Lee Hooker ve Stevie Ray Vaughan gibi blues sanatçýlarýný dinleyen Dr. Patrick M. Battey, “Müzik konsantre olmama yardým ediyor. Üzerimde sakinleþtirici bir etki yapýyor” dedi. Fox haber kanalýna konuþan Battey, Piedmont’taki pek çok hastanenin operasyonlarý sýrasýnda cerrahlara kaliteli müzik dinletmek için geliþmiþ ses sistemleri kurduklarýný ifade etti. Wisconsin, Chicago ve Indianapolis gibi pek çok yerde de hastane yönetimlerinin ameliyat odasýna müzik yayýný yaptýklarý kaydediliyor. Televizyon kanalýna konuþan 41 yaþýndaki Jim Smith adlý hasta, “Þayet beni ameliyat edecek cerrah bunu istiyorsa, istediðini almalý. Elinde býçak olan bir cerrahýn insafýna kalmýþsanýz, onun mutlu olmasýndan baþka bir þey istemezsiniz” diye konuþtu. Indiana Üniversitesi Týp Merkezi’nde ameliyat olurken, tanýmadýðý bir dilde müzik duyduðunu ifade eden Smith, daha sonra Lübnanlý cerrahýn Arapça müzik dinlediðini anladýðýný anlattý. Smith, “Cerrah iyi bir iþ çýkardý, bundan dolayý o müziði gerçekten sevmeliyim” dedi. Amerikan Müzik Terapi Birliði sözcüsü Al Bumanis de, “Bu tamamen insanlara enerji veren ritmin gücüdür. Deðiþik müzikler farklý insanlar için iþe yarar, ancak çoðunlukla müzik rahatlatýcýdýr” diye konuþtu. Uygulamanýn giderek yaygýnlaþmasýyla, bazý hastanelerin birer müzik arþivi kurmaya baþladýklarý da kaydediliyor. Kaynak: NTVMSNBC

Sansli
27 04 2004, 17:00
28.04.2004Beyinde <a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=13026&amp;TYPE=2]yaslilik unutkanligina[/url] neden olan bolge bulundu.

Sansli
01 05 2004, 17:00
<a target=new href=http://http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&amp;alt=&amp;trh=20040502&amp;hn=43373]Turkiye`nin Kanser Haritasi Cikarildi[/url]Sa&eth;l&yacute;k Bakanl&yacute;&eth;&yacute;’n&yacute;n &uuml;&ccedil; y&yacute;lda tamamlad&yacute;&eth;&yacute; kanser haritas&yacute;na g&ouml;re en fazla vaka Marmara’da g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. &Ccedil;a&eth;&yacute;m&yacute;z&yacute;n en &ouml;nemli &ouml;l&uuml;m sebeplerinden olan kanser konusunda yap&yacute;lan ara&thorn;t&yacute;rmalara g&ouml;re, gelecek 20 y&yacute;l i&ccedil;inde T&uuml;rkiye gibi geli&thorn;mekte olan &uuml;lkelerde 3 kat artaca&eth;&yacute; tahmin ediliyor. Sa&eth;l&yacute;k Bakanl&yacute;&eth;&yacute; Kanser Sava&thorn; Daire Ba&thorn;kanl&yacute;&eth;&yacute; taraf&yacute;ndan &uuml;&ccedil; y&yacute;ld&yacute;r s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len kanser haritas&yacute; &ccedil;al&yacute;&thorn;mas&yacute;nda &ouml;nemli sonu&ccedil;lara ula&thorn;&yacute;ld&yacute;. Buna g&ouml;re &uuml;lkemizde 70 bini kay&yacute;tl&yacute; olmak &uuml;zere 100 bin kanser hastas&yacute; var. Do&eth;u ve G&uuml;neydo&eth;u’da beslenme al&yacute;&thorn;kanl&yacute;klar&yacute; sebebiyle sindirim sistemi ve mide kanserleri ilk s&yacute;rada. Ara&thorn;t&yacute;rmada nelerin kansere yol a&ccedil;t&yacute;&eth;&yacute;na da yer verildi. Do&eth;rudan ate&thorn;e maruz kalan kebaplar ile tur&thorn;u gibi tuzlu yiyeceklerin yan&yacute; s&yacute;ra sac &uuml;zerinde yap&yacute;lan ekmekler kansere davetiye &ccedil;&yacute;kar&yacute;yor. Hamburger t&uuml;r&uuml; g&yacute;dalar&yacute;n da kansere yakalanmada etkili oldu&eth;una dikkat &ccedil;eken uzmanlar, “Kansere kar&thorn;&yacute; s&uuml;t &uuml;r&uuml;nleri ile meyve ve sebze a&eth;&yacute;rl&yacute;kl&yacute; beslenin.” uyar&yacute;s&yacute;nda bulunuyor. &Yacute;llerdeki kanser vakalar&yacute;n&yacute;n mercek alt&yacute;na al&yacute;nd&yacute;&eth;&yacute; &ccedil;al&yacute;&thorn;mada, Nev&thorn;ehir, &Ccedil;orum ve Konya’ya &ouml;zel vurgu yap&yacute;l&yacute;yor. Volkanik &ouml;zelli&eth;e sahip bu b&ouml;lgelerde akci&eth;er zar&yacute; kanserinin d&uuml;nya ortalamas&yacute;ndan on bin kat daha fazla g&ouml;r&uuml;ld&uuml;&eth;&uuml; belirtiliyor. Bunu dikkate alan Sa&eth;l&yacute;k Bakanl&yacute;&eth;&yacute;, topraklar&yacute;n&yacute;n kansere yol a&ccedil;mas&yacute; sebebiyle Nev&thorn;ehir’e ba&eth;l&yacute; Tuzk&ouml;y&uuml; kasabas&yacute; ve &Uuml;rg&uuml;p’&uuml;n Karain k&ouml;y&uuml;n&uuml;n tahliyesine karar verdi. Meteoroloji haritas&yacute; gibi s&uuml;rekli de&eth;i&thorn;kenlik g&ouml;steren kanser haritas&yacute;nda birinci s&yacute;rada Marmara B&ouml;lgesi yer al&yacute;yor. Bunu s&yacute;ras&yacute;yla Ege, Akdeniz, &Yacute;&ccedil; Anadolu, Karadeniz, Do&eth;u ve G&uuml;neydo&eth;u Anadolu b&ouml;lgeleri takip ediyor. Kanser Sava&thorn; Daire Ba&thorn;kan&yacute; Prof. Dr. Murat Tuncer, &uuml;&ccedil; y&yacute;ldan beri Jeoloji M&uuml;hendisleri Odas&yacute;, Maden Tetkik Arama Enstit&uuml;s&uuml;, &uuml;niversiteler, T&uuml;rkiye Enerji Kurumu, Atom Enerjisi Kurumu ve belediyelerin deste&eth;iyle kanser haritas&yacute; &ccedil;&yacute;karmaya &ccedil;al&yacute;&thorn;t&yacute;klar&yacute;n&yacute; s&ouml;yledi. Tuncer’in verdi&eth;i bilgiye g&ouml;re, T&uuml;rkiye’deki 100 bin kanser vakas&yacute;ndan &uuml;&ccedil;te biri sigaraya ba&eth;l&yacute; olarak geli&thorn;irken, &uuml;&ccedil;te biri beslenme al&yacute;&thorn;kanl&yacute;klar&yacute;ndan kaynaklan&yacute;yor. Tuncer, genetik ve di&eth;er sebeplerden kaynaklanan kanserler d&yacute;&thorn;&yacute;ndaki vakalar&yacute;n &ouml;nlenebilece&eth;ine dikkat &ccedil;ekerek, “Her &uuml;&ccedil; kanserli ki&thorn;iden biri sigara biri de yanl&yacute;&thorn; beslenmeye ba&eth;l&yacute; olarak hastalanm&yacute;&thorn;. Yani &uuml;&ccedil;te iki oran&yacute;nda kanseri engellememiz m&uuml;mk&uuml;n.” de&eth;erlendirmesini yap&yacute;yor. Beslenme al&yacute;&thorn;kanl&yacute;klar&yacute; ile kanser do&eth;rudan ili&thorn;kili. Mesela Do&eth;u ve G&uuml;neydo&eth;u Anadolu’da direkt ate&thorn;te pi&thorn;en kebap t&uuml;r&uuml; yiyecekler ile tur&thorn;u gibi tuzlu yiyeceklerin ve sac &uuml;zerinde yap&yacute;lan ekmeklerin t&uuml;ketilmesi sindirim sistemi ve mide kanserlerinde b&uuml;y&uuml;k bir art&yacute;&thorn;a sebep oluyor. Prof. Dr. Murat Tuncer, fast food tipi beslenmenin de kanser &uuml;zerinde &ouml;nemli bir etken oldu&eth;una dikkat &ccedil;ekerek, kansere kar&thorn;&yacute; s&uuml;t ve s&uuml;t &uuml;r&uuml;nleri ile meyve ve sebze a&eth;&yacute;rl&yacute;kl&yacute; beslenmeyi &ouml;neriyor. Kanser tedavisi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k b&uuml;t&ccedil;eleri gerektiriyor. Bir kanser hastas&yacute;n&yacute;n &ouml;m&uuml;r boyu tedavisi 50-200 bin dolara mal oluyor. Bunun yan&yacute; s&yacute;ra para ile k&yacute;yaslanamayacak hem hastay&yacute; hem de ailesini etkileyen psikolojik maliyeti oluyor. Kanser tedavi maliyetlerinin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de devlet taraf&yacute;ndan kar&thorn;&yacute;land&yacute;&eth;&yacute; T&uuml;rkiye’de tedavi merkezlerinin belli noktalarda toplanmas&yacute; &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Prof. Dr. Tuncer, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada kanser tedavileri merkezlerinin belli yerlerde topland&yacute;&eth;&yacute;n&yacute;, bunun hem maliyeti azaltt&yacute;&eth;&yacute;n&yacute; hem de hastalar&yacute;n tedavisini kolayla&thorn;t&yacute;rd&yacute;&eth;&yacute;n&yacute; vurguluyor. Prof. Dr. Murat Tuncer, toplum taraf&yacute;ndan bilinmese de T&uuml;rkiye’de piyasaya &ccedil;&yacute;kan her t&uuml;rl&uuml; yiyecek ve i&ccedil;ece&eth;in kontrol ve takip edildi&eth;ini kaydediyor. Buna &ouml;rnek olarak iki y&yacute;l &ouml;nce i&ccedil;eri&eth;inde fazla arsenik bulunan bir suyun piyasadan kald&yacute;r&yacute;lmas&yacute;n&yacute; g&ouml;steriyor. Son g&uuml;nlerde mercek alt&yacute;na al&yacute;nan yiyecek t&uuml;r&uuml; ise bisk&uuml;viler. T&uuml;rkiye’de sat&yacute;lan bisk&uuml;vilerde kanserojen etkisi olan akrilamit oran&yacute;n&yacute; tespit etmek i&ccedil;in &ccedil;al&yacute;&thorn;ma yap&yacute;l&yacute;yor. Erken te&thorn;his &ouml;nemli Kanserin 100’den fazla &ccedil;e&thorn;idi oldu&eth;u biliniyor. Kanser taramalar&yacute;na kat&yacute;larak erken d&ouml;nemde hastal&yacute;&eth;&yacute; yakalamak &ouml;nemli. &Ouml;zellikle kad&yacute;nlarda meme kanseri ile prostat ve cilt kanserlerinin te&thorn;hisi kolay. 40 ya&thorn;tan sonra kad&yacute;nlar&yacute;n bir ya da iki y&yacute;lda memografi yapt&yacute;rmalar&yacute; &ouml;neriliyor. Erkeklerde s&yacute;k g&ouml;r&uuml;len prostat kanseri i&ccedil;in 50 ya&thorn;tan sonra muayene yap&yacute;lmas&yacute; tavsiye ediliyor. Kanser nedir? Kanser, organizmada bilinmeyen bir sebeple h&uuml;creleri kontrols&uuml;z bir &thorn;ekilde b&uuml;y&uuml;yen k&ouml;t&uuml; huylu t&uuml;m&ouml;rlere verilen ad. Kontrolden &ccedil;&yacute;kan h&uuml;creler s&uuml;rekli &ccedil;o&eth;al&yacute;rken bir taraftan da v&uuml;cutta yay&yacute;lmaya ba&thorn;l&yacute;yor. Durmadan &ccedil;o&eth;alan h&uuml;creler v&uuml;cudun herhangi bir b&ouml;lgesinde d&uuml;zensiz kitleler olu&thorn;turuyor. Kanserlerin &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; &ccedil;evre, beslenme bozuklu&eth;u, &ccedil;e&thorn;itli kimyasallar, sigara, gibi d&yacute;&thorn; fakt&ouml;rlerin etkisiyle olu&thorn;uyor. En &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri Do&eth;u Anadolu: Sindirim sistemi ve mide kanserleri Karadeniz: Akci&eth;er kanseri Marmara: Akci&eth;er ve bron&thorn; kanserleri &Yacute;&ccedil; Anadolu: Akci&eth;er kanseri G.D.Anadolu: Cilt ve akci&eth;er kanserleri Akdeniz: Cilt kanseri 02.05.2004 Abdullah Dirican &Yacute;stanbul

Sansli
02 05 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/05/03/haber_115192.php]Hareket et ama yorulma![/url]Bilim, kanserden kalbe kadar bir&ccedil;ok hastal&yacute;&eth;a kar&thorn;&yacute; hareketli bir ya&thorn;am &ouml;nerirken, a&eth;&yacute;r fiziksel aktivitenin menopozdan sonra rahim kanserini tetikledi&eth;i ortaya &ccedil;&yacute;kt&yacute;REUTERS - NEW YORK - Fiziksel yorgunluk ya&thorn;l&yacute; kad&yacute;nlarda rahim kanserini tetikliyor. ABD'li bilim adamlar&yacute;n&yacute;n yapt&yacute;klar&yacute; geni&thorn; kapsaml&yacute; ara&thorn;t&yacute;rma sonucunda, yo&eth;un fiziksel aktivitenin menopoz sonras&yacute;nda tehlikeli olabilece&eth;i ortaya konuldu. Gen&ccedil;liklerinde kilolu ve bel &ccedil;evresi kal&yacute;n olan kad&yacute;nlarda bu risk daha da y&uuml;ksek. Iowa Kad&yacute;n Sa&eth;l&yacute;&eth;&yacute; Ara&thorn;t&yacute;rmas&yacute;'n&yacute; y&uuml;r&uuml;ten ABD Minnesota &Uuml;niversitesi'nde g&ouml;revli Dr. Jeffrey P. Anderson ve ekibi, &ccedil;al&yacute;&thorn;malara 1985 y&yacute;l&yacute;nda ba&thorn;lad&yacute;. 15 y&yacute;l boyunca 55-69 ya&thorn;lar&yacute;nda 40 bin kad&yacute;n incelendi. Bu s&uuml;re&ccedil;te kat&yacute;l&yacute;mc&yacute; kad&yacute;nlardan 223'&uuml;nde rahim kanseri tespit edildi. Kad&yacute;nlar&yacute; fiziksel aktivitelerine g&ouml;re s&yacute;n&yacute;fland&yacute;ran uzmanlar, en yo&eth;un fiziksel aktivitede bulunan kad&yacute;nlar&yacute;n rahim kanserine yakalanma riskinin, hemen hemen hi&ccedil; fiziksel aktivitede bulunmayanlara oranla y&uuml;zde 42 daha fazla oldu&eth;unu tespit etti. Haftada d&ouml;rt defadan fazla fiziksel aktivitelere kat&yacute;lan kad&yacute;nlarda ise riskin iki kat&yacute;na &ccedil;&yacute;kt&yacute;&eth;&yacute; g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. &Ouml;te yandan ki&thorn;ilerin obez olup olmad&yacute;&eth;&yacute;n&yacute; hesaplamaya yarayan beden-kitle endeksinin, rahim kanseriyle do&eth;rudan ili&thorn;kisi tespit edilemedi. Ancak gen&ccedil;liklerinde fazla kilolu olan kad&yacute;nlar&yacute;n rahim kanseri riski y&uuml;zde 83 daha y&uuml;ksek &ccedil;&yacute;kt&yacute;.

Sansli
06 05 2004, 17:00
<a target=new href=http://fikralar.netfirms.com/Yenilenenler/dusundurur_04.htm]Suyun Onemi[/url] Yeterince i&ccedil;iyor musunuz?Amerikal&yacute;lar&yacute;n %75'inde kronik dehidrasyon (v&uuml;cutta su eksikli&eth;i) var.Yine Amerikal&yacute;l&yacute;ar&yacute;n %37'sinde susuzluk mekanizmas&yacute; o kadar zay&yacute;f ki, genellikle a&ccedil;l&yacute;kla kar&yacute;&thorn;t&yacute;r&yacute;l&yacute;yor.HAF&Yacute;F dehidrasyon bile metabolizmay&yacute; %3 oran&yacute;nda yava&thorn;latabiliyor.Washington &Uuml;niversitesi'nde yap&yacute;lan bir ara&thorn;t&yacute;rmada diyet yapan deneklerden %100'&uuml;nde bir bardak suyun bile, gece ge&ccedil; saatlerde a&ccedil;l&yacute;ktan dolay&yacute; duyulan &quot;kaz&yacute;nmalar&yacute;&quot; tamamen giderdi&eth;i g&ouml;r&uuml;lm&uuml;&thorn;.Su eksikli&eth;i g&uuml;nd&uuml;z duyulan yorgunlu&eth;un bir numaral&yacute; nedenini olu&thorn;turuyor.Yap&yacute;lan &ouml;n ara&thorn;t&yacute;rmalar g&uuml;nde 8-10 bardak i&ccedil;ilen suyun s&yacute;rt ve eklem a&eth;r&yacute;s&yacute; &ccedil;ekenlerin %80'inde bu a&eth;r&yacute;lar&yacute; ciddi oranda azaltt&yacute;&eth;&yacute;n&yacute; ortaya koyuyor.V&uuml;cuttaki su miktar&yacute;nda yaln&yacute;zca %2 d&uuml;&thorn;&uuml;&thorn; bile k&yacute;sa s&uuml;reli haf&yacute;zada bulan&yacute;kl&yacute;k, temel matematik konusunda ve bilgisayar ekran&yacute;na odaklanmakta zorluk &ccedil;ekmeye yol a&ccedil;abiliyor.Buna kar&thorn;&yacute;l&yacute;k g&uuml;nde 5 bardak su i&ccedil;ilmesi ba&eth;&yacute;rsak kanseri riskini %45 oran&yacute;nda azalt&yacute;yor ve ek olarak g&ouml;&eth;&uuml;s kanseri riskini %79, mesane kanseri riskini ise %50 oran&yacute;nda azaltabiliyor.Herg&uuml;n i&ccedil;meniz gerekti&eth;i kadar su i&ccedil;iyor musunuz?

GRANITE
06 05 2004, 17:00
TAI CHI CHUAN :: Arthritis &amp; Rheumatism :: Back Problems :: Balance Improvement :: High Blood Pressure :: Post-Operative Recovery :: Post-Traumatic Stress :: Stress Reduction :: Athletic Performance :: Issues of Aging :: Weight Management and ULTIMATE SELF DEFENCE(Tai chi chuan mean; supreme ultimate boxing or fist.)A Focus on the Internal The study of T'ai Chi Ch'uan is unique in the sense that it marks the historical meeting of many centuries of Taoist study known as Chi Kung § (&quot;Excellence of Energy&quot;), which was primarily dedicated to physical health and spiritual growth, with the need of the time (approximately 1,000 A.D.) for monks to defend themselves against bandits and warlords. The result was, and is, an unusual blend of healing, martial, and meditative art which is referred to as the internal practice of T'ai Chi Ch'uan. In each of these expressions, the emphasis on the internal aspect of the study is primary. This indicates that the true focus of the study is not primarily that of the physical level, but through the physical, places the true emphasis of the practice more on the mental and energetic levels. The mental component is really most important since the number one condition that inhibits an individual from achieving excellence in anything, including one's own health, is a state that Traditional Chinese Medicine § refers to as being &quot;weak-minded&quot;. &lt;&lt;This weak-minded state implies one who is easily confused, scattered, or distracted.&gt;&gt; So the first quality to be developed in T'ai Chi is that of strengthening one's concentration, or what is referred to in the martial arts as being centered. The ability to center the mind is really that of keeping the mind interested and involved in the experience of the present moment. This is understood to be the foundation of T'ai Chi because from this state of attention comes the possibility to change, correct, and heal. To facilitate this process T'ai Chi uses a physical location in the lower abdomen/pelvis which is called the Tan t'ien § in Chinese. This represents the true body center in the sense that it's the natural movement and feeling center. With this specific body awareness we can begin the process of distributing the attention more evenly and equally throughout the body. The ability to spread attention throughout the body is understood in Chinese medicine to be one of the most important elements of good health because it's indicative of the ideal relationship between the mind and the body. Unlike the prevailing Western view that one must work hard for the experience we call being healthy, in T'ai Chi health is understood to be natural (and therefore effortless) to that individual who has achieved balance and harmony between body and mind. T'ai Chi's Core Principles It is important to understand that at its core, T'ai Chi Ch'uan is not a study of form or style. At best, form simply allows a practitioner to explore the heart of the practice which has always been understood as a set of principles. These principles are qualities which have been observed to be effective in their positive influence regarding life in all its expressions of movement and change. T'ai Chi is therefore the study of how to better embody these life affirming qualities, regardless of what style one studies, or what form one practices. These principles have been handed down both orally and through the traditional writings of T'ai Chi which are collectively referred to as the Classics. § They include: an emphasis on relaxation of tension, both physical and mental, leading to the development of internal strength a process of integration in which the mind and body become unified and an unshakable understanding that the key element in respect to any life success is the maintenance of the qualities of balance and harmony. Styles come and go. Form is of value only in respect to the opportunity it presents for allowing insight into something more essential. The emphasis that T'ai Chi places on principles, and their sense of timelessness in the midst of constant change, is truly the key to the practice of T'ai Chi being an &quot;internal study&quot;. T'ai Chi and the Concept of Change T'ai Chi has, during it's 1000 years of development, been considered to be a movement art. This implies much more than just physical or even energetic movement. It denotes a relationship with the experience of change. The attitude which T'ai Chi seeks to cultivate is an understanding of change as a natural life process. One is asked to look at situations in which we resist change, be they physical, emotional, or mental. Through the practice of T'ai Chi one allows oneself to become a more willing participant in the process of change, understanding that it is inevitable anyway. The practice may begin primarily as a physical experience, but given time, applies the qualities that we seek to develop physically, including balance, good timing, and integration, to the emotional, mental, and spiritual levels as well. The essence of T'ai Chi Chuan practice is not to learn a set of movements, nor to become talented in a system of self-defense, although these abilities may occur during the course of practice. The intention of T'ai Chi chuan is to allow one the opportunity to become more aware of the natural laws which govern change; not just change in the body as affects physical, structural movement, but rather principles § of change and movement that govern every aspect of our lives and the world around us. The exercises of the practice simply provide us with an opportunity to explore that process of discovery.

GRANITE
06 05 2004, 17:00
T&iacute;AI CHI CH&iacute;UAN T'ai Chi Ch'uan, k&ouml;kleri 5000 y&yacute;l &ouml;ncesine dayanan bir sa&eth;l&yacute;k sistemidir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yaln&yacute;zca &Ccedil;in'de yirmi milyon insan taraf&yacute;ndan uygulanmaktad&yacute;r. Pek &ccedil;ok &ouml;nemli &uuml;niversitenin kul&uuml;plerinde ya da e&eth;itim programlar&yacute;nda yer alan T'ai Chi Ch'uan &uuml;zerine yap&yacute;lan ara&thorn;t&yacute;rmalar, bu uygulaman&yacute;n solunum yollar&yacute;, kan dola&thorn;&yacute;m sistemi, kemik ve eklem rahats&yacute;zl&yacute;klar&yacute; gibi pek &ccedil;ok rahats&yacute;zl&yacute;&eth;&yacute;n tedavisinde son derece etkili oldu&eth;unu ortaya koymaktad&yacute;r. Aerobik egzersizlerde oldu&eth;u gibi insan&yacute;n fiziksel kapasitesini zorlamayan bu uygulama, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde baz&yacute; &uuml;niversite kliniklerinde kalp hastalar&yacute; ve ast&yacute;m hastalar&yacute; gibi baz&yacute; hastalar&yacute;n tedavisinde ba&thorn;ar&yacute;yla kullan&yacute;lmaktad&yacute;r.T'ai Chi &ouml;zel bir inan&ccedil; sistemine uyman&yacute;z&yacute;, belli bir &thorn;ekilde beslenmenizi istemez. Bu nedenle herkes i&ccedil;in uygun bir &ouml;&eth;retidir. &Ouml;zel giysilere ya da malzemelere ihtiya&ccedil; duyulmad&yacute;&eth;&yacute; i&ccedil;in uygulamak i&ccedil;in para harcaman&yacute;za da gerek yoktur. Pek &ccedil;ok egzersiz, insan&yacute;n ya&thorn;&yacute; ilerledik&ccedil;e daha zor uygulan&yacute;r hale gelmektedir, oysa T'ai Chi, fiziksel g&uuml;&ccedil; ya da dayan&yacute;kl&yacute;l&yacute;k gerektirmedi&eth;i i&ccedil;in &ccedil;ok ileri ya&thorn;larda dahi kolayca uygulanabilir, hatta t'ai chi uygulamas&yacute; y&yacute;llar ge&ccedil;tik&ccedil;e daha da etkili bir hale gelmeye ba&thorn;lamaktad&yacute;r. Sa&eth;lad&yacute;&eth;&yacute; fiziksel, zihinsel ve ruhsal yararlardan faydalanmak i&ccedil;in g&uuml;nde sadece on dakika &ccedil;al&yacute;&thorn;&yacute;lmas&yacute; yeterlidir. Bu sayede T'ai Chi, di&eth;er uygulamalarda oldu&eth;u gibi etkilerinden yararlanabilmek i&ccedil;in uzun zaman ay&yacute;rmak gereken bir &ccedil;al&yacute;&thorn;ma de&eth;ildir. Bunlar&yacute;n yan&yacute; s&yacute;ra T'ai Chi uygulamak insan&yacute;n s&uuml;rekli olarak zevk almas&yacute;n&yacute; sa&eth;lar. Bu nedenle de s&yacute;k&yacute;c&yacute; bir uygulama de&eth;ildir.T'ai Chi Ch'uan, Temel Taocu Sanatlardan Bir Tanesidir. Bu &ouml;zelli&eth;i sayesinde herhangi bir ruhsal ya da zihinsel &ccedil;al&yacute;&thorn;man&yacute;n b&uuml;t&uuml;nleyicisi olarak kullan&yacute;labilir. Her ne kadar taocu felsefeden do&eth;mu&thorn; olsa da uygulanmas&yacute; i&ccedil;in belli bir inan&ccedil; sistemine ba&eth;l&yacute; olmay&yacute; gerektirmedi&eth;i i&ccedil;in her t&uuml;r zihinsel ya da ruhsal faaliyete kolayca uyarlanabilir. Taocu &ccedil;al&yacute;&thorn;malar, yer ve g&ouml;k enerjilerini insan bedeninde bir araya getirip, ileri d&uuml;zeydeki i&ccedil;sel simya &ccedil;al&yacute;&thorn;malar&yacute; i&ccedil;in sa&eth;lam bir temel haz&yacute;rlar. Bu temel sayesinde fiziksel d&uuml;nya ve bedenimiz ile kurdu&eth;umuz g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve sa&eth;l&yacute;kl&yacute; ba&eth;lar, ruhsal &ccedil;al&yacute;&thorn;malar&yacute;m&yacute;zda dengeli bir &thorn;ekilde ilerlememize yard&yacute;mc&yacute; olur. Pek &ccedil;ok &ouml;&eth;retide, ruhsal &ccedil;al&yacute;&thorn;malar i&ccedil;in bu d&uuml;nya ve fiziksel bedenimiz g&ouml;z ard&yacute; edilmektedir. Bu da ruhsal &ccedil;al&yacute;&thorn;malar&yacute;m&yacute;z s&yacute;ras&yacute;nda dengesizliklere neden oluyor. Ancak taocu &ouml;&eth;reti, ruhsal olarak ilerlemek i&ccedil;in bu d&uuml;nyan&yacute;n ve fiziksel bedenimizin son derece &ouml;nemli oldu&eth;unun bilincindedir. Fiziksel d&uuml;nya ve bedenimiz temeldir ve bu temel ne kadar sa&eth;lam olursa &uuml;zerine o derece sa&eth;lam duvarlar in&thorn;a edebiliriz. T'ai Chi Ch'uan bize, uygulad&yacute;&eth;&yacute;m&yacute;z &ouml;&eth;reti ne olursa olsun son derece sa&eth;lam bir temel kurmam&yacute;z i&ccedil;in yard&yacute;mc&yacute; olmaktad&yacute;r.T'ai Chi Ch'uan, D&uuml;nyadaki En Etkili Sava&thorn; Sanatlar&yacute;ndand&yacute;r. Mant&yacute;k olarak yumu&thorn;ak ve diren&ccedil;siz olan&yacute;n, sert ve diren&ccedil;li olan&yacute; yenmesi ilkesi &uuml;zerinde y&uuml;kselen bir sava&thorn; sanat&yacute;d&yacute;r. D&yacute;&thorn;sal sava&thorn; sanatlar&yacute;nda rakibin alt edilmesi i&ccedil;in gerekli olan g&uuml;&ccedil;, h&yacute;z, &ccedil;eviklik ve fiziksel cesaret gibi nitelikler T'ai Chi sava&thorn; sanat&yacute;nda &ouml;nemli de&eth;ildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; T'ai Chi'ye g&ouml;re kazanman&yacute;z&yacute; sa&eth;layan &thorn;ey boyun e&eth;mektir. Bu denetimli boyun e&eth;i&thorn; &ouml;nce rakibinizin g&uuml;c&uuml;yle uyum sa&eth;laman&yacute;z&yacute; ve ard&yacute;ndan da rakibinizi kendi g&uuml;c&uuml;yle yenmenizi sa&eth;lar. Bu nedenle de ustalar taraf&yacute;ndan s&ouml;ylendi&eth;i gibi bir T'ai Chi sava&thorn;&ccedil;&yacute;s&yacute;yla sava&thorn;mak, serbest&ccedil;e as&yacute;l&yacute; duran bir &ccedil;ar&thorn;af&yacute; yumruklamak gibidir.Kendine suyu &ouml;rnek alan T'ai Chi, t&yacute;pk&yacute; su gibi yumu&thorn;ak ve diren&ccedil;sizdir. T'ai Chi sanat&ccedil;&yacute;s&yacute; t&yacute;pk&yacute; su gibi hareket ederek rakibinin bo&thorn;luklar&yacute;n&yacute; doldurur ve diren&ccedil;sizli&eth;i sayesinde kendini kavramaya &ccedil;al&yacute;&thorn;an rakibinin parmaklar&yacute; aras&yacute;ndan kay&yacute;verir. T'ai Chi Klasiklerinde &thorn;&ouml;yle denmektedir: 'E&eth;er rakibiniz sertse, o zaman yumu&thorn;ay&yacute;n. Buna boyun e&eth;mek denir. E&eth;er rakibiniz devinim halindeyse, onunla ayn&yacute; y&ouml;ne do&eth;ru devinip ona yap&yacute;&thorn;&yacute;n. Buna yap&yacute;&thorn;mak denir. D&uuml;&thorn;man&yacute;n&yacute;za sald&yacute;rd&yacute;&eth;&yacute;n&yacute;zda, h&yacute;zla deviniyorsa h&yacute;zla devinin, yava&thorn;&ccedil;a deviniyorsa yava&thorn;&ccedil;a devinin, bu sayede devinimleri birbiriyle uyumlu hale getirin&quot;. Bir T'ai Chi sava&thorn;&ccedil;&yacute;s&yacute;n&yacute;n tek yapmas&yacute; gereken &thorn;ey rakibiyle bir, ayn&yacute; olmakt&yacute;r. Onunla bir oldu&eth;unda art&yacute;k rakibinin g&uuml;c&uuml;, kendi g&uuml;c&uuml; olur ve bu sayede rakibi ne kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; ya da h&yacute;zl&yacute; olursa olsun onu kendi g&uuml;c&uuml;yle, zorlanmadan alt eder. Eski &ccedil;a&eth;lardan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze dek yetenekleriyle herkesi &thorn;a&thorn;&yacute;rtan T'ai Chi sava&thorn;&ccedil;&yacute;lar&yacute; ayn&yacute; zamanda yapt&yacute;klar&yacute; m&uuml;sabakalarda rakiplerini onlara zarar vermeden yenmeleri nedeniyle de b&uuml;y&uuml;k bir sayg&yacute; kazanm&yacute;&thorn;lard&yacute;T'ai Chi Ch'uan, yer&ccedil;ekimine kar&thorn;&yacute; koymak yerine onunla uyum i&ccedil;inde hareket etmeyi &ouml;&eth;reten bir hareket bilimidir. Prehistoryac&yacute;lara g&ouml;re insan&yacute;n geli&thorn;imini sa&eth;layan en &ouml;nemli &thorn;ey iki aya&eth;&yacute; &uuml;zerine kalkm&yacute;&thorn; olmas&yacute;d&yacute;r. Bu sayede ellerini kullanmaya ba&thorn;layan insan alet yapm&yacute;&thorn; ve medeniyet yaratmay&yacute; ba&thorn;arm&yacute;&thorn;t&yacute;r. Ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bilimcilerin fark&yacute;nda olmad&yacute;klar&yacute; ama belki de yak&yacute;n bir gelecekte fark&yacute;nda olacaklar&yacute; &ccedil;ok &ouml;nemli bir konu daha vard&yacute;r. Taocu &ouml;&eth;retiye g&ouml;re insan&yacute;n &thorn;u andaki geli&thorn;imine neden olan &thorn;ey, t&yacute;pk&yacute; bilimcilerin d&uuml;&thorn;&uuml;nd&uuml;&eth;&uuml; gibi onun iki aya&eth;&yacute; &uuml;zerine kalkm&yacute;&thorn; olmas&yacute;d&yacute;r. Bu sayede, dik duru&thorn;uyla g&ouml;kten gelen enerjiyi do&eth;rudan do&eth;ruya ba&thorn;&yacute;n&yacute;n tepe noktas&yacute;ndan bedenine alan insan bilgele&thorn;meye ve di&eth;er hayvanlardan ayr&yacute;lmaya ba&thorn;lam&yacute;&thorn;t&yacute;r. D&ouml;rt aya&eth;&yacute; &uuml;zerinde hareket eden hayvanlar g&ouml;kten gelen enerjiyi insanda oldu&eth;u gibi b&uuml;y&uuml;k miktarda ba&thorn;lar&yacute;n&yacute;n tepe noktas&yacute;ndan almamaktad&yacute;rlar.Dik duru&thorn;un bir ba&thorn;ka &ouml;zelli&eth;i de yer&ccedil;ekimine daha az y&uuml;zey sunmas&yacute;d&yacute;r. Bu sayede insano&eth;lu hareket edebilmek i&ccedil;in yer&ccedil;ekimine kar&thorn;&yacute;, d&ouml;rt aya&eth;&yacute; &uuml;zerinde hareket eden hayvanlara oranla daha az enerji harcamaktad&yacute;r. Ancak duru&thorn;lar&yacute;m&yacute;zdaki hatalar, yer&ccedil;ekiminin &uuml;zerimizdeki etkisi nedeniyle bedenimize zarar vermekte ve normalde harcayaca&eth;&yacute;m&yacute;zdan daha fazla enerji harcamam&yacute;za neden olmaktad&yacute;r. T'ai Chi Ch'uan, duru&thorn;lar&yacute;m&yacute;z ve hareket bi&ccedil;imimiz &uuml;zerindeki etkileri sayesinde yer&ccedil;ekimini &uuml;zerimizdeki bir y&uuml;k olarak de&eth;il, hareketlerimize yard&yacute;mc&yacute; bir enerji olarak kullanmam&yacute;z&yacute; sa&eth;lamaktad&yacute;r. Bu sayede de hareketlerimiz daha kendili&eth;inden, zahmetsiz ve ak&yacute;c&yacute; olmakta, tasarruf edilen enerji ba&thorn;ka i&thorn;levlerde kullan&yacute;lmak ya da daha sonraki kullan&yacute;mlar i&ccedil;in depolanmak &uuml;zere toplam enerjimize kat&yacute;lmaktad&yacute;r.T'ai Chi Ch'uan, evrensel enerji kaynaklar&yacute;yla ba&eth;lant&yacute;ya ge&ccedil;memizi sa&eth;layan kozmik bir enerji dans&yacute;d&yacute;r. T'ai Chi uygulamas&yacute;, insana kazand&yacute;rd&yacute;&eth;&yacute; gev&thorn;eme, diren&ccedil;sizlik, fark&yacute;ndal&yacute;k, &yacute;l&yacute;ml&yacute;l&yacute;k gibi nitelikler sayesinde evrensel enerji ile aram&yacute;zdaki engellerin ortadan kalkmas&yacute;n&yacute; sa&eth;lar. Gerilimler ve fark&yacute;ndal&yacute;&eth;&yacute;m&yacute;zdaki azalma, evrensel enerjiler ile ba&eth;lant&yacute;m&yacute;z&yacute; ortadan kald&yacute;r&yacute;p sa&eth;l&yacute;&eth;&yacute;m&yacute;z&yacute;n bozulmas&yacute;na ve zaman&yacute;ndan &ouml;nce ya&thorn;lanmam&yacute;za neden olur. Oysa T'ai Chi uygulamas&yacute; s&yacute;ras&yacute;nda derin bir gev&thorn;eme d&uuml;zeyine ula&thorn;an bedenimiz, zihnimizi de gev&thorn;etir. Zihinsel gev&thorn;eme, zihnin ve bedenin &uuml;zerindeki &ouml;rt&uuml;leri yava&thorn; yava&thorn; kald&yacute;r&yacute;p fark&yacute;ndal&yacute;&eth;&yacute;m&yacute;z&yacute; artt&yacute;r&yacute;r. Fark&yacute;ndal&yacute;ktaki bu artma T'ai Chi uygulay&yacute;c&yacute;s&yacute;n&yacute;n kendini evrensel bir enerji okyanusunun i&ccedil;inde bulmas&yacute;n&yacute; sa&eth;lar. T'ai Chi uygulamas&yacute; arac&yacute;l&yacute;&eth;&yacute;yla kazan&yacute;lan bu gev&thorn;eme ve fark&yacute;ndal&yacute;k sayesinde s&uuml;rekli olarak evrensel enerjileri hisseder ve her hareketimizde bedenimizi bu enerjilerle doldururuz.

Imbat
07 05 2004, 17:00
Vitaminler kalbe zarar mi veriyorAmerikali doktorlar y&uuml;zlerce kez yarari ispatlanan bazi vitaminlerin asiri t&uuml;ketildiginde kolesterol&uuml; y&uuml;kselterek kalbe k&ouml;t&uuml; geldigini &ouml;ne s&uuml;rd&uuml;! - Vatan

nilufercicegi
14 05 2004, 17:00
Arkadaslar,Turkiye'deki Lapiden Tuy Dokucu Krem'in benzeri var mi Amerika'da? Bilen var mi? Herkese tesekkurler ve sevgiler...

Sansli
17 05 2004, 17:00
* nilufercicegi, Buyuk ihtimalle vardir. Wal Mart`a sormak lazim. ABD`de eczaneler yok. Ilaclar, marketlerde ( recete ile ) satiliyor.


* Hasta olmadan sagligimizin, ihtiyarlamadan gencligimizin, fakir olmadan zenginligin degerini bilemiyoruz.
Halbuki, bu degerleri zamaninda, yeteri kadar bilip en iyi sekilde kullanabilsek ne iyi olur. Hem kendimiz icin hem cevremiz ve cevremizdekiler icin...
Ama hayatta en buyuk zenginlik; SAGLIK.
Lutfen, sagligimizi koruyalim.

GRANITE
21 05 2004, 17:00
TAI CHI CHUAN VE SAĞLIK

Tai Chi Chuan kas geliştirmek için uygulanan bir sistem değildir.Hareketleri mükemmelleştirerek kişi,tüm vücudunda koordinasyon ve rahatlama sağlar.Günlük hayatınızın her bölümündeki performansınızda bir artış olur.Doğru nefes almak ve dairesellik size sağlık olarak geri dönecektir.



TAI CHI CHUAN VE HUZUR

Zihin ve vücut ayrılmaz bir ikilidir.Belli bir uyum ve duzen içinde yaşayabilmek her ikisinde de kontrolü elinize almakla olur.Tai Chi Chuan, Hareketli Meditasyon olarak da isimlendirilebilir.Hareketler daha iyi kavrandıkça kişinin konsantre olma gücünde belirgin bir artış gözlenir.Bu çalışma kişinin zihnini berraklaştırır.Hareketleri tam manasıyla öğrenebilmek için dingin bir hal gerekli olduğundan bütün stres ve gerginlik geride bırakılmalıdır.

Sansli
25 05 2004, 17:00
15 yaşındaki <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~417632%2C00.asp]Ahmet[/url] 300 kiloya çıktı.

Nesrin COŞKUN/İZMİR, (DHA)

Uşak’ın Eşme İlçesi’ne bağlı Karabacaklı Köyü’nde yaşayan ve ağırlığı 300 kiloyu aşan 15 yaşındaki Ahmet Yavaşça’nın kilosu, tedavisi için İzmir’e getirilmesi esnasında da dert oldu. Ahmet Yavaşça, ‘Beni bu derdimden kurtarın’ diye yalvardı.

GRANITE
26 05 2004, 17:00
MmeCeline,tesekkurler.Yararli olabildiysem ne mutlu.

Kainatta ne varsa suda yasadi once;
Ustumuzden su gecer dogunca ve olunce.

:)

MmeCeline
26 05 2004, 17:00
granite,

ben bir su yum..... ne kadar guzel bir ogreti ...aklina saglik...

Sansli
27 05 2004, 17:00
Ölünün <a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2004/05/28/yasam/yas10.html]yuzu[/url], yaralı hastada canlanıyor

DIŞ HABERLER SERVİSİ

ABD'li bilim adamları, dünyada ilk kez bütün olarak yüz nakli yapmaya hazırlanıyor. 24 saat sürmesi planlanan bu tip ameliyat ile ölülerden alınacak burun kıkırdakları, sinirler ve kaslar, tedavisi imkânsız olan yaralılara nakledilebilecek. Daha önce, 1994'te bir kaza sonucu yüzü kafatasından sıyrılan bir çocuğa başarılı bır ameliyatla kendi yüzü yeniden dikilmişti. Ancak yakında gerçekleşmesi planlanan operasyonla, ilk kez bir ölünün yüzü, yaralı hastaya nakledilecek.

Sansli
05 06 2004, 17:00
WHO: Ciddi <a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=14101&TYPE=2]akil hastalarinin tedavisi[/url] ihmal ediliyor

Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) için, biri Türk iki doktor tarafından yapılan bir araştırma sonuçlarına göre, bütün dünyada ciddi akıl hastalıklarının büyük ölçüde tedavi edilmeksizin bırakıldıkları kaydedildi.

Gelişmekte olan ülkeler bu konuda en kötü durumda olmakla birlikte, araştırma Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'daki zengin ve gelişmiş ülkelerde bile akıl hastalarının tedavisiz ve yardımsız bırakıldıklarını ortaya koydu.

Araştırmayı WHO için gerçekleştiren örgütün Türk doktoru T. Bedirhan Üstün ile Harvard Üniversitesi'nden Dr. Ronald Kessler araştırma sonuçlarının bir makale halinde Amerikan Tıp Derneği Dergisi'nde yayınladılar. Üstün ve Kessler, makalelerinde kaynaklarını önemsiz akıl sorunları yerine daha ciddi vakalar için harcamaları konusunda bütün ülkelere çağrıda bulundular.

Altısı gelişmiş, sekizi ise gelişmekte olan ülke olmak üzere toplam 14 ülkeden 60 bin yetişkinle, 2001-2003 yıllarında yapılan teşhis mülakatlarını inceleyen Üstün ve Kessler, gelecek kaygısı, madde bağımlılığı ve benzeri vakalara bağlı akıl hastalıkları üzerine çalışmalar yaptılar. Bu çalışmalar sonucunda hazırladıkları raporda belirtildiğine göre, gelişmekte olan ülkelerde araştırmaya katılanların yüzde 76 ila yüzde 85'i geçmiş yıllarda çok ciddi zihinsel hastalıklar yaşamalarına rağmen herhangi bir tedavi görmediklerini söylediler. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran yüzde 35 ila yüzde 50'ye düşmekte.

Zihinsel rahatsızlıklar yaşadıklarını söyleyenlerin nüfusa oranlarının ülkeden ülkeye değiştiğinin belirtildiği araştırmada, örnek olarak ABD'de zihinsel rahatsızlık geçirdiklerini söyleyenlerin oranı yüzde 26'yı bulurken, Çin'de bu oranın yüzde 4'e düştüğü belirtiliyor.

Oranlar arasındaki bu büyük farklılığın akıl hastalıkları konusunda farklı davranış kalıplarının bir yansıması olduğunun belirtildiği araştırmada, Batılı olmayan ülkelerde duygusal, zihinsel ve madde bağımlılığına bağlı sorunların kabul edilmesinde bir isteksizlik olduğunun altı çiziliyor.

Kaynak: MİLLİYET

Imbat
09 06 2004, 17:00
BITKILER SIFA DAGITIYOR!!
Sedef, vitiligo gibi cilt sorunlarindan, kalp damar sorunlarindan çok

özel formüle edilmis saf bitki özleri ile kurtulmanin mümkün oldugunu

biliyor musunuz?

http://www.bitkiselsite.com da ayrintilari okuyabilirsiniz

Imbat
11 06 2004, 17:00
Karaciğer için en iyi zeytinyağı

En lezzetli zeytinyağlılar arasında yer alan enginar aynı zamanda ilaçtan farksız. Kolesterolü düşürüyor, idrar söktürüyor, alkolün zararını azaltıp karaciğeri koruyor. Sofranızdan eksik etmeyin.

Günümüzde çoğu kişinin karaciğerden sıkıntısı var. Alkolde de ölçüyü kaçıran çok kişi bulunuyor. Yoğun kimyasal kullanan kişileri ve hepatit geçirenleri de ekledik mi toplumun önemli bir problemle karşı karşıya olduğu ortaya çıkıyor. İşte bu yemek karaciğer sağlığı açısından harika bir seçim.

Malzeme
* 4 adet orta boy enginar
* 4 avuç iç bakla
* 100 gram kuru hindibağ (aktarlarda bulunur)
* Yarım tatlı kaşığı toz zerdeçal
* 1 avuç iyi haşlanmış soya fasulyesi.
* Biraz dereotu-taze soğan 9 2 tatlı kaşığı zeytinyağı.

Yapılışı;
4 kişilik olan bu yemeği eğer ilk yemek olarak yerseniz aynı zamanda sindirim sistemini temizleyici ve bağırsak çalıştırıcı etkisi de daha kuvvetli olur.

Yararları:
Enginar bedenin metabolik olaylarında, romatizmada ve eklem problemler,inde yararldır. Kolestrol düzeyinin düşmesine yardımcı olarken bağırsak çalıştırıcı ve İdrar söktürücü etkisi de vardır. Enginarın en kuvvetli etkisi büyümüş veya şişmiş karaciğerin çalışmasını sağlayarak toksin atıcı özelliğidir. Hindibağ ise enginarla beraber safra kanallarından toplanan toksini sindirim sistemine atılmasını kolaylaştırır. Toz zerdeçal ise mükemmel bir toksin temizleyicidir. İçindeki kürkünün etken maddesi kansere karşı koruyucu etki yapar. Aynı zamanda ödem çözücü etkisi de birleşince zerdeçal diyetlerde tüketilmesinde çok yarar olan bir baharattır.

Soya fasulyesi de özellikle içerdiği soya lecıtın proteiniyle karaciğer kuvvetlendirici bir etki yapar. Karaciğerinden rahatsız olan, karaciğer büyümesi olan veya çok alkol ve kimyasal ilaç tüketen kişilerin bu yemeği sık sık yemelerini öneririm.

Sansli
12 06 2004, 17:00
* taylu,

Gecmis olsun.

Doktor tedavin devam ediyor mu?
Yazdigin icin de tesekkur ederim.

Bu dosyayi acmamin amaci bu idi.

Yasadigimiz saglik sorunlarini paylasalim istemistim.


* Kemik Erimesi (Osteoporosis)
Sebepleri Ve Al&#253;nabilecek önlemler:
Osteoporosis yaslilarda ve genellikle kadinlarda görülen kemiklerin zayiflamasi arazidir. Hastalik ilerledigi zaman yer çekimi bile kisinin herhangi bir kemiginin kirilmasina neden olur.
Bir çok kisi dü&#254;tü&#240;ü için kalça kemi&#240;inin kirildigini zannederse de, esasinda kalça kemi&#240;i kirildigi için düser. Kalça kemigi kirildigi için düsen hastalarin %15 ile %25'i bir yil içinde di&#240;er komplikasyonlar sonucunda ölüyorlar. Acaba vücudunuz neden devamli kemik kaybina u&#240;ruyor?
Genellikle hepimiz kemiklerimizi, vücudun iskeleti diye düsünürüz. Vücut ayni seyi düsünmüyor. Vücut için, kemik kendisine gerekli mineralleri (en çok kalsiyum) depolayan kasa görevini görmektedir. Minerale ihtiyaci oldu&#240;u zaman do&#240;rudan kemiklere gider ve gereken ihtiyacini kemik yoluyla giderir. Devamli para kasamizdan para alip, aldigimiz paralari geri koymazsak sonunda bos kasa ve borçlanmamiz kaçinilmaz bir sonuç olacaktir. Insan vücudu da mineral ihtiyaçlari için devamli kemik sistemine basvurup ald&#253;klar&#253;n&#253; iade etmezse sonucu osteoporosis olacakt&#253;r.
Kalsiyum vücudu dengeleyen en önemli maddelerden biri oldu&#240;undan, her hücre için çok önemlidir. Vücudumuzdaki her hücre kalsiyumu dengeleyici olarak kullan&#253;r. &#221;leri ya&#254;larda kemikler kalsiyumu yeteri derecede alamad&#253;&#240;&#253;ndan, kemiklerin kalsiyumu yeteri derecede kullanabilmesini sa&#240;lamak amac&#253;yla (özellikle ileri ya&#254;larda) kalsiyum bile&#254;imleri her gün ek olarak al&#253;nmal&#253;d&#253;r.
Osteoporosise neden olan 4 önemli faktörü k&#253;saca özetlersek;
Kalori azl&#253;&#240;&#253;: Modern ça&#240;da, atalar&#253;m&#253;z&#253;n günlük beslenmelerinde ald&#253;&#240;&#253; kalorinin yar&#253;s&#253;n&#253; almaktay&#253;z. Bunun sonucu da, günlük yeterli g&#253;da alamamam&#253;z oluyor.

Kemiklerin mineral kaybetmesine neden olan maddelerin ço&#240;almas&#253; ve daha fazla kullan&#253;lmas&#253;. Kafein, sigara, soda çe&#254;itleri, alkol bu maddeler içine giriyor.

Atalar&#253;m&#253;z&#253;n ço&#240;u zaman zorunlu oldu&#240;u, beden gücüyle çal&#253;&#254;ma zorunlulu&#240;umuz azald&#253;&#240;&#253;ndan, kemi&#240;in yo&#240;unlu&#240;unu korumaya çal&#253;&#254;an adalelerin daha az çal&#253;&#254;t&#253;r&#253;lmas&#253;.

Ya&#254; ortalamas&#253;n&#253;n uzam&#253;&#254; olmas&#253;.

Osteoporosisin kad&#253;nlarda daha fazla görülmesinin nedeni; erkeklerin daha fazla kalori almalar&#253; ve beden gücünü gerektiren i&#254;lerde kad&#253;nlardan daha fazla çal&#253;&#254;malar&#253;d&#253;r. Bunun yan&#253;s&#253;ra, kad&#253;nlann menapoz devresinde olan hormon de&#240;i&#254;ikli&#240;i erkeklerde görülmez.
Estrogen ve testosterone hormonlari kemi&#240;in kimyasal yap&#253;s&#253;nda uyar&#253;c&#253;, canland&#253;r&#253;c&#253; rol oynamaktadirlar. Kad&#253;n&#253;n estrogen hormonu menapozda azalmas&#253;na karsilik, erkeklerde herhangi bir devrede testosterone hormonu azalmas&#253; olmamaktad&#253;r.
Osteoporosisin önlenmesi için bilesiminde kemi&#240;in gereksinimi olan bütün vitamin ve mineralleri içeren bilesimler al&#253;nmal&#253;d&#253;r.
Magnezyum ve manganez; ceviz, f&#253;nd&#253;k gibi kuruyemi&#254;lerden, çinko deniz mahsüllerinden, C vitamini turunçgillerden al&#253;n&#253;r. Yap&#253;lan ara&#254;t&#253;rmalar g&#253;dalardan yeterli mineralleri ve vitaminleri almad&#253;&#240;&#253;m&#253;z&#253; gösterdi&#240;inden, besine destek ürünlerle bu eksikli&#240;i tamamlamam&#253;z zorunludur.



* <a target=new href=http://search.yahoo.com/search?fr=slv1-&ei=UTF-8&p=kemik+erimesi]Daha fazla bilgi icin[/url]

twilight
12 06 2004, 17:00
Actonel ilgili, asagidaki sitede bilgi bulunuyor. Ilacin haftalik ayni gunlerde olmak uzere, haftada bir kez alinabilecegini belirtiyor, ancak aylik doz hakkinda bilgi yok. Kendileriyle az once haberlestim, onlarda bana hastanin medikasyon'un detaylarina gore, ve ilaci hazirlayan firma ya da eczanenin bu aylik alim konusunda bilgiyi verebilecegini soylediler. Benimle tekrar kontak kuracaklar, saniyorum hafta basinda, ben size bilgiyi iletirim.
http://www.online-health-pharmacy.com/_buy_actonel.php

Saygi ve Selamlarimla.

twilight
12 06 2004, 17:00
Sevgili Taylu,

Ama doktorunuza danismadan internetten ilac ismarlama ASLA yapmayin. Doktorunuza yine danismadan ilacinizin dozunu da asla degistirmeyin. Siz tabii ki yapmazsiniz ama ben yine de yazmak istedim, cunku o websitesinde listelemisler ilaclari, fiyatlariyla birlikte ... bir anda cazip gelmesin goruntu, belirtmek istedim, izninizle.

Iyi Gunler.

taylu
12 06 2004, 17:00
Arkadaşlar ileri derecede kemik erimesiye muzdaribim.Konu iile ilgili tedavi ve görüşlere ihtiyacım var.

Ayrıca yurt dışında olan arkadaşlara sesleniyorum.Actonel adlı ilacın aylık dozlu olanı çıkmış.bunu öğrenebilirlerse sevinirim.

Imbat
13 06 2004, 17:00
Kansızlığa karşı yeşil mercimek köftesi birebir


Yeşil mercimeğin yararları sayısızdır. Diyetlerdeki en önemli problemlerden biri de demir eksikliği ve kansızlıktır. Demir kaynağı olarak sürekli kırmızı et tüketmek pek çok sakıncalara yol açabilir. Diyetlerde sadece kırmızı et ağırlıklı beslenmek karaciğeri ve böbrekleri yorabilir. Mutlaka lifli ve çeperli gıdaları da bolca tüketmek gerekir.

Malzeme
* 400 gr yeşil mercimek (geceden ıslatınız)
* 1 küçük demet taze soğan
* 4 adet yeşil biber
* Yarım tatlı kaşığı kişniş
* Yarım tatlı kaşığı rezene tohumu
* Çok az tuz
* 1 çorba kaşığı dereotu
* 1 tatlı kaşığı zerdeçal
* 150 gr ıspanak

Yapılışı:
Yeşil mercimek ve haşlanmış ıspanak püre haline getirilir. Teflonda çok az sıvı yağda kare şekline yakın olarak her iki tarafı da kızartılır. Aslında bu yemeğin tarifi bol kızgın yağda normal köfte şeklinde derin kızartmadır. Fakat o zaman da çok yağ çeker ve diyet olmaktan çıkar. Bu nedenle çok az sıvı yağla ve tercihen teflonda kızartınız. Bu tarif yaklaşık 4 kişiliktir. Servis yaparken yanında bol limonlu roka ile yenilmesi gerekir.

Yararları
Mükemmel bir demir kaynağıdır. Ispanak da her zaman iyi ve kaliteli demir kaynağıdır. Dereotu da tüm yeşillikler gibi bol demir içerir. Kişniş ve rezene tohumu ise sindirimin kolaylaşmasına ve demirin daha rahat emilmesine yardımcı olur. Eğer bu baharatların tadı size itici gelmiyorsa yarım tatlı kaşığı yerine 1 tatlı kaşığına çıkartın. Sindirim sisteminize iyilik yapmış olursunuz. Özellikle tabağın kenarına servis sırasında kullandığımız limonlu roka demir içeriği yüksek bu yemeğin içerisindeki demirin daha iyi emilmesine yardımcı olur. Çünkü C-vitamini demir emilimini arttırır. Taze rokada ve limon suyunda bol C-vitamini vardır.

MmeCeline
13 06 2004, 17:00
Merhaba Taylu,

Benim annecigimde de ileri seviyede osteoporoz ve osteopeni ortaya cikti. Isin ilginc tarafi bir ay icinde siddetlendi ve etkisini gosterdi. Kemik yogunlugu olcumleri yapildi ve bir tanesi burun mukozasindan puskurterek (gunluk ) , bir adet kalsiyum ve D vitamini efervesan tablet ( suda eriyen, o da gunde iki defa) bir tane de haftada bir kez ac karnina alinan ve alindiktan sonra 1 saat kadar yatmadan, oturmadan hep yuruyerek kullanilmasi gereken bir tablet verildi. Isimleri su an ezberimde . Ilaclara baslayali bir hafta oldu , kendisini daha iyi hissetigini soyluyor. Ayrica vucudundaki osteoporoz merkezine akupunktur benzeri lazerle yapilan benim fazla kredi vermedigim ama annecigimin ilaclarini almasinin yanisira psikolojik olarak faydalandigini dusundugum bir teknik de uygulaniyor.

Saglikli gunler dilerim.

twilight
14 06 2004, 17:00
Sevgili Taylu, ben teşekkür ederim, zaman ayirip tekrar yazdiginiz, paylastiginiz icin.

Herhangi bir gelisme, haber alamadim henuz ilgili kisiden konumuzda. Ancak, bugun yine linkini verdigim siteye baktim, ve gordum ki, online satis icin listelenen Actonel'leri kaldirmislar... Orada degiller artik. Bir baska yeni gelismede ben size buradan iletecegim.

Iyi gunler diliyorum, tabii en guzel yaz gunleri sizin icin, hepimiz icin :)

bebebe
14 06 2004, 17:00
kortizon igne hakkkinda bilgisi olan varmi.iki ay once kol dirsegime igne yapildi doktor agrilarin hemen gececegini soyledi bir kac hafta iicnde ancak gecti(ignedenmi yoksa yapilan diger tedavidenmi bilmiyorum) ama tekrar basladi.simdide sirtimdaki agri icin igne olmami oneriyor ama ben biraz tedirginim.zaten kolumada cok zor karar vermistim yaptirirken.doktora gore dozajlar dusuk oldugu icin yan etkisi olmazmis. ama ben hep kortizonun iyilestirici etkisinin yaninda cokda zararli oldugunu duydum.cok kararsizim. :confused:

Imbat
14 06 2004, 17:00
İnsan ne yerse odur

Yaza girerken sağlıklı beslenme ve sağlıklı kilo vermeyi aynı zamanda da lezzetli olarak başarabiliriz. Çok uzun yıllar önce Hipokrat ve ondan daha da önce Çin ve Hint uygarlıkları besinleri, baharatları ve çayları adeta bir ilaç gibi görmüş ve insan ne yerse odur veya Besinleriniz ilaçlarınız olsun gibi deyişler üretmişlerdir. Günümüzde ise doğru beslenmenin ve ideale yakın kiloda olmanın ne kadar önemli olduğunu unutmuş görünüyoruz. Son yıllarda dünyada yeni yeni bizde de bilinçlenme başladı. Belki de kötü beslenmekten dolayı çeşitli hastalıklarda artış oluşu artık hastalanmadan bilinçli beslenme arayışını da beraberinde getirdi. Ancak diyet yemekleri denince tatsız tuzsuz ve genelde ot -sebze haşlama gibi lezzetsiz yemekler akla geldi.


Diyetteyken suya mahkum değilsiniz buzlu bitki çayları en keyifli alternatif
Çoğumuz bitki çaylarını hep sıcak içilir diye düşünürüz veya buzlu çay deyince de piyasada satılan hazır çaylar akla gelir. Oysa evde kendimiz de son derece ekonomik olarak gayet lezzetli ve sağlığa yönelik Ice Tea (buzlu çay) yapabilirsiniz. Diyet yapan çoğu kişi özellikle yazın dışarı çıktığında içecek konusunda sıkıntıya düşer. Yazın genelde hep şekerli içecekler içiliyor veya sağlık konusunda henüz tam netlik kazanmamış olan suni tatlandırıcılı içecekler içilir. Bunlara alternatif olarak hem ucuz hem de basit bir şekilde evinizde kendiniz soğuk içecekler hazırlayabilirsiniz... Diyette mutlaka bol sıvı almak gerekiyor. En iyi içecek su olmasına rağmen bazen de insan değişik tatlar arıyor.

taylu
14 06 2004, 17:00
<< Sevgili Taylu,
Ama doktorunuza danismadan internetten ilac ismarlama ASLA yapmayin. Doktorunuza yine danismadan ilacinizin dozunu da asla degistirmeyin. Siz tabii ki yapmazsiniz ama ben yine de yazmak istedim, cunku o websitesinde listelemisler ilaclari, fiyatlariyla birlikte ... bir anda cazip gelmesin goruntu, belirtmek istedim, izninizle.
Iyi Gunler. ]]

taylu
14 06 2004, 17:00
<< Sevgili Taylu,
Ama doktorunuza danismadan internetten ilac ismarlama ASLA yapmayin. Doktorunuza yine danismadan ilacinizin dozunu da asla degistirmeyin. Siz tabii ki yapmazsiniz ama ben yine de yazmak istedim, cunku o websitesinde listelemisler ilaclari, fiyatlariyla birlikte ... bir anda cazip gelmesin goruntu, belirtmek istedim, izninizle.
Iyi Gunler. ]]

sevgili twilight ve sevgili arkadaşlarım,
Rahatsızlığıma göstermiş olduğunuz yakın ilgiden dolayı hepinize teşekkür ederim.Osteoporoz ile ilgili tüm bilgilere vakıfım.(kimyasal tedavi de dahil-yani ilaç tedavisi) Ben doğal tedavi yönlerini arıyorum.Yada hızlı cevap verebilen bilmediğim tıbbi bir tedavi varmı diye araştırma içerisindeyim.Şu anda kemik erimesinde kullanılan son çıkan ilaçlar içerisinde actonel olduğu söyleniyor.Tabii bilmediğim yeni bir ilaç çıkmamışsa.Bu ilaçlarda miideyi ve metabolizmayı mahvediyor.bu nedenle doğal tedavi yöntemlerine yöneliyor insanlar.

sevgili dostum twilight,elbette doktoruma sormadan bu ilaçları(Yani aylık dozdan kastediyorum) kullanmam.hassasiyetin içinde minnet duygularımı belirtmek isterim.Tekrar ilgilerinize teşekkür

Sansli
16 06 2004, 17:00
taylu,
Internette soyle bir bilgi buldum: ( isine yarar mi bilmem )

<a target=new href=http://birisi1.tripod.com/sihhat/tedaviK.htm#k29]Kemik Yumusamasi[/url]


Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini eksikliğidir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.
Tedavi için gerekli malzeme : Turp yaprağı, su.
Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç turp yaprağı konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.

İKAZ : Burada verilen bilgiler sıhhatli bir yaşam için tavsiye niteliğindedir. Bazı bünyede faydalı olurken bazı bünyelerde faydalı olmadığı gibi, her nekadar tabii bitkiler tavsiye edilmiş olsalar da reçete özelliği taşımadığından ters tepki yapabilir. Gerçek teşhis ve tedavi için bir hekime başvurmalı yada tecrübe edilmiş tedaviler uygulanmalıdır.

Sansli
16 06 2004, 17:00
bebebe,

Internette buldugum, Kortizon ile ilgili bir yazi:


KORTIZON


Kortizon hem hayat kurtarıcı, hem de yaşamı tehdit eden bir ilaç. Doğru şekilde kullanıldığında hasta için hayat kurtarıcı etki yapıyor. Yanlış kullanıldığında ise, hastalığı iyileştireceği yerde hastaya, geri dönülmesi imkansız zararlar veriyor.


Kortizon vücudumuzda da var

Kortizonun kullanıldığı yerler

Yararları kadar zararları da var

Kortizon tedavisi birden kesilmez

Kortizon ne kadar gerekli ?

Kortizonun yan etkileri

Kaynak: <a target=new href=http://www.medicaresaglik.com/]http://www.medicaresaglik.com/[/url]


<a target=new href=http://www.hastarehberi.com/dahiliye/dahiliye12/kortizon.htm]TextDaha fazla bilgi icin tiklayin.[/url]

twilight
16 06 2004, 17:00
Gidalarimiza, nerede ne yiyoruza dikkat edelim! Ozellikle acik havada, yaz festivallerinde disarida satilan belki bize egzotik yiyecekleri secerken iki kez dusunmeli, belki size dokunacak birseyler olabilir onlar...

bebebe
16 06 2004, 17:00
cok tesekkurler sansli. :)
karar vermemede cok isse yarayacak sagol :)

Imbat
16 06 2004, 17:00
Sinirleri rahatlatmak ve uyku için buzlu çay


* 2 çorba kaşığı papatya veya 4 poşet papatya çayı
* 1 bardak melisa çayı
* 1.5 limon suyu
* 2 adet olgun rendelenmiş şeftali
* 2 litre içme suyu
* 5-6 yaprak ince rendelenmiş taze nane
* 1 çorba kaşığı bal

Papatya ve melisa sıcak çay olarak yapılır, içerisine kıyılmış naneler dökülür ve limon suyu sıkılır. Limonun sıkıldıktan sonra kabukları da suyun içinde bırakılır. Soğuduktan sonra kabukları çıkarılıp rendelenmiş şeftali ve bal soğumuş çayın içerisine karıştırılır ve buzdolabında soğumaya bırakılır.

Imbat
16 06 2004, 17:00
Yazın ferahlatıcı soğuk bitki çayı

* 1 küçük demet nane
* 4 çorba kaşığı gülsuyu
* 1 tatlı kaşığı kişniş
* 1.5 limon
* 2 çay kaşığı lavanta
* 2 adet kabuk tarçın
* 2 adet olgun şeftali
* 1 çorba kaşığı esmer şeker

Şeftali ve limon hariç tüm karışım 2.5 litre suda 3-4 dakika kaynatılır ve 7-8 dakika demlenmeye bırakılır. Soğuduktan sonra 1.5 limonun suyu ve rendelenmiş şeftali karıştırılır. Buzdolabında soğutarak termosa konur ve gün boyunca içilir. Özellikle yazın diyetlerde oluşan mide yanması, sıcak basması, aşırı terleme, öfke ve sinirlilik gibi her türlü sıcak artışı durumlarında bu serinletici bitki çayının çok ferahlatıcı ve sinirleri yatıştırıcı etkisi vardır. Yaz için mükemmel bir alternatif içecektir.

Sansli
17 06 2004, 17:00
At kadehi elinden...


Az miktarda alkolün yararlı olduğu tezi rafa kalkıyor: 'Alkol beyni küçültüyor. Üstelik bunun için çok içmek gerekmiyor'

CNN - DALLAS - 'Şifa niyetine' deyip içki içenlere kötü haber: Amerikalı bilim adamlarının yaptıkları bir araştırmaya göre az miktarda alkol sağlığı korumadığı gibi beyin hücrelerini de öldürüyor. Çok miktarda içki içmenin beden ve ruh sağlığını olumsuz etkilediğini bilmeyen yok, peki ya az miktarda alkolün bile zararlı olduğunu?
Bu iddianın sahibi Baltimore'daki Johns Hopkins Üniversitesi'nde görevli Dr. Jingzhong Ding ve ekibi. Dr. Ding ve ekibi, hakkında çeşitli veriler topladıkları, 55 yaş ve üzerindeki 1909 hastayı uzun bir süre gözlemledi. Belirli aralıklarla deneklerin beyin MR'ları çekildi.
Uzmanlar, kişilerin içki tüketim oranı arttıkça, beyin dokusunda azalma olduğunu, yani kişilerin beyninde bir küçülme meydana geldiğini gözledi. Az miktarda alkol tüketen kişilerin beyinlerinde bile ilerleyen zamanla küçülme meydana geldi. Alkol tüketiminin, beynin küçülmesine nasıl yol açtığının yanıtını henüz bulamayan uzmanlar, ayrıca az miktarda içilen alkolün sanıldığı gibi felç riskini de azaltmadığını ileri sürdü. Dr. Ding, Şimdiye dek yapılan araştırmalar ölçülü tüketilen alkolün kalp ve damar sağlığına yaradığını ortaya koydu, ancak bizim araştırma sonuçlarımız bunun doğru olmadığını gösterdi dedi. Araştırma, Amerikan Kalp Birliği'nin Stroke dergisinde yayımlandı.

Imbat
18 06 2004, 17:00
İştah azaltıcı soğuk bitki çayı
* 1 bardak melisa çayı
* 3 bardak ıhlamur çayı
* 2 adet yeşil elmanın kabuğu
* Küçük bir demet taze nane
* Yarım limon
* 2 tatlı kaşığı bal

Tüm karışım iyice kaynatılır, 2-2.5 litreye tamamlanır. Her yemekten 10 dakika önce 2 büyük bardak soğuk olarak içilir. Aralarda da bolca içmekte yarar vardır. Özellikle ıhlamur, elma kabuğu ve nane tokluk hissi sağlayan maddeler içerirler ve sindirim sistemini rahatlatırlar. Yemekten önce içilen ıhlamur çayının özellikle tok tutucu etkisi daha belirgindir.

Sansli
21 06 2004, 17:00
Kemiklerinizin geleceğine yatırım yapın

Halk arasında 'kemik erimesi' olarak bilinen 'Osteoporoz' (Kemik kitle kaybı) hastalığına karşı çocukluk ve ergenlik döneminde önlem alınması gerektiği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rengin Güzel, özellikle 30 yaş sonrasında, kemik kitlesinde azalma ve kemik dokusunun iç mimari yapısının bozulması sonucu kemiklerin kolay kırılabilir hale geldiğini söyledi.

Yaşlanmayla birlikte omurgalarda yükseklik kaybı ile kamburlaşma, boyda kısalma ve sırt ağrıları, basit düşme ve zedelenmeler sonucunda el ve bilek kırıkları ile kalça kırıkları geliştiğini ifade eden Güzel, şöyle konuştu:

'Osteoporoz kendisini ileri yaşlarda gösteren bir hastalık olmasına rağmen doruk kemik kitlesi gençlik dönemindeki önlemlerle ilişkilidir. Kişiler, 30 yaşında doruk kemik kitlelerine ulaşmaktadırlar. Yaşlanma dönemine girerken bu kitle ne kadar fazlaysa o kadar avantaj sağlarlar.'

Güzel, çocuk ve ergenlik döneminde yeterli miktarda kalsiyum alınmasının, ileri yaşlardaki osteoporoz riskini azalttığına işaret ederek, ailelerin bu konuda çocuk ve gençlere örnek olmaları gerektiğini bildirdi.

GÜNLÜK KALSİYUM GEREKSİNİMİ

Güzel, sadece çocukluk döneminde değil, çok hızlı bir büyümenin gerçekleştiği ergenlik döneminde de mutlaka yeterli miktarda kalsiyum alınmasını önererek, şunları kaydetti:

'Günlük kalsiyum gereksinimi 1-5 yaş arasında 800 miligram, 6-10 yaş arasıda 800-1200 miligram, 11-24 yaş arasında ise 1200-1500 miligram kadardır. Türk diyetinde ortalama olarak 300 miligram kadar kalsiyum bulunmaktadır ki, bu gerekenin çok altındadır.

Bir bardak sütveya yoğurtta 300 miligram kalsiyum olduğu düşünülünce çocuklarımızın bu ürünlerden günde en az 2-3 su bardağı kadar tüketmelerini sağlamamız, ileride güçlü kemiklere sahip olmaları açısından önemlidir.'

Güzel, çocukların çok sevdiği koşma, zıplama, ip atlama gibi egzersizlerin de kemikleri güçlendirdiğini sözlerine ekledi.

Imbat
21 06 2004, 17:00
Kolesterole yaz güveci

Sıcak havalarda ısınmaya ihtiyacımız olmadığı için daha az enerji harcar ve daha az yağ yakarız. Yağ oranı neredeyse sıfır olan yaz güveci hem kilo almanızı önler hem de kötü kolesterolü düşürür

Sıcaklarda aşırı koleseterollü ve ağır kızartmak, yağlı soslu yemek sindirim sistemi, kalp-damar sağlığı ve kilo açısından sakıncalıdır. Sıcak havalarda ısınmak için daha az enerji harcarız. Gereğinden fazla yersek kilo alımı ve yağlanma başlar.


Zeytinyağlı güveç
Malzeme:
* 1 çorba kaşığı zeytinyağı
* 150 gr. kuşbaşı soya eti
* 500 gr. taze fasulye
* 500 gr, patlıcan
* 500 gr. kabak
* 1 kg. domates
* 100 gr, taze iç bezelye
* 100 gr. bamya
* 8 diş sarımsak
* 200 gr, sivri biber
* 3 adet patates
* 4 adet soğan
* Az tuz
* 1 tatlı kaşığı biberiye.
* Ayrıca zencefil, karabiber, kimyon.
(Tarif 8 kişiliktir)

Yapılışı: Önce güveç kabı yağlanır ve içine biraz zeytinyağı konulur. Üzerine doğranmış sebzeler yerleştirilir. Diğer malzemeler de eşit aralıklarla yerleştirildikten sonra üst bölümüne domates halkaları yerleştirilir ve hafif ateşte pişirilir.

Yararları: Damar tıkanıklığı önler
Bu güveç gerçekten de bir şifa kaynağıdır. Çünkü hem sağlığımız için fazlası zararlı olan hayvansal doymuş yağı içermez hem de soya gibi yüksek protein içeren bir katkısı vardır. Soyadaki lesitin proteininin yüksek kolesterolün damarlara yapışmasını azaltıcı etkisi vardır. Ayrıca zeytinyağı da damar sağlığı açısından en uygun bir yağ cinsidir ama aşırı yenmemek koşuluyla. Her türlü taze yaz sebzesi de lifli yapılarıyla bağırsaklardaki olumlu
etkileriyle ve vitamin değerleriyle kolesterol hastaları için vazgeçilmezdir. Biberiye ve zencefil sindirimi kuvvetlendirir ve kolesterolün daha iyi yanmasına yardımcı olur. Sarımsak içerdiği selenyum ve kan sulandırıcı doğal maddelerle kolesterole karşı yararlıdır. Bol soğan ve sarımsak tüketenlerde kolesterol problemi daha az görülür. Kısacası bu güveç kolesterol hastaları için besleyici ama damarları koruyan bir yaz yemeğidir.

Imbat
26 06 2004, 17:00
Uykusuzluğa karşı çorba

Malzemeler:
* 1 su bardağı yoğurt
* 1 su bardağı süt
* 1 çorba kaşığı zeytinyağı
* 1 su bardağı melisa çayı
* 1 tatlı kaşığı tatlı badem yağı
* 3 çorba kaşığı kabuklu pirinç
* Maydanoz
* Biraz tuz, nane
* 1 bardak su

Yapılışı:
4 bardak su ile pirinci 30 dakika kadar haşlıyoruz, soğuttuktan sonra malzemeleri karıştırıp yavaş, yavaş ekliyoruz. İndirmeye yakın yağını, nanesini, tuzunu ilave edip söndürüyoruz. Bu çorba ılık olarak içilmeli.

Yararları
Sinirleri gevşetir, rahatlatır
Genelde stresli bir günün sonunda bir kase çorba sinir sistemine iyi gelir. Süt ve yoğurt genelde rahatlatıcı ve gevşeticidir. Melisa bitkisi özü, sinir sistemini gevşetici ve uykuyu kolaylaştırıcıdır. Genelde acılar uyarıcı olduğu ve sıcağın etkisini daha da artırdığı için yaz gecelerinde fazla acılı, sıcak yemek ve koyu çay, kahve içmek uykuyu azaltıcı bir etki yapabilir. Bu çorbanın içine biraz yulaf ezmesi koyarsanız rahatlatıcı ve uyku getirici etkisi daha da artar. Eğer çok aç değilseniz çorbadan iki kase içip yanında da hafif bir zeytinyağlı yemek yerseniz, sindirim sistemini zorlamazsınız ve dolayısıyla daha rahat bir uyku uyursunuz.

GRANITE
27 06 2004, 17:00
Meditasyon

Doğu tıbbına inanan birçok insan bilir ki meditasyon ve değişik figürlerle hasta kendini tedavi edebilmektedir.

Uzak doğu sporlarındaki amaç kişinin kendi üzerindeki kontrolünü sağlayabilmesidir. Sert hareketleri benimsemeyen bir spor olan tai chi chuan insanların kontrol yeteneğini ortaya çıkarmalarını sağlamayı ve iş gücünü artırmayı amaç edinmiştir. Bu sporun hareketleri doğayı kendine bütünleştirmeyi sağlar, ölçülüdür ve herkesin bedenindeki chi’yi yakalayabilmesi için konsantre olması gerekmektedir. Chi’sini bulan ve bunu uygulamaya geçirmesini öğrenen insanlar sağlıklı kişiler olarak tanımlanırlar. Bunı yapabilmek ise uzun bir süre gerektirmektedir.

Doğu tıbbında kullanılan her yöntemde chi’nin yerini saptayabilmek sağlıklı olabilmek için ilk kural olarak kabul edilir. Chi-gong adı verilen meditasyon biçiminde de amaç aynıdır chi’nin yerini saptamak ve onu istenilen şekilde hareket ettirebilmek. Pelvik ya da karın bölgesinde bulunduğu düşünülen chi’nin hareketleri kontrol altına alındığında bedenin dengesini sağlanacaktır.

Tüm yöntemlerde de asıl istenilen kişilerin kendilerini yapılan uygulamaya bütünüyle vermeleridir. Doğu tıbbı bir çok koşullarda ve farklı tekniklerde zihinle beden arasında bağlantıyı kurar. Doğu inanışlarına göre sağlıklı bir beden ancak bu şekilde kazanılır.

GRANITE
27 06 2004, 17:00
ÇİN TIBBI--TEKNİKLERİ

Alternatif Tıp
Alternatif tıp, tıp biliminin bir parçasıdır ve onu tamamlayıcı özellikler taşır ,tıp biçimi, her ne kadar konu aldıkları insanlar ve hastalıklar farklı da olsa, neredeyse bir bütündürler.

Normal tıp, daha çok bilimsel kuramlara dayalı olup, işlediği konularda semptomlara şartlanmıştır. Alternatif tıp ise bir deneme bilimi olarak ortaya çıkmıştır ve ele aldığı konuların bütününe konsantre olmaktadır. İşleyiş tarzının bir çoğunda ciddi bilimsel çalışmalar yerine “iyileştiren haklıdır” anlayışı yatar.

Alternatif tıp bilimi gittikçe ilerlemekte olduğundan, burada onun kapsadığı tüm branşları anlatmak mümkün değildir. Fakat konuyla ilgili bir bakış açısı elde edebilmeniz için sizlere bu bilimin bazı önemli branşlarını anlatmak istiyorum.
Çin Tıbbı
Çin tıbbı, Batı tıp ilmine göre daha çok bütüne yönelmektedir. Yani o, insanları sadece

Chi – Doğu Dünya Anlayışının Temeli
Geleneksel Çin tıbbının merkezinde evrensel yaşam enerjisi “Chi” yatmaktadır. Bu enerji, yaşamı ve büyümeyi başlatır, korur ve hareket etmek yada değişiklikler yapmak için gerekli gücü verir. “Chi” kelimesi nefes, enerji, güç ve canlılık anl***** gelir.
Yaşam enerjisi bir çok kültürde değişik adlarla var olmuştur. Örneğin, Japonya’da adı “Ki” dir, yani Aikido. Hindistan’da ise “Prana” olarak adlandırılır. Amaç, Chi’nin bedende ve yaşanılan ortamda (Feng Shui) akabilmesidir, çünkü hastalıklar ve ağrılar Chi’nin bloke edildiği durumlarda ortaya çıkar. Gerçek Chi, yani yaşam enerjisi, “Gu-Chi” denilen bir besin enerjisi ve “Gong-Chi” veya “Qi-Gong” diye adlandırılan bir nefes enerjisinin karışımıdır ve tüm organları yaşam iksiri (Yin) ve yaşam gücü (Yang) ile besler.

GRANITE
27 06 2004, 17:00
Beden Saati
Chi, bedene enerji yükler.
Yaşam enerjisi, organların arasından akar ve onları sürekli enerji ile yükler. Bu yükleme işlevi bir organdan diğerine iki saatlik bir ritimde gerçekleşir. Çinliler bu yüzden bir beden saatinden bahsetmektedirler:
§ Çiğer – Enerjisi: sabah saat 03’de başlar. Her dağcı bilir ki, sabah saat 03 ve 05 arası ciğerleri enerji ile doludur. Bu yüzden de dağa tırmanmaya sabah erken saatlerde başlar.

§ Kalın bağırsak: bu organın enerjiyle dolması saat sabah 05 – 07 arasıdır. Bu yüzden genellikle tuvalete sabahları gidilmelidir.

§ Mide: saat 07 – 09 arasında mide aktif hale gelir. Tam kahvaltı zamanıdır.

§ Dalak ve pankreas: 09:00 – 11:00 saatleri arası.

§ Kalp: 11:00 – 13:00

§ İnce bağırsak: 13:00 – 15:00

§ İdrar torbası: 15:00 – 17:00

§ Böbrekler: 17:00 – 19:00

§ Kalp zarı: 19:00 – 21:00

§ Vücut ısısı: 21:00 – 23:00

§ Safra kesesi: 23:00 – 01:00

§ Karaciğer: 01:00 – 03:00 saatleri arası enerjiyle dolar. Karaciğerin rahatlıkla enerjiyle dolabilmesi için, gece yarısından sonra alkol içilmemelidir.
Teşhis Metotları
Bazı teşhis koyucu (diyagnostik) metotlar vardır. Bu metotları uygulamak için büyük bilgi ve tecrübe gerekir. Kesinlikle tek başına ve bilinçsizce uygulanmamalıdır. Bu metotları ancak konusunda uzman terapistler yapabilmektedir.
1. Nabız Metodu
Bu metodun Batı tıbbında uygulanan değersel nabız ölçümüyle ilgisi yoktur. Nabız metodu, konuda uzman olmayanların zor seçebilecekleri bir nitelik ölçümüdür. Bilek üzerinde dokunun üst kısmında yada daha derinlerde hissedilebilen 6 çeşitli noktalarda ölçülür.

Derin noktalarda hissedilebilen Yin organları, sağ bilekte kalp, karaciğer ve böbrekler, sol bilekte ise akciğer, dalak ve kalp zarıdır.

Cildin üst kısmında hissedilebilen Yang organları, sol bilekte ince bağırsak, safra kesesi ve idrar torbası, sağ bilekte ise kalın bağırsak, mide ve vücut ısısını sağlayan organizmadır.
2. Dil Metodu
Ayaklarda, kulaklarda, gözlerde ve ellerde de olduğu gibi, dil üzerinde de tüm organizma – özellikle de organlar – yer alır. Dilin ön tarafında kalp ve ciğer, arka kısmında dalak ve mide, sol kısmında (dıştan bakıldığında) safra kesesi, sağ kısmında karaciğer ve dilin daha arkasında ince ve kalın bağırsak ile ilgili gözlem yapılabilir. Tecrübeli bir terapist dilin niteliğinden organların durumu ile ilgili bilgiye varabilecektir.
3. Göz veya İris Metodu
Bu metot da sadece uzmanlar tarafından uygulanabilmektedir. İris, adeta bir projeksiyon alanı gibi işler. Ve bu alan üzerinde her organın kendine özel yeri vardır. Burada da bazı farklılıklar bir hastalığın çık tarzı olarak kendini belli etmektedir. Ve böylece de kişinin hastalığı, hastalığının hangi safhada olduğu anlaşılabilir. Bu işlem sayesinde diğer teşhis metotlarda olduğu gibi hastalığın ilerlemesi veya tamamen ortaya çıkması engellenmiş olur.

GRANITE
27 06 2004, 17:00
TAİ CHİ: SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN

Eski bir dövüş sanatıyken, şimdi hastanelerde tedaviyi desteklemek için kullanılan Tai Chi, kalp gibi birçok hastalığa iyi geliyor, hafıza ve dengeyi güçlendirip stresi azaltıyor


Çinlilerin geleneksel sabah sporu Tai Chi, gerçek bir sağlık kaynağı çıktı. Amerikalı uzmanlar daha önce yapılmış 47 araştırmanın sonucunu inceleyerek, Uzakdoğu sporu Tai Chi nin kronik hastalıklara iyi geldiğini ortaya koydu. Eski bir Çin dövüş sanatı olan Tai Chi, denge kontrolü, esneklik ve kalp sağlığı kazandırarak, kalp ve multipl skleroz (MS) gibi hastalıklara iyi geliyor.


ABD nin Tufts New England Tıp Merkezi tarafından yapılan çalışmaya göre, bu sporun iyi geldiği alanlar hastalıklarla sınırlı değil. Çin de binlerce yıldır yapılan Tai Chi, doğru nefes alma teknikleri ve yavaş hareketlerle yapılan özel duruşların bir kombinasyonu. Tai Chi yapanlar bu sporun hafıza, konsantrasyon, sindirim, denge ve esneklik açısından olumlu etkileri olduğunu söylüyor.


Yaşlılarda düşme azalıyor


Uzmanların incelediği Çince ve İngilizce araştırmalar da, uygulayıcıların bu iddialarına tıbbi dayanaklar getiriyor. Uzmanlar Uzakdoğu dan çıkıp ABD ve Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşan Tai Chi nin özellikle yaşlılar açısından büyük fayda sağlayabileceğini, bu sporu yapan yaşlı kişilerde düşme oranının az olduğunu belirtti. Ayrıca bu dövüş sanatının sağlıklı insanlara da faydası olduğu, acı, stres ve endişeyi azalttığı vurgulandı.


Yine sağlıklı kişilerde kalp ve solunum fonksiyonları üzerinde olumlu etki yapan Tai Chi, baypas, kalp yetmezliği geçirmiş hastalarda ve yüksek tansiyon, romatizma, MS, akut miyokardiyal enfarktüs rahatsızlıkları olan kişilerde yarar sağlıyor. Çin deki hastanelerde tedavi destekleyici olarak yaygın şekilde kullanılan Tai Chi sporu, Britanya daki bazı hastanelerde de uygulanıyor.

Imbat
28 06 2004, 17:00
İdrar yolları enfeksiyonlarına kuşkonmazlı sebze

Malzeme:
* 1 kg kuşkonmaz
* 1 kg yeşil kabak
* 1 küçük avuç taze dereotu
* 1 küçük avuç taze nane
* 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal
* 2 çorba kaşığı zeytinyağı
* 1 küçük tatlı kırmızı biber
* 4 diş sarımsak

Yapılışı:
Bildiğimiz klasik zeytinyağlı yaz yemeği yapacak şekilde, zevke göre sebzeler önce çok çok az suda hafifçe pişirilir. Beraberinde ince doğranmış kırmızı biber de eklenir. Daha sonra dereotu ve nane ekilir, zeytinyağı da üzerine dökülüp karıştırılır.

Yararları
Toksin atar-İdrar söktürür
Bu yemeğe özellikle acılı baharatlar koymuyoruz, çünkü idrar yolarında ödem yapar ve enfeksiyonu zorlaştırır. Aynı zamanda acı, yanma da yapar. Tuz da koymuyoruz, çünkü su tutarak böbrekleri ve idrar yollarını yorar ve idrar atılımını azaltır. Oysa idrar yolu enfeksiyonlarında bol idrar atılımı gerekir. Sarımsak aynı zamanda doğal bir antibiyotik yerine geçer. Kuşkonmaz, toksin atmak ve idrar yollarını temizlemek için özel ve şifalı bir sebzedir. Mutlaka suyunu da içiniz. Aynı şekilde kabak da idrar yollarını temizler. Nane hem vücut direncini artırır hem de idrar yolundaki yanmalara karşı yararlıdır. Zerdeçal ise idrar yolu enfeksiyonu ve yanmaları için şişliği azaltan ve vücudun mikroplara karşı direncini artıran özel ve şifalı bir baharattır.

Sansli
29 06 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?3022236]Tam 10 yil öncesinden menopoz yasini ogren[/url]
Yumurtalarinin sayisini tahmin eden test sayesinde kadinlar, menopoz baslangiç tarihlerini ögrenecek. Milliyet

twilight
29 06 2004, 17:00
Aspirin'in tarihcesi, idrar yollari ve bosaltim derekn...hemen akla gelen hangover aksamdan kalmanin gune ozel tamamlayici tedavileri; ' :eek: bol bol su ile alinan Vitamin B karisimi, tabii cyctine*siz olmaz, varsa yaninda sevgiliyle beraber ;) , bolca C vitamini, askorbik acidi de unutmamali.
Daha baska cesit vitaminlar, duruma gore unutulmadan ;Q'q :cool: ;) (( :D ))

Sevgimle, iyi paylasimlar...

Imbat
29 06 2004, 17:00
Kramplar için baemli ve lavantalı karışım

Malzeme:
* 100 gr badem
* 1 tatlı kaşığı tuz
* 1 çay kaşığı lavanta
* 3-4 kaşık maden sodası

Yapılışı:
Bademler, tuz ve lavanta dövülür, homojen bir karışım haline getirilir. Sonra bu toz karışıma maden sodası sulu bir macun haline gelene kadar yedirilir. Karışım, bir kişi için 1-2 günlük bir dozdur.

Yararları
Kas gevşetici, kramp giderici
Tuz, özellikle aşırı terleme veya spor sonrası oluşan kramplar için gereklidir. Sodyum eksikliği kaslarda böyle bir probleme yol açabilir. Aynı şekilde çoğu kramp da magnezyum eksikliğinden kaynaklanır. Magnezyumun en bol ve kolay bulunduğu gıdalardan biri de bademdir. Lavanta ise yağı haricen dışardan sürülürse kramplara iyi gelen bir yağdır. Çok az miktarda bu karışıma katabilirsiniz. Ancak lavanta asla fazla miktarda kullanılmaz, çünkü fazlası tok******. Dolayısıyla burada bahsettiğimiz çay kaşığı da küçük veya kahve çay kaşığı boyudur. Bu karışımın hepsini aynı zamanda değil yaklaşık iki güne bölerek ve ara öğünler halinde yiyiniz. Maden sodası da içerdiği doğal tuz ve iyonlarla özellikle aşırı terlemeye bağlı oluşan kramplarda yararlıdır

GRANITE
29 06 2004, 17:00
Chi enerjisi üstüne

T’ai Chi Ch’uan klasiklerine göre bütün canlı varlıklar gibi insan türü de evrensel-yaşam enerjisi olan “chi” enerjisinden nasipleniyor. Geleneksel Çin tıbbında önemle yer alan bu enerji doğumla insan bedeninde var olan, gözle görülmeyen, ancak yaşam için gerekli olan bir enerjidir. Akupunktur noktalarının da üzerinde bulunduğu meridyen diye adlandırılan kanallarda dolaşan chi enerjisinin rahat akması, güzel çalışan bir sinir sistemi ve iyi bir kan dolaşımı sistemi ile örtüşüyor. Bu akışın iyi olmaması durumunda vücut enerji dengesi bozuluyor, sonucunu bir organımızdan hastalık olarak alıyoruz. Yaygın yaklaşımla aksayan organımıza bozulmuş bir makina parçası gibi bakıp tedaviyi organa yönelik yapıyoruz. Oysa soruna daha bütünsel bakmak gerekiyor.

Peki nedir chi enerjisinin vucudumuzda akışını kötüleştiren? Çocuk dünyamızda daha doğal, doğrudan ifade ederiz kendimizi. Yetişkin oldukça, “yetiştirildikçe” gelir kültürel-sosyal kurallar, iş,kariyer kaygısı ve daha nice gerilimler. Maddi dünyanın bizi bu kadar sarmasına rağmen, ihmal ederiz şu maddi bedenimizi. Vücudumuz kasıldıkça kasılır, blokajlar oluşur. İşte bu blokajlar bir elektrik sisteminde elektrik enerjisinin akışına karşı duran direnç elemanları gibi chi enerjisinin akışını engeller. O halde bu kasılmaları, blokajları kaldırmak, gevşemek gerekir. T’ai Chi Ch’uan burada önem kazanıyor. Çünkü hayatımıza böyle bir sistemi soktuğumuzda, onun vücudumuzu rahatlatıcı, gevşetici etkilerini yaşamaya başlıyoruz. Blokajlar kalkıyor, enerji akışı güzelleşiyor. Abartısız, bir koruyucu hekimlik sistemi olarak karşımıza çıkıyor T’ai Chi.

Batı kuşkucu-bilimsel yaklaşımı ile yetişmiş olmamız “chi” enerjisini hurafi bir kavram olarak ele almamızı getirmez. Daha düne kadar akapunktur için şarlatanlık diyen tıp adamlarımız vardı. Evrende enerjinin formları vardır. Bizler de enerji yüklü varlıklarız. İnsan meraklı bir varlık. İnançtan bilmeye doğru bir eğilimi var. Chi enerjisinin de varlığını sorguluyor bu merak. 1978 yılında Çinli bilim adamları, T’ai Chi ustası Wu Tu Nan ile birlikte çalışıyorlar. Ustanın avuç içlerinden çıkan infra-red benzeri bir ışımanın varlığını modern enstrumanlar kullanarak görüyorlar. T’ai Chi uygulayıcısının hareketlerin ardından kendinde gözlemlediği; özellikle avuç içlerinde tatlı bir ısınma ve vınlama gibi bir duygu, vücudun içlerinden derisine kadar onu hoşlukla kavrayan bütüne yayılan bir ısınmadır. Bu blokajların kalktığının işaretidir.

twilight
30 06 2004, 17:00
Acilmamis konumuzu Toparlarsam noktali virgul'umuzu oncelikle koyarak,:

Alternatif tedavi icerisinde, ek olarak...yogurt, alka-seltzer (gece ve sabah alim dozlari tabletler), yesil cay, miso corba, gibi de kaydedilmeli, bir de *power icecekler* olarak bilinen icerisinde vitamin bulunanlar, mesela bir powerade icecek var, onun lacivert icecek olani, 'jagged ice' muhtesem bir sey, tabii bu konuyla ilgili pek degil ancak aksamdan kalma durumlarimizda iyi bir secenek olabilir, derim, bu denenmis-denenmemis falan degil, sadece kisinin sevdigi icecek belki en iyi geleni olur..mesela siyah turk cayini sevene o, kahveyi sevene o alternnatif sekilde, belli hangover durumlarinda....derken noktaliyorum.

Ve usulune gore icelim diyorum eger kesin icmemiz gerekiyorsa! ve soyle ki gecelerde bir kazaya sahit oldum. bir hatun kisi, bir bar'dan bir cikis yaptiki, ne cikis...yaninda da bir erkek kisi, yani paldirrt diye sol kol uzerine tepe takla dusme, ve tabii cene kemigi-cene arasi kanlar icerisinde patladi yanak, cizgiler cabasi..yani bu cok garip, kisi neredeyse sagligini kaybedecek vaziyette, ambulanslik vak'a. Sonra kostur kostur. Dikkatlice, en dikkatli hallerimizde.

<< Aspirin'in tarihcesi, idrar yollari ve bosaltim derekn...hemen akla gelen hangover aksamdan kalmanin gune ozel tamamlayici tedavileri; ' :eek: bol bol su ile alinan Vitamin B karisimi, tabii cyctine*siz olmaz, varsa yaninda sevgiliyle beraber ;) , bolca C vitamini, askorbik acidi de unutmamali.

Daha baska cesit vitaminlar, duruma gore unutulmadan ;Q'q :cool: ;) (( :D ))

Sevgimle, iyi paylasimlar... ]]

Sansli
01 07 2004, 17:00
* <a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?30287AC]Tiryakiler, 10 yil erken ölecek[/url]

Ingiltere'de Oxfordlu ögretim üyesi Prof. Sir Rihard Doll, 1951'den bu
yana 34 bin 439 doktorun yasamini ve ölümünü inceleyerek yaptigi
arastirmada, sigara içenlerin 10 yil erken öldügünü saptadi. Hürriyet

Imbat
01 07 2004, 17:00
Kemikleri kuvvetlendiren omlet

Malzeme:
* 3 yumurtanın beyazı
* 1 yumurtanın sarısı
* 1 çay bardağı kalsiyum katkılı süt
* 5 çorba kaşığı taze kaşar
* 1 avuç maydanoz
* 1 tatlı kaşığı kekik
* 3-4 adet doğranmış asma yaprağı
* 1 tatlı kaşığı zeytinyağı

Yapılışı: Yumurta, süt, rende kaşar, doğranmış maydanoz ve asma yaprağı, kekik, tuz çırpılır. Az zeytinyağı konmuş tavaya dökülür ve istenildiği şekilde hafifçe kızarana kadar pişirilir.

Yararları: Kalsiyum deposu
Yumurta beyazı, maydanoz, kaşar peyniri, kekik, asma yaprağı ve süt yüksek oranda kalsiyum içerir. Yanında tam tahıllı ekmek yerseniz aldığınız kalsiyum daha da artmış olur. Özellikle kilo sorunu olan veya kolesterolü yüksek kişiler için tereyağlı, eski kaşarlı, bol yumurta sarılı omlete göre daha sağlıklı ve az yağlıdır. Kemikleri ve dişleri kuvvetlendirir, çocuklarda ve kalsiyum ihtiyacı artan kişilerde yararlıdır.

Sansli
05 07 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=14947&TYPE=2]ABD’de organ nakledilen uc kisi kuduzdan oldu [/url]

derya131
07 07 2004, 17:00
YAŞAMI UZATAN VE MUTLULUK VEREN YİYECEKLER


YAŞAMI UZATAN VE MUTLULUK VEREN YİYECEKLER

Süper Yiyecekler adlı kitabın yazarı ABD'li doktor Pratt, bezelyeden yoğurda kadar uzanan listesi için Bu yiyecekler hücrelerin zarar görmesini ve hastalıkları önlüyor.

İŞTE SÜPER YİYECEKLER

Bezelye Şeker hastalığına bire bir.
Ispanak Kalp hastalığına karşı.
Böğürtlen Akıl sağlığını korur.
Soya Göğüs-rahim kanserinin ilacı.
Brokoli Tüm kanser türleri için.
Yulaf Hazım güçlüğünü engeller.
Portakal Enfeksiyonlardan korur.
Balkabağı Prostat hastalığına iyi gelir.
Somon balığı Depresyona karşı ilaç gibi.
Çay Kolesterole karşı savaşır.
Domates Yaşlanmayı yavaşlatır.
Hindi Hipertansiyonu olanlara bire bir.
Ceviz İştah açar ve enerji verir.
Yoğurt İdrar yolu kanserine karşı.


***

Uzun yaşamın 14 sırrı

Kitabı haftalardır yok satan Doktor Pratt, sağlıklı ve uzun bir ömrün mönüsünü açıkladı. Mönüde kırmızı et yerine hindi, sıvı yağlar yerine soya, hamurişi tatlılar yerine de kabak tatlısı var.

Dünyanın en ünlü diyetinin sahibi Atkins'in 117 kilodayken ölmesi 'yaşamak için diyet efsanesini de gölgeledi. Amerika şimdi Yaşamak için 14 süper yiyecek kitabının yazarı Steven Pratt'i konuşuyor.

BEZELYE:

Şeker hastasıysanız bezelyeyi sofranızdan eksik etmeyin. Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye ediliyor.

ISPANAK:

Kalp, kanser, katarakt ve yaşlanmaya bağlı olarak oluşan görme bozuklarını engelliyor.

BÖĞÜRTLEN:

E ve C vitamini bakımından oldukça zengin olan böğürtlen insanların akıl sağlığını koruyor, hafıza kaybını önlüyor.

SOYA:

Uzun yaşamak isteyen herkes mutlaka soya tüketmelidir. Soya, içerisinde östrojen hormonuna benzer işlev gören ve bu hormonun etkilerini sulandıran bir madde içerir ve bu da kadın bünye için son derece yararlıdır. Çünkü, östrojen hormonunun aşırı üretimi, göğüs, rahim ve lenf kanserine yakalanma riskini çok arttırır.

BROKOLİ:

Kansere karşı bizi koruyan ve ömrü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür. Kalp ve dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.

YULAF:

Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedendeki aşırıyorgunluğu ve ruhi yorgunlukları giderir. Kandaki şeker miktarını azaltır.

PORTAKAL:

Yüksek miktarda C vitamini içeren portakal, enfeksiyonlara karşı mükemmel bir koruma sağlıyor. Ayrıca kabuğunun altında kanser ve kalp krizi riskini azaltan maddeler bulunuyor. Stres ve ateşli hastalıklara da iyi geliyor.

BALKABAĞI:

Çinko bakımından zengin olan balkabağı dahili ve harici yaraların iyileşme süresini hızlandırıyor, tırnaklar üzerindeki beyaz noktaları yok ediyor. Prostatı hastalığını engelliyor. Zihinsel rahatsızlıkların tedavisine yardımcı oluyor.

SOMON BALIĞI:

Kalp hastalıklarını, depresyonu önlüyor. Sakinleştirici özelliğinden dolayı haftada bir kez yenmesi öneriliyor.

ÇAY:

Kanser ve kolestrolü önlüyor.

DOMATES:

Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller.

HİNDİ:

Kolestrol ve hipertansiyonla savaşır.

CEVİZ:

İştah açıcı, enerji verir, kan şekerini düşürür, kanı temizler, kemik erimesine karşı etkili olur.

YOĞURT:

Her sabah kahvaltıda ya da kahvaltı sonrası yenen yoğurt, sindirim kolaylaştırır. Bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların çoğalmalarına ve hatta yaşamalarına engel olur. Tifo ve ishalde tedavi amaçlı kullanılır. Tüberkülozlu hastalarda antibiyotik etkisi gösterir.

Yüze ve boyuna yoğurt sürmek cildi canlandırır. Rahat bir uyku için idealdir. Hazır yoğurtların yapımında kullanılan bakteriler, bağırsak ve dölyolu hastalıklarına, idrar yolları kanserine karşı koruma sağlıyor.


ÖLÜMCÜL DİYETLERE GEREK YOK

Dünyanın en temel sorunlarından biri sağlıklı beslenme. İnsanlık bunu sağlayabilmek için on yıllardır çeşitli diyetlerin peşinde koşuyor. Amaç daha ince görünmek, daha sağlıklı olmak ve daha uzun yaşamak. Amerikalı doktor Pratt'ın ülkede yok satan kitabı ise tüm bu diyetlerin boş, önemli olanın sağlıklı besinlerle beslenmek olduğunu savunuyor.

Dr. Pratt, sofranın 'olmazsa olmazları'nı sıraladığı kitabında ağırlığı sebzelere veriyor. Yağ kullanmıyor. Şekerin adından bile söz etmiyor. Uzun ve sağlıklı ömrün sırrı bu kitaba göre sağlıklı besinleri dengeli olarak tüketmek.

derya131
07 07 2004, 17:00
POZİTİF ENERJİ YİYECEKLERİ

SABAH GAZETESİ

İnsanların enerjisiyle besinlerin enerjisini birleştirin diyen Tijen İnaltong kitabında önemli sırlar veriyor. Mutfaktaki Zen'in yazarı İnaltong Aktüel'e anlattı

Geleneksel Çin Tıbbı'na göre sabah 07.00 ile 11.00 arası krallar gibi yenilecek zaman. Sabah kalktığınızda ilk iş olarak bir su bardağı ılık suya yarım limon suyu ve bir tatlı kaşığı bal koyup için. Bir şey yemeden önce 20 dakika bekleyin. Böylece vücut güne gülümseyerek başlayacaktır. Bu sözlerin sahibi bu hafta piyasaya çıkan Mutfakta Zen kitabının yazarı Tijen İnaltong'a ait. İnaltong sağlıklı yaşamın sırlarını Aktüel'e anlattı.

Yemeğin ruh halini; ruh halinin de yemek seçimini değiştiren bir şey olduğunu söyleyen İnaltong, vücudun kendini yenileme yeteneği var, ama kullanmasına olanak tanımıyoruz diyor. İnaltong besinlerin enerjisiyle insanların enerjisini birleştirerek sağlığa kavuşmanın yollarını açıklıyor.

Yaz mevsimi için ideal mönülerin yanı sıra Duyarlı enerji içeren besinler, Değişken enerji içeren besinler, Durağan Enerji veren besinlerin de tek tek anlatıldığı Aktüel'de aynı zamanda Zen mutfağı ve farkındalık da ele alınıyor. İnaltong, Evde taze mevsim sebzeleriyle sade besleyici ve doyurucu bir yemek hazırlamışsınız.

Telaşsız sofraya oturmuş, huzurla yiyor, yavaş yavaş çiğniyorsunuz. Yemekten aldığınız hazzın da vereceği şifanın da farkındasınız. İşte 'Mutfakta Zen'de bahsetmeye çalıştığım farkındalık bu diyor. İşte Aktüel'de yer alan sağlıklı yaşamın sırlarından bazıları

* Aşırı tatlı yiyen biri, yediği basit şekerler yüzünden sürekli inişli çıkışlı bir ruh haline sahiptir. Şeker kan şekerini yükseltir. Bir an iyi hissedersiniz kendinizi, sonra hızlı bir tükeniş gelir. Çözüm daha yavaş karbonhidratların tercih edilmesi.

* Çin Tıbbı'na göre kalp, ruhun ve zihnin yöneticisidir. Bu dönemde güçlü bir zihin için limon, pirinç, yulaf, buğday, kalsiyum, magnezyum, silikon içeren besinler yemek gerekiyor.

* Enerjinizi reçel ve tereyağı yerine tam tahıllar ve meyvelerden alın.

* Bağırsakların iyi çalışması ve bakterilerden korunması için yoğurt çok yararlıdır. Çünkü yoğurttaki bakteriler bağırsaklardaki fazla rafine gıda ve aşırı ilaç kullanımından dolayı azalan iyi huylu bakterilerin artmasına neden olur.

Imbat
09 07 2004, 17:00
DOĞRU BESLENME

Bol bol B ve E vitamini alın. Balık, süt ve et ürünleri dokuları kuvvetlendiriyor.

İçinde demir bulunan sebzeler yiyin. (Örneğin ıspanak, yeşil mercimek)
Günde 2-3 litre su için.
Yağların erimesini hızlandıran besinler alın. (Soğan, çilek, kiraz, böğürtlen, turp, pırasa ve enginar)

Sansli
12 07 2004, 17:00
1- ABD'de sigaradan yılda 430.000 kişi ölüyor.
2- Bir sigara ömrü 5 dakika kısaltıyor.
3- Sigara ve dumanında bilinen en az 300 zehir var.
4- Sigara içenlerin, içmeyenlere oranla daha fazla hastalandıkları saptanmıştır.
5- Larry Hagman (Jr) Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
6- Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
6- İnsan iskeleti 200'den fazla kemikten meydana gelmiştir.
7- Kaval kemiğimiz 1.5 tondan fazla ağırlığı taşıyabilecek güçtedir.

Imbat
13 07 2004, 17:00
Her derde deva yiyecek 'Yoğurt'

Yoğurdun sağlık açısından vazgeçilmez olduğunu açıklayan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Kılıç, İçerdiği yoğurt bakterileri sebebiyle mide ve bağırsak hastalıkları başta olmak üzere, sindirim sisteminde son derece olumlu etkileri vardır. Beslenmede gerekli tüm besin maddelerinin hemen hemen tamamını içermektedir. Yoğurt, bebek, çocuk, yaşlı ve hastalar için özellikle önemlidir dedi.

Bazı sindirim sistemi hastalıklarının tedavisinde yoğurdun ilaç olarak kullanılmasının gitgide öneminin arttığını belirten Prof. Dr. Kılıç, Bugün yoğurdun dünyada tüketiminin çok hızlı artışında onun besleme değeri kadar sağlığı koruyucu ve hastalıkları iyileştirici özelliklerinin çok büyük rolü vardır. 1900'lü yılların başından itibaren yürütülen çalışmalarda verem dahil yirmiden fazla mikroba karşı etkili olduğu saptanmıştı. Bu mikropların yoğurt suyu içinde en çok 24 saatte öldükleri tespit edilmiştir. Yoğurt mayasındaki bakteriler, antibiyotiklerin vücutta oluşturduğu yan etkilere engel olur. Tedavi sırasında bağırsak florasını da düzeltir diye konuştu.

Yoğurdun birçok hastalığa, bazı böbrek ve deri hastalıklarına karşı tedavi edici etki yaptığını açıklayan Prof. Dr. Kılıç, Zaman zaman nedeni bilinmeyen zehirlenmelerin ve bunların yol açtığı sorunların önlenmesi, vücut direncinin arttırılması için her gün belirli miktarlarda yoğurt tüketilmesi yararlıdır. Yoğurdun, yaşlıların sağlığını düzene koyduğu gibi yaşlanmayı da geciktirdiği saptanmıştır. Bunun örnekleri günlük öğünlerinde yoğurda geniş yer veren Türkiye, Bulgaristan ve Kafkaslar'daki toplumlarda görülmektedir şeklinde konuştu.

Yoğurdun içerdiği süt asidi sayesinde kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin vücuda alınımını artıracağını ifade eden Prof. Dr. Kılıç, Kalsiyum, kemik ve diş oluşumunu sağlar ve bunların sağlamlığını arttırır. Kadınlarda 30 yaşından itibaren ve özellikle de menopoz devresinde kemik erimesi, kemik yapısının bozulması gibi önemli rahatsızlıklar görülmektedir. Bu rahatsızlıkların engellenmesi için yaşamın her devresinde kalsiyum yeterli miktarda alınmalıdır. Yeterli miktarda kalsiyum alınmasının en kolay yolu yoğurt tüketmektir ifadelerinde bulundu.

13.07.04

Sansli
14 07 2004, 17:00
* <a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?30BCEE6]Saglik Bakanligi[/url]`dan uyari: Sünneti uzmanlara yaptirin (Zaman)

Imbat
16 07 2004, 17:00
Serinletici limonata

Malzeme:
* 6 adet limon
* 5 çorba kaşığı esmer şeker
* 8 bardak su
* 1 küçük demet taze nane

Yapılışı: 8 bardak suyun içine limon suyu sıkılır, kabuklan rendelenir. İçine taze nane yaprakları konulur, dinlenmeye aromasını almaya ve soğumaya bırakılır. Süzülerek servis yapılır. Gün içinde 3-4 bardak içilebilir.

Yararları: Yaz sıcağında ferahlık verir
Yazın sürekli asitli veya suni şekerli içecekler içmek çoğu kişiyi rahatsız edebiliyor. Bedeni anlık değil uzun sürekli serinletecek ve enerji verecek evde basitçe hazırlayabileceğiniz aynı zamanda toksin atıcı özelliği de olan bu limonata yaz için tam bir şifa kaynağı.

MAZI
17 07 2004, 17:00
Kuru meyve ye genç kal!

Doymamış yağ asitlerinin zararlı etkilerini eleminize etmek için soframızdan ceviz eksik etmemeliyiz. Gribal enfeksiyonlardan korunmak için iyi beslenmenin önemine dikkat çeken uzmanlar bu açıdan özellikle sabah kahvaltılarında enerji veren cevizi sıkça tüketmeye özen göstermemiz için bizleri uyarıyorlar.

Gribal enfeksiyon vakalarında temel olarak sıvı gıdalar ve vitamin alınmasının önemini artık hepimiz biliyoruz. Ancak uzmanlar hastalanmadan önce buna önlem olarak iyi beslenmemiz gerektiğini söylüyorlar. Özellikle çocuklar ve yaşlılar kansızlığın önlenmesi için pekmezi demir eksikliği için de kuru meyveleri sofralarından eksik etmemeli. Özellikle Anadolu'da ceviz, dut, üzüm, incir gibi kurutulmuş meyvelerin bolca tüketildiğini aynı alışkanlıkların büyük şehirlere yayılmasının önemli olduğunu belirten uzmanlar bu kurutulmuş meyveleri doğru saklamanın da şart olduğu görüşündeler. Vakumlanmış ambalajlar veya ağızlarının çok sıkı bağlanıp hava almaması sağlanan naylon poşetler asla gün ışığına maruz kalmamalı. Ceviz, fındık gibi yiyeceklerin ise kabukları ile saklanmasının daha doğru olduğunu untumamak gerekir. Aksi halde içlerinde barındırdıkları yağ asitlerinde acıma oluşur.

Her sabah kahvaltı sırasında 1-2 adet ceviz içi 2-3 adet kuru üzüm tüketmeyi alışkanlık haline getirelim. Ancak unutmayalım ki herşeyin fazlası zarar. Bu besinler çok fazla tüketildiğinde bizlere fazla kilo olarak geri döner. Havaların iyice ısınmaya başladığı şu günlerde ağır tatlı yemektense tatlı ihtiyacımızı taze veya kuru meyve yiyerek gidermek, ya da evde yaptığımız dondurmalara kuru meyve ekleyip tadlandırmak sağlık adına iyi bir karar olsa gerek.

Sansli
19 07 2004, 17:00
Havuz ve denizden göze kısa sürede hastalıklar bulaşıyor


Göz rahatsızlıkları yaz döneminde artış gösteriyor. Bu dönemde özellikle göz yaralanmaları, havuz ve denize girme nedeniyle ortaya çıkabilecek hastalıklar ile ültraviyole ışınlardan gözün korunması gerekiyor.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Ersöz, yaz mevsiminde polenlerin artması ile birtakım vücut alerjilerinin yanı sıra, gözde bahar nezlesi ortaya çıktığını ve bunun da kaşıntı, sulanma, ışık rahatsızlığı meydana getirdiğini söyledi.

Bahar nezlesi ile gözde görme rahatsızlığının zaman zaman had safhaya ulaşabildiğini dile getiren Ersöz, Çoğunlukla alerjik, güneşin fazla olduğu yaz döneminde güneşin içinde fazla olan ultraviyole ışınların bazı türleri gözün değişik tabakalarına zarar vermektedir. Bunlardan kaçınmalıdır, en kolay yolu ultraviyole koruyuculu güneş gözlüğü takmaktır. Ancak, dışarıda satılan gözlüklerin kalitesini kontrol etmek mümkün değildir, menşei ve camının kalitesi bilinmeyen gözlük alınmamalıdır, bu gözlüklerin koruduğu zannedilir; ama gözü korumaz. dedi.

Havuza ve denize fazla girmekle iki türlü sorunun ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Ersöz, bakteri ve mantarlardan arındırılmamış havuzlardan mikrobik hastalıkların göze bulaştığını, bu tür vakaların kaplıcalarda da olabildiğini kaydetti. Ersöz'ün verdiği bilgiye göre havuzlarda ortaya çıkan bir diğer sorun klorlama yapılıyor olması. Temizlemek için fazla miktarda havuza dökülen klor, özellikle çocuklarda kornea tabakalarında hücreye zarar veriyor. Batma, yanma gibi şikayetleri beraberinde getiriyor. Bu nedenle havuza giren çocukların mutlaka koruyucu havuz gözlüğü takması öneriliyor.

Göz yaralanmaları artıyor

Yaz mevsiminde alerji, ultraviyole ışınlar, havuz ve denizden kaynaklanan göz rahatsızlıklarının yanı sıra çocuklarda göz yaralanmaları da daha çok ortaya çıkıyor. Okulların tatil olmasıyla birlikte çocukların daha çok dışarıda oynamaya başlamasının göz yaralanmalarının artmasında birinci etken olduğu belirtilirken, arkadaşları ile dışarıda oynayan çocuklarda düşme, oyun sırasında çarpışma nedeniyle göz yaralanmaları meydana geliyor. Göze darbe, göz kanamaları, göz merceğinin düşmesi, katarakt meydana gelmesi, kapak yırtıkları şeklinde ortaya çıkan göz yaralanmalarında göz içinde demir, bakır gibi metal parçaları, kıymık parçası, yabancı cisim kalabiliyor ve bu maddelerin görme sinirlerini tahrip etmesi neticesinde zaman zaman göz kaybına kadar gelişen olaylar yaşanıyor. Ailelere ‘Nasıl olsa çıkar geçer' yaklaşımından uzak durmalarını tavsiye eden Prof. Dr. Reha Ersöz, Yaralanmanın üstünden 3-4 saat geçtikten sonra hekime intikal eden olayda geç kalınmış olabilir. Göz yaralanmalarında tam donanım olmayan sağlık ocakları yerine donanımlı kuruluşlar tercih edilmeli. şeklinde konuştu.
20.07.2004

Imbat
20 07 2004, 17:00
El kurutma makineleri mikrop yuvası
http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~402@nvid~440310,00.asp

El kurutma makineleri ve ortak kullanılan telefonların mikroorganizma açısından zengin olduğu belirtildi. Türk Silahlı Kuvvetleri yayın organı Koruyucu Hekimlik Bülteni’nde bulaşıcı hastalıklarla ilgili bir yazıya yer verildi. Yazıda, el kurutma makineleri ve ortak kullanılan telefonların bulaşıcı hastalıklara yol açan mikropları barındırbileceğine dikkat çekildi.


EL KURUTMA MAKİNELERİ YERİNE MENDİL VEYA HAVLU

Yazıda yer alan bilgilere göre, lokanta ve iş merkezleri gibi toplu kullanıma açık yerlerin lavabo ve tuvaletlerinde kullanılan el kurutma makinelerinden çıkan sıcak havada mikroorganizmalar yoğun olarak bulunuyor. Hastalık yapıcı mikroorganizmaların insana bulaşmasında etkili olabilecek el kurutma makinelerinin yerine kağıt havlu veya şahsi havlu/mendil kullanılması öneriliyor.

ORTAK KULLANILAN TELEFONLAR SIK SIK TEMİZLENMELİ

Yazıda, ortak kullanılan telefonların mikrofon ve kulaklık, sap kısımlarının mikroorganizma açısından zengin olduğu belirtildi. Mikrofon ve kulaklık kısımlarında stafiokokların yoğun olarak bulunduğu, sap kısımlarında ise Ecoli’nin tespit edildiği aktarılırken, ortak kullanılan telefonların düzenli aralıklarla temizlenmesi uygun olacağı kaydedildi.

Sansli
21 07 2004, 17:00
Kanserin düşmanı sebze ve meyve


Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü'ne göre, günde 5 porsiyon sebze ve meyve yenmesi kanser riskini yüzde 20'den fazla azaltıyor. Bütün kanser türlerinin yüzde 70'inin kötü diyetle bağlantılı olduğu bildirildi.


ABD'nin önde gelen sağlık ve tıp yazarlarından Dr. Maggie Greenwood-Robinson'un kaleme aldığı “Kanserle Savaşan Yiyecekler” adlı kitap, Prestij Yayınları tarafından piyasaya sunuldu.


Yapılan araştırmaların, bütün kanser türlerinin yüzde 70'inin kötü diyetle bağlantılı olduğu, sağlıklı diyet ve beslenmeyle de kansere yakalanma oranının düşürülebileceği vurgulanan kitapta, Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü (AICR) ile pek çok bilim adamınca kanser ve beslenme ilişkisi üzerine yapılan araştırmanın sonuçlarına yer veriliyor.


AICR'ye göre, günde 5 porsiyon sebze ve yemek yenmesi kanser riskini yüzde 20'den daha fazla düşürüyor.


Kitapta, kansere karşı en koruyucu sebze ve meyveler; havuç, soğan, sarımsak, brokoli, yeşil yapraklılar, domates, narenciye ve baklagiller olarak sıralanıyor.


“Gelecekte kanserle savaş çabalarının 'mucize haplar' yerine diyetsel ayarlamalar etrafında döneceği” vurgulanan kitapta, doymuş ve trans yağların; prostat, kolon ve göğüs kanserleriyle ilişkili olduğuna işaret ediliyor.


Kitapta, beslenmede kırmızı et ve hayvansal yağlarda bulunan doymuş yağlar ile katı margarin ve katı yağlar olarak bilinen trans yağların hücre zarlarına zarar verdiği, bu nedenle de hücreleri istilacılara karşı koruyamadıklarına işaret edilerek, beslenmede yağ oranının mutlaka düşürülmesinin önemine değiniliyor.

“Lifli yiyecek tüketiminin artırılması ve güçlü bir kanser savaşçısı olan C ve E vitaminlerinin bolca alınması” önerilen kitapta, “Eğer aktif kalırsanız, sağlıklı bir kiloyu koruyup, sigara içmezseniz ve doğru beslenmeyi sürdürürseniz, kanser riskiniz yüzde 70'e kadar azalır” deniliyor.

Imbat
21 07 2004, 17:00
Daha sağlıklı yaşamak ELIMIZDE

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, ellerin temiz gibi göründüğü durumlarda bile bir santimetrekarelik alanında 2-6 bin arasında bakteri bulunduğunu söyledi.
Tayar, günlük hayatta en sık gerçekleştirilen eylemlerden biri olan el yıkamanın basit gibi görünen, ancak çok önemli olduğunu bildirdi.

Çevrede olduğu kadar insan vücudunda da milyonlarca mikroorganizmanın yaşadığını belirten Tayar, “Normal erişkin bir insanın elinin temiz gibi göründüğü durumlarda bile, elin bir santimetrekarelik alanında, el sırtında 2 bin, avuç içinde 4 bin, bileklerde ise 6 bin adet bakteri bulunur” dedi.

Tayar, bilimadamlarının, ABD'de her yıl 76 milyon gıda zehirlenmesi vakası olduğunu, zehirlenmelere neden olan gıdaların yüzde 70'inin hazırlanma sırasında bozulduğunu, bozulan gıdaların yüzde 40'ına da ellerin neden olduğunu saptadıklarını ifade etti. Bu oranın, el temizliğinin basite alınmaması gerektiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Tayar, Türk toplumunda da sık el yıkama alışkanlığının olmadığından yakındı. Tayar, şöyle devam etti:


“Temizliği ile övünen bir toplum olarak nasıl olup da genel tuvaletlerimizi bu kadar kirli bırakıyoruz! Üstelik bu tuvaletleri kullanan birçok kişinin elini yıkamadan çıktığını, elini yıkayanların da çoğunlukla sabun kullanmadığını gözlemliyoruz. Tuvaletlerden bulaşabilecek mikroplara karşı uygun tekniklerle el yıkamak son derece etkili olduğu gibi üst solunum yolu enfeksiyonları, grip gibi hastalıklara neden olabilen virüslerden de korunmanın en basit yolu el temizliğidir. Öksürürken mendil kullanmak yerine ağzımızı elimizle kapatır ve avcumuzun içine hapşırırız. Aynı havayı soluduğumuz diğer kişilerin hastalanmaması için yaptığımız bu davranış sonrasında da elimizi yıkamadan aynı insanlarla tokalaşarak ayrılırız.

Sonuçta elimizi bir hastalık bulaştırma aracı olarak kullanmış oluruz. Son yıllarda ortaya çıkan SARS virüsünden sonra doğru el yıkamanın önemi daha çok gündeme geldi. Bu virüs ellerde saatlerce canlı kalabilir. Bu nedenle el yıkama ayrı bir önem kazanmaktadır.”

2002 verilerine göre, Türkiye'de yılda kişi başına ortalama 800 gram temizlik kağıdı tüketildiğini, bu oranın ABD'de 24 kilogram olduğunu anlatan Tayar, yılda kişi başına tüketilen ortalama tuvalet kağıdı miktarının dört, kağıt havlu miktarının ise bir rulo olduğundan, 100 konuttan sadece 24'ünde tuvalet kağıdı kullanıldığından yakındı.


EL YIKAMANIN ÖNEMİ

”Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en kolay ve etkili yolu el yıkamadan geçmektedir” diyen Tayar, ellerin tuvaleti kullandıktan, öksürüp hapşırdıktan, burun temizliğinden sonra doğru şekilde yıkanması gerektiğini, temizlikte sıvı sabun kullanılmasının daha sağlıklı olduğunu belirtti. Tayyar, katı el sabunu ile sıvı sabun arasında etkileri bakımından farklılık olmamakla birlikte, kişilerin kullanımdan sonra temizlemeden yerine koymaları nedeniyle, katı sabunun kendisinin kirlilik nedeni olabildiğini vurgulayarak, şunları söyledi:


“Bu yüzden özellikle toplu yaşanan yerlerde sıvı sabunların kullanımı tercih edilmelidir. Kendi sağlığımız ve toplum sağlığı açısından doğru el yıkama alışkanlığını kazanır, çevremize de bu alışkanlığı aşılayabilirsek gıda zehirlenmeleri ve bulaşıcı hastalıkların önüne geçebilmek adına büyük bir adım atmış oluruz.”

K2
21 07 2004, 17:00
Imbat'in yazisinda gosume carpan detay

EL KURUTMA MAKİNELERİ YERİNE MENDİL VEYA HAVLU

California'da cogu tuvalette artik kagit bulamazsiniz nedeni ise dogayi korumak , agaclari korumak .
Cogu el kurutma makinasida zaten sensor ile calisiyor aynen tuvaletteki sularin ve flush larin oldugu gibi .
Kagit olan tuvaletlet=rde de recyle yapilmis kagitlar kullaniliyor .

Diger en buyuk mikrop yuvalarida restaurant larda resepsioda buluna naneli sekerler, kurdanlar dusunun kac kisi elini sokup bir tane aliyor icinden ??

K2
21 07 2004, 17:00
Bu isin Turkiyesi Japonya si yok ki artik o isi yapanlarin eline dusmusuz bir kere ,
civi civiyi soker deyip yiyelim ne yapicagiz baska!!

**
21 07 2004, 17:00
peki disarda yedigininiz yemekler ne kadar temiz?
ozellikle TR de?

**
21 07 2004, 17:00
YOK OLE...
malum izmirdeki cig kofte vakaasini duydunuz
evde yicen ;)

yapcan vercen cocuklarina :)
zannediyormusun maddi durumu ii olan ameriklailar mc donaldsdan yiyorlar?

MAZI
22 07 2004, 17:00
Tıbbın sembolü niye yılan

Sıcaklar beyninizi yumuşatmışken kalkıp da derin konularda ahkam kesmek yakışık almaz diye düşündük ve bu haftayı sabun köpüğü bir konuya ayırdık. Dikkatinizi çekmiştir veya çekmemiştir bilemiyoruz ama her nevi sağlık kuruluşunun ambleminin bir köşesinde yılan resmi olur. Bu tahmin edersiniz ki doktorları sembolize eden basit bir resim değil pek felsefi anlamlar taşıyan bir öyküdür.

Malum ‘yılan’, çok eski çağlardan beri korkulan, merak edilen ve saygı duyulan bir canlı olmuş, kutsal olduğu inancı bir çok söylenceye kaynak oluşturmuştur.

Elleri ve ayakları olmamasına rağmen çok hızlı hareket edebilir, birden ortaya çıkıp birden gözden kaybolabilir, toprağın altında, üstünde ve hatta suda bile yaşayabilir. En önemlisi de öldürücüdür.
Gördüğünüz gibi bu tanımlama bile bir doktoru ne güzel simgeliyor aslında.

Üstelik şu son ekonomik krizden sonra yılan gibi sürüngenler, toprağın altında, üstünde ve hatta yemek yemeden yaşayabilir hale gelen tüm vatandaşlarımızın sembolü olarak bile kabul edilebilirler aslında.

Neyse yaramızı deşmeyelim ve her zaman olduğu gibi konumuzun tarihçesinden başlayalım anlatmaya.

Hayvan öğesi bildiğiniz gibi pek çok mitolojinin temeli olmuştur hep. Anadolu mitolojisinde kartal göklerin, yılan yerlerin yaratıcısı konumundadır.

Tıbbın gelişimi her zaman toplumsal koşullara bağlı kalmış, eskiçağların felsefeleriyle birlikte; içgüdüler, dinsel inanışlar, gizemcilik sağlık bilimlerinin gelişmesinde etkili olmuşlardır.

Hastalık kötülük ve ceza demekti. Kötülükler yeraltından gelirdi; yılan da yeraltında yaşamaktaydı. Yılan aynı zamanda gücü, kudreti ve koruyuculuğu simgelemekteydi. Öldürücü olması ona karşı korkuyla karışık bir saygı duyulmasına neden olmuştu.

Toprağın altında yaşayan yılan, toprağın sembolü olarak da kullanılmıştı. Toprak insanları beslemekte, hastaları iyileştiren bitki ve ağaçların yetişmesine olanak vermekteydi. Eskiçağ insanlarının yılanı kutsal saymalarının bir nedeni de, yeraltındaki ölü atalarının ruhlarıyla ilişki kurduğuna ya da onlarla bağlantıda olduğuna dair inanışlarıydı. Niğde Bahçeli yöresindeki kazılarda Geç Neolitik Çağa ait yılan ve beraberindeki tanrı ve ana tanrıça işlemeli vazolar, o dönemler için yılanın kutsal bir varlık olduğunun göstergesi olmuştur.

Sümer uygarlığının en önemli tanrılarından Marduk M.Ö. 4000 yıllarında yanında toprağı simgeleyen yılanla birlikte resmedilmiştir.

M.Ö. 3000 yıllarına ait olduğu sanılan Gılgamış destanında da yılan başroldedir.
Dostunun ölümüyle şaşkına dönen Gılgamış yaşamın ve ölümün gizini bulmaya karar verir. Utnapiştim ona tufanın öyküsünü ve gençliği geri getirecek bitkiyi nerede bulacağını söyler. Gılgamış sonunda otu bulur. Ancak yıkanmak üzere suya girdiğinde yılan gelip otu yer. Gılgamış sudan çıktığında otu yiyen yılanın bıraktığı derisi kalmıştır. Bu nedenle Mezopotamyalılar sık sık deri değiştiren yılanı yaşam gücünün kaynağı olarak kabul etmişlerdir.

Eski Mısırlılar için yılan genelde tanrısal gücü ve saltanatı simgelemesine karşın karanlığın ve kötülüğün habercisi olarak da görülmüştü.

Yunan mitolojisinde iyileştirici tanrıların en ünlüsü Asklepios’tur. Kızı Hygeia sağlığı koruma tanrıçası, diğer kızı Panacea sağlık tanrıçası, oğlu Telesphore iyileşme tanrısıdır. Diğer oğlu Podallirios sağlıkla pek ilgili görünmese de onun oğlu olan Hippocon doktordur ve babamız Hippokrat’ın atası olduğuna inanılır.

Maşallah aile değil hastane….

Asklepios yanında bir tas, bir horoz ve yılanlarla sarılı bir asa taşıyarak resmedilmiştir hep. Tas şifa veren ilaçları yapmakta kullanılırdı, horoz uyanıklığı ve asa da uzun yaşamı simgelerdi. Yılan ise otoritesini ve gücünü arttıran, yeraltı dünyası ve ölülerle ilişki kurabildiğini, onları diriltebildiğini, hastaları iyileştirdiğini anlatan bir figürdü.

Ah, işte o zamanlar doktor olmak varmış, şimdi aynı işi yapsak medyum sıfatını alıp, kendimizi Uğur Dündar’ın hışmından koruyamazdık bile..

Orta Asya mitolojisi ve şaman geleneklerinin zengin sembol dünyası içinde yılan yeraltını ve karanlığı temsil etmektedir. Şaman elbiseleri üzerinde şamana yeraltı yolculuğunda eşlik edecek yılan sembolleri vardır.

Tek tanrılı dinlerdeki genel inanışa göre yılan olumsuzlukların etkeni olan kötü bir yaratıktır İnsanları yasakları çiğnemeye davet eden gerçek bir aldatıcıdır. Birçok hastalığın nedenidir.

X. yüzyıldan itibaren İslamlaşmaya başlayan Türkler, ortaya koydukları sanat ürünlerinde Orta Asya’dan getirdikleri konuları, stil ve sembolleri yaşatmaya devam etmişlerdir. Ejderler eski inanışlar doğrultusunda kale, han saray gibi yapılardan içeriye kötülük, düşman ve hastalık girmesini önleyici bir tılsım olarak kullanılmıştır.

Görüldüğü gibi yılan, eskiçağlardan bu yana süregelen birçok farklı inanışa göre kimi zaman uğurun, mutluluğun, sağlık ve bereketin büyülü bir nedeniyken; kimileri için de acının, kötülüğün, hastalığın işareti ve habercisi sayılmış; cesaretin, zekanın, kurnazlığın, aldatıcılığın ya da güvenirliğin simgesi halini almıştır.

Doktorluk mesleğindeki ikircikli yapı aslında sembol hayvandan geliyor galiba..

Yüzyıllarca süren bu etkilerin doğrultusunda Türk Tıp Tarihinin kurucusu sayılan Prof. Dr. Süheyl Ünver tarafından Çankırı Darüşşifasında bulunan bir taş üzerindeki çifte yılan sembolü; Türk geleneklerini de yansıtması açısından hekimliğin sembolü olarak önerilmiş ve 1937 yılında kabul edilmiştir.

1956 yılında ise Dünya Tıp Cemiyeti iki yılan figürünü Dünya Tıp Birliğinin sembolü olarak benimsemiştir.

İşte size öldürücü olması nedeniyle korkulan, güçlü olduğu için de saygı duyulan ve doğaya ait bir varlığın tüm öyküsü..

Ancak maalesef masalımızın sonunda doktorlar kerevete filan çıkamıyorlar ve gökten yılanın cennetten kaçırdığı yasak elmalar kafalarına düşüyor…

twilight
24 07 2004, 17:00
Maydanoz'lardan acilmisken soz, Sagligimiz ve Bitki'de...bir not'umuz olmali :)


*********---------------**

Maydanoz (bianet sitemizden)

Hem lezzetli, hem de son derece yararlı bir bitki maydanoz. Üstelik de çok bol. Her mevsim, pazar ve manav tezgahlarında bulmak mümkün. En önemli özelliği içerdiği C vitamini ve demir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Maydanozda ayrıca, kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum ve klorin ile A ve K vitamini bulunuyor.

. Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağı olduğu için görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi geliyor.

. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı, kanı arttırarak oksijeni metabolize ediyor ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım ediyor. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindiriyor. Barsak solucanlarının düşürülmesine yardım ediyor. Gazın dışarı atılmasını sağlar.

. Kanı temizliyor,kansızlığa, mesane iltihaplanmasına, karaciğer rahatsızlıklarına, damar sertliğine etkili. Kan şekerini normal seviyede tutuyor.

. Tohumlarının idrar ve safra söktürücü, adet kanamalarını kolaylaştırıcı nitelikleri var. Adet sancılarına iyi geliyor.

. Grip ve nezleye iyi geliyor. Kansere karşı koruyucu.

. Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlıyor, ağız kokusunu alıyor. Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatabiliyor.

. Yara, kesik ve morartıları iyileştiriyor.

. Önemli bir afrodizyak.

. Maydanoz folik asit içerdiği için de önemli bir bitki. Folik asit merkezi sinir sisteminin işlemesinde hayati bir rol oynuyor. Folik asit incebağırsağın ilk kesiminde emiliyor, sonra karaciğere giderek orada metabolize oluyor.

. Maydanoz kozmetik malzemesi olarak da önemli. Cilde ve saç dökülmelerine iyi geliyor.

Kullanılışı
Maydonozu çiğ yemek son derece faydalı. Kaynatarak elde edilen maydanoz suyu da çeşitli biçimlerde kullanılır.
Cilt için;2 bardak kaynatılmış suya, 1 demet yıkanmış maydanoz sapları ile beraber atılır. Üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dakika kaynatılır. 20 dakika demlenmeye bırakılır süzülür. Böylece etkili cilt losyonu ve lapası elde edilir.Temiz cilde lapası sürülüp 20 dakika bekletilir. Sonra cilt, süzülen maydanoz suyu ile yıkanır. Her gün günde birkaç kez uygulanır.
Karaciğer yorgunluğunda, hafif ateşte, adet düzensizliğinde, hazım zorluklarında;20 gram maydanoz, 1 litre suda haşlanır ve bu çay ara sıra içilir.
Egzama yaraları için; bir su bardağı dolusu maydanoz, bir su bardağı tuvalet ispirtosu ölçüsü ile uygun bir kapta bir hafta bekletilirse, elde edilen losyon çok faydalı bir pansuman ilacıdır.
Bulantılarda ve nefes darlıklarında;bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatır.
Kaynatılan maydanozun suyu gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor.
Kaynatılıp suyu sirke ile karıştırarak saçlar yıkandığında saçların uzaması ve kuvvetlenmesini sağlıyor.
Ergenlik sicilcileri için maydanoz losyonu:3 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış maydanoz ve 100 ml 70 derecelik etil alkol, 2 hafta boyunca ağzı kapalı kavanozda bekletildikten sonra süzülür, 300 ml arı su eklenir. Hazırlanan bu losyonla her gün bir parça pamuk nemlendirilir ve yüz temizlenir.

Demir deposu, A, C ve K vitaminleri içeriyor. Regl ağrıları da dahil pekçok derde çare oluyor. Üstelik afrodizyak.


*********---------------**

Kaynak : www.bianet.org ;)
Aslı ÖNGÜN
--------------------------------------------------------------------------------

Imbat
24 07 2004, 17:00
Hindistan'dan şifalı köri sosu

Malzeme:
* Yemek kaşığı sadeyağ
* Yarım tatlı kaşığı hardal tohumu
* Yarım tatlı kaşığı kimyon tohumu
* 1 tatlı kaşığı kimyon
* 1 tatlı kaşığı zencefil
* 1 tatlı kaşığı zerdeçal
* Yarım litre krema
* Biraz tuz

Sadeyağ hafifçe ısıtılarak üzerindeki köpüğü temizlenmiş tereyağdır. Hintliler bu sadeyağa 'ghee' der. Genelde çoğu yemeklerine bu sosu koyarlar ve sık tüketirler.

Yapılışı: Sadeyağ bir tencerede eritilir. Hardal ve kimyon tohumları eklenir. Tohumlar sıçramaya başladığında diğer baharatlar ve tuz atılır. Krema eklenir ve sıcak olarak hangi sebze veya bakliyat yemeğiyle yeneeekse üzerine dökülür veya karıştırılır. Sıcak servis yapılır.

Yararları: Sindirimi kolaylaştırır
Hint köri sosu iştah açıcı, sindirimi kolaylaştırıcı ve gaz gidericidir. Köri sosun kokusunu sevmeyenler zerdeçal yerine başka baharatları kullanabilir. Özellikle bakliyatları zor sindirenler ve safra sıkıntısı olanlar için idealdir.

Imbat
28 07 2004, 17:00
95 yaşında dişi çıktı


Sivas

Sivas'ın Suşehri İlçesi'nde, 95 yaşındaki Mihrali Dursun, çektirdiği dişinin altından yeni diş çıktığını görünce şaşırdı. İstanbul'da, oğlunun yanında yaşayan, yaz aylarını ise doğum yeri olan ilçeye bağlı Karacaören Köyü'nde geçiren Dursun, ilerleyen yaşına rağmen kendisini çok sağlıklı hissettiğini söyledi.
Buna örnek olarak, kısa süre önce, çektirmek zorunda kaldığı ön dişinin altından yeni bir dişin çıkmasını gösteren Dursun, şöyle konuştu:


“Çektirdiğim dişimin altından bir süre sonra yeni diş çıkmaya başladı. Bunu fark ettiğimde çocuklarıma söyledim. Herkes, dişimin çıkmasına çok şaşırdı. Hatta yeni dişin çıkması beni mutlu etti. 95 yaşında yeni bir dişimin çıkması ne kadar sağlıklı olduğumu gösteriyor.”

Sivas Diş Hekimleri Odası Başkanı Remzi Özkan da AA muhabirine yaptığı açıklamada, tekrar diş çıkarma olarak kabul etmediklerini belirterek, “Bu tür durumlar ender de olsa görülebiliyor” dedi.

Bazı insanların fazladan dişi olabileceğini belirten Özkan, zamanında yer bulamayan, çıkamayan bu dişlerin bazen gömük kaldığını, uygun bir yer bulduğunda çıktığını söyledi.

MAZI
29 07 2004, 17:00
Kesmeden ameliyat

ABD’de Johns Hopkins Üniversitesi’nde, kesip biçmeden yeni bir ameliyat tekniği geliştirildi. Mini teleskoplu endoskopi cihazıyla ağızdan giriliyor, iç organlara ulaşılıyor, ardından da operasyon gerçekleştiriliyor.

Bu yöntemle ameliyat edilen hasta daha çabuk iyileşiyor. İngiliz cerrahlar ise bu yöntemin mevcut tekniklerden daha riskli olduğunu iddia ediyorlar. İngiliz doktorlar, bu yöntemde mide asitinin dışarı kaçması sonucunda, karın zarının ölümcül olarak iltihaplanabileceğini öne sürüyorlar.

Sansli
31 07 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?3125E35]Kansere Karsi Japon Diyeti[/url]

Ses teli kanseri nedeniyle sesini kaybeden ve özel bir terapiyle Candan Osma, 8 yildir
Japonlar&#253;n makrobiyotik beslenme formüllerini uyguluyor.

Imbat
03 08 2004, 17:00
Genç görünmenin ipuçları

Genç ve sağlıklı görünmek, yaşlılığa karşı direnmek... Sihirli formülleri bir kenara bırakın. Çünkü genç ve sağlıklı bir cilde sahip olmanın kuralları aslında hepimizin bildiği basit kurallar.

Bazı kuralları belki hemen hatırlayacaksınız, bir kısmı da bile bile göz yumduğumuz ya da vazgeçemediğimiz trendlerin hayatımıza kattıkları. Oysa modayı bu kadar yakından takip etmek ve renk paletlerinin tüm renklerini cilde uygulamak da yaşlı gösterebilir.

BESLENME

Saçların ve tırnakların oluşumunu, onların kalın mı yoksa ince mi olacaklarını ya da cildin niteliklerini belirliyor.

Cildinizin parlak ya da enerjik olması için ne tarz beslendiğiniz değil vitamin ve mineral zengini yiyeceklerin alımı önem taşıyor.


NEMLENDİRME

Hiçbir zaman susamayı beklemeyin, aksine kendinizi motive olmadan su içmeye programlayın. Bunun anlamı günde en az iki litre sıvı almanın gerektiği.

Su, bilindiği gibi vücudu temizliyor ve cildi besliyor.


UYKU

Bedenin ve ruhun yenilenmesinden sorumlu.
Aylarca süren uykusuzluk önemli sorunların ipuçları olabilir.

DURUŞ

‘Vücudun duruşunun yaşla ne ilgisi olabilir?’ demeyin.

Baş yukarı, omuzlar dik ve birini her an selamlamaya hazır kollar.


Tembellik eden ve dedikodu yapan insanlardan uzak durun. Her zaman meraklı olun. Çevreye ve dış dünyaya karşı ilgili olun, kendinize hobiler edinin. İçinizdeki ateş, dışarıya aydınlık olarak yansıyacaktır.

Sansli
04 08 2004, 17:00
* <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~402@nvid~440311,00.asp ]Işın tedavisinde korkuya son[/url]
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı, kanserli hastalarda ışın tedavisi sırasında görülen yan etkileri azaltan ‘BT Simülatör Cihazı Destekli Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi Cihazı’ (IMRT) ithal etti.

6 milyon dolar (Yaklaşık 8 trilyon 700 milyar lira) değerindeki cihaz sayesinde radyoterapi tedavisinde tümörlü bölgenin yanındaki organlar zarar görmüyor, sadece kanserli dokuya yoğun dozda ışın verilebiliyor. Böylece radyoterapi tedavisinin yan etkileri yüzde 70’e varan oranda azalıyor.

DEÜ Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Münir Kınay, IMRT’yle birlikte üçboyutlu dijital tomografik görüntü alan BT Simülatör Cihazı’nı da kullanarak tümörlü bölgede lokal tedaviyi Türkiye’de ilk defa kendilerinin yapacağını söyledi.

Imbat
05 08 2004, 17:00
Yapışık ikizler 17 saatte ayrıldı

ABD’nin New York kentinde gerçekleştirilen Filipinli yapışık ikizler Carl ve Clarence Aguirre, 17 saatlik bir ameliyatın ardından ayrıldı.

Kafalarından birbirine yapışık olarak doğan ve bugüne dek dört ameliyat geçiren ikizlerin durumunun iyi olduğu, ancak önümüzdeki haftanın kritik sayıldığı bildirildi. Montefiore Tıp Merkezi’ndeki maraton operasyonu yöneten Doktor James Goodrich, ‘Bu çok karmaşık bir vakaydı. Doktorlar olarak 15 dakikada bir stratejimizi gözden geçirdik’ dedi.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 06.08.2004

Imbat
06 08 2004, 17:00
Stresi mutluluğa dönüştürün...


Stresin o kadar korkulacak bir hastalık olmadığını ifade eden Yard. Doç. Dr. Yalçınkaya, tarihte kazanılan bütün büyük başarıların altında ciddi streslerin yattığını ifade etti.

Çok sayıda hastalığın sebebi olarak gösterilen stresin, vücutta bulunan pasif dokuları harekete geçirdiği, bu durumun olumlu hale dönüştürülebileceği bildirildi. Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Anabilim Dalı Başkanı Yard. Doç. Dr. Yalçın Kaya, “stres' kavramının, kişiyi normal dışı davranışa sürükleyen sıkıntılı bir süreç olarak tanımlanabileceğini söyledi.

Aşırı kaygı ve algıların strese sebep olabileceğini belirten Kaya, stres halinin, yaygın olarak bilinenin aksine çok korkulacak bir durum olmadığını ifade etti.

Konuyla ilgili pek çok uzmanın, “Aman stres yapmayın, stres yaparsanız kaybedersiniz' gibi korkutucu telkinlerde bulunarak, çoğu zaman kişilerdeki stresi daha da artırdığına dikkat çeken Kaya, “Oysa stres, insan organizmasını tetikleyen, pasif dokuları harekete geçiren en önemli ateşleyicilerden biridir.' dedi.

Stresin kaybettirebildiği gibi kontrol edilebilmesi durumunda da önemli yararlar sağladığını vurgulayan Yalçın Kaya, tarihe baktığımızda, bütün savaşların stres ve heyecanla kazanıldığını ya da kaybedildiğini hatırlattı. Günümüzde fazla strese mazur kalan öğrenci ve hastayı örnek gösteren Kaya, stres konusunda korkuttulduğu zaman, yaşanan en ufak bir streste bu kişilerin (Tamam artık, stres yaptım, kaybedeceğim) diye düşünmeye başlayarak ümitlerini yitirdiklerini kaydederek, “Bunun sonucunda da hastalık ve başarısızlık geliyor.” dedi. Stres konusunda bu olumsuzlukların yaşanmaması için strese karşı yaygın bakış açısını değiştirmek gerekliliğine dikkatleri çeken Kaya şöyle konuştu: “Stres, kaygı ve heyecan, organizmayı tetikleyici bir faktör olarak algılanmalıdır. Eğer böyle yapılırsa, yaşanan stres ve kaygı durumu pozitif enerjiye dönüştürülebilir.'

Kişilerin, kendilerinde stres belirtisi gördükleri andan itibaren, “Bende artık stres başladı. Vücudumdaki normal durumlarda kullanamadığım pasif dokular artık aktif hale geçiyor. Bu işin üstesinden geleceğim.' şeklinde düşünmeleri gerektiğini belirten Kaya, böyle yapıldığı takdirde, sınav gibi stresin yoğun olduğu durumlarda başarının, sosyal hayatta ise mutluluğun yakalanabileceğini söyledi.

Kaya, önemli olanın, yaşanan stresin algılanış biçimi olduğunu belirterek, “Önemli olan algılama boyutunu değiştirebilmektir. Kişinin bu durumu bilinçli şekilde kontrol edebilmesi halinde, stres anında yaşanan negatif kısırdöngü pozitife dönüşecektir.' diye konuştu. Konya, aa
05.08.2004

Imbat
08 08 2004, 17:00
Tedavi amacli suluk kullanimina ABD’den onay
http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=14848&TYPE=2

sipidik_yuzen_frog
08 08 2004, 17:00
Insanlarin hayatinda ruh sagligi onemli bir yere sahip. Ruh sagliginin en buyuk sorunlarindan biri de yalan soyleme ihtiyaci.Yapilan arastirmalara gore yalan soyleyen kisilerin, cocuklukta yalan soylemeye baslamalaridir.Hicbir cocuk, ortada sebep yokken yalan soylemez.Aile icinde ve cevrede cok sIk yalan soyleniyosa, cocuk da bu kisileri model alip, taklit ederek yalan soylemeye alisiyor.Ancak cocuklarin yalana basvurma sebepleri olarak:

#Sevgi , sefkat ve ilgi eksikligi,
#Degersizlik ve onaylanma gereksinimi
#Takdir edilmeme ve yetersiz odullendirilme
#Asiri takdir ve asiri odullendirme
#Asiri cezalandirma
#Kiyaslama
#Kuvumseyici ve asagilayici tutuma maruz kalma
#Korku ve kaygilar

gosterilebiliyor. Cocuklarinizin yalandan uzak durmasi icin, ne olursa olsun, beyaz ve tatli yalanlardan uzak durun. Mesela; cocugunuza uyu sonra parka gidicez dediyseniz, uyandiktan sonra mutlaka parka goturun.Bu belki cok basit bir ornek olabilir ama ilerde sizin ve cocugunuz icin bir model olusturcaktir.

Sansli
09 08 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?315B0EB]Kalp, kadinlari sinsice öldürüyor[/url]

Kalp hastaliklari, erkeklerden çok kadinlari öldürüyor. Hep
erkeklerdeki kalp hastaliklarini inceleyen tip dünyasi, kadinda görülen
belirtileri te&#254;his etmekte geç kaliyor. Milliyet

LackOfComprehension
09 08 2004, 17:00
Benim agzimda aft denen su ufak yaradan var.Inanilmaz aci veriyor..Neden oldugu ile ilgili de bazi varsayimlar var ama kesin bir bulgu yokmus..Amerika'ya gelirken ilaci mutlaka vardir dedik ama burada da yok megerse tip daha kesin cozumunu bulamamis.Bazi aciyi hafifletici ilaclar var ama etkisi bir kac dakikada kayboluyor..Var mi ayni dertten muzdarip baskalari da? Ne tur tedavi uyguluyorsunuz?

Imbat
09 08 2004, 17:00
Faydalı bilgiler

Emniyet kemeri takanlar yaşıyor
Trafik Dergisi'nin son sayısında, Türkiye Trafik Güvenliği Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Hamit Hancı'nın yazdığı, 'Emniyet Kemeri Yaralanmaları' adlı bir yazıya yer verildi. Yazıya göre; emniyet kemeri kullanmayan sürücü, kaza sırasında başını arabanın ön paneline, yüzü ve göğsünü direksiyona, vücudunu ise kapılara ya da tavana çarparak yaralanıyor. Kazaların yüzde 25'inde sürücüler araçtan fırlıyor. Bu tür kazalarda emniyet kemeri takanların yaralanma riski önemli ölçüde düşüyor. Saatte 95 km'den az süratle giderken meydana gelen çarpışmalarda, kemer kullananlarda ölüm riski çok azalıyor. Kemer kullanmayanlarda ise, 20 km. süratte bile ölümcül yaralanmalar meydana geliyor. Emniyet kemeri kullanımı, trafik kazalarında ölüm oranını yüzde 40-50, ciddi yaralanmaları yüzde 35-60 azaltıyor.

Abur cuburu fazla yiyen 'reflü' oluyor
Fazla abur cubur yiyen çocuklarda reflü hastalığı görülme riskinin arttığı bildirildi. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Pehlivanoğlu, çocukların içtiği sıvılardaki kimyasal maddelerin, mide ve yemek borularında hasara neden olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: Abur cuburu fazla kaçıran çocuklarda reflü hastalığı riski artıyor. Bu hastalık, mide içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu gelişen sindirim sistemi hastalığıdır. Hastalığın belirtisi; kusma, mide yanması, gaz, ağızda kötü koku olabilir. Hastalık, iştahsızlığa neden olarak, çocukların kilo almasını ve büyümesini engelleyebilir, yemek borusunda yaralara neden olabilir. Uzun dönemde yemek borusunda kanser riskini artırabilir.'

Imbat
10 08 2004, 17:00
LackOfComprehension

Gecmis olsun. Insaallah kisa zamanda gecer.

Aft`la ilgili buldugum yazi:

http://www.hekimim.com/merak_ettikleriniz/aft/aft.htm
AFT
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.
Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.
Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.
Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?
STRES

Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir.

Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.

YİYECEKLER

Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.

TRAVMA

Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.

DİŞ MACUNU

Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan sodyum lauryl sulhate ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.

Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)

SİSTEMİK HASTALIKLAR

Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.

Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.

DİĞER NEDENLER

B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.

Tedavi

Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:



Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:

Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır.

2% hydrogen peroxide solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir.

Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir.

Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir,

Yemeklerden önce aft bölgesine xylocaine solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir.

Aft üzerine uygulanacak orabase, Gly-oxide, Cankaid,Ambesol gibi ağız içi kremler uygulanabilir.

sucralfate tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir.

Özellikle aftı başlangıç aşamasında tetrasiklin tableti suda eriterek elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.

Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid %0.1 lik triamcinalone uygulanması ya da steroidli bir gargara betamethasone syrup ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır.

Chlorhexadine gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır.

Tetrasiklin şurup la hazırlanan 12,500 unite nystatin, 1.25 mg diphenhydramine, ve 0.25 mg/m hydrocortisone karışımı 'shotgun' solusyonu olarak kullanılabilir.


AFT (canker sores=mouth ulcers) ile UÇUK (fever blisters=cold sores) arasındaki farklılıklar:

Aft ile uçuk genellikle aynı belirtileri gösterdikleri için birbirleri ile karıştırılabilmektedir. Ancak aralarında birçok temel farklılık vardır:
AFT

1. Kesinlikle ağız içersinde oluşur.

2. Bulaşıcı değildir.

3. Aftın oluşmasına virüsler neden olmaz.

Imbat
10 08 2004, 17:00
UÇUK

1. İçi su toplamış küçük kabarcıklar (blisters) şeklinde başlar.

2. Nadiren ağız içerisinde olsalar da genellikle ağız dışında meydana gelirler. Aft ağız içerisinde tüm bölgelerde olabilmesine karşın uçuk genellikle ağız içerisinde damak tavanı gibi hareketsiz bölgeleri tutar.

3. Bulaşıcıdır.

4. Virüsler tarafından meydana getirilir.
UÇUĞUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Uçuk çıkmadan önce kendini belli eder (0-24 saat önceden); karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama hissedilir. Bunu o bölgenin kızarması, şişmesi ve daha sonra da içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıkışı izler. Bu kabarcıklar konuşurken, gülerken, yiyip içerken acı ve ızdırap verir. Zamanla kuruyup çatlar, sızıntı yapar ve açılarak görüntüyü bozan çirkin bir yara haline gelir.




NASIL BULAŞIR?

Uçuk, ön belirtileri ile açık yaranın kapanması süresi arasında bulaşıcıdır. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı, havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalardan ve uçuklu kişinin öpmesi sonucu bulaşır. Uçuk virüsü (Herpes simpleks) ile insan genellikle ilk defa küçükken (0-5 yaş) tanışır. Uçuğu olan aile bireylerinden birinin “Sevgi dolu” öpücüğü sonucunda uçuk virüsü vücuda girer. Çoğunlukla fark edilmeyen küçük kızarıklıklar şeklinde ortaya çıkar; ağız içi, diş etleri ve dudaklar enfekte olur. Ama kimi hassas bünyelerde ciddi enfeksiyon şeklinde görülebilir.



DİKKAT! UÇUK BULAŞICIDIR!
Uçuğa dokunulmamalıdır. Dokunulursa eller çok iyi yıkanmalıdır.



Bayanlar makyajlarını çıkarırken özellikle çok dikkat etmelidirler. Kesinlikle gözlere dokunulmamalıdır.



Özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanlar öpülmemelidir.



Uçuklu insanın kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalar ayrılmalı ve başkalarının kullanmasına izin verilmemelidir.



Yerken, içerken kullanılan malzemeler özellikle çocuklar ile paylaşılmamalıdır.



Uçuk ve uçuk yarasının kabuğu ile oynanmamalıdır. (Parmaklara uçuk virüsü bulaştırırken, uçuk yarasına da diğer mikroplar bulaştırılmış olur.)

NİÇİN NÜKSEDER?

Uçuk virüsü (Herpes simpleks) vücuda girip ilk enfeksiyonu yaptıktan sonra o bölgedeki isnir düğümüne girip yerleşir ve istenmeyen bu misafir, vücudun zayıf düştüğü durumlarda çoğalır ve uçuk çıkar.

Stres



Aşırı yorgunluk, uykusuzluk



Aşırı güneş ışığı ve UV ışınları



Diğer enfeksiyonlar



Adet dönemi, hamilelik gibi durumlarda virüs aktif hale geçebilir.



KONTROL EDİLEBİLİR Mİ?

Öncelikle uçuğun nüksetmesine sebep olan durumlardan sakınmak gerekir. Örneğin strese bağlı olarak gelişir ise; stresimizi azaltacak gevşeme tekniklerini öğrenmek. Yorgunluk ve uykusuzluk sebep ise; dinlenmek ve iyi uyumak. Güneş sebep oluyor ise; dudaklar için koruyucu krem ya da yüksek koruma faktörlü güneş yağı kullanmak ve şapka ile yüzü güneşten korumak gerekir. Tüm alınan önlemlere rağmen uçuk yine de nüksedebilir.

Ön belirtiler (karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama) hissedildiğinde o noktaya kısa aralarla antiviral bir uçuk kremini uygulamak gerekir. Uçuk ya hiç çıkmayacaktır ya da çıksa bile hafif seyredecektir.
EN ETKİLİ ŞEKİLDE NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Önceden bazı madde ve ilaçlar uçuğun verdiği rahatsızlığı azaltmak için kullanılmıştır:

Alkol ve antiseptik ilaçlar, Uçuğun üzerindeki bakteri enfeksiyonunun gelişmesini engeller



Ağrı kesici ilaçlar; Uçuğun sebep olduğu ağrıyı azaltır.



Buz uygulamak; Ağrı azaltılabilir



Oysa günümüzde etkili tedavide kullanılan antiviral uçuk kremleri, deriden geçerek uçuk virüsüne (Herpes simpleks) etki eder ve deriye zarar vermelerini engeller.



KİMLER ÖZELLİKLE RİSK ALTINDADIR?

Sık sık veya uzun süreli olarak uçuk çıkıyorsa (Örneğin tedaviye rağmen 10 günden daha uzun süre devam ediyorsa)



Uçuk, bir bebekte ya da 6 yaşından küçük bir çocukta çıkmışsa



Dudak, ağız ve burun çevrenizin dışındaki vücut bölgelerinde, özellikle de gözlerinizde, parmaklarınızda ya da cinsel organınızda uçuk çıkmışsa



Uçuk ile birlikte baş ağrısı, ateş ve kas ağrısı gibi başka şikayetleriniz varsa



Uçuk sarı renkte cerahatli ise



Bağışıklık sisteminizi baskı altına alan ilaçlar, örneğin kortizonlu ilaç kullanıyorsanız



Bağışıklık sisteminizin zayıflığı (yani bulaşıcı hastalıklarla mücadele etme gücünüzün azalmış olması) nedeniyle tıbbi kontrol altındaysanız.

MAZI
11 08 2004, 17:00
'Terli terli' bol su için

Annelerimizin kafamıza kazıdığı 'Terli terli su içilmez' tabusu yıkılıyor. Erciyes Üniversitesi öğretim üyesi Karaoğlu'na göre spor yaparken su, soğuk ayran iyi geliyor


'Genel inanış yanlış'
TÜRKİYE Futbol Federasyonu Sağlık Kurulu Üyesi, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji öğretim üyesi Sinan Karaoğlu, halk arasında terliyken su içilmeyeceği yönündeki inanışın yanlış olduğunu söyledi. Karaoğlu, Sıvı kaybı telafi edilmemiş vücudun kalp ve damar sistemi zorlanır... Çabuk yorulma, kramplar ve bacak ağrıları görülür dedi.

Sık sık, azar azar su
VÜCUDUN ihtiyacından fazla sıvı alınmasının da sorunlara yol açacağını anlatan Karaoğlu, en doğru yöntemin az miktarda sık sık sıvı alınması olduğuna dikkati çekti. Karaoğlu, spor aktiviteleri sırasında vücudun kaybettiği oranda sıvı alması gerektiğini de vurguladı.

Soğuk içecek daha iyi!
KARAOĞLU, şöyle devam etti: Terlemeyle kaybedilen elektrolit ve enerjiyi yerine koyacak tuzlu ayran veya şekerli ve vitamin katkılı enerji içecekleri tercih edilebilir. İçeceklerin serin olması daha faydalıdır. Sıvı almak, spor sırasında gereken temel bir sağlık kuralı olarak algılanmalı.

.................................................. .................................................. ..................................

BEN DERIMKI; TERLIYKEN SU ICMEYIN. HASTA OLURSUNUZ. :) MAZI

Sansli
12 08 2004, 17:00
Karbonhidrat meme kanseri riskini artırıyor

ABD'li bilimadamlarının yaptığı bir araştırma, yoğun karbonhidrat tüketen kadınların meme kanserine yakalanma riskinin 2 kat fazla olduğunu ortaya koydu.

Harvard Üniversitesi Beslenme Uzmanı Prof. Walter Willett, kadınlara karbonhidratlı yiyecekler yerine, bol bol lifli sebzeler, tahıl ürünleri ve meyve yemelerini önerdi.

ABD'de, Tarım Bakanlığı'nın (USDA) uygulanmasını öngördüğü 'beslenme pramidi'ni altüst eden bilimadamı olarak ünlenen Harvard Üniversitesi profesörlerinden Walter Willett, aşırı karbonhidrat tüketiminin kadınlarda meme kanseri riskini iki kat artırdığını söyledi. Kalori gereksinimini şeker ve nişasta yoğun yiyeceklerden karşılayan kadınlar üzerine Meksika'da bir araştırma yapan beslenme uzmanı Prof.Willett, kadınlara karbonhidrat yerine bol lifli yiyecekler önerdi.

Prof. Willett'in, Meksika Ulusal Halk Sağlığı Enstitüsü ile ortaklaşa olarak, Meksika'da meme kanseri hastası 475 kadın üzerinde yaptığı araştırma, kanser ile beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkiyi birkez daha gözler önüne serdi. Araştırma verilerine göre şeker ve karbonhidrat yoğun yiyeceklerin kandaki östrojen hormonunu artırarak, meme kanseri için çok uygun bir ortam hazırladığı ortaya çıktı. Prof. Willett, araştırma sonuçlarının çok önemli bulgular taşıdığını belirterek, 'Karbonhidratlar kandaki şeker miktarını yükseltiyor. Bu da vücudun daha çok ensülin salgılamasına, hücrelerin daha hızlı bölünmelerine ve kandaki östrojen hormonun artmasına yolaçıyor. Bu süreç de kanser riskini ortaya çıkarıyor' dedi.

Boston'daki Harvard Üniversitesi'nin web sitesinde yayınlanan habere göre, Prof. Willett, meme kanseri hastalarının yanısıra sağlık sorunu olmayan 1391 kişi üzerinde de araştırmalar yaptı. Araştırmaya katılan kişilerin beslenme alışkanlıkları, yaş, kilo ve çocuk sayıları baz alınarak yapılan çalışmalar sonucu, kalori gereksiniminin yüzde 62'sini karbonhidratlardan alan kadınlarda, meme kanserine yakalanma riskinin 2 kat fazla olduğu belirlendi. Willett, göğüs kanseri hastalığına karşı korunmaları için kadınlara, bol tahıl ürünleri, meyve ve lifli sebzeler tüketmelerini önerdi.

Imbat
12 08 2004, 17:00
Midesinden 2 kilo saç çıktı

15 yaşındaki Ünil'in saç yemek gibi tuhaf bir alışkanlığı vardı. Midesinden rahatsızlanıp ameliyata alındı. Midesinden 2 kilo saç çıkarıldı

Muğla'da çocukluğundan bu yana saçlarını koparıp yiyen lise öğrencisi Ünil Karakuş, önceki gün rahatsızlandı. Midesi bulanıp karnında şiddetli ağrı duyan genç kız ailesi tarafından Özel Yücelen Hastanesi'ne kaldırıldı. Tetkiklerde Ünil'in midesinde büyük bir kitle belirlendi ve tümör olduğu söylendi. Dr. Şahin Aydın, endoskopi yaparak genç kızın midesinden parça aldı. İncelemede midede bulunan büyük kütlenin tümör değil saç yumağı olduğu anlaşıldı.

İlk kez böyle bir şey gördüm
Tüm tetkikleri yapılan genç kız ameliyata alındı. Opr. Dr. Mustafa Aksu ve ekibinin başarılı operasyonuyla genç kızın midesinden 2 kilogram ağırlığında saç çıkarıldı. Tüm mideyi kaplayan saçlar sağlık personelini de hayrete düşürdü. Opr. Dr. Mustafa Üksu, Ben hayatımda ilk kez böyle bir olay yaşıyorum. Midede daha önce taş, tel, para gördüm ancak saç hiç görmemiştim. Saç midenin tamamını kaplamış durumdaydı. Fazla açmadan mideden tüm saçı çıkardık. Başarılı bir ameliyat oldu. Saç uzun süre daha dursa, midenin tamamını kapladığı için genç kızın ciddi sağlık sorunları yaşamasına ve farkedilmeseydi ölümüne neden olabilirdi dedi.

Sansli
15 08 2004, 17:00
İşte o mikrop

Eski Bakan Atasoy'u bitkisel hayata sokan, kanserden bile öldürücü stafilokok bakterisi hastanelerde fırsat kolluyor....

Hastanelerde hijyen sorunuyla ortaya çıkan stafilokok bakterisi tıbbın gizli ama en büyük sorunu. Bakterinin antibiyotiğe dirençli MRSA tipi hastayı 4- 5 günde ölüme ***ürüyor.


Organları bir anda çökertiyor
Hastaneye tedavi, checkup ya da ameliyat için gidenleri tehdit eden bakteri kolayca vücuda giriyor. Bağışıklık sistemi zayıflayınca en hayati organları çökertiyor.

ABD'de her yıl iki milyon vaka
ABD'de yılda böyle iki milyon vaka yaşanıyor. Bu, kanser vakalarından bile fazla. Bakterinin Türkiye'de yol açtığı tahribat da her yıl artıyor.

Önce kana sonra beyne
Bakteri ilk gün ateş yapıyor, her 20 dakikada 2 kat çoğalıyor. 3'üncü günde kanı teslim alıyor. 4'üncü günden sonra beyne sıçrayıp bitkisel hayata sokuyor.

Açık yarayı hedef alıyor
Mikrobiyolog Aygün uyarıyor: Hastane personeli ellerini sık sık yıkamalı. Enfeksiyon hastaları izole edilmeli. Açık yaralar uygun şekilde temizlenmeli.

SON KURBAN KORUGAN
Mikrobun kurbanları arasında Prof. Üstün Korugan ile CHP Yalova Belediye Meclis Üyesi Saatçi de var. Onat Kutlar'ın ölümünde de bu tartışıldı.

ÖLÜMDEN DÖNDÜM
Akupunktur iğnesinden stafilokok kapan diş hekimi Suzan Yavaşça yoğun bakıma girdi. Ameliyat ve tedavinin ardından 4 ay bastonla yürüyebildi.

Üzüm salkımı değil öldüren bakteri

Özellikle hastanelerin, yoğun bakım servislerinde ve ameliyathanelerde yaşıyor. Piercing, akupunktur iğnesi gibi vücudu delen nesnelerden çok çabuk bulaşıyor. Kana karıştıktan 5 gün sonra öldürüyor. Bu yeni katilin adı MRSA tipi stafilokok.

Sayfadaki fotoğraf, bir üzüm salkımını andırsa da aslında çok ölümcül bir bakteriye ait. Bu bakterinin adı stafilokok (staphylococcus). Tüm dünyada kanser, trafik kazası ve diğer tüm ameliyatlar için hastaneye yatan insanların bir çoğu, aslında bu bakteriyle savaşıyor. Her insan vücudunda yaşama ihtimali bulunan bu bakteriler özellikle hastanelerde, ameliyathanelerde, dövme ve piercing yapılan yerlerde daha da yaygın.

TEDAVİSİ BULUNAMADI
Bu tehlike bugüne kadar tıp biliminin aşısını dahi geliştiremediği bu bakterinin iki tipi var. Biri her türlü antibiyotiğe, hatta penisilin'e bile dayanıklı. MRSA (Meticilin Resistance Staphylococcus Aeros) adı verilen bu bakteri türü ölümcül etkide. Kaliforniya Bakteriyoloji Enstitüsü, insanları bu bakterinden kurtarabilecek aşıyı ancak 2006 yılında piyasaya sürebilecek. MRSA'ya karşı sadece bir tek antibiyotik kullanılıyor. O antibiyotikle bile hastanın iyileşme şansı çok yüksek değil. İkinci türün adı ise MSSA. Bu stafilokok ancak yoğun antibiyotik tedavisiyle vücuttan atılabiliyor.

AÇIK YARADAN GİRİYOR
Bakteri, insan vücuduna genellikle açık yaralardan giriyor ve girdiği vücudun bağışıklık sistemi zayıfladığında son darbeyi vuruyor. Hastaneye tedavi görmek, chekup yaptırmak ya da ameliyat için giden hastaların iç organlarına giren bu bakteri ölüme neden oluyor.

ANTİBİYOTİĞE DİRENÇLİ
Geçtiğimiz yıl Samsun'da yapılan 3. Sterilizasyon ve Dezenfeksiyon Kongresinde İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Nezahat Gürler'in verdiği rakamlar, bakteri ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Hem MRSA (İlacı bulunmayan) hem de MSSA (Antibiyotik ile tedavi edilebilen) bakterileri, en çok hastanede yaşayan mikroorganizma olarak biliniyor. Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de bazı merkezlerde yüzde 70'lere ulaşan MRSA enfeksiyonları tespit ediliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmalara göre MRSA'nın antibiyotiğe karşı direnci 1990 yılında yüzde 32 iken, 2002 yılında yüzde 39'a çıktı. Çünkü bu bakteri ne kadar çok antibiyotikle karşılaşırsa ona göre yeni direnç geliştiriyor ve böylece genel direncini artırıyor.

DÜNYADA ÇOK YAYGIN
Yapılan araştırmalara göre ABD'de yılda 2 milyon stafilokok olgusu görülüyor. Bu sayı, kanser ya da kazalar nedeniyle hastaneye yatan hasta sayısından daha fazla. 1980'li yıllarda, görülen MRSA hastalığı sayısı yüzde 5-10 iken, 1990'larda yüzde 20'lere, 2000'lerde özellikle yoğun bakım ünitelerinde yüzde 50'lere kadar yükseldi.

Imbat
15 08 2004, 17:00
Hastalar hak aramayı öğrendi


Sağlık Bakanlığı’nın 67 hastanede uygulamaya koyduğu ‘Hasta Hakları Birimleri'ne gelen şikayetlerden ilginç sonuçlar alındı. Toplam 600 başvurunun 140’ında vatandaş haklı bulundu. Gelen şikayetlerin büyük bölümü ise uzman doktorlarla ilgili.


Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye genelindeki 67 hastanede pilot olarak uygulamaya koyduğu ‘Hasta Hakları Birimleri'nde ilk sonuçlar alındı. Buna göre 15 Şubat-19 Temmuz 2004 tarihleri arasında, yaklaşık 600 kişi mağdur edildiğini belirterek bu birimlere başvurdu. Şikayetleri değerlendiren bakanlık, başvuruların yüzde 23'ünde vatandaşları, yüzde 57'sinde ise hastaneleri haklı buldu. Vatandaşlar en çok uzman doktorlardan şikayetçi oldu.

‘Hasta Hakları' kavramı Sağlık Bakanlığı Recep Akdağ'ın en fazla önem verdiği konuların başında geliyor. Hastanelerde hasta hakları birimlerinin kurulmasıyla ilgili ilk yasal düzenleme 1998 yılında çıkarılmıştı. Ancak 2003 yılına kadar bu konuda hiçbir somut adım atılmadı. 2004 yılı başında 38 ildeki toplam 60 devlet hastanesine ‘hasta hakları birimleri' ile şikayetleri değerlendirecek ‘hasta hakları kurulları' oluşturuldu. Uygulama 2005 Ocak ayından itibaren 81 ile yaygınlaştırılacak. Vatandaşlar hastanede karşılaştıkları tüm sorunları ve bütün taleplerini doğrudan bu birimlere iletebiliyor. Birimlerde hukuk danışmanının yanında bölgede faaliyet gösteren hasta hakları derneklerinin temsilcileri bulunuyor.

Henüz pilot olarak uygulanan hasta hakları birimlerine uygulamanın başladığı 19 Şubat 2004'ten 19 Temmuz'a kadar yaklaşık 600 şikayet geldi. Şikayetlerin yüzde 39'unu yetersiz poliklinik hizmetleri oluştururken, vatandaşların yüzde 32'si acil servislerden, yüzde 23'ü kliniklerden, yüzde 22'si görüntüleme hizmetlerinden, yüzde 12'si laboratuvarlardan, yüzde 8'i idari hizmetlerden şikayetçi oldu. Vatandaşların en çok uzman hekimlerden şikayetçi olması dikkat çekti. Başvurulardan yüzde 57'si (340) şikayeti yapanın aleyhine, yüzde 23'ü (140) de hastane aleyhine sonuçlandı. Geriye kalanlar ise 'hasta hakları kurullarına' sevk edildi.

Hasta hakları birimlerine çok değişik konularda şikayetler geliyor. Balıkesir Devlet Hastanesi göz polikliniğinde muayene olan bir vatandaş kendisiyle yeteri kadar ilgilenilmediği ve ayrıca doktorun hatalı reçete yazdığı iddiasıyla başvurdu. İnceleme sonucu, vatandaşın haklı olduğuna karar verildi ve ilgili doktor kınama cezası aldı. Giresun'da bir vatandaş gittiği devlet hastanesinde doktorun kendisini özel muayenehanesine çağırdığını iddia ederek şikayette bulundu. İnceleme sonucunda doktora kınama cezası verildi. İstanbul'daki bir devlet hastanesinin acil servisinde yapılan iğne sonucu bacağı şişen vatandaş da kendisine yanlış tedavi uygulandığını ileri sürerek hasta hakları birimine başvurdu. Yapılan incelemede enjeksiyonun şişme ve kızarma gibi yan etkileri olduğu için hastanın haksız olduğuna karar verildi. İstanbul'da bir hasta, doktorun parfümünden rahatsız olduğunu belirterek şikayette bulununca doktor 'fazla parfüm sıkmayın' diye uyarıldı. Hasta Hakları Yönetmeliği'ne göre hatalı bulunan personele ceza veriliyor. Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Süleyman Demirel'in verdiği bilgilere göre hasta hakları birimi personel aleyhinde karar verirse, hastane başhekimleri savunma istiyor. Savunması geçersiz görülürse uyarı, kınama ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları veriliyor. Cezalı personel, 2 ila 6 ay boyunca döner sermaye payı alamıyor.

Vatandaş hekim seçebilecek

Sağlık Bakanlığı, hasta hakları uygulamalarıyla bağlantılı olarak vatandaşlara 'hekim seçme özgürlüğü' hakkı tanımaya hazırlanıyor. Buna göre vatandaşlar tedavilerini istedikleri hekime yaptırabilecek. Hastalar, özel eğitim almış hostesler tarafından karşılanacak ve hangi doktoru istiyorsa ona görünecek. Uygulama 2004 sonunda altyapısını hazırlayan hastanelerde başlatılacak.

15.08.2004

Imbat
16 08 2004, 17:00
( Ne iSTeDigiNi BiLmiYoRSaN, Cok SeY iSTiYoRSuNDuR... )

Hicbirsey istemiyorum da olamaz mi? :)

daisyyy
16 08 2004, 17:00
Ac Kalmak Sismanlatiyor !

Özellikle havaların ısınmasıyla birlikte bir çoğunun zayıflamak için diyete başladığı şu günlerde, uzmanlar, aç kalmanın şişmanlamaya neden olduğu uyarısında bulundular

Diyet denince herkesin aklına 'az yemek yemek' veya 'aç kalmak' geliyor. Diyetin 'sağlıklı beslenme' anl***** geldiğini belirten uzmanlar, İster şişman, ister şeker ya da kalp hastası, ister çocuk olun; diyetten kasıt sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıklarının kazanılmasıdır. Kişinin enerji ihtiyacının yüzde 55'i karbonhidratlardan, yüzde 15'i proteinlerden, yüzde 25-30'u da yağlardan gelmelidir. Bu dengeyi sağladığınız zaman, beslenme tedavisini halledebilirsiniz. Dolayısıyla, zayıflama diyetleri de bundan ayrı düşünülemez diye konuştu.
Günümüzde dış görünümün neredeyse her şeyden önemli hale gelmesi nedeniyle bu türden estetik kaygılar ve sağlıklı beslenme konularının birer pazar haline geldiğini ifade eden uzmanlar, Oysa zayıflamak isteyen herkes aslında tıbbi anlamda şişman değil. Bu nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin öncelikle şişman olup olmadığının tespit edilmesi gerekiyor. Bunun için de Beden-Kütle Endeksi denilen bir ölçümden yararlanılır. Ölçüm aralıklarına göre şişmanlık tanısı konur. Böylece ideal kilonun ne olması gerektiği belirlenir. Eğer kişi şişmansa, güvenilir bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Şişmanlık, tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Tedavi de diyetisyen, hekim ve hatta psikologların ortak çalışmasını gerektirir şeklinde konuştular. Uzmanlar, sağlıklı kilo vermek isteyenlere şu önerilerde bulundular:

Zayıflamak isteyen herkes, bu işi en kolay, zahmetsiz ve en kısa zamanda halletmek ister. Oysa alınan kilolar bir haftada alınmadığı gibi bir haftada da verilemez. Aç kalmak, şişmanlamanın bir başka yoludur; çünkü bedenimiz açlığa göre değil, sık aralıklarla beslenmeye göre programlanmıştır. Bunun için de öğün disiplinine çok iyi uymak gerekiyor. Yemeklerimizi aralıklı olarak yediğimizde, beden aç kalma tehdidi içinde olduğunu düşünüyor. Böylece yenilen tüm yiyecekleri depolayıp, kıtlık dönemlerinde kullanmak üzere yağa dönüştürüyor. Bunu yaparken de metabolizmayı yavaşlatıyor. Dolayısıyla tek öğünle beslenmek ve öğün atlamak şişmanlığın nedenlerindendir. Tek öğün beslenmenin bir adım ötesi ise 'Bulumia', ya da 'Anoreksia Nervoza' hastalıklarıdır. Bunlar zayıflama takıntısıyla yememe, yediklerini kusma gibi davranışlarla ilerleyip, ölümle sonuçlanabilen ciddi hastalıklardır. Bu hastalığa sahip kişiler, zayıflama takıntıları nedeniyle, kendilerini olduklarından şişman görme eğilimine ve hep daha fazla zayıflama arzusuna sahip oluyorlar. Yapılan en büyük hatalardan biri de su içmemek. Vücudumuzun yüzde 60'ı sudur. Bunun için mutlaka yeterince su almamız gerekiyor. Su aynı zamanda metabolizmayı hızlandırıyor ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı oluyor. Çok düşük kalorili diyetlerle, tek besinle beslenmede, gerçekten yağ dokusunu kaybetmek mümkün değildir. Kısa zamanda kilo verdiğinizde, yağ değil, kas ve su kaybı yaşarsınız. Ayrıca bu beslenme şeklini bırakıp, eski beslenme şeklinize döndüğünüz anda, tekrardan kilo almaya da başlarsınız. Üstelik bu kilo alış çok da hızlı olur. Bu tür kilo alıp vermeler metabolizmayı da değiştirip, yavaşlamasına sebep olur. Zayıflamada asıl hedef, beslenme alışkanlıklarımızı değiştirerek bunu hayat biçimine dönüştürmek ve sürekli kılmaktır. İncelmek için türlü çareler öneriliyor. Bunlar arasında yeşil çay içmekten, sıkılaştırıcı kremler sürmeye, keten tohumu yemekten elma sirkesi içmeye kadar pek çok kanıtlanmamış öneri var. Oysa dengeli beslenmeye başlayıp, bununla birlikte egzersiz uyguladığınızda, hem zayıflamanız kesinleşir, hem de kalıcı olur. Egzersizi hayatınıza çeşitli şekillerde katabilirsiniz. Asansör yerine merdivenleri kullanıp, otobüsten bir durak önce inebilir, arabayla gittiğiniz yakın yerlere yürümeyi deneyebilirsiniz. Yeni bir şeyler denemek adına yoga gibi spor dallarına başlayabilir, ya da bir spor salonuna kaydolabilirsiniz. Önemli olansa bunları hayatınızın bir parçası haline getirerek düzenli uygulamaktır. ac

10-08-2004 15:39

daisyyy
17 08 2004, 17:00
<< ( Ne iSTeDigiNi BiLmiYoRSaN, Cok SeY iSTiYoRSuNDuR... )

Hicbirsey istemiyorum da olamaz mi? :) ]]

olabilir ;) ama ben bilmedigimde genelde cok sey istiyor oluyorum ve karar veremiyorum... :) isteksiz bir yasam mi...asla :p imzami kisisellestirdim :)

Sansli
20 08 2004, 17:00
ABD'de Nil virüsü paniği

Batı Nil virüsünün hızla yayıldığı ABD'nin Kaliforniya eyaletinde salı gününden bu yana bu virüsü kapan hasta sayısında yüzde 32 oranında bir artış olduğu ve vaka sayısının 249'a yükseldiği bildirildi.

Sivrisinek kaynaklı virüsün bu yıl içinde Kaliforniya'da 6 kişinin ölümüne sebep olduğu kaydedilirken, geçtiğimiz yıl eyalet çapında sadece 3 vakanın tespit edildiği, bununla birlikte herhangi bir ölüm vakasının kaydedilmediği ifade ediliyor.

Bu arada, sivrisineklerin özellikle Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında daha aktif hale geldiklerine dikkat çekilirken, Eyalet Sağlık Dairesi Sözcüsü Ken August, önümüzdeki günlerde vaka sayısına bağlı olarak ölüm sayısının da artmasından endişe duyduklarını söyledi.

İlk olarak 1999 yılında New York'ta saptanan Batı Nil virüsünün ABD geneline hızla yayıldığına dikkat çekilirken, bu virüsü kapan pek çok kişinin virüsten etkilenmediği, etkilenenlerin ise grip benzeri belirtiler gösterdiği ifade ediliyor.

Virüsü kapanların yüzde 1'inden daha az bir kesimin ise, bu virüsten çok ciddi derecede etkilendiği kaydediliyor.

ABD genelinde bu yıl 20 kişinin ölümüne yol açan Batı Nil virüsü en fazla can kaybına Kaliforniya eyaletinde sebep olurken, bu eyaleti 5 ölümle Louisiana takip ediyor.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 21.08.2004

Imbat
21 08 2004, 17:00
Gıdalar elemansızlıktan denetlenemiyor

Gıda denetiminin çokbaşlılıktan kurtarılarak Tarım Bakanlığı’na devredilmesi yeni sorunları da beraberinde getirdi. 20 milyondan fazla insanın yaşadığı 4 büyük şehirde gıda denetimi sadece 230 kişiyle sağlanıyor.
Gıda ürünlerinin denetiminde iki aydır büyük bir boşluk yaşanıyor. Eleman ve araç yetersizliği sebebiyle gıda üretim ve satış yerleri yeterince denetlenemiyor. İki ay önce çıkan Gıda Kanunu’yla ilgili yönetmelikler de henüz hazırlanmadı. Tarım Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve belediyelerin yaptığı gıda denetimi yetkisi haziran ayında bütünüyle Tarım Bakanlığı’na devredildi. Ancak altyapı hazırlanmadığı için denetimler aksadı. Tarım Bakanlığı’nın denetim için ne gerekli personeli ne de aracı var. Denetimdeki boşluğu bir gıda uzmanının şu sözleri bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor: “Yıllardır denetim yapıyorum. Hangi ürünün domuz etinden yapıldığını biliyorum. İstanbul Başakşehir’de kurulan halk pazarında domuz eti ürünlerinin satıldığını gözlerimle gördüm.” İstanbul’da daha önce 700 elemanla gıda denetimi yapılırken Tarım İl Müdürlüğü’nün kadrosunda sadece 100 personel bulunuyor. İzmir’de 68, Ankara’da 34, Adana’da 28 denetim elemanı görev yapıyor. 4 büyük şehirde 20 milyonun üstünde insan yaşıyor. Tarım Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdür Vekili Durali Koçak, tabloyu doğrularken “Yasa hazırlandığı sırada 5 bin eleman verilmesi öngörülüyordu. Ancak bu bölüm yasadan çıkarıldı.” diyor. Gıda denetimi konusunda uzman bir görevli ise denetimsizliğin en belirgin örneğinin hazır kıyma satışları olduğunu belirtiyor. Yetkili, “Hazır kıyma satışı 2 ay önce yasaklandı. O günlerde kimse bu şekilde satış yapamıyordu. Ancak denetim boşluğu sebebiyle marketler bile yasağı çiğneyerek hazır kıyma satmaya başladı. Herkesin gözü önünde olan marketler bunu yaparsa diğer yerlerdeki durumu tahmin etmek zor değil.” şeklinde konuşuyor. Özellikle yaz aylarında gıdaların çabuk bozulduğunu hatır-latan yetkili, denetimlerin mutlaka artırılması gerektiğini vurguluyor.

Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde gıda denetimlerinin aksaması kötü niyetli ve ihmalkar imalatçıların işine yarıyor. Denetim eksikliği nedeniyle halk pazarlarında domuz etinden yapılan salam, sosis ve sucuk satıldığı söyleniyor. İddiaya göre sürekli Bulgaristan'a gidip gelen göçmenler kaçak yolla getirdikleri domuz ürünlerini pazarda satıyor.

Denetim yetersizliğinin en belirgin göstergesi kasaplarda ve süpermarketlerde görülüyor. Hazır kıyma satışı iki ay önce yayınlanan bir yönetmelikle yasaklanırken bütün marketlerde ve kasaplarda hazır kıyma satışına devam ediliyor. Gıda denetim uzmanları, “Herkesin gözü önünde olan süpermarketler böyle yapıyorsa gözden uzak üretim ve satış yapan yerlerin nasıl olduğunu tahmin etmek zor değil.” yorumunda bulunuyor. İstanbul'da gıda üretim ve satış yerlerini denetlemek üzere oluşturulan 700 kişilik doktor ve sağlık memuru kadrosu artık başka işlerde görevlendirilecek. Denetim konusunda tecrübeli ve eğitim sahibi olan bu ekibin bir kısmı Sağlık Bakanlığı kadrolarından Tarım Bakanlığı kadrolarına aktarılacak.

Tarım Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdür Vekili Durali Koçak, gıda ile ilgili yeni bir genel müdürlük oluşturulduğunu kaydetti. Gıda denetiminde eleman ve araç yetersizliğine dikkat çeken Koçak, “Yasa hazırlanırken 5 bin kişilik kadro verilmesi planlanıyordu. Ancak daha sonra bu bölüm çıkarıldı. Sağlık Bakanlığı kadrolarından 500 eleman Tarım Bakanlığı'na geçecek.” şeklinde bilgi verdi. Koçak, sözlerini “Çokbaşlılık giderildi. Önceden kimse kötü çocuk olmak istemiyordu şimdi bir tek sorumlu var. Denetimler öncekinden daha kötü olmaz.” şeklinde tamamladı.

Tarım Bakanlığı ve il müdürlüklerinin denetim konusunda yetersiz olduğu iddialarını haksız bulan İstanbul Tarım İl Müdürü Ahmet Kavak, müdürlüğün yıllardır denetim yaptığını belirtiyor. Üretim yerlerinin denetiminde bir sorun yaşanmadığını kaydeden Kavak, satış ve tüketim yerlerinin denetlenmesi için yönetmeliklerin hazırlandığını belirtti. Kavak, “Şu anda uzmanlarımızla denetim yapıyoruz. Sağlık müdürlüğünden bizim kadromuza geçen elemanlar da bu kadroya dahil olacak.” şeklinde konuştu. Kavak, her şeye rağmen eleman ve araç yetersizliği olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “Araç yetersizliği had safhada; kaynak ve güç desteği istiyoruz. Yeri geliyor makam aracı hariç bütün araçlarımızı denetim ekiplerine tahsis edebiliyoruz. Bizim günlük 50 tane denetim aracımızın olması gerekir.”
14.08.2004

daisyyy
22 08 2004, 17:00
100 Yasina Kadar yasamanin 100 yolu adi altinda SABAH 23/08/2004 tarihli gazeteden....

Turkiye'de yas ortalamasi 69'a cikmis...Uzun yasamak 100 maddeden bazilari;

1.30 yasindan once anne olmamak
2.Zinde olun ve nabzinizi kontrol altinda tutun.
3.Yuksek sesle ve bol bol gulun.
4.Kisin cok giyinmeyin ve oda isisini dusurun.
5.Bebeklerinizi kendi sutunuzle besleyin.,
6.Geceleri en az 5 saat uyuyun.
7.Lifli gidalar tuketin.
8.Comert olun.
9.Mutlaka khvalti edin.
10.Kalp krizine karsi greyfurt yeyin.
11.Beyin jimnastigi yapin.
12.Bol bol E vitamini alin...
13.Dislerinizi fircalayin.
14.Duzenli goz taramasi yapin.
15.Tuzu mumkun oldugu kadar azaltin.
16.Fasulye seker hastaligi riskini azaltir.
17.Evliliginize vakit ayirin.
18.Kisa surelerde guneslenin.
19.Kafein almayin.
20.Her 6 ayda bir disciye gidin.
21.Hastalik belirtilerini goz ardi etmeyin.
22.Muhakkak sogan yeyin.
23.Sut urunlerini fazla tuketmeyim.
24.Kvaltida kepekli ekmek tuketin.
25.Gece uyurken odaniza isik girmesin.

MAZI
24 08 2004, 17:00
İntiharı Önleme Derneği kuruldu


Türkiye'de, özellikle 15-35 yaş arasında görülen ve son yıllarda artış gösteren intihar girişimlerine karşı “İntiharı Önleme Derneği” kuruldu.

Dünya Sağlık Örgütü ile çalışan Uluslararası İntiharı Önleme Derneği ile koordineli çalışacak dernek, 12 kurucu üyeden oluşuyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve İntiharı Önleme Derneği kurucu üyelerinden Prof. Dr. Işık Sayıl, halkın depresyon ve intiharlar konusunda bilgilenmesini sağlamak, intiharlarla ilgili araştırmaları özendirmek amacıyla dernek kurduklarını anlattı. Sayıl, polisler veya öğretmenlerle işbirliği içinde, hem yerel hem de ülke genelinde çalışmalar yapmayı planladıklarını kaydetti.
26.08.2004

Sansli
25 08 2004, 17:00
* <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/veriler/2004/08/24/haber_125881.php]Kiloların nedeni negatif duygular![/url]

24/08/2004

BBC - LONDRA - Ne hastalık, ne oburluk. Yetişkilerin yarısı yalnızlık ve stresten yiyor! Bir yandan da 'Zayıf güzeldir' baskısı yeme bozukluklarına yol açıyor.
Britanya'da 2 bin kişiyle yapılan araştırma negatif duyguların yemeye sevk ettiğini ortaya koydu. İki yetişkinden biri negatif duygularını olumluya çevirmek için yemeğe saldırıyor. İlişkilerdeki sorunlar kişileri yemeye iten başlıca nedenlerden. Ancak yüzde 25'i yemek yedikten sonra suçluluk duygusu hissediyor. Yine yüzde 25'i mutlu olmanın yolunun incelikten geçtiğini düşünüyor. Uzmanlara göre sonuç kaygı verici: 'Zayıf güzeldir' anlayışı, psikolojik rahatsızlıklar ve yeme bozukluğuna neden olabiliyor.

Imbat
25 08 2004, 17:00
Üzümün kendisi de, posası da faydalı


Bir grup Türk bilim adamı, gıda maddelerinde kullanılan kimyasal koruyucuların yerini üzüm posası özünün alabileceğini ortaya koydu.

Türk bilim adamlarının, üzümlerin posalarının insan sağlığına faydalı olabileceğini gösteren araştırmasına ABD'nin saygın gazetelerinden New York Times da geniş yer ayırdı.

Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim görevlisi Dr. Osman Sağdıç'ın Süleyman Demirel Üniversitesi'nde Doç. Dr. Nilgün Göktürk Baydar ve gıda mühendisi Gülcan Özkan ile birlikte yürüttükleri bilimsel araştırmanın sonuçları ‘The Journal Of The Food And Agriculture' adlı gıda ve tarım dergisinde yayınladı. Dr. Sağdıç, Zaman'a yaptığı açıklamada halk arasında üzüm çekirdeğinin çok faydalı olduğu yönünde inanış olduğuna dikkat çekerek, bunun bilimselliğini test etmek için araştırmaya başladıklarını bildirdi. Araştırma sonucunda gıda maddelerindeki yapay koruyucular yerine doğal ve zararsız olan üzüm posası özünün kullanılabileceğinin ortaya çıktığını kaydeden Sağdıç, “Çalışmamızda sirke, şarap veya pekmez üretiminin ardından atık haline gelen üzümün kabuk ve çekirdeklerinden oluşan posasının özünü çıkardık. Bu özün gıdalarda bozulmaya yol açan bakterilere karşı koruyuculuğunu test ettik. En başta üzüm çekirdeğinde bulunan fenolik maddesi olmak üzere özün koruyucu özelliği olduğunu kanıtladık. Böylece üzüm posasının gıdaların korunması için kullanılan nitrat, nitrit, benzoik asit ve sarbotlar gibi kimyasal maddelerin yerine kullanılabileceğini ortaya koyduk.' dedi.

Gıdaların bozulmaması için kimyasal koruyucular kullanıldığını ve bunların limiti aşıldığında insan sağlığına zarar verdiğini kaydeden Sağdıç, şunları söyledi: Kimyasal maddeler kansere kadar giden hastalıklara neden olabiliyor. Ama üzüm posasından aldığımız fenolik madde sayesinde gıdalar tamamen doğal bir şekilde korunacak ve hastalıklara neden olmayacaktır. Yurtdışından birçok firma şimdiden bizi arayarak ürettikleri gıdalarda kimyasal maddeler kullanmasına karşın sorunlar yaşadığını ve üzüm posasından elden edilen fenolik maddeyi kullanmak istediklerini söyledi. Tabii bu ileriki aşamalarda mümkün olabilecek. Yakın bir zamanda gıda maddeleri elde ettiğimiz madde ile korunacak. Üzüm kabuğu ve çekirdeğinde bulunan fenolik maddenin normalde üzüm ile birlikte insan vücuduna alındığına dikkat çeken Sağdıç, Üzün yemenin faydası oldukça fazla. Çünkü posa kısmında kalan madde üzüm yenildiği zaman kabuk ve çekirdek vasıtasıyla insan vücuduna geçmektedir. diye konuştu.

26.08.2004

MAZI
27 08 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2004/08/24/yasam/yas02.html]Ömür sürenizi hesaplayın[/url]

TIME dergisine göre, ömür süresinde genetik yapıdan çok yaşam tarzı etkili. İşte size, yaşam sürenizi hesaplamanıza yardımcı olacak bir test
100 yıl yaşamanın sırrı
ABD'DE yayımlanan TIME dergisi, son sayısında 100 yıl yaşamanın sırlarını verdi. Birçok ülkede yapılan araştırmaların sonuçlarına yer veren dergi, 100 Yaşına Gelmek İçin Nasıl Yaşamak Gerekiyor başlıklı haberiyle, genlerle birlikte yaşam tarzının da ömür süresini belirlemede etkili olduğunu yazdı.

Dinç kalmanın yolu
DÜNYADA 100 yaşını aşmış insan sayısının en fazla olduğu Japonya'nın Okinava adaları, Kanada ve Sardinya Adası'nda yapılan araştırmaların yanı sıra ABD'de yaşayan süper - yaşlıların incelenmesiyle elde edilen bulgulara göre, yaşlılıkta sağlıklı olmak beslenme şekli, egzersiz gibi alışkanlıklara bağlı.

Yaşam tarzı ve genler
İSVEÇLİ araştırmacılar da genlerin sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmeyi yüzde 20 - 30 garanti edebileceğini, ömür süresini belirlemede yaşam şeklinin etkili olduğunu belirtti. Bu bilgiler ışığında bir test yayımlayan TIME, bu testle hayat süresinin yaklaşık olarak belirlenebileceğini yazdı.

Ne kadar yaşayacaksınız?

GELİŞMİŞ bir ülkede ortalama yaşam süresi 87 yıldır. Bu yüzden ömür beklentinize baz olarak 87 yılı alın ve sorulara verdiğiniz cevaplara göre bu rakam üzerinde işlemler yapın. (Türkiye'de ortalama yaşam süresi 69 yıl. Türk kadınlarında bu süre 71, erkeklerde 66 yıl.)
Huyunuz: İyimser misiniz? Hayata genellikle olumlu mu bakarsınız? Stres yaratan durumlarda olayları akışına bırakır mısınız?

Cevabınız hayırsa baz aldığınız rakamdan 5 yıl çıkarın.
Genler: Ailenizde 90 yıl ya da daha uzun yaşayan en az bir kişi var mı?

Cevabınız evetse 10 yıl ekleyin.
Egzersiz: Haftada 3 gün, günde 30 dakikanızı egzersize ayırıyor musunuz?

Cevabınız hayırsa 5 yıl çıkarın.
İlgi alanları: Düzenli olarak beyninizi zorlayan yeni ve karmaşık aktiviteler yapıyor musunuz?

Cevabınız evetse 5 yıl ekleyin.
Beslenme: İnce kalmanızı ve varsa fazla kilolarınızdan kurtulmanızı sağlayacak bir diyet uyguluyor musunuz?

Cevabınız hayırsa 7 yıl çıkarın.
Sigaradan kurtulun: Sigara içiyor musunuz?

Cevabınız evetse 5 yıl çıkarın.

Imbat
28 08 2004, 17:00
Aç oturan değil tok gezen zayıflıyor

Zayıflayacağım diye bütün gün aç geziyor, öğün atlıyorsanız, yanlış yoldasınız. Bu şekilde kilo vermeyi başarsanız bile, kaybedeceklerinizin yanında kazandıklarınızın lafı bile olmaz. Uzmanlar, zayıflamak için; posalı gıdalarla ve kalori miktarını azaltarak beslenmeyi öneriyorlar. Egzersiz ise, incelme programının olmazsa olmazlarından. Uzmanların önerileri elbette bu kadarla sınırlı değil...Devami icin tiklayin

<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20040824-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20040824-200.html[/url]

Sansli
29 08 2004, 17:00
24.08.2004 SALI

Sigara ve bilinçsiz diyet saçları döküyor


Uzmanlar sigara ve bilinçsiz diyetin insan sağlığı üzerinde ciddi anlamda olumsuz etkisi olduğunu belirttiler.

Kayseri Erciyes Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ümit Uşal, sigara içen kadınlarda saç dökülmelerinin daha fazla olduğunu ve sigaranın ciltlerde de kırışıklıklara neden olduğunu söyledi. Kilo vermek için sağlıksız diyet yapanlarda da saç dökülmelerinin fazla olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ümit Uşal, saçın yaşam boyunca çeşitli dönemlerde döküldüğünü, böylece kendisini yenilediğini söyledi.

Sağlıklı saçların dönem dönem döküldüğünü, hatta kadınların tutamlarla saçlarının ellerinde kaldığını ifade eden Prof. Uşal, “Bazı dönemlerde saç dökülmesi gayet normal, bu dökülme ile saçlar kendisini yeniliyor.” dedi. İnsanların bir kısmında, özellikle kadınlarda troid ve böbrek üstü bezler çalışmadığı dönemlerde saç dökülmesinin arttığına dikkat çeken Prof. Uşal, bu dökülmenin normal olmadığını, bu yüzden en kısa zamanda uzman bir hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Prof. Uşal, gebeliğin ilk aylarında, doğum sonrası 3 aylık dönemde ve mevsimlerin değiştiği dönemlerde saç dökülmesinin normal olduğunu hatırlatarak, “Ancak hamile kalmamış, menapoz olmamış kadınlarda saç dökülmesi olursa en kısa zamanda uzman hekime başvurmaları gerekir.” dedi. Kadınların saçlarının mat gözükmesine de değinen Uşal, bunun kansızlık ya da vücutta demir eksikliğine bağlı olduğunu belirtti. Kadınların, diyet yapıyorum diyerek kendilerini aç bırakmaları ya da değişik yöntemler uygulaması hem saç dökülmesine hem de cilt güzelliğinin bozulmasına sebep olduğunu dile getiren Uşal, “Örneğin diyet yapıyorum diyerek günü soğan çorbası ile geçirenler var. Bu çok yanlıştır ve vücut sağlığını bozabilir. dedi.

Kozmetik ürünlerin bilinçsiz ve rastgele kullanılmasının insan sağılığını tehdit ettiğini belirten Uşal, “Sigara içen bayanların cilt bakımı yaptırdıklarında sigarayı bırakmaları gerekir.” diyerek şöyle konuştu: “Sigara kullanan kadınlarda yüz kırışıklıkları çok fazladır. Bununla beraber çalışan kadınların boyun kısımlarında ise kırışıklık meydana gelebileceği için boyun kısımları için krem kullanabilirler.”

Imbat
29 08 2004, 17:00
Hipertansiyon hakkında bilmeniz gerekenler

Hipertansiyon, kan basıncının normal kabul edilen değerlerin üzerine çıkmasıdır. Genellikle arteriol denen küçük kan damarlarının daralması sonucu kanın damar duvarına daha fazla basınç yapmasıyla ortaya çıkar. Bu daralan damarlardan kanı geçirebilmek için kalp daha çok çalışır ve sonuçta kalp yetmezliğine kadar varan problemler ortaya çıkar. Ayrıca yüksek tansiyon böbrek, beyin ve göz damarlarında hasarlara yol açarak bu organlarda kanama ve bozukluklara da yol açabilir.

Kan basıncı iki terimle ifade edilir: Sistolik (büyük tansiyon) ve diastolik (küçük tansiyon). Sistolik tansiyon kalbin vücuda kanı pompaladığı -yani kasıldığı- anki damar duvarına kanın uyguladığı basıncı ifade ederken, diastolik tansiyon kalbin gevşediği anda damar duvarına uygulanan basıncı ifade eder. Sistolik basıncın normali 130 mmHg ve altı, diastolik basıncın normali ise 85 mmHg ve altıdır. 140/90 mmHg değerinin üstü ise Hipertansiyon sayılır ve sebat etmesi durumunda tedaviyi gerektirir.

Büyük kan basıncı (büyük tansiyon) kaç olursa olsun, küçük kan basıncı (küçük tansiyon) 90 mmHg ya da daha yüksekse sistemik yüksek tansiyon söz konusudur ve tedavi edilmesi gerekir. Son istatistiklere göre normalin üst sınırına yakın küçük kan basıncının (85-89 mmHg) bile bir risk etkeni olduğu anlaşılmaktadır.

Küçük (diyastolik) tansiyonun yüksek olmadığı, yani 90 mmHg'nin altında kaldığı, yalnız büyük (sistolik) tansiyonun yükseldiği durumlarda sistolik yüksek tansiyon söz konusudur. 70 yaşın altındaki kişilerde küçük tansiyon 90 mmHg'nin altında kalırken büyük tansiyon 160 mmHg ve daha yüksekse tedavi edilmesi gerekir. 70 yaşın üzerinde tedaviyi başlatacak büyük tansiyon değeri 170 mmHg ve daha üstüdür.

Yüksek tansiyon günümüzde hala beyin damarlarındaki tıkanıklık ve kanamalar açısından başlıca risk faktörüdür. Ayrıca, kolesterol ve sigara alışkanlığının yanı sıra miyokart enfarktüsünün başlıca nedenleri arasında yer alır; kalp ve dolaşım yetmezliği olan kişilerin yüzde 75'inde bu hastalıklara neden olduğu bildirilmiştir. Ayrıca tansiyon yükselmesinin damar duvarında kalınlaşma gibi belirgin değişikliklere yol açarak tıkayıcı damar hastalıkları, anevrizmalar ve böbrek yetmezliği gibi bir dizi doku bozukluklarına neden olduğu kanıtlanmıştır.

Son 35 yıl içinde yüksek tansiyonun ilaçla tedavisinde dev adımlar atılmış olmasına karşın, yukarıda belirtilen olgular güncelliklerini korumaktadır. Günümüzde fazla yan etkisi olmayan, buna karşılık son derece etkili ilaçlar vardır. Son yıllarda bu tedaviler sonucunda kan basıncının düşürülmesiyle kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıklardan ölme oranının belirgin ölçüde azaldığı kanıtlanmıştır.

Bu tedavilerin yüksek tansiyonlu hastaların tedaviden sonraki yaşamları üzerindeki etkileri incelenmiş ve özellikle felç, kalp ve dolaşım yetmezliği ile böbrek yetmezliğinin ortaya çıkma sıklığının azaldığı, buna karşılık, söz konusu ilaçların yüksek tansiyonlu hastada miyokart enfarktüsü yada anjina pektoris gibi kalp kasının yeterince kanlanamamasına bağlı hastalıkların önüne geçilmesinde daha az yararlı oldukları belirlenmiştir.

Hipertansiyon Nedenleri

Hipertansiyonun nedeni, % 90-95 hastada bilinmemektedir Hipertansiyona yol açan hastalıkların önemli kısmı böbrek kaynaklıdır. Endokrin (hormonal) sebepler ise önemli diğer bir grubu oluşturmaktadır. Bu hastalıkların önemli bir kısmının tedavi edilebilir nitelikte olması, hastalıkların tedavisi ile de hipertansiyonun kalıcı tedavisinin mümkün olması her hastanın ikincil hipertansiyon açısından değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Hipertansiyonun Belirtileri

Baş ağrısı,

Çarpıntı,

Nefes darlığı,

Yorgunluk,

Burun kanaması,

Yol yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma,

Bazen çok sık idrara çıkma,

Gece uyurken uykudan kalkıp idrar yapma ve bacaklarda şişliktir.

Kan basıncının çok yükseldiği durumlarda,çift görme,dilde peltekleşme,yüzde veya vücutta karıncalanma olabilir.

Bu belirtilerin hiçbirisi hipertansiyona özgü değildir, başka hastalıklarda da izlenebilir. Ancak hastaların önemli bir kısmında hiçbir belirti yoktur. Bu hastalarda hipertansiyon tanısı, sadece kan basıncı ölçümü ile mümkündür. Bu nedenle hipertansif olmasa bile tüm hastalar, yılda en az 1-2 kez kan basıncını ölçtürmelidir.

Hipertansiyon tanısı nasıl konur?

Tanı konması için kan basıncı; hasta yaklaşık 20 dakika direndikten sonra tekniğine uygun ölçülmeli ve birbirinden farklı zamanlarda yapılan üç arı ölçümde de kan basıncı yüksek çıkmalıdır.

Kan basıncı ölçümlerinde pek çok kısıtlama ve hata olasılığı vardır. Bunların başında hastanın muayeneye ve hekime olan tepkisi gelir. Burada tansiyon heyecan nedeniyle tepkisel olarak yükseldiği halde, kişiye yanlışlıkla yüksek tansiyon tanısı konur.

Son yıllarda bu yanlışlıklardan kaçınmak için günlük etkinlikleri engellemeden kan basıncının otamatik olarak kaydedilmesini sağlayan birçok teknik geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Böylece elde edilen 24 saatlik tansiyon değerleri, yüksek tansiyon organlarda yol açtığı zararları tansiyon aleti ile elde edilen değerlerin ortaya koymadığı kadar belirgin olarak sergiler. Bununla birlikte, kan basıncının dinamik olarak monitörle izlenmesinin tanı açısından üstün olduğuna ilişkin bir kanıt elde edilememiştir. Bu nedenle bu yöntem yalnız bazı seçilmiş yüksek tansiyon olgularıyla sınırlı kalacak biçimde uygulanmaktadır; bunlar kan basıncı sık sık değişen hastalar, yüksek tansiyon ile organlardaki örselenme arasında bağlantının tam kurulamadığı olgular, sık sık tansiyonu yükselenler ile tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi istenen olgulardır.

Olguların büyük bir bölümünde dikkatli bir ölçümle yüksek tansiyon tehlikesi olup olmadığı belirlenebilir; gerekirse hasta kan basıncını evde kendi kendine de ölçebilir. İkincil yüksek tansiyonun nedenlerini saptayabilmek için genel bir muayene yapılması önemlidir.

Özellikle kol ve bacak atardamar nabızlarının kolayca alınıp alınamaması, atardamarlardaki nabız vuruş şiddetinin birbirinden farklı olup olmaması, böbrek atardamarının karından stetostopla iyiye dinlenmesi gereklidir.

Ayrıca idrar tahlili yapılır ve kanda üre, ürik asit , kreatinin, sodyum ve potasyum gibi elektrolitlerin düzeyi belirlenir.

Kan basıncı normal seyreden kişiler (130/85'in altı) iki yılda bir, sınırda olanlar (130/89) ise en az yılda bir check-up yaptırmalıdırlar.

Tansiyon ölçümleri mutlaka bir sağlık personeli tarafından yapılmalıdır. Elektronik ölçüm cihazları yerine basınçlı ve klasik kola sarılan manşonu olan ve steteskop yardımıyla ölçümler yapılmalıdır.

Hipertansiyon vücuda nasıl zarar verir?

Bir kimsede arteriyol denen küçük kan damarları herhangi bir sebeple daraldığı zaman kalp daha kuvvetli kasılarak kanın basıncını yükseltir ve daralmış damardan geçmesini sağlar. Bu durum tedavi edilmez ve uzun süre devam ederse değişik organların kan damarlarında bozukluklar oluşmaya başlar. Kanama, dolaşım bozuklukları ve fonksiyon bozuklukları görülebilir.

Hipertansiyonun zamanla vücutta yol açabileceği bazı problemler şunlardır:

Arteriyoskleroz(Damar sertliği): Bu durum da sonuçta kalp krizi, felç gibi problemlere yol açar.

Kalp büyümesi: Sürekli yüksek basınçta kan pompalamak zorunda kalan kalbin kendi kasları büyür ve kalınlaşır, bir müddet sonra da kalp yetmezliği gelişir.

Kalp krizi

Böbrek hasarı

Felç ve beyin kanaması

Görme bozuklukları

Cinsel yetmezlik

Mental bozukluklar

Kimler Hipertansiyon riski altındadır?

Aslında herkes. Ama bazıları daha fazla risk altındadır:

Menapoz dönemindeki kadınlar, yaşlılar, sigara içenler, şişmanlar, ailesinde hipertansiyon olanlar, yoğun stress altında olanlar, şeker hastaları, alkol kullananlar, gebeler.

Hipertansiyon nasıl tedavi edilir?

Belirti ve yakınmaların az yada çok olmasına bakılmaksızın tüm yüksek tansiyonluları tedavi etmek gerekip gerekmediği tartışması şu çözüme bağlanmıştır: Küçük kan basıncı 90 mmHg'nin (mm civa basıncı) üstünde olan tüm hastaların tansiyonu 85 mmHg düzeyinde tutulacak biçimde tedavi uygulanmalıdır.

İkincil yüksek tansiyonda tedavi öncelikle temelde yatan hastalığın tedavisine yöneliktir; birincil yüksek tansiyonla ve basıncı normale inmesiyle sorun çözülemezse komplikasyonların tedavi edilmesi gerekir.

Birincil yüksek tansiyonun tedavisinde genel önlemlerin yanı sıra ilaç tedavisi uygulanır. Genel önlemler

kısaca şunlardır:

Beslenme Bazı istatistikler sanayileşmiş toplumlarda nüfusun yarısından çoğunun fazla kilolu olduğunu göstermektedir.

Bu durum genellikle yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve damar sertliğiyle birlikte görülür; öte yandan tek başına da kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları için bir risk faktörüdür. Bu nedenle yüksek tansiyonlu, şişman hastanın normal kilosuna getirilmesi büyük önem taşır. Hafif ya da orta derecede yüksek tansiyonlu hasta, çoğu zaman yalnızca kilo vererek kan basıncını normal değerlere düşürebilir. Verilen her kilo için diyastolik (küçük) kan basıncının 2-3 mmHg azaldığı saptanmıştır.

Özellikle hayvansal kökenli doymuş yağlar (tereyağ, içyağı) az kullanılmalıdır. Bu maddeler aşırı miktarda alınırsa kandaki kolesterol düzeyi artar; buna bağlı olarak yüksek tansiyon ve öteki kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları açısından risk yükselir. Sebzeyle beslenen topluluklarda çok az kişide yüksek tansiyon görüldüğü gözlenmiştir.

Besinlerde aşırı tuz alımı da engellenmelidir. Tuz kendi başına güçlü bir damar büzücüdür ve tansiyonu düzenleyen bazı sistemleri etkiler. Ama yapılan son araştırmalar tuz kısıtlamasının bütün birincil yüksek tansiyon durumlarında ekili olmadığını göstermektedir. Sonuç olarak tuz kısıtlamasına yanıt veren ve vermeyen birincil yüksek tansiyon çeşitlerinden söz edilebilir. Son zamanlarda dikkatlerin odaklaştığı bir başka nokta ise potasyumdur. Potasyumca biraz zengin bir diyetin henüz tam olarak aydınlatılamamış mekanizmalarla tansiyonu düşürdüğü gözlenmiştir. Kahve de kan basıncında birkaç saat süren 5-20 mmHg'lik yükselmelere yol açtığından kısıtlı miktarda alınmalıdır. Aşırı alkol alımı da zararlı olabilir, aşırı alkol alındığında sempatik sinir sisteminin uyarılmasına bağlı olarak uzun süreli yüksek tansiyon görülür. Sonuçta, yüksek tansiyonlu hasta peynir ve öbür süt ürünleri de içinde olmak üzere çok az hayvansal yağ ve tuz tüketmeli, bol meyve ve sebze yemelidir. Gerekenden çok kalori almamalıdır.

Hareketsiz yaşamla savaş

Yüksek tansiyonlu kişiye önerilen yüzme, yürüyüş, jogging, bisiklet ve kayak gibi sporlar izotonik tiptedir. İzometrik egzersizler (ağırlık kaldırma) önerilmez. Tansiyonu sürekli yüksek olan kişi, önerilen egzersizleri uygularsa, sistolik ve diyastolik kan basıncıyla, kalp atım hızının düştüğünü görecektir.

Gevşeme teknikleri

Sanayileşmiş toplumlarda çok yüksek düzeyde olan ruhsal gerilim tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle son yıllarda tansiyonun düşmesinde yararlı olduğu saptanan gevşeme tekniklerinin kullanımı gündeme gelmiştir.

Sigara dumanından uzak durma

Tek bir sigaranın dumanının tansiyonda 15-20 dakika süreyle ani ve birkaç mmHg'lik yükselmeye yol açtığı kanıtlanmıştır. Aşırı sigara içen kişinin sürekli yüksek tansiyon tehlikesiyle ne ölçüde karşı karşıya kaldığı kolayca anlaşılabilir.

Birincil yüksek tansiyonun tedavisinde yalnızca deneyimler sonucunda seçilen bazı ilaçlar kullanılır. Sabit bir tedavi tablosu yeğlenmemekle birlikte, kan basıncını düzenleyen mekanizmalar hakkında kazanılan bilgilerin yardımıyla değişmeyen bir tedavi planının uygulanmaya sokulabileceği düşünülmektedir.

Kan basıncını düzenleyen pek çok mekanizma olmasına karşın, en önemli ve uzun süreli etkiyi sağlayan, damarların büzüşmesini ve dolaşımdaki kanın hacmini düzenleyen sitemdir. Kan basıncı kalbin damarlara pompaladığı kan miktarı ile arteriyollerin (küçük atardamarlar) duvarlarındaki direncin bir ürünüdür. Bu düzenleme sisteminde, böbrekte ve böbreküstü bezinin kabuk bölümünde odaklaşan iki merkez vardır. Bunların arasındaki dengenin bozulması iki farklı mekanizmayla yüksek tansiyona yol açar ve uygulanması gerekli tedavi her iki durumda farklıdır. Bunların aynı anda etkili olması ise daha karmaşık bir yüksek tansiyon biçimine neden olur. Yüksek tansiyon, vücutta aşırı su ve sodyum tutulmasına bağlı anormal bir sıvı birikiminden kaynaklanıyorsa; tedavide idrar söktürücü ilaçlar kullanılır; yüksek tansiyon damar büzüşmesine bağlıysa, bunu önlemeye, çözmeye yönelik ilaçlar öncelik kazanır. Ara biçimlerde ise her iki tür ilaç birden kullanılır.

Tansiyonun düşürülmesi gereken bazı özel durumları da ele alalım:

Yüksek tansiyon ve yaşlılar - Bir zamanlar yaşlılarda doğal bir olgu olarak kabul edilmiş olsa da, yüksek tansiyon damarlardaki yaşlılığa özgü değişiklikleri hızlandırır. Yaşlılarda sürekli ve sabit yüksek tansiyonun etkilerinin en çok görüldüğü organlar beyin, göz, kalp ve böbrektir. Damar sistemindeki değişikliklere bağlı olarak bu organlarda işlev bozukluğu görülür. Vücutta güç harcadıktan sonra ortaya çıkan değişiklikleri değerlendirirken, tansiyonun aynı koşullarda sağlıklı kişilerde de yükseldiği unutulmamalıdır. Yaşlı hastaların tedavisinde amaç, sistolik kan basıncının 170 mmHg'nin, diyastolik kan basıncının ise 90 mmHg'nin altına düşürülmesidir. Yaşlılarda tedavi, başka hastalıkların da varlığı nedeniyle gençlere göre daha zordur.

Ani tansiyon düşüşleri beyin dolaşımında zaten var olan yetmezliği kötüleştirdiğinden, bu durumun önlenmesi gerekir. Tedavinin aşamalı ve yumuşak bir tansiyon düşürücüyle başlanıp sürdürülmesi önerilir. Yaşlılarda yalnızca sistolik tansiyonun yükselmesi de sık görülür. Sistolik tansiyon yaşla birlikte yükselir. Bu durum, aortun ve başlıca atardamarların esnekliğinin azalmasına ya da yok olmasına bağlıdır.

Yaşlılarda sistolik kan basıncı 170 mmHg'nin üstünde, diyastolik basınç 90 mmHg'nin altında ise başlangıçta olabildiğince düşük dozda idrar söktürücülerle tedaviye başlamak gerekir.

Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı - Yüksek tansiyon şeker hastalarında, şeker hastalığı olmayanlara oranla iki kat sık görülür. Erişkin tip şeker hastalığı olanlarda yüksek tansiyonu açıklamak için bir çok varsayım ortaya atılmıştır. Şişmanlık her iki hastalıkta da görülür. Şeker hastalarında tansiyonun kontrol altında tutulması böbrekteki örselenmeyi yavaşlatır ve hastalığın gidişini düzeltir.

Yüksek tansiyon ve gebelik - Gebelikte yüksek tansiyon tek başına ya da gebelik eklampsisi tablosunda vücutta sıvı birikimiyle birlikte ortaya çıkabilir. Bu durumun özellikle bebek için olumsuz sonuçları olacağından, tansiyonun dikkatle kontrol altında tutulması gerekir.

Yüksek tansiyon ve çocukluk - Çocuklukta yüksek tansiyon oldukça ender görülür. Tansiyonun normal değerlerin dışında olması iç salgı hastalıkları, böbrek hastalıklarını ve aort damarı darlığını düşündürmelidir; ruhsal nedenler yada yanlış ölçüm gibi teknik nedenler de rol oynayabilir. Genellikle sorun kilo vermeyle düzelirse de, çocuklarda ve gençlerde görülen yüksek tansiyon olgularının çok büyük bir bölümünde sorunun başka bir hastalıktan kaynaklandığı ve bu nedenle tanıya yönelik bir araştırma özgül bir tedavi gerektiği unutulmamalıdır.

Yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliği - Böbrek hastalığının ağırlaşmasını önlemek için tansiyonun denetim altında tutulması gereklidir. Hekim tansiyonu düşürecek ilaçları seçerken ve dozlarını ayarlarken dikkatli olmalı ve böbrek işlevleri üzerinde olumsuz etkisi olacak maddeleri kullanmaktan kaçınmalıdır.

Hipertansiyondan korunmak mümkün mü?

Genellikle evet. Başka bir sebebe bağlı (ikincil) hipertansiyondan korunma ve tedavi, altta yatan sebebin tespiti ve tedavisiyle mümkündür.

Yaş, ırk, cinsiyet, ırsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkes için yüksek tansiyon önlemede altın kurallar şunlardır:

1- İdeal kilonuzu koruyun. Bu sebeple dengeli ve yeterli beslenmek esastır. Fazla kilonuz varsa mutlaka zayıflamalısınız.

2- Fiziksel olarak daha hareketli olun. Bol bol yürüyün. Düzenli spor yapın. Asla hareketsiz ve hantal olmayın.

3- Sigara içmeyin. İçiyorsanız mutlaka bırakın.

4- Alkolden uzak durun. Alkole asla prim vermeyin.

5- Tuz ve Sodyumu az besinlerle beslenin.

6- Strese prim vermeyin, sakin olun.

7- Huzurlu ve mutlu bir ortamda yaşamaya gayret edin.

8- Düzenli sağlık kontrolleri yaptırın.

31.08.04 04:22

MAZI
30 08 2004, 17:00
Gıda denetimi yarın başlıyor
İstanbul

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, İstanbul’daki gıda işyerlerini sıkı takibe alıyor. Bakanlığın bu amaçla eğittiği 400 denetçi, denetimlerine yarından itibaren başlıyor.


Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Tarım İl Müdürlüğü’nce üç günlük uygulamalı eğitim seminerine tabi tutulan 400 gıda denetçisinin, gıda işyerlerinde denetimlerine başlayacağı bildirildi. Denetime başlanmasının öncesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, Kars’tan video konferans yoluyla bir konuşma yapacak.

Denetimler kapsamında, İstanbul’da gıda üreten işyerleriyle toplu tüketim yerlerinden oluşan yaklaşık 10 bin işyerinin taranacağı bildirildi. Denetimler sırasında, basın mensupları da denetçilerle birlikte istedikleri yerlere ***ürülebilecek.

(aa)

Sansli
01 09 2004, 17:00
Kilo vermek isteyenlere altın öneriler

Uzmanlar, fazla kilolardan kurtulmak ve en az bir yıl kilo almamak için beslenme alışkanlığının değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Çünkü yanlış beslenme alışkanlıkları değişmezse, yapılan diyet ve sporlar sonuç getirmiyor ve bir süre sonra verilen kilolar tekrar alınabiliyor.

İşte fazla kilolarından kurtulmak ve beslenme alışkanlığını değiştirmek isteyenler için Hekimce.com sitesinde yer alan altın öneriler:

- Göz önünde yiyecek bulundurmayın,

- Mutfakta fazla oyalanmayın. İşinizi çarçabuk bitirip oradan uzaklaşın,

- Kilo aldıran besinleri mutfağınızda bulundurmayın,

- Yemekler için daima küçük, salatalar için büyük tabak kullanın,

- Servis kaşığının veya kepçesinin küçük boy olmasına dikkat edin,

- Yemeğiniz biter bitmez, oyalanmadan masadan kalkın,

- Yemeğinizi yavaş yavaş, küçük lokmalara bölerek yiyin,

- Zengin süsleme ve salata soslarını unutun,

- Aç kalma korkusuyla tabağınıza fazla yemek almayın,

- Etli pişirilen yemeklere yağ koymayın,

- Yemeklere koyduğunuz yağın miktarını azaltın. Yemekler için kişi başına bir yemek kaşığı yağ yeterli olacaktır,

- Kızartmalar yerine ızgara, fırında pişmiş, haşlanmış yiyecekleri tercih edin

- Kilo verme konusunda kendinize güveniniz tam olsun,

- Kilo verme sürecinde sabırsızlanmayın.

- Kendinize koyduğunuz kuralları, iki haftada bir sadece bir defalığına unutabilirsiniz.

Imbat
04 09 2004, 17:00
Miyop ameliyatında iki gözü birden 'gitti'

Gözlükten kurtulmak için olduğu ameliyatta enfeksiyon kapan Cuma Yılmaz'ın bir gözü tamamen, diğeri yüzde 95 kör oldu

Adıyaman'da oturan ve bir gözü 19, diğeri 18.5 derece miyop olan Cuma Yılmaz'ı (55), 2 ay önce Adana'da Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ato ameliyat etti.
Ultrasonik titreşimlerle yapılan 'Fako' tekniğiyle gerçekleştirilen ameliyat sonrası göremediğini fark eden Yılmaz, Numune Hastanesi'nde yeniden ameliyat oldu. Yılmaz, yine sağlığına kavuşamadı. Dr. Ato, Yılmaz'ı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne yatırıp, 1.5 milyar lirasını iade etti.

Doktor: Şanssızlık
Yılmaz'ın hakkında suç duyurusunda bulunduğu Dr. Ato, Göz merceklerini, suni mercekle değiştirdim. Ameliyatta kusur yok. Benim ve hastamın şanssızlığından enfeksiyon gelişti dedi.
Yılmaz'ın tedavisini sürdüren Prof. Dr. Nusret Özdemir de, Enfeksiyon ve mantar, ameliyathanenin steril olmamasından kaynaklanmış olabilir. Görme şansı için umut veremem diye konuştu.

Imbat
13 09 2004, 17:00
Kansere karşı nanoteknoloji” projesi
Washington

Amerikan Kanserle Mücadele Enstitüsü (NCİ), kanserle mücadelede “nanoteknolojiyi” kullanabilmek için girişim başlattı.


Girişim kapsamında beş yıl süreyle yapılacak araştırmalar için 144,3 milyon dolarlık bütçe ayrıldı.


CNİ başkanı Andrew von Eschenbach imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, “nanoteknolojinin kanseri önleme, teşhis ve tedavi etmede olanakları ciddi biçimde değiştirecek potansiyele sahip olduğu” belirtildi.


Nanoteknoloji, molekül düzeyinde mühendislik anl***** geliyor. Bir nanometre, metrenin milyarda biri; bir başka deyişle, insan saçının yaklaşık 80 binde biri. Bu teknolojinün ürünü “minil” robotlar, vücut içine sokulacak ve hastalıklı bölgelerdeki kanserli hücreleri bulup yok edebilecek.

(aa)

Imbat
14 09 2004, 17:00
Yosun kansere çare olacak


Sidney

Deniz süngeri ve yosunlarda kanseri tedavi edici kimyasal maddeler tespit edilmesi, ilaç firmalarını harekete geçirdi. Avustralya Deniz Araştırmaları Kuruluşu (AIMS) yetkilileri ve bir Avusturya ilaç firması, sünger ve yosunlardan elde edilecek maddelerden kansere karşı ilaç üretmek için anlaşmaya vardılar.
Avustralya Deniz Araştırmaları Kuruluşu (AIMS) yetkilileri, sünger ve yosunlardan elde edilen maddelerin sağlam hücrelere zarar vermeden bir veya iki tip kanser hücresini yok ettiğini belirttiler.


Bu kuruluşta görevli Lyndon Llewellyn, göğüs kanseri veya kan kanserine karşı potansiyel etki gösteren organizmalar belirlediklerini kaydederek, “Bu organizmaların içindeki kimyasal maddeler hücreleri öldürüyor. Bunlardan bazıları şimdiden tanımlandı ve klinik öncesi aşamadalar” diye konuştu.


Varılan anlaşma uyarınca, AIMS ile Avusturya ilaç fabrikası Faustus, kansere karşı ilacın geliştirilmesi için işbirliği yapacaklar.

(aa)

melek_elif
17 09 2004, 17:00
sanslıya ek olarak yazmak istediğim birşey var.ayrıca ben kilo vermek isteyenlere kesin karar verip azimli olmalarını tavsiye ediyorum.dvranış değişikliği hiçte kolay değildir.kesin karar vermeden kendinize güvenmeden diyete başlamayın.uzman tavsiyesi... ;) :p :cool:

Sansli
18 09 2004, 17:00
11 bin böbrek hastası nakil için sırada bekliyor


30 bin kayıtlı böbrek hastası bulunan ve bunlardan 11 bini böbrek nakli için sırada bekleyen Türkiye’de, Akdeniz Üniversitesi haricindeki diğer merkezlerde 6 doku grubundan en az üçünün uyum şartı aranıyor.

Böbrek nakli için Amerika, Almanya ve İsveç gibi gelişmiş ülkelerde ‘en az 3 doku grubu uyuşması’ zorunluluk olarak gösterilmiyor. Devletin kasasından, yüzde 54’ü özel sektöre ait olan diyaliz merkezlerine ödenen para yıllık yaklaşık 1 milyar dolar seviyelerinde. Nakil için devlet ilk yıl 18 bin, ikinci sene 8 ve üçüncü dönemde sadece 6 bin dolar para ödüyor. Devletin, üç yılda bir hastadan sağladığı tasarruf 58 bin dolar seviyelerinde. AÜ 2001 yılının Kasım ayında doku uyumunu esnetti ve o yıl ilk ameliyatını gerçekleştirdi. 2001’de 1, 2002’de 4, 2003’te ise 31 doku uyumu aramadan böbrek nakli gerçekleştiren AÜ, 2004’te ise Ağustos ayı sonuna kadar 45 ameliyat yaptı. 2004 yılında 15 Eylül’e kadar gerçekleştirilen böbrek nakli sayısı ise 115. Son 4 yılda da 480 böbrek nakli gerçekleştirildi. Gelecek yıl hedef 230 nakil. Böbrek nakillerinden 18’inin uyumu 6’da sıfır, 31’inin uyumu 6’da 1 ve 32’sinin uyumu 6’da 2. Toplam 480 nakilden 81’inin doku uyumu 3’ün altında.
19.09.2004

Sansli
18 09 2004, 17:00
19.09.2004 PAZAR

Böbrek naklini kolaylaştıran hastane tartışmaya yol açtı


Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, böbrek nakli için ‘en az üç doku grubu uyuşması’ şartını kaldırınca hasta akınına uğradı. Geçen yıl 150 nakil bu hastanede yapıldı.

Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, Amerika, Almanya ve İsviçre gibi ülkeleri örnek alarak böbrek nakli için ‘en az üç doku grubu uyuşması’ zorunluluğunu kaldırdı. Gelişmeden haberdar olan hastalar soluğu Antalya’da alıyor. Son dört yılda 480 böbrek nakli yapılırken, bunlardan 81’inin uyumu üçten az. Çalışmayan böbrek sayısı 2, kaybedilen hasta sayısı ise bir. Hastanenin iddiasına göre başarı oranı yüzde 98.

<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20040919&hn=92692]HABERIN DEVAMI[/url]

Sansli
18 09 2004, 17:00
Hastanelerle sanal bağlantı kurulacak doktorlar ortak ameliyat yapacak


İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından başlatılan ‘hastaneler arasında sanal destek’ projesine Sağlık Bakanlığı’ndan destek geldi.

Bakanlık, hastanelerde sanal tedavi dönemini başlatıyor. Bakanlık, hastaneler arasında kurulacak internet bağlantısıyla ameliyatlarda İstanbul Tıp Fakültesi’nde görevli bir uzman ile Van’daki meslektaşını buluşturmayı planlıyor. Doktorlar, kilometrelerce uzakta bilgisayar başında bir araya gelerek, tanı koyamadıkları hastalar hakkında fikir alışverişinde bulunacak. Gerektiğinde İstanbul’daki bir doktor yine internet vasıtasıyla Erzurum’daki bir ameliyata müdahale edebilecek. İÜ Sürekli Tıp Eğitim ve Araştırma Merkezi Proje Başkanı Prof. Dr. Cavit Avcı, acil durumlarda çok daha etkili ve başarılı bir tedaviye ulaşmak için teletıptan yararlanmak gerektiğini belirtiyor. Kayseri, Çukurova, Erzurum, İÜ, Cerrahpaşa Tıp fakülteleri ile İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi’nde sanal yöntem uygulanıyor. Avcı, tedavinin nasıl yapıldığını şu örnekle açıklıyor: “Bir vatandaşımız Harran’da dolaşırken kaza geçiriyor, acilen en yakın hastaneye kaldırılıyor. Ameliyatı yapacak ekip belki çözüm için yeterli değil. Ameliyathanedeki küçük kamera vasıtasıyla Ankara’daki uzman doktora bağlanıyor. Cerrah, ameliyat yapan ekip ile karşılıklı fikir alışverişinde bulunuyor ve onu yönlendirebiliyor.” Bu girişimin ardından gerektiğinde uçakla o bölgeye cerrah da gönderilebileceğine dikkat çeken Avcı, “Bir küçük kamerayla doktoru yönlendiriyoruz. 700 km uzaklıktaki bir yerde acil ameliyat yapılmış oluyor. Veya Erzurum’da nöroloji hastasının sorununu kimse çözemiyor. Fihristimize bakıyoruz ve konunun uzmanı Cerrahpaşa’daki doktora rica ediyoruz.” diyor. Avcı, 48 fakülte ve 81 ili birbirine bağlayacak uzaktan sağlık projesinin yakında hayata geçeceğini kaydediyor. Avcı, 300 Euro karşılığında çanak antenler alarak hastanelere dağıtacaklarını açıkladı.

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, İstanbul Üniversitesi’nin uygulamasına destek verdiklerini belirtti. Zeliş Yıldıral, İstanbul
19.09.2004

MAZI
18 09 2004, 17:00
Yüz nakli gerçek oluyor


ABD’li ve Hollandalı bilimadamları, yüz naklinin gerçekleştirilmesi için artık herşeyin hazır olduğunu açıklayarak operasyonun ilk fırsatta gerçekleşebileceğini belirttiler.

Filmlere bile konu olan naklin ahlaki boyutu tartışıladursun, The American Journal of Bioethics adlı tıp dergisinde dün yayınlanan makalede, ‘İşlemin kolayca yapılabileceği bir noktaya geldik. Uygun zamanın tam da bugünler olduğunu düşünüyoruz’ ifadeleri yer aldı. Bilimadamları, aktif olarak gönüllü aramadıklarını, ancak operasyonun ilk fırsatta gerçekleşebileceğini belirttiler. Yöntem, ölü bir donörden alınacak sağlıklı yüz dokusunun, yanma veya kaza sonucu yüzü tahrip olmuş bir hastaya nakledilmesini öngörüyor. Yüz nakli Hollywood filmlerine de konu olmuş, John Travolta ve Nicholas Cage’in başrollerini paylaştığı Face-Off (Yüz yüze) adlı 1997 yapımı filmde, bir mafya babasıyla, bir dedektifin yüz değiştirmeleri işlenmişti.

Imbat
19 09 2004, 17:00
Kalp sağlığı için renkli gıdayı seçin

Columbia Üniversitesi New York Presbyterian Hastanesi'nde yaptığı çalışmalarla dünyada kendini kanıtlayan kalp cerrahımız Prof. Dr. Mehmet Öz uyarıyor: Kalp sağlığını korumak için şeker ve un gibi beyaz besinler yerine domates ve biber gibi renkli gıdaları seçin

Beslenme tarzındaki yanlışlıklar, sağlığımızı olumsuz yönde etkileyen en önemli nedenler arasında sayılıyor. Doktorlar, her fırsatta beslenme şekline dikkat çekseler de, gerek yaşam koşulları gerekse yeterince özen gösterilmemesi bu konuyu hep geri plana itiyor. Oysa en önemli ölüm nedenleri arasında sayılan kalp ve kanser hastalıkları gibi kısırlığa ve vücudun daha çabuk yaşlanmasına da etki eden besinlerden uzak durmak gerekiyor. Ve tabii diyabet hastalarının da beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri şart oluyor. Biz de alanında kendini kanıtlamış olan doktorlarımızdan bu hastalıklara yakalananlar ve tabii bu hastalıklardan korunmak için nasıl bir beslenme alışkanlığı edinilmesi gerektiğini öğrendik. Kalp, kanser, kısırlık, yaşlılık ve diyabetten uzak kalmak istedik...

Tüm dünyada Kroner kalp hastalıkları başta gelen ölüm nedenleri arasında bulunuyor. Türkiye'de de gerçekleşen her 100 ölümden 39'u kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Ve bu sayı ülkemizi, kalp hastalığının en önde gelen ölüm nedeni olduğu Avrupa'daki beş ülkeden birisi haline getiriyor. Yapılan araştırmalarsa damar sertliğinin çocukluk çağında başladığını gösteriyor. Erkekler kadar kadınların da kalp hastalıklarına bağlı en yüksek ölüm hızına sahip olduğunu söyleyen uzmanlar, özellikle yaşamın ilk yıllarında edinilmeye başlayan damak zevki ve beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesini vurguluyor. Kolesterol, yüksek tansiyon, fiziksel etkinlik düzeyi, şişmanlık eğilimi, sigara kullanımı gibi etkenler kalp-damar sağlığımız üzerinde çocukluktan başlayarak söz sahibi oluyor. Kısacası kalp sağlını korumak için beslenmeye dikkat etmek şart. Bu konuda dünyaca ünlü doktorumuz Prof. Dr. Mehmet Öz, hangi besinlerin alınması gerektiğini, nasıl bir beslenme tarzının edinilmesini ve önerilerini anlattı.

MUTFAĞIMIZ OBEZİTEYİ ENGELLER

* Tüm kalp hastaları için verdiğiniz diyet önerileri ortak mı, yani kalp kapakçığı sorunu olan bir hastayla damar tıkanıklığı olan aynı tür diyet mi uygulamalı? Evet kalp hastaları için kullanılabilecek diyet önerileri tek tiptir. Kalp hastalarına akşam yemeklerini saat 07.00'dan sonraya sarkıtmamalarını öneriyorum. Onun dışında kullanılan yöntemler ortaktır. Ameliyatların ardından yine hastalarımıza zeytinyağına dayalı Akdeniz diyeti öneriyoruz.

* Geleneksel Türk mutfağı sağlığımızı nasıl etkiliyor? Geleneksel Türk mutfağı bizleri obeziteden koruyor. Çünkü biz seneler boyunca kendi geleneksel yemeğimizi sindirmek ve yakmaya genetik olarak adapte olmuştuk. Bu tür yemekle baş edemeyen atalarımız prematür ölmüşlerdi. Bugün ise batı diyetinin yaygınlaşması sonucu Türkiye'de obezite oranı 10 yıl içerisinde 2 kat arttı. Geleneksel diyetleri her zaman sağlıklı olarak bilinen İtalya ve Japonya'da da durum böyle.

* Yemek düzenini değiştirerek gerek kalp krizi, gerekse kalp damar hastalıkları riskini ne kadar düşürebiliriz? Yarı yarıya diyebiliriz. Bu yönde yapılan pek çok çalışma var. Sırf şişmanlık değil, egzersiz ve aktivite azlığının da çok büyük rolü var. Şişmanlıkta önemli olan 'abdominal' dediğimiz bel bölgesi şişmanlığı. Bel ölçüsü erkeklerde 102, kadınlarda 92 santimin üzerinde olmamalı. Bazı insanlarda şişmanlığı ya bacaklarda toplanır ya da basenlerde. Ama bel bölgesi şişmanlığı sağlık için çok önemlidir. Çünkü iç organların yağ bağlamasına neden olur.

BALIKYAĞI KALBİ KORUR

* Kalp hastalıklarından korunmak isteyenlere ne öneriyorsunuz? B vitamini ve balıkyağı kalp hastalıklarından korunmada oldukça etkilidir. Balıkyağı depresyon riskini azaltır. Kan sulandırıcı ilaçlar alanların dışında herkes balıkyağı kullanabilir. Bu arada kızartılmış yemeklerden uzak durmak gereklidir.

* Kalp dostu yiyecekler var mı? Domates çok yararlıdır. Etin yanında çiğ domates yenildiği zaman domatesin içindeki Lycopin adlı antioksidan etkisi zararlı Omega 6'lıları zararsız hale dönüştürür. Semizotu da çok faydalı sebzelerden biridir. Ben sarmısaklı yoğurtla yemeği tercih ediyorum. Omega 3 içeren yeşil yapraklı sebzeler ayşekadın kalp için çok yararlıdır. Ofisimde badem, ceviz ve fındık bulunduruyorum. Fındıkta bulunan yağlar çok faydalıdır. Buzdolabında saklanabilir. Güneşten uzak dursun ki, kızartılmış yağ gibi okside olmasın.

SAKIN BESİNLERİ KIZARTMAYIN

* Kalp sağlığı için uzak durmamız gereken yiyecekler hangileri? Oksidasyon yaşlanma ve hastalığa yol açar, tıpkı demirin paslanması, elmanın kesildikten sonra kararması gibi. Besinleri kızartmak oksidasyonu hızlandırır ve diyetinizden çıkartılmalıdır.

* Yağlar, karbonhidratlar, proteinler dost mu düşman mı? Yağların mı, karbonhidratların mı, yoksa proteinlerin mi sizler için kötü olduğunu yıllarca tartışmamızdan sonra daha berrak bir vizyona ulaşıyoruz. Hepsi sizin için iyidir. Fakat hepsi kötü de olabilir. Bu yüzden biyokimya üzerine konuşmak yerine protik yemek mesajlarına odaklanmak gerekir. Hedefler basit; eğer yediğiniz besin topraktan çıktığı haliyle görünmüyorsa risk alıyorsunuz demektir. Çok az yenilebilir beyaz besin topraktan yetişir. Bu yüzden beyazsa yemeyin. Bitkisel besinden zengin çilek, kiraz türü meyvelerle turp cinsi sebzelerle ve soya fasulyesiyle beslenmeye alışın.
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20040920-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20040920-200.html[/url]

melek_elif
20 09 2004, 17:00
Birazda gülelim;

Bir diyetisyen (mesela ben), huzurevinde geniş bir kalabalığa konferans vermektedir:
Midemize indirdiğimiz herşey bizleri her an öldürebilecek kadar tehlikelidir. Kırmızı et kanser yapar, gazlı içecekler midemizin dokusunu tahriş eder, sebzeler öldürücü bakteriler barındırabilir, Çin yemekleri karbonhidrat yüklüdür. Ayrıca hiçbirimiz içme suyunun barındırabileceği mikropların uzun vadedeki etkilerinin farkında bile değiliz. Fakat bir yiyecek vardır ki içlerinde en tehlikelisidir. Hepimiz onu mutlaka yemişizdir ya da yemek zorunda kalabiliriz. içinizden birisi en ciddi rahatsızlıkları yaratacak ve uzun yıllar bizlere acı verebilecek bu gıdayı tahmin edebilir mi ?

Ön sıralardan 75'lik bir ihtiyar ayağa kalkar ve yanıtlar, Düğün pastası.

daisyyy
22 09 2004, 17:00
Dikkat FUJIYAN virusu geliyor...

Cin'den gelen bu virusun kasim ve aralik aylarinda Turkiye'de etkisini gostermesi bekleniyormus.Oldurucu olabilecegi de eklenmis...

Sansli
24 09 2004, 17:00
Akdeniz Diyeti ömrü uzatıyor

Amerikan Tıp Birliği Dergisi'nde yayınlan araşatırma, düzenli yapılan egzersizle desteklenen Akdeniz tarzı beslenmenin, 70'li yaşlardaki insanların ölüm sebeplerinde yüzde 60'a varan bir azalma sağladığını ortaya çıkardı.

Wageningen Üniversitesi'nden Profesör Kim Knoops tarafından yürütülen çalışmada deneklere, meyve, sebze, zeytinyağı ve balıktan oluşan “Akdeniz Diyeti” uygulandı. Çalışmanın sonuçları, günde yarım saat olarak yapılan egzersizle birlikte, yaşlı insanların ölüm nedenleri olan kanser ve kalp ve damar hastalıkları gibi hastalıklarda yüzde 60 oranında azalma olduğunu ortaya koydu.

<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=17198&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=17198&TYPE=2[/url]

MAZI
24 09 2004, 17:00
Masaya oturarak yemeyi adet edinin
http://www.sabah.com.tr/gny/sag102-20040923-200.html

Anti-Aging Eğitim ve Araştırma Derneğinin Genel Sekreteri ve Avrupa Anti- Aging Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Hasan İnsel yaşlanmadan korunmak için şu önerilerde bulunuyor:

- Yeni yiyecekler yaratın. Domates suyu, hardal, biber, un gibi karışımlardan yağsız ve şekersiz soslar yapmaya alışın. Diyet sütle sebze püresi karıştırıp soslar yapın.

- Şeker kullanımını önce yarıya, sonraları dörtte bire indirin. Bazı tatlıların şekerini azaltın, tadını vanilya veya tarçınla verin.

- Bir bütün yumurta yerine iki yumurtanın sarısı çıkartılmış aklarını deneyin. Üç yumurtalı omleti bir tam yumurta ve iki yumurta akı ile yapın.

- Gerektiğinde alıştığınız yiyeceklerin yerine başka yiyecekleri koymayı deneyin. Beyaz pilav yerine esmer pilav veya bulgur pilavı yapın. Beyaz pirincin rafine edilerek posasının çıkartılmış olmasına karşın esmer pirinç ve bulgur posadan yani liften zengindir.

- Lokantalarda yemeğinizi beklerken önümüze konan sıcacık ekmeklerin iştah kabartıcı kokularına karşı koyun ve yemeyin.

- Günün stresi nedeniyle kendinizi 'akşam yeme sendromu'na sokmayın. Evde devamlı atıştırmak yerine oyalanacak işler bulun.

- Koltukta otururken veya uzanırken bir şey yememeye alışın, herhangi bir şeyi masaya oturmadan yememeyi adet haline getirin. Yemek yerken televizyon seyretmeyin, telefonla konuşmayın, gazete, kitap okumayın.

- Lokmalarınızı iyice çiğneyerek yavaş yemeye alışın, lokma arasında 30 saniye kadar zaman geçirmeye çalışın. Ayaküstü atıştırmayın.

- Yemek boyunca rahatlatıcı bir müzik dinleyin.

- Tabaktaki yemeğinizin renklerini görün, kokusunu duyun, her bir lokmanın tadını alarak yiyin.

- Yediklerinizin içindeki görünmeyen gizli yağları unutmayın.

- Kurufasulye, nohut, bakla, bezelye mercimek, yeşil fasulye, soya ve yulaf antioksidan etki göstererek hücrelerdeki DNA mutasyonlarını önler ve antikanserojen etki gösterirler.

Imbat
29 09 2004, 17:00
Türk anneler sezaryene fazla sardırınca... Amerikalı doktorlar Türkiye'de sezaryene karşı kampanya başlattı

Batı'lı doktorlardan oluşan Kibele adlı sivil toplum örgütü, yüzde 90 oranla sezaryeni tercih eden Türk anne adaylarına 'ağrısız doğum yöntemi'ni tanıtmak için Türkiye'ye gelip, gönüllü olarak çalışmaya başladi.

Kimler ağrısız doğum yapabilir?

* Daha önce normal doğum yapanlar.

* İlk kez doğum yapacak olanlar.

* Kanama problemi veya kan pıhtılaşması olmayanlar.

* Sırtta veya belde bir rahatsızlığı olmayanlar.

* Enfeksiyon riski bulunmayanlar.
29/09/2004 07:05

<a target=new href=http://www.nethaber.com/haber/haberler/0%2C1082%2C130595_7%2C00.html]http://www.nethaber.com/haber/haberler/0%2C1082%2C130595_7%2C00.html[/url]

Imbat
30 09 2004, 17:00
Protein ve demir kaynağı olan soya, kemikleri güçlendiriyor
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=95334&bl=kadinaile&trh=20040927]http://www.zaman.com.tr/?hn=95334&bl=kadinaile&trh=20040927[/url]

Yüksek protein kaynağı soya fasulyesi et, süt ve peynir gibi hayvansal ürünlerden daha besleyici. Zira 453 gramlık soya ununda, 31 yumurta, 6 büyük şişe süt ve 900 gramlık kemiksiz etin proteini yer alıyor.
Besleyici özelliğiyle dikkat çeken soyadan plastik, mürekkep; hatta beton bile yapılıyor. Tarımda giderek önemi artan soya fasulyesi, hep besleyici özelliğiyle dikkat çekiyor. Soya fasülyesi, yüksek protein kaynağı olmasının yanı sıra zengin demir, çinko, kalsiyum, fosfor, magnezyum ve B1 vitamini de barındırıyor.

Ziraat Mühendisi Neriman Kara, Türktarım dergisinde yayınlanan yazısında, bütün bu besleyiciliğinin yanında soyadan, plastik, mürekkep, elektrik izolasyonu, beton, çimento, boya, metal kaplama, inşaat malzemesi, yer karosu, macun, şampuan, sabun ve deterjan olarak da yararlanıldığını anlatıyor. Kara, Büyükbaş hayvanların, kanatlı ve su hayvanlarının yem ihtiyacını karşıladığını, soya küspesinin ise arı, balık, tilki, besi, süt, tavuk yemi, buzağı ve kedi-köpek maması ile protein konsantreleri gibi pek çok alanda kullanıldığını dile getiriyor.

Soya proteininin çocuk ve yetişkinler için gerekli olduğunu söyleyen Kara, “Önemli protein ve demir kaynağı olan soya, kemikleri güçlendiriyor. Bilim adamları, soya tüketilen Asya ülkelerinde osteoporozdan (kemik erimesi) kaynaklanan kemik kırılmalarına, Batılı ülkelere oranla daha az rastlandığını belirtiyor.” diyor.

Ziraat Mühendisi Kara, soyanın, inek sütüne alerjisi olanlar için vazgeçilmez bir protein kaynağı olduğunu dile getirerek, “Kolayca sindirilebilen, kolesterol içermeyen soya ürünleri, diyet yapanlara da öneriliyor. İçerdiği B1 vitamini ete göre daha yüksek olduğundan ayrıca, kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum içerdiğinden sağlıklı yaşam için önemle tavsiye ediliyor.” bilgisini veriyor.

Doğu Asya ovalarında keşfedilen soya, yüzde 38-40 gibi yüksek oranda protein barındırıyor. Süt, yoğurt, peynir, kemiksiz et, bebek maması, dondurma, pasta, margarin, makarna ve kahve gibi gıda maddeleri haline getirilebiliyor.

Soya kolesterolü düşürüyor

Soya unu ve yağının yapısındaki şeker kana karışmadığı için, kolesterole neden olmuyor, aksine düşürüyor. Kemik erimesi, hafıza kaybı, menopoz, şeker hastalığı ve böbrek rahatsızlıklarına iyi geliyor. Kadınlık hormonunu (östrojen) yükseltiyor. Meme ve prostat kanserine karşı koruyor. Yaşlanma etkilerini geciktirerek, özellikle cildin kırışmasını yavaşlatıyor. Kırmızı et gibi damar sertliği ve kalp krizine de yol açmıyor.

Imbat
05 10 2004, 17:00
Koşullar nasıl olursa olsun bebeğiniz anne sütüyle doysun

Beslenme bozukluğu yüzünden binlerce bebeğin öldüğü Türkiye'de, en temel besin olan anne sütüne hak ettiği değer hâlâ verilmiyor. Bebeği pek çok hastalıktan koruyacak en önemli besin olan anne sütünün önemi, her yıl 1-8 Ekim tarihleri arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası'nda uzmanlarca tekrar tekrar vurgulanıyor. Bu yılki Emzirme Haftası'nın sloganı; İlk altı ay sadece ve mutlaka anne sütü
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag102-20041004-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag102-20041004-200.html[/url]

MAZI
05 10 2004, 17:00
İşte piyasadan çekilen ilaçlar
http://www.milliyet.com.tr/2004/10/02/guncel/gun04.html

Türkiye'de, ağrı kesici niteliğinde hastalara sunulan Vioxx'un eşdeğeri olması nedeniyle piyasadan çekilecek olan jenerik ilaçlar ve 14 tabletlik fiyatları şöyle:

Ecrox, üretici firma Eczacıbaşı İlaç Sanayi, fiyatı, 15 milyon 900 bin lira.
Raxtaua, üretici firma Sanovel İlaç Firması, fiyatı, 24 milyon 860 bin lira.
Reox Fort, üretici firma Nobel İlaç Sanayi, fiyatı, 27 milyon 10 bin lira.
Romaryd, üretici firma Ali Raif İlaç Sanayi, fiyatı 15 milyon 740 bin lira.
Vioref, üretici firma Bio Farma Sanayi, fiyatı, 26 milyon 887 bin lira.

Sansli
06 10 2004, 17:00
* Sigara dumanı dizel motordan bile zararlı

30 Eylül 2004 Perşembe
Sigara içenlerin, otomobillere göre havayı 10 kat daha fazla kirlettiği deneylerle ispatlandı. ‘Tobacco Control’ dergisinin yaptırdığı araştırma, sigaranın otomobillerden daha fazla partiküler madde (PM) ürettiğini gösterdi. PM, akciğer kanseri ve astıma yol açıyor. Dergi, İtalya’da PM seviyesi düşük bir dağ kasabasındaki küçük bir garajda deney yaptı. Önce iki litrelik bir turbo dizel motor, 30 dakika boyunca çalıştırıldı. Garaj dört saat boyunca havalandırıldıktan sonra bu sefer 30 dakika boyunca üç sigara yakıldı. Yapılan ölçümlerde sigara dumanının yaydığı PM oranı, dizel motorunkinden 10 kat daha fazla çıktı. Araştırma pasif içicilerin niçin akciğer kanserine yakalandığını açıklar nitelikte.


* <a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=17432&TYPE=2 ]Sigara içenler daha çok horluyor[/url]

ABD'de yapılan bir araştırma, sigara içen, sigara içilen ortamda bulunan ve sigarayı bırakmış kişilerin, hiç sigara içmeyenlere oranla daha çok horladıklarını ortaya koydu.

Amerikan tıp dergisi “American Journal of Respiratory and Critical Care”in ekim sayısında sonuçları yayımlanan araştırma, yaşları 25 ila 54 olan 15.555 kişi üzerinde yapıldı.

Araştırma, en çok sigara içenlerin en çok horlayanlar olduğunun ve sigara içmenin, horlamanın etkenleri arasında yüzde 17.1 ile obeziteden daha etkili olduğunun altını çiziyor.

Araştırma sonucunun en ilginç yanının, sigara içmediği halde sigara dumanına maruz bırakılan kişilerin de sigaraya tamamen uzak olanlara oranla daha çok horladığını saptaması olduğuna dikkat çekildi.

Araştırmaya katılan deneklerin Estonya, İzlanda, Norveç, İsveç ve Danimarkalılardan oluştuğu kaydedildi.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarih: 02.10.2004

Imbat
09 10 2004, 17:00
= Ekmekte naklen yayın

Hamurhanesine kamera koyan bir esnaf, fırındaki çalışmaları canlı olarak müşterilerine izletiyor. Meram İlçesinde bulunan Ömeroğlu Katkısız Taş Ekmeği Unlu Mamulleri sahibi Ömer Demirci, 2 ay önce açtıkları işyerlerinin 24 saat süreyle hizmete açık olduğunu belirterek, “Bu sistemi müşterilerimizin görüp, içlerinin rahat etmesi için düşündük.


- Bol bol süt iç uzun boylu ol

Her gün düzenli 3 bardak süt içen çocukların, içmeyenlere göre daha uzun boylu olduğu belirlendi. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yer alan habere göre, Danimarka Kraliyet Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Araştırmaları Bölümü’nce, 2.5 yaşındaki 101 çocuk üzerinde bir araştırma yapıldı.

MAZI
09 10 2004, 17:00
Prostat hakkında bilinmesi gerekenler
<a target=new href=http://haber.mynet.com/detail_news/?mainPage=1&which=center&no=5&ref=haberHome&e=hb4]http://haber.mynet.com/detail_news/?mainPage=1&which=center&no=5&ref=haberHome&e=hb4[/url]
Prostat erkek üreme sisteminin bir parçasını oluşturan bir salgı bezidir. İdrar torbasının hemen altında idrar yolunu çepeçevre sarar ve asıl görevi orgazm sırasında meni sıvısını oluşturmaktır.

Prostat bezi yaşla birlikte büyümeye başlar ve altmış yaşın üzerindeki erkeklerin yaklaşık yarısında, idrar yolunda deformasyon ve daralmaya yol açar. Bu da idrar yapma sırasında değişik şikayetlere neden olmaktadır. İyi huylu prostat büyümesinin (BPH), idrar yapma alışkanlıkları, cinsel aktivite ya da beslenme ile bir ilişkisi yoktur.

Büyüme dışında prostattan kaynaklanan bir çok hastalık vardır. Bunların bir kısmı herhangi bir şikayete neden olmazken, bir kısmı ise prostat büyümesi ile benzer bulgulara yol açmaktadır.

Prostatın enfeksiyon hastalıkları çoğu kere ilaç ile tedavi edilebilmektedir. Prostat kanseri ise diğer tüm habis hastalıklarda olduğu gibi erken teşhis ve tedavi edilmesi gereken farklı bir hastalıktır. Bu nedenle 50 yaşın üzerindeki bütün erkeklerin, şikayeti olsun ya da olmasın bir üroloji uzmanına başvurarak gerekli tıbbi incelemeleri yaptırmaları şarttır.

Tıkanma belirtileri nelerdir?

· İdrara başlamada duraklama

· Akış hızında yavaşlama

· İdrar yaparken zorlanma

· İşeme zamanının uzaması

· İşeme sonrası rahatlayamama

· Hiç idrar yapamama

İrritasyon Belirtileri:

· Acil idrar yapma isteği

· Sık idrara çıkma

· Gece idrara kalkma

· İdrar kaçırma

Tıkanmanın oluşması ile birlikte mesane, daralan idrar yoluna rağmen akımı sağlamak için daha güçle kasılmaya başlar. Ancak bir süre sonra kasılma ve genişleme yeteneği azalır ve idrarın tamamını boşaltamaz hale gelir. Mesane içerisinde kalan idrar zamanla enfeksiyona ve hatta taş oluşumuna yol açar.

Tıkanma giderilmez ise, böbreklerden idrar akımını sağlayan kanallardaki baskı sonucu böbreklerde de geçici veya kalıcı hasar oluşabilir.

Teşhis Nasıl Koyulur

Doktorunuzla yapacağınız ayrıntılı bir görüşmenin ardından böbrek fonksiyonları ve prostatınızın doku yapısı hakkında fikir edinmek amacı ile idrar ve kan analizleri yapılır.

Bu analizlerden birisi de kanda PSA (prostat spesifik antijen) düzeyinin ölçümüdür. PSA prostat kanseri tanısının konulmasında kullanılan yardımcı bir testtir ve 50 yaşın üzerindeki her erkekte bu test yapılmalıdır.

Rektal Muayene

Rektumdan (anüs) parmak yardımı ile muayene edilme yöntemidir. Bu muayene ile prostatın büyüklüğü, yapısı ve mevcut diğer hastalıkların varlığı anlaşılabilir.

Ürodinamik İnceleme

Ürodinami cihazı ile idrar akımı hızı ve bunun mesane basıncı ile ilişkisi, mesane kapasitesi, işeme sonrasında mesanede kalan idrar miktarı gibi birçok bilgi elektronik olarak kaydedilir. İşlem basit, kısa süreli ve güvenilirdir.

Rektal Ultrasonografi

Prostatın büyüklüğü, doku yapısı ve çevre organların durumu ile ilgili, yakın plandan objektif bulgu edinilmesini sağlayan bir yöntemdir. Parmakla muayene metodunda olduğu gibi yaklaşık bir parmak inceliğinde aletin, rektum içerisine konularak ses dalgaları ile görüntü alınması esasına dayanan bu yöntem, şüpheli durumlarda eş zamanlı olarak prostattan iğne ile biyopsi alınmasına da olanak sağlar.

Imbat
12 10 2004, 17:00
Nefes kokması ciddi hastalıkların habercisi olabilir

Nefes kokması sorunu yaşamak hiç de hoş bir durum değil. Ancak zamanında hekime başvurulduğunda ve doğru sebep tespit edildiğinde bu hastalığa çözüm bulmak çok kolay!

Halk arasında ağız kokusu olarak bilinen nefes kokusu, erişkinlerin bir çoğunda ömürlerinin bir bölümünde ya da sürekli olarak görülüyor. Zaten ağız kokması çocukluktan başlayan bir rahatsızlık değil. Daha çok yetişkin dönemde ortaya çıkıyor. İşte yaşamın bu evresinde karşılaşılan ağız kokusu, bireylerin sosyolojik ve psikolojik hayatlarını olumsuz etkiliyor. Acıbadem Hastanesi Kadıköy Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Tanyeri kişilere rahatsızlık veren bu sorunun altında önemli hastalıklar olabileceğine dikkat çekerek nefes kokusu şikayeti olan kişileri uyarıyor.

Nedenleri

Ağız kokusu şikayeti olan hastaların mutlaka Kulak burun boğaz muayenesinden geçmesi gerekir. Çünkü şikayetin nedeni çoğunlukla bu bölgelerden kaynaklanmaktadır. Bu problemin birçok farklı sebebi var. Doç. Dr. Tanyeri nedenler ve tedavisi konusunda şu bilgileri veriyor:

Sinüzite bağlı nedenler

Sinüzit denilen yüz kemiklerinin içindeki boşluklarda bulunan müzmin iltihap, sarı-yeşil ve kalın kıvamda bir tür akıntının genze akmasına yol açıyor. Bu geniz akıntısının iltihaplı oluşu hastanın nefesine hoş olmayan bir koku veriyor.

Tedavi:Öncelikle medikal yolla tedavi ediliyor. İlaçlar yoluyla bu iltihap giderilmeye çalışılıyor.. İlerlemiş sinüzit vakalarında ise, akıntı ilaçla tedavi olmadığı için endoskopik sinüs cerrahisine başvuruluyor.

Bademcik iltihabına bağlı nedenler

Ağız bölgesinde müzmin bademcik iltihapları 'magma' denilen katı kıvamlı bademcik döküntüsüne yol açarak hastalarda ağız kokusu şeklinde kendini gösteriyor.

Tedavi: Bademciklerin alınarak ya da coblator denilen radyofrekans aleti ile buharlaştırlarak sorun gideriliyor

Diş ve diş eti hastalıkları

Diş ve dişeti hastalıkları da ağız kokusuna yol açabiliyor. KBB uzmanlarının sorunu görerek diğer ağız kokusu nedenlerini ortadan kaldırmaları gerekir.

Tedavi: Sorun, KBB hekimleri tarafından tespit edildikten sonra hasta konunun uzmanı olan diş hekimlerine yönlendiriliyor.

Mide ve bağırsak sistemini hastalıkları

Mide ve bağırsak sistemini hastalıkları da ağız kokusu sorununa yol açabiliyor. Bu noktada Doç. Dr. Tanyeri, 'Reflü' adı verilen bir hastalığa dikkat çekerek şöyle diyor: Bu hastalık midedeki asit içeriğinin özellikle geceleri yemek borusundan yukarıya hareketle mideden kaçak yapım boğazın arka duvarını, ses tellerinin giriş yerini ve gırtlağı tahriş etmesi durumudur.

Tedavi: Bu sorun fleksibıl optik laringoskopi yöntemi ile muayene ile tespit edilidikten sonra Tedaviyi KBB uzmanları başlatıyor ve hasta mide bağırsak doktoruna da sevk ediliyor.

Dil kökündeki mantar enfeksiyonları

Bazı hallerde dil kökündeki mantar enfeksiyonları da ağız kokusuna neden oluyor.

Tedavi: Direkt olarak KBB bölgelerini ilgilendirmese de, muayene sırasında -özellikle 'esnek fiberoptik laringoskopla yapılan muayenede- dil kökü, yemek borusunun giriş yeri, gırtlak ve ses telleri gözlemlenerek hasta ilgili birimlere yönlendiriliyor.

Sebep tümör olabilir!

Ağız kokusu sadece bazı basit hastalıklar nedeniyle oluşmuyor. Erişkin hastalarda gözlemlenen ve daha ciddi boyutlu durumlar söz konusu. Ağız, boğaz ve alt solunum yolları bölgelerinde tümöre bağlı bir nefes kokması probleminin baş göstermesi de mümkün. Doç. Dr. Tanyeri konu hakkında şunları söylüyor: Ülserasyon' tabir edilen krater tarzında tümörün çok süratli büyümesine ayak uyduramayıp ölen dokuların oluşturduğu lezyon kötü koku yayabilir. Elbette sadece nefesi kokan bir insan için akla gelebilecek en son neden budur. Başka bir deyişle ilk nedenler arasında sayılmamalıdır. Ancak, özellikle erişkin yaşlarda nefes kokmasıyla birlikte ses kısıklığı, yutma güçlüğü, kulağa vuran ağrı, ağızdan kan gelmesi ve boyunda şişlik şikayetleriyle birlikte (biri veya birkaçı) ortaya çıkarsa tümör ihtimali göz önünde bulundurulmalı ve hasta ayrıntılı Kulak burun boğaz muayenesinden geçmelidir.

Sansli
14 10 2004, 17:00
Açık havaya çıkmak kış depresyonundan koruyor
Uzmanlar, kış depresyonundan korunmak için alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

* Gün ışığından faydalanın. Bu tür depresyona en çok sebep olan faktör; ışık azlığı. Dolayısıyla ilk yapılması gereken; kısalan ve kararan kış günlerinde mümkün olduğunca gün ışığına çıkmak. Bulutlu günlerde bile sabah veya öğlen arasında 20-30 dakika dışarıda geçirmek çok faydalı olur.
* Spor yapın. Ağır antrenmanlar gerekli değil, günde 30 dakikalık aktif, tempolu bir yürüyüş yeterli olabilir.
* Sağlıklı beslenin. İştahınız artsa da, karbonhidrat ve basit şekerlere yüklenmemeye çalışın.
* Haftada birkaç gün balık yiyin. Özellikle yağlı balıklardaki omega-3 yağ asitlerinin depresyon tedavisinde yeri var.
* Her gün bir multivitamin alın. Özellikle B vitaminlerinin eksiklikleri depresyonla ilişkilendiriliyor.
* Çok uyumayın. Zorla da olsa kendinizi sabah erken kaldırmaya bakın. Uykuyu azaltmak depresyon tedavisinde kullanılan bir teknik olmaya başladı.

Sansli
16 10 2004, 17:00
* AIDS’e çare uzayda aranıyor
Uluslararası Uzay İstasyonu’nun iki kozmonot ve bir ABD’li astronottan oluşan yeni ekibi uzayda AIDS aşısı deneyi yapacak.
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/291189.asp?0m=T13N]http://www.ntvmsnbc.com/news/291189.asp?0m=T13N[/url]


* Levent`te 5 yildizli saglik merkezi
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gnd128.html]http://www.sabah.com.tr/gnd128.html[/url]


* Kanser esler arasinda bulasivci olabilir
<a target=new href=http://www.dunyaonline.com/158958.asp]http://www.dunyaonline.com/158958.asp[/url]


* Tik bozuklulklari
<a target=new href=http://www.dunyaonline.com/158828.asp]http://www.dunyaonline.com/158828.asp[/url]


* Hamilelikte 9 ayin analizi
<a target=new href=http://www.dunyaonline.com/158850.asp]http://www.dunyaonline.com/158850.asp[/url]

Imbat
18 10 2004, 17:00
Sağlıklı cildin sırrı bitkilerde saklı
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/gny120-20041007-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/gny120-20041007-200.html[/url]

Işıl ışıl sağlıklı bir cilt için cildi sadece temizleyip, nemlendirmek yetmiyor. Bunun için öncelikle şifalı bitkilerle beslenip vücudumuzu toksinlerden arındırmamız gerek. Geriye, mutfakta cildimiz için harika maskeler hazırlamak kalıyor.

Cilt sağlığın aynasıdır diyor uzmanlar. Böbrek veya karaciğerimizde oluşan aksaklıklar cildimizde bazı problemlere neden olabiliyor. İşte bu nedenle güzellik için cildi sadece temizleyip nemlendirmek yetmiyor. Cildin hem içerden hem de dışarıdan korunması şart. Bu noktada imdadımıza faydaları saymakla bitmeyen şifalı bitkiler yetişiyor. Bitkilerle beslenerek vücudumuzu zararlı toksinlerden arındırıp, sağlıklı bir cilde sahip olabiliriz. Öte yandan bitkilerden elde ettiğimiz doğal maskeler sayesinde güzelliğimize güzellik de katabiliriz. Aktüel dergisinin bu hafta okuyucularına hediye ettiği Şifalı Bitkilerle Tedavi- Fitoterapi adlı kitapçıkta şifalı bitkilerin nerede ve nasıl kullanılması gerektiği ayrıntılarıyla anlatılıyor. İşte size bu kitapçıktan bitkilerle güzelleşmenin sırları...

ÖNCE İÇERDEN KORUMA
Cilt sağlığımız üzerinde çevresel faktörlerin yanı sıra boşaltım sistemimizin düzenli çalışması da çok etkili. Kanı temizleyen karaciğer ve böbreklerin, zaman zaman bakıma ihtiyacı olduğu gibi bağırsakların da muntazam olarak boşaltılması gerekiyor. Aşağıda vereceğimiz bitkilerle bu organların bakımı rahatlıkla sağlanabilir.

* Karaciğere etkili bitkiler: Sağlığımızda karaciğerin rolü büyüktür. Enginar yaprağı, hindibağı, arslandişi, dulvarotu, ayrıkotu, siyah turp, kırlangıç otu, limon, altınbaşotu, şahtere, ısırgan otu karaciğeri çalıştıran ve güçlendiren bitkilerdir.

* Böbrekleri çalıştıran bitkiler: Kandaki üre, ürik asit, tuz gibi zararlı maddeleri böbrekler dışarı atar. Enginar yaprağı, hindibağı, arslandişi, dulvarotu, ayrıkotu, ısırgan yaprağı, akkuş yaprağı, ardıç tohumu, çöğen, frenk üzüm yaprağı, lavantin ve altınbaşotu böbreklerin normal çalışmasını sağlayan bitkilerdir.

* Pankreas bezesini çalıştıran bitkiler: Sarmısak, dulvarotu, havuç, ardıç tohumu, böğürtlen yaprağı, mersin yaprağı, ceviz yaprağı, soğan ve adaçayı.

* Cilt için antiseptik bitkiler: Sarmısak, tatlı badem, papatya, kırlangıç otu, ardıç tohumu, lavanta, melisa, nane, ceviz yaprağı, soğan, sinir otu, gül esansı, adaçayı, susi ve kekik kandaki ve ciltteki mikropları temizler.

* Kaşıntılara karşı bitkiler: Papatya, limon, nane ve çöğen (dıştan).

MAZI
20 10 2004, 17:00
x Mutsuz olanın eleştiriye değil sevgiye ihtiyacı var

Uzmanlar, hasta yakınlarının depresyondaki kişiye karşı yanlış tutumları sebebiyle, tedavinin bazen olumsuz etkilendiğine dikkat çekiyorlar. Hastayı eleştirmek, ona nasihat etmek değil, sevgi ve ilgi göstermek gerekiyor
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20041014-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20041014-200.html[/url]


x Ne olursa olsun, umut sizinle kalsin

<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20041011-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20041011-200.html[/url]

Imbat
28 10 2004, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=17322&TYPE=2]Schwarzenegger, hapishanelerde sigara içilmesini yasakladı![/url]

Kaliforniya Valisi Arnold Schwarzenegger, eyalet hapishanelerinde sigara içilmesini yasaklayan yasa teklifini imzalayarak yürürlüğe koydu.

Yeni tütün yasağı, hapishaneler ve islah evlerinde sigara içilmesinin yasaklanmasını, yasağı ihlal edenlere ise para cezası getirilmesini öngörüyor.

Yasağı destekleyenler, tütün yasağının eyaletin sağlık harcamalarından tasarruf sağlayacağını ve 160 bin mahkumun sağlık durumunu iyileştireceğini savunuyor.

Kaliforniya eyaletinin, geçen yıl tütün vergilerinden 1 milyon dolar ve tütün ürünlerinin satışından 370 bin dolar gelir sağladığı belirtiliyor.

Söz konusu yasa teklifini yapan Cumhuriyetçi Parti'den Tim Leslie, Kalifoniya hapishanelerindeki mahkumlarını yarısının sigara içtiğini, bunun sağlık harcamalarına maliyetinin 280 milyon doları bulduğuna işaret etti.

Sansli
29 10 2004, 17:00
* THY uçaklarına kalp cihazı
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~422488%2C00.asp]http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~422488%2C00.asp[/url]

* Rahminden bebek caldilar
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/272944.asp]http://www.ntvmsnbc.com/news/272944.asp[/url]

* Kanser hk. bilmediklerimiz
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29081&Categoryid=7&aid=0]http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29081&Categoryid=7&aid=0[/url]

* Turkiye`de kanserli hasta sayisi artiyor
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29080&Categoryid=7&aid=0]http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29080&Categoryid=7&aid=0[/url]

* Ergenler neden bunalima girer
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29041&Categoryid=7&aid=0]http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29041&Categoryid=7&aid=0[/url]

Sansli
29 10 2004, 17:00
* Astim hizla yayiliyor
L=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?2EF1448]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberemail.asp?2EF1448[/L]

* Hamileler dis filmi cektirmesin
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=13008&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=13008&TYPE=2[/url]


* Kanser patladi
Türkiye'de kanser vakalari bes yilda yüzde 60 artti. Yilda 100 bin kisi
kansere yakalaniyor. Iki bas sorumlu, sigara ve katkili gidalar.
<a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?30260A6]http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?30260A6[/url]

* Bogazina kraker kacti hayati sondu
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29101&Categoryid=7&aid=0]http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29101&Categoryid=7&aid=0[/url]

* kemik erimesi
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29085&Categoryid=7&aid=0]http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=29085&Categoryid=7&aid=0[/url]

Sansli
31 10 2004, 18:00
Her saglikli insan engelli adayidir.
Kendi geleceginiz icin bize destek verin.

Engelli haklari
http://www.bedd.org.tr/ozur_hak.asp


Bedensel Engellilerle Dayanisma Dernegi

http://www.bedd.org.tr/

bedd@bedd.org.tr

İstanbul (Merkez)

Adres : Dragos mutlu sokak No:4 Cevizli/Kartal
Tel: (0216) 370 26 26 pbx
Fax: (0216) 459 87 28


Adana (Şube)
Adres : Turhan Cemal Beriker bulvarı Döşeme mah. sk. No: 17
Tel: (0322) 457 45 75


Antalya (Şube)
Adres : Pamir cad. 141 sk. Kırımlıoğlu aprt. No: 15 Antalya
Tel: (0242) 244 5898


Manisa (Şube)
Adres : Yeni mah. Bahçeler başı cad. No: 25/B Alaşehir
Tel: (0236) 653 49 41

Imbat
31 10 2004, 18:00
Dikkat vücudunuz konuşuyor

Bir mesajın ancak yüzde 7’sinin sözlerle verildiğini belirten beden dili uzmanı Ahmet Şerif İzgören, kalanının ise beden tarafından ifade edildiğini söylüyor.

Kitaba göre, işaret parmağını kaldırıp konuşanlar, gizli bir şekilde karşısındakini tehdit ediyor, elleri kenetli olanlar ise genel bir olumsuzluk ya da hayal kırıklığı yaşadıklarının mesajını veriyor. Ellerini önde birleştirerek el pençe divan duranlar, karşısındakine ne isterseniz yaparım demek isterken, ellerin arkada birleşmesi ise kendine olan özgüveni, meydan okumayı anlatıyor. Parmak uçları birbirine yapıştırarak duruş ise konuya hakim olduğuna, bir elin yüzü kapatması ise endişe içinde bulunulduğuna ait detay veriyor.
Elin çeneyi okşaması bir kimsenin karar verme sürecinde olduğunu gösterirken, dinleyen kişinin eli yanaktayken, başparmağı çene altındaysa karşısındakine eleştirel, hatta rekabetçi yaklaşımını sergiliyor. Diğer parmakların ağzı örtmesi ise iki şeyin ipucu olarak nitelendirilirken, “benim söyleyeceklerim var” veya ‘sana inanmıyorum’ olarak değerlendiriliyor.
Kişiler, kendilerini güvende hissetmek için genelde masa, kürsü gibi bir yerin arkasında olmak istiyor. Eğer bu yoksa savunma güdülerini bacak bacak üzerine atarak ya da kolları kavuşturarak gösteriyor. Özellikle yabancı ortamlarda bulunanlar, kollarını kavuşturarak savunmaya geçiyor, bu sırada başparmaklarını dışarda bırakanlar ise savunmadayım ama rekabete hazırım mesajı veriyor.

BACAKLARDA ÖNEMLİ
Bacak bacak üstüne atmak ise savunmanın diğer bir şekli. Daha çok kadınların tercih ettiği bu oturuş, içine kapanıklık ve savunmaya geçme duygusunun göstergesi kabul ediliyor. Kişi kabuğuna çekiliyor ve fikrini açıklamaya karar verdiğinde bacak bacak üzerine atmaktan vazgeçiyor. Bacağını dizden büküp diğerinin üzerine koyarak oturuş ise meydan okuma, hırs ve rekabetin işareti olurken, ayakları çapraz durumda olan kişilerin sakladıkları itirafları veya verebilecekleri tavizler bulunuyor. Yalan söyleyen kişiler ise yüzüne dokunup, gözlerini kaçırıyor, erkeklerin büyük çoğunluğu yalan söylerken yakasıyla oynuyor ve gömleğini gevşetiyor.

Sansli
01 11 2004, 18:00
Pratik Bilgiler
<a target=new href=http://birisi1.tripod.com/sihhat/pratik.htm]http://birisi1.tripod.com/sihhat/pratik.htm[/url]

Sihhatimiz Icin:
Hızlı kilo verip tekrar almak vücudunuzun zayıflamaya karşı direncini arttırır ve giderek kilo vermeniz zorlaşır. Metabolizma alt üst olur.
Yapılan yeni araştırmalara göre meyve, sebze ve yeşil bitkileri bol yiyen kişilerin daha az kanser ve kalp hastalığına yakalandığı tespit edilmiştir.
Rastgele diyet, rastgele sağlık yani sağlıksızlık demektir. Tekrar ediyoruz, lütfen sağlığınızı hafife almayın. Hayatı, sağlığı ve mutluluğu önemseyin.
Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın çünkü bir kuru erikte 8 kalori var.
Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.
Elma her zaman formunuzu korumak için ideal bir iştah kesicidir. Ayrıca sabah aç karnına yendiğinde bağırsakları çalıştırır.
Eğer ayaklarınız çok ısınıp şişiyorsa onları saatlerce sıcak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayın. Bilekleriniz ve ayaklarınız şişmeyecektir.
Eğer ayaklarınız çok hassas ise, sıcak havalarda şikayetleriniz artıyorsa, her sabah bir kaç damla zeytinyağı ile ovalayın.
Eğer cildiniz kuru ise bir muzu ezin, içerisine bir çay kaşığı bal veya bademyağı karıştırıp yüzünüze sürün. Birkaç dakika bekleyip ılık su ile yıkayın.
Ekşi elma şeker hastaları için ideal bir meyvedir. 100 gramında 58 kalori bulunur. Kan yapıcı özelliğinden ötürü doktorlar tarafından büyüme çağındaki çocuklara ve hastalara önerilir. Hazmı kolaylaştırır, böbrekleri çalıştırır.
Bir büyük soğanı dörde bölün ve orta boy bir bal kavanozuna koyup iyice karıştırın, 24 saat bekletin. Şurup haline geldiğinde soğuk algınlığı olan (öksüren) kişiye sabah, akşam bir yemek kaşığı verin. Soğanın içerdiği yağlar öksürüğü kesecektir.
Nane çayı, mide gazını geçirerek, doluluk hissini ortadan kaldırır ve aynı zamanda hazmı kolaylaştırır midenin daha çabuk boşalmasını sağlar. Nane çayını, kuru naneyi sıcak suya atıp 10 dakika demleyerek elde edebilirsiniz.
Romatizma ağrılarınız tuttuğu zaman sabahları kuru üzümün suyunu çıkarın ve bir bardak için. Çünkü üzüm suyu romatizmaya karşı doğal ilaçtır.
Nezle olduğunuzda bol bol armut yiyin. Hem nezleye iyi gelir hem de mideyi kuvvetlendirir, çarpıntıyı önler ve hazmı kolaylaştırır.
Yoğun tempo, yorgunluk ve stres nedeniyle uyuyamayanlar akşam yemeğinde bir tabak yeşil salata yemeliler. Salatanın içindeki maddelerin rahatlatıcı özelliği bilim adamlarınca ispatlanmış.
Yoğun tempo yüzünden kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız bol bol taze hurma yiyin.

Imbat
04 11 2004, 18:00
Hasta yakınlarının web sitesi, açıldı

<a target=new href=http://www.hastayakini.com ]www.hastayakini.com [/url] adlı sitenin tanıtımı nedeniyle Conrad Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Novartis Türkiye Başkanı Altan Demirdere, bunun, ülkede hasta yakınları için hazırlanmış ilk site olduğunu söyledi. Sağlık sektörünün gizli kahramanları olarak nitelendirdiği hasta yakınlarının, hastalıklarla başa çıkma sürecinde hekim, hemşire, eczacı ve ilaçla birlikte önemli bir güç olduğuna işaret eden Demirdere, şöyle dedi: 'Sitemiz, aslında hayatının bir döneminde mutlaka hasta veya hasta yakını olan ya da olacak hepimiz için sanal buluşma, çözüm bulma, dayanışma, destek alma, yardımlaşma ve dertleşme mekanı olabilme arzu ve amacıyla kuruldu. Nihai hedefimiz, Türkiye'deki tüm hasta yakınları, hastalar, doktorlar, kısacası sağlıkla uzaktan yakından ilgili herkesin 24 saat güvenle tıklayabileceği önemli bir kaynak olmak.'

Imbat
04 11 2004, 18:00
Mikropların direnci artıyor

Tıp dünyası, mikropların ilaçlara gösterdiği direncin artmasından kaygı duyuyor. Washington'da toplanan tıp kongresinde konuşan uzmanlar, bakterilerin antibiyotiklere direncinin yaygınlaştığını, AİDS ve sıtma patojenlerinin de ilaçlara direnç gösterdiğini belirttiler ve bu kaygı verici duruma çare bulabilmek için dünya çapında eşgüdüm gerektiğini vurguladılar.

'Alliance for Prudent Use of Antibiotics' adlı Amerikan derneğinin başkanı Dr. Stuart Levy, kongreye sunduğu bildiride, 'Eşgüdüm ve işbirliği yaparak çabalarımızı yoğunlaştırmazsak, hastalıkların insan ömrünü kısalttığı eski zamanlara döneriz' diyerek uyarıda bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yetkilisi Thomas O'Brien de mikropların direncinin artmasını, 'görmemezlikten gelmeye çalıştığımız gerçek tehlike' olarak nitelendirdi. Uzmanlar, 40'lı yılların ürünü antibiyotiklerin sanayi ülkelerinde gereğinden fazla kullanılmasının, mikropların direncinin artmasında başrolü oynadığını düşünüyor.

Sanayileşmiş ülkelerde AİDS virüsü ve sıtma parazitlerinin de artık tedaviye direnç gösterdiğinin gözlendiğini belirten uzmanlar, tedavi edilemeyen hastalıkların sağlık personeli arasında da yayıldığını, bunun da bakterilerin direncinin arttığını gösterdiğini kaydettiler.

Sansli
08 11 2004, 18:00
* Doğru ısıda yapılan banyo günün bütün yorgunluğundan kurtarır
Banyo deyip geçmeyin. Günün bütün yorgunluğunu ve stresini üzerinizden akan suyla temizlemeniz, yeniden doğmuş gibi olmanız mümkün. Uykusuzluk tedavisinde de yararlanılan, 36-38 derecedeki 20 dakikalık bir banyo, ağrılarınızı azaltıyor, ruhsal ve fiziksel bir gevşeme sağlıyor. Ancak, ardından banyo süresinin iki katı kadar dinlenmeniz şart!
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag104-20041108-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag104-20041108-200.html[/url]
* Kaplıcalar ağrı gidermede ilaçtan bile daha etkili
Kaplıcalar, hayatınızı alt üst eden ağrılardan kurtulmanızı sağlıyor. Kaplıca tedavilerinin ağrı kesicilerden bile daha etkili olduğunu vurgulayan uzmanlar, hiçbir sağlık sorunu olmayanların bile kaplıcalara giderek, bağışıklık sistemlerini güçlendirebileceklerini söylüyorlar
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20041109-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20041109-200.html[/url]
* Bu hastalıkların çözümü şifalı sularda

<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag103-20041109-200.html]http://www.sabah.com.tr/gny/sag103-20041109-200.html[/url]
* Solunum sistemi hastalıkları: Astma bronşiyal, kronik bronşit, allerjik üst solunum yolları hastalıkları, pnömokonyoz.

* Cilt hastalıkları: Egzama, akne, sedef hastalığı.

* Kas iskelet sistemi hastalıkları: Eklem hastalıkları, kireçlenmeler, yumuşak doku romatizmaları, bazı romatizmal hastalıklar, yaralanmalar sonrası oluşan hasarların tedavisi.

* Kalp dolaşım sistemi hastalıkları: Kalp yetmezliği, dolaşım bozukluğu, hipertansiyon, arter hastalıkları.

* Mide bağırsak hastalıkları: Mide hastalıkları, şeker hastalığı (diyabet), şişmanlık (obezite), gut, karaciğer yetmezliği tedavisi.

* Böbrek ve idrar yolları hastalıkları: Kronik sistit, kronik böbrek taşları, fonksiyonel yetmezlik.

* Kadın doğum hastalıkları: Genital organın kronik hastalıkları, kısırlık, ameliyat sonrası hastalıklar, ağrılı ve zor adet görme, genital akıntı.

* Nörolojik hastalıklar: Omurga hastalıkları, travmatik lezyonlar, inme rehabilitasyonu.

Sansli
08 11 2004, 18:00
Yumurtalığını kolunda taşıyor


Hollanda'da 29 yaşındaki kanserli kadının yumurtalığı koluna nakledildi. Tedavi bitince yumurtalık yine rahime yerleştirilecek. Genç kadın hamile kalırsa bu tıp tarihine ilk olarak geçecek.
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/dun106.html]http://www.sabah.com.tr/dun106.html[/url]

Hollandalı doktorlar, serviks (rahim yolu) kanseri 29 yaşındaki bir kadının yumurtalığını çıkarıp koluna nakletti. Kanser tedavisi tamamlandıktan sonra yumurtalık yeniden rahim bölgesine yerleştirilecek. Eğer genç kadın hamile kalırsa, bu tıp tarihinde bir ilk olacak. Dünyanın tanınmış isimleri arasında yer alan Türk Dr. Kutluk Oktay'ın başlattığı yumurtalık dokusu nakli yönteminin geliştirilmesiyle ortaya çıkan bu uygulama, başarılı olduğu takdirde birçok kadına umut sağlayacak. Leiden Üniversitesi'ndeki doktorlar, yumurtalığı kılcal kan damarları bağlantılarıyla birlikte çıkarıp hastanın koluna nakletti. Burada yumurtalık yeniden kan damarlarına bağlanarak yaşaması sağlandı. İşlevini sürdürmeye devam ettiği ve hasta kadının üretkenliğini yitirmesini engellediği belirtilen yöntemde, yumurtalığın zarar görmeden korunması sağlanmış oldu. Operasyonu gerçekleştiren Dr. Carina Hilders, yumurtalığın kan damarlarına bağlantılarının da sağlandığı için üreme şansını büyük oranda artırdığını belirtti. Belçikalı doktorlar, Ouarda Touirat (32) adlı kadının yumurtalık dokusunu kanser tedavisi öncesi çıkarmış, kanserden tamamen arındıktan sonra yeniden nakledilen dokular sayesinde adet görerek yumurtalık fonksiyonlarının yeniden çalışmasını sağlanmıştı.

Imbat
11 11 2004, 18:00
2006'da öyle bir ilaç piyasaya çıkıyor ki: Hem sigarayı bıraktırıyor, hem kiloları hafifletiyor

Sigarayı bırakmak isteyenler için hazırlanan 'Rimonabant' isimli ilacın, kilo vermeyi kolaylaştırdığı ve kandaki kötü kolesterol miktarını düşürdüğü ortaya çıktı. İlacı iki yıl boyunca 3 bin hasta üzerinde deneyen ABD'deki Columbia Üniversitesi yetkilileri, İlk kez bir ilaç sigara, kolesterol, yüksek tansiyon ve kilo sorunuyla aynı anda mücadele ediyor açıklamasını yaptı. Üretici firmanın sözcüsü ise, ilacın 2006'da piyasaya sürüleceğini duyurdu.
11/11/2004

Imbat
15 11 2004, 18:00
İngiltere’de abur cubur reklam yasağı

İngiltere’de çocuklarda aşırı şişmanlığa yol açan gazlı içecekler, patates cipsleri, şekerleme ve çikolatalar gibi abur cuburların reklamlarının televizyonda yayınlanmasının, çocukların uyanık olduğu saatlerde yasaklanması planlanıyor.

<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/296084.asp?0m=S14Z&cp1=1]http://www.ntvmsnbc.com/news/296084.asp?0m=S14Z&cp1=1[/url]

Sansli
22 11 2004, 18:00
Işte mucize ilaç! Sigara bağımlılığını önlüyor, zayıflatıyor

<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18711&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18711&TYPE=2[/url]

Amerikalı bilim adamları, sigara ile alkol bağımlılığını ortadan kaldıran ve zayıflatan mucize bir ilaç bulduklarını açıkladı.

İngiltere'de yayımlanan `Daily Mail' gazetesi, bilim adamlarının `her derde deva' olacak bir ilaç keşfettiğini yazdı. `Accomplia' adlı mucize ilacın, kişinin zayıflamasına yardım etmenin yanı sıra, sigara ve alkol bağımlılığını da ortadan kaldırdığı belirtildi. Bilim adamları ilacın, beyine bir sinyal göndererek nikotin ile alkol alma arzusunu ve iştahı azalttığını ortaya koydu. Uzmanlar günde bir kez alınan ilacın, bir buçuk yıl sonra piyasaya sürüleceğini belirtti.

New York'daki Kolombia Üniversitesi'ne bağlı Saint Luke's Roosvelt Hastanesi tarafından yürütülen çalışmalarda, `Accomplia' adlı ilacın, kalp- damar sağlığını olumlu yönde etkilediği, şeker hastalığı ve kolestrole iyi geldiği bildirildi. Kuzey Amerika'da aşırı kilolu 3 bin kişi üzerine yapılan araştırmaya göre, `Accompllia` adlı ilacı kullanan kişilerin kilolarında, kullanmayanlara oranla, yüzde 10 oranında azalma gözlendiği açıklandı. Araştırma bulgularına göre, ilacı kullanan kişilerin iyi kolestrollerinde yüzde 24'e varan bir artış görüldüğü de belirtildi.

Bilim adamları, ilacın, kalp hastalıkları ve diyabetle mücadelede çok önemli bir rol oynayacağını kaydetti. Aşırı yeme olarak bilinen obezite hastalığının günümüzün en büyük sorunlarından biri olduğunu vurgulayan bilim adamları, `Accomplia' adlı ilaç sayesinde iştahın kesileceğini ve buna bağlı olarak meydana gelen kalp rahatsızlıklarının da önüne geçileceğini vurguladı. Uzmanlar nikotin ihtiyacını da önemli ölçüde azaltan ilacın, sadece İngiltere'de yılda 35 bin kişinin ölümüne neden olan akciğer kanseriyle mücadelede önemli bir rol oynayacağını kaydetti.

İngiltere Milli Obezite Derneği Başkanı Dr. David Haslam, ilacın mucizeler yarattığını belirterek, Bu ilaç sınırsız sayıda hayatı kurtaracak. İlaç sadece kilo kaybına neden olmakla kalmıyor, kalp- damar rahatsızlıklarına da çözüm getiriyor' dedi.

Fransız firması Sanofi- Aventis tarafından üretilen Accomplia adlı ilaç, 2006'dan itibaren satışa sunulacak.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 18.11.2004

Sansli
22 11 2004, 18:00
Beyindeki pıhtıyı ultrasonla çözdüler

<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18712&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18712&TYPE=2[/url]

Amerikalı uzmanlar, beyin damarlarındaki pıhtıları ilaç destekli ultrasonla çözmeyi başardı.

Houston üniversitesinden nöroloji profesörü Andrei Alexandrov başkanlığındaki doktor ekibi, beyin damarlarında rahatsızlık olan 126 kişiyi t-PA adlı ilaç ve ultrasonla tedavi etti.

Alexandrov, 'Beyindeki pıhtı yüzünden rahatsızlananlarda ultrason ve t-PA ile tedavinin yararını ilk kez tıbben gösterdik' dedi.

T-PA'nın, damar cidarına yapışan pıhtının çözülmesine katkıda bulunan 'plasminojen' proteinini harekete geçirdiğini belirten profesör, 'Bu yöntemle beyindeki kan akışının düzeldiğini ve hastanın iyileştiğini' makalesinde belirtti.

Profesöre göre; ses dalgaları, pıhtılaşmış yapıların iç ve dış yüzeyindeki molekülleri titreştirerek, t-PA'nın çözücü etkisini artırıyor.

Alexandrov, bu yöntemle tedavi edilen hastaların yarısında, tedaviden sonraki iki saat içinde pıhtının hemen hemen tamamen yok olduğunu ve iyileşme kaydedildiğini vurguladı. Sadece t-PA ile tedavi edilen hastalarda ise bu oran yüzde 30'da kaldı. Her iki grupta beyin kanaması geçirenlerin oranı ise yüzde 4,8 oldu.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 18.11.2004

Sansli
02 12 2004, 18:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18970&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=18970&TYPE=2[/url]

Küresel grip salgını geliyor... Nasıl korunmalıyız?

Sağlık Bakanlığı Dünya Sağlık Örgütü'nün, Küresel grip salgını tehlikesi her zamankinden daha yakın açıklamasına karşı geleneksel korunma yöntemlerinin geçerli olduğunu bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü'nün uyarısına karşın Bakanlıkta şu ana değin herhangi bir bilimsel toplantı yapılmadığı öğrenildi.

BOL MEYVE TÜKETİN

Bakanlık, vatandaşlara bol meyve tüketin önerisini yinelerken, Gripten korunmanın başlıca yolu vücut direncinin düşmesini engellemekten geçer. Bu nedenle mevsim özelliklerine uygun giyinmeli, bol sıvı gıdalar, taze meyve ve sebze tüketilmelidir. Hastalar ile yakın temastan, ortak eşya kullanımından kaçınılmalıdır önerisinde bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü, yeni bir küresel grip salgınının kapıda olduğunu ve böyle bir salgında 2-7 milyon kişinin hayatını kaybedebileceğini bildirmişti.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 27.11.2004

Sansli
04 12 2004, 18:00
Öksürüğe karşı çikolata!

<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=135161]http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=135161[/url]

LONDRA - Britanya'daki Imperial College uzmanları, çikolatadaki
'theobromine' adlı maddenin kronik öksürük vakalarına iyi geldiğini öne sürdü. Çikolatanın hammaddesi kakaodaki maddenin, en iyi öksürük ilacı sayılan 'kodein'den yüzde 30 oranında daha etkili olduğu açıklandı.
Araştırma sırasında 10 sağlıklı hastaya önce öksürüğe yol açan 'capsaicin' maddesi verildi. Deneklere ardından 'theobromine', 'kodein' veya etkisiz bir madde verildi. Theobromine'in kodeine göre yüzde 30 daha etkili olduğu tespit edildi.
'Faseb Journal' adlı dergiye göre 'theobromine'in etkisi akciğer sinirlerinin aktivitesini yavaşlatmasına bağlı. Theobromine'in diğer ilaçlara göre merkezi sinir sistemine yönelik yan etkilerinin de daha az olduğu ve öksürük ilaçlarının yarattığı uyku halini de vermediği belirtildi.

Sansli
04 12 2004, 18:00
Modern hayatin korkulan hastaligi

<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2004/11/23/yasam/ayas.html]http://www.milliyet.com.tr/2004/11/23/yasam/ayas.html[/url]

En çok 20 - 30'lu ya&#254;larda görülen panik atak, genelde aniden ortaya ç&#253;kan yo&#240;un s&#253;k&#253;nt&#253; ya da korku nöbetleridir. Hastay&#253;, sosyal hayattan kopar&#253;p eve ba&#240;&#253;ml&#253; hale getirir. Kad&#253;nlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha s&#253;k görülür

Modern ça&#240;&#253;n getirdi&#240;i görülme s&#253;kl&#253;&#240;&#253; artan ruhsal sorunlardan biri de panik atak. Son y&#253;llarda artan bir sorun olan panik atak, hafife al&#253;nmayacak kadar ciddi bir hastal&#253;k.
Kentlilerin sorunu olarak da tan&#253;mlanan panik atak en çok 20-30'lu ya&#254;larda ba&#254;lay&#253;p, hastay&#253; sosyal hayattan kopar&#253;yor ve eve ba&#240;&#253;ml&#253; hale getirebiliyor.
&#221;stanbul T&#253;p Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dal&#253;, Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dal&#253; Ba&#254;kan&#253; Prof. Dr. Sedat Özkan, panik atakla ilgili merak edilenleri yan&#253;tlad&#253;...

Panik atak nedir?
Panik atak ve panik bozukluk anksiyete bozukluklar&#253; içinde tan&#253;mlan&#253;r. Anksiyete (kayg&#253;, bunalt&#253 ;) , ya&#254;am&#253;n sürdürülmesi ve uyum davran&#253;&#254;&#253;n&#253;n geli&#254;imini sa&#240;layan bir duygudur. Bir yere kadar sa&#240;l&#253;kl&#253; olan bu duygunun ya&#254;anmas&#253; bir noktadan sonra ki&#254;inin ya&#254;am&#253;n&#253; ve di&#240;er insanlarla olan ili&#254;kilerini olumsuz etkilemeye ba&#254;lar.

Panik ata&#240;&#253; korku mu tetikler?
Panik, egonun kendisini tehdit alt&#253;nda hissetmesidir. D&#253;&#254; dünyadan gelen bir tehlikeye kar&#254;&#253; geli&#254;en tepki, korkudur. Korkan insan, bedeni ve iç güdüleriyle tepki verir, kaçar ya da korktu&#240;u nesne veya durumla sava&#254;&#253;r. Kaçamay&#253;nca ya da kayna&#240;&#253; yok edemeyince ciddi zorlanma ya&#254;ar.

Belirtileri nelerdir?
Aniden ba&#254;layan ve tekrarlayan, yo&#240;un s&#253;k&#253;nt&#253; ya da korku-kriz nöbetleridir. Atak, birden ba&#254;lar ve h&#253;zla doruk düzeyine ula&#254;&#253;r (genellikle 10 dakika ya da daha k&#253;sa sürede). Buna, yak&#253;nda bir tehlikenin do&#240;aca&#240;&#253; ya da ki&#254;inin sonunun geldi&#240;i duyumu ve kaçma dürtüsü e&#254;lik eder.

Kaç &#254;ekilde görülür?
&#221;lki, beklenmedik panik ataklard&#253;r. Bir neden olmaks&#253;z&#253;n aniden ortaya ç&#253;kar. &#221;kincisi, duruma ba&#240;l&#253; panik ataklard&#253;r. Bir y&#253;lan görme gibi tetikleyici bir etkenle kar&#254;&#253;la&#254;ma durumunun ard&#253;ndan ya da kar&#254;&#253;la&#254;aca&#240;&#253;n&#253;n dü&#254;ünülmesi sonucu ortaya ç&#253;kar. Üçüncüsü, tetikleyici bir etkenle kar&#254;&#253;la&#254;man&#253;n ard&#253;ndan ortaya ç&#253;kan, her zaman için bununla ba&#240;lant&#253;l&#253; olmayan 'durumsal e&#240;ilim gösterebilen panik ataklar'd&#253;r.

S&#253;kl&#253;kla ne gibi hastal&#253;k veya durumlarla kar&#253;&#254;t&#253;r&#253;l&#253;r?
Panik atak s&#253;ras&#253;nda ölüm korkusu, delirme korkusu, kontrolünü kaybetme korkusu gibi bulgulara ek olarak çarp&#253;nt&#253;, gö&#240;üs a&#240;r&#253;s&#253;, bay&#253;lacakm&#253;&#254; gibi olma ve nefes darl&#253;&#240;&#253; gibi kardiyovasküler belirtiler ön planda hissedilir. S&#253;kl&#253;kla kalp kriziyle kar&#253;&#254;t&#253;r&#253;l&#253;r. Ruhsal belirtilere, bedensel belirtiler de e&#254;lik etti&#240;i için hastalar ya&#254;ad&#253;klar&#253;n&#253;n ruhsal bir sorun olabilece&#240;ini ak&#253;llar&#253;na getirmez ya da kabul etmek istemez. Bu hastalar&#253;n panik ata&#240;&#253; geçirdi&#240;i genelde anla&#254;&#253;lamaz ve bu nedenle yanl&#253;&#254; tan&#253; ve tedavi s&#253;k görülür.

Hastalar&#253;n ço&#240;u kad&#253;n
Kimlerde daha s&#253;k görülür?
Kad&#253;nlarda erkeklere göre 2-3 kat daha s&#253;k görülür. Hastalar&#253;n yüzde 75-80'i kad&#253;nd&#253;r. Terk edilme endi&#254;esi fazla olan insanlarda artar. Ça&#240;&#253;m&#253;z insan&#253;n&#253;n birey olarak yaln&#253;z kald&#253;kça panik ata&#240;&#253;n artmas&#253; bekleniyor.

Görülme s&#253;kl&#253;&#240;&#253; nedir?
Ya&#254;am boyu yayg&#253;nl&#253;&#240;&#253; de&#240;i&#254;ik çal&#253;&#254;malarda yüzde 1.5 - 3.5 aras&#253;nda saptanm&#253;&#254;t&#253;r. Bu oran gittikçe artmaktad&#253;r.

Eve ba&#240;&#253;ml&#253; hale getirir
Yol açt&#253;&#240;&#253; sosyal sorunlar neler?
Hastalar, eve ba&#240;&#253;ml&#253; bir duruma gelebilirler. Yanlar&#253;nda bir ba&#254;kas&#253; olmadan soka&#240;a ç&#253;kamad&#253;klar&#253; görülür.

Tedavide izlenen yol nedir?
Panik atak sistematik, sab&#253;rl&#253; ve uzun süreli bir tedaviyle çok büyük oranda tedavi edilebilir. Tedavide hem ilaçlar&#253;n, hem psikoterapinin hem de sosyal düzenlemelerin yeri var.

Korunman&#253;n yolu var m&#253;?
Gelece&#240;ini güven ve emniyette hisseden insan daha az panik ya&#254;ar. Kendisini sa&#240;l&#253;kl&#253; var eden, çal&#253;&#254;&#253;p üreten, seven, sevilen insan kolay kolay pani&#240;e kap&#253;lmaz.

Hastal&#253;&#240;&#253;n belirtileri


Çarp&#253;nt&#253;
Terleme
Titreme ya da sars&#253;lma
Nefes darl&#253;&#240;&#253; ya da bo&#240;uluyor gibi olma
Solu&#240;un kesilmesi
Gö&#240;üs a&#240;r&#253;s&#253; ya da gö&#240;üste s&#253;k&#253;nt&#253; hissi
Bulant&#253; veya kar&#253;n a&#240;r&#253;s&#253;
Ba&#254; dönmesi ya da sersemlik hissi
Gerçekd&#253;&#254;&#253;l&#253;k alg&#253;s&#253;
Kontrolünü kaybedece&#240;i veya ç&#253;ld&#253;raca&#240;&#253; korkusu
Ölüm korkusu
Ü&#254;üme, ürperme ya da ate&#254; basmalar&#253;
Ataklar genelde aniden ortaya ç&#253;kar ve atak ortaya ç&#253;kt&#253;&#240;&#253;nda bunu durduracak bir yol yoktur

Sansli
06 12 2004, 18:00
Parkinson hastaları için umut ışığı

<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=19252&TYPE=2]http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=19252&TYPE=2[/url]

Cüzzam ve verem hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir antibiyotik olan rifampisin, parkinson hastalarına da umut vadediyor.

Laboratuvarlarda yapılan testlerde, rifampisinin parkinson hastalarının beyin hücrelerinin ölümüne neden olan protein fibrillerinin oluşumunu önlediği ortaya çıktı.

Kaliforniya Üniversitesi'nde araştırmalarını yürüten bilimadamları, ilacın varolan fibrilleri de yok ettiğini belirtti.

'Kimya ve Biyoloji' dergisinde yayımlanan araştırma halen ilk safhalarında.

Test tüplerinde yapılan deneylerle, rifampisinin etkilerini araştıran bilimadamları, şimdi deneylerin yaşayan hücreler üzerinde aynı etkiyi verip vermediğini belirlemek için hücre kültürleri ve fareler üzerinde de çalışmalar yapmaya başladılar.

Profesör Anthony Fink, araştırmanın tedavilerde kullanılıp kullanılamayacağının belirlenebilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirtiyor.

Eğer araştırma başarılı olursa, parkinson hastalığınının ilerlemesini teşhis edildiği an durdurmak mümkün olabilir Profesör Andrew Fink Fink, eğer araştırma olumlu sonuçlar verirse, bunun parkinson hastalığının ilk safhalarında kullanılacak oldukça yararlı bir tedavi yöntemi olabileceğini belirtiyor.

Profesör Fink'e göre, 'varolan fibrillerin parçalarına ayrılması, belki de bu çalışmanın en ilginç bulgularından biri. Eğer araştırma insanlar üzerinde de olumlu sonuçlar verirse, parkinson hastalığının teşhis konduğu andan itibaren ilerlemesi engellenebilir'.

Araştırma, Parkinson Hastalığı Örgütü tarafından 'çok ilginç' olarak nitelendirildi.

Örgütün sözcüsü Robert Meadowcroft, rifampisin hakkındaki araştırmanın henüz çok erken safhalarında bulunduğunu ancak elde edilen onuçların oldukça olumlu göründüğünü belirtti.

Parkinson, beyinde dopamin adı verilen bir kimyasal salgılayan beyin hücrelerinin ölümü nedeniyle ortaya çıkan bir hastalık.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 07.12.2004

Sansli
03 01 2005, 18:00
[b]Yapay göğüsle daha uzun hayat [b]

Kanser nedenyle göğüsler alınan kadınların, estetk amelyatla göğüs yaptırmaları ömür beklentlern kısaltmıyor, aksne uzatıyormuş.

Uzmanlar, meme taramalarının sağlıklı yapılmasını engelleyeceğ ve olası belrtlern atlanmasına neden olableceğ çn, göğüs mplantlarını önermyordu.

ABD Kuzey Kalfornya Kanser Araştırma Merkez'nde 5 bn kanser hastası kadın üzernde, 12 yıl süren br araştırma yapıldı. Kadınların yüzde 21', gögüsler alındıktan sonra mplant yaptırdı. İmplant takılan kadınlarda, nükseden kanserden ölüm rsk yüzde 12.4 olarak saptanırken, bu rsk mplant takılmayan kadınlarda yüzde 19.7 olarak belrlend.

Doktorlara göre yapay göğüse kavuşan kadınların kendlerne olan güvenlernn artması ve daha sık kontrole gtmeler ölüm oranını azaltıyor.

Kaynak: MİLLİYET
Tarh: 04.01.2005

Imbat
10 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.zaman.com.tr?hn=130936&bl=kadnale&trh=20050111]http:www.zaman.com.tr?hn=130936&bl=kadnale&trh=20050111<a]

Btksel yağlar snrler yatıştırıyor


Uzun yıllardır aromaterap, akupunktur ve kozmetk gb alternatf tıp yöntemler üzerne çalışan Prof. Dr. Al Sezen, özellkle gül ve lavanta yağlarının cld gevşeterek nsanlara rahatlık hss verdğn söylüyor.

Btksel yağların kullanımına dayanan aromaterap, snrler yatıştırarak stres önlüyor. Ççek, kök, ağaç ve meyve kabuklarından elde edlen aromaterapk (btksel) yağlar, btklern kalb sayılıyor. Yüz ve vücut bölgelernde kullanılarak kşnn kendsn y hssetmesne ve günün yorgunluğunu üzernden atmasına yardımcı oluyor. Üstelk kmyasal laçların yol açtığı yan etkler de bulunmuyor. Aromaterap, akupunktur ve kozmetk gb alternatf tıp yöntemler üzerne çalışan Prof. Dr. Al Sezen, özellkle gül ve lavanta yağlarının cld gevşeterek rahatlık hss verdğn söylüyor.

Aromaterap, btklerden elde edlen yağların kullanımına dayanan doğal br tedav yöntem şeklnde tanımlanıyor. ‘Aromaterapk yağ’ adı verlen btksel yağlardan çıkan enerj, nsanı saknleştrerek stresten kurtarıyor. Yağların masaj, buğu şeklnde veya banyoda kullanıldığını belrten Prof. Dr. Sezen, “Btklern koku ve yağlarını kullanmak beş bn yıl önceye dayanıyor. Aromaterapk yağlar, bnlerce yıllık geçmş le nsanlığa şfa dağıtan yleştrc özellğ olan yağlardır.” dyor.

Aromaterapnn günümüzde yenden br yaşam bçm olduğunu dle getren Sezen, şöyle devam edyor: “Aromaterap, nsanın kendsn sağlıklı ve znde hssetmesn sağlayan, en önemls kmyasal laçların yol açtığı yan etkler bulunmayan alternatf tedavlern en popüler uygulaması halne geld.” Sezen, aromaterapk yağların ççek, kök, ağaç, meyve kabukları ve yapraklardan damlacıklar halnde elde edldğn, btklere hayat ve koku veren tüm özellkler taşıdığını fade ett.

Aromaterap yöntemnn en öneml özellğ bedensel savunma mekanzmalarını hızlandırarak vücudu br bütün olarak yleştrmesdr. Aromaterapde toplam 46 çeşt yağ kullanılıyor. Bu yağlar, güneş ışınından etklendkler çn koyu renkl şşelerde muhafaza edlyor. Yüzde yüz konsantre olan aromaterapk yağlar, avokado, badem, buğdayözü, zeytn ve üzüm çekrdeğ gb yardımcı yağlarla brlkte kullanılıyor. Çünkü clt üzernde drekt uygulanablmeler çn yardımcı yağlarla yumuşatılmaları gerekyor. Bu arada yardımcı olarak kullanılan yağlar da tek başına yleştrc özellğe sahp mneral, proten ve vtamn depolarıdır. Güzellk tedavsnde uygulanan temel aromaterapk yağlar, yaşlanmayı gecktryor. Syah nokta ve aknelern gderlmesn sağlıyor. Tonk ve dern temzleyclerle brlkte yüze rutn olarak sürülüyor. Hang btksel yağın faydalı olacağı se clt problem ve türüne göre belrlenyor. Kaşıntı olan clde papatya yağı, aknel ve yağlı cltlere ardıç, syah noktalara lmon yaprağı, çatlak ve gevşek cltlere mandalna, kuru ve hassas cltlere kadfe ççeğ, sorunlu cltlere mmoza, buruşuk ve solgun yüzlere portakal yağı uygulanıyor. Yüzü günlük temzlemek çn kuru ve olgun cltlere nerol yağı, normal ve karışık cltlere gül, yağlı ve lekel olanlara se lavanta yağı tavsye edlyor. Aromaterapk yağlar bazı yardımcı yağlarla karıştırılarak da kullanılablyor. Mde bozukluğu, gaz ve hazım hastalıklarında nane yağı kullanılablyor. Tatlı bademyağı normal ve karma cltler, buğday yağı olgun, şeftal özü hassas, kayısı özü kuru, jojoba yağı yağlı ve rte, ayççeğ ve avokado yağlı ve lekel, akşam yaban çuhaççeğ buruşuk cltlere y gelyor.

Btksel yağlar daha güzel görünmenn yanında snrler yatıştırmak çn de kullanılıyor. Aromaterapk yağları masaj, buğu şeklnde veya banyoda uygulayablrsnz. Fazlası clde yağlı br görünüm vererek syah lekeler oluşturduğu çn az mktarda kullanın. Yardımcı yağlarla karıştırmayı unutmayın. Yağın masajla clde yedrlmes en y yöntemdr. Yağı aşağıdan yukarıya doğru en az üç dakka uygulayın. Masaj sayesnde ayrıca kaslarınızın gevşemes ve kan dolaşımının hızlanmasını sağlayacaksınız. Böylece cldnzn kendn yenlemesne de yardımcı olacaksınız.

Nane yağı brçok hastalıkta tedav amaçlı kullanılıyor

Alternatf tıpta kullanılan btksel yağlardan br de nane yağı. Özel yöntemle üretlen nane yağı başta solunum yolu rahatsızlığı olmak üzere brçok hastalığa y gelyor. Almanya’da 54 yıldır kullanılan nane yağı, yapılan laboratuvar araştırmalarında baş, dş, romatzma ağrıları, kas rahatsızlıkları, hazımsızlık ve mgren gb brçok sağlık problemnde tedav amaçlı kullanılıyor. Mde bozukluğu, gaz ve hazım hastalıklarında se karın yağ le ovulduktan sonra br k damla yağ, br şeker parçasına damlatılarak alınır veya br bardak ılık suya karıştırılarak çlyor. Avrupa’da Chna Oel adı verlen nane yağını aynı smle ülkemze Pronova Gıda Şrket getrmş. Br aylık, 6 aylık ve 1 yıllık şşelerde pyasaya sürülen ürün eczanelerde bulunuyor.

11.01.2005

Sansli
12 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050113yasamaxyas02.ht ml]http:www.mllyet.com.tr20050113yasamaxyas02.html<a]

Alelere 'cep' uyarısı

İnglz blm adamları, ebeveynler uyardı: Cep telefonları, 8 yaşından küçük çocuklarda beyn tümörü rsk yaratıyor
İngltere Ulusal Radyolojk Koruma Kurulu, tümör rsk yarattığını bldrerek, ebeveynlere 8 yaşından küçük çocuklarınıza cep telefonu kullandırmayın uyarısı yaptı. Kurulun raporunda, Araştırmalar, cep telefonlarının sık kullanılmasının beyn ve kulakta tümör oluşmasına yol açtığını ortaya koyuyor fadeler kullanıldı.
Çocukların cep telefonu kullanmasına zn verlmemes ve baz stasyonlarının okulların yakınına kurulmaması gerektğn vurgulayan Kurul Başkanı Prof. Wllam Stewart, konuyla lgl şunları söyled:
Ergenlk çağındak çocukların güvenlkler çn cep telefonu kullanılmasına zn verleblr. Ancak 3-8 yaş arasındaklere telefon vermenn haklı yanı olamaz. Tehlke görmezden gelnyor.

Ürküten sonuçlar


İsveç'te uzun sürel br araştırmada, 10 yıl cep telefonu kullananlarda ştme duyusu snrlernde anormal büyüme görüldü.
Hollanda'da, cep telefonu snyallerne maruz kalmanın hafıza ve reaksyon zamanlaması gb blşsel fonksyonları etkledğ belrlend.
Almanya'da, baz stasyonları yakınında kanser vakalarının arttığı saptandı.
AB ülkelernde yapılan araştırmalar, cep telefonu snyallernn DNA'ya zarar verebleceğn ortaya çıkardı.
Araç kullanırken cep telefonu kullanmak, trafk kazası htmaln artırıyor. Raporda, bu rsk 'öneml' olarak ntelenyor.

Sansli
12 01 2005, 18:00
Bu çocuklar nasıl yleşsn?

Gazantep Çocuk Hastanes'nde br yatakta 3-10 hasta yatıyor. Başhekm, Hastayı ger m çevrelm? dyor

125 yataklı hastanede 259 çocuğu tedav ettklern vurgulayan Başhekm Dr. Mehmet Berk, olanaklarını zorlayarak yatak kapastesn 140'a yükselttklern, ancak yne de sıkıntı çektklern söyled. Refakatçlern de durumu yce çnden çıkılmaz hale getrdğn belrten Dr. Berk, Br yatakta 3 - 10 hastanın yattığı, koğuşlarda refakatçlerle brlkte 50 kşnn yattığı br hastanede nasıl sağlık hzmet verlebleceğn, kamuoyunun takdrne bırakıyorum ded.

Br kuvözde k bebek
Özellkle yoğun bakımda sıkıntının büyük olduğunu kaydeden Berk, sözlern şöyle sürdürdü: 11 yataklı üntede 47 çocuk yatıyor. Sakıncalı olmasına rağmen br kuvözde 2 bebek yatırdığımız oluyor. Çünkü, hastayı ger çevremeyz, bu vcdan br davranış olmaz.

Sansli
17 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050117yasamayas.html]http:www.mllyet.com.tr20050117yasamayas.html<a]

Kemoterapye karşı anne sütü

ABD'de kanser hastaları, kemoterapnn yan etklern gdermek çn reçeteyle anne sütü bankalarına başvuruyor

28 hasta kullanıyor
CALIFORNIA'DAKİ Mother's Mlk Bank'ın (Anne Sütü Bankası), son 4 yılda doktor reçetesyle gelen 28 hastaya anne sütü verdğ belrlend. Kanser uzmanları, bu uygulamanın şe yarayıp yaramayacağı konusunda ellernde net br ver olmadığını söylerken, hastalar anne sütü çmeye başladıklarından bu yana sağlıklarının yye gttğn dda ett.

Haftada k kez çyor
1999'DA prostat kanser teşhs konan blgsayar uzmanı Howard Cohen, anne sütü çen hastalardan br. Eşm, İsveç'te yapılan br araştırmanın sonuçlarını okumuş. Ben de okudum ve anne sütü çmeye başladım. Semptomlarda öneml br gerleme kaydettk dyen Cohen, haftada k kez anne sütüyle hazırladığı meyvel çecekler çyor.

Süttek proten kanser vuruyor

İsveç'te 1995 yılında yapılan araştırmada, blm adamları anne sütünde bulunan br protenn test tüplerndek kanser hücrelern öldürmeye yardımcı olduğunu keşfett. İsveçl araştırmacılar halen bu protenn etklern çeren br laç gelştrmek çn çalışıyor.

Imbat
19 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=20438&TYPE=2]http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_news.cfm ?ID=20438&TYPE=2<a]

11 aylık bebeğn 6 organı değştrld

ABD’nn Florda eyaletnde, başarılı geçen br amelyat sonucunda 11 aylık br Japon bebeğn altı organı değştrld.

Mam Memoral Hosptal hastanes kaynakları, 24 Aralıkta yapılan ve 8 saat süren amelyat sonucunda, altı aylık br bebekten alınan mde, pankreas, dalak, böbrek le nce ve kalın bağırsağın 11 aylık bebeğe nakledldğn açıkladı.

Yetşknlerde organ naklne 1997’de zn veren Japonya’da, 15 yaşından küçüklern verc olması yasaklandığından bu türden br amelyatın Japonya’da yasak olduğu belrtld.

Kaynak: NTVMSNBC
Tarh: 17.01.2005

Sansli
25 01 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@ nvd~528361%2C00.asp]http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@nvd~5 28361%2C00.asp<a]

ABD’de br şrket, sgara çenler kovdu

ABD’nn Mchgan eyaletnde faalyet gösteren br sağlık şrket, sgara çen bütün çalışanlarını şten çıkardı. Karar sağlık gderler nedenyle alındı.

Weyco Inc. sml şrket, sgara çp çmedklern tespt etmek çn uyguladığı teste grmek stemeyen dört çalışanının şne son verd. Frmanın 1 Ocak tarhnde, ş yernden çıktıktan sonra ble olsa sgara çenlern şten atılacağına dar br karar aldığı ve bunu daha önceden duyurduğu belrtlyor. Şrket kurucusu Howard Weyers, sgara karşıtı bu kararın, şrketn sgara kullanan çalışanlarının buna bağlı rahatsızlıklardan kaynaklanacak sağlık gderlern karşılamak stemedğ çn aldığını fade ett.

Imbat
27 01 2005, 18:00
- <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews290958.asp]Grp ve soguk algnlg<a]


- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag102-20041010-200.html]Sfal Eczaclar Gelyor<a]


- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag103-20040924-200.html]Dyabet hastaları br günde toplam 6 öğün yemeldr <a]
Dyabette zayıflama programı nasıl olmalı?
Dyabette klo almanın ve obeztenn altında yatan esas neden, hpoglsem ya da kan şeker düşmesdr.
- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag101-20040924-200.html]Seker hastalar sert meyveler yemel<a]


- <a target=new href=http:www.mllyet.com.trextravenusdyetndex.html]Dyet urunler kararnda tuketlmel<a]

Sansli
07 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050207yasamyas07.html]Türk doktorların Avrupa başarısı<a]

İTALYA'NIN Roma kentnde Avrupa Katarakt ve Refraktf Cerrahlar Cemyet tarafından düzenlenen kongrede, Dünya Göz Hastanes'nden Dr. Baha Toygar'ın yaptığı katarakt operasyonu canlı zlend. Toygar, 77 yaşındak br İtalyan hastaya, gözç lens mplantasyonu koymak suretyle katarakt amelyatı yaptı. Dr. Efekan Coşkunseven de, lazersz amelyat yöntem eplask le ntralask tedavdek gelşmeler anlattı.

Sansli
07 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=haberler&alt=&trh=20050207&hn=140234]‘5 yıl çnde felçller yürüteceğz’<a]

Profesör Song Chang Hun, bebeklern kordon bağındak kandan elde edlen kök hücrelern, hastası Hwang M-Soon’un bel bölgesndek kırılan omurlğne naklett.

Güney Kore’nn önde gelen blm merkezlernden Chosun Ünverstes’nde gerçekleştrlen amelyat özel znle yapılabld.

Prof. Chang Hun, dünyadak mlyonlarca felçly ümtlendren başarısını Zaman’a anlattı. Doktor Hun,“Bu tesadüf değl. Büyücülük yapmıyoruz. İnanıyorum k, 2010 yılına gelmeden tüm felçllern br şeklde tekrar ayağa kalkmasını sağlayacağız.” dyor ve eklyor: “Yne de kesn durumu öğrenmek çn mart ayına kadar yapacağımız uygulamaları görmelyz.” Prof. Hun ve 6 kşlk cerrah ekb, bayan Hwang M-Soon’a uyguladıkları amelyat teknğnn benzern, şubat ayı çersnde beş felçl hastaya daha uygulayacak. Amelyatın hastalar üzerndek etks, mart ayı başındak testlerle netleşecek. Sonuçları, bayan Soon’a ‘stsna br başarı’ olarak yaklaşan tıp dünyası kadar, mlyonlarca felçl de merakla beklyor.

Kök hücre naklnden sonra yürümeye başlayan Hwang M-Soon se oldukça mutlu. Gözlernn ç gülüyor. Ara ara ağlasa da kend fades le bunlar ‘ümdn gözyaşları’. 20 yıl önce kendsn gasp etmek steyen br adamdan kaçarken düşerek bel kemğn kırmış ve br daha da ayağa kalkamamış. Ta k Prof. Hun le yolları kesşene kadar. Ve ardından gelen o çığır açan amelyat. Artık, yürüme bandı yardımıyla da olsa adım atıyor, br daha asla çalışmaz denen ayakları üzerne basıyor.

Soon, tıp dünyasını sarsan bu gelşmenn lk safhalarını şöyle anlatıyor: “Amelyattan 3 gün sonra varlığını unuttuğum belmn altında karıncalanma hssettm. Prof. Song’a söyledğmde, o ble ‘pskolojktr’ dyerek nanmadı. Ama brkaç gün sonra blgsayar sonuçları, bel altımın hayata dönmeye başladığını gösterd.” 20 yıl aradan sonra tekrar ayaklarının üzernde durablmenn nasıl br hs olduğunu ürkek adımlar atarken cevaplıyor: “İnanın, şu attığım adımlar, Nel Armstrong’un Ay’da attığı adımlardan ble daha öneml. Benm durumumda olan mlyonları daha da çok hayata bağlayacak.”

‘Başarımızın basına yansımasının ardından 10 yaşında br kız çocuğundan e-mal aldım. Annes o doğduktan hemen sonra felç olmuş. Babası da annesne baktığından dolayı çalışamıyor. Çok perşanlar. Kız, ‘Ne olur annem tekrar yürütün!’ dyordu, dl döndüğü kadarıyla. Blyorum k, dünyanın dört br yanında bu alelerden mlyonlarcası var. O mektubu aldığımdan bu yana ‘Tanrım sen benden blgelğn esrgeme’ dye dua edyorum. İnanıyorum k, dertler veren o, dermanını da br yerlere sakladı. Bz de bulup çıkartacağız...’

Bu dokunaklı fadelern sahb Prof. Hun’a göre, kök hücre tedavsnde kat edlecek uzun br yol var. Prof. Hun; ‘Hastaları gereksz yere ümtlendrerek blme saygısızlık edemeyz. Ama bu br tesadüf değl. Felçl fareler üzerndek klnk deneylern olumlu sonuç vermesyle aynı teknğ bayan Soon üzernde uyguladık. Kabul edyorum, ben de şok oldum.’ dyor. Amelyatla zhnsel br devrm yaptıklarına şaret eden Prof. Hun; ‘Tıp lm bugüne kadar felç olmuş merkez snr sstemnn tekrar kendn yenlemesne mkansız gözüyle bakıyordu. Bu bakışı sarstık. Ve neredeyse hç uyumadan çalışıyoruz, nşallah felc tarhe gömeceğz.’

Söz konusu operasyonu gerçekleştrmek kolay olmamış. Hatta Güney Kore hükümet, Prof. Hun’un da yoğun ısrarı sonucu, bayan Soon’un amelyat edleblmes çn özel zn vermş. Amelyat edlecek yen hastalar çn de Güney Kore FDA’syle (Food and Drug Admnstraton-Gıda ve İlaç Federasyonu) yapılan görüşmelern sonuna gelnmş. ‘Blndğ üzere, kök hücreyle lgl klnk uygulamaları brçok ülkede hayvanlarla sınırlı. Güney Kore hükümet bu alanda br lke mza attı.’ dyor Prof. Hun. Amelyata bu kadar htyatla yaklaşılmasının sebeb se kök hücre naklnn, kansere varıncaya kadar olası yan etkler. Pek Hun ve ekb, bu rsk nasıl göze almışlar? ‘Ekbmz, kök hücre alternatflernden en sağlıklısı olan kordon bağı kök hücrelern kullandı.’ dyor ve meslektaşı, aynı ünversteden Göz Hastalıkları Anablm Dalı Başkanı Prof. Cho Gwang Ju’yu şaret edyor; ‘Dkkat edn Prof. Gwang Ju da yakında dünyayı sarsmaya hazırlanıyor.’

Prof. Gwang Ju ve ekb de yne şubat ayı çersnde, dünyada lk kez uygulanacak teknkle, doğuştan olmamak kaydıyla değşk sebeplerden dolayı görme kablyetn kaybetmş beş hastaya kök hücre nakl yapacak. Tıp dünyasının olduğu kadar mlyonlarca özürlünün kulağı da Chosun Ünverstes’nden gelecek güzel haberlerde.

‘Felçl Superman göreblseyd’

Bayan Soon, kök hücre çalışmaları lk kez gündeme geldğnden bu yana, ünverste tahsl olmamasına rağmen bu konuda bulduğu her şey okumuş. ‘Neredeyse br doktor kadar blgl olmuştum kök hücre konusunda. Prof. Song’un da teork olarak bu konu üzernde çalıştığını duymuştum. Ona ulaştım ve benm üzermde pratkten teorye geçtk.’ dyor. Kore’de kend halnde yaşayan bayan Song le br zamanların ünlü snema oyuncusu ‘Superman’ karakter le ktlelere mal olmuş Amerkalı Chrstopher Reeve’nn yolları rahatsızlıkları nedenyle kesşmş. ‘Blyorsunuz, o da benm gb felçlyd. Ölmeden önce brkaç kez e-malleşmştk. Bana, ‘Sakın ümdn kaybetme, bu kök hücre çalışmaları ümt vaat edyor.’ dyerek, telknde bulunuyordu. Keşke göreblseyd attığım şu adımları.’ dyor gözler dolarak.

‘Hayatınızdak en büyük değşklk ne oldu?’ sorusuna utanarak, “Artık tek başıma tuvalete gdeblyorum. Kulağa bast gelyor; ama 20 yıl aradan sonra bu ble benm çn uyanmak stemedğm güzel br rüya.’ dyor ve eklyor: “Belk sz bunun benm çn ne fade ettğn anlamayablrsnz; ama benm durumumdak okuyucularınız anlayacaktır.”

Bayan Soon, her gün dünyanın dört br yanından yüzlerce e-mal alıyor. Kendsyle lgl habern CNN’de yayınlanmasının ardından ev zyaretç akınına uğramış. ‘Benm gb felçl olanlar gelyor özellkle. Adım atabldğm gördüklernde, dakkalarca sevnçten ağlıyorlar.’ dyor. Soon, önümüzdek günlerde aynı teknkle knc kez amelyat edlecek. Prof. Hun ve ekb, yleşme sürecn hızlandırmak çn knc kez kök hücre nakl yapacaklar. ‘Yakın zamanda hçbr yardım almadan tekrar yürüyebleceğme yüzde yüz nanıyorum.’ dyor, gözler parlayarak. Pek ya sonra? ‘Sonrasında se kendm benm gb tedav bekleyenlere adayacağım.’ dyor.

Kök hücre nakl Türkye’de de yapılıyor

Türkye’de de kök hücre nakller 20 yıldır lösem ve bazı kan hastalıklarının tedavsnde etkn bçmde kullanılıyor. Son yıllarda dünyadak gelşme paralel olarak Türk blm adamları da başta kalp ve karacğer hastalıklarıyla felç tedavsnde kök hücre çalışmalarına başladı. Laboratuvar ortamında yürütülen çalışmalardan bazıları da hastalar üzernde denenmeye başlandı. Bu konuda Ankara, Hacettepe, Karadenz Teknk, Akdenz, Ege ve Marmara ünversteler başı çekyor. Türkye’de Avrupa Kan ve Kemk İlğ Transplantasyon Brlğ’ne üye 26 merkez bulunuyor. Türkye’dek nakl sayıları da yüzlerle fade edlyor.

Türkye’de gerçekleştrlen bazı öneml kök hücre çalışmaları şöyle:

Ege Ünverstes Tıp Fakültes’nden Prof. Dr. Serdar Bed Omay ve ekb, enfarktüs geçrmş ve by-pass olamayacak 10’a yakın hastadan onay alarak kalpte doku hasarı olan bölgeye kök hücre naklett. Hastaların hem yaşam kaltelernde hem de klnk bulgularda yleşme görüldü.

Ankara Ünverstes Tıp Fakültes’nde farelere kalp krz geçrtld. Daha sonra farenn, kend kemk lğnden elde edlen hücreler, kalpte hasar görmüş dokunun çne ğneyle sıkıldı. O bölgede tekrar doku oluştuğu görüldü. Ayrıca kök hücrelern damar yapmaları sağlandı.

Karadenz Teknk Ünverstes Tıp Fakültes’nde laboratuvar ortamında kök hücreden yağ ve kalp kası hücres, karacğer hücres üretld.

Akdenz Ünverstes Tıp Fakültes’nde böbrek hücreler üretlmeye çalışılıyor.

Gazantep SSK Hastanes’nde Türkye’nn enjeksyon yöntemyle lk kök hücre nakl yapıldı.

En etkl kök hücre kordon kanında

Kök hücre nakl, tıp blm çn çok yen br teknoloj değl. Uzun süredr lösem ve bazı kan hastalıklarının tedavsnde “kemk lğ nakl” adıyla kullanılıyor. Ancak son yıllarda kök hücrelern başta karacğer ve damar hastalıkları olmak üzere çeştl bağışıklık yeterszlkler, kalıtsal kan hastalıkları, anem, talasem ve organ yetmezlkler gb pek çok hastalığın tedavsnde de başarılı olableceğ kanıtlandı. Blm adamları, omurlk felçl hastaların zedelenen dokularının yenlenmesnde kök hücrelerden faydalanmak çn çalışmalar yapıyor. Kök hücre kendn yenleyeblen ve farklılaşablen hücreler olarak tanımlanıyor. Kök hücreler, enjekte edldkler organları yenleyeblyor. Karacğer hasar görmüş br hastaya verlen kök hücre, yepyen ve sağlam br karacğer oluşmasını sağlıyor. Türk Hematoloj Derneğ Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, omurlkte, bebeklern kordon kanında ve damarındak kanda kök hücre bulunduğunu söylüyor. En zengn kök hücre kaynağının kemk lğ olduğunu belrten İlhan, buna karşın en saf ve en etkl kök hücrenn kordon kanından elde edldğn fade edyor.

Tedavde genellkle doku uyumu tutan başka br kşden alınan kök hücreler kullanılıyor. Kşye, kendsnden alınan kök hücrelern nakledlmes halnde hastalığın nüksetme htmal artıyor. Alınan kandan laboratuvar ortamında özel olarak ayıklanan kök hücreler, hang organın tedavs çn kullanılacaksa o bölgeye özel br yöntemle eklyor. Ekldkler bölgede yaklaşık 2-3 aylık br sürede değşerek yen organ hücreler ve dokuları oluşturuyor. Yakın br gelecekte bu nakllerle pek çok hastalığın tedav edleceğ belrtlyor.
07.02.2005

Imbat
07 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mllyet.com.tr20050208yasamayas.html]Karacğernzn alternatf yok!..<a]

Vücudun en hayat organlarından karacğern tek alternatf, sağlıklı başka br karacğer. İşte, uzmanlardan karacğer hastalıkları ve korunma yolları...
Florence Nghtngale Hastanes Organ Nakl Üntes Drektörü Prof. Dr. Yaman Tokat ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Süleyman Uraz, cdd hayat tehlke yaratan karacğer yetmezlğn ve korunma yollarını anlattı...

Türkye'de sık görülen hepattlern karacğer üzerndek etks nedr?
- Özellkle Hepatt B, karacğer srozu, kanser ve yetmezlğne ***üren hasarlara yol açıyor. Bu nedenle özellkle Hepatt B'den korunmak çn aşılanmak ve bulaşmayı önleme önem kazanıyor. Cnsel yolla bulaşma ön planda olduğundan, cnsel lşkde prezervatf kulanmak önlem alınmasını sağlıyor.

'Dövme büyük rsk'
Cnsel yol dışındak bulaşmaları önlemek mümkün mü?
- Hem B hem de C hepattte enfekte kan ve kan ürünlernn kullanılması, dş hekmlğnde kullanılan malzemeler, dövme yaptırmak rsk oluşturuyor. Bu nedenle hjyene ve sterlzasyona dkkat eden dş hekmlerne gdlmes, dövme malzemeler ve enjektörlern ortak kullanılmaması şart.

Karacğer hastalıklarında alkolün rolü nedr?
- Alkol, sroz ve karacğer hastalıklarının öneml nedenlernden. 10 yıl boyunca günde 80 gramın üzernde alkol kullanımı rsk artırıyor. Alkolün günde 30 gramdan (br kadehten az) fazla tüketlmemes gerekyor. 30 gramın üstü karacğer yağlanmasına yetyor ve tehlke oluşturuyor.

Klolardan kurtulun
Pek şşmanlığın etks?
- Fazla klolu olanlarda (beden Ktle İndeks 28 - 30'un üzernde olanlar), karacğer yağlanması gb karacğer hastalıkları rsk daha fazla. Bu nedenle fazla klolardan kurtulmak karacğer koruyan faktörlerden.

Nasıl beslenmel?
Hang yyecekler rsk oluşturur? Karacğer sağlığı açısından beslenmede nelere dkkat etmelyz?
- Sebze ağırlıklı beslenme karacğer koruyor. Bazı karacğer hastalıklarında destek tedav olarak slmarn, meyan kökü etks spatlanmış maddeler olarak önerlyor. Özellkle erkeklerde fazla kırmızı et tüketm demr brkmn artırarak karacğerde rsk oluşturuyor. Yağ ağırlıklı beslenme de karacğer yağlanmasını artırıyor. Bu nedenle zeytnyağı kullanılan ve daha çok sebzeye dayanan Akdenz ve Ege mutfakları önerlyor.

Bu chaz 'zaman' kazandırıyor

Karacğer dyalz denlen 'Prometheus' adlı yen chaz (üstte), naklden başka alternatf olmayan hastalarda zaman kazanılmasını, hatta nakl yapılmadan hastayı kurtarmayı sağlıyor. Böbrek yetmezlğ dyalzne benzeyen chaz, ölüm oranı yüzde 90'lara çıkan karacğer komalarını da tedav etme şansı veryor. Prof. Tokat ve Dr. Uraz, chazı şöyle anlattı: Bu chaz, hayatın kıyısında, beklemeye vakt olmayan hastalar çn son derece faydalı. Prometheus geçc olarak karacğern görevn yapar. İler derecede karacğer yetmezlğ olan hastalarda ya canlı vercsn hazırlayıncaya veya kadavra kaynaklı karacğer bulununcaya kadar hastayı hayatta tutar, yan karacğer naklne köprü oluştrur.

'Organ bağışı artmalı!'

Yılda 2 bn 500 karacğer yetmezlğ vakasına, aynı mktarda nakl gerekyor. Ancak organ bağışı yetersz kaldığından, bu rakam Türkye'de 200'ü geçmyor

Karacğer yetmezlğ yaşayanların tek çares karacğer nakl. Ancak organ bağışının azlığı nedenyle nakl sayısı yok denecek kadar az. İşte uzmanlarımızın görüşler..

Yetmezlğn nedenler neler?
- En sık görülen neden hepatt (sarılık), alkol, sroz, kanser ve metabolk hastalıklar zlyor. Bunların dışında an mantar zehrlenmeler, fazla mktarda laç almalar da akut (an) karacğer yetmezlğne sokuyor. Tamamen sağlıklı br nsan gece yatıyor sabah karacğer yetmezlğyle uyanıyor. Karacğer brkaç gün çnde değşmezse, kaybedlyor. Yılda 200 hasta bu nedenle ölüyor.

Yılda kaç kş karacğer yetmezlğyle karşı karşıya kalıyor?
- Türkye'de yılda 2 bn 500 kş karacğer yetmezlğne gryor. Bu nsanlara karacğer nakl şart. Ancak şu anda yapılan amelyatlar 160 - 200 arasında. Nakle htyacı olanla yapılan transplantasyon arasında uçurum var.

Karacğern vücut çn önem nedr?
- Vücutta alternatf, henüz br kalp gb desteğ yok. Çünkü 2 bnn üzernde enzm yapıyor. Karacğern tüm şlern yapan br maknanın belk br apartman büyüklüğünde olması gerektğne karar vermşler.

Imbat
19 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=21356&TYPE=2]Br haftalık bebeğe açık kalp amelyatı<a]

ABD’de, tıp tarhnde lk kez br haftalık ve 700 gr ağırlığındak br bebeğe açık kalp amelyatı yapıldı.

Hazırlıklarıyla brlkte 6 saat kadar süren ve başarıyla sonuçlanen amelyatı Stanford Ünverstes’nn ünlü bebek kardyolojs uzmanı Dr. V. Mohan Reddy gerçekleştrd.

Amelyatla bebeğn br ‘üzüm tanes’ büyüklüğünde olan kalbndek arterlern yerler değştrld. Normal zamanından 13 hafta erken doğan 700 gramlık Jerrck De Leon, ‘br açık kalp amelyatını başarıyla atlatan en küçük bebek’ ünvanına kavuştu. De Leon, yaşamını normal br şeklde sürdürecek.

Kaynak: HÜRRİYET
Tarh: 20.02.2005

Sansli
28 02 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20050215haber_143 516.php]Sara artık amelyatla son buluyor<a]

Aysel Yılmaz, 28 yıllık hastalığı saradan, amelyatla kurtulmuş. Br yıldır bayılmıyor. Ancak bnlerce kşye şfa olablecek bu yöntem henüz fazla blnmyor.
Özgür Gökmen ÇELENK
Br sabah okula gtmek çn hazırlanıyordum. Ocakta yemek pşyordu; annem
ocağın altını söndürmem sted. Mutfağa doğru yürürken gözlermn önünden brden karabulutlar geçt. Hçbr şey göremyordum. Annem okula gtmemek çn yalan söyledğm düşünüyordu. Oysa beynm, radem dışında hızla şddetl br sarsıntının etks altına gryordu. Anden yere düştüm, vücudum ttryordu, sonra kasılmalar başladı. Gözlerm açtığımda hastanedeydm... Sara hastası olduğumu söyledler. Bu nöbetn ardından üç yıl hçbr şey olmadı.
Ancak ç sıkıntısıyla gelen br sonrak nöbet, benm çn zor günlern başlangıcıydı. Sıklaşan nöbetler, artık hayatımın br parçası halne gelmşt. İlaç tedavsne başladım, bu şeklde uzun yıllar dare ettm. Ancak sonra peş peşe nöbetler geld. Günde beş kez bayıldığım oluyordu. Dışarı çıkamıyordum, başkalarının yardımı olmadan yaşamımı sürdüremyordum.
Benm çn rutnleşen nöbetlerden brnn ardından hastaneye kaldırıldım. Br hafta süren ncelemelerden sonra amelyatla sorunlarımın azaltılableceğ söylend. Hç düşünmeden amelyat olmaya karar verdm. Operasyonun üzernden br yıl geçt ve bu süre çnde br kez ble hayatımı kâbusa çevren nöbetlerle karşılaşmadım.
Aysel Yılmaz, 28 yıl brlkte yaşadığı eplepsden cerrah yöntemle br günde kurtuldu. Sara nöbetlern btren bu alandak başarılar, Türkye'de, görüntüleme ve cerrahdek yenlkler sayesnde son br yıl çnde k-üç kat arttı. Ancak aslında bnlerce hastaya umut olablecek bu teknk, halen yeternce blnmedğ çn cerrah tedavden yararlanan hastaların sayısı sadece yüzlerle fade edlyor.
Bakırköy Ruh ve Snr Hastalıkları Hastanes 3. Nöroloj Klnk Şef Yardımcısı Doç. Dr. Nalan Kayrak, son yıllarda başarı oranının yüzde 90'a kadar çıktığı belrtlen epleps cerrahsyle lgl soruları yanıtladı.
Eplepsde cerrah yöntem yen br uygulama mı?
Türkye'de bu amelyatlar 10 yıldır yapılıyor. Ama yen olan şey şu: Gelşen görüntüleme teknkleryle epleps cerrahs artık çok kolay yapılır hale geld. Esk görüntüleme teknkleryle beynn çok nce ayrıntılarını göremyor, kreçl bölgelern fark edemyorduk. Ancak bugün sara hastalığının yern çok y ortaya koyablyoruz. Ayrıca cerrah teknklerdek lerlemeler de çok gelşt. Bu sayede son br yıl çnde başarı oranları brkaç kat arttı. Şu anda cerrah tedav sayesnde hastaların yüzde 65-70'nde tam kontrol sağlayablyoruz. Hatta bazı merkezlerde bu oran yüzde 90'lara kadar çıkablyor. Eksk olan tek şey, hastaların bu yöntemden yararlanamaması.
Neden?
Çünkü bu konu ne hastalar ne de doktorlar tarafından yeternce blnyor. Hastalar kendlerne yıllar önce söylenmş tedavy uyguluyor. Belk de eplepsler çözümlenecekken sık sık nöbet geçrmeye devam edyorlar.
Nspeten yen br konu olduğu çn hekmler de bu konuda yetersz. Brçok hekm, epleps cerrahsnn getrdğ ufuklardan haberdar değl. Cerrahy son çare olarak düşünüyorlar. Halbuk bazı epleps hastalarında k yıl, nöbetlern drençl olup olmadığına karar vermek çn yeterl. Bu hastalarda daha fazla laç denenmes gerekmyor, tam tersne vakt kaybettryor. Bzm ve ünverste hastanelernn bu konuda sonuçları ortak olan br çalışması var: Kşlern eplepslernn başlamasıyla cerrahye gtmeler arasında geçen süre ortalama 19 yıl. Oysa br yandan da çözüm yolu ortada.
Epleps yaygın br hastalık mı?
Ülkemzde 350 bn kşy lglendren br sorun. Ancak cerrah uygulanması gereken hastalarla, cerrah yapılan hastaları karşılaştırdığımızda rakamlar devede kulak. Her yıl bnlerce kşnn bu yöntemden yararlanması gerekrken, bu rakam maalesef yüzlerle fade edlyor.
Her hastaya yapılablr m?
Hayır. Öncelkle beynlernde eplepsye neden olan yer bellyse yapılablyor. Özellkle 'temporal lop'unda (şakak bölges) anormallğ olan hastalar amelyattan çok yarar görüyor.
Kmlere yapılableceğ konusunda br dz araştırma yapılması lazım. Eskden bunlar çok karmaşık ncelemelerd. Fakat şu anda zarar verc hçbr nceleme kalmadı. Operasyon da kolay. Cerrahden br hafta sonra ble hasta normal yaş***** döneblyor.
Yaş sınırı var mı?
Hayır ama çok geckmemekte fayda var. Çok uzun sürel eplepss
olanlarda 30 yaşından sonra yapılan amelyatlarda sonuç y olmayablyor.
Amelyat nöbetler kesyor mu?
Büyük br çoğunluğunda hemen btyor, br kısmında da çok seyrek devam edyor. Ama bunlar da laçlarla kontrol altına alınablyor.
Hang merkezlerde yapılıyor?
Devlet hastanes olarak Türkye'de sadece Bakırköy Ruh ve Snr Hastalıkları Hastanes yapıyor. Bunun dışında İstanbul, Cerrahpaşa, Marmara, Hacettepe ve Gaz Ünverstes tıp fakültelernde de uygulanıyor.
Yen epleps laçları var mı?
Br yıldır daha az yan etkl laçlara sahbz. Bu sayede uyku, unutkanlık, karacğer ve böbreklerde yan etk gb olumsuzluklar çok daha az görülüyor.


Kök hücre umudu
Mgrene karşı botoks yaygın br tedav olma yolunda lerlyor. Alzhemer, ALS ve parknsona karşı umut, snrlern kendn yenlemesn sağlayacak kök hücre

İstanbul Ünverstes İstanbul Tıp Fakültes Nöroloj Anablm Dalı öğretm üyes Prof. Dr. Mustafa Ertaş snr sstem hastalıklarıyla lgl yenlkler şöyle anlattı:


Alzhemer, ALS, parknson
Son br yıl çnde nörolojde (snr sstem) en heyecan verc şey, kök hücre nakl konusundak gelşmeler.
Günümüzde, alzhemer (unutkanlık), beyn ve omurlktek hareket nöronlarının br gün nthar etmeleryle meydana gelen ALS (kalıtsal skelet hastalığı), beynn belrl yerdek hücrelernn blnmeyen nedenle ölmeye karar vermes sonucu oluşan parknson gb snr sstem hastalıklarını tamamen ortadan kaldıracak br tedav yok. Aynı şeklde, omurlğ felç olduğu çn tekerlekl sandalyeye mahkûm brn ayağa kaldıracak br kür de bulunmuyor.
Çünkü snr hücreler (nöron), kendlern hçbr şeklde yenleyemyor. Oysa başka dokular yenden doğablme yeteneğne sahp. Sözgelm mdeden br parça alınsa ble buradak hücreler kendlern yenden tamr edeblyor.
Tablo böyleyken kök hücre, özellkle son br yıl çnde kaydedlen gelşmelerle nörolojde yepyen br dönem açtı. Çünkü kök hücreler sayesnde bugüne kadar tıbbın hçbr şeklde başaramadığı br şey gerçekleştrmek mümkün gb görünüyor: Ölen snr hücrelern yenden yaratmak.
Kök hücre, kanda, omurlkte ve yen doğan bebeklern kordon kanında bulunan br grup hücre.
En öneml özellğ br göreve adanmamış olmaları. Yan vücutta ne ş olsa yapablrler. Bu özellk kök hücrelern, şekl değştrerek ekldkler yerdek hücrelern fonksyonlarını yapablr kılıyor.
İşte kök hücrelern bu ntelkler, alzehmer, parknson, ASL, omurlk zedelenmeler gb hastalıklarla kaybedlen snrlern yerne yenlern oluşturma şansı doğuruyor. Özellkle son br yıl çnde yapılan çalışmalar da kök hücrenn bu hastalıklar çn çok yakın gelecekte br umut olacağı yönünde.
Türkye'de de bu konudak araştırmalar, son dönemlerde özellkle trafk kazaları nedenyle omurlk yaralanması, bel ya da boyun kırığı nedenyle kol ve bacakları tutmayan hastalar üzernde yoğunlaşıyor.
Ülkemzde kök hücre nakl az sayıda da olsa uygulanıyor. Felçl
br nsana kök hücre uygulandı ve hareketnn br mktar düzeldğ gözlend. Türkye'dek uygulamalar sınırlı da olsa, dünya verlerne baktığımızda bz olumlu düşünmeye yönlendrecek br hayl kanıt var. Brkaç yıl çnde bu uygulamalar yaygınlaşacak.

MAZI
02 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.sabah.com.trgun101.html]Uzun yaşamın 10 yolu<a]

Imbat
03 03 2005, 18:00
- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnd111.html]DNA bankas kurulmas sart.<a]

- <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~1@nvd~5419 32,00.asp]Inekten kalp kapakcg<a]

- <a target=new href=http: http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=144544]Inatc kolesterol guatrdan olablr.<a]

Sansli
05 03 2005, 18:00
* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=haberler&alt=&trh=20050306&hn=149814]Antalya’da 1.500 adet sahte hap <a]

* <a target=new href=http:www.aksam.com.trarsvaksam20050304ekonome konom4.html]Herkese saglk sgortas yolda<a]

* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?hn=143035&bl=kadnale&trh=20050215]Göz tembellğn erken yaşta çözün <a]

MAZI
12 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.nethaber.com?h=8303]İlaç şrketler 'Sgarayı bırakma lacı' çn yarışa grşt<a]

Dünyanın önde gelen laç şrketler, yüksek kolesterol, ereksyon bozukluğu ve mde asd hastalığının tedavs gb sgara alışkanlığının da br hapla bırakılmasını sağlayacak kazançlı br laç gelştrmenn yarışı çnde.

Özellkle 50 mlyon tryaknn bulunduğu ABD'nn önde gelen laç şrketler, sgara bağımlılığını kmyasal sevyede sona erdrecek br aşı ya da nkotnsz br lacın potansyel olarak mlyarlarca dolar satış yapableceğn hesaplıyor.

Columba Ünverstes'nden Pskyatr Öğretm Üyes ve bağımlılık konusunda araştırmacı Dr. Herbert D. Kleber, en büyük bağımlılığın ABD'de olduğunu belrterek, 'Bağımlıların sgarayı bırakmalarına yardım edeblmek ve bunu br hapla sağlamak gerçekç m? Yanıtın evet olduğunu düşünüyorum ve bunun çn çalışıyoruz' ded.

Nkotn yakıları, sakızlar, pastller ve spreyler sgara tryaklernn nkotn bağımlılıklarını yavaş yavaş azaltırken, araştırmacılar haplara benzer ya da nkotnn vücuttak kmyasal tepksn engelleyecek br laç üzernde çalışıyor.

Amerkan Pfzer laç şrketnn araştırmacıları, nkotne tepk vermeyecek br beyn reseptörünü (hss snrn uyarıları alan ucu) tanımladılar ve bunu aynı yerde engelleyecek 'Varenclne' adını verdkler br laç tasarladı.

Varenclne, şu an Amerkan Gıda ve İlaç Yönetm'nn onayı çn gerekl son adımdan br öncek deneme aşama olan 3. devrede bulunuyor.

Pfzer araştırmacıları, lacın nkotn reseptörlern beynde yakalamasını ve sgarayı bırakmaya çalışan brsnn önüne geçlmez arzusunu frenlemesn umuyor.

İlacın pyasaya çıkmasıyla yılda en az 500 mlyon dolarlık br satış rak***** ulaşmasının beklendğ belrtlrken, Pfzer yetkller, 'tütün kullanımından ölüm oranının çok yüksek olduğunu ve doktorlarla tryaklern bu bağımlılıktan kurtulmak çn ellernde yeternce slah olmadığını, bu nedenle br an önce bu lacın gelştrlmes gerektğn' vurguluyor.

'Rmonabant' adını verdğ br lacı kısa süre önce gelştrdğn açıklayan Fransız Sanof-Avents şrket de, bu yıl FDA'dan onay steyeceğn bldrd.

Sgara alışkanlığıyla brlkte aşırı yeme steğn de kestğ belrtlen lacın, 'Acompla' adıyla pyasaya sunulması beklenyor.

İlacın, obezlern klo vermesn hızlandırmasının yanı sıra uyuşturucu kullanımından sonra mde kazınması hssne yol açan beyndek reseptörlern çalışmasını durdurduğu belrtlyor.

Bu ntelğyle laç, klo alacağım korkusuyla sgarayı bırakmaya yanaşmayanları da kna edecek görünüyor.

ABD'nn Florda eyalet merkezl Nab laç şrket de, 'Ncvax' adını verdğ ve br nkotn aşısı olarak kullanılablecek lacı gelştrerek lerde pyasaya grmeye hazırlanıyor.

Ncvax, nkotn moleküllern bağlayacak antkorların üretmn sağlayarak, bunların beyndek reseptörlere tepksne engel olacak.

Amerkan Ulusal İlaç İstsmarı Kurumu tarafından sağlanan fnansmanla gelştrlen lacın yıl sonunda deneme aşamasına geleceğ belrtlyor.

Buna benzer br başka lacın da İngltere'de Xenova tarafından gelştrldğ ve denemelerne başlandığı haber verlyor.

Imbat
13 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20050311haber_146 122.php]Bu aşı kadınlara hayat verecek <a]

Meme kansernde tümörler yok edecek aşı testler geçt, yakında nsanlardak klnk deneyler başlıyor

LONDRA - ABD'l araştırmacılar meme kanserne karşı gelştrlen br aşının yolda olduğu müjdesn verd. Hayvanlar üzerndek testlerde olumlu sonuçlar veren aşının hastalar üzernde klnk denemelerne çok yakında başlanacağı açıklandı.
Washngton Ünverstes ve Steman Kanser Merkez'nce gelştrlen prototp aşı, meme kanser tümörlernn yüzde 80'nde bulunan br proten hedef almak üzere bağışıklık sstemn harekete geçryor.
'Mammaglobn-A' adlı proten oluşturan DNA dzlmnn kopyasını kullanarak aşıyı ürettklern söyleyen uzmanlar, böylece bağışıklığı uyararak vücudun savunma hücreler olan T hücrelernn çoğalmasını ve tümör hücrelerne saldırmasını sağladıklarını vurguladı.
Genetk değşklkle bağışıklıkları nsana benzetlen kobaylarda belrl hücrelere Mammaglobn-A veren ekbn başındak Prof. Thalachallour Mohanakumar, Mammaglobn-A'ya karşı br bağışıklık oluşturulableceğn ortaya koyduk. Şmd bu DNA aşısını hastalara uygulayarak kanser üzernde nasıl etks olacağını göreceğz ded.
ABD'nn Teksas Ünverstes'nde de bağışıklık sstem hücrelern 'Her2neu' adı verlen br proten üretmek üzere kullanan br aşı üzernde çalışıldığı açıklandı. Meme kanser vakalarının üçte br, kanser hücrelerne büyüme mesajı veren bu protennn aşırı üretmyle oluşuyor. Bu aşının da testlerde yüzde 86 başarı sağladığı açıklandı.


Sevnsek m yoksa...
Bu arada Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'na göre kanser oranı konusunda gelşmş ve gelşmekte olan ülkeler arasında pek fark kalmadı. Bunun neden se gelşmekte olan ülkelerde de ömrün uzamasıyla daha çok kanser vakası görülmes...

MAZI
17 03 2005, 18:00
Şşmanlığı tedav eden lacı Türklern kurduğu şrket üretecek

ABD’de 20 yıldır araştırma yapan blm adamı Gökhan Hotamışlıgl le br grup Türk’ün Boston’da kurdukları Syndexa Şrket, devrm ntelğnde laçlar üretecek.

<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@ nvd~551305%2C00.asp]http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@nvd~5 51305%2C00.asp<a]

MAZI
17 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.aksam.com.trarsvaksam20050317saglksa glk3.html]Prostat amelyat<a]

Dünyanın en gelşmş amelyat robotu olarak tanınan 'Da Vnc' Türkye'de kalp amelyatlarından sonra lk kez br prostat amelyatında kullanıldı. 72 yaşındak İshak Karako'nun Florance Nghtngale Hastanes'nde geçrdğ operasyon, konferans salonundan canlı olarak gazeteclere zletld. Üroloj Bölüm Başkanı Prof. Dr. Al Rıza Kural ve ekbnn Fransa'da eğtm aldıktan sonra lk kez gerçekleştrdğ amelyat başarıyla tamamlandı. Operasyondan önce robotk cerrahyle yapılan prostat amelyatı le klask amelyatın farklarını anlatan Prof. Dr. Kural 'Da Vnc le hastanın anotoms ekranda üç boyutlu olarak görüntülenyor. Böylelkle snr ve damar gb oluşumların daha y görüleblmes ve korunması sağlanıyor'ded. Kural, klask yöntemle yapılan prostat amelyatlarında erkeklk organın snr dokularında fonksyon kaybının meydana gelme rsk olduğunu, ancak 'Da Vnc' le bu rskn ortadan kalktığını söyled.

Sansli
19 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.zaman.com.tr?hn=152782&bl=kadnale&trh=20050315]Sahte sgara daha çok tehlkel <a]

Blnen ve ruhsatlı ülke tekeller veya çokuluslu frmalar dışında daha önce sgara üretmemş kmselern, blnmeyen yöntemlerle oluşturup gzlce pazara sürdükler sgaraların sahte olduğu belrtld.

Trakya Ünverstes Tıp Fakültes Hastanes Göğüs Hastalıkları Anablm Dalı Öğretm Üyes Doç. Dr. Celal Karlıkaya, güvenl sgara olmadığını, her sgaranın arsenk ve syanür çerdğn, kaçak ve sahte sgaralarda bazı maddelern daha yüksek oranda bulunableceğn söyled. Blnen sgara üretclernn fabrkalarında üretlen, ülkelere verg vermemek çn hızlı rota değşklkleryle zler kaybettrlen sgaraların se kaçak olduğunu belrten Doç. Dr. Karlıkaya, bu operasyonlarda çoğu zaman organze suç örgütlernn taşeron olarak kullanıldığını fade ett.

Sgaraların üçte brnn kaçakçılıkla satıldığını dda eden Doç. Dr. Karlıkaya, şunları kaydett: “Bu, yılda 355 mlyar sgaranın kaçakçılıkla satıldığı anl***** gelmektedr. 1990’lı yıllarda, İnglz hükümetne kaçak sgaralar yılda 3 mlyar sterln zarara neden olmuştur.” Kaçak sgaralarla ruhsatlı sgaralar, aynı maddeler çeryor; ancak bazı maddeler daha fazla oranda olablyor. İngltere’de ele geçrlen sahte sgaralarda, kadmyum 5 kez, arsenk 6 kez yüksek bulunmuştur. Katran oranının yüzde 160, nkotn oranının yüzde 80, karbonmonokst oranının se yüzde 133 daha fazla olduğu saptanmıştır. Sgara kaçakçılığından yararlananların başında organze suç örgütlernn geldğn vurgulayan Doç. Dr. Karlıkaya, “Sgaralarını vergsz olarak değşk ülkelere sokan, düşük fyatla çocuk ve gençlere ulaştırablen sgara frmaları da bu akıştan zararlı çıkmayacaklardır.’’ dye konuştu.

Sansli
22 03 2005, 18:00
<a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20050323haber_147 303.php]Kansere karşı güneş <a]

DHA - LONDRA - Dünya genelnde blm adamları, clt kanser rskn azaltmak çn güneşten korunmak gerektğn söylerken, Avustralyalı uzmanlar güneşten mahrum kalmanın da kansere neden olableceğn öne sürdü. Yeternce güneş almama sonucu vücutta D vtamn eksklğ yaşanableceğn söyleyen uzmanlar, bunun da kanser ve osteoporoz gb hastalıklara yol açableceğn vurguladı. Avustralya Kanser Konsey tarafından yapılan açıklamada, Clt kansern önlemeye çalışırken, morötes ışınlardan yeter kadar D vtamn almak hmal edlmemel. İks arasında br denge kurulmalı denld. Çocuklarda raştzme yol açablen D vtamn eksklğnn, kolon, meme, yumurtalık ve prostat kanserne de neden olableceğ belrtlyor.

Imbat
24 03 2005, 18:00
* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?hn=156062&bl=haberler&trh=20050324]Ölümcül Marburg vrüsü çocukları vurdu<a]


* <a target=new href=http:www.yensafak.com.trsaglk.html]Bademck lthabı kalb vuruyor.<a]


* <a target=new href=http:www.yensafak.com.trsg05.html]Balk kalbn dostu<a]


* <a target=new href=http:www.yensafak.com.trsaglk.html]'Sgara çmeyn üzüm, pekmez ve yoğurt yyn'<a]


* <a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14699 3]Kansere kars elma<a]

Sansli
26 03 2005, 18:00
NE DIYE ILAC KULLANIYORUZ ?
YAPIN TUM DERTLERDEN KURTULUN

TRT'de br doktordan, asparagas degl :)
Genclk ksr
Cok yakn br dostum le karlar cnde yururken benm yazmam cn oneml acklamalarda bulundu.
Babasnn 'koroner by-pass' le uc damar degsecekken brazdan anlatacagm IKSIR sayesnde yuzde 100 tkal olan damarlar aclr... Doktorlar hayretlern gzleyemezler!.. 'Bu ksr lk Rus doktorlar bulmus' ded.
Ben de 'nsan heyecanlandrma da anlat' dedm.
O da anlatt...
Ecza deposu
Ney m?
Temmuz-Agustos aylar arasnda beyaz ve pembems renkl
ccekler acan, vatan Orta Asya olan, esk Msrllar'n 3 bn yl once kullandklar A, B1, C, E vtamn yuklu br ecza deposunu yan;
Sarmsak ya da sarmsak (Allum satvum)'... Babas yasldr, dostumun.
Gogu agrlar sddetlenmstr. Dort saat surecek amelyat kaldramaz gozuyle baktklar cn umutlarn kesmslerdr alecek... Br arkadas;
'Amelyat
onces br de bunu deneyn' der. Onlar da denerler... Iste o
shrl ksrn terkb:
Shrl ksr
2 ltre lmon suyu, 40 ds orta boy soyulmus ve ezlms
sarmsak, agz yce kapanan br kavanoza koyup uzer koyu renkl kagt ve bezle kapatlr. Normal oda scaklgnda 25 gun boyunca her gun calkalanarak saklanr.
Sarmsaklar yce erynce 25 gunun sonunda kavanozu acp
her sabah ac karnna yarm veya cleblyorsa br cay bardag clr.
Kavanoz btene kadar clecek, kapag hep kapal olacak, cne asla su, seker vs. karstrlmayacak.
Bu karsm ctkten sonra en az yarm saat br sey yyp
clmeyecek...Yarm saat gectkten sonra kahvalt yaplacak.
Mumkunse her sabah ayn saatlerde clecek.
Iksrn yararlar
Esk dostumdan bu blgler aldktan sonra bu karsm le lgl
yaptgm arastrmada karsma ckan denenms sonuclar se soyleyd:
1- Tüm damar ltahaplarn (vaskult) tedav edyor, tkanan
damarlar acyor, damar sertlgn ve hpertansyonu onluyor.
2- Kolesterol ve lpt dusuruyor, zararl yaglarn yaklmasn
saglyor, klo verdryor, (bazal metabolzmay hzlandrp yaglarn yaklmasn
sagladg cn stah da acyor, bu donemde dyete dkkat etmek gerekyor!..) seker dusuruyor, pankreasn kendsn yenlemesn saglyor.
3- Bobrek ve safra taslarn ertyor, drar sokturuyor, vucuttak ssknlk ve tum dokulardan odem kaldryor.
4- Helycobacter pylor adl ulser mkrobunu oldurerek mde ve on k parmak bagrsag ulserlernn tedavsn yapyor.
5- Tum romatzmal ltahab onleyp, her turlu romatzmal agrlar dndryor, kreclenmey onluyor, eklem duzeylernn yenlenmesn saglyor, her turlu agry kesyor.
6- Beyn hucreler ve tum snr sstemnn yenlenmesn saglyor,
snrdek aksyon potansyeln duzenleyp ler-refleks hzn
arttryor, felclere ve vertgoya fayda veryor.
7-Vucudun bagsklk sstemn son derece kuvvetlendryor ve her turlu allerjy ozellkle damarsal kokenl ve strese bagl clt allerjlern kokunden kesyor, kansere kars tum vucudu koruyor...
Evet lk kez Rus doktorlarn buldugu smd ABD'de uygulanmaya baslanan ve de tpta devrm yaratacag soylenen GENCLIK IKSIRI ste boyle sevgl okurlar...
DENEMEKTE YARAR VAR.

MAZI
26 03 2005, 18:00
x <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=haberler&alt=&trh=20050323&hn=155616]Kanser hastalar, eczaneden alamadg lac hastaneden alacak<a]


x <a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20040924haber_128 961.php]Kend kararını verenler daha az streste <a]


x <a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20040917haber_128 228.php]Alzhemere karşı yen aşı<a]


x <a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20040917haber_128 227.php]Yanaktan göze kornea nakl!<a]


x <a target=new href=http:www.mllyet.com.trcontentsaglkndex.html]Bas donmesn cddye aln<a]

Imbat
29 03 2005, 17:00
<a target=new href=http:www.vatanm.comcathaber_detay.asp?Newsd=5 0169&Categoryd=7]Bebeğnzn lerde obez olmasını önlemenn 10 yolu<a]

İskoçya'da Glasgow Ünverstes'nde yapılan br araştırmada çocukları obezteden korumanın 10 yolu tespt edld. Bunların bazıları bldğnz dğerler se lk kez duyacağınız pratk önlemler
1- Abur cubur yedrmeyn: Okul yılları öncesnde kek, kurabye, çkolata, hamburger gb besnler çocukların lerde obez olma rskn artırıyor.

2- Kend beslenmenze dkkat edn: Araştırmalar ebeveynler dkensz beslenen çocukların lerde obez olmalarının htmalnn yüksek olduğunu gösteryor.

3- Uyku düzenne dkkat edn: Gecede 8 saatten az uyuyan çocukların obezte rsk, 12 saatten fazla uyuyanlara göre 3 kat artıyor.

4- Tek çocukların obezte rsk yüksek: Bunun kesn br açıklaması olmasa da, tek çocukların şımartılmasının öneml br etken olduğu söylenyor.

5- Klosunu kontrol altında tutun: Bebeğn klolu doğması, doğumdan sonra fazla klo alması ya da çok sık zayıflayıp şşmanlaması obezteye yol açar.

6- Televzyondan uzak tutun: Haftada 4 saat televzyon zleyen çocukların obezte rsk artıyor. Okul önces haftada 11 saat televzyon zleyen çocukların 7 yaşına geldklernde obez olma rsk hç televzyon zlemeyenlere göre 2 kat fazla.

7- Emzrme dönemnde mama vermeyn: Bebeğnz anne sütü le beslenrken hazır mama yedrdğnzde klo alma rsk artıyor. Çünkü bebek erken yaşta yağ depolamaya başlıyor.

8- Katı besnler gereğnden erken başlamayın: Katı besnler de yağ depolama mekanzmasını erken herekete geçrerek obezte rskn artırıyor.

9- Otomoblde fazla vakt geçrmesn: Araştırmaya göre haftada 2 saatten fazla otomobl koltuğunda oturan çocukların 4'te br lerde obez oluyor.

10- Hamlelkte sgara çmeyn: Araştırmada hamleyken sgara çen annelern bebeklernn lerde obez olma htmalnn yüksek olduğu gözlend.

Sansli
01 04 2005, 17:00
* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?hn=159007&bl=kadnale&trh=20050402]Türkye’de kanser vakaları 10 yılda üç kat artacak <a]

Kansern baş sorumlusunun sgara ve yanlış beslenme olduğunu bldren Tuncer, “Gelşmş ülkeler bu sorunları çözmeye başladı. ABD’de her yıl akcğer kanserlernde yüzde 2’lk azalma görülüyor. Bzde se yüzde 5’lk artış var. Dolayısıyla buradak artış kanserde genel br artış anl***** gelyor.” dye konuşuyor. Türkye’de akcğer kansernn son 5 yılda yüzde 30 arttığını hatırlatan Tuncer, “Ülkemzde sgara tüketmn azaltmadıkça kanser kontrol altına alınamaz.” uyarısında bulunuyor.

Halkın beslenme alışkanlığının da değşmes gerektğne değnen Tuncer, şu önerde bulunuyor: “Kızartma et yerne haşlaması terch edlmel. Gazlı çecekler yerne süt ve süt ürünler çlmel, bol yoğurt ve sebze, meyve tüketlmel. Her gün en az 30 dakka yürüyüş yapılmalı. Fast-food’dan, patates kızartmasından yüksek ısıda fırınlanmış nşastalı ürünlerden uzak durulmalı.” Tuncer, sgaranın tüketmnn önlenmes ve beslenme şeklnn değştrlmesyle kanserlern üçte k oranında azaltılacağını belrtyor.

Televzyon dzlernde sgaraya son

Türkye’nn mzaladığı ‘Uluslararası Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmes’yle 2006’dan tbaren televzyonda yayınlanan dz ve flmlerde sgarayı özendrc her türlü ştsel ve görsel öğe yasaklanacak. Tatlılar, çecekler ve oyuncakların tütün ürünler formunda üretm ve satışı engellenecek. Sgara paket üzernde haff (lght), yumuşak çml (md) ve düşük katran (low tar) gb termlern kullanılması önlenecek. Sgara tüketmnn azaltılması amacıyla fyat ve verg poltkaları gözden geçrlerek fyat düzenlemeler yapılacak. Sgara paketlernn üzerne yazılacak uyarı yazıları daha büyük puntolarla yer alacak.

Sansli
05 04 2005, 17:00
* <a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14862 2]İşte Türkye'nn kalp krz hartası <a]


* <a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14861 7]Sahte ballar kanserojen<a]


* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=haberler&alt=&trh=20050405&hn=160007]Kanser oldun denlen kadnn, 29 yl once gne yuttugu anlasld<a]


* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=haberler&alt=&trh=20050405&hn=159994]Sgara cen bu fabrkada calsamyor<a]


* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=haberler&alt=&trh=20050405&hn=159995]Sgaraya kars hosgoru olmaz<a]


* <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0,,sd~12@nvd~556 505,00.asp] Beynn sekln belrleyen molekul<a]

MAZI
07 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14899 8]Sayıştay'ın raporu: Sağlıkta sraf dz boyu <a]


x <a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14891 5]Sezer: Herkes çn sağlık <a]


x <a target=new href=http:www.radkal.com.trhaber.php?haberno=14891 9]1 ğneye 1.7 mlyon hayat <a]
Dünya Sağlık Örgütü verlerne göre dünyada her yıl 1.7 mlyon kş gerekl aşıları yaptırılmadığı çn ölüyor.


x <a target=new href=http:www.mezunusa.comcerknewsdsplay_mezun_new s.cfm?ID=22296&TYPE=2]AIDS'e dur dyen yöntem<a]
Çnl ve ABD'l blm adamlarının, HIV vrüsünün nsan vücudunda yayılmasını önleyen br yöntem bulduğu bldrld.


x <a target=new href=http:www.yensafak.com.trsaglk.html]Kürtajı doğum kontrol yöntem gb algılamayın<a]
<a target=new href=http:www.yensafak.com.trsg02.html]http:www.yensafak.com.trsg02.html<a]
Tıp ve Dn konulu toplantıda jnekolog Gülhan Cengz, üç haftalık br bebeğn kalp atışlarının başladığını, vaze Kadrye Erdeml se, Kur'an'ın kürtajı yasakladığını anlattı.

Sansli
13 04 2005, 17:00
* Kalp krzne kars gunde 1 asprn
http:www.mllyet.com.tr20050414yasamyas09.html
İnglz blm adamları, her gün düzenl olarak alınan 75 mlgramlık asprnn, 50 yaş üstü kşlerde felç ve kalp krz rskn yüzde 30 azalttığını açıkladı. Cardff Ünverstes'nden Prof. Peter Elwood, asprnn düzenl kullanılması halnde kanser ve alzhemer hastalıklarına yakalanma rskn de azalttığını ler sürdü. Araştırmalar, her gün br asprn çen kadınlarda göğüs kanser oluşma rsknn de yüzde 28 azaldığını gösterd.
* Gogus kansern durduran lac
http:www.mllyet.com.tr20050414yasamyas10.html
İngltere'nn başkent Londra'dak Kanser Araştırma Ensttüsü tarafından gelştrlen laç, göğüs kanserne yol açan hücreler yok ederek kanser tümörlernn büyümesn engellyor. Kanserl hücrelern çoğalmasını sağlayan 'polymerase' adlı enzmn üretmn durduran laç, bu sayede de bu hücrelern kend kendlern yok etmesn sağlıyor.

Imbat
16 04 2005, 17:00
- Dyet

<a target=new href=http:gulper.trpod.comdyetsulu-dyet.htm]http:gulper.trpod.comdyetsulu-dyet.htm<a]

<a target=new href=http:btkterap.trpod.combtkler_k3.htm]http:btkterap.trpod.combtkler_k3.htm<a]

<a target=new href=http:brs1.trpod.comshhatkaplca.htm]http:brs1.trpod.comshhatkaplca.htm<a]


- Besnlern Kalor De&#240;erler
<a target=new href=http:www.haber.gen.trhaberadreshaberadres.asp ?2F60E41]http:www.haber.gen.trhaberadreshaberadres.asp?2F60 E41<a]


- Vtamnler - Mneraller
<a target=new href=http:brs1.trpod.comshhatvtamn.htm]http:brs1.trpod.comshhatvtamn.htm<a]


- Dengel Beslenme
<a target=new href=http:brs1.trpod.comshhatbeslenme.htm]http:brs1.trpod.comshhatbeslenme.htm<a]


- Btklerle gelen saglk
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trdosyabtklerlegelensag lk]http:www.hurryetm.com.trdosyabtklerlegelensaglk<a]


- Once Saglk
<a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaberler0,,sd~402,00. asp]http:www.hurryetm.com.trhaberler0,,sd~402,00.asp<a]

Sansli
17 04 2005, 17:00
* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=kadnale&alt=&trh=20040810&hn=79213]Kekemelgn neden pskolojk degl, genetk<a]


* <a target=new href=http:www.zaman.com.tr?bl=kadnale&alt=&trh=20040810&hn=79212]Astl cecekler ppetle cmek ds curuklern engellyor<a]


* <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag105-20040803-200.html]Gazl cecek yerne sut crn<a]


* <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag104-20040803-200.html]Flas bebegn gozlern bozuyor<a]


* <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag101-20040803-200.html]Anne sutu yasam kaltesn arttryor<a]


* <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag101-20040806-200.html]Kloyu korumann altn kurallar<a]


* <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag101-20040808-200.html]Hamlelgn zararllar lstes<a]


* <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=9]Dogal maskeler<a]


* <a target=new href=http:www.ntvmsnbc.comnews278947.asp?0m=S13X]13 saç problemne 13 pratk çözüm!<a]
KAYNAK: <a target=new href=http:www.kadnca.net]www.kadnca.net<a]


* <a target=new href=http:www.haber.gen.trhaberadreshaberemal.asp? 314DB97]Zeka gerl&#240;n önlemek çn kan testn hmal etmeyn <a]

Imbat
20 04 2005, 17:00
- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag103-20040803-200.html]Guzel dslere sahp olmann srr mutfakta<a]


- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag102-20040804-200.html]Faydal blgler<a]


- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag101-20040804-200.html]Ozurlu doktor 112 acl servsn beyn oldu<a]


- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag101-20040805-200.html]Losemnn pencesnden kurtulmay basardlar<a]


- <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag101-20040807-200.html]Yalova kaplcalar cld temzlyor<a]


- <a target=new href=http:www.haber.gen.trhaberadreshaberemal.asp? 3058EF0]Balk yagyla kalp krz test<a]


- <a target=new href=http:www.haber.gen.trhaberadreshaberemal.asp? 304D4ED]Kanser yayan 'twst' adl proten<a]


- <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=7]Br doga harkas ar polen<a]

MAZI
23 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:brs1.trpod.comshhatkaza.htm]Kazalar ve Ilk Yardm<a]


x <a target=new href=http:haber.mynet.comdetal_news?manPage=1&whch=center&no=4&ref=haberHome&e=hb4]Ilk yardm hk. blmenz gerekenler<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=10]Dger hastalklar<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=16]Vtlgo<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=8]Pratk cozumler<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=5]Bobrek<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=4]Kanszlk<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=3]Kalp-damar ve kolesterol<a]

MAZI
23 04 2005, 17:00
x <a target=new href=http:www.btkselste.com]Btksel ste<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=6]Basnda bz<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=1]Kanser<a]


x <a target=new href=http:www.btkselste.combtkselste.asp?konu=2]Sedef ( Psorass )<a]


x <a target=new href=http:www.sabah.com.trgnysag102-20040810-200.html]Beynmzn tamamn kullanmadgmz dogru degl<a]


x <a target=new href=http:www.radkal.com.trverler20040811haber_124 632.php]Allerjye kars polen ass<a]

whitesnow
25 04 2005, 17:00
# <a target=new href=http:www.stargazete.comndex.asp?haberID=70289]İy olacak hastanın ayağına başbakan gelr<a]
Gökçeada’da kalp krz geçren 30 yaşındak Salha Kaçar, Başbakan Erdoğan’ın helkopteryle yenden hayata döndü...


ÇANAKKALE destanının 90’ıncı yıldönümü törenlerne katılan Başbakan Erdoğan, daha sonra helkopterle Gökçeada’ya gtt. Erdoğan halka htap ettğ sırada, koruması kulağına ‘Br kadın kalp krz geçrmş’ dye fısıldadı...

SAĞLIK DURUMU İYİ

ACİLEN hastaneye kaldırılması gereken kadın çn Ada’da ulaşım aracı olmadığını öğrenen Erdoğan hemen talmat verd. Başbakanlık helkopter 15 dakkada Kaçar’ı hastaneye yetştrd. Yoğun bakımdak Kaçar’ın sağlığı y.

whitesnow
25 04 2005, 17:00
# <a target=new href=http:www.sabah.com.trgun115.html]Alzhemer, der hücres le btecek<a]
Dünyada mlyonlarca nsanın hayatını mahveden, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan ve başta unutkanlık olmak üzere çeştl zhnsel ve davranışsal bozukluklara sebep olan Alzhemer çn umut ışığı... Amerkalı blm adamları der hücresn laboratuvar ortamında genetk olarak gelştrerek Alzhemer'ın gerlemesn sağladı. Araştırmayı yapan Prof. Dr. Mark Tuszynsk, Der hücreler hastanın beynne enjekte edlyor. Ve hastanın snrsel aktvtes gelştrlyor ded.


# <a target=new href=http:www.hurryetm.com.trhaber0%2C%2Csd~1@w~1@ nvd~568107%2C00.asp]Yalnız kulak değl gözler de duyuyor <a]
Münh Teknk Ünverstes öğretm görevls Prof. Hugo Fastl, yaptığı araştırmalar sonucu, nsan gözlernn de kulaklar gb sesten etklendğn ve duyabldğn öne sürdü. Gözlern ses algılamada öneml br rol oynadığını öne süren Prof. Fastl, öğrencleryle yaptığı deneyde gözlern açık yeşl renkl beyaz renkl trenlern sesn daha az algıladıklarını tespt ett.1

Daha sonra öğrenclerne koyu parlak veya kırmızı renktek trenlern görüntülern seyrettren Fastl, öğrenclern tren gürültüsünü daha fazla algıladıklarını belrled. Prof. Hugo Fastl, ‘Yaptığımız deneylerden çıkan sonuca göre, görmenn ses frekansıyla lgl öneml br bağlantısı bulunmaktadır’ ded.

Imbat
27 04 2005, 17:00
- <a target=new href=http:www.nethaber.com?h=12733]Insan Hayat 130`a Dayand<a]
Daha y beslenme şartları, tıptak gelşmeler, savaş ve kaza gb tehlkelern azalmasıyla sanayleşmş ülkelerde doğan her k çocuktan br 100 yıldan fazla yaşama şansına sahp olacak.

MAX PLANK Ensttüsü’nün verlere göre son 160 yıldır ortalama nsan ömrü, doğrusal br şeklde artıyor. 1840’lı yıllarda İsveçl kadınlar çn öngörülen yaşam süres 45 yıldı. İsveç, o yıllarda nsanların en uzun yaşadığı ülkelerden bryd.

2000 yılında se Japon kadınlar çn ortalama 85 yıllık br ömür bçlyor. Blm adamları, nsan ömründek bu uzamanın daha da artacağını ve gelecekte nüfusun daha da ‘kırlaşacağını’ belrtyorlar. Yne blm adamlarına göre bu durum, bugüne kadar önemsenmeyen ve hç karşılaşılmayan yen toplumsal sorunlar doğuracak.

Max Plank Ensttüsü’nün yaşlanma uzmanlarından Prof. James Vaupel, ‘Çok yakında 125 yıl ya da 130 yıllık br ömür hayal olmayacak. Hatta 130 yaşın ötesnde yaşama potansyel ble bulunuyor’ dyor. Prof. Vaupel’e göre ömrün yüzde 25’n genler, ger kalanını se tıp, düzenl egzersz ve dyet belrlyor.

Imbat
28 04 2005, 17:00
- <a target=new href=http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?378BE59]Uykunun genetigi kesfedildi: 3 saat uyku yetecek[/url]
Insanlarin günde sadece üç saat uyuyarak düzenli bir hayat sürme
ihtimali olup olmadigini arastiran bilim adamlari uykunun kimyasini etkileyen
geni kesfettiler.
- <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20050425-200.html]Uykusuzluk çekene 'Al bu hapı uyu' demek sorunu çözmüyor [/url]
Geceleri uyuyamıyorsanız, haplardan medet ummayın. Sorununuzun sebebini bulmanız şart. Uyku uzmanları, uykunun süresinden çok ertesi gün nasıl uyandığınızın önemli olduğunu vurguluyor. Beş saatlik uykuyla zıpkın gibi uyanıyorsanız sorun yok ama 10 saatlik uykunun ardından hala bitkinseniz, mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekiyor.


- <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag102-20050425-200.html]Uyuyamıyorsanız mutlaka bir sebebi var [/url]
Öğrenilmiş uyku: Bazen sevindirici bir olay, bazen bir hastalık, bazen de iş veya ailede ortaya çıkan bir problem uykusuzluğa neden olur. Zaman içinde problem ortadan kalkmasına karşın, uyku sorunu çözülemez. Bu aşamadan itibaren hasta için uyumak problem olmuştur. 'Ya uyuyamazsam' endişesi yerleşir. Hastalara bu gibi durumlarda genellikle uyku getirici ilaçlar verilir. Bir süre normale dönen hasta, sonra tekrar eski haline dönerse, tedavi daha da zorlaşır.

Kötü uyku alışkanlıkları: Gün içindeki kısa süreli uyuklamalar buna neden olur. Bu hastalarda uyku, dinlenme ve çalışma saatleri birbirine geçmiştir. Bu nedenle, yatak odası sadece uyumak için kullanılmalıdır. Uyku algılanmasına bağlı uykusuzluk: Hasta uykuya güçlükle dalar, sık sık uyanır, uykusu derinleşmez. Toplam uyku süresi dört saati geçtiği halde, sabah kalktığında hiç uyumadığını söyler.

İdiyopatik insomni: Çocukluk döneminden itibaren hastada uyku problemi vardır. Erişkin yaşlarda kısmen tahammül edilebilir. Bir süre uyuyan hasta, tüm hayatı boyunca arzu ettiği kadar uyuyamamaktan şikâyet eder. Muhtemelen ailesinde bu durumda olan başka kişiler de vardır. Psikiyatrik nedenlere bağlı uykusuzluklar: Korkular, takıntılar, panik bozukluklar, alkolizm uykusuzluk yapar.

Depresif hastalıklar: Depresif hastalar sıklıkla uykusuzluktan şikâyet eder. Bu şikâyet sıklıkla yüzde 95 oranını bulur.

MAZI
02 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=52059&Categoryid=7]Kalp krizi hiçbir zaman 'aniden' gelmez (1)[/url]


x <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=51922&Categoryid=7&aid=0]Keten tohumu kalp riskini[/url]


x <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=51755&Categoryid=7&aid=0]Mutlu olmak kalbi yoruyor[/url]


x <a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/04/12/yasam/yas05.html]5 kez kalbi durdu, yine de hayatta[/url]

Sansli
09 05 2005, 17:00
* - <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gun106.html]Türkiye'de sigaradan ölüm 8 saniyede bir[/url]


* <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20050509-200.html]Her 100 reflü hastasından 10'u önlem alarak, tedavisiz iyileşebilir [/url]


* <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag102-20050509-200.html]Reflü zamanla ses kısıklığı da yapabiliyor[/url]


* <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag103-20050509-200.html]Şikâyetlerinizi böyle hafifletin[/url]

MAZI
12 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=171479&bl=kadinaile&trh=20050509]Rastgele kullanılan lensler, göz hastalıklarına sebep oluyor [/url]


x <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/05/09/haber_152086.php]Bedeninizi şarj edin [/url]
Sorun ne olursa olsun, hayata pozitif bakın, çözüm kapılarınızı açık tutun. Kendinizle baş başa kalacağınız kısa bir meditasyon, bedeninizi şarj eder...


x <a target=new href=http://www.sabah.com.tr/gny/sag101-20050426-200.html]Sık rüya görmek kalitesiz uykunun en önemli habercisi[/url]


x <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=51791&Categoryid=7&aid=0]Su icmek icin susamayi beklemeyin[/url]


x <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050421&hn=165753]Lise ogrencisi, koc boynuzundan kanser ilaci uretti[/url]

whitesnow
13 05 2005, 17:00
# <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050510&hn=171922]‘Minik Hasan’ı ablasının kök hücresi kurtaracak [/url]
Genetik bir bağışıklık sistemi hastalığı olan “cd3 reseptör defekti’’ne yakalanan 1 yaşındaki Hasan Yıldız, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Bursa’nın Büyükorhan ilçesine bağlı Yenice köyünde yaşayan baba İsmail Yıldız ve anne Döndü Yıldız, Hasan’ın sağlığına kavuşması için 1 yıldır mücadele veriyor. Hasan Yıldız, 1 yaşında olmasına rağmen henüz 6 kilo ağırlığında. Ailenin Ramazan adını koydukları oğulları da 7 aylıkken aynı hastalık sebebiyle vefat etmiş. Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi İmmünoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Tezcan, bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan ‘cd3 reseptör defekti’nin dünyada çok nadir görüldüğünü belirterek, minik Hasan’ın tedavisinde doku grubu uyan kardeşinin kök hücrelerinin kullanılacağını bildirdi. Dün hastaneye yatırılan Hasan Yıldız’a önümüzdeki günlerde kardeşinden alınan kök hücreler verilecek.

Sansli
14 05 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=53443&Categoryid=7&aid=0]Nikotin aşısı hazır[/url]
İsviçreli uzmanlar nikotin aşısının insanlar üzerindeki ilk geniş çaplı denemelerini tamamladı. 6 aylık denemenin detayları henüz açıklanmazken, sonuçların başarılı olduğu belirtildi. Cytos şirketinin geliştirdiği aşı belirli aralıklarla 6 kez enjekte ediliyor. Aşıdaki kimyasallar, kandaki nikotin parçalarına tutunarak bunların beyne giremeyecek kadar büyük hale gelmesine neden oluyor. Beyin nikotin ile beslenmeyince 6 enjeksiyon sonunda sigara ihtiyacı duymamaya başlıyor. Kokain bağımlılarında da etkili olabileceği sanılan aşının, 5 yıldan önce piyasa sürülmeyeceği belirtiliyor.


* <a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/cat/haber_detay.asp?Newsid=53352&Categoryid=7&aid=0]Sigara içtiyseniz direksyona geçmek için 1 saat bekleyin[/url]

Alman milletvekillerinin otomobil kullanırken sigara içilmemesi'ne ilişkin yasa tasarısını haklı çıkaran bir araştırma da İsveç'ten geldi. Almanlar, arabada sigara yakarken dikkatin dağıldığını öne sürmüştü. İsveç bilimadamları ise sigaradaki nikotinin, retinadaki kan dolaşımını olumsuz etkileyerek gözün karanlıkta görme yeteneğini düşürdüğünü ortaya koydu. Doktor Ulf Havelius, sürücülere gece sigara içtikten en az bir saat sonra direksiyon başına geçmelerini tavsiye etti. Malmö Üniversite Hastanesi'nde sigara içen 20 personel ile sigara içmeyen 20 kişinin karanlıkta görme yetenekleri karşılaştırıldı. Bir saatte 3 sigara içen personelin kandaki karbondioksit miktarı ile göz retinasındaki kan dolaşımı aydınlık ve karanlık ortamlarda ölçüldü. Normalde karanlıkta göz, cisimleri görmek için daha çok enerji harcadığından retinadaki kan dolaşımının artması beklenirken değişiklik olmadı. Karanlıkta görme yetenekleri de düştü. Nikotinin kan damarlarını daralttığı ve kanın oksijeni taşıma yeteneğinde azalma olduğu da görüldü. Bu durumun son sigaradan sonra 1 saat sürdüğü de tespit edildi.


* <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/05/15/haber_152708.php]Sigaranın doğal ilacı yürüyüş [/url]
AA - LONDRA - Britanya'daki Exeter Üniversitesi uzmanlarına göre, yürüyüş, sigarayı bırakmayı kolaylaştırıyor. 15 saat sigara içmeyen ve mil (1.6 kilometre) yürüyen tiryakileri inceleyen uzmanlar, yürüyüşün ardından 20 dakika boyunca nikotin açlığının düştüğünu tespit etti. Dr. Adrian Taylor, Bu basit bir yürüyüşün bile sigara arzusunu ciddi biçimde düşürdüğünü gösteren ilk çalışma. Hayvan deneyleri de egzersizin bağımlılık yapan maddelere düşkünlüğü azalttığını kanıtlıyor dedi.

Tiryakiye aşı
Öte yandan Britanya'da yayımlanan The Times gazetesi, bir İsveç firmasının geliştirdiği nikotin aşısının sigara alışkanlığını yok edeceğini öne sürdü. Gazete, ABD'nin Orlando kentinde tanıtılacak aşının beş yıl içinde kullanıma hazır hale gelebileceğini yazdı.
Aşının klinik denemeleri 6 ay sürdü ve hepsi ağır sigara tiryakisi 300 gönüllü üzerinde yapıldı. Merkezi İsveç'te bulunan Cytos biyoteknoloji firmasının yanı sıra iki firma daha aşıya benzer aşı üzerinde çalışıyor.

whitesnow
18 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/324026.asp?0m=T14M]Deniz canlılarından kanser ilacı[/url]

Bilim insanları deniz altında yaşayan mikropların salgılarından kansere karşı ilaç üretmenin yollarını araştırıyor.
16 Mayıs 2005 — Derin sularda yaşayan bir mikrop türünün bazı kanser tümörlerine karşı etkili bir salgı çıkardığı tespit edildi. Bilim insanları, şimdi bu mikrobun ürettiği bu salgının laboratuvar ortamında ilaçlarda kullanılacak şekilde nasıl üretilebileceğini tartışıyor.
Deniz altı canlıları ile ilgili çalışmalar iki koldan ilerliyor. Bir yanda University of Utah uzmanı Eric Schmidt, bir yanda da İskoçya Aberdeen Üniversitesi profesörü Marcel Jaspers ve Australian Institute of Marine Science (Avustralya Deniz Bilimleri Enstitüsü) uzmanları, farklı zamanlarda yaptıkları çalışmalarda benzer sonuçlara ulaştılar.
MİKROPLARI DENİZDEN ÇIKARMA SORUNU
Utah araştırmacıları Prochloron mikrobunun patellamide A ve C adlı iki farklı bileşen salgıladığını ve bu salgıların kansere karşı etkili olduğunu ortaya koydu. Araştırmayı yürüten Eric Schmidt, gözlemlerin laboratuvar bitkileri üzerinde yapıldığını ve doğal mikropları ise kendi doğal ortamlarından çıkarmanın oldukça zorlu bir süreç olacağını belirtiyor.
Canlılar üzerinde yapılan tıbbi araştırmalar, kimyasal ve mikrobiyolojik yöntemleri bir araya getiriyor. İlaç üretiminde kullanılmaları halinde bu tür mikropların laboratuvar ortamında üretilmeleri gerekecek, aksi takdirde bu canlıların denizlerin derinliklerinden çıkarılması masraflı olacak.
ÇEVRE KİRLENMESİNİN DOLAYLI SONUCU
Bilim insanları mercan kayalıkları ve yağmur ormanlarının insanlardaki birçok hastalığa çare olabilecek tabii kimyasallar içerdiğini vurguluyor. Bu vurguya ek olarak da, bu tür doğal ortamların insan eliyle tahribinin bir katliam olduğuna ve gelecekte değerli ilaçların önünü kapadığına işaret ediyorlar. Yağmur ormanları ner geçen gün kereste imalatı ve tarım alanı açmak için talan edilirken, küresel ısınma da mercan kayalıklarını yok ediyor.

Imbat
19 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050520&hn=174943]DSÖ: Kuş gribi virüsü insandan insana geçebilir[/url]

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kuş gribinin insandan insana geçebileceğini açıkladı. DSÖ, bu yıl başında Vietnam’da yapılan araştırmalarda, kuş gribi virüslerinin değişime uğradığı sonucuna varıldığını belirterek, hastalığın insandan insana bulaşabileceği yönünde endişelerin var olduğunu bildirdi.

Şimdiye kadar yalnızca hayvanlardan insanlara geçen kuş gribinin, enfeksiyonu kapmış bir kümes hayvanının uygun biçimde pişirilmesi durumunda tehlikeli olmadığı kaydediliyor. Ancak uzmanlar, virüsün çok daha bulaşıcı bir biçime dönüşerek insanların birbirlerine bulaştırmasından endişe ediyordu. Bunun da küresel çapta öldürücü gribe yol açarak, milyonlara kişinin hayatını tehdit etmesinden kaygı duyuluyor. Güneydoğu Asya’da ortaya çıkan kuş gribi, Vietnam’da 36, Tayland’da 12 ve Kamboçya’da 4 kişinin ölümüne yol açmıştı.

Sansli
20 05 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/05/21/yasam/yas11.html]Kanser meğer evrim sürecinin mirasıymış[/url]

ABD'li bilim adamları, insanın evrim sürecinde 5 milyon yıl önce şempanzelerle yollarını ayırdığını, ancak bu sırada insan spermlerinin hayatta kalma yeteneklerini geliştirirken kansere yakalanma riskini artırdığını belirledi. Bilim adamları, evrim sürecinde insan sperminin şempanzelerinkine oranla daha dayanıklı hale geldiğini, bununla birlikte insanda kansere yol açan birçok genin de nesilden nesle geçtiğini ortaya çıkardı.


* <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=153397]'Beyin ölümü' uyarısı [/url]

'Savcılar beyin ölümü ile bitkisel hayatı karıştırdığı için bağışlanan organlar heba oluyor' diyen Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı'na konuyla ilgili bilgi notu yolladı

ANKARA - Organ bağışlarında, hukuki sürece bağlı bazı sorunların yaşandığını savunan Sağlık Bakanlığı, savcıları uyardı. 'Beyin ölümü' ile 'bitkisel hayat'ın karıştırıldığını belirten Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı'na konuyla ilgili bir bilgi notu gönderdi. Bilgi notunda, kimi zaman karıştırılan 'beyin ölümü' ile 'bitkisel hayat'ın birbirinden farklı şeyler olduğu, bu ayrımın bilinmemesinin kimi zaman kritik zaman kayıplarına yol açtığı ve bağışlanan organların sırf bu yüzden işlevsiz hale geldiği vurgulandı.
Beyin ölümü sonrasında organ bağışı işlemleri, kişinin yakınlarının
onayıyla başlatılıyor. Ancak olay adli bir vakaysa, yani beyin ölümü gerçekleşen kişi kaza, silahlı saldırı gibi savcılıkça soruşturulan bir vakanın mağduru ise, kişinin tıbben ölüp ölmediği konusunda savcılık izni gerekiyor.
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Gümrükçüoğlu, savcılıklara iletilmek üzere Adalet Bakanlığı'na bir yazı ve bilgi notu gönderdi. Yazıda verilen bilgiye göre, Sağlık Bakanlığı müfettişleri, yaptıkları incelemelerde, adli olgularda organ bağışı durumunda savcıların beyin ölümü kavramını tam olarak değerlendiremediklerini tespit etti. Bunun sonucunda zaman kaybı yaşandığı ve bağışlanan organların kullanılamadığı görüldü.
Adalet Bakanlığı tarafından savcılara iletilen bilgi notunda şöyle denildi:


36 saatlik süre


Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının geri dönüşümsüz kaybolması anl***** geliyor. Beyin ölümü gerçekleşen kişide solunum ve dolaşım ancak yoğun bakımda destek makineleriyle sürdürülebilir. Beyin ölümü tanısı konulan kişi tıbben ölüdür.

Bu kişilerde yoğun bakımda verilen bütün tıbbi desteğe rağmen 24-36 saat sonra, beyin dışındaki organların da fonksiyonları kaybolur.

Beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından bu kişiler 'donör' olarak adlandırılır, donörlerde en kısa süre içinde organlar fonksiyonlarını kaybetmeden organların alınarak beklenen hastalara nakledilmesi gerekir.

Solunum sürüyor mu?


Beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki en önemli fark ise bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir. Bu hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam edebilir, bazı durumlarda da iyileşebilir. Beyin ölümü 'vazodaki çiçeğe', bitkisel hayat ise 'saksıdaki çiçeğe' benzer.

Organ naklinin dini açıdan da sakıncası yoktur.
Sağlık Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığı'na gönderilen notta organ ve doku nakli bekleyen hasta sayısının her geçen gün arttığı, Türkiye'de 30 bin üzerinde kronik böbrek yetmezliği hastasının diyaliz cihazlarına bağlı olduğu, bu hastaların nakil umuduyla yaşadığı vurgulandı.

Sansli
20 05 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~579357%2C00.asp]Sigara fıtık nedeni[/url]

Türkiye genelinde ilk Ulusal Fıtık Kongresi Kapadokya’da yapıldı. Fıtık Derneği Başkanı Prof.Dr. Metin Erdem, yılda 80 bin kişinin fıtık ameliyatı olduğunu, fıtığın tek çaresinin ameliyat olduğunu belirterek ‘Fıtık deyip geçmeyin. Sigara kullanmak bile fıtık nedenleri arasında’ dedi. Erdem, ‘Sigara içen kişilerde kolojen sentez dokuları zayıflıyor. Kaslar bozuluyor ve ortaya fıtık vakaları çıkıyor. Ayrıca, yaşlanma halinde de doku kaybı meydana gelince fıtık görülüyor.’


* <a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=152749]'Kanser'de umut artıyor [/url]
LONDRA - Modern tedavi teknikleri sayesinde, son 15 yıl içinde göğüs kanserinden ölüm oranının ciddi biçimde düştüğü ortaya çıktı. Araştırmacılar, ilaçlar ve hormonal tedavilerin artık sadece hastalığın tekrarını geciktirmekle kalmadığını, kökten tedavi ettiğini söylüyor. Oxford Üniversitesi'nde 145 bini aşkın kadını kapsayan 194 araştırmayı analiz eden araştırmacılar, sonuçları tıp dergisi 'The Lancet'ta yayımladı. Buna göre 90'lardan bu yana göğüs kanserinden ölüm oranı pek çok ülkede azaldı. Yeni ilaçlar sayesinde 50 yaşında bir göğüs kanseri hastası kadının ölüm riski 10'da bir oranına kadar düşürüldü. Dünya çapında yılda 1.15 milyon yeni göğüs kanseri vakası saptanıyor.

Imbat
20 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=15398]İlk insan kök hücresi üretildi... Uzmanlar: Her tür organın yeniden üretilmesinde kullanılabilecek bir sistemin ilk adımı[/url]

Koreli bilim adamları, hasta ya da yaralı kişiler üzerinde kullanılabilecek, insan embriyonundan ilk kök hücreleri ürettiklerini açıkladılar.

Yeni çalışma önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor

Yapılan deneylere gönüllü katılan kişilerden alınan cilt hücrelerinden elde edilen genetik bilgilerin, bu kişilerle ilişkisi olmayan gönüllülerden alınan yumurtalara nakledilmesi sonucunda, istenen herhangi bir doku türüne çevrilebilecek kök hücre kültürleri elde edildi.

Bilim adamları bunun her tür organın yeniden üretilmesinde kullanılabilecek bir sistemin ilk adımı olduğunu belirtiyorlar.

Yapılan yeni çalışma, kök hücre çalışmalarında çok önemli bir gelişme olarak niteleniyor. Elde edilen bu sonuç, geçen yıl yine Koreli bilim adamlarının bir kadının genetik şifresinden elde ettikleri dokuları yine aynı kadının yumurtalarına nakletmesinden bir adım daha ileri giden bir çalışma.

Ancak o günlerde yapılan deneylerde elde edilen başarıyı uygulamaya dönüştürmek, çok kolay görünmüyordu. Yapılan iki yüz denemeden, sadece bir tanesi başarıya ulaşmıştı. Teknolojideki gelişmeler sonucunda başarı ihtimali, on ya da on beşte bire yükselmiş durumda.

Elde edilen en önemli ilerleme ise, kök hücrelerin, kimden geldiğinin önemi olmaması.. Kadın, erkek, genç yaşlı, herhangi bir gönüllüden alınan örnekler benzer sonuçlar verebiliyor.

Deneylerde amaç, farklı hastaların bağışıklık sistemi tarafından reddedilmeyecek, bir anlamda kişiye özel dokular üretebilmek. Araştırmacılar bunu başardıklarını savunuyorlar. Bu gelişmeye rağmen, Parkinson, şeker hastalığı ya da genetik bağışıklık sistemi bozukluğu nedeniyle rahatsız olan kişilere organ ya da doku nakli yapılması daha çok uzun zaman alacak. Ancak elde edilen veriler, bilim adamlarına yeni bir düşünce sisteminin yolunu açıyor.

Herşeye rağmen, yeni kök hücreler üreten bilim adamları, bu sistemle, hastalıkları erken aşamalarda tedavi edebilmenin yolları üzerinde çalışmalarını, hastalığın nasıl ve ne kadar zarar verdiği yolundaki araştırmalarını hızlandıracak.

MAZI
22 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=175845&bl=haberler&trh=20050523]Hapşırık, kalbi koruyor[/url]

Hapşırık sırasında oluşan basınç nedeniyle kalp damarlarına yoğun kan pompalanmasının kalbe iyi geldiği bildirildi.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin Telli, vücudun doğal refleksi hapşırık sırasında ağızdan çıkan havanın hızının vücutta oluşan yüksek basınçtan kaynaklandığını belirterek, “Hapşırırken karın bölgesi ve beyin ağırlıklı olmak üzere vücutta büyük bir basınç ortaya çıkar. Bu basınç nedeniyle kalp damarlarına yoğun kan gider.” dedi. Hapşırığın kalp için faydalı olduğunu vurgulayan Telli, “Basınç nedeniyle bayılmalar, hatta hapşırığın tutulması durumunda ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Ancak uzmanları, sağlıklı kalp için hapşırığı sever. Tansiyon hastalığı ve bayılma tehlikesi olmayan kişiler, hapşırıkla sağlıklı bir kalbe sahip olabilir.” diye konuştu.

MAZI
22 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050523&hn=175844]Bir kilo üzüm, 1,15 litre sütün besin değerine sahip [/url]

Bir kilogram üzüm, içerdiği besin değerleri açısından 1,15 litre süt, 390 gram et ya da 1,2 kilogram patatese eşdeğer.

Kanser oluşumunu önleyen, kalp krizi riskini azaltan üzüm, cildin güçlenmesini de sağlıyor. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kara, üzümün, kalsiyum, potasyum, sodyum ve demir yönünden zengin olduğu gibi, A, B1, B2 ve C vitaminleri açısından da önemli bir besin kaynağı olduğunu belirtti. Bazı karaciğer hastalıkları ile kansızlığın tedavisinde etkili olan üzüm, yüksek tansiyonu kontrol altında tutuyor, beyin hücrelerini zinde tutuyor, alerji ve kireçlenmelerde iltihabı önlüyor. Yüksek kalori içeriğine karşın, çok düşük miktarlarda yağ ve protein içeren üzüm ideal bir diyet besini.

Sansli
23 05 2005, 17:00
ABD'de organ vericisinden virüs kapan 3 nakil hastası öldü

ABD’de, bir organ vericisinden bulaşan virüs yüzünden, 3 organ nakli hastası öldü.

Yetkililerin verdikleri bilgiye göre karaciğer, akciğer ve böbrek nakli yapılan 3 hasta, organ vericisinin muhtemelen bir kemirgenden kaptığı virüs yüzünden, ameliyattan birkaç hafta sonra yaşamını yitirdi.

Aynı vericiden böbrek nakli yapılan bir başka hastanınsa iyileşmekte olduğu kaydedildi.

Kadın vericinin, muhtemelen evinde beslediği cırlak sıçandan lymphocytic choriomeningitis virüsünü aldığı belirtildi.

Yetkililer, bağışlanan organlarda bu tür virüslerin olup olmadığını saptamak için düzenli testlerin yapılmadığını ve bu virüsün organ bağışı için engel olarak düşünülmediğini söylediler.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 24.05.2005

Imbat
23 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/05/24/yasam/axyas01.html]Vejetaryenseniz bol soya fasulyesi yiyin[/url]

Etin yanı sıra süt, yumurta gibi hayvansal ürünleri de tüketmeyen vejetaryenler, protein açıklarını kapatabilmek için soya fasulyesini sofralarından eksik etmemeli
1997 yılı itibariyle ABD'de 14 milyon vejetaryen olduğu tespit edilmiştir ve bu sayı çığ gibi büyümektedir. İngiltere'de deli dana hastalığının ortaya çıkmasıyla haftada yaklaşık 28 bin kişinin vejetaryenler kervanına katıldığı tahmin ediliyor.
Pek çok mineral ve vitamin, hayvansal gıdalardan karşılanır. Ancak bu, bitkisel bir beslenme biçiminin yetersiz olacağı anl***** gelmez. Bitkisel yiyecekler birbirini tamamlayacak şekilde tercih edilir, bir de yumurta ve süt gibi hayvansal besinler tüketilirse eksiksiz beslenmek olasıdır. Bunun yanında, bitkisel beslenmenin, hayvansal beslenme biçimine kıyasla bazı üstünlükleri olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin, bitkisel besinlerdeki yağların hayvansal besinlerdeki gibi kolesterol birikimine yol açmadığı ileri sürülür.

Vitamin desteği de lazım
Ancak beslenme uzmanları, vejetaryenliğin yararları olduğu gibi bazı zararları olduğunu da belirtmektedir. Protein değeri yüksek olan eti tüketmeyip bunun eksikliğini başka protein içeren besinlerle kapatmamak bir süre sonra vücutta hasara neden olabilir. Etin dışında, süt ve sütlü ürünlerde, yumurta, baklagil, tahıl ve sebzelerde bolca protein bulunur. Hiçbir hayvansal ürünü tüketmeyen vejetaryenler, soya fasulyesini sofralarından eksik etmemelidir. Günde kilo başına 1 gram protein almaları gerekmektedir. Doktor kontrolünde B2, B12, demir ve çinkoyu tablet halinde almalarında yarar vardır. Bunun yanı sıra B vitaminleri ile güçlendirilmiş kahvaltılık tahıl ve buğday tüketmeleri faydalıdır.

Demir eksikliği nasıl giderilir?

Vejetaryenler dengeli beslenmedikleri takdirde demir eksikliği riski söz konusu olabilir. En kaliteli demir ette bulunur. C vitaminli besinlerle birlikte tüketildiğinde demir daha güçlü bir şekilde emilir. Vejetaryenlerin iyi bir demir kaynağı olan baklagil, yeşil yapraklı sebzeler, kuru meyveler, pekmez, yumurta, kuruyemiş ve soya ürünlerini tüketmeleri gerekir. Ancak yemeklerle birlikte tüketilen çay ya da kahve, demir ve çinko alımını azaltır. Bu içeceklerin yemekten 1 saat önce ya da 2 saat sonra içilmesinde yarar vardır.

Haftanın besini
Aspirin yoksa kirazı deneyin
100 gramında 40 kalori bulunan, C, E vitaminleri ve potasyum bakımından zengin olan kirazın pek çok olumlu etkisi vardır. Kansere karşı koruyucu, kan dolaşımını hızlandırıcı, kolesterol seviyesini dengeleyici ve böbrekleri çalıştırıcı özelliği vardır. Gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Ağrı kesici özelliği olan kiraz, Aspirin etkisi gösterir. 20 kirazda 12 - 25 miligram arasında antosiyanin bulunmaktadır, bu da bir aspirinden on kat daha etkilidir.

Imbat
30 05 2005, 17:00
- Kekik, birçok derde iyi geliyor
http://www.ntvmsnbc.com/news/325167.asp
Uzmanlar, kekik otunun yapısında bulunan minerallerinden dolayı birçok sağlık probleminin çözümünde etkili olduğunu belirtiyor.
Kolesterol düşürülmesinden, sara krizini önlemeye ve ağrıların tedavisine kadar bir çok işe yarayan kekik, baharat özelliğiyle de yemeklerde kullanılıyor.

HaberSaglik.com
www.maksimum.com
- <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~584082%2C00.asp]Günde 5 sigara bile Çernobil kadar zararlı[/url]
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yurttaşları, Türkiye’de her yıl 110 bin kişinin yaşamını yitirmesine ve ortalama 3 milyar dolarlık maddi zarara neden olan sigarayı bırakmaya çağırdı.

Akdağ, 31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü nedeniyle şu açıklamayı yaptı:

Sigara içerdiği 4 binden fazla zehirli kimyasal maddeyle en önemli halk sağlığı sorunu.

Türkiye’de erkeklerin yaklaşık yüzde 60’ı, kadınların ise yüzde 20’si sigara içiyor.

Sigara içen annelerin sütünde bulunan ‘dioksin’ maddesi öldürücü etkiye sahip bir zehir.

Günde 5 sigara içen bir kişi, Çernobil kazasının 100 kilometre çevresinde bulunan biri kadar radyasyon alıyor.

Türkiye’de sigaraya bağlı ölümlerin önemli bölümü 35-70 yaş arasında.

MAZI
31 05 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050601&hn=178801]Tütün tüketimi her yıl 5 milyon kişinin ölüm sebebi [/url]

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), ‘31 Mayıs dünya sigara içmeme günü’ nedeniyle yaptığı açıklamada tütün ve sigaranın bu yıl dünyada 10 milyon kişinin ölümüne yol açabileceği uyarısında bulundu.

WHO Genel Direktörü Dr. Lee Jong-Wook, yayınladığı açıklamada, “tütün kullanımının her yıl yaklaşık 5 milyon insanın ölümüne sebep olduğunu” belirtti. Lee, sağlık uzmanlarının sigara alışkanlığının bırakılmasına yardım için gerekli uzmanlığı edinmeleri ve bizzat kendilerinin bu alışkanlıktan uzak durmaları gerektiğini kaydetti. WHO açıklamasında, bu yıldan itibaren 2020’ye kadar sigara ve tütün tüketiminin her yıl 10 milyon insanın ölümüne sebep olabileceği uyarısında bulunuldu. Öte yandan, İsveç de, bugünden itibaren bar, lokanta ve gece kulüplerinde sigara içilmesi yasaklandı.

MAZI
31 05 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=178726&bl=kadinaile&trh=20050601]Ağrı kesici almayı alışkanlık haline getirmeyin [/url]

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Başağrısı Derneği Başkanı Prof. Dr. Cankat Tulunay, ağrı kesici almayı alışkanlık haline getirmenin, kansere ve ölüme varan çok büyük tehlikeleri bulunduğunu belirtti.

Sürekli hale gelen ağrıların mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen Tulunay, ağrıların sağlık sorunlarının yanı sıra maddi kayıplara da neden olduğunu anlattı. Prof. Dr. Tulunay, bugün Türkiye’de sadece kadınların migrenine bağlı olarak her yıl yaklaşık 300 milyon dolarlık ekonomik kaybın meydana geldiğini söyledi.

x <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=kadinaile&alt=&trh=20050601&hn=178724]Cilt sorunlarınız için evde krem yapabilirsiniz [/url]

Her cilt türünün kendine göre farklı sorunları vardır. Kimi cilt çok kurur, kimisi aşırı yağlanır, kimi ciltte lekeler oluşur.

Bitkiler aleminde her sorun için şifalı bir ot mutlaka vardır. Bize düşen hangi bitkinin neye yarayacağını bilip gerekli karışımları yaparak uygulamaktır. Tabii en önemlisi de bunun için vakit ayırmaktır. Günümüzde şifalı bitkileri aktarlarda kolayca bulabiliyoruz. Üstelik markalı kremler için ayıracağınız bütçenin çok azına bu kremleri elde edebiliyorsunuz.

Nemlendirici kremler

Bir avuç gelincik yaprağı, yarımşar avuç taze maydanoz ve salatalık tohumu, üç baş lale soğanı ile birlikte dövülerek ezilir. Hazırlanan karışım bir kaba konarak on beş dakika süre ile pişirilerek süzülür. Süzülerek elde edilen posa, krem kıv***** gelinceye kadar palamut unu ilâve edilerek kaymakla birlikte karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan krem menekşe yağı ile yumuşatıldıktan sonra bir kavanoza konarak serin bir yerde saklanır. Cildi nemlendirmede ve güzellik kremi olarak kullanılır.

Cilt kurumasında uygulanacak kremler

Çalgıcı otu tohumu havanda dövülerek ezilir. Elenerek elde edilen toz merhem kıv***** gelinceye kadar zeytinyağı ve bal ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan merhemden tedavi süresince kuruyan cilde sürülür.

Yumurta akı ile safran merhem kıv***** gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan karışıma susam yağı ilâve edildikten sonra ısıtılır. Yatmadan önce vücut bu merhemle ovulur.

Salkım söğüt yaprakları suda kaynatılarak haşlanır. Sıkılarak elde edilen posaya süt ve yumurta akı ilâve edilerek pomat kıv***** getirilir. Hazırlanan bu pomattan günaşırı cilde sürülür.

Cilt kırışıklığını giderici kremler

Pelinotu suda demlenerek süzülür. Elde edilen posasına bademyağı karıştırılarak krem kıv***** gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan bu krem yatmadan önce cilde sürülür.

Papatya ve gelincik havanda dövülerek ezilir. Elde edilen karışım zeytinyağı ilâvesiyle pomat kıv***** gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan bu pomattan tedavi süresince cilde sürülür. Hercai menekşe suda demlendikten sonra bir tülbentle sıkılır. Elde edilen posaya, krem kıv***** gelinceye kadar zeytinyağı ve badem yağı ilâve edilerek yoğrulur. Hazırlanan kremden cildin kırışık bölgelerine sürülür.

Sansli
01 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/06/02/haber_154585.php]Kendine güvenmenin ilacı[/url]

Sosyal fobi ve utangaçlığın ilacı yolda... Vücutta doğal olarak bulunan ve ileride ilaç haline getirilebilecek 'oksitosin' adlı hormon, insanın kendisine güvenini artırıyor.
PARİS - Bir ilaçla sosyal fobiyi, otizmi ya da şüpheciliği yenmek mümkün mü? İsveçli araştırmacıların yeni bulguları bu soruya 'Evet' cevabı veriyor.
Zürih Üniversitesi uzmanları insan vücudunda doğal olarak bulunan ve yeni annelerin bebeklerini emzirmelerini sağlayan bir hormonun, aynı zamanda insandaki şüphe eşiğini düşüren bir 'güven ilacı' olarak rol oynadığını ortaya çıkardı. 'Oksitosin' hormonu özellikle güven ve sosyal ilgi gibi duyguların yöneticisi durumundaki sinirsel ağı harekete geçiren bir düğme gibi çalışıyor.
Laboratuvarda memeliler üzerinde yapılan incelemede oksitosin verilen kobayların birbirleriyle ilişki kurarken daha az tedbirli davrandığı gözlendi. Hormonun insanlar üzerindeki etkilerini incelemek için uzmanlar, gebeliği kolaylaştırmak veya yeni doğum yapan kadınlarda sütün gelmesini desteklemek için kullanılan oksitosine eşdeğer ilaç kullandı. 178 erkek deneğe, güven ve risk faktörleri içeren bir oyun oynatıldı.
Deneklerin yarısına burundan alınan tek bir doz oksitosin verilirken, diğer yarısına da etkisiz ilaç koklatıldı.
Oyunda taraflardan biri yatırımcı biri emanetçi görevi üstlendi. Güvene dayalı oyunda yatırımcıyı oynayıp oksitosin alanların yüzde 45'inin
'maksimum düzeyde güven' duyduğu, hormon verilmeyen deneklerin sadece yüzde 21'inin bu seviyeye geldiği belirtildi.
Ardından benzer bir oyun her iki gruba da bilgisayarlara karşı oynatıldı. Bu kez her iki grubun da bilgisayara karşı aynı derecede temkinli davrandığı görüldü. Uzmanlar sonuç olarak oksitosin hormonunun insanların makinelerle değil sadece birbirleriyle ilişkilerinde güven sağladığını açıkladı.
Âşık olduğunu söyleyen kişilerde bu hormonun seviyesinin daha yüksek olduğu ölçülmüştü. Araştırmayı kaleme alan Ernst Fehr, bulguların ileride sosyal fobisi olan ya da genetik yapısı sebebiyle sosyal ilişkilerden kaçınan hastaların tedavisinde kullanılabileceğini söyledi.


Politikacılar yararlanabilir
Ancak Fehr, politikacılar gibi bundan yararlanabilecek kişilerce kötü niyetli kullanılmamasına dikkat edilmesi gerekebileceğini de vurguladı.

Sansli
01 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=154580]İsveç barlarında sigara yasak [/url]

STOCKHOLM - İsveç'te artık pastane, restoran ve eğlence yerlerinde sigara içilmesi yasak.
Eğlence ve restoran çalışanları sendikası, 'pasif içicilerin' kansere yakalanma riski nedeniyle bu yerlerde sigaranın yasaklanması için kampanya yürütmüştü. Bu tür mekânlarda sigara içmenin tek yolu işletme sahibinin sigara odaları yaptırması. Ancak bu odalara da yiyecek içecek servisi yapılması yasak. İstatistiklere göre otel, bar ve restoran çalışanlarının diğer mesleklere göre akciğer kanserinden ölme oranı üç kat fazla.

MAZI
02 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/06/03/gun124.html]Klorofil kanseri yendi[/url]

Bitkilerde fotosentezi sağlayan klorofil, prostat kanserine karşı kullanılıyor. Kanserli bölgeye enjekte edilen klorofil lazer yardımıyla tümörü yokediyor.

Güneş ışığını alarak bitkilere yeşil rengini veren ve fotosentez oluşumunu sağlayan klorofil maddesi prostat kanseri hastaları için büyük umut oldu. İsrailli bilimadamı Avigdor Scherz tarafından bulunan, Londra Üniversitesi'nde araştırmaları devam eden yöntemde klorofilden yapılan ilaç kanserli bölgeye enjekte ediliyor. Daha sonra o bölgeye lazer tutularak klorofilin tıpkı bitkilerdeki çalışması sağlanıyor.

YÖNTEM HEYECAN YARATTI
Lazerle temas eden klorofil tümörün beslenmesine yardımcı olan kan damarlarını tıkıyor ve birkaç gün içerisinde kanserli hücrelerin ölmesine yardımcı oluyor. Uzmanlar radyoterapi görmelerine rağmen hastalığı tekrar eden 30 hasta üzerinde deneyleryaptı. Tedavi sırasında hastalara günde beş kez içerisinde klorofil olan ilaç enjekte edildi. Ve 6 ay sonunda yapılan biyopsilerde kanserin yok olduğu tespit edildi. Prostat kanseri erkeklerde en çok görülen kanser türleri başında geliyor.

ÇALIŞMALAR DEVAM EDECEK
Sadece İngiltere'de her yıl 30 bin erkek prostat kanserine yakalanıyor ve 10 bin kişi ise hayatını kaybediyor. Uzmanlar Bugüne kadar gördüğümüz en umut vaadeden yöntem. Sadece kanserli hücreleri öldürüyor olması ve diğer sağlıklı hücrelere zarar vermemesi çok önemli diyerek çalışmalara devam edeceklerini söylüyor.

MAZI
02 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/06/03/gun125.html]Klorofil nasıl etki ediyor?[/url]

1- Yöntem için en ideali deniz bakterilerinde bulunan klorofil maddesidir.

2- Klorofilden üretilen ilaç kanserli bölgeye enjekte edilir.

3- Prostat cinselliği ve idrar fonksiyonlarını kontrol eden bir salgı bezidir. Prostatın tam merkezinde, üretra denilen idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. Prostat büyürse içinden geçen üretrayı sıkıştırarak idrar akışını zorlaştırabilir. Bu nedenle prostat kanserinin belirtilerinden birisi, idrar yapmakta güçlüktür.

4- İlaç lazerle aktif hale getirilir. Klorofil tümörün beslenmesine yardımcı olan kan damarlarını tıkar ve tümör birkaç gün içinde ölür...

MAZI
02 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/06/03/gun136.html]Sağlık hattı[/url]

İşi ve çocuğu olan anneye uyku haram
İngiltere'de yapılan araştırmaya göre, günümüzün anneleri kendi annelerine göre günde 2 saat daha az uyuyor. Hem çalışan hem de bebek sahibi olan kadınların günde sadece 3.5 saat uyuyabildiği belirtiliyor. Araştırmada kadınların ilk başta iş ve çocuk bakımı arasındaki dengeyi sağlayabileceklerini düşündükleri ama çok kısa bir süre sonra çoğu kadının işi bırakmayı tercih ettikleri de görülüyor.

Sağlam vücudun sırrı sağlık kaynağı besin
Cilt için: Günde bir portakal veya greyfurt, hücrelerin yenilenmesini sağlıyor.
Kalp için: Doğru beslenme kalp hastalıklarına yakalanma riskini yarı yarıya indiriyor. Uzmanlar bunun için balık yenmesini tavsiye ediyor...
Kemikler için: Beyaz peynir, brokoli, elma, börülce ve bol üzüm yenmesi gerekiyor.
Üreme organları için: Üretkenlik için çinkolu besinler tüketilmeli.Tavuk, kuzu eti..
Gözler için: Havuç, brokoli, patates ve lifli gıdalar tüketilmeli...
Dişve diş etleri: Günde bir bardak süt içilmesi şart.
Saçlar için: Tavuk, hindi, yumurta ve peynir öneriliyor.

Obezite vakaları artıyor
DENGESİZ beslenme ve hareketsizlik yüzünden çocuklarda obezite vakaları her geçen gün hızla artıyor. Uzmanlar sadece Avrupa'da 550 bin obez çocuk olduğunu belirtiyor. İngiliz profesör Tim Lobstein obezitenin, çocukların ömrünü 10 yıl kısalttığını söylüyor. Lobstein Çocuklar sokaklarda oynamak yerine vakitlerinin çoğunu bilgisayar başında geçiriyor. Sorun gittikçe büyüyor diyor.

Zona tedavisinde umut
AMERİKA Birleşik Devletleri'nde şu an klinik deney aşamasında olan aşı, zona hastalığına yol açan virüs karşısında etkili oldu. Şimdiye kadar zona hastalığıyla mücadele eden en etkili ilaç olduğu belirtilen aşı, deri yüzeyindeki sinir uçlarında kabarcıklar oluşmasına yol açan ve hastada büyük acıya neden olan bu enfeksiyonlu haslatığın görüldüğü vakalarda yüzde 50'ye varan iyileşme sağladı.

Imbat
08 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/06/09/gundem/gundem10.html]Katil keneler iki can aldı [/url]

Çorum'un Karaağaç Köyü'nde kenelerin neden olduğu 'Kırım Kongo Kanamalı Ateşi' hastalığı iki kişinin ölümüne neden oldu. Yeni ölümleri engellemek için köy karantinaya alındı.

Çorum Merkez'e Karaağaç Köyü'nde çiftçilik yapan Emin Köbüt (32), aniden rahatsızlanarak Çorum Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 'Kırım-Kongo' teşhisi konulan Köbüt hayatını kaybetti.

Refakatçiliğini yapan ablası Neriman Aktaş (39) da kısa bir süre sonra aynı hastalık sonucu öldü.

Karaağaç Köyü karantinaya alındı. Ölenlerin yakınları sağlık kontrolünden geçirildi. Hayvanlardan insan vücuduna geçerek cilde yapışan kenelerin neden olduğu hastalığa son 1,5 yılda Sıvas, Erzurum, Tokat ve Çorum'da 170 kişi yakalandı. Dokuzu hayatını kaybetti.

Ateş, titreme, kas ağrıları, kusma, ishal ve kanama ile kendini gösteren hastalık, ilk kez 1944'te Kırım'da görüldü. Benzer bir virüse ise Zaire'de rastlanınca bu ismi aldı.

Imbat
08 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=17637]İnanılmaz ama gerçek: Muğla'da ölen turist, 2 saat sonra hayata döndü[/url]

İHA - Geçirdiği kalp krizi sonucu kalbi ve solunumu duran İskoçyalı turist, erken müdahale ve yoğun çabalar sonucu 2 saat sonra hayata döndürüldü.
(8 Haziran 2005 Çarşamba)

Önceki gün kaldığı İskandil Otel'de kalp krizi geçiren 50 yaşındaki James Bryce, ambulansla Universital Hospital Bodrum'a kaldırıldı. Kalbi durmuş olarak ambulansa bindirilen yabancı turiste ilk müdahaleler ambulansta yapıldı. Uygulanan kalp masajı ve suni solunum, acil serviste de devam etti. Hastayla acil serviste Dr. Ali Arat ilgilendi. 20 dakika sonra kalbi çalıştırılan James Bryce, 2 saat sonra solunum yapmaya başladı. İskoçyalı turisti yeniden hayata döndüren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aydın Aksoy, bu tip durumlarda ilk 5 dakikanın önemli olduğunu, bu süre içinde suni yollarla hastanın yaşatılması halinde yeniden hayata döndürülebileceğini belirterek, James Bryce'ın hiç kalp krizi geçirmemiş gibi sağlıklı olarak tatilini sürdürebileceğini söyledi

Sansli
13 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24034&TYPE=2]Beyin hücreleri ilk kez laboratuvar ortamında çoğaltıldı[/url]

ABD’deki Florida Üniversitesi McKnight Beyin Enstitüsü’nde görevli bilim adamları, tıp tarihinde ilk kez laboratuvar ortamında beyin kök hücrelerini çoğaltmayı başardı. Dr. Bjorn Scheffle, yeni teknolojinin gelecekte Parkinson ve epilepsi hastaları için umut olabileceğini söyledi.

Fareler üzerinde yapılan araştırmada, beyinden alınan hücreler özel bir kimyasal işlemden sonra laboratuvar deney tüplerinde sınırsız miktarda üretilebildi. Uzmanlar, gelecekte insanlar üzerinde yapılacak denemelerde, çoğaltılabilecek olan yeni beyin hücrelerini, gerektiğinde kullanabilmek için dondurarak saklayabileceklerini açıkladı.

İNSANLARDA BEYİN HÜCRELERİ YAŞLANDIKÇA AZALIYOR
Araştırmacılar hastanın kendi beyin hücrelerinin sınırsız olarak üretilebileceğine değinerek, bu yolla Parkinson ve epilepsi vakalarında, hastalığa yol açan hücre kaybının önüne geçebileceklerine dikkat çekti.

Kök hücre tekniği ile şimdiye kadar çeşitli organlar üretilerek, kemik ve deri geliştirilmesi başarıldı. 10 yıl öncesinde bilim adamları beynin, yetişkinlik çağında bile az miktarda yeni hücre üretebildiğini belirlemişti. Uzmanlar, insanların belli sayıda beyin hücresi ile doğduğuna ve yaşam boyunca bu hücrelerin giderek azaldığına inanıyor.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 14.06.2005

whitesnow
14 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=73010]Cıva dehşeti[/url]

İlköğretim öğrencisi Gamze deneylerde kullandıkları cıvayı oynamak için okuldan eve getirdi. Cıva sıcaktan genleşip havaya karıştı. Kardeşi ve annesi zehirlenip öldü. Ailenin diğer fertleri ve 17 kişi hastaneye kaldırıldı. Belde halkı panik içinde...


UŞAK Ulubey’e bağlı 3 bin nüfuslu Avgan Beldesi’nde cıva paniği yaşanıyor. 24 Mayıs’ta başlayan ve 2 kişinin öldüğü olay şöyle gelişti: Avgan İlköğretim Okulu öğrencisi 11 yaşındaki Gamze Arslan deneylerde kullanıldıkları cıvayı oynamak için eve getirdi. Sıcağın etkisiyle cıva genleşip havaya karıştı. İlk olarak cıvayı soluyan 6 yaşındaki kardeşi Sevim fenalaştı. Hastaneye kaldırılan Sevim kurtarılamadı. Hemen ardından annesi Aynur Arslan (38) hayatını kaybetti.
253 KİŞİYE TAHLİL...

ÖLÜM belirtilerinin ‘Cıva zehirlenmesini’ göstermesi üzerine Gamze, abisi Gökhan ve babası Mustafa Arslan hastanede gözetim altına alındı. Aile fertleri dışında da beldedeki 17 kişi zehirlenme teşhisi ile hastaneye kaldırıldı. Avgan İlköğretim Okulu’ndaki öğrenciler ve öğretmenler ile ölen kişilerin evine girip çıkan yakınlarından oluşan 253 kişinin de kan ve idrar örnekleri alınarak tahlile gönderildi. Belde halkı şimdi korku içinde tahlil sonuçlarını bekliyor...
DENİZHAN GÜZEL


NEDiR, NASIL ZEHiRLER


CIVA zehirlenmesini, belirtilerini ve ne yapılması gerektiğini Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Yeşim Tunçok’a sorduk. Cıvanın gümüş beyazı renkte sıvı bir metal olduğunu belirtern Tunçok, termometre cıvası ya da laboratuarlarda kullanılan top şekline gelen ‘elementel cıvanın’ toplum tarafından en bilinen şekli olduğunu söyledi.


CIVA ÇEŞİTLERİ

Elementel cıva: Oda sıcaklığında buharlaşır. Akciğerlerden emilerek sinir sistemine dağılır.

İnorganik cıva tuzları: Laboratuarlarda sıvı tuzlar şeklinde bulunur. Akut ölümcül cıva klorür dozu yaklaşık 1-4 gramdır.

Organik cıva: Civakrom gibi civa içeren antiseptikler ciltten az miktarda emildiklerinde bile zehirler.


BELİRTİLERİ

Zehirlenen kişide genel olarak titreme, istemsiz hareketler, hafıza kaybı, yüz kızarması, depresyon, kan basıncı yüksekliği, aşırı terleme, sarhoşvari peltek konuşma görülür.


NE YAPILMALI?

Kapalı yerde akciğer ödemi gelişebilir. Bu yüzden zehirlenen kişiye hemen oksijen verilmeli ve olay yerinden uzaklaştırılıp hastaneye kaldırılmadır.
DENİZHAN GÜZEL


ÖLÜMDEN DÖNDÜLER MANTAR VE PEYNİR ZEHİRLEDİ


Erzurum’da önceki gün dağdan topladıkları mantarları yiyen 4 kişi zehirlendi. Batman Gercüş’te de başka bir köyde yaptırdıkları peyniri yiyen 6 kişilik Kaplan Ailesi zehirlendi. Zehirlenen vatandaşlar hastanelerde tedavi altına alındı.

15.06.2005

Imbat
16 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24118&TYPE=2]Güneş ışığı prostat riskini yüzde 50 düşürüyor[/url]

ABD’de 3 büyük kanser merkezinde yapılan kapsamlı araştırmalarda, güneş ışığından yeterince faydalanan erkeklerde prostat kanseri riskinin yarı yarıya azaldığı saptandı.

Kuzey California, Keck Tıp Okulu ve Güney California Üniversitesi kanser merkezlerinde yapılan araştırmalarda, güneş ışınlarının D vitamininin aktif formunu üreterek prostat kanseri riskini yüzde 50 önleyebildiği tespit edildi. Bazı özel genlere sahip erkeklerde ise güneş ışınlarının prostat kanseri riskini yüzde 65 oranında azaltabildiği saptandı. Aynı zamanda D vitamininin, prostat kanserinin yayılmasını önleyebildiği de belirtiliyor.

Araştırmacılar, sadece güneş ışınlarının D vitamini kaynağı olmadığına işaret ederek, ’prostat kanseri riskini azaltırken deri kanseri riskinin artırılmaması gerektiğine işaret etti.

Çalışmanın sonraki aşamalarında D vitamini tabletlerinin prostat üzerindeki etkisi araştırılacak. Aynı sonuç elde edildiği taktirde, erkekler prostat kanseri riskine karşı güneş ışınlarına eşit dozda D vitamini tabletleri kullanabilecekler.

Daha önceki araştırmalarda, prostatın D vitaminini kullanarak prostat hücrelerinin normal çoğalmasını sağladığı belirlenmişti.


Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 17.06.2005

MAZI
19 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24178&TYPE=2]Oyun konsolları hayat kurtaracak[/url]

Milyonlarca oyun konsolunun birbirine bağlanmasıyla oluşturulacak küresel süperbilgisayar sistemi, kanser tedavisi araştırmalarında kullanılacak.

Oyunseverler, Xbox 360 ve PlayStation 3 gibi yeni kuşak konsolların raflara çıkması için sabırsızlanıyor. Oyun konsollarını bekleyen sadece oyunseverler değil. Bilim insanları da, bu cihazlardaki özel bir teknolojiden uzay araştırmalarından kanser deneylerine kadar birçok alanda yararlanılabilecek. Oyun konsollarının satışa çıkmasını bekleyen bilim insanları, bunların yaygınlaşmasını herkesden çok istiyor. Çünkü konsollar birbirlerine bağlanılarak, küresel çapta dev bir bilgi işlem koordinasyonu kurulacak.

Gelecek kuşak oyun konsollarında donanım ve performans şimdiye dek görülmemiş boyutlarda olacak. Microsoft Xbox 360 ve Sony PlayStation 3’te üstün grafik özelliklerini destekleyen birkaç adet 3.2 GHz PowerPC işlemcisi bulunuyor. Sahibi, oyun ve diğer etkinlikler için konsolunu tam gaz kullansa dahi, işlemcide bir bölüm alan hep boş kalıyor. İşte bilim insanları, işlemcilerde atıl kalan alanı bilim için değerlendirmek peşinde.

GRİD SİSTEMLER HAYAT KURTARACAK
Dünya çapında binlerce, hatta milyonlarca oyun konsolu birbirlerine internet üzerinde bağlandığında, her bir konsoldaki işlemci de tek bir merkeze bağlanmış oluyor. İşte internet üzerinde yapılan bağlantıda, her bir işlemcilerden arta kalan bölümler küresel çapta dev bir süperbilgisayar oluşturuyor; hem de her an çalışan bir bilgisayar. Bu sisteme bilgi işlem terminolojisinde ‘grid computing’ deniyor.

Grid sistemler karmaşık problemleri küçük parçacıklara bölerek, aynı anda çözülmek üzere tek bir işlemi dünyadaki milyonlarca makineye dağıtıyor. Evlerdeki her bir makine, işlemin kendi paylarına düşen kısmını çözüyor ve merkezi makineye yine internet üzerinden geri bildirim yapıyor. Bunlar merkez bilgisayarda toplanarak baştan harmanlanıyor. Grid sistemlerinden en çok işe yaradığı alanlar, normal şartlarda uzun süre alacak olan hesaplamalar. Grid ağlar üzerinden işlemler, yıllar yerine aylarla ifade edilen kısa bir zamanda bitmiş oluyor.

SETI@HOME UZAYLILARI ARAŞTIRIYOR
Grid sistem şimdiye dek en iyi, uzaydan çekilen radyo sinyallerinde yaşam belirtileri arayan SETI@home adlı programda işletildi. Gerçi program sonucunda herhangi bir uzaylının izine rastlanamadı, ama sistem işlemlerin 100 bin ev bilgisayarına bölüştürülmesini başardı ve böylece sistemin işlerliği kanıtlanmış oldu. Bir diğer başarılı grid sistem projesi olan distributed.net, dünya çapında 300 binden fazla makineyi bin 757 gün boyunca birbirlerine bağladı.

PROTEİN KATLANMASI İNCELENECEK
Stanford Üniversitesi’de başlatılan, protein katlanması ile ilgili Folding@Home projesi de grid sistemlere dayanıyor. Biyolojinin temel süreçlerinden protein katlanması, kimi durumlarda hatalı gerçekleştiğinde Parkinson, kanser gibi biyolojik bozukluklara neden oluyor. Grid sistem sayesinde protein katlanması deneyi 100 binden fazla makineye dağıtılacak ve makineler protein katlanması deneyi yapacak. Oyun konsonllarındaki işlemcilerinde boş kalan bölümler, protein katlanması deneylerinde değerlendirilecek.

Bilim insanları, protein katlanmasından gelecek sonuçlardan, bu tür biyolojik kökenli hastalıkların tedavisinde yararlanacaklar. Böyle bir çalışmada, verilerin süperbilgisayarlarda işlenmesi uzun yıllar alacakken, grid sistem sayesinde bu süre kısalacak.

70 MİLYON KONSOL BİRBİRİNE BAĞLANIRSA
İşte, oyun konsolları da bu noktada tam bir cankurtaran gibi imdada yetişiyor. Sadece Sony PlayStation 2’den 70 milyon satıldığı düşünüldüğünde, oyun konsollarının nasıl muazzam bir bilgi işlem potansiyeli oluşturduğu ortaya çıkıyor. Bilim insanları, üçüncü kuşak oyun konsollarını umutla bekliyor, çünkü bunların bilimsel deneylere entegre edilmesi ve bir ‘küresel bilgi işlem güçbirliği’ kurulması, şimdiye dek rastlanmamış bir gelişme olacak.

Bilim insanları öte yandan, bu makinelere programların nasıl yükleneceğini tasarlıyor. Düşünülen yöntemler arasında, programın bir diskten yüklenmesi (bu milyonlarca diskin yazılmasını gerektireceğinden maliyetli bir işlem) ya da programın konsolun güncelleme paketin konması bulunuyor. Örneğin, oyuncu, yeni bir oyun yüklediğinde grid programını internetten indirebilecek.

Folding@Home projesini bilgisayara yüklemek için:
http://folding.stanford.edu/download.html


Kaynak: NTVMSNBC
Tarih: 20.06.2005

Imbat
20 06 2005, 17:00
- <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050621&hn=184987]Şizofreni ilacı SARS’la mücadelede etkili oldu [/url]


- <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050621&hn=184988]Alzheimer’ın erken teşhisinde yeni yöntem[/url]


- <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050621&hn=184989]Kısırlık sorununa kök hücreli çözüm [/url]


- <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050621&hn=185002]Kızılay, kan bağışlayana dünya klasiklerini veriyor [/url]


- <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050621&hn=185004]Hastane enfeksiyonları en çok yoğun bakımda etkili oluyor [/url]

Imbat
20 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/06/21/yasam/ayas.html]Kolesterolü düzenli egzersizle düşürün[/url]

Kolesterolünüz yüksekse sağlığınız tehdit altında... Bu durumdan kurtulmak için yapacağınız ilk şey, düzenli egzersize başlamak. Günde 1-2 kadeh kırmızı şarap da size yardımcı olacaktır

Kolesterol, yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar ve karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur.
Vücut, kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Kanda fazla miktarda kolesterol varsa, bu damarlarda birikir; sertleşme ve daralmaya yol açar. Kolesterol, hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar.

Yükselmesi tehlikeli
Kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. HDL, LDL, VLDL gibi çeşitleri vardır. LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) genelde kolesterol içerir. Buna karşın HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein), dokulardaki fazla kolesterolü atılmak için karaciğere gönderir. Bu yüzden iyi kolesterol adıyla bilinir. VLDL (çok düşük yoğunluklu protein) ise trigliserid taşır. Trigliserid de kolesterol gibi kanda çözünen bir yağdır. Alkoliklerde, obezlerde, böbrek hastalığı ve diabetiklerde trigliserit düzeyi genelde yüksektir. Kanda kolesterol ve LDL kolesterolün yüksek olması, hasta için risk taşır. HDL kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip hastalarda, kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.

İşte risk faktörleri
GENLER: Kalıtım, kolesterol seviyeleri üzerinde önemli bir etkendir. Ailede erken yaşlarda geçirilmiş kalp krizi veya kalp krizine bağlı ölüm öyküsü varsa yüksek kolesterol riski artar.
YAĞLI YİYECEKLER: Yağlı yiyecekleri fazla tüketiyorsanız kanınızdaki LDL seviyeleri yükselecektir. Kolesterol hayvansal gıdalarda ve hazır gıdalarda bol miktarda bulunur.
HAREKETSİZ YAŞAM TARZI: Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde HDL düşük, LDL yüksektir ve koroner arterlerde plaklar oluşmaktadır.
AŞIRI KİLO: Şişman kişilerin kanlarında kolesterol ve trigliserid miktarları oldukça yüksektir. Bu da arterlerde plak oluşumunu garantiler.
SİGARA: Sigara içenlerin arterlerinin iç duvarlarının yüzeylerinde düzensizlikler oluşur ve bu düzensiz yüzey daha çok yağ tutar. Sigara içenlerde HDL miktarları yüzde 15 azalır.
AŞIRI ALKOL TÜKETİMİ: Ilımlı miktarlarda tüketilen alkolün (özellikle günde 1 - 2 bardak kırmızı şarap) yararı, aşırı miktarlarda tüketilen alkolün ise zararı vardır. Kolesterol ve trigliserid düzeylerini yükseltir.
YAŞLANMA: Yaşla beraber kolesterol düzeylerinde artış görülür.
CİNSİYET: Erkeklerde 45 yaş ve üzerinde yüksek LDL düzeyleri görülme sıklığı artar. Kadınlarda ise menapozu izleyen dönemlerde artış görülür.
UZUN SÜRELİ HASTALIKLAR: Çalışmalar diabet, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları ve hipotiroidizmin kandaki lipoprotein dengesini değiştirdiğini göstermiştir.
YÜKSEK KAN BASINCI (Hipertansiyon): Damar yapılarında değişiklikler oluşmuştur ve risk artmıştır.

Ne yapmak lazım?

Düzenli egzersiz, iyi huylu kolesterolü yükseltir ve kötü huylu kolesterolü azaltır. Haftada en az 3, tercihen 5 kez, 30 - 45 dakika süre ile yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme gibi sporlar yapılmalıdır. Sigara kesinlikle bırakılmalıdır.
Alkol de HDL kolesterolü yükseltir. Ancak izin verilen etil alkol miktarı, erkeklerde günde 30 ml, kadınlarda günde 15 ml'dir. (30 ml etil alkol, 720 ml bira, 300 ml şarap, 60 ml 100 derece viski ve 60 ml rakıda bulunur.)
Kolesterolü dengelemek için katı yağlar yerine sıvı yağ kullanılmalı; sebze, meyve ve hububata ağırlık verilmelidir. Ayrıca kızartma ve kırmızı etten kaçınmak gerekir.

Haftanın besini
YABANMERSİNİ
C ve A vitamini yönünden zengin olan yabanmersini, gözün ışığa duyarlılığını artırır, gözün değişen ışık kaynaklarına adaptasyonunu sağlar ve gece şartlarında görüşü kuvvetlendirir. Ayrıca kabızlık ve mide bulantısını önler, adet kanamalarını düzenler, damar sertliğine neden olan kan hücrelerinin atardamar duvarlarına yapışmasını engeller, damar sertliğinden korur, cildi besler, kan şekerini düşürür ve kanseri önler.

Sansli
22 06 2005, 17:00
* <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050623&hn=185669]3 bin belediye arıtılmamış su içiriyor [/url]


* <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050623&hn=185670]Suyla bulaşan hastalıklar çoğaldı [/url]


* <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050623&hn=185671]Çuval çuval reçeteye tek tek inceleme [/url]


* <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050623&hn=185677]Kanser hastalığının tedavisinde yeni bir umut [/url]


* <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=haberler&alt=&trh=20050623&hn=185663]Yolcu kalp krizi geçirince THY uçağı zorunlu iniş yaptı[/url]

whitesnow
23 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~5@nvid~594755,00.asp]Vücuttaki bir hücre kanseri yok ediyor[/url]

ABD’de yapılan bir araştırma, halk arasında yaygın olarak bulunan, ancak insanlara herhangi bir zararı olmayan bir virüsün vücuttaki kanserli hücreleri yok edebildiğini ortaya çıkardı. Çalışmayı yürüten araştırmacılar söz konusu virüsün yeni bir kanser tedavisi geliştirmek için kullanılabileceğini ifade ettiler.

‘Adeno-associated virus type 2’ ya da ‘AAV-2’ olarak adlandırılan virüsün ABD genelindeki nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini etkilediği belirtildi. Pennsylvania’daki Penn State Tıp Fakültesi mikrobiyoloji ve immünoloji profesörlerinden Craig Meyers, ‘Bizim elde ettiğimiz sonuçlar, nüfusumuzun büyük çoğunluğunu etkilediği halde insanlara herhangi bir zararı bulunmayan AAV-2’nin sağlıklı hücrelere dokunmadan pek çok türdeki kanserli hücreyi öldürdüğü yolundadır’ dedi.

AAV-2’nin kanserli hücreleri ‘anormal’ olarak algıladığına ve yok ettiğine inandıklarını belirten Prof. Meyers, ‘Bu bilgi bize AAV-2’nin yeni bir kanser tedavisi geliştirmek için büyük bir potansiyel içerdiğini gösteriyor2 dedi.

Imbat
25 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/330137.asp]Güzellik banyonuz nasıl olsun?[/url]


Güzellik banyonuz nasıl olsun?
Uzun ve keyifli bir banyonun yerini çok az şey tutar. Buharında kaybolduğunuz, kokusuyla sarhoş olduğunuz o keyifli banyolar; yüzünüze tatlı bir pembelik, cildinize yumuşaklık, ruhunuza benzersiz bir rahatlama hissi hediye eder.

Geçmişten günümüze taşıdığımız hamamlar, bugünün sauna ve jakuzileri; bu mutluğa ulaşmak, güzelleşmek ve arınmak için kadınların vazgeçilmezleri arasında. Ancak sizin de bildiğiniz gibi, banyo yalnızca suyla, sabunla, köpükle olmaz, hele konu güzellik olduğunda!
İşte size sağlık ve güzellik iksiri banyo çeşitleri... Cildinize ve ruhunuza uygun birkaç tanesini mutlaka deneyin!

Bal Banyosu
Kuru ciltler için ideal
Plastik su şişesinde bir litre süt, bir fincan tuz ve yarım fincan balı çalkalayıp karıştırın. Bu köpükle vücudunuzu ovun, sonra durulayın. Süt banyosu; derinlemesine temizler, epidermisin hassasiyetine zarar vermediği için cildi kurutmaz. Tuz; ölü derinin atılmasına yardımcı olur. Bal; canlandırıcı etkisiyle haftada bir kez kullanıldığında cildinize ferahlık verir.

Buhar Banyosu
Hem vucudu hem de ruhu canlandırır
Buhar banyosu yapmak için, kaynar suyu açın ve yaklaşık 10 dakika boyunca akıtın. Bu arada mümkünse küvetin etrafındaki perdeyi ya da kapıyı sıkıca kapatın. Suyu da kapattıktan sonra, buharla dolan banyonun içine girin ve buharın cildinizi rahatlatmasına izin verin.

Lavanta Banyosu
Cildi ferahlatır
Lavanta, eski zamanlardan bu yana aromatik ve şifalı bir bitki olarak kullanılıyor. Lavanta çiçekleri, hem canlandırıcı hem de ferahlatıcı bir etkiye sahip. İş gününün sonunda kendinizi yorgun hissediyorsanız, lavanta yağı ekleyeceğiniz bir banyoyla enerjinize yeniden kavuşabilirsiniz. Ancak küvette 15 - 20 dakikadan fazla kalmamaya özen gösterin.

Çamur Banyosu
Derinlemesine temizlik
Sürülen çamur, yaklaşık 45 dakika bekletiliyor. Kuruyan çamur, deriyi geriyor ve gözenekleri temizliyor. Bazı dillerde “moor” yani iyileştirici toprak olarak da adlandırılan çamur banyolarının çeşitli vitamin ve doğal antibiyotik içerenleri de var.

Parafin Banyosu
Portakal kabuğu görünümüne son
Cildi canlandırıcı E vitamini içeren parafin banyosu, kan dolaşımını hızlanır, cilt gözeneklerini açar ve toksinlerin dışarı atılmasını sağlar. Böylelikle vücut, su kaybederek değil, parçalanmış selüloit ve yağ olarak toksinleri dışarı atar. Parafin banyosu için mutlaka bir uzmana danışın.

Okaliptüs Banyosu
Sivilceli ciltlere
Banyo suyunuz 1 karış kadar yükseldiğinde içine, süte karıştırdığınız 5 damla okaliptüsü ekleyin. İyice karıştırın. 15-20 dakika kadar içinde kalın, durulanın.

Deniz-Kum-Güneş Banyosu
Koruyucu ürünler şart!
Güneş, doğal D vitamini kaynağı. Geleceğin en yaygın hastalığı olacağı iddia edilen osteoporozdan (kemik erimesi) koruyor. Tatile çıkmadan önce ve tatil boyunca cildi güneşin zararlı etkilerinden koruması için betakarotenli (havuç, kayısı, kavun, şeftali ve yeşil yapraklı besinler) ve likopenli (domates) besinler tüketin ve güneşlenirken mutlaka güneşin zararlı etkilerinden koruyan ürünler kullanın.

Deniz kumu, ciltteki ölü hücreleri gideren doğal bir peeling etkisi var. Tüm vücudunuzu ıslak kumla hafifçe ovalayarak masaj yapın. Deniz suyundaki magnezyum, iyot, sodyum, kalsiyum ve potasyum gibi mineraller, havadaki oksijenle birleşerek tüm bedene sağlık iksiri etkisi yapıyor.
KAYNAK: Formdakal.com

MAZI
27 06 2005, 17:00
x <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=186639&bl=kadinaile&trh=20050626]Saç sorunlarına bitkisel çözümler uygulayın [/url]


x <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=kadinaile&alt=&trh=20050626&hn=186640]Av hayvanlarını iyi pişirin [/url]


x <a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=kadinaile&alt=&trh=20050626&hn=186641]Yazın ayaklarınızı terletmeyin [/url]


x <a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~5@nvid~596828%2C00.asp]Ağır yaralı ‘ölü’ tutulup kurtarılacak[/url]
'Klinik açıdan ölü' köpekleri hayata döndürmede kullanılan ‘teknik’, gelecekte ağır yaralanan kişilerin kurtarılmasında önemli rol oynayacak.

Imbat
28 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=19828]C VİTAMİNİ NEZLEDEN KORUMUYOR MUŞ[/url]

Avustralya ulusal üniversitesinden Profesör Bob Douglas, aşırı fiziksel faaliyette bulunanlar hariç, C vitamininin insanları nezleden korumadığının anlaşıldığını söyledi.

Kayakçılar, askerler ve maratoncuların, C vitamininden en fazla yararlananlar olduğunu belirten profesör, 'Ancak normal günlük faaliyet içinde bulunan ya da soğuğa maruz kalan insanların C vitamini içerek korunduklarını söyleyemeyiz' dedi.

Profesör, 'Sokaktaki vatandaşa bu fazla anlamlı gözükmeyebilir ve o insan da C vitamini alarak nezleden korunduğunu düşünebilir. Vitamin riski azaltmıyor, belki nezle süresini yarım gün ya da bir gün kısaltıyordur' diye konuştu.

Avustralyalı profesör, bu sonuca, son 65 yıl içinde yapılan 55 araştırmanın sonuçlarını analiz ederek ulaştıklarını belirtti ve bu sonucu, Amerikan tıp dergisi PLoS Medicine'in internet sitesinde yayınladıklarını söyledi.

Imbat
28 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=157141]Milyonlarca insana umut [/url]


Gates, 44 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin kişisi.

Gates Vakfı fakir ülkelerde milyonlarca insanı öldüren sağlık sorunlarını çözebilecek projelere 436.6 milyon dolar bağışlıyor. Bu, Türkiye'nin sağlık bütçesinin 10'da 1'i

AP - SEATTLE - Bill ve Melinda Gates Vakfı, iki yıl önce tüm dünyadaki bilim adamlarına gelişmekte olan ülkelerde halk sağlığının iyileştirilmesi için ne yapabileceklerini sormuştu. Araştırmacılar, bu konuyla ilgili 1500 proje geliştirdi. Gates Vakfı ise önceki gün bunlardan 43'üne 436.6 milyon dolar (588.6 trilyon TL) ayırdıklarını açıkladı. Bu para, Türkiye sağlık bütçesinin onda biri.
Dün bir açıklama yapan Microsoft'un kurucusu Bill Gates Bilimdeki yeniliklerin sayısı arttıkça milyonlarca hayatın kurtarılabileceğine inanıyorum dedi. Fonla potansiyel olarak dâhiyane olan fikirlerin uygulanabilirliği test edilecek.


Projeler neler?
Tufts Tıp Fakültesi'nden Abraham L. Sonenshein'ın başkanlığındaki ekip, 5 milyon dolarlık yardımla dondurulmasına gerek kalmayan ve suyla karrıştırılarak içilen bozulmayan aşı üretmeye çalışacak.
Quennsland Üniversitesi'nden Scott Leslie O'Neil ekibi 6.7 milyon dolarla sivrisineklerin bulaşıcı hastalık yaymadan önce doğal olarak ürettiği parazitle öldürmeye çalışacak.
Washington Üniversitesi'nden Paul Yager, 15.4 milyon dolar destekle bakteriyel enfeksiyonlardan besin değerlerine kadar pek çok etkeni test eden ucuz bir cihaz geliştirecek.
47 milyon dolarlık dört araştırma ile muz, nişasta, pirinç ve darının içeriğindeki besleyici öğeler genetik olarak değiştirilerek beslenme bozukluğu ile mücadele edilecek. A ve E vitamini ve demir zengini muzla 5 yaş altı beslenme bozukluğu nedeniyle büyümeleri duran Ugandalı çocukların sağlığı iyileştirilmeye çalışılacak. Gates Vakfı'nın dünya sağlık programı için (Grand Challenges in Global Health) ilerleyen günlerde daha fazla miktarda bağışta bulunması bekleniyor.

whitesnow
28 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=19895]Kene kabusu Batı'ya doğru yayılıyor: Son ölüm Kastamonu'da, son 3 yılda ölenlerin sayısı 16'yı buldu[/url]

Kenelerden bulaşan ve 'Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi' adı verilen hastalık Batı'ya doğru yayılıyor. Daha çok Orta Anadolu illerinde görülen hastalık, son olarak Kastamonu'da bir kişinin ölümüne neden oldu.

Her yıl olduğu gibi bu yaz da Tokat ve çevre illerde oturanları kene korkusu sardı. Bölge halkı ölümler yüzünden tarlada rahat çalışamaz duruma geldi. Beş yıl öncesine kadar dolup taşan piknik alanları ve yeşil alanlar boşaldı.

Kene yüzünden ölenlere her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Son olarak, Kastamonu'da kene ısırması yüzünden 'Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi' hastalığına yakalanan 70 yaşındaki Şazimet Meşe adlı kadın öldü.

Kentte aynı hastalığa yakalanan iki kişi de Ankara Numune Hastanesi'ne sevkedildi. Kastamonu'da daha önce de altı kişi de 'Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı' belirtisi görülmüş, Tarım İl Müdürlüğü ile Sağlık Müdürlüğü, hastalığın görüldüğü bölgelerde vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla çalışma başlatmıştı.

Kene yüzünden son üç yılda ölenlerin sayısı da 16'ya yükseldi. Çok sayıda kişi de hastanelerde tedavi görüyor. Bölgede çalışma yapan kamu personeli de gittiği köylerde pantolon paçalarını çorap içine koyarak, kenelerden korunmaya çalışıyor.

Çözüm bulunamıyor

Sağlık Bakanlığı, artan ölümlere rağmen hastalığa karşı çözüm bulamıyor. Tokat'ta bilgilendirme toplantısına katılan Bakanlık Müsteşarı Necdet Ünüvar, aşı konusunda çalışmaların sürdüğünü ancak, henüz bir gelişme sağlanamadığını açıkladı.

Halk, toplantılarda kenelerin bulunduğu yerlerden uzak durmaları konusunda uyarılıyor. Tarlada çalışan kişilerin ise eldiven takmaları ve pantolon paçalarını çorap içine koymaları isteniyor.

Hastalığın gelişimi

Türkiye'de 2002 yılından itibaren ortaya çıkan hastalık daha çok Orta Anadolu illerinde görülüyor. Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, hastalığın Kastamonu'da 2005 yılında görülmeye başlandığı ve şimdiye kadar beş kişiye Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı teşhisi konulduğu ve raporların Ankara'da bulunan Hıfzısıhha Enstitüsü'nden beklendiği belirtildi. Tarım İl Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü, hastalığın görüldüğü bölgelerde halkı bilinçlendirmek amacıyla daha önce çalışma başlatmıştı.

whitesnow
28 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/06/29/gun109.html]Keneden 4 ölüm panik yarattı...[/url]

Kene 4 can aldı

Kene ısırığıyla bulaşan Kırım-Kongo hastalığının son kurbanı Kastamonulu nine oldu. İki ayda Çorum'da iki, Tokat'ta bir kişi öldü.
Keneden 4 ölüm panik yarattı...

Tokat'ta 5 yıl önce ortaya çıkan ve kenelerden bulaşan Kırım- Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı'nın son 2 ayda 4 can alması bölgede paniğe yol açtı. Sadece Tokat'ta şimdiye kadar 20'ye yakın kişinin ölümüne neden olduğu öne sürülen hastalığın son kurbanı Kastamonu'nun Çatalzeytin ilçesinde yaşayan 70 yaşındaki Sazimet Meşe oldu. Tokatlı, üç çoçuk annesi 33 yaşındaki Süheybe Özseven de kene ısırması sonucu iki ay önce yaşamını yitirdi. Çorum'un Karaağaç köyünde çobanlık yapan Emin Göbüt ile ablası Neriman Aktaş 15 gün önce aynı hastalıktan hayatlarını kaybetti. Kastamonu'nun Sökü Köyü'nde yaşayan 68 yaşındaki Fatma Kılıç ve 73 yaşındaki Cemal Özkan da Ankara'da tedavi altına alındı.

HASTANEYE BAŞVURUN
Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan hastalık, kene ısırığı veya kenelerle temas sonucu ya da mikrobu taşıyan hayvanın kanı ve dokularıyla temasla bulaşıyor. Hastalık, ateş, iştahsızlık, halsizlik, ishal, baş ağrısı, kollarda, bacaklarda ve sırtta şiddetli ağrılar, kusma, baş, bel, kas ve göz ağrısı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Kene ısıran kişilerin, en geç 9 güne kadar hastaneye başvurması gerekiyor. Şimdiye kadar Türkiye çapında tespit edilen vaka sayısı ise 500'e yaklaştı.

Imbat
29 06 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/331172.asp]Uyuşturucu kabusu dünyayı sardı[/url]

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Bürosu’nun yayınladığı yıllık uyuşturucu raporu, küresel yasadışı uyuşturucu ticareti hacmini gözler önüne serdi.
STOCKHOLM - Raporda, uyuşturucu ticaretinin, dünyanın 18’inci büyük ekonomisi olduğuna işaret edildi ve gelirin, ülkelerin yüzde 88’inin gayrı safi yurtiçi hasılalarından fazla olduğu belirtildi.
Merkezi Stockholm’de bulunan Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Bürosu, ilk kez dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarının hacmine ilişkin bir tahmin açıkladı.

Büronun hazırladığı raporda; 2003’te küresel uyuşturucu ticaretinde 321 milyar dolar hasılat yapıldığı belirtildi. Söz konusu rakamın, dünya gayri safi hasılasının yüzde 0.9’una eşit ya da ülkelerin yüzde 88’inin gayri safi yurtiçi hasılalarından fazla olduğuna dikkat çekildi.

Uyuşturucu ticaretinin dünyanın 18’inci büyük ekonomisi olduğuna işaret edilen raporda, küresel uyuşturucu pazarından elde edilen hasılatın 214 milyar dolarlık bölümünün sokak satışlarından geldiği bildirildi.

EN BÜYÜK ALICI KUZEY AMERİKA
Raporda, kuzey Amerika’nın yüzde 44 ile en büyük uyuşturucu alıcısı olduğu, bunu yüzde 33 ile Avrupa’nın izlediği ifade edildi. Afrika’nın ise yüzde 4 ile en son sırada yer aldığı kaydedildi.

2003 ve 2004 rakamlarının değerlendirildiği BM raporunda, dünyada 200 milyon kişinin yılda en az bir kere uyuşturucu kullandığı belirtildi.

Rapor ayrıca uyuşturucu kullanların sayısının 2004’te, bir yıl önceye göre 15 milyon arttığını da ortaya koydu.

whitesnow
22 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.nethaber.com/?h=22491]Bilim, siyah çikolatının sağlığa faydasına ilk kez KANIT buldu[/url]

Çikolatanın faydaları ilk kez klinik olarak kanıtlandı. ABD Kalp Derneği'nin araştırmasına göre siyah çikolata tansiyonu düşürüyor.


Çikolatanın içinde bulunan 'flavonoid' isimli bileşenler, kan damarlarının daha düzgün çalışmasına yardımcı olarak kalp hastalığı riskini azaltıyor. Daha önce yapılan çalışmalarda flavonoid açısından zengin olan meyve, sebze, çay, kırmızı şarap ve çikolatanın kalbe yararlar sağlayabileceği biliniyor olsa da, bu çalışmayla siyah çikolatanın yüksek tansiyonlu kişilerde yarattığı olumlu etki ilk kez klinik olarak kanıtlandı. Ancak doktorlar yine de uyarıyor: Çikolatada bol yağ, şeker ve kalori de vardır.

whitesnow
24 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/333847.asp]Sigaranın zararlarını bulan doktor öldü[/url]

Sigaranın akciğer kanseri ve kalp hastalıklarına neden olduğunu kanıtlayan bilim insanı Sir Richard Doll 92 yaşında yaşamını yitirdi.
LONDRA - Oxford Üniversitesi salgın hastalık uzmanı Sir Richard Doll, 1950 yılında sigaranın akciğer kanserinin başlıca nedeni ve kalp hastalıklarının da tetikleyicisi olduğunu ortaya çıkarmıştı. Sir Richard Doll’un çalışması 19’uncu yüzyılın başından beri dünya çapında hızla yaygınlaşan ve insanlarda tiryakilik yaratan sigaranan zararlarının anlaşılmasını sağladı. Bu sayede son 30 yılda sigaranın zararları bilimsel olarak irdelendi ve sigarayla savaş kampanyaları başlatıldı.
Dr. Doll, görevli olduğu Londra Hastanesi’nde akciğer kanseri vakalarını incelerken, hastalığa otomobillerin egzoz gazlarının neden olduğunu düşünmüş ve çalışmalarını ilk etapta bu yöne kaydırmıştı. Ancak, daha sonra o yıllarda yayılmakta olan sigara alışkanlığına odaklanan Dr. Doll, sigara dumanını da araştırma kaps***** aldı.

Londra hastanelerindeki 600 akciğer kanseri hastasına bir anket doldurttu. Ortaya çıkan sonuç, milyonlarca kişinin yaşamını kurtarabilecek bir bulguydu. Akciğer kanseri hastalarının çoğunluğu ciddi ölçüde sigara tiryakisiydi.

SİGARA İÇEN KANSER OLUYOR
Dr. Doll daha sonra anketi tüm İngiltere çapında bir kez daha denedi ve istatistik sonuçlar Londra Hastanesi’ndeki sonuçlarla örtüşüyordu, sigara içenler gerçekten de akciğere kanserine yakalanıyorlardı. Dr. Doll meslektaşı, Dr. Austin Bradford Hill ile birlikte sigaranın, akciğer kanserini tetiklediğini savundular.

Sigara sağlığa zararlıdır.

Müteakip çalışmalar sigara tiryakilerinin normal kişilere göre akciğer riskinin 3 kat yüksek olduğunu gösterdi. Dr. Doll daha sonra sigaranın koroner kalp hastalıkları başta olmak 18 ayrı kalp hastalığının da direkt tetikleyicisi olduğunu kanıtladı. Dr. Doll’un ayrıca alkolün ana rahmindeki bebekler üzerindeki olumsuz etkileri ve doğum kontrol haplarının yan etkilerini de ortaya koydu.

Dr. Doll radyasyonunu insan vücudunda olumsuz etkiler yarattığını göstermişti. 1950’lilerde radyasyonun zararları henüz bilinmezken, Dr. Doll ışınların lösemiye yol açtığını kanıtladı. Televizyon ve cep telefonu gibi güçlü radyasyon kaynakları hala insan vücuduna yakın durmaya devam ediyor.
<a target=new href=http://www.ntvmsnbc.com/news/333705.asp]Radyasyon her yerde[/url]
Dr. Doll bu çalışmaları ile 1972 yılında şövalyelik nişanına layık görüldü ve Sir ünvanı aldı.

‘SİGARA İÇEN KENDİ BİLİR’
Sir Doll’un 1973 yılında verdiği bir demeç İngiltere’de büyük yankı uyandırmıştı. Sir Doll, 65 yaşın üzerindeki kişilerin ölüme hazırlanmaları ve yaşamlarını uzatmak için hiçbir çabaya girmemeleri gerektiğini söyledi. Sir Doll, ayrıca İngiltere ‘de kamu sağlığından sorumlu kurum olan Ulusal Sağlık Hizmetleri (National Health Service)’nin yaşlıların yaşamını uzatmak için para harcamaması gerektiğini dile getirdiğinde, kendisi de 60 yaşındaydı. Sir Doll, kişilerin sigarayı kesmesi gerektiğini, bedenlerinin farkında olarak kendi kendilerini hasta etmeme sorumluluğunu göstermeleri gerektiğini savunuyordu.

Sigaranın zararlarının irdelenmesi sonucu düşüşe geçen sigara alışkalığı sayesinde birçok insanın yaşamı kurtuluyor. Özellikle, pasif içici denen, kendi içmese dahi yanında içilen sigarayı soluyan kişilerin de aynı oranda zarar gördüğünün anlaşılması üzerine, birçok Batı kentlerinde kapalı mekanlarda da sigara içilmesi yasaklandı.

Kaynak: BBC

Sansli
28 07 2005, 17:00
Tek dozla yiten umut
Kýzamýk aþýsý tek doz yapýldýðý için SSPE'ye yakalanan küçük Ýnci'ye üç
ay ömür biçiliyor Uzmanlar iki doz aþý yapýlmasýný öneriyor. Dünya
Saðlýk Örgütü'nün tavsiyesi ile 1987 ile 1998 yýllarý arasýnda kýzamýk
aþýsýnýn tek doz yapýlmasý nedeniyle... Sabah
http://www.haber.gen.tr/haberadres/haberadres.asp?3A8F576

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=24568&TYPE=2]Estetikte devrim yaratan Türk doktor[/url]

Almanya’da geliştirdiği yöntemle estetik cerrahide devrim yaratan Dr. Ziya Saylan, Amerikan Kozmetik Cerrahi Derneği’nin Washington’da düzenlediği seminerde yöntemini anlattı. Estetik cerrahiye gerek kalmadan genç kalmanın sırlarını da veren Saylan, sabahları yapılacak yüz masajının önemli olduğunu vurguladı.

Yüzde yapılan estetik ameliyatların doğurduğu sıkıntılar nedeniyle yeni bir yöntem arayışına giren Dr. Saylan, 2 yıl önce Almanya’da ’S-lift’ ismini verdiği bir yöntem geliştirdi. Eski yöntemlere göre yüzde daha doğal görünüm sağlayan, doku kaybı ve sinir kesilmesi gibi problemlere de neden olmayan S-lift yöntemi, ameliyat sonrası iyileşme dönemini de 1 aydan 1 haftaya indirdi. Dr. Ziya Saylan tarafından 2 yıldır Almanya’da uygulanan yöntem, estetik cerrahi alanında kısa sürede duyuldu. ABD’deki Kozmetik Cerrahi Merkezi tarafından da uygulanmaya başlanan yöntemin ABD’deki estetik cerrahlara anlatılması için Washington’da bir seminer düzenlendi.

YENİ YÖNTEMLE YÜZ UZUN ZAMAN ŞİŞ KALMIYOR
Yaklaşık 40 doktora, canlı yayınlanan ameliyatlarla S-lift sistemini anlatan Dr. Saylan, Eski yöntemde sinirler kesiliyor, ağız çarpılıyor, yaralarda iyileşme gecikiyor ve yüz uzun zaman şiş kalıyordu. Bu yöntemle bunlar ortadan kalktı. Hastalarımız en fazla 7 gün içinde sokağa çıkabiliyor, işlerine dönebiliyor. Hızlı iyileşme, kadınların çalıştığı bir toplumda çok önemli. S-lift sisteminde teğel dikişlerle bütün yüz adalesi yukarı çekilip elmacık kemiğine dikiliyor. Eski yöntemde arkaya doğru dikiliyordu. Bütün yüz deforme oluyordu. Ağız büyüyor ve çarpılıyor, rüzgara karşı giden bir insan gibi bütün yüz geri gidiyordu. Bu yöntem daha tabii bir görünüm sağlıyor dedi.

’GÜZELLİK İŞ DÜNYASINDAKİ REKABETİN BİR PARÇASI’
Amerika ve Almanya gibi işsizliğin her geçen gün arttığı ve nüfusun da yaşlandığı toplumlarda genç ve güzel görünmenin önemli hale geldiğini ve birçok insanın bu rekabette daha önde olabilmek amacıyla estetik cerrahiye başvurduğunu belirten Dr. Saylan, genç görünmek için erken yaşta önlemler alınması gerektiğini ifade etti.

Her sabah diş fırçalar gibi cilde de bakım yapmak gerektiğini belirten Dr. Saylan, Beslenme önemli bir faktör. Sebze yiyip, vitaminler düzenli alınmalı. Haftada 150 gramdan fazla kırmızı et yenmemeli. Bağırsakların iyi çalışması için lifli gıdalar tercih edilmeli. Süt, alkol ve sigara gibi zararlı maddelerden uzak durulmalı şeklinde konuştu.

’YÜZDE EN ÖNEMLİ FAKTÖR NEMLİLİK’
Cildin dinç kalması için spor yapmanın da çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Saylan, Yüzde en önemli faktör nemlilik. Yüz vücudun örtünmeyen bir kısmı. Devamlı rüzgara, güneş ışınlarına ve yağmurlara maruz kalıyor. Bunun için yüze çok iyi bakılması lazım. Ufak iltihapların devamlı iyileştirilmesi, yüz mukavemetini artırmak için devamlı kremler sürülmesi, makyajla yatağa gidilmemesi, sabahları kalkınca bütün yüzün tekrar temizlenmesi ve cildin solunumunu sağlayan deliklerin açık olması lazım. Bunlar yapılmazsa cilt kalınlaşıyor. Rengi değişiyor dedi.

Yüz felci hastalarına uygulanan boyun ve gırtlak egzersizlerinin yüzün genç ve diri kalmasını sağladığını ifade eden Dr. Saylan, Masaj olarak yüzde en mühim olan, lenf suyunun yani doku suyunun uzaklaştırılması. Sabah kalkınca gözlerin altında şişlikler oluşabilir. Gözaltında bastırarak suyu kulaklara doğru itmek gerekiyor şeklinde konuştu.

’DOKTORUN AMELİYAT ETTİĞİ HASTALARLA KONUŞUN’
Estetik cerrahiye karar veren hastaların doktora gitmeden önce iyi bir araştırma yapması gerektiğini vurgulayan Dr. Saylan, Sadece gazetelere, komşulara bakmayın. Falanca artist şu olmuş, falanca insan bu olmuş diye bakmayın, okuyun. Birden fazla doktorla konuşun. Daha da iyisi, Almanların yaptığı gibi doktorun ameliyat ettiği hastalarla konuşun. Benim anlatacaklarımla hastanın anlatacakları farklı şeyler. Bunu en iyi hastalar anlatıyor dedi.

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=197741&bl=kadinaile&trh=20050801&yn=]Temiz olmayan havuzlar gözlere zarar veriyor [/url]

Sıcak yaz günlerinde serinlemek isteyenler havuzlara koşuyor. Ancak temizlik koşullarına dikkat edilmediği takdirde, havuzlar göz sağlığı için tehlike oluşturuyor.

Havuzlarda temizlik koşullarına çok dikkat edilmesi gerektiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mahmure Borlu, havuzun klor miktarının çok önemli olduğunu ifade ediyor. Klor aşırı miktarda olursa gözde kızarma, yanma gibi belirtilere yol açar. Bir havuza temiz diyebilmek için klor kullanmanın yeterli olmadığına dikkat çeken Borlu, sadece klor kullanarak temizliği sağlanan havuzlarda yüzenlerin başlarını suya sokmamalarını öneriyor.

Dr. Mahmure Borlu’nun verdiği bilgilere göre, havuzlarda yüzenleri bekleyen tehlikelerden biri de bakteriler. Bakteriler gözlerde konjuktiviteye (gözün iltihaplanması) sebep oluyor. Gözlerde kızarma, yanma gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Bu hastalığın tedavisi zor değil. Kısa süreli damla kullanımı ile tedavi ediliyor. Ancak havuzdaki asıl tehlike sadece havuzlarda var olan özel bir bakteri türü. Havuzda üreyen bu bakteri gözlerde salgın şeklinde görülen ‘havuz konjuktiviti’ne sebep oluyor. Bu konjuktivit türünün gözün dış zarında zedelenme yaptığını belirten Borlu, “Salgınlara yol açar. Tedavide antibiyotikli damlalar kullanılsa da kesin yanıt vermez. Kendi tablosunu tamamlar. Bu sebeple tedavide daha çok gözü rahatlatmayı amaçlarız.” diyor.

Lens kullanan kişiler havuza ya da denize lensleriyle girmeyi tercih ediyor. Oysa lensle havuza girmek iki açıdan risk taşıyor. Birincisi havuz suyu gözden lensi çekip alabiliyor. İkincisi ise göz bir bakteri kaparsa lenslerde bu bakteri daha kolayca üreyebiliyor. Bu yüzden lens kullananların havuza lensle girmemeleri öneriliyor. Temizlik kurallarına uymayan havuzların, kirli olarak adlandırılan denizlerden daha tehlikeli olduğuna dikkat çeken Borlu havuza girmek isteyenlere suyun temiz olduğundan emin oldukları havuzları tercih etmelerini öneriyor.

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=kadinaile&alt=&trh=20050801&hn=197740]Kalp hastalarının günde bir avuç fındık tüketmesi deliliktir’ [/url]

Son haftalarda yaşanan kalp krizinden genç yaşta ölümlerle gündeme gelen kalp sağlığı tartışmaları tıp dünyasında fikir ayrılığına neden oldu.

Türk Kardiyoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Oktay Ergene, ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz’ün ‘Kalp sağlığınız için günde bir avuç fındık yiyin.’ önerilerinin kamuoyunu yanılttığını belirtiyor. Fizik aktivitesinde bulunmayan kişilerin günlük kalori ihtiyacının bin 500 olduğunu, tek bir fındıkta ise 18 kalori bulunduğunu hatırlatan Ergene, orta büyüklükte bir avuç fındık yiyenlerin günlük kalori miktarının üçte birini almış olacağını söylüyor. Ergene, “50 yaşın üstünde koroner arter hastası olma riski yüksek kişilerin günde bir avuç fındık yemesi deliliktir.” diyor.

Aralarında Kemal Sunal, Cenk Koray, AK Parti Ağrı Milletvekili Mehmet Melik Özmen’nin bulunduğu pek çok tanınmış ismin kaybıyla gündeme gelen ani ölümler, tüm ölümlerin yüzde 12’sini oluşturuyor. Ani ölümlerin yüzde 80’i ise koroner damar hastalıkları sonucu gelişiyor. Sigara, kolesterol yüksekliği, tansiyon ve şişmanlığın sebep olduğu ani ölümlerin engellenmesi, en başta koroner damar hastalıklarının engellenmesi ile mümkün.

Türkiye’de eğitimli ve genç nüfusta sigara kullanımının giderek arttığını dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, Türkiye’de 14 milyon erkek ve 4 milyon kadının sigara kullandığını söylüyor. Kan basıncında artışa, günlük hareketlerde zorlanmaya, akciğer hastalıklarına, solunum yetersizliklerine ve damar sertliğine yol açan sigara, ani kalp ölümünün başta gelen sebebi. Bu yüzden sigara kullananlarda kalp krizi riski 2-4 kat artıyor. Sigarayı bırakanlarda, ilk bir yılın sonunda kalp-damar hastalığı riski yüzde 50 oranında azalıyor. İnme riski 5-15 yıl içinde sigara kullanmayanlarla eşit leniyor. Yaşam süresini kısaltan bir diğer etken de şişmanlık. Prof. Dr. Ergene, şişmanlığın zararlarını şöyle sıralıyor: “Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, kalp fonksiyon bozuklukları, kanser, solunum hastalıkları ve psikolojik bozukluklar.” Ergene, şişmanlığın önlenmesi için yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uyum sağlayarak yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğini söylüyor. Ergene, kalp sağlığınız için “Bir avuç fındık yiyin ve spor yapın” uyarılarının halkı yanılttığını ifade ediyor. Fındığın yararlı bir gıda maddesi olduğunu ve faydalı yağlar içerdiğini dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, şöyle konuşuyor: “Bir fındığın kalori değeri 18. Normal büyüklükte 10 fındıktan 180 kalori alınır. Bir avuç fındık 500-600 kalori yapar. Günlük ihtiyacın üçte biri fındıktan karşılanmış olunur.” Ergene, beslenme alışkanlıklarını değiştirenlere de şu tavsiyelerde bulunuyor: “Öğün aralarında atıştırmalara, hızlı yemeye son verin. Üç öğün düzenli yemeğe alışın, yemeklerdeki yağ oranını azaltın, daha seyrek kırmızı et, daha fazla sebze ve meyve tüketin.”

Kalp krizi ve inme geçiren hastaların spor ve egzersiz yapmaları gerektiğini dile getiren Ergene, Türkiye gibi sıcaklık ve nem oranının yüksek olduğu ülkelerde sporun sabah erken saatlerde ya da akşam yapılması gerektiğini ifade ediyor. Düzenli egzersizin yüksek kan basıncı, kilo fazlalığı, şişmanlık ve şeker hastalığı riskini azalttığını anlatan Ergene, kalp hastalarına, yürüyüş, dans, tempolu koşu, merdiven çıkma ve yüzmeyi öneriyor.

Kalp krizi geçiren hastaların üçte birinin ritim bozukluğu nedeniyle hastaneye ulaşmadan hayatını kaybettiğini anlatan Oktay Ergene “Hasta kalp krizi geçirdiğinde beyin ölümü gerçekleşene kadar 6 dakika zamanınız var. Bu süre içinde müdahale ederseniz hastayı kurtarabilirsiniz.” diyor.
01.08.2005

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/08/01/dun116.html]Rahat kilo vermek için C vitamini[/url]

Amerika'nın saygın eğitim kurumlarından Arizona Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre vücutlarında yeterli C vitamini bulunan yetişkinler daha rahat kilo veriyor. 100 erkek ve kadın üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre vücutlarında C vitamini depolayan kişiler spor yaparken vücudunda C vitamini eksik olan kişilere göre daha fazla kalori yakıyor. Buna göre C vitamini seviyesi yeterince yüksek olan kişiler olmayanlara göre yüzde 30 oranında daha fazla kalori yakıyor. Bilim adamları kilo vermek amacıyla spor yapan kişilerin C vitamini ölçümü yaptırmalarını ve düzenli C vitamini kullanmaları gerektiğini belirtiyor.

Imbat
31 07 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.milliyet.com.tr/2005/07/31/yasam/yas02.html]Kuş gribi Rusya'da[/url]

Rusya Tarım Bakanlığı, Sibirya'da aniden ölen kümes hayvanlarında şu ana kadar 57 can alan 'kuş gribi' virüsü bulunduğunu açıkladı

KÜMES hayvanlarında görülen, ancak insanlara da geçebilen öldürücü kuş gribi Rusya'da da görüldü. Rusya Tarım Bakanlığı, bu ay Sibirya bölgesindeki yüzlerce kuşun ölümüne kuş gribi virüsünün neden olduğunu açıkladı. Ancak Bakanlık, ellerinde virüsün insanlara bulaştığına dair herhangi bir bilgi bulunmadığını da açıklamaya ekledi.
NOVOSİBİRSK bölgesinde 2 hafta önce çok sayıda kümes hayvanı aniden öldü. İnceleme sonucu, ölüm nedenlerinin, kuş gribine yol açan A tipi H5N1 virüsü olduğu anlaşılan hayvanlar, hastalığı yaymamaları için yakıldı. Kuş gribi, 2003'ten bu yana Vietnam, Tayland, Kamboçya ve Endonezya'da 57 can aldı.

Imbat
08 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=kadinaile&alt=&trh=20050809&hn=200304]Bilinçsiz hasta ziyareti enfeksiyon riskini artırıyor[/url]

Yeni doğan bebeklerde, kanser tedavisi gören, organ nakli olmuş, kansızlık şikayeti olan, kronik böbrek ve karaciğer hastalığı olan hastaların enfeksiyon kapma riskleri çok yüksek olduğu için bu hastaları ziyaret ederken hastane yönetimi tarafından istenilen şartlara uyulması gerekiyor.

Nezle, grip, yüksek ateş, boğaz ağrısıyla gelen öksürük gibi rahatsızlıkları olan kişilerin hasta ziyaretlerine gitmemeleri gerektiğini belirten Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Doğanay, ziyaretçilerin beden temizliğine de dikkat etmesinin önemli olduğunu söyledi.

Hastaneye tetkik ve tedavi için yatan hastaların vücut dirençlerinin son derece düşük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Doğanay, “bu düşük dirençle çevrede var olan enfeksiyon ve bakterileri daha kısa sürede ve daha kolay kapacakları”nı aktardı. Ziyaretlerde dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da çiçek ve gıda gibi maddelerin doktorların kontrol ve izni olmadan hasta odasına ***ürülmesi. Çiçeklerdeki tozun kontrol altında olan hastaların ciğerlerine gideceğini, bunun da mantar enfeksiyonuna neden olabileceğini kaydeden Doğanay, bu durumda hastanın durumunun kötüleşeceğini ifade etti. Doğanay, hasta ziyaretleri konusunda şunları söyledi: “Hasta odalarına fazla miktarda ziyaretçi girmemeli, süresi ise en fazla 10 dakika olmalıdır. Hasta odasına girmeden ve çıkarken mutlaka eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.” Musa Özyürek, Kayseri

Sansli
17 08 2005, 17:00
Ankara'da kolera alarmı
Sağlık Bakanlığı'nın defalarca 'Ankara'da kolera vakası yok' açıklamalarına rağmen AKŞAM'ın konuştuğu hekimler Ankara'daki kolera salgınını doğurladı. SES Başkanı Dr. Köksal Aydın, 20'si doktor yaklaşık 130 kişinin tedavi altına alındığın açıkladı. Hastanelerin kimi bölümleri ise karantinaya alındı.

Ankara Numune Hastanesi'nde görevli ve isminin açıklanmasını istemeyen bir hekim, koleranın kentin değişik bölgelerinden gelen kişilerde görüldüğünü belirterek şunları söyledi:

Broşürler hazırlandı

'Farklı bölgelerde görülmesi suyun önemli bir geçiş noktası olduğunu ortaya koyuyor. Numune Hastanesi çalışanlarında da kolera başgösterince hastane yönetimi tedbir aldı. Hastanenin su depoları da incelenmeye alındı. Çeşmelerden su içmek yasaklanarak, su damacanaları konuldu. Mönüde tavuk veya yumurtalı besinlerden kaçınıldı. Onun yerine hastalara çorba, makarna veya cacık veriliyor.'

Ankara'da 1994 yılında da ölümlere varan kolera salgını olduğunu hatırlatan hekim, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Ankara Çayı'nın suyu ile yetiştirilen besinlerin tüketilmemesi gerektiği konusunda yetkilileri uyarmıştık. Ancak aradan geçen 11 yıl rağmen önlem alınmadı ve şimdi kolera yine gündemde. Bu salgınla ilgili Ankara Çayına dikkat edilmeli. Ankara İl Sağlık Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı hastalıktan korunma yöntemleri ile ilgili broşürler bastırmaya başladı.'

Belediyeden esnafa klor

Ankara'da koleraya karşı Çankaya Belediyesi de önlem alarak diğer belediyelere de örnek olabilecek bir uygulama başlattı.

Belediye görevlileri sebze ve meyvelerden geçebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı esnafa klor tabletleri dağıtmaya başladı. Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı Aysun Esengil zabıta ekiplerinin Çankaya Belediyesi sorumluluk alanındaki pazar yerlerini dolaşarak esnafa klor tableti dağıttığını belirtti. Esengil uygulamanın sadece koleraya yönelik olmadığının altını çizdi.

Niye saklanıyor

'Ankara'da yüzde 100 kolera var' diyen Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Başkanı Dr. Köksal Aydın ise hastalığın ilk olarak sağlık çalışanlarında görüldüğünü açıkladı.

Ankara'daki hastanelerde 20'si hekim, 30 sağlık çalışanının koleradan tedavi gördüğünü belirterek, 'Ancak bu hastalık kayıtlara kolera olarak geçirilmedi. Sağlık Bakanlığı'nın saklaması gereksiz. Çünkü hastalığa yakalananlar doktor, bizler doktoruz, neyi kimden saklıyorsunuz?' diyerek tepkisini dile getirdi.

Ankara'daki yaklaşık 130 kişinin koleradan tedavi gördüğünü açıklayana Dr. Aydın, 'Bir kolera hastası, etrafındaki 100 kişiyi ilgilendirir. Gerek Sağlık Bakanlığı, gerek Büyükşehir Belediyesi bir takım tedbirler alıyor. Sulardaki klor oranı artırılıyor. Bu hastalık az gelişmişliğin bir göstergesidir' dedi.

Herkes tedirgin

Ankara'da kolera salgını olduğu halde Sağlık Bakanlığı'nın kamuoyuna bunu açıklamamasına ve alınması gereken tedbirler konusunda uyarmamasına anlam veremediğini belirten Türk Tabipleri Birliği 2. Başkanı Dr. Metin Bakkalcı da 'Sağlık Bakanlığı'na 'bunu açıklayın' dedik. İnsanlar tedirgin oluyor. Bu konu açıklanmadığı zaman her türlü spekülasyonlar yapılıyor' diye konuştu.

yilan2007
19 08 2005, 17:00
hergun 45 dk havuzda yuzyorum muhakkak yuzun arkadaslar gercekten insanin morelleri duzeliyor

Sansli
23 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25444&TYPE=2]ABD'deki kadavra sergisine büyük ilgi[/url]

ABD’de kadavra ve insan vücuduna ait parçaların yer aldığı sergi ziyaretçi rekoru kırdı.

Florida eyaletinin Tampa kentinde Bilim ve Endüstri Müzesi’nde 18 Ağustos’ta açılan sergiyi ilk dört gününde 12 binden fazla insanın ziyaret ettiğini bildiren müze yetkilileri, serginin şimdiden 2003 yılındaki Titanik sergisinin ziyaretçi rekorunu kırdığını belirtti.

BODIES, the Exhibition adlı sergide, silikonun yumuşak doku yerine kullanıldığı özel bir yöntemle korunmuş 20 kadavrayla 260 vücut parçası sergileniyor. Kadavraların derisinin kas, kemik, iç organlar, tendonlar, kan damarları ve beyni gösterecek şekilde alındığı serginin benzerlerinin dünya genelinde milyonlarca ziyaretçi çektiği belirtiliyor.

Serginin tıbbi direktörü Roy Glover, sergilenen örneklerin Çin’de bulunan Dalian Tıp Üniversitesi’ne ait laboratuvarlarda korunan ve kimliği bilinmeyen Çinlilere ait olduğunu açıkladı.

Sergi bir süre önce, Florida Eyaleti Anatomi Kurulu’nun kadavraların ölmeden önce kendilerinin ya da ailelerinin örneklerin kullanılması konusunda izin verdiklerine dair kanıt istemesi, Florida Başsavcısı Charlie Crist’in de Anatomi Kurulu’nun istediği onayı gerekli gördüğünü bildirmesi üzerine yaşanan izin tartışmasıyla gündeme gelmişti.

Bu konunun Anatomi Kurulu’nun yetki alanına girmediğini iddia eden Tampa Bilim ve Endüstri Müzesi yetkililerinin kararlı tavrı sonucu 18 Ağustos’ta açılan sergi, şubat ayına kadar görülebilecek.

Kaynak: MİLLİYET
Tarih: 24.08.2005

Sansli
23 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.vatangazetesi.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=24.08.2005&Newsid=59246&Categoryid=7]Başağrısından ilaçsız kurtulun[/url]

İngiliz Daily Mail gazetesi başağrısı çeşitlerini, nedenlerini ve alınabilecek önlemleri derledi. İşte günlük hayatı zorlaştıran ağrılarla başedebilmenin doğal yolları...
Uzmanlara göre yetişkinlerin yüzde 96'sı günlük hayatlarında mutlaka başağrısı yaşıyor. Ancak ingiltere'deki King Üniversitesi doktorları, başağrısıyla mücadelede en son başvurulması gereken çözümün ilaç olduğunu söylüyor. Çünkü vücut ilaca fazla alışıyor ve ağrıyı dindirmek için sürekli daha fazla doza ihtiyaç duyuluyor. Bunun yerine ağrının çeşidinin ve nedeninin belirlenmesi, önlem olarak da doğal yollara başvurulması tavsiye ediliyor. İngiliz Daily Mail gazetesi başağrısı çeşitlerini, nedenlerini ve alınabilecek önlemleri derledi.

Günlük ağrılar: Gerginleşen boyun kaslarına papatya çayı birebir
Günlük başağrılarına farklı nedenlerden ötürü çok sık rastlanır. Uykusuzluk, vücudun yanlış duruşu ve uzun süre bilgisayar kullanımı ağrıları tetikler.

Hasta başına sıkı bir bant sarılmış gibi hisseder. Boyun kasları gerginleşir. Gözlerin arkasında baskı hissedilir. Bu ağrılar birkaç saat sürebilir.

Bol miktarda su içmek beyindeki damarların genişlemesini sağlayarak ağrıyı azaltmaya yardımcı olur. Oturma pozisyonunuzu değiştirin ve bir arkadaşınızdan boynunuza yavaşça masaj yapmasını rica edin.

Düzenli molalar vererek gözlerinizi rahatlatın. Bol miktarda su ya da papatya çayı için. Öğün atlamayın. Rahatlatıcı egzersizler yapın.

Migren ağrıları: Karanlık odada dinlenip çikolatadan uzak durun
Farklı sıklıklarda ve yoğunlukta görülen ağrılardır. Boyunda da hissedilir.

Işığa, sese ve parlayan objelere karşı hassaslık artar. Mide bulantısı hissedilir.

Karanlık ve sessiz bir odada uyumayı deneyin. Eğer ağrınız çok fazlaysa doktorunuzun önerdiği bir ilaç alabilirsiniz.

Kırmızı şarap, peynir ve çikolata gibi besinler migreni tetikler. Uzun süre aç kalmayın. Sık ve az yiyerek kan şekerini düzenlemek atakların önüne geçmeye yardımcı olur. Taze meyve sebze yiyin.

Sinüzit ağrıları: Kekik ve biberiye kaynatın sütten uzak durun
Sinüzit yüzün iç kısmındaki boşluklarda bulunan zarların iltihaplanmasıdır. Soğuk algınlığı ile başlayabilir ve birkaç gün sürer. Kronik hale de gelebilir.

Yanağın üst kısımlarında ve alın bölgesinde ağrı hissedilir. Eğilince ağrı daha da artar. Burun tıkanır, tat alma ve koklama işlevi durur.

Nane, biberiye veya kekik gibi bitkileri kaynatın.
Suyun durduğu kaba başınızı uzatıp 10 dakika kadar bu havayı teneffüs edin. Burun açıcı damlalar da kullanılabilir. Eğer hastalık devam ederse bir doktora gitmek ve antibiyotik tedavisine başlamak gerekir.

Sigara içilen ortamlara girmeyin. Sigara iltihabı artırır. Süt, krema, peynir gibi süt ve süt ürünlerinden uzuk durun. Bunlar mukus oluşumunu arttırır.

Bölgesel ağrılar: Bir anda gelir, çok şiddetlidir, alkol ağrıyı tetikler
Bunlara neyin neden olduğu tam olarak bilinmiyor. Bölgesel olan ağrılar bazen grup halinde bir anda gelir ve birkaç hafta sürekli hissedilir. Bazen de aylarca ağrı duyulmaz.

Çok şiddetli ağrılardır. Bir anda gelir. Başın sadece bir bölümünü etkiler. Gözlerden biri kızarıp sulanabilir. İki üç saatte kaybolur, tekrar ortaya çıkar.

Hafif egzersiz yapmak işe yarayabilir. Ağrı uzun sürerse doktorunuza başvurun. Ağrıyı tetiklememek için alkolden uzak durun.

Sansli
23 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=204200&bl=kadinaile&trh=20050823]Sinek ve böcekleri yok edeyim derken kendimizi zehirliyoruz [/url]

Sivrisinek ve böcek gibi ev haşerelerinden korunmak amacıyla piyasada pek çok ürün satılıyor.

Spreyler, tabletler, elektrik prizlerine takılan sivrisinek kovucuları, vücuda sürülen ilaçlar bunlardan bazıları. Son yıllarda gittikçe yaygınlaşan ev tipi böcek ilaçları yanlış kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor.

Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanı Doç. Dr. Turan Arslan, uygun kullanılmayan haşere ilaçlarının doğurduğu tehlikelere karşı vatandaşları uyardı. Özellikle yaz aylarında sinek, böcek gibi haşerelerin arttığını belirten Arslan, evlerde çeşitli haşere ilaçları kullanımının her geçen yıl arttığını bildirdi. Bu ilaçların sağladığı faydanın yanında yanlış kullanıldığında ciddi zehirlenmelere sebep olduğunu hatırlatan Arslan, “Böcekleri yok edeyim derken kendinizi zehirlemeyin.” dedi. Turan Arslan’ın verdiği bilgilere göre elektrik prizlerine takılan likit ve tablet sivrisinek kovucuların havalandırması olmayan kapalı mekanlarda kullanılmaması gerekiyor. Ayrıca bu tip sivrisinek kovucuların bebek bulunan odalarda bulunması da tehlikeli.

Vücuda sürülerek uygulanan sivrisinek kovucuların ciltten emilebildiğinin de unutulmaması gerektiğini dile getiren Arslan, çocuklarda da ciddi alerjik reaksiyonlara sebep olduğunu anlattı. Arslan, evlerde yapılacak genel ilaçlamalarda da maske, eldiven ve koruyucu gözlük kullanılması tavsiyesinde bulundu.

Turan Arslan evlerdeki içme ve kullanma sularına da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, “Su saklanacaksa temiz ve kapalı bir bidon kullanılmalı. Su kapları kesinlikle doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmamalı. Ambalajlı sularda da son kullanım tarihine dikkat edilmeli, ambalajı deforme olmuş sular kullanılmamalı.” dedi.

Böcek ilacı kullanırken nelere dikkat etmeli?

Likit ve tablet kovucuları havalandırılmayan kapalı mekanlarda kullanılmamalı.

Sivrisinek kovucular bebeklerin bulunduğu odalarda kullanılmamalı.

Vücuda sürülerek uygulanan sivrisinek kovucuları çocuklara uygulanmamalı.

Ev ilaçlamalarında mutlaka gözlük, eldiven ve maske kullanılmalı.

Sokak ilaçlaması yapılırken kapı ve pencereler kapalı tutulmalı.

Böcek, akrep ve yılan sokmalarında en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı.

İlaç uygulamasından sonra ortam uzun süre havalandırılmalı.

Herhangi bir şikayet halinde derhal hekime başvurulmalı.

Bu tür ürünler uygulanırken kullanım talimatına mutlaka uyulmalı.

Bu tür ilaçları çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın.

Imbat
26 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.sabah.com.tr/2005/08/26/gun105.html]Vücudumuzun ortalama yaşı 10'u aşmıyor.[/url]

Aslında genciz hepimiz

Beyin, göz ve sinir sistemi hariç, insan vücudundaki tüm organlar kendini yeniliyor. Vücudumuzun ortalama yaşı 10'u aşmıyor.

Kafa kağıdına göre yaş ne olursa olsun, vücut yaşı yıllara meydan okuyor. Bu bir hayal değil, gerçek. Nedeni ise, hücrelerin yenilenmesi. Yani eski hücrelerin yerini yenilerinin alması. Ancak, istisnalar yok değil. Beyin, gözler, sinir sistemi kendini yenileyemiyor... Peki, hangi organ, kaç yılda yenileniyor... İşte dökümü:

KALP 20 YIL
New York Üniversitesi'nden Dr. Piero Anversa, kalbin 20 yılda kendini yenilediğini kanıtladı.

DİL 10 GÜN
10 bin tat alma tomurcuğunun her birinde 50 hücre yer alıyor. Bunlar 10 günde bir yenileniyor.

AKCİĞER 1 YIL
Edinburg Üniversitesi'nden Prof. Donaldson'a göre akciğer altı ay ile bir yıl arasında yenileniyor.

KEMİK 10 YIL
İskelet de vücudun sürekli yenilenen bölümlerinden. 10 yılda bir kilometreyi sıfırlıyor.

KARACİĞER 6 AY
Altı ayda bir yenilenen karaciğerin hassas hücreleri, alkol kullanımı halinde zarar görüyor.

MİDE 3-5 GÜN
Mide duvarı aside dayanıksız. 3-5 günde bir kendini yenileyerek bu sorunu çözüyor.

BAĞIRSAK 2-5 GÜN
Mide gibi çalışma temposu yoğun. Bu nedenle kısa aralıklarla kendini yeniliyor.

CİLT 2 HAFTA
Hava ve suyu kirleten kimyasal maddeler nedeniyle üstderi, her iki haftada bir yenileniyor.

SAÇLAR 3-6 YIL
Saçın her teli ayda 1.25 cm uzuyor. Tamamen yenilenmesi altı yılı bulabiliyor.
İnsanın yaşı gözünde saklı

Bilim adamları, vücuttaki organların yaşlanma sürecini aydınlattı. Göz ve beyin dışında kalan tüm organlar kendini yenileyebiliyor ve böylece hayat boyu 10 yaşın altında kalmayı başarıyor.

Nüfus kağıdınıza göre yaşınız kaç olursa olsun, vücudunuzdaki organların büyük kısmının 10 yaşın altında olduğunu biliyor muydunuz?.. İngiltere'de yayınlanan Daily Mail gazetesinin haberine göre bu durumun nedeni, hücrelerin yenilenmesi yani eski hücrelerin yerini yeni hücrelerin alması olarak açıklanıyor. Ancak bu 'kalıcı gençlik' durumundan nasibini alamayan şanssız organlar da yok değil... Beyin, gözler ve sinir sistemi kendini yenileyemiyor. Beyinde; koku alma ve öğrenme merkezleri haricindeki diğer hücreler, tıpkı tam anlamıyla oluşumunu tamamladıktan sonra yenilenemeyen sinir sistemi ve kornea haricinde yenilenemeyen gözler gibi, yaşlanmaya karşı direnemiyor.

K A L P
KALP, 20 YIL: Yıllarca kalbi oluşturan hücrelerin doğduktan sonra değişmediği sanıldı.Ancak New York Üniversitesi'nden Dr. Piero Anversa tersini ispatlamayı başardı. Kalbin kendini yenilediğini belirten Anversa bunun en az 20 yıl aldığını kaydetti.

S A Ç L A R
SAÇLAR, 3-6 YIL: Yaklaşık 100 bin adet olan saçların her bir teli ayda 1.25 santimetre uzuyor. Dolayısıyla saçların kaç yaşında olduğu da saçın uzunluğuna göre değişiyor.

M İ D E
MİDE DUVARI, 3-5 GÜN: Midedeki asit karşısında hücrelerin dirençli olmadığını belirten İsveç-Karolinska Enstitüsü'nden Jonas Frisen, hücrelerin 3 ila 5 gün arasında yenilendiğini vurguladı. Ancak nikotin, hücrelerin yenilenmesini ağırlaştırıyor.

B A Ğ I R S A K L A R
BAĞIRSAK,2-5 GÜN: Midede olduğu gibi bağırsaklarda da hücrelerin zor şartlar altında olduğunu söyleyen İsveçli Dr. Frisen, bu hücrelerin hızla yenilendiklerini ve bu sürenin 2 ila 5 gün arasında değiştiğini ifade etti.

İ S K E L E T SİSTEMİ
KEMİK, 10 YIL: İskelet de vücudun sürekli kendini yenileyen bölümlerinden biri... Kemiklerin 10 yılda bir tam anlamıyla kendini yenilediği tahmin ediliyor.

D İ L
DİL, 10 GÜN: Tat moleküllerini sinirler yoluyla beyne ileten dilde bulunan 10 bin tomurcuğun her birinde 50 hücre bulunuyor ve bu hücreler her 10 günde bir kendini yeniliyor.

K A R A C İ ĞE R
KARACİĞER, 6 AY: Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolayan karaciğer vücudun en güçlü organlarından biri. İngiltere Karaciğer Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre karaciğerin kendini yenileme süresi 6 ay...

A K C İ Ğ E R
AKCİĞER, 1 YIL: Akciğerde hücreler farklı periyotlarda yenileniyor. Bu da havanın temizliğine, sigara içilip içilmemesine göre değişiyor. Yenilenme süresi ise altı ayla bir yıl arasında...

G Ö Z L E R
Gözler, kornea tabakası haricinde kenidini yenileme özelliğine sahip değil. Zaman geçip yaş ilerledikçe gözleriniz de sizinle birlikte yaşlanıyor. Aynı şekilde beyin hücreleri de kendini yenileyemiyor ve yaşlanıyor...

Imbat
26 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://haber.nethaber.com/?h=26731]Amerikalı uzmanlar Aspirin düşünmenin bile ağrıları dindirmekte etkili olduğunu ortaya koydu[/url]

Michigan Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, Aspirin kimyasal özelliklerinin yanı sıra hastadaki psikolojik etkisiyle de iyileşme sürecine katkı sağlıyor.
Araştırmacılar insan beyninin Aspirin'i düşündüğünde ağrı bölgelerine endorfin hormonu salgılandığını, bunun da ağrıyı hafiflettiğini öne sürdü. Kendilerine ağrı kesici verildiğini düşünen hastaların beyni vücutta bulunan ve ağrı eşiğini yükselten endorfini harekete geçiriyor.

whitesnow
28 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?hn=205675&bl=kadinaile&trh=20050829]Doktorlar, kanser tedavisinde alternatif tıptan da yararlanacak [/url]

Her yıl Türkiye’de yaklaşık 100-150 bin kişi kanser hastalığına yakalanıyor. Tedavisi devam edenlerle birlikte bu sayı çok daha büyük rakamlara ulaşıyor.

Modern tıbbın kanser hastalarına uyguladığı cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin yan etkilerinin fazla, maliyetinin yüksek ve iyileşme oranının yüzde 65 düzeyinde olması, hastaları alternatif tedavi yöntemlerini de denemeye yönlendiriyor. Bunu dikkate alan Sağlık Bakanlığı, Ulusal Kanser Danışma Kurulu’na alternatif tıpla tedavi yöntemleri üzerinde bir çalışma başlatması görevi verdi.

Ulusal Kanser Danışma Kurulu, kanser tedavisinde modern tıbbın yanı sıra alternatif tıp yöntemlerinin de kullanılması amacıyla çalışma başlattı. “Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp” adı altında bir alt birim oluşturan kurul, bitkisel tedavi yöntemleri ile birlikte hastaya psikolojik ve inanç desteği verme yöntemleri üzerinde araştırma yapıyor. Alternatif tıbbın bu işin eğitimini almamış kişilerce, bazen de menfaat temin etmek için kullanılması nedeniyle harekete geçen Ulusal Kanser Danışma Kurulu, bu tip tedavi yönteminin insanlığın var oluşundan bu yana kullanıldığını dikkate alarak alternatif tıbba sırt dönmeme kararı aldı.

Konuyla ilgili Zaman’a konuşan Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Ulusal Kanser Danışma Kurulu’nun yaklaşık bir yıldır tamamlayıcı ve alternatif tıpla tedavi yöntemleri üzerinde çalıştığını söyledi. Kanserin birçok disiplinin ortak yaklaşımı ile çözülebilecek bir hastalık olduğunu ifade eden Tuncer, “Sadece tıp doktorları, medikal onkologlar değil, hemşireler, biyologlar, sosyologlar, felsefeciler, iletişimciler, din görevlilerinin ortak yaklaşım ortaya koyarak çözebilecekleri bir sorun bu.” dedi.

Alternatif tıpla tedavi yöntemlerini hastalardan toplamaya çalıştıklarını anlatan Tuncer, bu alanda çalışan kişilere ulaşabilmek için hastaların kendilerine yardımcı olması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Tuncer, halen uygulanan tedavi yöntemlerinde vücuttaki kanser hücrelerini yıkarken vücudun kendi korunma ajanlarının da yıkıldığını belirtiyor. Bu sebeple hastanın bağışıklık sisteminin zarar gördüğünün altını çiziyor. Tuncer, “Halbuki böyle bir kombine tedavi ile hem vücudun savunma mekanizmalarını ayakta tutup hem kanser hücresini öldürebiliriz.” şeklinde konuşuyor.

Tamamlayıcı tıp denilince akla sadece bitkilerle yapılan tedavinin gelmemesi gerektiğini vurgulayan Tuncer, “Psikoterapi de bir tamamlayıcı tıptır. Kanser hastalarının iyileşmesinde önemli rol oynar. Dinî inanç da öyledir. Batı dünyasında inancın birçok hastalığın tedavisinde kullanıldığını biliyoruz. İnsanların psikolojisi, inançlarıyla desteklendiği takdirde çok daha dirençli hale geliyor. Duaların hastaların iyileşmesinde önemli rol oynadığı inkar edilemez bir gerçek. Bu bir nevi psikoterapi.” dedi.

Böyle bir çalışma başlatılması, kanser hastalarını ve yakınlarını da sevindirdi. Bu yılın başında 13 yaşındaki oğlu Enes Ali’yi lösemiden (kan kanseri) kaybeden Faruk Korkmaz, hastalıkla mücadele ettikleri bir yıllık zaman zarfında alternatif ve modern tıp yöntemleri arasında büyük bir çıkmaz yaşadıklarını anlatarak sözlerine şöyle devam etti: “Aynı hastalığa yakalanan bir çocuğun babası arkadaşımdı. Bana bu işlerle uğraşan birinin bitkisel bir karışım hazırladığını ve çocuğunun çok istifade ettiğini anlattı. Ben de aynı karışımdan aldım. Kemoterapi görürken çocuğun beyaz küresi çok düşüyordu. Bu suyu içmeye başladıktan sonra beyaz küre yükseldi ve içtiği müddetçe hiç düşmedi. Durumu düzelmişti. Bitince tekrar istemek için aradım, ancak yaklaşık 1,5 ay ulaşamadım. Ulaştıktan sonra yeniden istedik, gönderdi. Ancak bu arada hastalık yeniden nüksetti. Kestiğimiz için mi nüksetti bilemiyorum. Ondan sonra da çocuğu kaybettik.”

Kanser danışma kurulu

alternatif tedaviyi araştırıyor

Ulusal Kanser Danışma Kurulu 20 civarında üyeden oluşuyor. Eğitim hastaneleri, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, mesleki kuruluşlar, Sağlık Bakanlığı’nın değişik alt birimleri bu kurulda temsil ediliyor. Kurulda Ankara, İstanbul, Trabzon ve İzmir’deki üniversitelerden bilim adamları var. Alt kurul, İstanbul Onkoloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Erkan Topuz başkanlığında çalışmalarını sürdürüyor. Hangi bitki türünün hangi kanser türünün tedavisinde kullanılabileceği konusunda bilgiler toplanmaya başlamaya başlayan kurul geçen süre zarfında alternatif tıp alanında kulanılmak üzere bazı bulgulara da ulaşmış. Prof. Dr. Erkan Topuz’un bu amaçla yayınlanmış bir kitabı da bulunuyor.

whitesnow
28 08 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.zaman.com.tr/?bl=kadinaile&alt=&trh=20050829&hn=205676]Buruna kaçan cisimlere uzmanlar müdahale etmeli [/url]

Özellikle çocukların oyun oynarken bilinçsiz şekilde burun ve kulağa kaçırdıkları yabancı cisimler insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor.

Burun ve kulağa kaçan yabancı cisimleri genelde ehil olmayan, bilgisiz kişilerin bu işten anlarmışçasına çıkartmaya çalıştığını ifade eden Özel Tekden Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Kemal Tekden, yabancı cisimlerin çıkartılması için en uygun yolun en yakın sağlık kuruluşuna gitmek olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Burun ve kulağa kaçan cisimler kesinlikle ucu sivri cisimlerle çıkarılmamalı. Burun ve kulağa kaçan yabancı cisimler kulak zarına ya da bu organlara zarar vermeden çıkartılmalı.”

MAZI
05 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.mezunusa.com/icerik/news/display_mezun_news.cfm?ID=25662&TYPE=2]Kanserde yeni keşif[/url]

ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçları, kanserli hücrelerin gelişimini durdurmak ve çoğalmasını önlemek için yeni bir molekülün bulunduğunu gösterdi. Cancer Research (Kanser Araştırmaları) dergisi başyazarlarından Dr. Jerry Shay, yeni yöntemle, kanser hücrelerini geliştiren ve canlı tutan 'telomerase' isimli enzime saldırarak hareketliliğinin önlendiğini ifade etti. Telemorlar, normal hücrelerde hücreler bölündükçe ve yaşlandıkça küçülüyor. Telemorlar yeterince küçüldüğünde ise hücre bölünmeyi sona erdiriyor. Ancak kanserde 'telomerase'ler, telemorların küçülmesini engelliyor ve böylece kanserli hücreler kontrolsüzce büyüyüp artıyor.


Kaynak: RADİKAL
Tarih: 05.09.2005

Imbat
06 09 2005, 17:00
<a target=new href=http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0%2C%2Csid~1@w~1@nvid~627374%2C00.asp]Ölümcül yanıklara spreyle estetik tedavi[/url]

Avustralya’nın Perth Hastanesi’nde geliştirilen yanık spreyi, ateş ve kaynar su yanıklarının yanı sıra pigment bozuklukları ve estetik cerrahi yaralarında da mucizevi sonuçlar yaratıyor.

Öncelikle vücudun herhangi bir bölgesinden deri alınıyor, daha sonra bu deri yanık bölgeye ağ gibi gerilerek yapıştırılıyor. Kültür deri hücreleri yaranın üzerine bir sprey yardımıyla püskürtülüyor. Bu teknik sayesinde yanıklar kısa bir sürede iyileşiyor, kalıcı iz azalıyor ve yara enfeksiyon kapmadan iyileşiyor.